
Bu bölümde, adıyla bir akıma isim veren İtalyan ressam Caravaggio’nun hayatının ilk yarısına bakıyoruz. Veba yıllarında Milano’da geçen çocukluğundan Peterzano’nun atölyesindeki çıraklığına, asıl eğitimini saraylarda değil Roma’nın sokaklarında ve tavernalarında almasından Kardinal del Monte’nin himayesine uzanıyoruz. Dönemin ressamları azizleri parlak halelerle resmederken Caravaggio neden kirli tırnakları, sıradan yüzleri ve karanlığı seçti? Meryem’in Ölümü neden bu kadar tepki çekti? 1606'da Roma’yı terk etmek zorunda kalmasına ne yol açtı? Işığı izleyicinin bakışını yönlendirmek için kullanması bugün Scorsese’nin sinemasına nasıl ulaştı? İki bölümlük serinin ilk partında bunları konuşuyoruz; ölümünü, Vatikan’la ilişkisini ve geride bıraktığı mirası Part 2'de ele alacağız.
Bölümde bahsettiğimiz tablo: Leonardo da Vinci – Salvator Mundi
Instagram hesabımıza ulaşmak için tıklayın.
Kısımlar:
(00:00) Giriş ve iki bölümlük yapı
(01:18) Caravaggio'nun doğduğu dünya: Rönesans İtalya'sı ve Milano
(03:10) Doğumu, ailesi ve veba
(03:41) Lombardiya ekolü ve Peterzano'nun yanında çıraklık
(04:46) Müzeden değil sokaktan öğrenmek
(06:31) Dini sanat, kurallar ve gerçekçiliğin protestosu
(09:15) Etkilendiği akımlar ve teknikler
(12:10) İlk resimler: Meyve Sepetli Çocuk, Bacchus
(14:49) Kardinal del Monte ve Roma yılları
(16:49) San Luigi dei Francesi ve Aziz Matta
(19:36) Meryem'in Ölümü skandalı
(22:32) Işıkla yönlendirmek: Golyat'ın kafası
(23:06) 1606: cinayet ve Roma'dan kaçış
(24:32) Napoli–Roma arası, hız efsanesi, kayıp tablolar
(25:57) Karşıtı Raffaello ve Pietà meselesi
(27:47) İnsan mı aziz mi: tabloların gerilimi
(29:27) Scorsese'den Hollywood'a etkisi
(30:23) Kapanış ve Part 2 duyurusu
Transkript
Herkese merhaba.
Herkese merhabalar.
Bugün çok sevdiğimiz bir ressamla ilgili konuşacağız.
Bu sefer böyle bir sanat kültür podcastı çekmek istedik.
Bizim için aslında sayısız müzesinde sayısız eserini gördüğümüz çok değerli bir ressam.
İtalyan bir ressam.
Caravaggio.
O kadar büyük bir ressam ki ismine bir akım oluşturacak daha sonra.
Karavajist diye aslında ayrı bir sanat akımı da var.
Çok değişik farklı hayattayla ilgili noktalara değineceğiz.
1570'lerin İtalya'sından bahsedeceğiz.
Ve tabii ki de barok sanatı, Karavajon'un sanat eserleri ve geriye bıraktığı o koca mirastan da bahsedeceğiz.
Ancak şunu da söylememiz gerekiyor ki bu iki partide olacak.
İlk partide daha çok çocukluğu, sanat akımı ve hangi şeylerde yaşadığı gibi daha aslında hayatının başındaki noktalara değineceğiz.
Sonrasında ise ölümü, geride bıraktıkları ve Vatikanlılığın ilişkileri gibi.
Biraz daha böyle early life ve late life gibi ikiye bölmek istedik hayatını.
Evet yani aslında onun doğduğu zaman da çok kritik.
Yani 1571'de doğmuş.
16. yüzyıl aslında bakarsanız hem Galileo'nun zamanı, hem Michelangelo'nun zamanı, hem Leonardo'nun zamanı.
Yani bu böyle o Rönesans dönemi.
Hatta lisedeyken benim çok enteresan bir tarih hocam vardı.
Bana derdi ki nasıl işte bugün Atina okulunu, işte antik Yunanları çalışıyorsak, sosyologlar ve tarihçiler çalışıyorsa.
çalışıyorsa aslında o
16. 17. yüzyılında
o Rönesans Kuzey İtalya'sından
da nasıl neredeyse o 3 kişiden
birinin sanatçı olduğunu çalışmamız
lazım. Nasıl oldu da
o orta çağdan direkt böyle
3 kişiden biri olacak şekilde ki
veba dönemi olmasına rağmen
sürekli bir sanatçı çıkıyor. Böyle bir
output var yani ülkede.
Hatta o kadar fazla sanatçı çıkıyor ki bence
bütün bu ondan sonraki
gelen işte modusu olur,
mimarlık olur işte.
Otik mimari vesaire. Aslında onu ondan
bir miras almış şekilde geliyor.
