
Transkript
ay hoş geldiniz. bu bölüm için çok heyecanlıyım.
sadece başlığı var kafamda.
sizin de bölümün isminde gördüğünüz o başlık iki kelime kız neşesi.
Gerçekten nereden başlayacağımı bilmiyorum.
Her zaman ne konuşacağıma dair bir fikrim olur ama ne söyleyeceğim bölüm içerisinde benim de biraz sizinle keşfettiğim bir yolculuk oluyor.
Bu sefer o kadar fazla söylemek istediğim şey var ki sanki böyle düşüncelerim zihnimde hadi artık çabuk Sadide gel ve sıra bize gelsin diye inatla heyecanla bekliyor gibi.
O yüzden çok uzatmadan bu dünyanın bence en güzel terimlerinden, en doğru terimlerinden biri olan kız neşesini konuşacağım bugün sizlerle.
Hoş geldiniz.
Bu bölümü ithaf edeceğim çok fazla insan var.
Hayatımda birebir temas ettiğim çok fazla kadın var.
Kız neşesiyle beni aydınlatmış, beni gerçekten belki hiç farkında olmadan çok zorlu dönemeçlerden çekip çıkartmış çok fazla insan var.
Sizi tanımıyorum, sizi hiç görmedim.
Bazılarınızla yolda karşılaştım, bazılarınızla arkadaş oldum, bazılarınız zaten arkadaşımdı.
Ama birçoğunuz belki yıllardır beni dinliyor, belki aramıza yeni katılanlar var.
Ama bir şekilde dakikalarınızı saatlerinizi ayırıp benim iç dünyama kulak verdiğiniz ve belki de o kız neşemin hayatım ne kadar rüzgarlı olursa olsun en azından böyle hiç sönmeden yanmaya devam etmesinin ve çoğu zamanda böyle harlı bir ateş gibi etrafındaki şeyleri ısıtmasının yegane sebeplerinden bir tanesi tabii ki sizsiniz.
O yüzden bu bölümü size ithaf ediyorum.
Bence kız neşesini yeni yeni yakalayan, en azından benim onun genç kızlığına şahit olamadığım için
şimdilerindeki kız neşesini geri alışını kazanışını izlediğim anneme ithaf ediyorum.
Her günümü istisnasız aydınlatan Berfin'e sadece storylerini izleyerek böyle içimin yeşerdiğini hissettiğim
renkleri daha net gördüğümü hissettiğim arkadaşlarım İdil'e, İrem'e, Deniz'e, Yaren'e, Eda'ya, Elzem'e
bu her şeyin bana çok gri hissettirdiği şehirde karşıma çıktığı an yani yolda birbirimize yürüdüğümüz anda
yine bir şeylerin sanki kendi rengini, formunu kazandığını hissettiğim Rümeysa'ya.
Şu an belki aklıma ismen gelmeyen ama bir şekilde hayatıma dokunan bütün kadınlara ithaf ediyorum.
Kız neşemi söndürmeyen, benimle paylaşan sevgili erkek arkadaşlarıma ithaf ediyorum.
Özellikle son dönemde hayattaki bir şeyler bana kendimi çok fazla, çok ekstra, çok ben yoğunmuşum, ben fazlaymışım gibi hissettirirken
hiçbir sözümü bölmeden, hiçbir düşünce akışımı yarıda kesmeden, aksine beni daha da gaza getirerek o kız neşemi yine harlayan ve bana saatlerce kulak veren Doğukan'a ithaf ediyorum.
Bu bölüm benim için sanki böyle belli bir noktada iyi hissederek ağlayacağım bir bölüm olacakmış gibi geliyor.
Kız Neşesi aslında hayatımızda hep olan sadece son dönemlerde geçtiğimiz yıl içerisinde sanıyorum Sabah Tümer'in bir programında böyle bir kesitte söylediği ve o şekilde terimleşerek o şekilde belki bir yerde viral olarak
Evet ya yani kız neşesi bu diye aslında hepimizin küçük hayatlarında yaptığı birçok şeye karşılık geldiğini fark ettiğimiz hep orada olan sadece adını sonradan hatırladığımız belki de bir terim.
Bence biraz baksak buna benzer şeyler bulabiliriz etrafımıza.
