
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
2023 Eylül ayında kaydettiğimiz bu bölümü 2024 Mayıs'ında paylaşırken hayatımızda nelerin değiştiğini ve nelerin aynı kaldığını duyacaksınız belki de. Yaren Şafak'la beklentileri, yolumuzun değişen yönlerini ve Yaren'in YouTube ile başlayan influencer kariyerini konuştuk. İyi dinlemeler!
Transkript
Altyazı M.K.
dahil olamadığım çok istediğim Yaren Şafak'la birlikteyim.
Kendisi karşımda.
Hoş geldin Yaren.
Hoş buldum merhabalar efendim.
Nasılsın?
İyi diyoruz iyi oluyoruz gibi bir konumdayım.
Sen nasılsın?
Ben de iyiyim.
Yani çok mutluyum aslında karşımda olduğun için.
Ben baya heyecanlıyım.
Yani sen aynı zamanda Sen o kız değil misin??
Bir dinleyicisisin.
Büyük dinleyicisiyim.
Hani böyle işe yürüme mesafem 5 dakika falan.
Ben böyle kese kese böyle böyle o bölümleri bir şekilde eritebilen o kişi benim yani.
Yani tabii herkes böyle şimdi şey vardır ya never meet your hero.
İdolunla sakın tanışma.
Ama işte biz bu stereotipleri kırmak için buradayız.
Ama tabii ben de senin büyük hayranınım.
Sonuçta senin de bir noktadan aslında hayatını takip ediyoruz paylaştığın kadarıyla.
Oradayım.
YouTube camiasındasın.
Biraz biraz.
Nasıl başladı nasıl geldin buralara?
İstersen bir oradan bir dinleyicilere seni tanıtalım.
Bilenler de şöyle bir hafızaları tazelesin.
Olur. Ya tamamen böyle aşırı klişe olacak ama pandemi zamanı. Eve tıkanmışız. Ne yapacağız? Ne edeceğiz? Bir şekilde kendimizi eylememiz lazım. Eyleyebilecek miyiz gibi bir yerden. TikTok'la başlamıştım. Hayatımı vlogluyordum. Hayatım dediğim de evdeki online derse girişim, sabah yaptığım kahvaltım, akşam yediğim yemeğim, ailemle paylaştığım ortak vakit.
Küçük kardeşim o zamanlar yeni doğmuştu.
Ve hani ona anı biriktirmek amacıyla tamamen başladım bir yerde.
Ama onun ötesine geçti.
İnsanlar bayağı bunu merak etti.
Hani gerçekten neler yaptığımı merak edildi bir noktada.
Ve hani bunun şöyle bir negatifliği de vardı.
O zaman işte böyle hafifinden soğumaya başlamıştım.
Ne yapalım işte ya biz de oturduk öyle tüm gün koltukta köz köz.
Ama şimdi şu da var.
Senin hayatında ne bu kadar herkesinki kadar aynı iken pandemi zamanında izlenmeye değer yaptı?
sadece arkaya müzik koydum.
Gerçekten. Hiçbir şeyi romantize etmiyordum
ya. O kadar düzdü ki.
Sadece bilgisayarımı çekiyorum,
yediğim yemek, ben.
Şimdi şöyle bir şey var. Ben de senin bütün videolarını
izliyorum. Ve belki de
hiçbir şeyi öyle romantize etmediğin
noktasında, evet sen bunu aslında
yapmıyorsun. Ama senin
sanki paylaştığın çok da romantize
edilebilir bir şey. Yani senin
belki normalin olduğu için çok da
bunun nesi romantize edilebilir
noktasında belki soru işaretlerin var.
Ama izleyen biri olarak senin kardeşinle ilişkin, İstanbul'la ilişkin, arkadaşlarınla ilişkin.
Yani böyle sanki gerçekten o ideal kız grubu.
Hani insanların gözüne geliyor yani bir kızın saçlısı var, bir sarışını var falan.
Tabii grup hepsi ya.
Aynen hani bir noktada da aslında çok inanılmaz romanteze edilmiş.
Ve bizim jenerasyonu da hani bu olmak zorunda, bunsuz hayat çok anlamsız denilen bazı nüansları senin hayatında görüyorduk.
Yani senin o tek başına arabana binip böyle şarkı söylemen, gözünü takıp bir sohbet etmen.
Yani aslında hani şey gibi yani hani privilege diyemem ama en azından öyle bir ana dahil olmak insana biraz bu da mümkünmüş dedirtiyordu bence.
Yani aslında romantize edilebilir taraflarının da olduğunu düşünüyorum.
Ya evet belki ben içinde olduğum için bunu çok böyle romantize edilebilir bir şey olduğunun hani insan hep böyle eline geçmeyeni romantize eder ya.
Aynen.
Ne kadar uzak o kadar romantize edilir gibi.
Belki ben çok içindeydim hani böyle durduğum zaman ben şu an sırtımı göremiyorum en başında.
daha ki de hayatımın odak noktasında
görmüyordum yani çevremdekilerin ne kadar
romantize edilebilir ve böyle
bana paylaşana deyin
bu normal geliyordu gerçekten hani
herkesin bir kız arkadaş grubu vardır
herkesin paylaşmaya
vakit ayırmak istediği bir ailesi
vardır ne bileyim işte yemeği
kahvaltıyı aksatmıyordur
herhalde ya herkes gibi bir yerden
sonrasında o yorumlar vesilesiyle
birazcık böyle hafifinden
gazla daha böyle
atıyorum iki haftada bir paylaşım yapıyorsam
her gün paylaşım yapmaya başladım ama
şey çok iyiydi benim için. Gerçekten
hiçbir şey değiştirmedim. Hani bu
insanların hoşuna gidiyor. O yüzden ben bunu daha fazla
çekeyim. Ben atıyorum
sabah kahvaltıda yediğim şeyi değiştireyim.
Atıyorum ekmek
üstü yumurta yiyorsam bir anda zıbam
yulaf granola falan bunlara geçmeyeyim.
Hani bunu bilerek yapmadım ama
bir yandan da tam istediğim
yerde kaldı yani. Peki bu
hani şey dedim ya insan biraz da olmayanı
romantize eder. Sen neyi romantize
ediyorsun hayatta? Ben bu ara
o kadar fazla şeyi romantize ediyorum ki
hani böyle gerçekten elinde hiçbir şey yokmuş gibi
hissediyorum. Mesela? Kendime
ait alanım yok bu ara. Kendime
ait ayırdığım bir vakit, zaman
böyle bir katlanılmazlık
halindeyim. Hani böyle her şeye
of dediğim ama içimden.
Dışarıdan serzenişlenmeyi de hiç sevmem.
Ama bir yandan yalandan da böyle romantize ediyor
gibi görünmüyorum bunu. Ne bileyim
tek başıma yaşamak sanırım şu an
romantize ettiğim bir şey. Tek başıma
mutfakta yemek yapmak romantize ettiğim
bir şey. Bu aralar arabayla
çıkıp sohbet etmeyi de romantize ediyorum. Çünkü
elimde değil. Uzakta bir yerde.
O yüzden o da böyle romantize ettiğim
bir konumda. Arkadaşlarımla da az
vakit geçirmek. Hani şu an aslında
bugünkü Yaren, iki sene önceki
Yaren'e baktığı zaman aslında o şeylerin
romantize edilebilir olduğunun farkında.
O zaman değil miydi? Değildi. Çünkü hepsi
elindeydi. Hepsi elinin altındaydı.
Şu an hiçbir şey elinin altında değil.
Hiçbir şey onun kontrolünde değil.
hatta ve hatta dünyanın etrafında dönmüyor yani.
Bir başrol oyuncusu değilim.
Muhtemelen yan başrollerden biri değilimdir ama
bir dizide varım.
Rolüm ne bilmiyorum ama
başrol olmadan bir şeyleri romantize etmeye başladığım bir süreçteyim yani.
Bir adımım yok ama ulaşamıyorum şu an ilk baştaki hayatıma.
Yani ben şöyle düşünüyorum.
Benim belki böyle bir sene önceki bilmiyorum bir bölümümde bu
main karakter olmakla ilgili bir demeç varmıştım.
Çok saçma bir şekilde de aklımda kaldı gerçekten.
Ya bu main karakter terminolojisi hani terminoloji çok genişledi.
Bir sürü şey girdi ve bir anda gerçekten main karakter enerji dediğimiz bir şey girdi hayatımıza.
İşte o dönem ben bir şey oldum.
Yani evet aslında çok iyi.
Hani gerçekten herkes kendi hayatının başrolüdür falan.
Ama sonra benim de kendi kontrolümün dışında gerçekleşen bazı şeyler.
Yani insan mesela bir gün uyandığında eski sevgilimle en yakın arkadaşım sevgili olmuştur diye düşünmüyor biliyorsun.
ve bir gün buna uyanıyorsun yani hani
senaristle de konuşamıyorsun şunu değiştirelim
falan diye. Ne yaptın ya çok abarttım bu sabah.