Yani o Rönesans zamanında.
Caravaggio da bunlardan bir tanesi.
Aslında Milano'da doğması çok önemli
çünkü Milano her zaman İtalya'nın
geri kısmına, geri kalanına göre
daha böyle bağımsız bir şehirdi.
Biliyorsunuz İtalya'nın tarihinde
1861'e kadar hiçbir zaman İtalya
bir cumhuriyet ya da bir krallık olmadı.
Birleşmedi hiçbir zaman. Hep böyle küçük şehirler
gibiydi. Yani antik Yunan gibiydi.
Küçük şehirler hep böyle bağımsızdı.
Bunların en asisi, en bağımsızı ve kendi kafasına göre davranan,
Vatikan'a sormadan davranan şiir Milano'ydu aslında.
Milano ve Floransa'ydı.
Zaten ikisinin de aslında Kuzey İtalya genelinde oralarda bulundukları için
birbirleriyle iletişim içindelerdi.
Genellikle İtalya'nın geri kısmı daha çok böyle Vatikan yancısıydı.
Öyle bir oluşumda doğuyor aslında Caravaggio.
Evet, 1571'de doğuyor.
Milano'nun aslında Caravaggio soyadını almasının sebebi de Caravaggio kasabasından geldiği için.
Nasıl Leonardo da Vinci, Vinci kabasından alınıyorsa.
Evet hani Vinci bir kasaba.
O dönemin böyle aileleri doğduğu kasabadan hani oradan gibi isimlendiriliyorlar.
Babasını ve dedesini 1576'daki veba salgınında kaybediyor.
O yüzden talihsiz bir aile hayatı oluyor.
Lombardiya'dan bahsedelim biraz. Lombardiya şu an hala Milano'nun bulunduğu İtalya bölgesinin ismi aslında.
İtalya bölgeleri ayrılıyor. Nasıl bizim burada işte Karadeniz, Ege bölgesi, İç Anadolu gibiyse orada da Lombardiya Milano'nun hatta Milano Lombardiya'nın baş şehri.
Ve aslında o dönemin biraz da Lombardiya sanatından esinleniyor.
Rombardio Ecoli diye bir ekol var o dönemlerde.
Hatta ünlü ressamlarından biri de Simone Peterzano'nun çırağı oluyor 13 yaşında.
Yine böyle Da Vinci'den de belki hatırlayacak olursanız ünlü ressamların çırağı olarak başlıyorsunuz bu işlere.
Elinize fırçayı tuvali alıp da hadi ben çok iyi bir ressamım şimdi herkes beni alkışlayacak gibi bir düzen yok.
Peter Sanu da Titian'ın öğrencisi ki Titian çok çok ünlü bir ressam yani açıp bakabilirsiniz.
Hani Caravaggio'dan önce.
Gerçekten belki de böyle resimlerini incelemeniz, açıp bakmanız gereken önemli dönemin bir Rönesans ressamı.
Çok enteresan.
Ben Caravaggio'yu bu kadar sevmemin sebeplerini sıralamam gerekirse bu ayrı bir bölüm olur belki.
Hatta büyük ihtimalle bir buçuk saatte sürebilir ama.
gerçekten ilk nokta
değinmem gereken kendi adıma
asıl eğitimini müze ve
saraylarda değil Milano
sonrasındaki Roma sokaklarında
tavernalarında insanları
ve sokak yaşamını gözlemleyerek
yapıyor. Yani bu ne demek?
Dönemin çok ünlü ressamları
Raffaello gibi, Michelangelo gibi
hani Vatikan'ın içinden çıkmayan
ressamlardan bahsediyoruz.
Heykeltıraşlardan bahsediyoruz.
Bunlar belirli bir statü arayan da
ressamlar. Çünkü siz o dönemin
konjonktüründe gidip
gerçekten iyi bir ressam diyebilmeniz
için belirli kardinalleri
tanımanız gerekiyor. Belirli
ruhban sınıfını, din adamlarını
veya politikacılarla
aranızın iyi olması gerekiyor.
Ama Caravaggio
belirli bir döneme kadar en azından
early life dediğimiz bu
kariyerinin ilk
adımlarında tamamen sokaktan
sanat öğreniyor. Keşfediyor,
geziyor ve iyi
bir çıraklık yapıyor.
O zaman da çark nasıl bir şey?
Aslında yatılı bir okul gibi.
Yani sen ustanın yanında sürekli yaşıyorsun.
6-7 yaşından beri öyle yapıyorlar.
Zaten Leonardo da Vinci'den onlar da öyle yaşadı.
Hepsi aynı yoldan geçtiler.
Ve hani biraz da yeteneğin sürekli test ediliyor.
Senin ustan tarafına.
Herhangi bir noktada sen 13-14 yaşına geldiğinde
sende yetenek yok, devam etmelisin hayatına da diyebiliyorlar sana.
Çay olarak, tüccar olarak vs.
