
S2B28: Aşkın Labirentleri | Klinik Psk Özden Bayraktar
29 Temmuz 2026 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
🎙️Ariadne’nin İpi podcastte geçen hafta da konuğumuz olan Klinik Psikolog Özden Bayraktar Anibali ile sohbetimize devam ediyoruz.
🧶Özden Hanım için hayatında kendini labirente sıkışmış gibi hissettiği deneyimi neydi ve oradan çıkış için hangi ipucunu bulmuştu.
🏹Aşık olmanın dönüştürücü hikayesini dinliyoruz.
Daha önce ikili ilişkiler hakkında sohbet ettiğimiz Psikiyatrist Bahar Tezcan’ın bölümünü de tavsiye ediyoruz.
Bölümde bahsi geçen kitaplar:
• Duygusal Oyunlar: Duygusal Manipülasyonları Anlamak ve Yönetmek - Dr Bahar Tezcan
• Umudun Rengi Mavi - Klinik Psk Özden Bayraktar Anibali
Transkript
Bütün duygusal manipülasyonları yapmış Bahar Tezcan'ın bu bir kitabı var, Duygusal Oyunlar diye.
Onu okurken de aklıma sık sık sen geldin.
Dedim ki yani bu manipülasyonların hepsi geçmiş Özden'in başında.
Maalesef öyle oldu. Ama insan içindeyken gerçekten göremeyebiliyor.
Evet, evet. Onları evet, aynen öyle Mukaddercığım.
Yaşadım, yaşadım, yaşadım, yaşadım.
Sonra onlar birikti zaten.
Ve hani çok da net bir noktaya geldim.
Ama maalesef şöyle bir şey var.
Yani biraz psikosomatik bir noktaya da evrildi.
Aslında burada onu da göstermek belki iyi oldu okura.
Yani evet bir takım şeyleri yaşarken göremiyoruz ama bunlar bedenimizde birikiyor.
Ve sonunda da Allah korusun kötü şeylere bile kötü yani deneyimlere bile kişiyi götürebiliyor.
Ariadne'nin ipine hoş geldiniz.
Ben Mukadder. Bugün konuğum bir önceki bölümde de bizimle olan klinik psikolog Özlem Bayraktar Anibali.
Tekrar hoş geldin. Hoş bulduk.
Bu bölümde Ariadne metinden ilhamla.
Kendini labirente sıkışmış hissettiğin, çıkışsız hissettiğin deneyimin neydi?
İlk başta onunla başlayacağız.
Tamam. Kitabında da zaten bahsediyorsun ama burada dinleyicilerin de dinlemesini isterim.
Evet, çok teşekkürler. Şimdi evet kitabım...
Şöyle enteresan oldu.
Çok şeffaf bir şekilde kendimi açtığım bir eser oldu.
Ve çok da memnunum yani.
Hani hiçbir zaman ay keşke yazmasaydım bunları demedim.
Hakikaten çok yani zorlandığım bir dönemde bir ilişkimden bahsediyorum.
Gerçekten yaşadığım bir ilişki.
Ve burada işte yeni gelmiş olmanın yani Londra'ya yeni taşınmış olmamın, göçmen olmamın, yetkin bir psikolog olmaya çalışmanın zorluklarını yaşarken bir de bir partner rolü yani bir roman...
Antik ilişkide bir rol olarak yaşadığım sıkıntılar.
Bu üç durumun bir araya gelerek zorlanmamanın hikayesi.
Fakat oradaki aşk hikayesinde çok büyük bir zorlanma yaşıyorum.
Onu açtım kendime orada.
Öyle aktı. Öyle de akınca dedim ki böyle olması gerekiyormuş demek ki.
Yine kitaptan bahsedeyim.
Umudun Rengi Mavi kitabında danışan hikayelerine yer veriyorsun.
Ama aralarda kendi deneyiminden de bahsediyorsun.
Seansdan çıktım şöyle hissettim.
Bunu hissettim. Ya da işte erkek arkadaşımla şunu yaşadım, bunu yaşadım gibi kendi hikayenden de bahsediyorsun.
Diğerlerin hikayesi akarken seni de görüyoruz.
