
20.Bonus: The Gentlemen 2. Sezonunda Eddie & Susie
7 Ekim 2026 · 47 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde tıpkı 14.Bonus bölümdeki gibi yine Açelya’yla yeni çıkan 2. Sezonu konuştuk.
3.Sezon çekimleri Fas’ta devam ediyor 🇲🇦
Bakalım yeni sezonla ilgili teorilerimizin kaçı tutacak ?
Transkript
Herkese merhabalar.
Bugün yeni bonus bölümümüzde tekrardan Açayay'la birlikteyiz ve bugün The Gentleman'ın ikinci sezonunu konuşacağız.
Öncelikle hoş geldin.
Hoş buldum.
Nasıl geçti günün? Haftan nasıl geçti? Her şey yolunda mı?
Yorucu geçti ama eğlenceli geçti. Her şey yolunda.
Oh ne güzel. Şimdi biz bugün ne yapacağız? Dinleyicilerimiz önce onu söyleyelim.
The Gentleman'ın ikinci sezonunu sahne sahne konuşalım isterim seninle.
Özellikle Suzy ve Eddie'nin sahnelerini.
Ama önce genel bir senden sezon yorumu alayım.
Bu sezon sadece 10 üzerinden kaçtı?
Bence 10. Harikaydı.
Hatta izlediğim ilk sezondan bence daha sürükleyiciydi.
Bir de sadece tek bir konuda bir hayal kırıklığına uğradım.
Onu konuşuruz zaten.
Onu konuşacağız. Peki.
Yeni giren İtalyan karakterlerimizi beğendin mi?
Beğendim ama
Adamı adamı unuttum
Michel Moran
O kadar kısa süre
İkinci bölümde öldürdüler ya
İlk bölüm sonunda adamı aslanı yemettiler hayatım
İkinci bölümde yemetmemişler miydi?
İlk bölüm sonunda
Bu kadar kısa kalacağını düşünmemiştim ben onun
Çünkü böyle biraz böyle şey
Gazlayıcı kamçılayıcı bir karakter
Vermişler ya biraz daha uğraştırır
Gibi gelmişti bana
Bu arada o adamla ilgili de ben tabi
Bütün bir basın türünü, bütün röportajları izlediğim için o adam hiçbir şekilde basın türüne yer almamış.
Onunla ekstra röportaj yapmamışlar, ekip oyunlarını vesaire almamışlar ama
adama mesela Michel demek yerine Michael diye sesleniyorlar.
Ben de şey düşündüm.
Acaba bu adamın yurt dışındaki menajeri bu adamı böyle mi tanıttı diye düşündüm.
Ama yani adın telaffuz ne olursa olsun bende çok eğlenceli bir oyunculuğu var.
Michael diye sesleniyorlar.
Adama adıyla seslenmiyorlar o zaman.
Ya da şey mesela bazı işte bu Suudi Arabistan'daki, Dubai'deki oyuncular da öyle yapıyorlar.
Hani kendileri takma at seçiyorlar.
İşte bütün aslında halk, bütün sosyal medya onlara öyle sesleniyor.
Muhtemelen öyle bir şeydir.
Mesela biz de Theo James'e kendi esas adıyla seslenmiyoruz.
Onda böyle dört kelimelik uzun bir Yunancı adı var.
Hıh, hıh, tamam.
Bir de bak o neler yapmış anlatacağım sana.
Peki, sence ilk sezondaki seks aparatı mı daha yüksekti yoksa ikinci sezondaki mi?
Bence ikinci sezondaki.
Daha yüksekte.
Peki, şimdi bazıları
Joe ile Suzy'i şiplemişler.
Bazıları Eddie ile Bella'yı.
Sence?
Hayır, asla Eddie ile Bella değil.
Tabii ki de her zaman Suzy.
Ama yani şey,
Bella'dan o kadar nefret etmedim de
olmasa da olurdu.
Anladın mı?
Hani özellikle bir de şeyin,
Michelle'in canlandırdığı neydi şeyin?
Kiko.
Kiko öldükten sonra Bella'yı da yollayabilirlerdi.
Yani çok da gerekli bir karakter değildi bence Bella.
Evet ama işte Bella'nın da kendi hikayesi olsun işte Eddie'yi birazcık etkilesin diye aslında birlikte etkileşime girdiler de diyebiliriz.
Peki sence bu sezonun en çok gözden kaçırılan ama en önemli karakteri kimdi?
Yani Eddie'nin işte kayınbiraderini falan düşünebilirsin.
İşte Eddie'ye babalık yapan bekçiyi düşünebilirsin.
İşte Suzy'nin babası mesela Bobby.
Bobby olabilir.
Yani çünkü neden biliyor musun?
Oradaki yani nasıl anlatayım sana?
Arkada adamın yaptığı şeyler çok fazla.
Anladın mı?
Bir de ben şeyde çok etkilenmiştim.
Eddie evlendiği sıra onun borcunu kendi üzerine almış ya mesela.
Yani onda aşırı etkilenmiştim ben.
Yani adam aslında çok böyle göz önünde değil.
Çok böyle sahnelerde zaten az az görüyoruz onu.
Hep de şeyde sauna da görüyoruz.
Ama ona rağmen arka planda yaptıkları çok güzel şeyler.
Peki madem saunaya girdik o zaman ilk bölüme başlayabiliriz diye düşünüyorum.
Bu arada sence o Bob'in orada Ed'in borcunu üstüne alması onu daha çok hapsetmek için miydi yoksa başka düşmandan kurtarıp iyilik amacıyla mı yaptı bunu?
Bence iyilik amacıyla idi diye düşünüyorum ben.
Bence tam tersi kesinlikle.
Onun başka birine borçlu olması yerine kendine borçlu olması bu sayede ona ihanet edemeyecek.
Çünkü ortada büyük bir borç vardı.
Hatırlarsan şey Ed'in yaşadığı malikaneyi bütün dütlüğün merkezlik malikaneyi ipotek ettirdi ya.
Evet.
Yani bir dükk kalesi olmadan nasıl yaşayacak?
Ama şunu da düşündüm.
Eddie ona başkaldırdığında Eddie'yi dayak attı falan bayağı dövdürdü bir şeyler yaptı ya.
Bunu yapmak yerine Eddie'yi direkt öldürebilirdi.
Eddie'yi seviyordu ama bir yandan.
Ben sevdiğini düşünüyorum işte.
Burada Eddie'deki olay ne aslında?
Bobby ilk sezonda işte Eddie ile Suze'yi ilk kez yan yana getirirken aslında bunu bir hedefle yaptı.
Niye? Bu ikisi birlikte işte bu suç imparatorluğunu yönetebilirler, evrimleştirebilirler, değiştirebilirler diye.
ama bunun için de muhtemelen kendisinin dışında kalacağını düşünmemiştim.
Evet.
Yani muhtemelen adamla hani Eddie'nin niye canına kıymıyor?
Çünkü gerçekten ortada hani Suzy'nin tek başına kaldıramayacağı kadar
zorlu ve büyük bir iş var diye düşünüyor.
Evet.
Bu arada Eddie ile Bobby'nin çatıştığı yerde ben Eddie'yi haklı buldum.
Onu da o bölümlere geldiğimizde konuşuruz.
Bence.
Şimdi ilk bölümden başlarsak ilk sahnemizde içeriye kim giriyor?
Kiko giriyor ve daha ilk sahnden Eddie onun tavrından, tarzından çok rahatsız oluyor.
Çünkü işte kendisi bir dük, İngiltere'nin belli görgü ve nezaket kuralları var ama Kiko'da bu hiç yok.
Bu arada Kiko'yu da şeyden dolayı sevdim ya böyle bir hareket getirdi.
Ha evet ben ki işte o yüzden Kiko karakterinin bir tık daha böyle en azından 3. bölüme kadar olacağını düşünmüştüm.
Gerçekten hareket getirmişti.
Sarıyordu da yani böyle bir onların itişmeleri falan.
Bir de Kiko'nun böyle nasıl anlatayım.
Yalan söylüyor, yalan söylediği belli aslında.
çok belli ama sanki yapabiliyormuş
gibi bir tavrı var ya anladın mı?
Ki zaten Eddie ile Susie de her şeyin farkında
ama Kiko hala işte şey vermemeye
çalışıyor falan böyle işte.
Ya güzel de ben Kiko karakterini sevmiştim.
Çok kısa tuttular bence yani.
Hak ettiği süre o değildi.
Ama şöyle Kiko da mesela çok uzasa insan
rahatsız ederdi. Çünkü hani bu hikaye
çok böyle laçkalaşamayacak bir hikaye ya aslında.