Değil ki işte Caravaggio ve Michelangelo gibi insanlar bu yollardan geçmiş insanlar aslında.
Çok stresli bir hayat.
Aynı zamanda da dediğine değineyim.
O zaman tabii sanat dediğinde hep dini bir sanatta aslında.
Yapılarda, resimlerde, fresklerde.
Sonuçta hali hazırda hikayeler olduğu için de ve o zamanlar aslında çoğu insanın okuyamadığı için latinceyi.
Genellikle mukaddes kitapta yazılanlar resmedi diyor.
Hani insanlar böyle görebilsin diye.
Hani okuma yazması olmayan insanlar ki o zaman İtalya'da okuma yazması olan insanlar belki %1 ile %2 arası bu arada.
Onlar görebilsin diye güzel bir şekilde hani resmedilmeye çalışıyor bunlar.
Hem heykel yani 3 boyutlu hem de 2 boyutlu olarak.
Tabi her sanatçı da kendi yorumunu katabiliyor.
Kuralları var.
Yani gidip de hani dinen yasak olan bir şeyi siz resmedemiyorsunuz.
Hani bu benim fikrim diyemiyorsunuz.
Ama aynı zamanda arada da ışık oyunu yapabiliyorsunuz Karavaccu'nun yaptığı gibi.
Caravaggio da ne yapıyor mesela? Önemsiz bölgeleri karanlık yapıyor, daha önemli karakterleri daha ışıklı yapıyor.
Dur oraya geleceğiz. O sanatından çok detaylı bahsedeceğiz ama çok doğru söyledin.
Yani Caravaggio'nun bu kadar belki ilk resimlerindeki ilk resimlerinden de bahsedeceğiz.
Dini öğeden çok aslında sokaktaki gerçekten gördüğünü yani noble life ya da aristokrat bir hayattan bahsetmek istemiyor.
sokakta Roma'nın o döneminde
mesela yolda cesetler olabiliyor
çünkü veba var yani
ülke çok zor bir durumda
o gördüğü cesetlerden etkileniyor
Karavaggio
onların o surat ifadeleri
tırnaklarının içindeki kirden
işte yıkanmamış o saçlarından
kopuk düğmelerinden
hayatın çok acımasız ve
gerçek olan o
gerçek ama karanlık
tarafından etkileniyor hani buradaki karanlık
taraf derken hani böyle korkunç
bir şey anlamında değil. Halka
yaranmak için bunu
çok göstermeyen ama her zaman her şey
iyisini gösteren
ressamlara biraz aslında laf ediyor
burada. Yani sanatındaki yaptığı
protestonun amacı bu. Hani
siz gerçekliği saklıyorsunuz ama yani
çıkın sokağa ve görün. Hani
şu an Roma'da veba ile uğraşıyor
insanlar. Vatikan
bunda ne yapıyor diyor. Bir
taraftan Vatikan'ı eleştiriyor
bir noktasında hayatının ama
fakirliği, zorluk
ve hayatın acımasızlıklarını daima resimlerinde gösteriyor.
Ailesiyle ilgili enteresan olan kısım ise babasının bir mimar olması.
Ve babası ona hep işte dünyayı kendi gözlerinde yeniden yaratmaya amaçla diyor.
O yüzden babasından gelen o legacy ile o mirasla birlikte kendi gözleriyle sokaktaki her şeye tanıklık ediyor.
Ve onu sanatına yansıtmaya başlıyor.
Üç farklı teknik kullanıyor burada.
Yani o senin temin bahsettiğin tekniklere istiyorsan şu an detaylı girelim.
Bir Lombardiya gerçekliği diye bir sanat akımı var o dönem.
Günlük insanların sert gerçekliğini savunan işte kadavralar, cesetler, hasta insanlar ya da Vatikan'ın dokunmadığı ama dokunması gereken o tırnak içindeki eksikliklerini aslında göz önüne sokmak istiyor.
Vatikan okulu burada Titian ve Georgina'nın yani aslında renk ve ışık kullanımının ön planda olduğu bir akımdan etkileniyor.
Ve Leonardo da Vinci'nin sfumato tekniğinden etkileniyor.
İstiyorsan bu tekniğe biraz bahsedelim.
Hani anlamı ne?
Çünkü bu Rönesans sanatında çok ön planda olan bir akım.
Sfumato ne demek?
Gölgeli demek.
Yani aslında bir şeyleri daha gerçekçi yansıtabilmek için sürekli o renk geçişini ışıklarla aslında oynayarak
gerçekleştiriyorsunuz. Yani
renklere bir gölge katarak
yani sfumato yaparak yani
işte geçişi daha yavaş yaparak
renkler arası geçişleri daha yavaş yaparak
gerçekleştiriyorsunuz. Bu şekilde de
ne oluyor yani? Resim çok daha
gerçekçi çıkıyor. Zaten Caravaggio'nun
resimlerinde de o var yani. Çok
çiğ bir gerçeklik var.
