
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
sevgili sanatçı arkadaşımız Rahmi ile kaydettiğimiz bu bölümde, kaldırım taşının altındaki kumsalları konuştuk. bilirsiniz; şehirlerin kentsel dönüşümleri olduğu gibi insanın kendine dönüşleri vardır falan. ilhamını kendinden alanların bölümüne hoş geldiniz. Rahmi'nin işleri için: @rahmicanss ve @oylesinetatu
öptüm!
Transkript
Herkese merhaba.
Bugün bir üreticiyle birlikteyim ve üreticilerinin sevdiği şey başka bir üreticiyle dertleşmek.
bir şey değildir Bence ve Sen o kız değil misin?'iz yeni bölümünde Bence sizin de en sevdiğiniz şey
bir erkek konukla birlikteyim Rahmi bugün bizimle Hoş geldin Rahmi Hoş buldum Nasılsın iyiyim
teşekkür ederim Sen nasılsın Ben de iyiyim Öncelikle çok teşekkür ederim Sen O Kız Değil
Misiniz'e geldiğin için Sen o kız değil misin?'iz çok sana böyle cinsiyet anlamında bir sınırlandırma
koymasın aslında biraz hani böyle bir mekana falan gidersin ve sen şu değil misin falan
Benden önce reputation'ın gider ve sen şu çocuk değil misin falan.
Oradan doğan bir isim ve tamamen aslında cinsiyetsiz.
O yüzden herkes bence biraz o kızdır.
Ve hani belki senin de tanımlayan şeyler vardır.
Var mı mesela bir ortama falan girdiğinde senden önce namının yürüdüğü olaylar?
Bence sanatla uğraşıyorum.
Benden önce namımın yürüdüğü olaylar sanırım işlerim ve insanların beni tanımadan önce işlerimi görmüş olması olabilir.
Bu aslında biraz şey yani benim ne yalan söyleyeyim biraz götüm kalkardı yani benden önce bir yere sanatım gitse.
Çünkü ben daha rezil şeylerle hatırlanan bir insanım.
Yani aa sen şu tasarımı yapan mısın değil yani sen şunun eski sevgilisi değil misin falan diye giderim yani bir ortama.
Bence baya iyi. Ne üretiyorsun?
Bence de fena değil. Ne üretiyorum?
Dövme yapıyorum birkaç senedir. Resim heykelle uğraşıyorum.
Aslında çeşitli yani kendimi ifade ettiğim herhangi bir malzeme, her malzemeyle kendimi ifade edebiliyorsam herhangi bir şey yapıyorum.
Sadece önemli olan kendimi ifade etmem gibi.
Dövmeye nasıl başladın?
3 sene önce falan pandemideydik işte.
Klasik şey hikayesi.
Herkes hani kendini geliştir, dil öğren vesaire bir şeymiş.
Ben de bunların hiçbirini yapmadım.
Dedim ki çok feype bir şey gördüm internette.
Dövme seti.
Dedim ki oha çok mantıklı, inanılmaz ucuz falan bir yandan.
Dedim bunu alayım.
Hem işte zaten full evdeyiz. Arkadaşlarımızla, işte Boğaziçi'nde okuyorum ben bu arada.
İşte Boğaziçi'ne yakın bir yerde oturuyorum. Sürekli pandemi zamanı arkadaşlarımızla buluşuyoruz evde işte.
Bire falan içiyoruz, takılıyoruz vesaire.
Sonra işte dedim hani bir sürü arkadaşım da var hazır. Ben de varım. Elimde bir şeyler çiziyor vesaire. Elimde tutuyor.
Dedim işte dövme yaparak başlayayım insanlara. Hem arkadaşlarımı yaparım. Eğlenceli olur benim için de vakit geçirmek vesaire.
Başta parasal hiçbir kaygım yoktu.
Sadece akşamları event olsun diye başlamıştım.
İlk dövmeyi hatırlıyor musun?
İlk yaptığım dövmeyi hatırlıyorum.
Kendi bacağıma bok gibi bir daire yapmıştım.
Neden? Neden daire?
Neden? Aslında şey.
İlk başta hiçbir arkadaşım yaptırmak istemedi.
İlk dövmeyi istemedi.
Böyle de güvenmek lazım işte ya.
Kesinlikle. Şu an hepsi pişman.
Randevu alamıyorlar artık.
Artık tabii.
Ben buraya gelene kadar canım çıktı ya.
Bir senedir değil mi?
Değil mi? Vaya uğraşıyorum yani.
Doğru, çok haklısın.
Sonra işte dedim bir kendime yapayım.
Böyle toplandık evde, beş arkadaş, beş altı arkadaş.
İşte ben kendime dövme yapıyorum.
Herkes seyrediyor falan nasıl bir şey çıkacak, yapabilecek mi vesaire.
İlk yuvarlanma yaptıktan sonra yavaş yavaş işte herkes bana da şunu yapar mısın, bana da şunu yapar mısın falan filan derken böyle sonsuz bir zincirleme, bir olaya gitti.
