
Bas Gitarist / Video Producer
Transkript
Ben sana yapma demiyorum.
Yap. Altın Bilezik.
Ama hobi olarak yap. Selam ben Can Sürmen.
Bu seride tutkularını meslekleri haline getirmiş insanlarla sohbet edeceğiz.
Altın Bilezik başlıyor.
Evet dostlar bu hafta sevgili kardeşim, grup arkadaşım, yakın dostum Ozan Özgür'le beraberiz.
Neden konukları uzakta arayalım?
Yakınımızda birçok cevher var mottosuyla.
Ozan'cımı davet ettik.
Sağolsun kırmadı. Hoş geldin Ozan'cım.
Hoş bulduk. Böyle de biraz şey oluyor ya hani garip oluyor.
Hep beraber olan iki insanın böyle bir sohbette olması.
Ben ama konuşmanın geri kalanında da şeyi deneyeceğim.
Yani sanki seni hiç tanımıyormuşum gibi konuşmaya çalışacağım.
Bakalım ne olacak. Ben de %50'de tutmaya çalışacağım kendimi böyle.
Hani biraz tanıyor biraz tanımıyor gibi.
Ne yapıyorsun? Neler yapıyorsun bu aralar?
Biraz bahsetsene bize. Aslında full zamanlı müzisyenim.
Bas gitar çalıyorum. Sonfeci Bisiklet isminde bir grubumuz var.
Nadide. Onun dışında Alarga diye de bir grubumuz var.
Halen uzakta da olsalar diğer elemanlarımız varlar.
Onun dışında Açık Beyin isminde bir eğitim şirketinde çalışıyorum.
Açık Beyin'in bir YouTube kanalı var.
Oradaki işte...
Videoların çoğunu ben yapıyorum.
Daha doğrusu ben yapıyorum yani şey olarak.
Video yapmak tam olarak ne demek oluyor abi?
Onu da bir şey yapsana bize. Video yapmak şöyle.
Yani orada çekimlerin çoğunu da ben yapıyorum genelde.
Sonrasında işte bu pandemi sebebiyle bir sürü şey Zoom üzerinden olmaya başladı.
Biliyorsun yani online'a döndü.
O tür şeyleri de gene kurgusunu da ben yapıyorum şu anda.
Ama normal zamanda da hiçbir şey aksamadığında hem çekip hem...
kurgusunu da yine ben yapıyorum. Arka taraftaki beyin sensin aslında.
Aynen. Bir de buradan Koray'a da selam söylemiş olalım.
Sevgili Koka fotografiyle de beraber düğün fotoğrafçılığı yapıyoruz bayağı bir uzun senedir.
Evet değişik. Daha doğrusu yani onunla da hani hep çekim işleri yapıyoruz ama onunla da işlerimizin yüzde 80'i düğün yani.
Güzel abi. Orada da hem çekim hem montaj işlerini vaktimin kaldığında yapıyorum.
Çok güzel. Yani farklı farklı şeyler yapıyorsun aslında aynı anda.
Hangi noktada bunlara başladın, nasıl buraya geldin hikayesini merak ediyoruz tabii ki.
Aslında orayı konuşmak istiyorum seninle.
Müzikten başlayalım çünkü full time mesleğin müzik dediğin için.
Yani müzisyensin aslında. Müzik hikayesi senin için nasıl başladı?
Şöyle, benim aslında ilkokul 2 ya da 3'tü sanırsam.
Doğum günümde annem demişti ki, sana klasik gitar alalım mı?
Ben dedim ki olur. Neden olmasın yani çok isterim tabii ki dedim.
Zaten küçüksün bayağı.
Tabii yani işte o zaman da şeyi düşünüyorum.
Çevremde gitar çalan yok bilmem ne.
Aha ben bu gitarı çalacağım bayağı bir hava atacağım bilmem ne şeyi var içimde.
Ondan sonra kursa gittim işte.
Dört ay sürdü kurs. Üçüncü ayında falan ben...
Şimdi hafta sonları oluyordu bir de kurs.
Yani normalde okula gidiyorum.
Hafta sonu işte evde ne güzel yatacağım edeceğim şeyi.
Ders falan iptal oluyordu.
Göbek atıyordum evden. Yani oh ders iptal oldu gitmeyeceğim şeye diye.
Acayip seviniyordum yani.
Niyeyse o dönemde bana gitar çalmak ızdırap oldu.
İlk etapta çok hoşuma gitti ama olmadı.
Ve hani aradan ne kadar sene geçti işte.
Neredeyse bir lise 2'de başladım ben bas gitar çalmaya.
Yani arada neredeyse işte 10 senelik bir süreç var yani.
O bas gitar hikayesi daha enteresan bence.
Benim bu arada babam çok şeydir hani ciddi bir müzik dinleyicisidir.
Koleksiyonerdir yani evimizde şu an herhalde 10 bine yakın CD var.
Babam kendisine bas gitarı aldı bu arada.
Yani ben orta sondaydım sanırsam.
Doktordur aynı zamanda bu arada.
İşte o kadar zamandan beri hani müzik dinleyicisi olduğu için öyle bir anda şey hani ben bas gitar çalacağım dedi.
Belli bir şeye de getirmişti bu arada ama sonra işte doktor olduğu için yani o ikisini bir arada sürdürmek hakikaten çok zor oluyor.
Evet yani vakit kalmıyordur büyük ihtimalle.
O yüzden bırakmak zorunda kaldı ve o gitar 3 sene boyunca evde çok güzel bir ne diyeyim hani bir kenarda gösterilecek bir şey olarak durdu.
Anladım yani süs oldu birazcık. Bir blo gibi durdu orada hakikaten.
Biraz önce bahsettiğim Koray'la o da lisede, biz onunla lisede arkadaşız bu arada aynı zamanda.
