
Bu bölümde önce korkunç bir reklam filmine değindim,sonrasında ülkemiz açısından şahane bir gelişmeyi aktardım.
Haftanın filmi Callum Turner’ın başrolünde olduğu SADECE BİR GECE filmiyken Haftanın dizisi Netflix yerli klasiklerinden biri Aşk 101 oldu.
İkisini de şiddetle tavsiye ederim.
İyi dinlemeler…
Kısımlar:
(00:00 - 00:43) Giriş
(00:43 - 02:30) EsEs
(02:31 - 09:39) Sydney Sweeney
(09:39 - 10:53) Apple Tv+
(10:54 - 20:15) Sadece Bir Gece
(20:15 - 29:02) Aşk 101
(29:02 - 29:27) Kapanış
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda Yayında''nın 40. bölümüne hoş geldiniz.
Resmen dile kolay 40 bölüm oldu ya haftalık bölümlerimiz.
Gerçekten çok mutluyum.
Sizinle bu kadar uzun süredir birlikte olmaktan dolayı ekstra heyecanlıyım.
Ve umarım siz de ilk günkü gibi heyecanla, sabırla ve mutlulukla beni dinliyorsunuzdur.
ve umarım bu hafta bir sürü şey izlemişsinizdir.
Şimdi şöyle söyleyeyim, ben bu hafta çok bir şey izleyemedim.
Onu önden size söyleyeyim çünkü gerçekten çok yoğun bir hafta geçiriyorum.
Yani hani devlet okulunda öğretmen olsam muhtemelen ancak bu kadar yoğun bir hafta geçirebilirdim arkadaşlar.
Öncelikle geçen hafta sizinle görüştükten sonra,
cumadan itibaren ne yaptığımı anlatayım.
Hafta sonu Eskişehir'deydim, çok güzel geçti.
Ya Eskişehir'in sanırım en sevdiğim zamanları genelde Eylül, Ekim gibi aylar ya.
Çünkü şöyle, biliyorsunuz bütün bir kış boyunca Eskişehir çok soğuk,
havalar geç ısınıyor ve
erken soğuyor bence. Ben gittim de
yine böyle üstümde hırkayla geçirdim o iki günü.
Ama kendi açımdan keyifliydi. Yani
çiğ börek yemek, boza içmek, dondurma
yemek bence Eskişehir için geleneklerden
bir tanesi. Onun dışında işte akraba
ziyareti, başka işleri hallettim
vesaire derken gerçekten güzel geçti.
Ama bu yolcuğun güzel geçmeyen tek
kısmı trenle gitmekti. Çünkü
bir kere zaten biliyorsunuzdur diye
tahmin ediyorum Eskişehir'de havalimanı yok
arkadaşlar. Sadece askeri havalimanı var.
Yapılan uçuşlar da sivil uçuşlar da genelde yurt dışındaki nadir ülkelere yapılıyor.
Öyle olduğu için de Eskişehir'e uçaklı gitmemenin ne kadar zor olduğunu yani neredeyse 20 yıl boyunca kendim deneyimledim.
Her yaz her kış işte Eskişehir'e bir şekilde akrabalar yüzünden ziyarete, düğüne, cenazeye vesaire gittiğim için ama
yani gerçekten hani böyle gezmeye gitmek için bile bence Eskişehir'in ulaşımı zor ya.
Yani tamam tren iyi bir seçenek güzel bir seçenek de şöyle söyleyeyim size.
Bakın dönüş seferine gittim.
Akşam 7 ile 10 arasına aldım.
O tren kaçta indi biliyor musunuz?
Yani kaçta benim işim bitti de ben kaçta İstanbul'da oldum?
Tam tamına 11.45'ti gece yarısı.
Yani dedim ki Allah'tan hani 8 trenini almamışım.
Kim bilir ne kadar geçecektim dedim.
Ama yine tabii ki bunu çok düşünmemeye çalışıyorum.
Yani bir an önce şu gezme tozma işlerimi bitirip artık yerleşik bir hayata geçmek istiyorum.
Çünkü gerçekten yorucu.
Yani tatil güzel, gezmek, eğlenmek güzel, bir şeyler deneyimlemek güzel de
Yani yine de böyle birazcık sakin bir hayatta hak ediyorum ben de.
Çünkü yoğun bir yaz geçirdim.
Birçoğunuz gibi aslında.
Şimdi eski şeyle ilgili başka anılarım olursa aklıma gelince bölüm sırasında size anlatacağım.
Ama ondan önce haftaya damga vuran bir haberi söylemek istiyorum size.
Sini nasip niye hepiniz biliyorsunuzdur sanırım.
Yani özellikle biz kadınlar için kendi bedenimizden çok, kendi uzuvlarımızdan çok o kadının görünüşüne, içine dışına hakimiz artık.
Yani öyle bir noktaya geldi kadın.
Yani kadın resmen karşımıza cinsel bir obje olarak duruyor.
Yani böyle bir insan olamaz ya.
Gerçekten inanamıyorum kendisine.
Bu kez de diyorum ki böyle hareketleri olsa da iyi bir oyuncu ne olursa olsun bir de Hande Erçay gibi kendi bütün yaptığı şeyler bir de mesleğinde kötü olsaydı daha da kötü olur diye düşünüyorum.
Ama Sidney Sidney öyle şeyler yapıyor ki insanların aklına gerçekten en son oyunculuğu geliyor bence.
Kendisi bir spor reklamında oynamış ve bu reklam filmlerine tabii ki kadın sporculardan tepki gelmiş.
Ama şöyle yani kadın meması o kadar çok akışımda yok ki.
