
Can Uğur Öğüt - Profesyonel Basketbol Oyuncusu
25 Ocak 2021 · 36 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Profesyonel Basketbol Oyuncusu
Transkript
Ben sana yapma demiyorum.
Yap. Altın Bilezik.
Ama hobi olarak yap. Selam ben Can Sürmen.
Bu seride tutkularını meslekleri haline getirmiş insanlarla sohbet edeceğiz.
Altın Bilezik başlıyor.
Selam dostlar tekrardan.
Bugün sevgili Can Uğur Öğüt'le beraberiz.
Kendisi profesyonel bir basketbol oyuncusu.
Gaziantep basketbolda oynuyor.
Benim de arkadaşım sağ olsun.
Bugün geldi sohbete.
Hoş geldin abi. Hoş bulduk, hoş bulduk kardeşim.
Nasıl gidiyor? İyi, yolunda her şey, hiç sıkıntı yok.
Maçlar, idmanlar, yorucu yani yoğun.
Covid, yani uğraştığımız kadar her şeyle uğraşmaya çalışıyoruz.
Direkt başlayalım. Kısaca biraz kendini tanıtıp bir hafif profesyonel hayatından bahsedersen tanımayanlar, bilmeyenler için güzel bir girizge olur gibi düşünüyorum.
Ben Telekom'da oynadım.
11 sene oynadım altyapı dahil.
Son 4 sene profesyonel oynadım.
Yani Süper Lig'de oynadım son 4 sene.
Telekom'dan sonra da Antep'e transfer oldum.
3 sene aralıksız oynadım Antep'te.
Sonra bir Acıbadem'e gittim 2.
Lig'de. Antep'ten ayrıldığım dönemde.
Sonra Acıbadem işte 2.
Lig'de lige çıkarmaya çalıştık falan olmadı.
Hatırlıyorum o dönemi abi.
Güzel bir takımdı. Evet.
Çok iyi takımdık falan ama olmadı çıkamadık.
Sonra kulüp devam etmek istemedi ben de.
Ben de tekrar Antep'e döndüm. Yani Antep tekrar istedi beni falan filan işte.
Antep'te de bu seneyle beraber 7.
senem oldu. Çok gönül bağımız oldu artık buradaki insanlarla.
Çok seviyorum çünkü. Genel menajeri olsun, malzemecisi, masörü, fizyoterapisti.
Gerçekten çok cana yakınlar.
Organizasyon güzel bir kere. Aile ortamı var.
Organizasyon çok iyi ilerliyor çünkü.
Baktığın zaman Ankara'dan bu tarafa yani bir tek Gaziantep var.
Bir de Afyon var altta ama bu tarafa sadece tek takım var Antep.
O yüzden de çok istikrarlı bir şekilde 10.
senesilikte. Buraya böyle çok genelde ilk transferlerde karaktere bakıyorlar.
Orası çok güzel. Yabancısı Türkiye olsun.
O yüzden de yani amaç kimyayı oluşturmak.
Zaten çok bir hedef bu tarz takımlarda bizim gibi takımlarda çok hedef.
Yani playoff yaparsan çok büyük başarı oluyor.
Ligden düşmemek yani hedef açıkçası.
Hani bir şekilde bu ligde kalmak, kalıcı olmak.
Türkiye iyi bence o noktada bazı kulüpler.
Bayağı iyi hatta. Bence siz de onlardan birisiniz.
Kolay da değil çünkü böyle bir kulüp kültürü oluşturmak da zaman alan bir şey aslında.
Ve maddiyat da önemli tabii.
Türkiye'de o da zor. Günümüz şartlarında.
Başa dönelim abi yavaştan.
Senin için bu basketbol olayı nasıl başladı?
Ondan bahsederek devam edelim.
Aslında biraz da şans oldu benim için.
Malatya'da oynarken o zaman Türkiye Kupası maçlarını TRT veriyordu.
O zaman aileyle, babayla beraber TRT'den Türkiye Kupası maçını izliyoruz.
Sen bayağı Malatyalısın değil mi?
Orada doğdun.
Tabii, evet. Evet evet.
Ailem falan hala oradadır yani.
Onlar orada yaşıyorlar, devam ediyorlar.
TRT'de Telekom maçını...
Telekom kimdi onun Türkiye Kupası'nı hatırlamıyorum da.
Telekom'un genel menajeri de bizim akraba olduğunu babam o gün fark etti.
Babamın hala çocuğuymuş falan.
Biz orada bençte bir anda görünce, aa babam bu Akif değil mi falan dedi.
Baba dedim işte Akif abi kim falan işte benim alamın oğlu falan.
Ertüsü gün böyle aradı dedi ki işte bizim bir oğlan var gelsin de bir bak falan işte isterseniz Ankara'ya girelim biz falan.
Peki sen bu sırada basketbola başlamış mıydın?
Tabii tabii oynuyordum ben.
Ya oynadım derken hani okul takımında klasik herkesin oynadığı gibi okul takımında oynuyordum.
Anladım. Ayrıca bir kulüp takımımız vardı.
Orada gidip geliyorduk falan filan.
Yani işin içindeydin aslında.
