
Göksemin Gökalp Özdemir(@goksemin) ile hayatında labirente sıkışmış hissettiği deneyim hakkında sohbet ediyoruz.
Uzun yıllar kanserle mücadele eden bir ebeveyn ile büyümek, sonrasında yine belirsizliğin yoğun olduğu girişimcilik sektöründe iş hayatına devam etmek…
Ariadne mitindeki gibi “Belki de kaybettiklerimiz kazandıklarımızdır.”
Transkript
İlk bölüme gidiyoruz senle çektiğimiz kayda.
Orada girişimcilikten bahsediyorsun ve onların da aslında belirsiz bir süreci var.
Onlarla çalışman da aslında çok tesadüf olmayabilir.
Sana ilginç gelen konu belirsizlikle devam eden insanların olması.
Ya ben şu an baya terifi değil teşekkür ediyorum.
Ücretin nereye?
Ya hiç düşünmediğim yerlerden geldi ya.
Şu an çok hoşuma gitti.
Yok çok hakkısın.
Evet o da insanlar...
Oha çok iyi şu an bir saniye.
Yani insanların belirsizliklerini çözmekten çok keyif alıyorum.
Çok iyi ya.
Ben bundan para kazanıyorum müthiş bir insanım ve şu an evet ya sen müthiş bir insanısın pardon.
Sen müthiş bir insanısın ve olayı çözdün yani.
Ariadne'nin ipine hoş geldiniz. Ben Mukadder.
Geçtiğimiz bölümde bizimle olan Göksemin Gökalp Özdemir'le beraberiz.
İkinci kısmında programın tüm konuklarıma sorduğum soruyla devam edeceğiz.
Ariadne mitingdeki gibi kendini çıkışsız bir labirintte hissettiğin deneyimin neydi?
Aslında çok var o deneyimlerden.
Tabii dışarıdan bakınca ya da Instagram'dan bakınca kimse kimsenin ne yaşadığını bilmiyor ya şu zamanda.
Normalde çok paylaştığım şeyler de değil.
Aslında çok şey var ama belki yani özellikle çok uzun bir dönem annemin rahatsızlığıyla alakalı dönemimiz oldu.
Şu an hayatta iyi ama bir sanırım hayatımız 7-8 senesi benim 15 yaş itibariyle kanserle geçirdik ve 10 yıl arayla tekrardan oldu.
Çok hayatımızın ortası da bir konuydu yani.
Herhalde benim ilk en büyük yaşadığım travma kelimesi bilemiyorum.
Ne kelime adlandırayım ama...
Zorlayıcı bir deneyim.
İçinden çıkamadığım deneyim ve ilk karşılaştığım ne oluyor ya?
Mutlu bir çocukluğum var ondan öncesi falan.
Böyle duvara...
Tosladığın.
O dosladığım dönem sanırım o olabilir diye düşünüyorum.
Başka da var.
Bu arada iki çocuğumu doğurdum da büyük bir...
Böyle ölümden döndük ikimiz de.
Bebekle.
Doğum sırasında.
Evet çok büyük bir şey yaşadık.
Ondan sonra ciddi bir postpartum depresyona girdim ama çok şey bir seviyede.
Öyle şeyler var.
Çok şey yaşadık.
Babamın uçağı kaçırıldı falan.
Bana bir dokunsan var.
O kadar hikaye var ki.
Ama yani herhalde tabii en beni yaşım itibariyle tam böyle ergenlik zamanı böyle bir şeyle karşılaşmak en çok oydu muhtemelen.
Sen kaç yaşındaydın?
Ben 14-15 yaşındaydım o zaman.
Tam gerçekten ergenliğin en orta yeri ve ölüm ve belirsizlik gibi konularla baş başa kalıyorsun aslında.
Bir de hani doktorun ağzından hani çok ömür veremiyoruz da iki kez duymuş biriyim.
Hani ben çok merak edinme bile girmek istiyordum doktorun yanına.
Hani bunu da birinci ağızdan duyunca hepten o belirsizlik ve ne olacak ne bitecek.
Bir de bunun yıllarca sürmesi falan insanı biraz yapabiliyor yani.
Annene bakım veren konumunda olman gereken şeyler oluyor muydu?