O böyle bir klasik gitarı çalıyordu ama o dönemde bir kursa gitmeye başlamıştı sanırsam.
Gene böyle bir çalmaya başladı, bir heveslendi.
Sanırsam birinci şey o, tetikleyen beni o dönemde.
Yani bir de böyle bir müzikle ilgili bir şey vardı yani hani çevremde.
Niyeyse böyle. Zaten abi ailede de varmış.
Var ama hani böyle baktığın zaman da hani çok da böyle ekstra bir ilgi alanıma da girmiyordu bak şey düşündüğümde.
Sonra bir sabah uyandım, bu gerçekten böyle oldu yani.
Gitar da benim odamda duruyordu bu arada.
Böyle uyandığımda böyle bir göz göze geldik.
Dedim ki ben bu gitarı çalacağım.
Ve bas gitar ne işe yarıyor bilmiyorum.
Gerçekten yani hani hiçbir fikrim yoktu yani.
Bu arada seni çok iyi anlıyorum çünkü ben de davula başladığımda tam aynısını düşünüyordum.
Yani. Tam olarak ne işe yaradığını bilmiyordum.
Sadece hoşuma gitmişti yani.
Evet yani aslında işinde belki güzelliği o yani biraz.
Doğallığı o evet. Sonra dedim ben kursa yazılayım yani.
Bari bu bas gitarın ne işe yaradığını önce bir öğreneyim.
Çünkü bilmiyorum yani.
Derse gittim. Hatta ilk derste dedim ki bu gitarın niye dört teli var dedim.
O zamanki gitarım dört telliydi.
Hatta tut yani ters tuttuğumu da hatırlıyorum.
Mesela sağlak solak bilmem nezarturt yani hani.
Şu an bu anlattıkların içimi rahatlatıyor.
Ben de çünkü şey demiştim yani mesela.
Kike vurmasam olur mu demiştim mesela.
Yani bu alttakine vurulmasa oluyor mu falan demiştim.
O da yani enteresan bir bakış açısıymış hakikaten.
Zor gelmiş. Hocam ona siz vursanız olur mu ya?
Yani öyle bir bilinçsizlikle girdim aslında.
Yani şimdi bana çok garip geliyor hakikaten.
Niye hani bu kadar bilmediğim bir şeye böyle giresin gelir ki yani hakikaten?
İnsanlar bana sorardı hani kaç senedir çalıyorsun?
Bir iki derdim. Şimdi bakıyorum neredeyse işte 15 sene olmuş yani.
Basa geçtikten sonra bası çalmaya karar verdiğinde özel bir eğitim aldın mı onunla ilgili abi?
Burç Sözer isminde bir bas gitar hocam vardı.
Ben yaklaşık bir sene bas gitar eğitimi aldım orada.
Ondan sonra şöyle bir şey oldu.
Hakikaten çok çalışıyordum bu arada ve kısa zamanda baya bir şey hani teknik açıdan baya bir ilerleme katettim yani.
Bir günde hoca bana şey demişti.
Evde kendin bir şey yaz getir bana dedi.
Yani bir şey yap hani bir sürü çünkü teknik öğrendim.
Doğaçlama bir şeyler. Aynen hani bir şey bul.
Getir hani sen o teknikleri nasıl uyguluyorsun bir görelim demişti bana.
Ben de bir şey yazdım evde götürdüm çaldım.
Hoca durdu. Bana dedi benim sana öğreteceğim galiba hiçbir şey kalmadı dedi.
Yani burada sana ne göster desem hepsini uygulamışsın dedi yani.
Onu dediği gün ben çalışmayı bıraktım.
Maalesef öyle bir durum olabiliyor abi ya.
Öyle bir şey hakikaten denmemesi mi lazım acaba?
Yani o anda hiç kötü niyetli söylemedi onu biliyorum.
O gurur duyduğunu aslında. Ama işte maalesef hani o insanın içinde o şey noktaya dokununca hani...
Lisedesindim hala bu sırada.
Tabii liseden sona geçmiştim galiba öyle hatırlıyorum.
Emin değilim ama ya da lise 2 bitmek üzereydi falan.
Ya tabii şöyle de bir paralellik oldu.
Armoni dersleri başladı.
Şimdi o nota öğrenme şey kısmında biraz hani o şeyler gamlar vesaire orada biraz sıkılmaya başlamıştım.
Ben biraz oda üzerine kaymak oldu yani.
Hani bu hikayenin biraz sinematik ben bunu biraz şey hale getiriyorum yani ister istemez.
O biraz benim de içimdeki şeyle alakalıydı yani.
Onun devamında üniversite geliyor zaten.
Üniversite döneminde müzikle ilgili bir şey okumadın.
Yok öyle bir şey yapmadım.
Yani ondan sonra zaten...
Üniversite sürecim benim baya sancılı aslında.
Yani sancılı dediğim de şöyle.
Asıl oraya girmek zaten merak ediyorum.
Yani müzik yapıyorsun o anda hobin sadece.
Aslında bakarsak zaten o yaşta bunu işim yapacağım, işim olarak yapacağım demek kolay değil.
Bu arada evet onu da iyi hatırlattın.
İlk ders ya da ikinci dersti bas gitar hocamla.
Bana şey demişti. Bak bunu yapıyorsun ama sakın bunu işin haline getirme dedi bana.
Ben de dedim ki hocam yok canım ben zaten hani şey hani hobi olarak tabii ki dedim.
Benim hocalarımdan biri de aynısını söylemişti.
Yani o şimdi düşünüyorum hani hakikaten ve bunu gerçekten inanarak söylemiştim yani o zaman da.
Çünkü öyleydi. Öyle bir beklentim de yoktu baktığınız zaman.
Ama o da kendi açısından şunu söylemişti bana.
