
Apollon ve Artemis | Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun
6 Mayıs 2026 · 44 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Ariadne’nin İpi’nde Mitoloji Sohbetleri serisine Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun ile devam ediyoruz.
Apollon ve Artemis, Zeus’un Leto ile olan ilişkisinden doğan ikiz kardeşler.
Birisi mantık birisi sezgi sembolü, birisi güneşi birisi ayı sembolize ediyor.
Yunan mitolojisinin ikiz kardeşleri bize hangi kavramları hatırlatacak, günümüz dünyasında uzay araçlarına adı verilen bu ikili hakkındaki sohbeti kaçırmayın.
Bahsi Geçen Kitap:
Tanrıların Doğası - Cicero
Çev: Çiğdem Menzircioğlu
Transkript
Altyazı M.K. Kendimizde eksik olana doğru gitmeye meyilliyiz ya özellikle ikili ilişkilerde.
Zeus'un da burada Leto'ya gitmiş olması aslında o parıltıyı alma ve dünyaya verme tekrardan hikayesi gibi sanki biraz.
Düşünülebilir yani bu da bir yorum olur gerçekten.
Çünkü bir tane doğru yorum olmadığı gibi bir tane başka türlü okunamaz diyeceğimiz bir gerçek de yok.
Bu tamamen zaten yorum için ortaya çıkmış.
Artık mitoloji olması zaten mitos logos bu mitlerin üzerine konuşabilme ve sallar gibi.
geliştirebilme aracısı haline getirmiş demek.
Mitoloji. Fayton.
O da Apollo'nun çocuğu.
Ve o da kibirle beraber ölüyor.
Çok iyi hikaye o da.
Yani Apollo'nun çocuklarındaki kibri ne yapacağız hocam?
Sanki oradan oraya bir kibir akıyor gibi.
İnsana da akıyor gibi sanki.
Fazla bilgiyle insan çok kibirli olmaz mı?
Sen hiç değilsin tatlım.
Ay çok... Hiç beklemiyordum bunu.
Aa şoktayım. Yok estağfurullah.
Benden de bilgili olanlardan bahsediyorum.
Hocaların hocası. Evrensel bilinçaltı mı artık?
Değil mi yani böyle bir şey var.
Bilinç dışı. Bilinç dışı mı? Bak girme Yunga girme.
Girme girme. O senin yerin değil.
Dışı mı içi mi neyse yani evrensel bir bilgi var ve bu evrensel bilgi kendisini farklı şekillerde gösteriyor aynı zaman paralelinde.
Kolektif bilinç dışı. Kolektif bilinç dışı ya aman.
Bahsediyorsun evet. Ariadne
'nin ipine hoş geldiniz. Ben Mukadder.
Bugün mitoloji sohbetlerinde doçant doktor Bengü Cennet Coşkun'la beraberiz.
Hoş geldin Bengü. Hoş bulduk Mukadder.
Nasılsın? İyiyim. Sen nasılsın?
Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. Yine buluştuk.
Aynen. Çok sevdiğim konular.
Bugün Apollo ve Artemis'ten bahsedeceğiz.
Apollo ve Artemis Zeus'un Leto'yla olan ilişkisinden doğuyorlar.
Ama burada neler olmuş senden detaylı dinlemeyi çok isterim.
Evet. Hemen şu hatırlatmayı yapalım mı bir daha?
Apollo, Latinçe adı.
Grekçe adı Apollon. Latinçe ve Grekçe isimler değişiyor.
Yani ben Zeus'dan bahsediyorsam kesin Grek dünyasından bahsediyorum veya o edebiyata gönderme yapıyorum falan.
Ama eğer Jupiter'dan bahsediyorsam o zaman Roma'dan bahsediyorum demektir.
Bu tanrılar aynı tanrılar. Evet fakat bunlar yeni anlamlar kazanıyorlar.
Roma Latin dünyası diyelim.
Latin Amerika falan değil tabii.
Avrupa'dayız. Latin dansları falan diyenler var.
Bütün Latin dilleri mi?
Hayır Latince. Roma İmparatorluğu, Roma Cumhuriyeti.
topraklarına hakim oluyor. Sonra Yunan kültürü içeriye hakim oluyor.
Yani Yunan kültürü de Roma'ya hakim olmuştur derler ama aslında şöyle.
Yunan kültürü Roma'ya öyle bir sirayet ediyor ki tabi derinlikli bir kültür.
Roma'ya sirayet ediyor fakat Roma onu olduğu gibi almıyor.
Romalı inanılmaz akıllı adamlar.
Kendilerini nasıl yarayacaksa revize ediyorlar mutlaka.
Ama her yerde öyle değil midir?
İşine yarayanları alırsın.
Yani evet herhalde öyledir.
Ama bazen de şey var ya körü körüne inanmak.
Başka bir kültürün dominasyonundaki bir dine Arap kültürünün bize böyle gelmesi ve içimize yaramayanları da almaması.
Evet işimize yaramayanları almamız gibi.
Aynen öyle Anadolu'nun başka bir bilgisi varken dışarıdan geleni hiç sorgulamadan doğru kabul ederek almak gibi.
Yani keşke bu eliminasyon yapılsa.
Ve işte Roma bunu yaptığı için yeni anlamlar katıyor bir tanrılara.
İnsana dair, topluma dair pragmatik yanlarını ortaya çıkartacak bu tanrıların anlamlar katıyor.
Ve bunun üzerinden tekrar aslında isimlendiriyor.
Diyebiliriz ki Kero'nun...
Böyle bir eseri var. Hatta Çiğdem Menzircoğlu çevirdi bunu.
Tanrıların doğası üzerine diye.
Bunu da notlara ekleyelim.
Çünkü bu kaynaklar çok önemli.
Daha derinlemesini okumak isteyenler için.
Evet yani orada Kikero şeyi anlatıyor.
Çiçero değil, Sisero değil, Kikero.
Ben de Çiçero bu. Acaba ondan mı bahsediyor diye düşündüm.
Adamın adı Kikero arkadaşlar.
Latince'de C'ler K okunuyor.
J harfi yok. Başka ne söyleyebilirim?
Aklıma geldikçe bu bilgileri vereceğim.
Ver sen bize. Evet Kikero.
Evet Kikero. Neden bu isimleri verdik biz bu tanrılara diyor.
Mesela Apollo ismine dönüyorum.
Zeus yine boş durmuyor.
Değil mi? Sevgili Zeus'umuz.
Yine boş durmuyor.
Yine boş durmuyor. Boş durmuyor.
Gitmiş bu sefer de Titan'a.
Bir Titan bulayım. Ölümlülerden sıkıldım.
Aman be. Yeter artık.
Bir Titan buluyor. Titan Leto'da.
Parıltı Foybe'nin kızı.
Foybe yani işte aslında şey ne diyelim.
O da bir... Varoluş nosyonu diye tarif ediyoruz ya Titanları.
Hani büyük olanlar, biraz daha insana dair olanlar, evrene dair olanlar gibi.
Titanlar şey değil mi?
Zeus'tan önceki ekip.
Bir önceki ekip aynen.
