
Tüm dinleyicilerimize teşekkürler!
Transkript
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda sizlere Sinematris't mikrofonundan 300. kez sesleniyorum.
Geçtiğimiz haftadan verdiğim sözler de vardı.
Gündemdeki önemli filmlerden konuşacaktık ve gündemimiz de hayli yoğun demiştik ama inanın ki hiç farkında değilim.
300. programımıza gelmişiz.
Bir Sinematris geleneği olarak her 100 programda bir sinema sohbetine kısa bir mola verip Sinematris'i konuşuyoruz.
Sizlerle kısaca Sinematris nasıl ortaya çıktı, nasıl biçimlendi, nereden başlayıp nereye geldi.
Kısaca bundan bahsediyorum.
Tabi buna ek olarak sinema konuşmak, sinema incelemek, eleştirmen olmak üzerine de bir şeyler söylüyorum.
Bu işin zorlayıcı ya da keyifli taraflarından da söz açıyoruz.
Eh arkamızda 6 yılı geçkin bir süre ve 300 program var.
Bu sürenin ve yani sayıdaki programın da kendi içinde bir konuşulası tarafı vardır diye düşünüyorum.
Ve hemen her zaman da sizlere hatırlatmak istediğim kendimle ve Sinematris'tle ilgili bazı noktalar da oluyor.
Fırsat bulmuşken bunlara da giriyoruz.
İşte bu programda da sinematris üzerine konuşacağız.
Biraz duygusal bir program olabilir.
Her zamanki sistematiğimi kullanamayabilirim, kullanmayacağım.
Ve bu programı kesmeyeceğim arkadaşlar.
Olduğu gibi konuşacağım, anlatacağım.
Biraz konuyu dağıtabilirim, arada tökezleyebilirim.
Olabilir, kusura bakmayın.
Bu programın özelinde olsun, anlayışınıza sığınıyorum.
Biliyorsunuz normalde programlarımızı kesiyoruz yani.
Fazlalıkları atıyorum.
Belli bir formatta, sistematikte karşınıza gelmeye çalışıyorum ama bugün öyle olmayacak.
Bugün zaten sohbetkar bir program Sinematris.
Yani bir kürsü konuşması yapmıyorum burada bildiğiniz gibi.
Her zaman söylüyorum ya sanki bir kafeye gitmişiz, kahvelerimizi almışız, masaya oturmuşuz.
Sinema konuşuyoruz gibi bir sohbet sunmaya çalışıyorum.
Bugün biraz daha öyle olacak.
Dediğim gibi anlayışınıza sığınıyorum.
Şimdi Ağustos 2020'de Sinematris'i sizlere sunmaya başladım. Bu ay itibariyle 6 yılı da geçmiş bitirmiş oluyoruz.
Tabi o zamanlar konularımız çok daha kısıtlı içeriğimiz çok daha fakirdi ve bir konuşmacı olarak tabi ben de çok daha acemiydim.
Sinematris öncesinde sinema tarihi dersleri ve seminerler vermişliğim vardı yani konuşmacılık yapmıştım ama hiç podcast programı hazırlamamıştım ve sunmamıştım.
Sunmamıştım.
Sinemacı bir dostum olan Fırat Konuşlu'nun YouTube kanalında birkaç sinema sohbeti yapmışlığım vardı.
Kendisi beni davet etmişti ve o programlar bayağı sevilmişti.
Halen yani bugün bile keşke devam etseydiniz diyen arkadaşlarımız, tanıdıklarımız ya da dinleyici arkadaşlarımız oluyor.
Bunun üzerine bir parça tuhaflık podcast kanalı da çok yüksek bir izlenme sayısına ulaşmış olmasa da benim oradaki konuşma ve sohbetlerimi, incelemelerimi görmüşlerdi ve benden bir podcast programı hazırlayıp sunmamı istemişlerdi.
Bunu becerebilir miyim ya da yaparsam ortaya kayda değer bir iş çıkarabilir miydim?
Gerçekten hiç emin değildim ama yani bir işe girişmek için illa kendinden emin olmak da gerekmemeli sanırım.
Çünkü bazen gözünüzü kapatırsınız, nefesinizi tutarsınız ve suyun içine atlarsınız değil mi?
Bir işin içerisine girersiniz çünkü başka yol yoktur.
Bazı şeyleri de yaparak öğreniriz değil mi?
İşte ben de buna cesaret edip sinematrisi hazırlayıp sunmaya başladım.
Eylül 2022'de 100. programı, Eylül 2024'te de 200. programı yapmışız.
