
Bu haftaki programımızda, Karakter İncelemeleri Dosyamızın 4. Bölümünde, Joker karakterini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda karakter incelemeleri dosyamızın 4. bölümünde Joker karakterinden bahsedeceğiz.
DC sinematik evreninin bir numaralı kötü adamı ve Batman'in de baş düşmanı.
Birçok kişiye göre ki ben de bu fikirdeyim Joker hem çizgi romanlar tarihinin hem de sinema tarihinin en büyük kötü adamlarından biri.
Joker hem kendine has çok güçlü bir felsefeye sahip dünyaya insanlara kendine has bir bakış oluşturabilmiş derecede derin bir karakter.
Bu bir. İkincisi Joker'in kim olduğu da aslında pek net değil.
Geçmişiyle ilgili çok sayıda farklı öykü var.
Paralel öyküler var.
Akıbeti tam olarak belli değil.
bugüne kadar yapılmış 12 uzun metraj, 12 animasyon dizi, 25 animasyon uzun metraj ve onlarca belki de yüzlerce çizgi roman fasikülünde
yani Joker kimdir? Nasıl bir hayatı olmuştur? Sorusunun ve net bir cevabı olmadığı için de zaten bu kadar zengin bir karakter.
Şimdi size Joker'in hayatını anlatacağım bir kere.
Onu anlatmadan çünkü zaten Joker'i tanımak mümkün değil.
Uzun metrajlardaki Joker'le çizgi romanlardaki öyküyü mümkün olduğunca tutarlı bir yapıya sığdırmaya çalışacağız.
Evet yavaş yavaş Joker'in öyküsünü anlatmaya başlayalım.
Şimdi DC sinematik evreni ilk kez 1938 yılında Action Comics adıyla çizgi roman sayıları çıkarmaya başladı.
Superman'in ilk göründüğü çizgi romanlar bunlardır.
Bundan sonra da 1939'da Detective Comics, Dedektif Çizgi Romanları diye başka bir seriyi de çıkarmaya başladı.
Batman karakteri de ilk kez işte bu Dedektif Çizgi Romanlarında karşımıza çıktı.
Bu karakterler çok sevildi işte daha sonra Batman de kendi fasikülüne kavuştu.
Batman'in kendi fasikülüne kavuştuğu yıl ise 1940.
Yani Detective Comics'ten bir yıl sonra.
İşte Joker'le de ilk kez Batman'in kendi fasikülünde ve hatta ilk sayısında karşılaşıyoruz arkadaşlar.
Yani Joker'le tanıştığımız tarih 1940.
Bu çizgi romanda Joker cinayetler işliyor.
Kıvrak zekalı, böyle kulak tırmalayıcı kahkahalar atan bir karakter.
Kendine ait bir zehri var.
Kurbanların büyük çoğunluğu bu zehirle öldürüyor ve bu zehri de enjekte ettiğinde
öldürdüğü kurbanın yüzünde o karakteristik Joker sırıtışı oluşuyor.
Şimdilik bu kadar.
Hiç başka detay yok.
Sadece şu noktaya da dikkat çekmeye çalışayım.
Batman'le savaşıyordu aynı zamanda ve hatta Batman'i öldürmek üzere onun peşine düşüyor.
Şimdi 1940'lı 50'li yıllarda Joker karakteri suç işlemekte giderek daha da ustalaşıyor.
Batman'le birçok kez karşı karşıya geliyor ve bu sürecin sonucunda artık Joker o kadar seviliyor ki
DC Detective Comics'in 168. sayısında ilk kez Joker'in geçmişinden bahsediyor.
Batman onun hakkında bilgiler elde etmeye çalışırken Joker'in eskiden Red Hood yani kırmızı başlık adında başka bir suçlu olduğunu öğreniyor.
Joker başka bir suçlunun dönüştüğü hal.
Peki bu dönüşüm öyküsü ne?
O dönüşüm öyküsü de şu.
