
Bu bölümde gelmiş geçmiş en büyük lanetleri hakeden Alper’in etrafında Issız Adamı ve Kapadokya’da töre,aşiret algısı yaratan Tv dizisi Anne Yarısını anlattım.
İyi dinlemeler…
Kısımlar:
(00:00 - 00:51) Giriş
(00:52 - 02:32) Vizyona ve Yayına Girenler
(02:33 - 17:24) Issız Adam
(17:25 - 28:22) Anne Yarısı
(28:23 - 29:25) Kapanış
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda Yayında''nın 44. bölümüne hoş geldiniz.
Nasılsınız? İyi misiniz?
Hayatınızda her şey yolunda mı?
Bol bol tiyatroya, sinemaya gittiğiniz bir hafta oldu mu?
Neler izlediniz?
Yeni televizyon dizileri başlıyor.
Yeni başlayanların bazıları final kararı aldı.
Neleri izliyordunuz? Nasıl hayal kırıklığına uğradınız?
Vallahi ben kendi adıma söyleyeyim. Bu haftaki size anlatacağım işlerin ikisinde de aslında yer yer hayal kırıklığına uğradığım yer yer tahminimin çok üstü şeyler de çıktı.
Şimdi ben bu hafta size ne anlatacağım? Bölüm kapağında gördünüz, bölümün adını zaten okudunuz, öyle bölüme tıkladınız diye düşünüyorum.
Ama ben size haftanın filmini anlatmadan önce, yani yeterince böyle sinir olman önce güzel şeylerden bahsedeyim size.
Öncelikle dün The Diplomat'ın dördün sezonu çıktı.
Netflix'te henüz başlayamadım, izleyemedim ama mutlaka hafta sonu onu başlayıp bitireceğim.
Onun dışında bütün bir hafta boyunca film ekibindeki filmlerimi izlemeye devam ettim.
Bugün de yine direniş filmini izlemeye gideceğim.
Siz bunu dinlerken muhtemelen ben o filmi izliyor olurum.
Onun dışında bugün vizyona girenler var.
Mesela Kefaret filmi, Aşk ve Yaşam yani Sensens Sensibility vizyona giriyor.
Amazon Prime'da esas planlıya bir şey var, ona bakabilirsiniz.
Ve en önemlisi de ben Digger'ı izleyecektim ama ne oldu? Vizyondan kalkmış, kaçırmışım.
Neyse, illaki o bir şekilde dijital platformlara düşer ama tabii ki o düşmeden benim bir an önce diğer vizyondaki olan şeyleri vizyondan kalkmadan izleyip bitirmem gerekiyor.
Çünkü gerçekten film ekimi inanılmaz bir yolun geçiyor benim için.
Ha bundan mutsuz muyum derseniz çok mutluyum çünkü gerçekten olup olabilecek bence en güzel film seçkisi film ekimindeydi.
Mesela İstanbul Film Festivali ile kıyaslanın ya da Mubi Fest'teki iki filmi düşündüğümde
bence film hekimi hepsinden daha kapsamlı ve daha çarpıcı.
En azından benim için.
Umarım siz de film hekimine gitmişsinizdir ve izlediğiniz filmlerden mutlusunuzdur.
Onunla ilgili yorumlarımı da önümüzdeki hafta olabilir ya da sonraki hafta olabilir mutlaka size aktaracağım.
Bu arada her bölümde film hekiminden bahsetmiş gibi oluyorum ama arkadaşlar
yani analizlerim, izlediklerim inanılmaz şeyler.
Ve gerçekten şunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Fjord'u izledim.
Yani inanılmaz bir şeydi ya.
Yani bence hani Oppenheimer ya da ne bileyim işte Odyssey falan kesinlikle hikaye.
Bence oturup hep birlikte Fjord'u tartışmamız gerekiyor.
Ama işte şu konuda kararsızım.
Ben size Fjord'u gelecek haftalarda mı anlatsam yoksa vizyon zamanı geldiğinde 8 Ocak'ta mı anlatsam o konuda kararsızım sadece ama bakalım.
Ona da bakacağız hep birlikte.
Ona da zaman gösterecek diyelim.
Şimdi hazırsanız eğer ben hemen haftanın filmine geçiyorum.
Evet geldik haftanın filmine.
Şimdi bu haftanın filmini hepiniz eminim bir şekilde bir noktada izlemişsinizdir.
Ama ben daha bunu yeni izledim.
O yüzden de yani birçok analizimi ilk kez sizinle paylaşacağım ve bu filmle ilgili ilk kez sizinle konuşuyorum.
O yüzden de lütfen değerinizi bilin.
Bakın bu dedikoduyu bu gıybeti kimseyle yapmadım henüz.
Daha doğrusu yani çevremdeki annem gibi arkadaşım gibi bir iki tane nadir insanla yaptım ama yine de genel gıybeti size sakladım tabii ki.
Şimdi haftanın filmini hemen geçmek istiyorum.
Bu hafta sizinle ıssız adam konuşacağım film olarak.
Şimdi ıssız adamın konusu nedir?
Yani bu tabii ki birazcık böyle muhteşem yüzü ne anlatıyor demek gibi oldu ama hemen size söyleyeyim.
Modern şehir hayatın getirdiği yalnızlaşma temasını anlatan bir ilişkiden bahsediyoruz.
Alper bir aşçı.
Adada gidiyor.
