
Zeus ve İlişki Dünyası - 2 | Bengü Cennet Coşkun
4 Mart 2026 · 38 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Ariadne'nin İpi'nde Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun (@bengulu) ile Zeus’un ölümlülerle olan ilişkilerini ve bu birleşmelerden doğan kültürel mirası konuşuyoruz. 🐉
Herakles ve Perseus gibi kahramanların arkasındaki sembolizmi incelerken; İo ve Europa gibi figürlerin günümüz coğrafi isimlerine nasıl ilham verdiğini keşfediyoruz. Mitolojiyi bugünden okumak ve köklerimize bakmak isteyen herkesi bekliyoruz.
Transkript
Gecem bölümünde Hera aslında bir hareket ettirici unsur olarak bütün hikayelerin içinde mevcuttur.
Ve bir tetikleyicidir yani o aslında.
Ve sen sürekli böyle hani geliyor mu lan?
Geliyor mu? Tüy geldi.
Kesti mi bizi? Tüy geldi.
Tavus kuşu tüy geliyor.
falan diye. Göreve çağrıldığını duyman gerekiyor.
Göreve çağrıldığını duyduktan sonra hareket etme cesareti göstermen gerekiyor.
Bildiğin alandan çıkacaksın.
Haberin olsun. Hazır mısınız?
Geliyor. Bildiğiniz yerden çıkacaksınız.
Ve çok üzgünüm bir daha dönmüyorsunuz arkadaşlar.
Bildiğiniz yerden çıkıyorsunuz ve bir daha asla aynı kişi olarak oraya dönmeyeceksiniz.
İşte tam burada eliminasyon başlıyor.
Bu çok yum. giyen bir yere gidiyor.
Ama sen şimdi oraya girmek istemezsin.
Ya valla gideceğim artık.
Ya da yung bana gelsin.
İkisinden biri. Bilmiyorum ama yung giyen bir yer yani.
Çünkü o gölge yanını görmediğin zaman zaten aydınlık yönünü de insanlara veremiyorsun ya.
Bu biraz onunla da alakalı.
Çünkü ortaya çıkmıyor. İşte evet ortaya çıkmıyor.
Diyalektik yani bu anti Yunan aslında.
Ariadne'nin ipine hoş geldiniz.
Ben Mukadder. Bugün mitoloji serimize doçant doktor Bengü Cennet Coşkun'la devam ediyoruz.
Hoş geldin Bengü nasılsın?
İyiyim sağ ol sen nasılsın?
Ben de iyiyim teşekkür ederim.
Şimdi Zeus'un ilişkileri ikinci bölüme geçiyoruz.
Evet. Heyecanlı mıyız?
Heyecanlıyım. Olaylı ilişkiler part 2.
Zeus'un podcastlere sığmayacak kadar çok ilişkisi var malum.
Biz önce tanrıçalara baktık.
Şimdi ölümlülere bakacağız.
Ama benim kafama şu takıldı bu bölüme hazırlanırken.
Bir tanrı, tanrısın sen ya.
Her şeye muktedirsin.
Neden bir ölümlüyle ilişki yaşamak ister?
Neden ölümlüye aşık olur?
Ay çok tek tanrılı bir yerden cevap veresim geldi.
Vermeyeceğim bu cevabı.
Yani aslında galiba en baştan beri üzerine konuştuğumuz şey gibi düşünmek lazım.
Tanrının aslında insanla işi var mı bilmiyoruz.
Yani çünkü bu insanın hikayesi.
Yani insanın anlattığı bir hikaye.
İnsanın içinde yaşadığı bir söylencenin uzun uzadıya çoğaltılarak.
Ve uzun zamanlara, yüzyıllara yayılarak anlatılan hikayesi.
İnsanın gözünden Tanrı'nın hikayesi.
Çünkü elimizde bir kutsal kitap, yazılı metin, arkadaşlar bunu bu şekilde yapıyoruz falan dedikleri bir durum yok yani.
Hemen ilk bölüme bağlayalım.
Mitoloji neydi? Söz.
Söz demekti. Mitos söz demekti.
Aynen öyle. O tanrıların sözünü insanın aslında bütün dinler böyle tabii yani.
Tanrının sözünü insanın perspektifinden, insanın kulağından ve ondan sonra onun süzgecinden geçerek onun ağzından aktarma.
Yani şimdi doğal olarak burada bir sabit olmadığından ve zaman sınırlaması olmadığından söylence gelişiyor ve genişliyor.
Yani belki de... Tanrı çalarla olan ilişkilerinden sonra, bu tabii bir soru işareti yani.
Bunu yüzde yüz hiçbir şekilde kanıtlayamayız yani.
Belki de insanlar kendi soylarını baba tanrıya dayandırmak istediler.
Belki de insanlar dediler ki biz öyle kadim bir devletiz ki, yani şehir devletleri var farklı farklı.
İşte bu farklı şehir devletleri kendi soylarını baba tanrıya dayandırmak istemiş olabilirler.
Ve o zaman neyle karşılaşacağız biz?
Baba tanrı ve oranın kadim kralının annesinin münasebetiyle karşılaşmak durumunda kalacağız.
Çünkü ihtiyaç bu. Yani şey diye de okudum mesela o bölgeye.
Şöyle diye de okudum.
O bölgeye hakimiyet kurmak için de mesela.
Zeus oradaki kralın kızıyla ya da işte önemli karakterle birlikte oluyor.
Evet yani şu özellikle Io hikayesi biraz öyle bir hikaye.
Yani bütün Mısır'a, Libya'ya falan komple Nil tanrısına yayılan Bosphorus adını almasını sağlayan Boğaz Köprüsü'nü.
Boğaz Köprüsü ne o?
Boğazı. Boğazı. Köprü mü?
Boğaziçi köprüsü.
Golden Horn. Evet.
Golden Horn dediğimiz.
Evet aynen öyle. Hani Bosphorus ismini buradan veriliyor.