Dönüp baktım hatırlamıyordum gerçekten.
Yani hemen hemen her iki yılda bir işte yani hafta sayısıyla haliyle hemen hemen ona denk geliyor.
İşte evet 2026'nın Eylül'ünde de 300. programımızı yapıyoruz.
İstatistiksel olarak bakarsak da 2028'in Eylül'ünde 400. programı sunmayı planlıyorum
Bakalım umarım tahminler tutar ama tutar bence çünkü bugüne kadar sanırım bu 6 yıl ve 300 program boyunca sadece 3 haftada 3 kez size program sunamadım
Birinde eşimin büyük babası vefat etmişti gayet net hatırlıyorum çok apar topar tabii kayıbımızı defnetmeye memlekete gitmiştik
Ve o ölüm de tabii her ölüm gibi beklenmedik bir durumdu ve o hafta yani ne program kaydetmek ne de yayına hazır hale getirmek için hiç fırsatım olmamıştı.
Haftalardan bir diğerinde kanal tatil yapmıştı diye hatırlıyorum ve kanaldaki arkadaşlar bana bir mesaj atmışlardı.
Hocam bu hafta tatildeyiz kanalda kimseler yok yani sen programı yolladıysan da yayınlayamıyoruz haberin olsun bu hafta tatildeyiz demişlerdi ki ben programımı yollamıştım aslında ama o hafta sizinle bulaşamadı program.
Ve bir kez de yanlış hatırlamıyorsam Spotify'da bir yazılım güncellemesi falan yapılıyordu öyle bir teknik bir durum vardı yani.
Ondan dolayı size program sunamamıştım.
Yani aslında benden kaynaklanan tek bir hafta olmuş bu 300 program boyunca.
Eh 6 yılda da hani o kadar olur herhalde değil mi?
Yani ama tabii söz vermek diye bir şey var değil mi?
Biz her hafta size bir program sunacağız diye ben size söz verdim ve bu sözüme de elimden geldiğince sadık kalmaya çalışıyorum.
Elimden geldiğince bu konuda ısrarcı davranmaya çalışıyorum.
Tüm bu süreçte sinematrist tabii gerçekten zenginleşti.
sinemasal açılımlar
bu haftalık bu kadar dosyalarını
programımıza ekledik. Son olarak da
karakter incelemeleri yapmaya başladık ki
çok keyifli olduğunu düşünüyorum.
Bana geri dönüşler de oldu. Bunu söyleyen
arkadaşlar oldu. Gerçekten hocam bunu yapman
çok iyi oldu dediler. Teşekkür ediyorum
geri dönüş yapan arkadaşlara buradan.
Yıllar önce
sinemanın gündemini tutmak gibi bir
niyetim yoktu benim en başta ama
bunun gerekli olduğunu hissettim. Bunu
talep edenler de olmuştu zaten
Ve artık haftanın sinema gündemini de özetliyoruz ki bu benim için tedirgin edici bir başlık oldu.
Çünkü en azından yani sinemayı sinematristten dinleyen, takip eden arkadaşlar için haftanın gündemi benim seçtiklerimden oluşmaya başladı ki bu bir sorumluluk.
Neyin konuşulası olup olmadığına yani karar vermek bir sorumluluk gerektiriyor.
Ama elimden geldiğince tarafsız bir yaklaşımla sizler için hem en çarpıcı hem de en önemli gelişmeleri seçmeye devam ediyorum.
Gündemdeki en önemli filmler, sinema etkinlikleri, festivaller, ödül sistemleri, kan film festivali, oscarlar, ülkemizdeki diğer etkinlikler.
Mümkün olduğunca hepsini konu edinmeye çalışıyorum elbette.
Tabi tüm bu gündem odaklı konulara ek olarak da mutlaka sinema tarihinden konuşuyoruz.
Sinemada türler, dönemler, kuramlar, sinema tarihinin önemli isimleri, sinemanın ilk gününden bugüne yaptığı yolculuğu da hep konu edindik ve edinmeye de devam edeceğiz tabii ki.
Tüm bu içeriklerdeki en önemli nokta şu ki, nasıl diyeyim yani sinemanın dünü ve bugünü ve popüler tarafı ve sanatsal tarafı arasında da mutlaka ama mutlaka bir denge gözetmeye çalışıyorum arkadaşlar.
Ki benim hani işte popüler sinema ya da sanat sineması gibi ayrımları çok sevmediğimi de beni sürekli dinleyen arkadaşlar bilirler ama hani ister istemez böyle etiketler var ya.