Red Hood bir çetenin üyesidir ve bu çete bir soygun yapmak üzere bir fabrikaya gelir ve bu fabrikada Batman'in saldırısına uğlarlar ve Red Hood dediğimiz suçlu bir asit tankına düşer, yüzü yanar ve başka bir tiplemeye dönüşür.
İşte dönüştüğü tipleme Joker'dir.
Şimdi bu asit tankını düşme öyküsü tanıdık geldi mi?
Eğer Tim Burton'ın 1989 tarihli Batman'ini izlediyseniz bu bedensel değişim öyküsünün aynen orada kullanıldığını göreceksiniz.
Ancak o öykünün tamamı değil.
Bunun da gerisine gitmek lazım.
Bundan sonra 1988 yılına geliyoruz ve efsanevi çizgi roman yaratıcısı Alan Moore The Killing Joke Adında bir çizgi roman fasikülü yazıyor.
Bu çizgi roman fasikülünde ise Joker'in bugüne kadar gördüğümüz en detaylı geçmiş hayat hikayesiyle karşılaşıyoruz arkadaşlar.
Alan Moore şöyle bir öykü yazıyor.
Başarısız bir komedyen var.
Tanıdık geldi mi? Evet.
Ve bu komedyenimiz evli ve eşi hamile.
Eşini ve ailesini geçindirmekte zorlanıyor.
Suç dünyasına bulaşıyor.
Bulaştığı suç çetesi de onu bir soygunda kullanmak istiyorlar.
Kimliği belli olmasın diye yüzüne kırmızı bir maske gibi bir şey takıyorlar.
İşte bu soygun esnasında Batman'le karşılaşma gerçekleşiyor ve asit tankı da düşürüyor ve ondan sonra da Joker karakteri ortaya çıkıyor.
Yani Red Hood'tan önce Joker bir suçlu değilmiş.
Bir komedyenmiş.
Dediğim gibi elbette bu da size tanıdık geliyor.
Joaquin Phoenix'in oynadığı Joker filminde başarısız komedyen karakteriyle biz karşı karşıya gelmiştik.
Şimdi bu noktada iki ayrı yan öyküye mutlaka değinmem lazım.
Onlar da şunlar.
Başka bir yan öyküde de evi havaya uçuyor.
Evi havaya uçunca hamile olan eşi ölüyor ve bunun üzerine karakter suç dünyasına giriyor.
Yani ailesini geçindiremediği için mi yoksa hamile olan eşini kaybettiği için mi suç dünyasına girdiği bir muamma.
Bunun farklı yan anlatımları var.
Hatta şöyle de bir yan öykü var ki bu gerçekten çok etkileyici.
Hamile olan eşi kocasının yavaş yavaş delirdiğini, gerçeklikten koptuğunu ve suç dünyasına karıştığını görünce eşini terk etmek istiyor.
Ancak ondan korktuğu için de bunu yapamıyor ve bunun üzerine bir çatışmada evi havaya uçtuğunda eşin öldü deniyor ve Red Hood da buna inanıyor.
Ancak aslında eşi ölmüyor, eşini kaçırıyorlar ve tanık koruma programına alıyorlar.
İlerleyen yıllarda eşi çocuğunu doğuruyor ve normal bir hayat yaşıyorlar.
The Killing Joke çizgi romanında Joker'le çatışan Batman bu gerçeği biliyor ancak Joker'e söylemiyor.
Yani aslında Joker'in bir eşi ve çocuğu var ancak kendisinin bundan haberi yok çünkü onların öldüğünü düşünüyor.
Bu birinci öykü.
İkinci yan öykü de şu.
Şimdi Batman'in bir yardımcısı var.
Bu yardımcı kim biliyorsunuz?
Robin.
Robin'i ilerleyen sayılarda Joker öldürüyor.
Daha doğrusu öldürdüğünü zannediyor.
Ancak Robin ölümden dönüyor ve Batman'in kendisini öldüren Joker'i cezalandırmadığını yani onu öldürmediğini görüyor.
