
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
Sosyal medyanın adalet terazisinin kadınların eylemlerini tartarken eklediği beş kiloyu fark ettiniz mi? Cinsiyetçiliği biraz azaltalım, o bende ödem yapıyor
Transkript
son birkaç haftada Türkiye gündeminde özellikle belki de magazinsel diyelim tarafta yaşananlara baktığımızda fark ediyorum ki
insanların çok da kendi düşüncesini üretmeye dair artık bir şevki, motivasyonu kalmamış.
Bu bölüm simayi size biraz antipatik gelebilir.
Belki bazılarınıza hakikaten gelecektir ya da şimdiye kadar gelmiştir.
Ve bu bölümü kaydedip kaydetmemek konusunda oldukça da düşündüm aslında.
Hatta bu bölüm için şimdi koltuğa oturduğumda bu galiba üçüncü deneme girişimim falan.
Çünkü ilk ikisinde ya da üçünde o kadar çok böyle sanki bir girizgahtan ziyade kendimi justify ediyor ya da söyleyeceklerimin antipati oluşturabileceği bir güruha karşı bazı şeyleri böyle meşrulaştırmaya çalışıyormuşum gibi hissettim ki şöyle bir silkelendim ve dedim ki Sima yani hayır bu senin olduğun insan değil.
Bu kadar senedir konuştuğun ve arkasında durduğun karakter hiç değil.
Bu konuda konuşmak istiyorsan tamamen kendi düşüncelerini savunacaksın ve söyleyeceksin.
Ve açıkçası düşüncelerimin değişmesine bence açık bir insanım.
Belli konularda belli argümanlar beni bu hayatta çokça kez kendi fikrimden hakikaten çekip çıkarttı.
Sadece burada önemli olan şeyin üslup olduğunu ben de yaş aldıkça fark ediyorum.
Ve bugün aslında her ne kadar yani konuşsam mı konuşmasam mı desem de artık gündemdeki bazı şeylerin tekrarlayışı ve özellikle de temas ettiği noktanın benim hep zihnimde böyle bir alarm halinde olan bir yere dokunuşu beni mikrofonun karşısına geçirtti.
Bölümün isminden de anlayacağınız üzere yani bilmiyorum şu an ben bunları konuşurken bölümün ismi ne olacak çok karar vermedim ama linç kültürü neden kadınların üzerine bu kadar etkili minvalinde bir şey olacağına dair bir fikir var kafamda.
Öyle olduysa zaten az çok anlamışsınızdır.
Çayınızı kahvenizi aldıysanız şöyle bir arkanıza yaslanın ve gelin bakalım sizinle zihnimin derinliklerinde neler var Türkiye gündemine dair birlikte konuşalım.
Sen o kız değil misin'in yeni bölümüne.
Hatta 32. günün yeni bölümüne hoş geldiniz efendim.
Aslında ben böyle birkaç hafta önce TikTok'ta bir kullanıcının anaokulunda yaşadığı bir durumu anlattığı,
travmatik bir deneyimi paylaştığı bir TikTok üzerine oldukça düşündüm.
Tabii ki de gündemi de çok yakından takip ettim.
Ve bununla ilgili bir bölüm çekmek konusunda açıkçası yok dedim.
Yani bu konuda çok konuşmak istemiyorum.
Kesinlikle çok keskin fikirlerim var.
Üzerine oldukça konuştum.
Kendi içimde arkadaşlarımla.
O tarafa çok sadece bakmadım.
O tarafa kafamı çevirdim gibi algılansın istemem.
Sadece böyle yok abi ya şu an bunu taze iken konuşmak istemiyorum diyen bir tarafım vardı.
Bu böyle tepkilerden falan çekinmek de değil de
birilerinin canının yandığı, birilerinin çok büyük bir baskı altında kaldığı,
ortalığın bu kadar karıştığı bir noktada
çıkıp da böyle magazinsel bir taraftanmış gibi o konuyla ilgili galiba bir bölüm çekmek ve bir içerik üretmek
böyle kendimle çok meçleştiremediğim bir şeydi.
Ama sonra bu geçtiğimiz hafta içerisinde olan işte ifşalar, Whatsapp screenshotları falan da ortaya çıkınca
benim zihnimde bu birkaç hafta önceki olayda
abi bu linç kültürü kadınların üzerinde ne kadar da etkili düşüncesi iyice tescillenmiş oldu.
Ve bunu ya işte gündemde böyle bir konu var hemen mikrofonu açıp böyle tıklanmalara doymayayım gibi bir yerden değil ki öyle düşün edebilirdim hakikaten baktığınızda.
Yok dedim benim gerçekten bu konuyla ilgili bir fikrimi söylemem lazım ve bu benim galiba dördüncü beşinci girişimim bu bölümü kaydetmek üzerine.
Ama baktım ki önceki denemelerimde böyle bir kendimi açıklama bir justify etme pozisyonunda buldum kendimi dedim bir kendine gel bir silkelen bir kahvenden bir yudum al.
Ve öyle başla konuşmaya.
O yüzden karşınızdayım.
Öncelikle gelin bu birkaç hafta önceki TikTok'ta patlayan olaya dönelim.
Çünkü ya bana bile, bana bile diyorum çünkü ben görecek küçük bir içerik üreticisiyim, küçük bir podcaster'ım.
Bana bile işte bu konuyla ilgili ne düşünüyorsun diye çokça mesaj geldi.
Ben isimleri kullanmayı çok tercih etmiyorum.
Ama Ezgi benim tanıdığım, sevdiğim ve podcastime gelmiş bir insan olarak burada bulunmuş birisi olduğu için ondan bahsettiğimi tahmin edersiniz ki bunu aslında beyan etmek isterim.
Ama onun dışında çok isim olarak konuşmak istemiyorum.
Dediğim gibi böyle magazinsel tarzdaki konuşmaları çok kendi anlatımla özdeşleştirmiyorum.
Şimdi tabii ki Ezgi'nin benim podcastime konuk gelmesinden de belki de kaynaklı ya da belki de gerçekten ki benim çoğunluk olarak düşüncem bu.
Beni hiç takip bile etmeyen, sıfır takip edilen sıfır takipçi, anonim hesaplarım bana.
Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsun?
Bu konuyla ilgili ne diyeceksin?
Mesajları öncelikle.
Beni bayağı bir düşündürttü.
Yani dedim biz nereye gidiyoruz abi?
Beni dinleyen, beni tanıyan birisinin bu konuyla ilgili fikrimi merak etmesi çok anlaşılır.
Çünkü ben 6 yıldır belli konular üzerindeki fikirlerimi zaten sizinle paylaşıyorum.
Ama beni hiç tanımayan, hiç bilmeyen bir insanın anonim bir hesaptan bana bununla ilgili ne diyeceksin demesinde hiçbir iyi niyet, hiçbir hakikaten içten bir merak hissedemiyorum.
Bunun tamamen böyle bir cadı avı gibi insanların ne söyleyeceğini böyle cımbızla çeken, oradan aldığı cevapla belki onun screenshot'ını alıp Twitter'a atıp oradan etkileşimini alan
ve aslında günün sonunda insanların hayatları üzerinde belli bir etkisi olduğunu görüp kendini tatmin etmek isteyen zihniyetlerden kaynaklı olduğunu düşünüyorum ve gerçekten üzülüyorum.