Çünkü ondan önceki ressamlar
mesela biraz karakterleri
modifiye ediyorlardı. Yani
daha güzel çıksın diye işte.
Ne oluyordu mesela? Daha yakışıklı ya da daha güzel yapmaya çalışıyorlardı karakterleri neoklasik dönemde.
Herkesi kahraman gibi göstermeye çalışıyorlardı.
Ama Caravaggio gibi ressamların öyle bir amacı yok.
Her şey gerçekçi bir şekilde.
O zamanki bir insan nasılsa saçlarıyla, bakımıyla, giysileriyle...
Çoğu insan fakirdi zaten işçi seviyesindeydi.
O yüzden onu yansıtmak istiyorlar.
Bu gerçek değil.
Ve siz de zaten o resimlere baktığınız zaman
gerçekten sanki bir fotoğraf gibi.
Evet.
Yani oradaki o yaşanan Karavancı'nın tablosundaki
o kadar öğeler gerçek ki
yani gerçekten mesela Golayat'ın ölümü tablosunda
Golayat'ın kafasının koptuğunu
ve yani o trajedi çok net bir şekilde görüyorsunuz.
Tabii ki resimlerin detaylarına ve mitolojik öğelere gireceğiz
Ama bu Sufumato tekniğiyle ilgili Caravaggio'nun eserleri tabii ki bambaşka ama bu tekniği çok güzel bence özetleyen bir tablo var.
Bu da Leonardo da Vinci'nin tablosu.
Il Salvatore del Mundo tablosuna baktığınızda oradaki o İsa portresinin aslında yüzündeki geçişlerdeki o fırça tekniğini çok net görebilirsiniz.
Bence Sufumato'yu en iyi anlatan, bu tekniği en iyi gösteren tablolardan, portrelerden biri.
Yine ismini aşağıda bilgi kısmına koyacağız eğer bu tabloya bakmak isterseniz.
İlk resimlerinden biri Ragazzo con Canestro di Frutta var mesela.
Bunun Türkçesi de...
Elinde meyve içeren, sepet taşıyan çocuk.
Evet, yani burada yine gözlemlediği, sokakta gördüğü herhangi bir şeyi resmetmek istemiş.
Daha böyle eğitim aldıkları zamanlar daha böyle sade gündelik hayattan başlıyorlar genellikle.
Evet daha basit şeylerden.
İtalyan ressamları öyle hani ustalaşıyorlar bir şekilde.
İkinci resmi ise Bacchus.
Yani bu İtalyanca o dil galiba...
Bacchus.
Bacchus şey.
Dionysus'un...
Dionysus'un latincesi.
Bacchus ama Bacchus diye okunuyor.
Yine yaptığı ikinci resimlerden biri bir mitolojik tablo.
daha dediğimiz gibi dini
tablolara başlamıyor burada.
Dini tabloları nasıl başladığına da
geleceğiz. Bu arada neden mitolojik tablolar
başlıyor o dönem? Çünkü aslında o dönem arkeoloji de
başlıyor. Yani antik
romanın, antik Yunan'ın
o dönemleri çalışmaya başlıyorlar, okumaya
başlıyorlar. O döneme ait kitapları
buluyorlar çünkü. Aynı zamanda
arkeoloji başladığı için de
farklı bir dünyanın, daha antik bir çağın
izini buldukları için de
bir şekilde onu da resmetmek istiyorlar.
Onu unutmayın. Sonuçta
o Rönesans döneminde de aslında
antik Yunanlı, antik Roma ile ilgili
çok bir şey bilinmiyordu. Daha yakın bir tarif
olmasına rağmen oraya.
Zaten bundan sonra da neoklasik
dönem başlıyor. Neyse.
Evet başlarda mitolojik denemeler
çok yapıyor. Zaten çıraklıkta da
mitolojik olarak yaptırtıyor. Yani ya
elma çizdiriyorlar ya
böyle natürmort yaptırıyorlar.
Çünkü bir çırak olan ressamın
daha çok büyük dini
yani gerçekten insanların saygı duyduğu
ve o dönemki İtalya
periyodunda önemli olan
figürleri çizilmesine çok da izin verilmiyor
başlarda. Ancak o figürleri
Vatikan size bir
teklifle gelirse ya bu kilisenin içine
bana bu resmi yap derse siz
büyük bir para karşılığında çok büyük
tuvallere yapabiliyorsunuz. Tabii kilisenin
neye adandığına bağlı değişir.
Kimin ne zaman o teklifi
verdiğine göre değişir. O insanın
neye önem verdiği, o kardinalin, o baş
psikopozun neye önem verdiğine
göre değişiyor yani.
Ve bu projeler çok önemli.
Bir de genellikle sanatçılar da ne yapıyorlar?
Mesela son akşam yemeği tablosunu düşünelim.
Aynı olayı resmedip aralarında aslında biraz da bir nevi tırnak içinde kapışıyorlar.
Hangisi daha ünlü oluyor?
Hangi versiyon daha güzel bulunuyor?