Ve bir anda yani sana çizilmiş
senaryoda hani
Friends izlediysen Joey böyle bir bölümde
öldürülüyor çok saçma bir şekilde
ve hani tam da aslında o peak döneminde
yani oyunculuğunun.
Hani kendi hayatımda böyle şeyler yaşadım.
Ya da ne bileyim İtalya'ya gitmek, İtalya'ya
taşınmak hani artık tamam yani
hayatımın tam artık başrolü benim
yani falan ama öyle olmuyor çünkü
gittiğin yere senin gibi bir sürü insan gidiyor
ve sen bazen başka insanların
hayatına yan karakter bile olamıyorsun
hani seçmelere giriyorsun aslında yani
sonra fark ettim ki eğer dünya kocaman
bir setse bu dating app'ler falan
gerçekten aslında bu eleme süreçleri
yani giriyorsun ve sana verilen şeyleri
biçiyorsun ve bazen
bazı roller gerçekten senin üzerine
kuruluyor çok iyi bir oyuncuysan
bazen de insanların şekillendirdiği
karaktere uygunsan giriyorsun
bu bence tamamen romantik
ilişkilere belki arkadaşlıklara falan da
çok aslında dokunuyor. Ama ben de
böyle son bir senede falan fark ettim.
İnsan bazen kendi hayatının bile
baş rolü olamıyor yani. Bazen de
olmak istemiyor ya. Evet ki yani.
Bir yerde de ben durayım dinleneyim.
Benim hayatımda bir şeyler yaşansın.
Bir şeyler de benim kontrolümde olmasın yani.
Benim etrafımda dönmesin. Siz dönün.
Ama ben de o dönenlerden biri olayım lütfen.
Ama kendi hayatımda. Başka birinin
senaryosuna zaten etrafta dönenlerden biriyken.
Ben odak noktası olmayayım.
Bir yerde benden kopalım.
ve ben de böyle sizin aranıza
sıyrılıp yareni böyle uzaktan bir yerden
görebileyim yani acaba yaren ne yapıyor
şu an ne istiyor
neyi romantize etmek istiyor
romantize etmek doğru kelime mi
falan hani bunları düşünmek istediğim
bir dönemdeyim o yüzden
bu böyle eski videolarını falan açıp izler misin
sanki çok yardımcı oluyor gibi çünkü
ilk videomu asla izleyemiyorum
neden cringe mi uzunsun
of bitiremedim hala ya
soru cevap ilk video
seni kim neyini merak ettim
şeyi amaçlamıştım orada.
İnsanlar beni tanımıyor.
Ben kendimi tanıtayım.
Orada soru almak yerine
oturup anlatsana ya kendini. Ben bucuyum.
Ben şucuyum. Şundan hoşlanırım. Şundan
nefret ederim. En kötü özelliğim bu.
En iyi özelliğim bence bu. Şunu daha iyi kullanırım.
Şunu daha az kullanırım falan.
Ama böyle almışım soruları. Böyle bir kalıba girmeye
çalışıyorum. En sevdiğin kitap benmiş.
Atıyorum benim şu an aklıma hiçbir şey
gelmiyorsa. O anda da aklıma hiçbir şey
gelmiyorsa. Ben oturdum ona 3 gün
düşündüm ya. Acaba benim en sevdiğim kitap ne
yani? Bu az okuduğumdan falan değil bu arada. Kusura
bakmayın. Yanlış anlaşılmasın ama.
Az okuyanlar vardır bu arada.
O kitap okuyor musun?
Ya ben
çok kitap okumaya zaman ayıramıyorum bu aralar.
Evet ya.
Ya ben en son izlediğim
film falan sorulunca afakanlar
basıyor beni. Yani açmışım Netflix'ten
After'ı izlemişim anladın mı?
Söyleyebilir miyim? Lütfen. En son izlediğim filmi.
İki gün önce Kaybedenler Kulübü
Yolda'yı izledim ya. İşte.
böyleyim biraz nostalji ya
izledim bu filmle acayip dalga geçtim
sanki yeterince yapmıyormuşuz gibi
biraz toksik erkekleri romantize edelim
dedik ya
uzaklaştık bunlardan tamam dersimizi aldık ama
uzaktan izlemek keyifli
insan özlüyor
insan bir manyak olmak istiyor yani
uzaktan böyle izliyorum
toksik erkek uzaktan güzeldir ya
davulun sesi
uzaktan hoş gelir
ya şöyle söyleyeyim bu arada
ben sanki bu podcastin gidişatı
tamamen böyle. Biz bir şeyleri
taşlayacağız. Günün sonunda çok da
eğleneceğiz gibi geldi bana. Çok romantize
edemeyeceğiz gibi bugün. Şöyle DM'lerimizde
de ben bu enerjiyi
yakaladığımız için buradan devam etmeye her zaman
daha doğru gidiyorum. Biz oradan gidelim.
Bu kadar da romantik, bu kadar da duygusal olmaya
gerek yok be. Bir yerde tükeniyor ya romantizm.
Değil mi? Denge işimi bilmiyorum
bu ama ben bazen böyle
aşırı romantize ettiğim zaman
yorulduğumu hissediyorum ve
aynı o az önceki dediğim gibi
hani uzaklaşmak istiyorum
yani. Romantize etmek insanın
ilk maaşlı işidir.
Çok hevesle başlarsın ama hiçbir zaman
karşılığını alamazsın. Tam şu an ilk
maaşlı işim değil. İşte az çok
anlamışsındır ya. Aynen öyle.
Peki o zaman biraz yavaştan böyle
bir beklentilere girelim. Çünkü bugün aslında
biraz bunu konuşmak istiyorduk seninle.
Şimdi aslında
YouTube'a başladığın bir influencer
kariyerin var ve bence
var mı? Bence
var evet ama tabii ki bu
influencer dünyasını senden
ne beklediğiyle ve senin ne kadar herkesleşebilme
yeteneğin olduğuyla da ilgili.
Ben zaman içerisinde şunu da
fark ettim. Başkalaşmak kadar
herkesleşmek de aslında biraz yetenek istiyor.
Katılıyorum yani. Ve bu yetenek
bizde yok. Yapamıyoruz.
Bu bizde yok. Ve hani bana sorarsan
bence influencer dünyasında
aynı şeylere bir tane
daha gerek yok. Hani ben istiyorum
yani seni daha çok görmek, İdil'i
daha çok görmek.
Bir yerde şey de işlemiyor yani. Atıyorum
benim eleştirilen bir yönüm de vardır yani
muhtemelen. Şu an böyle bayağıdır yorum
vesaire okumuyorum. O şeyi de kapatmış
bir konumdayım ama
ondan beslenip
böyle nefretle de büyümek gibi bir şey var
bir anda. O benim en tercih
etmek istemediğim şey. Ben neden
atıyorum kaşlarım hakkında
acayip yorumlar almaya başlamıştım iki ay önce.
Gerçekten mi? Aynen. Hani
aldır ya kardeşim. Kardeşim
ben baya baya aldırmıyorum kaşlarımı. Aşırı
mutluyum aldırmadığım için. Aşağıda
böyle yorumlar coşmuş coşmuş işte
kaşı aldırsan ne olur
falan gibi. Hani
ya inan ben de anlayamıyorum.
Yani çünkü ben çok
influencer takip etmiyorum. Hani
takip ettiğim birkaç isim var.
Ama hani artık böyle şey olmuş. Beş yıldır
takip ediyorum ve hani bu saatten
sonra da niye çıkartayım? Hani
yani başka çok mesela
influencer takip ediyor muyum? Harbiden
aklıma gelmiyor. Yani yabancılardan var
takip ettiğim ama ismini bile bilmiyorum. Hani
sadece ana sayfama düştüğünde bana bir renk
oluyor. Onun dışında
zaten seni İdil'i
rüyayı bir influencerdan ziyade
kendi arkadaşım olarak gördüğümden zaten
like'lıyorum paylaşıyorum.
Hani böyle İdil'in bir iş birliğini falan görünce
şey olurum. Ay benim arkadaşım iş birliği yapmış
ya falan oluyorum. Ben aşırı heyecanlıyorum ya.
Şey onu hala bir influencerdan
önce hani şeydir ya sen
ne yaparsan yap annenin babanın çocuğusundur
hani ne yaparsan yap o benim hep aydınlı
arkadaşım yani. Hani hiçbir şey bunu değiştiremez.
O yüzden influencer dünyasına
dair bilgim çok kısıtlı benim.
Ve belki bir noktada bana geçenlerde bir arkadaşım sordu İtalya derken.
O zaman sen bir influencer'sın ve ben oturup bunu düşündüm.
Yani ben neyi influence ediyorum?
Duyguların hakkında konuşuyorsun dedi ve yani gerçekten böyle bir mantıktan aslında ben de bir influencer'ım.
Bu işte algoritma işi işte insanlar ne yaparsak takip ederden ziyade bu bence hiçbir zaman kafamızda bir soru işareti olmadı.