Mesela Jaluzi yani bir perde görevi görüyor orada duruyor ve sonra onun isminin Jaluzi olduğunu öğreniyorsun gibi bir şeydi benim için kız neşesi.
Hep oradaydı ama farklı bir ismi olduğunu galiba bilmiyordum.
Kız neşesinin hayatımızdaki çok fazla küçük şeyin içerisinde barındığını ama ilk andan itibaren yani hayata geldiğimiz kendimizi fark ettiğimiz ilk andan itibaren orada default bir şekilde olan bir olgu olduğunu düşünmüyorum.
Evet baktığımızda belki çocukluğumuzda oynadığımız oyunlar, kurduğumuz arkadaşlıklar, paylaştığımız sırlar da belli bir noktada kız neşesi kümesine sokabileceğimiz şeyler ama ben galiba çok böyle ilkokul, ortaokul, lise zamanlarımı düşündüğümde çok kız neşesine dair şeyler deneyimlemiş gibi hissetmiyorum.
biraz daha üniversiteyle belki kendi özgür alanıma gidince ve kendi insanlarımı bulma şansını elde etmeye başlamamla belki de biraz hayatıma girdi.
Kız Neşesi'nin en sevdiğim şeyi kendini her zaman böyle sanki bir kaldırım taşının arasından bile yeşerebilecekmiş gibi en ufak bir yaşam formunu, yaşam belirtisini ona hayatta kalabilecek minimum suyu, besini, toprağı verdiği, bulduğu yerde kendine orayı ev gibi mesken tutmasını çok seviyorum.
Galiba en sevdiğim özelliği bu.
Belki üniversite yıllarıma baktığımda kız neşesine dair çok nostaljik şeyler hatırlayabilirdim.
Ama maalesef bazı travmatik deneyimler yaşadığınızda, gerçekten yıkıldığınızda,
gerçekten aşamayacağınızı düşündüğünüz şeyler yaşadığınızda artık orası yanıp bitmiş kül olmuş gibi.
Yani içeri girip o yangınların arasından neyi kurtarabilirsiniz ki?
Yani canınızı kurtardığınıza şükredebiliyorsunuz sadece.
O yüzden galiba o döneme gidip hatırlayabileceğim çok güzel kız neşesine dair örnekleri bugün burada paylaşamayacağım.
Hayatımın ilerleyen dönemlerinde de oralara geri dönüp yad edeceğimi düşünmüyorum açıkçası.
Ama ne mutlu ki ve çok şükür ki.
Kız Neşe söyle bir şey ki siz ona el uzattığınızda sanki böyle başta dansa kalkmaya biraz nazlanırmış gibi ama nihayet kalktığında da böyle o sahneyi yıkıp geçermiş gibi geride kalan her şeyi resetlemesi.
Şimdi tabii kadın dinleyicilerime kıyasla çok daha az sayıda olsalar da erkek dinleyicilerim de var.
Açıkçası bu podcastı dinleyenlerin çok soracağı bir soru olduğunu düşünmesem de öncelikle neden böyle bir ayrım olduğuna belki biraz değinebilirim.
Eminim ki erkeklerin de kendi içlerinde kendilerine has yaptıkları, bir aradayken yaptıkları, birbirlerinden etkilendikleri ve belki de çok farklı tarzda bir mutluluğu, bir keyfi, bir neşeyi ortaklaşa paylaştıkları örnekler vardır.
Ama ben kız neşesini kız neşesi şeklinde etiketleyen şeyin aslında bizim günlük yaşantımız haline gelmiş bazı mücadelelere rağmen bunu yapıyor ve buna sahip olabiliyor olmamız.
Yani pozitif ayrımcılık gibi gelebilir kulağa ama hayatımızın neredeyse tamamını bir tehlikeyi fark etmek, buna kendini hazırlamak üzerine geçirdiğinde bunlara rağmen kendi içinde kaynağı sonsuzmuş gibi hissettiren bir keyfi, bir neşeyi var edebiliyorsan bence bu ötekileştirmeyi ve diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor.
Çünkü bence kız neşesinin ayrı bir kategoriye sokulmasının, diğer keyfi, neşeli süreçlerden ayrılmasının yegane sebebi bunca şeye rağmen var olabilmesi.