Birine yaptığın ilk dövme neydi?
Birime yaptığım ilk dövme
Aylin diye bir arkadaşıma
sanırım Acap dövmesi
yapmıştım sırtına.
Müthiş. Bundan sonra da bir an podcast
paylaşamam artık. İlk dövme
Acap dövmesi.
İlteriş temizlerle. Merhabalar.
Kahkahay efekti olarak geldi bugün aramızda.
Yani benim dinleyicilerim böyle
sohbet ortamını çok sever. Yani
o yüzden arkadaş ortamı sunmak. Ki ben
arkadaş ortamından çok gurur duyuyorum. O yüzden
onlara bir şey sunmak
böyle küçük bir niyans hoşuma gidiyor.
Evet. Şimdi dövme falan ama dövme dışında da şeyler yapıyorsun yani üretiyorsun.
Ve hani neden ve yani ne ifade ediyorsun?
Yani yaparken ya da nereden geliyor senin motivasyonun, kaynağın? Nedir yani?
Ya şöyle aslında böyle birkaç sene önce falan birkaç senedir resim veya heykel, sanatsal bir şeyler yapıyorum.
Birkaç sene önce böyle bir hani hayatım çok repetitif bir hale geldi falan.
Sıkılmaya başladım bundan.
Sonra sanat işte benim biraz daha aslında şey gibi.
Hem böyle istediğimi yapabildiğim bir alan gibiydi.
Hem de bir yandan herkese açık günlük tutmak gibi bir şey aslında.
Yani 3-5 ay bir şeyler yaşıyorsun.
Bunları sonra sindiriyorsun.
Bir işe dönüşüyor.
Başta işte yaptığım şeyler çok bireyseldi.
Atıyorum mesela işte Rönesans sanatını çok seviyorum.
Onu araştırıyorum.
Ona bakıyorum.
onunla ilgili bir şey yapıyorum. Ya da işte bir şey yaşıyorum
beni üzen, şey yapan, etkileyen
onunla ilgili bir şey yapmaya çalışıyorum falan.
Ya da işte mesela İstanbul'da
yaşıyorum 10 yıldır. Doğu Batı Sentezi
muhabbeti az önce de konuştunuz.
İşte buradan çok hani bu 10 yılın sonunda
artık hani bu sentezi iyice beni etkiledi
etkiledi. Bir şekilde hani bunun çıktılarını
bunu
bende yarattığı etkileri yapmaya başladım.
Sonra işte yavaş yavaş biraz daha şeye
kayıyor ama şu an. Çok zaten
herkes çok bireysel şeyler yapıyor diye dedim
kolektif hafıza yani herkesin hatırladığı
şeyler işte atıyorum.
Biraz daha hani toplumdaki birçok insanın
da relate edebileceği sadece hani 3-5
kişiye veya işte belli bir
sınıfa hitap etmeyen şeyler yapmaya
çalışıyorum. Şey yani sanat toplum içindir.
Biraz öyle artık.
Artık biraz o noktadayım.
Bazı şeyler olunca insan.
Kolektif olmak zorundasın.
Kolektif olmak zorundasın. Türkiye'de olunca da bence çok etkili.
Biraz yalnız
kalmak istememekle ilgili mi ya
kolektiflik sence? Kesinlikle
aynı. Ya çünkü şöyle hani
Boğaziçi'li olman ve yani
hani Boğaziçi'nin şu an bulunduğu
konuma göre yani tersi
düşünen bir insansın. Hani yaşanan şeyler
rahatsız ediyor yani hepimizi.
Ve hani ne denir?
Bir nevi aslında belki
üst jenerasyonların ve belli
bir politik görüşteki insanların hani
ya bunlar çok yırtık. Hani bunlar
gerçekten işte çapulcu falan
diyebilecekleri tipleriz yani.
Hani o noktada her şey
Bitti son bölüm
Yani şey
Kolektiflik bir noktada da aslında
Yalnız olmadığını
Ve belki de sorumluluğu ve sonuçları
Tek başına katlanamayacağını da hissettiriyor
Biraz daha çak çakma
Biraz daha çak ya
Düşünüyor musun bu arada ben diyorum
Ama bir ses seviyorum demiş
Kimle çalışıyorsun kolektiflik derken
Ahmetle çalışıyorum
Bu arada dediğin şey inanılmaz
Doğru yani
Yanlış sözüm olmaz benim.
Tamamen bu yani olay.
Ben en azından çok buradan yaklaşıyorum.
Sorumluluğu da paylaşmak.
Bunun sonucunda ödülü de paylaşıyorsun.
Ama bu şey yani bir şeyi
iki kişi yapmak çok daha kolay ya.
Niye her şeyi zaten
politik olarak yapmıyoruz ki?
Zaten Türkiye'nin bence olayı bu.
Seni başka insanlara bağımlı yetiştirip
belli bir noktaya geldiğinde bireysel olmanı bekliyor.