Bir diğer taraftan samimiyetle de olsa bana ya abla ben senden dolayı bu insanı tanıdım ve sevdim, sen seviyorsun diye sevdim ve şimdi bu son olanlar kafamı karıştırdı gibi birkaç mesaj daha aldım.
Bu şahsen beni bir tık üzdü. Şu yönden üzdü. Fark ettim ki kendi fikrimizi edinmekte ne kadar zorlanıyoruz artık. Ne kadar zorlayıcı, ne kadar böyle hani ne kadar ay petki dolmuşuz, ne kadar böyle ekran bağımlısı olmuşuz dedirtti. Bu söylediklerim kulağa çok boomer geliyor olabilir arkadaşlar.
Ama gerçekten hani bu süreçte şeyi çokça düşündüm. Ben kimim ki? Yani benim özellikle kendimi, kendi duygularımı, kendi hayatımdaki deneyimlerimi anlattığım bölümlerden özdeşim kurmanız, beni sevmeniz, bana güvenmeniz ya da bu kız beni anlar abi demeniz benim için çok kıymetli.
Ve bunun içtenliğine, doğruluğuna tamamıyla güveniyorum.
Tamamıyla bunun samimiyetini içimde hissediyorum.
Ama bazı konular üzerindeki fikirler, yani kendi bireysel deneyimlerimiz değil de
bazı görüşlerimiz üzerinden birisine hayal kırıklığını uğratma konsepti bana çok şaşırtıcı geliyor.
Ve bana en çok da ben kimim ki sorusunu sorduruyor.
Bence, burada mevzu ben dahi olsam, ki dediğim gibi ben bu internet aleminde çok bir pirinç tanesine belki tekabül ediyorumdur.
Sosyal medya karakterlerine bu kadar bağlanmamız ve onları bir noktada belki de düşünceleriyle, belki de davranışlarıyla bilemiyorum.
İdealize etmemiz ve çok önemli bir yere konumlandırmamız bana çok problematik geliyor.
Yani benim bir insanın zihninde çizdiğim izlenimden dolayı belki benim görüştüğüm bazı insanlar, sevdiğim bazı müzikler, restoranlar, önerdiğim ya da bizzat oradan giyindiğim bir marka sizin için mesela bir sıfır daha önde olabilir.
Ben bu insanı seviyorum, düşüncelerini, işte hayat tarzını, mottolarını beğeniyorum, kendime yakın hissediyorum.
O yüzden de bu insanın önerdiği şeyler bana diğer hiç deneyimlemediğim şeyler içerisinde daha böyle tercih edilebilir geliyor demek çok anlaşılır ve çok safe bir aslında bilinç akışı.
Ama bunların karşı tarafı yanılttığında ya da örneğin önerdiğim bir restorana gidip orada beklediğiniz hizmeti lezzeti bulamadığınızda benim o insanı hayal kırıklığına uğratmam gibi bir tarafının olması mesela bana çok absürt geliyor.
Şimdi farklı düşünemez miyiz sorusunu bu aralar çok düşündüm.
Yani neden birisi benim düşüncelerime bu denli sahip çıkıyor, bu denli içselleştiriyor ve günün sonunda bana soruyor.
Yani ben sen seviyorsun diye sevmiştim şimdi ne yapacağız?
Şimdi ben sevdim diye seviyorsun ve bana böylece güveniyorsun ama muhakeme yeteneğimize ne oldu bizim?
Yani bu durumu kendi başına içselleştirip bir düşünüp üzerine bir kafa yorup ya ben galiba bu kişiyle ilgili düşüncelerimi değiştireceğim.
Ya da hatta benim bu insanı sevmemden dolayı benimle ilgili düşüncelerim de değişebilir.
İnsanların duygularında, düşüncelerinde kendi başlarına edindiği deneyimlerin sonucunda bir çıkarım yapmaması,
bu da benim fikrim dememesi benim için açıkçası korkutucu.
Çünkü Twitter'a bir giriyorum şöyle bir tweetler silsilesi görüyorum.
İşte bu insanı unfollowlayan kişiler listesi ve birisi üstüne şey yazmış.
Bundan sonra sizi sonsuza kadar savunmak bizim boynumuzun borcudur.
Absürt.
Belki bu mantıkla şöyle düşünelim.
Ezgi de zamanında böyle bir şey yapmıştı.
Doğru bir şey yapmıştı.
Ben de çıkıp o gün abi bundan sonra seni savunmak bizim boynumuzun borcu dedim ve artık o kız ne yapsa arkasına duruyorum.
Hani büyük konuşurken hiç filtresi olmayan bir güruh var özellikle Twitter'da ve bu bana çok komik geliyor.
Unfollow'a verilen önem beni gerçekten kopartıyor.
Yani o kadar absürt ki, o kadar büyük bir önemi var ki, ki bunu anlıyorum.
Yani burada böyle hakikaten ya abi bir çıkın ya bir tatile gidin bir böyle ayaklarınızı bir çimene basın falan demeyeceğim.
Sosyal medyanın ve oranın sunduğu hayatın ne kadar kolay erişilebilir olduğunun ben de farkındayım.
Ve gerçekten bir noktada sosyal medyadaki şu an gösterilen davranış paterninin bile içinde bulunduğumuz ekonomik durumla çok ilgili olduğunu düşünüyorum.
İnsanlar gerçekten sosyalleşmekten, dışarı çıkmaktan, gerçek insanlarla fiziken bir şeyler yapmaktan, birilerine temas etmekten o kadar uzaklar ki gerçekten evden çıktığımızda bile hani cebimizden böyle şak diye bir bin lira havaya karıştığı için bu bize daha o telefona, o eve, o odaya kapanık ve orası üzerinde bir dünyada hakimiyet yakalamaya çalışan bir noktaya getiriyor.
Ve bakıyorum mesela bu kadar sert konuşan, bu kadar tehditvari konuşan, bu kadar mesela bana Ezgi Güçlü ile ilgili ne düşünüyorsun dediğinde bir anonim ve beni hiç takip etmeyen bir hesap.
Dedim ki yani beni takip bile etmiyorsun fikrimin senin için ne önemi var?
Bana şey dedi mesela işte beklediğim cevabı da aldım falan.
Tamam yani peki.
Ama orada şeyi düşündüm neden bu tarz cadı avlarına bu tarz kovalamcalara hep böyle anonim hesaplar çok küçük hesaplar adını sanını asla bilmediğimiz hesaplar dahil oluyor ve bu sorguyu yapıyor diye düşündüm.
Çünkü kaybedecek bir şey yok.
Çünkü kendini afişe edeceği hiçbir şey yok.
Ve insanlar sanki böyle mesela çevremdeki bazı içerik üreticisi arkadaşlarıma da o dönem bu tarz mesajlar gelmişti.
İşte siz böylesiniz.
Siz influencer tayfa böylesiniz.
İşte hep güçlü olanın yanındasınız.
Hadi bakalım buna ne açıklama getireceksiniz.
Hadi bakalım ya da işte bununla story atmışsın sen ne biçim insansın falan.
Hani bakıyorum neden acaba diye düşünüyorum.
Ve sonra bunu yapan insanlara bakıyorum profillerinde onların hayatına kim olduğuna dair hiçbir bilgi yok ve bana şey gibi geliyor.
Bunu gerçekten küçümser bir yerden söylemiyorum ama belki de öyle anlaşılacak bilmiyorum.