Yani her şey evreni var eden köşe taşları neyse bütün her şey.
Sonra biz bunları şey yaptık ya hani Zeus hep bunlarla beraber olduğu bir şey oldu yani Titanlar Savaşı'ndan sonra Titanlar'la savaştı.
Titanlar'la beraber oldu Zeus ilk başta ve insanlığa bir pay çıkarttı.
Yani Titanlar'ın evrensel kavramları olduğundan bahsettik.
Baya biz ders yapıyoruz bu arada burada farkında mısın?
Ben özel ders alıyor gibi hissediyorum kendimi çok mutluyum.
Vallahi derslerde anlattığımız bir devamlılığı var yani şu an.
Bayağı ders anlatır gibi geriye ne demiştik falan yapıyoruz.
Evet önemli bir şey yani. Bu kıyamızı da unutmayın sevgili dinleyenler ve izleyenler.
Evrensel kavramlarını dedik.
İşte minomosine dedik ya en kritik bulduğumuz yer orasıydı bunu konuştuğumuz yer.
Evet hafıza. Evrensel hafıza da insanlığa bir hafıza bahşetti.
Yani minomosine ile beraber olduğu zaman Zeus insanlığa ilham perilerini daha doğrusu Musa'yla...
verdi. Bu ilham perilerini aslında insanlığa evrensel hafızanın bir hediyesi olarak verdi.
Bir hatırlatıcısı olarak verdi diye konuştuk ve insanlar kendi içlerinde tanrısal bir ilhamla bir eyleme geçtiklerinde aslında evrensel hafızadan pay aldıklarının farkına varırlar ve bunu ortaya çıkartırlar dedik.
Bence bu oldukça önemli bir noktaydı.
Burada da benzer bir şey var.
Yani parıltı ışıltı Titan'ından Apollo'nun ortaya çıkması ve Artemis'in ortaya çıkması, güneşle ve ayla özdeş görülen bu tanrıların çıkması
da özellikle uzun bir süre bir şey diye tesadüf değil.
Parıltıdan, evrensel bir kavramdan Zeus'un beraber olacağı Leto.
doğuyor ve Leto'da aslında bu Titanlar sisteminin devamı olduğu için insanlığa Zeus'la beraber olup Apollon ve Artemis'i veriyor.
Yani Leto'nun da soyuna bir gittik şu anda.
Hani böyle bir geriye gittik.
Geriye gittik. Neden Leto seçildi?
Neden Leto önemli?
Neden Leto seçildi? Burası bir şey yani bir mesele.
Hani aslında bu da bir semo.
Bitmiyor ki yani boy veriyoruz.
Semboller şeklinde.
Gerçekten o nereye kadar nereye dönersek bir sembol.
Hepsini okumak için ömür yeter mi bilmiyorum.
Yani yeterse anlatacağız yani bir şekilde.
Yani sen anlatırken de şeyi düşündüm.
Yani kendimizde eksik olanı doğru gitmeye meyilliyiz ya.
Özellikle ikili ilişkilerde.
Bir tür tamamlanma, eksik olanı bulma ve kendi içine katmayla alakalı.
Zeus'un da burada Leto'ya gitmiş olması aslında o parıltıyı alma ve dünyaya verme tekrardan.
hikayesi gibi sanki biraz.
Düşünülebilir yani. Bu da bir yorum olur gerçekten.
Çünkü bir tane doğru yorum olmadığı gibi bir tane başka türlü okunamaz diyeceğimiz bir gerçek de yok.
Bu tamamen zaten yorum için ortaya çıkmış.
Artık mitoloji olması zaten mitos logos bu mitlerin üzerine konuşabilme ve savlar geliştirebilme aracısı haline getirmiş demek mitleri, mitoloji.
O yüzden evet elbette ki böyle bir yorum da yapılabilir.
Ama ben hep şöyle bir yerden bakıyorum.
Daha sonra stoğacılar diyecek ya işte bu 12 tane tanrı aslında tek bir tanrının yeryüzündeki tezahürleri gibidir diyeceksin o okulu bir süre sonra ve henüz daha pagan inanış devam ederken işte Seneca metinlerinde veya Kikero
metinlerinde tek tanrı adını görüyoruz.
Evrensel bir bilgi var ve bu evrensel bilgi kendisini farklı şekillerde gösteriyor aynı zaman paralelinde.
Kollektif bilinç dışı. Kollektif bilinç dışı ya aman.
Bahsediyorsun evet. Kollektif bilinç dışından bahsediyorsun.
Evet orada çok iyi. Derin bir bilgi var ve o aktarılan bir bilgi.
O aktarılan bilgiyi oradan çekip sen bir tane tanrı diye çıkarıyorsun.
12 taneyi. 12 taneyi aslında parça parça daha öncesinde çıkartıyor.
Fakat Kikero ve Seraka konuşurken bir tarafta tek tanrılar dünyası harekette.
Ve yani semavi dinler başlamış.
Evrensel böyle bir akış var.
Ve öyle olunca da bu kolektifin işte...
bilinç dışından buraya yansıması veya iletişim, kültürel etkileşim, ticaret bir sürü şeyde sebebiyet verebilir.
Artık burada yavaş yavaş bu oradaki tanrının tek bir tanrı olduğu konuşuluyor.
Konuşulmaya başlanıyor. Böyle bir yerde işte bütün bu tanrıların da bir Bu evrensel bütünlüğün bir parçası gibi bakıldığını düşünüyorum.
Öyle olunca da insandan ihtiyacı olan şeyi ona veriyor.
Çünkü şimdi Apollo sistemli düşünmenin tanrısıdır.
Ama sembolizminden önce bu Hera neler etti?
Bu Leto nerelere kaçtı?
Hangi adalara gitti? Ortigia adasına.
Bu çocuk nasıl doğdu? Güneşin doğmadığı bir yer.
Hadi bize baştan anlat. Tamam ya.
En baştan anlatıyorum. Leto hamile kalır.
Bunu öğrenir Hera.
Ve bunu tabii ki durdurmaya çalışır.
Çünkü oradan çıkacak olan şeyin tanrısal bir kuvvet olacağı açıktır.
Kendi çocuklarının önüne geçecektir vesaire vesaire.
Bir sürü işte hareket ettirici dedik ki bir sürü sebep sunabiliriz.
Onların doğumunda zorluk çıkartıyor ve işte doğumun güneş görmeyen bir toprakta olması gerektiğini söylüyor.
Şimdi Leto da kaçıyor yani sürekli nereye gideceğini bilmeden.
En sonunda... Henüz daha Artemis ile Apollon doğmadan önce Atina'nın yani Yunan topraklarına bir bağlantısı olmayan, herhangi bir yere bağlantısı olmayan,
denizin içinde böyle savrulan ve akıntıda devam eden bir ada var.
Ortigia adası. Ortigia adasında Artemis'i doğuruyor.
Herhangi bir yere bağlı olmadığı için bir toprak parçasının bütünü gibi görünmüyor.
Böyle işte denizde salınan bir ada.
Artemis doğuyor. Doğduğu an hemen bir...
Tanrıça formunda biliniyor.
