
Akademide Yaşanan Zorluklar 1: Danışmanlık İlişkileri
4 Haziran 2026 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde, danışmanlık ilişkisinin öğrenci üzerindeki etkisini konuşuyoruz.
Her şey açık açık yaşanmayabiliyor; bazen belirsizlik, geç gelen geri bildirimler, küçük ama biriken cümleler ve insanın giderek daha çok kendinden şüphe etmesiyle başlayan bir süreç oluyor.
Bu bölümde, zor danışman ilişkilerinin nasıl hissedildiğini ve hangi işaretlerin ciddiye alınması gerektiğini bir vaka üzerinden konuşacağız.
Transkript
Akademinin İçinden merhaba.
Burada CV'leri değil, akademik yolculukların gerçekten nasıl yaşandığını konuşuyoruz.
Akademide kalmayı seçenleri, bir noktada durup düşünenleri ve yolunu yeniden çizenleri.
Ben Sevda ve bu podcastte akademiye giden yolları, o yollardaki kırılma anlarını ve çoğu zaman ancak yolda öğrenilen deneyimleri paylaşıyoruz.
Akademinin İçinden de hoş geldiniz.
Geçen bölümde daha çok insanın içinde olan tarafı konuşmuştuk.
Bu bölümde ise biraz daha dışarıya yani akademik ortamın ve ilişkilerin tarafına bakacağız.
Çünkü bazen insanı zorlayan şey sadece kendi istesi olmuyor.
Bazen içinde bulunduğu ortam oluyor, akademik ortam ya da ilişkiler oluyor.
Bazen ne söylediğinizden çok kime söylediğiniz daha önem kazanıyor.
Ya da bazen emeğiniz görünmüyor.
Bazen ortada tek bir büyük olay yok ama yine de bir şeyler sizi içten içe daraltıyor, kötü hissettiriyor, güvende hissettirmiyor.
Bugün bunu üç farklı örnek üzerinden konuşacağız.
Yine sevgili Zeynep Bahadır benimle birlikte, göçebe psikolog.
Merhabalar. Hoş geldin Zeynep.
Şimdi zaten diğer bölümün hemen arkasından yayınlayacağımız için dinleyenler hemen arkasından takip etmişti diye umuyorum.
İstersen ilk örnekle başlayalım hemen.
Tamam. Ben bana gelen birkaç, yani birkaçtan fazlaydı ama ben genel olarak herkese hitap edebilecek birkaç örneği seçtim.
İlk örneğimiz bir doktor öğrencisi.
Şöyle başlıyor. Ben direkt onun başladığı şekilde okumak istiyorum.
Onun yazdığı şekilde okumak istiyorum.
Size yazmak istememin nedeni şu.
Bir süredir danışmanımla ilgili içime oturmayan şeyler var.
Ama ben bunun gerçekten problem olup olmadığından emin olamıyorum.
Başta her şey normaldi.
Çok yakın bir ilişki değildi ama kötü de değildi.
Ben de zaten doktoru sürecinde herkesin biraz kendi başının çaresine baktığını düşünüyordum.
O yüzden ilk zamanlarda bazı şeyleri çok önemsemedim.
geri dönüşlerin gecikmesini, maillerin cevapsız kalmasını, toplantılarda çok detaylı konuşulamamasını.
Ama sonra bunun bende bıraktığı etki değişmeye başladı.
Bir şey gönderdiğimde cevap gelmeyince önce bekliyorum, sonra tekrar yazmaya çekiniyorum.
Sonra toplantıda bir anda bunu daha iyi biliyor olmanız lazımdı gibi bir cümle geliyor.
O cümle tek başına çok ağır olmayabilir ama neyi yanlış yaptığımı da anlamıyorum.
Yani hem eksik hissettiriyor hem nasıl toparlayacağımı netleştirmiyor.
Sanırım beni en çok zorlayan şey bu belirsizlik oldu.
Çünkü zamanla danışmanla konuşurken rahatlığımı kaybettim.
Eskiden daha doğrudan konuşabildiğimi fark ediyorum.