Ve sonra da oradan Anadolu üzerinden Mısır'a Libya'ya falan devam eden bir uzantı var yani hikaye ve sonra tekrar Girit'e dönüyor.
Yani dini yayma aracı olarak.
Gelin alma. Biz zaten oradaydık diyor yani.
Evet. Biz zaten oradaydık yahu.
Bizim soyumuz tanrılara dayanır.
Mısır'ı Mısır yapan kimidir diye sorulsa Zeus diye cevap verilmesini istiyor.
Çünkü zaten İskender artık orada.
İskender orada olduğu için demek ki Yunan orada.
Şimdi Yunanlar eğer oraya yayılıp hakimiyet kurmak istiyorlarsa O zaman ne oluyor?
Zaten hatırlarsanız İon'un hikayesini arkadaşlar.
Onlar nereye kadar gelmişlerdi falan diye.
Aygiptus adını zaten Mısır Zeus'dan alabiliyor.
Aygiptus. İcipt.
Evet yani. O Aygiptus diye gidiyor.
Anladım. Aygiptus nereye gidiyor?
Bir dakika falan. Yani aynen.
İcipt adını aldı.
İşte Aygiptus adını almasını sağlayan.
Şey de zaten Zeus'un ilişkisi.
Yani aslında bu ilişki dediğimiz şeylerin tamamen sembolik olduğunu böyle hani kanıtı gibi bir şey.
Bir de mesela Joseph Campbell'ın Zeus'un ölümlüden çocuk yapmasını toplumun içinden çıkacak olan kurtarıcı figürlerin ortaya çıkması için bir...
Bahane. Bir vesile gibi düşünüyor.
Bence müthiş bir tespit.
Campbell'ı cinsiyetçi bulanlar var tabii yani.
Ama bence iyi bir hikaye okuyucusu ve yorumlayıcısı Campbell.
Doğal olarak da aslında burada söylediği şey Tanrı ve insan arasındaki bir ara formun oluşması.
Ve doğru bence. Tanrı ile insan arasında bir ara form oluşuyor.
Yani kahraman formu.
Şimdi bu ara form benim Tanrı'yla kurduğum ilişkinin yeniden inşa edilmesini sağlayan bir form doğrusunu istersen.
Çünkü benim idealim o dönemin ideal insanının Tanrı'ya komşu olan benim bir adım ötemde onunla ilişki kurabilen, onunla konuşan hatta Tanrı'ların dikkatini çekmiş ve
onlar tarafından da kimi zaman sevilen, kimi zaman dövülen birisi.
Yani Tanrılar tarafından dövülüyorsanız da Şanslısınız çünkü belli ki dikkatlerini çektiniz yani yoksa seni bana kimse dövmüyor yani öyle bir şey yok.
Ama eğer onlarla karşılaşabilme veya onların senin yaşamına dokunmasına sebebiyet verecek herhangi bir şey yaşama şansına sahip olduysan işte o zaman zaten
sen seçilmiş bir kişi oluyorsun.
Yani kahraman benim ulaşamadığım tanrıya ulaşacak olan.
Aracı. Aracı olmuş oluyor.
Evet. Tanrı'nın eylemini aslında dünyaya getirenler kahramanlar oluyor.
Tanrı'nın eylemini sunuyorlar. Evet.
Tanrı'nın istediği eylemi yapıyor.
Bu arada kahraman da kendinden geçmek zorunda arkadaşlar.
Kendinden bir vazgeçiyor o da. Kusura bakma şimdi çözsene şeyi Herakles'i.
Ne yapacak yani? 12 tane görev yapacak filan bilmem ne.
Olmayacak işler bu arada yani.
Yapılamayacak işler. İmkansızı başarma.
İmkansızı başaracak. Ve yani.
Diyecek ki ya arkadaşlar biraz benim bu aralar canım çok sıkkın.
Şöyle bir ayağımı uzatıp dinlenmek istiyorum ya.
Diyemez. Böyle bir şansı yok yani.
Kahramanın bu şansı yok.
Ama şöyle değil mi? Biz de kendimizi geliştirirken, insan olma yolunda kendimizi anlamaya çalışırken aslında bayağı mücadele veriyoruz.
Atıyorum dediğince kızıyorlar.
Atma. Örnek veriyorum.
Örnek ver lütfen. Misalen.
Misalen. Örnek veriyorum.
Terapiye gidiyoruz ve kendimizi geliştiriyoruz.
O geliştirdiğimiz süreçte de aslında eziyet çekiyoruz biz de yani.
Ah canım sen eziyet görmemişsin hayatım.
Yani o eziyetleri çekerken bilinç dışında bayağı mücadele ediyorsun.
Ağlıyorsun, üzülüyorsun, davranışını değiştirmeye çalışıyorsun.
Yüzleşiyorsun. Ya ben neymişim ne menen bir insanmışım yahu diyorsun.
Ve oradan çıktığında dönüşerek çıkmış oluyorsun ya.
Yani istersen dönüşme bir tur daha para vereceksin yani.
Yani ülkese dönüş.
O yüzden yani aslında bu hikayeler hepimize şu anda da hitap ediyor.
Onu demek istiyorum. Geleceğim nokta o.
Yani işte Herkül'ün yaptığı Herakles'in 12 görevi.
Onu bir açıklayalım insanlara ya.
Evet. Söyler misin sen Herakles'le Herkül neden iki farklı?
Türkçe'ye bütün bu antik isimleri aslında şey almışız.
Yani Fransızca üzerinden genellikle geçmiş bu isimler.
Türkçe'nin yani dil potansiyelimiz aslında bizim bunları söyleyebilecek.
Yani Hercules diyebiliyoruz biz.
Artikülasyon ve hani şey dilimiz buna çok yatkın.
Sesleri de bu şekilde ayırt edebiliyoruz.
Yani C'yi K diye okuduğun zaman Latin C'yi okumuş oluyorsun bu arada.
Tabii ki. Uzunları, kısaları, vurguları vs.
farklılaşıyor. Kendine ait bir müziği var dilin.