İşte Vatikan tarafından ya da insanlar tarafından.
Biz mesela şu an son akşam yemeği tablosu diyoruz ama onun 12 versiyonu var aslında.
En ünlüsünü biliyoruz.
Biz o en ünlüsünü biliyoruz.
Yani evet başlangıçta çok çırak başladıkları dönemde Caravaggio'nun hayatında şöyle bir dönüm noktası oluyor.
Kardinal Francesco Maria del Monte onu fark ediyor onun sanatını.
Çünkü şöyle Milano'dan Roma'ya kaçtı ve Roma'da artık çalışmaya başladığı dönem.
Roma'da kardinaller halkın içinde geziniyorlar.
Yani bunlar Vatikan'ın kardinalleri.
Ve o dönem aslında onların uyduyu amaçlarından biri de kiliselerin içindeki azizlerin resimlerini yapacak insanlara ulaşmak.
Yani siz zannetmeyin ki Vatikan'da çalışanlar ya da o dönem görevde olanlar sadece Vatikan içinde oluyor ve oradaki işleri yapıyorlar.
Hayır. Kardinaller halktan biriymiş gibi normal bir insan kılığına girerek aslında hem halkı gözlemliyorlar, vebayı gözlemliyorlar,
Şehrin ihtiyaçlarını gözlemliyorlar ve tam o noktada Francesco Maria del Monte Caravaggio ile tanışıyor.
Kanatları altına alıyor.
Ve o dönem Caravaggio Milano'dan ailesinin yanından Roma'ya geldiği dönem aslında kendi psikolojik sıkıntıları da var.
Bu böyle delidir doludur gibi bir şey olmasın.
Alkole bir bağımlılığı var.
Kumar borçları var.
Daha şehre taşınır taşınmaz.
ve oturduğu her trattoria yani İtalyan restoranında sürekli bir kavgaya karışıyor.
Bu yüzden halkın aslında önemli kişileri tarafından da dikkat çekiyor.
Yani ya bu çok ünlü ressam değil mi işte bilmem kimin çırağı bu niye böyle bir olay çıkarıyor diye.
Kendi ismini Roma'ya gelir gelmez kötülemeye ve maalesef lekelemeye başlıyor.
Yine de kardinallerden biri işte Francesco Maria del Monte görüyor ve onun her zaman o yeteneğini
ön planda tutarak diyor ki yani sen
ne olursa olsun iyi bir ressam
olacaksın. Hani ben seni gözetiyorum
ve sana bakıyorum diyor. O yüzden
onun o karanlık tarafını her zaman
kendi ışığıyla aydınlatmaya
çalışıyor. Ve ilk olarak
Roma'daki kilise için aslında ilk
resim yani ilk Roma'daki kazandığı
para San Luigi
Francesi Kilisesi'ndeki
bir tablo The Inspiration
of San Matthew tablosu.
Bu gerçekten şu an hala kilisenin
Hatta biz şahsen gidip tanıklık ettik. Çok büyüleyici bir andı bence.
Yani ben çok kolay kolay bir tablonun önünde nefesim kesildi diyemem ama
Caravaggio'nun tabloları önünde nefesinizi tutabiliyorsunuz.
Şu an hala büyük gruplar, kafileler gelip bu tabloyu görüyor.
İstersen tam bir Türkçesini söyleyelim.
The Inspiration of Saint Matthew'un.
Aziz, Matta'nın esinlenmesi gibi olurdu bence.
Şimdi burada çok enteresan bir durum var.
Bu Contrelli Şapeli için sipariş alınıyor.
Yani şu anki Roma'daki San Luigi Francesi Kilisesi altında.
Dediğimiz gibi Kardinal Del Monte bunu parayla satın alıyor.
Diyor ki sen böyle bir bize eser yap ki boyutları da gayet büyük.
Yani öyle küçük bir tuval gibi düşünmeyin.
Kilisenin baya büyük bir duvarını kaplayan büyük bir tablo.
Şimdi bu tabloyla ilgili enteresan bir şey var.
Normalde Vatikan için çalışan ressamların Azizleri resmettiğindeki kafatasının arkasındaki yani o kafanın arkasını çevreleyen ne denir ona?
Halka.
Halka evet aynen. Çok büyük ve çok şaşalı olur. Yani siz bakar bakmaz dersiniz ki evet bu Aziz.
Caravaggio işte sokak sanatı ve kendi ruh dünyası biraz kafasının karışıklığı bir de Vatikan oğlan.
Hani siz aslında halkı yeterince doyurmuyorsunuz halk sefalet içinde vabadan öbüyor gibi bir takışmasından ötürü
Saint Matthew yani Aziz Matta'nın kafasındaki hale çok belirgin yapmıyor.
O yüzden tavlaya baktığınızda ya bu Aziz mi değil mi diye şöyle bir iki dakika bir tökezliyorsunuz.
Çünkü yani Rönesans ressamları biraz izin halkasını çok belirgin yapar.