Ben de mümkün olduğunca bir denge gözetmeye çalışıyorum.
Bana bir dönem Hollywoodçu diyen arkadaşlar da olmuştu aslında geçmişte.
Yani işte Görkem hep Hollywood sever, Hollywood konuşur dendiği olmuştu ve halen eşim de ısrarla Görkem senin en sevdiğin yönetmen Steven Spielberg ama sen bunun farkında değilsin diyor.
Hala bunu ısrarla söylüyor.
Beni biraz da sinir ediyor aslına bakarsanız.
Çünkü öyle değil.
Yani ben öyle olduğunu düşünmüyorum ama.
O da sürekli tabii tabii öyle değil diyorsun ama aslında öyle diyor.
Böyle ısrar ediyor böyle diyorum.
Beni sinir ediyor.
Neyse yani tabii eşimle yaptığımız bu sohbetlerin devamında da ben hep şunu söylüyorum.
Ya diyorum hayatım benim en sevdiğim yönetmen Çanvuk Park.
Onun üzerine programlar yaptım.
Bütün filmlerinin konu ediniyorum.
Çanvuk Park diye hep böyle anıyorum anıyorum.
Yani ben nasıl Hollywoodçu oluyorum diyorum.
O da diyor ki tamam sen öyle diyorsun ama aslında sen en çok Spielberg'i seviyorsun diyor.
Bunu tartışıp duruyoruz böyle.
Tatlı sohbetler bunlar yani sinir olsak da ama güzel yani.
Ama ben evet öyle olduğunu düşünmüyorum.
Ben Hollywoodçu falan değilim değil mi arkadaşlar?
Değilim yani.
Dünya sineması da konuşuyoruz.
İşte İtalya, İspanya, Sovyet sineması.
Şimdi sinemanın tabii ki pastanın büyük dilimi elbette Hollywood olduğu için.
Yani en çok film orada üretiliyor.
Hatta dünyanın başka ülkelerinden çok sayıda sinemacı da zaten Hollywood'ta ürettiği için ister istemez Hollywood'a daha çok alan açıyor olabiliriz ama kesinlikle en sevdiğim sinema Hollywood değil.
Yani bunu asla kabul etmiyorum.
Daha bu tartışma sürer gider arkadaşlar.
Neyse.
Yani evet her alana mümkün olduğunca alan açmaya çalışıyorum.
Umarım başarıyorumdur.
Umarım hani benim için Görkem hiç şuralara uğramıyorsun demiyorsunuzdur diye tahmin ediyorum.
Umuyorum.
Tabii bana bu konuda geri dönüş de yapabilirsiniz.
Bunu da hep hazırlatıyorum zaten.
Tabii tüm bu içeriklerde yani kendi kişisel fikirlerimi ve yorumlarımı da sizlerle paylaşmaktan kaçınmıyorum.
Başlarda bu konuda da biraz tedirgindim arkadaşlar ama bundan kaçınamayacağımı kabul ettim.
Hani böyle çok tarafsız çok neyse o gibi konuşmaya çalışan bir programcı olma konusunda da ısrarcıydım ama baktım ki işler öyle yürümüyor.
Ki kanaldaki arkadaşlarım da hocam lütfen kendi fikirlerini yorumlarını beğenilerini de söyle yani bunlardan kaçınma diye bana birçok kez ricada bulundular.
Ondan dolayı yani ben de kendi fikirlerimi yorumlarımı sizlerle mümkün olduğunca paylaşıyorum ama ilginç biçimde.
Bakınız bu çok ilginç çünkü diyorum ya ben bu konuda biraz tedirgin olan biriyimdir yani kendi beğenilerimi pek insanlarla paylaşmaya çalışmam merak edilenin bu olduğunu düşünmüyorum aslında ama diyorum bundan kaçınamadım artık ve ilginç biçimde bazen hayli rahatsız edici olabilecek iddialarda bulunsam da ya da bazı kişiler ya da üretimler üzerine fikirlerim genelin görüşüne aykırı olsa da nedense pek tepki görmüyorum arkadaşlar ben.
Hatta yani pek değil hiç olmadı bugüne kadar.
Sosyal medya dönemindeyiz yani ortalık küfür kıyamet biliyorsunuz.
Karşı çıkılmayan görüş zaten yok.
Linç yemek öylesine artık ucuzlaştı ve normal bir şey haline geldi ki linç yemeyen kalmadı desek içerik üreticileri arasında.