Ortada çok büyük bir imparatorluk var.
İşte bir şekilde yasaklı madde
satıyorlar, dağıtıyorlar, pazarlıyorlar
ve bunun işte önüne Kiko gibi bir insan
gerçekten geçebilir, polise ihbar edebilir.
O yüzden bence uzunluğu iyiydi.
Bir de şey tabii ki yani Eddie ile Suzy'nin onlara ihtiyacı var
çünkü İtalya tarafında onların
organizasyonu yürütecek biri lazım.
Adamı bari kaplanı yem etmeselerdi
daha iyiydi yani.
Bu arada ona gelmeden
bak bu ikilinin ilk birlikte
konuştuğu sahne Eddie'nin kendi
mahkemesindeki sahne. Burada dikkatim bir şey çekti mi?
Yan yanalar.
Hayır. Ne? Kombinler.
Çift kombini yapmışlar.
Evet bir şey diyeceğim hiç dikkatimi çekmemişti.
Evet çift kombini yapmışlar.
Ve şey mesela burada işte Ed'in geçen sezondan farkı.
Ed'i geçen sezon sürekli Suzy ile savaşıyordu ya.
İşte ben iyi bir adamım.
İşte eski bir asker olsam mı?
Hani ben işte kendi topraklarımda kurallara uyacağım.
İşte herhangi bir adli olaya girmeyeceğim diyordu.
Ama bak bu sezon tamamen her şeye uyum sağladı.
Evet.
Fark ettin mi?
Evet fark ettim.
Ve bunun devamında da aslında bu ikili ilk kez birlikte bir misafir karşılıyorlar.
O da bir veliahtla yanında da Ayşe diye bir kadın.
Ve Ayşe bir sonraki sahnede bunlara ilginç bir şey söylüyor.
Daha doğrusu Suzy'ye önce diyor ki Budük de diyor yakışıklıymış diyor.
Hani nasıl sence diyor.
Sonra bir anda Edimiz Arapça konuşmaya başlıyor.
Ve Ayşe diyor ki Arapça da konuşuyormuş diyor.
Suzy'e daha çok etkileniyor.
Ve burada bence en önemli sahne şu.
Burada bu veliaht Suzy'ye dönüp diyor ki eşiniz mi diyor.
Tam da onu diyecektim evet.
Bu da diyor ki business var.
Yani iş eşim diyor.
Evet.
Yani ben Ede'nin bunu düzeltmemesinden bir soru işareti aldım.
Evet.
Bilmiyorum sen ne düşündün?
Bir sonraki sahnede Ede ile Suzy'yi pazarlık yaparken görüyoruz.
Ve bu sahnede işte bu Kiko'nun çalmanın istediği tabloyu tartışıyorlar aslında.
Burada da mesela Ede buna tek başına işte Suzy'nin istediğini yapalım demiyor.
Bunu gerçekten tartışıyorlar.
Bu sence önemli değil mi bir çift dinamiği açısından?
Ha sen hani bir çift gibi tartışıyorlar demek istiyorsun.
Aynen öyle değil mi ama?
Çünkü işte Eddie diyor ki 6 milyon çok diyor.
Suzy de kadınların ilerici görüşü olarak diyor ki.
Evet çok da fazla bir şey değil ki falan.
Tam orada bir çift şey var gibi duruyor.
Tamam doğru evet.
Aynen öyle istediğimize ulaşacaksak.
Bir de bence ikisinin Kiko konusunda aynı fikirde olması önemli.
Çünkü işte Suzy diyor ki ya hani Kiko'ya ikimize güvenmiyoruz ama bunun için ihtiyacımız var diyor.
Eddie de bir şey söylemiyor.
Bu arada tablo olayında ben en başından beri Kiko'nun onları dolandırdığını anlamıştım.
Ora çaldıranın falan ben bayağı anlamıştım onu yani.
Ben bunu düşünmedim ama Kiko hani şey dedi ya işte adamla buluşmayalım etmeyelim bir an şey düşündüm.
Hani adama kendisi tabloya alacağım diye söz verdi de kendisi çalamayınca bunlara mı veriyor işi gibi düşündüm.
Ben de tam tersine direkt hatta adamla buluşmayalım dediği için tahmin ettim onu.
Dedim ki tamam dedim bu tabloyu o öyle yapacak yani anlamıştım.
Anlamıştım.
Peki bu dükümüz için ne düşünüyorsun?
Yaşlı dükümüz, Hell's Neck dükü.
Ya sapık pis.
Ya bu arada ilk sezonda böyle bir şey çıkmamıştı hatırlıyorum.
Ama ikinci sezonda silinen sahneler çıktı.
Yani Netflix bunu kendisi paylaştı.
Ve o paylaşılan sahnelerden birinde işte bu Suzy ile erkek kardeşi Jack'in konuşmaları var.
Jack orada diyor ki işte ya abla tamam ben işte Hell's Neck düküyle görüşeyim konuşayım vesaire.
Hani bunları halledeyim de diyor.
Yani hani biz sonuçta bunu yapalım bunu halledeyim de biz Eddie'ye güveniyor muyuz diyor.
Suzy orada diyor ki Eddie'nin de zamanı gelecek diyor.
Aaa öyle mi diyor?
İnsan güvenemediği birini sevebilir mi?
Sever ya.
Sevebilir mi?
Seveme.
Sevemeyi de bilir.
Çok kararsız kalmıyor.
O Suzy'i seviyor gibi ya da ona çok takılmıyor.
Hani çok imkansız gördüğü bir şey olduğu için.
Bence bak şöyle söyleyebilirim o zaman bu konuda.
Sevgin ağır basıyorsa senin güvensizliğine karşı olan o nasıl anlatayım?
mantığın biraz körelmeye
başlıyor. Yani böyle bir şey olabilir.
Şimdi normalde bir insana
başlangıçta önce güven sonra
sevgi olarak yaklaşırsın. Ama
burada biraz daha hani Suzy'nin bence
şeye karşı, Eddie'ye karşı olan
sevgisi ağır basıyor ki bu
sezonda özellikle Suzy'nin
duyguları çok gözüküyordu bence.
Evet ve mesela Eddie'de biz bunu o kadar
görmedik bu sezon doğru.
Bir de şey mesela yine ilk bölümde sonraki
sahnelerde işte Eddie tam böyle
çalışanların yanına gitmişken işte arkasından Suzy
geliyor. Biz ne yapacağız vesaire diye konuşuyorlar.
Ve devamlıda mesela işte birlikte
sigara içiyorlar. Ondan sonrasında
tekrardan konuşmaya devam ediyorlar ve en son
sahnede Suzy
yani sahnenin son kısmında Suzy'nin koluna
giriyor. Tam ne gibi
bir evli çift enerjisi. Hiç şey yapmıyorlar.
Normalde hani iş ortaklarında bu kadar
temas mantıklı değildir ya.
Yani mutlaka kendine bir kişi alan
bırakırsın. Aynen. Böyle koluna girme
olmaz yani. Hani tamam yan yana yürürsün
ama koluna girmezsin. Çünkü
ortada bir zaten finansal
bir şey dönüyor. Yani.
Bu kadar yakın olmanın manası yok bence.
Bilemedim. Burada bize ne anlatılmak isteniyor
büyük resme bakınca. Peki bu sezondaki
Bobby'nin hapiste olması yüzden
yaşayan sauna sahneleri. Nasıl buldun?
Çok komikti ve bence güzel.
İlginçti yani. Değişik
bir fikir olmuş. Hani hep
toplantılar sauna'da yapılıyor falan
böyle. Bir tek adamın kafadan
kontak olduğunu düşündüm şeyde.
Ya evet ya mesela sonraki bölümlerde hep şey oluyor ya işte Bobby'i çok aklı başına görüyoruz ama işte burada Banik diye bir cücesi var.
Cüceye soruyor mesela işte sence biz o tabloyu çalmalı mıyız?
Cüce işte sırtına okşuyor falan.
Yani Lamin Yaman mı buraları hani böyle sponsorluk yaşattı diye düşünüyor değilim.
Sen koskoca şeysin ya neyin başındasın da uydurma bir cüceye mi kaldın şaka mısın yani?
Ama bence Ede yine çok sabırlı durdu.
bebeğim heykel gibi böyle çıl çıplak
Bobby'i bütün bir sabırla dinledi.
Ve Suzy'le sürekli bakışlar fark ettim.
Hani boy bir şeyler diyor da.
