
19.Bonus: José Mourinho Belgeselinde Fenerbahçe
23 Eylül 2026 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde biraz spor medyasına giriş yapıyoruz.Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü,Real Madrid'in şu anki teknik direktörünün belgeselini yapmışlar.Bu bölümü Netflix'deki belgeseli izledikten sonra dinleyiniz lütfen.Bakalım Mahmut'un anlattıklarına ekleme yapacak mısınız ? Her türlü geri dönüşünüz için sosyal medya hesaplarım herkese açık...
İyi dinlemeler...
Transkript
Evet, herkese merhabalar.
Vizyonda Yayında''nın yeni bonus bölümünde aslında birçok Fenerbahçeli'nin
güzel laflarla yad ettiği birini konuşacağız.
Mourinho.
Evet Mahmut'cum, hoş geldin.
Hoş buldum.
Öncelikle bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Baştan böyle bir başlamak istedim.
Bugün Mourinho'yu konuşacağız.
Ülkemizde de bir dönem bulundu.
Fenerbahçe ile ilgili güzel anıları yok kendisinin.
Belgeselin ne de bahsetmediği için bunu görebiliyoruz.
Evet başlayalım.
Biz bugün niye Mourinho'yu konuşuyoruz?
Çünkü geçtiğimiz Ağustos ayında Mourinho'nun belgeseli Netflix'te yayına girdi.
3 bölüm halinde her bölümü 45 dakikadır mı?
Yanlış hatırlamıyorsam.
1 saat civarında.
Tamam. Ben şimdi belgeselin bir kısmını izledim tamamını bitirmedim.
Ama sen tamamını izlemiş bir insan olarak sence belgesel nasıldı?
Öncelikle açıklayıcı bir anlatımı olan biyografi belgeseli, klasik bir biyografi belgeseli.
Hani yeni bir tabir kullanabiliyorsak eğer klasik bir Netflix belgeseli diyebiliriz.
Hani biraz daha karmaşık.
Ve yanlı galiba.
Yanlı evet öyle de diyebiliriz kesinlikle.
Daha taraflı, daha subjektif.
Evet, evet, evet.
O yüzden ben genel bir tabir olarak Netflix belgeseli tabirini kullanmayı doğru buluyorum bu konuda.
Yani sen de bunu mesela BBC çekse ya da atıyorsa...
Çok farklı olurdu.
Sözünü kesiyorum kusura bakma.
Gerçekten çok farklı olurdu.
Yani çünkü Netflix biraz da izleyiciye oynuyor.
Ben ne kadar izleyici çekerim oynuyor.
Çünkü bakıldığı zaman hani Mourinho hiçbir zaman izlenirliğini kaybetmedi.
Hani sürekli göz önünde bulunan bir insan ve kendisinin de taktığı bir lakab var.
Special one.
Gerçekten buna uyan bir insan.
Farklı bir kişilik.
Bu insanı nasıl izletebilirsin kendi mecranda?
Biraz daha şey oynaman gerekiyor.
İşte daha pohpohlayım, daha övüyüm.
İşte magazin kısmına aslında.
Evet, magazin kısmına gireyim biraz daha.
Yani bir de mesela belgeseli Netflix yaparken illa kendi belgeseli sonuçta bir yapım şirketi yapıyor da
yani yapım şirkette bunu partilere bölerken şeye bakmıştır muhtemelen.
Hani işleyecekleri konu bakımından.
İşte atıyorum Real Madrid taraftarımı daha fazla, Fenerbahçe mi, Juventus mu vesaire
hani bütün yönettiği takımlara bakınca.
Şimdi zaten Türkiye piyasasına çok girinmek istememişler belli.
Fenerbahçe diye bir şey yok çünkü belgeselin çileğinde.
Real Madrid taraftarlarına biraz oynama varmış gibime geliyor.
İlk etapta Porto dönemini çok kısa bir şekilde anlatıyorlar.
Chelsea sürecini uzatıyorlar ki normal bir şey bu.
Anlaşılır bir şey.
Sonrasında büyük bir Real Madrid kısmı var.
Peki Adela Yatniç giriyor mu?