Herhalde çok da abartmış olmayız ama benim tepki görmememin nedeni herhalde eleştirmenlikte ya da programcılıkta çok temel bir prensibim var benim.
Ve bunu sinematristte birçok kez ben dile getirdim.
Beni sürekli dinleyen arkadaşlar mutlaka hatırlayacaklardır.
İnanıyorum ki bu konudaki hassasiyetim yani siz dinleyici arkadaşlarıma ulaşıyor.
eleştirmen hemfikir olmak zorunda olduğunuz değil fikrini merak ettiğiniz kişidir.
Bu kadar.
Beni fikirlerimi merak ettiğiniz için dinliyor olmanızı beklerim her zaman ve
yani bana katılmamanız asla beni rahatsız etmez.
Sizleri de rahatsız etmemeli ve etmiyor diye düşünüyorum.
Hatta kendi adıma benimle hemfikir olanı değil zıt fikirde olanı dinlemek bana çok daha fazla keyif veriyor.
Hep böyle olmuştur.
Zıttıklardan yani doğrulara ulaşmanın hani buna diyalektik deniyor zaten felsefede buna çok bağlı bir insanım ben gerçekten ve en güzeli aslında şu ki birini onunla hemfikir olmadığınız takdirde dinleyip sevebiliyor iseniz işte o noktada gerçekten doğru bir diyalog kurabilmişiz demektir.
Tam olarak bu fikirdeyim ve sizlerle de bu tip bir diyalog kurabildiğimi düşünüyorum, kurabildiğimi varsayıyorum, umuyorum ve öyle olduğuna da inanıyorum gerçekten.
Ancak yine de tabii ben kendi adıma bir tedirginlik yaşıyorum ve bu tedirginlikle ne biliyor musunuz?
Aslında şu sinemayı sanatı anlatıları inceleyip eleştirirken insanların beğenilerini zevklerini ve hatta bu yolla da insanları eleştiriyormuşuz gibi bir algılanma söz konusu.
Yani bir sinema sever bir filmi izliyor çok beğeniyor ve siz o filme kötü diyorsunuz.
İşte bu durumda o sinema sever sizin bu olumsuz eleştirinizi kişisel algılayabiliyor.
Eleştirmenler neden farklı fikirde diye bir program yapmıştım ben.
Dinleyen arkadaşlar hatırlayacaklardır.
Orada şu noktaya değinmeye çalışmıştım ben.
Farklı eleştirel disiplinler var arkadaşlar.
Ve bu eleştirel disiplinlerden birbirine daha yakın olan bir eleştirmen bir filme
diye de daha yakın ya da uzak olandan farklı bakacaktır.
Bu çok normal.
Ki eleştirel disiplinleri ve eleştirmenleri bir kenara atın.
geniş kalabalıkları oluşturan sinemaseverleri düşünürseniz,
günümüzde zaten herkes kendince bir eleştirmen.
Ve herkes sinemaya bambaşka bakıyor.
Bu karmaşanın içerisinde sinemaya ve sinemasever kitlelere sistematik yaklaşıp
bir inceleme ortaya çıkarmak gerçekten çok zor ve hatta imkansız yani.
Yani ortak bir görüşte ve beğenide buluşmak zaten imkansız.
Ondan dolayı evet görkem hemfikir olmak zorunda olduğunuz biri değil arkadaşlar.
Sadece fikrini merak ettiğiniz biri.
Bu bilindiği ve kabul edildiği sürece zaten en zıt fikir bile bize besleyici gelecektir diye düşünüyorum.
Ve ondan dolayı da evet ben de kendi kişisel fikirlerimi, yorumlarımı ve hatta beğenilerimi sizlere sunmaktan kaçınmıyorum.
Ama neyse dediğim gibi ben asla hemfikir olmak zorunda olduğunuz biri değilim.
Yani sadece fikrini merak ettiğiniz bir kişiyim.
Bu da benim için gayet yeterli.
Bu yaklaşımla fikirlerimi eleştirilerimi hayli uzun süredir herkese açık bir ortamda sunuyor olmama rağmen
yani hiç tepkiyle karşılanmamış biri olarak bu karmaşadan hep uzak oldum.
Yani olmayı başardım ve becerdim bir şekilde.
Ama elbette bu da siz dinleyici arkadaşlarıma borçluyum herhalde bunu.
