
Dövmeci
Transkript
Ben sana yapma demiyorum.
Yap. Ama hobi olarak yap.
Selam ben Can Sürmen.
Bu seride tutkularını meslekleri haline getirmiş insanlarla sohbet edeceğiz.
Altın Bilezik başlıyor.
Selam dostlar. Bu hafta ilk kez kendi atölyemizden yapmadığımız serinin bu yayınına hoş geldiniz.
Sevgili Tuğçe ile beraberiz.
Tuğçe Türksoy. King of Ink Tattoo.
Selam Tuşe'cim. Teşekkür ederiz.
Merhabalar. Bizi burada misafir ettiğin için çok mutluyuz.
Valla ayağıma kadar geldiniz. Ben teşekkür ederim ya.
Yani aramızda kastım ama bizim atölyeden bir tık daha iyi bile olmuş olabilir burası.
Buyurun bütün yayınları burada yapın ya.
Bekleyin. Durmadan buraya gelin.
Bu arada bu sabah şeyi düşündüm.
Programın adını işte Ankaralılarla tanışmaya hoş geldiniz falan diye de değiştirebiliriz.
Çünkü yaptığımız 5 kişiden 4'ü Ankaralı.
Demek ki üretiyoruz abi.
Yapacak bir şey yok. İstanbullu.
İyi bari. Yarı İstanbul yarı Trabzonlu bu arada.
Aslında. Neyse hiç dağıtmadan başlayalım.
Neler yapıyorsun? Bize anlatsana ya biraz Tuğçe'ciğim.
Dediğin gibi dövmeciyim.
Ne kadardır yapıyorum?
2007'den beri sektörün içindeyim diyebilirim.
Ama profesyonel olarak 2010'dan itibaren stüdyomu açtım.
Ankara'da açtım ilk.
Tabii şu an İstanbul'dayım ama bu serüvenin en büyük kısmını, süresini Ankara'da geçirdim.
Şimdi İstanbul'dayım ama.
Nasıl gidiyor pandemi döneminde?
Nasıl gidiyor? Aslında herkes gibi aşırı dikkatli olmaya çalışıyorum.
Biraz benim doğuştan bir tek böbrek durumum var.
O yüzden ekstradan dikkat etmeye çalışıyorum.
Müşterilerime de kurallar koyuyorum.
Kurallar dahilinde geliyorlar.
Ortalama bir on kuralımız var.
Sağ olsunlar. Zaten günde bir kişi almaya çalışıyorum.
O kişi tek başına geliyor.
Yanında herhangi biriyle temas etmiyoruz.
Hani birlikte olmuyoruz.
Anladım. Günde bir kişiyle atlatıyorum günü.
Olabildiğince zaten bizim işimiz sterilizasyon ve hijyene yönelik bir iş olduğu için.
Zaten hep öyleydi aslında. Zaten öyleydi.
Sadece daha az insan görerek ekstra maskeli, siperlikli işimizi yapıyoruz.
Dövmeden arta kalan zamanda başka bir şeyler yapıyor musun bu aralar?
Vaktim kalıyor biraz kendime.
Ben normalde zaten resim altyapılı birisiyim.
İşte uzun zamandır yapmayı isteyip yapamadığım resimlerimi işte heykellerimi vesaire onları yapmaya çalışıyorum.
Bir yandan da tabii gelirimiz de yine az insanla çalıştığımız için bu süreçte düştü.
Bu süreçte dövmesini yaptıramayan ama işte eserlerimize bir şekilde sahip olmak isteyenlere printler yapıyorum.
Onları internetten satıyorsun.
İnternetten satıyorum.
Genelde yaptığım dövmelerin flashları oluyor bunlar.
Çok güzel ya bence. Evet eğlenceli oluyor.
Müşteriler de veya takipçiler de çok mutlu.
Hani dövme sonuçta birazcık pahalı bir şey ama o print'e ulaşmak komik para var.
O yüzden bir yandan da öyle bir ufak ek gelir bile diyemem.
Yani sempatik bir...
Yine de bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Şimdi birazcık başa doğru gidelim.
İlk kez dövme diye bir şey olduğunu ne zaman keşfettin?
İlk gördüğün anı merak ediyorum.
İlk gördüğüm an babam da kendisine yapmış.
18 yaşında.
Bu tabii eski yeşil dövmelerden.
Böyle mürekkep bile değil.
Tahmin ettiğim ne yapmıştır?
Çini mürekkebi gibi bir şeyle bana ufak bir anlatmıştı işte bıçakla istediği şeyi modeli kesiyor.
O mürekkebi işte pamukla oraya yedirip sigara külü bilmem ne öyle kapatıp.
İnanılmaz bir yara kabuk bağlayıp onu iyileştiriyor ama tabii iyileşmesi çok aylar falan sürüyor.
Normalde bir dövmenin tamamen iyileşmesi iki haftayla bir ay arasında.
Bu gerçek old school dövme bu herhalde değil mi?
Evet kesinlikle öyle.
Yani bayağı garip yeşil.
İlk onda gördüm.
İkinci gördüğümde hep aileden gidiyorum.
Eniştemde vardı. Eniştemde de göğsünün altında eski kız arkadaşının.
Sözde vücudu böyle göğüsler çıplak falan böyle altında da çiçek diye adı yazıyor.
İkinci de gördüğüm oydu ve cidden gördüğüm en old school dövmelerden birisi.
O nasıl nerede yaptırdı tam hatırlamıyorum.
Hani çocukken bunu sormuştum ama kendisi şu an Danimarka'da olduğu için az görüşebiliyoruz.
Bana şey diye yalvarıyor.
Gel şu dövmeyi kapatalım.
Ben kesinlikle istemiyorum.
O kadar güzel ki. Kapatalım yani.
Evet değil mi? Çok değerli ya.
Çok güzel ama babamın kolundakini mecbur kapatmıştık.