En azından benim için.
Evet.
Ben ne yaparsam beni insanlar takip eder.
hani ona böyle bir
ihtiyacım varmış gibi hiçbir zaman hissetmedim
tam tersi bu işte romantize edip
hani böyle Barbara Palvin'in
böyle işte köpeğini gezdirirken keşfedilme gibi
bir mankenlik hikayesi var ya böyle efsane
bir yerden hani kesinlikle öyle değil ama
ben böyle şeyim
ben yapayım bulan bulur
herhalde beğenen bir yerde
kadercilik birazdan aynen beğenen bir yerde
beğenecektir çünkü böyle başladım böyle gördüm
zaten yani bir noktada
kendin olarak başlıyorsun ve bu
aslında kaynağı hep akan bir şey.
Çünkü ya şimdi şöyle
benim annemin çok inanılmaz
efsane bir sözü vardır. Yani konu aslında
çok şey üzücü işte hayatımda yaşadığım
kötü bir olaya denk geliyor ama
bir gün böyle ben çok üzücü bir şey yaşadığımda
bir buçuk sene kadar evvel
annem bana şey demişti.
Bazı insanlar
senin gibi insanlar
kendi yolunu kendi çizer.
Ama bazı insanların
belli bir yolda ilerleyebilmesi için
senin önden gitmen gerekir.
Şimdi ikincisi olduğun zaman belki çok daha büyük bir iğme yakalayabilirsin trendleri takip etmek falan ama bir gün onlar durduğunda onlar tamam bu benim maksimuma ben ulaştım dediğinde ve senin hala gidecek yolun varsa o zaman ne yapacaksın bütün rotanı mı değiştireceksin?
Geride dönemezsin.
Evet kesinlikle o yüzden aslında biraz da kendi yolunu çizmekle alakalı ve yani evet belki biraz da senin influencer hayatında benim podcast hayatında belki yavaş ilerlememizin sebebi de çünkü bizim altımızdaki araba bu ve bizim gitmek istediğimiz yol bu yani sen o tarafa gidiyorsun ve yolun açık olsun ama ben oraya gitmiyorum.
Hani bütün influencerları aynı böyle bir kazana koymak da biraz şey gibi yani herkes yazlığa gidiyor ama herkes aynı yazlığa gitmiyor kardeşim yani.
Hani birisi Ege'ye gidiyor, biri Akdeniz'e gidiyor falan, biri Marmara'ya gidiyor.
Hani zaten bu yüzden daha böyle çeşitli, daha farklı insanların bunalmadığı hayatları var falan.
Hani bırak herkesin de yolu aynı olmasın.
Ben bu aynalaşma hastalığına biraz tutuluyorum yani.
bir de şu da var. Seni herkesleştirirler.
Sonra herkesleştiğin içinde
suçlarırsın. Tabii ki sen de
diğerleri gibisin. Sen de artık
en basit aşırı link
vermeye başladın. Aşırı ne
giydiğini saklamaya başladın. Aşırı
ne yaptığını çok belli
etmeye başladın. Konum veriyorsun. Şuraya
gittiğini söylüyorsun vesaire. Ben ne
yapayım? Bu
YouTube hayatına girdiğinde
beklentileri neydi Yaren?
Bu YouTube hayatına girdiğinde
gerçekten tek beklentim
aşırı derecede anımın birikmesiydi.
Ben böyle çok fazla telefonu
şlak çıkartıp fotoğraf çekebilen
aklına video çekme
hali gelen biri değilim.
Yapamıyorum. Böyle sürekli kendime
her hafta başında böyle pazartesi günleri
aldığımız kararlar vardır ya. Hep şeyim
hani çekeceğim ya hani kendimi
bu bana kalacak.
Damla altının tutuğu işte.
Bu bana kalacak ya bu
damp neyse. Hani
Ne bileyim bunu birine paylaşmama gerek yok.
Bunu ben kendimde biriktireyim.
Ama o galerimiz bir yerde doluyor ya.
O bir yerde başka bir şeye aktarılıyor yani.
Ve sen onu yıllar sonra muhtemelen açtığında.
Aa böyle bir şey olmuştu deyip açacaksın ama.
Youtube gibi bir mecrada veya TikTok gibi bir mecrada veya Instagram gibi bir mecrada.
Sen onu önünden kaldırmadığın sürece.
Her zaman diyeceksin ki.
Aa böyle bir şey her zaman vardı.
Ve ben o günü böyle dün gibi hatırlıyorum.
en basitinden hep kız arkadaşlarımı
söylediğim bir şey var bizim kız arkadaş grubumuzda
bu yazlığa gittiğimiz bir
video var bizim dörtlü kız
grubumuzu uzaktan izleyebildiğimiz
tek video ve sadece
sanırım ben baştan sona izleyebiliyorum
herkes böyle deliriyor utançtan
cringe'dan bir yandan da böyle şey
biz bu kadar birbirimize kötü mü
davranıyoruz hani baya bir
çok keyifli bir video bu arada ya böyle
gırtlaklamışız falan yani birbirimizi
ama şeyim hani böyle şeye endişem
olmuştu başta insanlar ne
diyecek hani bu hayallerindeki kız
arkadaş grubu muhtemelen bu değil
herkes birbirini rostluyor bir şeyler yapıyor
çamur atıyor falan ama bir yandan
da baktım biz kızlarla
o yazlığa 40 defa falan
gitmişizdi hani ama tek hatırladığımız
yazlık günü o gün ve
her ne kadar utanç duysak da
her ne kadar böyle birbirimizi uzaktan
izlerken ay niye bunu yaptım çok özür
ederim ya çok ayıp olmuş sana falan desek de
o orada duruyor
O günü biz çok iyi hatırlıyoruz.
Ve böyle atıyorum yeni biriyle tanıştığımız zaman falan ben direkt onu diyorum.
O videoyu izler misin?
Lütfen izle.
Çünkü biz oyuz.
Oradaki kişileriz.
Çünkü biz orada kamerayı koyduk unuttuk.
Bir video var bende 3,5 saat tabu oynamışız falan.
Ne ama böyle 10 saniyesi falan.
Benim amacım işte o anıları biriktirmekti.
Döndüğümde atıyorum Bodrum mu?
Ben her gün Bodrum'da yaşıyorum.
Döndüğümde ama hatırlayabildiğim gün sayısı şu an hiç kaydetmediğim için sıfır.
Ama o zamanlar kaydediyordum.
Nereden baksan kafamda bir 10 günlük bir bodrum turu var yani.
Ben kaydedeyim.
Dursun.
İnsanlar keyif alsın almasın.
Bir noktada ben aşırı keyif alıyorum onu yapmakta.
Tabii kendimi izlerken böyle yine şey oluyorum.
Rahatsız oluyorum.
Ne dedim be kızım.
Bunu da demeseydim gibi.
Tamamen anı biriktirmek.
Kendime anım kalsın.
yıllar sonra döndüğümde
19 yaşındayken
gittiğim yazlığı hatırlayayım.
Ya da 18 yaşındayken yaptığım
soru cevap videosunu hatırlayayım. Acaba o zaman
sevdiğim kitap neydi? Şu an ne?
En son hangi filmi izlemişim?
Şu an hangi filmi izlemişim? Hep karşılaştığım
video olabilir ya. Evet. Bak
içeriği ürettim valla. Valla.
Kendine hasta influencer ya.
Yolunu çizdi. Bırak.
Valla. Yaşama kızı.
Living life.
Yolo.
istediğim bir noktadaydı her zaman
hep istediğim noktada bıraktım
bence sen ya tabii ki de sen de
istersin bir linkten bir milyon kaldır
yani
neyimiz eksik yani neyimiz eksik
değil mi ama şu da var
bence bu artık romantize
etmek midir yoksa
biraz daha hani
kendini telkin etmek midir bilmiyorum
ama bana kalırsa senin böyle bir amaçla
yola çıktığın bir noktada geldiğin nokta
aslında zaten çok güzel yani
bazen öyle bir yol çizersin ki
gerçekten sadece varış yolun çok iyidir.
Hani onun dışında yol çok virajlıdır,
mideni bulandırır falan.
Ama sanki senin anlattığın ki
kendimle de özdeşleştiriyorum.
Biz böyle bir rota çizmişiz ve rotanın kendisi
çok güzel. Yani hani
susurlukta durup bir tost yemek
gibi. Anladın mı? Yok. Şey diyeceğim
böyle sanki İzmir'e gideceğiz.
Atıyorum. Beş saatlik bir yollardan
baksan şu an. Ama biz her yerde
mola vermişiz. Evet. Aynen. Susurlukta
Ayranımızı içmişiz. Onu içmişiz. Burada şunu
yemişiz. Şurada. Sokaktan kavun almışız.
Kesinlikle yani. Arabamızı
bozmuşuz. Başkalarıyla tanışmaya çalışmışız
gibi bir rotamız var ve
o 5 saat nereden baksan
bir 50 saat olmuş. Evet ve hani
evet belki başka influencerların
çoktan vardığı bir noktaya
işte maalesef bu gecikmelerle
işte bir 5 saatin kaldı.
