
Müzisyen / Davulcu
Transkript
Ben sana yapma demiyorum.
Yap. Ama hobi olarak yap.
Selam ben Can Sürmen.
Bu seride tutkularını meslekleri haline getirmiş insanlarla sohbet edeceğiz.
Altın Bilezik başlıyor.
Selam dostlar.
Bugün sevgili dostum Berkan Tilavel ile beraberim.
Pandemi döneminde...
Bir canlı yayın yapmaya çalışıp benim internetim yüzünden...
Biz tohumlarını ekmiş olduk.
Evet. Yarı yolda kalmıştık ama hatırlarsın.
Benim internetim yüzünden bir türlü bitirememiştik.
Dedim ki podcast'e gelsin ve bitirelim o yarıda kalan şeyi.
Alasını yapalım. Evet abi hoş geldin.
Hoş bulduk. Nasıl gidiyor?
Yani iyi gidiyor desem mi acaba bilmiyorum.
Yer yer iyi gidiyor. Yer yer sıkıcı.
Abi şimdi şöyle güzel kariyerinden bahsedelim istiyorum.
O gün de tamamen konuşurken kesilmişti çünkü.
En baştan başlayalım.
Bugüne kadar gelelim. Şu an neler yaptığından başlasana.
Herkes yani bilmeyenler de bir onu duysun.
Ondan sonra en başa döneriz.
Vurmalı çalgılar icracısı diyebilirim.
İşte adamlar grubunda davulcuyum.
Koran futacı da davulcuyum.
Onun dışında başka bir şey yapmıyorsun zaten değil mi?
Sadece davulculuk yapıyorsun. Yani birkaç sene öncesine kadar daha Şöyle düşünüyordum yani ne kadar farklı müzik çalarsam o kadar iyi olur gibi düşünüyordum.
Ama sonradan yani kendi ruhsağlığım için o pek iyi değilmiş onu anladım.
Biraz yormaya mı başladı? Tabii yormaya başladı.
O yüzden eksilte eksilte şu an gayet şey.
Şu an adamlar ve Korhan var yani.
Evet Korhan'la çok genelde böyle toplanıp kayıt yapıyoruz falan filan.
Zaten pandemi dönemi.
Onun öncesinde de...
Çok konserimiz olmuyordu yani.
Ufak tefek konserler. Yoğun olarak adamlarla.
Yoğun gidiyor. Tabii. Pandemi dahil durmadan devam ediyoruz diyorsun.
Evet abi. Pandemi dahil.
Yine bayağı çalmış olduk yani.
Okey abi. Başa doğru gidelim.
Bu senin hani müzik serüveni nasıl başladı?
Çünkü o canlı yayında da çok güzel girmiştin.
Tam başından biraz bahsetmiştin.
Bana kesilmişti falan. Tekrar onu bir şey yapmak istiyorum.
Herkesin önünde baştan sona duymak istiyorum.
Nasıl başladı? Nasıl başladı?
Biz abimle birlikte ...ilk önce bizimkiler bizi...
...okulda hafta sonları böyle halk eğitim işbirliğiyle...
...bağlama kursu vardı.
Çok güzel. Orada Antalya'daydınız değil mi?
Evet Antalya SİDE'de. Bizimkiler bizi oraya yolladı.
Abimle ikimizi. Sınıfta yanlış hatırlamıyordum en az 20 kişiydik.
Bağlamalar alındı falan filan böyle.
Biz başladık. Orada en basic türkülerden başlandı.
Sonra... Tam olarak ne kadar sürdü bilmiyorum ama böyle eksile eksile eksile o sınıf kapandı abi.
Halk eğitimi. İnsanlar bıraktı mı yavaş yavaş?
Bıraktılar evet. Kimin beceremeyeceğini anladı falan.
Bu arada yaş aralığı ne? Sizin yaşlarınızda insan var mı?
Ben kaç yaşındaydım herhalde?
8-10 arası bir şeydim yani herhalde.
Abim de benden 2 yaş büyük.
O civarla. Sonra işte okuldan...
Okulda bitince biz de dedik ki halk eğitime gidelim direkt.
Orada devam ediyor çünkü yani.
Oraya gittik oradan devam ettik falan.
Böyle bir bağlama hayat, bağlamayla türkülerle bir hayatımız vardı bir dönem.
14-15 yaşına kadar benim için.
Sonra ben işte bizim sitede işte gençlik merkezi aracılığıyla orada orkestra vardı işte çeşitli kurslar vardı falan filan.
Enstrümanlar falan da var herhalde.
Her şey vardı. Annem babam da onun kurucularından anladı değişik merkezini.
Biz abimle ilk böyle orkestra falan filan bağlama dışında abim bas gitarı seçti.
İşte ben de davul. Öyle başladık.
Öyle bir orkestramız vardı arkadaşlarla.
Davul hayatımda orada başladı.
O da aynı şekilde oldu.
Yani götürebildiğimiz kadar götürdük götürdük götürdük.
Sonra ben dedim ki ben bunu dedim hayatıma.
Katacağım yani bu olayı.
Müzik ve davul özelliğinde.
İşte dinlediğim şeyler değişti.
İzlediğim videolar değişti falan.
Daha çok caz müzisyenlerini takip etmeye başladım.
Orada neler oluyor işte. İlk önce daha çok blues falan izliyordum.
Peki ya bu sürede mesela orada özel bir ders aldın mı davulla alakalı?
Gençlik merkezinde bas gitarcı bir hocam vardı.
O bana bir böyle...
Sen bilirsin dede diye bir İlhan Özdeniz'in metodu vardı.
Oradan bana işte basic öğretiyordu.
Hani ufak şey davul çalıyordu.
Küçük bir temel oluşturmuş aslında yani.
Küçük temeli oluşturdu. Sonra ben oradan koptum gittim yani.
Sonra işte liseden sonra bir Akdeniz Üniversitesi şeyim oldu.
Deneyimim oldu. Elektronik haberleşme okudum iki sene.
Ha öyle mi? Sen önce yani bir normal bir bölüm...
Normal bölüm diyorum ya.
Ya endüstri meslek elektrik mezunuyum ben.
Lisede. Oradan çıktım.
Gidebileceğim yerler zaten kısıtlıydı.
Ya bu sırada aklında müzik var mı mesela?
Ben müzik yaparım diye düşünüyor musun?
Hep vardı. Ama o zaman kimseye inandıramıyorsun onu.
O yaşlarda ben şunu yapacağım diye hadi lan oluyor yani.
Hani ilk önce şey hani şey gözüyle bakılıyor.
Şimdi mesela daha Yaşı benden ufak arkadaşlar yazıyorlar mesela.
