
Hermes Kurnazlıkta Bir Marka | Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun
8 Temmuz 2026 · 28 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Ariadne’nin İpi’nde bu hafta Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun (@bengucennetcoskun) ile Hermes’i konuşuyoruz.
İletişim, kurnazlık, ticaret ve sınırları geçmenin tanrısı olarak Hermes 12 tanrı arasına nasıl giriyor?
Zeus ondaki hangi özelliği görüp de önemini fark ediyor?
Hermes tatlı diliyle kimin ölüler diyarına alınmasını sağlıyor?
Tüm bu mitolojik anlatılar eşliğinde kendimize sorular sormayı ihmal etmiyoruz.
Transkript
Zeus onun bu kurnazlığının yani Apollon'a yaptığı şeyi gördükten sonra diyor ki Sana helal olsun.
Sensin diyor ya. Sen diyor evladım.
Boynuz kulağa geçti.
İşte bu. Benden daha kurnazı geldi.
12 tanrısı alıyoruz be.
Yani bu tanrısal özellik.
Futbol maçı sanırsın.
Yedeklerden ilk 11'e giriyor yani ilk 12'ye giriyor.
Gerçekten Hermes'in çok...
Yüksek bir potansiyel olduğunu görüyor ve diyor ki biz bunu 12 tanrı arasında alalım.
Bu trajik hikayeler son dakikaya kadar tam olacak gibi getirir.
Son dakikada götürür yani.
Kapıdan çıkmak üzereyken geliyor mu diye arkasına dönüp baktığı için Erudike'yi sonsuza kadar kaybetti.
Bir de sonsuza kadar. Sonsuza kadar.
Geri bir daha ineyim de alayım.
Artık eee kardeşim biz sizi yer aldı dünyasına sürekli gir çık diye yapmadık burayı.
Artık insanlara belli ki bu bilgiler geçmeye başlıyor.
Bu yüzden Dionysos gibi, Hermes gibi...
karmaşık, katmanlı anlamları olan Tanrı ile insan arasındaki bağlantıyı daha dramatik ve derin bir şekilde kurmaya çalışan figürler ortaya çıkmaya başladı.
Ariadne'nin ipine hoş geldiniz.
Ben Mukadder. Bugün mitoloji sohbetlerinde Bengü, Cennet Coşkun bizimle.
Hoş geldin Bengü. Hoş bulduk efendim.
Nasılsın? İyiyim. Sen nasılsın?
Ben de iyiyim. Çocuklar içeride ve sessiz.
Evet. Ekran iyi bir şey değildir ama bazen iyidir falan.
Bluey faydalıdır. Bluey tatlıdır yani ne bileyim.
Biz bugün Hermes konuşacağız.
Hermes haber taşıma, kurnazlık, dilbazlık, ikna yeteneği gibi yetenekleri olan ve ticaretle ilgili bir tanrımız.
Ticaret değil. Ticaret, ithalat, ihracat.
Müteahhitlik. Doğru ama bu.
Ama şey iyi. Ticaretle ilgili olan bu tanrımızın zaten olayı bu.
Yani latincedeki adı Merkurius ve işte Merkür gezegeni işte falan İkizler Burcu bunlarla bağlantılı.
Biz de üçüncü kez kayıt alıyoruz arkadaşlar şu an burada.
Merkür retro yaparken biz de Merkurius konuşacağız.
Güzel tatlı bence güzel bir denk geliş oldu.
Şimdi Hermes Zeus'un.
oğlu. Titan mayyayla bu çocuğu yapıyor.
Kaç gün sürüyor?
Yok o normal dümdüz.
Zaten Titan bu arada Atlas'ın kızlarından bir tanesi ve en parlak takım yıldızlarından Palaydes'in içinde en parlaklarından bir tanesi yine mayya.
Arkadya'da doğuruyor Hermes'i ve Hermes doğar doğmaz zaten kundağından çıkıp filan.
İşte emekleyerek sokağa çıkıp gidip bir şeyleri açıp imkansız şeyler yapmaya başlıyor.
Yani. Ve bir tane kaplumbağa görüyor dışarıda.
Diyor ki bu kaplumbağa diyor ne kadar değişik bir şeymiş filan.
Onu işte uyuyor filan.
Biraz dramatik tabi buralar ama.
Anne diyor etini pişir yiyelim.
Hani yiyelim diyor anacığım diyor.
Garip bir şeyi var.
Vahşi bir tarafı var.
Ve o vahşi tarafı onun işte o tanrısal tarafından kaynaklanıyor.
Yani o tanrısal olan taraf zaten insan insani bir şekilde bakmaz ya.
Biz hep buradan yani bu insan biçimi tanrıları konuşurken de hep kendi perspektifimizden değerlendiriyoruz ve bunu yapmayalım diye özellikle söylüyorduk.
