
S2B20: Ebeveynliğin Labirentleri | Dr. Psk. Bilgen Işık
22 Nisan 2026 · 41 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Ariadne’nin İpi’nde Dr. Psk. Bilgen Işık Karaşahin (@drpskbilgen) ile ebeveyn olmanın güçlükleri üzerine konuştuk.
• Yeterince iyi anne baba olmak ne demek?
• Çocuk yetiştirme süreçlerinde en çok nerelerde sıkışıyoruz?
• Eşlerin birbirine çocuk yetiştirirken alan açması ne demek, nasıl sağlanabilir?
Çocuk yetiştirmede payı olan herkesin dinlemesi gereken bir bölüm.
Transkript
Altyazı M.K. Herkes eşine narsist diyor.
Bilmiyorum o kadar narsist var mı?
Sadece hepimizin beyni böyle bir alevlendiği için hepimiz ilkel beyinden ya bir dakika biz bir takımdık, biz aslında birbirimizi severdik.
Hadi oturup tekrar bir bakalıma sıra gelmiyor oluyor.
Sen onu yaptın, sen tembelsin, sen işkoliksin asıldan diye.
Anne zaten çocuğuna hani çabalar ya da baba zaten çocuğu için çabalar.
Yani o kırılmalarda tamire zaten uğraşır.
Ama bu kırılmalar neden çok kıymetli?
dış hayata çıktığımızda aslında bebek çocuk çıktığında kırılma olmamasının imkanı yok ya.
Farklı ailelerdeyiz, farklı zihin yapılarımız var.
Yani dışarıdaki insanlar bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için hali hazırda beklemiyorlar.
Nerede büyürüz? İkimizin gerçekliğiyle karşılaştığımız noktada büyürüz aslında biz.
Hani yapay zekada işte sen haklısın, evet ben yanlış yaptım pardon böyle bir hani çok böyle bir hani her dediğine onaylayan bir tutumu olduğunda Aslında o kırılganlığa, kırılganlık neden kıymetli?
Kırılganlığa alan yok. Kırılganlık neden kıymetli?
Çünkü biz kırıldığımız yerden bağ kuruyoruz.
Hayatın bazen tersliklerinden korumamak lazım ki...
Katılıyorum. Yüzde yüz katılıyorum.
Ben de bunu dedim. Demedim mi?
Ariadne'nin ipine hoş geldiniz.
Ben Mukadder. Bugün konuğum Londra'dan doktor psikolog Bilgen Işık Karaşahin.
Hoş geldin Bilgen. Hoş bulduk.
Merhaba Mukadder. Nasılsın? İyiyim sağ ol.
Sen nasılsın? Ben de iyiyim.
Teşekkür ederim. Senden bana böyle bir mail gelince çok mutlu oldum.
Çünkü böyle nitelikli, kaliteli, iyi çalışmalar yapmış şimdiye kadar bir uzmanın bizi bulmuş olması, dinlemesi ve gelmeyi istemesi gerçekten çok mutlu etti.
Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.
ve takip ettiğim bir programdı.
Sonra böyle içimden bir sesle olur mu acaba, biz denk gelebilir miyiz acaba diye düşünürken sana böyle hızlıca geri dönüş yapmana ayrıca çok mutlu oldum.
Ben teşekkür ederim. Bir de çok güzel bir sebeple bu tarafa geldin.
Buradan sonra Bologna Çocuk Kitapları Fuarı'na gideceksin.
Veya benim dünyada en sevdiğim etkinliklerden birisi olabilir.
Evet, 5-6 yıldır planlıyordum aslında.
Bir türlü denk getiremiyordum.
Çocukların koşturmacası ve göçmenlik serüveninden dolayı.
Böyle bir denk... Gelmesi gerçekten benim de böyle bir kendime böyle zaman açabildiğim bir aralık olmasından ötürü de hem de buraya gelmekten ötürü ve ardından oraya gitmekten ötürü de çok mutluyum ben de.
Evet süper. Ben storylerini takip edeceğim şimdi heyecanla.
Bologna'da neler olacak? Bu arada dinleyiciler için de web sitesinden takip edebilirler.
Her yıl böyle büyük ödüller veriliyor çocuk kitapları alanında.
Ve çoğunlukla da Türkiye'den çok iyi yayıncılar gidiyor.
Orayı takip ediyorlar ve Türkiye'ye çeviri şeklinde kitaplar geliyor.
Onları da takip etmelerini öneririm dinleyenlere.
Şimdi biz seninle bugün anne baba olmanın labirentlerinde gezineceğiz biraz.
Ama öncesinde kısaca seni tanıtacağım.
ODTÜ Psikoloji bölümünde hem lisans hem de yüksek lisansını tamamladın.
Ardından King's College London'da çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında ikinci yüksek lisansını yaptın.
Daha sonra Hacettepe Üniversitesi'nde klinik psikoloji alanında doktoranı tamamladın.
15 yıldır klinik psikolog olarak çalışmalarına ve danışan görmeye devam ediyorsun.
Bu süreçte Londra'ya yerleşme kararın oldu.
Sonrasında hem mesleğini hem de anneliği beraber yürüttün.
Biz sosyal medya aracılığıyla tanıştık az önce bahsettiğim gibi.
Londra'da olsan da burayla sıkı bir temasın devam ediyor.
İşte orada anketler, soru cevaplar, webinarlar yapıyorsun.
Onun dışında Türkiye ile temasın nasıl?
Türkiye ile temasım yoğun biçimde devam ediyor.
Çünkü o yaz sürecinde herhalde bir vedalaşma gibi de oluyor.
Sık sık gelip gidiyor. Bir yandan da çocukların bağ kurmasını, o bağı yitirmemesini de çok önemsiyorum.
Çünkü hani o köklerini bilmeleri lazım ki daha bir dallanıp budaklanabilsinler.
Günün sonunda ergenlikle beraber aslında bütünleştiriyor olacaklar.
Türkiye'den aldıklarını ve İngiltere'den aldıklarını.
Dolayısıyla çok önemsiyorum aslında.
Sıklıkla gelip gitmeyi, imkan oldukça da gelip gitmeye çalışıyorum.
Kimlik gelişimlerinde önemli o zaman burayla bağı koparmamaları değil mi?
Evet ya dil benim için çok önemli mukadder.
Dille beraber hissediyoruz gibi geliyor bana.
Dille beraber bir kelimenin anlamı derinleşiyor gibi geliyor.
Şimdi bir yandan hani Shakespeare'i dilinde okuyabilmeleri muhteşem bir şey iken bir yandan aslında Türk yazarları kendi dilinde oku yani onu kaybetsinler hiç istemem ve Türk yazarları da kendi dillerinde okusunlar
isterim. Dolayısıyla anlasınlar isterim yani hani o bir şiiri okuduklarında derinliğine.
O yüzden hani o teması sürdürmeye korumaya çok gayret ediyorum.
