
Bu bölümde bazı yeni haberleri,bazı asparagas haberleri ve 2 hafta önce açıklanan Emmy'leri size anlatırken çok keyif aldım.Umarım sizde dinlerken keyif alırsınız.Haftanın filmi ispanyollarla dolu DRAWN TOGETHER oldu...Haftanın dizisi ise kürek çekmekten yorulan bir dümenci ve başkürekçi aşkını barındıran CREW GİRL.... Netflix ; Crew Girl'ü 2. Sezon için yeniledi.
Dizi 2.haftasında büyük bir sıçrama yaparak 11,3 milyon izlenmeyle küresel çapta 2.Sıraya ulaştı.
Daha fazla Teagan Tao için hazır mısınız? İyi dinlemeler...Keyifli bir haftasonu olsun hepimize
Kısımlar:
(00:00 - 01:29) / Giriş
(01:24 - 02:49) / Neler İzledim ?
(02:50 - 10:04) / Haftanın Haberleri
(10:05 - 16:53) / 78. Emmy Ödülleri
(16:54 - 25:13) / Drawn Together
(25:14 - 32:14) / Crew Girl
(32:15 - 34:03) / Kapanış
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda Yayında''nın 41. bölümüne hoş geldiniz.
Resmen 41 Cuma'dır birlikteyiz ve bundan da çok mutluyum.
Tekrar hoş geldiniz.
Umarım harika bir gün geçiriyorsunuzdur.
Umarım bu ara hayatınızda her şey yolundadır.
Şimdi ben bugün size neler anlatacağım.
öncelikle şu kış sevenler
bir ortaya çıkabilir mi arkadaşlar? Ben gerçekten
onları böyle bulmak ve yani bunun
hesabını sormak istiyorum. Bu havadaki
böyle bir sıcak bir soğuk havanın sebebi
bence kesinlikle onların enerjisi. Çünkü
inanılmaz bir saçmalık. Yani salı günü,
çarşamba günü ful yağmurluydu, perşembe
günü ve bugün güneşli.
Yani biz tam olarak hangi güne
göre giyineceğiz? Yani kışlıkları çıkartacak mıyız?
Yazlıkları dolaplara kaldıracak mıyız?
Ne yapacağız biz? Ya o gerçekten
kış sevenler bir ortaya çıksın ya.
Vıcık vıcık manyak gibi
her tarafımız yağmur suyuyla ıslanınca
nasıl bir haz duyuyorlar bundan ben gerçekten
anlamak istiyorum. Neyse.
Geçelim ben size bu hafta neler anlatacağım.
Şimdi bu hafta size söylemem
gereken bazı şeyler var. Bir kere Emile'yle
konuşacağız zaten haftanın film
ve dizisini sizin için güzel şeylerden
seçtim diye umut etmek istiyorum.
Onun dışında 83. Venedik
Film Festivali geçti. Ayvalık Film Festivali
de yeni bitti sayılır. Yani bu mevsim
aslında tam böyle bir festival mevsim.
Tam bir arthouse film zamanı bence.
Peki bu hafta neler izlediniz siz?
Ben kendi adıma söyleyeyim.
Bu hafta daha çok böyle sinema yerine dijital platformlarda dolandım diyebilirim.
Hatta bir arkadaşımın önerisiyle Amazon Prime videodan kalkmak üzere olan ikili oyun filmini izledim.
1999 yapımı ve gerçekten de güzeldi ya.
Yani beni tatmin etti.
Gerçekten o işte stresi yaşattı.
İşte dedektifle bir hırsızın aşkını çok iyi verdi.
O yüzden onu da size tavsiye edeyim buradan.
Ben bu çarşamba siz bonus bölümü dinlerken Mubi'nin öngösterimine gittim.
Pulp son bir şarkı daha filmde izledim.
Aynı gün Aşk Hipotezi filmi çıktı.
O da çok iyiydi bence ama onu haftaya bıraktım.
Haftaya konuşalım diye sizler de izleyin diye.
Çünkü hepimiz haftaya hiçbir şey izlemeye müsait olmuyoruz.
İşte kafamız yerinde olmuyor.
Bazı şeyleri hafta sonuna bırakıyorsunuz.
Onu anladığım için özellikle önümüzdeki haftaya bıraktım o filmi.
Onun dışında Okey Boşanalım ya da Hadi Gidip Boşanalım artık nasıl Türkçe'ye çeviriyorsanız.
Bu isimdeki Kore dizisi final yaptı hafta içi.
Onu bitirdim ben de ama onu da anlatmayacağım size.
Çünkü henüz ya bitirmemişsinizdir ya Kore dizisine başlamak için bitmesini bekliyorsunuzdur.
Hepsine okeyim.
Yani bence güzeldi.
Hani öyle çok fazla aman aman bir olayı yoktu ama ya zaten Evli Bir Çift'in boşanma hikayesi.
Ne kadar olaylı olabilir ki değil mi?
Onun dışında Yeni Çin dizisine başladım.
24 bölüm kendisi yeni final yapmış.
Her bölüme 15 dakika bir anlaşmalı evlilik dizisi.
Öyle anlatayım size.
Bir bitireyim bir bakayım eğer seversem size donun adını söylerim.
Şimdi haftanın haberlerine bir geçelim istiyorum.
Öncelikle yeni bir partnerlik haberi ortaya çıkmış.
Laurent Acher'in popüler 4 ayı roman serisinin ilk kitabından uyarlanan bir Formula 1 romantezin filmi çıkacakmış.
Başrolünde de daha önce Kulpamya'nın başrolünde izlediğimiz İspanya versiyonu yani orijinal versiyonunda izlediğimiz Nicole var.
Ve Off Campus'taki Josh'un partner olduğunu fark ettik.
Ve konusu da şöyle. Bir kız abisinin Formula 1 yarış takımına medya yöneticisi olarak çalışmaya başlıyor.
Takımın yıldız pilotu ve abisinin en büyük rakibi olan ukala ve çapkın Noah ile aralarında tutkulu bir çekim başlıyor.
Ancak abisinin sakın kardeşim yarışlardan uzak duracaksın kuralıyla Formula 1 dünyasının getirdiği yoğun baskılar ve medya ilgisi ikinin ilişkisini gizli ve karmaşık bir hale getiriyor.
Yani aslında çok da farklı bir hikaye değil ama ben böyle mesleki şeyler üzerine olan romantik hikayeleri ekstra seviyorum.