Yani bak dedi mesela ben şu an haftada işte dört gün çalıyorum.
Şöyle gruplarım var vesaire.
Ama dedi atıyorum solist hasta oldu.
Bir şey oldu. O program ertelendi.
Benim dedi çocuğum var. Ona bakmam lazım.
Yani benim dedi çok fazla hayatın içinde böyle dinamiklere bağlı bir şeyim var.
Yani bunu sürekli hale getirmek çok zor.
Ben mutlu muyum?
Mutluyum demişti. Ama bunu böyle şey yani daimi devamlılığını sağlamak çok zor demişti.
O yüzden hani bunu bir nasihat olarak söyledi aslında.
Yani gene bir abilik yaptı aslında.
Senin iyiliğini düşünüyor aslında. Ben de tabii dedim ama hakikaten bunu ciddileştirme gibi bir niyetim yoktu.
Ben hani evet çalayım bakalım ne oluyordu yani.
Peki senin hedefin neydi abi? Yani ondan sonra üniversitede mesela ne okudun?
Ben üniversitede aslında işte o sıra böyle biraz tasarım vesaire ilgim de vardı.
Otte Endüstri'ye tasarıma girme hayalim vardı.
Hatta böyle panoya yazmıştık kim nerede görüyor kendini falan diye.
Tabii ondan sonra hiç öyle bir şey olmadı.
Ben lise 2'de fen bana ağır geldi bayağı.
Lise 1'de çok iyi olmasına rağmen.
En son lise biterken de eşitarlık seçimi yaptım.
Bilkent İktisat'a girdim.
O da işte şöyle bir süreci başlattı.
Aslında ben yeniden hazırlanacaktım veya Eskişehir Anadolu Üniversitesi'ne gidecektim.
Çünkü yani Bilkent o zaman bizim için bir seçenek değildi.
Hani ailemin maddi durumu da aslında ona pek müsait değildi yani açıkçası.
Ondan sonra babam dedi ki, yani dedi...
Biz bunu karşılayabileceğimizi düşünüyoruz.
Üniversite önemli de bir şey insanın hayatında.
Benim için sıradan bir yerden mezun olmanın çok bir anlamı yok dedi.
Eğer sen istiyorsan biz seni göndereceğiz.
Biz annenle hesabımızı, kitabımızı yaptık.
Biz kararımızı verdik dedi. Sen okey dersen buraya biz şey yapacağız dedi.
Ama iktisatı mesela çok isteyerek mi seçtin?
İşte isteyerek seçmedim aslında.
İktisat aslında hiç aklımda yoktu.
Yani şöyle de bir durum vardı.
Biz o zaman işte lisedeki arkadaşlarımın 4 ya da 5 tanesi zaten Bilkent'e seçecekti.
Çoğu işletmeme iktisat seçiyordu.
Ben de ister istemez şey oldum.
Yazmış bulundun orada. Orada da beraber olacağız şeyi.
Ama yani baktığınız zaman Bilkent iktisatı Türkiye'de hakikaten çok önemli bir bölümdü.
Aslında iktisatı da hiç bilmeyerek ne manaya geldiğini bilmeyerek şey yaptım.
Biraz bas gitara giriş gibi mi oldu?
Biraz öyle oldu yani hakikaten.
Bunda aslında ilgimi de çekmedi.
İktisat okumaya başladın.
Hayır onun devamında çok güzel bir hikaye var.
Biraz da bildiğim için üstüne gitmeye çalışıyorum.
Orada da şöyle bir hikaye var bu arada.
Onu da söylemeden geçemeyeceğim.
Hep babama girip çıkma yapıyoruz yani.
Güzel oluyor. Şimdi o dinleyince hoşuna gidecek bunlar.
Bana demişti ki seni bir kenteye alacağız ama iki şartım var.
Bir hazırlığı atlayacaksın.
İki... Okulu 4 senede bitireceksin.
Tamam dedim. Hazırlığı atlayamadım.
Ve okulu 8 senede bitirdim.
Sonra bölüme geçtim.
Bölümün ilk senesi 0.97 ortağıma yaptım ilk dönem.
Hiç unutmuyorum. Üniversitenin ilk dönemi çok zor geçiyor.
Benim için de öyleydi. Ne kal lisede iyi bir öğrenci olsan da bence üniversitenin ilk dönemi biraz zor.
Sonra ikinci sene tabii hiç okumamışım gibi düşünebilirsin.
Yani neredeyse iki ders mi ne verdim.
Birinci sınıfı bir daha başlamış oldum.
O sene fena gitmedi bu arada.
Hepsini geçtim. Bir motivasyon gelmişti yani o zaman.
Ama üçüncü sene gene şey tökezleme başladı.
Yani ikinci sınıf dersleri vesaire böyle yarısından kaldım.
Yarısını geçtim bilmem ne.
Çok mutlu da değilsin sanırım.
O zaman bir de böyle şeydi de.
Yani böyle biraz hani sosyal manada da böyle hani.
Sıkıntılı bir şeyim de vardı hafif.
Süreç. Evet yani böyle bir yakın arkadaş çevremde vesaire böyle bazı şeyler olmuştu.
O da biraz böyle beni etkiledi.
Biraz böyle buhranlıydım yani hani.
Bir de işte 20 küsur yaşındayım.
Böyle bir sanki çok böyle hayatı çözmüşüz gibi bir triplere de giriyor insan o zaman.
Her böyle iyicene saldım yani.
Sonra baktım ki olmayacak dedim ki ben yani olmuyor gitmiyor yani.
Gördüğünüz gibi şey okulu bırakacağım dedim yani ben.
Kaç dönem? 7 dönem okudum iktisatta.
7 dönem sonunda ben bırakacağım diyordum.