Yani yaptığı tercihler, işte eşi vs.
Ya zaten aslında özel hayatında eğer ailesine bakılacak olursa çok fazla bir şey yok Moriun.
Klasik bir hani aile babası tipinde bir insan.
Zaten kendisi de bahsediyor bu arada.
Futbolcuları için de böyle eski tip daha böyle babacan tavırlı bir insan olduğundan bahsediyor belgeselin içeriğinde.
Doğrudur.
Hani o yüzden magazinel kısma baktığımızda hani böyle aile babası olduğu için çok fazla göz önünde bulunmayan bir isim.
Ama burada bir ama var.
Yani Mourinho o kısmı attığımız zaman bambaşka bir insan oluyor.
Tamamen magazinel, göz önünde bulunan, farklı yerlerde atışmaları olan zor bir insan.
Bu tabiri doğru olabilir.
Peki belgesele onun üzerinden bir puan vermek istesen kaç verirsin?
Açıkçası benim Netflix belgesellerine klasik olarak böyle 6,5 civarında bir puan verebilirim.
Bu belgesel özelinde değil.
Genel olarak Netflix belgesellerine söyleyebilirim.
Peki Fatih Terim belgesel için desek?
Fatih Terim.
Ya şimdi Gönül Bağı diye bir şey var.
Çünkü sen Galatasaraylısın.
Evet.
Dinleyicilerimizin bilmediği küçük detay bu.
Evet.
Gönül Bağı diye bir şey var.
Fatih Hoca'nın bende yeri ayrıdır.
Peki Arda Turan belgeseli desem?
Onu çok seviyorsundur.
Benim ilk formam 66 numara Arda Turan'dı.
2006 yılı.
Çok severim Arda Turan'ı da.
Aslında bakıldığı zaman...
Yani bir karşılaştırsan, görür bağın dışına bırakıp objektif desem.
Ha objektif bakarsak eğer.
Şimdi Fatih Terim belgeseli biraz daha benim sevebileceğim bir belgesel şekline sahipti.
Hani Fatih Terim'in iyisiyle kötüsüyle diye bir tabir kullanırız ya.
Tam onların hepsini görebileceğimiz bir yerden bakıyordu Fatih Terim belgeseli.
O yüzden Fatih Terim belgeselerini ayrı tutabilirim.
Arda Turan konusunda biraz daha ağır bir belgesel açıkçası.
Mourinho belgeselinden daha iyi ikisi de.
Peki Mourinho belgeseliyle ilgili belgeselde Fenerbahçe'den bahsediliyor mu?
Yok.
Peki tercih neden yok?
Yani bu tercihin sebebi ne?
Çünkü Mourinho Special One.
Hani deriz ya böyle her zaman başarılı, her zaman ön planda.
Fenerbahçe'de hiçbir başarısı yoktu Morinyo.
Bunu göstermek istemez
Morinyo. Normal bir şey.
Ama bir şey diyeceğim. Ben mesela bu konuyla
ilgili bir şey belgesel yapacak olsam.
Hani sonuçta aslında
basın dediğimiz, medya dediğimiz şey, sanat,
sinema bunların hepsi aslında sen insanları
nasıl manipüle edebilirsin gibi
bir şey ya. Yani mesela şöyle de yapabilirdin ya
işte ben hani Fenerbahçe beni
çok istediği için gittim. O yüzden anlaşma yaptım.
Çok da iyi para aldım. Ama işte hani
kendi tecrübemi gösterebileceğim
iyi oyuncuları yoktu deyip de işin içinden çıkabilirdi.
Hiç girmemiş oraya.
Çıkabilirdi ama bu sefer de şunu derlerdi
ona. Sen kendi başarısızlığına
bir kılıf uyduruyorsun
derlerdi. Bunu
göz önünde bulundurup bence
o kısmı yok etmeye çalıştılar.
Yani Morio açısından
bakıldığında mantıklı geliyor
ama insani açıdan bakıldığı
zaman çok doğru gibi gelmiyor bana.
Eğer bunu belgesel
için ele alacaksak
zaten apayrı bir yanlış bence.