Onu dengeli yaptığında da zaten Göçmenlik zenginleşme kaynağı da oluyor değil mi?
Çünkü iki dili derinlemesini öğreniyor olması onun için büyük bir artı olacak ileride.
Evet ve belki başka bir şey çıkacak aslında.
Hani bende olmayan bağlantılar ya da bir İngiliz'de olmayan bağlantılarla o hem kültürü kucaklayan hem dili kucaklayan bir yerden belki daha bütüncül bir bakış açısına sahip olacaklar ya da duruşa
sahip olacaklar. O açıdan...
Bakalım yani Leonora yolculuğu ne kadar devam eder?
Tabii kesilemiyor mu oraları ama eğer olursa nasıl birilerine dönüşeceklerini, ne yapacaklarını merak ediyorum ben de.
Evet. Ben de bazen şey diyorum böyle küçüklüğünde çok orijinal gelen çocuklara büyüyünce seninle bir daha tanışmak istiyorum diyorum böyle.
Güzel. Acaba 18 yaşında nasıl birisi olacaksın?
Evet. Çünkü şey böyle gelecek vadeden, umut vadeden böyle çok enteresan çocuklarla karşılaşıyorum.
Umarım seninkilerle de büyüyünce tanışırım.
Umarım. Şimdi anne...
babalık hakkında birazcık bir şeyler okumuş olanlarımız Winnicott'ın yeterince iyi ebeveynlik kavramını duymuşlardır büyük bir ihtimalle.
Yani bizim nesil özellikle 80-90'lar nesline baktığımız zaman üzerimizde böyle bir mükemmel anne baba olma baskısını çok hissettik.
Ben hem arkadaşlarımda görüyorum hem de gelen danışanlarımda da görüyordum bunu.
Sen bu konuda ne düşünürsün?
Yani yeterince iyi ebeveyn...
Olmak ne demek? Ne demek istiyor Winnicott burada?
Şimdi oraya girelim ama katman katman girelim isterim.
Şöyle düşünüyorum yani Türkiye bir 100 yıllık bir ülke aslında.
Ve o 100 yıla da geri dönük olarak baktığımızda aslında pek çok savaş, açlık, işte baba vardı.
Belki öncesinde baba bile yoktu evde.
Anne tek başına çocuklarla yaşamak zorundaydı.
Sonra baba vardı ama iş yoktu belki.
Sonra iş oldu. Yani böyle bir o sürece baktığımızda aslında ancak biz...
Bizim nesle gelebildiğimizde bir hissetmeye alan açılmış gibi görüyorum.
Sosyolojik de bir yanı var. Bunu neden önemsiyorum?
Böyle algılamayı, buradan bakmayı neden önemsiyorum?
Çünkü çok suçlayan bir tavrımız var ya hani annem bana bunu vermedi, babam bunu vermedi.
Şimdi o zor dönemlerden geçerken aslında duyarsızlaşmadan hayatta kalmanın, yani bazı şeylere duyarsızlaşmadan hayatta kalmanın pek mümkünü yok.
Yani duygulara duyarsız...
Belli duygulara duyarsızlaşmalılar ki devam edebilsin.
Şimdi bizim nesle geldiğimizde aslında bizim işte evimiz var, aşımız var, babamız var, annemiz var.
İşte onlar da bizi iyi yedirmeye, iyi giydirmeye ve daha böyle bir maddi koşulları belki sağlamaya çalışırlarken ama bizim canımız yanıyordu.
Ama bir şeyimiz eksik kalıyordu ve daha üzülüyorduk.
Dolayısıyla burada aslında üzüntüye bakmaya yer açılabilen nesiliz biz.
Winnicott'a bağlıyor olacağım buradan.
Ama üzüntüye yer açmaya...
Bakılınca yani bu çok kıymetli ama bu bize şunu da gösteriyor.
Aslında biz kendi acımıza eşlik edilmediği için o acıdan da korkmuş bir nesiliz.
Tabii. Şimdi bu o kadar çok şeyi etkiliyor ki çünkü acıdan korktukça sanki o acıyı kontrol etmeye, o acıyı çekmemek üzere bir plan yapmaya çalışıyoruz.
Şimdi bir bu kısmı var işin.
Winnicott bize şunu diyor aslında yani mükemmel olmak zorunda değilsiniz.
Zaten mükemmel olmamanız gerekiyor.
Yeteri kadar iyi... olmanız yeterli.
Ne demek bu? Olduğu kadar değil aslında değil mi?
Ya da olduğu kadar mı? Ya olduğu kadar nasıl tehlikeli biliyor musun?
Umursamaya da bilirsin. Evet, evet o sıkıntı.
Yani anne babada mesela anne babalık çok kaygılı bir şey zaten.
Ve anne babalığın kaygılı olması kıymetli.
Hani ben bir şey eksik yapıyor muyum?
Ben kendime nasıl daha neler katabilirim diye bakabilmek kıymetli.
Bu zaten yolunu bulur.
Bu zaten çocuk büyür bir şekilde.
Biz nasıl büyüdük ki bakış açısı asıl bizi çocuğun ihtiyaçlarını okumaktan uzaklaştıran bir şey.
Dolayısıyla hani bu noktada olduğu kadar demeyeyim ama olabildiğim kadar ebeveynlik yapabilmek kıymetli.
Şimdi bu ne demek? Böyle bir örnek düşüneyim bir yandan da nasıl bir örnek verebilirim diye.
Şimdi anne ve bebek yani bebek doğuyor.
Anne 7-24 bebekle beraber işte ağlamasını regüle etmeye çalışıyor.
Yemek ihtiyacını işte mama ihtiyacını karşılıyor.
Onu sakinleştiriyor. Ama zamanla zamanla aslında büyüdükçe o ihtiyaçları ben tam öngöremiyor oluyorum.
Yani zamanla değil bazen...
göremiyorum aslında. Ağlıyor ama şimdi acıktı mı ağlıyor, susadı mı ağlıyor.
Burada en kıymetli şey birbirimize güven duyuyor olmamız aslında seviyor olmamız.
Çünkü birbirimize güven duyarsak ve seversek ancak mukadderin beni anlamamış olmasını kabul edebilirim.
Eğer aramızda bir güven yoksa zaten o beni sevmediği için bana bakmamıştır.
Dolayısıyla o anne çocuk ilişkisindeki kırılmalar çok kıymetli.
Bir yandan da bu var. Buradan diğer katmanda şurası aslında anne çocuk ilişkisi.
Yani anne zaten çocuğuna çabalar ya da baba zaten çocuğu için çabalar.
Yani o kırılmalarda tamire zaten uğraşır.
Ama bu kırılmalar neden çok kıymetli?
Dış hayata çıktığımızda aslında bebek çocuk çıktığında kırılma olmamasının imkanı yok ya.
Farklı ailelerdeyiz, farklı zihin yapılarımız var.
