
Transkript
Ben sana yapma demiyorum.
Yap. Ama hobi olarak yap.
Selam ben Can Sürmen.
Bu seride tutkularını meslekleri haline getirmiş insanlarla sohbet edeceğiz.
Altın Bilezik başlıyor.
Evet, selam dostlar.
Atma, onar. Saklama, paylaş.
Tüketme, üret mesajlarıyla bizi motive eden, çevreye de yararları dokunan...
ülkeyi, dünyayı güzelleştiren sevgili Onaranlar Kulübü'nden Ufuk Emin Akengin'le beraberiz.
Selam abi hoş geldin. Selam abi hoş bulduk.
Eyvallah. Güzel sözlerin için mutlu oldum.
Eyvallah. Nasıl gidiyor? Her şey yolunda mı?
Koşturmaca sizi gördüm daha iyi oldum.
Karaköy'e uzundur gelmiyordum.
Abi çok sevindik.
Biz de senle tanıştığımız için çok mutlu olduk biliyorsun zaten.
Onaranlar Kulübü'nü senden dinleyelim mi?
Bize bir anlat neler yapıyor Onaranlar Kulübü abi?
Ya Onaranlar Kulübü'nü biz böyle basit tanımda aslında senin başta da bahsettiğin gibi onarma, üretmeme, paylaşma ekseninde kent odaklı, kamusal odaklı, üretim odaklı projeler üreten bir topluluk olarak atfediyoruz.
Aslında böyle başta daha gönüller topluluğu biraz daha sivil topluma yakın bir şeyken son dönemde acaba işte biz sosyal girişim miyiz diye düşünerek biraz daha kendimizi sosyal girişim tarafına konumlamaya da başladık.
Aslında şöyle, yeni nesil üretim teknolojilerini de daha çok kullanarak ama genel olarak üretim araçlarını kullanarak yaşam alanlarımızı iyileştirmeye çalışıyoruz.
Yaşam alanlarımızı iyileştirirken insanlara üretim araçlarına dair bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz.
Üretim kültürlerine dair bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz.
Üretimin demokratik olması bizler için çok önemli.
Aslında herkesin üretim süreçlerine katılabiliyor olması.
Bu da aslında kendi evimizden, daha sonra kapımız önden ve daha sonra sokaklarımızdan başlıyor.
diyoruz. Yani kendimiz için üretip yaşam alanlarımız için üretmemizin fazla fazla bizim için kritik ve önemli olduğuna inanıyoruz.
Ve bu bağımlı projeler geliştiriyoruz yaşadığımız alanlar için.
Mükemmel. Aslında abi yani siz sokak sanatçısınız bence.
Yani benim görüşüm o. Yaptığınız şey bana bir noktada sanat gibi geliyor.
Çünkü estetik bir durum da var ortada.
Ben seve seve takip ediyorum bu açıdan.
Çok da güzel anlattın. Şimdi abi bu fikir Çok güzel bir fikir.
Hepimiz böyle projeler gençliğimizden beri yani daha üniversite döneminden beri çoğu kişi planlamıştır kafada ama bunları gerçekleştirmek hakikaten zor oluyor.
Birçok sebepten dolayı.
İlk olarak bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Kim tarafından ortaya çıktı?
Ve bunu aksiyona geçirmek nasıl başladı?
Birbirinizi nasıl bulup bu işi yapmaya başladınız?
Eyvallah güzel güzel. Abi şöyle...
Bir böyle benim İstanbul'a gelişimde var.
Ben Edirne'de okudum. Trakya Üniversitesi'nde.
Trakya Üniversitesi okurken bir süre böyle bir acaba staj mı yapsam diye düşünmeye başladım.
Üç Dörtgen diye bir firmayla şey yaptık, tanıştık.
Üç Dörtgen'de üç boyutlu yazıcı üzerine çalışan böyle bir konsept kafe, mağaza.
Çok keyifli bağlan. İşte böyle hem gidip üç boyutlu yazıcılara bakabiliyorsun.
Hem işte bir kafesi var. Çok güzel kahve içebiliyorsun falan.
Oraya böyle bir staja başvurdum ben.
Benim de geçmişim daha çok böyle sivil toplum tabanında.
Ben burada kendi tarafımdan anlatıyorum ama ortada böyle bir buluşturacağım.
Tabii tabii. Ortaklığımla beraber. Sonra işte böyle staja başvurdum.
Başvurunca böyle web sitelerine girip araştırmıştım.
Bir Onaranlar Kulübü diye bir başlık var.
Ama altında bir tanım yok.
Üç dörtgen de bu arada gerçekten böyle üretim teknolojiyle yeni yeni projeler üreten bir şey.
Hub gibi bir şey bir yandan da.
Ondan sonra orada yani böyle bir gittiğimde staj görüşmesine falan acaba Onaranlar Kulübü diye bir şeyimiz var.
Bizim ismimiz var ama altı hiç dolu değil.
Ne yapabiliriz falan diye böyle bir konuşmaya başladık yavaş yavaş.
Orada takım arkadaşlarım Doğukan ve Furkan'la tanıştım.
Son dönemde daha çok işte biz Doğukan'la birlikte çalışıyoruz.
Furkan yurt dışına taşındı. Onlarla tanıştık.
Yani şimdi aslında Onaranlar Kulübü ismi de bu üç boyutlu yazıcıların onarmaya ve üretmeye çok böyle imkan sağlayan bir şey var.
Yapısı var oradan geliyor. İlk böyle acaba üç boyutlu yazıcıları kullanarak nereleri onarabiliriz?
Bir böyle Onaranlar Kulübü olsa evdeki eşyaları mı onarsa dışarıda bir şeyleri mi onarsa filan diye konuşuyorduk.
Daha sonra yaşadığımız alanlara neden müdahale etmiyoruz demeye başladık.
Ve ufak ufak böyle birkaç tane saksı çıkartıp acaba bir iki doğalgaz kutusuna yapıştırsak nasıl olur filan filan derken böyle bir baktık bir şeyleri yapıştırıyoruz.
İnsanlar kırıyor veya işte insanlar çiçek ekiyor bir şeyler.
Hoşlarına gitti hadi bir tane daha yapalım hadi bir tane daha yapalım derken aslında böyle bir tık tık tık projeler ilerlemeye başladı.
Ya bu tamamen biraz aslında sen...
bulmuşsun onları. Aslında öyle bir durum var.
Onlar da beni unutmuş. Orada çok güzel bir denge var abi.
Ben sosyal projelere dair çok şeyim.