Daha doğrusu ada isimli kadın.
böyle adada olunca büyük adada
karşılaşmışlar gibi anlattım. Ada isimli
başçı kadın karakterimiz gidiyor Alper'e
aşık oluyor ve hani Alper de gerçekten
adayı kendine aşık edene kadar uğraşıyor
yani onun gibi hani hiçbir şeyi sallamayan
böyle hayatım çok kötü çok yalnızım
çok korkunç bir hayat yaşıyorum
diyen bezgin bekir bir adama göre gerçekten
uğraşıyor yani adayı elde etmek için
kendi çapında diyorum. İşte Alper'le
ada sevgili oluyorlar ondan sonra Alper
gidiyor böyle tam kız hani
güzelim zeytinyağlı sarmaları yerken
ada ben ayrılmak istiyorum diyor. Yani
Yani gerçekten Allah'ın cezası.
Sen nasıl bir insansın ya?
Yemin ediyorum bakın bu adama olan nefretimi sizinle paylaşacağım ve bu nefreti böyle anlatarak, çoğaltarak devam edeceğiz.
Ne demişler?
Paylaştıkça çoğalır.
Ben de bunu sizinle paylaşırım.
Hep birlikte bu adamdan nefret edebiliriz bence.
Ama siz zaten bence bu adamdan nefret ediyorsunuzdur.
Şöyle ki, şimdi bu bir Çağınırmak filmi ve Çağınırmak 2008 yılında böyle bir film yaparken ne düşündü bilmiyorum ama
kesinlikle çok iyi bir kast kurmuş.
Yani Cemal Hünal ile Meis Birkan benimle çok yakışmışlar.
Ve onun dışında hikayede görünce şaşırdığım insanlardan bir tanesi Yıldız Kültür yani Alper'in annesi.
Ben o kanını ilk kez Melekler Kursu'nda izlemiştim.
Ve Melekler Kursu'nda en sevdiğim şey Mimar San Güzel Sanatlar Fakültesi'nin olduğu kampüs.
Deniz kenarındadır ya eminim illaki bir dizi sahnesinde ya da işte İstanbul'da yaşıyorsanız önden geçerken görmüşsünüzdür.
Ben o kampüsü çok seviyordum çocukken ve yani kenken demiştim ki ya bu ne kadar güzel bir dizi.
Hani İstanbul ne kadar güzel gösteriliyor demiştim.
Ama hani şu an içinde yaşayınca aslında her şeyin o kadar da toz pembe olmadığını fark ettim.
Neyse Gözde Kansu oynuyor.
Başrolüler dışında yan rolde.
Ama yani Gözde Kansu genel olarak hep yan rolde ya.
Mesela 2008'den sonra 2010-11 döneminde Aliyazmanım'da oynuyor.
Orada da işte Özgür Özpınç'in yani Asiye'nin en yakın arkadaşına oynuyor.
Daha doğrusu şöyle.
Önce arkadaş oluyorlar sonra işte Asiye'yle birlikteyken işte kocasıyla birlikte oluyor Gözde Kansu'nun karakteri vs. vs.
Böyle ilerleyen bir durum.
Onun dışında Şerif Bozkurt oynuyor, Goncagül Sunar oynuyor, Veda Yurtsever oynuyor, Ayşegül Değrim ve Tarık Ündüz oynuyor.
Şimdi bunlara baktığımızda bir kere şunu çok sevdim.
2008 yılında İstanbul'da yaşamayan ve o dönemde çok küçük olduğumu düşünürsek gerçekten İstanbul'un o görüntüsünü çok sevdim.
Yani hala birçok şey yerinde duruyor.
Hala o dönemki İstiklal Caddesi bugün de ruhunu koruyor bence.
Ve aslında bu ikilinin karşılaşmaları bence çok sıradan.
Yani bir South'da karşılaşıyorlar işte Alper bir plak arıyor çünkü plakları takıntılı.
İşte adada bir kitabı arıyor bulamıyor.
Ondan sonrasında işte Alper adanın peşinden koşup işte kitabı bir şekilde buluyor veriyor.
Bu arada kitap da Thomas Hardy'nin Çılgın Kalabalıktan Uzak romanı.
Eğer hani okumak isterseniz aklınızda kaldıysa mutlaka bakın.
Güzel bir kitap gibi duruyor.
Onun dışında çatışma bu hikayenin içerisinde şurada.
Modern hayatın yalnızlaştırdığı bir adam Alper.
Ve burada işte hayatına giren gerçek sevgiyi kabul etmekte zorlanıyor.
Ve adayla birlikte kendi asızıyla yüzleşmesi de gerekiyor aslında.
Ve benim filmde mesela en çok sevdiğim şey filmde çalan müzikler ve gerçekten çok güzel o nostaljik şarkılar.
İşte en bilineni Ailedik Beni Anlamazdın şarkısı yani adeta bütün filmin simgesi haline geldi.
Onun dışında Nil Burak'tan Yalnızım Ben, Semirimiz Pekkan'dan Bana Yalan Söylediler.
İşte Yalnız Adam parçası var onun dışında Tutsan Ellerimi var ve bir Fransızca parça var.
Şimdi bu çalan müzikleri de bir kenara bıraktığımız zaman.
Asıl hikayemize gelecek olursak öncesi bu filmle kendi kurduğum bağdan bahsetmek istiyorum.
Şöyle ki ben aslında Asıl Adam'ı yıllar boyunca izleyebilirdim.
Evet 2008'de çıktığında ben çok küçüktüm ama şöyle bir durum var.
Sonraki yıllarda işte şu an YouTube'da ya da çeşitli korsans değerde zaten filmin tamamı var.
Ben bu filmi niye gidip Atlas'ta izledim?
Çünkü bu filmin son sahnesi Atlas'ta çekildi ve içindeki bazı saf sahneleri de yine Atlas'ın içine çekildi.
O yüzden de ben hani özellikle orada izlemek için bekledim bekledim İstanbul'a geldiğimden beri çeşitli işte ıssız adam seansları gördüm hani farklı sinemalar.
