
Komedyen
Transkript
Ben sana yapma demiyorum.
Yap. Altın Bilezik.
Ama hobi olarak yap.
Selam ben Can Sürmen.
Bu seride tutkularını meslekleri haline getirmiş insanlarla sohbet edeceğiz.
Altın Bilezik başlıyor.
Deniz Göktaş'la beraberiz.
Hoş geldin abi. Hoş bulduk abi.
Tekrar diyorum çok mutluyum.
Farklı bir bölüm olsun böyle.
Ben şey yapayım boş yapayım biraz bundan.
Nasılsın abi? İyiyim abi ben de mutluyum.
Geldiğim için çok güzel bir ortam var.
Evet, ortamımız fena değil.
Tavsiye eder misin herkese? Herkese tavsiye ederim.
Altın bileziği olan olmayan.
Deniz, benim çok severek takip ettiğim yeni nesil diyeceğim.
Stand-up komedyenlerden.
Öyle deniyor değil mi abi?
Evet, öyle deniyor.
Ama tabii onun yanında podcast da var, birçok içerik de var yaptığın.
Şu an güncel olarak neler yapıyorsun?
Ondan başlayalım. Sonra uzun uzun konuşuruz.
Şu an sahneler kapalı olduğu için stand-up'ı...
Devam edemiyorum ama bir podcast serisi var işte söylediğin gibi.
Spotify'da o devam ediyor. Deezer'a bir 5 bölümlük Haset diye bir seri yaptım.
Onun dışında da her hafta uykusuz da yazıyorum.
Yani ondan çok gururla söyleyebileceğim bir şey değil.
Yazmaya çalışıyorum, öğreniyorum diyeyim.
Bir 6-7 aydır uykusuz var bunlara ilk olarak.
Süper abi. Nasıl başladı bu şey olayı?
Yani senin aklında olan bir şey miydi bu?
komedyenlik olayı yoksa sonradan gelişen bir olay mı oldu?
Yani tabii bu nasıl insanın aklında olur onu da bilmiyorum da.
Abi şey ya ben diğer bölümleri dinleyince şeyi hissettim.
Herkes yıllarını harcamış.
Çok işlerinde uzmanlar falan filan.
Ben böyle çok çömez kalacağım diye düşünüyorum.
Ben iki yıldır sahneye çıkıyorum ve yani iki yılında işte bir kısmı pandemi bir kısmı full amatörlük.
Yani yeni yeni başladım.
Komediyle çocukluktan beri ilgileniyordum aslında.
İşte diziler, mizah, yabancı dizileri çok erken yaşta.
Düşmüştüm. İşte Seinfeld, IT Crowd falan.
Oradan gelen bir şey vardı.
Komediye dair bir ilgi.
Ama hiç yapabileceğimi düşünmüyordum.
Çünkü sahneye çıkmak, günlük hayatımda bile sosyal işleri yapmakta çok zorlanan birisiyim.
Hiç imkansız geliyordu.
Oyuncu olmayı da bir ara çocukken istiyordum.
Onu da iptal etmiştim.
Sinemayla ilgileniyordum yıllardır.
İstanbul'a yüksek lisans yapmaya geldim.
Sinema, televizyon üzerine. Ama hiç arkadaşım yoktu.
Hiç kimseyi tanımıyorum. Orada işte Tuzbiber'in açık mikrofonu...
olduğunu gördüm. Bir arkadaşımla beraber birbirimizi gaza getirip hobi olarak yani yapacağım bir şey olarak çıktım.
Oradakilerde o gün çok iyi geçti benim gösteri.
İlk vegan şakamı orada yapmıştım.
İlk şakam oydu. Bayağı sevdiler.
Şeye çağırdılar sonraki hafta.
O dönemde kimse neredeyse yapmıyor.
Çok az kişi yapıyordu. Yıllardır, 4-5 yıldır yapan bir tayfa dışında yeni nesil diyebileceğimiz insanların şovu yapmıyordu.
O sayede kadroda açık vardı.
Birden tuz bir yerde düzenli çıkmaya başladı.
Böyle başladı aslında. Çok güzelmiş ya hikaye valla.
Ya iyi olmuş. Ama yine sen de kendi şansını yaratanlardan olmuşsun abi.
Aslında bakarsan. Yani tabii ki yaratırken bunun farkında değilsin.
Ama oraya gitmesen bu olmayacaktı belki de.
Evet evet. Ya ben sahneye çıkıp konuşabileceğimi bilmiyordum ya.
Bir hazırlık yapıp gitmedin yani.
Hayır şey şakayı yazdım tabii.
Hatta fazla hazırlık yapmış olabilirim.
Oraya çıkan çoğu insan işte şunu anlatırım falan diye çıkıyor.
Ben bütün şeylerim yazılıydı kelime kelime.
Çünkü korktuğum için zaten. Heyecan.
Evet ya ben böyle hastaneye giderken falan da hani.
Çalışıyorum aslında böyle. Neye bakmam lazım, ne demem lazım falan.
O biraz o sosyofobiklikten gelen bir ekstra çalışma durumu var.
Belki öyle bir ekmeğini yemiş olabilirim.
Anladım. Yeni geldim dedin.
İki yıl oldu İstanbul'a geleli.
Zaten bu süreçte gelişti her şey.
Ondan önce Ankara'daydın.
Orada komedyenlikle ilgili bir şey yapıyor muydun?
Orada sinemayla ilgileniyordum ODTÜ'de.
İşte çeşitli videolar çekiyorduk politik gündeme dair ya da okul gündemine dair.
