
S1 B15: Girişimcilik Bize Ne Sağlar? - Zeynep Bilgiç
21 Mayıs 2025 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Zeynep Bilgiç ile kurumsal hayattaki uzun yolculuğunun ardından aldığı girişimcilik kararı, bu sürecin duygusal ve stratejik boyutları ve Arya Kadın Yatırım Platformu’ndaki deneyimleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.
Girişimciliğin bilinmeyen yönlerini, dönüşüm kararlarının içsel etkilerini ve kadın liderliği masaya yatırıyoruz.
🔍 Kurumsal hayattan girişimciliğe geçiş, cesaret, değer yaratma ve yeni yollar bulma üzerine ilham verici bir bölüm.
Bahsi geçen konferanslar için:
https://www.dld-conference.com/
https://slush.org/
Bağımsız profesyoneller platformu:
http://ipp-tr.com/
#Ariadneninİpi #ZeynepBilgiç #GirişimcilikPodcast #KadınLiderliği #KurumsaldanGirişimciliğe #AryaYatırımPlatformu #KadınYatırımcılar #PsikolojiVeGirişimcilik
Transkript
Ariadne'nin IP Podcast'ta hoş geldiniz.
Ben Mukadder. Bugünkü konuğum Zeynep Bilgiç ile beraberiz.
Hoş geldin Zeynep. Nasılsın?
Hoş bulduk Mukadder. Teşekkür ederim.
Kısaca seni tanıtarak başlamak istiyorum.
Girişimci, yazar ve eğitimcisin.
20 yıl süreyle kurumsal yapılarda insan kaynakları ve finansal danışmanlık alanında çalıştın.
Karma iş gücü yaklaşımıyla esnek çalışma modellerinin sürdürülmesi, planlanması hakkında uluslararası bir girişim olan Workplex dijital platformunu kurdun.
Stratejik insan kaynakları danışmanlığına ek olarak Bahçeşehir Üniversitesi'nde dersler de veriyorsun.
Madem Yeri ve Zamanı Geldi adlı bir kitabın var.
Evli ve iki çocuk annesisin.
Yine çok becerikli, çok kapsamlı, çok başarılı bir kadınla birlikteyiz.
Ve ben ilk sorumla başlamak istiyorum.
İnsan kaynakları alanında kurumsalda 20 yıl çalıştın.
Girişimci bir ruh için kurumsal alanda çalışmak senin için zorlayıcı oldu mu?
Öncelikle teşekkür ederim.
Böyle kendimi başkasından dinlemek çok hoş geldi.
Şimdi girişimciliğe bakarsak nasıl olduğunu ben biraz o açıdan farklı ve şanslıydım galiba.
Çünkü kurumsal çalışmalarda da girişimciliğin temeli olan üç ana başlık benim bütün o 20 sene boyunca finans, proje yönetimi, insan kaynakları hepsinde hayatımdaydı.
Ne bu başlıklar dersek, aslında öncelikle ben dinamizmden çok beslenen bir insanım.
Sürekli farklı projeler, farklı çalışmalar, yenilikler ve iş hayatım hep öyle geçti.
O yüzden girişimciliğin olmazsa olması bu yenilikler ve dinamizme uyum sağlama.
İkincisi esnek çalışma fırsatı ve çok çalışmaydı.
Çok çalışma olmazsa olmazı kurumsalında, girişimciliğinde.
Bizim daha pandemi öncesindeki dönemlerden farklı çalışma saatlerimiz vardı.
Ve ben iki çocuğum hani gece yarısı uyutup sonra gece yarısı çalıştığımı çok bilirim.
Veya sabahın köründe kalktığımı.
Önemli olan biraz böyle yaklaşım işte bu danışmanlık geçmişinden gelince çıktı bazı yaklaşımlar da çok yaygındı bizde.
çalışmanın şansıydı herhalde bu.