Mümkünse her yerden engellemek istiyorum ama onu başaramadığım için.
Hani genelde işte ismini engelliyorum, harf harf engelliyorum, hesaplarını engelliyorum vs.
Ve işte en son pazartesi günüydü galiba.
Önce şey görmüştü kadın sporculardan Sidney Sidney'e tepki diye.
Ben de dedim ki bu kadın ne yaptı ki sürekli bir yerlerini açtığı için mi insanlar tepki gösteriyor diye düşünmeyin.
Zaten Sidney'in genel hayata bakışı öyle olduğu için bir de kendisi bu kadar falsosunun üzerine Trump'cı olunca
Mümkünse hiç görmeyeyim yani ne kadar iyi bir oyuncu olursa olsun.
Ama neyse ben tabii ki önce tepkileri gördüm.
Ondan sonra dedim ki ya bu kadın ne yapmış dedim.
Arkadaşlar bu kadın gitmiş bir spor markasıyla bir spor reklamı çekmiş.
Spor tahmin platformu Novik için bir reklam filmi hazırlıyorlar ve spor ekipmanlarıyla çıplak poz veriyor kendisi.
E tabii böyle olunca bu tüm dünyadaki kadın sporcuların farklı branşlardaki kadınların dikkatini çekiyor ve tepkisini çekiyor.
Olimpiyat sporcuları kampanyayı kadın sporunu cinselleştirmekle eleştirirken sinirli sinirli reklamın eğlence bir fikir olduğunu savunmuş.
Ve şöyle ki bu da insanlarda, sporcularda, bütün medyada aslında kadın vücudunun kadın ne mesleği yaparsa yapsın ne kadar cinselleştirilebileceği tartışmasını da ön plana taşımış.
Ki bence bu korkunç bir şey çünkü zaten dünyada kadın sporcular erkeklerin 5-6 katı çalışarak erkeklerin 5-6 katı daha büyük başarılar elde ettiğinden ancak görünür olabiliyorlar.
Yani bir de onlara bu kadar büyük bir darbeye yine bir kadın vurması bence çok kötü olmuş.
Görmeyenler için ben size reklamdaki Sivini Sivini'yi şöyle anlatayım.
Reklamda Sivini futbol topu, basketbol potası, hoke ekipmanları ve bilardın masası gibi farklı spor unsurlarıyla poz veriyor.
Ve mesela işte Amerikan futbolunu anlatırken işte Amerikan futboluna rugby deniyor ya.
İşte o rugby toplarını işte göğüslerinin altına koyuyor.
İşte hani önüne doğru kaplan pozisyonuna düşünün kadın pozisyonunu.
İşte ayaklarını kaldırıyor, ayaklarının üzerine işte beyzbol topu koyuyor vs.
her uzuna bir şey koyuyor ve şey yani
kadına hani yandan bir baktığınızda
hani neredeyse malum yerlerimle
görebiliyorsunuz yani ve ben gerçekten bir kadın
olarak dünyadaki başka bir kadının
kendine ait, kendi için bu kadar özel
olan bir şeyi bütün dünyanın görmesinden çok
rahatsızım. Çünkü bakın şey tercih
olabilir buna kesinlikle karşı değilim. Yani
çok açmak istiyor olabilir, göstermek
istiyor olabilir. Hani buradaki amacı para
kazanmanın ötesinde gerçekten insanlara
ya bakın işte ben yıllardır spor yapıyorum
işte yıllardır doğduğumdan beri kendime iyi
bakıyorum. İşte vücudumun hatlarına bakın
işte bütün kadınlar benim gibi olabilir, işte
dünyada artık bu zayıflığı ön plana çıkartmalıyız
gibi bir mesaj verse, hani anlayacağım
diyeceğim ki hani bir derdi var. Bu kadın
gerçekten hiçbir derdi yok. Yani para kazanmaksa
zaten kazanıyor. Yani dünyaya
kendi göstermekse daha ne kadar gösterebilir
tahmin bile edemiyorum zaten. Hani bir tek
kadın kendi katalogundaki eksiği
herhalde Green Nailton'da oynamamış
olması ama Dakota Johnson'da ondan aşağı
kalır bir yanı yok tabii ki ama onun en azından
bazı böyle çıkarımları mı yok diyeyim,
böyle çıkışları mı yok diyeyim artık siz onu anlarsınız.
Şimdi tabii ki böyle olunca kampanyanın ana mesajı ise Novig'in yalnızca spor üzerine tahminlere odaklandığı fikri.
Sivin'in reklamda izleyiciler spor bilgilerini kanıtlamaları çağrısına bulunuyor.
Novig siyaset, savaş veya ölüm gibi konular üzerine tahminler yerine yalnızca spor karşılaşmalarına odaklanan bir tahmin piyasası olarak gözüküyor hepimize.
Şirket geçen ay Amerika genelinde faaliyet göstermeye başladı.
Aslında yeni bir şirket yani.
Kampanya Sivin'in reklamcılık kariyerindeki tartışmalı işbirliklerin sonuncusu oldu.
Oyuncu geçen yıl Amerikan Eagle için hazırlanan ve kullanılan gen ifadesi Öjen'in tartışmasına yol açan bir reklam kampanyasına yer almıştı.
Ve tabii ki bu reklamda en güçlü tepki yine bir kadın sporcudan geldi.
Kendisi Avustralya'lı olimpik yüzcü Arianna Titmus.
Kampanyanın kadın sporunun geldiği noktaya yansıtmadığını savundu ve su topu oyuncusu Tilly Kerners ve yüzcü Leni Pallister'da reklama tepki gösterenlerden.
