
Akademisyenler kavga edince ne yapıyor? Spoiler: Birbirlerine bağırmak yerine bazen… makale yazıyorlar.
Bu bölümde akademinin en kibar ama bir o kadar da eğlenceli tartışma biçimlerinden birine giriyoruz. Bir çalışma yayımlanıyor, başka bilim insanları “Bir dakika, bundan gerçekten emin miyiz?” diyor ve hikâye orada bitmiyor.
Paper, comment, response… ve satır aralarında bolca akademik entrika.
Bu bölüm toksik akademiden değil; bilimin kendi kendini nasıl sorguladığından ve gerçek akademik entrikanın bazen tam olarak böyle göründüğünden bahsediyor.
“We thank the authors for their important contribution, however…” 👀
Transkript
Akademin içinden merhaba.
Burada CV'leri değil, akademik yolculukların gerçekten nasıl yaşandığını konuşuyoruz.
Akademide kalmayı seçenleri, bir noktada durup düşünenleri ve yolunu yeniden çizenleri.
Ben Sevda ve bu podcast'te akademiye giden yolları, o yollardaki kırılma anlarını ve çoğu zaman ancak yolda öğrenilen deneyimleri paylaşıyoruz.
Selamlar arkadaşlar, Akademin İçinden'e hoş geldiniz.
Uzunca bir aradan sonra hoş geldiniz diyorum.
Yaklaşık sanırım bir ay kadar bir ara vermiş olduk.
Yaz molası gibi oldu benim için.
Aslında planlı değildi.
Stok bölümlerimiz devam edecekti.
Ama böyle bir nefes almak herkese iyi geliyor bence.
Bana da iyi geldi. Umarım yazınız güzel geçiyordur.
Umarım gerçekten... hak ettiğinizi düşündüğünüz, kendinize hak gördüğünüz tatili yapıyorsunuzdur.
Çünkü akademide birazcık da böyle hiç boş durmamak gerekiyormuş, hiçbir zaman mola vermemek gerekiyormuş, tatile çıkmamak gerekiyormuş, dümdüz durmamak gerekiyormuş, tatilde bile bir şey yapmak gerekiyormuş gibi bir
his oluyor ve kendimize bunu hak görmüyoruz.
Umarım öyle olmayan, tadını çıkardığınız, doya doya nefes alabildiğiniz bir yaz oluyordur diye düşünüyorum.
Ben iki hafta kadar ailemi görmek için Türkiye'ye gittim.
İyi geldi ama tam bir tatil değildi.
Tabii ki her zaman böyle oluyor.
Eğer yurt dışında bir arkadaşınız varsa duyuyorsunuzdur.
Gerçekten bir tatil anlamı bu olmuyor bence.
Yani tatilin anlamı bu değil.
Çok güzel insanları görmek, vakit geçirmek, bir şeyler paylaşmak çok güzel.
Ama şu an tatile ihtiyacım var.
Bunu birkaç senedir de deneyimlediğim için planlarımı önceden yapmıştım.
Tatile bir iş molası verdim.
4 gün kadar çalıştım Türkiye'den geldikten sonra.
Şimdi gerçekten kendi kendime bir tatil kafa resetlemesi yapacağım bir zamana geçmeden önce size bu bölümü çekmek istedim.
Bugün gerçekten akademik entrika nasıl olur bunu konuşacağız.
Yani bilmiyorum sizin aklınıza ne geliyor akademik entrika deyince.
Tabii ki böyle işte...
Birbirinin datasını çalanlar, birbirinin datasını manipüle edenler, iki araştırma grubunun birbirine girdiğinin haberleri, işte konferansta birbirinin arkasından bir şeyler söyleyenler falan.
Bu tarz bir entrikadan bahsetmiyorum.
Çünkü bence akademinin çok daha kendine has bir kavga etme şekli var.
Bundan haberdar mısınız bilmiyorum.
Ama sizi haberdar etmek için bu bölümü çekmek istedim.
Çünkü ben ilk karşılaştığımda bununla gerçekten böyle hadi ya gerçekten mi?