Orada yazdığım şeyler...
Biraz komik diyebilirim belki.
Ya da sinemaya dair bazı senaryolar yazıyordum.
Hatta bir tanesini sonradan çekme şansım oldu.
Onlar da komedi diyebileceğimiz, kara komedi diyebileceğimiz şeylerdi.
Ama komedyenlik dediğimiz, aslında o şaka yazmak, performans olarak onu sunma olayı yoktu öyle bir şey.
Yapacağımı da hiç düşünmüyordum yani.
O güzel zaten abi.
Ankara'da bununla ilgili bir şey, zaten bunun bir okulu yok herhalde abi.
Şeyde gelişiyor insan, sahnede.
Kendini geliştiriyor. Bir de kendini evinde geliştiriyor yani.
Sen normal başka bir bölüm okudun.
Evet. Psikoloji okudum aynen.
Bu olmasa aklında ne vardı?
Mesela yani psikolojiden mi devam edecektin?
Yo full sinema odaklıydım ben.
Ya şey aslında belki bu podcast'in konusuyla uyumlu olur.
Ben inşaat mühendisi olarak girdim ODTİ'ye.
Bunu da sabah okudun bu arada.
Zaten oraya gelecektim. İyi oldu girdin.
Ya işte onu yani böyle çok başarı odaklı falan Büyütüldüğüm için şey yapamamıştım böyle ösesi zamanı çok hani özgür irademle karar verememiştim.
Ama sonra okula geldikten sonra yapamayacağımı emin oldum.
Baya bunalımlı bir işte ilk yıl geçirdim.
Sonra bıraktım psikolojiye geçtim.
Psikolojiye geçme sebebim de şeydi yani sinema bölümlerinde herkes bok gibi diyordu Türkiye'de.
Bir de Ottu'dan da çok ayrılasım yoktu.
En azından dedim böyle yani yazı çizi, hayat anlamaya daha katkı sunabilecek bir bölüm gibi düşünüyordum.
O dönemki önyargım öyleydi psikoloji için.
Bir kısmı da karşılandı.
O sebeple seçtim. Bir yıl okudun mu inşaat?
Bir yıl hazırlık okudum.
Böyle hiç kimseyle konuşmadan işte Dostoyevski okuyup ağlayarak falan.
Saçma sapan bir psikolojiyle.
Sonra işte ilk fizik laboratuvarının şey fizik labı vardı.
Orada herkesin yaptığı basit bir şeyi yapamadım.
Yani böyle artık nasıl bir yıl doldurduysam kendimi sonraki yılın ilk şeyi böyle basit bir grafik yani hiç.
sayısal zekası olmayan bir insanda yapabileceği bir şey.
Böyle bayağı anksiyete bastı.
En son ben çıktım falan. Sonra bir daha gitmedim.
Hiç istemedin yani. Böyle şey dramatik bir şekilde bıraktım.
Planlı bir şekilde değil de. Yoksa bayağı inşaatta kariyer yapma planı vardı herhalde ondan önce.
Ailemin öyle bir planı vardı.
Aslında mimar olmak falan istiyordum.
Hani en sayısalda Yakın hissettiğim şey oydu.
Ama onu da yapamazdım şu an sonra.
Nasıl bir şey olduğunu öğreneceğim. Abi zaten lisede karar kısmı hep onu da konuşuyoruz.
Biraz zor oluyor. İnsan hazır olmuyor.
O yüzden seni yönlendiriyor insanlar, diğer insanlar.
Ona göre sen devam ediyorsun. O yüzden inşaat olmuş ama dönüm noktası büyük bir karar aslında.
Yani bir yıl gittikten sonra inşaatı bırakıp psikolojiye dönmen.
O kararı almak zor oldu mu senin için?
Yoksa bir küçük şey oldu mu orada?
Hani biraz daha gençtim. Hani bizim İstanbul'a gelmemiz gibi müzikle.
Gençlik bir ateşimiz vardı çok da düşünmeden yapabildik onu.
Hani öyle bir şey mi oldu? Ya bilmiyorum açıkçası.
Yani hayatımda hiç böyle bir kararım yok benim.
Hani genel beklentinin zıttına gittiğim bir ilk şey olabilir.
Yani o çok zordu beni.
Çünkü ben lisede fark etmiştim bu işi.
Ya sayısal şeye hem bir yatkınlığımın olmadığını fark etmiştim.
Hem de böyle bir meslek yapmadım ama işte karar alması...
4 yıl falan sürdü artık hani fiziki olarak kriz yaşayana kadar sınıfta.
Ya o gençlik ateşi diyemem galiba böyle daha böyle artık dayanamadığım bir şey.
Anladım anladım. Ya bir de böyle ben çok başarı dolu bir lisede büyüdüm.
İşte Ankara'da Gazi Anadolu Lisesi belki duymuşsun.
Sınıf arkadaşlarımı son yıl bütün gün...
test çözdüğü işte. Kiminin 10.
olduğu, 100. olduğu falan. Herkesin fazla zeki cimrisi olduğu değil mi?
Ya böyle çocukluktan beri işte böyle matematik olimpiyatlarında falan bir şeylerin var, madalyan var, bir şeyin var.
Böyle yani hep tiyatrocu olacağımı düşünüyordum mesela ben.
Ailemde evet olursun falan gibi geçiştiriyordu çocukken beni.
Ama asıl hep onları övüyorlardı insanlar çevremdeki.
O yüzden o şey zor oldu yani.
Çevremdeki herkes işte elektrik mühendisi, bilgisayar mühendisi.