Yani dışarıdaki insanlar bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için hali hazırda beklemiyor.
Herkes kendini gerçekleştirmek için bu dünyada yani mukadder mukadder olmak için bu dünyada bilgen bilgenliğiyle bir şey katacak.
Dolayısıyla orada hani benim ihtiyacım buydu sen benim ihtiyacımı anlamadın dediğimiz yerde aslında karşı tarafı kötü bir konuma.
Ve tanımadığımız ve ilişki oturmadığı için de kendimi mağdur ve karşı tarafa kötü konuma koyduğumuzda orada ilişki kurmak, etkileşim ya da temas kurmak çok zorlayıcı.
Dolayısıyla bu anne baba ilişkisinde, anne çocuk ilişkisinde yeteri kadar iyi dediğimiz neden önemli?
Evet mükemmel olmak aslında çocuğun acı çekmesine kontrol etmeye çabalamak bir yandan.
Bir yandan o hani dedim ya biz aslında bizim nesil duygulara bakabilen bir nesil.
Ama o duygulara bakıp kontrol üzerinden çocuğum acı çekmesin.
Derken zorlanan bir nesiliz aslında ama acıyla temas edersek oradan bir bilgelik çıkacak.
Biz buna izin veremiyoruz.
Yine suçlu biz olduk ama. Yine biz olduk gibi ama yani izin vermeye ufak ufak başlamak lazım.
Yakın dönemde işte dinledin sen de psikiyatrist Enes Özel gelmişti.
Enes'le yaptığımız yayında ben şeyi söylüyorum yani ufak bir doz ben bir sıkıntı veriyorum kızlara ki kendileri çözmeye çalışsınlar.
Çünkü dışarıda böyle bir hayat görmeyecekler.
Bir problemle karşılaşacaklar.
Aynı fikirde olmayan insanlarla karşılaşacaklar.
Ve orada bir dayanıklılık, bir bağışıklık geliştirmesi lazım buna çocuğun.
Orada da zaten İster istemez hayatın içinde değil mi?
Orada negatif yaşantılar olacak anne ile çocuk ya da baba ile çocuk arasında.
Mümkün değil. Negatif yaşantı olmamasının imkanı yok.
O hayatın içinde kırılmalar her anda var.
Ama o güvenli ilişkide anne zaten şu ana kadar onun temel ihtiyaçlarını karşılayan bir yerde durarak, karşılamaya çalışan bir yerde olarak.
Çünkü karşılayamayabiliriz bazen.
İngiltere'ye taşındım.
Özlüyorum Türkiye'yi diyor.
Gelemeyiz yani. Ama ne yapacağız?
Burada birbirimize nasıl daha sahip çıkacağız?
Nasıl beraber ağlayacağız?
Nasıl el ele tutuşacağız?
Ya da nasıl başka bir yol bulacağız?
Buna bakabiliriz. Yani o acıdan kurtarmanın imkanı yok çocuğa.
Peki şöyle bir şey soracağım.
Kendi deneyimimden yola çıkarak söyleyeceğim bunu.
Bir kriz yaşandı ve gerçekten...
Ben bağırdım çocuğa.
Çocuk da ağlayarak odasına gitti.
Ve 2-3 saat geçti aradan.
O gün içinde onu tamir etmeli miyiz?
Yoksa hemen peşine gidip gönlünü mü almalıyız?
Yoksa ertesi güne mi bırakmalıyız?
Hani bunun işlemlenmesine alan mı tanımalıyız?
Yani oradaki yeterince iyi anne ya da baba olmak için orayı hemen telafi etmek mi lazım?
Yoksa beklemek mi lazım?
Şimdi şöyle aslında hani anne biricik bir elizi var annenin.
Çocuğun da biricik bir elizi var.
Genel geçer yargılara sığınmaya çalışırsak...
orada çok hataya düşeriz.
Bazı çocuk vardır ki mesela odaya neden gitmiş yani hani televizyonu izleyemezsin diye demişsin ve sınır koymuşsun kızıp bağırıp mı gitmiş?
Ki oluyor. Evet.
Ve sıklıkla mı bu yaşanıyor?
Ya da ne bileyim zaten kendini ortaya koymakta çok zorlanan bir çocuk.
Ben bunu istiyorum demekte çok zorlanan bir çocuk.
Bir şey istemeye cesaret etmiş ve sen de hayır demişsin bırakıp mı gitmiş?
Şimdi dolayısıyla orada çocuğun mizacıyla beraber ben şey çok önemsin.
Eğer kendini ifade etmekte zorlanan bir çocuk varsa peşinden koşa koşa gidin de demiyorum.
Yaşına da bağlı bir şey ama oraya daha kolay ya da daha hızlı gidebiliriz.
İki saat beklememize gerek yok.
15 dakikanın ardından.
Aslında odaya gidiş de şöyle mukadder bence.
Aslında ikimizin de sakinleşmeye ihtiyacı var.
Yani hani o yalnız kalsın işte anlasın hatasını gibi değil.
Ben de biraz bir sakinleşeyim.
O da biraz bir sakinleşsin.
Dolayısıyla ben sakinledikten sonra burada anne babayı kastediyorum burada.
Anne baba sakinledikten sonra evet biz bunu konuşabiliriz.
Ne oldu? Sen ne istedin?
Neye çok üzüldün?
Ne konuşabiliriz? Burada şunu da söylemek isterim.
Hani hep doğru cümleler, hangi cümleyi kurmalıyız gibi konuşuluyor ya sinir sistemimizin çocuğu koruyan, kollayan bir yerde olması çok kıymetli.
Doğru cümle zaten o zaman çıkacak değil mi?
Çıkacak. Çıkacak. Evet. Ve orada şey zaten durum doğru cümle de değil.
Orada durum Ben senleyim ya.
Yani ben bırakmadım aslında seni.
Ya da senden hani bana ne kadar kötü davrandın, saygısız davrandın, televizyonu işte kaç gündür istiyorsun diye hani had bildirme amacıyla gitmiyorum ben odaya.
Evet televizyonu izleyemiyoruz ama biz hala anne kızız.
Yani o psikolojiyle orada olmak kıymetli.
Şimdi orada anne babaların kafası şurada karışıyor.
Bir şey öğretmesi lazım gibi aslında.
Değil mi? Hani bir dahakine yapmayacak mı, nasıl ele alacak?
Bir şey öğretmeye çalışıyor.
Bir şey öğretmeye çalıştığı an...
da zaten sistem sıkıntı veriyor oluyor.
Ki o ergenlikte daha büyük problem olarak geliyor değil mi?
Çocukken hadi neyse görmezden geliyor senin bir şey öğretmeye çalışmalı da ergenlikte daha sert tepkiler.
Gene geldi bana ahkam kesiyorlar.
Başlıyordu. Orayı da konuşuruz.
İlerleyen sorularla beraber.