Bebeklik, bebeklik yok. Kusura bakmayın.
Zamanımız yok buna. O yüzden Artemis zaten cevval kızım, evladım kendini hemen anasına yardım etmek üzere diyor ki boş ver bebeklik filan.
Ben kendime geldim.
Hemen sana ebelik yapacağım anacım diyerek Apollo'nu doğurtmak üzere yardım ediyor.
Artemis doğduğu zaman Delos kıyıları bunlar.
Güney doğusu Yunan'ın ve Ortak yağı bir şekilde bağlanıyor bu topraklara.
Evet sonradan şu an bağlı.
Mesela öyle bir ada gerçekten var ve bu ada bağlı ve şu anda...
Yarımada gibi oldu artık bağlandığı yerde.
Evet bağlandı. Bir toprağa, yere de bağlandı.
Bir de öyle bir şey var. Yani hani toprak parçasının yüzdüğü tarif ediliyor.
Sonra diyor o sabitlendi yere bağlandı.
Şimdi kolay doğum yapmak isteyenler gidiyor oraya.
Hala. Hala öyleymiş.
Ne bileyim ben. Böyle yazıyor yani.
Böyle bir diğer haline.
geldiği tarif ediliyor. Şu an hala var mı bilmiyorum.
Tatlım o bir sembol. Gerçek anlamıyla anlamam.
Neden burayı seçtiler falan.
Kesin var bir enerji. Var bir şey yani burada falan.
Diyor olabilirler. Bilmiyorum. Hala diyorlar mı emin değilim.
Bak bunun garantisini veremem. Ama bir dönem bununla ünlü olduğunu biliyorum yani.
Yani antik dünyada.
İkiz doğumu da zor yani biliriz.
Ay senin ikizlerin var.
Ve bak benim neyim var.
Güneş ve ay dövmesi.
Çünkü benim kızlarım da Güneş ve Ay.
Ya evet. Doğru söylüyorsun.
O yüzden merakla bekliyorum Apollon ve Artemis hikayesini.
O yüzden Artemis'e o kadar girdin.
Bu arada Artemis Türk mitolojisinde Umay.
karakterine denk geliyor. Umay tanrıçaya denk geliyor.
O yüzden hani şeyi çok güzel kurgulamışız biz yani takdir ediyorum.
Kesinlikle. Ebeveyn olarak bizleri.
Umay ve Güneş'i Türk isimleriyle beraber ikisi bir araya gelince dengeleniyorlar.
Şahane ya. Valla isimleriyle yaşasınlar.
Uzun ömürleri olsun sağlıkla.
Bu arada bir bonus duada aldılar.
Aldık hadi. Evet.
Umay'ın bu arada Artemis'in gerçekten zamansız bir tanrıç olması tesadüf değil.
Yani bu form hiçbir ne diyelim bütün insani ihtiyaçlara karşılık gelen, muhakkak bütün anlatılarda var olan bir form.
Yani dişil tarafı ortada olmayan, dişiliğiyle ünlü olmayan, tamamen kendisini işte yardım etmeye ve destek olmaya adamış.
Geceleri karanlıkta kalmasın insanlar diye ay olarak belirmiş.
Ama insanların yaşamında da bu arada çok etkin bir şekilde var olmuş.
İşte gel gitlerin olması, aynı zamanda ayın sürekli değişiklik göstermesi, sürekli değişken olması.
insanların yaşamlarının da değişken olması yani bunların hepsi Çok insanlara yakın bir tanrıça aslında ama bir yandan da artemiz dağlarda.
Yani vahşi hayvanlarla iç içe onları yönetiyor, onları efendim çağırıyor.
Çünkü sezginin de sembolü ya hayvanlarla iletişim kurabilmek için biraz daha sezgi tarafının o hayvansı yanının daha aktif olması lazım galiba.
Evet tam böyle şey doğa ve insanın o vahşi yanı.
Evet bunu sezgilerini temsil ediyor ve onları kurtarıyor ve annelik de bu arada yani.
Evet bir yandan... Ve şey zaten o doğum yaptıran ebe olması da orada.
Anılığı bilmesiyle de alakalı.
O yüzden Artemis Apollon'un doğumuna yardım ediyor.
Ve sarı saçlı güneş gibi bir Apollon doğuyor diye anlatılıyor.
Evet efendim. Apollon bir zeytin ağacıyla bir hurma ağacının arasında doğuyor.
Onu doğurması için annesini taşıyor Artemis.
O adadaki dağın eteğine.
Ve orada bir zeytin ağacıyla bir hurma ağacının arasında.
Bu da önemli bir sembol.
E tabii yani bu anlatın her yerde vardır zeytin ağacı ve hurma ağacı.
Yani hurma ağacı zaten tamamen mistik anlatıların merkezinde olan bir ağaç.
Zeytin ağacı da Anadolu'nun sembolü.
Ve işte zaten Yunan anlatısının da içinde oldukça Atina kentini nasıl aldı Athena?
İşte zeytinini aldı. Çok da kritik bir şey.
Yani hem kokusuyla hem odunuyla hem yaprağıyla her şeyle.
Meyvesiyle. Meyvesiyle, yağıyla her şeyle kullanılıyor.
ve bütün o dünyanın göbeğinde olan bir önemli bir bitki.
Bu ikisini de özellikle söylüyor.
Peki sorarım sana. Hera bu çocukları eziyet ediyor mu?
Diğerlerini ettiği gibi bunlar büyüyemesin diye uğraşıyor mu?
Yoksa yine Leto büyütebiliyor mu çocuklarını?
İkisi de büyüyor. Güvenli bağlanma anneyle sağlandı.
Güzel anneli babalı büyümüş.
Çocuklar Allah anneli babalı büyütsün.
Bu soru aklımda yoktu şu an.
İçimde yoktu diyorsun. Geldi.
Bir anda geldi. Güzel, tam, sağlıklı.
Güvenli, bağlanılıyor. Yani zaten bunların çocukluğu yok.
Dediğim gibi Temis geliyor. Apollon da doğuyor.
Apollon doğduğunda 7.
ayında Temis'in kendisine 7.
ayında Temis Apollon'a Ambrose veriyor işte nektar, tanrıların nektarından veriyor.
O da dördüncü günün sonunda bunu içtikten dört gün sonra Hephaistos'a gidip işte okumu yayımı ver bana ben Zeus'un bükülmez kudretini insanlara yayacağım
diyor. Yani bükülmez gücünü insanlara göstereceğim diyor.
Apollo'nun aslında hedefi babasının iyi oğlu olmak gerçekten yani bu arada.
O yönü temsil ediyor.
Evet evet çok düşkün yani ve destekli.
de alıyor sürekli babasından.
Yani mantık, müzik, sanat bunlar Apollo'nun temsil ettiği şeyler.
Matematik, tıp tabii insanları iyileştirme yani insanların bu nasıl diyelim yaşayışlarını kesinlikle ve kesinlikle en yüksek medeni hale getirecek olan
tanrı Apollon'dur.
Bunu işte medeniyeti getiren Dionysos'ur diye konuştuk mesela ama medeniyeti her yere getiriyor Dionysos.