Çünkü yani buradaki tanrısal öz, tanrısal yapı insan sınırlığından, o perspektiften düşünmüyor tabii ki ve bu yüzden yaptığı bütün her şeyi de tanrısal bir keşif aracı olarak
alıyor. Çünkü tanrısal bir keşif aracı olmasa eğer bu potansiyel de ortaya çıkmayacak ve belki de anlamayacak.
Kermeste hermesliğini yani anladın mı?
Hani o kaplumbağayı oymasa bilmem ne yapmasa falan olmayacak yani bu işler.
Sonra Apollo'nun sırlarını görüyor.
Kaplumbağanın sırtından bir şey yapıyor muydu?
Yapacak. Daha sonra anlatacağız.
Evet evet aynen. O kaplumbağayı buluyor, kesiyor, ediyor, biçiyor, içini boşaltıyor ve oradan da...
Bir çalgı aleti yapıyor aslında.
Lir yapıyor. İlk liri Hermes yapıyor.
Şimdi hani müzik tanrısı Apollo'ndu falan gibi sordurulabilir.
Lir hani onundu falan. Çok doğru.
Ama aslında çalgıyı ilk yapan Hermes.
Lirin de böyle sakinleştirici bir şeyi vardır, tonu vardır bilinirken.
Yani evet herhalde vardır ama...
İkna edici. İkna edici evet.
Sana bir şarkı çalacağım.
Şimdi sana bir şey anlatacağım falan diye.
Herbes'in olayı bu gerçekten.
Tamamen ikna üzerine kurulu her şeyi.
Ve Kaplumbağa'dan liri yapıyor ama orada lirde kullanılan yaylardan bir tanesi.
Yani yayların bağırsak olduğu yani sığır bağırsağı olduğu tarif ediyor.
İşte neyin bağırsandan yapıyor bunu?
Apollo'nun sığırlarından yapıyor.
Hadi geldik Apollon'la.
Şimdi ilk önemli yaptığı şey Apollon'un sırlarını çaldı.
Evet çalıyor. Çok beğeniyor onları.
Almak istiyor. Benim olsunlar diyor falan.
Yani öyle bir şeyi o yüzden hırsızların da tanrısı falan deniyor ya.
Çünkü inanılmaz kurnaz şimdi tanrısal özelliklerden en kritiklerinden bir tanesi kurnazlıktır.
Yani insani olan, insanın da öykündüğü, ulaşmak istediği bir şey belli ki bu yani.
Hani tanrısal kurnazlık.
Tanrısal kurnazlık ne ya? Sorusu geliyor insanın yani.
Tanrı kurnaz mı? Olur mu? Hani bizim hiç bu dünyada 2026'dan tahayyül edemeyeceğimiz bir bakış açısı yani.
Peki bu kurnazlığı yapabildiği için mi yapıyor yani?
Because I can modunda mı yapıyor?
Beşte böyle diyeceğim çok eski dil olacak.
Yani yapısı öyle. İçine geçmiş yani.
Zeus da böyle bak. Bu kurnazlıktan en çok o ikisinde bahsediyoruz.
En çok Zeus Hani Zeus da hani açıkçası kurnazlığıyla ünlü bir babamızdır.
Ben sustum diyor. Ağzımı açmam diyor mukadder.
Ben onun yerine konuşayım.
Bu Zeus zaten herkesi bilmem ne yapıyor bilet.
Ve işte bir Zeus da var bir de oğlu Hermes de var.
Zaten Hermes'i 12 tane arasına sokan özelliği bu.
Kurnazlığı. Kurnazlığı.
Apollo'nun sırlarını çalmak istiyor fakat bunu gündüz gözü yapmıyor.
Akşam yapacak ama önce nasıl yapacağını düşünüyor.
Apollo'nun sırlarının ayaklarının arka tarafına şeyler takıyor, yapraklar takıyor.
Böylece aslında Apollo'nun sırlarının izlerini siliyor.
Sırlar yürürken izler siliniyor.
Oraya taktığı şeyle. Anladım.
Fıtı fıtı yapıyor yapraklar.
Oradaki izler silinerek gidiyor. Bir şeyde yaprak diyor hani izlerini ortadan kaldırıyor.
Bir yerde de terse gidecek olan şekilde bir şey takıyor ayağının arkasına diyor.
Geri geri gidiyor. Geri geri gidiyormuş gibi göstermek için.
Ters tarafa gitsin diye. Şunu yapıyor yani varyasyonlara rağmen.
Sığırların izlerini bulmasını engelliyor Apollon'dan.
Hikaye bu. Koca Apollon.
Evet. Yani o da işte onu da tanrıların insani tarafları.
Kanabiliyor. Vermesi gereken sözleri.
verebiliyor falan gibi durumlar var.
