
Zeus ve İlişki Dünyası - 1 | Bengü Cennet Coşkun
4 Şubat 2026 · 31 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun ile Yunan Mitolojisinde baş tanrı olarak bilinen Zeus ve ikili ilişkileri üzerine konuşuyoruz. Zeus’u tanrıçalarla olan ilişkileriyle ele aldığımız bu bölümdeki başlıkları aşağıdaki zaman kodları üzerinden de dinleyebilirsiniz.
(1:00) intro
(2:08) Zeus neden baş tanrı olarak gelmiş?
(11:06) Zeus’un ilişkileri neden bu kadar ön planda?
(13:09) Metis ve Zeus
(16:30) Themis ve Zeus
(17:20) Mnemosyne ve Zeus
(20:40) Demeter ve Zeus
(21:47) Leto ve Zeus
(22:40) Hera ve Zeus
(25:30) Mitos, Epos ve Logos
Transkript
Hafıza tanrıçasından yani Müne Mosine'den ne çıkıyor?
Musalar. Evet. Alo Musa filan.
Yani nasıl Zeus bir yerde bir hareket yapıyorsa Hera'da diğer tarafta bir hareket yaptığı için hikayeler genişler, büyür ve tamamlanır.
Güvenli bağlanma filan.
Yok. Güvenli bağlanma.
Güvenli bağlanmama var.
Göklerde boş zamanımda kartal gibi gezeyim de şu aşağıda acaba güzel bir hanım var mı yanına ineyip inivereyim.
Ben öyle hayal ediyordum. Sanmış çok.
Zeus'u. Pis herif.
Nenin ipine
hoş geldiniz. Ben Mukadder.
Bugün mitoloji sohbetleri serisinde Doçant Doktor Bengü Cennet Coşkun'la beraberiz.
Hoş geldiniz. Hoş bulduk efendim.
Nasılsınız? İyi. Siz nasılsınız?
Biraz daha bu sizinle devam edecek miyiz?
Şimdi biz ilk başta evrenin yaratımını aşkla erosla başlattık ilk bölümde.
Sonra da Zeus'da kaldık.
Belki ilk bölümü dinledikten sonra buraya gelmeleri iyi olabilir dinleyenlerin ama yine de bağımsız da dinlenebilir.
Tabii ki aynen öyle. Ama şey bu tabii bu bir akış gibi geliyor bana hep.
Yani bir anlatıyı başından almak ve...
Nasıl başladı, nasıl devam ediyor?
Neden böyle oldu?
Sorusunun cevabını vermek için aslında biraz tabii bilmek de gerekir.
Ama tabii ki başlı başına ben istemiyorum yahu aşk maşk.
Sadece Zeus'u dinlemek istiyorum.
Neymiş bu hovarda adam, kimmiş falan diyen varsa tabii ki sadece bunu dinleyebilir.
Şimdi bu bölümde Yunan mitolojisinde baş tanrı olarak bildiğimiz Zeus'un ilişkileri neden bu kadar ön planda ve neden hep böyle işte kıskançlık hikayeleri işte Hera'nın onu kovalaması
sürekli bir aksiyonlar yaşaması bunlar niye ön planda biraz bunu konuşacağız ama Zeus'u Zeus yapan şey ne öncesinde bundan başlayalım istersen neden baş tanrı onun?
Ve şey demiştik ki hani babasının hükmüne son verenin hükmüne son verilir falan demiştik.
Yani evet doğru böyle ama Zeus için bu geçerli değil.
Çünkü Zeus bu işi tek başına yapmıyor.
Zeus zaten seçilmiş bir çocuk.
Ve dişi nosyon tarafından seçiliyor.
Yani anne tarafından seçiliyor.
Gaia, toprak ana tarafı her şeyi başlatan tarafından seçiliyor.
Gaia ve Rhea.
Kronos'un sürekli çocuklarını yutmasından ve onları içselleştirmesinden hemen burada açıyorum parantez.
Arkadaşlar yutmak içselleştirmektir.
Eğer mitolojide birisi bir şeyi yutuyorsa onu içselleştirmiş demektir.
Hatır hutur yiyor değil.
Sadece bunu içselleştiriyor.
Keza aynı şey işte aslında bu Kronos'un çocuklarının yaptığı için de geçerli.
Ele avuca geldikleri an yutuyor onları.
Ve aslında onlardaki gücün kendisinde devam etmesini, onlardaki kudretin kendisinde devam etmesini sağlamaya çalışıyor.
Bu hem öncesi hem sonrası için bizim için önemli bir bilgi diye düşünüyorum.
Ama buradaki mesele kuvvetin kendimin dışında devam etmemesi.
Bir dakika. Bir dakika.
Olaylar farklı. Sen çok naifsin.
Evet. Olaylar farklı.
Çünkü düşünsene şimdi ben yeni bir sistem başlatıyorum.
Zamanın hükmünde bir dünya.
Evrenin bütün sistemini yeniden oluşturdum.
Ufuk çizgisi oluşturdum.