Çünkü işte avukatlık olabilir, savcılık olabilir, polislik olabilir, ne bileyim işte iki öğretmenin aşkı olabilir, iki doktorun aşkı olabilir.
Yani böyle hani spesifik mesleki hikayeler her zaman iş yapıyor bence ve tabii ki biz de halk olarak Formula 1 konusunda daha çok bilgileniriz.
O yüzden de sevdim. Bakalım birlikte güzel olurlar gibi.
Onun dışında Tom Holland yani o da gerçekten nasıl bir ambargo koyduysa John F. Kennedy'nin hayatını konu alacak.
Filmde Kennedy'yi canlandıracakmış.
Yani Tom'cum senin nasıl bir lobin var?
Yahudi aklı seni mi üretip karşımıza sokuyor ben anlamıyorum ya.
Bir insan bu kadar her işte oynayamaz bence.
Ve yani karısıyla muhtemel bir ay boyunca kazandıkları gelirin haddi hesabı yokken
ki durma kısmında reklam filmlerinde oynuyorlar, birçok öngösterime gidiyorlar.
Her şeye geçtim zaten en büyük PR yöntemleri, evlilikleri olduğu için gerçekten diyecek lafım yok yani.
Onun dışında yeni James Bond'umuz Henry Cavill diye bir haber çıkmıştı ama kandırılmışız.
Hala mevcut adaylar içerisinde ama diğer adaylar da öne çıkıyor.
Jack Ballard'ı, Harry Stickins'ın, Paul Mescal, Jack Barton, Jack Loud'ın ve Colm Turner.
Bakalım kim olacak? Bu da net değil.
Ay bir de siz şey gördünüz mü bu hafta?
Killy Murphy'nin oğlu, Aaron Murphy.
Ya yemin ediyorum bir insan bu kadar güzel kendi genlerinin çocuğunu aktarabilir.
Ve dikkatinizi çekerim.
Killy Murphy kendi asık suratını, kendi ciddi duruşunu asla oğluna aktarmamış.
Çünkü oğlu Aaron Murphy gerçekten çok tatlı ve hani gerçekten böyle babasının gülümseyen hali gibi adam ya.
O kadar tatlı ki.
Kendisi şöyle ortaya çıktı aslında.
HBO'nun You Out dizisindeki New York'taki özel bir gösterim yapıldı ve VF ile karakteri Rory'i nasıl oluşturduğunu dinlediğimizdeki ve o geceki görümünü anlattığı bir basın gösterimi yaşadık.
Ve basın gösteriminde çok tatlı.
Gerçekten bayıldım.
Yani böyle gülüyor, yaptığı işten zevk alıyor.
hani normalde böyle babası hep
zorla orada tutuluyormuş gibi bir his veriyor ya işte
İngiltere prensi Harry ile el sıkışmıyor
işte kendisi İrlandalı olduğu için
herkese daha soğuk duruyor
vesaire. Gerçi zaten İrlandalı oyuncuların
bence geneli soğuk da yani bu Aran'a
bayıldım ya. Yani şu an değil.
Şu an çünkü daha çok küçük ama
belki bundan hani bir 5-6 sene sonra
gerçekten ortalığı inletebilir ve
çok hoşuma gitti. Öyle söyleyeyim size.
Diğer yandan babası ne yapıyor derseniz
Nolan ve Cillian Murphy İrlanda'da birlikte
akşam yemeği yerken görüntülenmiş.
Bunun ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım.
Nolan'ın takribi 2,5-3 sene sonraki filmi için belki de Cillian Murphy tekrardan aday.
Ama ben Cillian Murphy olsam Nolan'la tekrar iş yapmayı kabul eder miyim?
İşte burası bende bir soru işareti onu bilmiyorum.
Onu artık siz bir düşünün derim.
Neyse.
Gelelim bu Netflix'in her yerde gördüğünüz o başvurusuna o tanıtımına.
Netflix şimdi yeni bir başvuru açtı.
Herkes kendi hikayesine başvurabilir.
Peki Netflix bunu neden yapıyor?
Hiç bunu düşündünüz mü?
Yani çünkü ben işte metroda, billboardlarda, caddelerde yürürken işte kenarlardaki reklam panolarında her yerde işte Netflix sıradaki hikaye senin olsun diye böyle bir sloganla işte biz Netflix olarak gençlerden yeni senaryoları, özgün fikirleri topluyoruz diye bir reklam çalışması yapmışlar.
Hatta ilk gördüğünüzde hani şey bile zannedebilirsiniz ya herhalde sıradaki hikaye senin olsun diye yeni bir dizileri çıkacak gibi bile düşünebilirsiniz.
O kadar belli olmuyor ya aslında başvuru açtığı ama.
Peki Netflix bunu neden yapıyor?
Gerçekten gençlere yeni bir iş kapısı açmak için mi?
Yani sizin bunu çözebilecek kadar zeki olduğunuzu düşünüyorum.
Tabii ki onunla alakası yok.
Şöyle ki rekabet kurumu tarafından dijital yayın platformlarına yönelik bir soruşturma açıldı.
Netflix ve diğer platformların sunduğu taahhütlerin kabul edilmesiyle para cezası uygulanmadan taahhüt usulüyle soruşturma sonlandı.
Ancak bu durumla karıştırılabilecek güncel bir gelişme olarak Rütük içerik ihlalleri nedeniyle Netflix'e idari para cezası ve katalogdan çıkarma cezası uyguladı.
Şöyle ki rekabet kurumunun aslında Netflix'e bazı kuralları hatırlatması gerekiyordu.
O yaşandı.
Süreç bir para cezası kesilmeden sona erdi dedim.
Ama Netflix'in bazı kuralları taahhüt etmesi sayesinde bu süreç sona erdi.
Onlar da şunlar.
Münhasılık sözleşmesi yasağı.
Yani Netflix artık oyuncu, yönetmen ve senaristleri tek taraflı veya zorunlu.
Sadece benimle çalışabilirsiniz şartı koyamayacak.
Yeni yapımcılara fırsat vereceğiz dedi Netflix aynı zamanda.
orijinal Türk içeriklerinin belirli bir oranı daha önce Netflix ile hiç çalışmamış yeni yapım şirketlerine açılacakmış.
Daha sonrasında hak sürelerinin kısaltılması.
Türk dizi ve filmlerin çok uzun süreler boyunca sadece Netflix'te kalmasını sağlayan yayın hakları süreleri kısaltılacak.
Gelir paylaşım ve teşvikler yapımcılara yurt dışı satışlarından pay ve bonus verecek.