Yani şöyle babam benim çok güçlü bir karakterdi.
Benim gözümde çocukluğumdan beri.
Hem çok sevgi de vermiştir asker.
hani çok sevgi vermiştir.
Çok güçlüdür ama tabii o dönemde babam
bayağı bir sarsıldı. Bir o kadar
da duygusal. O dönemde tabii
bu da beni çok hani etkilemişti.
Ama sonra biz çok ayrıca kenetlendik
tabii birbirimize. Öyle bir dönem geçirdik.
Bende de birazcık şey rolü oldu. Böyle
herkesi güldüren, mutlu
eden. Hani öyle bir kimlik geliştirdim
kendime. İyi ki de yaptım
bu arada. Yani onu böyle bir şey olarak anlatmıyorum şu anda.
Genelde de böyle zaten herhangi
bir olay karşısında bazen böyle salak
salak şeylere üzülüp hani böyle
anksiyetlik hareketler yapabiliyorum.
Ama olay çok büyüdüğünde
bir anda bana bir şey geliyor böyle.
Hani çözeceğiz falan.
Ya da bazen şey diyorum. Belki de bunlar yapabildiğim
için geliyor başımıza. Bazen o şeyler
düşünüyorum. Tabii bunlar çok bilimsel ve
gerçekçi bir yaklaşım değil ama. İnsan
kendine böyle bir neden bulmaya
çalışıyor. Onu bir mantığa oturtmaya çalışıyor ya.
Yani bu neden geldi
başımadan ziyade ben bu durumda ne yapabilirim
demek. Belki daha
işe yarayan bir soru olabilir.
En çok benim terapistimle konuştuğum konulardan biri oydu.
Yani ben bir dertle giderim.
Neden beni buluyor bunlar derim.
O da bu soru doğru mu acaba?
Önce soruyu bir incelesek der.
Yani nedenden ziyade hani ne oluyor ve ne yapabilirime bakmak belki daha iyi olabilir.
Evet yani o zaman böyle zamanlarda beni en çok yoran şey onu fark ettim.
Belirsizlik.
Evet.
O çok yorucu bir şey ya.
Evet.
Yani ne yaparsan konu sadece hastalık değil yani hayatta bir düşün yani gerçekten bazen bunu düşünüyorum.
Beni en çok yaran şey bir şeyin belirsiz olması.
İşin şey yanı da yani o belirsizliği de değiştiremiyorsun.
Kimsenin böyle bir sihiri değil.
İstediğin kadar sabaha kadar meditasyon yap yani.
Evet.
O başka bir şey için o araçlar aslında.
Yine o belirsizliği değiştirmek için değil.
O belirsizlik belirsizlik yani.
Belki içinde kalmak için.
O labirent yine labirent.
O labirent oradan bir kabullen yani.
Aynen.
Belki de hani o yolda o labirenti yani o içinde bulunduğun o problemi, sıkıntıyı
kabullendikçe ve önüne
baktıkça o anki
daha böyle peyderpey ilerledikçe
daha küçük lokmalarla ilerledikçe
hayatında belki. Benim için öyle
oldu yani açıkçası. Senin çıkış
yollarından birisi. Çıkış yolların mesela
benim için tabii ki ailemin
bizim birbirimize çok keretlenmemiz çok kıymetliydi.
Orada. Yani çok ayrı
bir şey geliştirdik o dönemde.
O benim için çok önemliydi. Bir de kız
kardeşim var. Evet kız kardeşim var.
O Amerika'da yaşıyor. Çok uzun zamandır ayrıyız.
Yıldır ilk kez görüşüyoruz. Orada doktor çok tatlı. Benden daha hanım, daha akıllı.
Allah Allah. Bir kız seni de hanım halinde gördük ama.
O daha yani mükemmel böyle doğdu, büyüdü aşırı mükemmel böyle. Benim gözüm de öyle yani diyeyim.
Peki bu süreçte abla olarak muhtemelen kardeşine destek sen oluyordun, destek veren.
İlk kanserde o çok ufaktı. Tabii o hiçbir şeye katılamayacak. Çok ufak olduğu için.
Ben 9 yaş büyüğüm ondan.
