
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
*
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm “Odea” ve "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
Bana kalırsa türkçe pop her döneminde bambaşka bir çığır açıyor ama, 2000'ler türkçe pop şarkılarında bahsi geçen aşkı bugünün situationshiplerinde bulamamayı çok seviyorum. Bazı şarkıları 2 günlük adamlar harbiden de pek hak etmiyor. Hoş geldiniz.
Transkript
Herkese merhaba. Sen o kız değil misin?''in yeni ve aslında size çok daha öncesinde söz verilmiş bölümüne hoş geldiniz.
Sesim niye böyle biraz hastaymışım gibi çıkıyor bilmiyorum.
Belki bir süredir çok daha mikrofonu açıp konuşmadığım içindir.
Aydındayım ama siz bu bölümü dinlerken muhtemelen aydında olmayacağım.
Bir yolculuğa çıkıyorum. Yaklaşık bir ay kadar Berlin'de olacağım.
Eylül ayını orada geçireceğim ve oradan da tabii ki bölüm atacağım size.
Ama yine de orada bir şeyleri maintain etmeye, orada bir düzeni oturtmaya çalışırken ne kadar bir aylıkta olsa burada aklım kalmasın ve Sen o kız değil misin? ne ait o odamı yitirmeyeyim, kaybetmeyeyim, sizi geride aç bir aç bırakmayayım diye.
Sanki böyle hani anne evden giderken bir sürü yemek yapar dolabı doldurur ya öyle bir yerden bazı bölümleri de biraz stoklamak istedim galiba çünkü Berlin'de beni ne bekliyor inanın bilmiyorum.
Öylesine gidiyorum.
Kendime böyle bir kaçış belki de bir dinleniş.
Biraz bir şeylerden uzaklaşıp belki de sırf İstanbul'da, Türkiye'de aydında olduğum için bir şeylere evet deme zorunluluğunu hissetmekten kendimi biraz olsun azade edip
ya kusura bakmayın ben şu an Türkiye'de değilim diyebilme bahanesini kendime armağan etmek istedim.
Çünkü geldiğimde yoğun çok farklı şeyleri yeniden bir inşa etme sürecine gireceğim.
ve hani aslında bu bir aylık kaçamağı yapmasaydım
belki birçok şeyi çok daha hızlı ve hani maddi anlamda da çok daha rahat yapabilirdim.
Ama yine de günün sonunda en çok da paranın en kolay yerine konulabilir şey olduğunu düşünüyorum.
Özellikle zamanla ve istemekle kıyaslandığında.
Çünkü zamanı bulsam bile ileride bunu yapmaya istekliliğim kalmayabilir.
O yüzden ne yalan söyleyeyim Berlin'e gitmek için çok heyecanlıyım.
Siz bu bölümü dinlerken muhtemelen benim belden de ilk haftam olacak.
O nedenle size biraz gelecekten sesleniyor gibi hissediyorum.
Umarım her şey yolundadır, umarım keyfiniz yerindedir.
Bunun size söz verdiğim bir bölüm olduğunu söyledim.
Çünkü belki hatırlayanlarınız vardır.
Eminim var çünkü bana birçoğunuz çok fazla öneride bulundu.
Hatta belli bir süre sonra birçoğunuz da
ya sen bir playlist yapacaktın, müziklerin üzerine, şarkıların üzerine bir bölüm çekecektin, o nerede diye mesaj attı.
O yüzden bir yerlerde birilerinizin bu bölümü beklediğini biliyorum.
Sizden eğer hatırlamayanlarınız ya da belki de o story'i kaçıranlarınız olduysa
bundan böyle bir ay önce şarkı önerisi istemiştim.
Ama bunu bana yaptıran şey aslında tatilden dönüyordum sanırım ve sürekli Türkçe pop dinledim.
Ama böyle Türkçe pop deyince akla ilk gelen şarkılar işte her ne kadar onlara çok büyük bir saygı, hayranlık duysam da
Hani Hande Ener Bu Yüzden ya da ne bileyim Tarkan Aşk falan değil de.
Hani onun belki biraz gölgesinde kalmış ya da çok daha niş diyebileceğimiz.
Dinleyiciyle buluştuğunda yine böyle dinleyeni mest eden ama belki de o kadar görünür olmamış.
Ya da belki de ben bu isimleri söylediğimde yani Simaj.
Hani bunlar gayet görünür şarkılar diyeceğiniz.
Ama benim öncesinde biraz gözümden kaçmış bazı şarkıları dinledim.
Özellikle geçtiğimiz birkaç ay Haziran, Temmuz benim için full böyle Zinet Salilerle, Mustafa Sandal'ın akustik şarkılarıyla geçti.
Ve bu tabii ki benim bütün o shuffle'ımı, keşfetimi yeniden oluşturdu.
Ve ben algoritmanın bu geldiği noktadan pekala memnunum.
Bir de buna sizin önerileriniz eklenince ortaya çok güzel bir playlist çıktı.
Bu bölümle birlikte tabii ki o playlist'i de sizinle paylaşacağım.
ve açıkçası o playliste değinmediğim bazı şarkıları
ve muhtemelen bu bölümü paylaştıktan sonra
sizden gelecek bak bence şuna da göz at diyeceğiniz şarkıları da
bir başka bölümde yine böyle analiz edeceğim.
Farklı bölümler olsun ve bunu Sen O Kız Değil Misin'in içinde
bir seri yapalım istiyorum.
Öncelikle biraz bu girizgeyi uzun tutacağım.
Çünkü çok güzel şarkılar listeledim.
Bunların altına böyle uzun uzun notlar aldım.
çünkü şarkı dinlemek benim için biraz böyle bir yerde.
Ya bu arada müzik dinlemek şarkı söylemek diyorlar.