Yapımcıların devlet teşviklerinden yararlanması Netflix'in ön onayına, ön şartına bağlı olmayacak.
Yani bu aslında ne demek?
Netflix bu sıradaki hikayesi senin olsun diye yeni senaryoları topluyoruz dediği bu PR çalışmasını, bu reklam çalışmasını niye yapıyor?
Yani bunların aslında hepsini rekabet kuruluna taahhüt etti.
Belki rekabet kuruluna.
Ben de bundan sonra artık gençlere iş alanı açacağım.
Daha çok hiç tanınmayan senaristlere, oyunculara, yönetmenlere fırsat vereceğim.
Sen de benim bu kadar farklı ve geniş yerpazdaki insana istihdam verebilmem için bana para cezası kesmeyeceksin dedi.
Bu şekilde karşılıklı anlaşma yoluna vardılar aslında.
Yani tabii ki bu kağıt üzerinde böyle ama Netflix gerçekten bunu yapacak mı ya da rekabet kurulu gerçekten Netflix'in onlara verdiği taahhütü yerine getirip getirmediğini takip edecek mi?
Eğer yerine getirmezse bunun karşılığında yine de Netflix taahhüt etse bile yapmadığı için bir ceza verecek mi? Bunu bilmiyoruz.
Ama bakalım yani sıradaki hikaye senin olsun diye bütün halka açtılar başvuruları ama işte onda da belli sınırlar var.
Daha önce işte hiçbir şekilde sizin elinizdeki senaryonun hiçbir dizide filmde kullanılmamış olması gerekiyor.
İşte hali hazırda geçmişte ya da günümüzde yayına giren Netflix işlerini düşündüğümüz zaman
mesela onların hiçbiriyle belli oranın üzerine benzerlik taşımaması gerekiyor vs.
Yani öyle hani ben evde işte bir sayfaya senaryo yazdım.
Bunu da işte intro olarak Netflix'e gönderdim.
Onlara öyle başvurdum deyince o iş öyle olmuyor.
Yani zaten onlarda çok spesifik ilan açıyorlar aslında.
Hani bazen bazı kurumlarda da ilan açılır ya orada hani şey böyle.
Hani saçı siyah olsun işte gözü yeşil olsun atıyorum.
İşte boyu bir 80'e, 10 seneye o kadar spesifik ilan gelir ki aslında ona başvuracak personelde kişi de bellidir ya.
Kim alacakları bellidir aslında.
Kişiye özel ilan açar gibi olurlar.
Bu Netflix dolayı da birazcık öyle.
Ama dediğim gibi bundan çok ilginç, çok yaratıcı bir şey de çıkabilir.
Bakarsınız Netflix bunu çok tutturuyor ve her sene ya da işte senedeki kez mutlaka bu ilandan açar.
Bu sayede yeni ve gerçekten potansiyeli olan senaryoları izleriz.
Bilmiyorum bakalım hep birlikte göreceğiz bunu.
Şimdi geçelim 2 hafta önce dağıtılan emilere.
Nasıl yoğun bir Eylül'e geçiyorsam arkadaşlar, bölümün içi de son derece yoğun ve dolu dolu olsun istedim.
Umarım dinlerken sıkılmıyorsunuzdur.
Şimdi, eme ödüllerini size anlatırken şöyle yapacağım.
Önce ben size tek tek kazananları söyleyeceğim.
Ondan sonra gece ben bu ödül törenini izlerken ödül töreninin neleri olduğu, aklımda kalanlar neler onları böyle parça parça anlatmak istiyorum.
Hazırsanız eğer.
Evet, öncelikle drama dalına bakalım.
Kimler neleri almış?
Bir kere en iyi dizi hiç şaşırmadım The Pit kazandı.
En iyi kadın oyuncu Rhi Seahorn.
Kendisi Pluribus'un oyuncusu.
En iyi erkek oyuncu Noah Wilde.
The Pit'in oyuncusu zaten.
En iyi yardımcı kadın oyuncu Alison Jenny.
The Diplomat'ın oyuncusu.
En iyi yardımcı erkek oyuncu Tom.
Pelfrey Tusken.
En iyi yönetmen Saul Metzen.
Slow Horses.
En iyi senaryo Vince Glegan.
Pluribus.
Komedide en iyi dizi Widows Bay.
En iyi kadın oyuncu Zine Smart.
Hex'den en iyi erkek oyuncu Matthew Rhys.
Widows Bey'den. En iyi yardımcı kadın
oyuncu Kate Offline'den. O da Widows Bey.
En iyi yardımcı erkek oyuncu o da
Widows Bey'den. Stephen Rowe'd. En iyi
yönetmen Hiro Murai. O da
Welcome to Widows Bey'den.
En iyi senaryo Katie DePolt.
Widows Bey'den o da. Mini dizi
televizyon filmi kategorisinde en iyi dizi
DTF St. Louis. En iyi kadın oyuncu
Sally Fylde. Remarkably'den.
En iyi erkek oyuncu Matthew Rhys.
The Beast in Me. En iyi yardımcı kadın
oyuncu Linda Cardellini.
DTF St. Louis'den. En iyi yardımcı
Rakip oyuncu Dave Tarber DTF San Luis'den.
En iyi yönetmen Stephen Conrad DTF San Luis'den.
En iyi senaryo Stephen Conrad DTF San Luis'den.
Diğerlerinde de en iyi variety show The Late Show with Stephen Colbert.
En iyi reality yani yarışma The Traitors.
Şimdi geleyim ödül törenine neler oldu?
Bir kere en çok şaşırdığım şey şok oldum ve yani bu kadına bu bile yakıştı inanır mısınız?
Emily Clark ve Emma Darcy sahnedeydiler.
Emily Clark ödülü şöyle sundu.
Hodge Valerian dilinde ve gerçekten inanamadım.
Yani dedim ki bu kadın daha neler yapabiliyor acaba?
Maşallah dedim ya.
Yani böyle yürüyen yetenek olan insanlara bayılıyorum.
En iyi erkek oyuncu komedi de Matthew Rees.
Zaten bundan bahsettim.
Videospay'dan karısı, partneri, kerrasıl havalara uçtu.
Gerçekten çok tatlı ikisi de ya.
Ben bu arada ikisinde Amerikans'ta birlikte oynadıklarını öğrendim ikisinde.
Ama henüz Amerikans'ta izlemedim.
Çünkü çok uzun bence.
Ama izleyeceğim.
Mutlaka onu da bir gün izleyeceğim.