Ben voleybol dünyasından da çok fazla tepki gördüm.
İşte Belçikalı, Hollanda birçok oyuncu buna tepki göstermiş.
İşte kimse demiş ki hani bakın ben senin simini kadar harika bir fiziğe sahip değilim ama mesleğimi o kadar müthiş bir fiziğe sahip olmadan da son derece başarılı yapabiliyorum demiş.
Çünkü şöyle bir durum da yaratıyor bu arkadaşlar.
Şimdi sonuçta bu kadın yani başlı başına zaten dünyada korkunç bir şey temsil ediyor ya.
Yani işte cinselliği, kadın bedeninin öne çıkmasını, kadınların sadece işte göğüsleriyle, sadece cinselliğiyle çocuk yapmasıyla var olduğu fikrini ön plana çıkartıyor ya.
Ve yani günümüzdeki birçok kadın birçok kadın sporcu aslında hala işte body shaming dediğimiz vücutlarındaki işte kilolarla basenlerle işte yağlarıyla mücadele ederken bir de bu kadın çıkıp böyle hani sıfır bedeni savunması bence çok tehlikeli ama bakalım bunun sonu nerede gelecek yani ne noktada bu kadın hani ben artık durmalıyım diyecek işin o kısmını gerçekten merak ediyorum.
Başka bir merak ettiğim fikir de Sivin Sivin'e bu da nasıl bu kadar korkunç bir açıklama yapmış.
Açıklaması da şöyle.
Demiş ki eğlence bir fikir bence demiş.
Kampaya yönelik eleştirileri doğrudan reddetmek yerine reklamın arkasındaki fikrin sporun kendisine odaklanmak olduğunu söylemiş.
Biz burada eğlence bir fikri hayata geçirdik ve bunun tüm bu gürültüyü ortadan kaldırarak odağa tamamen spor çekmeyi amaçlı.
Tamamen spor çevirmeliyiz bütün amacımızı demiş.
Niye böyle bir şey demiş inanın bilmiyorum.
Ve daha kötüsü şöyle bir şey var ortada.
demiş ki yani ben bu fikri kendim buldum.
Ondan sonra ben kendimi şimdi
mecremi aracılığıyla bu bahis şirketine başvurdum.
Ondan sonrasında fikri kendim götürüm.
Yani ben sizin reklamınızı oynamak istiyorum
demiş. Yani neden ama yani anlıyor musun
sen neden? Hani hayatındaki
dersizlikten mi tasasızlıktan mı? Yani bizim
burada amacımız ne? Gerçekten bakın bunu
anlayamıyorum ben yani. Hani bir mantığı
olur işte parasız kalmış olursun ne bileyim
kendini bambaşka bir pazarda
bambaşka bir endüstride göstermek
istersin. Bakın bunların bile mantıklı bir sebebi
var ama yani bu kadının yok ve bunun arkası
inatla durması da çok ilginç. Ve şöyle
tartışma Sydney Sill'in de ötesine geçiyor
birazcık da. Reklamaya yönelik tartışma
Sydney'nin kendi bedenini nasıl kullanmayı seçtiği
sorusundan daha geniş bir meseleye dönüşmüş
durumda. Sydney Sill'in destekçileri
fanları diyor ki yetişkin bir kadının
kendi bedenini nasıl sunacağını kendisi
karar verir ve oyuncu bu kampanyaya
gönüllü olarak katılmıştır diyor. Eleştirmenler
ise bireysel tercihin kadın bedeninin
reklamcılıkta uzun süredir kullanılan bir
pazarlama aracına dönüşmesiyle ilgili daha geniş
sorunu ortadan kaldırmadığını söylüyor.
Tartışmanın bir başka boyutu da reklamın spor tahminleri ve dolayısıyla bayıs kültürle bağlantısı ve Sydney Sivin'in ne hikmetse bu Novik şirketindeki hissedarları kampanyanın yalnızca bir oyuncunun arka işbirliği olarak değerlendirilmesini zorlaştırıyor ki bence de öyle zaten.
Yani şöyle düşünün hani ülkemizde birçok insan işte bayisten gözaltına alınıyor hapse giriyor.
Yani bu kadın hani ülkemizdeki rastgele bir bayis şirketini düşünün onun reklamında oynuyor.
Ve sonra kadın diyor ki ya ben bunu tamamen kendi hürrademle yaptım.
Fikri de ben götürürüm zaten o şirkete diyor.
Yani değişik gerçekten ilginç bir bakış açısı ama yani hiçbir şey diyemiyorum.
Onun dışında mutluluktan hiçbir şey diyemediğim bir başka haberim var sırada.
O da Apple TV Plus artık resmen Türkiye'ye giriyor.
Şöyle ki güncellenen iCloud Plus aboneliğiyle Türkiye'deki kullanıcılar Apple TV'ye artık erişebilecekler.
Hem de 50 lira karşılığında bu 50 liranın içinde aslında birçok paket var ve şöyle ki artık Emmy ödülüne layık görmüş ve tarihe damgası vuran komedilerde
Stüdyo, Ted Lasso ve dünya çapında kültürel bir fenomen haline gelmiş Severance, Apple'ın en çok izlendiğisi Pluribus,
En iyi film Oscar'ın layık görmüş koda ve tüm zamanların en yüksek gişe hasılatta sahip spor filmi olan Oscar ödüllü Formula 1 gibi yapımları da artık kolayca yaşayabileceğiz.
Şöyle ki bu aşamalı olarak bu ay içerisinde ve muhtemelen Ekim ayında parça parça tüm Apple kullanıcıların hizmetine sunulacakmış.