Hepsi severek yapıyorlar.
Yani çalışıyorlar. İleride işte 20 bin lira, 30 bin lira alacaklar.
Ben net bir şekilde şeyden ayrılıyorum.
Gemiden yani. Beraber büyüdüğüm herkesten, aileden falan filan.
Gidip mal gibi psikoloji okuyorum ya.
Tırnak içinde mal gibi diyorum tabii.
O açıdan zordu. Gidip ailene söylediğinde ben işte istemiyorum.
Psikolojiye geçiyorum. Ya da işte ÖSS'ye tekrar hazırlanacağım dedin büyük ihtimalle.
Ne dediler? Nasıl tepki verdiler?
Yani şey buraya gelenlerin ailesi genelde iyiymiş bu arada ben.
Evet abi ben bu arada bu soruyu hep şeyden biraz kışkırtmak için de soruyorum.
Açıklayayım şimdi. Herkes abi benim ailem çok iyi çıktı.
Benim ailem çok iyi. Ulan birinizi de şey verin ya.
Koz verin vermedi kimse.
Sen ver abi bugün lütfen. Ben de geleneği bozmayacağım.
Benim ailem de çok aşırı destekçi.
Çocukluğumdan beri de öyle arkadaş gibi bir şey.
Annem küstü öyle bir şey oldu yani.
3 ay hiç konuşmadı hiç kızmadı etmedi.
Ama yani böyle nasıl bir bunalıma girdiyse.
İlk kez öyle bir şey oldu aramızda.
Babam full destekçiydi zaten.
Hep öyledir. Yani babam tamam nasıl istiyorsan öyle yap dedi.
İstersen sinema yap. İstersen okuma falan da dedi.
İşte okulun şey engel olacağını düşünüyorsan şöyle başka bir şey düşünelim falan filan.
Süper. Evet o açıdan da hep de öyle derdi.
Hala da yani. Aşırı destekçi olmuyor.
Baba fazla şey yapmış.
Evet evet. Anne de ister isterseniz baskı hissediyor abi üstünde.
İşte yapacak bir şey yok. Yani öğrenilmiş şeyler olduğu için bizim ülkede.
Onlar hala annem hala öyle mesela.
Yani şey Ne bileyim iş yerinden insanlar beni dinliyormuş.
Övüyor insanlar. Seviniyor falan ama böyle bir arada şey diyor yani.
Pandemi oldu mesela. İşte bir psikologluk falan düşünüyor musun?
Böyle birden şey oluyor.
Evde küçük bir kriz oluyor.
Mutsuzluk oluyor. Ama yavaş yavaş oluşuyor.
Abi psikolojiye geçiş seçim psikoloji nasıl oldu?
Ya lisedeyken düşünüyordum.
psikolojiyle ilgileniyordum. Çünkü kendim biraz şeyim işte.
Diğer insanlara göre farklı olduğumu fark ediyordum.
Herkesin yapabildiği bazı şeyleri yapamadığımı ya da fazla gerginlik hissettiğimi fark ettiğim için ister istemez insan kendine dönüyor biraz, bakıyor falan.
Zaten psikolojinin ilk yılında işte her hafta bir tane rahatsızlık yani bir şey rahatsızlıkla demeyeyim de.
Çeşitli kişilik tipleri.
Çeşitli eksiklikler falan filan incelenirken her hafta birisi oluyordu sınıfta.
İşte hoca sosyofobikmiş falan ben nereye geldim falan diyorum.
Böyle çok daha şey hissediyordum işte oraya gideceğim öğreneceğim kendimi de tedavi edeceğim falan.
Herkes biraz o modda gelenlerde oluyor biraz cahillik tabii.
Ama normal o yaşta abi ya aslında.
Ya böyle bir büyücülük falan gibi bir şey hissettiğimi hatırlıyorum yani.
Biraz abartı tabii de.
Ya böyle insanlar anlayacağım daha şey derinlere inebileceğim falan.
Hiç öyle bir şey değilmiş hatta.
Daha da kötü anlamaya başlıyorsunuz.
Çok kaptırır sanki. Evet doğru evet evet.
İçine girince biraz daha öyle.
Nasıl geçti o 4 yıl?
Zor mu geçti yoksa? İyi oldu abi yani kafam...
Yattı bir şeyler de öğrendim.
Şimdiki işime de yararı oldu diyor musun psikoloji için?
Çok rahat geçti. Yani ben hiç derse falan da gitmiyordum.
Böyle slide'dan işleniyor zaten.
Aslında hani böyle şey çıktı ya geçen işte açık öğretimde psikoloji olmaz falan filan.
Bayağı her yerde olur bize öğretildiği şekliyle yani.
O kötü bir şey. Son yıl hariç yani bayağı basit bir şekilde test gibi çözüyorsun.
Yapma ya. Aynen öyle o açıdan rahat geçtim.
Çok az mesai mi aldım ama benim gibi insanlar da tabii...
Daha az öğreniyorum doğal olarak.
Çok uzun vadeli cezası var.
Şu an ilk yetkin hissettiğim bir alan değil.
Son yıl bir sürü şey öğrendim.
Şizofreni hastalarıyla tiyatro falan yaptık.
Küçük küçük yırttığım, çözdüğüm şeyler oldu.
Psikolojiye ve hayata dair.
Ama genel olarak bana sinemayla ilgilenme açısından çok vakit sağladı.
Diğer mühendislikte falan olmayacak.
O açıdan yararı oldu. Şu an yazdığım şeylere de...
Etkisi olmuştur muhakkak.