Orada yeteneğim bir şey veya deneyimim var.
Ama onlarda çok ciddi bir üretim gücü ve yaratıcılık var.
Şey Doğukan ve Furkan'da. İmkan var.
3.4.2'nin oradaki imkanları bizi böyle çok çok ciddi güçlendirdi yani.
O yüzden çok güzel bir birleşim olmuş.
Abi bu 3 boyutlu yazıcı Tam ne abi?
Onu da bir anlatsana bize. Nasıl oluyor o iş yani?
Eyvallah abi. Üç boyutlu yazıcı daha bildiğin aslında plastik malzemeyi veya işte neyse artık malzemen.
Onu böyle belli sıcaklıklarda veya belli yöntemlerle üst üste koyarak üretim yapan makineler aslında.
Anladım. Çok böyle işte bir masaüstü bilgisayarın işte kasasından biraz daha büyük bir şey düşünebilirsin.
Onun içerisine plastiği koyuyorsun.
Bir dijital model veriyorsun. Tık tık tık senin için üretiyor.
Sonrasında yavaş yavaş projeleri mi büyütmeye başladınız?
Ya da... Şöyle sorayım.
Bu önceliğiniz miydi başta?
Hangi noktada önceliğiniz olmaya başladı?
Büyümeye başladı? Abi hiç böyle şeyimiz olmadı.
Hep hobi projemizdi. Hep böyle bizim böyle kendimize ayırdığımız vakitlerden bir şekilde böyle koyuvererek koyarak eğlenmek için yaptığımız bir işti.
Başlarına böyle iki üç proje yaptıktan sonra insanlara dahil olmak istemeye başladılar.
Hani dahil olmak istemeye başlayınca biraz daha işte insanları dahil edebileceğimiz nasıl projeler yapabiliriz diye bir işte araştırmaya başladım.
Ama hep hobi tarafındaydı işin.
Yani yaklaşık böyle bir herhalde 3 yıl civarında daha hobi tarafında kaldı.
Hep böyle işte dışarı çıkıp bir şeyler yapalım, eğlenelim hep beraber falan gibiydi.
Evet başta söylediğim aslında oydu abi.
İş evresine geçmesi kolay olmuyor böyle şeylerin.
Yani düşünüyorsun, aksiyonu da alıyorsun ama işte zaman alıyor.
Hangi noktada bu biraz daha ciddileşmeye başladı sizin için?
Abi işte bu herhalde son Nike'la yaptığımız iş birliğinde biraz daha böyle işte.
Mesela ben normalde 3-4 kende çalışıyordum.
Geçen yılın başına kadar, ocağa kadar galiba.
İşte oradan ayrıldım Nike projesi başlayınca.
Biraz daha bunu iş gibi yapalım o zaman ve geliştirelim dedik.
Elimizde potansiyel var madem.
Ondan önce hepimiz çalışıyorduk.
Doğukan'la ben 3-4 kende çalışıyordum.
Diğer takım arkadaşlarımız başka yerlerde çalışıyorlardı.
Anladım. Şu an hala öyle mi devam ediyor abi?
Yoksa bu sizin full time işiniz oldu mu?
Ya şu sıra benim full time işim.
Ben biraz daha buraya vakit ayırıyorum.
Çünkü birinin gerçekten ilgilenmesi gerekiyor.
Ama mesela işte Doğukan, işte Aytekin var yine takımdan.
O da yakın arkadaşım. İşte Nilüfer var yine bizim iç ekipten.
Onlar işte farklı işlerle çalışıyorlar.
Bir yandan da destek oluyorlar, paslaşıyoruz.
Bir şekilde zaman ayırabiliyorlar aynı anda.
Buraya gelmişken, bunu sormuşken onu da sorayım.
Ne okudunuz? Yani özellikle sen ve Doğukan özelinde sorayım abi.
Hani siz ne okudunuz?
Bununla alakalı bir şeyler var mıydı okuduğunuz şeyler?
Sen söyledin hani yine STK geçmişin olduğunu falan ama biraz ondan da bahsedelim.
Ya Doğukan galiba endüstri mühendisliği okudu.
Çok emin değilim ama. Ya ben de makine mühendisliği okudum ama ben bitirmedim okulu.
Böyle işte yedinci yılımda dedim ki ben artık yeter.
Üniversiteye gittim de böyle işte derse giriyorsun.
Hoca işte bir soru soruyor.
Kendi sorduğu soruyu çözemiyor.
Mühendislikler işte İftihottu vesaire gibi yerlerde okumaya çok çok böyle şey olmuyor.
Etkili olmuyor. Bir de bir şey gazı var ya mühendis ol iyi para kazanırsın falan.
Ben öyle gidip orada böyle şey yapmışım.
Biraz böyle işte sıkılmıştım.
Mutsuz oldun. Aynen mutsuz oldum deyince sivil toplum alanına yöneldim.
Doğukan da endüstri mühendisliği okudu.
Ama o da pazarlama iletişimi yapıyor mesela.
Süper. O da böyle çok ayakız.
O da işte kurumsal birkaç yere giriyor çıkıyor giriyor çıkıyor.
Daha sonra tam işte bizim o üçüncü kurucu ortak Furkan da karşılaşıyor.
O da diyor ki benim aklımda üç dörtgen gibi bir fikir var.
Hani bir şekilde gel birlikte var edelim burayı diyor.
O da o kurumsallardan kaçıp aslında üç dörtgene geçiyor.
Çok güzel abi. Bu üniversiteyi bitirmemenin bir sıkıntısını yani diplomanın bir sıkıntısını çektin mi iş hayatında?
Yok ya hiç sıfır.
Yani benim bir tek babam akademisyen.
Onu da buradan selam olsun.
O yüzden bitirmem gerekiyor da işte.
Yoksa hiçbir sıkıntısını çekmedim.
Hatta yani şey bir şekilde ben makine mühendisliği okudum.
Sivil toplum geçmişim var. Ama mesela mimarlık tasarım alanıyım.
Normalde çok alakam yok ama bir şekilde mimarlık tasarım alanında işte hep böyle akademisyenlerin girdikleri işte eğitimlere eğitmen olarak girdim.
İşte farklı farklı işte şeylere konuşmalara çağırdılar.
Herkes böyle aşırı okumuş falan.
Benim tarafta hiçbir sıkıntı olmadı.
Ben de insanlara öneriyorum.
Bitirmese gerek yok arkadaşlar falan diyorum genel olarak.
Yani biraz o yüzden sormak istedim abi.
İçeriye de çok uygun bir şey oluyor.
