
Bir Gecede Hayatımızın Devamını Kaybettik — Belki Başka Bir Evrende.
7 Ocak 2026 · 8 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde, bir gecede sadece evimi değil, hayatımın devam etme ihtimalini kaybettiğim yerde duruyorum. Belki bu evrende yarım kaldım. Belki başka bir evrende hâlâ en güzel hâlimle yaşıyorum. Bu bir anlatı değil. Bu, yıkıntıların arasından çıkan bir ses. Yalnız olmadığını hatırlatan bir nefes.
Transkript
Merhaba, Cansu
ben. Bugün konuşacağım şey bir yerlerde okuduğum bir trajedi değil.
Belgesellerde gördüğüm bir acı da değil.
Dışarıdan izlediğim bir felaket hiç değil.
Ben yaşadım. Bu cümleyi her söylediğimde göğsümün içinde bir yer hala sızlıyor.
Bazen bir şehir susar, o kadar büyük susar ki içindeki bütün insanlar aynı anda aynı acıyı duyar.
Aynı anda aynı cümleyi düşünür.
Şimdi ne olacak?
Bu bölüm işte o cümlenin içine sıkışıp kalan herkes için.
Aynı geceyi yaşayan, aynı karanlıkta sabaha kalan, aynı yarını kaybeden herkes için.
Bugün seni başka bir yere götüreceğim.
Belki gidemediğimiz bir yere.
Belki artık hiç olmayan bir yere.
Belki de hep içimizde duran bir yere.
Başka bir evrene ve o evrende kalan en güzel halimize.
Hazırsan başlıyorum.
Şunu biliyorum.
O gece hiçbirimiz yalnız değildik.
Bir şehir aynı anda, aynı tarsıntı ve aynı gürültüyle uyandı.
Her yer aynı anda yıkıldı.
Herkesin kalbinde aynı ses çarptı.
Yer gidiyor ve ben nereye tutunayım?
Biz o gece...
Sadece evimizi kaybetmedik, sadece sevdiklerimizi kaybetmedik.
Anılarımızı, alışkanlıklarımızı, çocukluğumuzu, sesleri, sokakları, gölgeleri, hepsi aynı anda gitti.
Ama asıl kaybolan kendimizin o zamana ait versiyonu.
Hayatımızın yarım kalmamış hali, devam edecek olan hali.
O yüzden biliyorum bu hikaye sadece benim değil.
Bu hikaye bir gecede ömrü ikiye ayrılan herkesin hikayesi.
Şehir kaybetmek mekan kaybetmek değildir.
Şehir kaybetmek kendinin bir parçasının yerin altında kalmasıdır.
Bir ses duyar gibi olursun sonra.
Sanki eski sen bir yerden sana seslenir.
Burada hayatım vardı.
Burada sabahlarım vardı.
Burada kokularım, kahkahalarım, merdiven seslerim vardı.
Ama artık o ses bizim için sadece yankıdan ibaret.
Bina yoktur, odasını bildiğin o pencere yoktur.
Sokağın köşesindeki bakkalın sesi yoktur.
Ama hatırası vardır.
Ve bir daha ulaşamayacağın bir rafa kalkar o hatıralar.
Ve hatıralar acıtır.
Biliyorum o gece herkes...
Aynı duyguyu tattı.
Acılar birbiriyle yarıştırılacak gibi değildi zaten.
Yarıştırılmaz da. Hepimiz o gece kökünden koptuk.
Bir ağaç tüsün. Gövdesi sağlam, dışı sağlam.
Ama kökleri parçalanmış.
Dışarıdan dimdik görünür belki ama içi yerinden oynamıştır.
İşte biz de öyle olduk.
Biz bir gecede çocukluğumuzu...
Gençliğimizi, geleceğimizi kaybettik.
Bir gecede kim olduğumuzu kaybettik.
Ve kimse bize nasıl yeniden doğacağımızı öğretmedi.
Ben bazen düşünüyorum, hepimiz bir yerde yarım kaldık ya.
Ne bileyim, belki de başka bir evrende yıkılmamış o halimiz hala yaşıyor.
Başka bir evrende bu gece hiç olmadı.
Telefonun ekranında o tarih hala sıradan bir gün.
Annen mutfakta, evindeki bardak dolabında, rafında çocukluk fotoğrafın, sokağında kediler, mahallen yerli yerinde duruyor.
Belki de başka bir evrende yarın sabah işi aynı saatinde gidiyorsun, aynı durakta bekliyorsun, aynı şarkıya açıyorsun.
Başka bir evrende sen en güzel halinle varsın.
Hiç yara almamışsın, donup kalmamışsın, korkmamışsın ve...
Hiç o çaresizliğin içinde titrememişsin.
Ve bazen bunu düşürmek bile çok iyi geliyor.
Çünkü insan umudu başka bir evrende olsa bile bulmak ister.
Buraya gelince boğazım hep düğümlenir.
Çünkü bu evrendeki biz hayatta kaldık ama hayatın içinde kalamadık.
Sonra yavaş yavaş öğrenmeye çalıştık.
Bir insanın en güzel hali her zaman en mutlu olduğu hali değildir.
Bazen en güzel hali hayatta kalmayı başardığı halidir belki de.
Bazen en güzel hali enkazın içinden çıkıp kendine bir yol arayan halidir.
Bazen en güzel hali hiç tanımadığı insanlara sarılan halidir.
Bazen en güzel hali hala yürüyebildiği için utanç duyarken yine de yürümeye devam eden halidir.
Bazen en güzel hali, gözleri dolu dolu uyansa bile, yedinci gün, sekizinci gün, yirminci gün, bir şekilde nefes almaya devam eden halidir.
Şimdi sana bir şey söylemek istiyorum.
Hem sana, hem o gece her şeyini kaybeden binlerce kişiye, hem başka evrendeki o en güzel haline.
Evet, biz bölündük.
Yarım kaldık, ailesiz kaldık, evsiz kaldık.
Ama parçalanmadık ya.
Biliyorum başka bir evrende en güzel halimiz yaşıyor.
Hatta en güçlü halimiz yürümeye devam ediyor.
Belki başka bir evrende evimiz yerinde, sokağımız yerinde, gülüşümüz yerinde.
Ama biz bu evrende hepsini geride bıraktığımız halde hala yüreğimizde, hala hayal gücümüzde.
Ve hala birbirimize tutunarak yeniden bir hayat kurmaya çalışıyoruz.
Evet, pazar günlerinden nefret ediyoruz.
Belki de birçoğumuz hala yağmurlu günlerden nefret ediyoruz.
Hani şarkıda diyor ya, geride kaldılar.
Geride kaldı o güzel günler.
Ben hep gerçekten geride kaldığını düşünüyorum.
Umutsuz bir yayın ya da depresif bir yayın yapmak için söylemiyorum bunları ama...
Gerçekten geride kaldılar.
Çünkü bazen sevdiklerin, evin, çocukluğun, sana ait her şeyin gittiği bir yerde tutunamıyorsun belki de.
Biz ölmedik ama yaşıyoruz da diyemiyoruz kendimize.
Biliyorum. Biz kendi hayatımızın devam etme ihtimalini kaybettik.
Herkes çok özledi.
Ben de çok özledim.
Geride kaldı o günler.
Ama kendimi avuttum tek bir nokta.
Hala geceleri uykuya dalarken başka bir evrende en güzel halimizi, en güzel halimi düşünüyorum.
O pazar hiç olmamış.
Ve ben en güzel halimle hayata devam ediyorum.
Başka bir evrende en güzel halinle buluşalım.
Arkandan konuştum
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