Diyor ki bak görüyor musun?
Baban hani şu an neler saçmalıyor.
Ama öyle ya.
Çok da mantıklı değil ama.
Sonrasında işte bunlar birlikte
salonun önünde çıplak oturuyorlar vs.
Yani bilemedim.
Ama bence geçen sezon göre daha çok
birlikte sahneleri var.
Evet geçen sezon göre daha çok
birlikte sahneleri var.
Bir de şey sahneleri çok fazla.
Sürekli birbirlerine imada bulunuyorlar.
Yani laf sokuyorlar.
Bu Suzy'nin şeyine giren bir çocuk vardı ya adı neydi?
Joe.
Mesela başlarda Eddie Joe ile ilgili sürekli Suzy'ye böyle bir iğneleme, bir laf sokma.
Suzy'de Bella ile alakalı iğneleme, laf sokma.
Çok fazla birbirlerine karşı böyle bir tavırları vardı.
Peki sence Eddie burada Suzy için mi korkuyor yoksa kıskanıyor mu yoksa hepsi birden mi?
Bence başlarda sadece kıskançlıktı.
Sonradan ikisi birlikte yani.
Hepsi birlikteye döndü.
Sonradan hem Suzy için de korkma hani.
Yani bir yandan Suzy'yi koruma içgüdüsü var çünkü Eddie'de yani.
Valla Eddie'miz fena bakıyormuş ben sana diyeyim.
Bir kere zaten bütün basın turunda şeye baktım.
Theo James hep böyle şey işte Joe ile ilgili hani konuşmalarda işte
orada Suzy'yi oynayan Kaya sürekli bir şeyler söylüyor işte.
Hatta Eddie'yi oynayan Theo James'e bir nokta diyor ki
yani o seks obresini bulduğu yerde bırakalım lütfen diyor.
Sinir oluyor ya adam.
Theo olarak bile sinir oluyor Joe'nun varlığına.
Oha.
Yani.
İşte ondan sonraki senede bu ihale sahnesi var.
Ve ihale sahnesi boyunca orada Suzy sürekli fiyat takip ediyor.
Diyor ki, kızım beline kuvvet.
Hadi diyor.
Çünkü niye?
Kıskançlığını gizliyor.
Sence?
Bence de kıskançlığını gizliyordu, evet.
Peki burada sen bu arkada konuşan adamın Kiko'yla alakalı olabildiğini çözdün mü?
O sıra çözdüm.
Çünkü şey, Kiko'nun zaten tavırları o kadar şüphe vericiydi ki anladın mı?
Ben zaten direkt şunu düşündüm.
Bence ortada hani o tabloyu şart koşan bir durum yok zaten.
Hatta o bahsettiği adamın, Kiko zaten aracılığını yapıyordu ya güya diğer adamla.
O adamın hiç haberinin bile olmadığını ve Kiko'nun bir şekilde cebe biraz para indirme çabasında olduğunu anlamıştım ben.
Anladın mı? O yüzden fark etmiştim.
Yani orada fark etmiştim ben.
Sadece bir böyle şey oldum.
Acaba başkası olabilir miye düştüm ama sonra dedim ki yok ya.
Bunun altından kesinlikle Kiko çıkacak dedim.
Benim nakme hep hani Marco Moretti de sonuçta çok hayran ya tabloyu.
Belki de hani o oraya birini göndermiştir.
Bu adam da onunla konuşuyordur gibi düşündüm.
Ya da hani Bobby Glass'la mı konuşuyor acaba dedim.
Ama ben de şöyle düşündüm.
Hani o kadar büyük bir şey adamının ne bileyim bir tabloyu istiyorsa kendi zaten yapar.
Anladın mı? Böyle düşündüm ben de.
Ha el altından zaten alır diyorsun.
Aynen el altından zaten alır diye düşündüm yani.
Ama şey ya sonraki sahnede Edi şey çok sinirleniyor ya.
İşte Kiko diyor hani buluştur artık bizi bu adamla 6 milyon maksimum edecek bir tabloyu biz 16 milyon verip diyor.
İşte Kiko da hayır daha vakti var işte papa ile görüşmek onunla görüşmekten çok daha kolay falan diyor.
Ama bu özellikle tabloyu çaldıkları sahneyi çok beğendim.
Ay ben de çok beğendim ve şey böyle sürekli indirdikçe sayıyorlar ya bir kişi kaldı iki kişi kaldı falan diye böyle çok güzeldi o sahne.
Bu sahneyi çekmek için Londra'da 4 gün boyunca ana caddelerden birini kapatmışlar.
ve yani izinleri o kadar zor almışlar ki bu dört gün içinde her şeyi halletmek zorundalarmış.
Ve bu setin şöyle bir kuralı varmış.
Ellerine kabaca senaryoyu veriyormuş yönetmen ama işte garip yönetmen ve senarist ekibi
birçok senaryoyu hem çalınma ihtimaline karşılık hem sızma ihtimaline karşılık
birçok senaryoyu oyuncular sete geldikten sonra yazıp ellerine veriyorlarmış.
Oyuncu mesela oraya gelip atıyorum bir soygun sahnesi çekecek değil mi?
Bunu biliyor ama replikleri bilmiyormuş. Her şeyi adam değiştiriyormuş.
Nasıl ya? Nasıl hemen şak diye adapte olup?
Sırayla çekip sırayla ezberliyorlar.
Harikalar ya.
Ve şey mesela o yüzden de hani dizi setlerinde şey olayı çok yaşanıyor ya işte oyuncuyu mesela genel planda çektiğin oyunculukla işte yakın planda çektiğin oyunculuk bambaşka oluyor.
Çünkü mesela yakın planda çektiğini ilk oynamış o oyuncu.
Genel planda artık 38. tekrar izliyorsun ya artık bıkmış hani o insan.
E öyle olduğu için adam tekte bunu çekiyor.
Ve bu sahne de bak Eddie Suzy ilk çıktığında mesela tabloyu koruyun tabloyu çekin demiyor Suzy diyor.
Anlıyor musunuz?
Evet evet Suzy diyor tablo demiyor.
O benim de dikkatimi çekti.
Hani ben diyor ki ya oğlum tablo ya diyorum tablo.
16 milyonlar.
Suzy'i zaten korurlar.
Evet ama o orada Suzy diyor.
Ve şey mesela orada Jeff'ti galiba güvenlik şef direkt içeriye çekiyor ya Suzy'yi.
Bence çok daha iyi.
Çünkü öbür türlü Suzy mutlaka onu alacak hani görebilince ama.
Mesela dizi bir nokta şeyde dikkat çekiyor ya bir noktada işte şey halkta insanlar var bir noktada soylular var.
Hani soylular için işte öncelik daha çok para ama halkta insanlar için işi bitirmek.
O yüzden de bir halktan normal biri bir de soylu biri bir araya gelince öncelikleri de aynı olmak zorunda kalıyor.
Evet.
Gördün mü? Aslında sınıf farklılığı.
Evet sınıf farklılığı.
Mesela belki de Suzy bu yüzden hiç kendini Eddie ile birlikte hayal etmiyor.
Çünkü işte o bir dük.
O işte hani bu operasyonun merkezindeki ikinci kişi ama
yine de kendisiyle aynı seviyede tutmuyor onu.
Halbuki babası hep ne diyor?
Burada patron benim diyor.
Bana uyacaksın diyor.
Ama Suzy babasına uymamak da o konularda haklı.
Oralara gelince onu tartışacağız.
Şey yapıyorum onu ayırıyorum.
Şöyle babası bence artık yaşlılıktan mıdır nedir bilmiyorum ama
Eddie'ye göre çok daha mantıksız düşünüyor.
Eddie'nin düşünce yapısı daha mantıklıydı.
ben orada komple ediye hak verdim.
Yani Suzy'nin yerinde olsam ben de
ediye hak verirdim. Peki bu
bunlar tabloyu yakalayana kadar bir şey
dikkatini çekti mi? Yani evet Suzy
kendi erkek karşı Jackie'yi yönlendiriyor ama
bir şey daha yönlendiriyor. Kimi yönlendiriyor?
Eddie'yi. Eddie'yi nereye
oradan? Diyor ki soldan git, sağdan git.
Aa evet.
Ve aslında bu yakalanmacı anıyı ortaya
çıkartıyor. Birlikte ekip olarak bile iyi bir
yakalama yapabildiklerini.
Bu sayede aslında bu bir yaş tatlılığı basmamış
oluyor. Ve bence söylediklerine çok da
atal değil ya. Çünkü eninde sonunda her şey
döndü ulaştı nereye geldi? Bob'in istediği gibi
o yasa tasarısı meclisten geçmedi.