Çünkü dönem dönem genelde Eylül'le Aralık ayları arasında işte farklı aylarda farklı aylarda ıssız adam vizyonu giriyor.
Çünkü 2008 yılında tam da Kasım ayında çıkmış yani kendisi aslında bir kış filmi.
Öyle olduğu için hani farklı aylarda yani bu filmin seanslarını görelim ama özellikle dedim ki ben buna ıssız adam orada çekildiği için Atlas'ta çekildiği için mutlaka Atlas'ta gideceğim dedim ve orada gittim.
Gerçekten çok güzeldi biliyor musunuz?
Yani deneyimi çok güzeldi, çok güzel aktı.
Ama mesela filmde beni gerçekten güvensiz hissettiren taraf mesela birçok insana Alper gibi geliyor ya.
Alper'in zaten patlayacağı bir noktada hani ben seninle yapamıyorum, bizden olmaz diyeceği belliydi.
Benim asıl dikkatimi çeken ve bana güvensizlik veren şey mesela Adan'ın davranışlarıydı.
Çünkü mesela işte Alper işte ben çok iyi bir aşçıyım, sana evimde yemek yaparım, gel birlikte yemek yiyeyim diye Adan'ı evine davet ediyor.
Orada işte böyle bir ateşli anlar yaşıyorlar vesaire.
Mesela daha bu ikinin hani gerçekten romantik ya da işte seksi bir an yaşadığı ilk anda işte Alper adanın üzerine gidiyor.
İşte üzerine kapanıyor.
Sonra işte sevişiyorlar vesaire.
Ama mesela baktığınızda ada bundan hiç keyif almıyor.
Onun dışında ilişkideki daha güvensiz ya da daha stabil olmayan daha böyle hani her an gitmeye yakın taraf ada gibi duruyor bence.
Ve tabii ki Alper'in de hani annesi memleketten geliyor.
Yıldız kültürünün oynadığı karakter.
Ve işte hemen diyor ki ya işte Ada benim restorana bakmam lazım çok işim var annemle sen ilgilenir misin diyor.
Sonra işte daha hani kızla sevgili olalı belki toplasanız bir ay iki ay olmuştur.
Hemen diyor ki işte Ada annemle birlikte işte bizim akrabanın düğününe gider misin?
Benim restoranda akşam servisi yapmam gerekiyor diyor.
Yani bunların hepsi sensiyle bir araya topladığımızda yani mesela birçok insan şey diyor ya işte Alper'in de çok fazla defoları var vesaire.
Ama bence Ada da çok güvenilebilir bir karakter değil.
Ama özellikle o ayrılık sensiyle ilgili şunu söylemem gerekiyor bence.
Mesela Ada orada işte hemen dolaba açıp işte sarmaları yemeye başlıyor ya orada Alper de muhtemelen hani artık hissedebileceği maksimum güvensizliği hissettiği için böyle hızlıca sürekli konuşuyor.
İşte diyor ki ben küçükken yaprak sarma yiyordum diyor işte bir anda boğazıma takıldı diyor sonra işte bir baktım bütün tencereyi bitirmişim diyor böyle anlatıyor anlatıyor anlatıyor hani durmaksızın konuşuyor.
Ve muhtemelen işte Alper de adayı bir noktaya kesemeyeceğini fark edip şöyle bir şey yapıyor diyor ki kız böyle direkt boğazında kalırcasına hani zıkkım ye dese muhtemelen bu kadar etkili olmazdı yani.
Direkt kıza diyor ki ben ayrılmak istiyorum.
Gerçekten o havuçlu tarçını kekin tarifinde vermedin ya.
Gerçekten sen ne biçim insansın ya.
Vallahi arkadaşlar bakın düşündükçe sinirleniyorum.
Sinirlendikçe düşünüyorum.
O kadar sinir etti beni karakter ya.
Bir de şimdi şey tabii ki işte sosyal medyada filmle ilgili birkaç şey beğenince sürekli önümüze düşer.
Sürekli önüme o son sahne düşüyor.
Ve o son sahne de işte Atlas sinemasında Alper'le adam ayrıldıktan yıllar sonra görüşüyorlar ya.
Ve işte orada ada diyor ki işte ben İngiltere'ye gittim.
Orada evlendim.
işte bir kızım var. Kızımla kocam şu an yurt dışında.
İşte ben buraya ziyarete geldim vesaire diyor.
Yani hani düşündüğünüz zaman
bilmiyorum ya. Çok ilginç ya.
Hayat gerçekten geç kalmayı affetmiyor galiba
birçok ilişki için. En azından yani
bu ilişki için öyle diyebiliriz. Ve
bu filmi ne kadar çok insan izlemiş diye
baktığımızda da ortaya şöyle bir şey çıkıyor aslında.
Toplam seyirci sayısı 2008
ayarında düşünün bunu. 2 milyon
842 bin kişi gidip
bu filmi izlemiş. Bu tabii ki sadece
2008 verisi. Yani onun üzerine
Hani her sene tekrar tekrar aynı dönemde vizyona girdi.
Her sene farklı şehirlerde hatta belki farklı ülkelerde insanlar bunu izliyor.
Bu sadece hani 2008 yılındaki veri.
Toplam gişe hasılatı 33 milyon TL.
Vizyonda kaldığı süresi 64 hafta.
Yani bir yılın 52 hafta olduğunu düşünürseniz bir buçuk yıl aslında neredeyse kesintisi vizyonda kalmış.
Ve şöyle o dönemde 2008 yılında bu kadar çok işte Twitter yoktu, YouTube yoktu, Instagram yoktu.
Hele ki TikTok hiç yoktu hayatımızda.
Aslında bu filmin bu kadar sevilmesinin ve yayılmasının sebebi biraz da kulaktan kulağa bir etki uyandırması.