Abi işte ailem şöyle düşüne falan.
O hep var yani Türk toplumunda.
O eski ve yeni hiç değişmiyor. Hep şey olsun yani yap ama.
Hobi olarak. Hobi olarak yap.
Yani bir şey olsun.
İşte devlete sırtını daya.
İşte ne bileyim. Asıl para kazanacağın, aileni geçindireceğin bir mesleğin olsun.
Garanti para her ay gelsin sana.
Atom bilezik abi işte. Aynen.
Atom bilezik. Bu fikri ilk böyle bana söylediklerinde hep gıcık oluyordum yani.
Hayır ya. Ne demek yani ben böyle.
tutkunu olduğum şeyi ben ilk önce, ilk sıraya getirmek istedim hep böyle.
Ya bu sende lisede falan başladı yani.
Evet. Lisede başladı.
Çünkü bir noktada aslında kendimi o şekilde ifade etmeyi keşfettim kendimde.
Yani aa dedim bir dakika ben böyle kendimi ifade edebiliyorum yani.
Ki o yaşa göre kolay değil aslında onu keşfetmek abi.
Hızlı ilerlemişsin. Ya herhalde bağlamadan falan da...
Onun da etkisi var. Onun da etkisi var.
Yani içimde çok değişik bir...
karışım oluştu. Hem bütün türkülerle hem böyle şeye hakim oldum yani.
Burada neler olmuş, neler bitmiş falan filan.
Ona gerçekten böyle şey onu sindirdim yani.
Lise bayağı böyle kırsal yani anladın mı?
Kırsalın ortasında elimde.
Orada böyle onlarla boğuştum falan.
Sonra üniversiteye geldim de Akdeniz Üniversitesi'nde.
Orası daha müzik kulüpleri, bilmem ne kulüpleri, cart kulübü, cürt kulübü falan.
Daha başka insanlar var. Daha başka kafada insanlar var falan.
Müzik grupları var falan.
Yani SİDE daha küçük bir yer olduğu için bunlar çok az yani.
Bir büyüğüne geçtin. Antalya merkeze gittim.
Orada olay başka yani.
Neyse ben dersten kaçıyordum.
Kafam zaten basmıyor.
Ben bu arada çok tembel bir öğrenciydim.
Kafam hiçbir zaman eğitim sisteminin dışında bir yerde yani.
Oraya hep böyle tembeldim yani.
Gerçi çalışmazdım, sevmezdim.
Böyle sayısal zaten hiç alakam olmamasına rağmen elektrikçi kişiyim.
Hep sayısal yani. Peki orayı seçerken bir baskı oldu mu sana orayı seçmesinde?
Yoksa seçmem gerekiyor bu liseyi bitirdim onu mu okumalıyım dedi?
Sistem beni sürükledi yani.
En üstü meslekçi kişiyim.
Bundan sonra ya çalışma hayatına gireceğim ki orası benim hiç alakam olmayan bir yer.
Yani işte arkadaşlarım vardı işte.
Bobinajcı işte klima sektöründe çalışanlar.
Sanayide çalışanlar vardı.
Kendi dükkanı olan vardı. Bayağı liseden atılmış işe.
Yani tabii adamlar direkt lisedeyken zaten çalışıyordu.
Babası dükkan sahibi işte oraya yollamış.
Çünkü çocuğu yetişsin diye devam ettirsin istiyor falan.
Şimdi lise bitti o zaman 3 seneydi mesela.
Benim dönem son 3 seneliler.
Aynen bende aynıyız. Abi hemen geçti.
Bir panik aldı beni.
Ulan ne yapacağım yani şeyi.
Ben elektrikçi olmak istemiyorum.
Yani ben başka bir şey olmak istiyorum.
Ama yeni yeni daha böyle çok ciddi kararlar düşünmeye başladım.
Uzun uzun... O yaşta kolay da değil yani.
Duvara bakıyordum falan böyle.
Neyse gittim.
Hadi dedim yani belki bir şey olur falan.
Gideyim dedim yani üniversiteye iki sene.
Orası daha da zor.
Orada bir de şey yok yani böyle...
Hani bizim lisede atölye dersleri oluyordu.
Ne bileyim staj oluyordu.
Gidiyorduk çalışıyorduk falan. Orası daha böyle...
Daha şeydi böyle serbest gibiydi.
Abi üniversiteye gittik daha fazla formül, daha fazla ders.
Teorisi anladığım kadarıyla daha fazla.
O da seni daha da sıktı.
O beni iyice bunalttı. Aslında şey gibi oldu yani.
İyi ki de sıkmış beni.
Ben orada böyle sivilce gibi patladım çıktım yani.
Ne yapmak istediğini gördün aslında.
Evet ne yapmak istedim gördüm.
Orada bir müzik kulübü vardı falan.
Arkadaşlarım oldu orada.
Yaşça büyük benden. Aslında tembel değil misin abi bence?
İstediğin şeyi yapmadığın için tembelliğe itiyormuş seni kafanı yani.
Başka yerdeydim aslında. Evet başka.
Ve onun sonunda o müzik kulüpleri falan derken.
Bu arada mesela davul dersine devam ettin mi ya da çalmaya?
O zaman yok.
O zaman sadece o bahsettiğim bas gitar hocası.
Onunla çaldınız o kadar. O ders olarak o.
Onun dışında hep kendim dinledim, izledim.
Festival oluyordu sitede.
Kültür ve Sound Festival. Gidiyordum.
Hep sahne arkasından davulcuları izliyordum falan.
Müzisyenlere bakıyordum. Ne yapıyorlar?
Sahne nasıl gidiyor falan. Hani böyle hep.
Ben tam aynı yolu izlemiştim.
Analiz ediyordum yani.
Bunlar nasıl? Bakıyordum böyle sahnenin arkasında nasıl davranıyorlar?
Sahnede nasıl davranıyorlar? Hep bakıyordum böyle.
Falan filan derken üniversitede müzik kulübüne üye oldum.
İşte orada arkadaşlarım sağ olsunlar hani beni sahiplendiler.
Davulcularla tanıştım.
Çeşitli davulcularla işte.
Ne bileyim gruplarda çaldım böyle o halimle hani gittim.
okulun stüdyoları vardı.
Orada çaldık ettik. Ben okuldan şeyden derslerden kaçıp bir noktada ben kayışı koptu.
Derslerden kaçıp gidiyordum.
Müzik klübünün işte önünde oturuyorduk falan.
Muhabbet ediyorduk, konuşuyorduk.
Bu arada o acemi halde...
Bu arada memleketteki son bahar şenliklerini falan filan da görmüş olduk orada.
Çok güzel bir ortam. 84 geliyordu, Athena geliyordu, Şemran Ferah geliyordu okula falan filan.