Böyle mi oluyor bu işler falan demiştim.
Ve ben bunu doktora da fark ettim.
Yani yüksek lisansta böyle bir...
Farkındalığım olmamıştı. Hiç denk gelmemiştim bu tarz bir atışmaya.
Yani bir araştırma yapıyorsunuz.
Aylarca yıllarca uğraşıyorsunuz.
Makalenizi yazıyorsunuz.
Üstüne bu makale reviewerlerden geçiyor.
Sonunda çok iyi bir dergide yayınlıyorsunuz.
Oh rahatladım diyorsunuz.
Bu çalışma burada kapandı.
Hop yenisine geçelim falan diyorsunuz.
Sonra dünyanın başka bir yerindeki bir grup bilim insanı makalenizi okuyor ve diyor ki bizim burada birkaç sorumuz var.
Bir dakika bu böyle olmaz diyor.
Ama tabii size DM atmıyor ya da işte Twitter'dan, Instagram'dan yazmıyor.
Ya da yalnızca oturup başkalarının yaptığı gibi arkadaş grubunda ya da hocasının olduğu grupta dedikodunuzu yapmakla yetinmiyor.
Oturup size karşılık veren bir makale yazıyor.
Ve bence gerçek akademik entrika tam olarak bu.
Herkesin gözünün önünde oluyor olanlar.
Çünkü yani burada yanlış olacak bir şeyler var demenin yolu aslında sizin yaptığınızın...
aksini ispatlayan çalışmayı literatüre sokmak.
Ama literatüre sokarken de bunun bir yöntemi var.
Bunu gerçekten comment olarak, letter olarak yazabilirsiniz.
Ayrıca matters arising olarak ayrı bir kategoride yazabilirsiniz.
Sonrasında bir de üstüne iştaha da dallanıp budaklanıyor ve karşı taraf da size cevap yazabiliyor.
Yani genelde zaten cevap yazması bekleniyor.
Ve bildiğimiz akademik bir tartışmayı Herkes önünde yaşamış oluyorsunuz.
İşte bir comment geliyor sonra response geliyor sonra tekrar comment gelebiliyor bazı durumlarda.
Ve hepsinin de bir Google Scholar'da yeri var yani.
Hepsi sonsuza kadar internette kalacak şekilde.
Herkesin de ulaşabileceği bir şekilde yayınlanmış oluyor.
Bugün size benim karşılaştığım ve gerçekten şaşırdığım iki gerçek örnekle anlatacağım bunu.
Bir tanesinde olay insan beyni...
üzerine yapılan bir çalışma da yaşanıyor.
Bir diğerinde de çay poşetlerinde yapılan bir çalışmada yaşanan bir tartışma.
Öncelikle insan beyniyle başlayalım isterseniz.
Çünkü zaten hani ben evet mikroplastikler, nanoplastikler üzerine çalışıyorum ve bu gerçekten insanların son zamanlarda oldukça ilgisini çeken ve oldukça dikkat toplayan bir...
konu ama aynı zamanda yayınlanan çalışmalar da insanları biraz korkutmaya yönelik gibi oluyor.
2025 yılında, Şubat ayında Nature Medicine'da bir çalışma yayınlandı.
Çalışmanın ismi Bioaccumulation of Microplastics in Decedent Human Brains.
Nihart ve arkadaşları tarafından yapılmış bir çalışma.
Araştırmacılar ölüm sonrası alınmış insan beyni, karaciğer ve böbrek örneklerini inceliyorlar.
Amaçları bu dokularda mikro ve nanoplastik bulunup bulunmadığına bakmak.
Ve sonuçlar bayağı çarpıcı.
Dokularda mikroplastiğe ve nanoplastiğe rastladıklarını söylüyorlar, raporluyorlar.
Ama asıl olay beyin örneklerinde raporlanan miktarlar karaciğer ve böbrekten çok daha yüksek.
Üstelik ellerindeki farklı yıllardan farklı örnekler yani 2016'dan ve 2024'den farklı örnekler almışlar.