Ama ikincide hatta çok komik böyle
öyle bir an geldi ki kimse sonuçları
gidip almak istemiyor. Annem yine bir şey yaşadı.
Başka yere attı bu sefer rahatsızlığı.
Çok büyük bir ameliyat geçirdi. Hatta ameliyattan çıkamayabilirler
dediler. 14-15 saat sürdü falan.
Ya da felç kalabilir dendi falan. Öyle bir dönemden
sonra yani bir türlü babam
kimse almıyor sonuçları almaya gitmiyor.
Çok stresli.
Ben gidiyorum. Sonra baktığım zaman kardeşime döndüm.
O da artık büyümüştü yani. Sen de geliyorsun bu sefer
dedim ben yalnız gitmiyorum.
Ondan sonra
sonra o da da yine çok kötü bir haber aldık falan.
Yine bir sürece girdik. Böyle güderek anlatıyorum ama
öyle bir şeydi yani.
Benim için oldukça zor bir dönemdi.
Ailenin birliği,
beraberliği orada çok değerli aslında.
Kendini yalnız hissetmemek.
O yükü tek başına.
Yani herkes böyle çok yanındaymış gibi oluyor böyle dönemlerde
aslında ama olmuyor ya. Onu yaşamayan
o sırada o empatiyi seninle kuramıyor. Bir de bizim
tüp toplumunda diyeyim.
Bir şeyimiz var ya hani böyle birisi hasta
olduğunda bir ararken bile bazen diyoruz ki
ne demeliyim? Ay vah vah vah
falan böyle işte bazen akrabalarımızın
arayıp mesela annemi arayıp böyle aşırı
ay canım ay
ama böyle aramayın ya kimseyi. Biri hastaysa
yani yanındayız de bir şey
ihtiyacı olsa buradayım değil mi? Bir kap yemek
yap götür. Yani böyle ağlıyoruz falan.
Hani o kısım beni çok yormuştu
o zaman. Dramatize evet. Dramatize ya
zaten çok yani ilaç bir andayız.
Evet. Ben ondan daha yoruldum
yani aslında biliyor musun? Değil mi?
Şeydense kendi içimizde bir şekilde
çözüyoruz ama dış etkenler
çok yordu. Evet.
Hem bir birisizlik var hem o diş etkenler
hastaneden akraba kovdum yani.
Doğrudur. Yani insanlar kendi
şovunu da yapıyor. Kendi duygusal
mastürbasyonunu da yapıyor.
Kimi zaman belki
kendi içinden çıkamadığı bir şeyi size yansıtıyor.
Bir de öyle bir şey var ama kültürel de bir şey.
Bazen sonra da kızmıyorum.
Çünkü kültürel diyorum. Öyle bir aşırı
işte bak falan diye
öyle yaptığında daha ilgiliymiş gibi
gözüktüğünü zannediyor karşı taraf.
Evet. Yani evet.
Sevdiğinizin başına hiç alak gelmez ama böyle bir şey olduğunda sakın yani.
Onun kadar abartmayın yani siz bir sakin ya.
İnsanların ona ihtiyacı var o sırada çünkü.
Evet evet yani orada desteğe ihtiyacın var mı diye sormak bile yeterli aslında.
Aynen öyle yani.
Peki sonrasında nasıl ilerledi süreç?
Yani sen orada uzun bir süreden bahsediyorsun.
Çok uzun bir süre ben polyanlaydım yani aslında.
Böyle zamanlarda bana güç, cesaret ve polyanlacılık geliyor.
Aslında çok iyi bir şey değil ama o anları yönetmek adına benim için güzel oluyor.
Aslında gelişmekte olan bir beyin var orada.
Senin beynin hala gelişmekte ve ergenliktesin.
Tabii ki.
Yani birazcık da erken bazı anlamlarda da işte ileride oluyor kafa.
Yani şöyle oluyor.
Mesela üniversitede bir arkadaşım sonrasında bana işte erkek arkadaşının ayrıldığını anlatıyor ya.
Ben böyle dinleyemiyordum.
Eee falan.
Kimse ölmemiş.
Hani yenisini bulursun.
O kadar çok iğrenç bir insana dönüştüm sonra.
Ama yani şeylisin.
Yani şununla bir gerçek ya.
Çünkü herkesin derdi kendine.