Her türlü yanlış anlaşılmayı önden tahmin edip düzeltemem de.
Şey bir tarafı var.
Sosyalleşemiyorsun, dışarı çıkamıyorsun, gerçek hayatta bazı dinamikler ve ilişkiler kurmaktan maalesef mahrumsun.
Ve bir noktada işte kazanan, parasını harcayan ya da tırnak içerisinde daha lüks bir hayat tarzına sahip olan özellikle de sosyal medyada çok maruz kaldığın isimlere gidip hesap sormak ve onların sana açıklama yapmasını beklemek hatta o açıklamayı yaptırmak hatta hayatları üzerinde bir etki sahibi olmak, kariyerlerini bitirmek, kariyerlerini bitirmeye dair kampanyalar başlatmak bu insanlara çok güçlü hissettiriyor bence.
Ve burada beceremedi ulaşamadı demiyorum. Yani ekonomik durumlarla, politik durumlarla, geldiğimiz ailelerle, yaşadığımız hayatlarla çok ilgili. Bizim elimizde olmayan çok fazla parametreden de kaynaklanıyor. Burada gerçekten empatisini yapıyorum çünkü biraz da mesleki deformasyon. Ben her türlü düşünce yapısının arkasında bunu besleyen şeyi biraz olsun görmeye çalışıyorum gerçekten.
Ve böyle hani o anonim hesapların bir kariyeri bitirmek üzerine gösterdiği savaş ve sonra böyle birinin hayatını kararttığında girdiği o tatmin ve bunu yansıttığı cümleler, tweetler anlayabiliyorum.
Yani çünkü kendisi yaşamaktan mahrum bırakıldığı hayatı birilerinin yaşamasını istemiyor.
Kıskançlık, imrenmek, abi neden ben değil sorusunu sormak kadar insani çok az şey var zaten ve ben bunların hepsinde birçoğumuzun çok ortaklaştığını düşünüyorum.
Ama yine de burada böyle bir hani nasıl desem o anonim hesapla işte atıyorum 200 bin takipçili içerik üreticisine o açıklama videosunu çektirdim ya falan gibi bir tatminin hakikaten yattığını hissediyorum.
Ve bu bence üzücü.
Şimdi bu olaylar üzerinde kendi düşüncelerimi de açıkçası paylaşmak istiyorum.
Yine burada biraz gerçek hayattan kopukluğu getireceğim.
Şimdi ama benim tabii ki en çok dikkatimi çeken şeylerden biri hatta bir kadın bunu böyle açıkladığında eleştirilen ama bir erkekte böyle olmayan şeylerden biri.
Mesela kimse söz konusu linçlenen kişi, haksız görülen ya da suçlu görülen kişi bir kadınsa başka bir kadının çıkıp da ama ben onu tanıyorum o iyi biri demesine tahammül etmiyor.
Bunu kabul etmiyor. Hatta onun yanında onu savunan, onun yanında duran, onu destekleyen kişileri de yakmakta, onların da böyle altına bir çizgi çekmekte hiç tereddüt etmiyor.
Ama örneğin bir ünlü stand-upçı bey hakkında onlarca yüzlerce taciz iddiası varken o karıncayı bile incitmez.
O harika bir insan açıklamalarıyla ve hatta kanıtın var mı sorularıyla kadınlara yöneltilerek bir şekilde aklanıyor.
Bu zaten en çok dikkatimi çeken şeylerden bir tanesiydi.
Ve belki de eleştirdiğim.
Şimdi ben bu Melisa ve Ezgi konusuna çok hani olay bazında girmeyeceğim.
Sadece gerçekten hani yıllar önce yaşanmış, bakın burada hiç şeye girmiyorum.
Çok üzerinden zaman geçmiş zaman aşımı ya da kanıtı var mı?
Bu tarz şeylere asla girmiyorum.
Beni buralardan da vuramazsınız.
Yani sözüm beni dinleyen insanlara değil.
Açık arayarak insanların paylaşımlarına, açıklamalarına, söylemlerine böyle mercekle bakan insanlara beni buradan vuramazsınız onu söyleyeyim.
Ben burada ya birkaç sene geçmiş üstünden ya bir kanıtı var mı falan bunlara girmeyeceğim.
Çünkü biliyorum ben oradaki argümanı.
O zaman bir kadın da ben taadiz edildim dediğinde kanıt isterlerse falan.
Hiç bakın o konuda oyun oynayacağınız çok böyle listenin sonlarında bir insanım bence.
Beni burada şaşırtan şu oldu.
4-5 yaşlarında yaşanmış bir olaydan bahsediyoruz.
Ben şahsen simay olarak bu TikTok'ları izlediğimde ve sonrasındaki süreci yakından takip ettiğimde
sırf kendi merakımdan yani.
Ben kendim bazı tutarsızlıklar gördüm ne yalan söyleyeyim.
Bazı söylemlerdeki hani değişmeleri, bazı cümlelerin ne kadar değiştiğini ya da ne kadar ucunun açık olduğunu şahsen düşündüm.
Ama dediğim gibi burada kimseyi zan altında bırakmamak için hiç oralara girmeyeceğim.
Sadece şey beni çok şaşırttı.
Yani 4 yaşındayken birisinin bir akranına uyguladığı söylenen bir şiddetten, bir baskıdan, bir zorbalıktan bahsediliyor.
Burada çok basit zaten bu konuyla ilgili çok fazla insan da bence çok güzel konuştu.
Bir çocuk etrafındaki şeylerin yansımasıdır.
Bir çocuk şiddet gösteriyorsa bunu gerçekten oyun zannediyor olabilir.
Şiddetin içerisinde olduğu bir evde bir çevrede büyümüş olabilir.
Televizyonda, internette bunlara maruz kalmış olabilir.
Mahallesinin içerisindeki oyun kültürü bile bir insanın nasıl bir mahallede yaşadığı bile bir çocuğun
bütün davranışlarının zihnini bu kadar şekillendirebilirken, özellikle çocuk gibi en ufak bir ilgi, alaka, bir bakış, bir gülüşten bu kadar tatmin olan ve nerede ilgi varsa o tarafı aslında bir noktada tırmalayan, kaşıyan, aşındıran bir varlığın, bir canlının yıllar sonra 4-5 yaşlarındayken yaptığı söylenen bir zorbalıkla, bir davranışla yargılanmasını beklemek hakikaten akıl alınır gibi değil.
Çünkü bunu yaptığınızda o yaşa bir cezai ehliyet yüklüyorsunuz.
Ve aslında bir çocuğu hem sadece kriminalize değil hem de aynı zamanda bir yetişkin noktasına getirmiş oluyorsunuz.
Ve bence politik anlamda birçok şeyin çok riskli olduğu, her an böyle çok radikal yeni kararların alınabileceği bir politik düzlemde çocukların yetişkin gibi değerlendirilmesine ben her anlamda karşıyım.
Burada otoritenin, ailelerin, bir eğitim kurumunun yargılanmaması, eleştirilmemesi ya da eleştirilse de tabii ki oralara da yapılan eleştirileri gördüm ama burada Ezgi'nin bu denli zan altında tutulması beni şok etti.
Özellikle bir tane yorum.
Sen birinin çocukluğunu yaşamasına müsaade etmedin.
Sen de genç kızlığını yaşamamalısın.
Bana çok korkunç geldi.
Şimdi şeye gerçekten girmeyeceğim ama hadi bunu da söyleyeyim.