Hatta bazen bunlara rağmen dediğimiz aslında o neşenin önünde bir duvar gibi engel olan şeylerden zaman zaman kendine bir kaynak sağlaması.
Başımıza gelen olayları nasıl paylaştığımız, kimle paylaştığımız.
Bu galiba onu biraz daha özel yapan bir şey ve içinde bulunduğumuz dünya, dönem kadınların hayatını bu kadar zorlaştırıyorken bence sahip olduğumuz bu sonsuz neşe ve sadece bizim anlayabileceğimiz bu paylaşımlar bence de ayrı bir kutuya konmayı kesinlikle hak ediyor.
Sevgili kadın dinleyicilerimin bence dinledikçe yüzünün gülümseyeceği, belki bunu çok relate edemeyecek olan sevgili erkek dinleyicilerimin de bir fikir edinebileceği bazı örneklerle başlamak istiyorum.
Kız neşesi insanı hata yapmaya dair çok korkusuzlaştıran bir şey.
Çünkü bunun günün sonunda güleceğin, paylaşacağın ya da en kötü ihtimalle belki gülecek bir şey bulamasan da yalnız başına atlatmak zorunda olmayacağının bir göstergesi.
Kız arkadaşlarınla bir yatakta bir koltukta yan yana dizilmek, aynı olayı defalarca tekrar tekrar konuşmak, kendine yapmaya üşendiğin şeyleri hiçbir saniye bile düşünmeden karşındakine yapmak, saçlarını yapmaktan tut da manikürüne pedikürüne kadar ya da bazı geceler üşendiğin için karnın aç yatarken arkadaşının hiç düşünmeden karnını doyurmak.
Kendine aldığın bir şeyi bizim diye nitelendirmek.
Bize aldım, kullanırız, yaparız.
Tek başımıza yaptığımız eylemleri bile çoğul bir yüklemle bitirmeyi sağlayan çok kolektif bir tarafı var kız neşesinin.
Ve ben ona bayılıyorum.
Özellikle para kazanmaya başladığımdan beri biraz daha kendime istediğim şeyleri düşünmeden alabilme özelliğini kazandırmaya çalışıyorum.
Çünkü zaten çok tutumlu yetiştirildim.
Tutumlu olmam, her zaman bir acil durumlarda sırtımı yaslayabileceğim bir birikimimin olması,
her zaman bir şeylere hazırlıklı olmam bana öğretildi.
Bununla çok mutlu olsam da bu özellik bazen gerçekten insanı çok streslendiriyor.
Yani bir şeyi alacakken yapacakken o kadar çok düşünüyorsunuz ki
artık sonunda alsanız bile o keyfi, o heyecanı yaşayamıyorsunuz.
O süreçte aşırı düşünmekten o neşe böyle asidi kaçmış bir içeceğe dönüşüyor.
Ama biraz artık kendime bir şeyler alırken belki de çok da düşünmememin ya da neyse ya hani bir şekilde zaten bu parayı kazanacağım diyebilmemin yine yegane sebeplerinden bir tanesi.
Elimle sprisinek yakaladım arkadaşlar bunu kesmeyeceğim yani.
Bunu söylemem gerekiyordu.
Evet devam ediyorum.
en güzel taraflarından bir tanesi
biliyorum ki ne almış olursam olayım
benim o sevgili kadınlarım
onu benim için meşrulaştıracak
şöyle kombinlersin
böyle yaparsın
şöyle kullanırsın
onu bir şekilde çok normalleştirecekler
ve ben evet ben dünyanın en mantıklı alışverişini yaptım az önce
diyebileceğim
ya da hiçbir şekilde kurtarmıyor mu
dünyanın en saçma sapan şeyine mi para harcadım
güleceğiz
Ve bu bizim aramızda bir şaka olacak.
Belki bunu erkek seçimlerimize, yaptığımız başka hatalara benzeteceğiz.
Ama günün sonunda yaptığım hiçbir şey, aldığım hiçbir ürün, verdiğim hiçbir karar bana yalnız hissettirmiyorsa bu kız neşesi sayesinde.
bunu böyle bir terim haline getirdikleri ve
nihayet hani böyle çok uzun bir duygu vardır.
Yani onu açıklamak çok uzun cümleler alır.