O yüzden müzik dinlemek diyeceğim.
Hani belki arada bir fark da yok ama yine de ben gördüğüm şekilde uygulamaya çalışacağım.
Bir şeyi dinlerken genellikle onun sözlerinin, melodisinin
benim kafamda kurduğum, hayal ettiğim o senaryoya uyumlu olması benim için çok önemli.
Yani ben hiçbir zaman öylesine oturup müzik dinlemiyorum.
Tabii ki hayatımın bazı anlarında bazı eylemlerde arka plan müziğine ihtiyacım oluyor.
Örneğin yemek yaparken, temizlik yaparken ama hani çok sayılı bunlar.
Onun dışında gerçekten hani ki kendi mesleğimde ve podcastta buna dahil olmak üzere konuşmak ve dinlemek üzerine işler yaptığım için zaten arka planda çok fazla müziği dahil edemiyorum bunlara.
Bunu isterdim açıkçası podcastta yapmak ama orada da telifle karşı karşıya geliyoruz.
O nedenle benim için böyle bir şeyler dinleyebilmek, spora gittiğimde ya da yolda yürürken bir yere ulaşmak isterken ya da gerçekten sadece müzik dinlemek için o ekranın başına geçtiğimde yaptığım bir eylem yani bir arka plan eylemi değil ya da eşlikçi değil.
Bazen çoğu yere sanki müzik dinlemek için gittiğimi hissediyorum.
Ya da müzik dinleyeceğim için günün sonunda o eylemi yapmaya motive olduğumu hissediyorum kendimde.
O yüzden benim için her zaman zihnimde çok fazla senaryo var.
Bence bunu relate edecek çok fazla insan var içinizde.
Mesela sporda özellikle böyle hani bedenende çok yorulduğum, terlediğim, enerjimin yavaş yavaş tükendiği bir yerde
Evet enerjimi yerine getirecek şarkılara ihtiyacım oluyor ama yine de burada bir intikamın beni görecek birilerinin özellikle beni tırnak içinde kaybetmiş, değerimi bilememiş, hayatımdan çıkmış insanların hep böyle bir göt olacağına dair bir senaryo canlanıyor kafamda.
Bence kesinlikle bunda benim kilolu bir çocukluk geçirmemin etkisi var.
Çünkü benim için her zaman böyle kilo vermek, zayıf bir çocuk olmak, zayıf bir bedene sahip olmak,
bazı istediğim ilginin, alakanın, belki bazı istediğim insanların hayatıma girebilmesi için gereken tek ölçüttü.
Tabii ki de bunu zaten çocuklukta özellikle de bir kız çocuğuysanız hissetmek çok da zor değil.
Ve büyüdüğünüzde artık bir genç yetişkin olduğunuzda da birçok şeyin sizin nasıl göründüğünüz üzerinden konuşulduğu şekillendiği bir dünyanın içinde bir anda kendinizi çırılçıplak buluyorsunuz.
O yüzden ne kadar güzelleşmek tırnak içinde, zayıflamak, kaslanmak, incecik olmak gibi şeylerin bir hayalin ana teması olmamasına özen göstersem de ve buna karşı olsam da
bu sefer belki mevzu nasıl göründüğüm değil ama kendimi geliştirip birilerine göt etmek, birilerini pişman etmek falan oluyor.
Ya da kalbimin kırık olduğu zamanlarda bir şarkıyı dinlerken işte o insanın geri geldiğini, benden özür dilediğini
ya da çok keyfim yerindeyse belki yeni biriyle flörtleşiyorsam bir şarkının bana eşlik ettiği yer
o insanla buluşmamı, ilişkimin ilerleyen dönemlerini hayal etmekte aslında dahil oluyor.
Haliyle benim için sürekli zihnimdeki böyle sahnelere bir arka fon olarak var olan bir şey müzik dinlemek.
Tabi bu sadece o yüzden melodisiyle değil biraz sözleriyle de ilişkili hatta baya ilişkili ve yakın çevrem çok iyi bilir.
Bu çünkü bana geldiklerinde benim evimde zaman geçirdiğimizde hatta bazen onların evinde özellikle Zeki ile bu çok yaptığımız bir aktivite.
Bir arkadaşımın evinde zaman geçirdiğimizde de bir noktadan sonra konuşacağımız her şeyi konuştuktan sonra ki biz sohbet ederken de arkada daima bir müzik açık oluyor.
Bir yerden sonra artık böyle televizyonda ya da işte projeksiyonda ekranda zaten Spotify açık sözleri açıyoruz ve sözleri okuyorum ben.
Yani sözleri anlamlandırıyorum, analiz ediyorum, kendimle özdeşim kurduğum yerlerin böyle benzerliğine şok oluyorum.
Sanatçıya bile böyle bakış açımı değiştiriyor.
Bir anda hani bir diziyi izlersiniz, bir film izlersiniz.
Oyuncuya fena tutulur böyle bir anda onun çektiği bütün filmleri, dizileri izlemek istersiniz ya.
Bir anda böyle artık o şarkıdan uzaklaşıyorum ve sanatçıyı inanılmaz derecede hedef olarak alıyorum kendime ve onu böyle ezberliyorum.
O yüzden benim için çok aşamalı bir eylem bir şeyler dinlemek.
Ve ben size hadi bana böyle şarkılar önerin dediğimde hem sizin önerdiklerinizi çoktan dinlemeye başlamıştım.
Beğendiklerimi orada biraz inisiyatif kullandım ama ve kendi seçtiklerimi bir playlist yapmıştım ve o dönemde de hem belki çok takıntılı olarak dinlediğim hem de sonrasında da böyle çok nadir dinlesem ve beni çok etkileyen bazı şarkıları bir araya getirdim.