Bu da onlardan bir tanesi yani.
İşte sığırlarını bulamıyor Apollon.
Diyor ki nerede benim sığırlarım?
İşte babasına gidiyor.
Derken sığırların Hermes'te olduğu ortaya çıkıyor.
İşte Hermes de bu sığırları diyor bana ne diyor falan.
İşte o sığırların bağırsağından işte liri yapıyor.
Ve işte vermem de vermem.
Her şeye hakkı olan şımarık bir çocuk gibi Hermes.
Biraz öyle biliyor musun? Haklılık şeması diye bir şey var.
Ama sana bir şey söyleyeyim mi? Şöyle haklılık şeması psikolojiye gidip.
Bir şey söyleyeyim mi? söyleyeceğim. Bu da öyle olmasa olmayacak.
Yani şey gibi düşün. Artemis ne kadar vakur böyle.
Hani ne kadar böyle ağır başlı.
Athena ne kadar eril ve yetkin.
Zeus ne kadar baba ve yaygın falan.
Hani her meslekte hakikaten hızlı, teknik gitti, çözdü, geldi, aldı falan.
Ve hani seni her an ikna edebilir.
Her an seni kandırabilir.
Böyle hakikaten o haşırılık onun yapısında var.
Mayasında var gibi yani.
Mizac. Evet mizac.
Çünkü bak bu aslında insanın da kendisini de ortaya çıkartmak istemediği bir özellik.
Ama tanrısal bir özellik çok üzgünüm.
Ama hepimizde var ya bu özellik aslında.
Hep bastırmaya çalışıyoruz bu coğrafyada bunun farkındaysan.
Bu coğrafyada bize şımarık olmamak öğretiliyor.
Evet. O yüzden de tanrısal o tarafımız ortaya çıkmıyor doğrusunu istersen.
Ve halbuki var yahu. Yani kendimizi bastırdıkça o taraf çıkmıyor ve çıkmadıkça da biz sürekli kendisini tutan dur yapmayayım falan diyen doğru olanı yapmak için o potansiyeli kullanmayan bir tarafımız var.
Bence her mesleğin ortaya çıkması lazım.
Evet. Hepimizde bir mi?
Miktar Hermes. Bir miktar. Bir miktar.
Lütfen. Lütfen. Bunları çıkartalım.
Ve işte Apollon sırlarını geri istiyor tabii.
O da diyor ki o sırada da Hermes lirini çalıyor.
Ve Apollon bu lirin sesine ve nasıl bir alet olduğunu görünce ona aşık oluyor.
Diyor ki bu benim olmalı yani.
O da diyor ki tamam. Eğer diyor bana sırlarını verirsen sana liri verir.
Apollon'un, Apollon yapan ve her yerde beraber görüntülendiği o atribüsü olan lir Hermes'in.
Elinden çıkıyor ve Hermes'ten alıyor liri Apollo.
Bu da önemli bir şey. Sonra Hermes, bu arada İstanbul Arkeoloji Meclisi'nde şu kadar küçük bir Hermes heykeli var.
Elinde para kesesi var abi heykeli.
Tüccar. Evinde para kesisi var.
Yanında bir tane koyun var.
Tamam mı? Şapkasında ve ayakkabılarında da şeyler var.
Bir de kanatlar var.
Bir de tüccar asası var.
Babasının verdiği beyaz asa.
Ben bununla ilgili şey okudum.
İnsanlar artık oldukları yerden göç etmeye, farklı yerlere gitmeye, yeni insanlarla tanışmaya başladıkları için.
İhtiyaç hazı. Evet.
Dil becerileri gelişiyor.
Ticari yetenekleri gelişiyor.
İşte alma verme. Hikayeleri başlıyor diğer topluluklarla.
Hırsızlık başlıyor. Hırsızlık başlıyor.
Bir köyden başka bir köye hırsızlık gibi.
Ondan sonra her meshasıl oluyor.
Aynen öyle. Yani bu ihtiyaç zaten şey diye anlattık ya.
İlk başta. Baba tanrı neden hovarda değildir?
De anlattığımız hikaye gibi.
En başta insanların ihtiyaçlarına göre biçim değiştiren bir şey bu söylence.
Yani bu söylencinin duru durağı bir kutsal kitabı ve değişmezi yok.
Doğal olarak zaman içinde bir tanrı çıkıyor.
Hest diye çıktı. Diyoni söz geldi.
6 tane 6 tane çavardı.
Bir anda denge bozuldu.
Bak eril sayısı artmaya başladı filan.
Sonra bir de karşımıza Hermes çıkıyor.
Hermes ekleniyor bu 12 tanrının içine.
Yine insanın ihtiyacından doğuyor aslında.
Kesinlikle. Yani bu nasıl oluyor?