Fanta turneleri falan filan.
Alt Bilesik. Abi üniversite hayatı devam ediyor.
Sıkıldın ve müziğe devam etmek istiyorsun aslında içten içe.
Öyle hissediyorum yani söylediklerinden.
Nasıl bir yol izledin ondan sonra?
Hiç unutmuyorum. Müzik kulübünde bir gün otururken bir gazeta vardı böyle.
Gazetenin bir köşesinde şeyi gördüm.
Hacettepe Üniversitesi'nde caz bölümü falan diye bir haber gördüm.
Aa dedim bir dakika ya zaten hani şeyi biliyorum ben müzik olarak ne yapabilirim konservatuarlar var.
Bilmiyorum başka bölümler var mı yok mu öyle bir şey var mı.
Konservatuarlar var ama orayı da istemiyorum çünkü orada klasik müzik eğitimi var.
Hep istediğin şeyi yapma ortamı tam da değil.
O yüzden aradayım ya ne yapmak istiyorum ben ne yapacağım falan hani.
Falan derken Hacettepe Üniversitesi Caz Bölümü gördüm orada.
Bu arada da hep başka ne yapabilirim başka neler var falan filan diye bakınıyordum.
İşte şey Modern Müzik Akademisi vardı.
Hala var mı bilmiyorum ama işte Tarlabaşı değildi.
Elmadağ'da Taksim'de.
İnanılmaz bir aydınlanma yaşadım şu an.
Ben de onu araştırmıştım abi. Evet.
O dönem çok aktifti.
Ve gayet yani çok iyiydi.
Senelik bir ücrete işte öyle bir senelik mi iki senelik eğitimler veriyordu.
Müzisyen hocalar ders veriyordu.
Evet. Orada işte Berk Özgün'müş benim ilk hocam.
Yani şey olarak ilk hocam.
Davulcu. Anladım. Aynen.
Profesyonel olarak. Onu gördüm.
Hatta onu da şeyde görmüştüm.
CNN'de Bulutsuzluğun 20.
yıl konseri miydi? Aynen abi.
25. yıl. Öyle bir... Duman falan da çıkmıştı.
Değişik sanatçılar vardı. Orada çalıyordu.
Onu böyle yan kameradan bir hocayı görmüştüm böyle.
Berk Özgümüş'ü. Böyle traditional tutuyordu falan böyle.
Ben de caz diyorum. Aa bu ne be falan.
Nasıl tutuyor ya? Aa rock çalıyorlar falan filan.
Sonra onu araştırdım.
Baktım Modern Müzik Akademisi'nde.
Dedim ben bir dakika ben buraya gideyim o zaman falan yani onun öğrencisi olayım.
Bir şans çıktı karşına. Falan dedim tam benim onu araştırdım hiç unutmuyorum.
Bir arkadaşımla böyle geldik.
Elmadağ'a gittik. Ben tam oradan uçakla geldim.
Araştı tabii böyle iki gün falan.
İki günlüğü. Gittim oraya dedim Berk Özgün'müş burada hocaymış.
Ben de işte bakmak istiyorum buraya falan.
Ondan sonra işte ayrıldığını öğrendim oradan.
O yıl ayrılmış hoca.
Ben eve döndüm falan böyle düşünüyorum ne yapsam ne etsem falan.
Sonra şey dedim ya sertifika programı falan mı yoksa dedim acaba özelden mi yürüsem dedim yani.
Mantıklı evet. Mesaj attım dedim hocam böyle böyle ben dedim öğrenmek istiyorum.
Hani sizden ders almak istiyorum falan.
Bu arada lafını bölüyorum da o dönem bir de bu dönem gibi rahat iletişim yok mesela şimdi.
Facebook'tan. Instagram'dan çok rahat.
Atıyor mesaj da o dönem biraz daha şeydi yani.
İnsan geriliyor daha. Tabii tabii çok fena.
Sonra Facebook'tan mesaj attım.
O da bana şey dedi işte askere gidiyorum.
Dönüşte başlayalım dedi işte.
Beni bu arada İstanbul'da biliyor.
Benim SİDE'de olduğumu bilmiyor.
Ben yazıyorum ama ben SİDE'de yaşıyorum falan demedim.
Heyecandan böyle. Ben ders almak istiyorum falan.
Kafaya koymuşum yani gideceğim ben.
Yani gideceğim yağacağım.
O zamanlar bu arada bir de uçak biletleri de...
Öyle ucuzdu yani şey olarak.
Daha rahat gidip gelebiliyordun. Daha rahat gidip gelebiliyordum.
Kafaya koydum. Bu arada da işte okuldan kaydımı sildirdim.
Bayağı. Keseyim dedim yani.
Sadece müziğe yöneliyorsun.
Evet evet yöneliyorum. O arada da işte Antalya Büyükşehir Belediyesi şehir tiyatrolarına girdim.
Orada bir orkeste kuruluyordu.
İşte üç tane kabarede müzik yapıyorduk.
Ben de davulcuyordum. Oraya girdim.
Oradan para kazanıyordum böyle işte aylık.
Oradaki parayı annem muhasebesini yapıyordu.
Uçak biletleri alınıyordu işte.
Üç ay öncesinden falan alınıyordu.
Ben... Hoca askere gitti geldi belki özgürmüş.
Sonra aradım böyle hiç unutmuyorum.
Bana şey dedi. Sen nereden...
Sen nereden geleceksin dedi.
Dedim ben işte Antalya'dan geleceğim SİDE'den.
Böyle bir sessizlik oldu. Nasıl ya falan.
İşte dedim yani günü birlik geleceğim geri döneceğim hocam dedim.
Yani sen bayağı abi ders için buradan oraya gidip geldin.
Abi şöyle yani ucuz olan bu uçak bileti ilk uçaktı yani şey olarak.
Ben böyle 6.50 uçağıyla falan gidiyordum İstanbul'a.
9'da 9.30'da ben işte Suadiye'deydim yani.
Neyse gidiyordum sağ olsun sabah böyle kalkıp geliyordu yani benim için.
Sonra akşamına geri mi dönüyordun abi?
Ben... Abi ders alıyordum işte böyle bir buçuk saat bir veri yüklemesi.
İşte dökümanlar, notalar falan filan.
Sonra işte öğleden sonra uçağıyla da bir tık geziyordum böyle.
İlk gittiğimde hiç gezmiyordum.
Böyle bir caddeye gidip geliyordum.
Sonrasında dedim dur ya Taksim'e gideyim falan böyle.
Gidiyordum, geziyordum.
Sonra geri dönüyordum Sabiha Gökcan'dan.
Kaç yaşındasın bu sıralarda abi?
