
Haftanın Gündemi, İnarritu Sineması ve Digger
15 Ekim 2026 · 29 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu hafta sinemanın gündemini, Digger filmini ve Alejandro Gonzalez İnarritu'nun sinemasını inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündeminden ve yılın en çarpıcı filmlerinden biri olan Digger kazıcı filminden bahsedeceğiz.
Ve hazır fırsat bulmuşken de 2000'li yılların en önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Alejandro González Inarritu'nun hem sinemasına hem de filmografisine bir göz atacağız.
Zaten kendisi Oscar'lı bir yönetmen.
Onun için Inarritu konuşacağız bugün.
Ancak ondan önce hızlıca hem gişelere hem de gündemdeki filmlere bir göz atalım.
Şimdi geçtiğimiz hafta belirttiğim filmlere ek olarak Jessica Chastain'in başrolünde oynadığı
Diğer Anne diye bir korku filmi gösterime girdi.
Sarsıcı bir fragmanı var.
Henüz gösterime girdi.
Bakalım puanlar nasıl olacak ama merakımızı cezbediyor mu ediyor.
Geçtiğimiz hafta size incelemesini sunduğum Resident Evil filmi son hız devam ediyor.
Filmin hasılatı 250 milyon doları da geçti.
Onun dışında Anne Hathaway'in başrolünde oynadığı Verity diye bir film gösterime girdi.
Fikirler biraz karmaşık.
Puanlar çok yüksek ya da çok düşük değil ama film genel olarak gişede başarılı olmuş gibi görünüyor.
Gösterime girdiği ilk hafta sonu birinciliğe çıktı.
30 milyon dolar civarında hasılat yaptı ve an itibariyle de hasılatı 80 milyon dolara ulaştı.
Bu fena bir rakam değil.
Yılın en çok izlenen 5 filmi değişmedi.
Hemen hızlıca sayayım.
Örümcek Adam 2.5, Odisey 1.8, Oyuncuk Hikayesi 1.1, Michael 1 ve Süper Mario 1 milyar dolar hasılatla halen 2026'nın en çok izlenmiş 5 filmi konumundalar.
Şimdi 3 ayrı sinema gündemi sunacağım.
Bunlar son haftanın en çok konuşulan sinema gündemleriydi.
Bir tanesi çok merakla beklediğimiz müthiş bir film geliyor.
Bu film hangisi? Exorcist arkadaşlar. 1974 tarihli Exorcist filmi sinema tarihinin çok geniş kitleler ve otoriteler aynı fikirde en iyi korku filmidir ve gişelerde de hem de Oscar'larda da bugüne kadar en başarılı olmuş filmdir.
İşte Exorcist'in yeni bir bölümü yapılacak. Bu bölümün yönetmeni yine 2000'li yılların en iyi korku filmi yönetmeni olarak kabul ettiğimiz Mike Flanagan en son Stanley Kubrick'in yine unutulmaz bir başka korku başyapıtı olan Shining'in devam bölümünü yapmıştı.
Ve bu film puanları ortalama gibi olsa da bana göre nefis bir filmdi.
Dr. Sleep adıyla yapılmıştı.
Muhteşem bir filmdi bence yani.
O filmin hakkı yendi gerçekten.
Mike Flanagan orada nefis bir iş çıkarmıştı ki yapım şirketleri de Flanagan'ın bu başarısını herhalde görmezden gelemediler.
Ve Exorcist filminin yönetmenliğini ona verdiler.
Daha doğru bir tercih düşünemiyorum.
İşte Flanagan imzalı Exorcist filminin fragmanı yayınlandı.
Mutlaka bir göz atın nefis bir fragman ve başrolde de Scarlett Johansson var.
Bu filmi merakla bekliyoruz gerçekten.
Şimdi bir başka çok çarpıcı gelişme.
Aylardır biz neyden bahsediyoruz?
Paramount Pictures Warner Bros'u satın aldı daha geçtiğimiz hafta.
Bu konuda yeni bir gelişme olmuştu.
Yeni ortaya çıkan şirketin adı Skydance olmuştu diye size söylemiştim ben.
Şimdi tabii bu şirket birleşmeleri falan olunca Paramount Pictures telif hakkına sahip olduğu yeni filmleri şöyle tekrar bir gözden geçiriyor.
Hani artık bir kan bulduk Warner Bros bize katıldı yeni bir isim aldık falan.