Yani Dionysos her bir tarafına gidiyor.
İşte Hindistan'dan dolaşıp geliyor falan.
Gelen tanrı oluyor. Aynen.
Ama Apollon'da biraz daha farklı bir şey var.
Yani o büyük bir köklü bir çalışma sonucu sanki ortaya çıkıyor.
Benim Apollon'da dikkatimi çeken şey şu oldu.
Yani böyle hep böyle ikili ilişkiler üzerinden anlattık ya bu tasvirleri hep.
Hakikaten de öyle. Derslerde de öyle anlatıyorum.
Yani ben evet bir erir bir dişil.
Yani her bir alan için sanki yeraltı için, gökyüzü için bir erir bir dişil.
Dengeleyicisi. Evet.
Dengeleyicisi ve sanki onun böyle ne diyelim diyalektik tamamlayıcısı.
Evet. Evet. Bir yandan şey gibi de ya Apollon'la Ertemis sağ beyin sol beyin.
Olabilir. Yani Ertemis de sağ beyin gibi Apollon sol Sol beynin çalışma prensibi gibi.
Ona da benziyor ve bunu çok çok eskilerden fark edip sembolize etmiş olmaları bana çok etkileyici geliyor.
İnsan kendisini sonradan bu modern akılda tanımadı bence.
Tabii. Tabii öyle tanımadı da şimdi açıklamasını yapıyoruz ya.
Biz yapıyoruz. O zaman farkındalar.
Bunu hikayeleştirerek anlatıyorlar.
Tanrılaştırıyorlar. Bizim farkına varmamız gerekiyor galiba şu anda.
O zaman farkındalar dediğin yerden tekrar bir düşünsene.
O zaman farkındalar tanrısallaştırıyorlar.
Şimdi ne yapıyorlar? Şimdi işte bunun sinir bilim yönünden açıklamalarını yapıyorlar.
Ve işte bunlar nasıl bağlantılar yaratıyor.
Onu anlamaya çalışıyoruz.
Yani teorisini anlamaya çalışıyoruz ama pratikte bunu yaşıyor muyuz?
Yaşamıyoruz. İlişkiler kısmına gelmek istiyorum.
Apollon ve Artemis'in ilişkileri kısmına gelmek istiyorum.
Şimdi Artemis daha özgürlükçü.
Ondan sonra bağ kurmaya.
Babacığım diyor, benim senden bir şey isteyeceğim.
Bunun diyen iki tane tanrıca var arkadaşlar.
Hep bu tanrılar ne istediğini sormadan şey yapıyorlar.
Kabul diyor yani. Önce bir sor ne isteyecek?
Yok ya bu baba kız ilişkisi.
Yani gidiyor babasına diyor ki, ablam hata ne istemiş?
Ben de isterim. Yani kusura bakma.
O da yani ne isterse olur diyor.
Daha istediğini söylemeden belki olmayacak bir şey istiyor.
Ama sembolü o. Sembolü o yani.
Tanrısal bir figür istiyor bunu bu arada.
Artemis zaten tanrısal.
İnsani değil ki. İnsanlarla olduğu ilişkisine benzemiyor bu.
Bu baya kendi görevini fark etmiş tanrısal bir varlık yani.
Lütfen şimdi geri gideceğim.
Git. Semele de senden bir şey istiyorum dedi.
Dedi. Semele ölümlü.
Ne diye sormadan kabul etti.
Gerizekalı. Önce bir ne olduğunu sor isteyelim.
Semele ölümlü ölümlü.
Ne isteyebilir ki dedi. Yani Semele ölümlü.
Yani ne olsa.
Ayrıca ne olsa da olsun yani ölümlüye.
Anladın mı? Ama şimdi.
Sen Zeus'un karşısında şimdi sana bir şey isteyeceğim sattım falan gibi dersen artık ne istiyorsan da olacaksa ne istediğini bileceksin.
Burada bir mantık hatası var bence.
Yok ya. Bak şöyle ayır.
Şöyle ayırıyoruz. Hadi ayır.
Artemis tanrısal bir varlık.
Tanrısal bir varlık olarak neye haiz olduğunun farkında.
Yani sahip olduğu kudretin farkında.
Semel'e aşık.
Veht halinde meczup ayol böyle gitme abarttım.
Meczup değil de yani kendinden geçebilecek kadar aşık.
Yani o başka bir mesele bence.
Burada artık yani kendi potansiyelinin farkında olan ve bunu durduracak bir başka şeye ihtiyacı olmayan bir figür var.
Artemis babasından bir şey istiyor.
Diyor ki ben bakire kalmak istiyorum babacım.
Tamam tatlım diyor da. O da diyor ki tamam tatlım.
O da diyor ki tamam tatlım.
Güzel kızım. Yeter ki sen iste.
O da tamam diyor.
Yani aslında şöyle bir anlaşma yapılıyor.
Benim tanrısal hizmetimin ne olduğunun farkındayım.
Bu yüzden de bunu gerçekleştirmek üzere senden müsaade talep ederim.
O da diyor ki tabii ki bu talebin karşılanıyor.
İşte sen de aslında bu özelliğini kurulana...
Yani artık kısa etekler giyip elinde yayla, yanında geyikle, köpekle falan ve kimi zaman aslanla ormanlarda koşturabilirsin.
Bir tür Zeyna. Gerçek öz hakiki Zeyna by the way.
Peki şunu soracağım.
Bir tür Zeyna. Severiz.
Şunu soracağım.
Artemis'in rahibeleri var mı?
Var. Tabii takipçileri var.
Peki bunlar Amazon kadınları olabilir mi?
Evet olabilir. Seviyorum ama ben Artemis'i çok seviyorum.
İçimde var bir tane. Fark ettim.
Ona olan sevgin şu an fışkırıyor.
Sen de Apollon'a hiç koşmak istemiyorsun.
Sen de Apollon'a geçeceğim.
Saf demeyeyim de.
Saf değil tabii. O da bambaşka bir şey yani.
Şöyle Apollon'la ilgili de benim aklımı karıştıran şey şu oldu.
Biz buna çok mantıklı dedik.
İşte müziği getirmiş, sanatı getirmiş, güzel şeyler getirmiş.
Aklın sembolü dedik.
Daphne'ye aşık oldu. Kızı yine kırlarda kovaladı.
Ve antik Yunan aşkı kovalamak, taciz etmek olarak tanımlıyor.
Sınır bilmemek. Hadsizlik olarak tanımlıyor.
Böyle bir aşk tanımı olabilir mi?
Yani bütün anlatı ele geçirilen kadınlarla dolu gerçekten.
O yüzden Artemis benim daha çok hoşuma gidiyor ele geçirilmiyor ya.
Yani ama nümfaların da işi bu.
Hani Daphne bir nümfa.
Sen niye varsın bu dünyada ey Dafne?
Kırlarda kovalanmak için mi?
Tanrılara eşlik etmek için yahu.
Ya da tanrısal olanı uygulamak için, tatbik etmek için.
Ama kız dehşete düşmüş yani.