Bu kadar detaylı hatırlanan ellerinde fotoğrafın olduğu bir noktada hani gerçekten bu kişi bu kişiymiş farkındalığı sonradan mı yaşandı bilemiyorum.
Ama insanların buna okey olup çünkü olabilir gerçekten bu insan lan bana bunları anaokulunda yapan çocuk büyüyünce bu insan olmuş fark etmemiş olabilir birisi.
Ama bu okeyken bir başkasının ben böyle bir şey hatırlamıyorum ama demesinin böyle bir karşılığının olması da bana yine toplumun galeyana geliş hızıyla ilgili bazı insightlar, içgörüler verdi açıkçası.
Ve bu tarz yorumlarda yani işte ne bileyim verilen tepkilerde ne kadar aslında kaos ve dramayı ve böyle komplo teorilerini bir kez daha sosyal medyanın sevdiğini fark ettim.
Yani kızın abisi otomatik portakal real'ı repostlamış.
Bu aile araştırılsın.
Yani abi hani o zaman beni evden aldırın ben.
Çünkü hatta benim annemi babamı falan da alın.
Ben küçükken okudum çünkü otomatik portakalı.
Yani beni sosyal hizmetlere verin yani.
Hani böyle bir güruh var.
Bu beni çok şaşırttı yani.
Ya da işte anaokulu fotoğraflarına bakıp bir kere zaten anaokuluna başlama yaşı 6.
Ya arkadaşlar bu kadar gerçek hayattan kopuk olamazsınız.
Şimdi bana da muhtemelen Ezgi'yi savunuyorsun falan diyecekler.
Benim kendi edindiğim düşünceler günün sonunda birisinin olduğu tarafa daha hak verir bir pozisyondaysa bu da olabilir.
Ben insanım çünkü ve bazı düşünceleri kendi filtremden, kendi muhakeme süzgeçimden geçirip sizinle paylaşıyorum.
Ve bazı söylenen şeylerin gerçeklikten kopukluğu beni şok ediyor.
Yani anaokuluna başlama işi bir kere 6 yalan söylüyorsun.
Ya arkadaşlar benim 2 yaşında anaokuluna, kreşe hatta kreş yok yani anaokuluna 6 yaşındaki çocuklarla gönderilen arkadaşım var.
İnsanların annesi babası çalıştığında, çocuğa bakacak kimse olmadığında, 4 yaşında, 5 yaşında, başlama yaşının altında anaokuluna kreşe gitmesi kadar realitenin içerisinde bir şey yok yani.
Mesela burada da çok wok olup çok daha büyük pencereden yine sistemi eleştirmek mümkün.
Ama biz bunu çok yapmıyoruz.
Ya da ne bileyim ama bak üniforma giymemiş oradan bile belli zorba oldu.
Hani belki o gün şimdi şunu düşünen zihniyet bu benim kendi muhakemem yani.
Bu yaşta anaokuluna gidilmez diyen bir zihniyet.
O zaman bu yaşta anaokuluna gidilmiyorsa belki annesi çocuğunu iş yerine götürdü ve o anaokulunda olmadığı için belki de üniforma giymedi ve kendi kıyafetle geldiği düşünmüyor.
Ama belli ipuçlarını kopartmak ve onu paylaştığında o bilgiyi bulan, köklerden çıkartan ve bakın üniforma da giymiyor, bakın bu yaştan okuna başlanmaz, ya sen birinin böbreğini patlatmışsın falan gibi çok böyle radikal söylemler ve bunların yarattığı etkileşim çok şaşırtıcı.
Çünkü tekrardan söyleyeceğim bir çocuğa cezai ehliyet yüklemek ve yıllar sonra bu insanın kendini ne noktaya getirdiği, nasıl bir insan olduğu, güncel yaşında ve yaşantısında etrafındaki insanlara nasıl davrandığı ele alınmazken örneğin bir erkek yetişkin failin yaptıklarının sonucunda hatta çok yakında bir örneği de var sağ olsun.
bir yıl içerisinde kendine yeniden bir imaj değişikliği yapıp
yine başkalarına parmak doğrultup kahraman olması pekala mümkün.
Ya da başka fail erkeklere baktığımızda
onun çocukluğuna inmek, onun aslında ne kadar zor bir çocukluk yaşadığını görmek,
onun böyle bir suçu işlemek noktasında aslında bu suçluluğu besleyen
geçmişinde neler yaşadığı bu kadar araştırılırken, incelenirken,
meşrulaştırmaya çalışınırken ve bahsettiğimiz kişi böyle çocukken bir suç işlemiş falan da değil ha
yetişkin bir adamken veya üzerinden çok zaman geçmese de o insanın ben pişmanım açıklaması bağrınıza basılırken
4 yaşındaki bir kız çocuğunun bundan 15 yıl sonra genç bir kadın olarak bu eylemlerden sorumlu tutulması
bana kadın düşmanlığı gibi duyuluyor açıkçası.
Genel olarak böyle bir birilerinin bu ezginin de dışında işte çok fazla böyle yarışma izliyoruz, çok fazla insanın hikayesine, genç insanın hikayesine tanıklık ediyoruz.
Onlara baktığımızda mesela bu da yine fark ettiğim bir şey ve bu bence bir toplumsal analiz.
Birinin başarısını bir yere gelişini arka planına çok dayandırmak istiyoruz.
Zaten onun babası zenginmiş, zaten onun annesi şu insanı tanıyormuş gibi çıkarımlar yapmayı seviyoruz.
Elimizde böyle bir veri yoksa, bahsi geçen kişi düz bir insansa, bir memur çocuğuysa bu sefer onu cancellayacak başka bir şey bulma arzusu çok üzgünüm ama bana yaşayamadığı hayatı bir başkasının da yaşamasını istemeyen bir zihniyet gibi görünüyor.
Biraz bu yaşanan durumun da Ezgi Nezdin'de bu şekilde ele alındığını görüyorum.
O yorumlara vesaireye baktığımda.
Unfollow konusunda da işte ne zaman unfollowlayacaksın, niye unfollowlamadın buna verilen önem de bana çok garip geliyor.
Çünkü ya da mesela şey işte unfollowlayıp hala o insanların arka planda konuştuğunu duyunca, öğrenince yaşanılan şok.
Yani her şeyden önce zaten siz neden birisinin birisini takip edip etmemesine bu kadar önem atfediyorsunuz.
Yani mesela birazdan da oraya geleceğim bu konu bittiğinde.
Bu ismini anmak istemediğim fail kişinin bazı WhatsApp konuşmalarını yayınladığı o meşhur son dönemde çok internette dönen işte videoda vesairede de bir mesaj.
İşte ben şimdi seni unfollow diyeceğim ama tepki görmemek için ama ben senin yanındayım minvalinde bir mesaj.
Evet bu bir ikiyüzlülük.
Evet anlayabiliyorum buradaki öfkeyi ama bu neden mesela bu kadar önemliydi?
Yani neden zaten X kişisinin Y kişisini unfollowlayıp unfollowlamaması sizin için bu kadar önemli?
Mesela o insanla mevcutta çalışıyorsa iş yapmamasını beklemek anlaşılır.
O insanın ekmeğine yağ sürmemesini beklemek anlaşılır.
Bir faili toplum içerisinde bulunduğu konumda bulunabilmeye teşvik edecek şeylerden soyutlamak istemek, orada bir duruş sergilemelerini beklemek insanların anlaşılır.