Aslında şeysindir ya.
Beklersin ki hani 12'li ekip tamamlandı mı?
İbadete başlayacağız falan gibi bir şey yok yani.
Demek ki Hermes 12 tanrının içine girebiliyor.
Dionysos girebiliyor.
Bir tanesi çıkabiliyor falan.
İnsanın ihtiyacı kendisindeki ortaya çıkartmak istediği tanrısal taraf etrafında görmek istediği, ihtiyaç duyduğu tanrısal şeye.
yeni isimler vererek, yeni yapılar vererek, yeni anlatılar geliştirerek ve belki de eski olan anlatıları yeniden revize ederek, onları keşfederek ki Hermes için de böyle bir şey var.
Yani Mısır'daki totla özdeşleştiriliyor.
Doğudaki tanrılarla, tanrıçalarla değil mi?
Bağlantılı oluyor hepsi.
Çok bağlantılı. Hermes en bağlantılı onlardan bir tanesi.
Yani Dionysos ve Hermes.
Bu da çok ilginç. İkisi de Mısır bağlantılı.
İkisi de tamamen Hindistan'a kadar giden farklı tanrılarla bağdaştırılıyor.
Ve aslında çok daha böyle mistik tarafları var.
Şimdi bu mistik tarafların ortaya çıkması demek, tekrar çağrılması demek.
Bir, işte Platon gibi, Pitagoras gibi felsefecilerin Mısır'a gittiğini biliyoruz.
Artık ticaret dediğin gibi başlamış.
Sürekli bir hareket var, gidiliyor, geliniyor, orada kalınıyor.
Pitagoras'ın 20 sene orada yaşadığı düşünülüyor.
Yani oradaki rahibinin hepsinden işte eğitim aldığı falan.
Ve Mısır merkezli bir gizem kültleri sistemi, mistik, ezoterik bir bilginin...
Yayılma sistemi ortaya çıktı, anlatılıyor.
Bütün kitaplarda var bu yani gerçekten.
Sonra da zaten bilginiz açıldı.
Yani hem Hindistan tarafına doğru hem de Batı tarafa doğru.
Batı Avrupa kıyısıdır zaten o zamanki dünya.
Amerika çok sonra keşfedildi.
Çok. Doğal olarak yani bu coğrafyanın tamamına yayılan bilgiler olduğu söyleniyor bu bilgilerin.
Hermes'in de tam da böyle bir yapı olduğu, totla bağdaştırıldığı ve totun sıfatlarıyla anıldığı, aslında M.Ö.
3000'e kadar giden bir inanışın devamı olduğu.
O kadar eski. Yunanların da, evet zannediyorum 3000'de, Yunanların da Herma.
Taş demek aslında. Kelimesinden geliyor.
Taş kelimesinden geliyor. Taşın koruyucusu, işte taştan gelen tabii filan.
Aslında bazı mitologların fikri şu.
Herma kelimesi olmasının sebebi hierogliflerde görülen veya başka...
işte taşlarda daha önce taşa çizilmiş olan bir tanrının devamıdır.
Anlamında. Evet. Bu yüzden taştaki olan tanrı olduğu için ona bu Herma'dan gelen isim verilmiştir deniyor.
Ben hiç taşla bağdaştırmazdım.
Hareketli ya. Taş çok duran bir şey ya nasıl oradan bağlamışlar diyecektim.
Sadece kadim bir bilginin devamı olduğu fikri bilinsin diye bazı yorumlarda böyle yani kelime neden buradan geliyor etimolojisine baktığın zaman çünkü diyorsun ki niye böyle bir şey var dediğin gibi.
Hani bu kadar hareketli. bir yapının.
Neden buna ihtiyacı var diyorsun yani ama Hermes'in bütün bu kandırmacalar sonucunda işte sırları alması bu arada Hermes aynı zamanda sınırların da tanrısıdır.
Ona gelecektim. Ölüm tarafına götüren Hades'e teslim eden değil mi?
O sınırı kadar götüren kişi Hermes.
Hermes. Aynen öyle.
Ruhun yolculuğuna eşlik ettiği, ruhu öte dünyaya götürdüğü ama ülkelerin sınırlarını korumak bağlamında da anılır.
Yani sınırlarımızı koru.
Sınırımızı gözet demek için de anılır.
Dediğin gibi ticari ilişkiler için anılır.
Hırsızlık veya buna benzer şeyler için, kurnazlık gibi şeyler için anılır.
Yolculuk ihtiyacından da çıkıyor herhalde o hızlı hareket etme.
İnsanların bir yere gidip gelmesi.
Tanrılarla insanlar arasındaki iletişimi sağlar.
Tanrılardan haber getirir.
Tanrıların habercisi Hermes diye geçiyor.