Şunu diyorum ben ailelere.
Bence bu çok kıymetli bir bilgi.
Sen Çocuğun yanında olduğunda aslında hiçbir şey öğretme.
Sadece şöyle dur. Ya zor burası gerçekten.
Yani bunu da söylemem ama bakışın, duruşun öyle olsun.
O zaten yani beyindeki diğer basamak.
Aa evet ya ben de annemin üstüne fazla gittim.
Aslında bana söz vermişti bir gün sonrası için ama ben de orayı duymadım.
Yani hani ben senin yanında...
O duygusal olarak olabildiğimde beyin bunu kendi kendine yapıyor.
Çünkü bana gelen en büyük soru hocam o anda ne yapayım?
Ne diyeyim sakinleşsin?
Yani ben eğer seni yargılayan işte nasıl terbiyesiz bir çocuksun ya da ben nasıl bir çocuk yetiştirdim buralara gitmiyorsa benim zihnim.
Ya zor yani 3 yaşındaki çocuk için işte bir şeyi kapatması zor.
Şekerli yemesinden belki uzak durmak zor.
Kötü annesinde değil seni köpek balıkları yesin de dedim.
Bir sürü bir... Tabii canım içerliyor insan kötü şeyler.
duyunca çocuğundan. Ben mi yetiştiremedim diye yani bir anlamda.
Ama yani Bir yandan da model aldığımız ebeveynlik aslında az önce söylediğin ya illa bir şey öğretmem lazım diyen anne babalarla büyüdük biz.
Ya da işte ona işte ahlaki sınırları öğreteyim.
İşte babaya karşı gelinmez, anneye kötü söz söylenmez falan.
Bizde hep böyleydi git babandan özür dile vardı mesela.
Yani niye özür diliyorum şu anda hani ben haklıydım hani gibi oluyor.
Orada hiçbir mesele çözülmüyor sadece roleplay yapmış oluyorsun.
Ama biz bu modeli görmeden...
Büyüdüğümüz için de ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Aileler de o yönden haklı.
Ben şimdi ne diyeyim ne yapayım?
Çünkü model yok. Evet ya orada çok önemli bir şey söylüyorsun.
Hani en başta anlatmaya çalıştım.
Bizim acımızla temas eden kimse olmayınca orada sanki...
En doğru bir şeyi söylemem gerekiyor ki çocuğun acısını merhem olabileyim gibi bir isteğim oluyor aslında ebeveyn olarak.
Oysa varlığımız merhem, yanında olmak merhem.
İşte odasına gidin o kaçtı işte kapıları çarptı gitti odasına buradayım.
Yani almasan da odana şu an ben kapının önünde oturuyorum.
Hani ilişkiyi koparmıyorum ya aslında.
Hani bir şey yaptı diye ilişkiden vazgeçiyor değilim.
Bunu görmesi çok kıymetli çocuğun.
Ama şimdi soruna o diğer ikinci taraftan cevap vereceksem.
Mesela çok haz odaklı bir çocuk.
Daha dürtüselliği olan bir çocuk.
Dolayısıyla kendini durdurmasında çok zorluk çeken bir çocuksa.
Orada hikaye değişiyor. Evet orada hikaye değişiyor.
Çünkü hani sürekli...
Yani hızlıca gideyim, hızlıca özür dileyim.
Burada konu artık onarımı tabii ki yapmak kıymetli.
Odasına gitmek, yavaşlamak çok kıymetli.
Ama burada şeyi kaçırmamamız lazım.
Yani bu çocuk kendini durdurmakta çok zorlanıyor.
O zaman ben ona ön beyin nasıl olacağım?
Yani burada onarım ve odasına hızlıca gideyim'in yanında aslında o kendisini disipline etmesiyle alakalı o durdurma mekanizmalarını göstermemiz lazım ona.
Dolayısıyla orada da yani bu kısmı da önemli.
Evet. Yani aslında hangi çocukla muhatap olduğun, hangi mizahçıla.
Hepsi bin bir tane kombinasyon var.
Anne çocuk kombinasyonu var.
Ki işte ben çocuk ikizlerde görüyorum birisi başka bir tavır takınıyor.
Diğer ikiz kardeşi başka bir tavır takınıyor.
Ve her ikisine de farklı pozisyon almam gerekiyor.
Senin de iki tane kızın olduğu için sen de bilirsin.
Yani iki çocuğu olan bunu daha farklı, üç dört çocuğu olan daha farklı deneyimler.
Evet ya o çok enteresan.
Hani ben şimdi hani iş okumuşum, işin uzmanıyım.
gibi bir yandan da.
Bir tane çocuğum olsaydı çok tuzağa düşerdim gibi geliyor bana.
Yani hani çünkü çok daha başarısız hissederdim.
Ben yapamıyorum gibi hissederdim.
Hani bilmiyorum sen öyle hissettin mi?
BLV'ler dolanıyordu.
Hani benim tam işte büyük olanın zamanında.
Yok yani BLV ile yemiyor çocuk.
Hani orada sanki hani ben beceremiyorum.
Herkesin çocuğu yiyor da benimki yemiyor gibi.
Mesela ikincisi doğduğunda ya 6 aylıktı.
Hani sarımsakla uğraşıyordu.
Yemek. Koyacağım soğan istiyor, sarımsak istiyor, karnabahar istiyor çocuk.
Aa bu böyle bir şeymiş.
Yani hani yiyen çocuk zaten yiyormuş.
Ya da işte ilki hiç uyumuyordu.
İkincisinin uykusu daha düzenliydi.
Sanki ben uyutamıyormuşum gibi.
Hani bu benim başarısızlığımmış gibi okumam.
Hah işte orası benim yeterince iyi ebeveynlikle ilgili geldiğim nokta.
Yani gerçekten ben de aynı şeyi hissediyordum.
Hani ben beceremiyorum, ben yapamıyorum.
Herkes nasıl büyüttü çocuklarını da ben büyütemedim falan gibi.
Özellikle ilk iki sene. de o taşlara çok çarpıyoruz büyük bir ihtimalle.
O anlattığın şeyde de yani o çocuğun mizacı, damak tadı ondan sonra işte seninle kurduğu ilişki hepsi fark ediyor ve keşke bunları önceden bilseydik.
Evet. Sosyal medyada en çok bunu yapmaya çalışıyorum aslında mukadder.
Yani hani çünkü çok zor orayı yönetmek gerçekten.
Yani hani neye çaba harcıyorum dediğimde ne bileyim köyün birinde bir anne takip ediyorsa beni ya emin ol normal, emin ol senin başarısızlığın değil demeye çalışıyorum.
Çünkü güne devam etmek için insanın yani hani güneş doğmuyor gibi oluyor bazen.
Bana oldu en azından. Yani o ilk kızımda hani güneş doğuyordu saat 5 ama daha yeni uyudu ve gece boyu ben onu salladım.