Ve o dönemden beri de zaman zaman böyle bir şarkıya baktım ki artık sadece dinliyor değilim de hakikaten artık full odak oradayım.
Oturup notlar almaya başladım ve şimdi biraz o notlarım üzerinden gideceğiz.
Ve açıkçası bu notlar tek bir seferde alınmadığı için farklı dönemlerde yani bundan bir ay önce, birkaç hafta önce, bir buçuk ay önceki Simay'ın hangi şarkıları dinlediği, hangi şarkılara notlar düştüğü de tabii ki aslında benim bu aralar ne hissettiğimle hatta belki yakın geçmişte ama şu an için duygusal olarak uzak olduğum bir noktadaki Simay'ın neler hissettiğine biraz ışık tutacak.
O nedenle Sen O Kız Değil Misin'in yeni bölümüne hoş geldiniz.
Evet bu aralar oldukça gündemde olan yani bir süredir çok gündemde olan ve hala da popülerliğini yitirmemiş olan ki ben severim eski şarkıların yeni bir coverla tekrardan pop up'lamasına ve herkesin böyle diline pelesenk olmasına bayılırım.
Yalancı Şahidim'le başlayacağım. Yani beni yuhalamayın. Niye yuhalayasınız bilmiyorum.
Yalancı Şahidim biliyorsunuzdur. Rafet Erroman'ın bir şarkısı.
Ama Edis bir konserinde canlı söyledi ve onu da böyle official hesaplarına çok güzel bir kaliteyle yükleyince
hakikaten dinleme keyfi inanılmaz yüksek bir şarkı Yalancı Şahidim.
Ben bu şarkıların bana ne hissettirdiğini, sözlerine bazı dikkat çektiğim şeyleri hep,
dikkatimi çeken şeyleri hep not aldım.
Ve yalancı şahidim kaç gece düşünmekten uyuyamamış bir insanın sözleri gibi geliyor bana.
Ve aynı zamanda biraz da manipülatif.
Mesela karşısındakine bir noktada artık birlikte olmaya dair.
Yani artık yeter ya.
Yeter yani geldi artık şunu bir yaşayalım yani.
Bak kaç gecedir biz de hani burada harap olduk tarzı.
Bir yakarış bulundursa da içinde.
Sanki karşı taraf gelse bu sefer de Nazı ile Niyazı ile o karşı tarafın burnundan getirecek ve geldiğine, geleceğine pişman edecekmiş gibi bir enerji, bir manipülasyon da var.
Ben yakaran, gurursuz, pes etmiş, ya artık hani yeter ya tarzında ama böyle duygularını söylemekten de kendini alıkoymayan bir adamdan daha seksi bir şey yoktur diyorum.
Ve yalancı şahidim böyle yakaran, o gurursuz adamı bize çok güzel veriyor.
Ve bir noktada şarkının sözlerinde biraz daha soğuyorum senden diyor.
Yani şarkının neredeyse tamamında karşı tarafı ne kadar aslında duygusal anlamda yoğun şeylerle arzuladığını anlatan bir adamın
biraz daha soğuyorum sendenindeki o itirafı hem çekici geliyor hem de çaresiz hissettiriyor.
Çünkü hani karşısındakine hani gel artık çünkü bak biraz daha soğuyorum senden ve bunu istemiyorum.
Yani duygularım, seni bekleyişim, seni isteyişim hala sıcakken gel demenin hakikaten çok garip bir çekiciliği var.
Ve hani primetime Rafet Er Roman zaten bence, bilmiyorum ben yaşlanıyorum galiba.
Bence zaten çok hani I can'di ki Edis de öyle.
Çok güzel bir şarkı. Teşekkür ediyoruz bu yüzden Rafet Er Roman'a ve bunu tekrardan gündeme getirerek.
Belki ben sadece Rafet Er Roman'dan iyi ki duysaydım bu kadar sarmazdı beni.
Bunu tekrardan böyle ortaya çıkarttığı için Edis'e buradan teşekkürler.
Şimdi burada ikinci olarak benim biraz personal favorite'ım.
Bana bu aralar en çok neyi, kimi dinlediğimi sorduğunuzda da söylediğim Aysu'nun bir şarkısıyla, Aysu Pop albümünden bir şarkısıyla devam edeceğim.
Ben sadece bu albüm için bir bölüm kaydedebilirim ve her şarkıyı tek tek size analiz ederim.
Tek tek. Bilmiyorum ben mi çok romantize ediyorum, ben mi böyle hani Zeki Demirkuluz'a soruyorlar ya işte ya bu filmlerinizde böyle bir kapı bir sahnede kapalı iken diğer sahnenin devamında o açık.
Burada vermek istediğiniz mesaj ne diye soruyorlar. O da çekim hatası diyor.
Belki ben bu soruyu yönelten o sunucu kadar fazla anlam yüklüyorum. Belki böyle bir sıralama anlamlılığı, anlam bütünlüğü bile yoktu bilmiyorum Aysun'un kafasında.
Ama bilmiyorum ben çok dinlediğim ve çok özdeşim kurduğum sanatçıları böyle bir yerde ruhen anlıyorum.
Böyle bağlıymışız gibi falan hissediyorum.
O yüzden bence Aysu da yani kendisi de isterse buraya cevap verebilir ben çok isterim.
Bence bu albümde bir sıralama var.
Bir anlatı sıralaması var.
Ve açıkçası hani zaten introdan sonra sabaha kadar çalmaya başladığında bu albümde karışıkta değil de sırayla dinlediğinizde
zaten tabii ki de bir bütünlük görüyorsunuz.
Şarkılar birbirleriyle inanılmaz bağlantılı.
bağlantılı. Yani böyle hiç durmadan
akarak dinleyebilirsiniz bütün albümü.