Sonra annemle babam sağ olsunlar gene biricik oğullarına kıyamadılar.
Dediler ki oğlum yani tamam istiyorsan öyle yap ama hani en azından şu okul içinde yatağa geçiş falan bir şey de araştır.
Belki öyle bir şey vardır. İlgini çeken bir şey varsa öyle bir şeye gir.
Hani bir şeye sıfırdan başlama şu anda dediler.
O dönemde de Bulut ve Ata vardı.
Benim sürekli görüştüğüm arkadaşlarım.
Onlar da iletişim tasarım bölümündeydi.
Onlar da böyle güzel güzel işte film çekme, belgesel vesaire böyle ödevler yapıyorlar.
Bakıyorum bunlar sürekli kampüsün içinde bir köşede kamerayla dolaşıyorlar falan filan.
Araştırdım işte yatay geç bir tane yetenek sınavı vardı.
Yani çok şey öyle acayip zor bir sınav değildi.
Onu geçtim. Sağ olsun yani gene buradan anneme babama teşekkür etmem lazım yani.
Çünkü diğer türlü şimdi bazıları çünkü şey gibi anlatıyor.
Bana biraz garip geliyor yani.
İster istemez. O destek olmadan orada okuma mümkün değildi yani.
Ondan sonra o yatay geçiş dönemi başladı.
Ama orada uzatmadım hiçbir şeyi.
Hani o iletişim tasarım sıkıntısız geçti yani.
Burada aslında abi dinleyen belki böyle bir karar aşamasında olan ya da düşünen insanlar olabilir.
O yüzden buraya dikkat çekmek istedim.
Böyle bir karar verdiğin için mutlusun değil mi?
Çünkü insan şeyi hissediyor ya üniversitedeyken.
...ya buna girdim bunu yapmak zorundayım hissiyatı oluyor ya.
Sen aslında çok radikal bir değişiklik yapmışsın.
Bundan memnun musun? Onu merak ediyorum yani.
Yani çok memnunum çünkü yani şimdi tabii...
...sen de şimdi söyleyince doğru söylüyorsun.
Hani çoğu yorum şu olmuştu zaten.
Üçüncü sınıfa da geldin.
Yani bir sene daha sık bir tarafını.
Yani bitir şu iktisatı.
Yani bu çok vardı zaten.
Ama yok yani olduramıyordum.
Olmuyordu yani ve...
Kendimi böyle sürekli şeyin içine sokup beceremiyordum.
Yani ilgimi çekmiyordu çünkü.
İnsanlar şeyi kaçırıyor bir de abi.
Aslında oradaki bir yıl kaybetmeyeceksin.
O bir yılda bölümü bitireceksin ama ömründen bayağı vakit götürecek aslında çalışma hayatından.
Sonunda geldiğim noktadan çok memnun olduğum için iyi ki böyle bir şey olmuş diyorum.
Çünkü benim hayatımda bence önemli 2-3 tane kırılımdan birincisi zaten bas kitara başlamam.
Geçmişe dönüp baktığımda.
İkincisi de bölüm değiştirme.
Çünkü bütünüyle hayatımı bambaşka bir şeye yönlendiren bir durum yani.
Çok güzel. Üçüncüsüne doğru gelelim o zaman.
Üçüncüsü de sensin Can'cığım.
İletişim tasarım abi okudun bitirdin.
Sonra artık iş hayatına geçeceksin.
Evet. Nasıl bir yolda ilerlemeyi planladın?
Ben son bir senemde işte dersler de döneminde açıldığı için bir senede iki ders aldım.
Yani bir dönem bir ders, diğer dönem bir ders.
Yani aslında benim son bir senem boştu yani.
Haftanın bir günü okula gidiyorum.
Dört gün boş. O sayede işte biraz böyle bulutlu atayla falan da biz o sıra işte çekim mekim vesaire yapıyorduk.
Bizim işte sevgili Ahmet Sabuncu var.
TRT'de yönetmen kendisi.
Sen de tanırsın hatta Alargan'ın fotoğraflarını çeken.
O da bana sağ olsun işte gel burada biraz hani şey yapma sahada gör bu işi falan filan demeye başlamıştı.
O tür şeyleri yapıyordum bir yandan.
Yani zaten iletişim tasarım okuduktan sonra bu arada bu benim eksikliğimden sana soruyorum.
Zaten bu tip işlere mi yöneliyorsun?
Yani ona mı yönlendiriyor seni o bölüm?
Yo iyi sordum bu arada çünkü bizim iletişim tasarım evet çok geniş bir şeydi.
Bizde temel olarak aslında şunu öğreniyorsun.
Yani film çekme odaklı bir bölüm.
O yüzden ben aslında film çekeceğim şeyiyle çıktım yani.
Niyetim de oydu. Hatta projelerimden biri de o dönemki sizin Motto diye bir grubunuz vardı hatırlarsın.
Tabii ki hatırlamaz mıyım?
Sayende bir klibimiz olmuş.
Size klip çekmiştik Tunalı'da ters ters giderken.
Ben de onu unutmuşum şimdi sen söyleyince hatırladım.
Güzel günlerdi tabii.
O zamanlar sevgili Sonfeci'den Erkin de vardı hatta sizin grupta.
Aynen Ergin. Kim bu derdim.
Hiç muhabbet etmemiştik onu hatırlıyorum yani.
Çok enteresan. Şimdi geri dönüp bakınca.
Al plezik. Ama mezun olduktan sonra da pek sancılar dinmedi yani.
Ben neredeyse bir sene düzgün bir şey yapamadım yani.
Bu sırada iş arıyorsun.
İstediğin işi mi bulamıyorsun?
Bir şeyler arıyorum. İşte freelance oluyor.
Çok böyle proje bazlı bir şey ama böyle bir daimi bir şey haline gelmiyor.