Ya 20 falanım herhalde 19 ya da bilmiyorum ya da 18.
Güzel tecrübeler oluyor yani sana bu soru.
Tabii tabii. İşte ders yapıyorduk falan sonra işte Red grubunun davulcusu.
Oldu evet. Evet. İşte konsere gittiğim zamanlar oldu falan.
Red Concert'lerine gidiyordum.
Bir gün kalıyordum. Sen tanırsın Buğra Özdemir.
Buğra o zaman Rodis'iydi Erke Özdemir'in.
Onunla tanıştık böyle stüdyoda bir gün.
Onda kalıyordum. Onun stüdyosu vardı falan.
Orada yatıp kalkıyorduk. Bir gün daha kalmaya başladım falan filan derken iyice şey oldum yani.
İstanbul'a alışma sürecim başladı.
Bu arada aslında çok nasıl diyeyim kolaymış gibi anlatıyorsun süreci ama aslında kolay bir süreç değil.
Evet. Onu da diyeceğim yani şey şimdiki mesela şuradan bakınca Hakikaten çok o kadar enerji ve o kadar şey yok yani şu an.
Ne kadar istediğini gösteriyor aslında o dönem.
Evet. O yaşımda şey de düşünüyordum yani.
İlk hedefim İstanbul. Sonra yurt dışı diyordum mesela.
O zaman böyle Berkeley, Merkley diyor.
Herkes öyle bir şey. Gidiyorlar, geliyorlar falan.
Avrupa'daki okullar falan. Daha devam var.
Burası ilk durak Berkan diyordum kendi kendime.
Ama yani yok. Turba oraya kadar gitti.
Bazı farklı şeyler bizi engelliyor değil mi abi?
İstanbul'dan sonra biraz zor.
Enerjim bitiyor yani. Bir şey daha söyleyeceğim.
Mesela annemle ayarlıyorduk işte uçak biletlerini alıyorduk falan dedin.
Ailenin tepkilerini ve çevrenin tepkisini çok merak ediyorum abi o dönemde.
Yani sen üniversiteye gittin.
Mesela üniversite seçiminde ne dediler?
Sonra sen müzisyen olmaya karardın kafada biraz.
Üniversiteyi bıraktın İstanbul'a gelmeye başladın.
Onlar nasıl tepki verdi? Çünkü normalde bu bir Türk ailesi için.
Evet evet yok. Mesela babam her zaman şey diyordu işte o fikir vardı onda.
Hani oku ve şey işte ne bileyim işte elektrik mühendisi işte bir şey.
Ol ama müziği yine yap diyordu her zaman.
O babalık içgüdüsüyle herhalde onu ben olmadan ben anlayamayacağım herhalde öyle düşünüyorum.
Annem full destek yani ne istiyorsan ol diyor daha serbest.
Çok güzel. Ne oldu sonra?
İşte dersler devam etti.
İki yıl boyunca. Hatta iki buçuk.
Yani tam bilmiyorum. Üç yıl falan herhalde gidip geldim.
Baya kısa bir süre mi?
Yok baya uzun. Ama şöyle oldu.
İlk başta her hafta gidip geliyordum.
Bir süre. Sonra iki haftada bir oldu.
Sonra tabii şey yani. Dökümanlar biriktikçe.
Bana vereceği yani. Benim kapasitem arttıkça.
İşte ne oldu?
Ayda bire kadar çıktık.
Anladım. Ayda bire kadar çıktık.
Sonra 2-3 sene sonrasında ben Berke Özgümüş'ten Cengiz Baysal'a geçtim.
Bir yılda Cengiz Baysal'la işte onunla da işte ayda bir gidiyordum.
Cengiz Baysal. Hala Antalya'dan geliyorsun bu arada.
Evet evet. Vallahi bravo. Sonra 2012'de ben Yıldız Teknik Sınavına girdim.
Müzik ve saniye santraları da. Bu arada onu fark ettin öyle bir yer olduğunu.
Hacettepe gibi. Aynen. Hacettepe'yi bu arada kazanamadım.
Onu atladım. Yani ilk sınav tecrübem oydu.
Orada davul çaldım yani jürinin karşısında.
Çok inanılmaz böyle heyecanlanmıştım.
Hiç kolay bir şey değil. Tony Williams transkripti vermişti hoca bana.
Onu çalışmıştık böyle.
Abi inanılmaz zor geliyor şu an.
Neyse sonra 2012'de okulu kazandım.
Sonra İstanbullu oldum yani.
Babam şey dedi hani aslında oğlum mesleğin elinde olsun ama müziği yap.
diyordu. Sonra sen bu yola girince ama o da destek verdi.
O okulu kazandıktan sonra bir tık hani böyle işin şey olduğunu anladı.
Artık ciddiye bindiğini.
Okulu var. Hani okullu olacak.
Onu anladı. İçi rahatladı ondan sonra.
Her türlü bir şey kafası var değil mi?
Bizim aile yapımızda. Onu da okuluna okuyunca rahatlıyorlar yani.
Ama şey yani alaylı olmak korkutuyor insanı.
Onların gözünde herhalde.
Evet aslında onu da soracaktım sana.
Yeri gelmişken onu da sorayım.
Yani Mesela alaylı ve okullu olmak bu konuda özellikle müzik sadece davul demeyelim müzik genelinde bahsedelim.
Farkları avantaj ya da dezavantajları var mı sence?
Senin bakış açından nedir yani?
Yani bence hem dezavantajı var hem avantajı var.
Bu kişiden kişiye değişir bu arada.
Kesinlikle tabii. Şimdi sen mesela alaylı bir şekilde böyle o kadar araştırmacı bir ruhun vardır ki.
Böyle kovalarsın ve okul müfredatından çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsin.
Sindirirsin onu. O seni başka bir kapı açar sana.
Okulun da ayrı avantajları var.
Yani sosyal ortamından tut da işte ne bileyim bir derse giriyorsun.
İşte herkes tavulcu değil işte.
Tambur çalanı var. Klasik piyano öğrencisi var.
İşte ne bileyim bağlama. Evet hepsiyle sosyalleşiyorsun aslında.
Opera şan bölümünden birileri var falan derken orada değişik bir şey oluşuyor yani.
Enerji oluşuyor. Şimdi o ortamda eğitim almak da başka bir şey değil.
Evet o da ayrı bir tecrübe demektir.
Evet o da ayrı bir tecrübe. Zaten abi...
Ya keşke memlekette daha fazla konservatuar dışında müzik bölümleri olsa yani.
Çok çok haklısın. Benim yani tek böyle...
Hayal kırıklığımdır yani Türkiye ile ilgili.