Ama bu unfollow'a bu kadar önem yüklerseniz arka planda bu insanların hala konuştuğunu öğrendiğinizde tabii ki hayal kırılır.
uğrarsınız. Yani birisi
şey demişti bana. Tamam ama
sonuçta o WhatsApp konuşmaları sayesinde biz
gerçekleri gördük. Aslında ne kadar
iki yüzlü olduklarını gördük. Yani
bunu görmene, bunu bilmene
ihtiyacın var mıydı gerçekten?
Hani insan bazen ya aynılar
aynı yere demeyi bilmeli bence.
Neden bunu hala takip ediyorsun?
Falan. Ya da unfollowladı.
Şimdi mesela bu bize iyi bir
örnek oldu. Bakın demek ki insanlar
pekala ya kanka ben seni unfollowluyorum
ama yanlış anlama ben aslında senin arkanlıyım diyor.
O zaman sizin sevmediğiniz ya da boykot ettiğiniz birisi unfollowlandığında
bir liste çıkartıp unfollowlayan kişileri kahraman ilan etmemek gerekiyormuş.
Demek ki bu insanlar arka planda başka işler çevirebiliyormuş.
Bu dersi çıkartmak lazım bence.
Burada buna atfedilen önemi kritize etmek ve
galiba biz biraz abarttık buna verilen önemi demektense
ulan bunu nasıl yaparsınız demek bana gülünç geliyor.
Ya zaten bu insan senin niye kanaat önderindi ki?
Mesela.
Şimdi bu konuyu konuşmuşken yakın zamanda Big Five'da gerçekleşmiş bir diskalifiyeyi konuşmamak kendi içine biraz tutarsız olur.
O yüzden her ne kadar bu sezon izlemesem de yine sosyal medyada oldukça hakim olduğum, oldukça şahit olduğum ve üzerine kendim de acaba ne düşünüyorum diye baya bir zaman harcadığım
renginin diskalifiyesi hakkında da birkaç kelime bir şey söylemek istiyorum.
Hatta muhtemelen birkaç cümle birkaç dakika olacak.
Şimdi burada renginin diskalifiyesindeki durumu iki taraftan ele alma ihtiyacı hissettim kendi içimde bunu tek başıma düşünürken.
Şimdi bir tarafta bu insan yetişkin olarak düşündüğü, söylediği şeylerden dolayı diskalifiye ediliyor.
Ve diskalifiye edildiği konu bir grup, birkaç tane genç kızı dış görünüşleriyle ilgili yargıladığı,
çok ağır eleştirilerde, çok aşağılayıcı sözlerde bulunduğu storylerin aslında yayılması.
Diğer tarafta yakın zamanda da bunu yaşadığımız ve bunun artık yine kendi içinde bir insanları yargılamaya, etiketlemeye, ifşalamaya dönüşen bir başka av olan işte insanların özel mesajlaşmaları, insanların paylaşımları gibi bir tarafı da olduğu için
Hani bu yarışmacının kendi kişisel hesabında sanırım gizli Instagram hesabında paylaştığı bir story'nin sızdırılması hakikaten yani bence hiçbirimiz o kadar da güvende değiliz de dedirtti.
Bu anlamda çok talihsiz buluyorum ama diğer anlamda zaten açıkçası bu benim tamamen yine şahsi fikrim bütün bu bölümde olduğu gibi böyle düşüncelere böyle söylemlere yatkın bir ağzın çünkü burada yetişkin bir zihinden bahsediyoruz artık bir şeyleri öğrenmek bir şeyleri anlamlandırmak bazı şeylerin muhakemesini yapma yaşının geldiği bir noktada genç bir kızın başka genç kızlar hakkındaki yorumunu body shamingini dinliyoruz.
Bu açıdan baktığımızda zaten bu düşüncelerin aslında çok saklanılabilir düşünceler olduğunu düşünmüyorum.
Bir noktada belki zaten kendini ortaya çıkartacak belli olacak ya da benzer bir şekilde belki bu story ile değil de bu zorbalığa maruz kalan kişinin çıkıp ben bu arada bu kişi tarafından zorbalığa uğradım demesiyle ortaya çıkacaktı bilmiyorum.
Ama bu noktada artık belli bir muhakeme seviyesine ulaşmış bir insandan bahsediyoruz.
Ve söylediği şeyler bu kişinin artık kendi düşünceleri.
Bu anlamda bu diskalifiyeyi doğru buluyorum.
Çünkü günümüzde bir girl band olmak sadece bir grup genç kızın sahneye çıkıp kareografilerini sergilemesi değil.
Ya da kendilerine ait renklerin olması ve bir fan base'lerin olması da değil.
Burada hakikaten kendi içinde sadece Türkiye'nin ezdinde de söylemiyorum.
bir direnişin, üstesinden gelinen çok fazla zorluğun, belki bir erkek sanatçıya nazaran çok daha katmanlı aşamalardan geçmek zorunda bırakılmanın,
arka planda o toplumun aslında gelenekselciliğinin ya da kültürel background'unun bile bu grubun nereye geleceğini etkileyen çok fazla aslında parametreden bahsediyoruz.
O nedenle aslında bir girl band'in hatta zaman zaman bir tehlike unsuru bile arz etmesi bazı otoriteler için böyle bir güce sahip olması, gençler üzerinde bir rol model olma etkisinin olması.
Haliyle bir rol model olunacak durumda neredeyse akran diyebileceğimiz başka kızlar hakkında, başka gençler hakkında böyle keskin yorumlar hakikaten çok talihsiz ve kendi içinde tutarsız.
Şimdi bence özellikle böyle bir yarışmaya katılan, günün sonunda aslında şöhrete adım adım giden ve görünürlüğün çok olduğu bir noktada insanın biraz kendini kendi muhakeme sehpasına, kendi yargı masasına bir oturtması, bir kendini gözden geçirmesi gerekiyor.
Geçmişini bir elden geçirmesi gerekiyor.
Bu geçmişi temizlemek de olabilir, bu bazı düşüncelerini bir tekrardan gözden geçirmek de olabilir.
Eğer hala böyle düşüncelere sahipse zaten dediğim gibi bu düzeltilemez bir şey bu kendini illaki gösterecek.
Ama böyle söylemler böyle davranışlar geçmişte gösterildiyse bile insan bir oturup peki ben niye girl band'de olmak istiyorum o zaman diye de zaten bir düşünmeli.
Aslında kadının bile bir kadının bedenini güzelliğini eleştirmesi git estetik ol git kilo ver çok çirkinsin ya git öl demesinin
demesinin ne kadar aslında patriarkal bir tarafı var.
Ne kadar aslında ses böyle fark ettiyseniz er ki çıkıyor.
O nedenle tam da böyle bir sektörün yani çok zayıf olmalısın, çok güzel olmalısın,
çok prezentabıl olmalısın, her şeyine dikkat etmelisin, her şey medya senin üstüne gelecek
şeklinde maalesef yaşanan bir sektörün içine girmeye hazırlanan bir genç kızın
aslında çok maruz kalmasının yakın olduğu bir baskıyı içselleştirip başkalarına göstermiş olması çok üzücü.
Ben yine burada aslında bunun ne kadar sistematikleştiğini biraz eleştiriyor ve buna üzülüyorum.