Tabii tabii işin içindeydim.
Yaşın kaçtı bu sıralar abi?
Ben çok erken başladım.
İlkokul 2'ye giderken başladım.
Sadece yazları tabii.
O dönemde sadece yazları gidebiliyorduk.
Sonra zamanla ilkokul 5'ten sonra işte hafta sonları maçlar oldu, turnuvalar oldu.
İşte şehir dışlarına gitmeye başladık.
Okul turnuvaları olsun, kulüp turnuvaları olsun.
Sonra böyle bir olay olunca da Orta 2'nin yazıydı.
İşte biz Ankara'ya gittik.
Babam aradı falan. Biz arabayla çıktık Ankara'ya gittik.
Neyse ben antrenmanlara falan çıktım.
Yani önce aslında benim böyle torpille geldiğimi falan düşündüler.
Çünkü hani genel menajerin işte akrabasıymış falan filan.
Böyle bir gözle bakarlar ya önce oyunda.
Evet abi hep öyle oluyor. Bu da torpilleymiş falan hani.
O yüzden gittim.
İşte ilk altyapı sorumlusu bana şey dedi.
Çok iyi hatırlıyorum. İşte daha önce basketbol oynadın mı falan dedi.
Ya ben hani ben dedim acaba beni hani böyle hiç oynamamış.
Gelsin bir işte girsin.
2-3 gün takılsın sonra gitsin.
Gözüyle mi bakıyorlar? Ben öyle anladım çünkü.
Sonra idmana çıktım ben.
Bir şaşırdılar yani. Böyle oynuyorum falan.
Onlar hakikaten torpil istediğini zannetmiş senin sanırım abi.
Aynen. Aynen öyle.
Torpilde geldiğini düşünmüş. Ya ben ilk idmana çıktım.
Böyle gayet iyiydim yani öyle hatırlıyorum.
İkinci idman açtığım üçüncü idman açtığım dördüncü idman kulüp başkanı geldi beni izlemeye.
Aynen böyle A takım antrenörü Ercüment abi vardı o sene.
Evet uzun yıllar o yapmıştı.
Aynen izlemeye geldiler falan.
Sonra işte hazır çabuk yetiş falan bizim A takımda garda ihtiyacımız var.
O zaman dedim da anladılar galiba hani torpille değilmiş falan filan oldum.
Sonra işte o yaz ben sonra Malatya'ya döndüm.
Sonra beni tekrar çağırdılar.
O yazdan sonra da işte bir daha dönmedim yani Malatya'ya.
Bir şey diyeceğim. Şu an aklıma geldi.
Mesela acaba yani o Ankara hikayesi olmasa, bu tanıdık çıkmasa yine bu olaylar buna benzer mi gelişirdi?
Büyük ihtimalle böyle gelişirdi.
Yani basketbola devam ederdin diye düşünüyorum.
Sence öyle mi olurdu?
Yani kesinlikle ederdim.
Çünkü hatta ben Efes benim Amatya'daki antrenörüm Efes Pise'nin altyapı antrenörü aramıştı o zaman benim için.
Eğer Telekom olmasaydı Efes'e gidecektim.
İdmanlara. O zaman Leyla altyapı antrenörü Leyla Hoca'ydı.
Belki biliyorsundur.
Bu Hidayet çok oyuncu yetişti.
Evet Hidayet falan yetişti. Bilmeyenler için onu da söyleyelim.
Baya değerli bir insan yani.
Evet Hidayet Türkoğlu, Kerem Tunçer olsun.
Çok emeği olan bir antrenördü bence.
Öyle bir şey olacaktı ama Telekom'da olunca da öyle beğenince de şartlar da çok uygundu.
Ben de Telekom'u tercih ettim yani.
Abi sen şimdi kendine çok şey anlatmadın da belli ki yetenek ortadaymış.
Bir şekilde bir yere gidecekmişsin zaten sen.
Öyle görünüyor. Ya işte biraz fiziksel olarak hiç kimse aslında böyle şey beklemiyordu.
Kardeşim en iyi seni ben anlarım.
Tabii tabii aynen.
Türkiye'de var ya işte bu basketçi hala da inanmıyorlar.
Hatta bir hikaye anlatayım o konuya gelmişken.
Anlat abi evet. Yani Antep'te oynuyorum.
Trabzon'a gittik maça. İşte uçaktan indik otobüsle işte polis eşliğinde böyle eskortla şeye otele gideceğiz.
Şimdi ben de tam bizim Amerikaların arkasındayım.
İşte çantalarını falan koydular bagaja.
Otobüsten içeri girdiler. Ben tam bagajı koyacağım.
Polis Memur'da tam kapıda bekliyor.
Otobüsün kapısında. Sen dedi hayırdır.
Bana böyle yaptı. Sen dedi hayırdır.
Tamam mı? İşte ben dedim ki Memur Bey işte ben de işte basketbol falan böyle şey yapıyorum.
Hadi abicim hadi dedi.
Bakışına ya dedi sen. Hayda!
İnanırsanız. Tabii tabii öyle bir muhabbet olmuştu.
Sonra bizim işte menajer geldi falan abi tamam işte biz takım oyuncumuz falan filan.