Yani ilk hafta 55.980 seyirci gidiyor ama ikinci hafta o kadar çok insan etrafındakileri diyor ki
ya buna git buna git bak böyle harika bir film var böyle yerli bir şey vizyona mutlaka git diyor diyor diyor
ve o 55.000 yani küsur altında çıkarttık mı totalda 56.000 seyirci ikinci haftada 110.000 kişiye çıkıyor
ve tabii ki ondan sonrası vizyon da çok hızlı yükseliyor.
Peki şimdi bu kadar hızlı yükselmeye bakarsak yani bu kadar çok insan bunu izledi üzerinden tam tamına ne kadar yıl geçti biliyor musunuz?
Şöyle ki şu an üzerinden resmen 18 sene geçti ve bu 18 senede bence hepimiz Alp'in kaçından bağlandığına ikna olmuş durumdayız.
Ama bence ikna olmamız gereken başka bir şey daha var.
Mesela işte bu filmi çıktığı hafta izleyen anneme sordum hani o dönemde işte hani gençliğini yaşamış işte daha böyle olgun yaşlarında olan işte anneme sordum.
Ya dedim ki hani o dönemde bu hikayesi siz nasıl karşıladınız?
Hani sen nasıl buldun bu filmleri?
Çünkü kendisi 3 kere izlemiş filmi.
Hatta ben bu ısladan bölümünü onunla yapayım dedim.
Ama o dedi ki hani sen benden daha iyi anlatırsın dedi.
Şöyle dedik ya bizim dönemimizde hani özellikle o 2000'lerin başlarında
yani bizim gençliğimizde hani gerçekten böyle sevgisiyle arası çok iyi olsa da
birbirlerine çok aşık olsa da ayrılan insanlar daha sonrasında da
hemen ilk bulduğu insanla evleniyordu.
Yani aslında bugünkünden de çok farkı yoktu ama hani o zaman sosyal medya bu kadar hayatımızda değildi dedi.
Ve o dönemde aslında bizim hayatımızdaki anlayış biraz da hani kavuşamazsan aşk olur gibi bir şeydi.
O yüzden de aslında film tam olarak çok ciddi bir melodram dedi.
Bilmiyorum anamın yorumuna siz katılır mısınız?
Ama ben mesela Alper'i düşündüğümde hani ilk aklıma kaçıngan bağlanma gelmedi filmi izlerken.
Hep şeyi düşündüm ya bu adam bipolar mı?
Hani bir çok iyi bir çok kötü.
Ya onun dışında hani sen kendi restoranda çalışan garsonun çocuğuna amcalık yapıyorsun ama
hani ona duyduğun sevgiyi Adana'ya da duymana rağmen
Adana'nın o hayatına kattığı işte renkler, neşe, cıvıl cıvıllık, o heyecan seni boğuyor.
Neden yani? Anladınız mı? Bu çok saçma.
Bir insanın hani gelip hayatınıza bu kadar müdahale etmesi ve sizin bunlara rahatsız olmanız
ve mesela bence şu sahne de çok önemli.
İşte Alper'in annesi geldiğinde Alper'in annesiyle birlikte akşam evde konuşuyor.
Ondan sonrasında da içiyor, içiyor, içiyor.
Sarhoş oluyor sonra Adana'nın kapısında papatyalarla geliyor.
Yani papatyalar her ne kadar güzel olsa da Adana orada diyor ki
sen diyor hani içtikten sonra mı bu çiçekleri
alıp bana geldin sarhoş olduktan sonra
yoksa sarhoş olmanın önce çiçekleri
aldın da sonra mı sarhoş oldun diyor.
Yani şimdi bunların hepsi tabii ki
bence yoruma açık şeyler ama
yani her halükarda zaten Alper
adayı çok iyi manipüle ediyor bence.
Onun dışında bu film öyle bir iş ki
yani baktığınız zaman oyuncuların bile
aslında üzerine işte Cemal Hünan'ın da
Mace Birkan'ın da uzun yıllar hiçbir şey
koyamadığı hiçbir şekilde yani
daha iyi bir rol çıkmadığı işler ve şöyle
aslına bakarsak ben şey de merak ettim.
Cemal Hünal bununla ilgili ne diyor diye.
Cemal Hünal bir tane katıldığı
yarışma programında diyor ki Allah işte
belasını versin böyle adamlardan, böyle
heriflerden hiçbir halt olmaz diyor.
Aslında oyuncu da çok fazla nefret ediyor.
Birazcık aslında şey tam bununla aynı
dönemlerde doktorlarda Levent de
el ayni kambasasında bırakıyor.
Sosyal medyada hep şey yapıyorlar ya, anket
yapıyorlar. Sizce hangisi daha
daha korkunç bir sevgili
modeliydi diye. Bence o da Levent'ten
daha kötü ya. Çünkü hani Levent'e yine
kendince sebebi var işte. Ela'yı niye
nikah masasına bırakıyor? Bir noktada diyor ki
işte hani çocuğumuz olmayacak diyor işte
Ela sen hani çok pimpireklisin çok
işte hani beni sıkıyorsun
diyor sürekli işte seni bir şeyle ikna etmem
gerekiyor bana güvenmiyorsun vesaire diyor. Yani
Levent'e yine de hani aradığınızda
bir sebebi var anladınız mı? Yani
hani evet tabii ki yani bir kadını nikah masasına
bırakmaktan daha kötü hiçbir şey yok bence.
Aldatmanın bile üstünde bence böyle bir kötülük.
Çünkü düşünsenize yani ailenize
işte arkadaşlarınızla herkese rezil oluyorsunuz.
Bir anladığımızda ortada kalıyorsunuz.
