
Caravaggio’nun hayatını konuştuğumuz ilk bölümün ardından bu kez tuvallerinin içine giriyoruz.
Aziz Thomas’ın İsa’nın yarasına dokunduğu andan, İsa’nın tutuklanmasına; Aziz Matta’nın çağrılışından Emmaus’taki akşam yemeğine, Medusa’dan Narcissus’a kadar Caravaggio’nun en önemli eserlerinden bazılarını inceliyoruz.
Işığı neden yalnızca belirli figürlerin üzerine düşürdüğünü, dini sahneleri neden kusursuzlaştırmak yerine gündelik ve çiğ bir gerçeklikle resmettiğini, tablolarına sakladığı sembolleri ve kendi suçluluk duygusunu eserlerine nasıl taşıdığını konuşuyoruz.
Caravaggio’nun tablolarına bir daha aynı gözle bakmamak için kahvenizi alın, eserleri yanınıza açın ve başlayalım.
Bölümde adı geçen eserler:
İngilizce: The Incredulity of Saint Thomas
Türkçe: Aziz Thomas'ın İnanmazlığı / Şüpheci Aziz Thomas
İngilizce: The Taking of Christ
Türkçe: Mesih'in Tutuklanması (İsa'nın Yakalanması)
İngilizce: The Calling of Saint Matthew
Türkçe: Aziz Matta'nın Çağrılması
İngilizce: The Martyrdom of Saint Matthew
Türkçe: Aziz Matta'nın Şehitliği
İngilizce: The Inspiration of Saint Matthew
Türkçe: Aziz Matta'ya İlham Gelişi
İngilizce: Supper at Emmaus (1601 and 1606 versions)
Türkçe: Emmaus'ta Akşam Yemeği (1601 ve 1606 versiyonları)
İngilizce: Medusa
Türkçe: Medusa
Instagram hesabımıza ulaşmak için tıklayın.
Kısımlar:
(00:00) Caravaggio’nun Resim Dili
(07:22) Aziz Thomas’ın Şüphesi | The Incredulity of Saint Thomas
(13:04) İsa’nın Tutuklanışı | The Taking of Christ
(20:47) Aziz Matta’nın Çağrılışı ve Matta Serisi
(26:01) Emmaus’ta Akşam Yemeği | Supper at Emmaus
(31:51) Caravaggio Kendini Nasıl Resmetti? | Medusa ve Narcissus
(35:25) Kapanış
Transkript
Herkese merhaba yeni bir bölümle karşınızdayız. Umarım güzel bir hafta geçiriyorsunuzdur.
Bu bölümde size söz verdiğimiz gibi Caravaggio'nun ikinci bölümünü çekiyoruz. Bu arada çok ilgi gördü ilk bölümümüz. İlginiz için teşekkür ederiz. Biz çok keyifle kaydetmiştik ilk bölümü de.
Herkese merhaba. Evet, Karavac'ı aslında bir bölüme sığmadı. O yüzden iki bölüme ayıralım dedik.
Sizi de sıkmamak için yarım saatlik bölümler olarak yapalım dedik.
Karavac'ı aslında 10 bölüm yapılsa bile yetmeyecek bir ressam.
Çünkü kendi ayrı bir dalı var ressamlıkta. Sanat tarihinde Karavacistler var.
O kadar güçlü bir ressam ki gerçekten 10-15 bölümde anlatsak bitmez.
Aynı şekilde her bir tablosun analizi aslında minimum 30-35 dakika olabilecekken biz sizleri çok sıkmamak için biraz böyle hap bilgiler şeklinde sunmaya çalışacağız.
Ama eğer ilgi olursa bu bölümümüze de aynı şekilde tablolarını detaylı anlattığımız yine 30'lar dakikalık Karavacca ve Tabloları bölümünü kaydetmeyi de istiyoruz.
Aslında biraz böyle hayatının başlangıcı, büyümesi, eğitimi, kendi şehri olan işte Milano'dan kopuşu, Roma ve Roma'da idam cezasına çarptırılarak Roma'dan ani kaçışı gibi konulara biz ilk bölümde değindik.
Ama tablolarına doğru düzgün hiç değinemedik.
Biraz aslında tablolarını anlamak için onun hayatındaki çektiği acıları anlamak da gerekiyor aynı zamanda.
yani babasını ve dedesini vebadan kaybetmesinin getirdiği sancılar,
o dönemin Roma'daki o veba salgının devam etmesi ve insanların büyük bir korku içinde yaşaması
onun hayatını ve tablolarını şekillendiren unsurlar oldu.
Ki bunu da zaten onun bu Chiara Scuro tekniğinde, o fırça darbelerinde gördük.
O yüzden Caravaggio'yu anlamak demek, Caravaggio'nun nasıl bir ortamda büyüdüğünü anlamak demek.
biraz romanın o döneminden de ilk bölümümüzde bahsetmiştik.
Evet, Caravaggio o zamanki sanatçılara pek uymuyor.
Biraz ters gidiyor.
Resimleri ve sanatı çok daha çiğ ve gündelik hayattan.
Hani o dönemin orta çağ insanını resimlerine ve sanatına koymuş.
Enteresan olarak da diğerlerinden farklı olarak hiçbir eskizi yok.
Hiçbir çizimi yok.
Bir defteri yok.
Bir de aynı zamanda şeyi de fark etmişler bana da bilim adamları.
resimlerini X-ray çektikleri zaman
arka fonda normalde diğer ressamların
bir eskizi olur ya, bir ilk
bir denemesi olur. Da Vinci hep öyle
çalışıyormuş. Da Vinci zaten Mona Lisa'da da öyle
aslında. Salvatore Mundi'de de öyle.
Michelangelo'da öyle. Ama şey
Caravaggio'da hiç yok. Direkt düz boya
yani. Direkt o inanılmaz
bir yetenek olduğu için bence.