O çok istemişti. Deniz'e böyle tişörtle falan girmeye başlamıştı utanıp.
Babam benim yazar. Ona bir daktilo dövmesi yapmıştım old school.
Tabii bu bir 10 yıl önce falan yapmıştım.
Bu ilk gördüğün zaman ne zamandı?
İlk bayağı çocuktum.
Yani hani aklım yeni yeni erdiğinde.
Zaten kolumdaydı.
Tabii tabii bir de ben çok küçük doğmuşum.
2-200 gram falan. 2 kilo 200 gram.
Doktor Ankara'nın o dönem havasının çok kötü olduğunu hani kömürden vesaire.
Bu çocuğu işte bir yazlık yerde büyütün.
Doğru düzgün gelişsin vesaire deyip yeterince gelişmem için Didim'e gitmişiz.
Didim'de büyüdüm bir noktada.
Orada da çok turistlerde görüyordum ben dövmeyi.
Ya babayla başlayıp devam etmiş zaten.
Evet evet yani sürekli aslında dövme görüyordum.
Hani bana çok yabancı bir şey çok farklı gibi gelmiyordu.
Ama ilgini de çekti herhalde. Tabii tabii kesinlikle.
Peki sonra ne okudun üniversitede?
Bununla ilgili bir eğitim aldın mı?
Ben ilk lisede resim okudum.
Güzel Sanatlar Lisesi'nde işte orada dört yıl gerekli eğitimleri aldık.
İşte heykelde gördük modelaj, grafik vesaire.
Görsel sanatlara dair birçok şeyi orada aldığımı düşünüyorum.
Sonrasında Cettepe'de yine güzel sanatlar kazandım.
Orada da seramik cam tasarımı okudum dört yıl.
Çok severek girdiğim bir bölüm değildi aslında.
Yanlışlıkla girdim.
Kimliğimi unutmalı bir sınav durumu.
İşte yarım saatlik çizimle gittim kimliğimi buldum vesaire.
Sonra sen mutlu oldun mu peki?
Sonra yok ya çok severek okumadım.
İkinci yılla dediler ki bana sen bir yıl oku seramiği.
İkinci yıl dersler aynı.
Tekrar sınava girip ikinci yıldan devam edersin.
Ben heykel istiyordum. Ondan sonra yine ÖSS'ye girildi.
İşte vesaire. İkinci yıl geçeceğim diye heykele.
Sonra ben yetenek sınavının gününü unutup tatile gidince.
Abi senin hikayeler bomba ya gerçekten.
Seramik okumam gerekiyormuş yani.
Oradan devam ettin. Oradan seramik okurken dövmeye bulaştım.
Öyle dövme yapmaya başladım.
O sırada başladı dövme merakı. Tabii tabii şey böyle öğrenci harçlığımı oradan çıkardım ilk.
Yani çok ailemden para isteyen bir insan olmadım yani.
Öyle de. Sonuç olarak dövmeci oldum.
Gördüğün o dövmeler aklına girdi de bir şekilde yolunu öyle mi çizdin acaba?
Üniversite döneminde öyle bir şey olabilir mi?
Yoksa sonradan mı girdi bu dövme kafana?
Aslında şöyle bir şey söyleyebilirim.
Ben galiba kendimi bildim bileli çocukluğumdan beri resim çiziyorum.
Beşiğimin kenarında Avni'nin karikatürüne bakarak uyuyan, sürekli görsel bir şeylere maruz bırakılan, kalan bir çocuktum.
Hatta böyle ilk perspektifi falan beş yaşımda babam öğretti bana.
Babamdan geliyor zaten. Görsel şeylere hep merakım vardı ve ilkokulda derslerim çok kötüydü.
Sadece resim... yarışmalarını kazanan bir öğrenciydi.
Çok vasat bir öğrenciydi.
Aslında vasat değilmişsin de işte kimse anlamıyor ya.
İşte ona göre. Evet. Ondan sonra baktım yani hani babamdaki dövme sanki hep varmış gibi aslında o sanki biri yapmış veya yaptırmış gibi.
O öyle doğmuş gibi zaten. O hep varmış gibi.
Çünkü hep öyle gördüm ya onu.
Doğru. Sonra o görsel şeyler zamanla Müzik zevkine döndü.
Lisede işte punkla tanıştım.
Gördüğüm şey bu kültürde asilik vesaire işte hani toplumdan biri olmamak gibi şeyler aldım oradan.
Anarşistlik birazcık. Aynen lise anarşizmi.
Ondan sonra ilk dövmemi nasıl yaptırdım hani nasıl bulaştım dersen.
Bir gün beni okulda derse almadılar kılık kıyafetten ben de dövme yaptırmaya gidiyorum deyip.
Ya şey peki şimdi dövmeci olma sürecinde bildiğim kadarıyla tabii ben çok hakim değilim ama sizde de bir usta çırak ilişkisi üstünden dönüyor sanki olay.
Senin o kısma atlaman nasıl oldu?
O kısmı hiç atlayamadım çok mutsuzum bu konuda.
Aslında ben dövme yaptırıyordum.
Dövme yapmak istemiyordum.
Dövmecilerin çoğu ben dövme yaptırmaya gittiğimde resim okuduğumu duyup işte yanlarında çırak olmamı çok istediler.
Ama ben de yapacağım gibi bir şey yoktu.
Bir de çok sorumsuz bir çocuktum zaten.
Aslında hala da var o.
Hani birinin altında o emirleri uygulayabilir miyim bilemedim.
Ve gidip birinin yanında çırak olmadım ama dövme yaptırmaya devam ettim.
Çok hoşnut değildim çünkü old school dövme istiyordum ama başka tarzlarda dövme yapan insanlar old school yapmaya çalışıyordu ve tam istediğini alamıyordum yani.
Çok hani böyle kurallarına uygun gerçek bir old school olmuyordu.
Ben dövmeye nasıl başladım?
Arkadaşlarım benim dövme makinesi onların hayır bana dövme makinesi alıp benim onları dövmemi istediler.