Bu tipik gördüğümüz terapi kitapları gibi değil.
O çok hoşuma gitti benim.
Onu çıkış yolu olarak neleri kullandığında konuşacağız zaten.
Ama bu ilişkide neler olmuştu?
Seni zorlayan neydi ki?
Bazen insan kendi uzmanlık alanı olmasına rağmen kör olabiliyor bazı konulara.
Bunu sen bile yaşadıysan uzman bir psikolog olarak birçok insan gayet rahat kapılabilir ve ipin ucunu kaçırabilir.
Ve kendini gerçekten çıkışsız yerlerde hissedebilir.
Bir anlat bakalım bize neler oldu.
Tabii ki. Şimdi bir kere bence her şeyi değiştiren şey aşık olmam oldu.
Şimdi aşık olunca ne oluyor?
Hormonlarımız devreye giriyor.
Bakışımız farklı. Hani körlük hali oluşuyor orada aslında.
Dolayısıyla da evet yani objektif olarak ne kendimi görebiliyorum ne karşı tarafa objektif bakabiliyorum.
Ona atfettiğim yani belki işte olmasını istediğim bir ideal kişiyi yaratarak ona böyle bir yüceltmeyi de oraya koyarak böyle bir işte hakikaten bir körlük
aslında yaşadığından şey.
Karanlıkta yolunu bulmaya çalışmak gibi.
Benim de aslında biraz hikayem öyle oldu.
Yani çok yetkin bir kişi.
alandan uzman bir kişi.
Ve o yetkinliğin getirdiği bir hayranlık oluştu bende kendisinden karşı.
Bir de işte aşık da olunca bu birleşip böyle bir aslında kar topu gibi yuvarlanarak büyüdü.
Oradaki zorlanmalarım dediğim gibi yani yeni bir yerde olmamın getirdiği bir şey.
Aynı zamanda mesleğimde iyi olmak istememin getirdiği bir zorlanmam ve böyle bir motivasyonumun olması vesaire derken.
Sen bir yandan doktora yapmayı istiyorsun.
İstiyorum. Ama karşındaki taraf o da seninle meslektaşın.
Yapamazsın diyor. Altyapısı da yok söylediği şeyin.
Çok iyi eğitim almışsın.
Londra'ya gitmişsin. Çok güzel çalışıyorsun.
Sen yapamazsın diyor yani.
Evet. Yani sen yapamazsın diyor orada benim hani hayır ben yapabilirim diyebilmem lazım.
Sonunda tabii ki yaptım ama hani o anın içinde o ilişkinin içinde dediğin gibi yani bu hani pek çok okuyan arkadaşım bana hani danışanlar dedi.
Ya Özden işte gördüm ki.
Terzi kendisi dikemiyormuş.
Evet ve orada da mesela hemen yardım aldığımı da yazdım.
Yani ben de bir terapist olarak tabii ki benim de işte kör noktalarım, gölge yanlarım, yetersizliklerim, zayıf noktalarım var.
Ve bunları güçlendirmek için bir yardım aldığımı başka terapiste giderek kendi iç görümü özellikle ve farkındalığımı arttırmaya çalıştığımı yazdım.
Bu da bence çok önemli oldu.
Çok önemli. O çıkış iplerinden biri zaten.
Evet. Ama şimdi başta senin orada bir küçük şümsüyor yapamazsın diyerek.
Sonra gitgide görmezden gelmeye başlıyor.
Bütün duygusal manipülasyonları yapmış.
Bahar Tezcan'ın bu bir kitabı var duygusal oyunlar diye.
Onu okurken de aklıma sık sık sen geldin.
Dedim ki yani bu manipülasyonların hepsi geçmiş Özden'in başında.
Maalesef öyle oldu. Ama insan içindeyken gerçekten göremeyebiliyor.
Evet evet. Onları evet aynen öyle Mukaddercığım.
Yaşadım yaşadım yaşadım. Sonra onlar birikti zaten.
Ve hani Çok da net bir noktaya geldim ama maalesef şöyle bir şey var yani biraz psikosomatik bir noktaya da evrildi.
Aslında burada onu da göstermek belki iyi oldu okura.