Direkt karşısında bir iki tane insan
alıyormuş böyle. Arada yerlerini değiştiriyormuş.
Sonra direkt çizmeye
başlıyormuş. Evet. Aslında Caravaggio'nun
tekniği yani
bu Da Vinci'de de var tabii ki.
Da Vinci ne yapıyordu? Mona Lisa'yı
çizmek için
bu da bir konspirisi teoridir ama
sevdiği kadını karşısına koyup
çizmiş mesela. Aynısını
Caravaggio da yapıyor. Hemen böyle
sokaktan o tavernalardan
yani buna taverna deniyor daha çok dönemin
romanında. Hemen birkaç kişiyi
böyle içki masasına oturduğu insanları
çağırıyor. Şu pozlarda
durun diyor ve o pozlara gerçekten
kafasındaki şekilde
resmettirip hiç taslak yapmadan
dümdüz böyle çizmeye, boyamaya
başlıyor. Hatta
yine kendi tekniğiyle alakalı
normalde bir kanvası
böyle ressamlar, dönemin ressamları
bunlara bu arada Floransa
ressamları denirmiş. Çünkü Floransa'da
Medici ailesi için. Floransa okulu.
Nasıl Akina okulu vardı şimdi bir de
Floransa okulu var işte.
Evet çünkü Medici ailesi
Vatikan kadar güçlü bir aile o dönem.
Yani Vatikan aile değil ama
Hani Vatikan'dan sonra en güçlü kurum Medici'ler.
Holding gibi aslında o zaman.
Evet günümüzün X, Y, Z büyük holdinglerini şu an isim vermeyelim ama hani o şekilde düşünebilirsiniz.
Ve Medici için de bir dönem çalışıyor Karavac'ı.
O yüzden Florence Okulu teknikleri denen teknikte aslında kanvası öncelikle böyle insan teni renginde boyayıp üstüne resmederlermiş.
Karavac'ı bu tekniği değiştirmiş.
Demiş ki ben koyu kahverengiyle boyayacağım kanvası üstüne bu sefer renklendirme yapacağım.
Yani tabloları o kadar gerçekten karanlık ve ışık oyunlarıyla dolu ki kanvası bile çok koyu bir tonda.
Ve bu çok iddialı bir tercihmiş bu arada.
Florence Okulu'nda herkes ten rengi kanvası üstüne çizim yaparmış.
Caravaggio oradaki tabuları yıkıyor.
Zaten tabular asaları yıkıyor bence Caravaggio.
Çok farklı bir teknikle çok hızlı şipşak resimler yapıyor ve kardinaller arasında ün salıyor.
Yani diyorlar ki işte bize San Andrew'un tablosu lazım.
Gidiyor direkt onu yapıyor.
Bize San John'un tablosu lazım diyor.
Gidiyor bir günde iki günde o tabloları yapıyor.
Uyumuyor, yemiyor, içmiyor.
Böyle buna şey diyorlar galiba günümüzde ADHD'nin bir de odak bozukluğu dışında bir super focus modu var.
Asperger gibi o zaman.
Yani böyle hani tuvalete bile gidememek odaklanmaktan.
Hani her şeyi böyle ikinci plana atıp o an yapmak istediği şeye odaklanmak.
Hyper focused galiba tam zor.
Van Gogh'da da vardı ya aslında bütün mesela Van Gogh'da hani ona benzer bir şekilde bütün resimlerini 10 sene içinde yapmış.
Evet aynısı Caravaggio'da da var.
Zaten 38 yaşında ölen biri için.
Çok hızlı yapıyor.
Hayatına sığdırdığı tablolar çok yani çok büyük tablolar.
Bu arada hepsini şöyle düşünün.
Hani bir kiliseye girdiğinizde, kilisenin kapısından girdiğinizde kilisenin o island'a yani o uzun yolunda en sonunda görebileceğiniz yerde çok büyük kanvaslara yapılan tablolar.
Hani küçük böyle bir A4 boyutundaki bir tuvalden bahsetmiyoruz.
Yani bir duvarı kaplayacak boyuttaki resimler bunlar.
Onu da bence şey için seçmiş.
Resim çok karanlık ya.
İşte bir dinamizmi, bir olayı anlatmak için büyütmen gerekiyor.
Çünkü ışık yok.
Şimdi çok küçük yapsam bence soluk kalabilir.
Evet ışık oyunları için gerçekten büyük bir tablo gerekiyor.
Çok büyük bir kanvas gerekiyor.
Diyeceğiniz şu ki çok kısa bir ömrü çok fazla eser geride bırakıyor.
Bunu da hani sen dediğin gibi aslında çok hızlı paraya ihtiyacı olduğu için de yapıyor diyorlar.
Yani dönemin sanatçılarından Raffaello çok böyle rahat işte saraylarda Vatikan'ın ya da İtalyan'ın krallarının ona beslediği paralarla çok rahat yaşarken bir diğer taraftan.
Çünkü Raffaello Vatikan'ın içine girmişti direkt.
Evet o Vatikan'ın kontratlı değil kadrolu bir ressamıydı Raffaello.
Ama Caravaggio kontratlı bir ressam gibi düşünebilirsiniz.
O yüzden hızlı para akışına ihtiyacı olduğu için çok hızlı bitirmek zorunda hissediyor tablolarını.
Biz bu arada çok böyle önemli tablolarını seçtik.
Bence bu tablolar artık sanat tarihi için de çok değerli ve önemli.
Ve içine sembolizm gizli.
Yani aslında biraz Da Vinci'nin yaptığı gibi de yapmaya çalışıyor Caravaggio.
Çok böyle zeka unsurları barındıran sembolizm yerleştirmiş tablolarında.
İlk tablomuz Incredulity of St. Thomas.