Ama yani Latince'yi okumak Türk için çok daha kolay.
Bir Fransız'dan.
Ve aslında Grekçesi Herakles olan kahraman ismi.
Latince'de Herkules.
olarak kullanılıyor.
Latince de tıpkı Fransızca gibi.
Grek alfabesini dönüştürmek mecburiyetinde kalıyor.
Ve Latin alfabesiyle yazıldığı zaman Hercules oluyor.
Sonra Fransızlar ve işte Batı kültürü, Batı dünyası bunun uzantısı olan.
Bunu hani Latince'nin devamındaki dillerde çevirmek için farklı tabii harfler J harf ekleniyor mesela.
Latince'de J harfi yok.
Jül diye bir isim yok mesela.
Julius diye bir isim var.
Anladım. Tabii bu böyle bir reels yaptım bu arada Instagram'da.
Ne izlendi yani. Herkes şoka girdi.
Jül Sezer diye birinin yaşamadığını biliyor muydunuz filan diye.
Çünkü aynı şeyi oradan anlatıyorum. Aynı hikaye.
Herkules'i Fransızlar artikül edemedikleri için işte Herküle.
diyor. Öyle olunca bizimki de diyor ki aa Herkül.
Biz de çok fazla Fransızcadan aldık ya Cumhuriyet döneminde özellikle.
O tamamen kulaktan kulağa hikayesi aslında.
Ben bir Fransız'ın duyduğu şekliyle duyduğum zaman başka oluyor.
Bir işte Romalı'nın söyleyeceği bir şekilde duysam farklı olacaktı aslında.
Doğal olarak bu bir dolaylı bilgi oluyor.
Yani işte ama Galat meşhur dediğimiz şey Allah o kadar memnun değilim ki bu Galat meşhurdan.
Hiç sevmiyorum ama mecbur kalıyoruz.
Evet yani bir özellikle popüler kültürde popüler medyada Herkül olarak daha çok duyduk.
Popüler mi kaldı yani anladın mı?
Şimdi herkes her şeyin kaynağını merak ediyor.
Ben de diyorum ki arkadaşlar madem bu kadar merak ediyorsunuz değiştirelim ya.
Anladın mı? Değiştirebiliriz.
Bizim bahsettiğimiz Herakles, Herkül arkadaşlar.
Bunu bir söyleyelim. Herakles'i de doğrusu.
İnsanlara genel olarak söylüyorum.
Sen şimdi istediğini söyleyebilirsin tabii ki.
Herakles diye kodladım onu artık.
Kodladın mı? İyi geldi mi? Çok iyi geldi.
Herakles'i okuyayım çünkü orada bir anlam şeyi var.
Kelimenin kökeninde Herakles'in nereden geldiğiyle alakalı.
Anlam önemli hale geliyor.
Herkül deyince o anlam çıkmıyor.
O anlam gelmiyor. Doğru söylüyor.
O yüzden Herakles bende çok güzel oturdu.
Süper çok sevindim. Evet şimdi kahramanlarımızdan biz bugün Herakles'i, Perseus'u ve Dionysos'u.
Dionysos tanrı da oluyor. Dionysos kahraman derseniz buraya gelir hepinizi çıldırtır.
Ama ölümlülerden olduğu için Dionysos'u da bu gruba dahil ettik.
Ve başlıyoruz Zeus ve Alkmen'e ilişkisiyle başlayalım istiyorum.
Bize Herakles'i veriyor bu birliktelik.
Neler oluyor? Senden dinleyelim.
Yani çok şey oluyor. Herakles aslında doğduğu zaman zaten bir tanrı çocuğu olduğu belli olan bir tip.
Ama Alkmene'ye ne yapmış bu Zeus?
Önce onu söyle. Sen anlat be.
Ne yapmış? Terbiyesiz.
Bak beni zorlama.
Tetiklediler. Tetiklediler.
Tetiklediler. Bu hanımı.
Yani. Adamın kılığına girip Zeus kocasının kılığına girip ondan sonra kadınla birlikte oluyor.
Ve okuduğum kaynaklara göre üç gün güneşe doğma diyor.
Evet ya. Ama zor iş.
Şimdi bir Herakles kolay yapılmıyor.
Bir Herakles için üç geceye ihtiyaç var.
Niyeyse gündüz doğmuyor ilişkin.
Üç de değişik bu arada yani.
Bazen bir gün diyor güneşe doğmamasını söyledi diyor.
Bu arada bu bir rica. Yani yoksa antik Yunan tanrıları...
Evrenin döngüsüne çok müdahale etmezler.
Edemezler. Böyle bir yetkileri yoktur yani.
Sistemi bozamazlar.
Dünyayı durduramazlar.
İnsanların doğmasını engelleyemezler.
Olacak olan olur. Olacak olan olur.
Var olur. varoluşa taş koyamazlar yani.
Anlatabildim mi? O akışı durdurma potansiyeli yoktur bu tanrıların.
Yani bizim bildiğimiz tanrı fikri her şeye muktedir olan tanrı fikriyle bu antik dünyadaki tanrı fikri birbirinden farklıdır.
Bunlar ölümsüz gibi deliler ama öyle de bilirler yani.
Her an ortadan kaybolabilirler.
Yani Hestia nereye gitti mesela?
Alo Hestia neredesin Hestia falan.
Yok Hestia yok. Bir anda hikayeden çıktı.
Diyonisos gelecek yerine.
Evet hikayeler çıktı. 12 tanrının içinde niye yok?
Yoksun yaksın sen. Evet çünkü artık ihtiyaç yok.
Yani insanın ihtiyacı olan şeye tekabül etmiyor artık.
O yüzden çağrılmıyor.
O yüzden metinlerde çok geçmiyor filan.
Böyle bir fade out yaşanıyor yani.
Ölüm değil ama fade out gibi.
Evet sanki artık bir kere bir şeyi çağırmadığım zaman.