İşte o TRT'de çalışma yollarını çok denedim o dönemde.
Olmadı yani öyle bir şey yapamadık.
O dönemde de işte...
Bu arada şeyi bırakmadım tabii.
Müzik bir yandan devam ediyor.
Highway diye bir cover grubumuz vardı.
Buradan onlara da selam olsun.
Bu sırada sen onu biraz daha hobi olarak devam ettiriyorsun.
Bu arada üniversitede de sürekli çaldım ben bu arada.
Yani barda sürekli.
Hatta bir ara haftada 3-4 gün çaldığımız bile oldu yani.
Cover çalmak iyi güzel ama ben tatmin olmuyordum yaptığım şeyden.
Çünkü barda gidip müzik yaptığın zaman sen de iyi bilirsin yani bunu.
Aslında bir mezesin yani orada.
Yani oradaki insanları eğlendirebiliyorsan.
Orada amaç değilsin, araçsın.
Evet yani aslında play tuşuna bastıysan da çok bir şey fark etmiyor yani bir yerden sonra.
Yani kötü değil ama benim istediğim o değil.
Tabii ki bu arada yani ona laf ediyoruz gibi anlaşılmasın.
O da çok değerli, o müzisyenler de çok değerli.
Bu ne istediğinle alakalı.
Ben hep yani beste yapan bir grubum olsun istiyordum yani.
Onu da bir türlü beceremedim ki.
Gerçekten hani belki...
20-30 tane gruba girip çıktım.
Yani kendimle uğraştım bir şey.
Yani bir türlü olduramadım yani.
Yani aslında içten içe üniversite döneminde tam olarak da hobi olarak yapmamışsın bunu.
Anladığım kadarıyla. Bir de özel yani hani tabii işte lise 2'den itibaren işte üniversiteden çıkana kadar düşün yani.
Yine bir 10 senelik süreçte baya bir denedik yani hani.
Ama olduramadık.
Hatta işte seninle de o dönemlerde çok yakın değildik ama sürekli böyle bir şeyler mi yapsak dedik.
Ya sen doluydun ya ben doluydum vesaire.
Onu da bir denk getiremediğimiz dönem oldu.
Ondan sonra o da benim içime dert oluyordu.
Ve buradan da bir ayrı kırılıma geldik galiba.
Evet. Senin hakikaten üçüncü kırılım sensin bu arada.
Daha demin şaka gibi anlaşıldı ama sensin yani.
Ben gerçekten bas gitarı satacaktım yani.
Diyordum ki hani... Satayım bu şey çünkü bu sefer o gitara bakınca bana yük gelmeye başladı.
Anladım. Hani bari bu gitarı satayım.
Bu iş aradığın dönem değil mi? Yani ben kendi mesleğime yöneliyim dedim.
Çünkü akıl oraya da gidiyor biraz.
Gidiyor yani ve sürekli o bana yapamadığım bir türlü amaçlayıp uğruna zamanımı harcayıp yapamadığım şeyi hatırlatır hale geldi.
Sonra ben bunu böyle evrene yolladım herhalde ki sen beni aradın iki gün sonra.
O zaman gel bir çay içelim dedin.
Çok güzel ya.
O dönemde işlerini çok sevdiğim motto grubundan Can Sürmen.
Dedi ki abi bizim önceden ayarlanmış iki tane konserimiz var.
Bizim basçada Amerika'da olacak.
Sen gelip çalar mısın? Ben de Yok mak bilmem ne mırkır bir şey.
Evet biraz istememişsin hatırlıyorum.
Evet yani çünkü şey yani gene o yola gireceğim bilmem ne olacak falan filan yani istemiyorum dedim ya.
Onu kafamda atmak istiyorum artık.
Sonra işte öyle bir çay ısmarladı ki.
Arkadaşlar evet eğer güzel çay ısmarlarsanız bazı işler ilerliyor.
Basçılara her istediğinizi yaptırtabilirsiniz yani.
Onun öyle bir etkisi oldu hakikaten.
Sonra... Evet, mottoyla iki konserlik diye başlayan yolculuğumuz daimi üye olmaya doğru kısa zamanda evrildi.
İyi ki de öyle oldu vallahi.
Ondan sonra da işte ilk defa beste yapan gruba girme durumum oldu yani.
Hatta işte hakikaten o da yeni son kırılımda odur yani.
Öyle gibi geliyor bana şu anda.
Tabii ben bu detayı bu arada hani biraz biliyordum biraz bilmiyordum.
Yani şu an tam net anlatmış oldun abi.
Evet evet yani işte o dönem hakikaten...
Evet enteresan yani o bana bir ilaç oldu yani aslında.
İyi ki de o çayı ısmarlamışsın.
Evet iyi ki benim için de öyle.
Bu sırada şimdi artık müzik de gidiyor bir yandan.
Öbür tarafta da bir şeyler yapmak istiyorsun.
Evet o dönemde de hem böyle müzik bir şey oldu bir hareketlendi.
Ama o sırada böyle diğer tarafı halen tam oturtamıyordum.
Hatta o sırada siz işte İstanbul'a taşınmıştınız yanlış hatırlamıyorsam.
İşte Sonfeci Bisiklet de o zaman yavaştan ismi duyulmaya başlamıştı.
Ondan sonra işte hangi yıla geldik bu arada?
2013'e geldik yani şu anda.
Evet büyük ihtimalle oralardayız.
Ondan sonra benim işte Kasım 2013'te de Sonfeci'de ilk çalmaya başladığım konser.
Onda da hatta gene bas gitarcı ihtiyacı.
Ve gene niyeyse aynı basçı.
Abi işini iyi yapan çok insan yok.
Gerçekten enteresan yani.
Ondan sonra o da işte şey yani.
O da garip. Ben hatta Ankara'daydım işte.