Birazdan anlatabildim mi bilmiyorum ama.
Çok güzel anlattın.
Ben de böyle bir şey asla olmayacak.
Ben dövme yapmayacağım falan dedim.
Ama zorla bir dövme makinesi alınıp bana elime tutuşturuldu ve.
Bu arkadaşlarım hala görüşüyor musunuz?
Efsane yani çünkü böyle bir hediye.
Çoğu lise arkadaşım öyle diyeyim.
Anladım. Bir şekilde görüşüyoruz tabii ki.
Ama hani tabii eski sıklıkta değil.
Hatta yani o dövme makinesi alındı bana bir yıl.
Böyle evin bir kenarında çürüdü.
Nerede olduğunu bile bilmiyordum.
Satacaktım. Sonra bir arkadaşım yine zorla hadi bir dövme yap da hani öyle sat.
Bu sırada sen zaten resim çiziyorsun falan değil mi?
Tabii tabii ben resim okuyorum. Sanatla ilgileniyorsun.
Aynen aynen. Ondan sonra ben peki dedim hani satmadan son bir dövme yapayım dedim.
İlk dövmemi öyle yaptım.
Makineyi satacaktım halbuki.
Bir vaktim oldu dövme gayet.
Bir maça dövmesi yapmıştım küçük.
Aa dedim oluyor.
Sonra bir taç dövmesi yaptım imam derken.
Senin hoşuna gitmeye başladı.
Böyle şey arkadaşlarım da böyle kolumu doldur falan.
Halbuki daha dövme yapmayı bilmiyorum.
Öyle başladım.
O makine satılamadı.
Ben dövmeye başlamış oldum.
Ama nasıl o demin geldiğim yer aslında anlattığım şeyler.
O dövmecilerin old school yapamayışı beni biraz o dövmecilerden uzak tuttu.
Çünkü ben orada old school öğrenmeye çalışsam yanlış öğrenecektim.
Ankara'dan bahsediyorum.
İstanbul'da çok büyük ustalar vardı zaten o dönemde.
Ama Ankara'da okuduğum için orada old school öğrenebileceğim bir usta olduğunu düşünmüyordum.
Sen de çalıştın hocam. Kendi kendime yapmaya çalıştım ama emin ol eksiklerim hala vardır.
İkimizde abi muhakkak.
Nedir onun adı?
Çıraklıktan kesinlikle gelinmesi gerekiyor.
Bazen onun eksikliğini hissediyorum diyorsun.
Kesinlikle eksikliğini hissediyorum.
Yani hala bilmediğim birçok şey var.
Eminim ki aşağı yukarı en az 10 yıldır bu işin içindeyim.
İnsanlar bana usta diyor artık.
Ama hala benim bilmediğim şeyler eminim var.
Çünkü kalabalık bir stüdyoda öğreneceğinin hatta hesabı yok yani öyle diyeyim.
Usta önemli kesinlikle yerleri silerek.
camları silerek işte kepenk açarak o işe başlanmalı.
Ama burada senin hikayen yani çok ilgi çekici ya.
Yani ayrı bir şekilde ilgimi çekti.
Çünkü aslında dövme kısmında da sen belli duvarları aşıp Her zaman yapılanın dışında bir şey yapmışsın.
Yani kendi yolundan devam etmişsin aslında.
Kendi kendime yapmaya çalıştım ama bu işte süreyi uzattı benim için.
Belki atıyorum bir ayda öğreneceğim şeyi bir iki yılda öğrendim.
Kendi kendime çünkü deneme yanılmayla yaptım bunu.
Seni şöyle çok iyi anlayabiliyorum.
Ben de davulu tamamen kendim öğrendim.
İşte evet. O yüzden bazı şeyleri çok geç öğrendim.
Evet evet. Ama bu da bir yöntem.
Ben hala internetten açıp yani böyle yurt dışından...
Dövme ustalarının anlattığı videoları açıp hala izlerim.
Çünkü gerçekten çok kaçırdığım şey var.
Ama şöyle bir durum da var.
Zaten bizden önceki ustalar da hepsini demiyorum tabii ki ama onların da kaçırdığı birçok şey var.
Çünkü dövme Türkiye'de aslında yeni bir şey.
Kesinlikle. Hani bu Amerika'daki veya Japonya'daki kadar eski bir kültür değil.
Türkiye'de şöyle eski.
Daha geleneksele gideceksek Kürtlerde var.
Ama bizim için bu modern dövme durumu daha çok yeni.
Çok yeni bir şey. Hani eski ustalar kızmasın ama eminim onların da çok kaçırdığı şey var.
Çünkü onlar da deneme yanılmayla kendileri bir şekilde öğrendi.
Tam olarak onu diyecektim. Sen de belki birinin yanında çırak olsaydın.
Bu old school'da mesela gelişemeyecektin.
Çünkü bazı sınırlar çizecekti sana o.
Sana sınırlar çizeceği için sen kendi yaratıcılığını yansıtamayacaktın belki sanatına.
Ama sonra neyse ki işte Türkiye'nin belli yerlerinden özellikle İstanbul'dan birçok ustayla yeni geliştiğim dönemlerde Webcam'den
hatta o zaman. İşte hangi iğneyi kullanayım, ne yapayım diye oradan sorarak öğrenmişliğim de çok var.
Dediğim gibi işte öğrenme devam ediyor hep.
Aynen aynen hala öğreniyorum.
Kesinlikle öyle. Ama yol çok ilgimi çekti senin yolun.
Bence çok güzeldi ya. Benzer olduğu için kafalar hemen anlayabildim.
Ama gerçekten şimdikiler çok şanslı.
Gerçekten bilinçli dövmeciler, ustalar o kadar fazla ki artık.
Özellikle son 5 yıldır çok bilinçli dövmeci var.
Müşteriler de bilinçlendi.
İşte atıyorum çıraklar da artık herkes bilinçli.