Ve daha yeni tarihli olan, 2024 tarihli olan beyin ve karaciğer örneklerinde daha yüksek miktarda plastiğe rastlıyorlar.
Bunu da tabii ki işte daha yüksek maruziyet olmaya başladı artan yıllar içerisinde diye raporluyorlar.
Siz tabii bunu haberlerde belki şöyle gördünüz.
İşte insan beyninde mikroplastik birikiyor.
Ya da işte insan beyninde mikroplastik bulundu.
Yani böyle çok çarpıcı bir haber.
Ve gerçekten internette Instagram postu, TikTok'ta video her şey olabilir bundan yani.
Her hafta bir kredi kartı yiyoruz görselini kesin görmüşsünüzdür.
Ama yani hepimizin...
beyninin birer tapır olduğunu düşünürsek bu makale sonuçlarına göre insan için gerçekten çok üzücü bir haber yani bu.
O sebeple de insanlar tabii hem bir yandan galeyana geliyor hem de bir yandan biz araştırmacılar ne oluyor ya gerçekten bir dakika bu kadar bu değerler bu kadar yüksek mi diye yapılan çalışmayı eleştiriyoruz
bir yandan da. Bir de bu çalışma Nature Medicine'da yayınlanmış yani.
Çok prestijli bir dergi ve bir de hani peer review'dan geçmiş, yayınlanmış.
Yani üstüne bir de İnanılmaz ses getirecek bir konu.
Ama tabii bu konu bu şekilde kapanmıyor.
Dışarıdan bakınca çok anlaşılabilecek bir şey değil ama yani bu gerçekten tartışılması, sorgulanması gereken bir ciddi bir araştırma sonucu.
O yüzden hemen ardından aynı sene Kasım 2025'te...
yine Nature Medicine'da Monique ve arkadaşları bir Matters Arising yayımlıyorlar.
Ve diyorlar ki Challenges in studying microplastics in human brain.
Yani buradaki akademik dilin güzelliğine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Challenges diyor. Hani çok tatlı, çok sakin.
Ama kimse de arkadaşlar biz bu sonuçlardan emin değiliz demiyor.
Challenges diyor. Ama yazının özüne baktığınızda açıp bakabilirsiniz.
Gerçekten önemli sorular soruyorlar.
Ve burada çok önemli bir ayrım var.
Monique ve arkadaşları Şey demiyor yani beyinde mikroplastik yok demiyorlar.
Bu hikayeyi bir grup buldu, diğer grup çürüttü diye anlatmak da yanlış olur.
Bu hikayeyi şu şekilde söylüyorlar, sorguluyorlar daha doğrusu.
Bu kadar kompleks bir örnekte, bu kadar zor bir ölçümü yaptığımızda elde ettiğimiz sonuçlardan...
Ne kadar emin olabiliriz diyorlar ve bence çok haklılar.
Ve bence hikayenin en güzel kısmı da burada başlıyor.
Çünkü artık tartıştığımız soru şu değil.
İnsan beyninde mikroplastik var mı değil.
Tartıştığımız soru şu. İnsan beyninde şu kadar mikroplastik var diyebilmek için elimizde ne kadar güçlü bir analitik kanıt olması gerekiyor?
Yani adamlara diyor ki siz yaptığınız şeyden emin misiniz?
Siz yaptığınız bilimden emin misiniz diye böyle tokat gibi çarpan bir çalışma yayınlıyorlar.
Yani özellikle karşı tarafın metodolojisindeki bazı noktaları sorguluyorlar.
Özellikle şunları sorgulamışlar işte.
Kontaminasyon var mı?
Validasyon yaptınız mı?
Örnek hazırlama...
steplerinde herhangi bir eksiklik, herhangi bir karmaşa var mı?
Kullandığınız yöntemin, analitik yöntemin sınırları neler?
Bunlardan bahsettiniz mi?
Yani birçoğunuz, aa yine işte validasyon konusuna geldik, herkes de bir validasyon istiyor falan diye olabilirsiniz.
Ama zaten bilimi ayakta tutan şeylerden biri bu.