Üçüncüsü de aslında sürekli bir gelişim, kendini geliştirme ve yeniliklerden beslenme.
Yani eğitim gelişim fırsatları.
Bu da girişimciliğin olmazsa olmazı.
Yani dünya nereye gidiyor?
Nasıl trendler var?
Makro ekonomik değişiklikler nasıl gidiyor?
Bütün kurumsal hayatım boyunca bu eğitim gelişimi gerek Türkiye'de gerek yurt dışında konferanslara katılarak da çok beslendim.
Bunların hepsi olunca da Kurumsal hayattan çıkıp girişimci olmaya ilişkin dürtülerim, tetiklenmem 20 sene boyunca gelmedi.
Sonrasını birazdan bahsederiz zaten.
Dolayısıyla girişimciliği kurumsal hayatta da bir nevi büyük kısmını yaşayan bir profesyonel hayatım oldu.
O zaman şanslı gruptansın diyebiliriz.
Evet. Sonra kendi girişimin olan Workflex'i 2020 Kasım'da yani aslında pandeminin ortasında diyebiliriz, kuruyorsun.
Bununla ilgili biraz bahsedebilir misin Workflex'i kurduğun atmosferden, aşamadan?
Tabii. Şimdi pandemi dönemi bize çok net hatırlıyorum tarihi.
Dinleyenler de hatırlayanlar vardır elbette.
16 Mart'ta tam Türkiye'ye geldi.
Benim çok sevdiğim bir arkadaşım bundan iki sene önce Hong Kong'a transfer olmuştu işiyle ilgili oraya taşınmıştı.
Ve oralarda o Çin'de Hong Kong'da bütün bu pandemi ve krizler başladığında kendi bankasının başında bu bütün kriz yönetiminin tasarlayan kişiydi.
Ve biz sohbetlerimizde bunlardan bahsettikçe daha bizde hiçbir şey yokken ve kimsede bir endişe kaygı yokken.
Biraz da benim karakterim gereği hani ben yine de yapalım planlayalım.
Hani olmazsa ne güzel ama olursa hazır olalım diye.
Biz aslında bir yaklaşık 6 ay önceden bütün yönetim ekibi yöneticiler bir planlamaya giriştik.
Türkiye'ye gelirse hazır olalım diye.
Yaklaşık 800 kişilik bir şirketti Çağrı merkezinden Arge merkezine.
Hatta şeyi çok hatırlarım yani genel müdür gelip hani ne yapıyorsunuz burada insanların vaktini niye alıyorsun diye bayağı da bir kızmışlığı dalga geçmişliği vardır benimle.
Ama ben yine de hazır bulunsun çünkü insan kaynakları genel müdür yardımcısıydım o zaman.
Hani bu hem sorumluluk bilincim zaten çocukluktan beri gelen hem de işteki şapkam nedeniyle güzel bir hazırlık yaptık.
Dolayısıyla Mart'ın 30'unda yani 16 Mart'ta başladığında o 800 kişi 6 şehir Türkiye genelinde ofisler vardı.
Herkes evlerinde kim hangi grupta sağlık kritik vesaire bütün segmentasyon yapılmıştı.
O sıralarda bir sürü iş yeri laptop alımları yapmadan kim evde kim ne yapacak nasıl çalışacak gibi bir kaos kargaşa halindeydi.
Bu da biraz şans oldu aslında belki.
Yani o arkadaşımın orada olup benim de fazla titizlenmem.
Yani aslında çok da şans diyemeyiz buna.
Sen orada biraz daha öncü davranmışsın diyebiliriz.
O bilgi bir şans ama senin onu değerlendirmen biraz daha karakter ve senin daha dikkatli olmanla ilgili.
Doğru söylüyorsun. Dolayısıyla da Mart sonu bütün bu işler bittiğinde biraz böyle tabii pandemi de...
Eminim beni dinleyenler de benzer süreçlerden geçmiştir veya hala geçiyorlardır.