Evet yani Aziz Thomas'ın inançsızlığı, şüphesi.
Bu tabloda, bizim bu arada bu tabloların ismini biz aşağıya isim olarak İngilizcelerini ve yanlarına Türkçelerini yazacağız.
Bizim şu an yaptığımız araştırmalardan ötürü İngilizcelerinden bahsediyoruz.
Ama sizden ricamız her tabloyu Google'dan açıp bir kere bakmanız.
Yani bu böyle size aslında güzel bir keyifli yanınızda işte kahveniz varsa bir sanat tarihi dakikaları yaşatacaktır.
Bir stand-up sendromu da aynı zamanda.
Yani inanılmaz keyifli.
Açıp baktığınızda ben çok beğeneceğinize eminim.
Burada istersen hikayesini sen anlat ama.
Şimdi background olarak şöyle diyebiliriz.
Normalde bu daha incinin sonuna doğru olan bir olay.
Normalde havariler hiçbir zaman sorgulamıyor hiçbir şeyi.
Şimdi bu olaydan sonra gidip de sorgu konusu olması mesela çok enteresan bir şey incilde bence sonuna doğru.
Ve direkt de bu normal karşılanıyor.
Ve diyor ki sen eğer beni sorguluyorsan diyor hani gerçekliğimi.
gerçek olduğunu. Hani beni hala
ölmüş düşünüyorsam diyor Santon Marga.
İstiyorsan tablodaki kişilerden
bahsedelim direkt. Evet zaten tabloda sadece
havaliler var.
Çünkü bir evin içi. Havalilerin yaşadığı küçük
bir ev varmış böyle. Hani orada toplandıkları
hani belki tırnak içinde ilk kilise
bile diyebiliriz. En sonunda
Aziz Tomas demiş ki kusura bakma
ben hani ellemek istiyorum demiş.
Şimdi bazıları bir mezhep bunu şey olarak
yorumluyor. Mesela Katoliklik'te bu
hani Karabacun dininde bu şey
olarak yorumlanıyor. Sorgu olarak.
Ben güvenmiyorum, ben inanmıyorum.
O yüzden ellemem gerekiyor diyor.
Ve onun devamında da sen eledin ve inandın.
Ne mutlu ellemeyip de inananlar.
Kim elliyor ama orası eksik kaldı bence dinleyiciler için.
Mesih'i elliyor.
Evet.
Aynen.
Ondan sonra da mesela başka bir mesele bunu daha çok sorgu değil de çok şaştığı için eledi diyor.
Ama bu olay da resmedilme şekli yine şey çok enteresan.
insan. Karabaycı'nın resmini dışarıdan
yine gelen bir ilahi
tırnak içinde bir ışık var.
Aslında bu tema İncil'de de olan bir tema.
Şey hani yaratılmayan
ışık yani bir yerden gelmeyen ışık.
Nereden geldiği anlaşılmayan ışık teması.
Aşkı olaylarda da var İncil'de ama
onun resmetmesi yani
ışığı tek bir yere yoğunlaması.
Yoğunlaştırması. İlk defa o yapıyor bunu.
Normalde çünkü
bence çok daha zor bir şey.
Hani bir yere ışığa odaklamak. Çünkü hata payı
daha yüksek oluyor bence. Diğer
daha böyle dini şeyleri tasvir eden
ressamlar her yere ışık yayıyor.
Çünkü hani bu konular mükemmel
konular. İşte çok
bizi düşündürmesi gereken konular.
Hani o yüzden ışığı her yere
yayıyorlar. Bir de şöyle düşünmek lazım.
Hani tarihsel olarak da
protestanlığın başladığı bir tarih
ya ve büyümeye başladığı bir tarih.
Vatikan'da öyle bir panik de var.
Yani bizim bir şekilde
Katoliklikten kaçan
kralları ve diğer normal
insanları bir şekilde döndürmemiz lazım
Katolikliğe. Nasıl döndürürüz? Biz işte
şaşamızı göstererek işte
altın varaklı resimler yaparak işte
her yere ışık her yere beyaz
işte kocaman melekler çizerek ama
Karavaccio onu yapmıyor. Hani
Karavaccio da onu yapacak bence
yetenek var ama yapmıyor.
Bu da bence bazı din adamlarına
biraz panik ediyor. Yani öyle çünkü
tarihsel bir şey de var bence. Bir korelasyon
da var burada yani. Kesinlikle.
Bir de Karavaccio
yani Mesih bu da İsa bu arada
tabloda. Santonans
Yani Aziz Tomas'ın parmağı böyle bedenine dokunuyor İsa'nın.
Orada normalde mızrak yarası var ya ona dokunuyor.
Ve İsa'nın bedeni birçok tabloda da bahsedeceğiz.
Gerçekten karın kastı mükemmel resmediliyor Caravaggio'nun tablolarında.
Dönemin sanatçılarına kıyasla baktığımızda kafasındaki hare hemen hemen 30 resmin bir veya ikisinde var.
Yani İsa'yı kendi kafasında güçlü, ide olarak güçlü ve İsa'nın bedenine yakın tasvir ediyor.
Ama dönemin öteki Floransa akımındaki ressamlarına baktığımızda İsa'nın bedeninin büyük kısmında kumaşlar var.
Yani bedenini biz bu kadar net görmüyoruz İsa'nın diğer ressamlarda.
Karınkası vesaire değil, daha aciz bir halde görüyoruz.
Ama Caravaggio kendi tablolarında İsa'yı hep daha güçlü gösteriyor.
Baktığınızda o dönemin güçlü bir insanını zihninizde canlandırdığınızda o karın kasları, o beyaz güzel biten rengiyle birlikte aslında onu böyle daha gözümüze güzel gelecek bir çizimle resmediyor.
Fakat kafasındaki areleri kaldırıyor.