Yani evet bir takım şeyleri yaşarken göremiyoruz ama bunlar bedenimizde birikiyor.
Ve sonunda da Allah korusun kötü şeylere bile kötü yani deneyimlere bile kişiyi götürebiliyor.
Sen vücudunda morluklar görmeye başlıyorsun.
Evet. Ve bir kuaför randevusunda.
ortaya çıkıyor. Evet.
Onu da atlattım çok şükür.
Bunlar hep farkındalık ve içgörüyle ama işte yaşayıp benim her zaman danışanlarımla da çalışırken kendime de okey bu deneyim oldu.
Bu deneyim bana neyi göstermek içindi?
Ben de bu kişiyle bu aşkı yaşadım, bu ilişkiyi yaşadım.
Ama bana o kadar çok şey gösterdi ve o kadar çok şey kazandırdı ki.
Yani ayrılır ayrılmaz örneğin hakikaten bireysel olmanın ne demek olduğunu, otonomi neye sahip olmanın ne demek olduğunu, ilişkilerin içinde dediğin gibi o manipülasyonlarda kaybolmamanın
ne kadar önemli olabileceğini.
Bütün bunları gördüm, kazandım ve sonraki ilişkilerimde de tabii ki hep Bütün bunları yani sadece romantik ilişki değil, normal arkadaşlıklarda da sınır koyabilmek, dediğin gibi işte manipülasyonlara
farkındalık geliştirebilmek.
Her alanımda bu zorlu ilişkinin bana öğrettiklerini kullanarak bunları neredeyse böyle birer tool gibi cebime koydum ve tamam dedim bu oldu, bitti.
Çok şükür geride kaldı.
Önemli olan benim buradan ne öğrendiğimdi.
Hayat bana bunu bunun için getirdi önüme.
Hiçbir şeye tesadüf değildi.
Benim bunları öğrenmem gerek.
Ve bunları öğrenerek hayatıma devam ettim.
Kabul de çok güzel. Kabulenmek zaten o değişimin başlangıcı.
Kabulendikten sonra en nihai sonuç şey bile oluyor yani.
Teşekkür etmek. Sana çok teşekkür ederim ki.
Hakikaten çok teşekkür ettiğim zamanlar oldu ona.
Bunu yaşadığın için. Çünkü mesela şunu gördüm.
Tam da istemediğim ilişki modelini gördüm.
Hani zıttını yaratabilmeye çalıştım.
Ötekinde kendini görmek demiştik ya öncekinde aslında.
Sen orada hem farklı kültürden birisi hem de senin tam zıttın bir karakterde kendini görmüşsün.
Evet. Belki şunu da soracağım şimdi bu...
Soruyu hazırlamamıştım ama şunu da merak ediyorum.
Kadınlar psikosomatik rahatsızlıklara daha yatkın mı?
Öyle daha yatkın. Çünkü benim de öyle bir dönemim oldu.
Çocuklara hamile kalma döneminden önce vücudum tepki veriyordu artık bir şeylere.
Cilt problemleri, mide problemleri gibi.
Ne zamanki terapistle bunu konuşmaya başladım.
Bunun altyapısında psikolojik bir sebep var demeye başladım.
Evet bunu en güzel aslında bilirsiniz meşhur Gabor Mate çok anlatır.
Yani biz kadınların belki daha empatik, belki daha sağduyulu mu diyeyim ya da daha duyarlı hali bizi maalesef bu tür psikosomatik rahatsızlıklara daha eğilimli yapıyor, daha
açık yapıyor. O yüzden maalesef yani biz kadınların böyle bir handikapı var o yüzden dikkat etmemiz gerekiyor.
O içgörüyü ve kendimizi tanıma sürecini.
yaşamamız gerekiyor yani ona biraz zaman ve emek harcamamız gerekiyor her şeyden önce her şeyde olduğu gibi hayatta evet evet yani ilk bakışta fark edilemeyebiliyor Tıp hekimlerine de ben bu konuda iyi
eğitimli olanlarının gerçekten burada psikolojik bir şey var dediği anda psikoloğa yönlendirmesinin önemli olduğunu da düşünüyorum.
Çünkü bazen ilaç yazıp gönderiyor ezbere mesela o hiçbir işe yaramıyor.