Zaten artık yeni bir iPhone çıktığına göre de bence gayet mümkün.
Bakalım nasıl bir şey ortaya çıkacak.
Ve şöyle Apple TV 1 Kasım 2019'da tüm dünyada yayınlara başladığından beri diğer tüm online yayın servislerinden daha fazla orijinal yapım premierini yaptı ve daha fazla ödül kazandı.
Apple orijinal filmleri, belgeselleri ve dizileri bugüne kadar 900'den fazla ödül kazandı ve 3800'den fazla ödülü aday gösterildi.
Ve şöyle umarım artık Apple TV sayesinde ülkemize daha bağımsız, daha sansürsüz ve daha güzel işler yapılabilir.
Evet haftanın filmi olarak ben bugün sizlerine seçtim.
Sadece bir gece filmini seçtim.
Kendisinin konusu şöyle.
Yılın yalnızca tek bir gecesinde bekar kişilerin yasa olarak cinse ilişkiye girmesine izin verilen bu kaotik ve kural tanımaz dünyada kurallar geçici olarak askıya alınır.
Aşk konusunda şanslı olan ancak romantizme hala inanmaya devam eden Ellie ve yeni terk edilmiş Owen'ın yolları bu özel ve kıslı zaman dilimine kesişir.
İkili şehirdeki basit bir kaçamaktan veya sadece fiziksel arzulardan çok daha fazlasını arıyor.
Karşılaştıkları anda aralarında küçük bir kılcım oluşsa da yanlış anlaşılmalar, beklenmedik yan maceralar ve zamanla yarıştıkları bu çılgın gece onların yollarını sürekli karmaşık hale getiriyor.
Şehir boyunca hem birbirlerine doğru bir kaçışları var hem de bir arayış içindeler.
Ve bu sayede karakterlerimiz karmaşanın ortasında gerçek bir bağ ve samimiyeti bulmaya çalışıyorlar.
Bu filmimizin IMDB puanı 6.1.
onun üzerinden ve şöyle söyleyeyim size
şimdi bu filmin fragmanı çıktığında şöyle
bir temel sorun vardı birçok insanın kafasında
Monica Barbaro ve Colum Turner
yani Dua Lipa'mızın kocası bu işte
partnerler ve bütün ortaya
çıkan sahnelerde fragmanın içindeki sahnelerde
Colum Turner sanki Monica Barbaro'nun
böyle gözlerine değil de hani omuzlarına
bakıyormuş gibi onunla çok böyle karşılıklı
diyalog kurmuyormuş gibi sahneler
gözüktü insanların gözüne daha doğrusu bence insanlar
tamamen niyet okudular yani o kadar kötü
gözükmüyordu bence ama filmi
izleyince anladım ki aslında hiç öyle gözükmüyor.
Çünkü çok güzel bir ikili.
Bakın arkadaşlar bunu herkes için söylemem
ama bu ikili gerçekten çok güzel.
Yani Dua Lipa'cığım sen de hani
senin kocasını sevinden beter bir hale
sokmuşsun filmde. Görmedik zannetme yani.
Ama neyse ki Colum Turne'ın
o seviyesine çok okeyiz bence.
Çünkü sadece kaslarını
işte üst vücudunu
üstsüz gördük diyeyim. Öyle anlatayım size.
Şimdi film ülkemizde ne kadar
izlenmiş? İlk hafta sonunda
2412 kişi izlemiş.
Toplam 3 haftada 6859 kişi gidip film izlemiş.
Ve toplam 3 haftada 2,5 milyon da gişe hasılatı yapmış.
Aslında çok insan filme gitmemişler.
Yani en azından Türkiye ortalaması için.
Ama şöyle bir durum var.
Maalesef sinema biletleri pahalı olduğu için
yani halk gün dışında da sinemaya gitmeye birçok insan yanaşmadığı için
böyle bir gişe hasılatı ortaya çıkmış.
Ve şöyle bu işin yönetmeni Will Glock kendisi 47 yaşında
Amerikalı bir film yönetmeni, senarist ve yapımcı.
Bu film de zaten bir Amerikan filmi.
Ve bu yönetmenin eski işleri 2023 yapımı Sidney Savini ile Glyn Powell'un başrolünde oynadığı Senden Başka.
Ve 2010 yılında yapılmış adı çıkmış var.
Bunlar zaten bu filmin afişinde de yazıyorlar.
Böyle iyi filmlerin yönetmeni tarafından yapılmıştır diye.
Ama benim daha çok sevdiğim bir filmi var bu.
Will Bey'in.
Kendisi Friends for Benefits.
Yani bizdeki adıyla Arkadaştan Öte.
2011 yapımı.
Mila Kunis ve Justin Timberlake'in oynadığı.
Gerçekten çok seviyorum o filmi ya.
Yani böyle ara ara Netflix'e geliyor mutlaka oturup izliyorum.
Ve gerçekten çok eğlenceli ya.
Yani hani diyoruz ya böyle 2000'lerin, 2010'ların gerçekten bir romantik komedi anlayışı vardı.
O günlerin işte renkleri farklıydı.
Hani Sultan Süleyman diyor ya Gülfem'e, Gülfem renkler vardı eskiden diye.
Gerçekten 2010'larda romantik komedinin harbiden bir anlamı vardı ya.
Yani ve mesela o adamın arkadaşlığına öteden sonra yaptığı,
ya o günden bugüne gelene kadar yaşadığı şeyleri düşünürsek.
O filmden sonra mesela sadece bir gece çok yüzeysel kalmış bence ve bu film aslında alternatif bir evrende geçiyor.