Rüyayla da bir ilgisi var galiba.
Evet. Hatta şeye de baktım.
Morpheus. Morpheus da aslında rüyayla bağlantılı olan tanrı.
Morpheus galiba biraz daha içerikle alakalı olan.
Hermes rüyayı gördüren.
Getiren. Evet rüya getiren.
O da zaten tanrısal bir bilgi diye anlaşılıyor çünkü.
Hani rüya da aslında tanrısal bir bilgi olarak veriliyor.
Hatta sonra işte gizem dinlerinde bir tanrıya veya tanrıçaya intisap edeceksen yani yoluna gireceksen o senin rüyanda beliriyor mesela.
gibi. Hani rüyalar hep böyle tanrısal bilginin insana aktığı alanlar gibi düşünülüyor.
Bir de hermenotik yani aslında zaten tanrının bilgisini insana yorumlayan tanrının bilgisini insana getiren sonra İdris peygamberle özdeş anılıyor.
Öyle mi? Evet. Kesinlikle.
İlginç bir şey. Tabi. Hermeslerin Hermesi diye bir kitap var.
Yani biraz karmaşık bilgiler ama tasavvufi olarak çok fazla ismi anılan şeylerden tanrılardan biri Hermes.
Çünkü Hermes'in aslında Corpus Hermeticum'da tamamen evinin yaratılışıyla ilgili bir yapının anlatıldığını görüyoruz.
Ve bu...
Hermes'in bu zamansız ve mekansız diyeyim.
Yani zamanlardan ve mekanlardan azade insana dair temel bir şeyi temsil etti.
İşte yeraltı dünyasının bilgisine sahip olduğu, ruhun bilgisine sahip olduğu, ticaretin yani maddi dünyayla ilgili şeyler de manevi dünyayla ilgili şeyler de bu adama gidiyor.
Saçma değil mi yani baktığında?
Çok benziyor Dionysos'a ya.
İkisi de yolculuk.
Ondan sonra hem yeraltı bilgisi var hem yerüstü bilgisi var.
İkisi de iletişim.
Evet işte demek ki...
Yeni yükleniyor. Evet yeni yükleniyor.
İki sürümü. 2-0.
Antik Yunan 2-0'da Dionysos ve Hermes çıkıyor ortaya.
Doğru. Bu arada ikisi de karıştırılıyor.
Evet ikisinin birbirine karıştırıldığı yerler var.
Az önce de bahsettik.
Bu Orpheus'un hikayesinde.
Aslında ona da geçelim birazcık.
Orpheus'un hikayesinde Hermes'in önemli bir yeri var.
Tabii. Biraz onu anlat istersen.
Orpheus. O hikaye beni çok etkiliyor bu arada.
Orpheus hikayesi mi? Orpheus çok ünlü bir çalgıcı.
Ve lir çalıyor bu arada Hermes lir.
Merhaba. Lir çalıyor ve çaldığı şarkılar herkesi etkiliyor.
Yani tanrısal bir özellik var onda.
Bütün ağaçlar, kuşlar, vahşi hayvanlar falan hepsini etrafına toplayabiliyor.
Bir de eşi var Eurydike. Eurydike yine tek başına kırlarda gezerken.
Gezmeyin dedik bunları söyledik.
Tek başına kırlarda gezerken efendim bir adam musallat oluyor.
Onu yakalamaya çalışıyor.
Ele geçirmeye çalışıyor diyelim naif bir tabirle.
Kaçar. Düşerken de bir yılana basıyor ve yılan da erdikeyi sokuyor.
Ve zehirleniyor ve ölüyor.
Gidiyor yeraltı dünyasına.
Öte dünyaya gidiyor. Evet. Ve tabii ki Orpheus büyük bir keder içinde kalıyor orada.
Öyle kederleniyor ki çaldığı çalgının ezgileri bütün dünyayı ağlatmaya başlıyor.
Etrafında ne varsa bu müziği duyan kederden onunla işte aynı hale giriyor falan.
Bu da ikna edici bir şey aslında tanrılar için.
Yani tanrısal bir şey ya bu.
Tanrısal bir özellik. Yani.
Velhasılı yakarıyor Tanrılara.
Yalvarıyor. Rica ediyor.
Bu arada işte Hermes'in yardımcı olduğu Orpheus'a Erudike'yi yeraltı dünyasına almak adına yardımcı olduğu söyleniyor.
Bir. Bir de Dionysos'un yardımcı olduğu söyleniyor.
Ama mesela şey Graves diyor ki Dionysos'un annesini almak üzere yeraltına inmesiyle karıştırılır bu diyor.
Ha o hikayeyle karışıyor.
Mesela böyle bir şey söylüyor bazı meteorologlar.
Yani bunlar böyle o kadar.
Zaten sözlü anlatı olduğu için karışması çok normal.