Ve buradaki hükmümün devamını sağlamak üzere benden çıkacak ve benim gibi tanrısal olan bir başka özden, iki ilahi özden ortaya çıkacak olan diğer ilahi özleri, tanrısal
yapıları aradan çekmem lazım ki benim...
Hükmüm devam etsin. Yoksa çok seslilik olacak çok fazla.
Kontrol edemediğini mi yutuyor?
Tabii kontrol edemeyeceğini bildiği için yutuyor.
Çünkü biliyor ki karma dedik her zaman çalışır.
Adı da karma değil bu arada neyse.
Yani bu bedel sistemi her zaman çalışıyor.
Doğal olarak Kronos çocuklarının kendisinin hükmüne son vereceğini biliyor ve buna yazgılı olduğuna da emin.
Mitolojik tanrılar insanlar gibi kaderlerini bilirler aslında.
Sizce bir tanrı gerçekten başına gelecekleri bilmeden Allah Allah falan diye bir saniye ya neden böyle oldu?
Şaşkınlığını yaşayar mı yani?
Yaşamaz. Aslında yaşanmamalı.
İnsan da öleceğini bilerek yaşayan bir varlık olarak her gün öleceğini unutarak hayatına devam ediyor ya aslında bunu göz ardı ederek hayatına devam ediyor.
Bu onun trajik... gerçeğini değiştirmese de bunu bilen tek varlık olarak yeryüzünde yaşamına devam ettiğini bilsek dahi o bunu hep unutmaya çalışıyor.
Tanrıların da bunu unuttuğunu zannediyor.
Yani Tanrıların da kendi trajik sonlarını görmezden gelebileceklerini zannediyor aslında ama hikaye böyle değil tabii.
Doğal olarak Kronos çocuklarını yutuyor ama Gaia ve Rhea Zeus'u ondan kurtarıyorlar.
Zeus'u alıyor annesi Arkadya'da doğuruyor.
Sonra da İda dağındaki Duktüs.
mağarasına saklıyor ve Gaia'ya teslim ediyor.
Ve Zeus'u doğurduktan sonra da Zeus'un yerine babasına bir taş veriyor.
Ve o taşı yutturuyor.
Kronos da zannediyor ki yeni doğan özü.
Yani yeni doğan çocuğunu yuttu.
Hiç farkında değil taş olduğunu.
Taş olduğunu bile fark etmiyor.
Sonra zaten bütün hepsi çıkıyor.
O taş da çıkıyor. İbreti alem için duruyor falan.
Böyle bir sembolü de var yani.
Ama bir şey vermesi gerekiyordu ya Reyhan'ın.
İşte o taşı verdi. Buradan da ne anlıyoruz?
Katır kutu çiğnemiyormuş değil mi?
Bütün yutuyormuş. Bütün bütün yutuyormuş yani.
Zeus. Bütün yuttuğun şeyi içselleştirebilir misin?
Tabii. Sindirmemişsin ki.
Ay bu nedir ya? Kronos'un midesinden bahsediyor.
Reflüsü var Kronos'un. Reflüsü var.
Bence net. Şeyde Zeus'un seçilmiş olması onun bebekliğini biliyor olmamızı sağlıyor bir.
İki, yapacağı bütün her şeyde zaten bunu yapmaya yazgılı olan kişi.
Yani son noktayı koyacak olanın da kendisi olduğunu görüyoruz, biliyoruz.
Sana biraz önce bir alıntı okudum.
Çok hoşuma gidiyor o alıntı.
Tam inan nereden hatırlamıyorum ama.
Sahibi beni affetsin.
Zeus not an Olympian but the Olympian diyor.
Aynen öyle. Yani asıl Olympos'u Zeus zaten.
Çünkü eğer Zeus seçilmemiş olsaydı bunların hiçbiri yaşanmayacaktı.
Seçilmiş olduğu için oradan büyüyor.
Bebekliğini bildiğimiz ikinci tanrı da Dionysos'tur bu arada.
Antiparantez.
Bir de ikisi de hem Dionysos'ta hem Zeus'ta dağda işte keçiler tarafından keçi sütleriyle beslenir.
Dağ nüfalarına teslim edilir.
Keçi sütü ve balla beslenirler.
İkisi de annesiyle büyümüyor.
İkisi de hayvanlarla ve oradaki doğadan aldığı besinlerle.
Evrenin korumasıyla büyüyorlar aslında.
Doğanın korumasıyla, evrenin korumasıyla büyüyorlar.
Güvenli bağlanma falan yok.
Güvenli bağlanmama var.
Güvenli bağlanmadıkları için hüküm sürebiliyorlar biliyor musun aslında?
Bu çalışıyor mu göreceğiz yani.
Yavuz kaçıngan bağlanma ben diyeyim.
O kadar ilişkiyi başka anlatamayız.
Gerçekten ben anlatacağım. Bak şimdi o kadar ilişkiyi anlatayım mı?
O kadar ilişkiyi anlatmadan önce bana şunu söyle hocam.
Tanrıçalarla birlikte olunca ne oluyor?
İnsanlarla birlikte olunca Zeus ne oluyor?
Ya da neden insanlarla beraber oluyor Tanrı değil mi yani?