Anlayışınız için de elbette
Hepinize teşekkür ediyorum
Bir de şöyle bir durum var
Şimdi günümüzde sinemaya içeriği üretenler
Hatta yazarlar, araştırmacılar
Giderek daha detaya iner yaklaşımdalar
Yani daha spesifik konular üzerine çalışıyorlar çoğunlukla
Ben ise sinematristte bu çok planlayarak olmadı ama
Daha genele çıkar yaklaşımdayım sanki
Yani ki bunu da size hatırlatmıştım
Şimdi sinema tarihi çalışan arkadaşlar
haliyle sinemayı genelden özele doğru inceler ve sunarlar.
Yani önce sinema tarihi çalışırsanız sonra hani şu spesifik konuyu çalışacağım diye biraz daha detaya inersiniz.
Ben sinema üzeri tarihinde çalışırken genele çıkıp sanat tarihi çalışmaya daha fazla odaklandım
ve sinemanın tüm sanat tarihi içerisindeki yerini sizlerle paylaşmaya daha yatkın oldum, daha fazla ilgi duydum.
Sanat tarihinde mesela modernizm konuştuk.
Modernizmin sinemayla bağlantısını konuştum.
Bunun üzerine programlar sundum size.
Ve ilerleyen zamanlarda da postmodernizm üzerine detaylı bir dosya hazırlamayı planlıyorum.
Bu konuda çalışmalarım ve okumalarım devam ediyor.
Çok kolay bir konu değil o yani onu biraz daha derin çalışmam gerekiyor.
Yani sinemanın detayına iniyoruz elbette ama normalde bir sinema programında görülemeyecek ölçekte
sanat tarihi ve sanat kuramı da konuşuyoruz sinematristte.
Ve bu da beğeniyle karşılanıyor diye tahmin ediyorum.
Güzel geri dönüşler de aldım ben bu konuda.
Sinema bir sanat ise bunun yapılması gerektiğini de düşünüyorum ben aslına bakarsanız.
Bu bağlamda sinematristte bu konuya da ağırlık vermeye çalışıyorum.
Ve şöyle bir noktaya da dikkat çekmek lazım.
Şimdi tabii ki sinematristten başka çok sayıda yani sinema podcastı yapan,
çok değerli içerikler üreten birçok arkadaş var.
Hepsini burada takdir ediyorum.
Hepsini tebrik ediyorum.
Çok güzel şeyler üretiyorlar.
İsim vermeyeyim tabii ama
diğer sinema podcastlerinin çok büyük bir çoğunluğu
karşılıklı sohbet şeklinde yapılıyor.
Benim bildiğim hatta sinematrist dışında hemen hepsi öyle.
Ya da benim bildiğim hepsi öyle.
Belki de vardır elbette başka programlar ama
işte ben en başından beri
tek başıma hani direkt size hitap ederek
bunu yaptım.
Onlar da güzel.
Yani benimki doğru o yanlış ya da kötü demiyorum elbette.
O hadde değilim.
Onlar da ayrı bir içerik.
Ayrı güzel.
Sohbet dinlemek de ayrı güzel.
Benim yaptığım şekildeki de ayrı güzel bence.
Ben böyle bir tarzı benimsedim.
Ondan dolayı yani tüm içerikler keyifli.
Hepsinin elbette bir alıcısı var.
Hepsi besleyici.
Ondan dolayı hani ben bu tarzda yapmaya başladım ve devam ettim.
Böyle de devam etmeyi düşünüyorum.
Bu noktada da siz dinleyici arkadaşların sinema stilistinden ne kadar memnun olup olmadığı konusu akla geliyor ki
Daha önce birçok kez öneri ve taleplerinizi bizi iletin lütfen demiştim
Evet fikir ve önerileri ileten arkadaşlarımız oldu sağ olsunlar
Ama bu talepler o kadar az ki
Şimdi bunu ilgisizlik olarak görmek mümkün ama bir yandan da
Yani ülkenin en çok dinlenen sinema podcastı programlarından biri olduğumuzda düşünülürse yani.
Hani ben şöyle bir mesaj alıyorum.
Sen devam et Görkem sıkıntı yok.
Yani biz dinliyoruz senin yaptıklarından memnunuz.
Hani geri dönüşe falan gerek yok.
Sen devam et.
Problem yok.
Mesajı almak da pek yanlış.
Olması gerek.
Eh yine teşekkür etmekten başka bir şey kalmıyor bana bu durumda da.
Ve işte yine hani başka bir kanayan yaraya geliyor durum aslına bakarsanız çok dinlenmek.
Ülkenin en çok dinlenen sinema podcastlerinden biri olduğumu iddia ediyorum şimdi ben ama bunu açıklayacağım tabi bu bir cüret neticede.