Çok kolay oluyor bu arada hani inanmıyorlar genelde basketçi olarak.
Yani evet bu değişmiyor.
Abi şeyde de öyle zaten altyapılarda da aslında o sıkıntıyı çekiyoruz yani çekiyoruz.
Ben de basketbol oynadım bir süre profesyonel yani ben de o yaşlarda küçük yaşlarda oynadım.
Ben de biraz şişmandım.
Ama fena mesela şutum çok iyiydi.
Ama tabii yani gözlerine girmek çok zor oluyor abi.
Öyle diyeyim yani ne kadar iyi oynasan da bir önyargı oluyor.
Boyu kısa işte kilosu var bilmem ne falan diye.
Bizim çarpı iki oluyor zorluğu.
Yani normal insanlardan daha da zor ilerliyoruz yani.
Tabii tabii aynen öyle.
Ama işte isteyince devam edince belli ki boy boy hiçbir şey fark etmiyor abi yani.
Evet biraz da öyleymiş. Ben çalışmaya çok inanan bir insanım aslında.
Bizim takımdaki gençlere de hala onu anlatmaya çalışıyorum.
Çünkü bu genç jenerasyon biraz daha mental olarak çok şey değil yani.
Farklı değil mi abi? Farkında değiller.
Yani şöyle farkında değiller.
Yani kazandıkları paralar, konumları olsun.
Hani gerçekten...
Türkiye'nin %3'ü %5'idir bence bu paraları kazanıp.
Bu yaşta bu kadar paralar kazanan.
Onları aşılamaya çalışıyorsun bir şekilde.
Ama dediğim gibi mental olarak çok kuvvetli değiller.
Bence en büyük sıkıntılardan biri de bu.
Yani psikolojik olarak çok hazır değiller.
Yani zaten sporculuğun göz ardı edilen en önemli yanı psikolojik zorluk kısmı aslında.
Kesinlikle. Ama işte senin olgunluğuna gelmeleri belki bir zaman alacak.
Ya da senin gibi abileri, belki senin de abilerin vardı.
Böyle abiler yardımcı oluyordur.
Daha hızlı ilerliyordur çocuklarda.
Telekom'da oynamaya başladın.
Bu arada lisede falansın diye tahmin ediyorum.
Değil mi? Orta sona başladım.
Telekom'da oynamaya başladım. Orta sona başladım.
Kolejine gittim hatta.
Orada okudum. Ankara'ya geçtin.
Ankara'ya geçtim. Komple geçtim artık.
Orada kulübün farklı şehirlerden gelen oyuncular için bir evi vardı.
Orada kaldım falan. Benim şanssızlığım şöyle oldu.
Ben hep büyük 87 jenerasyonuyla aynı evde kaldım.
Hiç kendi yaşıtım yoktu.
3 sene. Orada da bir çömez muamesi gördüm gece.
İşte markete göndermeler.
Evet takımlarda da onlar oluyor ya.
Tabii tabii. Bizde çok biliyorsun.
Hierarşi bizde çok fazla. Kesinlikle abi.
O yüzden ama keyifliydi.
Aslında o dönemde aileden ayrılıp gittin oraya değil mi?
Tabii ki normal olarak.
Onun da aslında sen psikolojinin şu an bu kadar gelişmiş olmasının sebebi büyük ihtimalle o olgunluğa sen o yaştan erişmeye başlamışsın abi.
Yani aileden ayrı yaşamak lise dönemi çok kolay olmasa gerek.
Kesinlikle kolay değildi.
İlk bir yıl çok kötüydü benim için.
Kötüydü derken duygusal olarak çok kötüydü.
Küçük çocuksun abi aslında yani.
Aynen öyle. Bir de Malatya'da ben köyde büyüdüm.
Hani köy okulunda okuduk.
Köyde hep bütün zamanım köyde geçti.
Bir anda hani çok büyük bir şehre Ankara'ya gittim.
İşte kolej bilmezdim hani.
Kolejin ne demek olduğunu bile bilmiyordum.
Oradan koleje gittim falan.
Hani böyle çok değişik ortam, değişik insanlar falan filan.
Çok zorluk çektim ilk birkaç yıl.
Ama hep kafamda şey vardı yani.
Hani ne kadar zorluk çeksem de dönmeyeceğim.
Güzel güzel. Kesinlikle dönmeyeceğim.
şey vardı. Ailem olsun çok özledik gel artık dön oldu ama ben kesinlikle orada hep şey yaptım yani hani ben dönmek istemiyorum ben basketbol oynayacağım.
Oyuncu olurum olmazdım tabii o dönemlerde çok şey yapamıyorsun ama ben dönmek istemiyorum basketbol oynamak istiyorum dedim ve kalmıştım ama sonrası son 3 yıldan
sonrası falan çok keyifliydi.
Çok alıştım çünkü her şeye.
Evet alışma dönemi zor abi.
Çoğu Çocuk da belki adapte olamıyor olabilir yani.
Kolay bir süreç değil belli ki.
Üniversite dönemine gelince nasıl ilerledin abi?
Ya şöyle, üniversite benim, biz sporcu olduğumuz için hani genelde şöyle oluyor.