Bu evrende 364 gün boyunca seks yapmak, sevişmek yasak.
Sadece o yılın bir günü insanlar işte sevdikleri insanlarla ya da işte bir sene boyunca bir türlü sevişemedikleri insanlarla birlikte olabiliyorlar.
Öyle onda tabii şehirde kim kim üstüne atlarsa onu hemen yatağa götürmeye çalışıyor.
Ve tabii ki tam böyle bir günde işte Ove'un sevgilisini evlilik teklifi edip hani onu resmi olarak eşi yaptıktan sonra onunla yılın her günü sevişebilecekken Ove'un sevgilisi diyor ki işte sen bu gece eve gelme ben işte eve başkasını alacağım onunla cinsel bir birliktelik yaşamak istiyorum yılın tek günde olsa diyor.
E öyle olunca Owen diyor ki işte bu ilişki yürümez biz bunu bırakalım öyle olunca bir şekilde ayrılıyorlar ve Owen bir anda herkesin sevgilisiyle işte kendi yakındaki arkadaşıyla birlikte olduğu gecede yalnız kalıyor.
Ve şöyle söyleyeyim size bütün filmde sevişmek için sadece 24 saatiniz var yani ben olsam filmin kurgulcusu mutlaka sağa sola bir yere böyle bir hani sayaç koyardım işte tekrar cins ilişki yasağının gelmesine işte şu kadar saat var vesaire diye.
Neyse ki eleştirmenler bu konuda benden daha da acımasız davranmışlar.
Şöyle demişler, bu dünya tamamen temelsiz ve çelişkili bir dünya.
Konsept boş harcanmış film The Purge yani Arınma Gecesi mantığını cinselliğe uyarlıyor
ancak bu otoriter faşist distopyanın kurallarını ve arka planını açıklamaya hiç yanaşmıyor.
Hey Guys ve birçok bağımsız eleştirmen, hikayenin seyirciden mantığı tamamen devre dışı bırakmasını istediğini
kurulan absürt evrenin filmin romantik yönünü baltaldığını dile getirmiş.
Siyasi hiciv ve toplumsal eleştiri eksikliği demiş Variety.
Roger Ebert.com'da demiş ki filmin aslında seks, pozitif veya faşizan bir sisteme karşı isyankar bir duruş sergilemesini beklediklerini
ancak yapımın tamamen tam aksine muhafazakar, heteronormatif ve mevcut baskıcı düzeni kabullenen bir ton taşıdığını yazmış.
Gözü çarpan bir siyasi aktivizm ya da bir sistem eleştirisi barındırmıyor. Bu da büyük bir eksiklik bizce demiş.
Walter demiş ki filmin Amerikalıların faşist politikalarına karşı bu kadar kolay boyun eğmez fikri.
adeta bizimle dalga geçiyor ve yapımı yılın en karanlık filmlerini olarak nitelendirmiş.
Onun dışında senaryo ve tempodaki sorunlar demişti Guardian ve The Times.
Çocuk televizyonu geçmişi olan senaryo Travis Brown'un meddini yetersiz bulmuşlar.
Karakterlerin bir araya gelmemesi veya sevişememesi için yaratılan yapay engellerin,
yan görevlerin ve kaba diyalogların filmin temposunu ciddi şekilde yavaşlattığını söylemiş.
Ama övenler de var.
Mesela The Hollywood Reporter demiş ki bu zayıf ve tuhaf konsepti izlenebilir kılan tek şey
başrollerin cazibesi ve aralarındaki rahat
kimya demiş. Mesela ben Colum Turner'ı
her zaman çok kasıntı, egoist
çok hani cool ama havalı
dediğimiz insanlar olur ya. Tamam kardeşim
en havalı sensin, en kaslı
en yakışıklı, her şeyin eni sensin
dediğimiz insanlar olur ya. Bana hep öyle
gelir ama böyle yanlarında hani daha
insani, daha böyle güzel oyuncular olduğu
zaman böyle havalı ve belki de
harika oyunculukları olmayan insanları izlemek
daha keyifli oluyor bence. Onun dışında
dünya çapındaki skoruna bakarsak da bu
filmin gişe durumuna şöyle bir şey ortaya çıkmış.
Kötü eleştirilerin etkisiyle film açılış
haftasında beklentilerin çok altında
yaklaşık 5,5 milyonla
5,7 milyon dolar arasında kalarak
gişede ticari bir başarısızlığa uğramış.
Yalnız film sadece bizim ülkemizde değil
tüm dünyada istenileni verememiş.
Onun dışında kadro ekleri size saymama
zaten gerek yok ama burada bence
Dua Lipa'nın rolüne değinmeliyiz. Kendisi film
çekilirken sete gidiyor, galaya katılıyor
sosyal medyadan kocasına destek veriyor.