Şimdi çok dinlenmek, tık almak, takipçi kasmak diye bir şey var ya arkadaşlar ne kadar çok dinleniyor ve tık alıyorsanız o kadar değerlisiniz diye bir kabul var.
Şimdi bu belli ölçüde anlaşılır bir şey elbette.
Yani tamamen anlamsız değil.
Her içerik üreticisi de elbette daha geniş bir kitleye hitap etmek ister değil mi?
Bu da normal. Bunda da bir yanlış yok.
Ama ben kendi adıma hiçbir zaman bu yaklaşımda olmadım, olamadım.
Hep dedim ya programlarımı sosyal medya hesaplarımdan paylaşmıyorum bile.
Yani benim yakın çevremden birçok arkadaşım, dostum, yakın olduğum insan benim bir podcast yayıncısı olduğumu bile bilmiyor inanın ki.
Yani programımın bir sosyal medya hesabı yok mesela.
Neredeyse yani bütün diğer içerik üreticilerinin programlarının ayrıca o programa ait açtıkları bir sosyal medya hesabı var.
Sinematrisin hiçbir zaman böyle bir şeyi olmadı.
Ve yani neredeyse programımı bırakın geniş kitleye duyurmak sanki duyulmasını engellemek istiyor gibi davranıyorum yani.
Bu konuda çok sayıda eleştiri de aldım ama yani kanal ne kadar duyuruyorsa o arkadaşlar.
Bir parça tuhaflık ne kadar Sinematris'i duyuruyorsa işte o kadar.
Benim ayrıca bir çabam yok gerçekten bu konuda.
Sizlere de tek bir kez bile işte programı paylaşın, duyurun falan da demedim.
Böyle bir şeyi isteme hakkını dahi kendimde görmüyorum ben yani bu hakta olduğumu da düşünmüyorum.
Sinematriz kendi kendine oluştu, gelişti.
Tamamen organik bir kitleyiz yani biz.
Sizin anlayacağınız.
Ve böyle de devam ediyor ve böyle de devam edecek.
Ve bu halde Türkiye'nin en çok dinlenen sinema podcastlerinden bir tanesi oldu.
Yani bunun çok da faydalı olduğunu da düşünmüyorum.
Yani size her hafta her hafta işte paylaşın, duyurun.
Hiç hiç gerek yok böyle bir şeye.
Dinleyen dinlesin, dinlemeyenin de canı sağ olsun deyip geçiyorum.
bu kadar. Peki
Sinematris ne kadar dinleniyor?
Bunu merak ediyor musunuz?
Aslında yani
neyse. Kesinlikle cevap veriyorum
bilmiyorum arkadaşlar.
Gülmeyin. Samimi söylüyorum
bilmiyorum. Bakın şaka yapmıyorum
veya burada asla bir ikiyüzlülük
yok. İnanın bilmiyorum.
Kanalım bana ayda
20 bin civarı dinlenme var
görkem diyorlar.
Hiç yalan söyleyecek arkadaşlar
Çok samimi inanılmaz tatlı insanlar yani kanaldaki patronlarım.
Değil mi?
Onlar şimdi benim patronum değil mi?
Arkadaşlar bir parantez açayım.
Benden 25 yaş daha genç patronlarım var.
Bunu biliyor musunuz?
Kanalın yöneticileri 20'li yaşta arkadaşlar.
İnanılmaz tatlı insanlar.
Ve diyorum benden 20-25 yaş daha genç patronlarımın olması bana o kadar güzel hissettiriyor ki.
İnanın ki.
Genelde bunun tersi hissedilir ya işte bende hiç böyle değil aksine benden çok daha genç insanlarla çalışıyor olmaktan çok mutluyum.
Harika insanlar çok mutluyum onlarla çalışmaktan gerçekten ve onlar bana işte öyle diyorlar.
Hocam yaklaşık ayda 20 bin civarı dinleniyorsun diyorlar.
ve bir parça tuhaflık kanalı elbette kaynak olarak Spotify'ı kullanıyor yani programı oraya yüklüyor ve başka podcast platformları ortamları buradan işte link alıyor gibi durumlar var.
Bu çok teknik taraflardan da ben pek anlamıyorum ama ve Spotify'da aylık dinlenme sayıları veriyor ama aynı anda içerik üreten aynı alanda içerik üreten programlar arasında nasıl bir hiyerarşi var nasıl bir sıralama var her zaman bunu vermiyor.
Bilmiyoruz yani hani işte Sinematris sinema podcastler arasında kaçıncı sırada bunu bilmiyoruz.