Evet.
Tırnağın kırılıp çok üzülebilirsin.
Çünkü çok emek vermişsindir onu uzatmak için aylarca bir şey olmayan.
Yani çok üzülmüş olabilirsin.
Yani o üzüntü kıyaslanmayacak bir şey.
Bunu ben tabii yıllar içerisinde fark ettim ve öğrendim.
Bir de benim o dönemlerde hep kendimi çok işe verdim.
Yani bir şeye odaklanmak böyle ki ben odaklanma sorunu yaşayan bir insanım.
O fokus diyorlar ya böyle hyper focus, hiper odaklanma şeyini yaşadım o dönem.
Ve kariyerimin en iyi yılları.
Yani kurumsal taraftaki en yükseldiğim bir şeyleri.
Hani başarmak kelimesi tartışılır başarını ama
Ama hani böyle kendimce bir genişlediğim diyeyim kendi yaptığım işlere bakınca.
Başarıdan sonra ben böyle genişleme lafını seviyorum yani.
Daha tatlı.
Daha böyle genişlediğim ettiğim dönem o zaman oldu.
Bir yandan da o vardı yani.
Çok güzel.
Peki sonrasında senin hayatını nasıl etkilediğini düşünüyorsun bu deneyimin?
Yani 14-15 yaşında böyle bir şeye giriyorsun.
24-25 yaşında belki 10 sene süren bir süreç bu.
Ve belirsizlikle mücadele ettiğini duyuyorum anlattıklarından.
Ve sonra o belirsizlikten yavaş yavaş çıktığında, annenin sonuçları iyi geldiğinde ve hayat normal seyrine döndükten sonra senin oradan kalan alışkanlıkların var mı?
Yani şöyle oluyor tabii ben daha böyle işte kontrol etmeyi seven bir tiptim yani.
Böyle her şeyi kontrol ederdim.
Ne bileyim bir tatile bir de gideceğim.
Ya manyak diyorum şimdi kendime.
İşte karakter ama yani ilkokulda da böyleydim.
Bir tatile gideceğim.
Sabah yediden akşam ona kadar her şeyin planlı olması gerekiyordu.
Öyle değilse mesela anksiyete oluyordum yani.
Ne kadar garip ne nereden geldiğini bilmiyorum.
Psikologlar varsa da benimle görüşmek isteyen yazabilir.
Kesin bir temeli var bunun da.
Hiç terapi aldın mı?
Üzerine gitmedim.
Böyle bazı konularda aldım.
Mesela bunu hiç konuşmadık.
Aslında kadar gündem olmadı.
Bunu ben sonra yıllar içerisinde kendim şey yaptım.
Yani şöyle oldu.
Şu anda ne yapıyorum mesela?
İki çocuktan sonra bence anksiyetim azaldı.
Yani zamanım yok anksiyeteye çünkü.
Hayır çocuk dediğin zaten.
Kendim bakıyorum böyle bakıcım saldırıyor koyu anda da.
Hani zamanım yok aksiyeti bilmiyorum.
Onunla mı alakalı ama.
Yok yani yaşla da alakalı bir şey.
Bence zamanla birazcık şeyi ayırt edebiliyorum şu anda diyeyim.
Şimdi sessiz düşünüyorum.
Sen bu soruyu sorduğun için ben de kendime de bence şu an bir terapi seansı geçiriyorum sanırım.
Şeyi fark ettim yani kontrol edebildiğim şeyler var.
Edemediğim şeyler var.
Bence mesele birazcık bunu ayırt edebilmek.
Bir de insanoğlu en başta işte ben kendimden örnek yani.
Bir şey başlarken böyle bir bütünü görmek istiyorsun.
İşte hastalık mı başladı ne olacak?
Yani o sona odaklandığında kafayı yiyorsun ya.
Sabahları olmuyor, günler geçmiyor.
Ama sonra fark ettim ki her şey böyle.
Yani o tatilde mesela.
Çünkü sonunu, çünkü ben sonunu mükemmel bir tatil olsun istiyorum yani.
Planlamam lazım.
Planlarsam mükemmel olur.
Halbuki şu an şeyi görüyorum.
Özellikle şimdi 42 yaşındayım.
2,5 yıldır oradayız.