Ama gerçekten maalesef mi yani?
Çünkü aslında sen
bana kalırsa hani bu baya biz böyle
iki arkadaş oturmuş. Sen var ya
kraliçesin falan. Yürü be kızım.
Sen ya birbirimizi yavrularız. Çiçeği yersin. Ama
ciddiyim yani. Hani hissettiğim
de bu yani. Çünkü senin
yola çıkışınla vardığın nokta
yani geçenlerde bunu düşünüyordum.
Şimdi herkes İtalya'ya geliyor.
Yüksek lisansa falan. Çünkü gerçekten de
kabul ediyor yani İtalya.
Biraz böyle bir şey oldum.
Bir özelliği kalmadı ya falan.
Sonra durdum ve düşündüm. Dedim ki
yani ama bu senin hayalindi.
Yani bunun ne kadar kolay olduğunun ne önemi var?
Bugün Datça'ya yerleşip bir tane küçük bir evde kalmak istesen.
Bu herkesin yapabileceği bir şey olsa bile.
Bu seni gerçekten çok küçük hedeflerin insanı mı yapar?
Halbuki sen sadece hayalini gerçekleştiriyorsun.
Yani benim için bu bölümden sonra lahmacun yemek hayal ettiğim bir şeyse ve bunu yapabiliyorsan bu aslında bir noktada başarıdır.
Kendime kulak verebilme yetimidir.
Yani evet İtalya'ya herkes gidiyor ama herkes benim hissettiğimi hissediyor mu?
ya da herkes benim kadar anlam yüklemiş miydi buna?
Onu düşünmeye başlayınca kendimin biraz daha sırtını sıvazladığım
ve kendime arka çıktığımı fark ettim.
O pencereden bakınca bence sen birçok influencerdan daha iyi oluyorsun aslında.
Çünkü sana ne kadar reklam geldiği, ne kadar link verdiğin
ya da gerçekten hayatında ne kadar bunun üzerine kurabildiğin değil olay.
Çıkış noktanı belirlemişsin ve varış noktan gerçekten tutarlı.
Tabii ki bu yolda...
Yine o yoldayım yani.
Evet yani yine tabii ki de paralar niye kazanmayasın?
Niye faydalı olmayasın?
Çünkü biliyorum seçicisin falan.
Ama yani neticesinde tamam ben de isterdim yani aylık gelirim 100 bin liralar olsun.
Okey.
Ama bence bazen insan fakir olsun ama vizyonlu olsun ya.
Valla.
Hani az kazanalım ama neye harcayacağımızı bilelim ya.
Benim imzayı çak ya.
Hiç yiyecek arkadaşlarımız da olsun değil mi?
Yani bırak.
kadar haklısın ki. Linkler sizin
olsun ya. Bizim close friends'imiz var.
Ya çarçur ya. Hiç.
Şimdi bir aile seni beklentin
İtalya'ydı ya. Hani
çok yakından izledik. Ben böyle şeyim
Simay var ya top noktasına
yaşayacak. Gidecek ya abi.
Unutacak ya bizi. O kadar
mutlu olacak ki böyle mutsuz arayacak ki
defolun gidin ya yanımdan. Yürü be.
İşte herkesin
beklentisi aynı olduğu noktada kendi
beklentini sorguluyor musun? Sorguladım
çok. Yani ben bir gittim
İtalya'ya. Herkes
Türkçe konuşuyor. Dön be.
Herkes. Dedim nereye geldik ya?
Ya Fatih'te Türkçe konuşmuyorsunuz.
İtalya'da mı konuşuyorsunuz?
Falan oldum.
Ya ama tabii işin şakası
bir yana. Yani bir şey oldum. Hani
çok istediğin bir şey
gerçekleştiğinde ve
gerçekten hani şimdi şöyle.
Kimi için kolaydır, kimi için zordur. Benim için
gerçekten zordu İtalya'ya gitmek. Yani
çünkü ben döndüm ve hani biraz
şey gibiydi. Yani benim ağzıma bir parmak
bal çalındı ve ben böyle
onun tadı damağımda kalmış bir şekilde
bırak İstanbul'u Aydın'a
döndüm. Ailemleyim
tekrardan ve bir anda yani
hani bıraktığım ve gerçekten
sorumluluk anlamında kaçtığım her şey
bir anda karşıma çıktı.
Yani şimdi ben bir de
Napoli'den döndüğümde beklemediğim
bir ilişkiyle döndüm.
Ama hala eski ilişkimin böyle
bir noktada da cenaze namazı
kılınmamıştı. Yani ben onları bırakıp da gitmiştim.
Dönmedik mi daha? Hani aynen
bekletiyoruz onu
şimdi geldim yeni bir ilişkinin sorumluluğu
mezun oluyorsun arkadaşlıklarım uzaklaşmış
hani yerim çok çabuk
doldurulmuş böyle çok pikte
hissettiğim bir yerden geri geliyorsun
ve şey hissediyorsun yani star
hani memlekete gidince böyle bir kendini
şey hissedersin ya sokakta yürürken
yok yani kimsenin umurunda değilsin
falan tokat gibi çarptı
suratıma sonra fark ettim ki ben birilerinin
umurunda olmak istemiyorum ben umurunda
olmayacakları yani insanın
umurunda olmayacağım yeri kendim
belirlemek istiyorum. Ben İtalya'daki
insanların umurunda olmak istemiyorum. Çünkü
ben oradayken
o kadar kendime dönüyorum ki kimin beni
izlediği önemli değil. Yani sürekli kendimdeyim.
Ve bana böyle çok
farklı bir ütopya
sundu. Yani çok hani böyle
bir rüyada mı uyanırsın ve
o rüyadaki adama aşık uyanırsın ya
yani kim bu? Hani bulacağım yani.
Benim için öyle bir rüyaydı.
O yüzden evet gittiğimde
çok bocaladım. Ya bu muydu beklediğim
İtalya? Yani ben Napoli'den geldim.
Burası çok farklı falan oldum.
Ve bu belki bencilce gelecek kulağa ama ben bunu söylemezsem olmaz.
Çünkü eminim ki bunu insanlar düşünüyor ve sadece dile getirmiyor.
Birçok insan da bence böyle etrafına bakıp kendi gibi oraya gelenleri görünce aslında bir afallıyor.
Çünkü oraya gelmek o kadar senin hayatının böyle ilk etapında ki.
Hani oraya geldiğinde zannediyorsun bütün dünya seni ayakta alkışlayacak.
Yani en basitinden Türk kadın voleybol takımı şampiyon oldu.
Ve mesela ne kadar İtalyanların umurunda anladın mı?
Ne kadar Fransızların umurunda.
Bizim umurumuzda sadece.
Ve ben oraya kendimin takım kaptanıydım.
Oyuncusuydum ve sadece benim umurumdaydı bu.
O yüzden bir afalladım.
Ama sonra fark ettim ki yani evet tamam.
Başardığım şey bu muydu gibi bir afallama yaşadım.
Hani herkes beni böyle alkışlarla karşılaştırdı falan istedim yani.
Ama sonra fark ettim ki bu benim hayalim.
Yani aslında herkes tarafından takdiri görmemek ya da herkes tarafından onayı almamak da seni çok biricik yapıyor.
Hani herkesin sevmediği bir şeyi sevmeye başlamanın artık çok farklı ve yetişkin geldiği bir an vardır.
Hani artık herkes dinliyor diye Metallica dinlemiyorsundur.
Herkes dinliyor diye Duman dinlemiyorsundur.
Kendin için Alt Çey dinliyorsundur.
Olur.
Hani anladın mı?
Bence İtalya benim için kendim için bir şey yapma noktasındaki ilk ve en büyük adımımdı.
O yüzden bildiği bir noktadan sonra kendimi bile sallamaz oldum yani.
Kendini de umursamadın yani.
Tabii.
Yani bu beklenti herkesle aynı beklentinin olması.
Yanındakilerle aynı beklentinin olması.
Beklentini düşürür mü bir yerde?
Bence rekabeti arttırıyor ve rekabet aslında çok da ihtiyacımız olan bir şey değilmiş gibi geliyor bana.
Yani orada aynı senaryodasınız.
Tamam aynı başroller bir yerde.
Farklı başroller bir yerde ama aynı senaryo.
herkesin beklentisi top noktada
yani yurt dışında eğitim
almak yani şu an.
İşte bak mesela senaryo olarak
baktığında benim yaşadığım şey aslında çok hayali
kurulan bir şey. Ve kolay da
bir şey yani çok zor değil.
Kolaylığı da tabii tartışılır ama
herkes zaten yurt dışında hasta master'a gidiyor.
Yani benim şu an arkadaşlarımın
beş tane falan arkadaşının
veda partisi var yani hepsi yurt dışına gidiyor
falan. Orada galiba artık
mevzu senin bunu ne kadar önceliklendirdiğin.