Peki, kalın be şimdi oturalım
konuşalım karşılıklı. Yani sizin eşiniz
dünya cümlü bir şarkıcı olmasa
bu kadar çok projede aynı anda oynayabilir
miydiniz acaba? Yani bu adam
arkadaşlar sizce bu kadar iyi bir oyuncu
mu? Yani bence değil. Hani çok kötü
bir oyunculuğu yok. Ama hani vasatın
bir üstü derler ya. Hani gelen senaryoyu
görür. Senaryonun çok içi boşsa adamın da ne
kadar bomboş bir oyunculuğu olduğu
görülüyor. Ama senaryoda hani birazcık değerini katarsın
o da kendisine düşeni yapıyor. Ama
hani inanılmaz aman tanrım
işte Killian Murphy gibi bir
karakter aman yarabbim işte o kadar
iyi oynuyor ki hani herkesi ezdi
geçti denilebilecek bir oyunculuğu yok
bence. O yüzden de mesela Colum Turner genelde
kalabalık kadrosu olan dizilerin filmlerinin
içine girmiyor. Genelde hep kendisinin başrolü
olduğu işlerde oynuyor. Bu sayede de aslında
ne kadar kötü bir oyuncu olduğu hepimiz
tarafından çok net bir şekilde fark edilmiyor
bence. Ama tabii ki yani bu
işlerin bir çoğunda karısının vizyonu
karısının network sayesinde bulduğunu da
inkar edemeyiz. Yani tamam bu
adam sektörü hani karısıyla girmemiş
karısının önce bir kariyeri varmış ama
ne hikmetse ya evlenince işte
bu şarkıcıyla önce sevgili olup
sonra nişanlanıp sonra evlenince bir anda
takır takır yani her yaz böyle en az
iki dizi üç filmde oynamaya başladı. Yani bu da
çok normal değil sanki. Bilemiyorum.
Nasıl siz karar verin? Ha bir de
ay bakın bitirmeden bunu söylemem lazım
gerçekten. Şimdi filmde benim
en gıcık olan şey burası spoiler olacak ama
şimdi final sahnesinde seviştiklerini biz
bir türlü göremiyoruz. Yani
aslında demin farklı farklı eleştirmenleri
okurken size söylemediğim şey buydu.
Final sahnesinde bu ikili böyle tam
sevişecekmiş gibi böyle odaya giriyorlar.
kapı kapanıyor. Kardeşim hoş mu?
Ha sorarım size. Hoş mu yani?
Biz sonuçta yani bir buçuk saat boyunca
birbirimize tanış olduk. Birbirimizi sevdik,
tanıdık. Yakinen yani senin derdinle
onun derdine işte yan karakterin
ötekinin, berikinin, anasının, danasının
herkesin cinsel hayatını maşallah
4K izledik sinema perdesine. Şimdi
başrolünün sevişmemesi. Sevişseler de
böyle sanki çocuklar duymasın izliyormuşuz
gibi. Bunun için kapının kapatılması
hoş mu? Sorarım size yani. Gerçekten
çok ihanete uğramış hissediyorum.
Yani böyle üç çocuk da ortada kalmış gibiyim.
O kadar heyecanlandım derken bu ikili böyle hani sevişmeden bile böyle el eline değmeden bile bu kadar ateşliyse
kim bilir seviştiklerinin nasıl olacak hani en azından son sahnede görürüz dedim.
Nanay oldu.
Vallahi nanay oldu yani.
Hani bir tane video var ya adam diyor ki işte bir isimden bahsediyor onu size söylemeyeceğim.
Diyor ki bakın sonunda ne oldu diyor müzelik eşya oldu diyor.
Bakın bizim heyecanda aynı o şekilde müzelik eşya oldu.
Ama yine de size tavsiye ederim.
Gidin izleyin şu an daha iyisini bulamazsınız.
Bu arada şey Odise filmi hala vizyonda.
Daha birçok şey hala vizyonda.
Onlara da mutlaka gidin.
Ben şu ara çok sinemaya gitme taraftarı değilim.
Çünkü izlemediğim hiçbir film kalmadı.
Yeni film geldikçe ben de sinemaya doğru yönümü çevireceğim.
Şimdi geçiyorum haftanın dizisine.
Evet arkadaşlar.
Geldik haftanın dizisine.
Ben bu hafta size ne anlatacağım biliyor musunuz?
Aşk 101.
Yani adeta bir aşka giriş gibi ama biz bu aşka birazcık daha 90'lardan giriyoruz.
Şimdi bu diziyi tahmin ediyorum ki bir şekilde duymuşsunuzdur.
Duymadıysanız da eğer sonraki yıllarda Netflix'e dönüp izlemişsinizdir.
Çünkü dizinin kendisi 2020 yılında pandemi yılında çıktı.
Harika bir dizi değil belki.
Yani çok fazla bir şey vaat etmiyor zaten.
Ama hani kafanızı dağıtıp öyle yemek yerken, işte evde bir işle uğraşırken, işte metroda marmarda bir yerden bir yere giderken
hani açıp izlemelik mi? Bence kesinlikle öyle.
Kafanızı dağıtmak için çok ağır bir
depresyon haline sizi sokmayacak bir iş bence.
Kendisi toplamda 16 bölüm
sürdü. 2 sezon sürdü bu dizi.
Her sezonu 8'er bölümdü ve
Netflix'te yayınlanan dizimiz
30 Eylül 2021'de yayınlanan 2.
sezonuyla final yaparak sona erdi.
Konusu ne? 1998 yılı
Türkiye'sinde okuldan atılma yani bir lise
anlatılma tehlikesi yaşayan bir grup
asi lise öğrencisinin kendilerini okulda
savunan tek öğretmenleri Burcu'yu
Okulda tutabilmek için tayin olmasın, nişanlanınca başka okula gitmesin diye onu okula yeni gelen basketbol koçuna aşık etme çabasını anlatıyorlar bu dizinin içerisinde.
Şimdi dizimizin yönetmenleri kimler? Ahmet Katıksız, Deniz Yorulmazer, Görenç Uyanık ve Umut Aral.
Ve bu dizi kimler için aslında daha çok bizim ülkemizdeki ve yurt dışındaki yani işte kastettiğim şey aslında Almanya, Fransa, Avusturya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliklerindeki seyirciler.
Bu ülkelerin hepsinde top 10 listesine girdi.