Çünkü belgesellerin daha objektif olması gerekiyor.
Daha kapsayıcı olması gerekiyor değil mi?
Kesinlikle.
Peki çekim açıları olarak teknik açıdan beğendin mi?
Yoksa hep stok görüntümü kullanmışlar belgeselde?
Teknik açıdan da beğendiğimi söyleyebilirim.
Hani biraz daha profesyonellik kokan bir belgesel diyebiliriz o konuda.
Ama daha doldurulabilir miydi? Evet.
Yani kurgusunu yetersiz bulundu.
Evet, evet. Kurgusu biraz yetersiz gibime geliyor.
Peki sen bu anıya belgeseli yapsan nereden başlardın? Kaç bölüm yapar ya da sadece film mi yapardın ve neyle bitirirdin?
Ben şöyle söyleyebilirdim. Açıkçası başlangıç olarak Porto dönemini birazcık daha uzatabilirdim.
Ve futbolculuk sekansı var. Sadece birkaç cümle bahsetmişler belgesel içerisinde.
Peki başarılı bir futbolcu muydun?
Başarısız. Hatta şöyle söyleyeyim.
Teknik direktörlük kariyerinin başlangıcında diğer takımlara bakıldığı zaman bütün takımlarda çok iyi futbolcular teknik direktördü.
Hani Sir Alex Ferguson'u biraz dışarıda tutarsak.
Mesela David Beckham kendi futbol kulübü var.
Şu an apayrı bir noktadayız.
O dönem için bambaşka bir şekildeydi.
Alex Ferguson dışında neredeyse bütün takımlarda iyi futbolcular teknik direktörlük yapıyordu.
Mourinho biraz onların dışında kalıyordu.
Mourinho'nun başarısına gelecek olursak da aslında gerçekten insan yönetimi ön plana çıkıyor burada.
Yani sen kendi Mourinho belgeselini böyle yapardın o zaman.
Tabii yani her şeyi ele alırdım.
Doğrusuyla, yanlışıyla, son dönemlerindeki yanlışlarına kılıf bulma çabalarıyla.
Her şeyini ortaya koyardım Mourinho'nun.
Çünkü zaten Mourinho başarılı bir insan.
Başarılı bir futbol adamı.
Bunlara gerek yoktu bence.
Ama şimdi mesela senin anlattığın kadar objektif bir belgesel çekeceksek
bu durumda Mourinho'yu karşına oturtup onunla röportaj yapman çok zor olurdu bence.
Bence yine bir şekilde ikna edilebilirdi Mourinho.
Çünkü dediğimiz gibi zaten kariyeri boyunca magazinel bir insan oldu Mourinho.
Çok göz önündeydi ve iyisiyle kötüsüyle göz önündeydi.
Hani bağırırdı, çağırırdı, bazı insanlarla atışırdı.
Teknik direktörlerle bazen zor durumlara düşerdi.
Mesela Rijkaard'la atıştığı bir Barcelona maçı vardır.
Çok ciddi bir konuydu aslında o.
Hani bakıldığı zaman bunlardan çok kaçan bir insan değildi.
Tabii ki de yaşlandıkça bazı konularda geri planda kalabiliyorsun.
Mourinho da bence bu noktada artık değişti.
Peki sence Mourinho belgeseli yapılacak kadar büyük bir isim miydi?
Yoksa henüz erken miydi?
Hani bir 10 sene sonra daha çok bir şeyler oturmuş olduğunda belki o zaman Fenerbahçe'den de bahsederlerdi.
Şöyle söyleyeyim.
Bence tam zamanıydı Belgesel için.
Yani çünkü kariyerinin bitiş aşamasında şu an Mourinho ve son dönemlerini Real Madrid'de geçirecek.
Küçük ihtimalle gördüğümüz üzere çok başarıları var Mourinho.
Yani Chelsea'deki şampiyonlukları ve Porto gibi küçük bir takımda.
Hani şu anki Porto'dan bahsetmiyoruz.
O dönemin Porto'sundan bahsediyoruz.
Şampiyonlar gibi şampiyon olmuştu.
E bakıldığında Real Madrid'deki başarıları.