Tabii ki herkesin kendi tecrübesi ama sen de böyle bir gelişim olmuş.
Bir sıkıntı çekmemişsin yani.
Şimdi babam akademisyen dedin.
Bu süreçte ailenden nasıl bir destek aldın?
Onların mesela bu proje hoşuna gitti.
İşte oğlum yapmaya devam et mi dediler yoksa küçük bir endişe oldu mu acaba maddi kısımda bir sıkıntı çeker bilmem ne falan.
Yani şimdi oranın biraz böyle geçmişi var yani benim aile tarafımda.
Şöyle ben işte üniversitede hep sivil toplum kuruluşlarına gidip gelirken orada mesela çok endişeleniyorlardı.
Çok böyle sürekli çünkü insan hakları konuşuyorsun.
Toplumsal cinsiyet konuşuyorsun vesaire neyse artık işte gençlerle birlikte çalışıyorsun.
Oralarda çok endişeleniyorlardı ve sürekli beni çıkarmaya çalışıyorlardı ama benim orada o süreçten sonraki avantajım 3-4 kene bir şekilde dahil olunca orayı birazdan mühendislik alanıyla yakın gördükleri için bir şey dememeye başladılar.
Ve hatta babamla da çok konuşuruz.
Bana zamanında işte üniversitede ben işte ne bileyim bir sosyal sorumluluk polisine gidiyorum dediğimde çok laf ederken.
İşte bu üç dörtgen tarafına geçip onaranlar kulübünü büyüttükçe babama şey demeye başladım.
Bak dedim hani ben oraya gidiyordum.
O işlerle uğraşıyordum ve o sayede burası oldu.
O deneyimle burası oldu. Bir yerden sonra babam da evet hani haklıymışsın.
İşte öyle davranmamız, desteklememiz gerekiyormuş.
Filan gibi şeyler söyledi.
Bunu da bayağı duyuyorum onun ağzından.
O da güzel oldu mesela benim için. Bu en büyük motivasyon olabilir.
Çünkü insan ne kadar sallamadığını düşünse de en çok salladığı o...
O zamandan gelen kötü yorumlar oluyor ya.
Kafaya takıyorsun. Şimdi o farklı bir motivasyon olmuştur.
Bu arada unutmadan şeyden de bahsedelim aslında abi.
Sizin yaptığınız projelerden de bir iki üç örnek verelim istiyorum aslında.
Benim zaten ilk aklıma gelen park olayıydı.
Nike'la yaptığınız basketbol sahası.
Onun gibi birkaç örnek verelim mi?
Olur olur abi verelim verelim süper.
Yaptığımız işler birkaç ölçekte değişiyor abi.
En son Nike'la iş birliği büyük ölçekte o oldu.
O da biraz şeydi.
Bizim için de mesela garipti.
Nike'dan yazdılar bir gün, tabii biz heyecanlandık.
Ne yapacağız falan, gidelim görüşelim.
Sonra bir gittik hani ben hayatımda öyle bir şey duymadım.
Mesela Nike Türkiye şey dedi, biz sizin bir hayalinizi gerçekleştirmek istiyoruz dedi.
Biz de wow çok iyiymiş falan deyip.
Biz gerçekten şu pandemi dönemine kadar markalara hiç ulaşmadık.
Yani bir şekilde hep böyle biz hani bir şeyler gerçekten hobi olarak yaptık kendimiz.
Ama bir şekilde bir yerlerden geldi.
İşte kendine has geldi. İşte hatta şey var.
Biz Red Bull'a gitmiştik bir iş için.
Biz size Red Bull verebiliriz sadece dediler.
İki ay sonra başka proje için aradılar falan.
Öyle şeyler oldu falan.
Yani Nike tarafında mesela bir şey oldu.
O projede işte Nike hani bizim bir hayalimizi gerçekleştirmek istediğini söyledi.
Biz de o zaman tamam hani biz bir kamusal alan dönüşümü yapmak istiyoruz demiştik.
O da bizim işte 2020 içerisinde hayalimizdi.
Yani büyük bir alanı alalım ve dönüştürelim.
Evet küçük küçük bir şeyler yapıyoruz takıyoruz ama.
Derken işte böyle park listeleri çıktı.
O park listelerinden böyle belli işte şeyler elemelerle eledik eledik en son kalınmış park kaldı elimizde.
Orası çok güzel var. Kaykay parkı var.
İşte yanda basket sahası var.
İşte kenarda beach, voleybol, futbol sahaları falan var.
Nike'ın o hareketi destekleme hikayesiyle çok şey oluşuyor.
Öyle olduğu için de öyle oluyor.
Orada karar kıldık.
Bayağı da şeydi bizim için. Keyifliydi.
Orada tabii süreç şey. Şimdi ne yaptık orada?
Bir parkın ilk başta kullanıcı araştırmaları yapıldı.
O parkı kullanan insanlar nasıl kullanıyor?
Kimler kullanıyor? İşte kaykaycılar var, basketbol oynayanlar var.
İşte oraya sadece... Ne bileyim işte bira içime gelen var.
Sadece işte gelip orada eskiz atan var.
Bilgisayarla sabah 8.30'da orada çalışan var.
Bunların hepsini böyle yavaş yavaş oradaki insanlarla bir konuşmaya başladık.
Onlardan belli datalar çektik.
Ne o datalar? İşte neden buraya geliyorsun çalışmaya?
Yani denizi görüyorum. İşte denizi görerek çalışmak çok hoşuma gidiyor.
İşte kaykaycıları soruyorsun.
Burada ne gibi sorunların var? Ya işte insanlar Kaykay Parkı'na çok girip çıkıyorlar.
Acaba onu bir şekilde engelleyebilir miyiz falan.
Basket sahasına bakıyorsunuz zaten bayağı şey eskimiş etmiş bayağı yıpranmış falan.
Oradan belli dataları çektik.
Daha sonra onun üzerine bir tasarım çalışması yapıldı.
Bir ekip kuruldu. O ekiple beraber bir tasarım çalışması yaptık.
Ve sonuçta Kaykay Parkı'na ekstra rampa ekledik.
İşte zeminde bir düzeltme yaptık.
İşte Kaykay Parkı'nın yanına ekstra mobilyalar yaptık mesela.
Onları gördünüz mü bilmiyorum bu arada.
Şeyden ben gidip görmedim de internetten gördüklerimle abi.
O baya güzel oldu böyle hani şeyler falan var işte.
Mesela üst kodda çalışma şeyi var.