Şarkıları öğrenmem için iki günüm var.
Evet çok hızlı bir süreçti hatırlıyorum. Tamam yaparım dedim.
Geldim İstanbul'a. Siz hatta o zaman beraber yaşıyordunuz falan grupça.
Siz de çalışıp o konsere çıkmıştık yani.
Ondan sonra o da öyle bir şeye girdi.
Ama ben de işte bir yandan böyle bir İstanbul'a gitmek istiyorum ama o dönemde işte kazandığım para yetmiyor vesaire.
O yüzden hareket edemiyordum.
Asıl işte bence o şeydi.
Yani Eylül 2014'den sonra böyle bir şeylerin...
Rengi tam değişmeye başladı yani.
Hem böyle son fez bisikleti o zaman çok böyle bir hatırı sayılır bir şeye gelmişti.
Noktaya evet. Yani müzik giderken bir anda diğer kısım da bir şekilde resme dahil oluyor.
O hangi noktada oldu? O da işte 2014 Eylül'dü.
Yani o zaman işte buradan sevgili Sinan Canan hocama selamlar olsun.
Şimdiki Açık Bey'in o zaman M Bey'in isminde bir şeydi.
Oluşum içerisindeydi. Orada bir Ankara'da ajansla çalışmaya başlamıştım.
MB'nin işlerini bir ajans yapıyordu.
İşte çekim vesaire işleri de oluyordu.
O da işte paralel ikisini bir arada yürütüyordum aslında o dönemde.
Yani hem müzik hem çekim işlemi yapıyorsun.
Hem müzik hem çekim. Hakikaten o dönemde böyle tam bir bolluk vardı yani.
İyi de hissediyordum kendimi ama çok yoğundu.
Sonfeci'nin işleri çok fazla artmaya başlayınca ben diğer tarafa bu sefer yetişememeye başladım.
Evet o dönemi hatırlıyorum biraz zorlanmıştın.
Yani işte ayda dört konser.
Beş konser bilmem ne.
Ya ben hatta şey diyordum size.
Oğlum beşten fazla olmasın diye.
Evet çünkü yani hep şunu hissediyorum abi.
Bunu da çok severek her zaman yaptın.
Müzikten bahsediyorum. Ama her zaman çekim işini de çok severek yaptığını biliyorum yani.
Evet yani işte enteresandı yani o dönemde.
İster istemez işte o seçime gelmek istemezdim ama.
İşte o da belki bir kırılınmış şimdi şey yapınca.
Çünkü... Orada da şu oldu.
Hiçbir zaman aslında yapmayacağım dediğim şeye doğru adım atmış oldum.
Yani elimdeki işi bıraktım ve müziğin peşinden gitmeye karar verdim.
Aslında hiç yapmayacağım dediğin şey neydi?
Hobi olarak sürdürecektim.
O bas hocana söylediğin şeydi.
Aynen. Ve aslında işte hayatımın ana damarı haline getirdim yani o noktada müziği.
İyi ki de getirmişim.
O da ayrı bir şey yani bu arada.
Şimdi onda hiçbir pişmanlığım yok yani.
Çünkü öyle olması gerekiyordu.
Bu konuda tereddütü olan insanlar yani denemekten bir şey çıkmıyor abi.
Evet. Ama o dönemde de ister istemez bir gel git şey olarak yaşamıştım.
Ama çok böyle şeyde olmadım yani.
Bir içim kararmadı şey olmadı.
Tabii vermesi zor kararlar.
Sonra konuşması daha basit.
Söylemesi daha kolay ama vermesi çok zor kararlar abi.
Burada bir hani mola verip şu anlamda mola verelim.
Kariyer devamını zaten...
Geliriz devam ederiz kalenin devamına.
Bu sürece gelene kadar çevre ve ailenin sana tepkileri ne oldu onu merak ediyorum abi.
Yani mesela ilk önce iletişime geçtin orada zaten ailen destek oldu.
Sonra üniversiteyi bitirdin ve bir iş aramaya başladın.
Bu sırada müzik giriyor bir anda resme tekrar ciddi bir şekilde.
İşte çekim işleri, müzik derken bir seçim yapma evresinde çevreden nasıl tepkiler aldın onu merak ediyorum.
Yani ailem bu konuda da...
Aslında destekleyiciydi.
Yani çok şey yapmadılar.
Annem daha çok ya oğlum işini bırakmasan mı dediğini hatırlıyorum.
Yani enteresandır mesela ben babamdan da şey beklerdim.
Annem daha böyle o şeyden.
Ya bu arada ikisi de aslında tamam dediler ama annem bir tık daha mesela kat sayısı yüksekti diye hatırlıyorum.
Yani hani idare edemez misin ya böyle falan gibisinden.
Sonuçta bak burada böyle düzgün şey hani sabit maaşın var vesaire durumu vardı.
Ya bunu yapmam gerekiyor dedim o yüzden.
Ve şey tamam dediler.
Çevremde tabii sordum o dönemde hani hem tecrübesine güvenliyim işte babamın arkadaşları vesaire.
Bir kısmı hani yani tabii müziği şey olarak hani müzik hala Türkiye'de de tam bir şey değil ya.
Özellikle bu dönemde de şimdi denk geldi yani.
Meslek bile değil yani hani baktığın zaman.
O yüzden tabii o yönde doğal olarak.
şeyler oldu yani emin misin diye oldu ama o benim içinde de vardı ama yani bu çok istediğim bir şeydi çok güveniyordum şeye de zaten yaptığımız şeye iyi ki
de güveniyormuşum yani hakikaten ondan sonra da ya bu arada şöyle de bir şey oldu yani diğer kurgu montaj yani orayı bıraktım ama o tür işleri işte freelance ya da bir şekilde dışarıdan yapmaya
da devam ettim ki hani elimde şey olmasın, körelmesin bir yandan.