Bir de böyle bir şey var yani.
Koca Tanrısın ne işin var?
Bir de niye bence ilk soru şu bak.
Vallahi buna cevap vereceğim.
Söz veriyorum. Bu cepte.
İlk soru bunun yani Zeus'un baba Tanrı'nın.
Neden bu kadar çok kişiyle beraber olduğu bence?
Zeus'un zaten seçilmiş olarak gelmesi, kardeşlerini babasının karnından çıkartması, sonra da kusmasını sağlaması, sonra da işte o devrin sonuna gelmek için Titanlar'la savaşması, babasının,
dedesinin diyelim, Uranus'un, Gaia'nın yol yol altına diye tarif ediyor Hesiodos.
Zincirlediği küklopları ve devleri çıkartması, onlardan şimşeyi, Hades'in görünmezlik miğferini...
Poseidon'un da Trident'i alması ve sonra bu üçlünün Titanların hükmüne son vermesi hikayesi var.
Yani bu üçlü son veriyor Titanların hikayesini.
Yine bir üçleme var. Üçleme var. Üçleme her yerde arkadaşlar.
Dinlerde olduğu gibi. Evet.
Bu da bir dindir bir şekilde.
Semavi dinlere benzemese de insanın kodları değişmiyor.
İnsan çünkü zaten hani...
Sanıyorum aynı yollarla anlıyor.
Üçleme biraz dengeyle de alakalı.
Evet sac ayağı kuruyor aslında.
O üçün üzerine her şey yükselir çünkü.
Üçün üzerine yükselen şeyi 12 kuracak.
Allah Allah bu da tesadüf görüyor musun sen şu işi.
3 çarpı 4. 3 çarpı 4. Bahçeliğe gidiyorsun.
Matematik gibi. Bu üçlemeyi kuruyorlar Zeus, Poseidon, Hades ve onlar.
Son veriyorlar Titan'lara ama son yumruğu yine Zeus indiriyor babasına.
Sistem hazırlanıyor, her şey hazırlanıyor.
Son yumruğu Zeus indiriyor.
Bölüm sonu canavara geliyor ki hakikaten geliyor yani.
En sonunda böyle işte üstesinden gelinemeyecek bir tırnak içinde canavar.
çıkıyor. Ve Zeus işte onun hükmüne son veriyor falan bir şey.
Böyle hani aslında bütün her şey işte bu üçlemenin birlikte çalışması sonucu ve Zeus'un son yumruğu indirmesi sonucu oluşuyor.
Bu yüzden bunlar birbirlerine denk sayılıyorlar.
Ama ve lakin mesela Homeros'un İlyas diye hatırlıyorum.
Ha İlyada diyecektin. Demedin değil mi bunu?
Yani İlyada diyecektim de soru işareti tam oluştu.
Acaba İlyada'dan mı bahsediyor?
Asıl adı İlyas eserin.
Gerçekten mi? O kadar kötü durumdayız ki.
İlyada'dan İlyas çevrildi ama o. Çok kötü bir durumdayız.
İlyas dersen gülerim ben.
İlyas Bey. Öbürü de Odisey ya.
Odisey. İşte Odisey.
İşte bunlar hep Fransızca, İngilizce üzerinden.
çevirilerin bize ettikleri.
Devam ediyorum. Orada mesela Poseidon'a Zeus bir haber gönderiyor.
Bu işe bir son versin diyor tamam mı?
Yaptığı şeye son versin diyor.
Iris haberci Tanrıç'a götürüyor bu haberi.
Poseidon diyor ki o benim diyor dengim eş kardeşimdir.
Nasıl oluyor da bana ne yapmam gerektiğini söylüyor diyor filan.
Iris de şöyle bir şey yapıyor.
Ah diyor Yerleri sarsan Tanrı böyle hiddetli sözler mi götüreyim diyor yani.
Aslında diyor yüce insanların gönlü çabuk yumuşar.
Siz de diyor acaba yumuşamak ister misiniz?
Poseidon diyor ki iyi tamam tamam çok iyi bir habercisin sen tamam diyor.
Ne kadar dengin bile olsa bu sefer de onun söyleyeceğini yapacağım falan.
Yani aslında hep onun söylediği oluyor.
Aslında? Evet yani hep onun söylediği oluyor.
Bütün her şeyin son noktasına o koyuyor zaten.
Yani çünkü seçilmiş olan o.
Ama hep böyle bu üçle...
Ve bu 12 tanrı içinde onların babası, baba tanrı, Kronos oğlu.
gibi kapsayıcı bir şekilde tarif ediliyor.
Zeus'un ilişkileri neden bu kadar çok ön planda?
Ve bu ilişkilerin bir sıralaması var mı?
İlişkileri neden ön planda?
İşte seçilmiş olmasından kaynaklanıyor aslında bu.
Yani halkın gözünden baktığın zaman 2026'dan bakma dedim ya zaten ama halkın gözünden baktığın zaman o sırada bu tanrıya gerçekten bu kadar hovarda diyor olsa bu tanrıya inanır mıydı?