Ama işte İsveççe'de tek kelimelik bir şeydir.
Kız neşesi tam olarak böyle.
Nitekim bu bölüm de aslında tam olarak bu sözlük görevini görüyor.
Belki ben yarım saat, kırk dakika artık her neyse konuşacağım ama
günün sonunda karşılık geldiği şey iki kelime.
Kız neşesi.
Hatta belki bu bölümü arkadaşlarınızla bir şat oyununa çevirebilirsiniz.
Ve ben her kız neşesi dediğimde bir şat atabilirsiniz.
Eminim ilk 10 dakikada blackout olacak birçoğunuz.
Ama eğlenceli bir oyun olabilir.
Kız neşesi hayatınızda denemek istediğiniz birçok şeyin size eşantiyon olarak sunulması demek.
En basitinden yani somuttan başlayalım.
Ben bunu almak istiyorum ama emin değilim.
Bende var, denersin. Ona şimdi boşuna para verme. Bendekini kullanırsın.
En somut örneği.
Ama soyutlaştığı ve bu kadar komplikeleşmesine rağmen hayatı kolaylaştırdığı çok fazla an da var.
Benzer bir zorluğu, belki benzer bir dönüm noktasını yaşayan bir başka kadın yoksa bile etrafında
senin o işin içerisindeyken belki tam anlamıyla tertemiz bir zihinle düşünememenden kaynaklı
farklı açılardan yorumlayamadığın şeyleri sana söyleyen kadınlar var çevrende.
Bu çok kıymetli.
Ya da eğer hasbelkader çok benzer deneyimler yaşadıysan ki bu çok yüksek bir ihtimal aslında
sana seni neyin bekleyebileceğini, neler olabileceğini bütün açıklığıyla sunan
yine bir kadın ordusu var orada.
O kadar bencillikten uzak bir şey ki bu.
Çünkü biz biraz da artık bazı zorluklarda yalnız başına kalmak istemeyen,
ben yaşadıysam başkaları da yaşasın bana ne demek zorunda bırakılmış bir topluma dönüşmeye başladık.
Ve kadınların bu birbiri içerisinde ben bunu yaşadım ve bu çok kötüydü.
O yüzden bunu bir başkasının bu şekilde deneyimlememesi için ona bütün deneyimimi aktaracağım anaçlığı beni hala çok şaşırtıyor.
Ve bunu birçoğumuz ihanete uğrasak da, çok incinsek de, arkadaşlıklarımız bitmiş olsa da, belki çok güvendiğimiz bir başka kadın tarafından çok yaralansak da yapmaya devam ediyoruz.
Kız neşesinin kırılgan tarafı var, evet.
Onu çok kolay soldurabilirsiniz.
Kahkaha atan bir kadına dal yaran biri bir döner.
Hıh yapar mesela.
Onun böyle ağzını körler, taklit eder.
İçine eder yani o neşenin.
Ama sonra hemen geri doğar biliyor musunuz?
Öyle bir şey.
Ağlarsınız mesela.
Kız kıza toplanmışsınız böyle, ağlıyorsunuz.
Bir anda gülmeye başlarsınız.
Bir anda birisi açar, bir roman havası oynarsınız ya.
Göz yaşları içinde, birbirinden uyumsuz pijamaların içinde.
Kendinize bile bazen gösteremediğiniz ya da eğer öyleyseniz aynanın karşısından geçmeye bir tık daha çekindiğiniz,
kendinize bile mesafeli olduğunuz anları paylaşabilecek bir alan biraz da kız neşesi.
Solar belki arada boynu bükülür, yaprakları kurur, ne bileyim böyle toprağa falan çatlar yani.
Ama kaktüs gibi sanki illa bir canlıya bir çiçeğe benzeteceksem.
Hani yaşar gider yani öyle öldürmesi çok zor bir şey.
Büyüme süreçlerinde Podcast Bpt yanınızda.
Birazcık su ver, ayda yılda bir toprağına bir su değsin, hemen yine böyle dimdik durur.
Öyle bir tarafı var sanki.
Beni böyle kaç kez yerden kaldırdı bu kız neşesi.