Ama yeraltı dünyasına indiğimizde Orpheus yeraltı dünyasına inme hakkını kazanıyor.
Kendisi de tanrılar yardımcı oluyor.
Hermes sayesinde. Hermes sayesinde.
Yeraltı dünyasına iniyor.
Hades'e ve Persephone'nin karşısına geçiyor ve diyor ki bana karımı geri verin.
Ne isterseniz yaparım.
O da diyor ki tamam. Senin bu.
Tamam. Al be.
Al karını git. Ama diyor.
Challenge. Challenge accepted.
Ama diyor kapıdan çıkana kadar Erudike senin arkandan gelecek ve sen kapıdan çıkana kadar arkana dönüp bakmayacaksın.
Soru geliyor. Sor. Tanrılara mı güvenmiyor burada Orpheus yoksa eşine mi güvenmiyor?
Kendine güvenmiyor bence. Yani bu o kadar insani bir şey ki.
Bir kere bence Tanrılara güvenmiyor.
Erudike ile olayın hiçbir ilgisi yok.
Erudike bir ruh zaten.
O ne yapabilir orada?
Ama şimdi geliyor mu hala insani merakla tamam mı?
Keslimiyet çatışır.
Çok. İnsani meraka yenik düştüğünde, akli meraka yenik düştüğün zaman tanrısal olan eminlik hali...
Ortadan kaybolur. Ya da öyle bir merak edersin ki bu tanrısal olan kaynağı emin olmak için merak edersin.
Ama sonunda o eminliğe varman lazım.
Ondan sonrasında merak değil artık keşif.
Belki de teslimiyetin getirdiği bilgileri kucaklama falan olabilir yani.
Yani o aşamaya geçmek bence çok zor.
Benim hayatımdaki en büyük challenge'ım bu olabilir.
Herhalde. Welcome to the world ya.
Yani teslim olmakta o kadar zorlanıyorum ki bir bilgiye.
Teslim olana kadar merak ediyorum.
Öyle miymiş böyle miymiş araştır.
araştır araştır. Ama şöyle oluyor biliyor musun?
Ben hani oldum o yüzden söylüyorum.
Bütün her yeri kurcaladıktan sonra yani bir kere benim sorgulamadığım bir şeye inanmam mümkün değil.
Ama inandıktan sonra beni oradan döndüremezsiniz.
O eminliğe varana kadar çok büyük bir çaba sarf ediyorsun.
İşte idrak ediyorsun aslında.
Evet açılıyor. Sağın kabuğu gibi yani.
Bilgi açılıyor açılıyor.
Aa bu da değilmiş, bu da değilmiş, bu da değilmiş.
Mesela şu da değilmiş. Yahu bu merakların aslında hiçbir işi yokmuş benim hayatımda.
Asıl merak Fark ettiğim şey neymişe giderken hakikaten çok zor.
Onu çok iyi anlıyorum. Hele analitik düşünen, araştırmacı, kaynağını arayan insanlar için, bilginin kaynağına ulaşmaya çalışan insanlar için çok zor.
Teslimiyet çok zor. Çektim biliyorum.
Evet. Bence çok zor bir şey.
Orada da işte Orpheus'un aslında teslimiyeti yaşayamadığı ve o insani merakına yenik düştüğünü görüyoruz.
Kesinlikle. Ve orada da neler oluyor?
Arkasına dönüp bakıyor ve bir anda pof!
Tam kapıdan çıkarken bir de.
Böyledir trajik hikayeler biliyorsun.
Bu trajik hikayeler son dakikaya kadar tam olacak gibi getirir.
Son dakikada götürür yani.
Kapıdan çıkmak üzereyken geliyor mu diye arkasına dönüp baktığı için Erudike'yi sonsuza kadar kaybetti.
Bir de sonsuza kadar. Sonsuza kadar.
Geri bir daha ineyim de alayım.
Artık kardeşim biz sizi yeraltı dünyasına sürekli gir çık diye yapmadık burayı.
Zaten bu arada yeraltı dünyasına girip de hani çıkabilen 2-3 kişi var.
Yani Dionysos. Düğün sazı çıktı parçalandı bile sonra.
O zaten hani tanrı diye saymayayım.
Tamam. Orpheus. Evet.
Aeneas. Evet. Odysseus.
Bu üçü hani net bir şekilde yaratı dünyası anlatıları var.
Yaratı dünyasına gidiyorlar.
Sonra çıkıp ölümlü yaşamlarına devam ediyorlar.
Which is impossible. Yani mümkünatı yok.
Hani artık o insanın o şekilde devam etmesi mümkün değil.
Bu yüzden Orpheus da Orpheusçuluğu ve Orfizmi ortaya çıkartıyor.