Kendi bir nevi manevi abisi Batman'e kin duyuyor Robin ve bir suçluya dönüşüyor.
dönüştüğü suçlu da Joker'in Joker olmadan önceki hali olan Red Hood.
Bakınız bu da çok etkili bir yan hikaye.
Bunlar ana Joker öyküsüyle ya da Batman öyküsüyle direkt bağlantısı olan öyküler değiller.
Başka çizgi romanlarda anlatılıyorlar.
Yani biz hiçbir uzun metrajda böyle bir şey görmedik.
Ancak ilerleyen DC filmlerinde böyle bir yan öykü karşımıza gelebilir.
Bunu da bir kenara yazınız.
Şimdi evet 1988'e geldik ve artık Alan Moore'un yazdığı öyküyle Joker'in olası hayat hikayesini biz biliyoruz.
Ancak burada da şuna vurgu yapmamız lazım ki bu öykü birden çok çizgi romandan, birden çok yan öyküden, birden fazla karakterden duyularak bir araya getirilmiş bir öyküdür aslında.
Bunun dışındaki başka çizgi romanlarda, animasyonlarda aynen bu şekilde anlatılmıyor.
Christopher Nolan'ın yönettiği, Heath Ledger'ın oynadığı Dark Knight filminde hatırlıyorsunuzdur ki
Joker birbiriyle hiç alakası olmayan bambaşka geçmiş öyküleri anlatıyordu.
Anlattığı öykülerin hiçbir tutarlılığı yoktu.
Birbiriyle bir bağlantısı da yoktu.
Bu bağlamda Joker'in birçok öyküde geçmişinden bahsetmediğini, bahsederse de tutarsız öyküler anlattığını ve hatta bakınız daha da ötesini söyleyeyim geçmişini hatırlamadığını bile düşünebiliriz.
İşte az önce bahsettiğim Alan Moore'un yazdığı The Killing Joke çizgi romanında şöyle bir konuşma cümlesi de vardır.
Joker geçmişiyle ilgili şöyle der.
Bazen öyle hatırlıyorum bazen böyle.
Ve bir geçmişim olacaksa çoktan seçmeli olmasını tercih ederim.
Bakınız bu gerçekten çok tam Joker'e ait bir cümle.
Kendisiyle de dalga geçiyor, geçmişiyle de dalga geçiyor.
Ancak bu dalga geçmenin altında çok ciddi travmalar, çok büyük acılar ve kayıplar gizlediğini kolayca anlayabiliyoruz.
Ya bu bağlamda Joker aslında yaşadığı acılarla dalga geçiyor ve zaten bir yani Joker'e bir şakacıya dönüşmesinin de esas sebebi zaten bu.
Ve bu psikolojik çöküntüyü de Joker şöyle ifade eder.
Yine Killing Joke romanında şöyle bir ifade vardır.
Normal bir insanla deli bir insan arasındaki fark yalnızca geçirilmiş çok kötü bir günden ibarettir.
ibarettir. Buradan da zaten
felsefesine geleceğiz. Bu
kişiydi Joker. Kötü bir gün geçirdi
ve Joker'e dönüştü.
Yani Joker'e göre aslında
normallikle
delilik zıt
iki kutup olsalar da
birbirlerine çok yakınlardır
aslında. İşte bu ifade de
tam buna işaret ediyor zaten.
Joker kötü bir gün
geçirir ve normallikten
deliliğe adım atar.
Bu noktada Joker'in
felsefesine mi geçeleyim? Yok. Ondan önce
şu uzun metrajları da bir hatırlayalım.
Değil mi? Şimdi Batman
öncelikle 1966 ve
1968 yılında bir
dizi olarak yapıldı. Bu
dizide Joker karakteri
karşımıza geliyordu ancak
çizgi romanlardaki gibi bir karakter
değildi. Evet yine kötü adamdı
ama daha az insan öldürüyordu.
Biraz daha masum
suçlar işliyordu ve
daha çok şakacı, alaycı, biraz
böyle komikli, mizahi bir
kötü adam olarak karşımıza
geliyordu. Dizilerle birlikte
1966'da da bir uzun
metraj yapıldı. Batman
The Movie adıyla çıkmıştı.