Türkiye'de uzun bir süre en çok izleyen diziler arasında ilk sırada yer aldı.
Lübnan, Bahreyn ve Ürdün gibi birçok ülkenin resmi Netflix top 10 listesine üst sıralara tırmanmayı başardı.
Uluslararası etkileşimine bakarsak IMDB üzerine kullanıcı oylamaları incelendiğinde
oyların büyük bir kısmının Amerika, İngiltere, Suudi Arabistan ve Almanya'dan geldiği görülüyor.
Bu sayede bu da projenin aslında ne kadar küresel olduğunu ortaya koyuyor.
Dizimizin senarisi Meriç Acemi küresel ödülleri dizinin yakaladığı küresel bir popülarite sayesinde oyunculara da birçok ödül aldı.
Örneğin Brezilya düzenlenen ödül törenlerinde Mert Yazıcıoğlu ve İpek Filiz Yazıcı yılın gençlik dizilerindeki en sevilen oyunculara seçilmişler.
Ben normalde bu diziyi izleyen bu diziyle ilgili haberleri takip ettim ama gerçekten böyle bir ödülden haberim yoktu.
Canlarım sizin için araştırırken öğrendim.
Şimdi dizideki çiftlerimiz kimler biliyor musunuz?
Dizide Alina Bozlu Kubilayakayı çifti yapmışlar bence çok başarılıydı.
Okun Asabi ve Asi çocuğu Kerem'le Popüler ve Hırçın kızı Eda'nın fırtınalı ilişkisi.
Bence bunların ilişkisi ilk sezon daha iyiydi.
Işık ve Sinan bence yani böyle yaprak dökümü Ali Rıza ile işte karısının böyle ilişkisi ayarında geçen bir mıy mıylıkta bir çiftti yani hiç de sevmedim.
Işık ve Sinan'ı İpek Fizyazıcı ile Mert Yazıcıoğlu oynadı.
Zaten Mert Yazıcıoğlu dizide böyle çok melankolik hep böyle intihara meyilli bir karakterdi.
Ve gerçekten beni çok rahatsız ediyordu.
Yani mıy mıy mıy tamam kardeş en çok böyle 18 yaşında hani intihar meyilli olan sensin ne yapacağız?
Yani zaten hayat yeterince sıkıcı.
Hani bir de böyle dededen kalma eski yalısında denize böyle ayaklarını sokup işte sigara içip efkarlanan
hani 18 yaşındaki genç izleyerek beni gerçekten boğup boğup duvarlara atıyordu.
Ondan sonra Osman karakteri gay mi eşcinsel mi yoksa hetero mu diye bu dizinin ilk sezonunda çok konuşulmuştu.
Çünkü herkese çift yazarken herkese işte bir sevgili yazarken Osman'a kimse yazmamıştı Meriç Hacem'i.
Ondan sonra baktı ki Meriç Hacım hani diziyle ilgili bu kadar çok böyle işte Osman Gemi, Osman Eşcinsem diye iddia var.
Gitti ikinci sezonunda.
Ece Yüksel'i Elif karakterinde yazdı ve ondan sonrasında da bu ikili yakınlaşlar ve sevgili oldular.
Gelelim benim en sevdiğim çifte Yetişkin Çift.
Şimdi Burcu öğretmen Pınar Deniz tarafından oynandı.
Kemal de basketbol koçumuzla Kaanur Gancıoğlu tarafından oynandı.
Ve şöyle ki arkadaşlar gençlerin okulda kalmasını sağlamak için zorla bir araya getirmeye çalıştı.
ancak sonradan birbirlerine gerçekten aşık olan öğretmen çiftimiz bu.
Ve bu karakterlerle ilgili en çok dalga geçilen şey neydi biliyor musunuz?
Ya şimdi şöyle bir şey var.
20 yıl sonra biz bunların işte büyümüş hallerini görüyoruz.
Işın'ın, Sinan'ın, Osman'ın, Eda'nın, Kerem'in büyük büyük hallerini görüyoruz.
Ama şimdi Burcu öğretmeni de yerine yeni birisini bulmak yerine
tıpkı gençlerde yaptıkları gibi
Burcu öğretmen de şöyle bir farklılık yapmışlar.
Gitmişler Burcu öğretmeni...
Gerçekten özür dilerim sinirlerim bozuluyor.
Gitmişler Burcu öğretmeni
Böyle şey saçlarının küt gözüktüğü, kısa gözüktüğü bir beyaz peruk takmışlar.
Ama yani o kadar kötü bir peruk ki.
Tamam kardeşim kadın değil de baston veren.
O kadın 98 yılında 35 yaşlardaydı.
10 sene sonra olsa 55 yani.
55-60 yaşındaki kadınların hepsinin mi saçı komple beyazlıyor?
Nasıl bir ütopya bu yani?
Onun dışında dizide en çok kimi sevdim derseniz kesinlikle favorim Burcu ile Kemal'di.
Bir kere kendilerinin özel hikayeleri vardı.
Diğer genç çiftlerde olmayan derecede sansürsüz sahneleri vardı.
İkinci sezonun bu çiftle ilgili açılış sahnesini hala çok seviyorum.
Hala bence en iyisi.
Ve bunların hepsini düşündüğümüz zaman da Osman'ın davası, Kerem'in olayları,
Işık'ın anne babasının sürekli baskıcı olup kızım hadi ders çalış demesi vs. beni çok bunaltıyordu.
Ama onun yerine Burcu ile Kemal gerçekten derin derin bir nefes aldırıyordu.
Arkadaşlar yakışan bir ikiliyi izlemek, şu dünyada gerçekten parayla satın alınamayacak
nadir zevklerden biri olabilir ya.