Ama işte yani geçmedi de
şöyle. Edi de şöyle
düşünmüştü ya. Zaten meclisten
her türlü geçecek. Yani
yasallaşmaya başlayacak bu.
Belli kurallar içerisinde.
Bari en azından yasallaştığı
zaman kullanan kişilerin,
kullanıcıların ilk tercihi biz olalım.
Ya aslında ticari olarak çok mantıksız
değil. Çok mantıklıydı ticari olarak.
Çünkü o sıra zaten yasallaşmama ihtimali daha düşüktü.
Yasallaşma ihtimali daha yüksekti.
O yüzden Eddie haklıydı yani orada.
Bu arada Suzy ilk bölümler değil ama sonraki ikinci, üçüncü bölümde
aslında bu Eddie'de gittikçe ortalada ayak uydurma haliyle gittikçe yükselen şey de fark ediyor.
Yani şiddeti, işte daha çok böyle mafya gibi davranmayı.
Çünkü normalde Dükümüz ilk sezon diyordu ya ben suçlu değilim.
Ben bu düzenin bir parçası değilim diyordu.
Parçası oldukça gittikçe daha da açıldı.
Evet. Buki baya baya bir parçası oldu bu sezon yani.
Şimdi bütün bu tablo işlerini hallettikten sonra artık nereye geliyoruz?
Kiko'nun evine İtalya'ya gidiyoruz.
Artık yani madem tabloyu aldık artık sahibine götüreyim diyoruz.
Ve bu sahneyi çok seviyorum.
Eddie ile Suzy baş başa birlikte gölü izliyorlar Kiko'yu beklerken.
Burada işte Suzy diyor ki Eddie'ye sen şimdi burada kontesle,
bella ile geçireceğin romantik geceden sonra kahvaltıyı düşünüyorsundur diyor.
O da diyor ki o kadar büyük hedeflerim yok diyor.
O da diyor ki işte saten gecelik mi hayal ediyorsun yoksa siyah mı falan diyor ya.
O da diyor ki hayır diyor beyaz.
Yani insan bunları bence iş ortağıyla konuşmaz ya.
Konuşmaz evet.
Ya bunların arasında kesinlikle zaten öyle bir çiftsel, böyle bir ilişkisel, çekimsel bir şeyler var.
Ama olmasa bile bunların yapısı ve karakterleri o konuşmayı yapabilecek şeye yönelik yani anladın mı?
Yapabilirlerdi o konuşmayı.
Bence yapmazlardı ya.
Çünkü mesela Suzy bunu gidip atıyorum.
Jeff'le yapıyor mu?
Güvenlik şefiyle.
Yapmıyor.
Gerçi Jeff'le yapmıyor.
Ama bunlar daha böyle artık şey gibi oldular ya böyle ahbap gibi bir takım bir böyle çift yani anladın mı?
Eş zaten.
Hani zaten eşler de.
Mr. and Mrs. Smith gibi bir şey oldular.
Aynen.
Tam olarak böyle oldular.
Onlar evliydi.
Bunlar.
Bunlar evlenir ya bunlar.
Ben inanıyorum.
Ay inşallah.
Bir de bak dikkatini çekiyorum.
Bunun devamında sürekli Suzy Eddie'ye kaptan diye sesleniyor.
Yüzbaşı diye sesleniyor.
Eddie de artık bundan cesaret alarak burada Suzy'e diyor ki ben yüzbaşıyım diyor.
Emir vermeye alışkınım diyor.
Suzy diyor ki ben de o emirleri almak için orada olacağım gibi.
Buna benzer bir şey söylüyor.
Evet.
Suzy'nin gözü kör olmuş.
Yazık oldu.
Yani birazcık da artık Eddie'den hareket görelim canım.
Bir zahmet yani.
Bu arada birlikte pazarteyi yaptıkları senleri çok seviyorum.
Ben de.
Yani hele o işte Kiko ile sürekli birbirlerine giriyorlar ya o bence güzel oluyor ya.
Bir de şu sahnede şey Kiko işte hala böyle başlıyor bütün şeylerini yığmaya işte bahanelerini üretmeye falan filan.
Sonra oradan bir anda adam gerçekten geliyor falan vesaire.
Çok iyiydi o sahne çok iyiydi.
Bir şey diyeyim renkleri de çok güzel değil mi?
Bak bütün neredeyse sahnelerde çift kombini gibi ya altları ya üstleri mutlaka bir çift giyiniyorlar.
Evet.
Fark ettin mi?
Burada evet.
Bir de şey mesela İtalya böyle hepimizin gözüne daha cafcaftır, daha böyle cıvıl cıvıldır ya.
Mesela onun renklerini de görüyorsun.
Yeşiller, sarılar, daha sıcak tonlar var.
Mesela bunu bir Londra'da yapamazsın.
Londra çünkü hep işte yağmurlu, soğuk, hep böyle hani sıkıcı insanların olduğu bir yermiş gibi.
Ama İtalya Akdeniz ülkesi işte.
Bir de Suzi'nin ben giyimine bayılıyorum ya.
Kadın ya bir yerde mi kötü giyinmezsin?
Hepsinde çok güzel giyiniyor.
Bak onunla ilgili ne öğrendim?
Şimdi herkes işte kadına basın turu boyunca Kaya'ya şey soruyorlar.
Suzy'nin kıyafetlerini aldınız mı?
Hani ileride dizi biterse hangi aksesuarını alacaksınız?
Hani özellikle işte bir palto, bir ayakkabı, bir tişört neyini istiyorsunuz diyorlar.
Suzy'yi oynayan Kaya da diyor ki ben istedim diyor.
Sonra Netflix bana Suzy'nin dolabından iki tane şey mont gönderdi diyor.
Yani kaban diyeyim öyle anlatayım.
Hani bu giydiği şık şeylerden.
Netflix ona birlikte fatura göndermiş.
Demiş ki bunların bedeli bu.
Hani ödemek isterseniz alabilirsiniz.
Kadına geri göndermiş.
ben bunu böyle istememiştim deyip.
Aaa ne kadar ayıp.
Ya ayıp değil ama onlar sonuçta ne o kostüm
ya evet Suzy'nin dolabı çok
kendine özgü ama atıyorum hani Netflix'in
kendi işlerini işte Londra'da çektiği işlerle
onlarda atıyorum bir ayakkabıyı kullanacak
ne bileyim hani bir işte şapkayı kullanacak
bir üstlük ceketi kullanacak anladın mı?
Onların da bir piyasa değeri var yani.
Bizim ülkede öyle şeylere dikkat edilmiyor
ama bence kostüm önemli ya.
Yani kadına bilmiyorum.
Gerek de yokmuş öyle bir şey yapılmasına.
Aşk olsun. Peki bu Kiko'yu
aslına yedirdikleri sahne.
Şimdi bu sahne de seni irite eden bir şey oldu mu?
Adama üzüldüm.
Keşke böyle öldürmeselerdi diye.
Fare gibi öldü.
Fare gibi öldü. Resmen bildiğin fare gibi
öldü yani. Bir de adamın
sevgilisine kendisinin hediye
aldığı yani aslında kendisine
aldığı şeyle öldürüldü adam.
Yani sevgisi ya bello yani.
Bugün sana yarın bana herkesin
sevgisi o kadar. Öyle de saçma
sapan bir kadındı da yani. Ha o konuya da
gelince, ben gelince sana soracağım
ne düşündün orada gerçekten sence
öyle miydi diye. Çok merak ettim
çünkü. Şimdi bu sahnede herkes demiş ki
işte keşke hani bu kadar büyük bir yapımda
böyle dev bir bütçede yapay zeka kullanmasaydınız
demiş de. Şimdi ben de insanlarda
şey anlamıyorum. Adamın gerçekten aslını
yedirtemeyeceğimize göre. E yani evet.
Ne yapacağız? Evet. Bir de sahnede
tam belli oluyor muydu yapay zeka
olduğunu? Ya şöyle. Çok hissetmedim.
Sahneyi yakınlaştırdığınız zaman işte
Arkadaki bu kafes var ya.
Bu kafesin şeyleri sallanıyor.
Demirleri.
Hani şöyle.
Mesela denetekanında atıyorum şop yapar.
Bak kenarları gider ya fotoğrafın.
Aynen öyle gözüküyor.
Ama yani bunu hani şey.
Böyle gerçekten böyle kare kare izlemen lazım yani.
Sonuçta amacın ulaştı mı?