Base'i okuyorsun, okul takımında oynuyorsun.
Seni burslu alıyorlar falan muhabbetleri oluyor.
Ben de Gazi Üniversitesi beni burslu almıştı.
Ama okula maalesef hiç gidemedim.
Anladım. Yani birkaç tane CoachFest turnuvası vardı.
Onlara gitmiştik yazın. Okul için orada oynadık falan ama bir şekilde yani Antep'e geldim, İstanbul'a gittim, Ankara'dan koptum, okula devam edemedim falan.
Anladım abi. Yani şu an bir şekilde bitirmeye çalışıyorum.
Yani dersler online bir şekilde hani ama biliyorsun çok zor yani.
Çok zor abi. Yani bunu şu yüzden sordum abi.
Başlamadan da seninle hafif konuştuk bundan bahsettik.
Çoğu iyi basketbolcu üniversite dönemine geldiğinde bir seçime zorlanıyor ya.
Yani işte basketbolu bırakacaksın, üniversite okuman lazım deniyor çoğuna Türkiye'de.
Yani bu benim çok rastladığım bir şey.
Sen benden de iyi biliyorsundur.
O yüzden bunu sordum.
Yani dediğin gibi evet.
İkisini bir arada yürüten tabii ki de sporcular var.
Var mı? Muhakkak evet. Yani muhakkak vardır.
Ama aynı şehirde olduğu zaman yürütebiliyorsundur belki bir şekilde ama bizim biraz da göçebe hayatı.
Bir gün bir yerdeyiz.
Seneye başka bir şehirde olabiliyoruz falan.
Ben çok yürütemedim açıkçası o dönemi.
Bir de tabii profesyonel hayata atıldığın için.
Evet aynen. Ben biraz daha spor odaklıydım çünkü.
Anladım. Hep idman, hep idman, hep idman falan.
Üniversite şeylerini falan pek hani...
Ya aslında onun pişmanlığı var hala bende.
Onu soracaktım abi. Var mı öyle bir pişmanlık yoksa zaten abi benim işim buydu ben çalıştım bunu yaptım mı diyorsun.
Çünkü bu da gayet makul ve olabilir bir şey bence yani.
Ya tabii ki de bu arada pişmanlığım şöyle hep okumu bitirmek istedim üniversiteye.
Yani üniversite mezunu olmak istedim.
Anladım. Ben çünkü babam aile olarak o eğitime çok önem veren bir aileydik biz.
Herkes bitirdi ben bitiremedim falan.
Anladım. Hani orada biraz şeyim var ama bilmiyorum çok önemli mi?
Yani işte tam onu diyecektim abi.
Zaten sonuçta üniversiteyi niye oku diye bize vurgu yapıyorlar.
Tabii ki sosyal kısmını ayrı tutuyorum.
Yani o ayrı bir şey sosyallik kısmını.
Ama niye üniversite okuyorsun? Bir meslek sahibi olmak için sözde değil mi?
Tabii tabii ki de. Ama sen zaten...
Mesleğini eline almışsın o dönem aslında abi.
Belki de üniversiteye gitmek seni geri tutacaktı mesleğinde.
Öyle bir gerçek de var. Tabii ki de.
Yani hem okula devam edip hem...
Zaten ben üniversiteye başladığımın ikinci senesinde ben Antep'e transfer oldum.
O yüzden işler çok şey oldu yani.
Belki Ankara'da oynamaya devam etseydim bir şekilde gidebilirdim.
Bitirmeye bitirebilirdim üniversiteyi ama...
İşte öyle Antep'e gelince ve üç sene üç süsle oynadım Antep'te.
O yüzden artık hayatı atılmışsın tam olarak.
O yüzden gayet doğal bir süreç.
Hep podcast ile bundan bahsediyoruz da üniversite tabii ki gerekli ama bazen bazı insanları biraz da nasıl diyeyim sana yavaşlattı mı acaba geride mi tuttu gibi böyle konuşuyoruz
tartışıyoruz. O yüzden senin fikrini de merak ettim.
Burada çünkü senin örneğinde gitmemen tabii ki bazı eksiklikler yaratmıştır ama dediğim gibi profesyonel hayata atıldığın için bence çok daha iyi olmuş gibi görünüyor şu anki görüntüde.
Babam, ailem önem veriyor üniversite eğitimine falan dedin.
O dönemde onların tepkileri nasıl oldu?
Anladığım kadarıyla baştan beri basketbol oynamana zaten destek veriyorlardı.
Üniversite döneminde falan tepkileri nasıl oldu?
Babam özellikle çok hassas bu konuda.
İlk gittiğim zamanlarda, üniversite sınıfına ilk sene kazanamadım ben.
İşte babam aradı.
Dedi ki ne yaptın sınavı?
Baba dedim işte böyle böyle kazanamadım falan puanım tutmadı.
Hemen dedim Malatya'ya geliyorsun dedi.
Topluyorsun eşyalarını. Tabii tabii çantanı falan topluyorsun.
Umurumda değil dedi. Kariyer var yer umurumda değil.
Bana ne dedi senin basketbolundan kazandığın paradan bilmem neden falan.