Ama videosu bey'i gerçekten izlemek istedim.
O yüzden merak ettim.
Bu arada Matthew Rhys iki tarih birden yazdı.
Bu Emmy törenlerinde şöyle bir şey yaşandı.
Birincisi aynı gecede iki farklı kategoride başrol ödülü olarak ödülü olan ilk oyuncu oldu.
İkincisi de üç kategoride birden başrol ödülü olan ilk oyuncu oldu.
Drama 2018'de de Amerikansla komedi ve minidizi.
En iyi senaryo komedi Kate DePolt videosu bey kendisi şöyle dedi ki
Emis'in garajına falan saklayan Hollywood aktörlerinin aksine ben bu ödülün görünür olmasını sağlayacağım ve 16 yıllık erkek arkadaşım üzgünüm ama bu ödül artık benim karakterim.
Ayrıca Matthew Rhys'in Galaraksan gerçek değil dedi.
Ve bu kadın aynı zamanda Widows Bey'in yaratıcısı.
Hem senaristi hem yaratıcısı hem aslında bütün Treadmill'i baştan kaleme alan kişisi.
Variety dizi The Late Show with Stephen Colbert dersek de bu sene biten programlardan bir de buydu ve çok büyük bir skandaldı.
Çünkü Stephen Colbert'in siyasi duruşunun ötürü bitti.
O da dedi ki bu salondaki neredeyse herkesi ağırladım programda ama en önemli konuğum her zaman sevgili karım olacak dedi.
Bu arada Stephen Colbert'i bence şeyden hatırlarsınız.
Kendisinin çok böyle Türkiye ile ilgili ortada oluşan bir konuşması var.
Diyor ki işte geçen yaz saatinde Türkiye'ye gittim diyor işte bir berbeğe girdim diyor bıyıklarımı kestirmek için diyor.
Ama öyle bir bıyıklarımı kesti ki diyor artık Stephen denmesi yerine artık resmen Stephen Bey oldum.
O yüzden de çok mutluyum.
Türkiye'deki berberleri çok seviyorum diye bir açıklama yaptı.
O yüzden belki ismi bilmiyorsanız da yüzünü kesin bir şekilde görmüşsünüzdür.
Çok etkileşim alan bir konuşmaydı.
Marcelo Hernandez sahneye çıktı.
Daha sonra görüşür müyüz bilmiyorum.
O yüzden bazılarını selamlamak istiyorum.
Harrison Ford, Zendaya ve Spider-Man size evimde ağırlamak istiyorum.
Oscar Isaac de evimde Noel kutlamayı çağırıyorum.
En sonunda Matthew McConaughey'i çağırdı.
En iyi yönetmen komedide Hiro Murai Widows Bey.
Kendisinin ikinci emrisi yönetmen olarak ilk.
ilk emirsini yapımcı olarak The Beer'la kazanmıştı.
Emmilerin 78 yıllık
tarihinde yönetmen komedi
kategorisinde kazanan ilk asyalı oluyor böylelikle.
Hiro Murai.
Dave Tarber ve Lindo Cardell'in sahnedeler
geçen hafta dağıtılan kreatif
Emmy ödüllerinde çoktan kazandı bu ikisi.
DTF Sanduist'teki rolleriyle
en iyi yarıncı oyuncu kategorisinde.
En iyi senaryo Vince Glegan, Pluribus,
Sally Field yenilen sahnede bu sefer
Dolly Parts'ini almak için ve daha önce
bu ikili birlikte rol almışlardı.
Bu arada şöyle de bir tarih yazıldı.
Reiner geç hafta The Beer'daki rolüyle en iyi erkek konuk oyuncu komedi dalında ölümün sonrası Emmy kazanmıştı.
İlk Emmy'sini ise bundan tam 48 yıl önce All in the Family'deki rolüyle almıştı.
İki ödül arası bu kadar uzun zaman geçen ilk kişi oldu böylelikle.
Peki ondan önce bu ünvanın 37 yıl önceki sahibi kim biliyor musunuz?
Babası Carl Reiner.
Ne kadar acayip değil mi?
En iyi drama dizisi The Pit 25 dağda adaydı.
6'sını kazanmış oldu.
Ve The Pit'le ilgili çok güzel şeyler görüyorum ve oradaki sevdiğim çift en son birlikte bir taksi reklamında oynamışlar.
Çok tatlı buldum.
Ya böyle şeyleri düşünen reklam ajanslarına ben bayılıyorum galiba ya.
Gerçekten çok tatlılardı.
Neyse.
Geliyorum.
En iyi dizi komedide Widows Bey oldu.
Ve final olarak toplam 14 ödülle geçen sene The Studio'nun 13 ödülünde tamamen geçmiş oldu Widows Bey.
Ve bununla birlikte de artık Emi Töreni'ni bitiriyoruz arkadaşlar.
Bence bayağı da iyi anlattım düşünüyorum.
Ve şöyle söyleyeyim size.
normalde genelde emiler mutlaka pazar akşamına konurdu.
Bu kez Türkiye saatiyle söylüyorum.
Pazartesi, salıya bağlayan gece yayınlandı.
Tamamen bizdeki saat farkından kaynaklı.
Ve ortaya şöyle bir şey çıktı.
Gece 3 ile 4 arası başladı.
Yani ortaya da şöyle bir şey çıktı.
İyi ki bu haftalık bölümlerimiz Cuma günü diye şükrettim.
Çünkü kalkma onu izledim ve gerçekten güzeldi ya.
Ben seviyorum ödül törenini izlemeye ama
yani tuhaf bir şekilde aslında hani
birebir de tam böyle hani
istediğim frekansı alamadığım insanlar oldu.
mesela Sofia Vergara kendisi
Windows Bey demek yerine Windows
Bey dedi. Gerçekten bence çok kötüydü.
Yani düşünsenize bir ödül törenine
ödül vermek için sahneye çıkacaksınız, bekliyorsunuz,
yerinizde oturuyorsunuz. Sürekli Windows
Bey'e adını duyuyorsunuz değil mi? Yani bu kadar adını
duyunca bir noktada hani insanlar ki ya bunun doğrusu
bu demek ki. Hani benim işte elimdeki kağıda
Windows yazıldıysa ben bunu doğru okuyayım.
Hani demek ki işte atıyorum 8 tane ödül
verildi. O kadın sahnede ödül sunana
kadar. Yani demek ki bu kadar insan
doğru söylüyor diye düşünüp çıkıp doğrusunu söyler.