Bak buna şey de söyleyebilirim yani gerçekten ben bir insandaki bir özelliği de çağırmalıyım.
Yani ben sendeki bir şeyi çağıracağım o çıkacak.
Ya ben sana gudubet dersem gudubet çıkacak.
Anlatabildim mi? Yani tanrıyı çağırmak da böyle bir şey yani.
Tanrıların o hangi şeye ihtiyacın varsa neye ihtiyacın varsa onu çağırmaktan bahsediyorum.
Bu potansiyelimiz var yani insan olarak potansiyelimiz var.
Ve o yüzden artık onu çağırmamaya başladı.
Şimdi de fade out oluyor. Gireyim Akmene'ye tekrar.
Yani aslında Zeus'un kendisi sefere gitmiş olan eşinin dönmüşçesine Aitmene'ye gözükmesi bence şey tatlı.
Tatlı mı? Evet ya iyi değil mi?
Sonuçta bilindik bir şey.
Herakles'in doğması gerekiyor.
Yani bu bir şey.
Dedik ya hani en başta da bir ideal yaratılacak.
Yani aslında Tanrı...
Kendisine tanrılar ben tekil kullandığım zaman tedirgin oluyorum insanlar ne düşünecek diye ama bir yerden sonra stoik bakışla yani zaten hep tek tanrı ismi kullanılmaya başlanıyor antik Roma edebiyatında
bile. Tanrılar insanların gözünde ancak var olurlar her çağda hiçbir çağda.
Kendi başına ben de Tanrı'yım falan.
Böyle bir şey yok. İdrak edebilenin gözünde Tanrı.
Ben yoksam Tanrı yok.
Hani Tanrı yoksa ben yokum gibi bir şey var ya.
Doğal olarak aslında bu bir alışveriş.
Bu bir birliktelik. Bu birlikteliğin bir sembolü olarak Tanrı'nın inmesi gökten yere ve aynı seviyeye gelmesi ve geldiği seviye seninle aynı yere iniyor ama aynı halde inmiyor.
Göklerdeki potansiyeliyle değil, senin tahammül edebileceğin potansiyeliyle iniyor ve sana kendisinden paye veriyor.
Sana kendisinden paye vererek, alkmeneyi mesela örneğin paye vererek karnında...
kendinden bir parçanın büyümesine ve yarı tanrı, yarı insan, yarı tanrısı özellikleri olan, yarı insani özellikleri olan bir ara formun var olmasına sebebiyet veriyor.
Şimdi bu Alkmen'in seçilmiş olması, Tanrı'nın emanetini taşıyacak olması ve sonra da işte uzun uğraşlar sonunda güneşin doldurmayan, çok
çalışılması gereken bir konu.
Zeus da iyi bu konu hakkında.
Odaklanmış. Teşekkür etmişler.
Teşekkür etmişler.
İnanmışlar. İnanmışlar ve her aklesi.
Ondan sonra yapmışlar ve Herakles'te 12 tane görevi tamamlayan aslında Joseph Campbell'ın kahramanın sonsuz yolculuğu dediği bu yolculuk sonsuz döngüsünü tamamlayan o kitabın kapağını çok severim
ben. Çok güzel kuyruğunu yiyen yılan.
Evet Ouroboros vardır yani Ouroboros sonsuzluğun ve sürekli yenilenmenin sembolüdür.
Hiç bitmeyen bir hikayedir bu yani o kendi kuyruğunu yer ama yine de kendisini doğurur yani sürekli kendisini var eden kendisini yenileyen ve sonsuz yolsuzca var olmaya devam edecek olan bir döngüdür bu.
Bu yüzden ben mitolojiyi anlatırken de hep buradan çok ilham alıyorum yani açıkçası.
Şöyle bir yerden ilham alıyorum.
Aslında her kişi kendisi bir kahrama.
Doğal olarak bu sadece bir kılavuz olabilir.
Yani o insanların kendi yolculuklarında...
onlara ilham verecek bir kılavuz.
Yani başka da bir şey değil.
Kesinlikle yani bir döngüden çıkıp başka bir döngüye giriyoruz ve oradan tekrar başlıyor görevlerimiz o 12 tane eziyetli görev.
Yani bir kere cesaret etmen gerekiyor.
Önce... Göreve çağrılıyorsun.
Göreve çağrıldığını duyman gerekiyor.
Göreve çağrıldığını duyduktan sonra hareket etme cesareti göstermen gerekiyor.
Bildiğin alandan çıkacaksın.
Haberin olsun. Hazır mısınız?
Geliyor. Bildiğiniz yerden çıkacaksınız.
Ve çok üzgünüm bir daha dönmüyorsunuz arkadaşlar.
Bildiğiniz yerden çıkıyorsunuz.
Ve bir daha asla aynı kişi olarak oraya dönmeyeceksiniz.
İşte tam burada... Eliminasyon başlıyor.
Bildiği yerde kalmak isteyen, ölmek istemeyen, kabuğunu kırmak istemeyen.
Ki ölümden kastımız psikolojik ölüm.
Önceki karakterin ölen yeni bir karakter doğuyor.
Aynen öyle. Yani bu arada o psikolojik ölüm aynı hissi yaratıyor insanda.
Tabii çok sarsıcı bir şey tabii.
Kaç kere doğdum bilmiyorum ben.
Arkadaşlar. Bende, bende kardeş.
Çok bir dirilgin edici yani. Zor.
Ve benim kadar korkak biri.
Yani ben çok korkak biri olduğumla yüzleştim.
Gerçekten samimiyetle söylüyorum.
Bu neymiş dedim ya.
Yengeç Burcu'ya böyle hani arkadaşlar burada oturacaktık.
Niye böyle oldu falan.
O da iyiymiş. Çay kahve içecektik.
Neden? Gün yapacaktım ben yani.
Ama mecbur kaldık yani.
Hayat öyle bir yere ittiriyor ki.
O ittirdiği yerde artık şey kalamıyorsun yani.
Mecbursun oraya gitmeye aslında.