Çünkü zaten abi senin girdiğin bölüm gibi başka kaç tane okul var Türkiye'de?
İnsanların gidebileceği. Kaçtır?
2-3 mü? Yok sanırım ya.
Yok bile değil mi? Hacettepecaz vardı.
Kapandı sanırım. Tamam zaten artık hiç yok.
İzmir'de Yaşar Üniversitesi açtı.
Orası da kapandı sanırım.
Bir yıldız var sanırım kale olarak.
Bilgi zaten kapanmıştı.
Performans bölümü. Belki de şöyle olabilir.
Hani konservatuar deyince klasik müzik akla geliyor atıyorum.
Evet bu arada bir algı var.
Ne bileyim direkt bir üniversite bünyesinde bir caz bölümü açmak yerine farklı janralara da hitap eden bölümler açılabilir mesela.
Kesinlikle abi evet. Tam demek istediğim buydu aslında.
Çok iyi nokta.
Belki o zaman Türkiye'de bu işler daha rahat yürür.
Daha rahat yürür. Zaten amacımız aslında rahat yürümesi.
Çocuk bir endişe çekmesin hani ne tepki göreceğim toplumdan, ailemden falan filan diye.
İstanbul'a geldiğin evreyi merak ediyorum bayağı.
Hani yavaş yavaş İstanbul'a geldin artık, yıldız oldu.
Hem biraz o yıldızdaki eğitim, öğretim nasıldı?
Ondan biraz bahsedelim. Sonra artık piyasaya yavaş yavaş nasıl giriş o kısım da önemli.
İlk sene çok fazla seçmeli ders vardı almamız gereken.
O biraz böyle beni şeyi düşündürdü yani.
Hani davul odaları var falan, davul çalışamıyoruz.
Zaman yok, enerjimiz yetmiyor falan.
Ne bileyim böyle...
Uygarlık tarihiyle falan uğraşıyoruz.
Sınavları geliyor falan filan.
Bir sürü bunun gibi böyle seçmeli ders falan derken atlattık ilk seneyi.
Biraz konu dışı şeyler de vardı yani ilk senede.
Var var tabii. Ama o da çok eğlenceli ya arkadaşlarla böyle.
İşin müzik kısmında nasıldı?
İşin müzik kısmında da ben işte her cumartesi miydi?
Cuma akşamı sanırım cumartesiydi.
Taksim'de bir barda bluz çalıyordum.
Başladın şey yapmaya da.
Piyasayla yavaş yavaş giriyorsun.
Bir avukat Bulut abi vardı.
Doktor Oğuzhan abi vardı.
Onlarla trio blues çalıyorduk abi.
Beni çok geliştirdi.
Her hafta sonu onu da deneyimliyordum.
Gidiyordum bir bar ortamında böyle dar blues çalıyorduk falan.
Sürekli gözlem, ilk dönemde gözlem yapmanın, izlemenin çalışmanın üstüne sürekli çalmak mükemmel bir pekiştirme oluyor.
Öyle çalmaya başladım.
Daha sonra işte 2014'te o arada işte caz çaldığım ne bileyim Big Band tecrübem oldu.
Gençlik Caz Orkestrası bünyesinde.
Bunu hep sen birazcık deşiyorsun değil mi?
Bu ortamlara giriyorsun, insanlarla tanışıyorsun.
Biraz girişken olmak gerekiyor bu nokta.
Sosyal olmak gerekiyor herhalde.
Tabii ki mutlaka. İletişim önemli.
Bir de Antalya'dan gelmişsin.
Biraz da açlık da var. Evet.
O da iyi bir şey aslında yani.
Kesinlikle. Yani öyle o tarz hani böyle session drummer tarzında takıldım.
2014'e kadar.
2014'e kadar. Hala aslında 2014'den sonra da takılmıştım ama main grubum belli oldu 2014'te.
Adamlar ekibine katıldım.
O zaman işte Gürhan, Tolga, ben, Burak Güngör'müş.
Sonra Burak Irmak dahil oldu falan hemen sonrasında.
Ya o nasıl oldu? Burak Güngör'müş işte biz işte Bilge Günaydın Piyanist.
Orada bir kere bir kayıt çaldık.
Üçümüz. Trio. Orada Burak'la tanıştım.
Sonra Burak beni aradı.
Ben yine böyle bir yerde caz çalıyorduk.
Ortaköy'de bir yerde. Sonra aradı.
Dedi ki Berkan böyle böyle bir durum var.
Gruba dahil olmak ister misin?
Ben de o zaman şey demiştim.
Sen varsan ben seni tanıyorum.
O zaman varım yani. Tamam okey sen varsan ben de varım.
Gönderdiler bana parçaları. Bir dönüm noktası oluyor değil mi bu sınava?
Böyle ilk albüm parçaları artı birkaç tane parça işte Tolga'nın ve Gürhan'ın işte ve Burak'ın işte Adada, Büyükada'da yaşıyor Burak.
İşte şey akustik gitarla demolar falan filan.
Dedi ki bunlar var bunlara çalış bak dedi böyle işte.
Neyse hepsini dinledim.
Sonra prova yaptık sonra da albüm kaydına girdik.
Öyle başlamış oldu. Baya taktiği oldu yani bir anda içinde buldun olayı kendine.
Sonra çalmaya başladık işte albümü kaydettik deneyiminde.
Öyle git gide daha fazla konser.
Bu sırada okul? Okul devam ediyor.
Çok zorlandık okulla şeyi.
Grubu aynı anda götürmek herhalde.
Tabii yani böyle şeyi hatırlıyorum.
Böyle Ankara'da ya da Eskişehir'de konser var.
Ertesi gün final sınavı var falan.
Sabah 9'da. Yani onun yarattığı stres hani hiçbir şeyde yok gerçekten.
Ben böyle gece Abi kalınacak mı?
Bugün kalıyor muyuz? İşte kalıyoruz.
Böyle başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor falan.
Ben işte gece döndüğümü hatırlıyorum.
Bak Datça'dayız.
15 saat falan sürdü yol.
Ben konserden sonra hemen otogardan bindim.
Sabah Bayrampaşa otogardan Davutpaşa'ya final sınavına yetiştim.
Final sınavını verdim.
Sonra yani hatırlamıyorum oraları.
Ölü gibiydim yani.
Eve gittim uyudum direkt. Zor bir süreç.
Çok zordu. Öyle bir iki sene öyle devam etti.
Sonra okul bittikten sonra çok rahatladım.
Ama bu kadar bu zorluklara rağmen mesela okulu oraya gittiğin için memnunsun diye tahmin ediyorum.
Evet. Ve yeni böyle müzisyen adayları ya da böyle bunun okulunu okumak isteyen insanlara oraya gitmelerini öneriyor musun abi mesela?