Bence güzel bir yere gidiyor Türkiye'de dövme sektörü yani.
Altın bileşik. Şimdi bu dövmecilik süreci başladı senin için bir şekilde.
Ailen ve çevrenin tepkilerini merak ediyorum.
Sonuçta çünkü dövmecilik özellikle senin başladığın dönemde bizim daha gençliğimizde yani aynı jenerasyonuz bir meslek olarak çok görülen bir şey değildi aslında bakarsan.
Yani şöyle hatta ben başladığımda sanırım kadın dövmeci falan beş tane yoktu öyle diyeyim Türkiye'de.
Hani ilk üç dört dövmeci kadın dövmeciden biriydim ben de.
Şaşırıyorlardı zaten.
Daha küçüktüm de böyle 18 yaşında falan neredeyse hani yapmaya başlamışım.
Müşteri geliyor sen mi yapacaksın dövmeyi diye şaşırıyordu yani.
Aa kadın işte küçük bu yapabilecek mi falan diyen de çok oluyordu.
Soruya dönmem gerekirse zaten dediğim gibi ben ilk dövmemi ailemde gördüğüm için.
Gerçi babam pişman.
Olmuş bir insandı dövmesinden.
Anladım. Hani çok dövmeye...
Sıcak bakar mıydı?
Sormadım ona hiçbir zaman.
Ama sadece benim için çok yabancı bir şey değildi dövme.
Tabii ki asi bir şeydi o zaman.
Çünkü dövmeyi kimlerde görüyorduk?
Genelde hapishaneden çıkan insanlarda veya işte motorcuda görüyorsun.
Belki bir rock müzisyeninde işte.
Tabii bunlar genelde yabancılarda oluyor.
Türkiye'de çok olmuyordu.
Benim için tabii ki bir asilik sembolüydü dövme.
Dövme öncesinde şimdilik kadar moda değildi.
Bırakın hani şeyi meslek kısmını dövme yaptırmak bile hani farklı bir şeydi.
Dövmeci olmak zaten çok olmayan bir şeydi.
Evet yani uç bir şey yani.
Hani ben gidip anneme babama ben dövmeci olacağım diyemedim.
Zaten bir anda evin bir odasını ben stüdyoya çevirdim ve bir baktım okul harçlığımı çıkarıyorum.
Ve tabii ki bu durumda babam...
Kekeke diye böyle kenardan iyi bu çocuk.
Oluyor bir şeyler yapıyor.
Para kazanıyor şu anda deyip.
Hani hep beni desteklediler sağ olsunlar.
Dediğim gibi o önceki anlattığım hikayedeki eniştem de o dönem Danimarka'daydı.
Ve bana ilk dövme malzemelerini oradan gönderdi.
Aslında ailemin dediğim gibi.
faydasını çok gördüm. Baştan beri anlattığına göre ailen bayağı destekçi.
Ama hani ben ilk dövme yaptırmaya başladığımda falan annem biraz sağlık açısından korkuyordu.
Hani bak mikrop kapar mı?
Senin böbreğin tek bir şey olur mu?
Hani sana zarar verir mi?
Evet senin yaptırma. Oradan biraz tırstılar ama baktılar bu kol ilerliyor.
Yavaş yavaş boğaza doğru gidiyor falan.
Baktılar onlar da bu çocuk bu yolda gidecek.
İlerleyecek sana güvenilir. Dediğim gibi ilk başta Odamda yapıyordum dövmeyi.
Sonra babam baktı böyle yatağın üzerinde yerde vesaire yapılacak bir iş değil.
Ben geniş bir eve çıkayım bir odasını stüdyo yapsın Tuğçe dedi.
Yani ben çok kısa bir süreyi böyle yerde yok yatakta öğrendim hani böyle dövmeyi kısmını çok kısa geçirdim.
Babam hemen... düşünsene ya çocuğum dövme yapsın diye geniş bir eve geçti yani verdiğin bu örnek biraz şey oluyor zaten özetliyor evet evet çok çok destek oldular gerçekten onun
dışında mesela O dönem, bu dönemde şimdi girip dövmeciyim dersen büyük ihtimalle insanlar aa ne güzel falan diyordur ama acaba o dönem nasıldı onu hatırlamaya çalışıyorum.
İnsanların tepkileri toplumdaki.
Bu dönem nasıldı? Hiç hatırlıyor musun böyle değişik tepkileri?
Ya şu an aa ne güzel değil aslında ama sen de mi dövmecisin?
Doğru evet o evreyi de geçtik değil mi?
Çok hızlı geçiyor bütün evrene.
Evet abi yani ben artık dövmeciyim deyince böyle utanıyorum falan.
Zaten dövme sanatçısıyım hiçbir zaman dönmedim.
Dövmeciyim... Bazen öyle ortamlara giriyoruz ki dövmenin D'sini hiç bahsetmiyorum.
Ben diyorum ki ressamım, ilüstratörüm falan.
Dövmeciyim demiyorum çünkü sanki o moda akımına kapılıp ben de böyle onların peşinden dövmeci olmuşum gibi bir...
Geçiş sert olmadı mı ya dövmecilikte ve dövmede?
İnanamıyorum. İnanamıyorum Türkiye'de bu kadar tutmasın.
İnsanların bu kadar dövmeli olup bu kadar da dövmecinin olmasına ben şu an gerçekten inanamıyorum.
Çok sert oldu geçiş.
Çünkü bir süre önce bir süreden kastım hadi 10 yıl olsun.
Benim ailem bile bu arada şu an çok rahat bakan insanlar oğlum emin misin ne dövmesi falan diyordu.
Şimdi onların akranları da dövme yaptırıyor.
Bak sana şöyle bir şey anlatayım o zaman.
Mesela müşterim geliyor annesi falan bağırıyor çağırıyor telefonda yaptırmayacaksın ettirmeyeceksin falan.
Sonra dövmeyi yaptırıyor çocuk gidiyor eve.