Baba baba beni kurtar demiş ve ağaca dönüşmüş.
Evet Rea'ya, toprak anaya diyor.
Pardon toprak anaya diyor ve yani oraya kök salıyor.
Evet Gaia ile Rea'ya ağlıyor.
Ve artık Gaia üzülüyor yani kızın.
Kız diyar diyar kaçıyor yani.
Geri de kaçıyor. En sonunda artık Geri de kaçıyor galiba.
Bir sürü yere kaçıyor gerçekten. Bir sürü ikna.
girişimleri. Tacizdir bu yani net.
Tacizdir. Apollon'un şeyi, ikili ilişkiler konusundaki beceriksizliği.
Apollon çok kötü bak. Çok kötü.
O yüzden sürekli ikili ilişkilerde terk edilen adam falan gibi bakıyorum.
Terk edilen değil, yanlış bir şekilde ikna etmeye çalışıyor.
Öyle olur mu ya? Daha sonra da kandırılıyor.
Cassandra mı? Evet. Cassandra kandırıyor.
Sonra bir oğlana aşık oluyor.
Oğlanın Zephyrus'a aşık oluyor.
Çocuğu da öldürüyor.
Yani kavuşamamaların şeyi, tanrısı.
Sembolü. Gerçekten kavuşamıyor.
Yani böyle bir şeyi yok, öyle bir eşliği yok.
Bir eşi yok yani. O ikili üzerinden anlatıyorduk ya her şeyi işte.
Burada o ikilik yok. Burada o ikilik Artemis ve Apollon zaten.
Yani onlar beraber doğuyorlar.
Bir dişi, bir eril olarak.
Onlar zaten tamamlıyorlar sistemi.
Yeni birisine ihtiyaç yok. Bu yüzden aslında Apollon'un ilişkiler dünyası çalışmıyor.
Ama insanlar vermesi gereken şeyler var gerçekten.
Mesela Defne ağacı vermek istiyor.
Evet, Defne sonra zaten zaferi...
başarının, mükafatın sembolü olarak gösteriliyor.
Aslında Apollo'nun bir temsili olarak gösteriliyor.
Apollo'nun defne tacını başına takıyor ve bütün antik dünya bu defne tacıyla şu an Yani bu Dafne'nin bu ağaca dönüşmesi ve bunun sembolizasyonunu da aşağılayıcı
ve küçültücü bir yerde tam tersi yüceltici bir yer olarak yani Tanrı'nın kudreti ve Tanrı'nın insanın zaferiyle özdeşleştiriliyor.
Apollo'nun sürekli insanlara zafer getiren, zafer veren tarafını insani taraflarını ortaya çıkartmasıyla yok olmadı sana gelmedi.
Bana gelmedi. Apollo'nun bu hareketinden hiç hoşlanmıyorum ya.
Kovala kovala kız artık donmuş kalmış yani bayağı travma yaşamış ya.
Ya sen bu empatiyi buradan 2026'dan M.Ö.
800'de anlatılan daha öncesinde de söylenci olarak gezen bir şeyle kuramazsın yani.
Kollektif bilinç dışından geldi bana şu an aktı.
Aktı Dafne'yi. Gerçekten.
Yani bilmiyorum bence çok şey.
Baya problematik bir hikaye.
Olabilir yani böyle bakınca böyle ama diğer taraftan da mesela Koronis'le beraberliği var.
Asclepios doğuyor burada.
Asclepios da tıp tanrısı.
Evet. Oluyor. İnsanlara tıbbı vermek üzere bir ölümlüyle beraber oluyor Apollon.
Bak o olur. Onu alırım.
Apollon aldatılıyor.
Skandal. Ya. Koronist bir ölümlüyle beraber oluyor ve onun başına bir karga dikiyor Apollon aslında.
Diyor ki ben şimdi gideceğim sen de koronistin ve çocuğumun başına duracaksın.
Onların başına bir şey gelirse bana haber vereceksin.
Beyaz bir karga. Zaten kargalar beyazmış önceden.
Allah Allah. Evet efendim. Karganın üç tane, dört tane renk değiştirme hikayesi vardır mitolojide bu arada.
Evet sürekli karaya çalınıyorlar.
Beyaz karga gidiyor şeye.
Apollon'a haber veriyor aldatıldığını.
O diyor ki bu kara haberi bana getirdin sen bundan sonra senin de rengin kara olsun.
Evet kargalar işte bu yüzden karadır.
Ve Koronis de tabii ki bu şekilde aldattığı öğrenilince cezalandırılıyor.
Artemis tarafından kim tarafından dersiniz?
Artemis. Herkesin kötü şey işlerini pis işlerini Artemis yapıyor arkadaşlar.
Öyle mi? Gerçekten. Peki ahlak getirmek anlamında mı?
Ahlak evet. Ceza kesmek zorunda onun yani.
O Apollon da yapabilir mi?
Evet ama yani zaten ha Apollon ha Artemis.
Artemis gibi bir durum var. Kadının ahlakına sahip çıkmak üzere.
Artemis onu cezalandırıyor.
Neo Bey hikayesinde de Artemis mi cezalandırıyor?
Evet Artemis cezalandırıyor. Onda bir bahsedelim.
Artemis beraber cezalandırıyor aslında.
Bahsedelim Niobe bir hübris hikayesi.
Yani bir kibir hikayesi.
Ben Niobe'nin 12 tane çocuğu var.
Aman diyor Leto diyor iki tanesini doğururken diyor ben 12 tane doğurdum diyor.
Ben ondan daha anayım diyor benim.
Anadığım sorgulanmaz falan.
Yani kendini tanrılarla eş koşarsan bunun bedelini ödersin.
Eğer kendini tanrı zannedersen böyle bir gaflete düşersen bunun bedelini ödersin.
Çünkü insana bütün mitolojik anlatı insana tanrı olmadığını hatırlatmak üzere kurulmuştur.
Bir ceza varsa ortada insan bunu kendisini tanrı zannettiği veya tanrılara eş zannettiği için alır.
Asıl kendinde kalması gereken, kendine gelmesi gereken yer mutlaka onun ölümlü olduğu işte bununla hayatına devam edeceği ve tanrılardan ancak ilham alabileceği, onlardan pay alabileceği
olabilir. Kibirli bir durumun üstüne cezalandırıyor olması Aslında yine insanlara verilen bir ders niteliğinde.
Aynen öyle. Ve bu dramatik bir ders.
Evet. 12 çocuğu da öldürüyorlar.
12 çocuğunu da öldürüyorlar.
Bu genelde Artemis'te anlatılan bir hikayedir ama Artemis'le Apollo'nun beraber yaptığı söylenir.
Leto'nun anneliğini insanın anneliğiyle örtüştürdüğü ve paralel tuttuğu için hübris olarak, kibir olarak anlaşılıyor ve cezalandırılıyor.
İkiz doğum kolay mı ya? İkiz doğum...
Sen bana sor. Durmadan ikiz doğum koyacaksın.
İkiz doğum çok zor öncelikle.
Tekil doğum da zor.
Zor. Kibire girme hemen. İkiz doğurdum diye.