Ben kaçış olarak gitmedim ama kaçış olarak gidene de çok saygım var.
Yani gerçekten burada niye durasın artık noktasına geldik.
Ama ben sadece ve sadece İtalya için gittim.
Yani çok da ben...
kestiğiniz için en uygun paketi hemen
keşfedin.
Belki mantıklı bir karar bile değildi.
Yani burada daha aslında oturaklı bir
hayatım vardı ve 25'imden
sonra tekrardan öğrenci hayatına
dönmek de beni çok sarstı. Çok heyecanlıymış ya.
Hani bir anda böyle tek başıma yaşadığım
paramı kazandığım bir hayattan
şak diye böyle
5 tane insanla yaşıyorum
yani. Hani ve ağlamak
için bile schedule etmen
gerekiyor yani ağlamanı. Tuvalet saatleri.
Tabii yani temizlik anlayışı, yemek anlayışı farklı insanlarla yaşıyorsun falan.
Ama yani herkesin evet yurt dışı, yurt dışında okumak, yüksek eğitim almak, Türkiye'den çıkmak bunlar hayal.
Ben bunun da farkındayım.
Ama bence benim beslenen tarafım çok unikti yani çok biricikti.
Hani Erasmus falan da değil.
Yani ben orada aşık oldum.
Orada birini çok sevdim ve orada sevildiğimi hissettim.
Buna da çok ihtiyacım vardı.
ve Napoli'de çok böyle İtalya'nın yalnız bırakılmış böyle terk edilmiş çocuğu gibidir.
Haylaz çocuğudur.
Ben de kendi hayatımda bunu hissediyordum ve ilk defa beni bir insanın değil bir şehrin anladığını hissettim
ve ona yakın olmak istedim.
Yani Napoli'de okuyamayacaktım mesela bölüm yoktu.
Ben ona yakın olmak istedim.
Yani böyle bazı lisede falan arkadaş buluşmalarına sırf bir çocuk için gidersin ya.
Gidelim ya.
Ben bunun için ülke değiştirdim yani.
Hani bu saatten sonra herkes Cambridge'e gitsin.
Biz Napoli çocuğuyuz ya.
Hani tam o dediğim herkesin hayal etmesi hiçbir anlamı değiştirmiyor.
Çünkü ben bunu hayal ettim noktasında çok gururda duyuyorum kendimle.
Ben de senede gurur duyuyorum bu arada.
Çok teşekkür ederim.
Gelir miyim ya?
Gelirsin.
Tabii ki de.
Ocakta gelecek yeşil pasaport.
Bence gelmelisin.
Çok isterim.
Bence gelmelisin.
Cübbe mi alacağım Ocak sonu?
Marco Polo Havalimanı'ndan alırım seni.
ismi de çok önemli
ben marka destesinde ben
diye bağırıyorum arkadan
yani İtalya benim
herkese göstermek istediğim bir şey
ya ben onu çok hissediyorum ya
böyle sanki
sonunda o insanı bulursun yani
evet hani böyle atıyorum
yeni tanıştığım birinin memleketi
Ankara'dır Antep'tir
Diyarbakır mesela benim çok sevdiğim
Diyarbakırlı bir arkadaşım var
çıldırıyor beni Diyarbakır'a götürüp gezdirmek
içine. Deliriyor yani. Avcunun içi gibi
biliyor belli ki. Ben aynısını
sende İtalya için
hissediyorum. Böyle gideceğim oraya.
Sadece seni heyecan vereceğim ki.
Al beni ve gidelim ya. Alalım başımızı
gidelim. Bak mesela benim
İtalya konusunda en büyük korkularımdan
bir tanesi. Ben Napoli'de
yaşamadığıma çok seviniyorum. Çünkü
Napoli'de çok alevli bir şehir.
Ve ben de yani tansiyonu çok da
düşük bir insan değilim.
Ve bu ilişkinin, ben ve o
şehir arasındaki ilişkinin toksik bir ilişkiye
evrilmemesi için olabildiğince böyle
ziyaretlerimi sık ve kısa tutmaya çalışıyorum.
Misafir gibi ya.
Aynen aslında bir mesafe ilişkisi yaşıyoruz
ve aslında soluklanıyoruz birbirimizden
ayrı olduğumuz dönemlerde.
Ve ben de Napoli'de çok flörtöz
insanlarız.
O bir şehir tabii ama. Çarçur.
O da çok flörtöz bir yer.
Çok şahsına münasır. Ama ben hep
bilirim ki ben gittiğimde o da beni hatırlar.
Ben sadece şehri hatırlamam.
Bu noktada sana benim bir sorum olacak.
Ben böyle hissediyorum ve bu hissi de stabil tutmak için elimden geleni yapıyorum.
Peki senin nezdinde bir ilişki nasıl başladığı gibi sürer?
Ya da sürer mi gerçekten?
Bir ilişki nasıl başladığı gibi sürer?
Bak bunu hiç düşünmemiştim.
Sanırım benim hiçbir ilişkim başladığı gibi sürmedi.
Bunu iyi bir noktadan söylüyorum sanırım.
Böyle kötü başlayıp çok iyi sürende oldu.
İyi başlayıp oha bizim beklentiler çok yüksekmiş ya.
Daha bunu hani alçaltalım.
Daha standart daha böyle monoton bir hale getirelim.
Monoton sıkıcı değildir bu arada herkes monotona sıkıcı der ama değil kesinlikle.
Monoton iyidir.
Kesinlikle.
Nefeslenmedir ya böyle durduğum bir duraktır yani.
Sanırım hiç başladığı gibi gitmedi.
Ve buna da çok mutluyum yani.
Hani iyi ki de başladığı gibi devam etmedi.
Bir yerde ya şöyle şimdi iki tane insan yeni tanıştığı zaman her zaman daha sık görüşür.
Her zaman daha sık konuşur.
o sabah beşlere altılara kadar konuşulan o WhatsApp konuşmalarını biliyoruz yani buradayız.
Ama bu demek değil ki ilişkide her sabah beşe kadar konuşalım.
Her hafta her Allah'ın günü görüşelim.
İyi ki de yapmıyoruz.
Ben yapmıyorum en azından nezdimde.
Yorulursun ya.
Bir yerde tüketirsin onu.
Bir yerde onun sonu gelir yani.
Bunu tüketmemek için olabildiğince iyi başlayan şeyi daha az iyiye,
kötü başlayan bir şeyde
iyiye veya daha da kötüye
sürüklemek benim için çok daha
okey bir konumda sanırım. Bu grafiğin
dümdüz ilerlemesi çok canımı sıkıyor benim.
Çok atılıyorum. Yani bizim
terapide özellikle ilk öğrendiğimiz şey
belki de psikolojide. Benim
hem kendi terapimde hem de terapi verdiğim
süreçte öğrendiğim bir şey şu ki
yani aslında
iyileşmek dediğimiz şey de yani iyileşmek
benim en sevdiğim kelimelerden bir tanesi. Çünkü
iyi olmak değil
yani iyisin aslında
daha iyi olmak, iyileşmek yani onu pekiştirmek aslında Türkçenin bir nimeti bence.
Ve bu hiçbir zaman bize hep söyledi.
Bu lineer bir çizgi değil.
Bu her zaman inişli çıkışlı olacak.
Ve bu inişli çıkışlılık belki de o senin dediğin zaman zaman daha az konuşmaları
ya da belki de toplumun ya da kabul edilmiş ilişki algısının aslında kötü olmadığını
yani şöyle bazen evet aşağıya doğru iner bu çizgi bu grafik.
Bazen yukarı çıkar ama yani roller coaster'a para verip binmenin nedeni de budur zaten.
Ya katılıyorum kesinlikle.
Yani full yukarı çıkan ya da full aşağı inen bir şeye binmezsin.
Yani metroya bine aşağıya iniyoruz ki ulaştığımız noktada yerin üstüne çıkabilelim.
Yani hayat aslında zaten bu dengeden kurulu.
Çok haklısın yani bir ilişki başladığı gibi sürmemeli zaten.
Yani sürüyorsa bir hata vardır.
Yani her gün aynı yemeği yemek gibi ki bence aynı malzemelerle her gün farklı bir yemek yapabilme kapasitesine sahip insanlarız.
Neden sürekli aynı şeyi yiyelim?
Niye kendimizden bir şey katmayalım?
Çok da katılıyorum yani ben uzun süredir bir romantik ilişki yaşamıyorum aslında.
Belki yeni yeni içindeyim bilmiyorum.
Belki bu noktada sana da sorabilirim aslında sen sağlıklı güzel giden bir ilişkinin içerisindesin.
Mesela bu ilişkini nasıl tanımlarsın?
Yani beklentilerin neydi bu ilişkide başlarken Yaren?
Ben o kadar çok şey öğrendim ki bu ilişkimde.
Hani gerçekten böyle şeylik değil böyle kocamcılık yapmak istemiyorum.
Selam olsun sana sarı çocuk be.