Yaptığımız şeyi valide etmemiz gerekiyor.
Bu çalışmada da gerçekten insanlar...
Metodolojik anlamda henüz böyle hot topiklerde, böyle yeni gelişmeye çalışan topiklerde biraz hadi buldum hemen yayınlayayım, hadi buldum hemen insanlara bunu paylaşayım, literatürde paylaşayım
diye bahsettiği için.
Bir de tabii ki... insan beyninde mikroplastik bulundu gibi bir sensasyona sebep olan ve sayt edilebilecek bir çalışmayı hemen yayınlamak istiyorsunuz.
O yüzden de bu tür detaylara dikkat edip etmediklerini soran bir yazı çıkmış.
Tabii ki bu yani aynı zamanda mikroplastik çalışmasının zorluklarından da bahseden bir makale olmuş oluyor.
O yüzden bir noktada onların söylediği tam olarak bir kavgaya sebep olabilecek ya da bir tartışmaya sebep olabilecek bir şey gibi görünürken aynı zamanda da literatüre ışık tutan bir sorgulama.
makalesi oluyor. Bu gerçekten hani çok ses getirmiştim.
Yani açık ve net bir şekilde şunu söylemişler.
Böyle büyük bir iddiada bulunuyorsanız bu iddianın arkasındaki metodolojiyi çok sağlam kurmanız gerekiyor demişler.
Ama işte metodunuz rezalet.
Her şey çok kötü falan dememişler.
Sonrasında tabii ki orijinal ekip sessiz kalmıyor.
En baştaki ekip.
Şu şekilde bu yani söyleyeceğim isimde bir makale yayınlıyor.
Yani adamların makalesinin ismini yazıp reply to ismiyle yeni bir cevap yayınlıyorlar.
Aynı gün Nature Medicine'da yine aynı ekip tarafından bir cevap yayınlanıyor ve yani ilk cümlelerden biri diye devam eden bir cümle.
Yani bu cümle her şeyi anlatıyor zaten.
Bazen hani gerçekten bir teşekkür değil de ben şimdi size şunları şunları söyleyeceğim.
Siz bir durun diye politik başlayan bir cümleyle başlamışlar.
Tabii yani önemli bir şeyi kabul ediyorlar.
Onlar da aynı şekilde insan örneklerinde özellikle çok küçük plastiklerin tespit edilmesinde kullanılan mevcut analitik yöntemlerdeki belirsizliklerden bahsediyorlar.
Ama aynı zamanda hani sonuçlarımız da çöp gibi bir şey demiyorlar tabii ki.
Yani adamlar da kendi...
çalışmalarını hala korumak amacıyla devam etmek istiyorlar.
İşte orijinal çalışmada birden fazla analitik yöntem kullandıklarına, farklı yöntemlerden gelen bulguların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Yani aslında Monik ve arkadaşlar işte bu ölçümlerin güvenilirliğini etkileyebilecek problemleriniz var metodolojik olarak derken asıl orijinal ekip de diyor ki bu alandaki belirsizliklerin farkındayız ama kullandığımız
yaklaşımın ve tamamlayıcı yöntemlerin bulgularımıza desteklediğini düşünüyoruz.
Hani bir kavga olmuş ama bu kavganın sonunda kazanan bence yok.
Hiç kimse herhangi bir şekilde birbirine direkt olarak hani böyle sözlü bir tartışmaya girmiyor.
Ama böyle paperlar üzerinden bir sallama tabii ki var.
Ama tabii ki bu yani literatüre sunulan katkı olarak bakıldığından dolayı bir kazanan yok.
Çünkü iki taraf da literatür açısından bir katkı sağlamaya çalışıyor bunları söylerken, hipotezlerini savunurlarken.
Ama şimdi yani diyeceksiniz ki tamam insan beyni çok kompleks bir şey.
Böyle bir konuda metodolojik tartışma çıkması çok normal.
Haklısınız. O yüzden de şimdi daha gündelik bir tarafa dikkatinizi çekeceğim.
İşin mutfağına. Gerçek anlamda mutfağına.