Paramount çatısı altındaki en önemli serilerden evrenlerden bir tanesi hangisi?
Transformers arkadaşlar.
Uzaylı robotların öykülerinin anlatıldığı seriler bugüne kadar 5,5 milyar dolar toplam hasılat yaptı.
Şunu söyleyeceğim şimdi ilk 5 filmin yönetmeni Michael Bay'di ve bu 5 film genel olarak da geçere çok başarılı oldular.
Ondan sonra 2018'den sonra Michael Bay bu projeden ayrıldı ve 3 tane daha film yapıldı.
Bu 3 film Michael Bay'in yaptığı ilk 5 filmden daha iyi filmlerdi.
filmlerdi. Ancak bu
üç filmin gişe başarısı
Michael Bay'in yaptıklarının yanında
çok aşağıdaydı. İşte
Paramount yapım şirketi
tekrar işi bir ele alalım ve
yine köklere dönelim demişler.
Köklere dönelim deyince siz ne anlıyorsunuz?
Eski yönetmeni yani
Michael Bay'i geri getirecekler değil mi?
Ama hayır. Paramount işi daha da
temelden aldı. Michael Bay'in
yönettiği bu ilk beş filmde
yürütücü yapımcı Steven
Spielberg'ti arkadaşlar.
Yani Michael Bay'in üstünde de Spielberg vardı. Biraz daha Spielberg o filmleri yönlendirdi.
İşte bu sonuç filmde de Spielberg yoktu işin içerisinde.
İşte madem köklere dönüyoruz demiş Paramount Pictures, önce Steven Spielberg'i tekrar bu projeye, yeni yapılacak projeye yani, yürütücü yapımcı olarak getirmişler.
Okey bu çok güzel bir hamle. Michael Bay tekrar gelecek mi? Henüz o belli değil ama gelecek gibi görünüyor.
Ha gelmezse de kesin kadroda olacaktır Michael Bay.
Yani o da ya yürütücü yapımcı olacaktır ya senaryoya karışacaktır.
Bir şeylerde parmağı olacaktır gibi geliyor bana.
Bakalım nasıl olacak nasıl bir film gelecek.
Bunu bekliyoruz takip etmeye devam edeceğiz.
Şimdi geçtiğimiz haftanın aslında bu bahsettiğim iki gündemden de daha da çarpıcı bir gündemi vardı arkadaşlar.
Çok Hollywood'daki dedikodular.
Ya inanın bakın Hollywood'un diline düşmeyin arkadaşlar sakın ha.
Şimdi Robert Pattinson'ın Bruce Wayne ve Batman'i oynadığı bir Batman filmi yapıldı biliyorsunuz.
Bu film genel olarak sevildi ve yönetmen de Matt Reeves'di.
Matt Reeves de Hollywood'un yakın zamanının yani son 10-15 yılın en böyle parlak yönetmenderinden bir tanesi.
Genç de bir adam.
Çok harika işler yapıyor.
Çok nefis bir yönetmen.
Şimdi onun yönettiği Batman çok başka bir filmdi.
Ben yine size bir incelemesini sunmuştum.
burada çok daha karanlık ama çok daha gerçekçi bir Batman tavrı vardı diyeyim.
Detayına inmeyeyim.
Sohbet uzar ama.
İkinci bölüm ne olacak diye.
2022 idi yani.
Aradan yıllar geçti hala devam bölümü yok.
Ne oluyor kardeşim diye Hollywood çalkalanıyordu.
Bunun üzerine birileri kalktı.
Robert Pattinson'a mikrofon uzattı.
Hani Robert nerede sizin Batman devamı geliyor mu ne oluyor diye.
Robert Pattinson zehir
zembelek bir açıklama yaptı. Bu
isyanı yapım şirketinde karşılık
bulduğu bir anda
ayaklandı yapım şirketi ve tamam yaptık
yapıyoruz diye falan böyle o
dedikoduları bastırmaya çalıştılar ve evet
birkaç ayda büyük prodüksiyon
arkadaşlar. Bu büyük prodüksiyonlar
öyle iki ayda hadi sete çıkalım
olmuyor yani. Çok ciddi bir
preproduksiyon deniyor. Yani yapım
çalışmalar oluyor. Bunlar bazen bir yıl
iki yıl falan bile sürebiliyor. Neyse
bir anda böyle hop işte çekimler başladı dediler sete çıktılar.