Yani o yüzden Special One'ı hak eden bir teknik direktör.
Belgesel için de tam zamanıydı bence.
Peki Türkiye'de başka bir başarılı sporcunun, başka bir teknik direktörün belgeselini yapmak istesen kimleri seçerdin ve nasıl yapardın?
Aslında şu an benim seçeceğim isimlerin belgeselleri yapıldı.
Yani mesela Fatih Terim'in belgeselini yapmak isterdim ben açıkçası.
ya da Arda Turan'ın. Keza aynı şekilde.
Mesela Volkan Demirel.
Volkan Demirel belgeseli neden
yapmazdım? Çünkü Avrupa'ya açılmadı Volkan.
Ha. Hani belki
Fatih Tekke yapılabilirdi. Hani
Zenit'te Avrupa şampiyonluğu var çünkü.
Olabilirdi. Fatih
Tekke diyebilirim. Peki sen olsan
Fatih Terim'in ya da Arda Turan'ın belgeselini
daha önce mi yapardın yoksa
şimdi tam mı zamanı? Arda Turan
için tam zamanıydı.
Fatih Terim için biraz daha eskiye
gidebilirdik. Hani böyle 2019
yılları, 2018 yılları
diyebilirdik. Peki sence bu
kulüpler mesela kendi içindeki büyük
başarılarını belgesel dönüştürmeli mi?
Yoksa hani şu an bulunduğumuz
durumda gayet iyi mi? Hani
platformların belgesel yapması. Bence
biraz daha bu konuda aktif olmaları
gerekiyor. Değil mi? Mesela
ikimiz de seninle Galatasaraylıyız. Mesela
Galatasaray'ın ne voleybolluğu, ne
futbolluğu yani başarılarını ya gösteremiyor
ya göstermek istemiyor.
Bu konuda şunu da söyleyebilirim.
Biz Türkiye olarak bu nasıl desem bu konuda biraz geri plandayız Türkiye olarak.
Ama biz daha çok alçak gönüllükle ön plana çıkmayı seviyoruz ya.
Aslında bu da bizim kılıfımız.
Yani şöyle bir şey var.
Yapamıyoruz ya da yapmak istemiyoruz ama biz alçak görünürüz diye bakıyoruz.
Yani değil.
Gerçekten değil bu.
Mesela bakıldığında Amerika'da en ufak kişiler hani çok fazla ön planda olmamış kişilerin bile belgesellerini görebiliyoruz.
biliyoruz. Yani buna sen de şahit
olmuşsundur. Veya işte
başka ülkeler için ne geçerli? Ya işte NBA'deki
birçok basketbolcu belgeseli var.
Tabii tabii tabii. Yani başka
ülkeler için ne geçerli? Mesela İngiltere'de
de bu var. Hani bakıldığı
zaman... Farklı branşlarda da
yapıyorlar özellikle. Kesinlikle. Krikettiler falan
biliyorsun. Yani işte Amerikan futbolu
dediğimiz şey. Adamlar sokar diyorlar ama
bambaşka bir şey yapıyorlar. Tabii tabii. Kesinlikle.
Ya acaba biz de belgesel
dediğimiz şey biz doğru mu anlayamıyoruz
yani yıllarca işte TRT belgesellerini
izledik ya birçoğumuz. Yani hani
belgesel dediğimiz şey bize göre
daha küçük çaplı, daha kısılı bir şey
anlatan bir şey mi acaba? Bu konuda
da genel olarak genel
kanıdan biraz ayrışıyorum.
Mesela biz şey deriz ya her zaman
kuramlar neden oluşur sence?
Bence ihtiyaçtan oluşur.
İhtiyaçtan daha çok yenilikten
oluşur. Yani mesela
senin bir çerçeven vardır
ama farklı çerçeveden bakmak
isteyen insanlar da olabilir. Hani
kural yoktur aslında bu sektörde
bakıldığı zaman. Kurallarını
kendin oluşturursun. Kendin oluşturabilirsen
de o zaman zirveye
çıkarsın. Biz bunları atlıyoruz.
Her zaman aynı şeyleri yapalım.