Çünkü akademik entrika'nın ikinci bir kurbanı da çay poşetleri.
Bu çay poşetleri çalışması o kadar ilginç ki ben 2019 yılında lisansla mezun oldum.
Ve o zamanlar ya işte ne çalışsam ne yapsam falan diye böyle tam düşündüm.
zamanlarken bu çay poşeti yani rastgele makale okuyordum bu arada hani son çıkan makalelerden rastgele okuyordum ne yapabilirim diye.
Bu çay poşeti makalesi önüme düşmüştü ve ben bunu çok ilginç bulup ya bu mikroplastikler ne?
diye düşünerek o yıl benim mikroplastiklerle ilgili çalışmaya karar vermeme sebep olan daha doğrusu sebep olan demeyeyim.
Vesile olan diyeyim. Çünkü güzel şeylere vesile oldu.
Vesile olan çalışma buydu.
Environmental Science and Technology bizim alanımızda bayağı ünlü bir dergi.
Burada yayınlanıyor bu çalışma.
Ve çalışmanın başlığı zaten clickbait konusunda hiçbir haber sitesine ihtiyaç duymuyor.
Yani bayağı sağ olsunlar güzel bir başlık bulmuşlar.
Plastic teabags release billions of...
of microplastics and nanoparticles into tea demişler ve hani direkt çayınıza plastiği salıyoruz teabaglerle diye hani böyle bayağı bir ses getirecek gerçek manada gümbür gümbür
bir makale ismi bulmuşlar.
Çayınıza plastik çay poşetlerinden milyarlarca mikro ve nanopartikül yağıyor demişler.
Ya bu bayağı iyi bir haber başlığı yani.
Görünce Show TV'de falan karşınıza çıkabilecek bir şey.
Yani sabah masum masum çayınızı içiyorsunuz.
Sonra bir anda biri geliyor ki bu arada onun içinde milyarlarca partikül olabilir.
Yani teşekkürler bilim. Günüm mahvoldu.
Araştırmacılar plastik çay poşetlerini sıcak suya maruz bırakıyor.
Ve çok yüksek sayıda mikro ve nanopartikül salındığını raporluyorlar.
Çalışma doğal olarak çok büyük ilgi gördü.
mesela benim gibi yani benim bu olana girmeme vesile olan çalışma olmuş olduk.
Bayağı etkili olduğunu da görmüş olduk.
Yani kimse size hani okyanusun ortasındaki plastik atık kirliliğinden işte Greta gibi çıkıp orada burada pankart açmaktan falan bahsetmiyor.
Bayağı diyor ki içtiğiniz bardakta plastik var.
Sizin elinizdeki kupada var bu falan diye.
O yüzden de hani herkesin tabii ki bir dikkatini çekiyor.
Yaklaşık bir yıl sonra başka bir grup makaleyi okuyor ve diyor ki Yine sihirli kelimeler.
Comment on. Comment on deyip bu makalenin ismini söylüyor bu sefer arkadaşlarım.
Sonrasında tabii ki makalenizin başlığının önüne bu comment on geldiyse bir kahve koyun.
Bir sakince oturun sonra.
Ne yapacağınıza bakarsınız.
Çünkü demek ki burada bir terslik var demek oluyor.
Yani bu yazılan koment makalesinde gördüğünüz bütün bu partiküllerin gerçekten plastik olduğundan ne kadar eminsiniz diye sormuş Buse ve arkadaşları.
Buse değil bu arada Buse.
O yüzden hızlı söylerken Buse ve arkadaşları falan gibi anlaşılmasın.
Bir örnekte çok sayıda partikül gördüğünüzü söylüyorsunuz ve o örnekte plastik materyal olduğu için.
yani çay poşeti plastik poşet olduğu için her partikülün otomatikmen plastik olduğunu kanıtlayabilir misiniz diye soruyorlar.
Çok haklı bir soru.
Ve işte bunu yeterli miktarda, yeteri kadar ortaya koyup kanıtlamadıklarını söylüyorlar.
Çünkü yani yine aynı noktaya geliyoruz.