Ama mesela hani Levent'i de
burada anlayabilecek elde bir done var ama
hani Alper için hiçbir şey yok.
O kadar kötü ki Alper'in durumu. Hani burada
insan düşünüyor düşünüyor yani diyor ki hani
gerçekten hani Alper neden?
Neden yani? Bu arada
bu tavuşlu tarçınlı kekinde Alper
tarifini vermedi ama Ada onun
tarifini bulamasada aynısını yapamasada
bir benzerini yaptı ve bu da aslında
ne demek? Alper'cim
maalesef eşsiz değilsin hayatım.
Bu arada ben filmle ilgili şuna çok şaşırdım.
Filmin ilk sahnesinde Alper işte o dönemki Alper filmin ilk sahnesinde bir chat uygulaması üzerinden biriyle yazışıyor.
İşte yazıştığı kadına diyor ki işte kocam gözlük takmayı seviyor falan diyor.
Ben kel kel mi dedim ki yani dedim herhalde hani Alper karakteri bir senarist ya da tüm boş zamanlarında senaryo yazıyor öyle bir şey gibi düşündüm.
Sonra bir baktım Alper bir evli çiftin evine gidiyor yetmiyor yatak odasına giriyor yatak odasına gözlüklü bir adam.
Sonra şey tabii ışıklar kapanıyor da dedim yok artık ya.
Yani bir an gerçekten daha devamını izleyeceğiz diye de korktum yani.
Sonra da anladım ben çünkü onun ne olduğunu.
E işte arkadaşlar bu da benim saflığım.
Ne yaparsınız böyle?
Yani saf safık bir insan olarak yetişmişiz.
Ne yapalım yani?
Ama gerçekten 2008 yılındaki özgürlük seviyesinde bugün olamamamız.
Yani bugün hani şey geçtim.
Herhangi bir yerli filmi geçtim.
Yurt dışından gelen ve Türkiye dağıtımcısı olan bir filmde üçlü yapmayı, grup yapmayı.
Bu tip sahneleri gören dağıtımcı genelde onu Türkiye dağıtımına bile sokmuyor.
Yani bugün o noktadayız.
Zaten yerli hiçbir işte böyle bir şey yer alamıyor.
Hani maksimum iması yapılabiliyor.
Çünkü niye işte bakanlık sansür uyguluyor, sponsor bulamıyorlar.
Hiç kimse bir türlü işte o filmin önüne yakılmıyor vs.
Ya ama gerçekten Çağınırmağ'a helal olsun ya.
Bence yani bu ülkenin ve kesinlikle İstanbul'un hakkını en iyi o veriyor.
Özellikle kendi filmlerinde.
Çünkü gerçekten sahip olduğu kafayı seviyorum ya.
Yani bir gün eğer kendisiyle yüzle tanışırsam kesinlikle şeyi çok merak ediyorum.
İşte Çağınırmağ'a da sormuşlar.
Bu Aylık sahnesi senaryoda mı vardı?
Yoksa hani bu oyuncular bunu hani daha sansasyonel bir şey olsun diye kendilerini bulup hani doğaçlama eklediler diye.
Adam demiş ki hayır yani ben bunu baştan beri planladım.
Bunu senaryoya kendim ekledim demiş.
Ne diyeyim yani gerçekten ilginç bir kafa ama.
Yani gerçekten şu Alper sinirlenmemek için harbi gerçekten sinirleri aldırmış olmak gerekiyor.
Ama şunu da söyleyeyim gerçekten o Atlas sinemasındaki son sahnede özellikle bir yüz katında filmi izlerken gerçekten çok ağladım.
ve çok saçma anladınız mı?
Alper gibi bir dangalağın bu kadar kadını
hatta bu kadar erkeği bile sinir edebilmesi
gerçekten büyük bir başarı.
Helal olsun yani.
Sonra filmden çıkınca alt kata indim.
O sahnenin çekildiği yerden yürüdüm.
Ah dedim ya.
Alper sen nasıl bir salaksın dedim ya.
Neyse gerçekten devam edemeyeceğim arkadaşlar.
Harbi sinir katsayım şu an 1500'lere fırladı.
Yemin ediyorum tansiyonum çıktı ya.
Neyse.
Biz siz bunu izlemişsinizdir diye varsa
bunu size tavsiye bile etmiyorum zaten.
O yüzden biz şimdi haftanın dizisine geçiyoruz.
Evet, gelelim haftanın dizisine.
Ben bu hafta size henüz geçtiğimiz ay yayın hayatına başlamış olan aynı yarısı dizisini anlatacağım.
Kendisi bir Fox dizisi.
Konusu da şu, 8 yıl önce yaşanan trajik bir kaybın ardından küçük bir çocuğun velayeti ve geçmişinin sırları etrafında yolları keseceğin Ali ve Zeynep'in hikayesi aslında.
Ve şöyle ki bu işimiz Kapadokya'ya çekiliyor.
Kendisi adeta bir aşiret dizisinden çıkma, adeta bir töre dizisinden enstantane gibi karşımıza duruyor.
Ama bu dizimizin henüz bu hafta dördüncü bölümü yayınlandı.
Ve henüz çok zaman geçmeden başlarsanız bence dört bölümü siz iki günde falan izleyip bitirirsiniz.
E tabi dört bölümde yani nereden baksanız sekiz saatlik bir zamana denk geliyor.
İşte Türk dizilerinin sorunu da bu ya. Çok uzun.
Yani hani böyle Netflix işleri gibi işte metroda izleyeyim, Marmara'da izleyeyim ne bileyim işte.
Hani uçakta izleyeyim işte tren yolcunda izleyeyim diyeceğiniz kadar kısa değil.