Salladım da evet. Neler geldi.
Ama yani 2 yaşından önce uyumadı çocuk.
Dolayısıyla hani orada kendini çekiştirmeye de gerek yok bir yandan da.
Hani mizancıla yavaş yavaş hani o bir bir süreç.
Karşılıklı uyumlandı değil mi?
Korregülasyonda deniyor. Evet ve...
Şimdi hani şeye de geliyor ya insan zihni.
Sende olduğumu bilmiyorum. Yani hani şu an bunu yapamıyorsam o değerleri nasıl aktaracağım?
Saygılı olmayı, ne bileyim paylaşmayı, kimseyi küçümsememeyi nasıl öğreteceğim?
Çünkü bir şey yapıyor. Hani ben daha yemek yediremiyorum, şunu yaptıramıyorum.
Yani bu çocuk hani... Yani o yetersizlik böyle komple çöküyor insanın üstüne.
Bir de üstüne zaten uykusuzluk var.
Uykusuzlukla beraber iyice annenin psikolojisi zorlanmaya başlıyor.
O yüzden o dönemler zor dönemler.
Buradan şuna geçeceğim.
Anne babanın kendi duygularını regüle edebilmesi için Birbirlerinin ihtiyaçlarını görmeleri ve alan açmaları önemli hale geliyor.
Yani işte hadi sen bir yarım saat uyu, bir saat uyu o arada ben çocukla ilgileneyim bir yürüyüşe çıkarayım diyebilmesi babanın.
Ya da tam tersi birbirlerine işte uyku için süre vermeleri, işte sosyal aktiviteler için alan tanımaları.
Bunlar sanırım destek mekanizması önemli hale geliyor.
Bununla ilgili gözlemlerin var mı anne babaların zorlanmasıyla ilgili?
O ilk sorudan kaldığımız yerden devam edeyim bu kadar.
Burası çok önemli bence.
Çünkü hani şey dedim ya benim ihtiyacımı karşı taraf karşılaması lazım.
Yani mükemmel bir ebeveyn olduğumuzu düşünelim biz.
Hemen anlıyorum şip demeden anlıyorum lep demeden işte leblebiyi anlıyorum filan.
O zaman ayrışamıyoruz biz aslında.
Sanki bir biriz ve benim ihtiyaçlarım senin ihtiyaçların aynı zihinde yaşıyormuşuz gibi bir aslında bağımlılık.
Bağımlı ilişki. Evet bağımlı ilişki çok pekişiyor oluyor.
Dolayısıyla o anne ile o güvenli ilişkide kırılmaların olması ayrış...
kolaylaştıran şeyler. Bu neden önemli?
Yani bunu ben Çok önemsiyorum.
Çünkü günümüzde anne baba ilişkisine baktığımızda, küçük çocukların ilişkilerine baktığımda, hani bana gelen danışanlardan, bizi anlamayan biri olduğunda hemen ben onu kötü...
Mesela sen bir şey dedin işte benim yarım saat dinlenmem lazım.
Tembel olarak nitelendiriyorum seni.
Hani senin sinir sistemini anlamaya çalışmak, senin mizacını anlamaya çalışmak yerine hani benim işime gelmeyen bir şeyi bana hitap et...
bir şeyi seni kötü olarak bir yere koyuyorum.
Şimdi birini kötü olarak Koyduğunda kendimi mağdur olarak koyduğunda da orada temas etmek çok zorlaşıyor.
Şimdi anne babalara bakalım. Birbirlerini aslında aynı takımdalar.
Hani bu dünyaya iki tane, üç tane, kaç tane çocukları varsa ya da çocuk yetiştirmekle alakalı iki kişi o çocukları çok seviyor oluyor.
Güçlerini birleştirmek varken birbirlerini yargılamaya başladıklarında bu sefer işler çok zorlaşıyor.
Çünkü kim var ki zaten?
Yani hani çevre ve o nasıl diyeyim daha yalnızlaşan.
toplumda zaten annenin desteği çok az ama evet köy büyütür çocukları.
Orada babanın ihtiyaçları içinde, annenin ihtiyaçları içinde.
Çünkü şey ya bir de hani öyle çekiliyoruz ya hani neyden çekiliyorsak ondan ötürü de ayrılıyoruz ya bir yandan da.
Çünkü tamamlanma ihtiyacı var insanda.
O şeyle beraber öğrenmek için aslında o ilişkiye çekiliyor oluyoruz.
Ama yargılayan bir yere geldiğimizde sen öylesin, sen böylesin dediğimizde aslında beslenemiyor oluyoruz.
Çocuk gelince dengeler baya bir şaşırıyor evliliklerde zaten.
İkizler doğduğunda...
Ben orayı işte hep bahsediyorum zaten çok podcast dinliyordum.
Nilay Örneğin podcastine Emre Kongar katıldı.
Ve onun da ikizleri var.
İkiz kızları var. Ve şey diye anlattı.
Biz eşimle dönüşümlü olarak uyuyorduk.
Atıyorum işte 6 saat o uyuyordu, 6 saat ben uyuyordum.
O ara uyanık olan hiç diğerini kaldırmıyordu ve bakıyordu.
İşte geceyi bölmüşler.
Oo dedim çok zekice bunu biz de yapabiliriz.
Ve biz gerçekten onu bir sene boyunca kullandık dönüşümlü.
Şu an dinleyen varsa ve ikizleri olan varsa kesinlikle yapılabilir.
Saat... Akşam sekizden ikiye kadar ben uyuyordum.
Ondan sonra ikiden sabah sekize kadar da babaları uyuyordu kızların.
Ve şey yani böyle bayağı güzel bir sistem kurmuştuk.
İkimiz de uykumuzu alıyorduk sonunda.
Kriz olursa kalkıyordu tabii diğeri.
Ama olmuyorsa gayet iyi akıyordu.
Yani orada aslında bayağı ekip işi yapmış oluyoruz.
Öyle bakmak lazım.
Yani karı koca olarak aslında dünyaya karşı bir ekipler.
Hani karşımıza almak yerine yanımıza almak kıymetli.
Ama yanımıza almak noktasında da hani çocuklara çok...
bağ kurmaya odaklıyız.
Onların ihtiyaçlarını anlamaya odaklıyız ama birbirimiz o kadar değiliz.
Değil mi? Ama ben kimle Koregül'e olacağım?
Ya ben de babayla Koregül'e olacağım.
Dolayısıyla orada o destek mekanizmasını devreye sokmak çocuk büyütmek için çok kıymetli.
Peki şeyi görüyor musun erkeklerde?
Biraz daha işte uzaklaşmayı ya işte çocuk bakma işi annenin işidir gibi ezberler var mı yoksa onlar yıkılmaya başladı mı?
Ya sosyal medyadan gördüğüm yıkılmaya başlamış gibi görünen aileleri Takip ediyor oluyorum.