Ama sana bu özellik yüklenmemiş.
Yani hani şey gibi
mühendislik okuyan, mimarlık okuyan birinin
Macbook'u var ve hani mecburen
başka bir yazılım kullanmak zorunda gibi.
Yani ne bilgisayarı tam anlamıyla
kullanabiliyorsun ne de ona
kaldırabileceğinden fazlasını yüklüyorsun ve bu
senin aslında ortaya çıkarttığın şeyi de negatif etkiliyor.
Hani bence bu kadar
kolektif yetiştirdiğimiz bir toplumda
zaten bireysel olmak çok zor yani.
Çok zor.
Çocukluğundan beri hem aile ortamının
işte lise, şurbu vesaire
bireysellikten o kadar uzaktı ki
yani hayatım. Size de mesela
yatakhanedeydim falan ben. Bayağı
6 kişi beraber yaşıyoruz vesaire.
Bireysel bir alanı çok özlediğim zamanlar
oluyordu ama Türkiye'de bence
çok zor bir şey yapıyorsun onunla yani.
Neden Ahmet'le iş yapmaya başladınız?
Onunla bir şeyler üretmeye başladınız.
Yani daha doğrusu aslında sorum şu.
Bir sanatçı ben bu kişiyle
sanat yapacağım kararını
nasıl verir? Ya ben aslında
2 sene önce Ahmet'le tanıştım.
Normal ikimiz de başka şeyler
yapıyoruz falan. Sonra farkettik ki
bizim inanılmaz fazla ortak noktamız var.
Yani o da aynı benim gibi
işte pandemide dövme yapmaya başlamış.
Orada arkadaşlara dövme
yapmış vesaire işte. Sonra beraber
pandemide işte Boğaziçi'nde
Güzel Sanatlar Kulübü'ndeki atölyeyi kullanmaya
başladık falan. Ve ikimiz de
şeyden çok rahatsızdık yani. Genel olarak
sanatın işte şu anki
halinden bu kadar böyle
ne bileyim yapmacık bir şey olması
belki planlı bir şey olması falan işte bu kadar
Yani böyle presentable olmak zorunda olması.
İnsanlara sallarken dedik ki biz böyle bayağı yalnızca herhalde yani.
Böyle bir şey üzerinden gitti aslında.
Hem sevdiğimiz şeyler çok ortak hem sevmediğimiz şeyler çok ortak.
Ve direkt otomatik olarak zaten bir yola girdik gibi.
Çok kadersel bir şeydi bence.
Anlaşmazlık yaşıyor musunuz?
Yaşıyoruz evet.
Ne gibi?
Yani Ahmet bence çok, Ahmet anne gibi bayağı.
O yüzden ben de daha çocuk gibi falan.
Bir şeyleri unutuyor.
Oooo Mami Şuz başladı.
Ben senin işlerini takip ediyorum.
Ve gerçekten hani şey gibi değil.
Seviyor musun peki?
Ya evet çünkü hani bir noktada bazı şeyler ki hani biz sana ilk defa, ikinci kez falan yani yüzde geliyoruz.
Bir yine güzel sanatlarda aynen denk geldik.
Ama yani arkadaşım olarak değerlendirdiğim bir insansın.
Ve hani şey ben etrafımda birilerinin üretmesini seviyorum ve destek olmak yani kesinlikle işten bile değil.
Ama destek olduğun şeyin de paylaşanı da biraz aslında represent etmesi önemli bir şey.
Yani gidip de sırf arkadaşın diye her şeyi paylaşmıyorsun.
Mesela İlteriş benim bir senedir bölümlerimi paylaşmıyor.
Galiba şimdi yanlış söylemek istemiyorum ismini ama kaldırımın altında kum mu?
Kaldırım taşlarının altında kumsal var.
Manyak bir şey o.
Yani çok başarılı.
Ve hani ben onu neyi düşünerek yaptığını çünkü onun üzerine inanılmaz konuşulur bence.
Yani bunu her şekilde konuşursun.
Yani benim Sen O Kız değil misiniz?
Konuştuğum aşk meşki de konuşursun.
Sanatçıyla da konuşursun.
Ve ben onu nasıl bulduğunu, nasıl keşfettiğini, yarattığını diyeyim belki de.
Merak ediyorum.
Ya benim aslında işte şey normalde resim ve heykel yapıyordum.
Ve hani böyle farklı bir şeyler yapayım ne yapsam falan derken aklıma da hiçbir şey gelmiyor.
Sürekli bu şey muhabbetimde kalmıştım.
Doğu batı sentezi, İstanbul'da yaşamaca vesaire bir şeyler.
Dedim farklı bir şey yapayım ne yapsam, ne yapsam, ne yapsam düşünüyorum.
Sonra bir yerde işte bu 68 olaylarını biliyor musun? Şöyle Fransa'da işte şey başlıyor. Fransa'da devlet kadın erkek yurtlarını ayırıyor 1968'de. Baya Türkiyevari bir şey aslında.