Önerir misin? Senin fikrin nedir yani?
Orada da şey devreye giriyor yani dönem yani.
Benim gittiğim dönem çok iyiydi.
Arkadaşlarım iyiydi. Hocalar iyiydi.
E şimdi yani çoğu emekli oldu dağıldı.
Tabii ki hocalar da değişti.
şu an bilmiyorum mesela.
Önerir miyim bilmem. Yani şey olarak ben mesela şeyi de düşünüyorum yani şimdi Instagram'dan yazıyorlar abi ben işte okula hazırlanıyorum Yıldız'a falan.
Şimdi ben onlara böyle bir motivasyon hani tabii ki falan demeden önce bir düşünüyorum ya.
Allah Allah bir dakika şimdi bakıyorum memlekete durumlara bakıyorum.
Pandemi dışında da yani.
Böyle bir şeye yani şu an ben dalar mıydım öyle bir şeye şu anki kafama?
Dalmayabilirdim ya. Ama işte evet.
İnsanlara da o yolu böyle tabii ki falan hani gidin demeden önce şu an düşünüyorum yani bir.
Evet. Hani çok zor bir yolmuş ya.
Türkiye'de özellikle yani çok zor böyle müzik müzikle hayatını kazanma ne bileyim.
Bunu da daha sonra soracaktım da aslında evet.
Ne kadar bizim mesleğin sürdürülebilirliği var acaba Türkiye'de abi bilmiyorum.
Yani Var aslında yok değil.
Ama çok çabuk mesela toplumsal herhangi bir olayda çok çabuk bitiyor.
Etkileniyor. Direkt yani 5 dakika sonra etkileniyor.
Bir şey o bomba patlar.
Ya tabii ki hani 2 gün sonraki konser olmayabilir.
Fakat şöyle yani herhangi kültür bakanlığından arkadaşlar hani yapmayın bir konser.
Hani ortalık karışık.
Ama buyurun yani bu kiranızı ödeyin falan.
Hani hiçbir destek olmaması.
Direkt zaten vahşi ortamın içindesin yani.
İşin temeline yine dönüyoruz bence.
Şu oluyor. Hala insanlar tarafından tam olarak bir meslek gibi görülmediği için oluyor bence.
Bir noktada. Nedenlerden biri bu bence.
Hala ciddiye almıyor olabilirler.
Anladın mı? Çünkü öbür adam bir mesleği var.
Yapamıyor. Ona yardım edelim.
Ama bu zaten müzisyen kafasıyla bakıyor olabilirler.
Yani işte en yakın şey vardı.
Ben hatırlıyorum yani. İşte davulcuyum diyorum davul çalıyorum falan.
Söylemiyor musun diyordu mesela.
Hani sanki söyleyince hani şarkıcı bir tık daha böyle şey hani ha okey.
Ama davulcu deyince mesela müzisyen ya da gitarcıyım deyince.
Hayır abi söylemiyorum çalıyorum ben eşlikçiyim diyordum mesela.
Dikkati alınmıyor o kadar şey yani ciddiye alınmıyor.
Abi yine niye biliyor musun bence biraz her şeyi parayla konumlandırdığımız için.
Büyük ihtimalle kafasında şarkı söyleyenin daha çok para kazandığını düşünüyor ve daha ünlü olduğunu düşünüyor.
O yüzden hani ah be davul mu?
Şarkı söyle be oğlum.
Televizyonda ünlü davulcu ya da ünlü bas gitarist falan duymadığı için hep ünlü şarkıcı falan.
Ya çok garip yani. Hani gerçekten Türkiye özelinde öyle çok.
Saçma. Peki abi işin maddi yönü nasıl ilerledi senin açından?
Onu da insanların merak ettiği bir konu bizle alakalı aslında bakarsan.
İstanbul'a ilk geldiğimde böyle aylık 200 liraya falan geçiniyordum.
O zamanın parası ile, o zamanın ekonomisi ile.
O zaman dışarıda işte barda çalıyordum.
Öncesinde gidip işte böyle lokantalar vardı.
Tabildot usulü. Orada mesela ne bileyim kaç paraydı bilmiyorum hatırlamıyorum ama.
Çok ucuza çorbalı salatalı böyle falanlı filanlı yemek yiyip işine gidebiliyordun.
O yüzden ayı çıkarabiliyordun yani.
Şu an öyle değil mesela.
Evet yani şu an daha popüler bir grupta çalıyorum.
Daha fazla para kazanıyorum.
Pandemi öncesi ne düşünürsek.
Ama bu sefer giderim de çok fazla.
Tabi abi ikisi aynı oranda.
İnsuman olarak düşünsene yani şu an bir trampet almayı dur ya şu trampeti alayım diyebiliyor musun mesela?
Kesinlikle diyemiyorsun abi. Hani ya da imkanı yok.
Bu sene davulu değiştiriyorum.
Hadi ben şanslıyım mesela bilen bilir.
Hep böyle iyi davulları Hep böyle zamanında ve iyi fiyata aldım mesela.
Ama şu an mesela 25-30 bin liraya bir davul.
Bakıyorum mesela yeni davullar.
Öyle maalesef. Orta seviye üstü inanılmaz pahalı mesela.
Şu an öyle alamazsın yani öyle bir davul.
Genel durum öyle biraz. Tabii ki.
Yani gider çok arttı.
Ekipman olarak. Müzisyen sadece davulcu değil.
Bütün müzisyenlerin. İnanılmaz yani.
Bir gitarcının teli mesela Erkin.
Bas gitar teli falan.
En kötüsü bas gitar. Yani durum bu yani biraz şey vahim yani durum.
Geçinme açısından ama yani nasıl bir noktadasın hayatımı geçiriyorum istediğim şekilde diyebilecek bir seviyedesin değil mi?
Ya ben bu anlattığım süreçte evet hep böyle bir kafamdaki hedefe doğru koştum.
O yaşta mesela bir B planım yoktu evet.
Ama yaş ilerledikçe B planı oluyor hep.
İster istemez. Yani şimdi 2014'ten sonra bir sürü olay oldu yani.
Hem İstanbul'da hem dünyada.
Kafamda hep B planı.
İşte dur ya.
Şunu da kenara atayım falan gibisinden.
Hep bir içgüdüsel böyle bir şey oluştu.
B planı ve koruma.
Biraz ailelere hak vermeye mi başladık acaba?
Ya evet işte oraya geldim işte yani.
Hakikaten... Ne bileyim o da karakter meselesi ya.
Ben öyle çok kendi tutkunu olduğum şeye böyle hani şey böyle hainlik etmek gibi hissediyorum böyle.