Bir hayat sorgulaması da geldi hepimize.
İşte benim de artık 40'lı yaşlara yaklaştığım, 39 yaşına geldiğim zamandı.
Ve sorumluluklarımı yerine getirdim.
20 sene kurumsal hayatta zaman geçirdim.
Ve devamında ne var diye düşünmeye başladığımda...
Biraz böyle Mazlum'un hiyerarşi piramidi de oldu.
Yani hepimiz işte zamanında bir mezun oluyoruz.
Master'ımızı yapıyoruz vesaire tercihlere göre.
İşte uzman, yönetmen, direktör, genel müdür yardımcısı, genel müdür vesaire.
O ünvanlar ve haldır haldır koşturmalar ve o büyülü dünya diyeyim yanaklarla gelen paketler, arabalar vesaireler hepimizi etkiliyor tabii.
Ama bir yerden sonra bir sonra ben ne istiyorum diye sormaya başlayınca.
Orada genel müdür yardımcılığına kadar gelmiştim ve genel müdür olmayı istemediğimi fark ettim.
Dolayısıyla sorumluluğumu yerine getirdim.
Ne istediğimi ne istemediğimi sorguladım.
Bu arada ilk biraz önce bahsettiğim, konferansları yurt dışında çok takip ettiğim için de dünya nereye gidiyor olabildiğince okumaya çalıştığım için de 2017'de Madrid'de bir Future of Work, geleceğin işi konferansına
katılmıştım iki tam günlük ve orada dünyanın nasıl freelance modellere, yeni nesil çalışma modellerine evrildiği İşte bu karma iş gücü vesaire gibi organizasyonların nasıl değiştiğine ilişkin çok
farklı seminerler dinlemiştik, konuşmalar dinlemiştim.
Bu iki maddenin üstüne bu da gelince yani neleri yapmak istemediğim, neleri yapmak istediğim.
Bir de pandemi tabii normalde bize dünyada hayatta olmaz denilen bir sürü şeyin nasıl olduğunu, bütün global aranada nasıl hareket kabiliyeti olduğunu teknolojinin de yardımıyla gösterdi.
Üçü birleşince de...
İstifa edip 2020 sonu Workflex'i kurdum.
Girişimcilik yolculuğuna çıktım.
Workflex nedir dinleyenler bilmiyor olabilirler.
Bildiğim kadarıyla Workflex yakın zamanda Türkiye'de önemli bir şirketle de birleşme yaşadı.
Biraz da bunlardan bahsedelim isterim.
Çünkü beyaz yaka dünyasında iş değiştirmek isteyen ya da farklı alana kaymak isteyen kişiler olabiliyor.
Kendi girişimini yapmak isteyen insanlar olabiliyor.
Ya da alan değiştirmek isteyen kişiler olabiliyor.
Onlara bence oldukça ilham verici olabilir Workflex.
Biraz bize anlatır mısın?
Elbette. Aslında artık Workflex değil, ekspert ara demem daha doğru olur.
Birleştiği için. Evet. İki hafta önce daha çok yeni, çok taze.
Bu sektörün en büyüğüyle Türkiye'de ekspert ara firmasıyla bir birleşme gerçekleştirdik.
Ve yolu artık birlikte devam ediyoruz.
Bahsettiğimiz Workflex'de de, ekspertler'de de aslında temel olarak proje bazlı iş dünyası için beyaz yakalı çalışanların bağımsızlarını düşünebiliriz.
Bağımsız profesyonel veya freelance modelde çalışanlar veya solo girişimciler diyebiliriz.
Onlar için dijital bir platform.
İki taraftan ihtiyaç ve beklentileri alıyor ve bir algoritmayla, yapay zeka desteğiyle eşleştirme yapıyor.
Ve bunun üzerine tabii ki bir insan dokunuşu da var.
İnsanların içinde olduğu bir süreç olduğu için.