1-1.80 yukarıya çıkıyorsun masa oturuyorsun deniz izleyerek çalışabiliyorsun falan.
İşte bu hamaklar var yatıp uzanman için falan gibi.
Böyle bir sürü de mobilya yaptık.
Aslında o alanı komple böyle bir kalamışlar için orayı kullananlar için yenileyip dönüştürmüş olduk.
Yani aslında insanlar için hayatı kolaylaştırıyorsunuz.
diyebiliriz bir noktada. Yani onlara bu noktada yardımcı oluyorsunuz aslında.
Öte yandan şunu da vurgulamak istiyorum.
Yaptığınız şeylerde full geri dönüşüm kullanıyorsunuz değil mi abi?
Abi şöyle aslında geri dönüşüm full kullanmıyoruz.
Bu projede kullandık ama kullanmaya geçtik.
Yani 2020'nin sonu itibariyle daha böyle geri dönüşüm malzemelerle bir şeyler yapalıma geçtik.
3 boyutlu yazıcı ile yaptığımız işlerde çok çok böyle geri dönüşüm kullanıyorduk ama mesela bu şeyde Nike projesinde koşu yolunu, basket sahasının zeminini ve işte mobilyalardaki minderleri Nike'ın parçalanmış
ayakkabılarının da içinde olduğu bir şeyle malzemeyle ürettik.
Orada biraz daha bu daha büyük ölçekli bir şey tabii o da.
Anladım. Ama zaten küçük küçük projeler de yapıyorsunuz.
Atıyorum işte bir bankın kenarı işte doğalgaz kutusunun üstü falan filan.
O noktalarda genelde 3D kullanıp Aynen aynen.
O küçük örneklerden bu bugüne kadarki en büyük iş miydi?
Nike işi abi. Evet abi bizim işin öyle.
Küçükleri de verelim. Küçüklerde şey bizim işte 3 boyut yazıcı üretim gücümüz var zaten.
Tasarım ekiplerimiz de var.
Gönül destek olan. Onlarla beraber mesela işte Şey oluyor ya işte sokağa bir şey söylemek istediğimiz dışarıya söylemek istediğimiz bir şeye dair bir şey koyuyoruz.
Mesela son dönemde maskeli sokak yerleştirmeleri yaptık.
Gördüm çok güzel olmuş.
Farklı karakter teşekkürler. Farklı karakterleri böyle sokağa koyarak biraz daha o maske takım hikayesinde böyle eğlenceli bir şekilde işte insanları motive etmek filan dert.
Orada böyle işte karakterlerin işte yüzlerine maskeler hemen tasarlanıyor.
İşte onları üretiyoruz üç boyutlu yazıcılardan ve belirlediğimiz yerlere takıyoruz.
Ya da işte bulduğumuz boşlukları doldurmaca...
birkaç projemiz var.
İşte duvardaki boşluğun içerisinden göz çıkarma, bir tane ahtapot çıkarma falan gibi.
Onlar bizim daha böyle küçük çaplı hobi gibi projelerimiz.
Anladım. O daha şey maddi açıdan çok büyük bütçeli projeler değil anladım.
O daha küçük küçük anladım.
Abi peki yer seçerken nasıl ilerliyorsunuz?
Yani direkt gözünüze çarpan bir yer ya da genelde mahallenizde olan bir yerleri mi yapıyorsunuz?
Yoksa atıyorum sosyal medyadan geri bildirim geliyor işte şuraya yapabilirsiniz falan.
Oradan mı yürüyorsunuz? Abi hepsi oluyor.
Yani şöyle biz daha çok Kadıköy'de aslında hikayede hep Kadıköy'de başladık.
Kadıköy'de yaşadığımız için Kadıköy'de bir şekilde bir şeyler yaptık.
Yani gün içerisinde yürüdüğümüz yollara böyle bir bakmaya başladık ekstra.
Oralardan bir şeyler çektik.
Ama da farklı farklı yerlere farklı farklı ilçelere de gittik bir şekilde.
Ama genel olarak kendi yaşadığımız yerlerde bir şeyler yapmayı tercih ediyoruz.
Sosyal medyadan çok dönüş geliyor.
Ama mesela böyle genelde şey benim kapımın önünde şöyle bir şey var onarsanıza falan gibi.
Bu şey değil mi? Her konuyu olduğu gibi bu konuyu da yanlış anlayan bir kesim var maalesef.
Evimde bir şey var onu onarsanıza falan diye.
O şey zannediyor işte abi.
Ücretsiz tamir hizmeti gibi zanneden bir tayfa da olabilir.
Neyse olsun en azından bilsin de insanlar doğrusunu öğrenirler bir şekilde.
Şimdi bunları yapıyorsunuz.
Bunların korunması kısmı nasıl oluyor abi?
Yani muhakkak.
Başta da söyledin muhakkak zarar görüyor.
Tabii tabii. Onu sürdürmeyi nasıl yapıyorsunuz?
Abi orada şöyle yani çok zaten kamusalına bir şey koyuyorsan onun gideceğini ön kabul olarak alıyorsun.
Sağlam bir şekilde yerleştirebiliyorsun.
Sağlam yerleştirdiğinde de onu bir şekilde alabiliyorlar.
Asılıp çekip kırabiliyorlar. En son yaptığımız o maskeli uygulamaları bayağı asılmalara gerekiyordu.
Yani duvarın arkasını sökerek, sıvayı sökerek almışlar.
Ve almışlardı.
Alıyorlar alıyorlar. Ama mesela orada işte değişik bir denge var.
Yani bir bank örneği vermiştim.
Ona ek bir örnek vereceğim mesela. Bir gün Kadıköy Belediyesi'nde arkadaşlarla bir şey yapıyorduk.
Bir proje için keşif turu yapıyorduk.
Bir tane böyle yere gömülen çöp kusuları var ya abi.
Evet. O çöp kusularından böyle bir çöp kusmaya başladı falan böyle.
Bir şeyler oldu. İçeriden çöp çıkıyor falan.
Sonra birisi içine girmiş onu.
Çöp toplayıcı, kağıt toplayıcılarından.
Oradan çöpleri bir şekilde çıkartmış falan.
Daha sonra böyle dedikler şey dediler.
Bunun içerisinde yerleşip yaşayan var abi dediler.
Bayağı bozuk tabiası takmış.
Ve içerisinde aylarca yaşamış.
Şimdi kamusalan öyle bir yer. Evet.
O yüzden koyduğun şeylerin gitmesi böyle çok çok olası.
Gidene de çok bir şey diyemiyorsun ama üzülüyorsun.