Hani gerçekten kocamcılık yapmak istemiyorum ama ben böyle öğrendiğim her şeyin bu ikili ilişkilerde tamamı değil ama çoğunun yanlış bir yerde olduğunu gördüm.
Ve hani benim beklentilerim o kadar farklıydı ki.
Neler bekliyordun?
ya benim beklentim işte 7-24
konuşalım
bana sürekli
beni ne kadar sevdiğini
hatırlatsın ve ben onun böyle
hayatının vazgeçilmez bir parçası olayım
ben varsam var
ben yoksam o da olmamalı
beni bir aydınlat çünkü ben çok yeni
bir şeyin başındayım
ve ben maalesef
aşk doktoruymuşum değil mi?
aşk doktoru ya yap şu ilacı ya
yap yap
yani ben de şöyle
bir şey var. Dinleyenler
kesinlikle biliyor. Ben kendi
değerimi insanlar üzerinden değerlendirmeye
bayılırım. Benim
tedavisi olmayan hastalığım budur yani.
Ve maalesef artık bu insanlara
da geçti. Bazı bana kalırsa
çok basit eylemlerin de
aslında beni tanımlamasına
müsaade etmeye başladım. Örneğin
ne sıklıkta mesajlaştığımız
ya da nasıl
vedalaştığımız. Mesela ben
bu bahsettiğim kişi İtalya'da
ve yani benim son günümü biz birlikte
geçirdik. Çok da keyifli zaman geçirdik falan.
Ve artık yani ben havalimanına
gideceğim. Hani ayrılacağız falan.
Bana sadece şunu dedi. Tanıştığımız
için çok mutluyum. Yani bunu söylemek
istiyorum. Ve sonra sadece şey dedi yani
görüşeceğiz döndüğünde.
Sonra sarıldık, vedalaştık
ve gitti. Yani aslında ben
seninle tanıştığım için çok mutluyum. İyi ki
tanıştık. Çok bence
beklediğimiz romantizmde olmayan ama içi çok
dolu bir şey. Böyle pastanede
kimsenin tercih etmediği ama böyle içi
krema dolu bir kuruvasan
yani. Olur ya. Yenir.
Gider. Akar.
Ve yani bu
artık yaşamamaktan
beklentilerini harbiden sapıtması mı bilmiyorum ama
ben buna da bir tatmin olamadım yani.
Ben istedim ki böyle yatsın yerlere
ben Türkiye'ye dön. Gitme ya. Ha gitme
desin. Ben de geleceğim. Yak biletini
falan desin istedim. Biletini yırtsın mı
peki önünde? Şimdi ben
çıktı almamıştım bileti.
Walut da idi bile.
Çok özür dilerim. Ben bu konuda çok yaşlıyım. Hani böyle
uygulamayı sessin. Telefonunu
camdan aşağı atsın falan.
Bu bize bence filmlerle
falan çok empoze edilmiş bir şey.
Çok iyi bir bitiriş yapmak.
İşte böyle hani eştin kaçır
böyle buketle koşacak
işte yağmurda falan. Yok yani
Devuk çok memnunum tanıştığımıza
geldiğinde görüşürüz deyip böyle
el senden tutup sonra gidiyor yani.
Bu noktada biraz şeyim
yani benim beklentilerim çok mu yüksek
çünkü romantik ilişki yaşamayalı
çok uzun süre oluyor ve hani filmlerde
çok yardımcı olmuyor bana okuduğum kitaplar
falan. Bitmiyorlar yani. Hani
senin romantik bir ilişki yaşayan
romantik bir ilişkinin içindeki yaren olarak
sana sormak istiyorum. Yani
bu normal mi? Ya o kadar
rahat törpülenilebilecek bir şey ki bu.
Karşı tarafının yardımıyla. Hani
ben atıyorum şu an erkek arkadaşıma oturup
lise ilişkilerimi veya hani liseyle
geçtim. Üniversite 1, 2'deki ilişkilerimi
falan anlattığım zaman şok geçiriyor
ya. Hani böyle yurt dışına
giden bir
situationship. Bu
kelime dağacımıza. Terminoloji bitmiyor.
Bitmiyor. Bu nasıl girdi bize bilmiyorum ama.
Situationship.
İşte şey falan bekliyorum hani uzaktan bana
mektup atsın ya. Hani
aşırı filmler değil mi? Uç noktadayım yani.
Bana mektup atsın. Şey istiyorsun
sen. Bu 80'de City'de
Mr. Wiggin giderken
istediği zaman alabileceği açık bilet
almıştı. Ya evet hani. Sen onları istiyorsun.
Ben onu istiyorum yani. Böyle
gözlerin içine bakarak bunu anlatmaya
çalışıyorum tabii söylemiyorum bana mektup at bu arada
falan demiyorum ben dedikten sonra
hiçbir değeri kalmayacak bir noktada
bunu bekliyorum tabii ki yapılmıyor
çünkü hani paylaşım
yani mektup atılacak kadar bir paylaşım
yok arada ben almışım
başımı gitmişim bekliyorum hani böyle baya baya
posta kutumu kontrol ediyorum
insan maalesef ki bence
kadınlar çoğunlukla bunu yapıyor
maalesef biz biraz kendi hayal
gücümüzün kurbanı oluyoruz bence
yani şu noktada çok okeyim
bence bir insanın kendinin
neyi hak ettiğine karar vermesi
özellikle bir kadının bu topraklarda
yetişip ben daha fazlasını
hak ediyorum demesi beni
çok mutlu ediyor yani böyle
çığlık atmak istiyorum
evet diyorum bu yani sen gerçekten sonunda
bu toksik topraklardan
sıyrıldın ve kendi değerinin farkındasın
hani o yüzden
ve kendi değerinin aşağısında
veren erkekleri
yalnızlığa tercih etmeyen kadınları da
çok takdir ediyorum
Burada biraz straight düzlemden konuştum ama dinleyenlerin anladığını düşünüyorum.
Bu topraklarda zaten var olmak her zaman bir mücadele gerektirdi.
Kadın olarak da bunu maalesef çok iyi biliyoruz.
Bugünkü yarenin beklentisiyle karşılaştırdığı zaman o günkü yarenin beklentisi acayip uç bir noktada olduğu için insan istemsiz.
Ama bence orada senin beklentini uç yapan şey sen değilsin.
Filmler değil.
Karşındaki insanın bunu verebilecek potansiyelde olmaması.
Yani artık ben sen kaç yaşındasın ben 25 yaşındayım.
Sen 23 yaşındasın bence çok okey yani.
Şunun şurasında 2 sene yani hesabını yapmayacağız.
Bence yaşım şöyle ben dün bir arkadaşıma yemeğe gittim ve onun da bir arkadaşı ve sevgilisi.
Sevgilisi Portekiz'den geliyor.
7 aydır birlikteler daha.
Tazecik.
Ve 5. İstanbul'a gelişeceğim.
Ya yarabbim ya Resulallah'ım ya.
ve Türkçe konuşmalar, Türkçe öğrenmeler, bizimle inanılmaz bir yakınlık, samimiyet, sevgilinin ağzına bakmak falan.
E kardeşim biz evde mi yiyip geldik?
Can bu da çekiyor yani.
Hani insan görünce bir göz hakkı ya.
Şimdi bak şu da var.
Evet gerçekten belki alma verme dengesinde bizim beklentilerimiz çok daha fazla geliyor kulağa.
Çok daha hayal pres geliyor.
Bunu yapanlar var ama Yaren.
Ya ben zaten bunun yapabilitesi olmadığını bilerek bunu istedim.
Evet.
İyice kendimi böyle bir hani vardır ya o lisedeyken veya 20'li yaşların başları olsun hadi ben kendimi de o konuya dahil edeyim.
Hani böyle bir acı çekeyim.
Bu ilişkide benim hani her şeyde mutlu olmasın.
Böyle bir yerde bir kendimizden verelim ve o verdiğimiz şeyden çok şikayetçi olalım gibi bir noktadaydı.
hani baya baya gözde görülür bir şekilde.
Biz yan yana otururken çok net bir şekilde oturur derdin ki
bu çocuk bu kıza mektup atmaz.
Atmaz yani niye atsın gibi bir noktaya varırdı.
Şu anki beklentilerimle o günkü beklentilerim karşılaştırıldığı zaman
oturup insan gerçekten de neden diye bir soru işareti oluyor.
Çünkü şu anki partnerim bunu yapabilecek bir partner.
Ama ben ondan bunu beklemiyorum.
Neden beklemiyorsun peki?
Ona şaşırıyor yani benden bunu beklemedi.
ama bunu yapamayacak birinden bekledin
neden?
peki şimdi beklentilerin insanısın sende
beklentisiz olmak seni eksik bir insan
yapar mıydı yaren?
ben yaklaşık bir yerdir beklentisizim
kendimden dahi
hiçbir şey beklemediğimi çok uzun süredir
kendimden dahi hiçbir şey beklemediğimi yaklaşık böyle birkaç
hafta önce falan farkettim
bu şehir karmaşasından
arkadaşlarımdan, işimden
sevgilimden uzaklaştığım zaman
baktım ki benim gerçekten kendimden
hiçbir beklentim yok ama bunun sebebi
benim çevremden bir beklentim kalmamış.