Bilmiyorum ya.
uzun uzun konuşmak, kendini çok fazla çok ekstra hissettiğin anların aklına bile gelmemesi,
saatlerce konuşabileceğini bilmek, bir anda mesela çok duygulanmak,
aşıkmışçasına seni seviyorum deyip o kız arkadaşına sarılmak,
onsuz yapamayacağını hayal etmek.
Yapabilirsin muhtemelen, yaparsın.
Belki zor olur.
Aşinalık kazanıyoruz, insanlara çok tutunuyoruz, bağlanıyoruz ama
birisi olmadan ben galiba yapamayacağım diyebilecek kadar o insanla bütünleşmek ne diyeyim çok naif geliyor, çok temiz geliyor.
Çünkü her şey yani öğretilerimiz de, bize verilen akıllar da, dersler de, hatta deneyimlediğimiz yaşadığımız şeyler de
insanlara güvenmememiz için, sürekli tetikte olmamız için o kadar geçerli sebepler sunuyor ki
buna rağmen soyunma odasına karşılaştığım bir kadın saçıyla cebelleşince ona yardım etmek,
fermuarını çekemediyse onu çekmek,
kendini birazcık tekinsiz hissettiğinde dışarıda başka bir kadınla göz göze gelmeyi ummak,
bir otobüs durağında hiç tanımadığın başka bir kadına sığınmak,
bazen hiç tanımadığımız bir insana 10 dakikalık bir yolda eşlik ediyoruz mesela tekinsiz olduğu için,
yan yana yürümeyi tercih ediyoruz yalnız olmaktansa.
Yollarımız belki bir kere kesişiyor, göz göze geliyoruz.
Sadece gülümsüyoruz ya da işte 10-15 dakikalık bir yolu birlikte yürüyoruz.
Ama o kesişimde bile ortaklaştığımız şey cinsiyetimiz, içinde olduğumuz toplum, bizi içine alan potansiyel tehlikeler falan değil.
Bana kalırsa kız neşesi oluyor.
Priz ve fiş gibi yan yana geldiğimizde bir anda aydınlatmaya başlıyoruz bir yerleri.
Karanlık bir sokağı, çok karanlık düşünceleri, içinden hiç çıkamayacağımızı zannettiğimiz zorlu dönemleri aydınlatıyoruz.
Yani sanki bizde bu güç vardı da bir türlü böyle kabloyu takacağımız bir priz bulamamıştık.
Ve nihayet artık ona ait olduğu yere böyle takıp hah şimdi oldu diyebiliyoruz.
Şöyle içinde olduğum odaya bile baktığımda o kadar fazla şey, kız neşesi kokuyor ki.
Bu odada sayısız depresif episod atlattım.
Çok ağladım, çok uykusuz kaldım.
Bazen hiç yataktan çıkmadım.
Saatlerce ki bir gün boyunca uyudum.
Ama etrafıma baktığımda duvarlara astığım şeyler,
bomboş bir odayı bir yataktan, bir halıdan, bir masadan öte bana ait bir yere dönüştürmek.
Ta mesela Fatih'teki evimden sanki burada yokmuş gibi yılbaşı ışıklarımı getirip odamı aydınlatmak ve ilk taktığımda hüngür hüngür ağlamam çünkü bu ışıkların altında yapmıştım ilk master başvurumu.
Yine bu ışıkların altında kabul aldığımı öğrenmiştim ve şimdi buradaki hayatımda buradaki odamı aydınlatıyor olmaları ve benim taş çatlasın 200 liralık bir yılbaşı ışığına yüklediğim bu anlam kız neşesi işte.
O yüzden diyorum böyle bazen kendine alan bulduğunda bir kaldırım taşının arasından bile yeşerebiliyor.
Hani böyle bir tohum düşmüş gibi ve bu tohumu düşüren şeyin de diğer kadınlar olduğunu düşünüyorum.
Bazen işte Berfin'in yürüdüğü bir yolda neşesinden, aurasından, belki overthinkinden, saçından, kolundan, parfümünden bir yerinden sanki bir tohum düşüyor, bir yerde yeşeriyor ve benim karşıma çıkıyor gibi hissediyorum.
Spora gittiğimde böyle çorabına kadar uyumlu takım giyinmiş kadınlar günü mü yapıyor yani?