Dolayısıyla yeni nesil çalışma modellerinde şu anda Türkiye'de bu alanda yani iş dünyasına hizmet eden...
Bu kapsamda, bu büyüklükte tek platform diyebilirim.
Ekspert Ara geçen sene 80 ülkeden uzmanla, bağımsız profesyonelle 14 farklı ülkeden firmaya, şirkete hizmet vermiş bir platform.
2012 yılında kurulmuş bir platform.
Dolayısıyla biraz böyle küçük olsun benim olsun demekten ziyade o kolektif zeka, ortak akıl, benim hep inandığım o sinerji birlikte ölçeklenip büyümeye doğru bir yöne doğru gidiyoruz şu anda.
Dolayısıyla ekspert arayı böyle bahsedebilirim ve şimdiki yolculuğum.
Çok da güzel olmuş yani ekspert ara seni kazanmış bir kere.
Onun dışında da karşılıklı evet sen de aynı şekilde oranın tecrübesinden ve zamanla elde ettiği beceriden faydalanmış olacaksın büyük bir ihtimalle.
Güzel karşılıklı bir etkileşim olacaktır.
Belki çok küçük şunu da eklemek faydalı olabilir dinleyiciler için.
Bu bahsettiğim projeler bir saatlik bu expert call denilen uzman telefonlarından, görüşmelerinden başlıyor.
Günlük bazlı danışmanlıklar belli proje için danışmanlıklarla devam ediyor.
Ve aylık, üç aylık, altı aylık daha uzun vadeli bizim C-Flex dediğimiz her seviye aslında yönetici ve üstü seviyelerde icraatın da içine girmek isteyen ama kendi
şirketini kurup o takımlarla dışarıdan...
fatura keserek çalışmak isteyenler için geniş bir elpaze var.
Dolayısıyla oraya kaydolduktan sonra ne yapabileceklerini zaten projeleri yaptıkça içeride de görebilirler yeni bu modele başlayanlar.
Bir de zaten yıllarca globalde de yapanlar var.
Sadece Türkiye değil yurt dışında da bir sürü imkan doğabiliyor proje bazıları.
Sistem hem eşleştirme hem de yönlendirme anlamında aslında kişiye başvuran kişiye bilgi veriyor diye anlıyor.
Evet. Sen kendi girişimini başlatmış bir kadın olarak bu işin zor ve keyifli anları senin için nelerdi?
Ve girişimcilik yolunda insanları neler bekler?
Bunlarla ilgili neler söyleyebilirsin?
Ben kendi yolculuğumda öncelikle herkesin aklında bir iş hayatındayken bir girişimci olma hayali o kendi yolculuğunun bir evresinde mutlaka bir gelmiştir.
Bazılarında daha sık gelir, bazılarında...
Gelir ve kaybolur bir daha da gelmez veya deneyip geri dönenler olabiliyor.
Herkes dinleyenler farklı yolculukları var tabii.
Ben açıkçası 20 sene maaşlı tam zamanlı bir çalışan olarak her ne kadar başta bahsettiğim esneklikler olsa da ciddi bir sudan çıkmış balıklık yaşadım.
Yani böyle işte o kadar alışmışım ki oradaki konfora hani hep böyle konfor alanından çıkış diye deniyor ama o böyle konuştuğun gibi yaşanmıyor.
Yani çok küçük detaylar ama işte bir bakıyorsun hani teknoloji departmanını arayıp hallettiğimiz işleri, tabii büyük yapılarda koca koca organizasyonlar, departmanlar, ünvanlar bir anda printer
'ı monte ederken buluyorsun kendini.
Bu arada gocunduğundan değil korkunç zaman aldığın ve bilmediğin bir işi yapmaya çalıştığından bahsediyorum.
Aynı şekilde muhasebe tarafı var, işte diğer işler var, şirket kuruluşu var, vergi tarafı var, var da var.