Mühendislik okusam onun da bir şekilde etkisi oldu.
Sabah şöyle bir şey okudum.
Benim de çok sevdiğim bir bakış açısı olduğu için hoşuma gitti.
Berkan'la falan da birkaç bölümde bundan konuştuk.
İnsanlara hani öneri verirken mesela işte Berkan şey demişti.
Gezin, sosyalleşin, kitap okuyun.
Sadece davul çalışmayın falan gibi kendi alanıyla alakalı.
Sen de şey demişsin bir yerde.
Gezdim, dönüp...
inşaat mühendisini bırakmamda bir etkisi oldu o yıl Avrupa'yı gezmemin gibi bir şey diyorsun.
Hakikaten oldu mu böyle bir şey?
Yani öyle bir etkisi oldu mu?
Hani gözünü biraz daha açtı mı o yaşta onları görmek?
Yani birçok açıdan etkiledi.
Ben yani korkak birisiyimdir.
Böyle çok apartman çocuğu gibi yetiştirildim.
Annem babam zıttım olmasına rağmen beni öyle yetiştirdiler.
Ve o açıdan böyle hiçbir cesur şeyim yoktu.
Hani başta sorduğun şeye de geliyor.
Hani ilk kez hayatımda öyle bir karar aldım dedim ya hani mühendisi bırakırken.
Ama Avrupa'da şeydi, bayağı sokakta yattık.
İşte böyle çeşitli siyahi insanların tehditleriyle uyandık.
İşte polisler cezalar yazdı falan filan.
Hayatımda ilk kez öyle bir şey yapıyordum.
Böyle bir cesaret dalgası geldi.
Hani böyle kendimi daha birey gibi hissedebildiğim bir 30 gün yaşadım.
Onun dışında da diğer insanları görüyorsun yani.
Bir sürü farklı...
tercih var ve mutlu insanları görüyorsun işte.
Ne bileyim sokak müzisyeni de olabilir.
Adam çalarak geziyor.
Öyle birisiyle tanışıyorsun ve yani niye mal gibi ben işte şey yani böyle paranın çok önemli olmadığını, kariyerin çok önemli olmadığını gösteren bir sürü şeyle karşılaşıyorsun aslında.
Yani illa gezmene gerek yok bunun için de ben de onun etkisi öyle oldu.
Ve döndüğümde de yani o bir sürü olasılığı gördüğümde şey oldum yani bu bir cesaret sağladı.
Ya bir de ne kadar Sikko yaşadığımı fark ettim.
Yani hani o diğer insanları, güzel yaşayan insanları görünce.
O açıdan herhangi bir işte şu an kimse gezemiyor galiba.
Benim o dönemki sosyoekonomik durumumda gençlerin hiçbiri gezemiyor.
Ama öyle bir şeyin katkısı çok oluyor yani gezmenin.
Motive edici kesinlikle abi.
Psikolojiyi bitirdin. Ondan sonra hani iş hayatına başlayacaksın büyük ihtimalle.
Neydi planın bittiğinde psikoloji?
Yani komedyenlikle ilgili bir şey büyük ihtimalle yoktu hala.
Plan neydi yani? Hani bir işe gireyim, psikologluk yapayım ya da işte sinemayla ilgili bir şeyler deneyeyim falan mıydı?
Ya bir tane senaryom vardı benim.
Bu Köprüde Buluşmalar diye bir şey var.
Sinema platformu diyeyim.
Oraya giden filmler genelde yapılıyor falan.
Oraya seçilmişti tam mezun olmadan önce.
Öyle bir durum olmuştu.
Her şeyimi oraya odaklamıştım.
Yani işte Kültür Bakanlığı destek verecek.
Sen bu sırada onu da kovalıyordun yani o tarafları da zaten.
Evet evet. Tek şey oydu zaten.
Gidebileceğim yol. Psikoloji yapmayacağıma emindim falan filan.
Bir de böyle Bakırköy'de ben staj yaptım.
İşte ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde.
Orayı görünce ben buraya ait olmak istemiyorum dedim.
Yani böyle 50-100 yıl sonra buradakilerin çoğunu şarlatan diye suçlayacaklar.
Çok emindim ona.
Bilmiyorum belki hadsiz bir şeydir ama.
O sayede kafam rahat da sinema yapacağım.
Sonra Kültür Bakanlığı'ndan destek çıkmadı falan.
Böyle bir orada kayıptım.
İstanbul'a geldiğimde çünkü o dönem sanatsal filmleri yapabilmenin tek yolu işte bir fondan destek gelecek ya da bakanlıktan.
O yüzden bir planım yoktu aslında.
Yani okula gelirim, birileriyle tanışırım belki.
Tamamen denerim kafasıyla.
Bitirdiğin gibi buraya mı geldin?
Aynen direkt işte Kadir As'a kabul edilmiştim sinema televizyona.
Oraya geldim. Orada da iyi hocalar vardı falan bir şekilde.
Ya bulurum şeyimi gibi.
Yolu mu? Aynen. Ya işte aylık 2000 lira kazansam yeter.
Öyle bir hesap yapmıştım.
Öyle sinemadan çok da kazanamadım ama yani bir şekilde.
Sonra komedyenlik patlayınca zaten okul falan da bir yalan oldu şey oldu.
Ya plansız gelip aslında bir şekilde bu hale geldim.
O master olayını bitirmedin mi?
Onu saldın mı? Şu an tez aşamasında aslında bir şekilde kurtardım.