Bu onun aslında tamamen kendi benimsediği, yapmak istediği bir tercih.
Ve o tabloda, yani onun için bir başlangıç tablosu bu aslında.
Daha devamında da göreceğimiz tablolarda hep dini figürler var.
Dini figürleri yapmasının sebebi de Vatikan'dan para aldığı için ama kendisi hep bir acaba bakalım karşı tarafı ben nasıl düşündürebilirim?
O San Tomas tablosunda da yine inanmayan birinin parmağını oraya değdirerek karşı tarafı inandırma çabası.
Siz hala sorgulayabilir misiniz bunu acaba?
Aslında bu da yine tabloları kırmak istemesinden ötürü.
o tabloyu o anı kendi seçiyor.
Yani ona kardinerler demiyor.
San Tomas'ı işte Mesih'e dokunurken resmet bizim için çok önemli demiyor.
O kendi seçiyor bu konuyu.
Kardinerler için yaptığı tablolar da var.
Normalde ben bu arada bunun çok resmedilini de görmemiştim.
Çok nadir bir konu.
Genellikle ressamların çok dönemin ressamlarının çok birinci tercih ettiği konular arasında yer almıyor.
Yine dini tablolardan devam edelim bence.
The Taking of Christ tablosundan.
Evet. Bu Geçsemeni Bahçesi diye bir alan var.
Hala var bu arada bu kudüste.
Orada bulunurken akşam gardiyanlar tarafından
hani Romalı askerler tarafından
Mesih alınıyor, götürülüyor.
Bu olayın tasviri işte
The Taking of the Christ resmi verilmiş
Karabaycu tarafından.
Burada da olayda bir tane havarinin
onu öpüp de göstermesi askerlere.
Hani direkt parmakla göstermiyor.
Diğer havariler anlamasın diye
onun yanağından öpüp aslında askerlere hani bak bunu almanız lazım diyor.
Yehuda'nın öpücüğü.
Aynen.
Judas Kiss.
Judas Kiss olarak geçiyor literatürde.
Şimdi bu tablo hepsinden daha çok konuşulmayı hak ediyor.
Neden diyeceksiniz?
Şimdi Caravaggio'nun şöyle bir tekniği var.
Kendisi yaptığı, işlediği günahlardan ötürü sonuçta Roma'da bir insanı öldürdüğü için
ve Roma'dan kaçışının sebebi idam cezası olduğu için
sürekli kaçtığı gittiği yerlerde Napoli'de, Malta'da, Sicilya'da sürekli bir iç mücadeleye devam ediyor.
Aslında psikolojisi bozuk ve bunu tablolarında kendisini bir şekilde konumlandırarak kendini affettirmeye çalışıyor.
Bunu aslında çevresindeki insanlardan da duyuyoruz.
Yani bu tarihe işlenmiş dediğin o.
Hani bunu biz tablolara baktığımızda yorum olarak da söylemiyoruz.
Bu tabloyu yine açıp bakmanızı rica edeceğiz.
İsa'nın yakalanması aslında bu tablonun tam Türkçesi.
Şimdi bu tabloda çok paralel bir kurgu var.
Tabloya soldan sağa baktığımızda önemli karakterler göreceksiniz.
Solunda John yani Türkçesi.
Yohanna.
Yohanna.
Hemen yanında Judas yani Yehuda.
Yehuda'nın öptüğü Mesih İsa.
Yanında iki tane asker ve bir askerin kolunda çok ciddi bir ayna yansıması.
Bu ilk asker yani ilk İsa'yı belinden tutan asker.
Ayırmak için, götürmek için.
yanında yine iki asker ve arkasında Karavadyo'nun kendisi.
Şimdi burada yine bir üçleme var.
Şöyle bir üçleme aslında yine sayılardan gidip bir yediye tamamlamaya çalışmış.
Karavadyo'nun tablolarında bir yedi unsuru da var bu arada.
Üç tane dini yani dinde Hristiyanlıkta üç sembolizmi çok önemli olduğu için
dini kişileri üç olarak ayırıyor.
Askerleri dörtlü yapıyor.
Dörtlü askerin üçü normal asker biri kendisi arkada ışığı tutan kendi kafasında miğfer olmayan kişi zaten açıp böyle Wikipedia'da da kıyasladığınızda Karavac'ın kendi silüeti.
Yani kendi portresini yapmış orada.
Tuttuğu ışık ise direkt John'un yani Johanna'nın yüzünü aydınlatıyor.
Burada dini okumalarda yani dini sanatsal okumalarda şöyle diyorlar.
Karavancı havarilerle başlayan Hristiyanlık vaaz geleneğini benimsediği için aslında tablolarında Azizleri İsa kadar önemli bir noktaya koyuyor.
Bunun sebebi de ışığı tabii ki baktığınızda ilk ortada İsa'yı görüyorsunuz.
Yani tablonun resmedilme amacı zaten İsa'nın bu yaşadığı olayla alakalı ama burada John'u elinde tuttuğu ışığı suratına yansıtarak İsa kadar önemli bir noktaya getiriyor tabloda.
Aslında bunu da dönemin dini koşulları ve kendini affettirme olan ihtiyacından yaptığı söyleniyor.
Ve kırmızı bir örtüyü aslında tutarak tablonun ortasına yazıyor.
Zaten kırmızı genellikle Caravaggio'nun ya günahkarları ya da kendince çok önemli olarak bulduğu kişilerin üstüne koyduğu bir renk.
Bunu da bu arada sanat uzmanlarından duyuyoruz, sanat tarihçilerinden.
Resimde baktığınızda hiçbir dini figürde bir hare yok.
Yani siz İsa'yı eğer konuyu biliyorsanız İsa olduğunu anlayabilirsiniz ancak.