Bir de tabii şu yanılgı beni çok şaşırttı ve bir aydınlanma yaşandı çıktıktan sonra.
Belki bizi dinleyenlere faydası olur.
Şimdi bahsederken de kurumsalı bıraktık, girişimci olduk diyoruz.
Ama bizim gibi B2B işlerde yani iş dünyasına yine kurumsal şirketlere iş yapıyorsanız ve hizmeti alan kurumsal dünyaysa aslında kurumsalı bırakmış olmuyorsunuz.
Evet. Yani kurumsaldayken, ben kendi en son pozisyonumdan söyleyecek olursam, ben karar verici konumda yani satın almaları yapan konumdan aslında masanın diğer tarafına karar vericileri
ikna eder konuma geçiyorum.
Ve toplantılarımdan gündemime aslında her şey yine kurumsal hayatla paralel gidiyor.
Tatili, izinleri, bayramı vesairesi.
Ama girişimci olduğunuzda tersine kendi işiniz olduğu için daha da fazla yük geliyor.
O yüzden açıkçası gerçekten içini titretmiyorsa o fikir, başkaları yaptı ay ne güzel gözüküyor vesaire için açıkçası ben girişimciliği çok çok herkese tavsiye
edemiyorum. O yüzden de belki hani kitap vesaire birazdan bahsederiz.
Solo girişimciliğin de bir seçenek olduğunu mutlaka vurgulamayı çok önemsiyorum.
Çünkü bize hani yıllarca sanki dünyada da Türkiye'de de özellikle hani mezun olursun işte maaşlı bir işe girersin.
Veya oradan çıkarsın veya direkt girişimci olursun, kendi işinin patronu olursun veya işsiz olursun öğretildi.
Ama aslında farklı yollar da var.
Kendi bilgi birikiminin donanımını bir hizmet vererek bağımsız profesyonel olarak da solo girişimci olarak çalışabilirsin.
İlla yatırımcılar, girişim sermayesi, ekip kurma işte işine göre makine vesaire gibi şeylere daha büyük kapsamlı yüklerin altına.
Girmek zorunda değiliz aslında.
Belki burada hani bir şeyde Türkiye'de koşluk ve yoga eğitmenliği.
Bunu da değinmeden geçemeyeceğim.
Bu arada ben de profesyonel bir koçum.
Ama kurumsalda sıkışmış insanları dünyada da böyle bu arada.
Hani Türkiye için söylemiyorum sadece ama.
Hani sanki alternatif o ikisinden biriymiş gibi fazla orayı köpürttüklerini düşünüyorum.
Hani o kişiye uygunsa koşluk muazzam bir meslek elbette.
Ama o kişilerin bir kısmı için bir dördüncü yolda mümkün.
O da solo girişimcilik bağımsız çalışma.
Peki bu solo girişimcilik bağımsız çalışma dediğin şeyde onları neler bekliyor insanlar?
Solo girişimci olurken nasıl bir beklentiyle girmeli?
Hem maddi olarak hem de iş yükü olarak.
Çok çalışma beklentisiyle girmeli.
Galiba şöyle aslında bu esnek bağımsız özgür hani freelance adı üstünde.
İşte özgür mızraktan geliyor, paralı askerlerden geliyor.
Bu arada tarih içinde o free ve lensi bölersek merak edenler için.
Bu örneği vermeyi çok seviyorum hani tarihsel olarak bilgi sahibi olmanın yanı sıra.
Çünkü aslında zamanında o 1820'ler yıllardaki paralı askerler.
Düşünsenize hani freelance modelde çalışıyorsunuz.
Çoğu kişiye göre ne güzel özgürsünüz, bağımsızsınız.
Ama savaşa gidip ölme riskiniz var.
Ve canınız pahasına aslında o işleri yapıyorsunuz.
Ben bunu da çok benzeştiriyorum.
Çünkü genelde freelance modelde çalışanlara bir güvenmeme algısı var.