Bir. İki. Bir tanrıyı tanrı yapan özelliklere bu seçilmiş olduğu için direkt sahip miydi?
Acaba yoksa bunu Onları bu ilişkilerle mi aldı?
Yani aslında bu eril nosyonu yetkinliğini sağlayan şey dişil miydi yahu?
Benim sorum bu arkadaşlar.
Yani bunu tersten okumak istiyorum.
Erilin baskınlığı, kaçıngan bağlanması, nersistliği bilmem ne.
Hani bu çok fazla konuşulan bir şey.
Buradan bakmazsak eğer.
Diğer taraftan bakarsak.
Yani aslında... dişilden aldığı şeyi, kadından aldığını, tanrıçadan aldığını, titandan aldığını kendisine katarak buradan başka bir şey çıkartıyor insanlık için ve insanlığın devamı için, evrenin dengesi,
doğanın dengesi için.
bir şey çıkartıyor. Ama zaten hormonal düzeyde de bizde hem testosteron hem östrojen var.
Hem psişi açısından baktığında hem dişilyon var hem erilyon var her kadında ve her erkekte.
Yani bunun mitolojik bağlamda da böyle anlaşılmış olması Zeus'un eril bir karakter olarak.
içine dişil özellikleri, dişil karakterlerden alıyor olması aslında çok mantıklı geliyor bana şu an söylediğin.
Aynen. Bir de zaten doğa kadındır, toprak kadındır, dünya kadındır ve çoğalma, bütün sistem ancak kadının bilgisinin erkeğe transferi ve erkeğin de kadını koru...
nasıl diyelim? Ondaki kadın bilgiyi korumak amacıyla öne çıkması sonucu kullanılabilir olur.
Yani asıl kaynak kadın demek istiyorum.
Asıl kaynak dişil olan olduğu için Zeus'un Ben oldum.
Evet seçilmiş tanrıyım. Geldim.
Her şeyi de biliyorum. Bilmem ne de yaptım.
Adaleti de sağladım falan.
Bunu tek başına yapabilmesi mümkün değil.
Bu bir iltifat. Kadına iltifat aslında.
Ama işte hikayelerde pek iltifat gibi algılanmıyor.
Metis. Metisten başlayalım.
Metis ilk beraberliği.
Bunu nereden söylüyorum?
Bunların bir sırası yok aslında.
Bu bir lineer zaman değil tabii ki.
Ama insan anlamak için mısralamış.
Hangi insan? Hesiodos.
Hesiodos tanrıların doğuşunda.
açık bir şekilde diyor ki Zeus'un ilk birlikteliği Metis'tir diyor.
Bana o kadar mantıklı geldi ki bak Hesiodos'un sıralaması.
Çünkü bir tanrıyı tanrı yapan hangi özelliklere ihtiyacın var dostum benim?
Bilmesi lazım her şeyi. Her şeyi bilecek.
Çünkü aksi takdirde ben olur ya.
Yani. İnsandan tanrıyı ayıran bir özelliğe ihtiyacım var.
Bunlardan ilki her şeyi biliyor olması.
Öncesini ve sonrasını her şeyi biliyor olması.
Metis bu bilginin kaynağı.
Bilge tanrıça. Ve Metis'le beraber oluyor.
İlk birlikteliği bu. ihtiyaç duyduğu tek şeyi yani ana meseleyi Metis de görüyor ve Metis'i hamile bırakıyor.
Ama Metis içindeki çocuğu doğurmadan ki tırnak içinde Hesiodos diyor ki zaten sonra bir de erkek doğuracaktı.
O da Zeus'un hükmüne son verecekti.
Yine aynı sistemi kurmaya çalışıyor.
Bence bu söylence halkın nasıl anladığıyla bağlantılı olarak hep böyle anlatılıyor.
Hep böyle bir kara koca çekişmesi.
Hep birisi diğerinin tahtından indirecek korkusu.
Bu şekilde tarif ediliyor ama aslında Bugün biz gerçekten böyle mi okuruz'u tekrar düşünüyorum.
Metis'i yutuyor.
Dedik ya içselleştiriyor diye.
Ve artık Metis içeriden ona her şeyin bilgisini söyler hale gelecek.
Kendisinin dışında değil kendisinin içinde olacak.
Muhtaç olduğu yeteneği, muhtaç olduğu kudreti Metis'ten kendi içine alacak tamam mı?
Metis bu arada hamile içindeyken.
Tabii içerideyken doğal olarak ne oluyor?
Metis'in karnındaki çocuğu Zeus.
Tabii ki kafasından çıkartıyor.
Çünkü Athena doğacak.
Bu arada Athena'nın doğumuna kim yardımcı oluyor biliyor musun?
Hera'nın kızı Alesia.
Hera'nın kızı mı varmış dersten önce?
Bak şimdi. Bak. Yavrum böyle bir.
Ya biz bu pembe diziye şey yapamayız.
Hepsi aynı anda oluyor demek istiyorum.
Hepsi aynı anda oluyor. Zaman sırası yok.
Zaman sırası yok anladın mı?
O yüzden hikayede yani aslında zaman lineer değil derken ciddiyim yani.