Biz etkileniyoruz o zaman batıdan.
Biz batıya örnek alıyoruz biz ama.
Biz batıdan geriden geliyoruz.
Aynen. Eee?
Sonra işte böyle bir şey oluyor.
Baya öğrenciler de, ilk başta öğrenciler buna çok tepki gösteriyor.
Polisle çatışmaya başlıyorlar.
Çatışma dediğim bu arada polisten dayak yiyorlar yani.
Polisten dayak yiyorlar. Bir şeyler hani direniş, anlatmaya çalışma kendi derdini vesaire.
Sonra o sırada bir barikat esnasında
bir tane öğrenci
yerden işte
bir şey alıyor. Kaldırım taşı alıyor atıyor.
Sonra bakıyorlar yerin altından kumsal
çıkıyor falan. Sonra bu böyle inanılmaz
bir şey. Slogana dönüşüyor.
İnanılmaz. Bu böyle bir slogana
dönüşüyor falan. Beni inanılmaz
etkilemiş. Bu arada belediyecilik
hiç mi sekmez yani? Hep mi
böyledir yani?
Aynen öyle. İmamoğlu başa.
Vay be. Bir de çok şey
bir laf değil mi ya? Çok inanılmaz
Çok tatlı bir laf yani.
Kaldırım taşının altında kumsal var.
Yani inanılmaz iyi.
Her şey olabilir.
Gerçekten.
Şey ya hani aslında şu an TikTok'ta falan hani gece uyuyamadığında karşına çıkan o halı yıkama videoları var ya.
Çok kirli bir halının altından müthiş bir şey çıkıyor.
Sabun kesme videosu.
Hani her şey aslında biraz böyle gerçekten.
Kesinlikle öyle.
Çok iyi.
Kesinlikle öyle.
Ya şöyle.
Hani sanat açımı şöyle bir durumu var.
Ben gerçekten çok sanatla iç içe bir insan değilim.
Kendi yaptığım şeyi de mesela bir sanattan saymıyorum.
Bence bu, bunu söylediğin çok iyi oldu.
Bence sanat sadece böyle resim yapmak falan gibi değil de,
yani nasıl diyeyim, sanatsal yaşamak bir şey vardır.
Ben burada çok takılıyorum.
Nedir sanat yani?
Bir şey mi şu da var, bu belki de yine mütevazı bir kültürde yetiştiğimizden de kaynaklı ama,
yani bir konuda iyiysem ve bunu yapıyorsam ve bu senin normalin haline geldiyse,
bunun bir yetenek olduğunu görmekten çok acizleşiyorsun.
Ben olduğum olası hep çok konuştum ve zaten çok konuşan bir kız çocuğu olmak her zaman da benim çok zorbalı oramama maruz kaldı.
Yani of şimdi bu bir konuşmaya başlayacak falan denirdi.
Ben susup otururdum ya da daha fazla konuşurdum falan.
Zaten en başta bana bir lütuftan ziyade bir lanet gibi bu aşılandı.
Konuşmaya ilk başladığımda hep yaptığım şeyin çok cringe olduğunu düşündüm.
İnsanlara iyi geldiğini farkındayım ama kendimi de bir kurtarıcı kompleksinde bulmuyorum.
Ama zaten benim tek bildiğim şey konuşmak.
O yüzden yaptığım şey hiçbir zaman acaba ben bir şey üretiyorum ve bu bir sanattan sayılır mı gibi düşünmedim.
Açıkçası hani maalesef Türkiye çok sanatı zaten inanılmaz desteklemiyor şu dönemde.
Ve senin kendi kendine ben sanatçıyım demene kalıyor.
O da biraz mütevazi yetiştirmenin çok aksi bir şey.
Kesinlikle.
Diyemiyorsun ben sanatçıyım diye.
Çok zor.
Hani şey gibi yani biri sana diyor ki çok kilo vermişsin.
Ay yok falan yaparsın.
Biri sana sanatçısın diyor ki yok ben aslında bok gibiyim falan diyorsun yani.
Halbuki sanatçısın aslında.
Aynen.
Yani ne bileyim çok romantiz edeceğim ama günün sonunda yaşamak sanatını yapıyorsun en basitinden.
Kesinlikle.
Türkiye gibi bir yerde yani.
Kesinlikle öyle.
Mesela senin o yaptığın şey ya da ne bileyim bazı sanatçıların eserleri hani bu ne ya çok kolay bunu ben de yaparım falan gibi düşünülüyor bazen.
Orada hani kolay ve zor sanat diye ayrılan bir şey var mı gerçekten?
Yani kaç saat geçirdiğin midir?
Ya da Karavaccu'nun saatlerce harcadığı bir tablo sanatta senin boğaz içinde yaptığın bu kaldırım taşının altında kumsal var sanat noktasına ayrılıyor mu birbirinden?
Yani resim daha estetik üstüne bir sanat.
Tabii ki fikirsel bir yeri de var ama bir noktada şey yani iyi renkleri, güzel renkleri bir araya getirmeye çalışıyorsun.