Yani işte telefonu açar mı?
Ertesi gün giderse ne olur?
Bizim gizli bilgilerimizi nasıl açacağız?
Özellikle büyük şirketlerde.
Tam tersi bunu bir tercih olarak, çalışma modeli olarak bu insanlar seçtikleri için.
Hem gelir belirsizini bertaraf etmek hem yeni müşterileri almak için aslında performansa taahhüt ettiği zamanda o çıktıları vermeye ve müşteri iletişimine korkunç
önem veriyorlar ve gizliliğe.
Çünkü bu artık onların kariyer yolu ve oradaki en ufak bir hata bir sonraki müşteriyi veya ödeme almanın önünde engelle dönüşebiliyor.
O yüzden aslında çok çalışmak ama esnek.
Ve istediğiniz saatlerle çalışmak ama biraz önce söylediğim kurumsalla eğer hizmet verilecekse oraya hizalanacak şekilde çalışmak çok önemli.
Bir de tabii sürekli kendini geliştirmek yine.
Benim böyle küçük bir anım var.
Benim de bir yayıncılık girişimim oldu.
2016'da başlattığım çocuk kitapları yayınları için bir marka kurdum.
Ve markayı ilerlettim, büyüttüm ama herkes şey soruyor.
İşte editör kim?
Ben. Genel koordinatör kim?
Ben. İşte şunları kim seçiyor falan.
Tek kişilik dev kadro oluyorsun dediğin gibi.
Yani printer'a da sen bakıyorsun.
Matbaadaki abiyle de sen muhatap oluyorsun.
Kargoları da yeri gelirse yanındaki yardımcın yapamıyorsa sen yapıyorsun.
Yani oralarda...
Büyük firmalar, ben küçük yayıncı olduğum için beni muhatap almayabiliyordu.
Vaktinde kitap gönderir mi?
Yeterince kitap basar mı?
Bunlardan emin olamadığı için.
O yüzden girişimciliğin ilk başta gerçekten karşı tarafa güven uyandırması açısından çok...
Sağlam çalışılması gereken bir durumu olduğunu düşünüyorum.
Yani gece gündüz dediğin gibi çok da fazla şeyi önemsemeden, iş saatlerini önemsemeden böyle sağlam bir çalışma düzeni olduğunu kesinlikle düşünüyorum.
Hem küçük ölçekte hem büyük ölçekte.
Öyle bir de hani hangi alanda olursa olsun ihtiyaç var ama bu kendini geliştirme piyasayı diyeyim piyasaları takip etme, dünyanın nereye gittiğini takip etme de çok önemli.
Hani zamanın ruhunda bir dijital teknolojiler çok ön plana çıkıyor.
İşte tarım teknolojileri, sağlık teknolojileri.
Ama iki yıl içinde bir bakıyoruz.
En güncel örnekten gidelim.
Yazılımcılar çok kıymetliyken ve fiyatları çok yüksekken bir anda yapay zekanın çıkmasıyla artık işte low code, no code dedikleri.
Hani koda bile gerek olmadan web sitelerinden diğer ürünleri tasarlamaya çok hızlı bir geçiş oldu.
O yüzden de solu girişimci olacak kişilerin öğrenme stratejileri geliştirmesine ihtiyaç var.
Ve çok farklı araçlarla, Dünya Ekonomik Forum'un bu arada yetkinlikler listesinde de var, 2030 listesinde.
Yani öğrenmenin de stratejisi mi olur diye düşünebiliriz ama var.
Çünkü herkesin öğrenme şekli farklı.
İşte görsel, işitsel vesaire.
Bu beslenmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Orada da hani ben kendi yolculuğumda işte en son Helsinki'de Slush diye bir event vardı Finlandiya'da.
Bütün dünyadan yatırımcılar ve start-up kurucuları geliyor.
Yaklaşık 13 bin kişinin geldiği bir gelecekle ilgili bir etkinlik.