Bütün o hop bütün o dedikodular durdu.
Ancak geçen hafta ne oldu arkadaşlar?
Matt Reeves'in yani yönetmenin ailevi sorunlarından dolayı çekimler durduruldu dendi.
Ama bakın o ailevi sorunlar var ya hani sanki insani sanki herkesin başına gelebilecek.
Mesela DC Sinematik Evreni'nin başkanı Zack Snyder'dı ya hani işte Justice League'i o çekiyordu falan.
Kızı intihar etmişti mesela.
İşte şimdi kızı intihar etmiş adam nasıl devam etsin filme değil mi?
İşte burada da Matt Reeves'in bir ailevi meseleden dolayı projeyi bırakmak denmiyor işte.
Bakın bırakmak dense ortalık ayağa kalkar.
Ara verildi durduruldu diye bir sohbet çıktı ama ortada ne bileyim işte ölüm yok intihar yok bir şey yok.
Hani çok ciddi bir haber yok.
E niye? Şu an Hollywood ve Batman'in devam bölümüyle ilgili DC sinematik evreni çok karışık arkadaşlar.
Bakın size şöyle bir fikir vermeye çalışayım. Çıkmaza giren projeler, çekimler durduruldu, bir şeyler oldu falan derken genellikle bu projeler ya sıkıntılı ilerliyor, olmuyor yani bir türlü olmuyor.
Hatta bazıları iptal bile olabiliyor sinema tarihinde yani böyle çok şey var, çok sıkıntılı, çok süreçler var.
Bilmiyorum bu proje yani gerçek midir?
Hani Mest Revisi aradan ne bileyim 3 ay sonra hadi tekrar ekibi topluyoruz devam ediyoruz derse elbette seviniriz.
Yani istemeyiz yani böyle değerli güçlü bir proje batsın bitsin ama kötü kokular geliyor mu geliyor bakalım.
Takip edelim biz ne olacak bilmiyoruz ama bu da geçen haftanın en çok konuşulan sinema gündemlerinden bir tanesiydi arkadaşlar.
Evet sizinle özellikle paylaşmak isteyeceğim 3 büyük sinema gündemi buydu.
Şimdi gelelim evet Alejandro González Inarritu'ya ve Digger filmine.
Şimdi Inarritu arkadaşlar 2000'lerin başında Paramparça Aşklar Köpekler diye bir film yaptı.
Ve bu film gösterimi girdiği yıl 30 küsür festivalde en büyük ödülleri aldı bir kere bu.
Bu kadar festivalde çok ödül almasaydı çok konuşulmasaydı yaygın gösterime girmeyebilirdi bile.
Böyle bir festival filmi falan olarak kalabilirdi yani.
Ama film yaygın olarak da gösterime girdi.
Geniş kitlelerce izlendi.
Çok yüksek bir asıl at rakamına imza atmadı ama yine belli bir kitle izledi.
Ve yabancı dilde en iyi film dalında da Oscar adayı oldu mu kardeşim?
Oscar amca hem İnaritü'yü hem de paramparça aşklar köpekleri tüm dünyaya duyurdu arkadaşlar.
Ha olayını söyleyeyim size.
3 ayrı öykü çok detaya inmeyeceğim ama esas yani can alıcı tarafını söyleyeyim.
Birbiriyle çok bağımsız alakasız görülen 3 ayrı karakter grubunun diyeyim.
3 ayrı öykü bir trafik kazasında bir araya geliyordu.
Yani işte bir karakter arabanın içinde bir karakter ötekine çarpıyor o da kenardan olayı izliyor gibi 3 ayrı karakter ve bu 3 ayrı karakterin apayrı muhteşem dramatik öyküleri vardı.
Bu trafik kazası ile bu karakterlerin öyküleri birbirini etkiliyordu ve 3'ünün öyküsü de bambaşka taraflara evriliyordu.
Ve bu 3 öykü inanılmaz dramatik derinlikteki anlarda birbirleriyle kesişiyorlardı.
Yani bu trafik kazası birinin öyküsünü yokuş aşağı götürürken yani birinin hayatını mahvederken birinin hayatına yepyeni bir soluk ve bir umut getiriyordu gibi böyle çok nefis dramatik derinlikler vardı.
İnanılmaz otantik bir filmdi.
Yerel ve yöresel bir filmdi arkadaşlar.
Şimdi olay Meksiko sitede süre gidiyordu zaten ve Meksika portresi çıkarıyordu bize.