Ama mesela kaldırım taşlarının altında kumsal var tamamen fikirsel.
O yüzden bence az önce konu söylediğin şeye de çok yakın.
İlla böyle bir resim olmasına gerek yok.
Mesela bu podcast serisi çok istikrarlı bir şekilde aslında çok kreatif bağlantılar kurmuyor mu hayatın içine?
Doğru evet.
Bu ilişkileri bence istikrarlı bir şekilde yapabilmek yani.
Doğru.
İstikrar çok kritik ve bir de şey kreatif ilişkiler bence yani.
Ya bu arada şuna da katılıyorum.
Ben seviyorum eski tabloları falan gözlemlemeyi.
Yani İtalya'da yaşıyorsun zaten her yer sanat okey.
Ama düşününce aslında yetenekli ve yatkınlığı olan ve gerçekten bir noktada aslında bir şeye tamamen konsantre olup kendini geliştirebilen insanların tek elinde şimdiye kadar.
Çoğunlukla da erkeklerin tek elinde ilerlemiş bir şey yani eski bahsettiğimiz sanat dediğimiz şey tablolar falan.
Ama mesela bana kalırsa bu daha herkes tarafından yapılabilir bir şey.
Ama senin o söylediğin daha düşünsel bir kaynaktan gelen sanat daha herkesin yapamayacağı bir şey.
Kesinlikle katılıyorum.
Yani ben mesela belki çok fazla pratikle mesela şeyi anlamıyorum insanların bu yıldızlı geceyi çizdiğinde wow olmasını.
Yani çok pratikle zaten çizersin.
Hani onu ilk yapan olmak belki gerçekten meziyet.
Çünkü nereden o kaynağı aldın.
Ama yani bana kalırsa şu an birinin tekrardan Starry Night'ı çizmesi ya da aşırı başarılı yapması değil de
senin oturup düşünüp bir düşünceyi kaldırım üstüne ben bir şu kumu dökeyim demen
ve oraya 2-3 tane işte plastik kumsal
oyuncağı koymak daha kıymetli
ve bunu böyle seni tanıdığım ve şu an buraya
konuk olduğun için söylemiyorum.
Belli bir yolu takip etmek her zaman kolaydır
zaten. Yolu çizen olmak çok zor.
Ve sen hani bu noktada belli bir şeyleri
okuyup ben de aynı şeyi okuyabilirdim ama
senin yaptığını düşünemezdim mesela.
Aynen. Tam işte bunu ben de yaparım
muhabbeti burada devreye giriyor zaten. Hepimiz
aynı dünyada aynı şeyleri yaşıyoruz.
Yani çok da doğa içindeki
olayları yaşayan yüzlerce insan
vardı ama hani işte o bağlantıyı o an
hissedip sezgisel bir şey biraz da
bence. Ben daha sezgisel bir şey
yapmaya çalışıyorum. Bu kadar böyle
planlı programlı bir şey olması değil de
bu podcast gibi içgüdüsel
bir şey olması da bence
biraz personal touch'ı getiriyor. Evet kaynağını
senden alıyor çünkü. Aynen. İçgüdüsel
olunca zaten sahte olamaz yani. Çalıntı
olamaz, başkasının olamaz ve özel
olduğu ilk zaman okeydir.
Ne olacak ki başka? Bir de birini
takip etmekle de tabii ki bir beis
görmüyorum. Ama birini takip
etmekle yola çıktığında o kişinin
destinasyonunda durmak zorundasın.
Belki orada durmak istemiyorsun.
O yüzden bir noktada kendi yolunu çizmek
manyak bir şey bence. Ya bir de hani
sadece bir şey üretmen değil. Bence dövme yapmak
da farklı. Yani insanların
üstünde gerçekten
literal bir iz bırakıyorsun. Yani
garip. Bence çok korkutucu yani.
Evet. Hani hata
yapabilirsin yani. Evet.
Kendi yolunu çizmekle çok yorucu ama ya.
Ben kendimden hani hep
kendi yolunu çizen bir kısa olmuşumdur.
kendi kendimi kolaylaştırması olmuşum.
Bu da insanı
bir yerde tıkıyor. Tabii ki de.
Çok gözünün sürekli açık olması lazım ki
her şeyde bir
inspiration göreceksin.
Her dönem işte seçimi senin
yapman gerekiyor ve bunu size düşünmen gerekiyor.
Biz en azından
arkadaş grubumuz tamam. Ailelerimize yardım et.
Ama böyle birazcık daha kendi çabalarımızla
bir yerlere gelelim sanırım.
Türkiye geneli öyle aslında.