Ama benim bahsettiğim anlamsal
bir bütünlük. Ama neyse bunu da bu kadar
zaman kaybetmeyelim. Daha çok şarkı var listede.
Bu şarkı, yani
benim seçtiğim baş harfi.
Bakın bunu nasıl şaşırtabilirim?
Çünkü benim personal favorite'ım
Senden Başka. İnanılmaz bir şarkı.
Zaten ilk olarak single
olarak çıkmıştı. Ama bu albümde
baş harfi, yani benim
geçtiğimiz ay boyunca
en çok dinlediğim şarkıydı. Bence zaten
benim Spotify rapime
Aysu bütün albümü sokmuş
olabilir. Baş harfi yani
çok yeni olduğunun farkındayım ama
çok iyi yazılmış
bir şarkı ve içindeki
arabeski ben Aysu'nun
sonunda serbest bıraktığını düşünüyorum.
Çok spesifik, çok relatable.
Hani ben
baş harfiyi dinlerken ya Aysu
sen orada mıydın ya benim son
ilişki girişimimde orada mıydın
deme ihtiyacı hissettim. Çünkü
hani karşısındakine
artık ondan pes etmiş
ama yine de aklındaki soruları
cevaplamak isteyen biri olarak
konuşan bir kadın var sanki.
Hani bizden olmadı tamam
ama bizden olmadıysa da
ben senin aklında kalacak mıyım?
Sen de biz olsaydık nasıl olurduyu
düşünecek misin diye soruyor.
Ve bu çok gerçek bir his.
Yani ben bunun üzerine muhtemelen
bölümde çekmişimdir. Siz bu duyguları
düşünerek şarkılar da dinlemişsinizdir.
Bunun üzerine arkadaşlarınızla da konuşmuşsunuzdur.
Hatta belki karşınızdakiyle konuşmuşsunuzdur.
Sen de üzülüyor musun bizden olmadı diye?
Diye belki sorup konuşabilme cesaretini bulmuşsunuzdur.
Bu şarkı benim açımdan öyle.
Yani hani hem böyle sanki bir savaştan çıkmış.
Hani yine kaldım bir başıma ya.
Böyle bıkkınlığı ve yorgunluğuyla.
Ama böyle sanki o savaş alanından çıkıp.
Böyle bir sigara yakıp.
Şöyle derin bir nefes alıp.
yani kafamda tonla bir şey var ama
yerine koyacağız artık diyen bir kadın
ve artık böyle gururu falan siktir etmiş
karşısındakine bazı sorular soruyor.
Çünkü bence karşınızdakine aklınızdan geçen bazı soruları
ya da hassas noktalarınızı barındıran soruları sormak değil
sormamak bence gurursuzluk.
Bence sormak çok gururlu ve çok insanın kendisinin arkasında duran bir şey.
Ve bu şarkı bana böyle 3-4 dakikalık bir
Sen bir şu soruları cevapla bakalım enerjisi veriyor.
Ve bu karşındakine sen de üzülüyor musun bizden olmadığı için sorusunu hepimizin bir yerlerde sorduğunu biliyorum.
Bunun bir şarkı olarak bize sunulması bence müthiş bir şey.
O yüzden Aysu Pop ve Baş Harfi benim bence çok uzun bir süre favorim olarak kalacak.
Öneriyorum.
Şimdi bu şarkıyı ben çok fazla insandan dinledim.
Hande Ener'den dinledim.
Demet Akalın'dan dinledim.
birkaç tane daha sanatçı var şimdi ismini unutmuş olabilirim.
Edis de söylüyor yine Armağan.
Fethah Can çok güzel söylüyor mesela.
Hani bilirsiniz bir ömür yeter bana bu Armağan.
Ölsem de gam yemem artık diyen o efsane şarkı.
Böyle ağır bir şarkıda İzel bu arada çok güzel söylüyor.
Yani ne diyorsun Simay İzel ya?
Bu şarkıyı İzel'den dinleyin.
İnanılmaz bir şarkı.
Bu kadar ağır bir şarkının Tanrı'ya yakarışı ve Tanrı'ya dönüp ya nasıl bir kader yarattın hani tadı damağımda kaldı demesi şaka olmalı.
Yani şaka olmalı.
Bu şarkı çünkü çok üzücü yani ilişki bitmiş.
Bitmiş yani ve diyor ki hani ayrılıktan bahsediyor ama karşısındakine, partnerine öyle bir yoğun duygu,
öyle bir müteşekkirlik var ki
o duyguları hissettiği,
yaşadığı biriyle belki o deliliği
paylaştığı için. Hani birçok
insan biten bir ilişkinin
ardından hele ki sevginin, duyguların
çok yoğun olduğu bir ilişki bittikten sonra
genellikle kadere, hayata
birçok şeye lanet etmek
üzerine bir prosesten
geçerken herhalde
ya sen nasıl bir kader yarattın?
Hani bu kaderin içinde bu insan var
hani gitti şu an ve ben gittiği için
bu kadere lanet etmiyorum da
hani tadı damağımda kaldı
diyor ve hani
çok umutlu yani bu kadar ağır
bir şarkının bu kadar kinda arabesk
bir şarkının umut vermesi
nereden umut verdi diyeceksin
yani ilişkiler biter arkadaşlar
bazen hakikaten severek
ayrılırsınız ama bu her zaman
böyle hayatı damağı işte
sikeyim böyle iş mi olur
ben hayatımın aşkını kaybettim
falan demek değil de bazen gerçekten
ki bu teselliyi sevmem
yani yaşandığı için sevin bitti diye
üzülme. Sevmem. Hatta
Sabrina Carpenter'da der yani
olduğu için sevime bittiği için üzül.
Ben de arkamdan böyle dansın isterdim.
Böyle hissedilsin isterdim açıkçası.