O yüzden senin durumunda da yani o içgörünün gelişmesi sonrasında o psikosomatik olduğunu...
tahmin edebilmen ve psikoloğunla çalışman gayet güzel ilerlemiş.
Peki sonrasında senin kendine bulduğun ip ne olmuştu?
Yani bu labirent evet bir ilişki çıkmazındaydın ve gerçekten o manipülasyonların içinde kalmak çok zorlayıcı tahmin ediyorum ki.
Sonrasında nasıl bir çıkış yolu buldun kendine?
Evet şimdi ben sanatı çok seviyorum öncelikle.
Sanat konusuna çok yöneldim.
O bana hem çok duygularımı regüle etmemi sağlıyor.
Mesela sanat tarihini severim.
Hani oradaki bilgiyi almak da yani bilissel odaklı olmak da beni aslında çok iyileştirdi.
Ama bir o kadar da hani öğrenmek aynen bir o kadar da o sanat yaratımdaki duygu regulasyonu da bana çok iyi geldi.
Sanat iplerden biriydi.
Diğer ip de öz şefkattı.
Yani aslında biraz önce hep anlattığım.
Tamam bunu yaşadım.
Buradan almam gerekeni aldım.
Peki şimdi kendime nasıl daha yumuşak, daha sevgi dolu, daha anlayışlı davranabilirim diye o öz şefkat duygusunu yeşertmeye daha çalıştım.
Öz şefkati doğru anlıyor muyuz biz?
Emin olamıyorum bazen.
Çünkü öz şefkat tamam sen ya En iyisi sensin.
Ondan sonra üzülme demek değil kendine değil mi?
Değil. Evet değil. O işte evet asla öyle değil.
Çünkü o zaman da şişirilmiş bir ego ile karşılaşabiliriz.
O değil. Orada şey yani bir kere kabul dediğin gibi çok önemli.
O kabulle birlikte tamam yani ben de insanım.
Hata yapabilirim. O dönem görmemiş olabilirim.
O dönem işte aşkın hallerinden dolayı körleşmiş olabilirim.
Okey hani her şey okey.
Yani hayatta yaşanan her şeye kabul etmek, okey demek ve buradan bir çöplüğü çöplük olarak görüp de bir çok kötü mikrop saçan, kokuşmuş bir yer değil.
Ben buradan nasıl bir enerji elde edebilirim?
Nasıl bir enerjiye sahip olabilirim?
Evrilmek aslında. Öz şefkat böyle bir şey.
Ve öyle olduğunuzda da hakikaten kendinizi arkadaşınızı sarıp sarmalar gibi kendinizi de sarıp sarmalıyorsunuz.
Yani tamam Özlem bu da bir de geçici olduğunu her şey.
Hatırlatma. Yani duyguların geçici olduğunu, deneyimlerin geçici olduğunu, kötü şeylerin geçici olduğunu ama bir o kadar iyi şeylerin de geçici olduğunu hatırlatarak tamam bu yaşandı.
Buradan alman gerekeni al ve sevgiyle ilerle.
Kendini severek ilerle.
Yani kendine ay ben niye böyle bir deneyimi yaşadım hiç yaşamamalıydım olur mu canım koca psikolog insanım hani nasıl da böyle bir şeye kapıldım değil.
Ya insanım yapacağım tabii ki hata da yapacağım eksik de göreceğim yapamayacağım da icabında ama hani üzerinde çalışacağım bir kere emek sarf edeceğim.
Kendimi tanımayla ilgili kendimi iyice daha hani irdelemeyle ilgili ondan sonrasında da hani tamam hani düştüm.
Kalkacağım ve tekrar yoluma yürüyeceğim gibi bir şey aslında özsevkat.
Ben öyle görerek ilerleyebildim.
Evet yani o çocukluk yaşlarında gelişmeyebiliyor bazen.
Benim içimde çok fazla yoktu açıkçası.
Ama mesela son yıllarda aldığım terapide terapistimle beraber onun söylediği sözler iç sesim olmaya başladı.
Ondan sonra tamam bunda hatalı olabilirsin.