Orada da Joker vardı.
Hem dizide hem de uzun metrajda
Joker'i Cesar Romero
canlandırıyordu. Dediğim gibi
biraz daha mizahi, şakalı, komikli
bir tiplemeydi. Daha sonra
1989 yılında
Tim Burton'ın yönetmenliğinde
muhteşem bir
Batman filmi yapıldı.
Kimine göre hala sinema tarihinin en iyi çizgi roman uyarlamalarından bir tanesidir ki
ben de bu görüşteyim.
Burada Joker karakterini Jack Nicholson oynuyordu.
Burada Jack Nicholson bir mafya üyesini canlandırıyordu.
Bakınız başarısız komedyen yok.
Evli karısı hamile olan bir karakter yok.
Geçim sıkıntısı vesaire yok.
Red Hood dediğimiz suçluya dönüşme hikayesi.
Yok burada sadece bir suç örgütü üyesi olarak görüyoruz.
Hatta alt seviye bir üye de değil biraz liderliğe oynayan bir üye.
Yani o suç örgütüne yeni girmiş gibi de görünmüyor.
Bu bağlamda bu bahsettiğim kısma kadar çizgi romanlardaki Joker'e hiç de sadık olduğunu söyleyemeyiz.
Ancak evet orada bir asit tankını düşüyor.
Bundan sonrası çizgi romanlarla uyumlu.
Bu filmden sonra başka Batman filmleri yapıldı ama onlarda Joker yoktu.
Ta ki 2008 tarihli Christopher Nolan imzalı Dark Knight filmine kadar.
Buradaki Joker'i Heath Ledger canlandırmıştı ve kimine göre gelmiş geçmiş en iyi Joker'di.
burada o kadar belirsiz, o kadar çılgın bir Joker tiplemesiyle karşı karşıya yadık ki
Heath Ledger'ın performansı o kadar muhteşemdik ki
zaten bu filmden sonra ne yazık ki vefat etmişti ve öldükten sonra da en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar'ını almıştı.
Şimdi bakınız burada az önce hatırlattığım noktaya tekrar gelmek istiyorum ki
Bu filmdeki Joker'in biz hiçbir şekilde geçmişini öğrenemiyorduk.
Geçmişinden sürekli bahsediyordu ama her bahsedişinde farklı hikayeler anlatıyordu.
Bu hikayelerin birbiriyle hiçbir uyumu yoktu.
Bu bağlamda benim size yani şöyle bir yorum yapmam lazım.
Bu filmdeki Joker'in çizgi romanlarla tutarlılığı konusunda hiçbir şey söyleyemem demem lazım çünkü bilmiyoruz.
Ancak bence çizgi romanlarla en uyumlu ve tutarlı Joker bu.
Çünkü az önce Alan Moore'un yazdığından bahsettiğim Joker'in hayatı bir kesinlik içermiyor zaten.
Önemli olan geçmişin nasıl olduğunu biliyor olmamız değil.
Bu gerekmiyor.
Yoruma bakmamız lazım.
Performansa bakmamız lazım.
Ve bize sunulan Joker felsefesine bakmamız lazım.
Birazdan o konuya geleceğim.
Şimdi Christopher Nolan'ın ve Heath Ledger'ın Joker'inden söz açmışken Dark Knight filminden aklımızda kalan iki muhteşem replik daha vardı.
Bir tanesi Why So Serious? Neden bu kadar ciddisin? repliğiydi.
Joker bunu filmde birden çok kez söylüyordu.
Bu daha önce hiçbir çizgi romanda ya da başka herhangi bir Batman ya da Joker filminde karşımıza gelmiş bir cümle değildi.
Yani direkt Nolan'ın ortaya çıkardığı bir replik.
Şimdi bunun altında çok derin anlamlar yok ama filmdeki kullanılışı çok verimliydi.