Yani bence çok sinir bozucu ama Windows Bey
ekibin buna takıldığını zannetmiyorum çünkü çok
büyük bir maddi ve manevi karşılık
almış oldular. Çünkü Emmy her zaman
çok önemli bir prestijdir.
Bunu da hatırlatmak istedim. Ve geçelim
haftanın filmiyle.
Evet.
Uzun bir Emmy sekansı sunum
size. Şimdi sırada haftanın filmi var.
Ben bu hafta size ne seçtim biliyor musunuz?
Drown Together. Yani bizdeki
adıyla dayanılmaz çekim. Film
özgün adıyla Enfrandatos
Marfil şöyle bir şeyden bahsediyor
konu olarak. Güçlü bir İspanyol iş insanının
kızı olan Marfil kaçırılıp açıklama
yapılmadan serbest bırakılınca New York'taki
hayatı alt üst oluyor. Babası
Sebastian Moro kızına koruma olarak
tutuyor. Aynı evde her anı birlikte
geçirmek zorunda kalan ikili arasında hiçbir şeyin
göründüğü gibi olmadığı bir dünyada
kaçınılmaz bir çekim oluşuyor. Bu film
Culpable serisinin yazarı
Mercedes John'un romanından uyarlanmıştır.
Kendisi bir roman uyarlanısı olduğu için tabii ki
devamı gelecek. Ve bu ayın
başlarında Prime Video'ya gelen film
1 saat 44 dakikalık süresiyle çok güzel akıyor bence.
Çift demişken kadrodan da bahsedeyim.
Başroller dışındaki kadroyu saymayacağım arkadaşlar.
Çünkü zaten oyuncuların çoğu İspanyolu olduğu için
yani saysam da aklınıza kalmaz ya da tanımıyorsunuzdur zaten.
Başrolde Esther, Exposito ve Hugo, Diego var.
Şimdi aslında bu ikili Esmer olmaları dışında
hiçbir hikayesi olmayan bir ikiliydi benim için.
En başta böyle filmi hani direkt böyle başlatıp izlerken.
Ama filmin basın turu boyunca öyle şeyler önüme düştü ki
Twitter'da gerçekten dedim ki
Yani o Adnan Ziyagil'in meşhur repliği var ya, o Allah'ın cezası içime öyle bir kurt düşürdü ki dediği bir replik var işte ben oradaki Adnan Ziyagil'e döndüm.
Dedim ki burada bir şey var, burada bir şey var, ben burada bir şey sezdim dedim.
Sonuçta da İp Yoncu'nu takip edince asıl bilgiye ulaştım.
Bu ikili bu filmi çekerken aslında eski sevgiliymiş.
Nasıl ayrıldıklarını dünyaca hiçbir şekilde anlayamadık.
Ama şöyle aslında sevgili olman hiç de tuhaf değil.
Yani filmde bile her saniyede bu kadar alev alevken zaten sevgili olmamaları bence daha tuhaf olurdu.
Ama Ester şu anda dünyanın cümlenin futbolcu Mbappe ile sevgili.
Son gelen kırmızı halı görüntülerinde Hugo, Ester'e ay başındaki o yapışık oldukları, temaslı davrandıkları basın toplantılarındaki kadar temaslı davranmıyor.
Hatta adam kızın belini, partilerin belini eline bile atmıyor.
Ve yani birazcık aslında Ester'le put gibi duruyorlar son yapılan röportajlarda.
muhtemelen ister istemedi. İşte Mbappe
kıskanıyor diye ya da Mbappe istemedi
işte sen benim sevgilimsin niye adam sana
dokunuyor diye. Yani sonuçta hani
bir futbolcu bu sektörün
gerekliliklerini işte basın türünün ne
demek olduğunu, PR'in ne demek olduğunu
ne kadar anlatsanız hani kolay kolay
algılayabileceği bir şey değil aslında içinde yaşamadan.
Ve yani Mbappe'yi de
düşündü. Adam da haksız değil be. Yani
set fotolarında bile müthiş gözüküyorlar
gerçekten. Yani bu kadar seksi bir basın
türü görünce herkes filmde böyle sahnelerde
aman tanrım herhalde bunlar böyle
Hani direkt kıyafetsiz saatlerce seviştiler.
Her sahne birbirlerinin üstündelerdi gibi düşündüler.
Ve koşarak film izlemeye gittiler.
Tabii ki önce basın turunu görenler için söylüyorum bunu.
Ben de tam tersi oldu.
Önce film izledim sonra basın turunu gördüm.
Filmde sadece tek bir sahne de sevişme var.
O da üstsüz gibi gözüküyor zaten.
Ama hani şey yani tek sahne.
Zaten bu birazcık hani wet pet hikayelerinin dizilere filmlere uyarlanması ya bu kitap uyarlamaları da.
Yani öyle olduğu için aslında hani çok da aman aman bir şey beklememek lazım.
Peki bu kaosun devamı gelecek mi?
Tabii ki.
demin de dediğim gibi filmin sonunda devamı gelecek yazı ve devam filminin adı Dayanılmaz Uzaklık Olacak.
İkisi de kaçırıldı bu ilk filmin sonunda.
Muhtemelen belli bir zaman atlamasıyla başlayacak film.
Belki başka ülkelerde yıllarca birbirini aramış olarak da görebiliriz bu ikiliyi önümüzdeki sezon.
Ha bir de filmin bana akıcı gelmesinin sebebi filme hiçbir anlam yüklemeden bayağı beklentisi başına oturdum.
Beklentisi başlayıp bitirdim bütün filmi.
Ha eğer teknik anlamda inceleme yapsaydım, eğer o amaçla başına otursaydım veya sinemada beyaz perlede izleseydim
izleseydim. Yani kendi adıma söyleyeyim
dürüst olayım 10 üzerinden 5 anca verirdim
muhtemelen. Çünkü her sahne
küt diye kesilip diğerine geçiliyor. Yani
kurguncusu ya YouTuber'da ya da
sektöre yeni girdi. Hiçbir fikrim yok. Maliyeti
düşürmek için çömez biriyle çalışmışlar gibi
gözüküyor. Çünkü ya yapay zeka videosu
izliyormuşsunuz gibi akıyor film. Yani işte
önce mesela apartmandalar. Oradan işte
caddeye iniyorlar. Oradan işte arabaya
biniyorlar. Ama hani aradaki işte yürüme sahneleri
yok. Ne bileyim normalde hani
bizde Sanar Türk dizisinde bile işte
mesela başroller birlikte yemek
yerken bir anda böyle bir gün batımı sahnesi
görürüz. Başrollerin işte sonra sokakta
yürüdüğü sahneye geçeriz ya. İşte bu filmde
hiç aradaki o gün batımı sahnesi yok.