Bunlar tutuyor, bunları yapalım.
Başka şeyler yapsan daha fazla tutacak belki.
Aslında aynı şeyleri yapıp
farklı sonuçlar bekliyoruz. Evet denemiyoruz.
Denemiyoruz. Mesela
işte denemek deyince biz de şu anda bir podcast
için değiliz ya. Mesela işte birçok insan
podcast yapmak istiyor, YouTube kanalı açmak
istiyor. Bunu çok deneme yönüne
gitmiyor. Ama hani hiç tahmin
etmeyeceğimiz eğitimsiz, cahil
hatta işte madem bir
spor belgeseli konuşuyoruz. Spor konusunda
yani hani belki
işte karşılıklı maç tahminde
hiçbir maç tahminde
kazanı tutturamayan insanların
sporla ilgili YouTube kanalları var mesela.
Sadece YouTube kanalı değil miyiz?
Mesela televizyon kanallarına da çok
çıkıyorlar kendileri. Ve
deneyimli kişiler de geri planına kalıyor.
Nedeni de şu. Çünkü
biraz daha pasif insanlarız.
O konularda biraz daha pasif
insanlarız. Kendi alanımız var.
O alanın dışına çıkmak istemiyoruz.
Peki sen mesela
Fenerbahçe yönetimi olsan, işte böyle bir belgesel
çıktı. Senden hiç bahsedilmiyor.
Sen de tam tersi Mourinho'nun
hiç içinde olmadığı, sadece işte
Mourinho'nun eksik kaldığı bir işte
teknik direktörlerimiz diye bir belgesel
film yapar mısın? Hayatta o işe girmem.
Çünkü bu şey gibi
olur biraz. Hani bir ilişki içerisindesin.
Bir taraf seni aldattı, sen de o zaman onu aldat gibi.
Hani gerek yok bence bu tarz şeylere.
Bu bir de çok kör göze parmak sokmak gibi olur değil mi?
Evet, evet, evet. Hiç gerek yok.
Ama bir yandan da şey mesela işte Trabzonspor'un son transferi,
işte onun dışında diğer dört büyük takımlar.
Yani birilerinin bu işe girmesi gerekiyor bence.
Hem hani yol açmak anlamında.
O konuda kesinlikle haklısın.
Hani kesinlikle şu konuda artık ön plana çıkmamız gerekiyor.
Benim bir değerim mi var?
Mesela işte Metin Oktay'ın mı var tarihinde?
Abicim o zaman Metin Oktay'ı ön plana çıkaracaksın.
Bir belgesel çekeceksin.
Anacaksın onu belgesel içerisinde.
İleriki safhalarda gençler bunu görecekler.
Galatasaray tarihini bilecekler.
Ve veya işte Fenerbahçe için Lefter.
Onu yaptılar mesela.
Lefter'i yaptılar.
Evet izledim.
Çok güzeldi ya.
Çok mutlu oldum.
Ben mesela şeyde izledim.
Fenerbahçe'nin kendi işte geçmişte anlattığı Zaferi Rengi.
Evet evet.
Filmice mi oynamışlar burada?
O da çok iyi değil miydi ya?
Kesinlikle.
Ben bunlara çok mutlu oluyorum.
Yani sadece ben Galatasaray taraftarıyım evet.
Ama Türk futbolunun da gelişmesini istiyorum.
Türk futbolu için de değil sadece.
Türk sporunun da gelişmesini istiyorum.
O yüzden yenilikler, bu tarz şeyler benim hoşuma gidiyor gerçekten.
Peki şu olaya nasıl bakıyorsunuz?
Şimdi günümüzde işte birçok kulüp işte kendi kuruluş tarihleriyle,
işte kendi kuruluş amaçlarıyla hep Atatürk'ü bağdaştırmaya çalışıyor.
İşte Atatürk Fener'le idi, Galatasaray'la idi, Beşiktaş'ta idi diye.
Yani sence hani onu herhangi bir kulüple ilişkilendirmek doğru mu?
Ve sence tarihte hangi takımlıydı?
Kesinlikle yanlış olduğunu düşünüyorum.