Ama bu açıdan baktığımda artık belli bir yaşa gelmiş ve başta da dediğim gibi bir muhakeme kendi fikirlerini oluşturabilme yaşındaki bir insanın
neredeyse akranlarıyla bilmiyorum, ilgili böyle bir söyleminin olması bunun sızdırılması noktasına talihsiz.
Ama böyle söylemleri ortaya çıktığı için de evet bu diskalifiyeyi bence mantıklı bir düzleme oturtuyor.
Ama burada daha da kötüsü bence benim yine şahsi düşüncem özür videosu.
Yani bazen insan gerçekten hatasını belki de fark edip bir sessizleşmeli, bir süre belki ortadan kaybolmalı
ya da hakikaten içten bir özürse
bunu da tabii ki dileyabilir.
Bu artık tercihe kalmış.
Ama ben özür videosunu izlediğimde
özellikle böyle milli değerlerine
çok önem veren
inançlı insanların
bu videoyu izleyince
abi biz Keriz yerine mi konuyoruz
demesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü orada o tarafa çok büyük bir böyle
nasıl desem
oraya bir hedef var.
Yani bu insanlar hakkında ben
çok çirkinsiniz, git burnunu yaptır
sen şöylesin, böylesin dedim
Çünkü benim ilke ve inkilaplarıma hakaret ettiler gibi bir açıklama var.
Belki bu böyle gerçekleşmiştir gerçekten.
Belki bu insanın bam teline basılmıştır ve o da bu şekilde karşılığını vermiştir.
Bunu zaten şu an bir bedeli ödeniyor belli ki.
Ama yine de bunun açıklamasının benim milli değerlerime hakaret edildiği için bunu yaptım olmasının
Aslında bu açıklamanın yapıldığı insanlara yani topluma ağzına bir parmak bal çalmak gibi algılandığını en azından benim tarafımdan söylemek isterim.
Bence böyle açıklamalar hakikaten çok talihsiz.
Keşke bunlar hiç olmasaydı diye düşünüyorum.
Bu konuyla ilgili düşüncem de budur.
Bir sonraki konuya geçelim.
Şimdi fail kişi bir sene ortadan kayboluyor ve sonra bir video ile geliyor.
Ve videonun içerisinde elle tutulur hiçbir şey yok.
Belli WhatsApp konuşmaları var.
Kendisinin de içinde bulunduğu bir arkadaş WhatsApp grubunda ne hikmetse bulunduğu,
kendisinin hiç mesajının olmadığı, nitekim bizzat deneyimimdir,
mesajları silmeye de çok alışık olan, bunu huy edinmiş bir adamın,
o WhatsApp konuşmalarını ekran görüntüsü alıp servis ettiği bir 10-14 dakikalık, 15 dakikalık bir video izliyoruz biz.
Videonun içinde hem ekran görüntüsü olarak hem de bu fail kişinin beyanlarına baktığımızda bir tane elle tutulur şey yok.
Kimse durup da demiyor ki sen ne yapıyordun abi bu WhatsApp grubundayken?
Ya da madem bu kadar senin ahlaki değerlerinin dışında ve hiç hoş karşılamadığın mesajlaşmalar var niye çıkıp gitmiyorsun?
Denmiyor.
Sen bu insanlarla niye arkadaştın o zaman?
Aynılar aynı yere.
Denmiyor.
WhatsApp konuşmalarının içeriğine bakıyoruz.
Durdura durdura okuyoruz.
Üç tane kadın kendi aralarında bazı bel altı goygoylar çeviriyorlar.
Ve buradaki isimler Ayşe Fatma'dan ziyade ünlü isimler olduğu için bu WhatsApp konuşmaları bir anda çok büyük bir değer kazanıyor.
Bir şarkıcı ile ilgili yaptıkları yorumlar, bir feat ile ilgili yaptıkları yorumlar, OnlyFans hakkındaki düşünceler.
Yani şeyin servis edilmesi kadar beni son dönemde hani ne alaka dedirten bir şey olmadı.
31 patlatmak.
Abi yetişkin bir insandan bahsediyoruz ya.
Yani Allah aşkına şu telefonu elinize aldığınızda herkesin telefonuna artık bir şifre var değil mi?
Ya da ne bileyim belki de annemize babamıza telefonda bir şey gösterirken rahatsız etme modunu almamızı ya da bildirimleri kapatmamızı gerektirecek bazı gruplarımız özel bir hayatımız var değil mi?
Yani biz insanların kendi WhatsApp grupları içerisinde konuştuklarından bize neyi niye söyleyemiyoruz?
Bu beni çok şaşırttı.
Ve işte bu insanlar aslında genç kızlara örnek olarak kendilerini lanse ederken aslında böyle insanlarmış.
Şimdi buraya da geleceğim.
Birincisi vlog çeken, içerik üreten, kendi hayatlarından bir şeyler paylaşan insanlar first of all neden zaten idol oldular?
Neden zaten bu insanlar genç kızlara örnek?
Genç kızlara, genç erkeklere örnek olabilecek bir sürü zaten insan, bir sürü tarihi karakter, hatta hayali karakter bile yeterince mevcut.
Neden?
3 tane içerik üreticisi, kadının muhabbeti.
İnanamıyorum ya bir de bunlar kendilerini genç kızlara örnek olarak gösteriyor gibi adlandırılıyor.
Bu bir.
İkincisi diyelim ki gerçekten bu insanlar belli bir kesim, gence örnek olan insanlar olsun.
Bu insanlar içeriklerinde, sosyal medya videolarında, vloglarında nefret söyleminde bulundular mı?
Bunu herkese açık bir şekilde paylaştılar mı?
Empoze ettiler mi?
Birini ateşe attılar mı?
Hayır.
Kendi içlerinde konuşmuşlar.
İnsanların içinde çok küçük hesaplaşmaları, çok çirkin düşünceleri olabilir ve bunu dışarıya yansıtmayabilirler.
Biz bunu bilemeyiz.
Maalesef böyle bir x-ray yok insanı içinden geçirip.
Tamam ama senin gençlere iyi bir örnek olman için senin biz içindeki ahlaki değerleri ve bazı düşünceleri test etmeliyiz gibi bir x-ray maalesef yok.
Sen bu WhatsApp konuşmalarını görmeden önce bu insanı sevmiş, idealiz etmiş, izlediğin, tükettiğin içeriklerine bakarak bazı ne bileyim ilhamlar aldıysan bu WhatsApp konuşmaları neyi değiştirdi?
Sen yine onu anlatıyorum stilini beğeniyor olabilirsin.
Ya da gördüğün şeyler ay hakikaten ne pis ağızlıymış ya izleyesim kaçtı da dedirtebilir.
Ama bunlar nasıl örnek oluyorlar şeklinde öne atılması korkunç.
Bir insanın on defense konusunda nasıl düşündüğünün o insanı linçlemek için yeterli olması korkunç.
Şimdi Türkiye gibi bir yerde mesela birisi çıkar ve der ki öyle radikal bir fikrini paylaşır ve o kadar da fazla insana ulaşıyordur ki
bir sürü insana, bir sürü insele, bir sürü genç insana böyle kötü bir hakikaten fikir empoze eder.
Abi dur ne yapıyorsun sen elindeki gücü nasıl böyle kullanırsın dersin.
Ama birinin özel WhatsApp konuşmaları niye servis ediliyor ve niye bir önem taşıyor noktasında hala buna tam bir cevap verebilmiş değilim.