Bir şey yapmaya mecbur oldun. Başka çaren yok yani.
Evet. Başka çaren yok.
O yüzden çağrıyı... Duymazsan eğer zaten depresyondasın.
Evet o zaman da pauza alıyorsun.
Her şey duruyor. İlerleyemiyorsun da hareket de edemiyorsun.
Kesinlikle. Yeni bir karar alman lazım ya da olduğun yerde sayman gerekir.
Herakles'in 12 büyük görevi var.
Bunlar egonun, insan tarafının yani ilahi bir amaç uğruna terbiye edilmesiyle ilgili.
Kesinlikle. Yani kılavuzunu bulacak, evden çıkacak, çıkmaya cesaret edecek, hareket etmeye cesaret edecek.
Çağrıyı duracak, hareket edecek, kılavuzu bulacak.
Önce rehberini bulacak. Sonra rehber daha önce bu yollardan geçmiş olan bir kişi veya nasıl geçileceğini bilen tanrısal bir tip.
Yani kahramanların rehberi genellikle Athena oluyor.
Ama yani o yolda sürekli ona yardım eden babası.
Kuzeni. Kuzeni. Kuzeni var.
Amcasının oğlu. Değil mi?
Kuzeni yok mu? Evet, evet var.
Yani şey bir yaveri var yani.
Yanında sürekli ona destek olan bir arkadaşı.
var. Yoldaşı. Doğru buldum.
Yaver değil yani. Yaverlik değil.
Aynen yoldaşlık. Yoldaşlık.
Doğru kelime yoldaş. Bir yoldaşı var.
Ve o yoldaşıyla beraber bütün hikayeyi deneyimliyor.
Yani her seferinde başka bir yaşama başka bir yaşama ve sürekli bir yerlere çağrılıyor.
Şimdi Herakles'in hayatta kalmasını sağlayan şey ki Hera dedi ki gecem bölümde Hera aslında bir hareket ettirici unsur olarak bütün hikayelerin içinde mevcuttur.
Ve bir tetikleyicidir yani o aslında.
Ve sen sürekli böyle hani geliyor mu lan falan.
Geliyor mu? Tüy geldi. Tavus kuşu tüyü.
Tüy geldi. Tavus kuşu tüyü geliyor falan diye.
Yani bir şekilde o...
Ne derler ona? Seni uyanık tutmak zorunda.
Hep Aleste hep uyanık böyle.
Her an bir şey olabilir falan filan.
O seni uyanıklıkta tutacak bir tetikleyici.
Ve bu tetikleyicinin Herakles için var olduğunu biliyoruz.
Ama onu öldürmeyeceğini anlıyoruz.
Bunun sebebi de isminin ne olması.
Hadi söyle sen çok... Herakles.
Herakles Hera'nın şanı anlamına geliyor.
Ve Hera'nın şanını dünyaya gösterecek olan kahraman.
Zeus özellikle bu ismi seçiyor ki Hera onunla uğraşmasın.
Uğraşsa bile öldürmesin.
Öldürmesin. Adını yaşatması için.
Adını yaşatması. Yani adının adını her onun adı çağrıldığında Hera'nın şanının çağrılıyor olması işi kilitliyor.
Bak böyle. Hera'nın da hoşuna gidiyor.
Çok akıllıca. Zeus yine çok kurnaz.
Çakallığını yaptı. Çok kurnaz.
Yani bir tanrıdan en çok bunu beklerim.
Kurnaz olmasını. Bunu beklerim.
Ve şöyle bir şey bu görevleri de Hera veriyor değil mi Herakles'e?
Evet yani verdirtiyor diyebiliriz.
Çünkü orada aslında halkın bir talebi var.
Hera sürekli bir bela salıyor ki bunun başı boş kalmasın.
Sürekli onun yenileceğini düşünerek.
Burada da bunu yenecek.
Burada da bu yenecek. Mesela Yengeç Burcu yine Herakles'i yenmeye çalışan bıdık yengeçle oluşuyor.
Öyle mi? mi? Evet. Yengeç Burcu takım yıldızı Hera'nın aracısı olarak Herakles'i öldürmeye giden ve ezilip ölen bir yengeç.
Öyle mi kıyamam. Aslan peki nemeye aslanı?
Onu öldürmek bununla bağlantılı değil.
Aslan ben burçlara giyormuşum.
Ben astrolog mu oldum?
Olmadı ben astronot değilim diyebilirsin buradan binnoza selam.
Ve böylelikle aslında bu görevlerle birlikte Herakles'in aslında ego yanı biraz daha törpülenmiş oluyor.
Evet Herakles insani tarafını bırakmak mecburiyetinde kalıyor.
İşte yani adım adım adım adım ve yeraltı dünyasına inmek durumunda kalıyor.
Yeraltı dünyasından çıkıyor falan.
Yani aslında...
Kendi karanlığını görmek mecburiyetinde kalıyor.
Kendi karanlığını görmeyenin aydınlığa çıkması mümkün değildir.
Bu çok yungiyen bir yere gidiyor.
Ama sen şimdi oraya girmek istemezsin.
Ya valla gideceğim artık.
Ya da yung bana gelsin.
İkisinden biri. Bilmiyorum ama yungiyen bir yer yani.
Çünkü o gölge yanını görmediğin zaman zaten aydınlık yönünü de insanlara veremiyorsun ya.
Bu biraz onunla da alakalı.
Çünkü ortaya çıkmıyor. İşte evet ortaya çıkıyor.
Diyalektik yani bu antik Yunan aslında.
Evet. Antik Yunan diyalektiğinde her fikir kontrastıyla ortaya çıkar.
Arkaya bir koyu zemin koymadığın sürece beyazı göremezsin.
Arkaya bir beyaz zemin koymadığın sürece siyahı göremezsin.
Aslında bütün düşünüş, düşünce dünyası, düşünce tarihi bu diyalektik ve kontrast bakışla inşa olmuştur.
Doğal olarak da yani bütün her yerde bunun nüvelerini görüyorsun.