Şimdi ise bir şey söylemeden önce içimden prova yapıyorum.
Bazen toplantıda söyleyeceğim şeyi orada söylemek yerine susuyorum.
Çünkü yanlış anlaşılmaktan ya da yetersiz görünmekten korkuyorum.
Bunu yazarken bile zorlanıyorum.
Çünkü yaşadığım şey çok net bir olay gibi değil.
Daha çok küçük küçük biriken şeyler.
Bir toplantıda cümlemin yarıda kesilmesi, söylediğim bir şeyin üstünden çok hızlı geçilmesi, bir sorunun bende eksiklik varmış gibi geri dönüş yapılması.
Her seferinde çok büyük görünmüyor ama ben bir süredir her görüşmeden sonra daha kötü hissediyorum.
Bir ara şunu fark ettim, danışmanımla toplantım olacaksa bütün günüm ona göre şekilleniyor.
Öncesinde geriliyorum, sonrasında akşam eve gidip konuşulanları tekrar tekrar düşünüyorum.
Acaba ben mi saçmadım, acaba gerçekten hazırlıksız mıydım, acaba çok mu beceriksiz göründüm diye dönüp duruyorum.
Bazen kendime doktora da bunlar normaldir diyorum.
Bazen de içimden başka bir ses.
Hayır normal olsa bu kadar küçülmezdin diyor.
Benim anlamakta zorlandığım şey şu.
Bu sadece zor bir danışmanlık ilişkisi mi yoksa fark etmeden beni içten içe güvensizleştiren bir şey mi yaşıyorum demiş.
Biraz uzunca bir mesajdı.
Benim buradan gözlemlediğim daha önceki bölümde de konuştuğumuz insanın birazcık kendini yetersiz hissetmesine sebep olan bir ilişki gibi geldi bana.
Yani bu örneği okuduğumda ilk aklıma gelen şey ortada tek büyük bir olay yok ama öğrencinin kendine böyle güveni yavaş yavaş azalmış gibi hissettim.
Benim ilk aklıma gelen ne oldu biliyor musun?
Sadece akademide mi böyle hissediyor?
Hiç bilmiyorum. Yani birinin süpervizörünün, danışmanının yargıları, eleştirisi, sorgulaması ve yetersizlik hissettirmesi.
Hayatının bu aşamasında bir anda mı başlıyor sende?
Yoksa hani aslında senin daha önceden de başka alanlarda, sosyal ilişkilerde bu tarz kaygıların var mıydı?
Çünkü anlattığı şey biraz böyle sosyal kaygı, anksiyeteye de benziyor.
Bu acaba sadece danışmanıyla kurduğu bir ilişki mi?
Evet, bunu farklılaştırır aslında.
Evet, toplantılarda çekinmesi.
Çok söz hakkı almamaya başlamış hani giderek doğru hatırlıyorsam.
Ve sonrasında tekrar tekrar üzerine düşünmeye başlamış.
Rüminasyon diyoruz burada.
Düşünceyi geviş katında. Sadece danışmanıyla kurduğu bir ilişkimi ilk bunu merak ettim açıkçası.
Böyle güvende hissetmediğini sanki hissettim yazdıklarından.
Evet onu söylemiştim aslında.
Sanki öyle bir şey vardı güvenle alakalı.
İçten içe güvensizleştiren bir şey mi yaşıyorum diyorsunuz?
Kendisine karşı güvensizleşmekten bahsetmiş ama bulunduğu yerde kendini güvende hissetmemek.
Kendimi başarısız, yetersiz hissedeceğime karşı bir tetikte olma halinde hissediyor galiba.
Evet evet. Yönetmeye çalışmış.
Bu normal mi?
Belki akademide normaldir.
Ama iyi de hissetmiyorum.
Normal değil mi? Bir şeyler yolunda gitmiyor.
Evet. Çok da normal değil gibi.
Evet. Ben de onu şeyde fark ettim.
Bütün günüm ona göre şekilleniyor demesi.