Muhakkak. Şey kısmı çok kritik.
Onu biz yapmaya çalışıyoruz ama ne kadar yapabiliyoruz bilmiyorum.
Bir şey bir yerde kırıldı. Hemen ardından onun aynısı veya başka bir tanesini koy veya orayı toparla ilk hali gibi bırak.
Bu bence kritik. Evet.
Bir kısım yapmaya çalışıyoruz ama her şeyde yetişemiyoruz.
Yetişemezsiniz abi. Aynen öyle. İşte o modellerin üretim süreleri bazen 3-4 gün olabiliyor.
Bir de işte o üretiliyor boyayıcı arkadaşa gidiyor boyuyor geliyor falan.
Oralar da biraz uzun. Öyle bir hikaye.
Geri bildirimler nasıl oluyor abi?
Sosyal medya üstünden mesaj alıyorsunuzdur bayağı diye tahmin ediyorum.
İnsanlar mutlu oluyor mu?
Ya da öte yandan buna laf eden ya da mesela siz yaparken...
Gelip şey yapan var mı böyle işte ne yapıyorsunuz size ne falan gibi tipler var mı?
Çünkü belli olmaz öyle çıkabiliyor. Tabii tabii çıkabiliyor.
Yani şöyle aslında çıkabiliyor değil mi?
Bir kişi bize sadece şu an şu ana kadar yaptığımız bütün gün bir kişi sadece yapmayın dedi biz de yapmadık.
Bir defa geldi başımıza o.
Onun için hep böyle insanlar şey poşetlerine gidiyor.
Bir de şimdi en azından mesela Kadıköy'de falan şey algısı da çok oluştu.
Biz bir şey yapıyorsak hani bir yerde çalışıyorsak birileri gelip bize şey diyor.
Aa siz onaranlar kulübü müsünüz diyor falan.
Orada da öyle bir güzel tanışıklık var.
Ama şey çok güzel yani insanların bir şekilde destek olduğunu görmek için değil mi?
Bir yere bir uygulama yaparken esnaf amcadan çay gelmesi.
Çok güzel. Yukarıdan kurabiye getirmeleri falan.
Genel olarak seviyorlar. Sosyal medyadan da güzel dönüşler alıyoruz.
Oradan da bayağı mutlular yani insanlar.
Çünkü maalesef günümüzde büyüme öyle oluyor ya abi.
Yani bir görünürlüğün artması gerekiyor.
Özellikle böyle bir konuda.
O yüzden insanlar aslında paylaşmaya da devam eder inşallah fazlaca ki böyle büyür.
Negatif kısmı özellikle sordum ki bizde bir güven problemi var ya bir genel olarak.
Yani aslında çok yardımseveriz, misafirperveriz ama bence son yıllarda o biraz güvensizliğe doğru döndü.
O yüzden bence size güvenmesi böyle insanların çok önemli, değerli.
Onu oluşturabiliyorsunuz gibi hissediyorum.
O çok önemli. Umarım böyle devam eder.
Peki İstanbul'dan çıkma gibi bir fikir var mı?
Bir iki tane İstanbul dışı da iş gördüm.
Doğru mu gördüm? Yanlış bir şey söylemekteysem bir Hatay'da gördüm sanırım.
Bir de Lüleburgaz'da gördüm.
Aynen. Lüleburgaz'da var, Hatay'da var.
İzmir'de bir işte okulla böyle bir kütüphane yapmıştık.
Yani basit bir şey kütüphane birimi.
O da abi çok böyle şeyle değişiyor işte.
Şehir dışı örgütlenme, gönüllerle birlikte şehir dışında bir şeyler yapmak istiyorsak onun örgütlenme yapısını kurmak çok şey.
Zahmetli ve ayrı iş kalemleri.
Böyle daha çok gönüllerle bir şeyler yapalım değil de işte yerel yönetimler davet ettiğinde işte ne bileyim farklı sivil toplum kuruluşları iş yapacağında gitmeye çalışıyoruz.
Bu zaten o doğrultuda oldu bu işler diye tahmin ediyorum.
Aynen aynen. İşte Lüleburgaz'daki işte öyle yerel yönetim davet etti.
Lüleburgaz Belediyesi davet etti. Onların işte tasarım inovasyon yılı varmış.
Kamusal alan ve işte kamusal alan tasarımına katılımıyla ilgili bir atölye yapmak istiyorlardı.
Oraya o şekilde gittik.
O Hatay'daki proje ve işte İzmir'deki proje mesela genç mültecileri işte desteklemeyle ilgili bir proje vardı Toplum Gönüllü Vakfı'nın.
O proje kapsamında Türkiye ve Süreyli gençlerle birlikte aslında yerellerinde neler yapabiliriz diye düşünürken Hatay Meydanı'na bir böyle oturma alanı yapmıştık.
Çok güzel. Sosyal uyum projesi kıvamında o biraz.
Onu gördüm. O hoşuma gitti bayağı.
Evet evet. O tatlıydı ya.
Bir noktada sizin işlerle alakalı şu olabilir abi.
Ben işte onaranlar kulübü işi var evimde falan gibi.
Hani Banksy kafası, Banksy'nin eserlerini sokaktan yavaş yavaş alıyor ya insanlar.
Belki o evreye gelir.
Bu hem güzel bir şey hem kötü bir şey ama belki insanlar onun değerinin iyice farkına varır zamanla.
Şimdi abi benim çok merak ettiğim bu projelerin zaten olması için ilk günden olması gereken işin maddi kısmı.
Şimdi son zamanlarda bu benim işim olmaya da başladı dedin.
İlk günden beri maddi açıdan bu işi nasıl sağlıyorsunuz?
Nasıl yapabiliyorsunuz?
Biraz onu anlatsana. Başka insanlara da belki bu motivasyon olabilir bu noktada o yüzden.
Eyvallah. Abi şöyle başlarınızda hep kendi cebimizden işte 3-4 gün üretim gücü var.
İşte Furkan abi destekliyor bizi falan filan öyle ilerliyorduk.
Bir yerden sonra işte bir şekilde markaların dikkatini çekmeye başlayınca oralardan böyle ufak ufak tabii şeyler almaya başladık.
Yani şöyle şimdi onu genelde hep böyle anlatmaya da özen gösteriyorum.
İnsanlar biraz böyle sosyal fayda, sivil toplum işte böyle hani şey diyeceğim yurdu mağazası sevap işleri falan gördüğünde abi çok böyle şey yani para alsın.
Mesela biri sana para teklif etmeye de utanıyor.