Görmemek imkansız yani.
Burada da benzer bir şey var işte.
O yüzden kahraman karanlığa girecek, o karanlıktan çıkacak, tekrar doğum yaşayacak ve o tekrar doğumdan sonra yeni olduğu kişiyle başladığı noktaya hareket etmeye başlayacak.
Tekrar başladığı noktaya geldiğinde yani bu Herakles ilk değil ki, Odysseus var.
Evet öncesinde o var ama Odysseus kahraman değil.
Odysseus bir kahraman tabii ki yani Troya'dan çıkan bir kahraman.
Yani o da insani taraflarını kaybediyor.
Yani onca şeyi geçirdikten sonra gerçekten İthaka'ya döndüğünde Odysseus mu yani hanımını gördüğünde Penelope böyle aa Odysseus sen misin ya dersin.
Dersin yani. Ya da o Penelope'yi gördüğünde gerçekten aynı şeyi mi hissetti?
İthaka'yı gördüğünde yani bir film mi vardı bir şey vardı ya.
İthaka'ya döndükten sonra Odysseus böyle sıkıntıdan orada patlamış hani.
Bir daha bir şey olsa da yola çıksak falan.
Duramıyor oradan. Duramıyor evet.
Tarkan da konserlerden sonra depresyona girmiş.
Ay bayılacağım bu Tarkan muhabbetinden.
Bu Tarkan muhabbetinden vallahi bayılacağım.
Evet aynı insan değil.
10 konser sonrası bir insan aynı insan değil demek ki.
O da bak nerelerden gelişti.
Bir dahakinde artık ben de gideyim.
Ne yapayım ben aklım. Yani hiç aklıma bile gelmedi.
Çünkü ben Tarkan. Me no Tarkan ya.
Olsun olsun olur. O da olur.
O da mı olur? Gelelim Zeus ve Danay ilişkisine.
Buradaki doğan kahramanımız da Perseus oluyor.
Bu ilişkide neler var?
Gene Zeus neler yapıyor?
Ne yapıyor da bu kızı kandırıyor?
İşte bak olacak olan olurun şeyi bu.
Tam karşılığı herhalde Danay.
Çünkü Danay Argos kralının kızı ve işte Argos kralının oğlu olmuyor falan.
Delfoy tapınağına gidiyor ve diyor ki ben...
Oğlum olacak mı benim? Onlar diyorlar ki hayır olmayacak.
Oğlun olmayacak. Hatta kızından doğacak olan oğlan da seni öldürecek.
Çocuk da kız daha hamile değil bu arada.
O yüzden bunu bir yere kapatıyor babası.
Tabii ki önlem alıyor. Önlem alıyor.
Tabii ki beni öldürüyor. Yani kızı da öldüremiyor.
Zaten öldürülmüyor bu kızlar.
Yani şöyle bir şey oluyor.
Benim sonumu getirecek biliyorum.
Bu yüzden bunu bir sepete koyuyorum.
Anladın mı? Ve nehre bırakıyorum.
Ben bunu kontrol ederim ya.
Nasıl olsa ölür. Nasıl olsa ölür.
Orada bir sepet varsa ölmüyor.
Yani o karakter, trajik karakter ölmeyecek arkadaşlar.
Ölmüyor. Evet spoiler vermiş gibi oldum ama bir sepet varsa ölünmüyor o sepette.
Muhakkak bir kıyıya vuruyor.
O kıyıya vurduğunda da...
Efendim ya bebek bulunuyor ya işte sandığa konulan anne çocuk bulunuyor.
Perseus'ta da öyle oluyor. Evet evet.
Danay kapalı kapılar ardında bir ne diyeyim kulenin tepesinde tutuluyor.
Kimsenin girişi çıkışı yok ama ne oluyorsa oluyor.
İşte Zeus yıldız tozu olarak işte sen altın tozu diye okumuşsun ama altını nereden bulalım?
Altın yağmuru.
Altın yağmuru. Altın yağmuru.
Yağmur olarak girse...
Karşına altın yağmuru olarak çıksam ne yapabilirsin ki?
Kucak açarım ya. İşte ben yıldız tozu, yıldız yağmuru olarak göklerden gelen bir haber var.
O şekilde yağar ve Danay hamile kalır.
Perseus'la hamile kalır.
Ve tabii ki babası çocukla Danay'ı oradan uzaklaştırmak ister.
Babasız bir çocuk var ortamda ya.
Evet ama amcaya suç atılıyor.
Öyle mi? Amcasından oldu bu çocuk falan filan gibi.
İffetsizler bunlar falan filan.
Bir sürü bir şeyler. Ve oradan işte atılıyor.
Kız sepetle gönderiliyor.
Sepet tabii ki ne yapıyor? Bir kıyıya vuruyor.
Vurduğu kıyıda da efendim iyi bir kralımız var tabii ki.
Geliyor, onları buluyor, bakıyor, büyütüyor, besliyor.
Fakat Dana'ya da göz koyuyor.
Şimdi Dana'yı bir şekilde karısı yapmak istiyor.
Kralımız alacak, alamadı falan filan.
Perseus da diyor ki ben diyor seni kurtaracağım anne falan ve karşı geliyor.
Annesini bu kralla eş yapmaktan kurtarmak için görevler alıyor.
Aslında bir hedefi var annesini kurtarmak.
Perseus'un kahramanlık görevleri aslında annesini kurtarmak üzerine şekilleniyor.
Sonra bizim Perseus büyüdü artık kahramanlık hikayelerinden diyorlar ki Medusa'nın başını getir.
En büyük yaptığı görev de bu galiba.
Zirve son bu zaten yani zirvesi bu.
Medusa'nın başını kesmek imkansız görevlerden bir tanesi.
Yani işte altın postu almak.
İmkansız bir görev falan.
Birkaç tane imkansız görev var.
Bu mümkün olmaz denilen.
İşte onlardan bir tanesi Medusa'nın başını kesmek.