Ama hani bana gelenlerde, danışanlarda aslında gene de kadında yük.
Ve hani bizim toplumumuzda kadın kadının yurdu olması lazımken hani bu aile büyükleri de bazen o kadının, kadın kime gücü yetecek?
Yani çocuklarını mı büyütecek?
Hani o etrafın yargılarıyla mı savaşacak?
Çok işler karışıyor oluyor.
Bu yüzden o ayrışmayı çok önemsiyorum aslında.
Hani bizim ihtiyacımızı, evet ihtiyaçları karşılayabilmemiz lazım ama Ama atıyorum çok çalışkan biriyim, çok organizeyim, çok işleri hemen evirip çeviriyorum, bitiriyorum.
Bunun işlevsel olduğu yer başka.
Daha kendi bedenini dinleyebilen birinin işlevsel olduğu yer başka.
Ama birimiz birine işkolik dersek, ötekimiz ötekine tembel dersek buradan yararlanamıyor oluyoruz biz.
Ve benim hani seanslardan gördüğüm aslında...
işte şeyde konuşuluyor ya yani herkes eşine narsist diyor.
Bilmiyorum o kadar narsist var mı?
Sadece hepimizin beyni böyle bir alevlendiği için hepimiz ilkel beyinden ya bir dakika biz bir takımdık.
Biz aslında birbirimizi severdik.
Hadi oturup tekrar bir bakalıma sıra gelmiyor oluyor.
Sen onu yaptın, sen tembelsin, sen işkoliksin asıldan diye.
Hani evet çok temel şeylerde ayrılıklar olabilir yani.
Onları da çok anlayabilirim ama benim gördüğüm taraf bu taraf aslında.
Daha o insani bir ihtiyaç olduğunda insanlar birbirlerini suçlamaya gidiyorlar.
Daha meyilli oluyoruz değil mi?
Meyilli oluyorlar ve bunun bence temel sebebi o işte 3 yaştaki ayrışmaya dayanıyor.
İstiyor ki benim bildiğim bu.
Bu yöntemle çocuk büyütülür.
Bu yöntem. Her baba da seviyor çocuğunu.
Anne de seviyor. Gel fikir birleştirelim.
Gel ne yapacağımıza bir bakıyor olalım.
Hani benim dediğim olacak işlemiyor.
Beslenemiyoruz aslında mukadder.
Neden biliyor musunuz? Çünkü o kendine bakan tembel dediğimizde o kendine Kendi ritmini çok iyi okuyan anneyi başka bir yere koyduğumuzda bu sefer çocuğun gözünde de anneyi oraya koyabiliriz.
Ya da babayı yani fark etmez.
Birleşmesi bence daha bütünleştirici olması ya da daha kapsayıcı olmamız kıymetli diye düşünüyorum o anlamda.
Yani çocuktan ayrışma başlayamayınca, eşler takım olamayınca o noktalarda sana danışmaya geliyorlar büyük bir ihtimalle değil mi?
Ya ben ayrışmanın hani bizim yaşıt.
Bizden büyükler zaten becerememiş ayrışmayı.
Yani orada hani şimdi çok büyük bir şey de söylemeyeyim ama 4 yaştaki şeyde zihinde kalmışız biz ayrışma konusunda gibi geliyor bana.
Hani benim bildiğim en iyisini ben bilirim, en iyisini ben yaparım, en iyisini ben düşünürüm.
Hayır başka hayatlar var, başka doğrular var, başka gerçekler var.
Bugün bu koşullarda senin hayatının koşullarında iyisi olmuş ama başka bir durumda iyisi başka bir şey aslında.
Dolayısıyla o Winnicott'ın dediği yeteri kadar...
iyi annelik, yeterince iyi annelik bu ayrışmaya alan sağlıyor oluyor.
Çünkü onarıma da alan açmış oluyor.
Ama ben hep mükemmeli kovaladığımda, çocuğa mükemmel annelik yapmaya çalıştığımda evet anne çocuk ilişkisi daha bağımlı oluyor ama dışarıdaki insanları kötü diye yargıladığımıza ilişki kuramıyoruz biz aslında.
Ve bugünün bence çok önemli sorunlarından bir tanesi o.
Dışarıyı yargılamak ve dışarıyı kötü algıladığın zaman zaten hep içeride kalıyorsun ve yalnız kaldığın bir yere gidiyorsun.
Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorsun.
Yani sevilmek istiyorsun ama kimse seni sevmeyecek gibi.
Çünkü zaten ona sen kötü bir yere koyuyorsun zaten onu.
Yani buradan anlattığın şeyden çok güzel bir yere bağlayacağımı hissediyorum.
Çünkü yakın dönemde bu Yuval Harari'nin bir eğitimine katıldım.
Ve orada diyor ki yapay zeka ile beraber çocuklarınızın dijital sevgilileri olacak.
Ve hiçbir şekilde onları yargılamayan, reddetmeyen, karşı gelmeyen ve sürekli onaylayan kişilerle...
İlişki kurduklarında beyinlerinde nasıl bir bozulma gerçekleşecek?
Aslında hayalini kurduğu şey az önce söylediğin 4 yaş zihninde kalan yetişkinin hayalindeki şey hep onaylanmak, hep kendisinin söylediğinin olması iken bunu dijital hayat, dijital yapay zeka
ile beraber gerçekleştirmiş olacaklar.
Ve o zaman nasıl bir narsistik yapı oluşacak biraz korkutucu geldi bana.
Gerçek değil yani günün sonunda gerçek değil.
Yani hani çünkü... Nerede büyürüz?
İkimizin gerçekliğiyle karşılaştığımız noktada büyürüz aslında biz.
Hani yapay zekada işte sen haklısın, evet ben yanlış yaptım pardon böyle bir hani çok böyle bir hani her dediğini onaylayan bir tutumu olduğunda aslında o kırılganlığa, kırılganlık neden kıymetli?
Kırılganlığa alan yok. Kırılganlık neden kıymetli?
Çünkü biz kırıldığımız yerden bağ kuruyoruz.
Evet. O yanlış anlaşılmalar üzerinden, aa sen böyle mi düşünüyordun, ben böyle düşünüyordum deyip...
Oradan birbirimizle bağ kuruyoruz ve derinleşiyoruz.
Ya da ilişkiyi oradan büyütüyor oluyoruz.
Ama kırılganlıktan sonra iletişim kurmak lazım.
Evet. Kurmazsan küsüyorsun zaten.
Evet kurmazsan küsüyorsun. Yine büyümeye alan tanımıyor.
Ve beraber olmaya gönüllü olman lazım.
Yani sen bunu böyle yaptın ama ben yani senin gerçekliğin karşındakinin gerçekliğini merak etmen lazım.
Şimdi dolayısıyla o hani yapay zeka ve işte kız arkadaşları erkek arkadaşları meselesine geldiğimizde evet her dediğini yapan biri ama gerçek biri değil.