Bunu hani genel olarak söylüyorum.
Para almaya da utanıyorsun falan öyle bir algı var.
Ama herkesin yaşayabilmesi için ve projeden ilerleyebilmesinin tabii ki maddi gelire ihtiyaç var.
Kesinlikle abi. O yüzden özellikle sivil toplum tarafında çok yanlış anlaşılan bir hikaye o.
Sanki sivil toplum kuruluşunda hiç para konuşulmaz.
Çok doğru bir noktaya... parmak bastı.
O baya kritik.
Tam tersi konuşulması lazım ki işte X, Y, Z işte sosyal fayda işleriyle uğraşan insanlar daha da mutlu olsunlar ki işlerini daha iyi yapabilsinler, daha iyi üretebilsinler.
Birlikte daha iyi bir yaşamımız olsun falan.
Kesinlikle. O yüzden bizim de biraz şey yani işte böyle süreç ilerledikçe farklı farklı işbirlikleri çıktı.
O işbirliklerinden bir şekilde kendimizi Maddi gelir elde edecek daha su kulübe.
Biz hani sosyal girişim gibi konumlandırıyoruz dedim ya.
Onun mesela bir şeyi var. Yurt dışında for profit diye geçer.
Türkiye'de öyle direkt bir tanım yok.
Yok evet. Ama öyle şeydir.
Kâr amaçlı çalışıyorsun.
NGO veya sivil toplum kuruluşu gibi değil.
Kâr amacı bitmeyen kuruluş değil. Kâr amacı güdersin.
Ama o elde ettiğin kârı aslında projelerine ve kendi kapasitesini geliştirmeye harcarsın.
Gibi bir yerdeyiz. O yüzden mesela bizim için şey yani biz markalarla kaynak geliştirmek için tabii ki görüşüyoruz.
Ama bu kaynak her zaman bizim bundan sonra yapacağımız projeleri desteklemek için oluyor.
E tabii tabii bir de öte yandan günün sonu senin hayatta da kalman gerekiyor abi.
O yüzden söylediğin şey bence çok önemliydi.
Siz şu an daha markalar üstünden yürüyerek bunu sağlıyorsunuz değil mi?
Başka bir kaynak yok. Evet yani markalarla işte kısa projeler, uzun dönem projeler.
Bundan önce işte Nike işbirliğimiz oldu daha böyle büyük çaplı.
Bir eğitim projesi olmuştu Pirelli ile beraber yaptığımız.
O böyle daha şey uzun bir süreçti.
Bir buçuk yıl civarında falan bir buçuk iki yıla yakınlık bir projeydi.
Onu görmemiş olabilirsin bu arada şeyde.
Onu görmedim abi evet. Onun marka tarafı çok istememişti iletişim yapmayı.
Mesela orası bizim için bir şey kaynak anlamında besleyici olmuştu.
Çok güzel. Bütün bu süreç boyunca başladınız, tanıştınız, uğraşıyorsunuz, yapıyorsunuz.
Ya bu iş olmayacak ya.
Hani bittik yapamayacağız dediğiniz bir nokta oldu mu?
Öyle bir şey oldu mu yani zaman oldu mu?
Abi valla yani şöyle böyle hep hobi gibi olduğu için hiç mesela şeyi düşünmedik.
Ya olmazsa da bir şekilde olmayacak bir şey.
Yani başka bir şeyle uğraşırız.
Yeni bir projeye bakarız kendimize falan dedik.
Çok öyle bir şey ama tabi projelerde şeyler oluyor böyle tarak uyar tarafından.
Yani evet onu demek istiyorum. Artık yani bıktığın abi yani yaptığıma yapacağıma dediğiniz ya da çok zor durumda kaldığınız maddi manevi açıdan.
Ya işte büyük projelerde oluyor abi sıkışıyor kafa işte.
Bu Nike'da da bir sürü tabii içeride şey oluyor.
İşte olayda yaşıyor bir sürü işte kriz.
Üretici gelmiyor o oluyor bu oluyor sıkışıyorsun filan.
Ama öyle şu ana kadar hani Allah'tan öyle çok şeyimiz olmadı.
Abi kesin olmadı kesin çok böyle sıçtık sıvıyacağız filan.
Hiç öyle bir durumumuz olmadı.
Bir şekilde bir de zaten hani doğrusunu yaptığın zaman iyi yani elinden geleni üretin.
Evet abi yolun akıyor yani.
Şimdi pandeminin başında çok tırsıyordum.
Yani ne olacak pandemi geldi işte işler ertelendi işte kasa şöyle böyle falan nasıl yaşayacağız falan.
Ama gerçekten bir şekilde yolunu buluyor.
Yani sen sadece işini yaptığın zaman en kötü aç kalırsın bir süre.
Ne olacak onu da eşten dosttan. Gelirim bu atölyeye yemek yeriz giderim yani.
Aynen öyle abi. Kesinlikle çok doğru söylüyorsun.
Bu işte yerel yönetimler kısmında sorun yaşıyor musunuz abi?
Onlarla da iyi anlaşmanız gerekiyor.
Gelip size yapamazsın edemezsin gibi bir şey dedikleri oluyor mu?
Ya yok şu ana kadar ya şöyle tabii mesela büyük yerleştirme mobilya koyacaksan bir şey yapacaksan orada tabii ki izin alman gerekiyor.
Bir de yerel yönetimlerde şey yani çok hani oradaki insanların motivasyonlarına da çok bağlı yani o gün mutsuzdur.
Kişilere bağlı değil mi? Evet evet yani.
Ama genel olarak genel yönetimler bizi tanıyorlar.
Artık biliyorlar, seviyorlar.
Benim ilk projeden belki de yapabilirim.
İlk OZ doğalgaz kutularına saksıyı takacağımızda ben Kadıköy Belediyesi'ne gittim.
Arandım arandım her tarafa.
İşte bir yere gidiyorum. İzin, işte için dilekçe yazacaksın.
Şöyle böyle 6 ay sürer falan.
Sonra bir sosyal medya ekibine gittim.
Bana şey dediler. Abi dediler al şu bir tane bana bez çanta verdiler.
Üzerinde işte Kadıköy Belediyesi yazıyor.
Birisi sorarsa ben Kadıköy Belediyesi'nde tasarımcıyım dedim.
dedi bana. Ve ne yapıyorsan yaptır.
Çünkü günü sona yaptığın şey yararlı bir şey abi o yüzden.
Ya bir de ufak bir şey. Öyle çok bir şey yapmıyorsun.
Ufak yerleştirmelerde sorun yok.