Ne demek Orpheus? Yani ruhun ölümsüzlüğü, işte ruhun serüveni aslında biraz böyle mistik metafiz.
Fizik ve ezoterik başka var mı?
Kelime sıralıyım yani gerek gelmişken.
Bütün hepsini diyelim işte insanlara vermek üzere bir okul haline dönüşüyor.
Aslında bunun bir sembolü olduğunu görüyoruz bir yerden sonra.
Çünkü dediğim gibi yer altı bilgisini alıyor, yeryüzüne çıkıyor ve ölümlü yaşamına devam ediyor.
Aineas Roma'yı kuruyor.
Odysseus zaten Homeros'un büyük kahramanı işte evine varmaya çalışıyor filan.
Yani aslında dramatik.
Şimdi şöyle şey düşünüyorum.
2500 yıl önce böyle bizim evde bu konu anlatılsa, bu mit anlatılsa ne hissederdim?
Hangisi? Orpheus mu? Orpheus hikayesi anlatılsa ne hissederdim?
Aa demek ki teslim olmak lazım mantığına giderdi insan herhalde.
İşte evet yani insanın ihtiyacı olan şeyi anlatıp getiriyor.
İhtiyacım olan şeyi anlatıyla veriyorum yani.
Bak teslim olamadığı için kızı kaybetti gibi.
Kızı kaybetti gibi. Evet yani bu çıktığa varmak da ileri bir zeka gerektiriyor biliyorsun.
Çünkü ne dersin? Ama yok öyle değil.
Valla bak o kadar somut ki her şey.
Yani yeraltı dünyası somut, yeryüzü somut.
Yani insan o kadar da katmanını düşünemiyor belli ki o zaman.
Yani bu kadar şimdi biz semavi dinler gelmiş, geçmiş falan başka bir yerdeyiz yani.
Oradaki insan sanki yani bu kafayla olsaydı tabii yapardı bunu muhtemelen ama oradaki insan sanki bununla biraz zorlanabilirdi gibi hissediyorum ben.
Sezgisel olarak alıyor o zaman o bilgiyi içine.
Evet aynen. Daha sezerek. Sezerek alıyor ve diyor ki bir tanrılara kafa tutma.
İki İki, ölüler dünyasına mülküse girme.
Üç, düzgün bir şekilde gömül lütfen falan.
Çok temel şeylerle ilgilenmeye çalışıyor ama tabii ki artık en başa dönersek tekrar artık insanlara belli ki bu bilgiler geçmeye başlıyor.
Bu yüzden Dionysos gibi, Hermes gibi karmaşık, katmanlı anlamları olan Tanrı ile insan arasındaki bağlantıyı daha dramatik ve derin bir şekilde kurmaya çalışan figürler ortaya çıkmaya başlıyor.
aslında sen ilk başta da söylemiştin.
Bu tanrılar bizim kendi içsel özelliklerimize göndermeler.
Değil mi? İnsanın potansiyeli değiştikçe, arttıkça yapı da değişiyor.
Kavramlar. Kavramlar değişiyor.
İnandığı şey değişiyor.
Baktığı şeyin arkasında gördüğü değişiyor.
Yani bugün benim gördüğüme verdiğim anlamla ki doğadaki tek anlam yapıcı insan olduğu için bu anlamı bugün verdiğim yerle işte Platon'un verdiği yer arasında bir fark var yani.
Ya da Kratyros yolu Sonunda bakıyorsun Platon katman katman katman katman okuyor yani her bir şeyi.
Bugün belki de o kadar hızlı ki aklımıza bile gelmiyor bu şeyler.
Tam tersi de söz konusu.
Yani başkalaşıyor. İyi ve kötü değil ama başkalaşıyor yani diyebiliriz.
Evet. Hermes'in yardımcı olduğu karakterler Orpheus gibi birine de yardımcı olabiliyor.
Tanrılara da yardımcı olabiliyor.
Perseus gibi bir kahramana da yardımcı olabiliyor.
Gene tanrıların bu arada yardım beklemesiyle tabii ki yönlendirmesiyle.
Bir de Zeus'un sağ kolu zaten.
Yani Zeus onun bu kurnazlığının yani Apollon'a yaptığı şeyi gördükten sonra diyor ki Sana helal olsun.
Sensin diyor ya. Sen diyor evladım.
Boynuz kulağa geçti.
İşte bu. Benden daha kurnazı geldi.
12 tanrısı alıyoruz be.
Yani bu tanrısal özellik.
Futbol maçı sanırsın.
Yedeklerden ilk 11'e giriyor yani ilk 12'ye giriyor.
Gerçekten Hermes'in çok yüksek bir potansiyeli olduğunu görüyor ve diyor ki biz bunu 12 tanrı arasında alalım sen diyor.
ADHD olabilir mi ya Hermes?