Ben her şeye o kadar bu böyledir, o öyle biri gibi bir yerde o kadar yontmuşum ki
ben şu an gerçekten oturup düşündüğüm zaman en son ne zaman kendimi böyle yaren yaren hissettim
ben onu hatırlamıyorum.
Tamamen eksiğim.
Çok istiyorum bir beklentim olsun.
Başta kendimden başlayacağım.
En büyük görevim bu.
Başta kendime bir beklenti yükleyeceğim.
Ben bunu kendimden bekliyorum diyeceğim ki sonrasında çevremden bir beklentim olsun istiyorum.
Sanki şu an kendinden tek beklentinin tekrardan beklentilerin olmasıymış gibi.
Ya evet bir yerde hani tekrara düşmek istiyorum ya.
Neden düşmeyeyim?
Yani çok duruldum.
Yani her şeyi layığıyla yapmak zorunda mıyız sence?
Bu benim çok konuşmak istediğim bir şey.
Değiliz.
Bir yerde o layığı kırmamız gerekiyor.
Ve o layığı kırmak seni aslında layığa birazcık daha yaklaştırıyor ya.
Kesinlikle.
Yani ben bunu diyecektim.
Yani zaten biraz da sıçıp batırmaktır yani bu işin lügatı.
Yani böyle bulaşırsın başarıya.
kimse yoktur ki tek seferde
bir şey ki yani şu da vardır
tek seferde hedefi 12'den vuran
adam vardır takdir de ederim
ama bu biraz da
şanstır belki de ya da diyelim ki
çok iyi bir antrenmandır ama ben
her zaman şunu düşünüyorum ben
belki de bu benim kendi polyanlacılığım
ama kötü deneyim her zaman
kazanır çünkü hem neyi istemediğini
hem de neyi istediğini bilirsin
bu süreçte ama her şey yoluna gittiğinde
çok aslında böyle
nasıl desem bağışıklık sistemin çok zayıflıyor.
Çünkü hayatta her şey istediğin gibi
olmuş ve hani belki de ilk
bir şeylerin istediğin gibi olmaması
seni afallatacak
yani. Gerek yok buna.
O yüzden evet her şeyi layığıyla
yapmamalıyız bence de ama senin de fikrini
çok merak ettim. Yani hele
tam böyle beklentilerin çığ gibi
büyüdüğü bir yaşta ben şu an beklentisizim
dediğim bir noktada. Bunu bir
sormak istedim sana. Yani şöyle
ben layığıyla
yürülen şeylerde işte
bunun doğrusu budur. Benim bunu
yapmam gerekiyor. Bir yerde buna erişmem
gerekiyor. Atıyorum okul bitti mi? İş.
İşte ne bileyim çok sik
bir ilişkiden mi çıkıldı? Hemen bir sağlıklı
ilişki. Yakın bir arkadaştan
mı uzaklaşıldı? Hemen başka bir yakın
arkadaş. Bunlar hep hani dürtü.
Layık dürtüsü ya.
Bunu izlediğimiz zaman bir yerde o layığı
unutuyoruz. Her güne layığı
gördüğümüz zaman o bir yerde
kayboluyor yani. Hani bu sefer şey oluyorsun.
Bunun doğrusu neydi ki ben şu an bunu yapıyorum?
Acaba ben şu an ezberledim mi?
Çünkü layık çok değişebilen bir şey.
Bugün benim layığımla yarınki yarenin layığı arasında böyle doğalar kadar falan fark vardır.
Ama ben bunu ezbere yapacağım.
Ve muhtemelen unutacağım.
Sonra diyeceğim ki yanlış mı yaptım, doğru mu yaptım, geçmişe döneceğim.
Geçmişteki yarenle kavga edeceğim, tartışacağım, edeceğim.
Her şeyi layığıyla yapmak zorunda değiliz.
Ben ne influencer işimi layığıyla yapıyorum, ne stajımı layığıyla yaptım.
3 ay sonra başladım.
Ne okulumdan layığıyla mezun oldum.
Ne ilişkimi layığıyla yaptım çünkü benim aşırı bir baskım vardı karşı tarafta aşırı sakin bir taraf vardı.
Ne arkadaşlıklarımı layığıyla sürdürdüm.
Gitti gitti gitti bir yerde tartıştık gidiyor mu gitmiyor mu gibi bir tartıştık sonra baktık gidiyor.
Layık ne bilmiyorum ama layığıyla gidilmemesi gerektiğini çok iyi biliyorum.
Çünkü o layıksızlık bir yerde heyecanlı.
Ve sanki sana ne istediğini o bulduruyor gibi.
Ya ben ne istediğimi bilme konusunda baya baya tecrübesizim ama her zaman şeyi görüyorum yani.
ne istemediğimi gördüğüm zaman
aklım o kadar açık ki
bunun ne istediğimi bilmiyorum
ama ne istemediğimden çok
çok eminim yani. Bu benim her zaman kullandığım bir
motto. Bu hayatta ne istediğini bilmeyebilirsin
ama ne istemediğini bileceksin. O çok
çok keyifli. Aslında kötü deneyim
güzellemem de oradan geliyor. Bence
sen yani bu
konuya bir nokta olur mu bilmiyorum ama
neye layıktır ne değildir ne ona
layıktır bilemeyen ama kendine çok layık
olan bir insansın bence. Ya teşekkür ederim.
Yaran Şafak yaran şafağa layık
yani. Ya bunu böyle
yapıyor muyum gerçekten?
Kendine layık olma işini yapıyorsun bence.
Çok teşekkür ederim. Ben çok çok
mutlu oldum ona. Çünkü bayağıdır kendime
layık hissetmiyorum yani. Ya şöyle
bence olayın biraz
tam o kilit noktası da bu. Yani
insan bu hayatta kendi tarafından
bir hayal kırıklığına uğrayacak.
Yani ben
bu belki de bu romantize etme ve
bir şeyleri güzelleme benim hayattaki
bazı acılarla baş etmemi sağladı.
Çünkü ben bu hayatta
çok nadir bir şekilde birine aşık
olduğumu hissettim. Ve hissettiğim
zaman terk edildim.
Ve o terk edilmeyi hiç yaşanmasaydı
ben hiçbir zaman sen o kız değil misin'e başlamayacaktım.
Ve bu beni bir noktada o terk edilmeye
müteşekkir hale getirdi.
Üstünden bir yıl falan geçti.
Her şey çok yoluna gidiyor ve ben
tam da aslında bu ilişkinin üzerimdeki
etkilerini unutmak üzereyim.
Şuna da çok katılmıyorum. Senin hayatına
başka insanların girmesi
ya da senin başka yerlere savrulman
bir ilişkiyi atlattığın anlamına da gelmiyor.
Bazı şeyler insanda iz bırakır.
Acımak zorunda değildir.
Yani benim kuzenim şu an 30 yaşında
ve 4 yaşında erken olduğu ameliyatın dikişlerine dokunduğunda içi sızlıyor.
Yani bazı çaresizlikler öğrenilmiştir.
Üzerinden ne kadar geçtiği değişmez.
Ve 1-1,5 yıl sonra ben eski sevgilimle en yakın arkadaşımın birlikte olduğunu öğrendim.
Ve hani yeni baştan aynı şeyin içine mi gireceğiz dedim yani.
Bu bir kısır döngü mü ya?
Hani ben sürekli bunu mu yaşayacağım falan ya da ben sürekli başıma gelenleri güzellemek zorunda mıyım gibi düşündüm.
Ama belki de layık olmadığım şeyleri yaşaya yaşaya neye layık olduğumu fark ettim.
Mesela bu olayı ilk yaşandığında anneme attığım mesajı hatırlıyorum.
Bir gün önce çünkü İtalya'dan kabulümü aldım.
Bir gün sonra bu olayı öğrendim.
Anneme şey yazdım yani beni ne yap ne yap ne yap ne et gönder beni yani.
Ben burada kalamam daha fazla.
Ve ben şu an buradayım.
Olduğum noktadayım.
Hoş geldin.
Hoş buldum.
Çünkü bana aitmiş yani
Gerçekten yeni gelmedik geri geldik aslında
Buradaydık yani
Hiç yani o yüzden evet
Sana layık olmayan şeyler yaşıyorsun
İnsanlar da bu konuda çok iyiler
Yani sana layık olmadığı şeyi
Çok rahat yaşatıyorlar
Çok iyiler ama bırak olsun
Bu hayat o kadar kısa ki
Ve o kadar bit sonraki
Tekrardan olup olmayacağı şaibeli ki
Yani
Eğer o insanlar mutluysa birlikte olmaktan
Benim yapabileceğim bir şey yok
O insanlar beni terk etmekten mutluysa yapabileceğim bir şey yok.