İnsanlar kendi çabalarıyla.
insanların şunu düşünmeden de geçemiyor yani
ya birisi elimizi tutsaydı
daha neler olabilirdi
evet yani bu noktada bence
şöyle bir ayrım var
ben bu arada
privilege sahibi insanların ürettiğinde
daha bir şaşırıyorum
hiçbir şey yapmayabilir de anlatır mı
yine de yapmayı seçiyor
helal olsun
ama gerçekten bazen şey düşünüyorum
insanın biraz yerinde de durmaya ihtiyacı var
anladın mı? Ama duramıyorsun. Maddi
kaygılar işin içine giriyor. Geride kalma
korkusu, o fear of missing out
giriyor falan. Hani ulan ne zaman
soluklanacağım diyorsun. Yani tamam sürekli
zirveye çıkıyoruz da hani bir soluklanayım
bir manzarayı da seyredeyim istiyorsun
yani. Ve o zaman zaman
benim de aklıma geliyor. Bir de biri elimden tutsa
neler yapardım acaba? Bir şey
söyleyeceğim. Şeyi çok sormak istiyorum.
Şakti atladım konuda ama
her dövmeyi paylaşmıyorsunuz değil mi? Evet
evet. Paylaşmadıklarımız hani lütfen
Üzülmesin.
Neden paylaşmıyorsunuz peki?
Ama sayfada güzel durmuyor.
Buhar ya.
Gerçekten hani şey gibi yani toplu fotoğraftan seni kesmeleri gibi bir şey.
Marketing.
Doğru.
Evet.
Bir anlamda dediğin gibi.
Benim kanalımı paylaşır mısınız?
Paylaşacağız.
Niye bu tarzda?
Direkt paylaşıyoruz bu arada.
İstersen paylaşma bu da bize anı kalır.
Kimse dinlemez.
Öyle biz bir sohbet etmiş olduk.
Sigara sohbet.
Yani şey...
Hayır ama seninkini direkt bir kere şey hani personal bir dövme senin hani pencereyle şeyin buluşması süper ötesi bir şey mesela.
Böyle şeylere inanılmaz bayılıyorum.
Kalkıp da yani şeyi de paylaşmıyorum.
Zülfikarı da paylaşmıyorum.
Ama bu zülfikarı paylaşmamakta hiçbir dini kaynak yok arkadaşlar.
Tamamen öylesine tatunun çabuk da şeyi olmaması.
Kurt dövmesi de paylaşmıyoruz mesela.
Aynen yani yanlış anlaşılmasın çünkü kurt paylaşılır aslında yani.
Peki neden Ölesine Tatu? İsim nereden geldi?
Ya ben isim bulma olayında hiç yokum.
Genel herhangi bir şeye isim bulacaksak Ahmet şey yapıyor genelde.
Bu işlere bakıyor. İsim olaylarına.
Bir gün oturuyorduk güneyde Yağmur, ben, Ahmet.
Yağmur da işte Ölesine Tatu'nun ilk kurucularından.
Üç kurucu ortağı vardı.
On lira.
Sonra dedik bir şey yapalım falan.
Ahmet de nedense böyle iddiasız şey bir isim, softcore bir isim söyledi.
Çok da tatlı aslında.
Aynen tatlı.
Öylesine yani.
Öylesine, hakikaten iddiasız çok bir şey vaat etmiyor falan.
Tatlış yani.
Dedik öylesine olsun çok iyi.
Zaten oturup da böyle baş harflerimizden şey yapacak halimiz yok yani.
Ahmet bunu söyledi.
Dedik okey bayağı içimiz esindi.
Yar tatı.
Sadece kanayan gül yapılan o yer.
Şey olacaktı.
Rahmet.
Rahmet.
Rahmet ve Rami.
Rahmet de yağmur işte.
O zaman nasıl paylaşıyordun o Zülfikar'ı görmem.
Rahmet tatı olsaydı.
O zaman şey geldi.
Marketinginizi nasıl yapıyorsunuz?
Nasıl yapıyorsunuz?
Valla marketingimizi çok yapamıyoruz.
Ama yani dövme zaten marketin kendisidir.
Yürürsün ve görür adam yani.
İş şeyin kendisidir falan filan.
Gerçekten.
Hani görecek birisi ve bunu nerede yaptırdın.
Ama şöyle böyle gerçekten bence çok da iyi gidiyorsunuz o konuda.
Ama şey fikirlerimiz de var mesela bilmiyorum ne düşünüyorsunuz bunun hakkında.
Ahmet'le aylardır bunu konuşuyoruz da.
Al hadi.
Diyoruz ki influencerlara full şey spam mesaj atıp hani size bedava dövme yapalım paylaşın.
Türkiye'deki bütün influencerlara, bütün herkese bunu atıp bir şekilde ücretsiz dövme karşılığında marketing gibi bir olaya girsek?
Şöyle, bence hızlı bir yükseliş olur.
Ama neticesinde, sonunda şöyle, o zaman işte kendi çizginden çıkmak zorunda kalır mısın?
O biraz tartışmalı.
Zaten şöyle, her önüne gelen influencer'a bence yazmazsınız siz zaten.
İster istemez aslında biraz...
Gerçekten sizin de biraz tarzınıza uygun insanları seçersiniz diye düşünüyorum.