Yanındakinin, Yohanna öteki taraftakinin de Judas olduğunu ancak bu tarihi kısmı, tarihi noktayı bilerek anlayabilirsiniz.
O hareyi de sanat tarihçileri diyor ki kırmızı örtüyle vermeye çalıştı diyor.
Çünkü aslında Judas günahkar.
Ve kırmızı olarak orada o günahkarlığı aslında oradaki hareyi de eleştiriyor.
Diğer ressamların dini figürlerin üstüne koydu.
ve bunu kırmızı örtüyle yapıyor.
Ne anlamda iliştiriyor yani Hara'yı?
Yani dönemin Floransa'dır
ressamlarını. Hani aslında
bu dini insanlar
aslında bir insan normalde
ama dini vazifeleri var ama siz
yani o kadar farklı bir konuma koyuyorsunuz ki
bütün tablolarınız çok ilahileştirilmiş
çok cennetten
bir kare olarak tasvir edilmiş ama
burada acılar var diyor. Burada gerçekler
var diyor. Yani Mesih'e olan
ihanetin gösterilmesi ön planda
olmalı diyor. Oradaki o
Judas'ın ihanetini ön plana
çıkarmaya çalışıyor. Diğer tablolara
baktığımızda her şey beyaz, her şey
pembe. Yani oradaki günah nerede
o zaman diyor Caravaggio. Ben göremiyorum
oradaki tarihsel olayın anlamı
ne bini diyor. Yine burada başka
bir sembolizm daha var.
Bir askerin kolunda ayna var.
Yani aslında ayna değil o.
Tabii ki gümüş olan bir yansım ama
ayna gibi duruyor. Ayna gibi o kadar
parlatıyor ki ışıkla Caravaggio bunu.
Günahların resim içinde
hani bu size yansısın ve siz orada
buradaki günahı görün yani gözünüze bu çarpsın askerin onu kolundan alıp bize günahkarız mantığı
var orada Evet karan çok katolik bir düşünce tarzı Evet Karavancı dönemin çok pozitif olarak böyle
her şey güzel işte dinde hiçbir şey olmadı her şey çok güzel pamuklara saralım olan o Vatikan'ın
her şeyi ilahileştirme sile yaşananları biraz perde arkası yapmasının altındaki tozları biraz
vermeye çalışıyor insanlara.
Ve oradaki o ışık kontrastını dediğim gibi
açıp baktığınızda soldansa
o ışığın John'un
suratına yayılmasını da görebilirsiniz.
Bu arada şeyi de eklemek lazım.
Johanna böyle dışarıya doğru bakıyor.
Ellerini kaldırmış bir şekilde.
Onun da öyle yapılmasının nedeni aslında
kendisi de İncil yazarlarından biri
olduğu içinmiş. Özellikle de
hem İncil yazarlarından biri hem de bir de
vahiy yani İncil'in son cildini de
o yazdığı için
hani onu karavacı doğal olarak
bildiği için onu o şekilde resmetmiş.
Hani sanki yukarıdan bir bilgi akıyormuş
gibi. Yukarıdan o ışıktan hani
ışığa doğru ellerini açmış ya.
O bilgi akıyormuş gibi. Bir de
ikinci sembolizmde
Yuhanna çok genç. Gerçekten de
öyleydi. En genç havari oymuş.
O yüzden mesela resimde hiç sakalı yok.
Evet. En genç olduğu için.
Ve zaten
en geç ölen havari de
olduğu için. Bunu bildiğimiz için de
bunu doğrulayabiliyoruz yani.
Bu tablonun bu kadar önemli kılan bir başka konu da bu tablo 300 sene kayboluyor.
Yani bu tablonun yapıldığı, Caravaggio'nun böyle bir tablosu olunduğu biliniyor dönemin sanat tarihçileri içerisinde.
Ama 300 sene sonra Dublin'de Cizvit papazlarına veriyor.
Edinburgh'lı bir hanımefendi buluyor.
Ve 1993'de halkla buluşuyor.
Cizvit papazları da bu bir tane manastırda yemekhanenin duvarına asmışlar bu resmi.
Bu arada Cizvit papazları da bunu gerçek olduğunu düşünmüyorlar.
Yani replika zannediyorlar.
Hani yerinde asmışlar.
Hani yemek yerken onlar da böyle dini figürlere bakmayı seviyorlar diye.
Akıllarına gelsin diye öyle o olaylar.
Ama halbuki bir bakıyorlar.
Bir sanat araştırmacısı bir şey yapıyor.
Birkaç test yapıyor bu resim üzerinde.
Bir bakıyorlar gerçek resim.
Gerçekten Caravaggio'nun eserlerinden biri olduğunu görüyorlar.
Ondan sonra da hani bir müzeye kavuşturuluyor.
Şu an National Gallery of Ireland'da yani İrlanda'nın ulusal müzesinde aklımızda da olsun diye söylemek istiyoruz.
Şimdi başka bir Aziz'e geçeceğiz burada.
Yani bu biraz daha John ve Mesih temalıydı.
Şimdiki tablomuzda Calling of the St. Matthew tablosu var.
Evet Aziz Matta'nın çağrısı yani çağrılması diyelim.
Bu tabloyu da özel kılan noktalardan biri İsa'nın bir bara yani o dönemin bir restoranı ya da barı gibi düşünebileceğiniz bir yerine.
Lokantasına giriyor.
Evet lokantasına girdiğinde o kişinin İsa'nın kafasına ilk defa hare, ilk defa demeyelim ama çok nadir tablolarında hare koymuş Karavancı.
O yüzden o kişinin Mesih olduğunu çok kolay bu tabloda anlayabiliyoruz.
Bu tabloda yine bir ışık oyunu var.
Tabloya ilk baktığınızda aslında ilk İsa'ya gözünüz gitmiyor.