Hemen dedi dönüyorsun Malatya'ya.
Araya işte Malta'daki antrenörüm girdi.
Aradı babamı sakinleştirdiler falan hani.
Böyle böyle bu çocuğun belki bir geleceği olabilir basketbolda hani kalsın.
Seneye kazanabilir falan üniversiteyi derken.
Orada biraz yumuşadı ama hala hastas yani hala.
Yani ne zaman konuşsak şu üniversitede bir bitirme diyeyim ya falan.
Kafasına takılmış bir konu.
Evet evet aynen. Ama aslında yani onun dışında full desteklerdi değil mi abi?
Yani bir şey olmadı. Hani üniversiteye gideceksin.
Yok artık üniversiteye gitmiyorsan bırakacaksın.
Onun devamında öyle bir şey olmadı. Sen devam ettin her şekilde.
Yok yok yok. Hiç karışmadılar.
Yani hep destek oldular o konuda.
Valla sağ olsunlar.
Evet aynen öyle.
Bizim aile bağları çok kuvvetli bir de.
Kardeşler, anne baba çok bir aradayız.
Sürekli konuşuruz. Süper.
Ben biraz çok küçükken ayrıldığım için onlardan.
Çok küçüktüm. Hani biraz böyle bazen kopuklar olabiliyor.
Çünkü o tam çocukluk dönemini yaşadık ama ayrıldım yani.
Sonuçta liseyi Ankara'da okudum.
Yani orada çok uzun bir süreç ayrı kaldık.
Evet doğru. Ama yine de gidebildiğim kadar gitmeye çalışıyorum.
Onlar gelmeye çalışıyor. Bir şekilde vakit geçiriyoruz.
Bir de abi sen güveni boşa çıkarmamışsın sonuçta geldiğin yerde.
O yüzden aile...
gurur duyuyordur diye tahmin ediyorum.
Üniversitede şu an artık bir kağıt parçası aslında abi yani.
Onun dışında bir şey değil ya.
Evet yani meslek sahibi olduk sonuçta.
Bir şekilde burada ilerliyor.
Çok seviyorsun bir de. Bir de ben her zaman söylüyorum yani.
Hem sevdiğin işi yapıyorsun bir de üstüne para veriyorlar.
Benim işim için benzer.
Aynen. Tabii.
O yüzden hani şanslıyız ben diyeyim şu şartlarda.
Kesinlikle abi kesinlikle.
Şimdi işin bir de maddi yönü var abi.
İşin maddi yönü nasıl ilerledi?
Yani genelde nasıl ilerliyor tam bilmiyorum ama çoğu zaman büyük paralar kazanmak için basketbolcular bekliyor gibi tahmin ediyorum.
Senin tarafında nasıl ilerledi?
Bu bir zorluk yarattı mı senin için?
Şöyle aslında performansla da alakası var kazandığın paraların, kontratların falan.
Çünkü bir sene çok iyi kontrat alabilirsin.
O sene kötü oynadığın zaman ertesi sene onun yarı kontratına gidebilirsin.
Hani bu tamamen dediğim gibi performansla alakası var.
Ben o süreçte yani hep üstüne koydum açıkçası.
Sadece antrebe transfer olduğumda risk aldım.
Maddi olarak risk almıştım.
Oynamak istiyordum çünkü. Bir şekilde kendimi gösterip süperlik seviyesinde hep kalıcı olmak istedim.
İşler hep yolunda gitti.
Çok şükür. Burada şans da çok önemli bu arada.
Çok çalışıyorsun, ediyorsun ama fırsat geldiği zaman, şans geldiği zaman da onu orada atıyorum.
Beş maç oynamadın, on maç oynamadın.
Atıyorum o bir maç şans geldi.
Onu çok iyi değerlendiğiniz zaman önün hep açık oluyor.
Merak ettiğim konu şey abi ya.
Bu üniversite döneminde mesela bence ailelerin üniversite oku, basketbolu bıraktaki bir sebepleri de maddi yön.
Öyle geliyor bana.
O dönemler nasıl geçiyor?
Mesela o dönemler maddi açıdan daha mı zor geçiyor ya da o da oyuncudan oyuncuya değişen bir şey mi zaten?
Tabii ki oyuncudan oyuncuya değişen bir şey.
Ben zaten ilk geldiğim seneden beri, Telekom'a geldiğim seneden beri bir şekilde maaş alıyoruz biz.
İşte bir hedefi, bir hayali...
Olduğu zaman çalışarak tabii ki de bence üniversite eğitiminden ya da üniversiteden sonra yapacağı işten çok çok daha yukarıda maaşlar ya da kontratlar alabilir diye düşünüyorum.
Hayatını daha kolay idame ettirebilir bence.
Eğer iyi yerdeysen, iyi oyuncuysan.
Bu arada yani şimdi üniversiteden sonra bir meslek sahibi olduktan sonra işte bilmiyorum.
Bence orada yaş ilerledikçe hani bir şekilde paran ya da maaşın artıyor.
Ama burada yani ikincilikte bile oynasan yani onun çok daha üstüne paraları, kontratları, imza yani oynayabilirsin.