Annesi bakıyor dövme o kişinin karakterini değiştirmiyor ki sadece görsel bir şey.
Hani o dövmeyi yaptırınca hemen asi camı kıracak, yok araba yakacak öyle bir durum yok.
Uyuşturucuya başlayacak öyle bir şey değil.
Ben sigara bile kullanmıyorum.
Hani öyle söyleyeyim.
Öyle algılar olduğu için. Anneler direkt oraya bakıyor sonra bakıyor çocuğu her zamanki çocuğu.
Eve bağlı gayet hani herhangi bir sorun yok.
Onun karakterini değiştiren bir şey değil dövme.
Bakıyor bir yandan görsel hoş da böyle biraz aksesuar gibi de.
Ay ben de bir gelip çocuğumun adını mı yazdırsam diyen anne de.
O kızın anne sonra gelip burada çocuğunun adını yazdırıyor.
Hani buraya da çok evrilen noktalar oluyor.
Şunu merak ediyorum. Bu geçiş döneminde şimdi şöyle bir algı var ya insanlarda.
Dövmeciler çok para kazanıyor'a döndü yani.
dövmecilik bir meslek değilden dövmeciler çok para kazanıyor.
Ben de dövmeci olayım.
İşte ben de bir stüdyo açayım.
Biraz çizebilen acaba ben dövme mi yapsam?
Kanayan yaramız diyorsun.
Evet. Sence bu meslek için doğru bir motivasyon kaynağı mı bu?
Yani bence kesinlikle değil ama çünkü bir şeyin meslek olması için Parayla ilişkilendirme durum var ya bizim ülkede.
Evet maalesef. Yani böyle işe başlayan çok arkadaşım oldu.
Çünkü bütün çevrem güzel sanatlarda okuyan insanlar.
Eli kalem tutan, çizer insanlar.
Bakıyorlar üniversiteden mezun oluyor.
İstediği işi yapamıyor.
Yani tasarım alanında.
Türkiye'de zaten sanat ne kadar para kazandırıyor.
Maalesef. Yani. E bakıyor.
İşte arkadaşı dövmeci olmuş.
Bakıyor iyi para kazanıyor.
Ben de bir deneyeyim.
Eğer Tuğçe yaptıysa ben de yaparım.
Halbuki bu çocuğun bir tane nokta dövmesi yoktur.
İşte ne bileyim dövme kültüründen bir haberdir.
Ama böyle para kazanayım ben de yapabilirim deyip başlayan çok insan oldu çevremde.
Yapamayıp çünkü bu...
bir kültür. Sadece gerçekten dövme yaptım oldu değil.
O bir yaşam tarzı.
Evet abi. Bunlar çok değerli bu söyledikleri.
İnsanlar bunu anlasın, duysun istiyorum.
Aynen. O kültüre ait hissedemeyip bırakan da çok oldu.
Baktı hani kendince Başlayınca o kültürün içine bir anda dalan insanlar da oldu.
Para için yapanların çoğu gerçekten bence başarısız olduğunu söyleyebilirim.
Yapıyor evet ama ruhunu katabiliyor mu?
Hayır. Alıp internetten bir tasarımı yapıştırıyor ve yapıyor.
Ruhu yok diyelim biraz. Olayın sanat noktası biraz şey ya.
Yani nacizane kendi fikrim bu.
Herkes bir şeyi aynısını çizebilir.
Evet evet. Ama bir de bir şey yaratmak var.
Kesinlikle. Özellikle dövmede.
Ya zaten galiba ben çok şey ayrımı yapamıyordum.
Dövme sanatçısı, dövmeci ayrımını.
Ben de zamanla galiba şöyle anlayabildim.
Eskiden evet dövme tasarımı yapıyordum insanlara zaten.
Custom dövmeler yapıyordum.
Ama bir yandan da para kazanmak için.
İşte onun bunun tasarımını da yaptığımız dönemler oldu.
Bak burada yalan söylemeyeceğim.
Bunu bence hepimiz yaptık.
Ama bu bir gelişim süreci onu anlayabiliyorum.
Maalesef. Aslında güzel bir şey değil ama bunu dövmeye başlayan herkes yaptı yani.
Hemen ilk kendi tasarımınla...
Ben başladım diyen dövmeci bayağı yalan söylüyordur bence.
Ama bence öyle de olmamalı.
İşte herkes bilinçleniyor.
Biz de diyorum ya yani bilmiyorum Türkiye'deki kaçıncı nesil dövmecileriz ama günün sonunda baktığında tasarım dövme artık
insanların kafasına yatmaya başladı.
O sanatçıdan gerçekten bir iş taşımak istiyorlar artık.
Hani ben internetteki Google Pinterest dövmesini değil de ben o dövmecinin...
Evet o zaman galiba sanatçı olma kısmı burada başlıyor bence.
Herhalde öyle oldu.
Ben son iki yıldır özellikle artık birisine custom bir şey tasarlamayı geçtim.
Ben keyfi bir şey çiziyorum.
İnsanlar o keyfi çizdiğim şeylere gelmeye başlıyor.
Yani şöyle diyeyim benim şu kolumdakini direkt o an çizdin.
Bunu bildiğim için rahatça onu söyleyebiliyorum yani.
Başka biri olsa belki yorum yapamazdım ama yaşadığım bir şey olduğu için söyleyebiliyorum.
Bu noktada işte aslında kötü olan daha deminki muhabbete dönersek bir para motivasyonuyla bu işe girenler biraz daha belki bilmiyorum kaliteyi mi düşürüyor desem sert mi olur bilmiyorum ama.
İlla ki kalitelisi de vardır.
Çok iyi işçilikli işte para kastıran ama Tasarımı da ona ait olan dövmeciler oluyor ama bazen onun ruhu olmuyor sanırım ya.
Hani bilmiyorum bu benim fikrim.
Ama birçok işte parasına bakıp çok iyi işler yapan dövmeciler de var.