Hani belli ki Hera'nın kızı zaten oradaymış meğerse.
Rüya gibi. Rüya gibi.
Yani zamanın olmadı.
Tanrıların zamanı olur mu ya?
Olmaz. Sormak isterim zamanı olan.
Kronos verdi bir ama. Yani o insanların zamanı.
Tanrıların ilk insanlara verilen bir şey.
Atena'yı. Atena'yı baş ağrılarıyla falan.
Başı ağrıyor işte ve oradan bir anda kafasından bir çocuk çıkacağını, Metis'in hamile olduğunu, yuttuğu Metis'in hamile olduğunu anlıyor ve işte...
baş ağrıları başlayınca anlıyor ki bunu kafasından çıkartacak ve zaten Athena'nın sembolize ettiği şey de bu.
Bilgelik yani ama bilgi.
Zaten Metis'in, bak bu güzel oldu iyi ki sordun.
Metis kavramsal olarak zamansız bilgiyi söylüyor.
Athena insanlara lazım olan bilgiyi veriyor.
Metis her şeyin bilgisi, Athena...
İnsanların ihtiyacı olan bilgi.
Anladın mı? Yani orada Zeus'un birlikteliklerinden, tanrıçalarla olan birlikteliklerinden tanrıçaların kudretinin insanlara aktarılacağı bir aracılık sistemi oluşuyor.
Metis'ten Athena çıkıyor.
İkinci birlikteliği Temis.
Adalet tanrıçası Temis.
Temis'ten... Evrenin adaleti, yaşamın adaleti, efendim kader tanrıçaları, insanın yaşamının dengesi çıkıyor.
Hem doğanın dengesi, mevsimler, hem insanın yaşamını ölçüp biçen moyralar.
Temiz ve...
Zeus'un bilgilerinden çıkıyor diye tarif ediliyor.
Doğanın dengesi, doğa kanunu yani diyorlar sonra buna ve bunu şu an bir tane makale yazdığım için direkt aklıma bu geldi.
Adaletin aracısı olarak doğa kanunu.
Sonra 12 levha kanunlarının temeline de bunu alacaklar.
Yani her şey birbiriyle aslında örtüşük yani.
Gerçekten ayrı düşünmek imkansız.
Antik çağ edebiyatı da böyle bir bütün zaten.
Bu Temis'in temsil ettiği adaleti insanlığın içinde yaşayacağı adil sisteme.
dönüştürüyoruz Zeus'un aracılığıyla.
Tamam mı? Sonra ne geliyordu?
Minamosine. Minamosine hafıza.
Titan yani evrensel hafıza.
Zeus ve Minamosine birlikte oluyorlar.
Evet. İkinci birlik, üçüncü birlikteliği de bu.
Evet. O da bir hatta Titan ve hafıza tanrıçasından yani Minamosine'den ne çıkıyor?
Musalar. Evet.
Alo Musa filan.
Mius. Müz dinleyenler eklesin.
Evet yani bunun da isimleri de bir şey yani böyle söyleyince Türkçe'de farklı konumu olduğu için ama Musa tanrıçalar diyelim belki öyle daha iyi olur.
İlhan perileri. Evet peri lafından nefret ediyorum ve ne yazık ki peri demek zorunda kalıyorum.
İyi ki kızın yok. Çünkü hayır burada mesela nümfaları anlatırken de peri deniyor.
Musaları anlatırken de peri deniyor.
Şimdi o peri bizim için böyle uçuşan bir şey ya.
Somutta bir şey değil. Doğal olarak bir kafamda bir oturmuyor.
İnsanların kafasında böyle sürekli tinkerbell gibi kanatlı bir şeyler falan geliyor gibi geliyor.
Ama bu o kadar da öyle soyut bir şey değil yani aslında.
Çünkü bu nümfalar tanrı eşi olacaklar sonra falan.
Neyse devam ediyorum.
Minomusine'nin şeyini anlatıyordum.
Hafızanın hafızadan.
Ne çıkıyor insanlığa pay?
Çok güzel şeyler çıkıyor.
İlham, ilham. Evet.
Getirdikleri kavramlar olarak.
Neşe getiriyor. Bu arada destansı aheng başka.
Şiir ahengi başka.
Erato var mesela. Elotik şiirin ahengi.
Yani her bir şey o kadar ince düşünülmüş ki.
Sadece böyle belli şeylerin aracısı olmuyorlar gibi düşünülmüş.
Genel başlık gibi değil. Detayına da inmiş.
Detaya da inmiş gerçekten. İşte destan şiirinin bu, öbürünün bu gibi yani.
Bütün ilham perileri buradan, musallar buradan çıkıyor.
Efendim güzellik tanrıçaları çıkıyor buradan.
Daha çok burada hafızanın yani kadim hafızanın, evrensel hafızanın, tanrısal hafızanın diyelim insana yansıyan tarafı çıkıyor.
Şimdi burası bence altı çizilesi bir yer.
Tanrısal hafızadan insana ilham çıkıyor.
Demek ki ilham, yaratıcılık o kadar bana etkileyici geliyor ki bu bütün herkes buna ne var evet falan diyebilir ama ee sonra.