Bundan sonrakine bakabilirsin gibi kendi kendimi sakinleştirici şeyler söyleyebilmek.
Başladım. Süper. Diğer türlüsünde çünkü şey oluyor.
Öfke öfkeyi besliyor. Kesinlikle.
Değil mi? Kendine öfkelendikçe daha çok öfken artıyor.
Çok artıyor ve çıkmaza giriyorsun.
Yani o öfkeyi kendine de hissediyorsun.
Dışarıya da hissediyorsun.
Halbuki o öfkeyi aslında işte içimizde dönüştürebilmemiz gerekiyor.
Bu sosyal medyada ben seni takip ediyorum.
Paylaşımlarını da çok beğeniyorum.
Orada mesela kendi öz şefkat pratiğinden bahsediyorsun.
Mesela işte bir yürüyüş yaptım.
Çok basit yani. Aslında orada bir durak buldum kendime bir kafe ve orada oturup kahvemi içerken bir anda kalmayı deneyimledim.
O kadar basit yapılabilir ve aslında mümkün ki unutuyoruz atlıyoruz bunları.
Yani çok zihnimizdeyiz maalesef işte benim de bu doktora konumdaki.
farkındalıklı, bilinçli farkındalıklı dediğimiz şey şu.
Hep zihindeyiz. Yani hep değil ama çok yüksek bir oranda zihindeyiz.
Ya geçmişteyiz ya gelecekteyiz.
Yani halbuki hakikaten bir beş dakikalık yürüyüşte aa hani yanımdaki ağaç hangi ağaç?
Çam ağacı mı? Selvi mi?
Uyduruyorum. Ya da şu anda hangi kokuyu duyuyorum?
Şu kafeden geçerken burnuma hangi koku geliyor?
Ya da yani özellikle bu görme şeyiyle yani bir etrafımız hakikaten görebilsek çok güzel bir film vardı.
bilirsin perfect days diye oradaki o adamın o ağaçlarla iletişimi nasıl güzel değil mi kaçımız acaba yürürken yolda etrafımızda ne var nasıl bir evin yanından geçiyoruz ya da ne duyuyoruz
bir kuş sesini duyabiliyor muyuz ben şöyle bir şey fark ettim çocuklarla yürürken onu daha çok yapıyorum Çünkü onlara rehber olmaya çalışıyorum ya.
Ah şu çiçeğin güzelliğine de bakın.
Şu evin balkonuna da bakın.
Ondan sonra gel bir çiçeği de koklayalım.
Ondan sonra şu taşa da dokunalım derken.
Onunla beraber giderken bir de dışarıdan görüntü daha kabul edilebilir.
Bu kadın ne yapıyor dedirtmiyor herhalde.
Çünkü çocukla bir şey deneyimliyor.
Belli ki gibi görünüyor. başına da yapılabilir.
Yapılabilir. Aynen yani orada o çiçeğin rengini sen de görebilirsin.
Ya da görmek için bir durup bakabilirsin.
O kokuyu almak için.
Ne güzel bir kahve koktu.
Ne güzel bir pasta bir şey kokmuş.
Tatlı bir şey yapmışlar buradayı.
Hani bunu yapabiliriz.
Ben bunu çok yaptım. Çok öneriyorum okurlara buradan bizi izleyenlere.
Hakikaten yani o zihinde kalma hali.
Çünkü zihin aslında çok büyük bir acı.
çekmemizi sağlayan, sebep olan diyelim nokta.
Hani çünkü zihinde bir şey yok ki yani bir çözüm yok.
Bir yaşantı yok aslında ama hepimiz zihindeyiz yani.
Daha çok anın içine girebilmek için o beş duyuyu çok harekete geçirmek lazım.
Evet. Görselin dışında işte diğer duyuları da az önce vurguladığın gibi işte koklamak.
Ne duyuyorum, ne kokluyorum, ne hissediyorum.
Oturuyorsan bir yerde ya da yürüyorsan bacağım, ayağım nasıl hareket ediyor.
Örneğin bunlar çok bizim uyguladığımız pratiklerdir.
Mesela mindfulness, eating en önemli şeydir.
Yani en önemli pratiklerden biridir.
Çünkü orada o kadar farkındalıksızca yutuyoruz ki bazen lokmaları.