Bir ara bir düştü çıktı. Ama onda yararı oldu diyorsun yani.
bir şekilde. Evet birkaç ders birkaç hocaya çok çok etkili oldu yani.
İstanbul'a bodos isteğimle kafada parayı da düşünmeden geldin.
Tuz biberle mi tanıştın?
Evet şey yani şey bu arada şeyi de söyleyeyim bu ben şeyden çok etkilenmiştim.
Bu köprüde buluşman için İstanbul'a geldim.
Benim yaşıtım sinemacı insanların o kadar çok çevresi vardı ki yani işte yönetmen çevresi var, yazar çevresi var falan filan.
Ve ben Ankara'da yani ben Ankara sinemayla ilgilenen herkese bir şekilde bağ olan birisiydim.
Çok kovalayan eden birisiydim ama o ikisi arasındaki fark çok şey geldi.
Yani sanki benim elli katın bir hayat yaşamışlar gibiydi.
Aynı yaşta olduğum insanlar deneyim açısından.
O yüzden biraz onu kovalayarak gelmiştim İstanbul'a işte.
Ama sonra tuz biber işte tuz biberdeki insanlar sahip çıkınca falan birden sinema böyle çok yapay.
gelmeye başladı. Bende de böyle şeyler vardı.
Yani bir şeyi ya çok değer veririm ya boklarım falan.
Şu an daha dengede hepsi de.
İşte okul falan daha az ilgimi çekti.
Tuz biberdekilerle, komedyenlerle takılıp sahnelere çıktım.
Bir şekilde o sinemaya da yaradı sonra.
Bakanlıktan o filme şey destek çıktı falan.
Sonrasına çıktı mı? Evet. İkinci yıl.
Şey neyse bunu söyleyemem galiba.
Nasıl çıktığına dair bir şey değil.
Onu sonra söyle.
Ankara'dan İstanbul'a geliş sürecinde yani bu önemli bir karar aslında bu da abi.
Hani kolay değil. Ailen mesela ne dedi o noktada?
Ya onlar full destekçiydi.
Çünkü sinemayla ilgili ya onlar bir yandan kurumlara bağlı oluyor öyle insanlar.
Yani hani bir şekilde yüksek lisans rahatlatıcı bir şey.
Tamam sinemayla ilgileniyorsun ama en azından daha işte kurumsal bir şekilde devam etmek.
O açıdan Kadir Has en iyi üniversiteydi.
Sinema açısından ama full destekçilerdi orada da.
Yine sana şey malzeme veremedim.
Evet abi hiç malzeme çıkmadı.
Yok yok güzel gayet iyi. Abi İstanbul'a gelip yerleştin sonra işler iyiye gitmeye başladı yavaştan işte.
Maddi kısım nasıl ilerledi senin için?
Ya şey devletten kredi alıyordum bu yüksek lisans öğrencine bin lira falan veriyorlardı.
Bir şekilde onunla geçinmeye çalışıyordum.
Sonra sahnelerden 50 lira falan alıyorduk o dönem.
Bir de çok az kişi geliyordu. 3-4 kişi geliyordu.
Sen düzenli yapmaya başladın o dönem zaten değil mi?
Direkt başlar başlamaz başladım.
Biraz şans, biraz iyi geçmesinin galiba getirisi.
Çok az kazanıyordum.
Şimdi direkt rakam hatırlamıyorum.
Hayır zaten öyle önemli değil.
Çok zorlanıyordum.
Hepimiz zaten bunalıma giriyorduk.
Hala girenler var. Ben bir şekilde şanslı bir şekilde kurtuldum en azından.
Abi şey işte asıl merak ettiğim noktalardan biri de o.
Hani şu an yeni nesilde hakikaten çok iyi bir ekip var bence.
Biz takip ettiğimiz için biraz.
Hani seni daha çok ediyoruz ama diğerlerini de bayağı takip edip seviyoruz.
Ama senin ismini ben her türlü daha çok duyuyorum son zamanlarda.
O senin için dönüm noktası nerede oldu tam olarak?
Yani aslında bu biraz ben şeye bağlıyorum.
Hani böyle bir ne bileyim o politik mizah yapan çok kişi yoktu.
Yani vardı elbette de.
Böyle benim gibi dümdüz didaktiğe yakın bir şekilde yapan insan yoktu.
Çünkü o tercih edilmiyordu, boklanıyordu falan.
Bir şekilde tipim, o yaptığım şey falan hepsi o dönem bir şeyle uyuştu yani.
Bilmiyorum insanların öyle bir içerik arayışıyla mı ne.
Ya böyle birden YouTube'a koyduk.
İşte Kısmet Show vardı. Orada söylediğim birkaç cümle.
YouTube'a kendi koyduğum şakalar falan filan.
Daha böyle sansürsüz şeylerdi internette diğer Türkçe içeriklere göre.
O sayede biraz yükseldi. Biraz da böyle ben yani hoşuma gitmiyor ama böyle tipim işte böyle biraz hayvanat bahçesi hissi veren bir yerden de.
İstanbul abi o ne demek ki?
Sizin için demiyorum da böyle genel bir ilginçlik var.
Diğer insanlara dair avantajım o olabilir belki.
Hani böyle bir solcuyum, muğulcuyum falan diye.
Yani bunlar ben zaten böyle olduğum için planlı bir şekilde yaptığım şeyler değildi ama insanların aradığı şeyle uyuştu herhalde.
O şekilde bir... Dönüşüm oldu.
Bir de küçük küçük şanslar var.
İşte ben YouTube'a hiç düşünmeden içerik koyuyordum o dönem kimse koymuyorken.