Diğer çalışmadaki gibi.
Evet biz plastiği bulduk mu bulduk.
Ama bunun gerçekten...
plastik olduğunu ya da gerçekten o tür bir plastik olduğunu kanıtlayabilecek nitelikte bir metodolojimiz var mı?
Bu tabii ki hemen bir sensasyona sebep olduğu için hemen çay poşeti çalışmasının yazarları cevap yazıyorlar.
Onların tabii ki cevabı da response to comment on diye devam ediyor makalenin ismiyle.
Yani bu akademik tenis maçı.
Hop top oradan oraya gidiyor, geliyor.
Ama yine ilginç bir şey oluyor.
Orijinal ekip... Şey demiyor yani hayır siz tamamen yanılıyorsunuz demiyor.
Bence buradaki zaten hani taktik bu benim anladığım kadarıyla.
Eleştiren grubun da plastik çay poşetlerinden partikül salınımı gözlediğini vurguluyorlar.
Ama kullanılan deneysel ve analitik yaklaşımların farklı olduğunu, dolayısıyla da iki çalışmadaki sonuçların doğrudan karşılaştırılmasının doğru olmadığını söylüyorlar.
Ayrıca kendi çalışmalarında farklı yöntemlerden elde edilen bulguların birbirini desteklediğini de söylüyorlar.
Yani yine elimizde aynı tip bir çatışma var.
Bir grup diyor ki biz bunu bulduk.
Başka bir grup da diyor ki tamam ama bu söylediğiniz kesinlikle doğru mu?
Emin misiniz? diye.
Sonra da ilk grup işte eleştirinizi gördük.
Haklısınız. Neden hala sonuçlarımızın arkasında olduğumuzu gelin şöyle şöyle anlatalım.
Yani gerçek bir entrika akademik olarak böyle oluyor bence.
Benim gördüğüm iki net örnek illa böyle hani toksik olup da ya işte şu da şunun çalışmasına böyle dedi, işte labındaki cihazı kullandırtmadı, yok işte şöyle yaptı, böyle yaptı
ya da işte herhangi bir şekilde yazarlık kavgası, laboratuvarda birbirinin yüzüne bakmayan iki post-doc vs.
bunlar tabii ki olabilir ama bugün bahsettiğim akademik entrika o tür bir toksiklikten ibaret değil.
Hatta tam tersine bir bilim insanının başka bir bilim insanının çalışmasına ben bu yoruma katılmıyorum ve neden katılmadığımı bilimsel olarak sana göstereceğim diyebilmesinin bir yolu.
Bu yoldan haberdar olmayanlar, çok toksikliğe maruz kalmış olanlar için bu bölümü hazırlamak istedim.
Aslında bilimin olması gereken taraflarından biri.
Yani ben şeyi savunmuyorum hani direkt bir koment yayınlansın gibi düşünenlerden de değilim açıkçası.
Sonuçta... Evet aynı koşulları tekrarlıyorsak tabii ki başka bir durum da yani farklı analitik teknikleri kullanıp yine beyinde başka bir şey bulduysak yani beyinde bulduğumuz başka bir sonuçsa benim kullandığım analitik teknik
de bu diye ben literatüre koyup onunla farklı bir görüş olarak sunmak isterim.
Onun görüşünün... Aksi olsa bile farklı bir görüş olarak sunmak isterim.
Ama burada biraz entrika var yani.
Entrika yok diyemem.
Yani sen makale yayınlarsın, ben eleştiririm.
Sen benim eleştirime cevap verirsin.
Sonra başka bir laboratuvar gelir, başka bir yöntem kullanır.
Belki seni destekler, belki beni destekler.
Belki ikimizin de bilmediği üçüncü bir şey bulur.
Ama yani bilgi böyle yavaş yavaş daha sağlam, daha böyle gerçekten...
valide edilmiş, elle tutulur ve analitik yöntemin sonucu olarak ortaya çıkar.
Bence dışarıdan baktığımızda bilimin bu kısmını çok az görüyoruz.