Perseus Medusa'nın başını kesmek için tabii ki tanrısal bir yardım alıyor.
Bu tanrısal yardımı da bu arada hani almazsa zaten hiçbir kahraman tanrısal yardım almadan kendi kendine bir şey yapamıyor.
İşte muhatap aldığı için Tanrı onu veya yaptığı şeyler kendisinin işine yarayacağı için hep bir destek olunuyor bu çocuklara ki Perseus da öyle.
Yani işte Athena miğferini veriyor, işte Helmes ayakkabılarını veriyor ve görünmezlik pelerini alıyor falan filan.
Bunların hepsini bana ver ben de keserim Medusa'nın başına.
Anlatabildim mi arkadaş? Bu neymiş ya?
Bunların hepsini aldığı için mesela Medusa'nın gelişini Athena'nın miğferine yansımasından.
Medusa'ya hiç bakmamasını sağlayan şey o miğfere olan yansıma ve o yansımadan Medusa'nın takibi.
Ve işte hızlı hareket etmesini sağlayan ayakkabılar, miğfer, görünmezlik pelerini yine görünmeden hareket etmesini sağlayan şey.
Ve bunun sonucunda Medusa'nın başını kesmeyi başarıyor bu tanrısal yardımla.
Medusa'da bu arada hiç şeyi yok.
Herhangi bir sadece gözleriyle bakanı taş ediyor.
Başka bir özelliği yok.
Etraf taş insan dolu.
Onun gözüne bakmaması gerekiyor tabii ki.
Yani tek kendini savunabileceği nokta bu.
Başka bir savaş aleti yok mu?
Saçında yılanlar var falan filan.
Yani korkutucu ve hani o yılanlar sokarsa öldürücü falan olabilir.
Zaten hiç kimse yanına yanaşamıyor.
Yani suratına baktığı anda hepsi taş oluyor.
Bu yüzden çok muktedir bir karakter aslında.
Yani şey kendi şeyinde potansiyelinde.
Ve Perseus başını kestikten sonra hemen onu torbaya koyuyor.
Çünkü baş her türlü çalışıyor.
Yani kesse bile gözüne baksa yine taş olabilir.
Evet aynen öyle. Zaten geriye döndüğünde kandırıldığını anlıyor.
Yani ne yaparsa yapsın annesine bırakmayacağını anlıyor kralın.
Ve adamlarıyla beraber Perseus'a...
pusu kurduğunu anlıyoruz. Perseus'a diyor ki siz misiniz bana pusu kuran?
İşte buyurun Medusa'nın başı diye bütün hepsini taşa çeviriyor.
Taşa çeviriyor. Ve yani işte bu Medusa hikayesi imkansız olduğu için Perseus'un tabi özel bir çocuk olduğunu anlamamızı sağlıyor.
Perseus'un doğması gerekiyor.
Perseus zaten bu arada Attica sembolü bir karakter.
Yani mekan olarak Atina'nın göbeğinde konumlanıyor.
Atina'yı temsil ediyor.
Evet. Atika'yı temsil ediyor ve oranın ideal insan figürünü temsil ediyor.
Olmazsa olmaz bir karakter yani.
Ve sonra geliyoruz Perseus'dan sonra Io.
Io'ya mı gelelim? Şimdi arada şöyle bir şey var.
Io var, Leda var. Hemen semelere geçeceğim.
Ama şu şey önemli bence.
Çünkü çok fazla isim var aslında.
Say say bitmez zaten.
Podcast'e sığmaz. Bir bölüme sığdıramayız.
Ama işte mesela Troya'nın Helen'i, Cliton Nestris'i, Castor'la Pollux ikizleri, efendime söyleyeyim bunlar.
Zeus'un evladı olarak tarif ediliyor ve Leda'dan doğdukları tarif ediliyor.
Yani Troya'nın soyunun da Zeus'a dayandırıldığını söylemek iyi olabilir.
Yine Io hikayesini herkesin okumasını tavsiye ederim.
Çünkü Io hakikaten en başta söylediğimiz gibi bir ölümlü olarak Zeus'un dikkatini özellikle çekiyor ve sonra onunla beraber olduktan sonra Hera bunu fark ettiğinde
yine tetikleyici olarak Zeus onu kurtarmak için bir düve yani bir inek kılığına sokuyor.
Ve o kadar güzel ki Hera tabii bunu anlıyor.
Diyor ki ay ne kadar güzel bir inek bu.
Bana versene benim olsun mu?
O da diyor ki tabii olsun diyor.
Ne yapacak olmasını da diyemez.
Olsun diyor tamam diyor.
Başına ben diyor sadık bekçimi koyacağım diyor Argos'u.
Yüz gözlü bekçi.
Yüz göz daha ne olsun?
Düşün. Bunun gözünden hiçbir şey kaçmaz yani.
Gözlerinden. Gözlerinden.
Okunuyor. Her tarafta kamera var gibi bir ortam.
Big Brother watching you. Evet aynen öyle.
Argos artık bekçiliğin sembolü.
Yüz gözlü bir bekçi koyuyor başına.
Ve tabii yani bir takım fikirleri var Zeus'un elbette.
Ve bunu diyor ki bunu al ve götür.
Hani çıksın bu topraklardan Yunan topraklarından çıkartıyor ve Anadolu'ya doğru hareket ettiriyor.
Ondan sonra derken Zeus diyor ki Hermes'e benim güzel ikna edici evladım.
Git de diyor şu Io'yu kurtar bu gözcüğün elinden.
Tamam diyor Hermes de. Gidiyor ilk önce hoş sohbetiyle Argos'u bir kere yolda karşılaşıyorlar.
Hoş sohbetiyle ona kanca atıyor.
Onu sakinleştiriyor.
Sana bir şarkı çalayım diyor ya.
Ben de diyor bir flüt var aman.
Ondan sonra bir şarkı çalıyor derken Argos uyuyakalıyor.
Yüz tane gözünü de kapatıp atıyor.