Yani sonuç itibariyle Bu Artemis ve Apollon'un getirdiği kavramlar aslında yine dünyayı düzenlemek üzerine, insan ilişkilerini düzenlemek üzerine gelen kavramlar.
Peki ben şöyle bir şey yorumladım yine kendimce.
Vallahi chat GPT'ye sormadım.
Çok iyi yaptın. Apollon aklın temsiliyken aşırıya kaçınca kontrol edici bir hale geliyor.
Artemis de bağımsızlık, sezgi ve spontanlık temsiliyken yine aşırı kaçınca yalnızlaşıyor.
çok tek başına kalan bir karaktere dönüşüyor.
Ama ikisi dengeli bir şekilde var olduğunda aslında bir harmoni, bir uyum söz konusu oluyor.
Aşk olsun, bravo. Ve bu uyum söz konusu olduğunda da biz bunu kendi içimizde de aslında bulabiliriz.
Hepimizin yalnız kalmak istediği zamanlar, işte çok mantıklı ya da kontrolcü olduğu zamanlar var.
O içerideki dansı yakalayabilirsek kendi içimizde, diğer insanlarla ilişkilerimizde de sanki daha iyi bir yere varabiliriz gibi hissettim.
Şahane hissetmişsin.
Öğretmenim kaç? Puan?
Valla çok puan veririm buna.
Teşekkür ederim. Çünkü bu güzel bir yorum yani.
Bu okuduğu şeyi içselleştirip kendisine pay çıkartan bir insanın katmanı düşünen bir insanın yorumu olduğu için valla hep geçer not veririz elbette.
Ve şey yani bence bunu tamamen kişinin kendi varoluşuyla ve iç dünyasıyla birlikte okumak zaten herhalde sizin mitolojiyi bu kadar sevmenizi sağlayan şey bu diye anlıyorum.
Ben biraz daha Tanrı, daha ilahiyatçı gözüyle bakıyorum.
galiba meseleye. Ben daha psikolojik meseleler bakıyorum ki aslında mitolojide biraz psikolojik meseleleri anlatmak için, anlamak için ya da işte adaleti sağlamak için ortaya çıkan anlatılar diye
okumuştum Joseph Campbell'da.
Şöyle bu anlatılar bunun için kullanılıyorlar.
Bunlar bir araca dönüşüyor.
Aslında bunun için ortaya çıkmış şeyler değiller.
İnsanların tanrıyı anlama aracıları bunlar.
Ve bu söylenceleri daha sonra işte Freud, Nietzsche, sayısız kişi bir araç olarak kullanmış.
Bir anlatıya bir inanıştansa bir hikayeye dönüştüğünde artık o inanışın anlatısı buradaki insanın kendisini
anlama aracısı olmuş.
Halbuki aslında insanlar bunlara inanıyorlardı arkadaşlar.
Nasıl yani onu mu tapıyorlardı diyorlar bana.
Allah Allah. Evet. Ben dedim bunu ilk bölümde dedim din yanlış anlaşılmış mitolojidir derler.
Joseph Campbell abimiz.
Tamamen quotation. Tırnak içinde.
Evet tırnak içinde. Evet yani bu bir inanış bu bir din yani.
Bu bir sistem bu bir panteon.
Hepsinin bambaşka bir etkileşimi ve insanlara verdiği başka bir ilham var.
Yani bunlar da tanrısal ilhamı böyle somut alabiliyor galibanlar.
Bunlar da böyle insanlar. Yani bizim anladığımız tanrıyla elbette ki eşsiz.
Ama biz kendimize de o insanı eş tutmuyoruz zaten.
Evet. Ve o yüzden bu da bir inanış yani insanlar buna inandılar.
Artemis'in zamanlar ve coğrafyalar üstü bir tanrıçı olması tesadüf mü?
Ya da Zeus'un zamanlar ve coğrafyalar üstü bir tanrı olması hepsini kapsayan bir tanrı olması tesadüf mü?
Hayır Zeus'un adı zaten Sanskritçe Diyus'dan geliyor.
Diyus değil mi? Diyus'dan geliyor. Evet yani Artemis ve Apollon'la ilgili senin eklemek istediğin var mı ilişkilerle ilgili?
Evet işte Apollon'la ilgili şu Koronis hikayesinde kendisini aldattığında öğrenen Karga haber verince Artemis Koronis'i cezalandırıyor ve o sırada Koronis'in karnında Apollon'un oğlu Asclepios
var. Asclepios buradan doğuyor ve sonra Asclepios şeyle Kentaurus Kiron tarafından eğitiliyor.
Bunlar işte asli yapıyorsun işte kulağını bir yılanın yaladığı ve işte o yüzden yer altının bilgisinde sahip olduğu yılan şifacılığın ve ölümsüzlüğün sembolüdür.
Sürekli kendini yeniler ve dönüşüm sembolüdür.
Evet dönüştürür. Ve yer altına girer hem yer altına girer hem yer üstüne çıkar.
Doğal olarak hem yer altının bilgisine hem de yeryüzünün bilgisine sahiptir.
O yüzden yılanla özdeş bir sistem.
Yani asli yapıyorsun ki hem yer altının hem yer üstünün bilgisi olduğu için hem insanları yer altında hem de yer üstünde işte neyse iyileştirici.
Yer altında diyorum çünkü zaten asli yapıyorsun şöyle bir ortadan kaldıran şey şu oluyor.
İnsanlara şifa vermeye başlıyor.
Elinde asası ve asasının etrafında sarılı olan yılanı yani tıbbın sembolü.
Bununla beraber insanlara işte şifa vermeye devam ediyor ve o kadar çok insan iyileştiriyor ki artık bir yerden sonra çok ilminde ilerliyor asli yapıyoruz.
Ölmüş olan bir kişi de... geri getirmeye başlıyor.
Zeus bunu beğenmedi.
Hades beğenmedi. Hades ölüm tanrısı.
Aynen. Diyor ki gelen giden yok.
Bizim dükkan boş. Ölmüyor kimse.
Ne yapacağız? Aslı yapıyorsun.
Haddini bildirmek gerekir.
Haddesinin işi boşa çıktı.
Evet. Yaratı dünyasına kimse gelmiyor diyor.
Yani insanların aslında değişemeyecek olan döngüsünü değiştirmek üzere bir hareket yapıyor.
Bak bu da hübris. Burası da çok tehlikeli bir şey.
Kibir. Evet. Yani bu da bir kibir.
Kendisini tüm tanrıların üstünde görmek.
Ya sen daha 12 tanrı arasına girmemişsin evladım.
Sen bir torunsun. Çok dikkatli ol falan.
Yok. İşte gençlik. Delikanlılık.
Ondan sonra... Onu Asitepius'u Zeus cezalandırmak durumunda kalıyor.
Ve ortadan kaldırıp işte yıldız.
Öyle mi? Tabii tabii.
Öyle ortadan kalkıyor.
Evet. Ve ondan sonra bilgisi kalıyor ama.
Bilgisi kalıyor. Aynen. Yalnız şöyle bir şey geldi aklıma sen anlatırken.