Kültürel, sosyal, politik, ekonomik nefis bir yerelliği vardı.
Böyle çok kendine az bir filmdi.
Ve bir de hani bütçesi çok düşüktü.
Çok böyle omuzda kamera sıçramalı bir film.
Godard, Godard filmi gibiydi arkadaşlar.
Zamansal sıçramalar vardı.
Alıştığımız Hollywood görselliği falan.
Hiç öyle bir şey yoktu.
Son derece özel bir filmdi.
Kendine az bir filmdi.
Sonra 2003'te 21 Gram diye bir film yaptı.
Ve bu filmin başrolünde Sean Penn, Naomi Watts ve Benicio Del Toro gibi Hollywood'un çok bilinen, sevilen yıldızları vardı.
Burada herkes şunu dedi.
Inaritu Hollywoodlaşıyor.
Hani sanki Hollywood'un böyle en parlak oyuncularını başrola koyuyor ya.
Biraz gişeye oynuyor.
Yani o otantikliğini kaybedecek.
Böyle bir dedikodu çıktı falan ama hiç alakası yok.
Inaritu aynı dokuyu ve aynı duyguyu kaybetmeden bir harika paramparça aşılar köpekler filmi daha yaptı neredeyse.
Harika bir filmdi 21 gram ve buna ek olarak ortada diyorum Sean Penn, Benicio Del Toro ve Naomi Watts gibi harika oyuncuların harika performansları vardı.
Paramparçada da oyunculuklar falan hiç sıkıntı yok yani mükemmeldi o açıdan.
Burada bir de yıldızları izliyordunuz.
Anlatabiliyor muyum?
Onun da bir güzelliği vardı yani.
Bir kendine az harika bir tarafı vardı.
Neyse.
Ondan sonra bir de 2006 yılında Babil diye bir film yaptı.
Artık burada Brad Pitt, Cate Blanchett.
Bakın aynı yönetmenlik, aynı harika, kurgu murgu her şey çok güzel.
Ama bu film o kadar iyi değildi.
Sebebini söyleyeyim size.
Abi bir karakter Japonya'da.
Bir karakter nerede?
Afganistan'da mı?
Pakistan'da mı?
Ne?
işte bir de Amerika'da falan.
Çok dağınık bir
öyküydü bu ve Barbie filmi
o ilk iki filmdeki
duygusal bir aradalığı
sunamıyordu. Dağınık
bir filmdi. Paramparça bir
filmdi yani ilk filmin adı gibi.
Daha parçalanmış bir öyküydü.
İlk iki filmin gücü
bence burada yoktu. Şimdi
burada bir duracağız. Neden biliyor musunuz?
Çünkü bu üç film bir
üçleme. Ya birbirine çok benzeyen
filmler. Inarito deyince yani
aklımıza gelen bir duygu doku vardı
bu üç filmle birlikte.
Ancak burada çok
büyük bir dönüşüm oldu. Kayıp oldu
aslında. Neden biliyor musunuz? Çünkü bu
üç filmin yazarı
Inarito'nun çok yakın dostu olan
ve muhteşem bir senarist olan
Guillermo Arriga'ydı.
Bu da Meksikalı
bir sinemacıdır. Bu üç
filmi Inarito Arriga'yla
birlikte yaptı. Ancak bundan sonra
Arriga ile yollarını ayırdılar.
Onun üzerine
Inaritu artık
kendi filmlerinin yazarlığını da
yapmaya başladı ve orada
artık ne yazık ki
o çok sevdiğimiz
Inaritu tamamen ortadan kalktı.
Arriga dokunuşunu
Inaritu kaybetti. Ondan sonra
2000, oha burada çok küçük
bir parantez daha açayım.
Bakın ilk film 2000.
Ondan sonra 21 gram 2003. Sonra
Babil 2006. Yani 2000'lerin
başı. Ve 2000'lerin
başında tam da bu dönemde
Hollywood'da iki büyük
Meksikalı yönetmen daha
arz-ı endam ettiği
ve Meksikalılar
Hollywood'u ele geçiriyor.
Hollywood'da Meksika dalgası
o hani Meksika dalgasını bilirsiniz
tribünlerde o akan dalga görüntüsü
olur ya. Deyim oluştu yani.
Hollywood'da Meksika dalgası diye.