Heath Ledger her ne kadar kulak tırmalayıcı kahkahalar atıyor olsa da ve çok sulu görünüyorsa da filmde çok ürkütücü bir performans sergiliyordu.
Ve özellikle de o ciddi olduğu o korkutucu anlarda karşısındaki karakterler de hep onun o halini o ürkütücü yüzünü o beden dilini gördüklerinde dehşete düşüyorlardı ve yüzlerinde son derece korkmuş ve ciddi bir surat görüyorduk.
görüyorduk yani işte o surata
karşılık kendisinin
ciddiyetinden korkan
kişilere karşı neden
bu kadar ciddisin diye
soruyordu bu çok güzel bir tezat
teşkil ediyordu yani
diğer önemli replikse şuydu ki
filmin başındaki soygun
sahnesinde yerde
uzanmış banka müdürünü
öldürmeden önce diyelim artık
yüzündeki maskeyi çıkarıyordu ve
seni öldürmeyen şey
seni daha tuhaf kılar
gibi bir cümle sarf ediyordu.
Bu cümlenin İngilizcesi
Whatever doesn't kill you, simply make you stranger.
Bunun tam çevirisi de
Seni öldürmeyen şey sadece daha tuhaf yapar.
Tam çevirisi böyle ama bizim çevirmenler yanlış hatırlamıyorsam
Seni öldürmeyen şey seni daha tuhaf kılar gibi kullanmışlardı ki
çok da yanlış değil yani hemen hemen tam çeviri diyebiliriz.
Şimdi bu replikte Alman filozof Nietzsche'nin 1888 tarihli Putların Alaca Karanlığı eserinde kullanılmış bir cümle.
Ancak Nietzsche bunu şöyle kullanmış.
Seni öldürmeyen şey güçlendirir.
Joker tam olarak onu kullanmıyor ama Nietzsche'nin kullandığı anlama yakın bir anlamda kullanıyor.
Ya da onu hatırlatır şekilde kullanıyor diyelim.
Şimdi burada da şöyle bir şey var.
Nietzsche'de neticede kalıplaşmış ve geleneksel değerlerin karşısında yer alan bir filozof olduğu için burada Nolan, onu da belirteyim bu replikte Nolan'ın filminden önce herhangi bir filmde ya da çizgi roman fasikülünde öyküsünde kullanılmış bir replik değil.
Yani bu replikte Nolan'ın Joker'ine ve Heath Ledger'a ait bir replik.
İşte burada da sanki Nolan bize sunduğu Joker'in daha felsefi bir karakter haline getirmeye çalışıyor.
Bundan sonra 2016 yılında Yaret Leto'nun performansında Suicide Squad filminde biz Joker karakterini gördük.
Ama buradaki Joker gayet farklıydı.
Şimdi herkes hani Heath Ledger iyiydi, Jack Nicholson iyiydi.
Yaret Leto kötü diyor.
Yani bunu ben internette birçok ortamda gördüm.
Bence kötü değil.
Yaret Leto'nun da başka bir Joker'i var.
O biraz daha bilge, biraz daha görmüş geçirmiş, ununu elemiş, eleğini asmış bir Joker tiplemesi karşımıza getirdi.
O da güzeldi bence.
Çizgi romanlarla ve kendisinden önceki Joker'lerle pek de bir benzerliği yok.
Ondan sonra 2019 yılında Joaquin Phoenix'in performansıyla Joker filmi geldi.
Şimdi bunun üzerine ayrıca bir paragraf açmak lazım.
Şimdi bu filmin gösterime girdiğinde geniş kitleler bu filmi çok sevdi arkadaşlar.
Çok yüksek puanlar verildi film.
Gayet iyi bir hasılat yaptı.
Yıldızlar havada uçuştu.
Vay Joker, vay Joker.
Ama bakınız başarısız komedyen öyküsü burada var.
Evet ancak ortada hamile bir eş yok.
Hatta bir eş bile yok.