Kol kola girip yürüyen, kahkahasıyla böyle ortalığı inleten ya da böyle seninle göz göze geldiğinde böyle başıyla selam veren kadınlar.
Dün mesela dışarı çıktım.
Bir tane kız kapıyı tuttu, bara giriyordu.
Çok güzel bir atkısı vardı.
Bir saniye bile düşünmedim belki yaptığım biraz kişisel alanın ihlaliydi ama böyle bir anda atkısına dokunup inanılmaz güzel bu atkı demekten kendimi alamadım.
Çünkü çok güzeldi ve bunu söylemem gerekiyordu.
O bilsin ve mutlu olsun diye değil.
O taktığı atkıyı görmek ve onun güzelliği beni inanılmaz neşelendirdi ya.
Yapsam mı yapmasam mı giysem mi taksam mı diye düşündüğüm acaba cringe mi olurum çirkin mi olurum diye düşündüğüm
Yapmaktan çekindiğim şeyleri kaç kez başka bir kızın üstünde görüp, ona yakıştırıp, ondan ilham aldığımı sayamam galiba.
Ondan cesaret bulduğumu. Sayamam yani.
Kendini bile yargıladığın garip kinklerini, fantezilerini, hayallerini başka bir kadınla paylaşmak, ona söylemek ve anlaşılman.
senin kendini yargıladığın kadar
karşında başka etten kemikten bir insanın seni hiç yargılamadığını bilmek
o kadar özgürleştirici ki.
Çok kalabalığız aslında.
Ve buna rağmen hepimizin mutlaka ama mutlaka ortaklaştığı
bazı eylemler var.
Buna bayılıyorum.
Aynanın karşısında ya da mutfakta ya da bir şey yaparken
belki duşta o verdiğimiz hayali röportajlar.
telefonun notlar uygulamasındaki market listesinin belki hemen altında duran o
bir gece yazdığımız ve hiç göndermediğimiz belki de göndermeyeceğimiz
o kalp kırıklıklarıyla dolu mektup mesela
hiç tanımadığın bir kadının bir anda sana gelip
arkamda bir şey var mı diye sorması
böyle simyotik bir ilişki geliştirmek aslında o kadın arkadaşlarınla
yani tuvalete birlikte giriyorsun bazen duşa birlikte giriyorsun
ve bunu böyle bir erotizm heyecanıyla değil de hakikaten konuşacak çok fazla şeyin olduğundan
ya da o an o eylemi ayrı ya da tek başına yapmanın bir anlam ifade etmemesinden
birlikte yapalım ve zaman geçirelim gibi bir yerden kaynaklı olması
bana çok ortaklaştığımız belki çok sadece konuşmadığımız ama
hepimizin bir yerde yaptığını bildiğimiz bir şeymiş gibi geliyor.
Mesela Berfin'den şeyi çok öğrendim.
bir şeyleri güzelleştirmeyi, bir şeylere kendi imzanı atmayı,
kadın arkadaşlarına da sanki böyle bir date'e çıkar gibi hazırlanmayı,
onları hazır bir şekilde beklemeyi, onlara böyle inanılmaz sunumlar yapmayı.
Çünkü karşılığını alacağını çok iyi bildiğin bir şey kız neşesi.
Kadın, kadını o kadar iyi anlıyor ki belli bir yerde, seni hiç hayal kırıklığına uğratmıyor.
Ha tabii ki maalesef çok kötü biten arkadaşlıklarımız olmadı mı?
Ya da bazen gerçekten bir ihanetle sarsılmadık mı?
Evet ama günün sonunda bazen yaşadıklarını sadece işte bir tweet attığında ya da benim gibi bir podcast'te konuştuğunda
birilerinin sana dönmesi, sana yazması, sana seni anlıyorum demesi, yalnız değilsin demesi kız neşesi.
bunların bir çoğu böyle kulağa hüzünlü şeyler gibi geliyor ama
o paylaşım o ben seni anlıyorum
hüznü öyle bir alıp götürüyor ki
geriye neşeden başka bir şey kalmıyor
neşelenmek gülmek tebessüm etmek işten bile olmuyor
bir anda gelen seni seviyorum mesajları
bir anda o yaptığıysa
buna yargılanacak hiçbir şey yoktur diye bağrına bastığın çok garip bilgiler
kanka ne yaptın biliyor musun
Ne yaptın? Ne yaptık hatta?