O da işte insanı bop bop duvardan duvara fırlatıyor ama biz bu hikayemize gelirsek ben size bunu niye seçtim biliyor musunuz?
Çünkü bu hafta yayınlanan bölümde Zeynep karakteri yani Burcu Özberk'in oynadığı karakter ne dedi?
Ne dedi arkadaşlar ne dedi?
Dedi ki Cihan Gürceyhan'ın karakteri Ali'ye benimle evlenir misin dedi.
Bakın bir mecburi evlilik, bir zoraki evlilik, bir anlaşmalı evliliğin beni getiremeyeceği hiçbir nokta yok.
Yani şu diziye bile bir acaba mı deyip baktım izledim dört bölümünü.
Siz düşünün yani ne noktada olduğumu. Bakın bu konuda gerçekten bir içerik açlığı çekiyorum.
Yani neredeyse artık hani böyle Tayland ne bileyim işte Kolombiya dizilerine kadar düşeceğim yani.
Çünkü gerçekten bir anlaşmalı evlilik kısırlığı var dizi anlamında maalesef ki.
Şimdi bu hikayemiz de şöyle aslında. Önce kimlerin oyundan bahsedeyim isterseniz.
Cihangir Ceyhan'ın oynadığı Ali Altay karakterimiz var başrolde.
Burcu Özberk'in oynadığı Zeynep karakterimiz var. Bu ikili işte aynı çocuğun etrafta muhtemelen birbirlerine aşık olacaklar.
sonrasında Cihangir Ceyhan'ın anasını oynayan
Esra Dermancoğlu var o da
yani gerçekten beni şok etti o kadın yaptığı
o şive o tarz yani adeta
uzak şehir hani sadakat
yanımı geçti yemin ediyorum ve yani
şuna çok üzüldüm bu kadını bu dizide görünce
yani sektörün geldiği hale
bakar mısınız ya yani hani yıllardır
sektörde olan yıllardır bu işten para kazanan
insanlar bile hani geçinmeye devam etmek için
ya bana Töre dizisi değildi
atıyorum Netflix'ten daha havalı bir
dizi teklifi gelebilir işte ne bileyim
HBO Max'ten daha güzel
parası iyi olan bir işte film teklifi
gelebilir diye bekleyemiyorlar. Çünkü ekonomi
o kadar kötü bir halde. Yani herkes kira
ödemek zorunda eninde sonunda. Herkes kendi geçimini
sağlamak zorunda. Hayatının konforunu
belli bir seviyede tutmak için çalışmak
zorunda. Böyle olduğu için yani düşünün
Esra Dermancıoğlu gibi bir kadın, Cihan Gürceyhan
gibi bir hani adamın neredeyse
kendisiyle yaşıt bir adamın
annesine oynuyor. Ve yani o kadar
korkunç, o kadar gudubet bir ana ki
yani gerçekten hani daha ne kadar korkunç
çöre dizilerinin annelerini görebiliriz
bilmiyorum ama yani genelde karakter ne kadar
korkunç olursa oynayan insan da o kadar iyi oluyor.
Bu da böyle bir ters orantı da. Neyse.
Onun dışında çocuk oyuncumuz olarak da
Ege karakterinin Meysa Duru
Önal'ı oynuyor. Ha bir de
Kızcık Şerbeti'ndeki ilhami yani
Nur Sema'nın kocalarından biri olan
kim? Bu işte kim oynuyor?
Fatih Günhan oynuyor. Gerçekten
takdir ediyorum. Yani adam bir kere
çok iyi ya. Yani adam gerçekten
bu işte çok iyi yani. Ve
ben mesela adamın ses tonunu seviyorum,
oyunculuğunu seviyorum. Yani esmer ama hani
insan olarak seviyorum. Onlar da bir noktada
insan anladınız mı? Yani esmer de
lazım çeşitlilik olsun ama işte bu hikayedeki
sorun herkesin esmer olması. Bu arada
bu işle ilgili de Kapadokya'da
yaşayan biri Twitter'da şey paylaşmıştı.
Arkadaşlar hani sırf Asmalı
Konak çekildiği dönemde hani
Asmalı Konak normalde işte şeyde
ağırda çekilecekti ama Özcanlı'ya sırf
ağırlığa gitmeyi üşendiği için Kapadokya'ya çektiler.
O günden beri insanlar Kapadokya'da
töre namus var zannediyorlar ama
Kapadokya'da herhangi bir töre aşiret
Böyle bir şey yok diye böyle bildiğiniz hani bir kapadokyalı mı diyeyim.
Yani orada yaşayan bir insan resmen böyle çığlık çığlığa bağırmış.
Yani onu hissetmiştim ben o tweetten.
Yani maalesef hani bizim yapımcıların eline Denizli'yi de verseniz.
Hani Zorlip Antalya'yı da verseniz.
Orada bile hani bir töre, bir aşiret çıkartabilir yani.
O potansiyel bizim ülkede var maalesef.
Ve şöyle bu dizinin aslında şu an reytingleri harika gitmiyor.
Yani umarım bir an önce hani o patlamayı yapıp bir an önce kendi reytinglerini yukarıya çekebilir.
muhtemelen patlama yapacak şey de
Ali ve Zeynep'in ne olması?
Anlaşmalı evlenmesi diye düşünüyorum.
Çünkü gerçekten bu konsept seviliyor ya.
Sadece bizim senaristler bunu kullanmayı bilmiyor.
Ya da şöyle söyleyeyim bizim kültüre bunu oturtmayı
bilemiyorlar bir türlü. Ya da çok uzatıp
sakız gibi yani uzak şehir
tadında böyle mıy mıy mıy mıy mıy
sen benim karımsın, senin soyadın
işte benim işte sen benim
hanımımsın, sen benim işte konağımın
başısın vesaire. Bunu böyle
git gide git gide böyle töre namus
çizgisini çektikleri için bu böyle bir türlü olmuyor.