Daha siz baktığınız anda o bembeyaz hareyi görürsünüz.
Fakat dediğimiz gibi Karavaca farklı bir insan.
Dini tabloyu hayatını geçindirmek için kabul etse de ki dini duygularını da bilmiyoruz bu arada.
Halkla çok fazla bunu net konuşan bir isim de değil.
O zaman pek net konuşulmazdı böyle şeyler zaten.
Aynen öyle. Kendi sanat akımı için şunu söylüyor. Sanat eseri benim için sanat eseridir. Benim için bir azizi, bir önemli tarihi anı yüceltme amacını ben bütmüyorum kendim dedi. Onlar da insandı, onlar da bizden biriydi. Ben onları bir insanın göründüğünden farklı bir şekilde resmetmeyeceğim diyor.
Ve tabii ki dönemin çok ama çok spekülasyonik bir konusu daha var.
Meryem Ana'nın The Matry of Maria'ydı galiba tablonun adı.
Şu an Martyrdom.
Evet aynen.
Meryem Ana'nın ölümünün tablosunu yaptığında Meryem Ana'nın bedenini resmetmek isterken aslında bir faizyenin bedenini gözlemleyerek onun bedenini yapıyor.
Burada halk buna çok ciddi bir spekülasyonda bulunuyor. Halk hiçbir şekilde desteklemiyor ve yani bununla ilgili gerçekten ciddi anlamda konuşmalar var.
Bunun da niye yapıldığını sorduklarında yani çok ciddi tepki gördüğü için böyle bir soru geliyor.
Ben sokaktaki gözlemim kadar gözlemini yapıyorum ve aslında hani kişi dini isim kim olursa olsun benim onu resmetmek için bir yerden bir insanın canlı bir şeyi görmeye ihtiyacım var diyor.
Yani aslında bu Lombardiya sanat akımındaki gerçekçiliğini sanatında dini figürlerde konuşturduğunu görüyoruz.
Vatikan bu konuda tabii ki sıkıntı çıkarıyor çünkü bütün Roma'da Caravaggio'nun bu tablosunun şanı yürüyor yani olumsuz anlamda şanından bahsediyoruz.
Ama Vatikan'daki özellikle Kardinal Francesco kendisiyle çalışma yapmaya devam etmek istiyor.
Burada tablolarındaki tenebrizm o kadar büyüleyici bir hale geliyor ki Vatikan arasında söz konusu ışık kullanımı olduğunda biz Caravaggio'ya gidelim diyorlar.
Çünkü o kırmızının siyahla olan tezatı ki bunu açıp tablolarında görebilirsiniz.
Korkutucu derecede görünüyor ve bir hayranlık uyandırdığını söylüyor dönemin kardinalleri.
O yüzden dini öğeleri resmetmesini istiyorlar.
Ve kendisi hayatını devam ettirmesi için tabii ki de Vatikan gibi bir kurumdan yani bir tabloya atıyorum.
Şu andaki bir araba parası gibi para olarak tabii ki hayatını idame ettiriyor.
ve barok tenebrizminden
daha sonra bu sanat akımı
karavacist olarak evrilecek
ve o da kendi çırağına aktaracak.
Aynen zaten tenebre şey demek
yani karanlık oda demek.
Yani böyle bir tenebre yani koyu
hani ışığın az olduğu, loş olduğu
bir yer demek. Hani tenebrizm de
oradan geliyor büyük ihtimalle. Hani
ışığın kullanılmasıyla ilgili. Zaten bir tek
karavac öyle kullanıyorlar ışığı özel
bir şekilde. Evet. O yüzden.
Yani o tenebrizmi aslında
diyor ki hani ben barok
sanat akımına bağlayayım.
Ki barok başta kapsadığımız
işte Lombardiya, Ekolye
hepsini de aslında daha büyük bir çatı
altında katlıyor. Ama diyor
benim için diyor resimdeki ışık
oyunudur diyor önemli olan.
Bütün oradaki sahnedeki önemli
olan vurguları örneğin bir
dini figürün, elinin, o sembolün
hep ışık oyunlarıyla gösteriyor.
Ya da Golayat'ın ölümündeki
tabloya baktığınızda
mesela normalde Golayat'ın kafasını
kesen bir mitolojik öğe var
orada. Ama öyle
bir ışık oyunu var ki siz sadece
Golayat'ın o kafasına bakabiliyorsunuz.
Yani o kafasını
kim kesti, bıçakla mı, elinde
ne var vesaire hani o detaylara
bakamıyorsunuz. Çünkü Caravaggio
yaptığı o ışık oyunu ile
tamamen kendi kafasındaki
önemini gördüğü tarafa sizin odaklanmanız
için bir manipülasyon yapıyor orada.
Ve bunu da sanatıyla çok
iyi konuşturuyor. 1606'da
Ranecio Tornasoni
olması lazım.