O kadar güzel ki. Gerçekten yani.
Ve şundan da bahsedeyim.
Bu gençler büyüdüklerinde onlar
yerine kim oynadı? Işın.
Yaşlılığını yani bir orta yaşlı halini Bade
Işil oynadı. Kerem'in orta yaşlı halini
Mert Fırat oynadı. Eda'nın orta yaşlı
halini Tuğba Ünsal. Sinan'ın o
Melankoyuk Sinan'ın orta yaşlı halini
hani hayatını düzen koymuş halini
Uras Kaygılarıoğlu oynadı. Fındıkçı Osman'ın da
yaşlanmış halini Fatih Ertman oynadı.
Onun dışında benim en sevdiğim
karakter Necdet. Okul müdürü.
Bu lisenin müdürü. Gerçekten Necdet'e neler
ettiler yani. Ha bir de şey var.
Ali İl, yani Tuncay. Çünkü
ilk sezon başında Burcu gidiyor
işte kendi memleketinden
Tuncay'la nişanlanıyor. Ondan sonra işte
çocuklara diyor ki işte ben nişanlanınca
hani işte nişanlım. Hani onunla
birlikte işte memlekette yaşayalım istiyor. O yüzden
gideceğim diyor. Kızlar da ve işte bu
erkek grubu da bu lise grubu da Burcu'yu
okulda tutmak için aslında Kemal'i aşık etmeye
çalışıyor. Ama yani hem çaba çok
tatlı hem bence senaryo çok tatlı.
hem de çok yormayan, çok insanı sıkmayan bir şey ama benim en çok kafama takılan şey bunların hiçbiri değil bu arada.
Benim en çok garibime giden şey, şimdi bu dizi ilk çıktığı zaman şöyle bir şey yaşandı.
Birçok 90'ları görmüş insan hala hayatta olduğu için dediler ki
burada Işık'ın kullandığı çanta, 2005 yılında çıkan çanta, Eda'nın kullandığı telefon, 2007 yılında çıkan telefon,
Sinan'ın kullandığı sigaranın markası, 2001'de üretilmeye başlandı vs.
O kadar çok bunu söyleyen insan çıktı ki ve bir noktada da insanlar şey demeye başladılar.
Yani tamam belki daha eski bir telefon, daha eski bir şapka, çanta, daha eski bir okul defteri bulamamışsınızdır da
en azından bunu bu kadar gözümüze sokma sayeniz dediler.
Çünkü mesela çocukların birlikte İstanbul'un merkezinde okuduklarını görüyoruz.
Çocukların birlikte yürüdüğü bütün yollarda kızın sırtındaki çantaya zoom yapıyorlar, elindeki sigaraya zoom yapıyorlar.
Yani kardeşim sen madem bunların bu kadar eski olduğundan emin değilsin o zaman gözümüze sokma değil mi?
O açıdan bence set ekibi, kostüm ekibi, dekor ekibi yeterince iyi değildi.
Yani yeterince iyi olsa da o zaman ellerinden gelenin en iyisini yapıp maksimum o kadar eskisini bulabilmişler.
Bilemiyorum ama yani dizi aslında bu kadar çok izlenecek kadar harika bir dizi değildi.
Ama biraz da şey tabii ki pandemi döneminde hani hepimiz evdeyken yayına girdi bu dizi ve gerçekten bu sayede de çok izlendi.
Ama dediğim gibi yani tamamen bu aslında insanlarla ilgili, dönemlerle ilgili, herkesin evde olması, evlere sıkışıp kalmamızla ilgili bir şey.
Bakalım yani işte ikinci sezonda final yapıldı.
Belki sonraki yıllarda spin-off'u çekilebilir.
Belki bu insanlar tekrar bir araya getirilebilir.
Ama yani bu diziyle ilgili gerçekten şunu hala şaşırıyorum.
Arkadaşlar düşünsenize yani bu ülkede tamamen işte Osman gay mi çıkacak?
Osman eşcinsel mi diye insanlar baya gidip bunun için dijital platform satın alınan insanlar biliyorum.
Yani tamamen beklediler hani bununla ilgili işte bir nüans olsun bir şey olsun.
Adamın tek özelliği fındık yemesiydi yani.
Hani sanki ülkedeki hani bütün işte farklı düşünen insanlar, bütün farklı tercihleri, farklı yönlümleri olan insanlar böyle besleniyormuş gibi.
Adamın bir anda o yaftayı yapıştırınca tabii ki sansürden de çekindiği için senarist.
İkinci sezonunda hemen şak diye ona bir sevgili getirdi.
Bence de zaten en yakışmayan çift Osmanlı Elif.
Ondan sonrası Işık'la Sinan.
Ya Eda ile Kerem yine birbirlerine yakışan ikillerin de benim buradaki favorim Burcu ile Kemal.
Gerçekten iyi bir ikillerdi.
Yani bir de arkadaşlar meslek önermişim.
Kemal'i basketbol koçu olarak değil de böyle bir kimya öğretme olarak düşün.
Bakın adamın bütün karizması kayboluyor.
Ama yani gerçekten Burcucuğum sen iyisin ama sevdiğin insanda adam çıktı hayatım.
Çok iyi bir insan sevdin.
Gerçekten tebrik ediyorum.
Neyse arkadaşlar bayağı uzun bir bölüm oldu.
Buraya kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya çarşamba 19. bonus bölümümüz geliyor.
Lütfen unutmayın ve çarşamba günü buralara bir uğrayın bence.
Sizi seviyorum.
Haftaya çarşamba görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