Hiç eylemine dahil olmadığın şeylerin bir saniye bile düşünmeden sorumluluğunun altına girebilecek olmanın kız neşesi olarak tanımlanması harika bir şey.
Her ne kadar romantik ilişkilerimde, date hayatımda çok duvara toslamış olsam da, bazen bile bile lades demiş ve yanlış kararlar vermiş olsam da,
özellikle son dönemde, son bir yılda kız neşesine bu kadar tutarlı, sürekli ve bir nevi aslında rutin içerisinde maruz kalmamın da verdiği bir yetkiyle
artık daha seçici bir insan olmaya başladım.
Çünkü nasıl sevilmek istediğimi kız arkadaşlarımdan öğreniyorum.
Çıtayı o kadar yükseltiyorlar ki benim için.
Bir anda bir hediye almak, bir anda istediğimi söylediğim bir şeyin önümde bitmesi.
Sana şunu yaptım, sana bunu yaptım, dolapta şu var.
Ya da evine gittiğimde havlunun, pijamanın orada beni hazır beklemesi.
Eylemlerin her zaman çoğul olması.
Yaparız, ederiz.
Her şeyin biz olması.
Tek başıma girdiğim benli yüklemlerde bile sonucuna benimle katlanacak kızların olması etrafımda.
İnanılmaz bir şey, inanılmaz bir güç.
Biz biraz acıyı bal eylemiş, acıdan, hüzünden, neşeyi, mutluluğu, keyfi, kahkahayı böyle suyunu sıkarcasına çıkartmayı bilmiş varlıklarız.
Zorlu ama işte aslında elmas kömüre yeterli basıncın uygulanmasıyla ortaya çıkıyor ya, belki de biraz öyle.
Belki de biraz bir şeyler sayesinde değil ama bir şeylere rağmen bu neşeyi saf ve temiz tutabilmek onu daha da paha biçilmez yapıyor.
Ve çok mutluyum ya.
Yani bu dünyaya bir kere daha gelecek olduğumu bilsem aynı döneme, aynı ülkeye, aynı korkunçlukların yine kol gezdiği bu dünyaya bir kere daha geleceğimi bilsem ve bana sorulsa yok derim ben kadın olacağım.
Çünkü onun böyle tam ortasında nihayet böyle pastanın meyvesine denk gelmek gibi, o korneto çaklı disklerin çikolatasını çekince oradan böyle karamel akıyor ya oraya ulaşmak gibi.
Kadın olmanın magması biraz da kız neşesi.
Zaman zaman yüzeye çıkması için belki bazı doğa olaylarının olması gerekiyor.
Belki bazı sarsıntıların, depremlerin, patlamaların.
Ama yüzeye çıktığında ondan görkemlisi olmuyor bence.
Kız neşesi benim hayatımın koruma kalkanı gibi bir şey oldu.
belki zaman zaman düşmelerim bazı ezikler çürükler yaptı ama
çat diye ortadan kırılmamamın
paramparça olmamamın
belki de biricik sebeplerinden bir tanesi
içinde barındırdığı güvenle
konforla
aidiyetle
samimiyetle
hatta günün sonunda biraz da erkeklerin anlayamayacağından da kaynaklı
hafiften şöyle bir verdiği guilty pleasure'la
inanılmaz bir duygu.
Çok iyi kız arkadaşlıklar kurmamış olabilirsiniz.
Dediğim gibi sırtınıza birkaç hançer bıçak yemiş olabilirsiniz.
Ama bir etrafınıza baktığınızda kız neşesinden mutlaka birkaç şey bulacaksınız.