Evet ulaştı.
Ya adamı ne yapsınlar?
Gerçekten kaplanla aynı yere mi hapsetsinler?
Peki şimdi geldik ilk bölümün sonuna.
İlk bölümün sonunda Bubi kendi cücesine soruyor.
Diyor ki ben diyor Ede'ye güvenmeli miyim diyor.
ve ne oluyor? Güvenmemesi gerektiğini
fark ediyor. Peki ona rağmen neden
sence Bobby'e Eddie'nin
bütün yetkilerini elinden almıyor?
Çünkü bence
Eddie ile yolları ayrılırsa
Eddie'nin büyüyüp ona
çok büyük bir rakip veya
işte ne bileyim düşman veya
o tarz bir şey olabileceğinin kendisi de
farkında olduğu için onu karşısına
almak yerine bünyesinde
tutmaya devam etmek istiyor.
Çünkü Eddie'nin gitgide güçlendiğinin
kendisi de farkında. Diyorsun.
Peki, dizinin genel olarak bütün sezon boyunca ki renkleri nasıl buldun?
Yani jenerekleri her bölüm sonunda farklı akıyor, farklı fontlarda akıyor.
Bence hepsi çok güzeldi.
Ve şey, şehir şehir yani ortam, gittikleri şehir oldukları yere göre de bütün o şeyleri, renk fonlarını ayarlamışlar ya, gerçekten o güzeldi.
Çünkü gerçekten adam üzerine düşünüyor yani.
Ve o ambiyansı hissettiriyordu.
Lebi kullandım vardı renk fontu olarak.
Yani mesela işte ikinci bölüme başladığımızda işte ilk sahne mesela yine Bobby ile sauna sahnesi.
Burada işte Jack de var.
Ve mesela bu sahne kendinden buharlı tamam mı?
Gerçekten böyle bir buharların ortasında Bobby görüyoruz.
Ve sözümüz burada bile küpesiyle oturuyor ya.
Evet gerçekten.
Tam bir moda ikonu ya.
O sırada Theo James'in çıplaklık ama.
Yani reis sergilemeye mi geldin zaten?
Yani en son işte Dolce & Gabbana çekimi yapmışlar şey.
Bir iç çamaşır markası.
Adam şey zaten yani yürüyen büst gibi yürüyor yani.
Bir de o kadar çok beğenilen bir adam olmasına rağmen hatta bir dönem inanılmaz popüler olmasına rağmen
Michelle var ya onun yanındayken bu adam çok çok daha şeydi yani.
Şimdi bu adamın yeni James Bond olmasını öneriyorlar.
Bence yakışır ya.
Yakışır yakışır ben yakıştırırım.
Bilemiyorum.
Ama beyefendi gözüne bazı noktada kötü gözüktü.
Çünkü basın turunda Kay'ın babası ya da annesi Brezilyalıymış.
Kendisi İngiltere doğumlu da.
Yani köklerinden bir taraf Brezilyalıymış, Theo James de Yunan ya.
İkisinin önüne yemekler koyuyorlar.
İşte Kaya'nın önüne Brezilyalı yemeklerini koyuyorlar tatsınlar diye.
Theo'nun önüne Yunanistan yemeklerini vesaire sırayla birbirlerinin ülkelerinin yemeklerini tadıyorlar.
Theo James diyor ki, aa diyor Yunan baklavası diyor.
Ondan sonra şöyle bir şey oluyor.
Diyor ki bir de bunun Türk baklavası olanı var diyor.
Şimdi ben tabii şok oldum.
Bunu izlemeye devam ettim.
Bu nereye çıkacak acaba diye.
Şimdi dedi ki Yunan baktağısı işte dünyaca ünlü ve kendi işte gıda lisansını almış bir ürün dedi.
Eğer bu fazla cevizli olursa işte Yunan baktağısı fazla fıstıklı olursa Türkiye baktağısı oluyor dedi.
Sonra ben devam ettim izlemeye.
Bu böyle gitti gitti gitti gitti.
Ondan sonra şey dolma geldi.
Aa dolma destedi.
Dolmaya bizim baya yaprak sarma dediğimiz biber dolması dolma destedi.
İşte ben çocukken bunu annemle dedem çok bana yapıp yedirirlerdi falan diye böyle şok içerisinde adamı izledim falan.
Sonra hatta Kayı dedi ki işte bu başka coğrafyalarda da yapılan bir şey mi dolma dedi.
Theo James dedi ki başkanına da yapılıyor ama bizde bunun asıl patenti dedi falan.
Şaka yapıyorsun.
Hiç şaka yapmıyorum.
Adamdan soğudum şu an tekte.
Yani bu adam böyle bak.
Bu adam beni çok sinir etti.
Öyle böyle demiyor.
Allah Allah.
Ya sen kimsin yani?
Sen kimsin de benim ülkemin baklığına dolmasına bu lafı atıyorsun?
Evet yani yok fıstığı fazla olunca Türkiye'de...
Çok sinir oldum şu an.
Çok fena.
Tamam hala Eddie'yi seviyorum ama yani oyuncunun kendisi gözümden düştü.
Eddimizin suçu yok.
Ama ben bu sezondaki şeyi seviyorum.
Mesela her olayın sonunda mutlaka bir köşeye çekilip konuşuyorlar.
Bunun bir değerlendirmesini yapıyorlar.
Diyorlar ki sen bunu yap ben bunu yapayım.
Harekete geçelim ya da geçmeyelim ya da işte babanı arayalım aramayalım.
Bunu mutlaka bir konuşmasını yapıyorlar.
Tam bir takım oyunu değil mi?
Evet.
Ve yine kombinleri çok iyi birbirlerine uyum sağlıyorlar ve mutlaka şeyin planını yapıyorlar.
Sen bunu yap ben bunu yapalım ama bir noktada görüşelim.
Biz akşam konuşalım.
Biz bunu halledince görüşelim falan.
Sen mesela şu an söylediğin için ben de mesela dikkat ettim.
Sürekli kombinlerinde bir yerlerde böyle bir uyumluk var mesela.
Bunun iç kısmı şey tonlarında daha koyu.
Evet ikinci bölümdeki saniyelerde.
Bunun da iç kısmı daha açık.
Bunun dışı falan gerçekten güzel yapmışlar.
Ve şöyle düşün bunlar henüz çift bile değiller.
Ama bence sonraki saniyelerde çift olacaktır.
Mesajını mutlaka alıyoruz.
Bir de şöyle bir şey var.
Joe ile Suzy'nin ikinci bölümünde Bilardo oynuyorlar.
Bilardo sırasında Joe o bekleyen soruyu soruyor.
Siz diyorduk de nesiniz yani diyor.
Sonra Sus ne diyor?
İş ortağıız diyor.
Ama bunu bir tek Sus'u sorgulamıyor.
Gelecek bölümlerde kim sorguluyor?
Kim sorguluyordu?
Kontes.
Ha evet Kontes sorguluyordu.
Şeyle Bella'yla evlilik aşamasındayken.
Eddie.
Evet.
Ve Bella mesela 3. ya da 4. bölümde olması lazım.
İşte bunlar şey birlikte yemek yemeye gittiklerinde diyor ki
Siz diyor yani Eddie ile nesiniz diyor.
Bir de ben şey de anlamıyorum mesela.
Bu sorular niye hep Suzy'ye soruluyor?
Hani dediğin gibi bu sezon daha çok Suzy'nin duyguları ön planlıyor ya.
Niye Eddie'ye sorulmuyor?
Yani bilemedim.
Şey olabilir.
Suzy sadece bize değil de hani şey gibi düşün.
Oradaki karakterlere gerçek hayat gibi düşün onu.
Oradakilere de Suzy daha çok belli ediyordur.
Duygu durumunu falan vesaire.
O yüzden hani böyle bir şey varsa ortada en rahat kimden öğrenilir?
Suzy'den.
Yani Suzy daha rahat belki dökülür, belki açık verir diye olabilir diye düşündüm.
Çünkü Suzy'ye göre gerçekten Eddie tamam arada laf sokuyor falan ama nasıl anlatayım sana?
Bunu sadece Suzy'nin şahsına yapıyor anladın mı?
Suzy'ye yapıyor.
İnsan içerisinde herkese belli ederek yapmıyor.
Ama Suzy insanlara da belli ediyor.
Ama mesela Suzy şey biliyor.
Bu yaptığının bu söylediğinin Eddie de hani bir sinire yol açmayacağını biliyor.
Mesela işte bir saniye ediyor ya Eddie'ye.