4-5 yıldır yapan insanlar daha yaptıkları şeyle bağları daha kuvvetliydi.
Aslında bu baya önemli bir şey abi.
Evet ben dümdüz en kötü şeyleri de koydum.
İlk kez yapmışım o şakayı mesela.
Normalde koyulmaz stand-up'ta.
100. kez yaptığında falan koyarsın ki ustalaşmış olur her esin, vurgun falan filan.
Ben böyle çat çat koyuyordum hepsini.
Bir şekilde onun da etkisi oldu galiba.
Didaktik yapıyorum ben de hani tarz olarak.
Tam olarak ne aslında senin tarzın?
O mudur yani? Öyle mi görüyorsun kendini abi?
Hani bu çok bildiğim bir konu değil ama merak ettiğim bir konu aslında yani.
Çok ayırt edemiyorum komedyenleri birbirinden ama.
Ya direkt böyle tarz olarak öyle mi bilmiyorum da şey.
Komedi de kötü bir şey aslında didaktik.
Bir mesaj kaygılı bir şey yapmak.
Ama ben de asıl komediyi çok gönülden bağlı biri de değildim.
yavaş yavaş hani yaptıkça o şeyini gördüm o özünü diyeyim ben daha çok işte rahatsız etmeye falan odaklıydım hani rahatsız etmek değil yani buraya gelen hepimiz haklı olamayız yani bok gibi bir şey hayat yaşıyoruz
hepimizin sıçtığı yerler var falan filan onlara dair bir şeyler işte ne bileyim ırk ya ırkçılık da böyle çok geniş bir şey oldu artık herkes ırkçılığa karşı bir şey yapıyor da ya böyle daha Türkiye'de söz edilmeyen
şeylere karşı. Söylenmesi evet ayıp olan ya da işte kötü olan.
Toplumsal travmalara karşı şeyler kaşıyordum.
Ya da işte daha grafik bir şeyler anlatıyordum.
Yani böyle gelen kişinin mutlu çıkmasını çok istemiyordum.
Eğer aynı fikirde değilsek tamamen.
Hani bunu açık bir şekilde söyleyeyim.
Biraz bencil bir şey olabilir. Hayata dair aynı yerde olmadığım bir insanın o gösteriden evet güldüm diye çıkmasını istemiyordum.
Bir şekilde öyle ya onlar uyuştu gibi geliyor.
Bir yandan da işte podcast Galiba en hani popülerlik ve maddiyat üzerinden gidersek podcast sayesinde asıl yükseliş oldu diyebilirim.
Anladım. Maddi kısımda da ilerleme, yükselme podcast ile beraber mi oldu biraz daha?
Evet evet. Yani şeyden önce pandemiden önce gösterilerim fullenmeye başlamıştı Ankara'da ve İstanbul'da.
Ama hani belki iki ay sürecekti sonra bitecekti bilmiyorum.
Sadece stand-up sayesinde dolmaya başlamıştı ama podcast artık daha uzun vadeli bir şey.
Garanti oldu. Şu an tamamen durdu değil mi abi stand-up'lar?
Bir ara devam ediyordu çünkü. Evet yazın yaptık şu an durdu.
İşte Mart'ta falan başlayacak.
Umarım tekrar başlar.
Şimdi atıyorum seni uzun yıllar önce seni tanıyan ama uzun süre görmeyen bir arkadaşın ya da ailenden biri, çevrenden biri bir bakıyor komedyen olmuşsun.
Onların tepkileri nasıl oldu?
Yani en zor anlatma kısmı orada olsa gerek çevreye.
Ya da böyle bir şeye ihtiyaç duymadım abi zaten anlatmaya mı dedin yani?
Ya ben mesela akrabalarım arasında falan hiç konuşmayan bir çocuk olarak biliniyorum.
Bazı girdiğim ortamlarda dershaneler falan hatırlıyorum.
Bütün yıl hiç konuşmamış bir insan düşündüm.
Gerçekten işte arkamdan uyuşturucu mu kullanıyor bu çocuk falan diye konuşuluyormuş.
Hep duyuyordum dershane hocaları falan.
Böyle baya bir yılda bir tip yani.
Şimdi çıkmış böyle bir şeyler anlatıyor.
Bir sürü insan izliyor falan. Öyle şeyler geliyor sürekli ya sen nasıl oldun falan filan diye.
Bu bizim sessiz Deniz nasıl konuşuyor bu kadar?
Aynen aynen. Ya bir de böyle şeyim ya sahnede daha böyle işte millete sallıyorum falan filan.
Öyle bir imaj çıktı. O yüzden bayağı şaşırıyorlar.
Akrabalar falan böyle şaşkın genelde yani.
Peki işi ciddiye alma noktasına geldiler mi abi artık?
Yani kabul ettiler mi senin bu işi yaptığını insanlar?
Türkiye'de bu zor bir şey ya bazı meslekler için.
Yani çok konuşmuyorum hala onların yanında ama bilmiyorum şeyini.
Ama şey oldu yani böyle. Seni rahatsız eden bir yorumlar oluyor mu kulağına gelen?
Ha yok yok yok ya bizim aile şeydir zaten böyle çok açık fikirli genel olarak en azından dışarıya doğru yani kendileri öyle yaşamasa da.
Ya şey falan olmuştu işte böyle bir mühendisliği bıraktım da falan ailenin başarılı üyeleri bunun yanlış bir şey olduğunu ve işte hiç para kazanamayacağımı, sefillik çekeceğimi falan düşünüyordu.