Sonra DLD Digital Life Design diye şey geçen Almanya'da Münih'te bir konferans vardı.
O da aynı şekilde yılda bir iki kere bu tip şeylere...
Katılmak, gitmek mümkünse.
Mümkün olmayabilir. Buradan onu da söylemekte fayda var.
Özellikle Diyeldi'nin YouTube'da videoları oluyor.
Yani o etkinlik bittikten sonra hepsini YouTube'a yüklüyorlar.
Belki linkini de paylaşırız bu podcast ile birlikte.
20'şer dakikalık paralel seanslarda olduğu için ben de hepsine orada yetişemiyorum.
Dönünce de kaçırdıklarımı izliyorum.
Müthiş bir beslenme ve...
Önümüzdeki iki sene ben ne yapmalıyım, nereye doğru kaymalıyım da da çok güzel içgörüler sunuyor.
O yüzden dinleyenlere bu tip şeyleri de çok tavsiye ederim.
Yani girişimci olmak isteyen birisi ödenek ya da yatırım almak için aslında hangi projeler daha başarılı olacak ya da hangi projelere yatırım yapılacak diye baktığında bahsettiğin
DLD'ye ya da bahsettiğin Slash'a o tarz etkinliklere, toplantılara bakması...
faydalı olacaktır büyük bir ihtimalle.
Bence bu müthiş bir kompor tabii.
Teknolojinin bize sunduğu bir imkan.
Evinizde otururken önümüzdeki 2-3 sene dünya nereye gidiyor ilişkin?
İşte Harvard'taki profesörlerden sanatçılara, start-up kurucularından çok büyük yatırım almış, unicorn olmuş firmaların çalışanlarına bir sürü kişinin kısa kısa
sunumlarını izleyebiliyorsunuz ve bana müthiş ilham veriyor.
Eminim bizi dinleyen ne yapsam ilerideki dönemde diye düşünenler için de faydalı olacaktır.
Bütün bunların yanında bir de melek yatırımcı yönün var senin.
Melek yatırımcı olmak için de Arya platformuyla iş birliği içindesin bildiğim kadarıyla.
Biraz işin o yönünden de bahsetmek ister misin?
Evet, seve seve. Aslında çok yeni, daha iki sene oldu Arya'ya katıldığım.
Arya, Ahu Serter ve Müteadalı'nın birlikte kurduğu bir kadın yatırım platformu.
İkisini de çok severim bu arada.
Buradan dinlerlerse sevgilerimi sunayım onlara.
Çok güzel bir vizyonla kurulmuş.
Kadınların finansal özgürlükleri.
Ve yatırım araçlarını daha doğru kullanmaları ve melek yatırımcı olabilmeleri için ana vizyonu bu.
İki tür içeride kulüp var diyeyim.
Bir challenge club adı verilen.
İşte kadınların bir araya gelip işte iş dünyası ile ilgili iş birlikleri, sinerji, sağlık vs.
Bir sürü konuda birbirlerini besledikleri kısım.
Bir de yatırımcı kulübü var.
Ben her ikisinde de yer alıyorum.
Oradaki en güzel imkanlardan biri.
Startuplar belli düzenli şeylerle araya başvuruyor işte bu sunumlarıyla.
Oradan belli bir süzgeçten geçen startupların sunumlarını düzenli yatırım kulübünde küçük sunumlar halinde size sunuyorlar.
Ben mesela o sunumlara katılmayı çok seviyorum.
Sadece iki startup'a yatırım yaptım.
Ben bu sunumlarda özellikle işte dikey tarım, tarım teknolojileri, biyomedikal gibi yeni alanlarda çok şey öğreniyorum.
Veya enerji ile ilgili işlerle.
Dolayısıyla aslında Arya'yı çok tavsiye ederim bizi dinleyenlere.
Hem o ekosistemin bir parçası olmak.