Bu çok bence veya tetikleyen bir şey.
Kesinlikle. Ama mesela şu çok tetikleyici bir cümle.
Daha iyi biliyor olmanız lazımdı.
Çok yargılayıcı bir cümle değil mi?
Evet. Küçük bir cümle.
Ama orada kendini savunabiliyor mu mesela?
Kendini ifade edebiliyor mu?
Böyle bir becerisi var mı?
Yani demek ki bilmediğim bir konu bunun.
Hani araştırırım deyip üstünden kayıp gitmesine izin mi veriyor yoksa evet benim bunu daha iyi biliyor olmam lazımdı.
Ben hani alanıma hakim değilim.
Herkes bunu biliyor ama bir tek ben bilmiyorum gibi yerlere mi savruluyor yoksa?
Yani ben bunu size sormuştum ama sizden dönüş olmadı.
Hani hocadan cevap gelmeyince tekrardan yazmaya çekiniyorum diyor.
Kendi savunabiliyor mu?
Şimdi benim tek danışanım var.
Hocasıyla çok çatışmaya girmek istemiyor.
Çünkü ileride işte referans mektubu almam gerekiyor bu kişiden.
Evet bu da ayrı bir şey. O kaygıyla, o baskıyla mesela çok da karşı koyamıyor.
Böyle bir baskı altında da hissediyor olabilir.
Bu arada özür dilerim böldüm ama bence onu...
mutlaka dikkate almamız gerekir.
Akademide birçok öğrencinin böyle kaygıları var.
Yani ya referans olur bu ya işte not olur ya başka bir şey olur.
Bilmiyorum şu an aklıma gelmiyor ama mutlaka bir şey oluyor.
Çünkü bir hiyerarşi var.
Yani Türkiye'de o akademideki hiyerarşi çok net hissettirilen bir şey.
Hissetmek değil hissettirilmeye de çalışılan bir şey.
O yüzden de belki olabilir.
Hani bu şekilde hissetmesi.
Eşitsin. Bir yerde değilsin.
Eşit bir ilişki kuramıyorsun. Evet.
Karda. Superior bir yerde değil mi?
Bunun da verdiği bir korku.
Yani geleceğini etkilemesine dair bir kaygın olabilir.
Evet. O noktada da daha iyi biliyor olmanız lazım diye siz benim şu şu maillerime dönüş yapmadınız ya da bu toplantıdan sonra bana yapıcı bir feedback vermediniz gibi bir şey söylemek zor gelir bence.
Olabilir. Evet. Ama burada işte yine galiba senin için neyin önemli ve öncelikli olduğu devreye giriyor.
Şimdi ben o kendimle olan ilişkimin bozulmaması benim için daha mı önemli?
Benim orada kendimi koruyabilmem, buna karşı dik durabilmem mi daha önemli?
Gerekirse de riske atayım.
Olmadı, süpervizör değiştiririm.
Ya da hani referans vermiyorum.
Bunu göze alabiliyor muyum?
Yoksa benim için o referans çok önemli.
Ben biraz idare ederim.
Gerekirse sesimi çıkarmam.
Kötü hissederim ama o referans benim için çok hayati.
Buna çok ihtiyacım var.
O yüzden hocayı idare edeceğim.
Bir seçim yapman gerekiyor.
Ve seçiminin de bedeli oluyor.
Evet. Peki ben bu olayı dinlediğimde ve genel olarak kendi aramızda da bu tür hikayeler duyduğumuzda şeyi çok merak ediyorum.
Yani burada bir şeylerin ters gittiğinin farkında.
Ama hani ne zaman evet ya benim gerçekten işte Mesela bir karar vermem lazım.
Risk alıp hocama bunu söylemem lazım.
Yani bunu anlamlandırmak hangi noktada...
İnsana böyle bir gösterge mi olmalı?
Ne olmaz yani? Nasıl yapalım?
Çok güzel bir soru. Herkesin o kişisel sınırı değişiyordur diye düşünüyorum.
Yani benim bir şeyleri tolere edebilme kapasitemle seninki aynı değildir.