Ama bu şarkının hayır abi ya
ben kaderimden memnunum ama tadı da
damağımızda kaldı demesinin bence
umut vaat eden bir tarafı var.
Olmamış, yürümemiş şeylerin
de yası tutulur. Keşkesi
olur. Hatta arkadaşlar
en çok onların olur.
Armağan tam bir
Ulan çok yaklaşmıştım be. Hani şu hayatı yoluna koymaya, şu aşkı da yaşamaya çok yaklaşmıştım be diyen bir şarkıdır.
Ve Tanrı'ya yakarış ancak bu kadar güzel ve arabesk olabilirdi. Çok teşekkürler bu şarkı için.
Geçiyorum bir diğer şarkıya. Şeytan Tüyü. Şeytan Tüyü Kenan Doğulu.
Yani Kenan Doğulu, Praiser oğlu Praiser, Yerner oğlu Yerner.
Yani zaten hani Kenan Doğulu bence çok hani böyle eski 90'lar romkomlarında, Amerikan yapımı filmlerde hep böyle kızın ilk başta çok dikkatini çekmeyen
ama sonrasında etütüdüyle, işte davranışlarıyla, hal ve hareketleriyle, karakteriyle tam bir green flag örneği oluşuyla kadının gönlünü fetheden
Bir de orada her zaman o kadının kalbini kıran, canını yakan, çok womanizer ama çok böyle yakışıklı biri vardır falan filan.
Yani onu böyle davranışlarıyla size şeytanlaştırırlar.
Ve Kenan Doğulu gibiler o tatlılıkları, sempatiklikleri bir de davranışlarıyla devleşir gözünüzle.
Bence tam o karakter birisi.
Bu Beren Saat ile evli olmasının da bir sonucu olabilir.
Bence artık hepimizin zihninde Beren Saat Bihter Ziyagil olduğu için,
Bihter Ziyagil'le eşittir Behlül olduğu için ve orada çok yakışıklı, çok karizmatik ama bir kadını ve bir aşkı heba etmiş bir adam olduğu için.
Bilmiyorum sizde de öyle mi? Bu benim bir sosyolojik analizim ama tabii ki yanlış olabilir.
Sanki Kenan Doğulu'ya biz Beren Saati böyle Kıvanç Tatlıtuğ'dan kurtarmış, Behlül'den kurtarmış gibi bir kahramanlık da atfediyoruz gibi geliyor bana.
Neden bilmiyorum.
O yüzden Kenan Doğulu zaten hani benim kafamda bu Praise King denilen durumu yaratan kişi.
Yani ülkemize Praise King'i Kenan Doğulu getirdi.
Ben öfkeli aşk şarkılarını çok seviyorum.
Ya seni sevdiğim için benden özür dile ya falan diyen böyle bağıran şarkıları çok seviyorum.
Bir de Kenan Doğulu'nun o çizdiği aşık, romantik, o böyle aşkım sen ne dersen o falan.
Bu karakteri çok aşina olduğumuz ve sevdiğimiz için bu adama çıkıp ya hani lanet olsun lan sana.
Yani seni sevdiğim için sen bana bir özür borçlusun tarzı.
Seni sevmekten mutlu değilim tarzı.
Öfkeli bir şarkı yapmasının seksi bir tarafı da var.
Hani böyle hemen gözünüzde canlandırayım.
Böyle Tom Holland tarzı çok böyle baby face, golden retriever tipli erkeklerin öfkelendiği sahneler olur böyle romcomlarda yine 90'larda özellikle.
O öfke böyle bir anda çok etkileyici ve çok çekici, çok seksi görünür.
Kenan Doğulu'nun böyle öl dedin de ölmedik mi deyişinde o öfke aaa küçük beye baksan nasıl da çıkıyor sesi falan dedirtiyor.
Ve ben bu şarkıyı çok seviyorum.
Yani asla sana kızamıyorum.
Ya sana kıyamıyorum.
Sen beni aşık ettin.
Ama bunu öyle bir söylüyorken sanki karı bunu aldattı yani.
Bunu kandırdığı gibi.
İnanılmaz bir şarkı.
Şeytan Tüyü.
Yani Şeytan Tüyü'nü bu kadar mı güzel anlatırsın?
Bu kadar mı güzel?
Hani Metamorfoz albümü ödül almıştı ya çok fazla atasözü özdeyişe değindiği için.
Şeytan Tüyü de öyle bence.
Hani Şeytan Tüyü ne demek?
Ne demek biliyor musun kardeşim?
Kenan Doğulu'nun Şeytan Tüyü şarkısını aç anlayacaksın.
Hakikaten budur.
Teşekkürler Kenan Doğulu.
Evet sıradaki şarkı Mustafa Sandal'a Ben Zaten Değinmezsem Ayıp Olur.
Ama evet benim bütün bu yazım bol bol yamalı tövbeler, bu gece kopmam lazım akustiklerle geçse de Gönlünü Gün Edeni bomba bir şarkı.
Yani ben Mustafa Sandal'ı çok seviyorum.
Hani çok uzun süre konuşuruz sizinle.
Yani iki tas çorbayı konuşuruz.
İki tas çorba deyince mesela o şarkıda hangi çorba canlanıyor aklınızda bunu konuşuruz.
Versiyonları olması bir şarkının.
Keza mesela Nilkara İbrahimgil'in hakkında her şeyi duymak istiyorum.
Sade Orta Şekerli diye versiyonları vardı.
Ben buna da çok bayılıyorum.
Ama Gönlünü Gün Edeni o başlangıcı, o böyle bir şöyle bir omuzları bir sallayış.
Hani Türk pop müziği özellikle 2000'ler hani bizde de hips don't lie ama yani kalçalar yalan söylemez tamam ama kalp asla falan gibi yani.