Kimdi o diğer iki harika
yönetmen? Bir tanesi Alfonso Cuaron'du.
2006 yılında Children of Men diye muhteşem bir film yaptı.
Ve bir de Guillermo del Toro'ydu.
O da Meksikalı.
O da 2006 yılında bakın Alfonso Cuaron'la aynı yıl Pan'ın Labirenti diye bir film yaptı.
İşte Inaritu, Cuaron ve del Toro birleşip Hollywood'da Meksika dalgası yarattılar.
İşte Inaritu bunun öncüsüydü aslında.
Neyse evet ondan sonra ne dedik?
Arriga senaristlikten ayrılınca orada işler ne yazık ki bozuldu.
2010 yılında Inaritu Beautiful diye bir film yaptı.
Vasattı yani.
Yine kötü diyemeyiz elbette.
Başta Havier Bardem vardı mesela.
Nefis oyunculuk sergiliyordu falan ama olmadı.
Ondan sonra Birdman diye bir film yaptı.
Ve aslında Inaritu o an için kendi kariyerinin zirvesine çıktı.
Bu film çok ses getirdi.
Gece de başarılı oldu.
Bana göre çok iyi bir filmdi.
4 tane de Oscar aldı o yılında.
Oscar gecesinin de galibi oldu zaten.
Yine o 3 filmdeki duygu doku asla yok.
Başka bir inaritu var artık karşımızda.
Ondan sonra 2015 tarihinde Revenant diye bir film yaptı.
Bu film daha çok Oscar'ı çoktan hak etti.
Hadi artık almıyor mu almıyor mu diye bütün dünyanın ve severlerin bas bas bağırdı.
Leonardo DiCaprio'nun Oscar heykelciğine ulaştığı film olarak anılır daha çok.
Sinema tarihindeki önemi de budur bence.
Puanları da çok yüksek ve bugüne kadar Inarito'nun gişede en başarılı olduğu film.
500 milyon doların üzerinde asılat yaptı.
Bu müthiş bir şey.
Ama kişisel fikrim bence iyi bir film bile değil.
Gerçek bir karakterin öyküsünü anlatıyor.
Yani işte 1800'lerdeki bir Kürk tüccarının hayatta kalma öyküsünü anlatıyordu.
Bence ortada bir senaryo yoktu zaten.
Bir ekip senaryo yazmış da kağıtları neyle doldurduklarını ben bilmiyorum.
Yani Leon'un hayatta kalma çabası bu kadar.
Yani başka hiçbir şey yok.
Ortada bir senaryo yok.
Bence hiçbir dramatik derinlik falan da yok.
O görsellik gerçek bir drama hizmet etmediği sürece ne anlamı var ki?
Ondan sonra işte artık 2026 yani neredeyse 10 senedir de hiçbir şey yapmıyordu.
Digger'a geldi.
Ha bir de şu parantezi açayım.
O ilk 3 filmde dünyanın hangi coğrafyasından olursa olsun
Sokaktaki insanın duygularını tutup çıkarıp böyle en gerçekçi haliyle bize iletebilen son derece insani bir yönetmendi Inaritu.
Omuzda kamera kullanıyordu çoğunlukla.
Görsel hokkabazlıklar yoktu.
Zaten yüksek bütçeler yoktu.
Son derece insani filmlerdi arkadaşlar.
Gerçekçi filmlerdi.
Hüngür hüngür ağlardınız yani Inaritu filmlerinde.
O üç film için söylüyorum.
ancak ondan sonraki filmlerinin
hiçbiri bakın bence iyi bir film
desem de Birdman filmi içinde
insani hiçbir tarafı
kalmadı Inaritu'nun ne Birdman
ne Revenant
ne de Digger bakın son film
ben iyi bir film olduğunu düşünüyorum şimdi size incelemesini
sunacağım ama eski
Inaritu yok arkadaşlar evet tamam
çok da uzatmayayım gelelim Digger'a
şimdi öykü şöyle
tabi burada da şunu belirteyim
şimdi bu film
120 ila 180 milyon dolar bütçesi var deniyor.
Bir filmin kesin bütçesi açıklanmıyor ise ne kadar zarar ettiği anlaşılamasın isteniyordur.
Arkadaşlar bakın bunu açıkça size söylüyorum.
Çok kar eden filmlerde hemen hemen her zaman bütçeler açıklanır.
Çünkü stüdyolar, yönetmenler, yapımcılar ne kadar kar edildiğinin yani hesaplanmasına rahatsız olmazlar.