Ben çok yalnız olduğum, çok arkadaşsız olduğum, çok tek başıma ve çaresiz hissettiğim anlarda bile
o kız neşesinin kendi kendine benim içimde bir yerde olduğunu gördüğümde çok şaşırdım.
inanılmaz yıprandığım, belki ağladığım, zırladığım bir günün sonunda
bir anda kalkıp odamda dans etmeye başlamamın,
kendime sahip çıkar gibi biraz neşelenmek için,
kendime istediğim yemeği ısmarlamanın,
belki kalp kırıklığımı ya da uğradığım hayal kırıklığını telafi etmeyecek olsa da,
tamamen alakasız bir noktada olsa da,
biraz olsun kendimi gülümsetebilmek için,
Kendimi ama bir şeker ama bir çikolata ama bir ruj ama bir defter almanın, kendimi kendi konfor şovumu açıp biraz nefeslenecek kadar iyi tanımamın, başka insanlar başka kadınlar etrafımda olmadığı zamanlarda da benden kaynağını alan, kadın olmakla ilgili, kadın hissetmekle ilgili bir kız neşesi olduğunu düşünüyorum ve bundan çok mutluyum.
Benimle bu yolculukta bunu paylaşan, yollarımızın kesiştiği, sadece konuştuğum, arkadaş olduğum, elini tuttuğum değil, metroda göz göze geldiğim, endişemi korkumu ben hiçbir şey söylemeden anlayan, omzumda bir el olan.
bazen sadece bir şey olursa şu insana giderim, ondan yardım isterim, bunu biliyorum.
Güveniyle tedirgin anları atlattığım herkese, bütün kadınlara, kadın hissedenlere armağan ediyorum bu bölümü.
Aslında daha söylenebilecek çok fazla şey var.
Ama yani saatlerce de bunu konuşamayız.
Mikrofonu kapatıp onu yaşamak ve belki yeniden hissettirdikleriyle ilgili belki başka bir bölümü kaydetmek daha akıl kârı olacaktır.
Birazdan bu bölümü kapatacağım, düzenleyeceğim, kapağını tasarlayacağım, galerimde biraz dolaşacağım, ilham almak isteyeceğim,
arkadaşlarıma bakacağım, uyumadan önce TikTok'ta, Instagram'da gezip gördüğüm iki tane ördeği Berfin'e biz diye atacağım.
Gördüğüm komik bir date TikTok'unu hemen İdil'e göndereceğim.
Mesela aklıma geldi ve bölümü kapatmadan bunu da söylemek istiyorum.
Yaren'i biliyorsunuz, Yaren Şafak.
Buraya da konuk oldu, benim tatlı arkadaşım.
Son dönemde böyle güzel güzel şeyler pişiriyor mutfağında, onları paylaşıyor.
Belki bir şeyleri unutmak için yapıyor, belki kafası çok dağınık onları toplamak istiyor.
Vardır ya böyle hepimizin mutfağa girip bir şeyleri düşünmeye ara vermek için deliler gibi bir şeyler pişirdiği o dönem.
Belki onlardan birinde.
Ama işte artık neyse düşündüğü, neyse hissettiği, onu gidip bir kek yapıyor ya, işte ağlayacak gibi oluyorum.
İçine şekerden, undan, yumurtadan başka belki hüznünü, üzüntüsünü, hayal kırıklığını katıp,
Buna rağmen ortaya harika bir şey çıkartan ve hiç çekinmeden de olsa belki kendisi bir çatal bile alamayacak olsa etrafındaki herkes ondan bir dilim dağıtan bütün kadınları öpüyorum buradan.
Bu kısa hayat deneyimini bu kadar eşsiz kıldığınız için çok teşekkür ederim.
Siz o kızsınız.
Valla ben de o kızım.
Ve galiba biz böyle olduğumuz sürece sırtımızın yere geldiği tek an kendi isteğimizle, kendi arzumuzla şöyle yere uzanıp gökyüzüne bakmak falan olacak.
Onun dışında çok zor.
Bu bölümü dinleyen erkek dinleyicilerime de belki şunu söyleyebilirim.
O kız neşesini söndürmemeye çalışın.
Birisi bunu sizinle paylaşacak kadar yanınızda rahat hissediyorsa onu sadece yerleyin biraz.
O zaten sizi de ısıtacak kadar büyümeye meyilli bir neşe.
Ona dahil olun.
Olamıyorsanız da engellemeye çalışmayın.
Yemin ederim sizin bile bu dünyaya bir daha gelsem galiba ben de kadın olurdum diyebileceğiniz bir güzelliği var çünkü.
Ona bir şans verin derim.
Öyle.
Umutsuzluğa alışmayın.
Yatağa küs girmeyin.
İyi ki varsınız.
Ay duygulandıma yol.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