Yani bence hikayeyi kurma yerinde bunu hafızaya bağlıyor olması.
Benim hoşuma giden şey. Anladın mı?
Tanrısal hafızadan Zeus insanlığa tanrısal hafızanın payı olarak ilhamı veriyor.
Ana bellekten aradan seçiyor, çıktı yapıyor.
Evet yani büyük kavram.
Big data'dan. Evet big data'dan.
Aynen big data'dan sana şey getiriyor yani.
Şimdi seni kullanacağın hale getiriyorum bunu diyor.
Evet. Hepsi böyle bak.
Algılayabileceğin hali getiriyor.
Metis. Evet. Metis. Bütün evrenin bilgisi.
Algılayabileceğin halini Athena sana verecek.
Temiz. Algılayabileceğin halini zaten mevsimlerde göreceksin.
Doğada göreceksin. Bütün her şeyde göreceksin.
Ondan sonra Minamosine hafıza.
Evrensel hafıza. Buradan sana ne vereceğim biliyor musun?
Gönlüne ilham. Senin gönlüne ilham vereceğim.
Güzel sanatların çoğu oradan çıkıyor zaten.
Tamamı. Değil mi? Tamamı.
Tamamı. Doğal olarak ne oluyor?
Aslında ilhamla iş yapan bütün herkes...
Evrensel hafızanın kendisindeki tezahürünü deneyimliyor demektir bu.
Çok güzel bir şey söyledin.
Yani oradaki bağlantıda benim hani altı çizilesi dediğim yer tam burası.
Şimdi sonra neye geliyoruz?
Demeter. Şimdi karnı acıkanlar.
Anladın mı? Demeter.
Nedir? Bizim için bereket.
tanrıçasıdır.
Toprağın bereketi, insanın bereketi, çoğalma falan filan, anaçlık.
Hepsini tarif ediyoruz.
Ve buradan daha sonra yeraltının tanrıçası olacak olan Kore doğuyor.
Persephone olmadan önce bakire ve saf anlamına gelen Kore doğacak.
Buradan da aslında biz Demeter'in zaten kendisinin Zeus'un dengi olarak, bakın önceki Metis Titan.
Temiz Titan. Minamosine Titan.
Yani Zeus'un öncesindekiler.
Daha da büyükleri.
Doğru. Demeter.
Evet. Demeter'e geldiğin zaman eş zamanlısın.
Doğal olarak Demeter zaten bir iş yapıyor olacak.
Demeter orada. 12 tanrının arasında.
Ama Temis yok, Metis yok, Minamosine yok.
Bunlar yok. Bunlardan biz payımızı aldık.
Onlardan o ikinin içine girecek olan sistem çıktı.
Veya burada çalışacak olanlar çıktı.
Demeter kendisi çalışmaya devam edecek ama bir tane kız çocuğu verecek.
Devam ediyoruz. Demeter'den sonra Persapone doğdu.
Sonra geldik Leto'ya.
Zeyus ve Leto. Leto, Leto'da 12 tanrının arasına girmeyeceği için ve yine kendisi de bir Titan olduğu için ne verecek buraya?
Apollo ve Artemis'i verecek.
Apollo ve Artemis'i verdiğinde o ikizleri doğuracak.
Zaten bu arada bak Leto'nun hikayesinde Hera var yine.
Yani aslında bir sıralama yok belli ki.
Hesiodos böyle anlatıyor ama.
Çünkü şeyde sonlandırıyor Hesiodos.
Hera'da bu diyor kutsal evliliktir.
Bu kutsal evlilikten sonra falan.
Burada sonlandırıyor.
Ama aslında küçük küçük sayısız bir sürü...
Hikaye tabii ki var. Şimdi Leto'dan Apollon ve Artemis çıkıyor.
Apollon ve Artemis başka bir case bence.
Asıl zaten yani Apollon bilginin, düzenli bilginin falan.
Kaynağı yedi özgür sanatın kaynağı.
İlham... Çıktı ama bunları işleme yöntemi sistemini Apollon verecek.
Artemis ses sırtını dayayacak ve birlikte hareket edecekler aslında.
Sonra Hera gelecek ve Hera artık kutsal evlilik dediğimiz yerdeyiz.
Kutsal evlilik olacak.
Hera'da tavus kuşu hikayesi zaten işin başlangıcında var.
Yaralı bir tavus kuşu gibi gözüküyor ona Zeus.
Zeus'un... Ama herkese de bir farklı görünüyor.
Tabii, hep bir kılık değiştirmesi var.
Niye kendi haline tanışsa beğenilmeyeceğini düşünüyor bu Zeus?
Ay bu nedir ya? Bu Zeus'u insan zannetmeniz beni öldürecek.
Aşağı inerken bir şeye dönüşmesi lazım.
Tabii ki tanrılar insanların karşısına geçerken evet bir şey dönüşecek zaten.
Bir perde arkasından muhakkak gözükecek.
Bunu konuşacağız. Ama tanrıların, tanrıçaların karşısına geçtiği zaman bir kılıfa girmesine aslında gerek yok.