İlk Saint Matthew'a yani Aziz Matta'ya gözünüz gidiyor.
Çünkü onun suratı kendini işaret ediyor tabloda işaret parmağıyla.
Yüzünü aydınlatıyor.
Bunu yapma sebebi de aslında buradaki Aziz Matta'nın yine kendi o azizlere verdiği önemden ötürü
ön plana çıkması ya onun tarihini önemli bir tabloyla Vatikan'la buluşturması.
Bu da yine çok önemli Vatikan'ın istediği tablolardan biri çünkü.
Oradaki olayda da şöyle bir şey var.
Neden hani o resimde Aziz Matta çok böyle bir şok içinde bakıyorken yani olaylara?
Normalde o İsrail'de bir vergi toplayıcısıymış.
Yani Roma İmparatorluğu için, Roma valisi için vergileri topluyormuş.
Normalde de Roma yasalarına göre o vergiyi vermesi lazım ki Roma onun %5'ini ona kar olarak versin diye.
Küçük bir miktarda kar olarak Roma zaten veriyor bu vergi toplayıcılarına.
Halbuki şöyle bir olay varmış.
Bu vergi toplayanlar aslında vergilerin beşte birini aslında alıyorlarmış yani çalıyorlarmış insanlardan.
Bunu da o zamanki İsraililer biliyormuş.
Roma İmparatorluğu da biliyormuş ama pek bir şey yapamıyormuş bunlara karşı.
Çünkü bu olayı da aslında oradaki bazı insanlara delige etmişler.
O yüzden de toplum hiç sevmiyor böyle insanları.
Hani hırsız olduklarını biliyorlar ama aynı zamanda da güçlü oldukları için bu vergi toplayıcılarının ödemeleri gerekiyor bu vergileri.
İncil'de de şöyle bir olay var yani bir bakıyorlar hani sadece zenginler ve gücü olanlar vermiyor bu ekstra vergileri.
En fakirleri, en yaşlıları bile onlara bile çok baskı yapılıyor vergileri versinler diye.
Onun da işte %20'sini %30'unu bu insanlar tabiri caizse araklıyor yani.
Böyle olunca da hani oradaki figür şey figürü var hani kulak kıyın hırsızlık yapan adam seçiliyor bu işte hikayede.
Ve diğer daha tırnak içinde daha normal daha günahsız olan insanlar sadece yanında oturan arkadaşları da seçilmiyor.
Hep böyle daha matta daha günahkar olduğu için günah işlediği için seçiliyor.
Bu arada matta işaret eden önemli bir başka orada aziz daha var aziz Petrus o da tabloda.
Burada yine aslında Karavaccio'nun Hristiyanlıktaki üç sembolizmle gönderme yaptığını görüyoruz.
Yani tabloda Mesih var, Matta'yı işaret eden Aziz Petrus ve Matta var.
Yani üç önemli dini insan var orada.
O yüzden Karavaccio tablolarında genellikle ya 7'ye ya 3'e tamamlıyor vermek istediği mesajdaki kişi sayısını.
Bu kendi kafasında.
Vatikan'ın da talep ettiği bir konu olabilir.
Bir de Vatikan'ın ismi aynı zamanda Aziz Petrus Bazilikası ya.
O yüzden biraz da fazladan önem taşıyor onlar için.
Evet kesinlikle öyle.
Bu tabloyu devam ettiren farklı matta'nın tabloları da var.
Yani bunlar aslında bir sırayla yapılıyor.
The Calling of Saint Matthew, The Inspiration of Saint Matthew.
The Inspiration of Saint Matthew.
Yine orada matta yukarı doğru bakıyor.
şey olayda hani İncil'i yazdığı için
hani öyle bir hep böyle bir yazar
genel olarak o ortaçağ resimlerine
böyle yukarı bakar. Çünkü hani
bilgileri yukarıdan alıyor diye
resminiliyor. Diğeri de
Martyrdom of St. Andrew büyük ihtimalle
Aziz Andreas'ın
ölümü. Matta olanı da
var. Matta olanı o da var. İkisi de var.
İkisi de var. İkisi de var.
Yani şehitliği daha doğrusu martyredim
şehit olmak demek.
Bunlar bu arada direkt Vatikan istediği
Tablolar zaten hareler var bu tabloların üstünde.
Yani San Matthew'da var, Matta'nın bu tablosunda Mesih'in üstünde var.
Daha Matta Aziz olmadığı için o noktada büyük ihtimalle sonrasında ekledi o yüzden haresini.
Ama ilk bu Calling of San Matthew yani çağrısındaki tabloda daha Aziz seçilmemiş oluyor Matthew.
O noktada Mesih benimle gel diyor.
Bu tabloda çok önemli bir başka detay da Caravaggio masadaki herkesi 16. yüzyıl İtalyan kıyafetleriyle resmediyor.
Halbuki o dönemin topraklarında yaşayan Orta Doğu kıyafetleri.
Yani dönemin kıyafetleri olması gerekirken kendi o şekilde yansıtmak istiyor ve Vatikan tarafından kabul görüyor.
Yani bu enteresan bir detay.
Şimdi sırada yine çok masterpiece'lerden biri var.
Saper and Mouse tablosu var.
Bunun iki versiyonu var ama biz ilk yaptığı versiyondan öncelikle bahsedeceğiz.
Bu arada sapır son akşam yemeği, pardon akşam yemeği.
Akşam yemeği, o son akşam yemeği resmi bu değil aslında.
Evet, sapır akşam yemeği anlamına geliyor.
Emmaus da o dönemin coğrafyasındaki, yani Mesih'in yaşadığı coğrafyadaki bir şehir ismi aslında.
Emmaus adı.
Evet, köy.
Burada önemli olan bu tabloda İsa üç gün sonra diriliyor, çarmıha gelirdikten sonra.
ve dirildiğinde de onu 3 kişi görüyor.
