
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
"Sen o kız değil misin?"in ilk bölümü Kendi Evimde Deplasmandayım ile karşınızdayım. Tamamen katarsisten oluşan, kendimle lafın lafı açtığı bir ilk bölüm bu. Kendinizi kaybetmeyiniz, kendinizden bir şeyler bulunuz. Esen kalın!
Transkript
Altyazı M.K.
R'de hemen girdim yani.
Bu mecrada
bir ben mi eksiktim?
Tabii tartışılır.
Ama yani gerçekten o kadar uzun süredir
kafamın içindeki bu fikir ve bir şeyler
yapmak istiyorum ki
bir de hani gerçekten
tabii ki birileri dinlerse ne bileyim
birilerine metrobüste, otobüste
ya da ne bileyim işte
evinde bir şeylerle ilgilenirken böyle
eşlik edebilirsem ne mutlu bana.
Ama her şeyden önce bu podcastı
biraz kendim için yapıyorum.
Çünkü gerçekten şöyle hani bir kendimle tek başıma şöyle 15-20 dakika konuşmak bir sohbet etmek güzel olur herhalde.
Belki birilerini dinleyecek olma ihtimali de buna vesile olur ve hani böyle iki kişi küser falan birisi ara bulucu olur ya belki siz de benim kendimle ara bulucum olursunuz hiçbir fikrim yok yani umudum bu yönden.
onun dışında
aralarda arkadaşlarımı falan davet etmeyi
düşünüyorum hatta bir arkadaşıma yazacağım
tam şu anda yazabilirim aslında
ama ben iki işi aynı anda yapabilen
bir insan olmadığım için yazarken
galiba bir süre söylediğim şeyler hiçbir
anlam ifade etmeyecek
ama nesi deneyelim
tamam ben mesaj attım
evet
neden podcast yapıyorum ne konuşacağım
sizlere ne vaat ediyorum
açıkçası hiçbir şey vaad etmiyorum size
aman dediğim gibi böyle
sıkılıyorsunuzdur
ne bileyim
aynı şarkıları dinlemekten sıkılmışsınızdır ve
otobüste sizi 15-20 dakikalık
bir yolculuk bekliyordur işte o anlarda
bana gelebilirsiniz
ve beni dinleyebilirsiniz
diye yapıyorum bunu
böyle mikrofon falan alırım ya o zaman yaparım
falan diye erteliyordum ama bilgisayarın ses
kalitesi baya hoşuma gitti benim
dedim okey başlıyoruz artık buna
ne konuşalım
ne konuşayım merak ediyorum
aralara şarkı falan koyayım
çok merak ediyorum
ne yapacağım hiçbir fikrim yok
ya da şarkıyı açacağım da böyle 4 dakika
sessiz bir şekilde duracak mıyım
gerçekten hiçbir fikrim yok
ama bakacağız
şimdi bu aralar ben full evdeyim
biraz buhran dönemindeyim
depresif bir dönem ben geçiyorum
ama dedim ki
Okey bunu halledebilirim
Ve son dönemde
Yani son dönemde değil aslında
Benim herhalde konuşmayı
Söktüğümden beri
Kaçış yöntemim
Ya da bir şeyleri çözüş yöntemim
Hep böyle insanlara
Sığınmak oldu
Gidiyorum insanlara sığınıyorum
Arkadaşlarımla uzun uzun dertleşiyorum
Onları bir darlıyorum falan
Bu son zamanlarda biraz öyle geçti
Gerçekten çok darlandığım
dönemlerden geçtim.
Ve sürekli olarak
arkadaşlarımı arıyordum. Onlarla
konuşuyordum.
Ve
aslında
bana iyi gelenin de
onlarla konuşmaktan ziyade
gün içinde beynimi yiyen
belli bir başlı bir takım düşünceleri
açık kendi kendime konuşmaktan
çok sıkıldığım için ve
kendimi ikna edemediğim için
karşımda bir insan varmışçasına
ki varken yani. Karşımda bir insan
varken böyle. Sanki onu anlatıyormuş
gibi aslında kendi kendimi telkin
etmeye çalıştığımı fark ettim.