Evet, evet. Ama işte bizim de şöyle yani kaça kadar yani aynı paraya kaç sene aynı seviyede oynayacaksın?
Mesela atıyorum rakamı atıyorum 100 bin lira diyelim.
Kaç sene aynı seviyede oynayacaksın?
Yani 28 ile 33 arası mı?
25-28 arası mı?
Çünkü 37-38'den sonra artık Hani bırakmaya gidiyorsun, sonraki planları düşünmeye başlıyorsun.
Ya anladığım kadarıyla abi sizdeki durum da o oluyor.
Bitirdikten sonra ne yapacağım endişesi belki geliyor olabilir bir noktada.
Ama orada da seçenekler bolca mevcut gibi görüyorum abi.
Yani yöneticiliğinden antrenörlüğüne.
Herhangi başka bir iş kolu bile olabilir.
Yani bilmiyorum senin daha çok var ona düşündün mü bilmiyorum.
Hiç bu soruyu sormayı düşünmüyorum işte.
Hep var hep var aklımda da bıraktıktan sonra ne yaparım nasıl bir yerde yani işin içinde kesinlikle kalmak istiyorum.
Çünkü yani ben oyuncuyu yetiştirebileceğimi düşünüyorum açıkçası böyle kısa oyuncular uzun oyuncular bireysel anlamda hani onları çok iyi çalıştıracağıma mental anlamda özellikle
de onları tutacağımı inanıyorum.
O yüzden hani bir yerden öyle bir başlamak istiyorum bir takımda olur.
Kendi bir bireysel bir yer olur.
Orada oyuncuları çalıştırırım. Kafamda böyle bir plan var.
İleride antrenör olur muyum?
Onu çok daha oraya gelemedim.
Onu 10 yıl sonra bir program daha yapar.
Konuşuruz. Süper olur inşallah.
Daha demin dedin ya ikincilikte bile oynasa işte belki daha iyi paralar kazanabilir falan.
Mesela sen aynı şekilde gittin ama işler farklı gelişti.
İkinci, üçüncülükte oynamaya devam ettin.
Senin kariyerini ne anlamda etkilerdi?
Ve basketbolu meslek olarak yapmanı etkiler miydi?
Öyle sorayım. Kesinlikle etkilerdi.
Bence etkilerdi. Çünkü kazandığın paralar belki önünü göremeyeceksin o dönemde.
Yani ikincilikte oynuyorsun, üçüncülikte oynuyorsun, sakatlanıyorsun.
Hani orada mental anlamda belki üniversiteyi bitirip bu tarafa da...
en azından garantim olsun denebilirim.
İşte bir beden eğitimi öğretmenliği, bir yöneticilik, bir antrenörlük, bir kondisyonellik.
Kesinlikle bunları düşünürdüm yani ben.
Kesinlikle düşünürdüm. Anladım.
Hani çünkü düşünmek zorundasın.
Hani sonuçta ikincilikle üçüncükle tamam dediğin gibi güzel paralar kazanıyor insanlar ama hani eğer bir tık yukarı süperlik seviyesine çıkamayacaksan üniversiteyi bitirip hani
Diğer kapıyı basketbol bıraktıktan sonra öğretmenlik olsun, işte kondisyonellik olsun.
O da kesinlikle yönelirdim. Ha öyle bir o kısmı da garantiye alırdım kafamda diyorsun.
Kesinlikle. Ben biraz garanticiyim o konularda.
O yüzden kesin garantiye alırdım.
Basketbola başlayan ya da ne bileyim senin gibi ortaokulda olan olabilir, lisede olan olabilir, yeni işte profesyonel olan olabilir fark etmez.
Bu yeni basketbol, profesyonel basketbolcu olma adaylarına Ne öneriyorsun en çok abi?
Ya özellikle ben çalışmaktan başka çareler olmadığını düşünüyorum.
Yani çok çalışmaları çünkü ben fiziksel olarak çok şey değildim yani.
Anladın mı? Çok kimse basketbolcu olamaz tarzı muhabbetler oluyordu.
Ama işte kulaklarını kapatıp hep çalışmak çalışmak çalışmak ben yani tek herkese anlatıyorum bunu.
Yani çalışmaktan başka Çareleri yok.
Eğer bu işe hedefleri varsa, yukarıya hedefliyorlarsa kesinlikle.
Ve herkese danışabilirler.
Utanmadan ekstra çalışabilirler.
Ve bence bizim yani o sıkıntı, altyapıda sıkıntı, genel sıkıntı bence eğitici var mı?
Yeteri kadar Türkiye'de.
Evet abi. Basketbol anlamında.
Güzel bir nokta. Görüyoruz örnekleri Sırbistan biliyorsun ekoller yani Avrupa'da çok büyük ekoller.
Yani basketbolu bırakan çoğu oyuncuyu hep bireysel antrenör oyuncu yetiştiriyor ama bizde öyle bir şey hiç yok.
Yani bizde çok üst seviye oynayan oyuncular hep köşelerine çekilip.
Bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum yani hani kesinlikle yanlış anlaşılmasın ama yani bence o insanların altyapıdan gelen çocuklara, basketbolculara basketbol öğretmesini daha mantıklı
buluyorum. Yapıcı bir eleştiri bu bu arada.