Bir şey diyemem.
Her türlüsü var açıkçası.
O kadar çok dövmeci var ki bin bir çeşit bulabilirsin.
Ama dövmeye ben daha duygusal yaklaşıyorum.
Yani belki bu işe girmek isteyen arkadaşlara Naçizane hani bunu diyebilirsin hani biraz daha duygunuzu katın kültürü öğrenin yani değil mi?
Ya duygunuzu katın çok gördüğümüz tasarımlardan artık hani herkes de yaptırıyor bıktık galiba biraz şöyle kafa çalıştırıp güzel güzel şeyler tasarlarsak şaşırtmalı bence
çok tatlı olacaktır yani.
Tuğçe'nin burada çok güzel bir...
Ne diyeyim buna? Levhası var.
Evet acıyor diye. Neon tabela.
Neon tabela doğrusu.
Gelen insanlar sağ olsun o kadar çok sormuş ki ona acıyor mu diye.
O da böyle bir şey yaptırma gereği duymuş.
Eski stüdyomda işte dediğim gibi böyle dükkanın böyle sokağın kenarında cadde ağzındaydı.
Böyle cad diye giriyordun dükkana ve ben dövme yaparken o kadar çok soru sormaya gelen insanlar oluyordu ki artık en çok da sorulan şey acıyor mu sorusuydu.
Olduğu için. Delirip ben de bu tabelayı attırdım.
Artık göstermiyorum.
Böyle dükkana adımını attığında direkt karşına o tabela çıkıyordu ve en azından o sorudan kurtulmuştum tabela sayesinde.
Ama dediğim gibi artık insanlar çok bilinçlendi.
O tabelada espri olarak kaldı diye ümit ediyorum.
Mesela İstanbul'a taşındın.
Ankara'daydın. Mesela müzisyenler için bizim açımızdan baktığımızda bir noktada İstanbul'a gelmek gerekiyordu.
Biz o yüzden geldik. Sonra alıştık sevdik ayrı konu ama mesela çok zorlanabilirdik.
Mesela bana göre bu Türkiye açısından bir negatif bir yön.
Yani şehrini ve evini değiştirmek zorunda kalıyorsun.
Evet. Senin tarafında bu değişim ne yüzden oldu ya da bunun benzeri negatiflikler var mı?
Benimki aslında böyle İstanbul'a geleyim.
işte falan öyle bir şey değildi.
Benim biraz keyfi oldu.
30 yılımı Ankara'ya verdim.
Biliyorsun Ankara kısıtlı bir yer.
Ama o kısıtlılıkta da biz çok mutluyduk.
Dövme açısından çok kısıtlı değildim bu arada.
Orada kendi kitlemi oluşturdum.
Birçok insan hani insandan şunu da duydum.
Ankara'ya old school'u getiren, renkli dövmeyi tanıtan insanlardan biri olduğumu çok hatta kişi olduğumu söyleyen çok insan oldu.
Orada çok mutluydum. Çok güzel bir kitlem vardı stüdyomda.
Çok tatlıydı. Ama sadece 30 yılımı oraya verdim.
Bir geriye kalan 30 yılımı en azından farklı bir şehirde geçirmek istedim.
Yoksa orada şey değildi.
Hani Ankara'da bitti.
Döveceğim insan kalmadı veya yapacağım şeyler bitti gibi değil.
Sadece Keyfi, kişisel bir değişiklik istedim.
Çünkü orada yeni bir düzen daha kurmayı planlıyordum.
Kurarsam bir 30 yıl daha Ankara'da kalacaktım.
Bir de yani bir çeşitlilik istedim hayatımda.
Öyle geldim. Yoksa aslında o stüdyoyu kapatmak büyük bir aptallıktı maddi olarak.
Ama burada da herhangi bir zorluk.
Çünkü Ankara'dayken zaten haftalık en az 2-3 kişi İstanbul'dan kalkıp dövme yaptırmaya geliyordu.
Yani biraz herhalde uzun zamandır bu işi yaptığım için de adım bir şekilde ülkeye duyulmuş.
Gerçekten atmıyorum ama Şırnak'tan, Giresun'dan, Antalya'dan, İzmir'den, İstanbul'dan, Edirne'den, yurt dışından birçok insan kalkıp o kadar yol yapıp Ankara
'ya geliyordu mesela. Burada da o yüzden herhangi bir sıkıntı yaşamadım.
İnsanlarla güzel bağlar kuruyoruz ve gerçekten şehir veya ülke değiştirip geliyorlar.
Benim için o çok bir şey fark ettirmedi yani.
Maddiyat dedin. Daha demin şey sorusunu da sordum bir de.
İşte dövmeciler çok para kazanıyor.
Bu işin aslı nedir ya?
O aslında dövmeciye göre değişen bir miktarlar bunlar.
Gerçekten çok pahalı ya işçilik.
Benim de gereksiz gördüğüm kişiler oluyor ama onun kendi isteğiyle yani veren varsa.
Bizi ilgilendirmez o konu.
Ama gerçekten çok ucuza yapıp piyasayı çok düşüren insanlar var.
Hani bak çok pahalı kısmına bir şey diyemeyeceğim ama çok ucuz işçiliğe...
birazcık buradan kızmak istiyorum.
İşte onlar o kültürü kaçırıp biraz hani girmiş olmak için yapan insanlar da olabilir.
Evet evet. Yani şey çok ucuz dövme de biraz insanlar kendilerine portfolyo için ya da dövmeyi öğrenebilmek için hani o insanı ucuz kapıp
senin üzerinde dövme öğrenebilen çok insan var.
Tek kızdığım şey evet piyasanın düşmesi.
Onun dışında herkesin tabii kendi tercihi giden de veya yapan da memnun olacak.
Ama yani bu hayatını rahatça geçirebildiğin bir meslek yani günün sonunda.
Yani evet ama çok yorucu bir iş gerçekten.