Çünkü yani spora o dönemde hani bu dönemki gibi bakamazsın.
Çünkü savaşın içerisindesin.
Ülken elden gidiyor.
Hani ülkeni kurtarman gerekiyor sonuç olarak.
Spor sadece bir ekstra o dönem için.
hani bir eğlence aracı
diyebilirsin belki. Belki de
zihinsel... Daha çok insanı
bir araya getirebilirsin. Evet.
Zihinsel olarak da kurtuluş yolu diyebilirsin
spora. O yüzden o dönemde
işte Atatürk şu takımı
tutardı, şu takımı tutardı. Öyle bir şey
diyemeyiz kesinlikle. Hani
o dönemde Türkiye'yi tutardın.
Yani doğru. Aslında bunu size
ne söylenebilir değil mi? Bir de sana
şöyle bir sorum var. Sen Galatasaray'ın
belgeselini yapmak istiyorsun. Ne üzerine
yapardın? Yani oyuncuları mı, teknik direktörleri
mi, kulüp başkanları üzerinden
mı? Yoksa tamamen işte Galatasaray'ın
hani iddiası, amacı,
hedefi üzerine mi yapardın? Hiçbiri
üzerine yapmazdım açıkçası. Galatasaray
üzerine yapardım. Kültür.
Galatasaray kültürü üzerine yapardım.
Hani Mektebi Sultanı diyoruz
mesela. Hani Galatasaray sadece
bir futbol kulübü değildir.
İşte üniversitesi var, adası
var değil mi? Adayı, adayı
geçelim şimdi. Yani niye geçelim ya?
Ben o adayı çok seviyorum. Adayız. Ben de
seviyorum. Ama Galatasaray'ın
kültüründe hani daha böyle
idadili diyebileceğimiz kısım var ya
hani o yüzden
ada biraz geri planda kalabilir orada.
Haa. Peki bu
durumda sen mesela şeyleri anlatmaz
mıydın o belgeselde? İşte atıyorum
başarısız olan koçları, başarısız olan
futbolcuları. Onlardan da
bahsedebilirsin ama ilk başta bir kültürü
ele almak lazım. O zaman sen
dizisini yapardın. Tabii tabii.
Epizot epizot gidebilirdik
mesela hani. Bir bölümde
işte şey yaparsın.
Kulüp başkanlarını yaparsın. Bir bölümde
belki bugün ne noktada
Avrupa'da hedeflerini onu yaparsın.
Evet evet. Farklı konular
ele alınabilirdi. Peki sence başarılarımızı
yeterince iyi anlatıyor muyuz?
Yani belgesel yapmıyoruz ama hani kısa filmlerle
işte tanıtım filmleriyle
ülkeyken her kulüp için soruyorum bunu.
Şimdi bu konuda değişik bir şey
söyleyeceğim sana. Mesela
şimdi şey derler ya
ülkenin gündemini kahvehaneler
belirler falan filan. Kahvehane
ağzında şu vardır mesela. Hani
şey derler. Ya kardeşim
Amerika yenildiği
savaşı bile öyle bir gösteriyor ki
ulan Amerikalı oluyorsun
be derler mesela. Yani şey muhabbeti var
hatta işte Amerikan rüyası.
Hani aslında şey diyor hani işte
Trump gibiler. Ya işte çok çalışarak her şeyi
elde edebilirsiniz. İşte bakın ben sıfırdan
başladım. Ya ama yıllarca
bu satıldı sonuçta. Evet satıldı. Yani
aslında çok da yanlış değil o.
O kahvehane tabiri
çok da yanlış değil. Yani
bakıldığı zaman biz
başarılarımızı bile, hani çok büyük
başarılarımızı bile göz önünde bulunduramıyoruz.
Konuşamıyoruz.
Bu medyanın eksiği mi? Yoksa spor kulüpleri
bunu desteklediği için, ödenek ayırmadığı için mi?
Yoksa zaten kimse izlemez.
Hani bizim ülkemiz o kadar çok
içerik tüketebilen, o kadar bilinçli
bir tüketiciye sahip bir
ülke olmadığı için mi?