Eleştiri olsa da abi. Yani ben öyle düşünüyorum açıkçası.
Hani en azından çünkü çok üst seviye basketbol oynayan çok oyuncu var Türkiye'de.
Yani onlar çocuklara çok daha iyi basketbol öğretebilirler.
Mental olarak, fiziksel olarak yaşadıklarıyla beraber.
Ki hepsi örnek almıştır zaten o basketbolcuları.
O da onlar için bir motive.
motive. Ben biraz eğitici anlamında şikayetim o yönde yani.
Aslında ben de tam zaten bundan sonra onu soracaktım abi.
Çok iyi denk geldi ikisi.
Türkiye'de sence neler daha iyi olabilir?
Biraz onun üstüne konuşalım diyecektim.
Sen zaten direkt oraya girdin.
O da güzel oldu. Yani yeni bir basketbol oyuncusu adayı senin gözünde kulağını kapatıp herkese bol bol çalışması lazım.
Ve öyle ilerlemeli diyorsun yani aile bilmem ne çevreden gelecek hiçbir şeye kulak asmaması lazım.
Hiçbir şeye evet hiçbir şeye ki bu arada aileler de çok önemli bence bu uyuyan şeyde çocuğun gelişiminde.
Çünkü şimdi şöyle bir şey var bu da bir eleştiri yapayım hadi bari konuşmuşken.
Yani bence aileler çocukların çok küçük yaşta...
şey olarak görüyorlar diye düşünüyorum.
Benim gözlemim bu yani. Dışarıdan baktım.
Yani işte sen çok iyi oyuncusun.
Sen böyle oyuncu olacaksın.
Çocuklara bu tarz şeyi empoze ederek bence çocukları hani fazla şımartıp böyle çalışmaktan şey yapıyorlar bence.
Geri kalıyorlar diye düşünüyorum.
Hani ben hep orayı düşünüyorum.
Bence aileler çok önemli ya.
Bu özellikle alt yapıdan çıkan yeni Oynamaya başlayan oyuncular için çok önemli aile.
Evet bir de sen şimdi birebir yaşadığın için gördüğün için başında da bahsettin ya abi.
Anladığım kadarıyla biraz mental olarak da gelişmelerini istiyorsun.
Kesinlikle. Ya bu işin başta da söyledim yani psikoloji mental olarak çok önemli.
Ki bunu da alt tıpından çıkan çocuğa bir ailenin empoze etmesi lazım.
Çünkü çocuk çok küçük yaşta yani ailesinin annesinin babasını dinliyor tabii ki de.
Başkasını. Tabii.
O yüzden bence aileler çok ilk faktör bu konuda.
Devam edersek Türkiye'deki durum açısından eğitim noktasına parmak bastın.
Orası gayet önemli bir nokta.
Çünkü aslında biz bir basketbol ülkesi gibi görünüyoruz abi artık.
Yani basketbolda baya ileride bir ülkeyiz.
Çok önem veren bir ülkeyiz gibi görünüyor.
Ama sen basketbolun içinden biri olarak en önemli eksiklik eğitmende diyorsun.
Doğru anlıyorum değil mi? Kesinlikle.
Kesinlikle eğitici. Peki hangi noktada bunu geliştirebiliriz acaba?
Nasıl yapabiliriz? Yani çeşitli bence projelerle yani basketbol federasyonunun yapacağı bazı ne bileyim işte atıyorum doğuya daha fazla önem verip
oradan oyuncu çıkartıp hani bir sistem olması lazım kesinlikle.
Evet. Mesela sen Malatya'dan Malatya'da yaşıyordun köyde.
Biraz kendi çabalarınla çıktın.
Acaba senin gibi kaç oyuncu çıkıyor Anadolu'dan?
Tabii yani çıkıyor.
Çok oyuncu çıktı.
Örnekleri de var ama dediğim gibi hani çok yetenek var bence Anadolu'da.
Daha da fazla.
Mesela Banvit bunu çok iyi yaptı.
Yıllarca altyapısı özellikle Doğu'ya gidip altyapı antrenörleri, oyuncu izledi, oyuncu baktı.
Çok iletişim kurdular.
Banvit bünyesini aldılar çocukları.
Çok büyük gelişim gösterdiler ki izliyoruz da zaten Alperen Şengün olsun.
Şehmus olsun. Çok keyif veriyorlar gerçekten.
Çok keyif veriyorlar.
Yani dediğim gibi hani eğitici yani onlara basketbol öğretecek disiplini, çalışmayı mental olarak güçlü kalmayı öğretecek eğitici
bulmamız lazım bence öncelikle.
Yani ben gözlenmediğim kadarıyla yıllardır Süper Lig'de hep aynı oyuncular oynuyor.
Şimdi bandırma ekibini oyuncularına bir kenara bırakırsak Çünkü onlardan bahsettik.
Onlar çok oyuncu çıkardı.
Ama jenerasyona baktığımızda Cedi Furkan zaten NBA'ye gitti.
Onun dışında hep aynı oyuncular oynuyor.
Yani alttan gelip de sorumluluk alabilen birkaç oyuncu olmuştur.