Olabilir biliyor musun? Bak şu an ödeşlik kurdum.
Ve Hermes bu şeyiyle 12 tanrı arasında giriyor özelliğiyle 12 tanrı arasında giriyor ama Zeus onu zaten her yerde kullanıyor.
Yani işte Aeneas Kartaca'da Roma'yı kurmaya gidecek ama Kartaca Didon'un aşkından mest olmuş.
Bir eli yağda bir eli balda.
aman filan Kartaca kralı olurum ne var bunda falan gibi gezerken bir anda hop Merkur Yüzü geliyor diyor ki iyi misin?
Olamaz. Yüpiter Yüpiter sana bir görev vermişti hani sen bir kent kuracaktın annen de senin Venus yani sen ne yapıyorsun evladım burada diyerek onu bir sarsılıyor.
O an itibariyle Aineas bir anda şey diyor evet ne olduk ya biz uyudum resmen yani onları dünyevi uykudan uyandırıyor.
Helmes. Zeus'un sevgililerini kurtarıyor kötü adamlardan diyebiliriz.
Onları uyutuyor.
Efendime söyleyeyim. Şarkılar söyleyip ikna ediyor.
Bir şeyler söyleyip yön değiştirtiyor.
Yani gerçekten hem tanrılara hem kahramanlara destek olan.
Hizmet eden bir tarafı var. Aslında sadece Zeus'un isteğinin yerine gelmesi üzere büyük çaba sarf eden ve onun sürekli sağ kolu gibi çalışan bir tanrı ve insanlara da tanrısal bilgiyi aktaran
bir aracı. Ruh.
Bunlarına da rehberlik eden bir yol gösterici.
Ama dünyevi ihtiyaçlarını karşılamak üzere de ne yapmaları gerektiğini, nasıl kendi yararlarına bunu kullanmaları gerektiğini de aktaran bir tanrısal figür.
Bugün sence Hermes kim olabilirdi?
Böyle ünlülerden falan aklına geliyor mu?
Hermes. Hiç gelmedi.
Ünlülerden değil de böyle sanki şey gibi.
Hani böyle iletişimle ilgili, yeni yapay zeka ile ilgili.
Ben ilk YouTube programı yapmaya çalıştığım zaman bana demişlerdi ki biz sana böyle hızlı hızlı sorular soralım.
İşte onları da TikTok'a koyalım falan.
Tamam sor dedim bir tane hadi deneyelim falan.
Hocam toplu taşıma tanrısı var mı falan.
Evet var Hermes Merkurius falan şeklinde.
Topu taşıma da ondadır yani baktığında.
İletişim de ondadır. Ama ya benim aklıma bir tip gelmiyor şu anda ya hiç.
Ben onları bir...
İkizler. Her mesleğince hemen ikizler geliyor aklıma.
Ben niye böyle oldum? Oğlum geliyor filan.
Ama yani bu insanların da şeyi düşünmesini isterim.
Hayatında her mesele benzeyen kim var?
İşte o kurnazlığı yapar.
Benim mesela aklıma birisi geliyor direkt.
Kendi akrabalarımdan.
Mesela. Evet. Mesela onunla özdeşleştirdiğim zaman onu daha iyi anlayabiliyorum.
Aa diyorum bu her mesvari özellikleri bu ara ön planda.
Belki zamanla bunu torpillenecek, değişecek, dönüşecek.
Evet ya herkes üç yerinden baktı.
bir hikaye gibi söylüyorsun.
Bir tanrısal özellik.
Kim de bu özellik ortaya çıkmış ve daha görünür olmuş mizacen.
Evet. İşte o dengelenmeleri yaşayabilmek için belki o tanrısal özelliklerin ne zaman bazılarının öne çıktığını, ne zaman bazılarının geri planda kaldığını düşünmek de iyi olabilir.
Kesinlikle. O yüzden bazen ben böyle oyunlar oynuyorum kendime.
Bu Hermes gibi. Bu Afrodit gibi.
Oyun tasarlama. Evet. Eğlenceli.
İnsanlara bu tanrı isimleriyle tanrıların özelliklerini bildikten sonra bir de bu gözle bakmak.
Güzel olabilir. Yeni bir perspektif sağlayabilir.
Evet. Hermes'e teşekkür edelim o zaman.
Aynen Hermes'e teşekkür edelim.
Bu Mercury Retros'unda bizim dilimiz dolanmadan.
Bir şekilde yani.
Bu bölümü tamamladık.
Çok teşekkür ediyorum. Ben teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde seni klasik Ariadne konuğu olarak alacağım.
Aa evet hep ben bir şey anlattım ya yeter.
Ariadne'nin ipi senin hayatında neydi bunu konuşacağız.
Ay oley tamam. Tamam bekleyin bizi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