Bir de bizim ülke şeyi seviyor böyle sahiplenen erkek işte karısının elini tutup işte karısının kucağına alıp eve sokan erkeğe bayılıyoruz niyeyse.
Yani ben bunu anlamıyorum bu ataerkillik bu böyle hani işte erkek dediğin sahiplenir mantığı nereden geliyor ben çözemiyorum ama işte ne yaparsınız seveni var yani.
Bu da böyle bir klişe işte ne yaparsanız yapın.
Neyse ben size asıl hikayeyi anlatacak olursam şöyle asıl hikayemiz şuradan başlıyor Almanya'dan başlıyor.
Bu Zeynep'in ablası yani Burcu Özberk'in oynadığı karakterin ablası Zeren Almanya'da hamileyken bir bar kavgası yaşanıyor.
Orada holiganların saldırısına uğruyor ve aldığı bıçaklarla sonrasında doğum yaptıktan hemen sonra hayatını kaybediyor.
Ali hikayede ne alaka derseniz Ali ile Zeren Almanya'da yaşarken büyük bir aşk yaşıyorlar.
Ali hamile sevgilisi Zeren'i korumak isterken ona saldıran adamı kazara birden öldürüveriyor ve 8 yıl boyunca Almanya'da hapisli yatıyor.
Ve Zeren'in doğumunda Ege dünyaya geliyor ve devamlı da Ege'yi teyze size yenip evlat edinip büyüterek ona anne yarısı oluyor aslında.
Hikayenin yani dizinin ismi de oradan geliyor.
Ve böyle baktığınızda da aslında şöyle bir saçmalık var bence bu hikayede.
O da ne derseniz bence şöyle arkadaşlar yani bir kere Karnıburnu'da hamile kadının barda ne işi var?
Hadi diyelim bara gitti yani hadi gitti bir şekilde yani bir şekilde oranın yolunu buldu diyelim.
Yani kardeşim her şeyi anlıyorum da bu Ege'nin teyzesi de hep sürekli diyor ki işte ben Ege'nin annesiyim.
Ben işte Ege olmadan yaşayamam.
Ege nereye ben oraya.
İşte sonra Ali hapisten çıkıp Kapadokya'ya dönce işte Zeynep arıyor diyor ki ben kızımı almak istiyorum diyor.
Bu arada hikayeden de önce şey gibi anlıyorsunuz.
Cihan Gürce'nin oynadığı Ali karakteri böyle höt söt bir adam gibi anlıyorsunuz.
Hayır ya adam gayet şivesi konuşan, gayet nazik bir adam profili çiziyor.
Ama işte hikaye eninde sonunda böyle bir aşire töre namus hikayesi olduğu için bir nokta.
Mesela işte bu Ali'nin amcaoğlu mu diyeyim, erkek kardeşi mi diyeyim aslında.
Yani çok da önemi yok onun.
Dizide karakterlerden işte bir tane 20'li yaşlarda bir mafyatik üye diyeyim artık siz nasıl anlıyorsanız.
O şey mesela işte gömleğini açıyor sonra kapatayım diyor.
Bu çok açık oluyor.
Sonra annesi odaya giriyor.
Diyor ki oğlum diyor sen horozsun diyor.
Ben diyor horozumu salarım ortalığa.
işte tavuğu olanlar düşünsün falan.
Bu değil çok iğrenç ya.
Yani gerçekten buna hiç gerek yok.
Anladınız mı? Yani hani böyle işler
sırf hani bu replikler işte
o total grubundan reyting getirsin
diye yazılıyor ve sonuçta da işe yaramıyor
yani. Sonuçta sen hani
olayın içerisinde bir çocuk koyduğunda
bir anne dramı gibi bir şey çevirdiğinde onu
ve bundan bir aşk çıkarmaya çalıştığında
eninde sonunda yani ya birbirine çok yakışan
bir ikili bulman gerekiyor ya işte bunu
dijitalde yapman gerekiyor ki çok seksi sahneyer
çekesin ya da gerçekten yaratıcı bir
senarısının olması gerekiyor. Yani dizi 4
bölümden ancak anlaşmalı evlilik noktasına gelebildi.
Bakalım yani kalan bölümlerde ne izleriz
meçhul. Ama ya umarım
en azından bu sezonu bitirebilir çünkü
uzak şehir gibi bir şey devam ediyor
arkadaşlar ya. Yani öyle bir şey devam ediyor
anladınız mı? Ya ne bileyim taşıyacak bu deniz
falan devam ediyor. Onların olduğu ülkede bu da
olsun ne olacak? Yani aynı şey. Laciverti
zaten. Çok da bir önemi yok bence.
Hem de ben böyle şeylerde genelde bu tip
işlerde set emekçilerini yani
kendim yakın olduğum tarafı daha çok
düşünüyorum. Yani insanlar boş ve işsiz
kalmasınlar. Ama yani yine de hani şu
böyle bir aşiret hani töre namus
bundan bir çıksak. Anladınız mı? Hani buna
gerek yok. Çünkü sürekli dizide işte
iki sahnede birinde diyor ki işte erkek adam
böyle yapar. Oğlum işte bizim seni
birine evlendirmemiz lazım. İşte sürekli
Esra Dermancoğlu'nun karakteri durup
durup şeyden bahsediyor. İşte diyor ki
sen böyle tek başına kalamazsın diyor. İşte
kızın var. Kızına artık bir cici anne lazım
vesaire. Muhtemelen Zeynep de
sırf şey olsun diyor. Hani
kendi kızı adı üstüne öyle diyor ya
kendi kızıyla yakın olabilmek için Ali ile evlenecek.