Ve bence yapılabilir yani gerçekten ilk etapta parasız da iş yapmak, isim duyurmak...
Hani biraz gerçekten sefaya giden yol biraz cefa çekilerek oluyor.
Bence neden olmasın yani.
Ama mesela sence de şey yok mu?
Atıyorum biz şu an mütevazi bir dövme stüdyosuyuz.
Çok şükür işlerimiz iyi ama...
Allah bereket versin.
Kitlemiz falan süper ama yani baya sürekli yurt dışında okuyan...
Müthiş insanlara dönmek.
İşte bence bunun da motive eden bir tarafı var.
Organikliğini de bozmak.
Evet işte.
Kesinlikle.
O yüzden de bunu düşünüyorum.
Çünkü aslında senin yaptığın şeyin, ben burada insanlara konuşuyorum.
Onlar bana bir şeyler yazıyor ve aslında yine bir noktada interaktif bir şeye dönüşüyor.
Ama aslında sizin yaptığınız iş gerçekten bir terapi odası gibi ya da bir doktor muayenesi gibi.
Ya da ne bileyim hani kuaföre gittiğinde oradaki esnafla berberle bir konuşmak gibi.
yani aslında ya taksiye binmek gibi
anladın mı? Direkt direk maruz kalıyorsun.
Maruz kalıyorsun ve hani
o dövme bitene kadar, o dövme
başlayana kadar ve belki de sonrasında
iyileşme sürecinde artık çünkü o kişi
senin bir izini taşıyor ve senin
ayaklı marketingini yani.
Tırnak içinde yanlış bir insana dövme
yaptığında o insanın kitlesinin
sana ulaşması çok daha muhtemel olacak.
Ve yani mesela şu an
yaptığınız ortam bir gün başka
bir stüdyoya taşınsanız bile sizden bir şeyler
taşıyacak ve hani evine herkese
çağırmazsın. O yüzden bence
bir noktada bu organiklik ya dediğin gibi
ya benim dövme yaptığım insanlar yurt dışında okuyor
şöyleler, sanatçılar falan.
O da senin çok motive eden bir şey. Çünkü sen o insanla
sohbet ediyorsun. Evet evet.
Çok keyifli bir şey dönüşüyor. Düşünsene sürekli
beyninin çok da mutsuz eden ve dövme
bittikten sonra iyi ki bitti
dedirttiğini sana.
Bence o yüzden
mutlaka oluyordur ki hani
bu organiklikte bile bunu yaşıyorsan
o büyüklük insanı korkutabilir bence.
Kesinlikle. Ben zaten bayağı
tırsıyorum bir yandan.
Tabii ki de çok daha fazla takipçim olsun
isterim. Sen de içerik üreticisisin.
Sen de istiyorsun. Ama bir yandan
gelip de mesela insanlar podcast'ını
dinleyip bok gibi diyecekse
atıyorum. Niye dinlesin ki?
Aynen. Kesinlikle. Ben 3 senede
hiç kötü bir yorum almadım.
Ve bunun sebebi bir bağ
kurmayı sağlamak. Belki
çok daha başta marketing
gerçekten ilk hedefim olsaydı
yani beni eski sevgilim dinlesin
diye çıkmasaydım bu yola.
Belki gerçekten linçlenirdim de.
Çünkü bu biraz var.
Tüketicinin senin üzerinde söz hakkına
sahip olduğu gerçeği değiştirilemez
bir şey. Bana en kötü
gelen yorum şeydi yani nefes aldığını
duyuyorum. Duyacaksın yani.
Duyacaksın kardeşim.
Nefes almadan olmuyor.
Aldığım en
olumsuz yorum buydu.
O yüzden
3 senede tek bu yorumu
almak da bence başarıdır.
yani. Kardeşim ya. Hani
çünkü derler başlığın çok kötü,
ses kaliten çok kötü, işte
telafuzun şöyle falan ve bunlar
demoralize eden şeyler. Ya sen
dövme yaparken birisi
laf atacak, belki yani
zihinsel bir istismara uğrayacaksın
ve hani sanatçısın yani. Zihninden
ve içinden besleniyorsun. Yani
baya hani mideni bozmak
gibi bir şey anladın mı? Kesinlikle. Yani
bence organik yürümek en iyisi.
Ya mesela şeyi düşün. Atıyorum
birisiyle podcast yapacaksın.
Ama hani sana kendini açmıyor yani.
Bir şeyler konuşmaya çalışıyorsunuz ama hani eh mi ıh mı falan yapıyorsun.
Bunun gibi bir şey aslında.
Çünkü burada iki saat beraberiz ve hani hiçbir şey yapmadan sadece telefonuna bakarsan olmaz bu iş yani.
Bir de sonra şey tribüne giriyorsun.
Mesela ben bazen yaşıyorum konuklu bölümlerde.
Nasıl açacağım, nasıl konuşturacağım.
Ve o bölümü paylaşacağım yani.
O insan zaman ayırdı.