Hani böyle biraz oynatıyor sizi ama şarkı sözleri inanılmaz üzücü.
Gönlünü Gün Edeni de bana biraz o enerjiyi veriyor.
Hani oynarsın ama ona eşlik ederken böyle hakikaten genzinde bir şey.
Sanki öyle bir yumruk gibi oturur bir şarkı.
Gönlünü güne deni şarkısı benim son ilişkimi.
Son ilişki girişimimi.
Çok anlatan bir şarkı.
Karşısındakini tanımlayan şarkıları da seviyorum.
Anlayamaz.
Yeni bir aşkı kabul edemez.
Bir kalbi iki kişi paylaşamaz.
Hah.
Dinliyor musun bunları?
Tatlım dinliyor musun?
Bana bunları yaşattın falan diye.
Gönle resim geliyor yani bazen.
Hani özetle abi bir şeyleri bitirmeden gelmeyin.
O yeni gideni unut artık.
Mustafa Sanmalı bunu hepimiz için karşı tarafa söylemiş.
Abi şu gideni unut.
Çünkü geleni de artık giden kategorisine koyacaksın.
Ki bence burada şöyle bir tarafa da bir değiniş var.
Bazı insanlar sadece bu hayatta gideni sevmek ve gidenin değerini bilmek üzerine aşklar yaşıyor.
Aşkı böyle bir şey zannediyor.
Aşkı problemsizken, mevcutken, canlıyken, oradayken yaşamak, sevmek, kutlamak gibi eylemlerden çok aciz.
Aşkı doğrudan acıyla ve üzüntüyle eşleştiren insanların sadece gideni sevmek.
O yüzden sen buradayken aklı gidende ve bir noktadan sonra tabii ki sen de buna tahammül edemeyerek çekip gidiyorsun.
Ve fark ediyorsun ki sen de ancak giden olduğunda kıymete bindin.
Mustafa Zandav bizim için bu şarkıyla bu insanları özetlemiş.
Kavuşamamayı Aşk Sananların Şarkısı'dır bu ve benim burada kendime de açıkçası öz eleştiri olarak aldığım bir tarafı var bu şarkının.
Kalbin hep onu sileni beklediğini söylüyor.
Bu acıyla sınanmamış sevgiye inanamayan bir insanı çok özetleyen bir cümle.
Hep bir bedel ödeyeceksin.
Ancak böyle canın yandığında, aldatıldığında,
karşındaki eski sevgilisi için başta senin karşına hüngür hüngür ağlarken
sonra bir anda göze açılıp senin aslında ne kadar iyi biri olduğunu fark ettiğinde sanki seni sevebilecek.
Önce o kalbi mıncıracak, parçalayacak, atacak.
Sonra da alıp o kalbi yerine koyup seni sevecek.
O kalpte kendine bir yer edinecek gibi.
Biraz böyle bedel ödemeden sevilmeyi de kendine hak görmeyenlerin şarkısı.
Teşekkür ediyoruz Mustafa Sandal'a.
Bu noktada kendime aldığım bir not var.
Bunu da söylemek istiyorum ama bu şarkıyı şu an çok hatırlamıyorum.
Ama notlarımı özellikle unutmamak için yazdım.
Playlist'e de koydum.
Bir tane dinleyicim Özgün'ün çok severim bu arada.
Mühür diye benim de hiç bilmediğim bir şarkısını benimle paylaştı.
Yani bu playlist'i yapmayı düşünürken kastettiğim öneri tam olarak buydu.
Kraliçe çok teşekkür ediyorum.
Her kimsen, her neredeysen.
Bu arada Her Neredeyse'nde çok iyi bir şarkıdır.
Bir sonraki bölümde onu da konuşalım.
Yani burada yine devam etmeden önce şunu da söylemek istiyorum.
Bu 20 senede yani şimdi son mevcut popta bence çok iyi gidiyor Türkiye'de.
Yani işte yeni müzik grupları olsun, solo kariyerde çok iyi giden,
işte eski şarkıları coverlayarak önümüze getiren şarkıcılar olsun.
Ve ben hani 2000'ler popa da hakimim.
Erken 2000'lere.
Çünkü hem yaşım yetiyordu, hem çok müziğin dinlendiği bir evde büyüdüm.
Bir de böyle bu kadar kolay şarkı geçilmediği için hep kasetçalardan dinlerdim, babamın müzik setinden dinlerdim, arabada radyoda dinlerdik ya da CD'ler yapardık, USB'ler yapardık.
Şarkıyı yüklemek, indirmek o kadar meşakkatliydi ki böyle şarkıyı geçmek çok fazla bir lükstü.
O yüzden o şarkıları ben tıpkı şu an beğendiğim şarkıların sözlerini Spotify'dan okumak gibi dinleye dinleye çok ezberledim.
O nedenle bu 20 yıl içerisinde ilişki kültürünün Türkçe pop üzerinden baktığımızda ne kadar değiştiğini fark ediyorum.
Neredeyse tüm şarkılar 20 yıl önce uzun ilişkilere yazılmış.
Yani situationship çağında bir adamı düşünüp bu şarkıları dinlemek çok zor.
Hani mesela Özgün'ün Elveda şarkısını dinliyorum.
Bambaşka bir şarkı.
Abi sırf bu şarkıyı relate edebilmek için bile 7 senelik ilişkiden,
hani dümenden bir ayrılırsın ya.
Şöyle bir manite edersin ki biz bir ara verelim.
Biz bir ara verelim çünkü benim bu Özgün'ün Elveda şarkısını böyle suçumuz neydi bizim feryadım tanrıya falan deyip dinlemem lazım abi.
Hani lütfen hani toz pembe dansını yaparız yine seninle TikTok'ta ama lütfen bir ayrılalım diyesi gelir yani.