Mesela Avaççı'dan şeyi seviyorum şu an onların...
övdüğü şeyden daha fazla para kazanabiliyorum aslında.
Ve bunu söylemeyi seviyorum.
Hani biraz böyle görgüsüzlükle diğer genç insanlara belki cesaret verici bir şey olabilir yani.
Kesinlikle abi biz de bu arada yer buldukça müzikle alakalı tam senin yaptığını yapıyoruz.
Evet bence yapılması gerekiyor ya.
Bu ayıp bir şey değil yani. Bu bir motivasyon bence abi.
Yani olanı söylüyorsun aslında olmayan bir şey değil ki.
Evet evet. Bu işin sürdürülebilirliği nedir Türkiye'de sence?
Yani bu Türkiye'de bu iş yapılır der misin?
Yoksa abi yok sadece bu değil işte ben sinemayla da ilgileneceğim falan filan mı diyorsun?
Kafana nasıl bir plan var yani?
Ya ben hala stand-up'ı popüler kültürün bir parçası olarak görüyorum.
Podcast'i de öyle. Yani tabii nasıl yaptığımızla alakalı ama günün sonunda yine öyle olduğunu düşünüyorum.
Hani biraz sığ bir içerik üretme şeyi, türü diyeyim.
O yüzden sinema ya da dizimsi şeyler yapmayı istiyorum.
Hani öyle bir yetkinliğim var mı yok mu belli değil ama...
Öyle bir şeye daha yatkınım.
Komedi açısından da benim ilgimi çeken şeydi.
Ben geçen yıl böyle şeyi hatırlıyorum.
Hayatımın en mutlu dönemindeyim dediğimi hatırlıyorum.
Daha düzgün para kazanmıyordum ama istediğim, içimden geleni söyleyebiliyorum.
Benim gibi insanlarla beraber gülebiliyorum.
Tanışabiliyorum. Kendimi ifade edebiliyorum.
Ve şey yani ben işte benim çevremdeki çoğu insan işte beyin göçü dedikleri şeyi yaptılar.
Hepsi Amerikalara, başka bir yerlere gitti.
Ben hiç istemiyordum bunu.
Yani hayatım... geleceğimin tamamen karanlık olduğu dönem bile Türkiye'de yaşamak istiyordum.
Ve ilk kez bütün işlerim düzeldiğinde şeyi hissetmeye başladım.
Yani bütün işlerim düzelmesine rağmen çevremle, ailemle işte maddi olarak falan filan her şey olumluyken bu ülkede yaşanmaz şeyine geldim birden.
Yani böyle ya orayı hallettim sanıyordum.
Diğer yerleri halledince orası çıktı.
Yani komedi Türkiye'de ya böyle ağlak bir yerden de söylemek istemiyorum ama Fiziksel tehditlerle uğraşmak zorunda olduğunuz bir şey.
Yani yasal kısmına geçtim.
Ölüm tehditleri, hakaretler.
Sokakta yürürken başınıza bir şey gelebilir söylediğiniz bir şeyden dolayı.
Ve bütün olayı da bu.
İşin daha kötüsü o yani. Sinemada işte millet hep şey yapıyor ya.
İşte alegoriyle anlat. Çaktırmadan anlat falan filan.
Komedi tam tersi. Dürüstçe anlattığın sürece.
Evde konuştuğun gibi yaptığın sürece değerli bir şey.
Samimi olduğunda evet abi.
O durumda da yani bu ülkede yapılı.
Kanlı olacak yapılırsa da bilmiyorum.
Öyle görünüyor zaten.
Yavaş yavaş kan artıyor gibi.
Biz bir şey uygulayacak değiliz tabii ki.
Tam tersi yani. Ya işte başlarına geliyor arkadaşlarımın bir şeyler.
Benim de küçük sıyrıklarla atlattığım olaylar oldu.
Bir şekilde yani mücadele edeceğiz.
Olmasa da yapacak bir şey yok yani bilmiyorum.
Kabullendin biraz da diyorsun.
Ama yok yani şunu demek istiyorum.
Kendini doyurma maddi ve manevi açıdan anlamında o noktada.
Devam edebilirsin yani mutluyum diyorsun.
Evet evet. En nihayetinde.
Dünyanın en güzel şeyi yani insanların hobi olarak yapmak isteyeceği bir şeyi iş olarak yapmak.
Bir de şey dedin ya abi bence o da çok değerli bir nokta.
Geçen yıl çok iyi hissettim.
Çok da iyi kazanmıyordum aslında.
O çok önemli bence ya.
Çok değerli yani. Onun devamında zaten geliyor yavaş yavaş.
Para da geliyor. Daha çok mutluluk da geliyor.
Öyle bir süreç bence.
Umarım böyle de devam eder senin tarafında.
Bu işi yapmak isteyen, başlamak isteyen, ucundan tutmak isteyen birileri varsa sence ne yapmalı bu ülkede?
Yani ben iki yıldır yapıyorum.
Önce onu tekrar şey yapıyorum.
Böyle tavsiye verecek konumda görmüyorum kendimi ama hani iki yıldır yapmanın da şöyle bir avantajı var.
Yakının başlangıç noktasına daha iyi hatırlıyorum.
Taze hafızası. Yani bu iş baya şey bir iş bence.
Liyakate dayalı bir iş.
Yani tabii ki... Hani birilerinin PR'i oluyor ya da seni ön plana çıkabiliyorlar.
İster istemez onun parçası olabiliyorsun ama yani komiksen komiksin.
Ve bir şekilde sana destek olur hani komedyen camiası.