Günün sonunda sen kendi başınasın.
Ve bence tam o sana söylediğim gibi kendine layık olduğun zaman hayat biraz daha keyifli oluyor.
Ben şu an düşünüyorum o arkadaşlar demek ki bana layık değilmiş.
O sevgili demek ki benim aşkıma çok da layık değilmiş.
Ama ben günün sonunda her gün, her gün o hayatta ne kadar, o gün ne kadar sıçıp sıvamışsam,
her yatağa başımı koyduğumda kendime çok layık bir insan olarak koyuyorum.
her zamanda yaptığım hataları çok kendime layık
bir şekilde sıçıp sıvıyorum yani hatalarım
da çok iyidir ben de hatalarımdan çok
keyif alıyorum bu arada çok çok
çok iyi yaparım yani
nokta atışı hatalar ya bakma yani
kim olsa aynısını yapardı gibi bir yerden değil
değil tabi hatam bile sana has
aynen öyle
sen benim eski sevgilimle ol işte ben aynı hatayı
yapmam anladın mı yani
budur yani
hatam bile kendine has olacak
bu hayatta budur bence bu işin
sırrı. Katılıyorum ve bu
hata terazisi o kadar
gebertiyor ki beni. Gerçekten
yani hani böyle bu hatayı
böyle bazen o kadar has hatalar yapıyorum ki
kendime. Hani böyle şey oluyorum. Bu bana
kalsın ya. Ben bunu kimseye söylemeyeyim.
Tartmak zorunda da değilsin. Hani kimseye
kalmasın. Hani kimse tartmasın benim bu hatamı.
Lütfen tartmayın ayrıca.
Ama hani bu yaptığın çok yanlışı duymak
istemiyorum. Ya yaren bunu yaptın ama
yaptın ya. Hani düşününce
yaptın he. Hani yapmaya da
bilirdin. Yapmayıp aşırı
layığını da kovalayabilirdin bir yerde
ama layıksızlığını gördüğün yerde
diyorsun ki ben layığıma döndüm
yaptım bir kere
layığa dönmek çok kolay bence bu arada
biraz yani belki de
bu hayatta benim en sevdiğim şey
her şey çok emek istiyor yani bizim bu
stüdyoya gelmemiz bile bir emek yani falan
ama bence gerçekten
yeşeren en hızlı
en hızlı filizlenen
tek yatırım insanın kendine yaptığı
yani bunu romantize etmek mi dersiniz
klişe mi dersiniz? O kızlar, o erkekler
o bunu dinleyen herkesler. Yani
bu hayatta yatırımı kendine yapacaksın.
O kadar hızlı filizleniyor ki
yani hatalı ya
ben bu hayatta daha
25 yaşındayım. Ne zaman ki
ben bu hata benim hatam
hani böyle şey gibi ya mahallenin
abisi olmak gibi. Bir dakika ya.
Ne derdin var? Gel bana
anlat. Yani benim belki de
en büyük hatam
hep bana sahip çıkacak birilerini aradım bu hayatta.
Yani hatalarıma sahip çıksın, yanlışlarıma sahip çıksın, sevgilerime, kırgınlıklarıma sahip çıksın.
Bir gün böyle yine artık hayat tarafından bir meydan dayağı yiyeceğim.
Dedim dur ya siz kim oluyorsunuz?
Hani ilk defa belki de kendi kendime sahip çıktım.
Ve o zaman bütün insanların hayatındaki anlamı ve yeri çok değişti, çok sarsıldı.
Yani artık benim için bu hayattaki insanlara sadece bir mutluluk kaynağı.
Yani mutsuzluk veren az bir sonraki mahallede versin.
Ben zaten bu mahallenin delikanlısıyım.
Ben zaten kendi alanımı koruyorum.
Yani çok bekledim ben insanlar tarafından korunmak, kullanmak.
Kalbim kırıldığına çok istedim birisine çıkıp bu kıza yaptığınız çok yanlıştı demesi.
Demedi kimse.
Ama bu bana yanlış yapıldığı ya da benim kalbime kırıldığı gerçeği hiçbir zaman değiştirmedi.
O zaman fark ettim.
İnsan biraz kendi kendinin arkasında duracak.
Bu hayatta illa birisi tarafından hayal kırıklığına uğrayacaksa o da kendisi olacak.
Katılıyorum.
Katılıyorum yani.
Bu tamamen bu yalandan bir sırt sıvazlama değil bu arada.
Evet.
Ben bu sırt sıvazlamaya aşırı güveniyorum.
kesinlikle
hatamsa ona benim demek
o kadar güçlü bir yerde ki
ben yaptım onu
siz yapmadınız
arabaların arkasında hatalıysam ara derler ama
kendi numaraları yazar
arasan ne diyeceksin
kime diyeceksin
bu yani
bir yerde o hata terazisinde
belki sana göre hata
belki bana göre değil
ben sana atıyorum onu anlatırken
sesli söylerken onun hata olduğunu farkına varıyor
ama ben sana onu sesle anlatmayı tercih etmiyorum artık.
Bu benim hatam.
Bunun hata olduğunu da farkındayım.
Layığımı bulacağım.
Hatayla mı?
Layıkla böyle çivi çivi söker hesabı
iyice layığa yönelerek mi?
Onu mu yapacağım onu bilmiyorum ama
ben hatamla memnunum.
Böyle eskiden şey yapardım işte.
Açmayın ya o çocuğu görmek istemiyorum.
Nasıl yaptım böyle bir şey kendime falan.
Ya o kadar komik ki o çocuk hakkında
böyle birileriyle konuşurken falan.
resmen yürüyen paylaşayım ya
yaptım başta çok utandım
ama şu an ben yaptım
aşırı mutluyum ya onu yapmasam bu kadar
komik bir olamazdım muhtemelen
kendinin arkasına durmak çok keyifli değil mi
ben resmen sırtımı falan yasladım sandalyeye
baştaki gerginliğim falan hiçbir şeyim kalmadı
biz bize yeteriz yani
aynen öyle sırtımı göremiyorum
ama sırtımı çok rahatsız fazla evliyorum
ailem oraya eriyor benim
bence biraz yaşadığımız şeyler
zaten bizi o esnekliği kazandırıyor
o yüzden iyi döneyim kötü deneyim vardır
iyi ki de varlardır yani
öp başına koy ya
yani bence
ne geliyorsa gelsin
hani gerçekten
oraya çıkıp alın terinle
mücadele edeceğini bildikten sonra
bu hayatta kime karşı neyi
kaybettin ya da kime karşı neye kazandın
artık önemini yitiriyor
çünkü her zaman eve
en iyi takımla dönüyorsun kendinle
bence bu insan
bu hayatta bir insan
kendiyle nihayet takım arkadaşı olduğunda
deviremeyeceği duvar çok azdır yani.
Ya belki de en iyi beklenti bu ya.
Evet.
Kendinle takım arkadaşı olmak.
Değil mi?
Hani böyle kendinle takım arkadaşıysan
sanki böyle çevrendeki beklentiler de
bir yerde daha böyle kabul edebilir bir yere geliyor yani.
Kendine layık olacaksın diyebiliriz o zaman.
Aynen öyle.
Katılıyorum.
Bence harika bir bölümdü.
Ya ben başta ne konuştuysak unuttum ya.
Kendimizi yağladık, sıvazladık, beklentileri konuştuk.
Omuzlarımızı açtık.
Dedik biz bize yeteriz dedik.
Değil mi?
Aynen öyle.
Romantiz olmayan bir yerden bitirdiğimizde ben aşırı mutlu oldum.
Evet.
Ve işin güzeli belki de bu noktaya kadar dinlendiğinde yine bir şeyler romantize edilebilir.
Ama hayatta böyledir zaten.
Sen sunarsın.
İsteyen içinden istediğini alır.
Ve hani bazen böyle çerez tabağında en sona leblebiler kalır ama.
Bence büyümek leblebiyi sevecektir zaten.
bazen birilerini sona bıraktı.
Seni zaten en başından beri aradığındır.
O yüzden bu hayatın alma verme dengesine
belki de biraz güvenmek ve kendinin
de almak istediğin şeyleri talep
edebilme gücüne erişmektir.
Katılıyorum.
İyi ki geldin Yaren.
Sen nasıl hoş geldin ya.
Biz hep buradaydık.
Çok teşekkür ediyorum sana.
Ben çok teşekkür ederim.
Bugün arkadaşlar Podi'nin stüdyosundaydık.
Beni oradan da takip edebilirsiniz.
Böyle arada kafam estiğinde orada da birkaç dakika
konuştuğum oluyor. Spotify'da
bulamayacağınız şeyler. Hem stüdyoya
hem sana. Çok kendine
has bir insan olduğun için çok teşekkür ederim.
Ben çok teşekkür ederim efendim.
O zaman umutsuzluğa alışmayın. Görüşmek
üzere o kızlar. Sizi seviyoruz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