Daha sakin bir hayatımız var falan.
Ben burada aşırı sosyal ve süper etkinlikler falan öyle bir tiptim.
Biraz daha sakin, daha kendimi tanıdığım ve döndüğüm, kendime döndüğüm bir dönemi geçiriyorum şu anda.
Yani şunu öğrendim, bu kasımı geliştirdim diyeyim.
Yani bir şey anında hani böyle anda kalmak gibi konuşmak istemiyorum da ama şey yani o anı akışa bırakabilmek gerçekten de.
Hani bu kadar manyak gibi planladığında gerçekten iyi olmuyor zaten hiçbir şey.
Evet.
Yani o girişimcikte de diyorum yani konu oraya gelecek ama yani bir şey böyle manyak gibi planladığında olmuyor kardeşim ya.
O bir hani şey muhabbeti var ya bir nehire bile ikinci kez girdiğinde aynı nehir değil o.
Akıyor gidiyor her şey akıyor gidiyor yani.
O yüzden onu fark ettiğim an daha o anda sakin kalabilmek.
işte daha o anı yaşayabilmek
bunları son yıllarda biraz
hep üzülüyorum. Keşke gençliğimde de böyle
olsaydım diye. Ama sonra şey diyorum
ne güzel şu an böyleyim.
Ben burada yaşımdan çok mutluyum. Bu arada
şunu da fark ettim. Bu yaşlar iyi geldi bana
yani bu anlamda da. Bana da. Bana da.
Hayatım en güzel yaşında olduğumu
kesinlikle. Çok mutlu oldum.
Kırkı çok sevdim
ben de. Bence aynı kafalardayız.
Kırkları bekleriz
programımıza. Şeyi söyleyeceğim.
aslında o kadar çok her şeyi
kontrol etme çaban belki de
çok belirsiz bir süreç vardı ya annenle
ilgili. Diğer şeyleri kontrol edersem
o belirsizliğe tahammül edebilirim
gibi bir noktadan da gelmiş olabilir.
Bence direkt o nokta.
Tamam terapiye gerek kalmadı. Çözdük olayı.
Çözdük ya tamam sakin.
Çözdük olayı.
Her şey belirsizken sen birçok şeyi belirli yaparsan
benim şimdi hayatımın bakıcı çok belirsiz.
Çocukluğumda ben 8-9 farklı şehirde büyüdüm.
Hep yeni okula gittim. 2-3 yılda bir
hep yeni kızdım okuldaki. Belirsizliğin
şeyim ya. Ben kitaptaki
sözlükle karşılığıyım. Hayatım belirsizliklerle
doluydu. Mesela benim de konfor alanım belki
belirsizlikler şu anda. Olabilir.
Mesela çok daha rahat gittim, taşındım.
Tabii ki bir sürü soru işareti vardı ama
herkes nasıl gitti anlatamıyorum.
Hep şey diyorum birazcık. Ben
kendimi pek bir yere ait hissetmiyorum.
Ama dediğim gibi o hayatımın gelişinden
babam işte basgerde. Oradan oraya taşındık falan.
Yurt dışında yaşadım çocukluğumun
bir kısmını zaten. Orada bir
deneyimim var falan. O bir yolculuk
hep şey diyorum hatta bir yere
ait hissetmiyorum. En son şeyi fark ettim.
Ben kendime aitim. Çok güzel.
Bunu fark etmek. Nerede ol? Bugün oradayım ki
buraya da geri dönelim. Önemli değil.
Ben kendime aitim. O sırada ne bana iyi gelecekse
ve aileme tabii ki tek başıma
karar vermiyorum. Ona göre karar veriyorum ama
o belirsizlikler her zaman var. Biraz onunla
barıştım. Yani çocuklar da aslında
iyi bir fayda sağlıyor bence
o anda kalmaya ve belirsizlikle
bir arada olmaya. Çünkü çocuk
dediğim belirsiz bir şey. Yani kızların
babası şey diyordu mesela
bu akşam sence kaka yaparlar mı?
Bilmiyorum.
Bunu bilemem.
Sence gazı çıkar mı bu akşam?
Uyur mu?
Bilemem.
Mesela 14 aylık ya.
Yeni yürümeye başladı yani bir ay önce falan.