O yüzden eski şarkıları şu anki situationship dünyasında devrinde özdeşleştirmek hakikaten çok zor.
Yani o yüzden galiba fark ettiğim en büyük fark da buydu.
Yine bir Kenan Doğulu var.
Yani Kenan Doğulu böyle büyük bir adam işte.
Döngel.
Yani döngel bu listede bazı şarkılarda da bu var.
Sanki Kenan Doğulu derdini, duygularını çok güzel böyle bir İstanbul Üniversitesi felsefe öğrencisi gibi.
Hafif de böyle bir mansplaining mi yapıyor lan bu yoksa hakikaten şiirin içinde mi?
Şiir kokan adam mı falan gibi.
Biraz da böyle bir ilk kapacak mıyım yoksa hakikaten çok mu romantik noktasında düşündürten bir yerden çok şairane anlatıyor.
Sanki onun üzerine şarkı yapılmış gibi.
Yani yerini beğenmiş çiçekler bile dün soldu.
Abi benim birinin hayatından gidişimin etkisi minimum bu olmalı.
Bunu söylüyorum.
Adamı mahvedeceksin.
Adamı mahvetmekle kalmayacaksın ya.
Duvarın boyasını götüreceksin.
Çiçekler solacak sen o odadan çıktığında.
Bu ev sensiz yuva değil.
Yani.
Evet.
Bakın ben İngilizce'deki bu home ve house, Türkçe'de de keza ev ve yuva.
Bu farka bayılıyorum.
Birisi bir mekan, diğeri ise bir duygudur.
Yuva bir duygudur, bir statement'tır, bir aidiyet barındırır.
Yuva eve aidiyeti geçirdiğiniz, onların iç içe geçtiği halidir.
Bu ev sensiz, yuva değil.
Abi bilmiyorum yani.
Kenan abi ya.
Ya bilmiyorum hani bir de bayağıdır da böyle şarkı yapmıyorsun.
Hani biz yeni bir şarkı çıkartman için Beren Saat'in doğum gününü bekliyoruz her sene.
Siz de mi bir, nazar değmesin ama siz de mi bir böyle bir kolpadan bir tartışsanız,
bir iki üç böyle döngel tadında şarkı dinlesek dedirtiyor gerçekten.
Bir tane Gülşen eklememek bence çok büyük bir haksızlık olurdu.
Ben sadece Gülşen için bile bir bölüm kaydederim.
Çok severim.
Yani zaten attitude olarak da sevdiğim bir insan.
Ha evet bazı noktaları belki şimdi tartışmalı olabilir doğru neyse oraya geçiyorum ama Sezen Aksu da mesela öyle benim için.
Hani direkt şarkılarına şarkıları ne kadar sevdiğime artık vazgeçilmez oluşuna.
Bunlar ne yapsalar da delirseler de belki bir noktada ben onlara hep bağrımı basacağım dediğim belki henüz çok kırmızı çizgime gelmemiş dinlediğim sanatçılar ve bir taraf seç.
Ben bu şarkıyı seçtim.
Bir taraf seç o ben olayım.
Bak bu var ya sizin bırakın bir arkadaşınıza falan günlüğünüze bile itiraf edemeyeceğiniz, terapistinize bile söyleyemeyeceğiniz, belki kendinize bile bunu istediğinizi itiraf edemeyeceğiniz bir duygu.
Hani belli yani adamın kafası karışık başka bir kadın daha var orada.
Bir taraf seç artık ama o ben alayım.
Bir de böyle alttan bir spoiler veriyorum.
Beni seç falan.
Yani çok gerçek.
Hani bunu yapmak, bunu söylemek bir de bunu bayağı hani bütün Türkiye'ye söylemek çok büyük bir iş bence.
Bir de Gülşen'in şarkılarında böyle bir cinsellik kokusu da var.
Yani cinsellik kokan bir yakarış var Gülşen'in şarkılarında genel olarak.
Hani böyle hareketli şarkılarında falan da hani yükseldin birine o kendini biliyor falan.
Hani sanki böyle kraliçe hep bir eye contactta böyle birisiyle falan.
Ama bir taraf seç.
yani bu kadar hüzünlü bir, bu kadar hani zavallı hissettiren bir şarkıya
nasıl bu cinsellik kokusunu serptin, nasıl sıktın bu kokuyu dedirtiyor gerçekten.
Son iki şarkı, bu son iki şarkıyı çok kallavi, çok beni inanılmaz etkileyen,
çok mutlu eden hatta hani garip bir mutluluğu bana veren iki şarkı olarak seçtim.
Doğan Cankun'un Sonsuza Dek şarkısı.
Bu belki artık Ağustos'un sonunda bu bölümü kaydediyor olmamın da etkisiyle seçtiğim bir şarkı.
Bu şarkıyı dinlediğimde evet diyorum yaz bitiyor.
Ama döneme göre bu şarkıyı dinlediğinizde bir aşk bitebilir.
Bir arkadaşlık, bir dönem, belki bir yaş.
Ve arkada bu şarkı çalıyor benim kafamda.
Böyle hani nasıl bir şarkı biliyor musunuz?
Isıl bir sokakta, karanlık bir sokakta yalnız başınıza yürüyorsunuz ve korkuyorsunuz ama korktuğunuzu kendinize bile itiraf etmek zor geliyor.
Korktuğunuzu bile size söyleyen o iç sesiniz biraz korkutucu zaten.
O yüzden sanki böyle o sessizliği ıslık çalarak buduyorsunuz.
Korkmuyorum ki.
Eller cebinde ve ıslık çalıyorsun.
Hani gayesiz, umarsız.
Sana kim zarar verebilir ki senin?
Zaten hiçbir şeyin yok.
Sana kim zarar verebilir?
Kim neyini çalabilir gibi.