Hepsi iç içe aslında. Ben 2016'ı
yılında bir dergide
buna değinmiştim. Kısır döngü
içerisindeyiz biz. İşte tüketici
ne ister ve
isteğine göre ne yapılır?
Hep bu döngü içerisindeyiz.
Bu tüketiliyor, bunu yapmamız lazım.
Sürekli biz buna bakıyoruz.
Hep buyuz biz. İşte Galatasaray
ne yapar? Büyük bir takımdır.
İşte büyüklüğünü gösterir.
100 milyon euro bir transfer harcar.
İşte başarı bununla mı
kaynaklı? Değil.
Bence bunu halka ne kadar anlatabildiğine kaynaklı.
Evet.
Sen mesela işte şunu diyoruz ya bir çocuk Galatasaraylıyım diyebiliyor.
Ama sen o çocuğa neden Galatasaraylı olduğunu idrak ettiremiyorsan orada bir sorun vardır.
Veya Fenerbahçeli veya Beşiktaşlı.
Her takım için bu geçerli.
Yani bir kültür oluşması lazım.
Bir yapının oluşması lazım.
Bu mesela Türkiye için de geçerlidir.
Türkiye bir devlettir.
Türkiye'yle olduğunu biliyorsun.
Türk olduğunu biliyorsun.
Ama Türkiye'nin gidişatını bilmiyorsun, geçmişini bilmiyorsun.
Buralar hep soru işaret edilir benim gözümde.
Aslında öyle bakarsak doğru tabii.
Bence bu arada bu spor kulüplerinin televizyon kanalları da çok işlevsiz.
Aslında bakıyoruz Galatasaray TV var, Fenerbahçe TV var.
Hiçbir işe yaramıyorlar bence ya.
Bilmiyorum sen benden daha çok izliyorsun.
Bir işe yarıyorlar mı?
Kesinlikle.
Yani sadece işte transferi açıklayalım.
Başkan iki kelam edecek.
İki kelamından birisi saçmalık.
Ama onu gösterelim.
Hep bu yöndeyiz.
Hep bu yöndeyiz yani.
Hani ama bir belgesel yapalım işte tarihimizi anlatalım, başarılarımızı gösterelim.
Yok.
Hiçbirisi yok.
Ki bir şey diyeyim mi?
Böyle bir istekle zaten spor kulüpleri gitse yani sektörde tonla Fenerbahçeli'ye tonla
işte Galatasaray'la Trabzon Spor'la yönetmen bulurlar zaten.
Kesinlikle bulurlar ki var.
Mesela Zeki Demir Kupuz'dan bahsediyoruz.
Beşiktaşlı'dır kendisi yanlış hatırlamıyorsam.
Ben bilmiyordum ama.
Evet.
Yani var var. Takımlara gönülden bağlı olan yönetmenler var.
Kurgucular da vardır. En iyi şekilde kurgulayacak.
Kesinlikle.
Kaloristler de vardır. Bunu çok iyi yapacak.
Onun dışında peki başka bir şey söyleyeyim sana.
Sence ülkede işte basın, medya, spor tarafıyla ilgilenmiyor mu?
Yoksa zaten hani spor kulüpleri olaya şey diye mi bakıyor?
Ya zaten hani biz işte iyi transferi yapalım.
Hani biz bunu duyurmasak da bizim zaten fanatik taraftarımız gelip bunu izler.
Yani klasik bir yolumuz var ondan devam edelim modundalar.
Hani biraz önce konuştuğumuz gibi yenilikçi hiçbir şey yapmaya gerek duymuyorlar.
Çünkü bu yol iyi yol gibi kendileri için.
Onun dışında ne diyebilirim bu konu hakkında?
Yani biraz sanki kolaya kaçma, hazıra konma gibi.
Evet, evet hazıra konma.
Kendi yollarından ayrılmak istemiyorlar.
Çünkü yolun doğru olduğunu düşünüyorlar.
Ha yol doğru mu o konuda hem fikir olamayız bence.
Ya o bence her kulübe göre tartışmalı ya.
Çünkü işte en son Trabzonspor çok iyi bir transfer yaptı değil mi?