Mutlu olurlar yani.
Ama açıklanmıyorsa ortada bir melanet vardır.
Bakın da onu söyleyeyim. Bu filmde açıklanmıyor. 120 ile 180. Bu yapımcıların yaptığı açıklama değil. Sinema otoritelerinin bu işi iyi bilen insanların tahmin ettiği açıklamalar. 150 diyelim. Drama hal olmuştur film diye düşünüyoruz biz. Okey diyelim ki öyle.
film ilk hafta sonu
8 milyon dolar
hasılat yaptı arkadaşlar. Bu
çöküş demek. Daha kötüsü olamaz.
Ne olacak? 1 milyon mu olacak yani? Ha 1 an 8
işte. Tek basamaklı yani. 10 bile
değil. Ve ilk hafta itibariyle
de 30 milyon dolar bu da çöküş.
Felaket bir hasılat.
Battı gitti bir film. Ancak
herkes şunu diyor. Bakın bu çok yanlış
bir ifade. Tom Cruise'un
yeni filmi geçene zarar
etti. Kardeşim bak bir filmi Tom Cruise
yaparsa, yani yapımcı o olursa
o film para kaybetmez arkadaşlar.
Yok böyle bir şey yani. Bu film
Inarito filmi, Tom Cruise filmi falan değil.
Filmin yapımcısı Tom Cruise değil ki bir kere.
Yönetmeni o değil, yapımcısı o değil,
yürütücü o değil. Hiçbir şey değil. Tom Cruise'un
bu filmdeki rolü sadece oyunculuk.
Daha sarsıcı bir haber başlığı
teşkil etsin diye herkes şey diyor yani.
Tom Cruise'un son filmi battı.
Ya bu Tom Cruise filmi değil. Tom Cruise böyle
bir senaryo yazmaz zaten. Böyle bir film
yapmaz yani. Neyse.
film battı ve şunu belirteceğim ben size
zaten Inariton'un
bir Revenant işte 500 milyon dolara
asılat yaptı ki onun maliyeti de
100 milyon üzerindeydi tamam o film para kazandı
okey sıkıntı yok ama onun dışında
bir de Birdman biraz
100 milyon doların üzerindeydi yanlış hatırlamıyorsam neyse
zaten Inariton'un
hiçbir filmi ne çok yüksek
bütçeliydi 7-8 filmde
iki tanesi öyle
o bir iki zaten çok para kazanan
bir sinemacı da değil ki Inariton
Inaritu'nun 150 milyon dolarlık bir film yapması zaten intihar.
Yani ne bileyim biri gelip bana da danışsa ben derdim yapmayın abi.
Inaritu'ya 150 milyon dolarlık film mi yapılır Allah aşkına?
Ya Inaritu düşük bütçeli çekmesi lazım.
Zaten gişeyi oynayabilen bir yönetmende değil zaten yani.
Başrole düşün artık Tom Cruise'u koydu ona rağmen battı film.
Öyküsü şu.
Şimdi başrolümüzde kazıcı Digger Rockwell diye bir karakter var.
Tom Cruise'un canlandırdığı.
Bu karakter Amerika'nın bir numaralı petrol zengini.
Ta dedelerin 1800'lerde çürekle kaza kaza yani toprak, digger işte kazıcı kaza kaza petrol bulmaya çalışmışlar.
Ve bulmuşlar ve petrol zengini olmuşlar.
Artık kaç nesildir petrol zenginiyse ve bu Rockwell ne bileyim Amerikan başkanını direkt arayıp onunla koltuğa oturabilen bir adam.
Neyse bu adam bir sabah bir kalkıyor.
Bunun Grönland'da petrol çıkaran milyarlarca dolar yatırım yaptığı kocaman petrol kuyusu patlamış.
Küresel felakete sebep olabilecek bir patlama olmuş.
Ve Grönland'dan bir ülke büyüklüğünde bir buz parçası, buz adası diyeyim Avrupa'ya doğru yüzmeye başlamış.
Geliyor yani geliyor gelmekte olan bu küresel bir felaket demek.
Durdurmanın yolu molu yok.
En fazla oraya nükleer bombaları yağdırırsınız da o kocaman buz kütlesini parçalarsınız.
Hani büyük bir yumruk yemeyelim de küçük küçük 10 tane yumruk yiyelim gibi bir şey olur.