Nosyon diyeceğim artık. Ben bu nosyon lafını sürekli kullanıyorum çünkü tanrı demek istemiyorum.
Kafa karışıyor diye. Kavram diyelim.
Evet kavram. Eril kavram bu.
Eril kavram. Dişil kavramı almak istediğinde, onunla birlikte olmak istediğinde dişil...
Hep kaçıyor. Yani bir gönüllü giden de görmedim.
Bir sıkıntı var. Bir sıkıntı var burada.
Anlatıda çok fazla var bu.
Kaçan kovalanır gibi. Baştaki titanlar olabilir.
Kaçan kovalanıyordur herhalde de bu kaçmak mı bilmiyorum.
Buna bayağı kaçıyor çünkü. Ciddi kaçıyorlar.
Oyun oynamıyorlar. Evet. Düşünsene yani bütün tanrılar biçim değiştiriyor.
Araya bir aracı koyuyor falan bir şey yapıyor.
Hani Zeus yoksa Zeus gerçekten şey değil bence yani hani göklerde boş zamanımda kartal gibi gezeyim de şu aşağıda acaba güzel bir hanım var mı yanına ineyip ineyip.
Ben öyle hayal ediyordum. Yanmış çok yanmış.
Kimse Zeus kadar bu kadar antipatik anlatılmıyor.
Niye antipatiksiniz mesela?
Adamın seçilmiş olması tamam mı?
Ve baba tanrı olması ve bu yüzden herkesin ondan pay almak istemesi ölümler hikayesini söylüyorum.
Ve artı tanrıçalarla birlikte olarak insanlığa yeni kavramlar vermek mecburiyetinde olması o tırnak içinde onun adını hovardaya çıkartmış yani.
Ama aslında baba tanrının işi bu yahu.
İnsanlara bakmak.
İnsanların içinde yaşayacağı düzeni kurmak.
İşi bu. Şimdi adam işini yapıyor diye.
Çocuk da. Yapmayın.
Yapmayın. O zaman bize yanlış anlatıldı.
Ya bu işte anlatılma değil de sanki bu okuyanın...
Kulaktan kulağı gibi bu.
Sanki bu kulaktan kulağı gibi.
Çünkü arada bir aracı olduğunda, direkt metinle muhatap olmadığında, direkt antik çağı bilmediğinde, o zaman onu okuyanın bilgisini aktarmış oluyoruz.
Sonra sen anlıyorsun anlayacağın kadarını.
Sonra bana anlatıyorsun, ben anlıyorum anlayacağım kadarını.
Böyle halaylarla biz başka bir yere doğru gidiyoruz.
Kulaktan kulağa başka bir şey çıkıyor. Evet, başka bir şey oluyor.
Bu arada ben antik çağ üzerine çalıştığım için ve...
Tanrı sistemleriyle çok ilgilendiğim için ölüm ve öte dünya üzerine doktora yazdığım ve bunlarla ilgilendiğim için de olabilir.
Meseleye daha yukarıdan bakmamız gerektiğini düşünüyorum artık.
Çünkü logosunu da üstüne çıktık diye geçen gün seninle konuştuk ya.
Onu da bir söyleyelim mi şimdi?
Mitos, epos, logos.
Evet yani bunu tabii bu eski...
Tarz eski akademisyen.
Ama bende çok güzel yerleşti. Eski bir yöntem ama insanın düşünme aşamalarını böyle tarif ediyorlar.
Mythos, epos ve logos diye akademisyenler.
Ve diyorlar ki mythos aslında hepsi söz demek bu arada.
Hepsinin ilk anlamı söz. Mythos insanın doğayla yaptığı sohbetin sonucunda ortaya çıkarttığı söz.
Yani ilk keşif süreci.
Epos. Bu süreci, keşfi çoğaltıp, genişletip, arttırıp içinde destansı bir şekilde yaşadığımız ve bunu artık yani bu sözler gelene giden yazılı geleneye geçtiği ve herkesin içinde
neşeyle, rahatlıkla bulunduğu bir...
Artık tamamen bu söz içselleştirilmiş, yaşanmış.
Logos da gene söz demek ama bu artık doğaya karşı bir söz diyelim.
Daha doğanın çıktısı olan bu anlatılara karşı bir söz.
Bunları sorgulayan, bunların karşısında yeni bir sav üretmeye çalışan söz.
İnsanın aklıyla devreye giren bir şey değil mi?
Muhakeme, yorum. Evet, sorgulama.
Sorgulamayla... Ve insanlık bu döngülere sürekli girip girip çıkıyor değil mi?
Metos, epos, logos döngüsüne girip girip çıkıyor.
Her bir anlatıda bu çıkacak yani çünkü.
Her bir anlatıda önce anlaşılacak, sonra kabul edilecek, sonra karşı gelinecek.
Anlaşılacak, kabul edilecek, karşı gelinecek.
Tez, antites, sentez.
Evet yani ama burada da şu anki düzende bence hepsinin üstüne çıktık yani.
Onu söyleyeyim. Logosunda logosunun da logosundayız.
Yani dünyanın bu devirde.