Ama diğer yanda şu da dikkatimi çekti.
Burada tabii ki de bir faile biz şimdi seni takipten çıkıyoruz ama arkandayız demek hakikaten büyük bir ikiyüzlülük.
Ama burada bunun konuşulmasından ziyade demek ki siz aslında failleri böyle arkadan besliyorsunuz.
Vay be helal olsun lan size ne biçim hayal kırıklığısınız diyebilmek mümkünken
Sadece bu kadınların kendi içlerinde çevirdiği muhabbetin bu kadar gündem olması da çok şaşırttı beni.
Fakat failin burada yapmaya çalıştığı davranışı hakikaten aldığı aklı ayakta alkışlamak lazım.
Çok büyük bir fan base olan Manife'mi ve Türkiye'deki ahlakçı kesimi galeyana getirmek
ve o boysdaki kötü karakter böyle bir anda herkes onu alkışlayınca böyle etrafına bakıyor ya böyle kemanın sesi artıyor.
O tarz iyi bunlar unuttular lan benim tacizle suçlandığımı, benim hakkımdaki taciz iddialarının noktasında böyle bir tatmin yaşamasını gözlerimle görmek hakikaten tarihi bir şey izlemek gibiydi.
Vay be dedim yani demek ki hakikaten böyle oluyor.
Ve burada bu kadınların konuşulması, bu kadınların linçlenmesi yine aslında linç kültürünün bile ne kadar mizojinist olduğu, ne kadar kadının üzerinde etki boyutunun büyük olduğunu bir kere daha gösterdi.
Yani çok üzgünüm ama şov biznes denilen noktada ya da müzik sektöründe patronların patronlaşmanın tekelleşmenin olduğunu düşünmek zaten bence şu an olmamalıydı.
Yani bunu zaten düşünebilmek gerekiyor.
Bu zaten çok bilinen bir şey.
Bunu biliyordunuz bağrınıza basın demiyorum.
Hala sistemi eleştirebilirsiniz.
Hala abi bu insanlara hak ettiğini vermelisiniz diyebilmelisiniz.
Ya da mesela şey gördüm bir tweet.
Ya bu insanlar madem bu kadar kötü sözleşmeler ve şartlar altında çalıştırılıyor niye imza attılar falan yazmış birisi bir de cevap vermiş.
Yani bu insan buna imza atarsa bir pop yıldızı olacak.
Hayallerini yaşayacak.
İmzalamazsa herhangi bir üniversite öğrencisi olarak devam etmeye ve fark edilmeyi, keşfedilmeyi beklemeye devam edecek ve keşfedildiğinde yine karşısına benzer bir sözleşme çıkacak.
Hani bu sözleşmelerin içeriklerini tartışmak, konuşmak, sanatçının hakkını ve ortaya koyduğu çabanın hak ettiği değeri almasını konuşmak bence çok kıymetli.
Ve bence böyle şeyler bir ülkeyi de kalkındırabilecek konular.
Yani bunlar çok ciddi ve bence entelektüel tarafı da olan, politik tarafı da olan konular.
Bu patronlar niye böyle? Bunu konuşmalıyız.
Ama bu patronlar niye böyleden ziyade bu patronun karısı da OnlyFans'i seviyormuşu konuşmak bana yine çok erkeksi geldi.
Ne yalan söyleyeyim.
Bu fail hakkında konuşmak ona prim vermek değil niyetim ama konuşacağız artık konuştuk bu kadar.
Yani bu insanın takipçi sayısının hızla artması gördüğü ilgi vs. burada değilim.
Buna zaten ne düşündüğümü tahmin edersiniz.
Söz konusu canlı yayını açtım ben de biraz izledim.
Altındaki yorumlara baktığımda zaten aslında ne kadar gerçekçi ne kadar sağlam bir destek aldığı değil sadece iyi ya da kötü.
Hani kötü de olsa etkileşim etkileşimdir mantığı bir yerden etkileşim kovaladığını gördüm.
İnsanlar diyor ki kapa çeneni bize git işte Hilal ile Süleyman'ın arasında ne olmuş onu anlat.
Ya sen onu geç işte Mina ne yapıyor onu söyle.
Ya bu adam nereden bilsin?
Siz buradaki çelişkiyi anlamıyor musunuz?
Zaten görüşmüyorlarsa zaten bu insan aforoz edildiyse ki belli ki kuyruk acısı da burada.
Bu sanatçı kızların gruptaki insanların ne yaptığı ne yaşadığını nereden bilsin?
Ama bir fanbase'in sorduğu soru ne olursa olsun verdiği etkileşimin ona tekrardan görünürlük kazandırdığını, kendini çok güçlü hissettiğini görebiliyorsunuz.
Hele o böyle aşağılık kompleksini, o böyle sınıf kinini bazı söylemlerinden bile görebiliyorsunuz yani.
Hani mesela benim bir kere 5 senedir Soho üyeliğim var.
Hmm hani Barbie evi.
Yani ne alaka şimdi bu?
Ya da böyle konuşurken bir şey daha var açıklasam mı?
açıklamasam mı?
Hani adamı ben o triplerde
o böyle eline aldığı defteri
karalarken, çizerken, çok önemli
bir şey yapıyormuş gibi hissederken gördüm ya.
Hani böyle dişlerimi sıktım ya.
Hani bu insan onlarca
hatta yüzlerce kadının
bana da bunu yaptı
dediği bir ifşa sürecinden
tam bir yıl içerisinde
nasıl unutturup, sıyrılıp
başka insanları point out ederek
kurtulabiliyor? Siz yine patronları
eleştirin. Siz yine
abi biz bu influencerlara niye bu kadar güveniyoruz ki
zaten bak demek ki bunlar da
kendi içlerine çelişebiliyormuş deyin.
Yine insanlar hakkında çıkarımınızı yapın.
Ama bunu yapmak için bir faili
kahramanlaştırmaktan başka bir
yöntem yok mu ya? Bu insanın
fotoğrafının altına kahraman olduğunu
yazmak işte onu yüceltmek
helal olsun sana falan ya da
buradan hani o failin de şunu düşünemediğini
anlayabiliyorum tabi de. Ya oğlum
seni bugün bu açıklamaları yaptın
diye vezir yapanlar
yarın bir gün istedikleri gibi bir sansasyon veremediğin için seni rezil etmezler mi?
Hani yine de burada günün sonunda kabağın hep eleştirilen kadınsa ona patlaması.
Ya mesela şey bile çok komik.
Siz bir de İran ve Pelinay'a da bence bakın.
Onlarda da demek gibi bokluk var bu insanlarla arkadaş olduğuna göre.
Hani bakın cadı avına bakın.
Yani birisinin mesajları ifşalanıyor.
Onun arkadaşlarına da bakın.
Onun arkadaşları da muhtemelen böyle olabilir falan.
Ya da öyle olsun eee?
ee yani kendi içerisinde senin hoşuna gitmeyecek düşünceleri var.
Eee zaten first place bu insan senin için neden bu kadar önem taşıyordu.
O yüzden geldiğimiz noktada bir failin çıkıp sırf başka birilerini point out etti diye,
magazin ve drama arzumuzu besledi diye o mikrofonun karşısına, o kameranın karşısına geçip
konuşabildiğini düşünmemek bile daha doğrusu konuştuğunda dinleneceğini düşünmesi bile
bence bizim maalesef ayıbımız.