Sonra bu işe de yarıyor.
Ben de dedim ki okey.
Her başın sıkıştığında da bir insanı orada
bulamazsın. Kaldı ki
zaten onlarla dertleşirken aslında
kendine dert anlatmaya, kendini ikna
etmeye çalışıyorsun. O yüzden Sima
gel bu podcast için bundan daha
iyi bir zaman olamaz. Gel şuna
başlayalım dedim.
ve karşınızdayım
ne konuşacağım
nelerden bahsedebilirim
nelerden bahsederek sizi ileriki bölümleri
dinlemeye teşvik edebilirim
ve benimle bağ kurmanız için ne kadar kendimi
pazarlayabilirim hiçbir fikrim yok
ama elimden geleni yapacağım
yani 5 dakika oldu bile
bence gayet başarılı
şu noktaya kadar kapatmadıysanız
güzel şeyler paylaşabiliriz
birlikte belki ne konuşacağım
falan da siz seçersiniz.
Ben bu aralar
biraz şeyden bahsetmek istiyorum
galiba.
Önümü göremiyorum.
Yani mesela yarın
neler yapacağım az çok belli.
Pazar günüm belli. Bugün cuma.
Birkaç günüm belli.
Ama sonrasını göremiyorum.
Ve bu beni biraz endişelendirmiyor
da değil açıkçası.
Yani
nereye kadar böyle gidecek
Ya da neyi bekliyorum ki yani hiçbir şey olmadan böyle herhangi beklediğim bir gün, bir an olmadan böyle zaman doldurmak neye yarıyor acaba?
Hani gerçekten o varoluşsal sancılara girmeye başladım galiba.
Ya da hep içindeydim de biraz görmezden geliyordum.
Bu aralar biraz günlerim böyle geçiyor.
mesela bazen her şeyi boş verip
gerçekten akşama kadar uyumak istiyorum
ve bazen bunu başarıyorum
ama uyandığım anda beynimin içini
şöyle bir ses kemiriyor
bütün günü yedin
tamam peki sabah 8'de güne başlasaydım
bütün gün ne yapacaktım
hani böyle de bir soru var aslında
muhtemelen bir şey yapmayacaktım
ama o bir şeyleri kaçırmakla
bir şey yapamamak
yapacak bir şey bulamamak arasında
süzülüyorum gerçekten
Biraz bunu fark ettim.
Yani güne erken başlasam yapacak bir şey bulamıyorum.
Güne geç başladığımda da ihtimallere üzülüyorum.
Böyle bir sancı içindeyim.
Karantinada değiliz artık hala tabii ama bu pandemi süreci de şu an birçok arkadaşımla aynı şehirde olmadığım için beni bayağı zorluyor.
Yani aslında inanılmaz da bir yalnızlık çekiyorum denebilir.
O yüzden belki de kendi kendime konuşuyorum.
Çünkü tek yaşıyorum ve ailemin yanında değilim şu an.
O yüzden de en çok da insanın geceleri yaşadığı sessizlik boğuyor zannedersem.
Yaşasam beni öyle.
O yüzden galiba biraz da o sessizliği kırmak adına böyle kendi kendime konuşmaya başladım.
Ve insan böyle sesinin uzay boşluğuna falan süzülüp gitmesiyle çok ilgilenmiyor aslında.
yani yok işte
sesimiz atmosferi aşıyor gidiyor
uzay boşluğunda sonsuzlukla
yankılanacak falan gerçekten umurumda değil
ben o an beni duyabilen
birilerine hasretim aslında
podcastin nereye
gideceği belli oldu var olsa sancılar
çekeceğiz hep birlikte ya da ben çekeceğim
sizde öyle bakacaksınız
tabi dinleyen olursa
yani demem o ki
insan gerçekten
dinlendiği zaman, duyulduğu zaman
anlaşılıyor.