Herkes diyor ki yürümeye başladı mı?
Herkes.
Kiminle konuşsam?
Bilmiyorum.
Bilmiyorum ne zaman yürüyecek?
Ne zaman yürüyecek?
Ne zaman?
Bilmiyorum.
Yani hiçbir şey bilmiyorum yani.
Yani bir de şunu fark ediyorum kızlarla yine.
beraber oyun oynarken
bir anda aklıma ertesi gün bir yere gideceğimiz
geliyor. Onlara o planı söyleyecek
gibi oluyorum. Diyor ki çocuk şu an
anda ya. Yarınki planı niye söylüyorsun?
Çocuğa zaten onu öğrendik bence. Çocuğa plan
söylenmez. Pazartesiden
hele cumartesi asla söylenmez.
Cumartesi kadar burnuna getirir yani.
Evet. Bitmiyor. O yüzden çocuk
anda yaşıyor işte. Niye söylüyorsun sonranın
planını? Çocuğun kafasına
girmek de benim çok işime yaramıştı.
Sonrayı planlamamakla ilgili.
Müthiş bir örnek verdin.
Ben de onu seviyorum.
Onların o anlarda kalması ve o anlarda heyecanlanması.
Ayrı bir konu ama yani böyle onunla beraber bir şeye heyecanlanmak, o anda kalmak.
Çok kaos bir hayatım var tabii şu an iki çocukla böyle koşturuyorum ediyorum ama günün sonunda dediğin gibi çünkü akışta olmak zorunda kalıyorsun.
Bu şey değil yani kitap okuyayım işte meditasyon yapayım.
Ben de çok uğraşıyorum bu konuları seviyorum hani böyle okuyorum bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Çok inanıyorum çünkü anda da kalmak çok önemli.
Ama günün sonunda da yani böyle onu da planlayıp yaptığında bazen olmuyor.
Ama o çocuk onu sana zorla öğretiyor.
Evet.
Geçen gün yani bir yere katıldım.
İşte yine bir yayın bir şey vardı.
Şu anda da öyle yani.
Çocuk bir yandan işte akşama işte bu gece 3-4 saat falan uyudum.
Bu da bir planda yoktu mesela.
Evet.
E şimdi eskiden olsa ay uyuyamadım falan ağlamıyorum artık.
Evet uyuyamadım.
Sırada ne var?
Evet.
Hani bak işte kalmak zorundasın.
Çok güzel söyledin o yüzden.
Kesinlikle bana da çok şey öğrettiler.
Çocuklu hayat.
40 yaşına gelmiş olmak.
Mükemmel.
40 olmayan var.
Müthiş ya.
Evet.
Çok mutluyum.
Yani bu yaşlar güzel yaşlar gerçekten.
Eğer daha küçükseniz korkmayın.
Bekleriz 40'lara.
Çok mutluyum yani.
Şimdi bu bahsettiğin şey belirsizlikle ilgili olan konuya baktığımız zamanda da
aslında bu ilk bölüme gidiyoruz senle çektiğimiz kayda.
Orada girişimcilikten bahsediyorsun ve onların da aslında belirsiz bir süreci var.
Onlarla çalışman da aslında çok tesadüf olmayabilir.
sana ilginç gelen konu
belirsizlikle devam eden insanların olması.
Ben şu an baya terifi değil.
Teşekkür ediyorum. Ücretin nereye?
Ödeyeceğim.
Hiç düşünmediğim yerlerden geldi ya. Şu an çok hoşuma gitti.
Yok çok hakkısın. Evet o da
insanlar. Çok iyi şu an. Bir saniye.
Yani insanların belirsizliklerini çözmek
ben çok keyif alıyorum. Çok iyi ya.
Ben bundan para kazanıyorum.
Müthiş bir insanım ve şu an
evet ya sen müthiş bir insansın.