Beyin yani o ekran maruziyetiyle beraber zaten hani şimdi hani 3 yaşındakinin annesinin onu okuyamadığını anladığındaki tepkisinin yönetilmesiyle hep annesi mükemmele
bebeğinlik yaptı. 20 yaşındakinin yani...
Ben böyle şeylerde şunu diyorum.
Her gün seansa gelelim deyin.
İki sene gelelim deyin.
Daha zor değişmek.
Çünkü üç yaşındaki beş dakika ağlayacak.
Sen beni anlamadın diye orada hani tepinecek biraz.
Sonra o hani benim orada olmamla beraber hala onu tutmam ve kapsamamla beraber farklı izi anlıyor olacak.
Ama yirmi yaşındakinin farklı izi anlaması beyin artık başka türlü.
Çalışıyor. Çalışıyor olacak.
Şimdi hani travma nedir diye baktığımızda aslında beynin başka türlü çalışması.
O çalış işleyişin bozulması ve kapsanamamış olması o bölgenin değil mi?
Hani o açılan yaranın bir şekilde kapsanmamış olması.
Dolayısıyla orada bir travmatik etki aslında bütün insanlık adına zor bir yer.
Ve hani yapay zekadan ne bekliyoruz?
Şimdi hani aldı başını gidiyor olacak.
Bizim zekamızı zaten hani çoktan geçti ve belki hani bilmiyoruz bile ne kadar zeki.
şeyler yaptıklarını ama bana kalan, insanlığa kalan insani değerler oluyor olacak.
Yani hani bir işte gemi batarken önce kadınlar ve çocuklar demeyecek o.
Güçlü olanı diyecek, belki parası olanı diyecek ama orada karar verici aslında o insana insan yapan değerlerden o karar verici olabilmesi, acıya müdahale edebiliyor olması, ben sana alındığımda
böyle bir istemiyorum mukadder dediğimde aslında beni oradan okuyabilmen, aa ben bir şey oldu burada diyebilmen, insan İnsanı hani nasıl diyeyim?
İnsan yapan şey. İnsan yapan şey olacak.
Ama yapay zekaya küstüğümüzde o onu anlamayacak.
Sen bilirsin diyecek. Böyle diyecek, öyle diyecek yani.
Yani işte evet o şey yapıyı, o 3 yaşındaki yapıyı ve mükemmel anneyi bize verecek belki.
O yapay zekanın her şeyi onaylayıcı hali.
Ama orada sanırım boşluk büyüyecek, yalnızlık büyüyecek gibi geldi bana.
Böyle bir gelecekte sence çocuklara bırakabileceğimiz, öğretebileceğimiz en değerli şey ne olur?
Az önce söylediğim şey üzerinden aslında hani merhamet, şefkat, vicdan, değerler.
Yani ne uğruna neyi savunabilirim?
Bugün o daha küçük yaşlardan verebilmemiz lazım ki çünkü dediğim gibi orada zaten bir zeka var orada.
Ama o zekayı yönetebilecek, ona doğru kararı aldırabilecek insani bir sistem lazım değerlerle alakalı.
Bu yüzden de hissetmemiz lazım aslında.
Bu yüzden de acıdan korkmamamız lazım.
Acımızla temas edip onun bilgeliğiyle hareket edebilmemizin yolu da çocuklara bugün hani...
Nasıl diyeyim? Korumamak demeyeyim de olandan hani o hayatın bazen tersliklerinden korumamak lazım ki.
Katılıyorum. Yüzde yüz katılıyorum.
Ben de bunu dedim. Demedim mi?
Kesinlikle katılıyorum.
Çünkü diğer türlüsü gerçekten pamuklara sarmak oluyor.
O zaman da çocuk gerçek hayata atıldığı zaman şeyi bulamıyor yani.
Nasıl diyeyim? Çözüm bulma yollarını bilemiyor.
Problem çözmeyi yapamıyor.
Oralarda çok... taşlara çarptıklarını düşünüyorum çocukların.
Oralarda o kadar büyük hayal kırıklığı olmasın diye onları vermek ve değerlendirme yani kendi acısına bakabilme, merhamet edebilme, empati yapabilme ve vicdani kararları alabilme gücünü
vermemiz lazım çocuklara.
Çünkü yapay zeka diğerlerini yapıyor olacak.
Evet zaten yapıyor olacak.
Şu an geldi aklıma daha önce düşündüğüm bir örnek değildi ama bizim şimdi bir sokaktan aldığımız yavru kedimiz var.
Şu anda da bir 6 aylık falan.
Oradan Çok güzel öğreniyorlar bence o merhamet etmeyi, vicdani şeyleri.
Kendi alanını korumayı bile.
Çünkü kedi sürekli oyuncu olduğu için üstüne atlamaya çalışıyor.
Ona zarar vermeden kendi alanını nasıl koruyabilir?
Mesela işte diyorum ki etrafına yastık koy.
Atlarsa yastığa atlasın.
Senin üstüne atlamasın.
Gibi böyle kediyi incitmeden ne yapabilirler?
Onların yoluna bakıyorum. Ya da işte bazen şeyi yok ya çocuğun derler.
Ayarı yok ya. Gidiyor kuyruğunu çekiyor.
Basıyor bir şey yapıyor. Ne tepki vereceğini merak ediyor.
Orada hani vicdani o merhamet etme duygusunu canlandırmak için.
Aa diyorum bak çok... Ondan sonra git bir sev kafasını bir daha yapmayalım falan.
Orada anlamaya çalışıyor.
Yani aslında evcil hayvanlarla bence bayağı bir o yönden eğitmiş olabiliriz çocukları.
Çok çok güzel bir örnek.
Şimdi baş edebilmeyi vermek için o durumla karşılaşması lazım ya çocuğun.
Ama karşılaşmadığında o sisteme zaten o gelmiyor oluyor.
Ne yapacağımı bilmiyor oluyor çocuk.
Biz çocuğa işte mükemmel ebeveyn olduk her şeyini verdik.
O zaman çocuk şey gibi bakıyor.
Daha nesneleştiren bir yerden ilişki kuruyor aslında.
O hani yapay zekaya karşı nasıl güçlü olacağız kısmında da işte çocuğun aslında diğer kişilerle nesneleştiren bir yerden değil de bağ kuran bir yerden ilişki kurması lazım ki
o karar mekanizmasında daha koruyucu, daha kapsayıcı bir yerde olabilsin.
Hani daha spesifik örnek nasıl verebilirim?
cerrahi bir müdahale yapılacak.
Üç kişi var ama bir kişiye yapılması lazım.
Yani nasıl seçilecek o bir kişi?
Galiba şeyde veriyorlar bunları.
P4C eğitimleri var ya işte çocuklar için felsefe eğitimleri.
Oralarda böyle ikilemler sunuluyor çocuklara.
Ve orada zihin becerileri geliştirilmeye çalışıyor.