Ama ben bunu nasıl anlarım?
Bendeki işaretlerden kim zaman somatik olarak ortaya çıkar.
Yani ben artık mide ağrılarımı çekiyorum mesela sinir stresten.
Sağlığım bozulmaya başladı.
Sürekli başım ağrıyor.
Ve hani artık böyle hissetmek istemiyorum.
Bu bir işaret. O işaretleri okuyabilmek gerekiyor.
Ya da hani psikolojik olarak sürekli depresif mi hissediyorum?
İşlevselliğin bozulması da diyoruz biz buna psikolojide.
Yani ben artık sosyalleşemiyor muyum mesela?
İlişkimi mi kötü etkiliyor?
Partnerimle olan ilişkime de mi kötü etkisi var mesela?
Ya da hani yataktan çıkamayacak bir halde miyim?
Ben hiçbir şey yapmamaya mı başladım ben?
Beni bu kadar kötü etkiliyor.
Hatta artık çalışamayacak bir hale mi geldim?
İşte bunlar sinyaller, işaretler ve herkes de farklı zamanlarda, farklı seviyelerde ortaya çıkar.
Bu işaretleri görüp ciddiye almak lazım.
Çünkü sonrası yokuş aşağı yani daha da burnout'a giden bir yere doğru gidiyor.
aynı etkiyi yapmıyor işte.
Aynı hocadır. Aynı şekilde davranıyordur.
Bir öğrenci mesela hiç üzerine almıyordur.
Orada işte mizah meselesi de var.
Yani senin kişilik yapın da devreye giriyor.
Ama diğerini çok etkiliyordur.
Doğru. Evet. Bir de yani bu mesela direkt olarak yaşanan bir olay üzerinden de değil.
Hani içsel bir çatışma.
İnsan bence o noktada da çok bocalıyor.
Yani ne yaşıyorum? Mesela Söylemiş herhalde öyle bir şey yazıyordu.
Ne yaşıyorum tam bilemiyorum gibi bir şey.
Ona benzer bir soru vardı sanki yani.
Normalde değil mi? Çok sorgulamış.
Evet. Ama mesela şeyi fark ediyoruz.
Yani bütün gün zihinsel olarak ona işgal ettiğini anlıyoruz.
Yani sürekli bu konuyu düşünüyorum diyor.
Evet. Biraz işte kendine karşı güvenini kaybetmeye başlamış.
Bunlar sinyaller işte.
Aslında alarm vermeye başlamış.
Sızlaştıysa sana bu maili atıyorsa, yardım istiyorsa ya da çözüm arıyorsa, cevap arıyorsa bir şeyler yolunda gitmiyor belli ki.
Bunları ciddiye almak lazım.
Peki neye yönelendim şimdi?
Artık yani süpervizör mü değiştirmesi lazım ya da hani terapi mi alması lazım?
Seçenekler kendi hayatında, kendi koşullarında seçenekleri ne?
Onlara baktım ama bir şeyler yolunda gitmiyor.
Orası belli. Maalesef evet.
Peki ben şey sorayım yani benim aklıma mesela böyle olunca direkt şu geldi.
İşte çözüm olarak ya süpervizörünü değiştirebilir dedin ya da işte başka bir şekilde yapabilir.
Benim aklıma da şu geldi. Acaba süpervizörüyle konuşsa ne olur?
Ve konuşmak için kendini nasıl ifade etse daha iyi anlaşılır ve böyle nasıl desem çok da ofansif olmaz karşı tarafı.
Bir yandan da insan da böyle çekiniyor ya hani hocaya ne söylesem anlar acaba.
Tabii ki karşıdaki kişiye göre de değişebilecek bir şey de acaba konuşmak da işe yarar mı hocayla konuşmak?
Çünkü bazen danışmanı eleştirmek de o kadar kolay değil ki belli bir yere kadar geliyorsun.
Geldiğinde sen bırakmak istediğin için özellikle bu...
böyle bazı yerlerle çok daha öne çıkan bir şey.