Ne bileyim işte birlikte yürümeleri yok.
Bir anda bunları evde yatakta otururken
buluyoruz mesela. Öyle hani sanki
böyle kanallar arasında zap yapıyor musunuz gibi
filmin hali birazcık. Ve New York,
Boston, Madrid ve kırsaldaki
Barcelona'yı görebilirdik filmde. Ama
hepsini böyle aynı platoda çekmiş gibiler aslında.
Yani şey mesela orası işte New York.
Hani Times Square meydanı dışında hiçbir olayı
yok gibi. Öyle anlatayım size. Yani
Hani sen sonuçta oralara fiziken gidiyorsan, bunun için Amazon'dan bütçe alıyorsan o bütçeyi de sonuna kadar kullanırsın.
Yani neden hani bu kadar böyle hani sanki şey işte buradaki Beykoz Kunlura fabrikasında da çekebilir misin gibi sahneler çekersin ki.
Yani manzarasını göster.
Atıyorum işte Barcelona ile alakalı ne var mesela Madrid'le ilgili genel stok görüntü koymak yerine gerçekten Madrid'in işte heykellerini, saraylarını çek mesela.
Yani niye bu kadar yüzeysel yapıyorlar gerçekten anlamıyorum.
Ve tabii ki bu durum böyle olunca çok düşük maliyetli bir iş olmuş gibi duruyor.
Ama nerelerde çekilmiş diye sizin için baktım.
Madrid'de İspanyol sahanelerinin bir kısmı çekilmiş.
Filmin Avrupa ayağındaki tehlikeli ve gizemli olayların geçtiği sahaneler.
Bu lokasyonlarda çekiliyor.
Amerika'da New York'ta çekim yapıyorlar.
Hikayenin başlangıç noktası olan New York sahaneleri için şehirde gerçek mekanlar kullanılıyor.
Özellikle Central Park, Times Square ve Brooklyn sokakları gibi ikonik noktalarda set tamamlanıyor.
Ve şöyle aslında diğer filmlerin aksine bu filmde şöyle bir şey yapılıyor.
Sadece dayanılmaz çekim dediğimiz şu an size anlattığım filmin değil aynı zamanda bir sonraki devam filmi Evo Nunes set çekimleri de 2024 ile 2025'in ilk yarısı arasında gerçekleşiyor.
Ve bütün çekimler Temmuz 2025'de tamamlanıyor.
Oyuncular ve yapım ekibi bu süreçte belirlenen set yerlerinde şöyle çalışıyorlar aslında.
Önce İspanya'nın Madrid tarafına başlıyorlar.
İki filmin sahne arka arkaya yani back to back dediğimiz yöntemli mazris setlerine çekiliyor.
Söğünse 2025'in ilkbaharında Amerika'ya gidiyorlar.
New York'ta o filmin açılışına oluşan Central Park Brookline ve Times Square sahneleri için
genelde Ocak'tan itibaren böyle bahara kadar New York sokaklarında dış çekimleri gerçekleştiriyorlar.
Yani devam filmi de çekildiği için umarım devam filmini bir an önce kurgulayıp birleştirirler ve bir an önce devamı gelilir.
Onun dışında oyuncuların aldığı ücretler medyaya yansımıyor.
Normalde hani asgari bir rakam biliriz.
Yani 3 aşağı 5 yukarı hani zaten oyuncu şunu almıştır diyebiliriz ama artık dijital platformlarda bu sözleşme geziliği gereği çok açıklanmıyor.
Hiçbir işte magazincide gazetecide buna ulaşma çabasına bile girmiyor yasak olduğu için.
O yüzden de bunları öğrenemiyoruz.
O yüzden de ben sinema filmlerinin kaşelerini konuşmayı daha çok seviyorum.
Çünkü onların doğruluk payı her zaman daha yüksek bence.
Ve şöyle oyuncuların aldığı ücretleri bilmiyoruz ama muhtemelen en çok kaşı yine başroldeki Marfil karakterini oynayan Esther almıştır.
Oscar, Esther'dan sonra en çok ücreti almıştır.
Muhtemelen en az ücreti de yani bu ikiliden sonraki en çok ücret ama hani bu ikiliye nazaran en az ücreti alan kişi muhtemelen Hugo'dur.
Çünkü bu film onun ilk başrolü değil ancak uluslararası büyük bir platformda Esther Exposito gibi dünya çapında popüler bir yıldızla paylaştığı ilk büyük ana akım başrolü aslında.
Ve tabii ki başrol erkek oyuncumuzun bir de boksörlük geçmişi olduğu için bu da aslında çiftin sahnelerinde güzel bir enstantane olarak duruyor.
Filmin dilde İspanyolca olunca bence zaten çok güzel duyuluyor, çok güzel anlatılıyor ve bence İspanyolca konuşmak birçok dile göre daha çekici bir şey.
Yani hani bazı diller olur ya böyle mesela işte Arapça bence dinlerken bile insanın kulaklarını tırmalayan bir yapısı var.
Ya da ne bileyim Almanca çok zorluyor bence ama işte İngilizce, onun dışında Fransızca, İtalyanca, İspanyolca bunlar bence son derece kulağa hoş gelen diller.
O yüzden de ben dinlerken orijinal dinini de dinledim ama altyazıyla izledim.
size de onu tavsiye ederim. IMDb
puanı filmin 10 üzerinden 5.4
ve umarım bundan sonraki
filmde zaten %80'ini
çekmişler. Hatta belki tamamını bile
hani seslendirmeni yaptıktan sonra
bir sonraki, önümüzdeki aya bir hazırlayabilirler.
Ama işte PR süreci, işte
şu anki ilk filmin izlenme oranları derken
muhtemelen seneye bu zamanlar
hatta belki Eylül'ü bile bulmaz.
Belki seneye Haziran gibi hani böyle bir
içleri ısıtan bir yaz filmi olarak bile
Prime Video'da çıkabilir bence.
Ve bu filmi hepinize tavsiye ediyorum.
Şimdi geçelim haftanın dizisine.
Evet haftanın dizisinde size güzel serin suları atmak istedim.
Artık yaz bitse de serin sulardan ayağımızı çıkarmayalım istiyorum.