Annesiyle yaşayan bir karakter burada Joker.
ekonomik sıkıntı çekiyor evet bu doğru komedyenlikte başarılı olamıyor evet bu doğru bundan sonra direkt olarak metroda onunla dalga geçen birileriyle karşı karşıya geliyor onları öldürüyor bir suçluya dönüşüyor ve toplumsal bir ayaklanmanın fitili ateşleniyor işte bir televizyon programı çıkıyor vesaire
Yani burada da Alan Moore'un 1988 Killing Joke öyküsünde anlattığı öykünün sadece baş kısmını görüyoruz.
Başarısız komedyen bu kadar.
Bu bağlamda bu Joker öyküsünün az önce bahsettiğim normallikle delilik arasındaki tek fark kötü geçirilmiş bir gündür.
Felsefesiyle hiç alakası yok.
Tamamen duygusal bir öykü var.
O filmi kendi adımı dışlamıştım yani.
Bana göre de vasat bir film demiştim.
Hani yine işte oyunculuğu iyi, yönetmenliği fena değil falan.
Kendi başına değerlendirilecek olursak yine kötü bir film diyemem.
Ama Joker'in bundan önceki o devasa külliyatına çok aykırı bir film olduğu için hiç sevmemiştim.
Bunun üzerine de 2024 yılında devam bölümünde Fulie Dio filminde tekrar gördük.
Ve bu film o kadar kötü bir filmdi ki Joker evreninin bir parçası olarak görülmemeli bence.
Bu bağlamda da uzun mesaj özetimizden sonra şöyle bir yoruma gelmemiz lazım.
Bugüne kadar yapılmış Joker filmlerinin istisnasız hiçbiri bu öykünün tamamını anlatmadı arkadaşlar.
Kimisi başını anlattı, kimi ortasını anlattı, kimi sonunu anlattı, kimi buralara çok da bulaşmayıp bambaşka bir Joker getirdi.
Ancak bana göre az önce belirttiğim gibi Christopher Nolan'ın 2008 tarihli Dark Knight filmindeki Heath Ledger'ın canlandırdığı Joker en azından felsefe olarak çizgi romanlardaki Joker'e en yakın Joker tiplemesidir arkadaşlar.
Şimdi bu noktada da artık Joker'in felsefesine gelmemiz lazım.
Joker'e göre düzenle kaos birbirine çok yakın kavramlardır.
Bizler görece normal insanlar, devletler, kanun güçleri, hukuk, ahlak neyi bir arada tutmaya çalışırsanız Joker onu yıkmaya çalışır.
Bu çabası elbette Batman'e karşı bu beden bulmuştur ve Joker tam olarak Batman'in zıttı bir karakterdir.
Batman iyi'nin peşindedir, doğrunun peşindedir.
Ancak Joker tam tersi.
Kötülüğün ve kaosun peşindedir.
Batman suskundur, az konuşur.
Joker çok konuşur.
Yani neredeyse hiç susmaz arkadaşlar.
Batman son derece ciddidir.
Ciddi konuşur, kısa konuşur, asla gülmez.
Bunun tam zıttı biçimde Joker durmadan güler, kulak tırmalayıcı kahkahalar atar.
öldürdüğü kurbanlarının
yüzüne zehriyle
o gülümsemeyi yapıştırır zaten.
Çok şakacılığı sürekli güler. Adı bile
budur. Buna yakın olarak Batman
aslında az hareket eder.
Çok hareketli bir süper kahraman
değildir. Yani bir örümcek adam
gibi değildir mesela. Az hareket
eder. Yani tek bir yumruk,
tek bir tekme kötü adamı mat eder.
Joker ise buna tam
tersi biçimde çok hareketlidir.
Elleri, kolları, bacakları
hiç hiç durmaz böyle.
Hatta bu zıtlığı gösteren bir de
görsel detay vereyim.
Joker ve Batman'in
giysileri her zaman
tam zıt yapıdadır arkadaşlar.
Batman simsiyah bir
kostüm giyer ve her zaman
karanlıkların içerisindedir.