Pardon. Sen müthiş bir insansın ve olayı
çözdün yani. Evet belirsizlikler
şöyle yani iş hayatında işte
girişimciyle gerçekten öyle bir şey. Yani
günün sonunda hani bu sürüngen beynimiz var ya
zaten birçok alanda şimdi bu kadar psikolog ve
önemli hani bu alanda çalışan insanlar da
izlerken benim adime değil konuşmak ama seviyorum
hani beyninle alakalı. Hatta hep şey
diyorum yani girişimcilere böyle pazarlama
işte iş falan işletme
bu konuları çalışmadan önce insan
beynini okuyun. Bir insan nasıl karar veriyor, beyin
nasıl çalışıyor. Bence yani
pazarlamayla ilgili bir şey yapmak istiyorsanız
ilk buradan başlayın. Hiç yani kitap
benim kitabımı bile okumayın yani. Oradan başlayın
önce konuya. Onu seviyorum çünkü gerçekten
şimdi baktığında mesela o sürüngen beyin var ya
hani ilk ilkel beynimiz aslında. Farklı
beyinlerimiz de var ama ilkel beyin. O hala
mağara döneminde yaşıyor. Hani o aslan geliyor
kaç olan kısım. Ve o hala
karar veren kısım o beynimizin
orası işin ilginç yanı.
Ve belirsizliklerden
hoşlanmıyor. Yani
ne oluyor? Çünkü işte mesela
Vaha'dasın ya da ne bileyim Afrika'nın
böyle. Savanalarda. Aynen
savanasında böyle. Bir hışırtı
duyuyor şey demiyor. Ben şunu bir plan yapayım
ya. Acaba bu hışırtı ne o falan demiyor ya.
Kaçıyor yani. Ve hala
beynimiz onu unutmuyor. Hani kaçma bir
belirsizlik var. Ben kaçayım en iyisi.
Belki de yani o kaçma. Şimdi ben de sesi
düşünüyorum seninle sohbet ederken. Yani
o kaçma dediğimiz şey işte belki anksiyatik
bir şey. Yanlış mı yapıyorum?
Bu işlere girdim ama sabah uyanıyorsun.
Ben bu işlere girdim. Bu kadar inanmıştım.
Herkes çok iyi gidiyorsun diyor ama ben kaçayım
ya. Çünkü belirsizlik var ya. Onu
Bunu anlarsan aslında o belirsizlikle barıştığında ve zaten belirsizlik yani olacak olmaması acayip yani.
Bununla barıştığında bence o güzel oluyor yani.
Çünkü beyin şeyi de seviyor yani bir şey yapıp böyle hani şey deniyor yani progress principle deniyor.
İlerleme ilkesi.
Yani beyin öyle çalışıyor aslında böyle bir şey bir adım yaptığında çok seviyor.
Devamını getirebiliyor.
Yani bir resme bütün bakmak değil de aslında böyle kulağa şey gibi geliyor.
Aslında keşke resme bütün bakalım arkadaşlar falan.
Bütün bakma yani.
Tabii ki bir vizyonun olacak, bir hedefin olacak, bir derdi çözüyorsun, bir yere koyacaksın onu ama
yolda giderken böyle adım adım gitmek, en azından kendi işini yapıyorken böyle, o çok daha keyifli oluyor.
Sen de öyleyim dedin mesela hani.
Evet evet.
Çıkıyorsun yola ve tık tık tık tık yolda görüyorsun.
Evet evet yani ilk yürüyen bir bebek gibi.
Yani ilk adımını attıktan sonra diğer adımları atmayı dener ya buna da benziyor.
Hiçbir farkı yok anlattım.
Yani işte o korkuyu aşmak, cesaretle ilerleyebilmek,
baktığın zaman o sürece dahil
edebilmek kendini ve bırakmak sürece.
Kesinlikle. Bunların hepsi aslında
senin de çıkış yollarından birisi olmuş.
Kesinlikle. Ama iki tane çok iyi şey çözdük ya.
20 dakikada. Anlıyorum ya. Gerçekten
teşekkür ederim sana. Hayatta böyle bir şey yaşamadım.
Şu anda ne diyeceğimi bilmiyorum. Falcı gibi hissettim
kendimi. Gerçekten şu an
gözüm doldu yavrum. Yani şu an
değişik şeyler yaşıyorum. Teşekkür ediyorum.
Çıkışta daha uzun konuşuruz. Çok tatlısın ya.
Çok teşekkür ederim. Gerçekten gelmişim valla ya.
Evet iyi ki geldin. Tekrar görüşmek üzere.
Teşekkür ediyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