O uyuyakalınca Argos'un Kafasını kesiyor Hermes ve Io'yu kurtarıyor.
Sonra Hera çok üzülüyor.
Güzelim bekçisinin gözlerini o bembeyaz tavus kuşunun kuyruğuna yerleştiriyor.
Tavus kuşunun kuyruğundaki gözler çok güzel.
Sana hep bir hikaye bıraktım buraya.
Harika. Paket. Ve bu şekilde Io'yu alıyor Hermes ve Zeus onu mısıra götürmesini istiyor.
Boğazdan geçerek köprü yok.
Boğazdan geçerek boz.
Boğuz, öküz, inek, düve gibi anlamına geliyor.
Foros, geçit.
Boğuz, foros yani o öküz geçidi, inek geçidinden geçiyor ki kendisi geçtikten sonra bu ismi alıyor.
Sonra Anadolu'dan Mısır'a, Mısır'dan da tekrar...
Girit Adası'na devam eden ve sonunda Eropa'ya kadar uzanan bakın Io hikayesinden çıkan isimler.
Bir sürü isim çıkıyor.
Agenor, Aygiptus, Nilus, Ninlehri yani Memphis.
Efendime söyleyeyim.
Eropa. Ne yaptınız ya?
Bütün coğrafyaya adını mı verdiniz?
Evet. Ayegos.
Evet. Aynen öyle. Bütün coğrafya.
Yani o bütün Aygiptus.
Hani tamamının ismini vererek.
Tekrar Girit'e geri dönüyor.
Ve Europa'yla hikaye sonlanıyor ama nasıl sonlanıyor biliyor musun?
Zeus tekrar Europa'yı kaçırıyor.
Yine kaçırıyor. Evet yani Europa geliyor tekrar Girit'e ve Zeus'la Europa hikayesi var.
Bu da bir Girit efsanesi.
Bu sefer Zeus, Europa'nın babası Agenor'un sürüsüne karışıyor.
Bembeyaz bir boğa olarak giriyor oraya ve şurasında bir akıtma.
İon'un soyundan gelen...
Tekrar aynı boğa figürüyle tekrar.
Bizde de var ya boğa.
Evet. Yani işte bir boğalık bir hikayede var.
Boğa sürekli en çok.
Güçlü hayvan olduğu için mi?
Bir de kurban hayvanı aslında.
Kurban hayvanı. İnek, boğa falan bunlar büyük baş.
Ve tabii başka şekilde de okunabilir.
Yani biraz üzerine düşünmek ve araştırmak lazım.
Boğa güçlü bir sembolizm diye anlıyorum.
Aynen öyle. Ve. İşte boğa kılığına giriyor.
Avrupa işte saftik bir kız yani.
Yine zaten. Çiçek topluyor falan.
Zaten. Şu çiçekleri topladınız ne yaptınız ya?
Haç yaptınız. Yeter artık.
Çiçek topluyor. Ve sonra da bir bakıyor ki çok güzel bir boğa.
Allah'ım bu kadar işte naif bir boğa olur mu?
Sakin bilmem ne falan.
Boğa böyle önünde diz çöküyor falan.
Bu da diyor ki inanamıyorum falan.
Boğanın tepesine çıkıyor.
Üstüne binecek kadar hani mülayim bir boğa.
Olacaklardan habersiz.
Tepesine çıktığı an ok gibi fırlıyor Girit'in açıklarına ve Europa'yı kaçırıyor.
Hadi Europa'dan da işte çocuklar yapılıyor.
Europa'nın çocukları da şey yani bu arada orada vardı gönderdiğim şeyde Minos.
İşte Kral Minos.
Bizim Kral Minos'a geliyoruz.
Europa işte yani Minos, Sarpedon ve Radamantos'un annesi ve...
Yani bu aslında hani Kadim Girit Kralı'nın en büyük işte o Kral Minos.
Bunların da aslında soyunu Zeus'a dayandıran bir hikaye dönüşmüş oluyor.
Yani o bölgede de Zeus dahil olmuş oldu.
Evet zaten. Birliktelikle.
Bütün her yere saçıldı.
Mısır'dan geldi Libya'ya Libya ismi de çıktı.
Memphis çıktı, Nil çıktı, Aegyptus, Aegus işte.
Hepsi çıktı tamam mı?
İşte Girit'e kadar geldi.
Girit'ten de işte Minos çık çık falan filan.
Yani bütün hikaye birbiriyle, hepsi birbiriyle bağlandı.
Şimdi ölümlü, ölümsüzle neden ilişki kurmak ister?
Tekrar soralım aynı soruyu.
Ölümsüz, ölümlüyle neden ilişki kurmak ister?
İşte ölümsüz, ölümlüyle neden? Yani insanın tanrıya ulaşma hikayesi gibi sanki.
Ve insanın kendisinde tanrısal bir kaynak arama.
arzusu diyebiliriz.
Evet. Ve doğal olarak aslında bunu atfetmek isteyeceği hangi tanrı vardır?
Tabii ki Zeus vardır. Evet.
Semele'yi ayrı tutalım.
Benim fan hikayem yani.
Benim de favorite oldu. Favorite demeyeyim ben.
Favori hikayelerimden birisi oldu.
Benim de en çok sevdiğim hikaye.
Çünkü gerçekten oradaki manayı biraz daha araştırmak da istiyorum ben de.
Çok iyi. O yüzden ona bir sonraki bölümde yer verelim.
Hatta tamamen biz Dionysos Sun doğumu adlı bir bölüm yapalım.
Evet yaşasın.
Çünkü Ariadne Dionysos'la sonunda evleniyor.
Evet Dionysos'un eşi olacak.
Ariadne'yi de mi konuşacağız o bölümde peki?
Küçücük bahsederiz canım sonunda mutlu son yaparız.
Çok teşekkür ediyorum efendim.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Spotify ve Apple Podcast'a bizi takip edebilir.
Bildirimleri açarak ilk dinleyen siz olabilirsiniz.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