Ayıbımız yani.
Ben olabildiğince kendi sosyal medyamda bu insanı paylaşmamaya,
yüzüne, ismine yer vermemeye, o primi vermemeye
ama yine de kendi duruşumu, fikrimi paylaşmaya özen gösterdim.
Hani bunu da yapmaya devam edeceğim.
Ama istersen doğruların en doğrusunu söyle.
İstersen öyle büyük ve öyle haklı bir yerden bir bilgi ver ki bize.
Ben hala sana şunu soracağım.
hakkındaki iddiaları
hadi yalanla ya da doğrula.
Hadi. Hadi ben de sana
gerçekleri ortaya çıkarttığın için teşekkür edeyim.
Bir adamın argümanının
benim hakkımda açılan bir tane bile dava
yok olması aslında
ne kadar kötü bir noktada olduğumuzu gösteriyor.
Bir kadının özellikle de
istismara uğramış bir kadının
bunu kabul etmesi, kendini suçlaması
ben acaba buna
ortam mı sağladım, ben mi yanlış yaptım
ben mi yanlış anlaşıldım korkularını
yaşaması ve bu aşamalardan geçmesi, bir cesaret topladığında kendi küçük çevresiyle
paylaşması bile ne kadar zor?
Sen bu insanın bir de yakın zamanda bile yaşadığımız ve gördüğümüz örnekler
barizken yargıya bu durumu taşımasını bekliyorsun.
Mental olarak ne kadar yıpranacağını da geçtim.
Maddi olarak bir de bir avukata bu sürece zaman, para ayırabilmek ne kadar zor?
Bir de toplumun neler sorabileceğini siz düşünün.
Yani neden oradaydın, ne yapıyordun, niye evine gittin, bu adama güvenilir mi zaten, şunun tipine bak falan diye.
Yine burada istismar edilen kişiyi suçlayan bir de güruhla karşılaşacak.
Bir de bu insanın adı, sanı, adresi, her şeyi yani buradaki mağdurun bütün bilgileri bir de afişe edilecek.
Siz kadınlar bu ifşa hareketini erkek düşmanlığından ya da erkekleri bitirmek istediğinden falan mı yapıyor zannediyorsunuz?
Hayır, bu sürecin maddi manevi ve mental olarak ne kadar yıpratıcı olduğunu bildiklerinden yargıya taşımaya belki güçleri ya da tırnak içinde onlardan talep edilen kanıtları yeterince olmadığından başka kadınlar da bu mağduriyeti yaşamasın, kendine dikkat etsin diye yapıyorlar.
Bu insanların bir kendi kendilerine, kendi içerilerinde kendilerini koruma ihtiyaçlarından kaynaklanıyor.
Ve biz bu kadınlara gerçek bir koruma sağlamaktansa kanıtın varsa göster o zaman falan demeyi tercih ediyoruz.
Ya da nereden bileyim senin yalan söylemediğini.
Onlarca yüzlerce insan bu faile çok önemli biriymiş gibi bir itibar suikasti düzenledi.
Ama ne hikmetse bu insan videonun karşısına geçip de şu an Türkiye'nin en ünlü müzik grubu ve onun yapımcı şirketiyle ilgili konuştuğunda
acaba götü yandığı için itibar suikasti mi yapmaya çalışıyor diye düşünmüyor.
Ama ne hikmetse bundan önce 5-6 bin takipçisi falan olan ortalama bir fotoğrafçıya yüzlerce kadın itibar suikasti düzenledi.
Yok ya.
Ulan fail Ronaldo olunca para kopartmaya çalışıyor kadınlar.
fail ortalama bir Cihangir fotoğrafçısı olunca yine kadınlar başka bir amaç gütmüş oluyor.
Ama bu adam bir sene boyunca ortadan kaybolup geldiğinde eski arkadaş grubuna,
birlikte çalıştığı insana, birlikte iş yaptığı müzik grubuna salladığında
acaba götü yandı, ondan mı yapıyor olmuyor. Çok garip.
O nedenle böyle bir düşünce yapınız varsa tekrardan o filtreyi bir yıkayıp,
yerine takıp tekrardan bir oradaki çarklıları çalıştırmak gerektiğini düşünüyorum.
Çok uzun bir bölüm oldu. Belki ben söylemek istediğim birçok şeyi söylemedim bile. Belki ben de not alarak ve üstünü karalayarak yazmalıydım.
Ama kendi düşüncelerinden biraz olsun emin olan ve neyi ne şekilde anlatacağı noktasında çok da kendinden şüphe etmeyen insanların boktan bir defter ve kaleme ihtiyacı yoktur.
Çünkü zihni ve beyninin çalışma şekli zaten bir şeyleri önce kendi içerisinde bir anlam düzlemine oturtmuştur.
O nedenle bazı şeyleri unuttuysam, atladıysam affola.
Bunun üzerine her zaman düzgün bir üslupla konuşabiliriz.
Fikrimi değiştirebileceğim ya da değiştirmem gerektiğini düşündüğünüz noktalar varsa bunları da duymak çok isterim.
Bu da böyle bir bölümdü.
Öfkeliyim, kendi düşüncelerimi de bir yerden paylaşmak istedim.
Günün sonunda ben bir kadının da hata yapabileceği, bir kadının da suç işleyebileceği, suçlu olabileceği, yanlış yapabileceği,
%100'üyle hatta yanlış olabileceğine zaten ihtimal veriyorum.
Niye vermeyeyim?
Yani kadınlar da erkekler kadar suçlu da olabilirler pekala.
Çünkü o güce, o eylemselliğe de sahipler.
Sadece bu kadar ateerkil bir sistemde erkeğin her alanda güçlü atfedildiği bir sistem ve düzende
nedense erkeklerin fail sıfatına karşı hep
hayır hayır bu aslında bana yapılan bir saldırı olması bana çok komik geliyor.
Bu kadar videonun açıklamanın, geleceği iddia edilen açıklamanın içerisinde bir tane bile kendini tam anlamıyla aklayan hiçbir duruşun olmaması da bence çok fazla şey söylüyor.
Yani öyle iki video açıp da benim alınmak demekle olmaz.
Hani çok güzel bir söz vardır.
Bozuk bir saat bile günde iki kere doğruyu gösterir.
Hani bir tane fail çıkıp bence zaten bilinmesi gereken bazı sektörel boşlukların altını çizmiş olabilir.
Ama bu o saati kolumuza takıp da bütün günlük planımızı ona bakarak yapacağımız anlamına gelmiyor.
Hakikaten üzücüydü yani sosyal medyada böyle bir galeyan görmek.
Ama ben bunun da hem ekonomik sebeplerden dolayı hayatı yaşayamayan bir genç jenerasyonun maalesef geldiği noktanın sonucu olduğunu düşünüyorum.
Politik olduğunu düşünüyorum.
Ve kesinlikle burada çok cinsiyetçi ve içselleştirilmiş bir mizojini olduğunu düşünüyor.
Fakat yine de her şeye rağmen Zeki Debirkubuz'un o söylediği bu ülkeye dair inancımı kaybettim demeyen hala içinde inancını sağlam tutan bir yerden bu bölümü burada bitiriyorum.
Umutsuzluğa alışmayın. Yatağa küs girmeyin.
Buradan da bu bölümü editleyecek olan sesçiye sevgiler bir saatte bitirdik.
Hadi bakalım. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