Avrupa kıyıları Natus'una bir vuracak.
Bilmem 10 milyonlarca insan evsiz kalacak falan filan ya.
Baya bir küresel felakete gidiyoruz.
Durum bu.
Sabahın köründe tabii Rockwell bir uyanıyor bu haberi bir alıyor.
Hemen Amerikan başkanı arıyor.
O aranıyor.
Bu aranıyor.
Mühendisler çağrılıyor mağaralıyor.
Hemen bir toplantı falan.
Hadi bakalım ne yapacağız? İşte bu krizi ve sonrasını anlatıyor Inaritu. Devamını anlatmayacağım öyküye gerek yok ama arkadaşlar film çok iyi neden iyi? Bir, bir kere hani hep bu film şey diye tanıtıldı ya ki şimdi bence bu filmin tanıtımında da bir sıkıntı var yani gişede bu kadar para kazanmamasının sebebi de biraz o bence.
bütün film Tom Cruise'un çok sarsıcı, çok çarpıcı performansına dayandırıldı.
Bakın Tom Cruise 65 yaşında biz onu yaşlandırdık.
64 yaşında getirmeye çalıştık.
Böyle tanıtıldı bir film ama bu film post apokaliptik.
Post apo demeyeyim hani kıyamet sonrası demeyeyim.
Apokaliptik bir film yani bir kıyamet filmi.
Kıyamet kopuyor dünya.
Yani filmin sonunda kıyamet kopuyor dünyada arkadaşlar.
Sen yani kıyamete giden dünyanın o gerilimi yaşayışını anlatıyor aslında.
Siz hiç fragmanı falan izlediniz mi bilmiyorum ya da hani görsellerini falan mutlaka sosyal medyada görmüşsünüzdür.
Siz hiç öyle bir film intibası gördünüz mü?
Hayır.
Film öyle tanıtılmadı ki.
Bu çok yanlış bir kere.
Zaten filmin çok büyük bir çoğunluğu bir oda dolusu adamın birbiriyle konuşması zaten.
Zaten bu film para kazanmaz ki konuş bir replik filmi ama.
Tom Cruise'un oyunculuğu
ya direkt bakın
tören mören yapmasınlar. Hiç gerek yok.
Kimseyi uğraştırmasınlar. Tom Cruise'a
Oscar'ı depodan versinler. Böyle bir
cep telefonu önünde
çekip Instagram'da paylaşsınlar.
İnanılmaz bir performans. Ama
bu filmde
bütün oyunculuklar muhteşem.
Mesela Amerikan Başkanı
Kams'ın rolünde John Goodman
var. Şimdi tanımayabilirsiniz John Goodman'ı.
Aslında Coen
kardeşler oyuncusudur. Müthiş
bir oyuncu ve buradaki performansı
muhteşem. Yani bence
Tom Cruise ile böyle karşılık
şov yapıyorlar yani. İnanılmaz iyi.
Ayrıca Sandra Hüller var.
Böyle bir filmde ne işi var onun diye
eleştirenlerin olduğunu gördüm ben.
Bırakın olsun boşverin nefis oynamış.
Riz Ahmet var. Bakınız çok
iyi bir oyuncudur. Onun dışında başka
iyi performanslar da var. Neyse detaya inmeyeyim.
Film baştan aşağı nefis
bir oyunculuk restali yani.
Replikler muhteşem.
yönetmenlik harika, teknik, işçilik
çok iyi. Her şey müthiş.
Çok güzel. Keyifle izledim ben.
İki saatlik bir film. Çok kısa bir film de değil.
Hiçbir problem yok.
Ondan dolayı bence Digger
bütün bu yaşattığı
bir de tabii komedi filmi diye de geçiyor.
Dark komedi, kara komedi diye geçiyor.
Küçücük hataları ile dünyayı
felakete sürükleyebilecek çok
büyük insanların
saçma sapan takıntıları
abuk subuk fikirleri
dünyanın ne kadar
hassas dengeler üzerinde
olduğunu bize gösteriyor aslında
Digger filmi. Düşünsel tarafı da
o kara komedi tarafı da zaten
buradan geliyor. Ancak
filmin iki tane zayıflığı var.
Birincisi o kara komedi tarafı
o hiciv tarafı, o alay
tarafı abartılmış
arkadaşlar. Filmin hiçbir
gerçekliği yok. Çok marjinal
insanları konu ediyorsunuz.