Sokakta birini kavga esnasında
öldürüyor. Tabii ki o dönemin cezaları
çok ağır olduğu için ölüm cezasına
çarptırılıyor. Malte ve Sicilya'da
hayatın geri kalanı geçirmek üzere
Roma'dan ayrılıyor.
Burada Roma ile ilgili şöyle
bir sıkıntısı var.
Roma, Caravaggio'yu besleyen
bir şehir. Yani sonuçta dini
tabloları yapmaya devam ediyor.
Mitoloji. Roma zaten
açık hava müzesi gibi bir şehir.
Bir de düşünün bundan.
Hayli hayli.
Bir 400 sene öncesini.
O her şey ortalıkta.
Bütün kiliseler yeni yapılıyor vs.
Yani krem döle kremini yaşadığı sanatsal anlamda bir dönem.
Döner sanatı.
Ama ilk olarak Napoli'ye gidiyor.
Mecbur kalıyor.
Yani ölüm cezasına çarptırıldığı için Roma'da kalırsa şey yapamayacak.
Yani yaşamaya devam edemeyecek.
O yüzden Meryem'in ölümü tablosundaki o olayı da üstüne tabii eklenince artık hem Kardinallerin gözünden düşüyor hem Vatikan tarafından mimleniyor ve alıyor ta Star'ı artık Roma'yı terk ediyor.
Bu onun için bir artık depresyon dönemi yani regresyon döneminde diyebiliriz.
Çünkü onu besleyen her şey önünü kaybediyor.
Evet oradaki kendi açtığı atölyesini kapatmak zorunda kalıyor.
fakat ben kendi okuduğum
araştırmalarda şöyle bir şey gördüm
hiçbir zaman Roma'dan tam
kopmuyor yani tam Napoli'ye gidiyor
diyoruz ama yani o dönem şartlarında da
Napoli Roma arası gidip gelmek
aşırı zor bir şey değil
bir söylentiye göre ki bunu
Çırağı söylüyor sürekli
Roma'ya ara ara
ilham aldığında tablolarını yapmak için
dönüyormuş çok hızlı da
tablo çıkarırmış elinden yani
diğer ressamlara kıyasla
Çırağan'dan şöyle bir söylenti var.
Hani Raffaello vesaire
bir tabloyu beş ayda yapardı.
Caravalcio bir gecede yapıyordu
o tabloyu diyor. Yani o kadar dedike ve
o kadar full fokus çalışırmış ki
zaten tablolarının
yarısından fazlası kayıp ve bilinmiyor
yeri. Öyle de bir
olayı var. Yani 43 ya da 50 gibi
bir tablosunu biliyoruz. İsimini
böyle yazıp dökebildiğimiz
az sayıda bir tablosu var.
Ama çok büyük
bir bölümü de işte geldikler arasında
o Roma Napoli, Roma Sicili
arasında kendi hayatını
kurtarmak zorunda kaldığı için
kayboluyor. Ve bir söylentiye
göre de işte yani bu
Meryem'in ölümü gibi, Meryem
Ana'nın ölümü gibi fazla
gerçeklikten etkilendiği
dini tabularında ortadan kaldırıldığı
gibi bir rivayet var.
Çok fazla insanlar ulaşmasın ve
oradaki o hani bir insanımsı
canlandırmayı
bir aziz için görmesini istiyor
Vatikan. Ve yine sanat tarihçileri
Caravaggio'yu
taban tabana zıt
hangi ressamla
taban tabana zıt düşünürsek diye
Raffaello'yu söylüyorlar.
Çünkü şimdi söylediğimiz gibi
yani Caravaggio her şeyi
olası gerçeklikle anlatıyor.
Hiçbir detayı
anlatmaktan çekinmiyor.
Kadavralardan örnek alarak
yapıyor. Dinli insanların
kafasındaki hareleri
resmetmiyor vesaire.
Caravaggio'nun taban tabana zıttı
Raffaello sanatçı olarak.
Onun da en en önemli eseri
olan Pieta'sına bakabilirsiniz.
Pieta'yı istiyorsan hem
anlamından bahsedelim hem neden taban
tabana zıttı olduğundan bahsedelim.
Pieta çok önemli aslında
çünkü şeydi yani
bu heykel alandan bahsediyoruz değil mi?
Şeyden hani örtü gibi olan.
Resmi de var Raffaello'nun.
O çok önemli bir sayı. Yani çarmıhtan
indirilen, indirildikten
sonraki bir sahneyi
resmediyor aslında Pieta. Orada da
doğal olarak hani Meryem Hanım'ın
üzüntüsü resmi diliyor bu Pietalarda.
Bu Pietalarda bir sürü var zaten.
Çok var evet. Çok önemli bir
hani aralarında da yarışılan bir
başyapıt aslında.
Hani Raffaello'nunki çok daha gerçekçi.
İşte o
kumaş örtü gibi yapılmaya
çalışmış mermerle. Hani mermer
olduğunu bile anlamıyorsun. Ama Caravaggio'nunki
daha böyle hani çiğ.