Biz genellikle son ürünü görüyoruz.
Telefonumuza bir haber düşüyor.
İşte New Study Finds bilmem ne bilmem ne.
İşte kahve ömrü 2 yıl daha uzatıyor.
Ya da işte çay poşetleri milyarlarca plastik bırakıyor.
Yani ya da işte insan beyninde mikroplastik var.
Plazantada mikroplastik var.
Bu çalışmaların arkasında gerçekten laboratuvardaki uzun süren çalışmalar var ve bazı...
Bazen bu çalışmalar henüz çok yeni olduğu için gerçek manada gerçekliği yansıtan çalışmalar olmasa da İlk çalışmalar olduğu için tabii ki çok tepki alıyorlar.
Çok gerçekten bu noktada dikkat çekiyorlar.
Hatta buna benzer başka bir çalışma Hollanda'da vardı.
Yine insan kanında yapılmış olan mikroplastik çalışmalarından biri.
Bu bir koment olarak yayınlanmadı ama ben çok net yakından takip ettiğim için.
Başka bir grup yine mikroplastik çalışıyorlar.
Onlar da aynı şekilde insan kanındaki ilk çalışmayı yaptılar.
Ve sonra ilerleyen yıllarda analitik yöntemde ilerlemeler oldu tabii ki.
Çünkü biz... mikroplastik ve nanoplastik tespiti konusunda yeni teknikler üretmeye çalışan, yeni teknikler geliştirmeye çalışan ekipleriz.
Bu gelişmelerin ardından bu eski, yani ilk kandaki çalışmayı yapan ekip kendi çalışmasına atıf yaparak dedi ki biz burada yanlış sonuçlar bulmuşuz.
Aslında sonuçlarımız bu şekilde yanlış çıkmış.
Çünkü işte yöntemde şu, şu...
belirsizlikler varmış. Yani bu bilimde her zaman olabilecek bir şey.
Ama tabii ki kimse de onlara dönüp bir Matters Arising yayınlamadı.
Yayınlasa yayınlardı yani.
O yüzden bu kısım tam bir entrika diyebilirim.
Yani bu tabii ki bilim insanları hiç hata yapmaz.
Fikrin... savunan bir şey değil yani.
İnsanlar tabii ki hata yapabilir.
Bir başkası da çıkıp bir dakika ya biz bundan emin miyiz diyebilir.
Bunun da bir karşılığı yani tam bir entrika mı tartışılır.
O yüzden bundan sonra bir makaleniz yayınlandığında çok erken kutlama yapmayın diyormuşum.
Yani bilmiyorum herkes için ve her konu için bu gerçekleşebilir mi emin değilim.
Ama tabii ki özellikle de böyle hot topiclerde olabilecek bir şey.
Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde başka bir akademisyen makalenizi indirmiş okuyorken methods kısmını bir ikinci kez daha okuyup sonra kaşını şöyle hafif kaldırmış olabilir.
Sonra bilgisayarına yeni bir word dosya seçip şunu yazıyor olabilir.
We thank the authors for their important contribution.
However diye devam edip sonra size bir döşeyebilir.
Gerçek akademik entrika tam olarak burada başlıyor zaten.
Yani birbirimizin çalışmalarını sıkı sıkıya takip edip sonrasında da o konuda hem karşı tarafa hem kendimize destekleyebildiğimiz, gerçekten bilimi ilerleteceğimiz, bilime katkı sağlayacağımız
çalışmalar yayınlamaya yönelik.
İster entrika deyin, ister başka bir şey deyin.
Ama kapalı odalar arkasında birbirinin arkasından konuşan türden değil de biraz daha böyle akademik akademik bir entrikaya her zaman açık olmak gerekir.
Birbirini geliştirmek, desteklemek için.
Bugünlük Akademinin İçinden bu kadar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım sizin için de keyifli, güzel, gerçekten de dolu dolu hayatı yaşadığınız bir yaz geçiyordur diye düşünüyorum.
Yeni akademik döneme, yeni yılımıza hazır olun.
Eylül'de tekrardan görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sağlıkla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