Anlaşıldığını hissettiği zaman, onu duyan
birilerinin olduğunu bildiği zaman
bir tık daha sanki
harbiden ben varım ya.
Yani etimle, kemiğimle buradayım hissini yaşıyor.
Bir keresinde
unutmuyorum. Şimdi dinlenmek
üzerine bir şey söyleyince aklıma geldi.
Bir kere uykumdan uyandım.
Ve
dinlendiğim zaman dinleneceğim diye bir
şey geldi aklıma.
Yani birilerinin beni hiç anlamadığını hissettiğim bir dönemdeydim.
Bu yaklaşık bir seneye geçiyor bu cümleye aklıma geleli.
Böyle hiç anlaşılmadığımı hissettiğim bir dönemdeydim.
Ve ben gerçekten bir şeyleri konuşarak çözmeye bağımlıyım.
Hemen bir şeyler sıcağı sıcağına hallolsun falan kafasınıyım.
Ama tabii bu herkes için çok da iyi bir yöntem olmayabiliyor.
Hele ki bunu bir yöntem olarak belirlememiş biriyle karşı karşıya geldiğinizde inanılmaz zorlanıyorsunuz.
ama bunu aşmaya çalışıyorum
bu aralar.
Hiç böyle birinin beni dinlemediğini
hissettiğim, birileri tarafından
dinlenilmeye inanılmaz ihtiyaç duyduğum bir dönemdi.
Ve kendimi de bununla
birlikte çok yorgun hissediyordum. Yani sanki
böyle içimde his değil de
böyle bir ton şey
taşıyorum sırtımda. Somut
bir şekilde ve bunun ağırlığı altında inanılmaz
bir yorgunluk çekiyormuşum gibi hissediyordum.
O yüzden aklıma şey gelmişti.
Dinlendiğim zaman dinleneceğim
gerçekten.
Ve hani bir sene içerisinde de bir arpa boyu yol alamamak her ne kadar üzücü olsa da artık bunun için bir adım atmak hiç değilse kendi kendimi karşıma böyle konuşmak 10 dakikada olmuş bu arada yine güzel bir adım diye düşünüyorum.
Yani
Herkes böyle
Bir şey yapıyor bir şey başarıyor
Ve ben
Sadece günlerin üstüne çentik atıyormuşum
Gibi hissediyorum
Genelde böyle hissettiğimde de
Etrafımdaki insanlar hep bana şimdiye kadar yaptığım
Şeyleri sayarlar ve bu benim hiç hoşlanmadığım
Bir teknik aslında
Yani mesela
Hayatıma ne kadar boş geçirdiğimi söylüyorum
Ve bana diyorlar ki ama sen şunu yapıyorsun
şuraya gidiyorsun, şunu çalışıyorsun.
Ama işte bunların benim sıradan şeylerim olduğunu,
yani bunların benim için bir farklılık olmadığını
sadece belki kendi hayatımda...
paketi hemen keşfedin.
Onlarına
kıyasla onlardan daha
farklı şeyler yaptığımı ve bu yüzden sanki çok
ilgi çekici bir şey yapıyormuşum gibi
algılandığını fark etmiyorlar. Çünkü
benim açımdan bakınca da onlar çok şey yapıyorlar.
Yani orada aslında
iletişime dayalı bir
iletişimsizlik söz konusu.
Neden sürekli başkalarının hayatına
gıpte ediyoruz ve kendi hayatımızın
kıymetini bilmiyoruz hiç anlamıyorum.
Ve bunun üzerine ne yazarsam yazayım
hiç de böyle
nihai bir sonuca
o ermişliğe ulaşabileceğimi
hissetmiyorum açıkçası.
Böyle birkaç gündür
blogumla ilgileniyorum.