Evet yani düşündüğümüzü düşündüğümüzü düşünüp anlatıyoruz.
Evet. Yani katman katman katman katman bir de anlatamayacağım katmanlar var.
Bir de sezgilerimizi daha iyi kullanıyoruz bence.
Yani akletme.
Becerimiz çok artmış durumda.
Yani yeni doğan çocukların kapasiteleri bambaşka filan.
İnsanlık bir yere doğru gidiyor.
Hep harekete kimse mani olamaz.
Biz buradan geriye dönüp baktığımızda o ilkel diyelim tırnak içinde.
Mütos sürecindeki insanın daha henüz fizik üstü, füsis doğa demektir.
Fizik de doğa demektir aslında.
Füsis, metafüsis fizik üstü.
Tam metafizik dediğimiz şey.
Fiziğin üstünde henüz düşünemeyen, kendisinden ayrı bir yerde yaşayan bir tanrıyı tahayyül edemeyen bir insanın ortaya çıkarttığı anlatı doğal olarak çok daha somut, köşeli
ve belirgin oluyor. Ama aslında bizim şu anda çok çok çok çok ötesinde bir idrakımız var.
Şimdi bu idrakla gelip buraya baktığımızda aslında bu insanların...
Bana bir rüya gibi geliyor ya.
Tatlı bir rüya yani. Hani zaman yok, mekan yok, bunların vücutları bile yok.
Görünmek için bir şeye dönüşüyorlar falan.
Hani o öyleymiş.
Mişli geçmiş zaman.
Hani rüyada da öyle derken. Bir rivayet olur ki.
Evet rüyada da olur ya hani böyle.
İşte rüyamda şöyleymiş. Ama herkes ortak bir rüya görüyor.
Bunu hiç unutma. Herkes ortak bir rüya görüyor.
Yani ortak bir rüya. Büyüleyici kısmı orası.
Ortak bir rüya dediğin şey yatsınamaz bir gerçeğe dönüşür.
Evet. Herkesin. Ortak rüyası ise eğer.
Çünkü bu Zeus'un adı bile Sanskritçe'deki Zeus'dan geliyor.
Yani Zeus'dan geliyor.
Sonra Roma'da Jovis Pater.
Yani yardım eden babaya dönüşüyor.
Jupiter'e dönüşüyor.
Ve yani aslında mekansız da bir durumdan bahsediyoruz değil mi?
Bak Sanskritçe'den geliyor isim.
Nasıl yaptınız bunu sizce?
Siz bunları nasıl yaptınız arkadaşlar?
Düşünsene yani o yüzden bizim sınırlı zihnimizin aslında küçültmeye çalıştığı yine köşelere sıkıştırıp somutlaştırmaya çalıştığı bir sistem bu.
Hikaye olarak paketledik biz şimdi bunu.
İşte bu titanlarla ilişkileri, tanrıçalarla ilişkilerine geldik.
Her aile ilişkisi hieroskamos yani kutsal evlilik.
Kutsal evlilik olmasının sebebi de toplumun bu aile düzeninin devamına muhtaç olmasıdır.
Doğal olarak aslında bu toplumsal yaşayışında bir yansıması olarak.
Hera orada daimi olarak duracaktır ve Hera aslında bütün hikayelerin hareket ettiricisidir.
Yani nasıl Zeus bir yerde bir hareket yapıyorsa Hera da diğer tarafta bir hareket yaptığı için hikayeler, genişler büyür ve tamamlanır.
Bugünkü Yüksek bakışımızla okusak ne anlarız diye sormalıyız bir.
İki bu sistem oturduğunda yani kafamızdaki bu döngü ha bu bunu vermek için bu bunun içinmiş meğerse.
Ha Zeus aslında insanlığa aktarılacak olan bilginin aracısıymış meğerse.
Ve bu bilgiler de kadınlarda varmış yani dişil olan kavramlarda, tanrıçalarda, titanlarda.
varmış ve insanlığa bunun Zeus üzerinden saçılması gerekirmiş.
Çünkü eril olan saçtığı ve döllediği için bütün evrene bu bilgiyi dölleyecek olan aracı oluyor Zeus.
Ve kavramları da bu şekilde bütün dünyaya vermiş oldu.
Evet yani insanlığın içinde yaşadığı sisteme o kavramı adapte ediyor diyebilirsin.
Ben böyle okumayı tercih ediyorum.
Aldım kabul ettim.
Çok güzel. Hayırlı olsun.
Öncelikle hayırlı olsun.
Umarım. Ben bu bilgiyi aldım.
O şuba da gitti. Şahane.
Şimdi kavramları verdik dünyaya.
Bir sonraki bölümümüzde Zeus Part 2'de.
Evet. Zeus'un ilişkileri.
İlişkileri. Episode 2.
İnsanlarla olan ilişkileri.
Ölümlerle. Evet.
Ölümlerle olan ilişkilerinden bahsederiz.
Orada da bayağı konuşacak şey var doğrusu.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Spotify ve Apple Podcast da bizi takip edebilir.
Bildirimleri açarak ilk dinleyen siz olabilirsiniz
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