Bunu neticede Spotify'ın açıklaması lazım.
En son 2024 yılında Apple Podcast ortamı yılın en çok dinlenen sinema podcastlerinin bir listesini yapmıştı ve vermişti bunu açıklamıştı.
Ve Sinematris Türkiye'de birinci sıradaydı arkadaşlar.
Evet o zaman için böyleydi ve diyebiliyordum ki ben 2024'te 2024'ün en çok dinlenen sinema podcasti Türkiye'de Sinematris.
Ancak 2025'te böyle bir sıralama yapılmadı açıklanmadı yani onun için ben de bunu dile getirmedim.
Tabii yalan olur yani böyle bir şey söylersem ama ve Apple'daki dinlenme sayıları da diğer ortamlara göre hani Spotify ve diğer ortamlara göre oransal olarak tutarlı.
Yani Apple'da en çok dinleniyorsak Türkiye'de de en çok dinleniyoruzdur diyebiliyorum.
Arada bir uçurum yok yani.
Ondan dolayı yani en çok dinlenen, Türkiye'nin en çok dinlenen podcasti evet sinematristi.
Şu an elimizde öyle bir veri olmadığı için en fazla şunu diyebiliyorum yani.
Türkiye'nin en çok dinlenen podcastlerinden biriyiz diyebiliyorum.
Çok şey değiştiğini düşünmüyorum yani.
Umarım da öyledir ve öyle bildiğim kadarıyla da öyledir.
Kanal da öyle söylüyor.
Hani sağ olsunlar hatta şimdi biliyorsunuz bir parça tuhaflık kanalı bir de podcast programı yapmak isteyen, yapmayı düşünen, bu konuda bir girişimde bulunmaya çalışan arkadaşlara danışmanlık hizmeti de veriyor.
Yani buyurun gelin fikrinizi hani bize söyleyin biz size destek olalım, fikir verelim, yardımcı olalım diye bir hizmet de veriyor aynı zamanda bir parça tuhaflık podcast kanalı.
Ve duyduğuma göre birçok arkadaş gelmişler demişler ki biz de sinema konuşmak istiyoruz.
Biliyoruz ki sizin kanalınızda Sinematrist diye bir program var.
Biz o programı dinliyoruz.
Çok seviyoruz.
Harika bir iş çıkarıyorsunuz.
Biz de ona benzer ya da en azından hani Sinematrist'te şu yapılıyor.
Biz biraz daha hani ondan farklı şunu yapmak istiyoruz gibi şeyler geldiğini de biliyorum.
Bu bana geri dönüşü yapıldı yani bu açıdan.
Tüm o arkadaşlara program yapmak isteyen, sinema konuşmak isteyen tüm arkadaşlara sonsuza kadar başarılar yapın arkadaşlar.
Siz de yapın.
Hiçbir şekilde kimse kimsenin bu alanda bence rakibi değildir.
Hatta destekçiyiz deri birbirimize bence.
Onu da yapın, onu da yapın, onu da dinleyin, bunu da dinleyin.
ve sinematrisi başarılı bulduğunuz için ve hatta benim gibi bir şeyler yapmak istiyor olmanız benim için bir onurdur.
Yolunuz açık olsun arkadaşlar.
Benden de bir yardım hani bir şeyler bir fikir merak etmek isteyen bana da sormak isteyen arkadaşlar varsa buyursunlar.
Ya en küçük bir kıskançlığa girmem asla o yaklaşımda olmam.
Sizler de yapın elimden gelen yardımı da yaparım.
Bu bağlamda sinematrisin de artık Türkiye'de bir sinema podcastı olarak yani bir markaya dönüştüğüne dair de bir kabul olduğunu birçok yerden duydum.
Çok teşekkür ediyorum sinematrisi ve beni böyle görenlere.
Dediğim gibi yolunuz açık olsun.
Siz de yapın.
Siz beni dinlediniz ve ben size biraz enerji verdiysem, size bu konuda bir fikir verebildiysem, yani sizi bu alana çekebildiysem ne mutlu bana.
sizler de dinleyin.
Sizler de yapın. Sizler de bir şeyler yapın.
Biz de sizlerden etkilenelim.
Ne güzel hep birlikte bol bol sinema konuşalım.
Bunda hiçbir sakınca yok.
Ve
yani nasıl diyeyim hala umuyorum ki
Türkiye'nin en çok dinlenen sinema podcastlerinden
biriyimdir.
Umarım öyledir. Neyse evet
çok da uzatıp sohbeti sulandırmayayım.