O hocanın bıraktığı öğrenciyi sırf o hocanın bıraktığı öğrenci düşüncesini almayanlar da oluyor.
Yani öğrenci ortada da kalabilir.
İşte dediğim gibi bu akademinin içindeki detaylara sen daha hakimsin.
O yüzden bulunduğu koşullara göre seçenekleri ne?
Ona bakması lazım derken bunu kastetmek biraz da muhakkak kolay değildir.
Başka bir de baştan başlaması gerekecek ki aslında onunla iyi gidecek mi o da belli değil.
Evet. Bir risk var.
Hocasıyla konuşması noktasında da bu onun korkulu rüyası olabilir bazı insanlar için.
Doğrudan. Hocayı çok böyle yukarıda bir yere koyuyorsa kendini nasıl ifade edeceğini bilemeyebilir.
İnsanlar bu durumlarda bazen donma tepkisi verebiliyor.
Normalde bir arkadaş çok rahat konuşabildiği bir şeyi hocasının karşısına gelince akıl tutulması gibi, beyin donması gibi bir psikolojiye de girebiliyor.
O yüzden belki o kadar kolay değildir.
mail üzerinden nasıl söylenebilir?
Doğru. Denenebilir ama kesinlikle.
Yani değiştirmek belki sonraki adım olabilir.
Hocasına hani ben bu konularda hani beni cesaretlendirebilirseniz çalışmama olumlu yansıyacağımı düşünüyorum.
Hani siz böyle söyleyince yetersiz hissettim gibi bir diyalog kurulabilir mi?
Akademide belki sen daha iyi bilirsin.
Ya bu da gerçekten kişiden kişiye de çok değişen bir şey.
Yani hocası yok sen öyle anlamışsın.
Bunlar olacak da diyebilir mesela.
Olur doğru. Bunları kaldıramıyorsan sen hani bu alanda çok da barınamazsın da diyebilir mesela.
Karşıdaki kişiye çok bağlı.
Hani bu beni ne kadar etkileyecek?
Daha mı kötü hissedeceğim? Öyle bir ihtimal de var.
Evet. Ben şeyle duymuştum mesela.
Kendim Türkiye'deyken işte...
Akşamları da çalışıyor olmaktan şikayetçi olan bir arkadaşı.
Hocası şey demişti yani biz de zamanında böyle yaptık.
Böyle oluyor bu işler sen de yapacaksın.
Biz yaptık zamanında demişti.
Yani mesela bu bakış açısından bir şey bilemezdim.
Aynen. Bu bakış açısından ne diyeceksin ki yani.
O yüzden biraz böyle kişiden kişiye de değişen durumlar tabii ki.
Orada da hani öz eleştiri yapabilen, içgörüsü olan bir insan olması lazım ki öğrencimi demek ki olumsuz etkiliyor.
Ben biraz onu rahatlatayım diyebilecek biri mi mesela?
Evet. Ama denenebilir yani.
Kesinlikle bence de. Yani ben konuşmanın hani ne zarar gelebilir ki?
Zaten kötü gidiyormuş diye düşünerek ben konuşurdum.
En şey olarak, çıkış yolu olarak.
Bu mesaj özelinde biraz kalp seviyesi yüksek geldi.
Bu hocasıyla konuşuyorsa muhtemelen dışarıda da akademinin dışında da olabilir.
Sanki buraya çalışması lazım.
Evet, güzel bir öneri olabilir bu.
Bunu yazan arkadaş için.
Yani bu kısım aslında diğer kezde de birazcık hafiften...
İlişkili gibi. Mesela böyle sadece kendi kendine hissettiğim güvensizlik falan değil.
Ama bazen de böyle insanın emeğinin, fikrinin, kaskasının da görünmüyor olması.
Şimdi hemen ikinci vakaya geçeceğiz.
Ama burada bölümü kapatıyorum.
Dinlemek isteyenler hemen diğer vaka için ikinci bölüme geçsinler lütfen.
Biz de geçiyoruz. Görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