Hani o alışkanlığımı da olabildiğince sürdürdüm yani.
Yani bu kısım önemliydi çünkü insanlar bu konuda giriliyor ya çevreden gelen baskılar insanları geride tutuyor belki de.
Ya dediğim gibi hiç böyle şanslıyım bence yani bir noktada da çünkü hiç böyle şey hatırlamıyorum şimdi.
Yani böyle oğlum bak ne yapıyorsun lan sen falan filan.
Ya bak oraya girersen çıkamazsın Zarturt.
Ailenin etkisi çok önemli oluyor bu noktada.
Çünkü işte benim de şansıma yani hakikaten işte babamın da belki içinde kalan bir şey hani bak benim aldığım bas gitarı oğlum şimdi bayrak yarışı gibi böyle şimdi o taşıyor
gururla falan filan. Çok güzel aslında öyle denk gelmesi de çok güzel abi.
Yani o sanatla bir noktada uğraşıyor olmam tabii ki benim ailemi mutlu etti yani özellikle.
Süper. Peki şimdiki sürece hangi noktada geldin yani bu şu anki kanala girme?
Şu anki kanal şey Açık Beyin.
Açık Beyin'den bahsediyorum. Ya Açık Beyin de işte iki sene önce başladı.
İşte ta o zamandan tanıdığım sine hoca Ankara'dan.
İşte biz bu müzik şeyleri artınca işleri...
Doğal olarak oraya işte devam edemediğim için bıraktım.
Bir iki üç sene hiç de hiç görüşemedik.
Sonra Sinan Hoca benim İstanbul'a taşındığımdır meğersem bilmiyormuş.
Ben biliyor zannediyordum. Aa sen İstanbul'da mısın ya dedi.
Bizim de dedi işte şu an yeni şirket kurduk açık beyin diye.
Lazım dedi yani senin gibi birisi.
Gelirsen çok iyi olur falan.
İki senedir de şimdi orası sürüyor.
Çok güzel. Güzel orası da yani bu pandemi döneminde özellikle millet eve kapanınca doğal olarak herkes bir şey izleme dinleme çabasına girince bizim kanalımız da eğitim kanalı yani aslında baktığımız zaman.
Sinan Hoca da sağ olsun.
Çenesi, çene kasları inanılmaz kuvvetli.
Türkiye'deki en kuvvetli insanlardan biri olabilir yani bu konuda.
Hem de şöyle bir katkısı oldu tabii oranın bana.
Yani bir hayat görüşü ve yaşayışı...
olarak da bana bir katkısı var.
Yani şu anda işte Sinan Hoca'nın İnsan Fabrika Ayarları isminde bir şey var aslında.
Bizim şu anda bütün öğretiler merkezi onda duruyor.
Aslında bu dönemde neden böyle bir şey yaşadık ve neden bazı şeyler bu kadar fabrika ayarlarımıza ters olduğu için böyle aksaklıklar yaşıyoruz tarzında bir şeye gittim.
Güzel bir konuymuş aslında. İlgi çekici.
Aynen. Şimdi üçleme...
bir şeyi var. Kitapları hatta işte iki hafta önce pardon bir hafta önce lansmanı yapıldı son kitabında.
Üçleme tamamlandı. Buradan da merak edenlere onu okumalarını öneririm.
Bu iki mesleği ele aldığında maddi ve manevi olarak hangisi daha çok her iki açıdan da hangisi daha çok seni tatmin ediyor?
Müzisyenlik yani müzik yani.
Evet değil mi? O bilmiyorum yani biraz daha iddialı da konuşursam yani İnsanın bence hayatında yapabileceği en böyle değerli şeylerden biri gibi geliyor.
Özellikle bu arada şey sahneye çıkmak bence işin birinci boyutu.
İki şarkı üretip yani onun insanların dinlemesi dair bir şey tabii ki ama.
Yani bizim şeyde ben şeyden çok etkileniyorum.
Yani sahneye çıkıyorsun o feedback yani o geri bildirimi direkt alabiliyor olman bence çok değerli bir şey.
Yani... Kurumsalda vesaire bir yerde çalıştığın zaman ya da bir şey yapıyorsun.
Ya da video yaptığında da aslında. Evet.
Şimdi bir şey bir yere koyuyorsun.
O insan onu izlediği zaman, gördüğü zaman, o mail'i açıp okuduğu zaman aslında ne hissettiğini tam olarak bilmiyorsun.
Ama konserde yani adam zaten senin gözünün içine bakıyor.
Sana olan sevgisini de görüyorsun.
Sana olan... Nefretini de.
Sevgisini de görüyorsun.
Ki defalarca gördük bunu.
Yani o...
Çok değerli bir şey yani ve orada hakikaten böyle bence o çok şey işte o işin çok özel bir tarafı.
Geriye dönüp bakınca o bas hocana dediğin şey var.
Hani tabii ki hobi olarak yapacağım, kesinlikle hobi olarak yapacağım dediğin açıklama var ya.
Şimdi mesela o bas hocasından bu reaksiyonu alan, bu cevabı veren ona bir genç sence...
Öyle mi yapmalı? Senin gittiğin yoldan mı gitmeli?
Bu tamamen öznel bir şey sorduğum bir şey ama senin yaptığın, gittiğin yol da belli aslında ama mantıklı olarak oturup düşününce, geriye bakınca şu an sana böyle bir şey danışan bir insana ne
dersin hakikaten? Bunun maddi boyutu da var, işte yıpranmaları da var.
Tabii. Ya şimdi bu tür hikayelere geri dönüp bakınca ister istemez tabii her şey böyle bir günde olmuş gibi anlaşılıyor.
Öyle değil bu arada.