Her zamanki gibi. Ya zaten
Karavancı'nın Pieta'sı yok.
Sadece burada hani
sanat tarihçilerinin demek
istediği nokta yani Raffaella
o kadar dini öğeleri
insanın o kadar o kadar
üstüne koyuyorken tabloya
baktığınızda gerçekten o saygı duruşu
o dini bir tablonun
ağırlığı var. Önünde böyle
neredeyse hani yakanızı iliklemek
istiyorsunuz. O kadar ciddi bir
anlatım var. Karavancı'nın dini
öğelerinde tam tersi
Yani işte Meryem Anayatak'ta son sahnesinde ölüm döşeğinde ama yani bir insanın ölüm döşeği gibi anlatılıyor orada.
Aslında kafasındaki hareyi göremiyoruz yine aynı şekilde Matta'nın haresini göremediğimiz gibi.
Yani dini bir kişi mi yoksa bir insan mı gelgiti yaşıyorsunuz Karavaccio'nun resimlerinde bunu.
Bu arada bir ressamın size bu gelgiti yaşatması da çok önemli bir detay.
Çünkü neden çok büyük dini bir tablo, çok abartılı resmediğinde zaten evet ben dini bir tabloyum diyor.
Ama size hani acaba ya evet bu Aziz daha önce insandı ama sonra Aziz oldu gelgitini yaratması,
yani öncesi ve sonrasını aynı anda sizin kafanızda canlandırması aslında Karavaccio'nun bu sanatını bu kadar değerli ve özel kılıyor.
Çünkü bunu yapan da başka bir sanatçı yok.
Yani ne öncesi ne sonrası yok.
O iki denklemin arasında bırakması sizi hem dini farklı bir taraftan düşünmenize sebep oluyor.
Hem de aslında her şeyin özünde bir insanın tabiatı vardır gibi.
O insanı insan yapan çok temel duyguları hissettiriyor.
Yani bu nedir? Acı.
Hani bir dini bir kişi bir figür ölürken de mi acı çekiyor acaba?
Duygusunu siz o tavlaya baktığınızda bir çiçeği koklar gibi.
Hani gülün kokusunu bir tavlada gördüğünüzde gülün o kokusu gelir ya burnunuza.
O tabloda da, Karavancı'nın o detaylarında da o acıyı çok net görüyorsunuz.
O yüzden o konuda çok başarılı.
Hatta Martin Scorsese, yani bu Işık oyunlarından vesaire bahsettik.
O duyguyu iyi verebilmesinden.
Kendi bu ünlü yönetmen filmlerinde de bu taktiği kullanıyor.
Karavancı hayranı bir yönetmen.
Onun eserlerini de çok iyi inceliyor.
Ve diyor ki ben filmlerimde özellikle Main Street filmini izlediğinizde bunu görebilirsiniz.
O kırmızı siyah tonları, o işte o duygu geçişleri, o böyle o net hisler vesaire.
Ben o ışık oyunlarından etkilendim diyor ve o duyguyu o ışık oyunlarıyla vermek istedim diyor.
Yani Caravaggio günümüz Hollywood dünyasına da aslında teknikleriyle birlikte çok ilham vermiş bir asam.
Bu yüzden bu Chiara Scuro tekniği, bu sfumato tekniği.
Yani sanattaki bir fırça darbesi gibi bir şey görüyoruz ama bunun Hollywood'da bir etkisi var şu an hala.
O anlamda gerçekten çok değerli bir ressam.
Biz biraz böyle hayatının başından bahsettik.
İşte Roma'daki döneminden bahsettik.
Bir özet geçtik.
Evet bir özet geçtik.
Çünkü çok erken yaşta da öldüğü yani tırnak içinde öldüğü söyleniyor Malt Adası'nda ama
biz böyle bütün mitolojik öğelerini daha detaylı anlattığımız, tablolarını irdelediğimiz ayrı bir bölüm yapacağız.
Bu da part 2 olacak.
Genelde hani Milano'nun durumundan bahsettik.
Veba maalesef o döneme böyle çok çektirmiş bir hastalık.
Vatikan'ın da sallantıda olduğu, çok böyle hani vebayı yönetemediği, kendi içinde sıkıntılarının olduğu bir dönem.
Üstüne Caravaggio gibi bir ismi de kendisine ciddi bir tehdit olarak görecek belli bir sene sonra.
İlk part bu şekilde.
Sen eklemek istediğin bir şey var mı?
Yok bence baya güzel anlattık.
Hayatını özetledik.
Hani bundan sonra gelip de araştırmaya devam edebilirsiniz.
Ama bir hani introduction oldu bence.
Evet Karavancı gerçekten çok detaylı anlatılması gereken bir ressam.
Umarım bir sonraki bölümde sizin de kafanızda hayatın geri kalanı ile ilgili sorular ve noktalar oluşur.
Bir sonraki bölümümüzde part 2'de sizlerle bir arada olacağız.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Teşekkür ederiz. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