Hayır yani bu benim ilk istediğim şey.
Bunu ben yapacağım.
Hep o oldu yani içimde.
Hani dur ya şuradan da şunu yapayım da.
Tabii garanti alayım kendimi falan.
Amazon'da tedarikçi olayım falan.
Oradan dolar kazan. Hiç abi öyle bir şeyim olmadı ya.
Ben de senin gibiyim abi. Anlayabiliyorum ne demek istediğini ya.
Öyle yani bu zamana kadar hep böyle bir kenara bir para attım açıkçası.
Öyle geçindim yani. Anladım.
O beni rahatlattı yani. Ama %100 rahatlık?
Yok öyle bir şey yok. Biraz bizim meslekle de evet alakalı bir durum sanırım.
Tabii. Ama tabii bu insanın kafa yapısıyla da alakalı abi.
Haklısın yani. Hani bazısı ben de senin gibiyim.
Ama mutsuz değilim bundan yani.
Bir gerginlik hissetmiyorum.
Mesela bizde şey kafa yapısı var ya hep bir garantide bir şeyin olması lazım.
Yoksa hayat kötü gidecek hissiyat var.
Aslında hep de öyle değil be abi.
Yani bu benim fikrim tabii.
Çoğu kişi buna katılmıyor. Kişisel bir şey.
O yüzden biz geçirebiliyoruz hayatımızı müzikle.
Bütün bunların yanında bir de zihni de rahatlatmak lazım.
O da bir temelde kendi görevimiz olması lazım.
Yoksa bütün olaylarla İnsan böyle şişe şişe abi iyi bir noktaya gitmiyor.
Abi zaten seninle o canlı yayını yaptığımızda da hep aklımda kaldı.
Örneğini veriyorum. Şey örneği vermiştim mesela.
Hep soruyor. Öğrenciler demeyeyim işte.
Yeni davulcu adayları, müzisyen adayları.
Ne yapalım? Ne edelim? Ne çalışalım?
Sen şey demiştin.
Abi sinemaya gidin.
Film izleyin.
Spor yapın. Hani abi...
Sadece bir şeye odaklanmak değil.
Tabii ki ona odaklanıp çalışmamız lazım ama sosyal bir hayat var çevrede.
Kendini başka şekilde de entelektüel olarak da bir geliştirmen, kafanı bir rahatlatman gerekiyor.
Bol bol yürüsün herkes.
Özellikle Türkiye'de bir de onu daha fazla yapmamız gerekiyor.
Tabii tabii. Yani rahatlamak şart.
Yoksa deliririz herhalde.
Sosyal medyada da öyle. Abi her şeyi retweet edip...
Her şeyi story atmak yani bütün toplumsal olayları.
Bu var ya gerçekten yorucu ya.
Çok yoruyor. Hani tamam okey yani tabii ki bir noktada ses çıkarmak lazım ama bu Instagram storiesinde olmasın yani.
O yüzden ben sosyal medyayı olabildiğince eğlence olarak görüp çok fazla...
Bir yere kadar kullanıp sonrasında...
Evet abi yani kafamı boşaltmam lazım.
Çünkü çok gerçek bir şey de değil zaten.
Evet onca bir şey. Onca olan şeyi bir de orada görünce çok şey oluyor yani.
Zaten maruz kalıyoruz yani sokakta, yolda, her yerde.
Hangi noktada profesyonel oldun ben bu işte müzisyenlikte dedin?
Para kazandığında mı yoksa atıyorum İstanbul'a gelip orada burada çalmaya başladığında bu benim işim ben profesyonel olarak artık müzik yapıyorum mu dedin?
Okul biraz etkisi oldu bende.
Kendi kendime hani. Evet o da bir nokta senin için.
Okulda böyle 3. 4. sınıfta falan işte çalıyordum sağda solda.
Caz çalıyordum, Big Band'e girdim falan.
Dedim herhalde şey, bir de şöyle evim kirasını kendim ödemeye başlayınca hani bizimkilere dedim ki bir dakika siz bir durun.
Ben bir deneyeceğim, bir şey deneyeceğim bir dakika falan.
Çok güzel. Onu yaptıktan sonra dedim şey, herhalde profesyonelim artık yani.
İstediğim şeyi de yapıyorum. Müzik okudun, bitirdin.
Mesela ben işletme okudum.
Hani insanlar şey olarak görüyor.
Mesela canın bir altın bileziği var.
Müzisyen oldu ama işletme okudu.
En azından bir altın bileziği var. Sen müzik de okudun.
Mesela sana bu noktada ne diyorlar acaba?
Hiç tepki gördün mü çevrenden, ailenden falan filan?
Senin altın bileziğin de müzik aslında çünkü.
Her şeyle hakkıyla bu işi yaptın.
Toplumda hala bir ciddiye almama durumu var mı?
Yani bence mutlaka var.
Yani onu direkt suratına söylemiyorlarsa.
Çünkü o işin orada bitmediği...
Ondan tatmin olmuyor insanlar.
Bu sefer de abi akademik şeyim var.
Akademide neredesin? Ben onu seçmedim ki.
O yolda değilim yani. Ben istemiyorum akademik hoca olmak istemiyorum üniversitede ya da bir yerde.
Müzik öğretmeni de olmak istemiyorum.
Benim yolum bu. Ben performansa yönelmek istedim yani her zaman.
O yüzden toplumun ne düşündüğüyle ilgili...
Uzun zamandır...
Zaten bir şey kafama takmıyorum diyorsun.
Tabii kafama takmıyorum. Zaten öyle ilerlenmiyor maalesef.
Tabii tabii. Kendi iç sesini dinleyeceksin.
Evet imkansız. Sürekli hayal kurdum.
O kondisyonumu hep yüksek tuttum yani.
Hayal kurdum işte ne bileyim.
Bunu ama şöyle yani insanlar hayal kurarken çok hırslı bir şekilde kuruyorlar.
Bu bir boka yaramayan bir formül bence.
Olayın hırs boyutu...
çok tehlikeli bir halde alabiliyor yani.
Onu belki başta böyle o beni gazlayacak şeyin içinde belki hırs bir tutam vardır yani.
İşte bu çalışma motivasyonu için iyi bir şey olabilir.
Evet belki iyi bir şey olabilir ama bütün hayata hırsı yaydığın zaman o kurduğun hayallerin içinde çok fazla...
O hayale zarar veriyor aslında.
Evet aslında hem sana zarar veriyor hem kurduğun hayallere zarar veriyor.
O yüzden hani böyle pür ve saf bir yerden Böyle iyi niyetli bir şekilde güzelce hayal kurduğun zaman aslında hedefe ulaşmak için büyük bir şeyi halletmiş
oluyorsun. Grup müzisyenliği nasıl yani?