Evet 3 kişi, 3 kadın.
3 tane kişi tanık oluyor bu olaya.
Ve bu tabloda zaten yine Mesih'in kafasında hare yok.
Olmamasında burada bir anlamı var ama.
Mesih'in Mesih olduğunu masadakiler tam siz tabloya baktığınız anda fark ediyor.
Yani Karavancı öyle bir sahne yapmış ki akşam yemeği Emmaus tablosunda.
Masadaki herkes tam yemeğini yediği noktada
kimisi elini açıyor ki o bir çarmıh
modeliyle açıyor. Yani orada aslında
çarmıha gönderme yapıyor tablonun
sağ tarafındaki kişi. Sol
tarafındaki kişi de ağzının
açık ve şaşkınlıklı. O anda
yemeğin ortasında İsa'nın
Mesih olduğunu yani karşısındaki kişinin
Mesih olduğunu fark ediyorlar.
Ve diyorlar ki biz neden fark edememişiz?
Biz niye fark edemeyen de var.
Yani bunları duyup da
garson figürü var orada. Hani hiçbir şey
yapmıyor. Burada da o şey kontrastı
var yani. Bazıları fark ediyor.
Yani insan olarak biz fark edebiliyoruz.
Bazı insanlar da fark edemiyor.
Bazı insanlar bunun bilincinde olamıyor diyor.
Yani yine bir toplum eleştirisi
var aslında orada.
Bu tabloyu özel yapan noktalardan
biri resmedilme şekli.
Bu da şu şekilde. Siz tabloya baktığınızda
sizin baktığınız açıda
meyve sepeti masanın
ucunda düşmek üzere. Yani
aslında tablo her baktığınızda
size biraz bir stres unsuru oluşturuyor.
oluşturuyor oradaki o stres unsurunda Karavaggio senin dediğin gibi fark edemeyenler nasıl fark
edemedi bunu stresi yaratmaya çalışıyor meyve sepeti düşmeye yakın olduğu noktada da Aslında
bir başka sandalye var ve bu o tabloya bakan izleyicinin kendisi orada bir alan açık aslında
bizim için Karavaggio size diyor ki yani bu ana yani Mesih'i fark etmek isteyen herkes kendi içinde
kurduğunda fark edebilir
ve olmasa da siz de yer edebilirsiniz
aslında diyor. Size o
ana tanık olma şansını yaratmış
oluyor aslında ve bunu sizin hakkınız
olarak görüyor Karavancıo.
Sanat tarihi yorumcuları
bu tabloya baktığında hani o
meyve sepetindeki stres unsurunun
bilinçli olarak yapıldığını
oradaki üstündeki ve
gölgesindeki bir sembolizmin daha
değerli olduğunu söylüyorlar.
Bir balık sembolü ilk Hristiyanlığın
çıktığı noktada
Aynen o sembolizmi Yunanca'da iksis, Latince'de ictus olarak geçiyor. Bir akronim aslında. Bu arada bu figürler Türkiye'de de bulunuyor arada.
Mesela Efes Antik Kenti'nde ben bir iki kere gördüm o figürü, balık figürünü. Aslında aynı zamanda o dönemin işte antik çağlarında yani 3. yüzyıla kadar kullanılan sembollerden biri bir tür kod yani hani şey hani dini sembolize eden bir kod aynı zamanda.
Çünkü Roma İmparatorluğunda o Hristiyanlık yasak olduğu için o zamanki Hristiyanlar özellikle Türkiye'de bu arada sonuçta denetim daha az olduğu için aralarında böyle mağaralarda, Kapadokya gibi yerlerde balık sembolünü kullanarak iletişim kurarlarmış.
Yani bir kısmı balığın bir tarafını çizermiş. İkinci bir dindar insan mesela balığını tamamlarmış.
Ve tam bir balık şekli alırmış.
Bu şekilde hani siz o bölgede başka bir Hristiyanlığın olduğunu da anlardınız. Mantığı var burada.
Ama hala bu arada önem taşıyan bir sembol.
Bunu da nasıl görebilirsiniz?
Yani resmi büyüttüğünüzde, meyve sepetini büyüttüğünüzde meyve sepetinin üstünde bir çıkıntı gibi duran bir tahta parçası var.
O tahta parçasına yakın baktığınızda yarım bir balık sembolü.
Meyve sepetinin arkasındaki karanlıkta kalan kısmında da balığın kuyruğunun devamı.
Yani aslında Caravaggio bu balığın yani dini, din yapan unsurların karanlık ve ışığın bir bütün halinde size geldiğinde oluşturduğunu söylüyor.
O yüzden aslında Chiaroscuro sanatını sembolizmde dini bir öğeyle de tamamlamak istiyor ve bunu yemek sepetinin üstüne iliştiriyor.
Yemek sepeti de farkındaysanız tablonun en önünde yer alanı yani aslında gözünüze de sokmaya çalışıyor.
İlk görmeniz gereken şey bu sembol diyor ama tabii ki gözler her zaman Mesih'in yani tablonun ortasındaki karaktere kayıyor.
Burada yine bir başka detay İsa burada çok genç tabloda.
Bunun sebebi de 3 gün sonra dirildiği için aslında taze yepyeni bir vücut da yani o genç o ilk peygamber olduğu zamanı anımsatan bir haliyle çizmek istemiş Caravaggio.
Bunun ikinci versiyonuna baktığımızda ise yemek sepeti ortada yok.
Yani 1601'de genç halin çizdiği ve üstüne sembolizm eklediği tabloyu 5 sene sonra yaşlı ve meyve sepetin olmadığı bir haliyle çiziyor.
Ama onda çok fazla bir sembolizm verme amacı yok.
Bu tabloyu da London National Gallery'de şu an gidip görebilirsiniz.