Faeton. Fayton.
Fayton. O da Apollo'nun çocuğu.
Ve o da kibirle beraber ölüyor.
Evet. Çok iyi hikaye o da. Yani Apollo'nun çocuklarındaki kibri ne yapacağız hocam?
Sanki oradan oraya bir kibir akıyor gibi.
İnsana da akıyor gibi sanki.
Sanki. Fazla bilgili insan çok kibirli olmaz mı Gadder'cim?
Sen hiç değilsin tatlım.
Ay çok... Hiç beklemiyordum bunu.
Şoktayım. Yok estağfurullah.
Benden de bilgili olanlardan bahsediyorum.
Hocaların hocası. Yani şey insanı çok çok tehlikeli bir yer yani burası.
İnsanı kendi nefsiyle sınayan bir yer.
Bu nefsle sınanırken bu aşamaları geçebilmek için bu bilginin sana hizmet etmesi gerekir.
Eğer bu bilgi senin üstünde tahakküm kurar ve senin de insanlar üzerinde tahakküm kurabileceğini sana hissettirirse işte o zaman yanarsın yani.
Baba arkadaşlarım sen güneş tanrısının oğlu değilsin diyor.
Dalga geçiyorlar. Dalga geçiyorlar benimle.
Arabayı bir kere kullanabilir miyim?
Yani bu sanki araba kaçırıyor.
Fayton'a da bak. Yani evet. O da diyor ki.
Bayağı güneş arabasını almak istiyor.
Onu da söyleyelim. Ben diyor göstereceğim diyor yani.
Güneşi şöyle anlatılıyor.
Bakın her şey somut anlaşıldığı için.
Şöyle anlatılıyor. İşte güneş bir atlı bir arabaya koşuluyor atlar.
Ve arkasına güneş takılıyor.
Ve güneş bu sayede doğudan...
Doğu batıdan batıyor yani hareket ediyor.
Güneşi hareket ettirenler de tanrılardır çünkü.
Güneşi çeken bir at arabası var.
Evet insanın doğayla sohbetidir dedik ya mitoloji.
Bütün her şeyi böyle anlamlandırmaya çalışıyor.
At arabası güneşi çekiyor doğudan batıya batırıyor gidiyor sonra Artemis geliyor falan.
Yani olay böyle. Fayton babasının arabasına binip rica edince diyor ki tamam ama çok dikkatli ol diyor.
Eğer çok aşağıya inersen her şeyi yakarsın.
Eğer çok yukarıya gidersen buza...
çevirirsin dünyayı.
O yüzden çok dengede olman gerekiyor.
Bu tanrısal bir dengedir. Bu altın ortadır.
Bu Alo Aristoteles'tir.
Alo Aristoteles'tir.
Bu altın ortadır ve bu altın orta yani bütün antik çağın göbeğindedir yani.
Hem felsefe okullarının hem mitolojik anlatının insana sürekli bu ortayı bulması anlatılır.
İkkaros'un düşüşü de bu ortayı bulamamaktandır.
İşte Fayton'un düşüşü de bu ortayı bulamamaktandır.
Ama orada bir ergenlik durumu da var ve Fayton'un kibri var.
aslında. Kibirli olduğu için ben buna hakim olabilirim babam oluyorsa ben de olurum kibriyle.
Yani o Ergenlikte arabayı kaçıran erkek çocukların sonrasında kaza yapması hikayesi gibi bir şey.
Yani şey de bana ilginç geldi gerçekten şu an sen anlatırken fark ettim.
Yani Apollo'nun çocuklarında bir kibir çıkması ve sonunda insanlığa gene kibirle ilgili hikayeler anlatılmasına sebep olması ilginç.
Evet bence de yani hem böyle bir derinlikli bir aşk hikayesi ve ilişkiyi görmüyoruz.
Aldatılıyor. Kandırılıyor.
Reddediliyor. Yani bir taneyi reddetmek kolay bir şey değil.
Bütün hepsini yaşıyor.
Hatta şeyde Cassandra'da yani Troya Prensesi Cassandra'yla evlenecekler.
Cassandra kendisinden kehanet...
güçlerini istiyor.
O da diyor ki tabii eşim olacak olan kişiye bunu veririm.
Ona veriyor onu ve sonra Cassandra bu kehanet bilgisini aldıktan sonra onunla evlenmekten vazgeçiyor.
Kandırılıyor. Önce evlen sonra ver.
Ne kadar saf bu tanrılar ya.
Saf işte saf. Anlaşılmıyor buradan.
Sonra da onu kendisini kandırdığında fark edince gel diyor bari işte son kez bir kere seni öpeyim de ondan sonra gideyim diyor.
Ve Cassandra utanası kılı işte gidiyor yanına yaklaşıyor.
Tanrıların lanetlemesi çok sembolik bir şeyle olur.
O da ağzının içine tükürür.
Gerçekten. Allah Allah.
Cassandra'nın ağzının içine tükürüyor Apollon.
Dikkat edin arkadaşlar. Dikkat edin ağzınıza tükürülmesi.
Öyle bir senin ağzına tükürürüm falan denir ya.
Evet evet. Arkadaşlar Anadolu yahu.
Bunu yapıyor tükürdükten sonra Cassandra'nın söylediğine hiç kimse inanmıyor.
İnanmıyor. Ya böyle bu işler.
Evet bu beddualara dikkat edin.
Evet şimdi Delfoy'daki kehanet meselesi de yine aslında bütün kehanetlerin kaynağı Zeus'tur diye tarif ediliyor.
Sonra işte bu Zeus'un hükmünün elçisi olan Apollon bunu alıyor.
Ama bu da sonraki bir dönemde anlatı Apollon'la yorulmaya başlıyor.
Delfoy Tapınağı'nın aslında başlangıçta tanrısı Apollon değil.
Sonradan hikaye Apollon'la özdeşleştiriliyor.
Çünkü Apollon'un sürekli kendini bil.
mottosunu insanlara aktarmaya çalışması, sürekli insanlardaki insani tarafını ortaya çıkartan ilimlerle onları donatması sonucunda ancak onun yapabileceği bir şey olarak tarif
ediliyor. Bu da oldukça önemli bence.
Yani şu net, Apollon insanlara yedi özgür sanatı verir.
Yedi özgür sanat dediğimiz şey zaten antik çağın ve orta çağın aslında temelini oluşturan Septemartes Liberales tamamen insanı daha yüksek bir seviyeye taşınmak için ortaya çıkmış ve onu ilerletmiş olan yapılardır.
Nedir bu yedi ilim?
Apollo'nun verdiği. Müzik, şiir, astronomi, matematik, aritmatik.
Felsefe. Felsefe aslında o şiir edebiyat biliyor musun?
Ama felsefeyi de sayabiliriz tabii.
O yüzden onu bir böyle kafamda değiştirdim.
Retorik. Retorik. Retorik de aslında felsefeye biraz kayıyor.
İşte bağdaşık yani. Çünkü felsefe diye bir şey yok arkadaşlar.
Felsefe diye bir şey yok aslında.