Tadını vermiyoruz, dişlerimizi fark etmiyoruz, dilimizi o an şey yapmıyoruz.
Hele bir şey okuyorsak, bir şeyle ilgileniyorsak zaten ne yediğimizi hiç anlamıyoruz.
Onun gibi işte mindful walking, mindful eating yani işte yürümek, yemek yemek bu anlamda.
Bunun gibi pek çok pratik var.
Ve dediğim gibi sanatın iyileştirici gücünü de ben çok kullandım.
çok tavsiye ediyorum. Örneğin mesela elle yapılan o parmak uçlarının ne kadar hassas olduğu hatta vücudumuzdaki en hassas yerin parmak uçları oldu.
Dolayısıyla bir heykel yapımı, bir resim yapmak, bir elle uğraşma bunların hepsinin aslında hepsinin hepsinin artık bize bilim daha doğrusu research yani araştırmalar gösteriyor.
Bir örgünün bile mesela.
Hakikaten. Yani bile değil yani bir örmek, bir handcraft, bir el işinin uğraşısının.
bulunmak bile kişinin duygularını regüle etmesini sağlıyor.
Bir de bir diğer şey onu da yazdım diye tabii hatırlıyorum.
Yazmak. Yani ya sabah sayfaları diyoruz ya akşam yatmadan önce diyoruz.
O da duygu regulasyonunda çok işe yarıyor yani.
Ben buna çok niyetlendim ama bir türlü başına geçip yazamıyorum ya.
Yani ya sabah çok erken kalkmam gerekiyor ya da yatmadan evvel yazılabilir.
Ama işte o bir ağırlık çöküyor ya insana.
Onu bir gerçekten daha ciddi niyetlenmek lazım sanırım.
Bir de çok önemli bir şey unuttuk şükür.
Şükür evet. Onu da çok yazıyorum ya kitapta devamlı olarak yani.
O anın içindeki şükür çok ayrı bir şey.
Şu an şu kahvenin yudumunu hissediyorum ve çok şükür bunu içebiliyorum.
Bu arada ben bir uygulama kullanıyordum.
Daha önceki yayınlarda da bahsettim.
Bu ekran süresini azaltmak için.
Onda şey var. Ekran süresi kazanmak istiyorsan Puan kazanıyorsun.
Puan sisteminde de diyor ki bugün şükrettiğim bir şeyi yaz.
O zaman işte ben bugün çocukların gülüşüne şükrettim.
İşte çünkü şöyle şöyle neşelilerdi diyorum.
O bana geri yansıtma yapıyor.
Özetliyor işte. Çok güzel.
Çocuklarına şöyle bir an geçirmişsin belli ki ne mutlu sana diyor.
Bir de cevap da veriyor. Çok güzel.
Sonra 3 dakika Instagram hakkı kazanıyor.
Kazanıyorsun. Çok güzel.
Süpermiş bu. Sonra alışkanlık olmaya başladı.
Eğitiyor aslında seni. Çok çok.
Zaten bu da bir araştırma sonucudur.
Evet büyük bir ihtimalle. Şöyle bir şey olmuş.
Bir araştırma yapılmış. Kontrol grubu ve direkt deney grubu.
Bir gruba denmiş ki sen yatmadan önce 3 tane şükrettiğin şeyi yaz, maddeyi yaz.
Diğer gruba bu verilmemiş.
şükür maddesi üç tane sıralayan gruptaki şey iyilik hali, wellness hali artmış.
Yani çok daha hani daha çabuk sürede daha pozitif bakar olmuşlar.
Örneğin bu yine pozitif psikolojide de çok geçen bir araştırmadır.
O yüzden hakikaten yazamıyorsun akşamları.
En azından onu yap. Üç şey.
Evet. Üç tane bugün iyi gelen, sana iyi hissettiren, şükür edebileceğin, edebildiğin üç tane ne oldu mesela?
Her gece onu bir aklından geçir.
uysan bile gerçekten çok büyük farkı oluyor.
Evet. Çok teşekkür ederim geldiğin için ve bu bilgiler için.
Umarım tekrar görüşürüz.
İnşallah. Çok teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