Ve kürekçilerin aşkıyla harmanlanmış hırsını size izletmek için
Krivgör dizisini seçtim.
Kendisi bir kanada dizisi.
8 bölümde tamamen aslında ne oluyor biliyor musunuz?
Tek bir özet cümle söyleyeyim size.
Bir kız hangi erkeği seçecek diye bekliyorsunuz ve sonunda sinirlenerek zaten sezonu bitiriyorsunuz.
Konusu şu, babasının finansal skandalı nedeniyle her şeyini kaybederek küçük bir sahil kasabasına taşınan 16 yaşındaki kürek sporcusu Tegan Tau'nun hikayesi aslında.
Tegan yeni okulunda kürek takımı bulamayınca okulun erkek kürek takımına dümenci olarak katılarak erkek egemen bir ortamda var olma mücadelesi veriyor.
Oyuncuları Miku, Martineau,
Clyde Clark, Samuel Brown
zaten diğerleri tamamen
genç ve çoğunuzun muhtemelen tanımadığı
oyuncular. Belki Riley Davis'ı tanıyor
olabilirsiniz. Çünkü kendisi
nispeten diğerlerine göre daha tanıdık.
Bu dizinin IMDB puanı
10 üzerinden 6.6.
Şimdi Tegan bizim başrol kızımız
kendisi sarışın ama gerçek hayatta sarışın
değilmiş zaten. Böyle Disney'e görmedeyim ki
bu kız böyle bir tuhaf
alık gibi, böyle bir boş bakıyor
hani Hande Erçel'in böyle
10 sene önceki hali diyeyim. Öyle anlatayım size.
Yani hani kızın karakterinin üzerine
aslında bayağı da bir şey yazmışlar.
İşte annesiyle diyalogları, kaçan babasıyla
diyalogları, işte kendi
kürek takımındaki çocuklarla olan diyalogları
vs. Yani aslında bayağı hani
iyi bir oyuncunun elini verirse harikalar yaratacak
sahneler. Bu kızın elinde bildiğiniz böyle
buzdolabından çıkardığınız dondurmaya
falan dönüşmüş. Yani o kadar kötü.
Kylie Clark yani Cam Dillinger
gerçekten çok iyi oynuyor.
Josh Rages karakterini
oynayan oyuncumuz da Samer Brown da
gerçekten mükemmel oynuyor. Ama tuhaf
bir şekilde mesela insanlar şey diye arıyorlar
işte Tegan'la Cam mi yoksa
Tegan'la Josh mu diye. Ben burada Josh takımındayım.
Çünkü Josh, Sarı, Cam
Dinger'ı oynayan Clyde Clark da
şöyle söyleyeyim gözleri renkli
ama esmer diyeyim ya da beyaz
diyeyim. Artık siz orada anlayın nasıl bir şey olduğunu.
Yani gözünüzü canlandırırsınız zaten.
Yani ama bence asıl sorun erkekler
değil ya. Bu işin erkek takımındaki
oyuncular gerçekten başarılı. Ama
Yani başrolü Tegan'da çok ciddi sorun var ve kız başrolü olduğu için muhtemelen biz bu işi böyle 3-4 sezon daha izleyeceğiz ve gerçekten çok acıklı yani.
Koskoca Kanada'da oyuncu mu kalmadı diye sorarlar adama.
Neyse işte şey diyordum Tegan bir Cam'le yakınlaştı sonra gitti bir Josh'la öpüştü.
Bir ondan bir bundan derken tam bir maymun iştahlı.
Neyse sezon sonunda Josh kalp hastalığı yüzden ameliyatı olup iyileşip kendini büyütmeye gidiyor.
Cam de fakirliği ve ezikliğiyle Bursa okulda kendini ezirmeye devam ediyor.
Yani Tegan'cım hayatım aklın varsa havayolu sahibi Josh'u seçersin yani.
Hem sen sarı hem o sarı güzel oluyorsun.
Siz böyle birlikte iyi bir ikilisiniz yani.
Her ne kadar sen korkunç bir oyuncu olsan da.
Bu arada kürek sporu hakkında da şok edici bilgiler öğrendim izlerken ve gerçekten yani spora karşı özellikle bu spora karşı kesinlikle ilgim arttı.
Ve şunu da çok takdir ediyorum.
Gerçekten bu Kanada bu kadar sporla nasıl kendi geliştirebilmiş bir ülke ya?
Kışın kayak sporlarıyla, kış turizminin yazında denizde işte kürek ve benzeri sporlarla bir şekilde yaz turizmi de revaçta.
Yani inanılmaz da bir ülke.
Takdir ediyorum.
Yani işte en son hatta Kanada Avrupa Birliği'nin orta üyesi mi oldu, geçici üyesi mi?
Öyle bir şey oldu.
Sonra işte Trump bunları tehdit etti.
İşte Kanada Avrupa Birliği'ne girerse bambaşka yaptırımlar uygulayabilirim diye.
Bakalım.
Yani Kanada'nın bu konuda arkasındayız.
Bakalım neler yapacak.
Neyse.
Bu işte böyle.
Bu dize tüm ekibin emeklerine sağlık demek istiyorum.
Allah'tan yani Kore dizisi gibi bir sezonu
böyle 8-10 bölüm şeklinde çok da
uzamadı ve gerçekten tadına
bitti. Daha da uzasaydı Tegan'a ne yapardım
bilmiyorum. Kız beni çok gıcık etti.
Yemin ediyorum yani bu dizinin PR videolarında
bile kız böyle ikisinin ortasına oturup
işte mesela hatta ikisinin ortasına
bildiğiniz gibi yatıyor yani. Tam
iki erkeğin de yayına koltukta oturunu düşün
kız gidiyor mesela baş tarafını işte
sarışın oğlanla veriyor. Ayak tarafını işte
esmer oğlanla koyuyor. Diyor ki işte sizce hangisini seçsem
falan diyor. Yani Netflix'te bu okulları
kim veriyorsa kanadı tarafından ne olur yapmasın.
Çok kötü gözüküyor çünkü. Yani hani
iki erkeğin arasında kalan kadın
bir kadın için savaşan iki erkek dediğimiz şey
böyle bir şey değil yani. Bununla tabii ki
16-18 yaş genç kitlesini
hedefliyorsan iyi güzel de sonuçta bunu
sadece onlar için yapmıyorsunuz ya.
Bu da o açıdan bence yorucu ve kötü
bir şey. Ayrıca ben bu işte
birine çok gıcık oldum. Bunu size söylemem lazım ya.