İlla bir yatırımcı olmak zorunda değilsiniz.
Melek yatırımcı olmak ama hem bu konularda daha kendini geliştirmek, finansal araçları kullanmaya ilişkin farkındalığı arttırmak.
Hem de güzel bir sinerji var.
Yaklaşık 400 üyeye yaklaştı.
İşte Dubai chapter'ı, Amsterdam chapter'ı, İngiltere chapter'ı var.
Bana çok güzel insanları armağan etti aslında Arya.
Hatta İngiltere'deki işimizi kurarken de Arya kanalıyla orada bir direktörle çalışmıştık.
Dolayısıyla özellikle kadınlar için çok faydalı, besleyici bir ortamı var.
Girişimci kadınlar için aslında çok faydalı bir bilgi olabilir Arya platformu.
Evet ama kurumsal hayatta olan profesyonel kadınlara da işe yarıyor.
Çünkü karşılıklı bir beslenme olduğu için işbirliği projeleri vesaire de çıkabiliyor.
Ayrıca bir GSF fonları var.
Orada da ciddi yatırımlar yapıyorlar.
İşte iş bankasıyla iş birlikleri var vesaire.
Yani çok güzel gitgide katlanarak etkisi büyüyen bir platform.
Harika. Bu bilgiyi de verdiğin için teşekkür ederim.
Rica ederim. Çünkü kadın dinleyicimiz de çok bir yandan.
Onlara da nasıl, nereden başlasam, girişimi nasıl yapsam, startup yapmak istiyorum, neresinden tutsam diyen insanlar için bir başlangıç noktası olabilir.
Ya da işte beyaz yakalılar açısından Workflex ekspertleri artık biraz daha...
Onların alanını genişletebilir, yeni fikirler sunabilir.
Çok teşekkür ederim katıldığın için.
Rica ederim. Belki burada son bir şey ekleyebilirim.
Yine dinleyenlere faydalı olabilir.
Böyle hızlıca bir sürü konu başlığı konuştuk.
Özellikle girişimcilik ve solo girişimcilikte finansal kısmı çok da unutmadan hareket etmek lazım.
Yani şu anda biliyorum iş kanunlarında çoğu sayede iş yerinde sözleşmelerde yanış yasakları var.
Ama yavaş yavaş ki Türkiye'de de güzel örnekler başlıyor.
Garanti Bankası'nda bildiğim kadarıyla başladı.
Diğerlerinde arkadan gelecektir.
Yurt dışında da çok var.
Portfolyo kariyer denilen bir şeye doğru gidiyor aslında dünya.
Yani biraz önce bahsettiğim gibi o saatlik uzman görüşmeleri de bu şeyin bir parçası.
Hani kurumsal hayattayken tamamen çıkıp her şeyi ardında bırakıp o kadar büyük riskler almak yerine çalışırken işte bu yurt dışında site hustle dedikleri ek iş gelir getirici o freelance
ekosisteminden neler yapılabilir biraz deneyip yanılıp orada bir yolu görüp.
Ondan sonra harekete geçmeyi daha sağlıklı buluyorum.
Daha garantici de bir yol aslında.
Bir ayağın sağlamdayken diğer ayağınla atılım yapıyorsun.
Evet yani hem başarı ihtimalini arttırıyor hem de bir müşteri biraz önce söylediğin o ilk güven noktası ve ilk müşteri çok kıymetli çünkü.
Onu portföye katıp ondan sonra ilerlemek kişiye de daha özgüveni arttırıcı ve geliri arttırıcı bir model oluyor.
O yüzden biraz böyle...
Oralara özen göstermek daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Bir anda okyanusa yüzme bilmeden sulara atlamak yerine.
Harika. Çok teşekkür ediyorum katıldığın için.
Bu bilgiler girişimci insanlara eminim ki çok faydalı olacaktır.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Rica ederim. Ben teşekkür ederim davet için.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