O anlamda çok kıymetli bir tablo.
İki versiyonu olmasından ötürü de sanat tarihçilerin hala günümüzde ilgisini çekiyor.
Bu tabloların ilerleyen döneminde bu tablolara benzer iki tane Karavacist ressam karşımıza çıkacak.
Bir tanesi José de Rivera ötekisi de George de la Tour.
Bir tanesi Mary Magdalena'yı çizerken ötekisi de Maturidium of St. Andrew çiziyor ki zaten bu iki tabloyu da aslında Karavac'ın önceki tablolarından ilham olarak yapıyor.
Ve Chiara Sucur'u tenebrizm sanatını benimseyerek yapıyorlar.
Bu arada Azize Andreus Türkiye'de şehit edildi.
Evet.
Bunu da yakınlarında.
Aynen öyle bir detay da verebiliriz.
Bunlara son olarak biz aslında hepsinin yani bu bahsettiğimiz tablolar içinde biraz otoportre ama mitolojik öyle sayılabilecek.
Bence Caravaggio'nun en eğlenceli tablolarından birinden de bahsederek kapamak istiyoruz bu tablo serisini.
Medusa'yı çiziyor Caravaggio.
Bu bence gerçekten eğlenceli bir tablosu.
Bu tabloya da açıp baktığınızda Caravaggio'nun portresini yanına eklerseniz Caravaggio'nun Medusa'ya kendisini resmettiğini görürsünüz.
Kafasından o çıkan yılanlarla yine kendi içinde iç dünyasında savaşıp veremediği günahların borcu olarak kendini Medusa'ya benzetmiştir.
Her zaman lanetli olarak kalacağını düşünür zihninde.
Ve herkes ondan uzaklaşıyor hayatında.
Herkes de Medusa'dan uzaklaşıyor Yunan mitolojisine göre.
Evet yani kendini lanetli olarak görüyor. Kendini hiçbir zaman affedemiyor. Zaten Floransa'nın bir sahil kasabasında öldüğünde kurşundan ötürü ölüyor. Yani tavlolarındaki o kurşun içeriğinden ötürü vefayet ediyor. Ama bu tabii ki de biraz konspirisi teorisi tarafından Vatikan mı acaba öldürdü gibi bir soru işareti de var.
Ama hani ölümüne kadar ki Roma onu affedip geri gelebilirsin Roma'ya dediğinde Roma yoluna çıkmıştı.
Floransa'da kendi eceliyle öldüğünü biz şu anlar sayarak devam edeceğiz anlatmaya.
Aslında Roma yolundaydı.
Gittiği Sicilya'dan dönmek için uğraşırken Floransa yolunda maalesef hayatını kaybetti.
İlk ihtimalle iş arıyordu.
Roma ona idam cezasını kaldırdık gelebilirsin dedi Vatikan.
ve çok büyük bir sevinçle ait olduğu yere en çok fazla eserini ürettiği Roma'ya dönmek istiyordu.
Ama tabii ki o da bilmiyordu o yolun Florence'a yandığı öleceğini.
Medusa tablosuna da bakarsanız tabii ki Narsisus tablosu da mitolojik anlamda önemli tablolarından biri.
Kendisinde Roma'daki Borghese, Borghese'ydi sanırım değil mi?
Borghese Müzium'da görebilirsiniz.
karşısına geçip hem yansımaya hem Narsisus'a baktığınızda mükemmel bir şaheserin önünde belki saatlerce oturmak isteyebilirsiniz diye düşünüyorum.
Romanın kendisi Caravaggio eserleriyle dolu.
İlk bölümde bahsettiğimiz katedralden tutun, Borghez Emirlası ve müzesinde bir sürü eseri var.
Onun dışında Vatikan'ın Pinotekası'nda da aslında dini anlamdaki eserlerinin birçoğunu gidip görebilirsiniz.
Bir diğerleri de bahsettiğimiz Londra ve Dublin galerilerinde.
Evet yani Roma zaten açık hava müzesi gibi bir şey.
O yüzden sırf Caravaggio değil de Raffaello ve diğer işte Michelangelo ve Leonardo da Vinci gibi ressamların eserlerini de görebilirsiniz.
O yüzden kesinlikle öneriyoruz.
Caravaggio'nun eserleri çoğunluğu zaten Roma'da değil aslında.
Bir kısmı yer değiştiriyor.
Geçen Paris'teydi diye hatırlıyorum.
Evet yer yer değiştiriliyor ve Avrupa'daki çoğu yer.
sergilemeye çalışılıyor.
O yüzden biraz Karabaccio avına gidiyorsunuz.
Bir müzede mesela 3-4 tane buluyorsunuz.
Diğerlerinde belki şey oluyor
mesela Karabaccio esintili resimler
oluyor. Hani ilhamlı
resimler oluyor ya da
natür mortu resimler oluyor. Evet Karabaccio
baya esrarengiz bir sanatçı.
Ama bence biz en önemli
eserlerinden konuştuk.
Zaten genel ortaçağ
konuların farklı bir tasviri oluyor.
Karabaccio'nun resimleri.
Enteresandı bence eğer ileride çekersek hani kaydedersek farklı eserlerini de konuşabiliriz belki.
Evet çok fazla uzatmak istemiyoruz çünkü eminiz ki Karavancı'ya devam edeceğiz ileriki bölümlerimizde.
Bu tabloları sizin için inceledik.
Detaylı okumalar yaptık.
Umarım keyifli elinizde kahveniz ve çayınızla oturup dinlediğiniz bir tarihsel bölüm olmuştur.
Biz çok keyif alarak dinledik.
Bizim favori sanatçımız, favori ressamlarımızdan biri kendisi.
Biz çok keyif alarak çektik. Umarım size de aynısı geçmiştir. Bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Teşekkür ederiz. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