Felsefe sonradan çıkıyor. Evet bunların hepsi Apollo'nun insanlara hediyesi ve insanın potansiyelini ortaya çıkartmak üzere hep kendi sınırını bilmesi ama kendisini de geliştirmesi üzere hediye ettiği
şeyler. Demek ki insana bu potansiyeli hediye ediyor Apollo.
Evet ilişkilerde talihsiz ama daha değerli şeyler de vermiş.
Teşekkür ediyoruz Apollo'nun.
Peki şimdi mitolojideki bu ikili.
Son yıllarda NASA görevlerinde roketlere isimleri verilmeye başlandı.
İşte 1960'larda Apollon uçuşunu tamamladı.
İşte Ay'a gidildi. Şimdi tekrardan yakın dönemde Artemis 2 Ay'a gitti yine.
Yani ikisinin isminin kullanılması zaten sembolizm.
Onu açıkça görebiliyoruz.
Ama Batı neden Yunan mitolojisinden, o atalarından...
vazgeçmiyor ve bunu hatırlatmak üzere en güncel görevde bile olsa bunu sürdürüyor.
Bunu merak ediyorum ben. Çünkü kendi atası değil.
O yüzden olabilir mi? Bunlar Batı'nın tanrıları değil arkadaşlar.
Bunlar Anadolu'nun tanrıları.
Bunlar Anadolu'nun hikayesi.
Hatta geçtiğimiz hafta galiba Gazete Oksijen'de Pınar Çelikel bizim de öğrencimizdir.
Yılların gazetecisi tabii.
Fahri Işık da arkeolog profesör.
Fahri Işık da bir röportaj yaptı.
Diyor ki Anadolu'nun 12 bin yıllık geçmişine sahip çıkmalıyız diyor Fahri Işık.
Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük.
Her yerde. Bunları anlatıyor.
Diyor ki yahu Homeros şimdi Bergama'da bir konuşma yapmış.
Tane tane anlatıyor. Herkesin dinlemesini tavsiye ederim.
Bulanların. İşte Sümürna'da Homeros yaşamış.
İşte 250 metre ötesinde Hesiodos yaşamış.
Ve biraz daha kenara gel Miletos'ta Tales.
Öbüründe yani bunların hepsi.
Yani Hesiodos'la Homeros Ege'li arkadaşlar yani.
Hesiodos'la Homeros Anadolu'dur.
Ve Anadolu'da doğmuştur.
Hangi dilde yazdıkları önemli değil.
Biz neden sahiplenmemişiz bunları da?
Çünkü Grekçe yazmışlar.
Yani bir kimlik bunalımımız var bizim.
Yani bizde Türk mü değil mi, Türklük falan böyle bir durum var.
Yahu bu zaten bundan feyz alıyor ya.
Bunun feyz aldığı yer neresi?
Bu Anadolu'da bu medeniyetler bu kadar ortaya çıkıyor.
Anadolu'nun... Hazinesi, hafızası ve hatırası.
Bizim zaten bunlar.
Yani bizim, bizim olmasının dışında yani Avrupa'da, Amerika'da yani mitoloji okullarda ders olarak veriliyor.
Ve yurt dışında bir müzeye gittiğinde babası...
küçük çocuğuna, 5-6 yaşında çocuğuna müze gezdiriyor ve ben çok etkilenmiştim.
Yani bayağı o tanrıları, tanrıçaları anlatıyor çocuğuna.
Daha çok küçük yaştan o bilgiye haiz oluyor o çocuklar.
Ve bilinç dışında ya da bilinç altında bir yere konumlanıyor o bilgiler.
Ve sonrasında da Artemis 2 konduğunda o roketin adı şaşırmıyor.
Çünkü zaten o aile bağlantılı yani.
Her şey çok birbirine uyumlu bir şekilde hareket ediyor.
Ama onlar dini semboller üzerinden yapmıyorlar bunu.
İşte Hristiyanlıktır, Museviliktir vesaire o dört büyük din üzerinden vesaire yapmıyorlar.
Ve bunu... Daha mitolojik bir yerden sonra Logos'a çekebilecekleri bir yerden yaptıkları için mi acaba isimlendirme bu şekilde oluyor?
Çok doğru yani bence bu yüzden yapıyorlar.
Zaten kendileri de bu hikayelerden ilham aldıkları ve bütün işte anlamlandırma dünyasında bunun üzerine kurdukları için.
Yani batı felsefesi, batı edebiyatı, batı bütün bilimsel terimleri bunlar üzerine kullanılıyor.
İşte oydemus sendromu diye anlattık ya işte kompleksler.
Ya da ben şeyi bilmiyordum bu podcast'a başladığımda.
başlamadan önce Nietzsche'nin Ariadne'ye şiiri var.
Ya ben şok.
Bir dakika Nietzsche de mi ilgilenmiş Ariadne'yle falan?
Klasisist bunlar. Yani bunlar klasik bilimciler.
Meslektaşlarım. Yani bunlar klasik diller mezunu.
Klasik filolog daha doğrusu.
Yani o metinleri okuyabiliyorlar.
O metinleri inceleyebiliyorlar.
Bunları okuyabilen, ilgilenebilen arkeologlar da işte tarihçiler de bu ismini saydığım Türkler gibi görebiliyorlar yani bunun aslında bir kıymet olduğunu.
Ve felsefi bir zemine oturtabiliyorlar.
Evet felsefi bir zemine oturtabiliyor ve tarihsel bir zemine de oturtuyor.
Anadolu'da Anadolu'nun insanı olduğunu bunları ve bizim de bunun devamında ağzına tükürürüm senin.
Lafı gibi yani. Çıkar şu ağzındaki baklayı lafı gibi.
Ya da işte Homeros'ta verilen yemek tarifleri var.
Bu yemek tarifleri hala yapılıyor.
Ege'de. Ege'de. Hani incirle sütü mayalıyorlar.
Bu örnekler şu an çok aktif bir şekilde konuşuluyor.
O yüzden bu soruların da sorulmasına tesadüf bulmuyorum.
Geçen gün Kafa Radyo'da da aynı soruyu sordu Oğuz Bey.
Şimdi sen de aynı soruyu soruyorsun.
Demek ki bizim bunun üzerine biraz düşünmemiz ve çalışmamız lazım.
Bunu da büyütmemiz lazım diye inanıyorum.
Çünkü aslında Anadolu'nun zamansız hafızasını, Anadolu'nun hazinesini bizim sahiplenmemiz gerekiyor önce.
Onlar sürekli tepiniyorlar bizim bizim bizim bizim diye.
Her şeye bunun ismini versek yere göğe, bunun ismini versek diyorlar ama...
Yani üzgünüm. Üzgünüz de işte biz de bunu anlatmıyoruz.
Neyse biz görevimizi savdık.
Konuşmamızı yaptık.
Çok çok teşekkür ederim geldiğin için.
Ben teşekkür ederim. Bir sonraki yayının konusu da sürpriz olsun.
Evet bize de sürpriz olsun. Teşekkürler.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Spotify ve Apple Podcast da bizi takip edebilir.
Bildirimleri açarak ilk dinleyen siz olabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