Fiziksel yönü. Hani insanlar şey zannediyor.
Aa dövme herkes yapıyor.
İşte ne olacak?
Dövme yani zaten. Ne kadar malzeme yapıyor ama geldiğinde şöyle bir şey var.
Benim sağ elim sakat mesela.
İşte belim sakat, boynum tutuk, gözüm bozuk.
Hani ileride artık ameliyat masrafları mı bunlar karşılar mı bilmiyorum.
Ama gerçekten 30'umda dökülmeye başladım.
Hatta 30'u geç 28'imde ilk sağ elimdeki sakatlıkla tanıştım.
Bir süre dövme yapmam yasaktı.
Gerçekten çok ağrılarım var.
E malzemelerimiz tabii yurt dışından geliyor hepsi.
Kurlar malum.
Hani malzemeden çok bahsetmek istemiyorum ama genelde bu işin maddi kısmı emek kısmı.
Evet. Ve emek gerçekten emin olun o verdiğimiz paralarla da satın alınacak emekler değil aslında.
Ama tabii ki bir...
Fiyatta koyman gerekiyor.
Bu işe ben açıkçası çok maddi bakmak istemiyorum.
Bir yandan çok duygusal da baktığım bir iş ama.
Yaşamak da gerekiyor. Tabii bu da bizim işimiz olduğu için, mesleğimiz olduğu için.
Evimiz kira, işte ne bileyim.
Yemek yemem gerekiyor.
Elektriğimi ödemem gerekiyor falan.
Para kısmı iyi diye düşünenler de bunun fiziksel kısmı ve diğer malzeme kısmını da göz ardı etmemeleri lazım.
Malzemeyi gerçekten bir kenara attım da gerçekten çok yorucu bir iş.
İnanılmaz. Zaten yani vücudunu kullanarak yaptığın bir şey.
Sonra performans gösteriyorsun hani.
Aa bir etek 5 lira demiyorsun orada oturup.
Gerçekten bir gününü o insana ayırıyorsun ve insanla.
uğraşıyorsun, ilgileniyorsun bir yerde.
O dövmeyi yaparken sadece oturup dövme yapmıyoruz.
Biz burada müzik dinliyoruz.
Belki dertleşiyoruz.
Bir yandan böyle psikolojik destek gibi de oluyor.
Buradan ayrılanlarla zaten genelde arkadaş olarak ayrılıyoruz.
Müşteri olarak geliyorlar ama kit de çok tatlı gerçekten.
Çok mutluyum.
Hepsini çok seviyorum.
İyi ki varlar yani. Sen de öyle.
İyi ki var. Sen varsın ki böyle bir ortama düşüyor.
Bileziği. Seramik ve cam tasarımı okuduğunu gördüm.
Şimdi aslında bakarsan insanların gözünde sen üniversitede bunu okudun.
Ve senin altın bileziğin var aslında.
Evet. Yani seramik ve cam tasarımı.
Ama insanlar sence o mesleği yapıyor olsam ona da dövmecilik gibi mi bakardı?
Yoksa evet bu kızın bir altın bileziği var bak okumuş.
Seramikle ilgileniyor mesela mı derlerdi?
Yani seramik Türkiye'de biraz böyle çanak çömlek veya işte ne diyeyim klozet o kısımlara kaydırdıkları için belki işten görebilirlerdi.
Seramik niyeyse böyle tam da sanattan böyle zanaat gibi gözüktüğü için belki olabilirdi.
Ya ben ilk kazandım da kütahya seramik falan diye çok kötü şakalar dönüyordu.
Var mıydı öyle şey?
Ama halbuki gerçekten yani bunu zanaat olarak yapan da çok var.
Sanat olarak da gerçekten çok büyük sanatçılar var yani seramikte.
Bilmiyorum onu da derler miydi ama hep en başından beri dövmeyle hayatım geçtiği için hiç bu konu...
Ya girilmedi herhalde.
Zaten ben seramik okurken dövmeye bulaşmıştım.
Belliydi bazı şeyler zaten. Yönümü çizmiş gibiydim yani.
Bu konuda fikrini merak ettim.
Çünkü toplum komik tepkiler verdiği için.
Bilmiyorum bir yandan da dediğim gibi sanatı zaten hiçbir zaman işten görmedikleri için.
Bir okul değil önemli olan.
Hani belli kalıplar var onun içinde bir mesleği yapıyorsan.
Yani işte atıyorum kamuda çalışıyorsan işte.
Bankada çalışıyorsanız. İlla beyaz yaka olacağız.
Çalışacağız. Öyle bir şeyler anlaşılıyor ya.
O yüzden aslında sen seramik desen onu da anlayacaklarını gün sonunda sanmıyorum.
Aslında bakma bir yandan sanat manat diyoruz ya dövme bir yerde de esnaflık aslında.
Öyle değil mi? Olabilir.
Aynen aynen. Sadece sanat olarak bakmayacaksın.
Algı da yavaş yavaş değişiyor insanların algısı.
İşte daha anneler babalar da dövme yaptırmaya başladı.
Acaba... Önümüzdeki 10 yılda, 20 yılda belki insanlar çocuklarına şey demeye başlayabilir mi?
İşte oğlum kızım senin de bir altın bileziğin olsun, dövmeci ol.
Oğlum kızım müzisyen ol falan öyle şeyler gelir mi sence?
Ben sana bir şey diyeyim mi? Ben sana şöyle bir şey diyeceğim.
10 yıl sonra bankada çalışacak adam bulamayacaksın.
Birisi rapstar olacak, biri dövmeci olacak.
Yani bilmiyorum gerçekten.
Ne öğretmen bulabileceğiz.
Zaten şu an çiftçilik falan bitti de.
Köyde adam bulamıyorsun.
Gerçekten ona dönecek.
Herkes şu an DJ işte.
Korkunç. Çok sert geçişler oluyor.
Bu Instagram var ya hepimizi yaktık.