Bir grupta olmak, diğer insanlarla o hayatı geçirmek o nasıl bir his?
Grup müzisyenliği benim aslında tercih ettiğim bir durumdur.
Grup elemanı olmak.
Evet bazıları çünkü sesin olmayı da seçebiliyor.
Evet yani o tercih meselesi.
Ben böyle daha rahat ve ifadeyi daha güçlü buluyorum aslında grupta.
Alıştığın karakterlerle...
Evet o sinerjiyi yakalamaya devam ettirmek.
...şeyi yaratmak daha şey yani değerli geliyor bana.
Bilmiyorum. Diğeri değersiz...
Ya diğerini çok fazla şey yapmadım.
Deneyimlemedim aslında. O İstanbul'a ilk geldiğim zaman...
çalıyordum işte caz gruplarında gidiyordum çalıyordum falan filan ama her zaman işin bu tarafını daha şey buldum kıymetli buldum yani.
Grup olarak bir şeyi inşa etmek başka bir şey.
Türkiye'de profesyonel müzisyen olmak desem sana yani aslında bu konu çok ayrı bir program olur uzar gider konuşuruz aslında ama mesela yurt dışı örneklerine baktığında ne daha
iyi olabilir Türkiye'de?
Yani şu daha iyi olsa ne bileyim daha iyi ilerleriz.
İnsanları daha rahat eder diyebileceğin neler var?
Ya ben bu yine böyle bir analizim yani.
Başından beri baktım böyle hani piyasadaki müzisyenleri analiz ettim.
Baktım ne yapıyorlar, ne diyorlar falan.
Ya şunu düşündüm.
Keşke bir tık daha iyi bir vizyona sahip olsaydık.
Hani bu sanırım en temel şey yani sıkıntımız.
Yani müzisyenlerin böyle bir Irgat pazarı tarzında hani seyşin müzisyenliği falan filan.
Hani öyle vahşi ortama giriyoruz.
Evet öyle yani öyle gördüm.
Hani böyle bir vahşi ortam var ortalıkta.
Hani çok tehlikeli.
Keşke hani daha vizyon sahibi olunsaydı.
Ya sanırım biraz kültürümüzle de alakalı.
Evet evet bu kültürel bir şey kesinlikle.
Onun sonucu olarak. Bence de. Peki yurt dışından, şu keşke burada da olsaydı.
Mesela aslında yurt dışına gitmeyeyim.
Sizin gençlik merkezi bence mükemmel bir şeymiş abi.
Keşke bu her ilçede, her kasabada, köyde gençlik merkezi açtıysa.
Ben yaşadığım mahallede atıyorum mesela ya da semtte ki böyle hafif serseri çocuklar vardı mesela okulda da.
Okulum da oradaydı işte.
Gençlik merkezi oradaydı.
Evimiz de yakındaydı falan.
Mesela semtteki serseri çocuklar resmen gençlik merkezi duvarları içerisinde akortlanıyordu yani.
Çok güzel. Bu resmen bir rehabilitasyon yani.
O yüzden mesela şey dedik ya daha fazla okul olsaydı, üniversite olsaydı, daha fazla jarnada eğitimler verilseydi gibi.
Bence her semtte gençlik merkezi bunlar desteklenmesi lazım devlet tarafından.
Daha fazla olması lazım.
İnsanların hani...
daha fazla sosyal aktivite yapması lazım ki bu sayede biraz daha erken başlayacağın bu süreçte sen kararını biraz daha net verebilirsin üniversite dönemine geldiğinde yani müziği hakikaten istiyor
musun çünkü çalıyor ve görmüş ortama da hakim olacaksın yoksa yok abi ben hakikaten bunu hobi olarak yapacağım başka bir şey okumak istiyorum mu diyorsun noktası olabilir gençlik merkezleri çoğalırsa keşke çoğalsa şey
yani bu arada yapısal olarak değil yani Her yere binayı dikersin de.
Yok yok o değil evet. Yani o kaliteyi sağlamak için ne bileyim doğru insanlar çalışması lazım.
Yani hem iletişim kurma kabiliyeti yüksek insanlar olması lazım.
Evet evet eğitimci kısmı da biraz önemli.
İşte mesela geçen hafta Ethem'le o da ilüstratör.
O da aynı örneği verdi mesela.
Abi okul çok var ama iyi akademisyen ne kadar var.
Evet. Ya da iyi okul kaç tane var.
Onlarda da mesela okul var ama hani evet biraz ona geliyor olay aslında.
Okumak için okumak da biraz bizde ona gelmeye başladı ya olay o da kötü.
Kesinlikle. Yeni küçük müzisyen davulcu adaylarına küçük olmayabilir bu arada yani genç büyük de olabilir.
Önerin var mı abi şöyle yapsınlar şuradan başlasınlar falan diyeceğin?
Çok fazla ansiyete sahibi gençler.
Genç derken benden yaşı küçük.
İnsanlarla konuşuyorum.
Bu konuda hani ne yapacağız?
Sen ne yaptın? Yani herkesin deneyimi farklı.
Kesin. Ben kendilerini rahatlatmasını herkesin isterim.
Yani biraz insanın kendini salması da ilerletir.
Öyle düşünüyorum yani.
Hayal kurmayı bırakmasınlar.
Bu da bir şeydir yani.
Kondisyondur. Orada körelince...
Çok önemli bir kondisyondur. Ne bileyim işte.
Orada körelince her şey bitiyor aslında.
Evet. Sonra bir şey kalmıyor zaten.
Temelde hayal kurmak lazım.
Ne bileyim, işte benim yaptığımı yapabilirler.
Müzisyenleri fanatizm değil de analizini yapabilirler insanların.
Yani kim ne yapıyor, nasıl yapıyor, onu nasıl yapıyor, bunu nasıl yapıyor merak edip böyle izleyebilirler.
Bol bol zaten YouTube diye bir şey var yani.
Artık evet bu dönemde o da arttığı için bol bol izleyip çalışmak etkilidir.
Bol bol ne kadar farklı müzik dinlerlerse o kadar...
gelişirler diye düşünüyorum.
%100 katılıyorum. Altına imzamı atıyorum.
Evet. Öyle. Teşekkür ediyorum.
Gönüllerini ferah tutsunlar bir de.
Evet. Anksiyete yapmasınlar.
Yok yok yapmasınlar. Çünkü ortam çok öyle şu an.
Herkesi ona itiyor. Tabii.
Biraz akışında ilerlemek daha iyi gelebilir herkese sakin olmak.
Kesinlikle. Berkan çok teşekkürler.
Ben teşekkür ederim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