Ama aslında tam da hiçbir şeyin senden alınmasın.
O korkuyla sanki korkmuyormuş gibi yapıyorsun.
Bir şeyin bitişini çok da derbeder olmadan, nostaljik bir yerden, belki sizi hüngür hüngür ağlatmayan ama gözlerinizi dolduran şarkıların çok daha ağır bir hissiyatı var ve sonsuza dek öyle bir şarkı.
Acılar yaşıyorum kavuşmak bedeliyle demiş.
İşte kavuşmak bazen gerçekten bütün o negatif duyguları ve ağrıları, acıları puf diye götüren bir şey değil.
Aksine kavuşmanın bazen bedeli tam olarak o yaşamayacağınızı düşündüğünüz acılar.
Doğan Bey de bunu çok güzel söylemiş.
Son şarkım.
40. dakikada da belki bu bölümü böyle 41 kere maşallahla tam da bu şarkıyla bitirmek nasip olacak.
Güzel bir denk geliş olacak.
Sezen Aksu'dan bir şarkı koymamak çok yani olmaz.
Hakikaten olmaz.
Yani salatanın limonudur.
Zeytinyağıdır.
Hani böyle kızartmanın mantının üstüne dökeceğiniz yoğurdun sarımsağıdır, aromasıdır Sezen Aksu bence.
Ve tabii ki inanılmaz şarkıları var.
Ben bu şarkıyı yeni keşfettim.
Ve hala hayatta bir yerlerde Sezen Aksu'nun keşfetmediğim şarkıların olduğunu bilmek beni çok mutlu ediyor.
Bir Başka Aşk inanılmaz bir şarkı.
Bir Başka Aşk benim tam olarak dinleyince bizim Sezen ya.
Hani deme yavşaklığını kendimde gördüğüm bir şarkı oldu.
Ben Sezen Aksu'nun konuştuğu şarkılara bayılıyorum.
Zaten o konuşuyor ve aranjöre çok bir şey düşmüyor.
Üstüne bir sample atıyormuş gibi hissediyorum.
Bu şarkıyı bence kendisine yazmış.
Kendisinden bahsediyor.
Sen daha dün bir bebektin yavrum.
Hani kendini anlatıyor bence.
Şarkının bir sözü var.
Zaten bunu birkaç kez tekrar ediyor.
Ve bir anda bir başka aşkla alev alev tutuşup da birden yeni baştan oldun.
Hani seni bir aşk büyüttü.
Sen daha dün bebektin.
Her şeyi bildiğini zannediyordun ama sen bir aşkla, aşık olmakla ve yanarak o acıyı çekerek esas kendi formuna ulaştın diyor.
Ama bir sonraki nakaratta yeni baştan olduğundan sonra bir durup kendi canından diyor.
İnsanın kendi canından olması.
Hani Sezen abla.
Yani bilmiyorum.
Bu şarkı beni çok etkiliyor.
Ve insanı aşk kadar büyüten ve bir o kadar da küçülten başka bir şey daha yok bence hayatta.
Bu şarkı da bunu etiyle kemiğiyle veriyor.
Kendisine anlatıyor bir aşkın hayatına gelene kadar aslında ne kadar büyüklendiğini, kendini bir şey zannettiğini ve o yoğun duygunun onu böyle tokatladığını anlatıyor.
Ve bu çok ortak bir duygu.
Mesela Sezen Aksu ile muhtemelen ortaklaşmadığımız nokta ortaklaştığımız noktalardan çok daha fazladır.
fazladır. Mesela onun milyonları
var. O yalıda oturuyor.
O muhtemelen hayatta
çok daha fazla şey gördü ya da
belki bizim işte hayranlı olduğumuz
ya da hayranlı olmadığımız birçok insanla
temas halinde. İmkanları daha farklı.
Gördüğü, yaşadığı Türkiye dönem
çok farklı. Evet farklılıklarımız çok.
Ama bir tane benzerliğimiz var.
Bir tane ortaklaştığımız nokta. Diğer
belki yine minik minik birçok şeyin yanında.
Ve o benzerlik sanki
farklı olduğumuz her şeyi tek başına
tavrımar etmeye yetiyor. O da aşk.
Bence Sezen Aksu da çok şanslı ki diğer insanlar da aşkı ucundan kıyısından bazen aşka kavuşamayarak ya da aşık olmayarak da olsa deneyimliyor.
Çünkü aşk öyle bir şey.
Olmayışı da kendini deneyimletiyor.
O da çok şanslı çünkü biz de zengin fakir fark etmeksizin aşkı yaşıyoruz.
Ve onun şarkılarını dinleyebiliyoruz ki o da sahip olduğu hayatı yaşıyor.
Hani çok gerçekten bir başka aşk yani.
Ve bir noktada karşısındakine dönüp ömrüme senden de önemli bir şey karışıyor demesi de beni çok etkiliyor.
Hani yetişkinken aşık olmak, yetişkinken hala aşkı hayatınıza yer olması tam olarak böyle bir şey.
Hani bir taraftan gözyaşlarınız süzülürken diğer taraftan hala ömrünüze ondan daha önemli şeylerin sürekli karışıyor olması.
Ama yine de aşkın orada bir yerde var olması.
Böyle bir şey.
Sezen Aksu da bunu hakikaten çok güzel yazmış yine.
Şimdilik listemde bunlar vardı.
Az çok da benim nasıl şarkı dinlediğimi öğrenmiş oldunuz.
Bu bölümden sonra bana dinlediğiniz, mutlaka dinle dediğiniz, benim gibi analiz ettiğiniz şarkıları lütfen gönderin.
Hem playlistimize ekleyelim hem de bir bölüm daha kaydedeyim sizin için.
Umutsuz da alışmayın, yatağa küs girmeyin.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