Ya işte Eddie diyor hani sen artık belli bir sınırı aştın diyor.
İşte bu sınırda hani artık bambaşka şeyler yapıyorsun.
Bugün biraz sinirli gibisin diyor.
O da diyor ki önemli değil.
Benim artık yeni halim bu diyor ve devam ediyor.
Fark ettin mi?
Fark ettim evet.
Çok fena.
Ve mesela Joe bunu sorduktan sonra Joe ve Suze sevişiyorlar.
Çok mutsuz oldum bu sahnede gerçekten yani.
Kardeşim sevişme sahnelerine ten uyumu önemli bence.
Yani bir öpüşme senkronizasyonu bunlar şart.
Sence?
şart ve yani
çok aceleye geldi be. Bunların ikisinin
arasında gerçekte ten uyumu var mı
bilmiyorum ama ben izlerken bir
ten uyumu görebiliyorum. Hiç hissedemedim yani.
Kaya'nın gerçek hayatta ten uyumu
şeyle varmış. Dizinin yönetmenlerinden biriyle
sevgili olmuş. Geçen senemde boşanmış.
İki çocuğu var. Teo'nun da
Kaya'nın da. İşte şeyde
böyle hani sette nelerden memnunsunuz
diye böyle basın turunda röportaj
yapan kadın soruyor işte moderatör.
İşte Teo diyor ki ya işte
hani biz çok dakik bir setiz. Hani her şeyi
böyle anında çekip dağılıyoruz hemen diyor.
Kaya da diyor ki ben diyor setimizde
yönetmenlerimizle ilişkimize çok seviyorum diyor.
Çok sevgi dolu bir ilişkimiz var diyor.
Teo da böyle yapıp
böyle oturuyor. Oha!
Hatta Kaya en son geçen hafta ne havuz başında
adamla şey story attı.
Allah Allah yaştı.
Yani işin içinde bu kadar çok
ortak birleşen varken bu ikilinin sevişme sayesinde
nasıl çıkar bilemiyorum.
Ya bu ikilinin ki güzel olabilir ama.
Çünkü bilmiyorum aralarında bir çekim var gibi hissettiriyorlar ya onu hissettiriyorlar.
Ama belki de zaten dizinin akışında da hani izleyici kitlesinin zaten Joy'la onun olmasını istemeyeceğinin de farkında oldukları için
çok bir böyle aralarına ateşlik bir şey koymamıştır ya.
Peki Düküm'le Kontes?
Yok. Ben onun sahnesini de sevmedim.
Yani Dük orada iyiydi okey ama orada olması gereken kişi o kadın değildi yani anladın mı?
Ya bir de bana şey olayı çok saçma geliyor ya.
Şimdi bunlar işte atıyorum.
Joe ile Suzy bir gün önce sergide açık arttırmada karşılaşıyorlar.
Ondan sonra ertesi gün işte bir bilarda oynuyorlar.
İşte nasıl, ne yaptığı yıllardır.
Kardeşi nasıl, baban nasıl deyip sevişiyorlar.
Bella da sen zaten şey ediyor.
Ben sana açığım.
Bana sen yeter ki söyle.
Ben naz yapmam.
Ben sana hep gelirim falan diyor.
En sonunda da Eddie ona gidiyor zaten.
Ama Eddie neden gidiyor bence ona biliyor musun?
Onu hem birincisi en az yoracak olan insanlardan biri zaten yani.
Anladın mı?
Şey gibi düşün yani.
beyim diyecek bir kadın tipi vardı
onda. Hem de şey
işte yine iş için zaten. Anladın mı?
Yine iş ortaklığı için falan yani.
Yani bir de mesela şey bu
dört restoranda yemek yediklerinde
sahnenin içerisinde belli
direkt Suzy'yi işte tuvalete götürüp şey
diyor ya. Siz Ede ile iyi bir ikilisiniz
ya diyor. Suzy orada ne diyor?
Bu sektörde eşine zor rastlanacak
bir ikiliz. Bu dinamiği seviyorum diyor.
Yani diyor ki adam benim
çekil diyor. Evet ayağını denk al diyor.
Ve bu kız bundan da anlamıyor. Ama
benim kesinlikle bu sezon en sevdiğim
sahnelerden bir tanesi
Joe ile Eddie'nin konuşması
ve Eddie devamlı ne diyor?
Diyor ki ben Suzy'e karşı çok
korumacıyım. Evet evet
benim o da çok hoşuma gitti gerçekten.
Orada diyor ya ben biz
diyor biz. Ya bitirsin lafını değil mi?
Eddie bitirmiyor ya. Biz aslında diyor
biz neyiz ama? Hani bir söyle değil mi?
Bir içinden çıksın yani.
Ya çok uzattılar yani bilmiyorum.
Bu şeyi çok uzattılar aslında.
Ya bir de bir son anda
hep böyle hızlı yaşayan aşkları izlemeye alışığınız ya
muhtemelen onunla da ilgisi var.
Bir de şeyden dolayı olabilir ya
bunların iş ortaklığı yaptıkları
konu malum yani
sıkıntılı bir konu olduğu için
araya ellerinden geldiği kadar
aşkı sokmama çabası
içerisindeler. Çünkü yani
bilirsin herkesin hayatında
işin içine aşk girince bir boka sarıyor.
Biraz böyle bir şey oluyor yani.
Bunlar da bunu yapmamaya çalışıyorlardır.
Çünkü yaptıkları işbirliği çok önemli
bir işbirliği ve mesela araya aşk
girdiği zaman belki de patlayacaklar
anladın mı? Yani
daha doğrusu itiraf ettiklerinde diyelim.
İtiraf ettiklerinde veya gerçek bir
çift oldukları zaman daha
çok değişecek ki aralarındaki dinamik.
Mesela işte üçüncü bölümdeki kombinleri
çok iyi bence. Yani yan yana
duruş. Direkt şey, ne o?
Direkt ajan kostümü değil mi? Evet.
Eddie ile Suzy'nin. Ve burada mesela bunlar hep birlikte
kuşu bekliyorlar ya. Şey mesela Joe arkada
değil mi? Eddie ile Suzy neden önde
birlikte? Ya da işte Bailey'le en önde
mesela. Niye? Normalde hani
çift sıralamasında o sinematik
görüntüde hep böyle çiftler yan yana duruyor ya işte
önde atıyorum baba ile anne durur. Arkada
kardeşler, çiftler, çocuklar. Hep böyle
bir sıralamayla gider ya. Bunda öyle
gitmiyor. Fark ettin mi? Ayrıca burada
Suziye diye ne diyor? Diyor ki acaba
geri gelecek mi diyor kuş yoksa.
Evet evet orada da bir böyle
şey vardı. Suziye böyle
evet. Orada ne göreceğiz?
Neden bunu Bella'ya demiyordu
Suziye diyor? Yani. Mesela.
Resmen Bella kim köpek noktasına düşüyor
yani bence. Kız ona rağmen
diyor ya işte ben sana hep açığım.
Hep gel bana. Yani
ablacığım hani İtalya'da Sicilyalı mafya
adamı mı kalmadı? Bir de hiçbir
çekiciliği yoktu Bella'nın ya.
Bana hiç böyle ne bileyim
hiç çekmedi beni. Hani olmasa da
olurdu ama araya da konu olsun diye
sıkıştırılmış işte. Cidden ya.
Hele bir de var ya şey bu Bella'yı
oynayan oyuncu basın turunda izledim. Ay kız
gerçek hayatta da mıy mıy kız rol yapmıyormuş.
Şey mesela Kaya'yla birlikte
bunlar yan yana röportaj veriyorlar. İşte kız
Diyor ki işte Kaya bana bu seti öğretti.
Hani yabancı bir oyuncu olarak bir de işte
ana dili İtalyancı ya Beyla'nın.
E şey basın turunda bütün dizi boyunca
her şeyi İngilizce söylemek zorunda kaldılar vesaire.
Kız zorlanmış. Kaya ona çok destek olmuş da.
Mesela Kaya orada ev sahibi gibi oturuyor
basın turunda. Kız böyle
çok mutlu oldum. Harika bir setti.
Böyle boynu bükük. Yani neredeyse
kapıcı feria modunda kız. Öyle bir eziklik yani.
Çok özgüvensiz yani.
Gerçekten. Bir de şey mesela işte
ilerleyen sahnelerde Eddie diyor ya
Belki de bana çok özgüvenli bir kadın lazım değil.
Beni mutlu edebilecek bir kadın lazım diyor.
Orada ablası ne diyor?
Ben sizi hep şeyle düşünmüştüm diyor.