O yüzden işte açık mikrofonlara katılabilir insanlar.
Podcast yapabilirler. Çok bir maliyet olan bir şey değil.
Ve şu an baya...
Yani bakir bir toprak orası.
Hani ürettiğin görülüyor bir şekilde.
Kesinlikle katılıyorum sana.
Öyle sık sık yazıp yabancı komedyenleri, Türk komedyenleri analiz edip.
Hani daha önce yapılmış şeyi yapmamak da kritik biraz.
Ben ona dikkat etmeye çalışıyorum ama ister istemez kafam Umut Sarıkaya yazılarıyla dolu.
Başka bir şeylerle dolu. Yani bazen böyle üst üste geldiği oluyor falan.
Onları törpülemek. Sürekli yeni bir şey aramak ve kendin için üretmek aslında.
Yani onu çok yapıyor komedyenler.
Bana o garip geliyor. Yani aslında...
paralı bir beyaz yaka işinden farksız oluyor.
Eğer kitlenin istediği şeyi yapmaya çalışırsan o...
Müzikte de katılıyorum sana. Bence aynı.
Sanatsal bir şey olmuyor yine.
Tabii sen sanatçı olabilsin de yaptığın şey, kovaladığın şey bayağı 9-6 çalışmaktan farksız bir yere gidiyor.
Ona dönüyor o da yani.
Kendini güldürecek şeyi kovalamak galiba.
Kesinlikle öyle. Yurt dışına gidenler oluyor dedin.
İşte beyin göçü. Yurt dışından buraya ne gelebilir?
Mesela şu gelse abi tam istediğim gibi olur.
Türkiye'ye dediğin bir şey var mı?
Bir şeyler ya da. Böyle şey soyut kavramlar.
Soyut da olabilir. Ya evet ya direkt şey aslında ifade özgürlüğü falan böyle çok şey konuşmayayım dedim ama.
Aynen. Söyle direkt gitsin ya.
Yani şu an mesela muhalif insanlar falan da karşı.
Hani ben geçen başka bir yerde de söylemiştim.
Hani çok kutuplaşıyor Türkiye falan diyorlar ama aslında Türkiye'nin birleştirici gücü ifade özgürlüğü karşıtlı yani.
Türkiye'de %95'i karşı buna.
Ve şey oluyor aslında yani hani iktidarın yararına bir şey.
Çünkü onlar hakaret ediyor, ceza almıyor.
Bu taraf hakaret ediyor, ceza alıyor.
Ya o hakaretin normalleşmesi...
Belki yani böyle bir yerde en az politik doğrucu şekilde ifade özgürlüğü övüyorum.
Yani hakaret o kadar da kötü bir şey değil.
Zaten ediliyor yani. Bunun kamusal alanda edilmesinde bir sakınca yok zaten.
Kaçamıyorsun zaten. Anonim ediyor.
Başka bir şey ediyor. Evet. O biraz daha rahat olabilir yani.
Farklı olabilir. O şekilde işte roast kültürünü de besleyebilecek bir şey yani.
Önünde şu an hedefler nedir abi?
Tam olarak bugünden sonra.
Spesifik olarak. Podcast devam edecek zaten.
Evet. Aslında şey...
Çok öğrenmeye çalıştığım bir dönemdeyim.
Hani ben yaparken işte podcast ilk kez yapıyorum.
Rahat vücuduyum bir şey diyeyim. Diksiyonum düzgün değil falan filan böyle.
Anlıyorum abi. Seni çok iyi anlıyorum.
Evet. Ya o başlangıç zor biraz.
Yaptığım işleri içime sinen bir şekilde yapmak istiyorum.
Şu an çoğunu dinleyemiyorum.
Hani beğenmediğimden değil de ilişkim sağlıklı değil yani o yaptığım şey.
Abi seni anlayabiliyorum. Bazen aynı şeyi ben de hissediyorum.
Değil mi? Çok zor tekrar dinlemek.
Bir de senin yaptığın şeydeki zorluk noktası şu.
Tek başına konuşuyorsun. Bence o daha da zor bir şey yani.
Ya bir de böyle kişisel bir şeyler diyorum bazen.
Sonra çok utanıyorum kendimi pazarlıyor gibi falan filan.
Böyle onu daha sağlıklı bir şekilde getirip.
Ama yok şu an kesinlikle içten ve çok samimi duyuluyor bence.
Ne güzel ya böyleyse.
Bizim tarafımız da öyle.
Belki de o kadar kontrol edememenin faydasıdır yani beklenme.
Aynen. Podcast dışında diğer taraflarda da işte içerik, sinema, dizi bilmem ne.
Evet ya dizi ve sinemaya tekrar işte yazıyorum bir şeyler.
Asıl orada bir şeyler yapmak istiyorum.
Asıl baştaki kafada olana doğru evrilecek mi işler?
Evet evet. Ya daha kalıcı ve derin şey ya derin çok şey hedeflenerek yapılabilir bir şey değil.
Daha kalıcı ve kompleks şeyler yapmak istiyorum aslında.
Böyle podcast'ı bir haftada yazıyorum.
İşte stand-up daha... Gelip geçici şeyler gündeme dair.
Bunlar beni rahatlatıyor. Kafamı boşaltmamı sağlıyor ama böyle daha uzun vadeli 3-4 yıl vakit ayırdığım bir şeyler.
Anladım. Daha kalıcı bir şeyler istiyorsun.
Başka eklemek istediğin bir şey var mı?
Yok çok güzel. Abi teşekkür ederim.
Çok sağ ol ya.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