Jessica Pare diye bir kadın
bu zaten Tegan'la oynayan
kadın oyuncu ya da kız diyeyim
22 yaşındaymış zaten çok
yeteneksiz. Annesi oynayan oyuncuda
Ellie Emerson karakterini oynayan oyuncuda
yani böyle sürekli kendi kendine mimik yapıyor.
Kendi kendine üzülüyor, seviniyor falan. Her şeye gülüyor.
Hani karakter mi sinirimi bozdu?
Oyuncu mu kötü oynuyor? Gerçekten anlayamadım ama
yani şu işin yönetimi olsam şu kadına şey derdim.
Canım calm down. Bir sakin
ol yani. Bu böyle olmaz derdim.
Bir de şey tabii ki şimdi bu hikayede
22 yaşındaki Miku'nun oynadığı
Tegan karakteri 16 yaşında
işte Kylie Clark'ın
30'lu yaşlarıyla oynadığı karakter 17
yaşında yine Samuel Brown'la
oynadığı Josh karakteri. O da 16
yaşında olması gerekiyor ama Samuel daha çok
böyle hani 20'lerin sonunda
vesaire. Yani şey olayı bence çok yanlış
ya. Yani Kanada'da eminim bir sürü
genç, başarılı ve hani çocukluğundan
itibaren oyunculuk yapmış. 16-17
yaşında genç, kas erkek oyuncu
bulabilirsiniz yani. Niye bunun için hani illa böyle
25 yaş üst erkek oyunculara
gidiyorsunuz ki? Yani şöyle bir kürek takımına bakınca
hiçbiri genç değil yani. İşte
Vincent Muller'ın oynadığı Damon karakteri var.
Harriet Carlington'ın oynadığı
Krab karakteri var. Connor Wong'un
oyunda Peri Chao karakteri var. Yani bunların
hiçbiri aslında 20'li yaşlarda değiller.
Niye sen bunları seçiyorsun? Yani gerçekten
Kanada'da oyuncu mu yok? İşte Kanada'da
yoksa gidin Amerika'dan ithal edin ya.
Bu kadar zor bir şey değil bu. Ama işte bu
hani yaşına ve boyuna göre
kasları birleştirmeme durumu sadece ülkemizde
yok. Ama şey demek ki yani bu hikayede
işte gençlik dizisi diye şip olayları
yüzüne işte kim kiminle yakıştı derken bu olay
birazcık gümbürtüye gidiyor. Ama bence
16 yaşındaki bir erkeğin de
Öyle hani sekizi dilimli baklığı şeklinde kasları da olmaz.
Yani birazcık gerçekçi olalım değil mi?
Ama işte gerçekçi olursan da bu diziyi farklı coğrafyalarda izletemezsin.
Öyle bir sıkıntı var.
Neyse bu dizide ben size tavsiye etmiş olayım.
Herkese emeklerine sağlık.
Yeni sezonu gelsin önümüzdeki sezonu tekrar aynı şekilde izleriz.
Bakalım üzerine neler koymuşlar.
Çünkü kötü bir sezon finali bölümüydü.
Her şey oldu bittiye getirildi.
Yani bölümde gerçekten bölümün yarısında Tegan işte Josh'laydı ona destek oldu de.
işte git ailenin kalp hastalığını söyle bu böyle
olmaz dedi. Sonra Cam'in yanına geçti
Cam de işte ben fakirim işte ben o
vakıf gecesine katılamam bu okul işte
o vakıf gecesi tarihinde benim bursumu ödüyor
çok ağrıma gidiyor biz de hiç yaşayamayız
dedi sezonun ilk bölümlerinde. Sonra
bir anda de ki ah Tegan
ben sensiz ne yaparım iyi ki varsın
falan dedi. Ne oluyoruz ya? Ne oluyoruz?
Neyin dengesizliği bu yani? Ama işte
sırf sezon kapanıyor diye Senaris elinin
altında ne varsa ne
kolayına geliyorsa bir an önce konuyu kapatmak için
aslında arka arkaya koymuş yazmış yani.
Neyse bu diziyi de size tavsiye etmiş olayım.
Şimdi benim için bölümü kapatma zamanı.
Eğer bu hafta çıkan bonus bölümü hala dinlemediyseniz, görmediyseniz, dinleyecek zaman bulamadıysanız,
işte kitaplarınızı ekleyip hala o bölümü oynatmadıysanız o bölümle ilgili de küçük bir spoiler vereyim.
Son çıkan bonus bölümde, çarşamba günü çıkan bölümde spor dünyasına adım attık.
Eğer azıla bir Fenerbahçeli taraftarsanız, eğer Galatasaraylıysanız ve son yeni sezon gelişmeninden memnun değilseniz,
Eğer bir Trabzon sporluysanız ve Salah'ın gelişinden çok mutluysanız hele ki son attığı o gollerle birlikte mutlaka bölümü dinleyin bence.
Çünkü güzel ve son derece ufuk açıcı bir bölüm oldu ama merak etmeyin tamamen böyle futbol fanatiklerine özel değil.
Yani hani tam bir erkek bölümü olmuş diye düşünmeyin kesinlikle kızları da içine alacak şeyler konuştuk.
Ama bölümün tamamında ben konuşmadım birazcık böyle karşılıklı röportaj gibi oldu spor muhabiri arkadaşımla.
O yüzden o bütün olayları benden daha iyi bildiği için daha da böyle geniş şekilde anlattı.
ve lütfen dinleyin
bana yorumlarınızı sosyal medya hesaplarından
iletin ve neyi anlatmamı
istiyorsanız gelecek bölümlerde mutlaka
söyleyin yani belki izlemişimdir
anlatmayı unutmuşumdur belki
sıraya almışımdır iki hafta sonra o konuyu
anlatacak olurum vs. mutlaka
bana iletin ya ben işte şunu beğendim
şunu sinemada izledim çok güzeldi bunu işte
atıyorum gain'de izledim çok güzeldi bunu
tod'da izledim bayıldım mutlaka izle
ya da mutlaka anlat dediğiniz ne varsa
açın bunları arkadaşlar bu arada
şunu da söyleyeyim size bu
pazartesi günü çok güzel bir bonus bölümü
daha kaydettik. Bir sonraki bonus bölüm
çok güzel olacak gibi hissediyorum.
Ve rica ediyorum lütfen
bütün bonus bölümlere gösterdiğiniz ilgiyi
haftalık bölümlerimizde de gösterin.
Sizi seviyorum. Haftaya, cuma görüşmek
üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