Joker ise bütün filmlerde
bütün karakterlerde
her zaman rengarenk
giyinir. Ve hatta
Nolan'ın Dark Knight'ında
bilgi toplamaya çalıştıklarını
söyledikleri bir sahne vardır.
Orada Joker'in giysilerinden
de bahsederler. Giyisiler
özel dikim giysilerden
de hiçbir bilgi elde
edemedik derler. Bakın Joker
tüm giysilerini demek ki
özellikle tasarlıyor,
özellikle diktiriyor ve
özellikle renkli yapıyor.
Ve tüm bunları özetleyecek
biçimde tüm bu kurallar,
kanunlar, kaideler
ona göre tamamen
anlamsızdır. Hepsi
yıkılmaya mahkumdur ve kendisi
zaten bunların
anlamsız olduğunu bize
göstermeye çalışır. Bu felsefeyi
de hem çizgi roman tarihinde
hem de sinema tarihinde
en güçlü sırtlanmış
karakterlerden bir tanesi
Joker'dir arkadaşlar. Ve son
olarak şu noktayı belirteyim.
Bu kadar güçlü, bu kadar muhteşem
bir karakter ancak
az önce size anlattığım
Joker'in öyküsü 10 yıllar boyunca hem öyküsü yazıldığı hem de felsefesi biçimlendiği için gerçekten bir birikimin sonucu Joker.
Öyle pat diye ortaya çıkmış bir karakter değil.
Bundan sonra da karşımıza gelecek Joker karakterleri bugüne kadar karşımıza gelmiş Joker karakteriyle, inşa edilmiş tarihle ve felsefeyle uyumlu olmak zorunda.
yeni yorumlar olabilir
yeni yan öyküler olabilir
tamam bunu kabul ederiz hatta hoşumuza
gider Joker karakteri
daha da zenginleşmiş olur
ancak aykırı olamaz
çünkü 10 yıllar
boyunca inşa edilmiş bir
tiplemeyi yani eğer siz
değiştirecekseniz bu 10 yıllar
sürebilir ve bu yavaş yavaş
olabilir tek bir örnekle
ya da tek bir kişiyle
filmle yan öyküle vesaire olamaz
uyumsuz olur. Yani bir nevi
çıkıntılık olur. Ondan dolayı
Joker üzerine ne izlersem, ne
okursam bugüne kadar inşa edilen
tarihe ve felsefeye
uyumuna mutlaka dikkat ediyorum.
Şu an karşımızda
yepyeni bir Batman uyarlaması
ve öyküsü var arkadaşlar. Biliyorsunuz
Robert Pattinson'ın canlandırdığı ve
Matt Reeves'in yönettiği
Batman filmi yeni bir uyarlama
biraz da farklı bir
Batman ve Gotham City karşımıza
getiriyor. Biraz daha gerçekçi
bir atmosferi var filmin.
Karakterleri de öyle zaten.
İlk filmin kötü adamı The Riddler'dı.
O filmin sonunda
Arkham hapishanesine atılıyordu
ve yan hücresinden
birileri konuşuyordu.
O konuşan kişi
Joker'di. Şimdi
Batman'in ikinci bölümü şu an çekiliyor.
2028'in
ilk aylarında gösterime gireceği söyleniyor.
İşte bu filmin
künyesinde Joker görünüyor ve Joker karakterini de Barry Coygan canlandıracak.
Barry Coygan yakın zamanın gerçekten çok parlak oyuncularından bir tanesi.
Enfes bir Joker karşımıza getirebilir.
Ancak az önce söylediğim gibi bakalım buradaki Joker, Joker külliyatına ne kadar yakın olacak
ya da ona neler katacak bunu hep birlikte göreceğiz arkadaşlar.
Evet Joker üzerine söyleyeceklerim yaklaşık olarak bu kadar
İnanın daha bu kadar anlatılabilir arkadaşlar
Yani bir program daha yapabiliriz
Birçok şeyi özet geçmeye çalıştım çok uzatmamaya çalıştım
Ama buna rağmen uzun bir program oldu kusura bakmayın lütfen
Bu haftalık bu kadar önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