Herkes bir şey. Herkes çok önemli.
Herkes bir şey üretiyor.
Gerçekten keşke bu kadar üretilse bir de.
Üretiliyor mu? Ne kadar üretiliyor?
Gösterilen o. Gerçeğini bilemiyoruz.
Evet. Yani sanki böyle bir içi boş üretim var.
Yani dolu değil gerçekten.
Veya bilinçli bir üretim mi?
Gerçekten sana bir şey diyeyim mi? Böyle alakasız bir sürü arkadaşım rapçi oldu ya.
Evet. Hatta böyle punk falandı çocuk.
Ne alaka? Birilerini gömüyoruz.
Aramızda olan. Dur dur para kazanırsın.
Belki. Olur yani öyle şey.
Rap'te para var biliyorsun.
Yani bilmiyorum ileride gerçekten herhangi bir meslek yapacak birini bulamayınca herkes böyle önemli, üreten.
Ya ne güzel herkes üretsin de gerçekten üretmiyorlar herhalde.
Sanırım bir durup bir sakin olmak gerekiyor ya.
Bir bakıp abi ben neden keyif alıyorum?
Ben bir şey diyeyim mi ya?
Galiba... Şu an 15 yaşımda olsam dövmeci olmayabilirdim.
Belki dövme bile yaptırmayabilirdim.
Şu an 15 yaşında.
Utanabilirdim diyorum ya ben şu an dövmeciyim demeye utanıyorum ya.
Maalesef yani o apaçi adam da dövmeci.
Hani sanat okumuş insan da var şey apaçi.
Sanat okuyup apaçi oluyor.
Yani sanat okuyup dövmeci olan da var.
Bu arada illa sanat okuyup en iyi dövmeci sen olacaksın gibi bir durumda demiyorum.
Çok iyi cidden dışarıdan okulsuz insanların da çok inanılmaz dövmeci olanlarını da gördük.
Veya başka meslekler diyebilirim ama gerçekten bu artistlik sevdamız ne olacak yani onu gerçekten bilemiyorum.
Bu soruyu o yüzden sormak istedim çünkü sanırım çok hızlı değişiyor her şey.
Bakalım... Değil mi?
Ne olacak önümüzdeki dönemlerde?
Hani bir durulma dönemi gelecek herhalde.
Bir sıkılacağız falan. Yani ben gerçekten sıkıldım.
Hani ben zaten yokken böyle bir şey.
Ben artistlik olsun diye yapmadım.
Yoktu zaten böyle bir şey.
Şimdi yeni dönemin sıkıntısı da o aslında.
Biz biraz olmayan şeyleri peşip buluyorduk.
Böyle bir şansımız vardı. Şu an her şey ortada.
Evet. Onların şanssızlığı o da birazcık.
Ya evet bu bir şey değil.
Suçlama değil kesinlikle.
Ama... Şey de var.
Yeni büyüyen insanlara da demiyorum.
Gençlere de demiyorum.
Bizim yaşımızdaki insanlar da sonradan alakasız insanlar bir şeyler oldu.
Veya bizden büyükler de aynı şekilde.
Evet. Tamam güzel olsun ama doğru şekilde mi oluyor?
Ben orayı çözebilmiş diyeyim.
Durup düşünme kısmı dediğim gibi önemli.
Gaza gelip bir şey yapmamalı insan bence.
Ama emin olduğunu hissettiğinde peşinden gitmeli.
Ama emin olduğunu hissetmesi lazım.
O kadar basit değil. Şu an herkesin klibi yok mu?
Ben herhalde böyle şarkı söyleyip klip çekmiyorum.
Gerçekten herkesin klibi var ya mesela.
Herkesin bir dövme stüdyosu var.
İşte aklıma da niye müzisyenlik dışında bir şey geldi.
Herkes mesela şu an bir de şey de var bak.
Seramik de öyle oldu aslında.
Herkes bir üretiyorum sanatçıyım.
Gerçekten iyi seramikçiler tanıyorum ama alakasız onun bunun kalıbını alıp.
Ama maalesef çoğaldıkça işte.
Etrafa satan insanlar da var benim tasarımımda.
Yani bir iş çoğaldıkça biraz kirlenmemesi zor oluyor.
Altın bileşik. Son bir şey merak ediyorum.
Daha demin soracaktım onu da.
Yurt dışında olup da ya şu Türkiye'de benim mesleğimde eksik ya keşke şu da olsaydı dediğin bir şey var mı?
Tabii bu bir dövmecinin kanayan yarası olarak.
Kurulardan dolayı malzemelerimiz çok farklı oluyor.
Amerika'daki 5 dolarlık mürekkep bizde...
Geçen yıl 140 liraydı.
Şu anki kurula bilmiyorum.
Bu tarz şeyler çok üzücü.
Ekipmanları daha zor ulaşıyoruz.
Var burada getiren yerlerimiz var.
Gayet tamam istediğin makineyi mürekkebe alıyorsun ama tam da istediğin makineyi her zaman alamıyorsun.
Ya da Amerika'dan alıyorsun ama bozulduğunda Amerika'ya gönderiyorsun onu geri.
Ve onu gelecek mi?
Ne olacak? Teknik altyapı eksikliklerimiz biraz var.
Dediğim gibi Kültüre dair belki hani onlar tabii ki daha ileride.
Ama biz de yakalıyoruz gibi.
Hızlı ilerliyor. Belki biz de bir kültür yaratıyoruz yavaş yavaş.
Oluyor. Doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama.
Evet ne kadar iyi ne kadar kötü tartışılır ama.
Yani bir kültür oluştuğu ortada.
Tuğçe'cim çok teşekkür ediyoruz.
Ben teşekkür ederim. Çok güzel yorumların ve bizi ağırladığın için.
Var ya o kadar benim için hızlı ve...
Keyifli geçti ki. Bizim için de öyle bu arada.
Anlamadım gerçekten. Çok sağ ol.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