Çok marjinal olayları, marjinal
anları konu ediyorsunuz.
okey. Yine de bir
gerçeklik dokusu olması lazım
filmde. Asgari bir dramatik
özdeşleşme değil mi? İzlediğimiz
karakterlerle, tiplerle, olaylarla bir
özdeşleşmemiz lazım.
Film o kadar
abartıyor ki her şeyi. Oyunculuklar
aşırı abartılı. Öykü aşırı abartılı.
Replikler, tepkiler,
filmde rakamlar
1 milyar insan ölecek.
2 saat sonra falan. Böyle şeyler
söyleniyor yani. İnanmakta zorlanıyorsunuz
yani size. Öyle söyleyeyim.
Filmin o abartı tarafı o gerçeklik dışı tarafı pek iyi değil bu bir. İkincisi Birdman filmini hatırlayanların dikkatini çekmek istiyorum orada işte Michael Keaton'un canlandırdığı bir tiyatrocu vardı ya ve orada sahne arkası çokça gösteriliyordu ya yani o sahnenin arkasında nasıl çılgınlıklar nasıl manyaklıklarla yüz yüze geliyor sanatçılar ve herkes diyeyim yani.
Onu çok güzel resmediyordu ya Birdman filmi.
Burada da, şimdi bu biraz spoiler olacak ama filmin yarısında falan bir spoiler veya sürpriz gibi karşınıza geliyor.
Onun için söylemekten çekinmeyeceğim.
Burada izlediğimiz her şey bir tiyatro gibi, bakın tiyatro gibi bize sunuluyor ve buradaki bu zengin petrol baronu kişi aslında bir oyuncu.
Yani Tom Cruise aslında bir de oyuncu sanki.
Bu izlediğimiz her şey bir tiyatroymuş gibi bize anlatılıyor.
Inaritu bir de böyle bir yan öykü ve bir katman, bir alt metin vermiş bize.
Bütün bu olaylar tiyatroymuş gibi.
Şimdi bakın az önce filmi kötü yönde eleştirirken ne dedim?
Filmin gerçekliğine inanamıyorsunuz.
Her şey çok abartılı ya.
Bu filmin zayıflığı bence.
İşte Inaritu sanki bu zayıflığı her şey bir tiyatro ya da her şey bir tiyatroymuşçasına abartılı demeye çalışıyor sanki.
Yani sanki biz Inaritu'yla karşı karşıya gelsek, filmi böyle eleştirsek.
Ya Alejandro sen öyle bir film yaptın ki her şey tiyatro gibi.
Her şeyi çok abartılı, çok inandırıcı kılmaya çalışmıyorsun gibi.
Yapma üstad.
Sen eski filmlerinde gerçekçi duygular, dokular, karakterler, ortamlar, sinematografi falan bize sunuyordun.
Şimdi o kadar stilize ve o kadar gerçek dışı bir atmosfer sunuyorsun ki sana inanamıyoruz.
Üstat sen hani bizim tanıdığımız üstad sen değilsin diyecekmişiz de sanki İnar Atiyo böyle bir eleştiri getirecekmişiz de o buna peşinen cevap veriyor gibi davranıyor.
Her şeyi bir tiyatro gibi sunuyor.
Ama ben bu açıklamayı ya da bu savunuyu pek ikna edici bulmadım arkadaşlar.
Bilmiyorum siz bunu ikna edici bulur musunuz ama bu ikinci katman filmin ikinci zayıf tarafı bence.
ben yine de filmi çok başarılı buldum.
Çok güçlü buldum. Bence izleyin.
Filmin zaten
batmış bitmiş perişanlı olmuş
olan gişesine küçücük bir katkı yapın
bence. Bu filme gidin arkadaşlar.
İyi bir film. Keyif alacaksınız
diye düşünüyorum. Görkem sen
bize spoiler verdin. Vay filmin
sürprizini falan bize açık ettin
gibi hissediyorsanız filmin
sonunda iki sürpriz daha var arkadaşlar.
Onları da söylemiyorum. Yani
filmde bir sürü sürpriz var.
tahmin etmeniz de zaten mümkün değil.
Bu da filmin güzel tarafı bence.
Sürprizler güzel yani.
Evet bu hafta haftanın sinema gündemini
ve şu an gösterimde olan kazıcı filmiyle birlikte
Inaritsu sinemasını incelemeye, özetlemeye çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