Sohbetlerimize tabii
son hız devam edeceğiz. Yani içerikler
dosyalar gelecek. Gündemin
güncelin dışında da size sunmak istediğim
birçok konu var hazırda bekleyen.
Hepsini tek tek sunacağım merak etmeyin.
Ha son olarak da şu konuyu da belirteyim.
Şimdi son dönemin tabii en güzel konusu ne?
Yapay zeka.
Ben de bu konu üzerine birçok şey anlattım size.
Sundum sinemada yapay zeka üzerine.
Ve tabii yapay zeka podcast yayıncılığını da
ciddi biçimde etkiliyor.
Yapay zeka podcast programcılığında
çok önemli bir yer tutacak.
Bu kesin.
Örneğin mesela hadi örnekler de vereyim bu konuya girmişken bu başlığa. Örneğin sen içeriğini yazıyorsun baya bir Word dosyasına yapay zekaya atıyorsun o konuşuyor mesela. Ya da nasıl bir metin istiyorsun mesela yapay zekaya soruyorsun hop sana 3-5 dakikada bir içerik çıkarıyor.
bu yıl böyle
yapay zekaya
hani artık önümüzdeki sene bir öpücük
atarsın o da sana programa atıverir
yani hani bu yıl böyle
seneye elbette daha da gelişecek
artık nerelere gider kim bilir
teknolojinin karşısında durulmaz
teknolojiye hayır
demek teknolojik gelişmeleri
görmezden gelmek
tamamen beyhude bir çabadır
arkadaşlar hiç yani
hani o kafada muhafazakar
olmak falan bana son derece arkayık
geliyor. İlkelce geliyor. Yok böyle bir şey.
Ama
ama
çok teşekkürler yapay zekaya
tüm teknolojik gelişmelere
ben almayayım. Sinematriz
var olduğu sürece organik
olacak arkadaşlar. Bakınız
hiçbir teknolojik gelişmeye karşı falan
değilim diyorum. Özellikle ısrarla söylüyorum.
Beni yanlış anlamayın. Hepsinin
temelde yardımcı
olduğunu düşünüyorum.
İçeriklerimi hazırlarken elbette ben de yani yapay zekadan faydalanıyorum.
Ama sadece ve her zaman ancak bir asistan olarak.
Yapay zekalı diyorum chat cpt hatta pro falan kullanıyorum yani.
İnanılmaz bir şey arkadaşlar muhteşem bir şey.
Yani kullanmamak bana göre aptallık artık.
Olamaz böyle bir şey.
Kullanın yani en basit şeylerde bile kullanın ki içerik üreticiliğinde yapay zeka kullanmamak olmaz artık yani geri kalırsınız.
Ama dediğim gibi sadece bir yardımcı olarak, asistan olarak konumu seçen yine benim.
İçeriğimi oluşturan ve istisnasız her zaman mikrofonu konuşan benim ve bu böyle olmaya da devam edecek.
Hatta belki de fark ediyorsunuzdur bazı haftalar sesim pek iyi olmuyor biraz böyle hırıltılı konuşuyorum şifayı kapıp hasta olduğum da oldu zaten.
Sağlığım pek iyi değilken de size konuştuğum oldu ama yine de ısrarla size kendi sesimle ulaşmayı tercih ediyorum ve bu tercihimde de ısrarlı olmaya devam edeceğim.
yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum
ondan dolayı da
bu konuda da bana önerileriniz varsa
almayı tabii ki memnuniyetle kabul ederim ama
bunun en doğru tercih olduğunu düşünüyorum
organik
ben konuşacağım
ben hazırlayacağım
ben seçeceğim
sadece yapay zekayı bir asistan ve yardımcı olarak kullanacağım
ve daha önce de söylemiştim ki
tekrar hatırlatmak istiyorum
Burada hiçbir zaman bir kürsü konuşmacısı olmadım.
Öyle bir dil benimsemedim.
Öylesi kötüdür de demiyorum.
Lütfen yanlış anlamayın ama benim tercihim bu yönde oldu.
Sizlere bir kafede oturmuşuz, kahvelerimizi almışız ve sinema konuşuyormuşuz gibi düşündüm hep.
Umuyorum ve inanıyorum ki sizler de böyle hissediyorsunuzdur.
İşte aynı duyguyla ve tavırla Sinematris''i sizlere sunmaya devam edeceğim.
6 yıl ve 300 program boyunca sesime kulak verdiğiniz ve sohbetimi paylaştığınız için hepinize sonsuz teşekkürler.
Ve elbette bu haftalık bu kadar. Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