Yani hani bazı süreçler 2-3 sene sürdü.
Bazıları şimdi ben böyle burada bir başarı hikayesi falan da anlatmıyorum ama yani.
Kesinlikle zaten şey amacımız o değil.
Tabii tabii. Küçük tecrübe paylaşımları zaten.
Sadece o sancılı olan tarafı yani bir yerden sonra da aslında çok böyle bir planım da yoktu benim yani geçmişe dönüp baktığımda.
Ama bir şey üzerinde kararlıysan eğer onu çok istiyorsan yani genel deneyimim bu.
Gerçekten istiyorsa onunla ilgili bir şey oluyor yani.
Yani bu bence istisnasız bir gerçek.
Çünkü zaten onun için bir şeyler yapıyor oluyorsun.
O anda yapmıyor olabiliyorsun ama kafanda onu zaten düşünüyorsun.
İşte o bölüm değiştirmemden tut ya da işte ta ilk zamana gidelim.
Yani lütfen bunu gerçek şey mesleğin olarak mesleğin haline getirme demesinden başlayalım.
Ya hepsinin hikayede bir yeri var.
Ve bunlar işte sonunda bir noktaya gelince aslında anlamlı hale geliyor.
Bu benim hikayem de böyle oldu.
İnsanlara ben ancak şunu söyleyebilirim.
Bu tür şeylerin peşinden gitmeyi bence bırakmasınlar.
Çünkü bunlar birer şey yani.
Bir şey var yani o bir an vardır zaten.
O sana bir göz kırpar yani.
Bana öyle geliyor. İşte senin bana göz kırpman gibi.
Bizim hikayede o değil mi?
Yani o onları kaçırmamak lazım bence.
Onlar çok değerli fırsatlar.
Ama şu manaya da gelmesin.
Ah onu kaçırdım sonra tüh onun peşinden gitseydim.
Aslında belki olan her olumsuz şey de sonuçta olacak olumlu şeye yol açıyor.
Benim sanırım şeyim o. Yani ah şunun peşinden gitseydim ne olurdu demedi diyeceğim bir şey yok şu anda baktığım zaman geçmişe.
Bence önemli bir şey. Bu da rahat etmeni sağlıyor.
Kafanın rahat olmasını sağlıyor.
Yani aslında baktığın zaman hep istediğim şeyi.
İşte yapmışım yani ya da onun peşinden gidebileceğim bir ortam yaratmışım.
Desteği bulmuşum. O da şu anda bugün burada olmamış.
Evet yani hani sağlamış yani.
Peki bu ülkede bu mesleği yapmaktan memnun musun abi?
Yani müzisyenlikte işte dediğin gibi o algıyı kırmak halen zor.
Yani işte sözde işte modernleşiyoruz zaman geçiyor bilmem ne.
Ama müzisyen 50 yıl öncekiyle aynı algıda kalmış gibi gözüküyor şu anda.
Evet. Yani bir türlü bir yere gidemiyor.
İşte belli bir müzik türünü icra etmezsen de halen böyle oğlum.
Ya da belli bir bilinirlik seviyesine gelmezsen de.
Evet ama şu da var yani ben bunu sonfecide de çok gördüm.
Çok gördüm değil sonfecide asıl bunu gördüm.
Mesela ben ilk zamanlarında diyordum ki maksimum 100 kişiye çalan underground bir grup bunun ötesine geçmeyecektir.
Yani öyle geliyordu bana müziği de öyle.
Bu negatif bir manada değil bu arada yani benim kafamdaki şey oydu.
Ve gerçekten yani şu an baktığın zaman biz pop müzik şeyiyiz yani.
Hani elementlerinden biri haline geldik ister istemez.
Demek ki yani her şeyin de bir olma olasılığı da var yani bir noktada.
Yani sonuçta sen hoşuna...
İşte zaten oraya geliyoruz bence de gene.
Biz zaten yapabildiğimizi yaptık.
Nasıl yap... Yani bunu yapabiliyorduk.
Bu şekilde yapabiliyorduk.
Buna yol açtık. Öte yandan işte bu...
Sen de hatta zaten...
Sanırım sen yolladın.
Ben insan değil miyim?
Yeni belgesel. Çok güzel.
Evet yani sıkıntılı.
Yani oradaki bir sürü işte buna senelerini veren müzisyenleri de gördük.
Bir güvencemiz yok. Zaten en büyük sorunlardan biri de bence o.
Bugün mesela çok dinleniyor olabilirsin.
Ama yarın dinlenmezsen ne olacak?
Evet. Yani bir anda boşluğa düşüyorsun.
Ki ben de bu arada sadece işte dediğim gibi halen sadece müzik yapmıyorum ister istemez.
O güvence yani diğerini de elimde tutuyorum ki bu dönemde işime yaradı.
Yani onu bırakmış olsaydım hakikaten sıkıntıya girerdim.
Evet. Yani o video şey işlerini bırakmamış olmam bu dönemde işte konser işte bir sene olacak neredeyse.
Aynen. Üç tane konser yaptık yani.
Bizim de biliyorsun asıl gelirimiz aslında konser yani ister istemez.
Evet müzisyen öyle genel olarak. O yüzden bu dönemde o da biraz kurtarıcı oldu yani benim için açıkçası.
Senin şansın aslında iki tane sevdiğin işi yapıyor olman bence abi.
İkisini de içten gelerek yapıyorsun.
Zorunluluktan yapmıyorsun. Zaten sevmediğimde yapamıyorsun.
Aynen biraz uzun sürüyor.
Mesela Erkin'in son klibini ben yaptım.
Baya uzun sürdü. Ozi'cim çok teşekkür ediyorum ya.
Ne demek siz sağ olun. Buradan tekrardan teşekkür ediyorum.
Bana bu imkanı tanıttın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