Sonrasında birbirlerine aşık olacaklar.
Ha bu hikaye gider okey ama bu hikayede
bir de Ali karakterimiz var. Yani
bu işin hani bir Zeynep tarafı var, bir Ali tarafı var
bir de hepsinin ötesinde Kadir tarafı var.
O da Fatih Gühan'ın oynadığı
karakter. Kadir de çok nazik, çok
düşünceli, çok naif, harika, müthiş.
Yani tam böyle hani ikinci adam olur ya
hani ilk adam çok yakışıktır, çok ateşlidir
ama işte hot stot bir adamdır.
O yüzden hani birçok işte dışında
yapılan işlerde hep böyle gidip ikinci adamı seçersiniz
ya da işte iki adam arasında kalırsınız sizle başrol kız gibi.
Yani bu Kadir de aslında öyle bir karakter.
İşte mesela Zeynep'in başına bir şey geliyor.
Kadir hemen işte hastaneye yetiştiriyor.
Hastaneye gidiyor ziyaret ediyor.
İşte diyor ki Ali seni evden atarsa bizim konaklar bitişik zaten.
Gel bizde kal falan diyor.
Yani kardeş iyi güzel de yani senin de illa ki bir nokta bir defon vardır ya.
Bir de şu çok ilginç bana şey çok ilginç geldi.
Tavak Yerleri Deniz.
İbrahim Kendirci 3. bölümünden itibaren diziye girdi ve o kadar yaşlanmış ki inanamadım ya.
adamı tanıyamadım ya. Yani
tamam hani Kavakiyerler'in üstünden çok uzun zaman
geçti. Sen de çok fazla işte oynamadın da
yani insan bu kadar da kötü yaşlanamaz
ya. Yani şöyle diyeyim size Kavakiyerler
Efe bile daha iyi yaşlanmış. Bu arada
şunu da söyleyeyim. Bu İbrahim Kendirici'yle
ilgili işte çok uzun yıllar birçok
şeyde hani çok uzun vadede
oynayamadı ya. Hani ben de merak etmişim
ya. Hani bu adam aslında iyi oyuncu. Hani
sektörde de sevilen bir adam gibi duruyor.
Bu adam hani niye bir türlü hiçbir işe tutunamıyor
diye. Adamla ilgili ekşi sözlük yorumlarını
okudum. O kadar egoist, o kadar işte
kendi beğenmiş olarak nitelendirmişler ki
doğruluğu var mı bilmiyorum ama
adamı bunca yıl bir tür dikiş
tutturamamasını sevdiği de muhtemelen bu
bence. Kendisinin huysuz olması biraz da.
Bilmiyorum. Bu da bir dedikodu.
Buna da siz karar verin artık. Bakalım.
Yani bu dizide böyle umarım
reytinglerini arttırarak devam eder.
En azından ortağı ki işte
Zeynep ile Ali'nin ortasındaki çocuk mutlu olur.
Kendileri daha mutlu olurlar ve
dizinin başlıca çifti ve
esas adamı olarak umarım Cihangir
Ceyhan'da daha yakışıklı olmanın bir yolunu
bulur ya. Yani aslında Kağıt Üstüne Burcu'yla
kötü değiller. Yani yan yana da kötü değiller
ama ya böyle Burcu Özberk'in
karakterini birazcık daha işte Zeynep'i
birazcık daha yumuşatmana gerekiyor ya
Cihangir Ceyhan'ın karakteri Ali'nin birazcık daha
böyle naifleşmesi gerekiyor vesaire. Yani
bu kadar böyle höt söt olmak iyi değil ya.
Yani çünkü bu şekilde hani dijitalde
olsak dersiniz ki hani bir noktada işte
yeter be deyip bir kavganın ortasında öpüşmeye
başlayıp sevişirler dersiniz ama yani
televizyon dizisi için bunu maalesef artık
söz konusu bile yapamıyoruz.
öyle olduğu için de bence yani
bir şeyleri değiştirmeye gerekiyor ama şey
kısmı çok tatlı. Cihangir Ceyhan'ın
karakteri Ali kendi kız Ege'ye karşı
çok nazik, çok sevimli, gerçekten
kızıyla iyi anlaşmaya çalışıyor vs.
Bakalım hep birlikte göreceğiz ama Kapadokya
küçük yer. Eninde sonunda evlenecekler
ve birbirlerinden nefret edere de
karı koca olmayı da öğrenirler diye düşünüyorum.
Neyse bu haftalık benden bu kadar.
Buraya kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Önümüzdeki hafta bonus bölümümüz var
ve şöyle ki o bonus bölümde
yine bir televizyon dizisinin bölümü gelecek
ve umarım çok keyif alırsınız dinlerken
ve umarım hiçbir noktada sıkılmazsınız.
Ve şöyle önümüzdeki hafta pazartesi
Love in Discuss diye bir dizi başlıyor.
Kendisi erkek kılına girmiş eski özel kuvvetler subayı olan bir kadınla
bir CEO'nun aşkını anlatıyor aslında.
O yüzden de ilginç olabilir.
Bizde her pazartesi salı yayına girecek.
O yüzden de mutlaka buna herhangi bir şekilde ulaşmayı unutmayın.
Onun dışında benim için film ekimi pazartesi günü bitiyor
Ve umuyorum film ekimi hepimiz için çok keyifli, çok güzel geçer ve gerçekten film ekiminden ümitliyim.
Umarım bundan sonra izleyeceğim filmler de ilk haftaki filmler kadar iyi olur.
Sizi seviyorum.
Haftaya çarşamba, önümüzdeki hafta ortasında buralara uğramayı unutmayın.
Tamam mı?
Haydi, görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