Evet, ablası öyle söylüyor.
İşte ben oralarda dedim ki tamam dedim.
Yaklaştık herhalde.
Artık geldik yavaş yavaş.
Sonra düğüne beyaz elbiseyle gelmek.
Onu dikkat ettim ama böyle şey...
Çok süsleme vardı sanki değil mi o sıra onun üzerinde?
Hayır, sadece göğsünün sol tarafına galiba.
Yani elbisenin sol yakasını süsleme vardı.
Ama şöyle düşündüm. Ama beyaz giymiş mi?
Giymiş. Ama bak şöyle düşündüm. Bence
bu daha çok Türk kafasında
vardır ya. İşte düğünde beyaz elbise
giyilmez falan. Valla bak
yabancı insanların düğünlerini
falan vesaire izle böyle törenlerini.
Var. Çok beyaz giyen var.
Bence onlarda o düşünce çok yoktur
yani. Peki şöyle bir şey söyleyeyim.
Dünyaca evrensel bir şey. İşte Ede diyor ki
Suzan'ın elini tutup kilisenin önünde
onu böyle kiliseye doğru işte
yürürken konuşalım diyor. Tam işte
gelin gelmeden, belle gelmeden.
orada tam sunağın
önünde, tam rahibin olduğu yerde
sunağın önünde elini tutuyor. Ve tuttuğu
elinde tek taş var Suzi'nin.
Aa ona ben dikkat etmedim. Kız tekrar
bakarım ona ben. Ona ben hiç dikkat etmedim.
Buradan ne anlıyoruz? Yahudi aklı bunu
da çözdü. Ne anlıyoruz buradan?
Yani orada da yine aynı şey
aslında olması gereken kişi
Suzi'ydi gibi bir ima.
Veya o olacak. Ya bir de şey mesela
Edir işte şey diyor ya
ben seninle çok mutluyum.
Seni bulduğum için çok mutluyum vesaire diyor ya belli.
Sonra işte Bella da şey konusunda şüpheye düşüyor.
Hatta Suzy'e de soruyor Suzy onlara.
Yani hani ben işte evliliğimden eminim ama hani Eddie diyor soru işareti bırakıyor falan.
İşte orada Suzy kızı bozmak için diyor ya işte o senenin aşk evliliği yapıyor falan diyor.
Ama hikayedeki herkes onun bir iş evliliği olduğunu biliyor.
Yani evet yani hikayenin dışından biz izleyici olarak da bunun farkındayız.
Hani o kadar belli yani.
Ve sonunda ne yaşıyoruz?
Kız ölüyor ve Eddie bir anda diyor ki hanımım da hanımım.
Ya ne hanımı ya? Daha dün evlendiniz.
Haksız mıyım? Sen benim karımı nasıl öldürürsün?
Ama bir şey söyleyeyim mi?
Bence orada Eddie'nin derdi yani asıl derdi Bella falan da değildi.
Asıl derdi şuydu.
Bunu bana gerçekten Suzy mi yaptı?
Yaptıysa nasıl yaptı?
Bunu bana nasıl yapar?
Yani bence Eddie'nin acısı orada aslında en çok buydu.
Bella'nın ölümü değil.
hani Bella'nın ölümüne ne kadar üzülmüştür?
Suçu olmayan bir insanın ölümüne sebep oldum.
Kesme yeteneği kadar üzülmüştür canım.
Aynen hani Bella'nın ölümüne vicdan azabı olarak üzülmüş olabilir.
Karım da karım gibi değil yani.
Asıl orada acı çektiği konu bence oydu.
Çünkü şeyle konuştukları sahne var ya Suzy ile işte.
Orada Suzy'yi hedef alıyor falan filan.
Evet. En çok sevdiğim sahne yani.
Orada gözleri doluyor farkında mısın?
Orada ağlıyor adam bildiğin aynen.
İkisi birden gözleri çıkartıyor.
Ve şey diyor mesela orada Ede.
Ya biliyorum Bobby yaptı, baban yaptı.
Sen de mi işin içindesin diyor.
Ve orada.
İşte orada, asıl orada ben dedim ki yani
asıl Ede'nin acı çekmesinin sebebi
işin içinde Suzy de varsa
hani ben bunu nasıl kaldıracağım anladın mı?
Bunu bana nasıl yapar?
Suzy nasıl yapar?
Bak oraya bir öpüşmeyi gitmez miydi?
Giderdi de işte.
Yani kızın kafasını hedef alan bir adam var aşkım.
Ama bir şey diyeyim.
Bu da aslında Suzy'nin Ede'yi ne kadar iyi tanıdığını göstermiyor mu?
Evet.
Ne dedi? Direkt ne dedi? Dedi ki
senin adamın şu an arkamda mı dedi? Benim kafam mı
hedef alıyor dedi. Evet. Bu ne demek?
Çok iyi tanıyor. Şimdi ciğerini
biliyor artık. Artık o aşamada.
Ve bir insan kimin ciğerini bilebilir
yani hayatında?
Yani. Eşilini bilir yani
anladın mı? Her şeyini bilir. Bir de şey
şimdi mesela bunlar önümüzdeki sezon nasıl devam
edecekler? Şimdi bu sezon belli bir zaman atlanısıyla
başladı. Yani bir sene gibi dedi oyuncular
basın türüne. Yani bir sene sonraya gittik. Her şey
reyine oturmuş haliyle başladık sezona.
Ama sezon bitiminde işte
Suzy'nin Joe sayesinde de böyle bir
şey vardı. Ne o?
Aslında bir işi vardı. Sürdürdüğü bir
işte organizasyon vardı.
Eddie'ye güvenmiyor. Eddie'yi sevse de
bu güvenmemesine engel değil demek ki.
Bu durumda nasıl devam edecek
sonraki sezon? Bu arada çekmeye başladılar.
Bence. Ve nerede çekiyorlar?
Fasta. Teo James'i daha çok
Arapça konuşurken duyacağız ve bence bu hiç hoş değil.
Niye? Ya Arapça duymayı
sevmiyorum ya. Çünkü bunların ilk
kin sezonunun ilk bölümündeki biriktesi
esenlerinde ne diyordu şey Edith
Suzy'ye? Artık Orta Doğu'da iki saatte bir
yeni dünya kuruluyor diyordu. Artık para orada
diyordu. Yani bu mantıklı düşünce
bu kadar çok fasa gelmeleri normal
ama yani bilmiyorum hani
şey mesela ben işte işte gayet
çok olsa hani güzellik açısından hani eğer
bir çöl çekmeyeceksem ya İstanbul
ya ne bileyim hani bu ülken işte
Ege tarafını daha çok tercih edebilir mi ya?
Hani illa böyle bir hani Orta Doğu esintisi
yaratacaksak. Ya doğru diyorsun
ben sadece şey adamın
Arapça konuşurken böyle bir şey
buluyorum aslında. Hani dili değil.
Onun bu konuşma sesini.
Bence yakışıyor ona. Anladın mı?
Böyle bir karizmatik bir seksiği duruyor yani.
Yani. Dil değil yani.
Orada o biraz daha o gırtlak
kullanarak farklı bir dil konuşsa da
yine aynı öyle gözükür. Bu arada
şöyle mesela oyuncu
aslında çok iyi Arapça bilmiyormuş.
Ama tamamen senaryo önüne genç Arapça
ezberlemiş. Bu ilk bölümde de
o veliahtta Arapça konuşuyorlar ya. Evet.
Tamamen senerden izberlemiş.
Adam hiç belli etmiyor.
Harika yaptı ama yani.
Bayağı iyiydi.
Ve şey mesela işte bu ikilinin birlikte bir havalimanı sahnesi vardı hatırlıyor musun?
Tam böyle Eddie gidecekti Suzy'ye dedi ki sen üzgünsün dedi.
Ona dedi ki ben toparlarım dedi falan.
Evet hatırladım.
Yani kardeşim hani sana belli olmuyor ona Joe olmuyor.
Biz daha ne bekliyoruz burada?
Biz neyiz yani?
Biz insan değil miyiz?
Ya işte uzatacaklar da ama kesinlikle bir sonraki sezonda bunlar bir araya gelirler.
Bir de şey dedin ya hani ne olacak?
Bence tekrar bir araya gelecekler.
Hatta tekrar Bobby ile çalışmaya da devam edecekler.
Belki şey olabilir.
Bobby şey dedi ya.
Aran ne dedi ya kızına?
Anlıyorum seni tamam yakışıklı adam falan dedi ya hani.
Bir şey diyeyim mi?