Muhammed Salah'ı transfer ettiler ve açıklamaları gerçekten çok güzeldi.
Ben filmi izledim ki Trabzonspor'la hiçbir alakam yok ama çok güzeldi.
Trabzonspor bu işi çok iyi yapıyor.
Trabzonspor gerçekten çok iyi yapıyor.
Şampiyonluk kutlalarında da iyiler bence.
Evet evet.
Mesela forma tanıtımları vardı.
Gerçekten gözümden yaş geldi yani.
Gerçekten.
Farklı.
O konuda Trabzonspor gerçekten apayrı bir noktada.
Ben de tamamen basın ve medya tarafındaki iletişim danışmanları çok iyi.
Evet evet kesinlikle çok iyi.
Ya ama işte mesela bunları düşününce de hani ben mesela Trabzonspor olsam madem hani bir PR sürecine girdim.
Bunu işte hani Yozgat'taki dayıya işte Ağrı'daki teyzeye bile ulaştıracağım.
Ben olsam bunu hani daha büyük işte reklam filme daha büyük bir mesela belgeseye çeviririm.
Mesela sadece sala üzerine.
Ama belki de yapacaklardır Trabzonspor'daki etkisini görmek için bekliyorlardı.
Evet evet bence de bekliyorlar o konuyu.
Yani şimdi Salah'ın ne verip veremeyeceği şu an tam olarak net değil.
Hani biraz daha beklemek lazım o konuda.
Trabzon mutlaka bir şeyler yapacaktır o noktada.
Hani bekliyorum.
Bir, bir buçuk yıl içerisinde bir gelişme bekliyorum.
Ya ama şimdi fiyat performans olarak bakarsan o da dünyanın parasını döktüler ya.
Bir zahmet de ya artık.
Ama şimdi bir söz vardır.
Atın varsa arpasını vereceksin yani.
Salah gibi bir transfer yapmışsın.
Maaşı da yüksek olacak değil mi?
Artur Doğan şey diyor ya işte o bizi paramız yüzünden değil bize gönül verdiği için tercih etti diye.
O işleri biraz geçmek lazım.
Hani Salah hiçbir zaman Trabzonluyum dememişti çünkü.
Yani o işleri biraz geçmek lazım.
Ama bakalım.
Belki ileride onunla bir belgeselin izleriz.
Evet izleyebiliriz.
Peki sence böyle belgesellerin bölüm bölüm olmasının daha iyi film olarak tek parkta izlememiz mi daha iyi?
O biraz tercihe bağlı.
Ya benim tercihim film olması her zaman ya.
İşte Lefter gibi.
Tek de böyle şu tür çeriz bitireceğim yani.
Makul. Aslında o çok makul.
Ama bazı şeyler de böyle iki saatte anlatılmıyor.
Hani iki üç saate sığdıramıyorsun.
O zaman da gerekiyor.
Gerçekten birkaç bölüme yaymak gerekiyor.
Veya epizotik anlatıma geçmek gerekebiliyor.
Doğru diyorsun.
Bizim de bu bölümü tek parkta bitirmemiz gerekiyor ama öyle bir sıkıntımız var.
Şimdi buraya kadar biz dinleyenler için ne söylemek istiyorsun?
Son bir mesajın var mı?
Öncelikle beni çok defa görmek istiyorlarsa yorum yazabilirler.
Sosyal medya hesaplarınızdan yazabilirler.
Beyni dağıtarlarsa sevinirim.
Biz de görünmek istiyoruz tabii buralarda.
Sizin karşınıza çıkmak istiyoruz.
Eğer Mahmut'la konuşmamızı istediğiniz başka bir konu varsa zevkle yazın konuşalım.
Arkadaş Lebi Derya gibi maşallah okuyor, yazıyor, çiziyor.
Çok teşekkürler.
Ben teşekkür ederim geldiğin için.
Rica ederim.
Kendinize çok iyi bakın o zaman.
yavaş yavaş kapatıyoruz.
Buyurun İlgin Oral'ımcığım. O zaman
bizi buraya kadar dinlediğiniz için ben teşekkür ederim.
Cuma günkü haftalıklarımda görüşmek
üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