Belki onları biraz daha önemsemeliyiz.
İşte duygu tanımlama, duygusunu etiketleme, karşıdakinin duygusunu okuma.
Bunlarla ilgili eğitimler belki ön plana çıkabilir.
Çok güzel spesifikleştirdin aslında.
Yani çok güzel hani örnek verdin.
Ama bir arada olmak... çözecek.
Çocukların çocukla oynaması, akranların akranlarla oynaması.
Çünkü hissediyor olacağız ya hissettikçe de yönetiyor olacağız.
O hani o cerrah örneğinde verdiğim gibi hani deneyimle beraber belki şeyi biliyor yani o üç kişi de ama bir kişiye yapılabilir ameliyat.
Orada o deneyimle beraber onun nelere bakacak, ne zaman başarılı olunacak, olunmayacak onları ayırt edebiliyor.
Belki yapay zekada onu ayırt edebilecek ama o hani kişilere baktığında işte uzun ömür mü, Yani bir sürü bir mekanizmayı, faktörü kişi orada olarak anlayabilecek aslında.
Dolayısıyla o insan ilişkisini devam etmemiz ve ekran süresini kısıtlı tutmamız çocuklarda kıymetli diye düşünüyorum.
Evet, evet kesinlikle.
Ben de aynı şekilde düşünüyorum.
Bunu bir uzmandan duymak daha da mutlu etti beni.
Çok teşekkür ederim.
Şimdi son sorumuza geldik.
Ariel Nemit'indeki gibi senin kendine bir labirente sıkışmış hissettiğin ve çıkışı olmadığını hissettiğin deneyimin neydi?
İkinci bağlayan soru da seni oradan çıkaran ipucu ne olmuştu diye sormak isterim.
Ben hani programını sıklıkla takip eden biri olarak aslında her konuğa sorduğunda bunu böyle bir kendim içinde çok düşüne durdum.
Ve başlarda bir yok benim hiç hani ipim olmadı falan gibi düşündüm.
İpin mi olmadı, derdin mi olmadı?
İpim olmadı. Sanki hani hep beceriksizdim ve yapamadım.
adım gibi hep hissettim ama sonra sonra aslında düşününce şöyle zor bir çocukluğum oldu aslında ve o zor çocukluğun içinde ben şöyle bir şey bulmuşum.
Kendi kızım üzerinden daha basit bir örnek üzerinden vereyim.
Mesela büyük kızımın yeme problemi vardı.
İşte çiğneyemezdi, yutamazdı ve hani nasıl çiğneyecek yani çiğnemeyi zaten nasıl öğreteceğim falan zor şeyler.
Oralarda hani küçük küçük yedirirken hep şunun hayalini kurardım.
Bir gün işte ne bileyim kebapçıyı gideceğiz.
Bir tane daha söyleyin diyecek.
Evladım bir tane yeter diyeceğim falan diye.
Ya da uyumuyordu mesela. Ergen olacak ben sabah onda hala onu dürtüyor olacağım falan gibi.
Aslında daha geniş bir pencereden bakmak.
Böyle bir hayalleme çalışması gibi.
Yani hani ben çocuk büyütüyorum.
Çocuk... Yani o yolda elbet zorluklar olacak ama o çocuk büyüyecek.
Aslında hani amacım daha büyük bir amaç.
Başka bir şey üzerinden örnek verirsem yani bir ormana girmişim çalı çırpı topluyorum diyelim ki.
Çok karanlık etraf çok korkuyorum yani hani işte bir yerden ayı mı çıkacak kurt mu çıkacak ama bir yandan da çalı çırpı topluyorum.
Ama hep şunu hatırlatırdım kendime.
Ben bir ev yapacağım ve onun içine gireceğim ve huzurlu oturacağım.
Yani hani o zorluk ayağıma takılsa da o an hani bana zor gelse de duygusal olarak yönetmesi.
Burada büyük, daha büyük benim hani isteklerim, amaçlarım var.
Onları bir şekilde gözümün önüne getirmeye çalışarak.
Geniş perspektiften bakmak gibi.
İpi daha uzağa bağlamak gibi.
Evet, evet, evet. Böyle bir güç bulmaya çalışırdım kendimde.
Sonra bunu buldum.
Aa dedim ben bunu yapıyorum aslında.
Çok güzelmiş aslında ama benim çok düşünmüyorum.
edeyim bir şey ama işte atıyorum bundan 5 sene sonra atıyorum.
Çocuğun yemekle ilgili problemi olmayacak diye hayal kuruyor olmak ki ne tekim de olmuyor.
Evet. Değil mi? Evet. Olmadı yani.
Evet. Bizim de mesela 18 aya kadar günler geçmiyor gibiydi çocukta.
Çünkü uyumuyorlardı.
Uyumuyorlardı. Evet. 18 aydan sonra aa uyudu bu sefer de ben uyuyamadım falan bir şey mi oldu diye panikten.
Ama işte onu hayallemeye başlarsan sanırım biraz daha beyni de sakinleştiriyorsun değil mi?
Evet. Yani şu ana da odaklanmanı sağlıyor aslında.
Hani anne babalardan örnek vereceksek.
Çocuk bir şey yaptı, saygısızlık yaptı.
O an hemen öğretmem lazım, hemen haddini bildirmem lazım gibi bir şey çıkıyor ya ebeveynden çok otomatik olarak.
Aslında orada bir dakika sadece 4 yaşında ve saygısızlık.
bile değil onun dünyasında belki yani öyle bir şeyi de daha yok.
Çok olacak daha onu telafi etme zamanımız çok olacak değil mi?
Yani bu arada söylediğin şeyden yine alakalı mı olacak bilmiyorum ama aklıma yakın zamanda Ay'a gidildi ya Artemis 2 ile.
Buna gittiklerinde dünyaya uzaktan baktığında aslında küçücük bir şey görüyor yani ya da işte problemlerimize de çok uzaktan baktığımızda aslında onun ne kadar küçük olduğunu büyük parçanın içinde, büyük
tablonun içinde ne kadar küçük olduğunu belki görebiliriz.
biraz kendi kendine bulmuşsun. Evet.
Kendi kendime bulmuşum bir şekilde baş etme yöntemi olarak.
Bana hep iyi geldi. Umarım dinleyenlere de böyle bir tatlı bir şey olur.
İyi gelir. Teşekkür ederim.
Rica ederim. Hem örneğin için hem uzaklardan gelip katıldığın için.
Ben çok teşekkür ederim.
Çok mutlu oldum burada olmaktan.
Seninle tanışmaktan, yüz yüze gelmekten.
Umarım tekrar karşılaşırız.
Umarım. Umarım. Görüşmek üzere.
Görüşürüz. Yeni bölümlerden haberdar olmak için Spotify ve Apple Podcast da bizi takip edebilir.
Bildirimleri açarak ilk dinleyen siz olabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