Ama orada mesela şeyler önemli. İşte yaya geçimini engelliyor mu?
Sivri bir şey var mı? Birisi çarptığında şey yapabilir mi?
Bir sıkıntı yaratır mı?
Ama mesela büyük projelerde abi bir sürü tabii işte bir sürü şey negosiyette gidiyorsun, protokol imzalanıyor, teknik detaylar falan.
O problem olabilir ama günün sonunda yerel yönetimlerin bence sizi sahiplenip size destek oluyor olması lazım abi.
Bir de şey de önemli abi bence dediğim gibi çok katılıyorum.
Yani biz böyle şey gibiyiz hani markalarla özel sektörle de çalışıyoruz.
Yerel yönetimlerde çalışıyoruz ve şu sıra gerçekten birlikte daha iyi yaşayabilmesi için bu dünyanın daha iyi bir yer olabilmesi için yerel yönetim, özel sektör ve işte sosyal girişim, sivil toplum işbirlikleri çok değerli.
O yüzden aslında...
Orada da hani yerel yönetimler bizi bir şekilde seviyor ve sahipleniyor.
Çünkü orada bir kapıda oluyoruz beraber.
İşte bir marka bir yere bir iş yapmak istediğinde biz onu yerel yönetimle buluşturabiliyoruz falan.
Bir orta nokta oluyor.
Orta nokta oluyorsunuz siz aslında.
O yüzden hani o tarafta şey ama mesela şu an çok mutluyuz.
Yani birçok belediye bize bu ulaşıyor bir şekilde.
Çok böyle şey seviyorlar.
Biz de onları seviyoruz çünkü. Birçok konuda onlar da bize destek olmaya çalışıyorlar falan.
Hani iyi ya şu sararlarımız bayağı iyi.
Ya işte iyi iş yaptıkça abi güven...
artıyor. Dediğim gibi güven biraz artık zor kazanıldığı için bizim ülkede.
Belki dünyada da öyle bilmiyorum şimdi.
Bence o noktada doğru bir yolda devam ediyorsunuz.
Şimdi önünüzde ne tip projeler var abi?
Var mı kafada bir şeyler ya da ne yapmayı planlıyorsunuz?
Tabii ki pandemi herkes olduğu gibi sizi de bayağı yavaşlattı diye tahmin ediyorum.
Pandemi evet yavaşlattı ya bir de hep böyle sosyal sizin de keza öyle insanlarla bir araya gelmeye gerektiğin işleri yaptığımız için bir yerde durduk.
Gelecekte şöyle aslında bizim her yıl kendimize koyduğumuz böyle hedefler var işte.
Mesela geçen yıl kamusal alan dönüşümü yapalım diyorduk.
Bu yıl bizim sürdürülebilik yılımız olsun.
Bu özellikle pandemiyle beraber de artık daha böyle şey insanların dikkatini de çekmeye başladı.
Bu sürdürülebilik işte dünyanın 20 yıl sonra ne hale geleceğini insanlara daha fazla düşünmeye, konuşmaya ve gerçekten paylaşmaya bununla ilgili bir şeyler üretmeye başladılar.
Biz de acaba zaten üretim ekosistemine biraz sahiplenmeye çalışıyoruz.
Hem işte 3 boyutlu yazıcı gibi araçlarla hem geleneksel üretim araçlarıyla.
Acaba geri dönüşüm kültürünü sahiplenebilir miyiz diye düşünüyoruz bu yıl için.
Çok güzel. Bu arada abi çok lafını bölüyorum sakın unutma.
Instagram sayfanızdaki o açıklayıcı metinler de çok güzel bence.
Çünkü çoğu şeyi bildiğimizi zannediyoruz ama aslında çoğu şeyi bilmiyoruz yani.
O küçük küçük işte geri dönüşüm, ileri dönüşüm, sürdürülebilirlik.
Yani insanlar oradan takip edip her gün yeni bir şeyler de öğrenebilir.
Evet evet. Özür dilerim böldüm.
Yok yok sağ ol abi sağ ol.
Şey... Öyle yani geri dönüşümü alacağız odamıza biraz daha.
Bir geri dönüşüm atölyesi kurmak istiyoruz.
Yani biraz daha aslında şeydir.
Hatta biraz önce de konuşmuştuk yine.
İnsanlar çok böyle kendi evlerinde çıkardıkları atıklığın dönüşüm sürecine çok hakim olamıyorlar.
Evet ayırıyorsun bir yerlere koyuyorsun ama sonraki süreçe çok az şey var orada.
Yani bilinen şey var.
Biz biraz daha acaba işte orayı daha güvenilir hale getirebilir miyiz?
Yani bir onay alanakulün bir atölyesi olsa tabi belli tip plastikleri dönüştürebiliyoruz.
Her türlü değil. belli tip plastikleri geri dönüşerek bunlarla sosyal fayda odaklı ürünler üretebilir miyiz?
Yani şu an böyle şey yapıyorum, sallıyorum.
İşte bir okulun kütüphaneye ihtiyacı var.
Ben bunu geri dönüşüp kütüphaneden hızlı bir şekilde üretip bunu oraya yollayabilir miyim?
Eğer işte çok böyle aşırı sevdiğimiz projelerden bir tanesi mesela işte şey, bir tane böyle plastik frenörü diye bir ekip var.
Bunlar yurt dışında bir ekip. Mesela işte poşetleri topluyorlar.
Poşetlerle çanta üretebileceğin çok basit yöntemler var.
Daha böyle kalın plakalar herhalde anlatacağım.
Bunları üretiyorlar. Uganda'da işte çantası olmadığı için okula giderken işte kitapları ıslanan köylerdeki çocuklara veriyorlar falan.
Aslında inanılmaz projeler.
Çok güzel abi. Biraz daha oraları extend edebilir miyiz?
Açılabilir miyiz? Bir ona şimdi şey yapıyoruz.
Kafa yürüyoruz. Yani tabii sokakta o iki uygulamaya devam edeceğiz.
O uygulamalara işte böyle ayda bir iki yine sokağa ufak ufak 3D print bir şeyler koymaya falan devam edeceğiz.
Birkaç tane böyle işte yine sürpriz projemiz var.
onları da belki işte böyle yani mesela sizin daha sanat tarafını ilgilendirecek Hood Baze ve şeyle Hexamusic'le beraber bir şeyimiz var.
Proje için şimdi hazırlanıyoruz.
Ondan böyle çok kısa bahsedebilirim.