Şey oluyorsun ama bu beni represent edecek yani.
Bu bölümde orada kalacak yani.
O yüzden bence bu noktada biraz üretmek ve belki dövme de benzer şeyler.
Yani neticesinde sen bu işin kaynağısın.
Ve kendini koruma altına alman lazım diye düşünüyorum ben.
Yani kesinlikle katılıyorum.
Sadece işte Türkiye ekonomisi.
Aynen.
Türkiye ekonomisiyle sıkışabilirsek.
Aynen.
Bir gün biz de bir İskender ülkesi oluruz belki.
Ya biz zenginler şu sanatçıları fonlayın.
Evet zenginler bu bölümde.
Zenginler parasını paylaşsın.
Zenginler parasını paylaşsın.
Herkes bir lira versin birbirine, herkesin 80 milyonu olsun.
Kim demiş ki bunu ya?
Bu sene milli bir anı paylaşalım.
Kadın matematiği bitirmiş.
Gerçekten kadın matematiği bitiren.
Herkesin birer milyonu.
Bu da ekonomiyi toplayacak tarife.
Gerçekten.
Yani üreticilerle konuşmak çok keyifli bence.
ve sen bunu her ne kadar iz bırakmak
noktasından görmesen de insanlara da
iz bırakıyorsun. Yok kesinlikle canım.
Aynen. Sadece yok iz bırakmak
olarak görüyorum da. Ya maddi
kaygıların olmasını da normalize edelim.
Kimin yok ki? Kesinlikle bu arada yani.
Meslek işte yani. Kesinlikle.
Esnaflık gibi bir şey bence.
Ama sadece şey mesela başlarda da
iz bırakma bir yandan çok gergin bir şey yani.
Tabii ki de. Yanlış. Mesela birine
bir dövmeyi yanlış yapmıştım.
İlk dövmelerimizden biri falandı.
Nasıl bir yanlış yapmak? Baya bir
kısımını yanlışlıkla simsiyaha boyadım.
Şurasını. Bayağı hani
kocaman siyah bir leke var. Kız bakıyor
aynadan hani hakikaten çok kötü.
Bir şey de diyemiyor o kıyamam falan.
Sonra dedim ki ben buna iz bırakmak
olarak bakmayayım. Bu kadar romantize edince
çünkü
şey yapamıyorsun yani kötü dövme yapınca bu sefer
kafana takılıyor şey oluyor. Aynen.
Kendini geliştiremezsin. Aynen. Çok tribe
giriyorsun yani her seferinde. Ama
her iz zaten o kadar iyi değildir.
Bazı izlerde çok şey öğretir.
Evet. Doğru. Ama yani simsiyaha
boyamış. Cover up da yapamazsın ki.
Peki nasıl toparladın?
Valla bir daha hiç yazmadılar ya.
Kesin görüş elimde falan
başlamıştı sohbet. Bayağı iyiydi.
Sonra bir daha konuşmadık.
Bir sonraki görüşmeniz mahkemede de olabilirdi.
İyi olmuş bence yazmaması.
Allah'tan evet. O tarz olaylara girmiyorlar.
Kötüyüz de bırakılır.
Romantiz etmek değil mi?
Normalize etmek değilim ki. Zaten aslında bu biraz da
güven ilişkisi.
Anlaşıyorsun, konuşuyorsun ama yine
hata kaza olabilir ki bence işin en güzel
kısmı da o. Yani biraz
harbiden günün sonunda bir insana güvendin
yani tanımadığın birine.
Sen de aynı şekilde. Evine geliyorsun falan yani.
Çok garip. Ev yani. Ama bence
şu bence umut verici. Tabi siz şu an Rahmi'yi
görmüyorsunuz. Bu bölümden sonra göreceksiniz.
Bir stalk yapın bence.
Türkiye'de artık saçı bleachli
ve inci kolye takan piercingli
esnafa çok ihtiyacımız vardı.
Kesinlikle katılıyorum. Yani esnaf bu
olmalı artık. Evet abi esnaf artık değişmiyor.
Benim dayım olmamalı. Aynen.
Artık Rahmi dayılar olmalı
yani. Simay ablalar, Simay
teyzeler olmalı. Böyle böyle
belki biz bir İskandinavya
olmayacağız ama İskandinavya
bir gün diyecek ki biz Türkiye olacağız.
Çok teşekkür ederim
Rahmi katıldığın için. Ben çok teşekkür ederim.
Çok keyifliydim. Umarım eğlenmişsindir.
Çok eğlendim. Çok keyifliydim.
Öylesine tatuyu takip edin.
Dövme yaptırın. Yaptırırken de selamımı
söyleyin.
Simay 20 kodu. Aynen.
Simay 20 koduyla
20 lira fazla ödeyeceksiniz.
Çok teşekkürler. O zaman umutsuz dağılışmayın, yatağa küs girmeyin ve sanatçıların elinden tutun artık.
Görüşmek üzere, hoşça kalın.
Altyazı M.K.
keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