Bence Bobby baştan beri bu olayı çözmüştü bu arada.
Evet.
Çünkü adam ne dedi?
Dedi ki yakışıklı adam olduğunu biliyorum.
Senin de ona kapılman çok normal.
Evet evet.
Ne dedi?
Öyle bir şey yok.
Öyle bir şey değil.
Öyle bir şey değildi.
Aynen.
Hani belki şey olabilir, adam belki ilerleyen bir sonraki sezonda bunların artık arasında bir şey başlar vesaire.
Bobby bunu öğrenir ve Bobby bunu istemeyebilir belki.
Ya net istemez zaten.
Çünkü Bobby gibi hani didaktik bir adam için her şey belli bir mesafede olmalı.
Her şey belli bir hızla yaşanmalı.
Adam olaya böyle bakıyor.
Evet.
Adam her şeye iş olarak bakıyor bu arada ve her şeye de şöyle bakıyor.
Benim dediğim olmalı.
Benim söylediğim doğru.
Yani ben, ben, ben, ben.
Hep böyle bir adam.
Peki sence bir sonraki sezon bu sezon daha çok böyle Eddie'nin gelişimi üzerineydi ya işte bu mesela karşımızdaki sahnede işte Eddie ile Suzy birlikte Bobby'nin karşısına Bobby Eddie'ye işte sen kimsin benimle böyle konuşamazsın diyeceği kadar yüksek sesle bağırıyor ama sonuçta ne oluyor?
Aslında bir şekilde ortaya buluyorlar yani Bobby'nin Eddie'yi dövdürmesi gerekse bile.
Yani bu da aslında neye çıkıyor birazcık?
Yani Bobby her ne yaşarsın bu sezon aslında Eddie üzerineydi.
Eddie'nin gelişimi bir sonraki sezonda tut ki Bobby işte hapishanede zehirlendi.
Zaten bu sezona bir şey gördük ya böyle hapishanede adamlar var falan.
Böyle bir organizasyon var içeride.
Sence böyle bir durumda tut ki Bobby öldü bir şekilde zehirlendi öldü.
Suzy de Eddie'yi suçladı.
Bu ikili düşman olursa ne olur?
Bu vekili düşman olursa her şey sarpa sarar ve bizim hayallerimiz suya düşer bence.
Daha seksi de olabilir ama.
Nasıl daha seksi olacak?
O sinirli daha şehvetli mi sevişecekler?
Nasıl olacak?
Ya hayır şey mesela bunlar işte atıyorum.
Mesela Suzy kendi işiyle işte Eddie de Bobby'den kalın işi devam ettirirse.
Bunlar işleri ya da müşteriler bir noktaya kesişecek.
Mesela aynı müşteri için farklı işler için ama aynı müşteri için savaşmaları gerekse.
Aynı akşam yemeğine denk gelseler.
Haa sen şey gibi diyorsun biraz farklı bir filme gireceğim biraz orada ama hani Angelina Jolie ile Brad Pitt'in bir şeyi vardı.
Mr. Smith 2005.
Onun gibi diyorsun.
Tamam hani öyle olursa evet güzel olabilir.
Ama tercihim olur mu?
Bilemiyorum.
Yani o sıra dizinin akışına bağlı bence birazdan.
Bence yakışır ya her türlü bu ikiliyle gider bence.
Ama hala yani bütün çekimler Fast'a mı olacak onu netleştiremedim onu bilmiyoruz.
ve yani Fast'ı nasıl bir
sinematik görüntü verir onu da bilemiyorum
çünkü Kayabaz böyle setten
anılar atmıştı böyle bir kuru yemişçiye
gitmişler setin biri orada
biri işte böyle şey daha çarşı gibi bir yerde
biri ne bileyim hani böyle
çölün ortasında falan anlamadım yani ne çektiklerini
bunlar halleder onu
ben güveniyorum çünkü gerçekten
güzeldi yani şey görüntü olarak
görüntü şenliği diyeyim yani
gözümüzü doyuruyordu bence
onu ayarlamışlardı gittikleri
bütün ülkelerde falan güzeldi
başarırlar bence. Bir yolunu bulurlar yani.
Diyorsun ki renk ve grafik olarak çok iyiydi.
Evet çok iyiydi ve bence bunu
Fas için bile yaparlar yani. Ben onların
ekibine o konuda güveniyorum.
Ya Fas zaten kendine sarı bence ya.
Hani şey o güneşin verdiği sarı
insanların sıcaklığı bilmem ne. Hani onu hallederler de
bilmiyorum belki bir noktada Teo'nun
memleketi Yunanistan'a da giderler.
Teo'nun memleketi Yunanistan'a giderlerse
bir Türk baklavası yesinler o zaman önce bir.
Yani bilmiyorum.
Ya da onun bize ait olduğunu bil.
Ya ben olsam bu ülkede bu iş bu kadar çok izleniyorken, şu an Netflix'in çünkü en çok izlenen ikinci dizisi bu coğrafya içinde.
Yani bu kadar izleniyorken mesela adam Arapça konuşuyor işte İtalyan biri geliyor Fransız bir iş adamıyla buluşuyorlar vesaire bir tane.
Ya Türk bir iş adamı al değil mi?
Yani biz hani bu sayede dünyada dil bilen, dil konuşabilen bir ülke olduğumuzu fark ettiririz belki.
O zaman sana bir tane sorum.
Türk bir iş adamı sence bizim oyuncularımızdan kim olurdu?
Kerem Bursin.
Kerem Bursin.
Ben bir tık daha yaşlı hayal ettim.
Haluk Beginer gelmez.
Gelmez ya.
O adam için çok küçük bir rol olur bu.
Çok küçük bir rol olur ama verildiğini düşün o adam o rolün.
Şey olabilir.
Yakışır da.
Kaan Urgancıoğlu desem.
İngilizcesi iyi çünkü Amerikan kolyeci mezunu adam.
O olabilir evet.
Ama Kerem Bursin çok şey kalıyor böyle.
Halit Ergenç.
O da olur.
O olur.
Yakışır.
Evet o yakışır bak işte.
Neyse hayatım çok konuştuk ama bana bir söz ver.
Üçüncü sezon çıktığında da yine seninle burada bunun anayazını yapacağız.
Söz ver.
Tamam yapacağız.
Söz veriyorum.
Çok güzel zaten ben bu diziye bayıl zorla kardeşime falan başlatıyorum şu an hani öyle düşün.
Vay.
Gittikçe kendi komünümüz, kendi harekatımız artıyor diyebilir miyiz?
Evet.
Bakalım inşallah önümüzdeki sezon artık vuslata ereriz yani.
İnşallah.
Yemin ediyorum Hürrem Süleyman'ı bizim bunu beklediğimiz kadar beklememiştir.
Evet daha az beklemiştir gerçekten.
Doğru. İki bölümünü hallettilermiş.
Neyse geldiğiniz için teşekkür ederim hayatım.
Rica ederim.
İnşallah bizi buraya kadar dinleyenler de sıkılmamışlardır.
ve onlar da yeni sezonla ilgili teorilerini bize sosyal medyadan yazsınlar değil mi?
Evet mutlaka bekliyoruz.
Belki bizim görmediğimiz şeyler görmüşlerdir.
Evet.
Bu arada Bella'nın da hızlı ölüne çok sevindim.
Keşke daha hızlı ölseydi.
Evlilik bile boş.
Bazıları demiş ki Eddie yok geri bir gün için dul kaldı demişler.
Senin Bella nefretin gerçekten yani.
Çok çok çok çok fena nefret ediyorum.
İnanamazsın ya.
İlk sezondaki Freddy neyse bu sezonda Bella'dan nefret ediyorum.
Bu sezon Freddy'den nefret edemedim.
O kadar ciddiye almadım da.
Bu sezon ben Freddy'den nefret etmedim.
Sadece yani Freddy'e bir tık gıcık oldum.
Hani bu kadar da salak olma be falan diye anladın mı?
Hani bu kadar da olma.
Bu arada o nişan şeyini öğrenince Freddy şey diyor ya gelin kim diyor.
Evet.
Tepki vermiyor.
Evet tepki vermiyor.
Demek ki Suzy olacağını hayal etti ama Suzy olmadı.
Evet, evet.
Buradan bundan çıkabiliriz bence.
Evet.
Neyse çok uzattık bu bölümü.
Buraya kadar dinleyen herkese teşekkür ederiz.
Bu cuma haftalık bölümünde görüşmek üzere.
Herkese iyi seyirler ve iyi dinlemeler diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