Böyle işte şey diyoruz hani sanatçılar son dönemde çok şey yani bir yıldır Sanatçılar bir şekilde hem maddi geliri hem motivasyonlar çok çok düşük.
Bitik. Aynen. Biz işte sanatçı olmayanlar değilim abi.
Bu arada siz de sanatçısınız.
Başta çok içimden gelerek söyledim onu bence.
Ben hiç öyle görmüyorum.
Sanatçı bilmiyorum. Hiç öyle bakmadım kendimize.
şey, acaba sanatı acaba sokağa bir şekilde konumlandırabilir miyiz falan diye düşünüp böyle yurt dışından çok yapılan bir şey var, hikaye var.
Sanat otomatı. Bir tane otomat var.
İçerisinde işte farklı sanatçıların, yerel sanatçıların yaptığı işte abi ufak ilüstrasyonlar, ufak CD'ler.
Siz müzik yapıyorsunuz, CD'yi tık oraya koyuyorsunuz.
Ufak heykeller falan olan bir otomat yapalım ve insanlar günlük rutininde işte bir vapura binerken tık oradan bir şey alsın ve arkadaşına götürsün.
Tam sanatçıya destek olsun ufak.
Çok güzel. Eyvallah.
Çok güzel gerçekten. Bu geri dönüşüm noktasında Türkiye, aşağıda da konuştuğumuzda söyledim aslında dünya da çok iyi bir noktada değil değil mi?
Yani nereye doğru gidiyor acaba?
Çünkü plastiklerin ortalıkta kalması ben 100 yıl diye biliyordum.
Sen dedin ki 400 yılda küçücük bir parçası gidiyor.
Yani insanlar aslında bu konuda ne yapabilir?
Keşke hızlı bir şekilde siz bu geri dönüşüm olayını hakikaten başlatsanız da bir şekilde yayılsa yani.
Ya işte bir bilincin artması lazım abi.
O bilincin artması lazım.
Yani bizim bu projeye onun zaten ana sebebi mesela biz böyle çok tonlarca plastik öğütemeyeceğiz.
Ama aslında insanlara plastik dönüşümüne dair farkındalık kazandırabileceğimiz o alan kuracağız.
Ana şey o. Ama yani bir şekilde bununla ilgili okumaya başlayabilirler.
Mesela bu konuda Medioscope'un olması lazım.
Bir tane çok güzel bir belgeseli çıktı.
Plastik geri dönüşüm süreçleriyle ilgili falan.
Zaten dünyada da bununla ilgili yasalar şey yapıyor.
Küresel kalkınma amaçları diye bir hikaye var.
küresel kalkınma amaçlarına göre işte 17 tane onsuz madde var.
Yani sadece işte işin plastik kısmı değil, dünyanın sürdürülebilir bir dünya olması için bizim şunları, şunları, şunları, şunları yapmamız gerekiyor diye bir hikaye başlatılmış.
2030'a kadar işte bir çağrı gibi düşünebilirsiniz.
İşte dünyadaki devletlerden belli şeyleri sağlamaları isteniyor falan.
Ya bir onlara bakabilirler, onu diyebilirim.
Yani işte küresel kalkınma amaçlarına bakabilirler.
Orada işte basit basit neler yapılabileceğine dair hikayeler ve içerikler var.
Benim genel olarak işte bu işin ekolojik tarafında tavsiye ettiğim şey et yemek mesela biraz o azaltılabilir.
O hikaye azaltılabilir. Çünkü aslında yediğimiz içtiğimiz şeylerle çok fazla tüketiyoruz.
Su tüketiyoruz. Su krizi diye ayrı bir hikaye var zaten.
Kesinlikle. Yani bir tane hamburger de bilmem kaç bin litre su harcıyordum falan.
Öyle bir hikaye var çünkü arkasında.
Öyle yani. Sustainable ürünler kullanabilirler.
İşte yerel yerlerden alışveriş yapabilirler.
Falan filan. İnsanlar mesela size yardım etmek, destek olmak için ne yapabilir?
Gönüllüler var bildiğim kadarıyla gelip sizinle çalışan.
Ne yapabiliriz? Mesela ben ne yapabilirim abi?
Abi sen dua edebilirsin.
Yok şaka yapıyorum abi de şey.
Ya şöyle şimdi pandemide çok gönüllerle çalışamıyoruz.
İşte böyle pandeminin başına şey yaptık abi insanlara biraz daha motivasyon olsun diye işte evde kalanlar buluşmaları yaptık vesaire.
Ama şimdilik o kadar da kalıyor mesela yapabildiğimiz.
Ama bize destek olmak isteyen insanlar herhangi bir fikrine bize mail atabilir, bizimle tanışmak isteyebilir.
Yani şeye çok açığız. Gerçekten bize mail atıp ben sizinle tanışmak istiyorum.
Beyin fırtınası. Aynen aynen.
Beyin fırtınasına çok açığız.
Ben sizinle tanışmak istiyorum diyen herhangi bir insana, bize neler katabileceğini söyleyen herhangi bir insanla konuşmaya, arkadaş olmaya ve bundan sonra birlikte yapabileceklerimizi hayal etmeye başlıyoruz.
O yüzden bize işte herhangi bir şeyde böyle tanışmak için bile insanlar mail atabilirler.
Web siteniz şimdi bu bakımda web sitemizde bir onaranol linki var normalde.
Oraya tıklayıp onaranol kurulu nasıl katkı sağlayabileceğinden bahseden işte bir şey form aslında.
Yani onaranol kurulu için işte 3 boyutlu yazıcı var üretim yapabilirim veya tasarım diyorum veya işte davul çalıyorum veya sadece sohbetim çok iyi.
Bu da hani çok açık. Onlar bizim kendi şeyimize, sistemimize kayıtlı duruyorlar.
Biz bir ihtiyaç olduğunda işte davul çalacak abi.
Gel davul çalalım beraber diyoruz.
Çok güzel ya. Çünkü her şey işe yarayabilir bu noktada abi.
Emeğinize sağlık abi gerçekten.
Severek takip ediyoruz. Umarım bizim de daha fazla...
içine girebileceğimiz, yardımcı olabileceğimiz projeler de olur belki.
Onun dışında zaten seve seve destek ve takibe devam ediyoruz.
Çok da teşekkürler. Eyvallah.
Bugün geldiğine zaman ayırdığın için.
Çok çok teşekkürler abi ya güzel sözlerin için.
Sizinle ilk bir Perşembe pazarını beraber ekleyeceğiz.
İyice. Evet evet aynen.
Ben de teşekkür edeyim abi.
Çok sağ olun.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