Onun dışında hep aynı oyuncular.
Evet abi. Büyük takımlara bakarsak da atıyorum çok iyi Türk oyuncular var ama çoğu oynamıyor.
Evet. İrolik seviyesinde işte Efes Fener'de.
Çok yani Sertaç'la Buğra tamam Efes'te sohbet çok iyi oynadılar ama daha fazla sorumluluk almalılar bence diye düşünüyorum.
İyi gidiyoruz basketbolda.
Evet başarılarımız var.
Ama işte birkaç oyuncu dışında çok oyuncu yetiştirebiliyor muyuz gibi şeyler ve alttan gelenlere yeterli değeri verebiliyor muyuz gibi sorular oluşuyor insanın kafasında işte sen de bunları deyince.
Tabii ki de. Şimdi altyapıda bizim burada da var Antep'te ben genel menajerle de konuşuyorum mesela.
Şimdi altyapıda hep birbirleriyle oynuyorlar aslında.
Yani şöyle bir şey var.
Bir üst seviyede her takımın bence bir atıyorum ikincilikte ya da üçüncülikte bir takımı olması gerekiyor.
Aynı ekip altyapı ekibi atıyorum U18 takımı aynı takım Gidip mesela ikinci ligde, üçüncü ligde farklı atıyorum, farklı
insanlarla, kendinden yaşça büyük, tecrübeli adamlarla oynayıp, kavga edip.
Evet. Hani orada çok gelişiyor.
Bizim şansımız oydu yani. Hani benim, Sertac'ın, Sertac'la beraber biz yıllarca gençlik komutunda oynadık.
Hani biz hemen A takıma gidiyorduk.
İkinci ligde gidip o sertliği, o basketbolu görüyorduk.
O yüzden bizi orası çok geliştirdi.
U18'den çıkıp bir adam süperlik seviyesinde direkt oynaması çok zor artık.
Yani gelip sorumluluk alması çok zor.
Yurt dışına baktığımızda bu da klasik sorduğum sorulardan biri.
Yurt dışına baktığında şu Türkiye'de olsa daha güzel olur dediğin aslında bir Sırbistan örneği verdin antrenörlerle ilgili.
Onun gibi başka bir şey var mı söyleyebileceğin aklına gelen?
Bence Türkiye'de şeyin hakkı çok yeniyor diye düşünüyorum.
Kondisyonerlerin personal takımın kondisyonerlerinin çok hakkını yendiğini düşünüyorum.
Bu konuda bence biraz daha bilinçli olmalıyız.
Çünkü Avrupa'ya, Almanya'ya özellikle Sırbistan'a yani baktığımız zaman artık yani idmanları bile kondisyonerler yaptırıyor.
Çünkü teknoloji çok gelişti.
Bundan 10 sene önceki gibi sistem yok artık yani.
Doğru. O sistem yok.
O yüzden bence sonuçta oyuncu size sağlıklı lazım.
Performansı en önemlisi.
O yüzden bence biraz daha kulüplerin kondisyonellik anlamında, fizyoterapi anlamında bence çok daha iyi organizasyon yapmaları lazım diye düşünüyorum.
Biz biraz daha o konuda çok gerideyiz.
Yani sen de Jordan'ın belgeselini izlemişsindir.
Yani 95'li yıllarda biz daha da yeni yeni yapmaya başladığımız reformer'ı, recovery olarak kullandığımız reformer'ı 95 yılında yapıyor yani adam.
Recovery olarak. Arada bir 30 senemiz var.
Bayağı bir gecikmişiz abi ya.
Çok çok çok.
O yüzden o konuda da biraz şeyim ben.
Kulüplerin bütçelerini bence çoğunu buna ayırması gerektiğini düşünüyorum.
Şimdi bundan sonra nedir hedeflerin?
Biraz ondan bahsedelim. Sonra yavaş yavaş sona doğru gelebiliriz zaten.
Hedeflerim yani hedef bitmiyor ya.
Ama o güzel zaten.
Her sene farklı bir hedef koyuyorsun. Benim öncelikle şu anki ilk hedefim A milli takım.
Kesinlikle milli takımda olmayı çok istiyorum.
Umarım da bu sene olmaz.
Sene olur. Yani bir şekilde olursa.
O yönde de çalışıyorum.
O mental gücüm var diye düşünüyorum.
Konuşmalarından anladığım benim de bayağı var.
Ve bence olacak inşallah en kısa zamanda.
İnşallah. Basketbolcu adayı olursa da dinleyen işte mesela bu da başka bir güzel öneri aslında.
Durmadan hedef. Hedef hiçbir zaman bitmiyor hiçbir yaşta.
Durmadan hedef koysun herkes kendine.
Bu arada her meslek için böyle olabilir.
Sadece basketbol değil. başka türlü hayatta kalamayız.
Mutluluğumuzu kaybedersek de hayat devam etmiyor.
Hedef. Hedef koymak lazım ya her zaman, her yerde yani.
Her işte böyle olmalı bence.
Abi teşekkür ediyorum.
Çok eklemek istediğin bir şey var mı?
Ben teşekkür ediyorum kardeşim.
Allah'a sağlık.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