Çok çok önceden bir blog spot açmıştım.
Ve böyle
gerçekten senede bir
yazı falan yazıyordum.
Geçenlerde, dün bir yazı yayınladım.
Bu arada
okuyabilirsiniz.
Vix üzerinden yaptığım için çok
boktan bir linki var ama
Simay Konuşuyor aslında esasında. Para ödemeye başlarsam simaykonuşuyor.com diye girersiniz ama eğer bu podcast işini sürdürürsem zaten muhtemelen kendi sitemden de sık sık bahsedeceğim.
Her neyse nereye bağlayacaktım? Biraz işte yazı yazmakla falan uğraşayım dedim ve eski yazılarıma baktım.
Her ne kadar farklı kelimeler seçmiş olsam ve farklı zamanlarda yazsam da derdimin hep aynı olduğunu fark ettim.
Mesela birinde kendim olmakla çektiğim o mücadeleyi aslında yazmışım.
Bir sene sonraki yazıda tamam artık bu sefer kendimi olduğum gibi kabul edeceğim yazmışım.
İşte bir sonrakinde kendime çok fazla haksızlık ettim artık bunu yapmayacağım demişim.
Ki gariptir ki dün bilgisayarın başına geçip bir şeyler yazdığımda da tamamen kendime yaptığım haksızlıklar beni bilgisayarın başına oturtmuştu.
Yani gerçekten 3 sene içerisinde hala aynı hisleri yaşamak, hani hala aynı insan olduğuma mı sevinmeliyim yoksa harbiden bir arpa boyu yol gitmedim diye düşünüp dertlenmeli miyim hiç bilmiyorum.
Ama galiba insan olmanın da ne bileyim fıtratında var bu.
Aynı sorunları farklı dönemlerde yaşamak gibi
Yani hani her mevsimin meyvesi vardır ya
Herhalde her döneminde hissi kendine has oluyor
Ve ben belli dönemlerde mesela geçtiğimiz yaşlarımda daha çok yazın
Böyle daha pozitif bir şekilde kendi kıymetimi bileceğim derken
Ne zaman kış gelse kendi kıymetimi bilememenin
Ya da başkaları tarafından değer görememenin verdiği durumu hep yazıya dökmüşüm
Galiba mevsimsel bir şey bu.
Ve galiba ben biraz değer görme ve sevilme konusunda mevsimsel bir alerji sahibiyim.
Ama hani bunu da kabullenmek lazım.
Biraz onu düşündüğüm zamanlardan geçiyorum.
Yani belki kaç yaşına gelirsem geleyim değer görmek, değer göstermekle ilgili belli bir takım sorunlar yaşayacağım.
ve belki de kendimi olduğum gibi kabul etmeye dair yazdığım her şeyi bir kenara bırakıp
zaten bütün bunları yazan ve belli dönemlerde tekrar tekrar bunu yazacak olan kişinin ben olduğumu kabul etmek
belki bütün işi kökten çözecek.
Ama biraz da şey gibi yani, geçenlerde dediğim bugün oldu hatta.
Şimdi ben dediğim gibi çok böyle buhransal bir dönemden geçiyorum.
Depresif zamanlar yaşıyorum.
İşte böyle bugün bir hadi evi temizleyeyim, bir şeyler yapayım, etraftaki dağınıklığı toplayayım derken
arkadaşım dedi ki her şeyi de bir anda toplama.
Çünkü kafa dağıtmak isterken istediğin bir zaman gelirse yani kafa dağıtmaya çok ihtiyaç duyarsan
etrafta oyalanacak, toparlayacak bir şeyler bırak kendine diye.
Galiba bunu fark etmeden aslında hayatıma adapte etmişim.
Yani sık sık bu değer görme, sevgi, kendime hak ettiğim değeri veriyor muyum problemini böyle ele alıyorum
Belli dönemlerde böyle bir sivilce gibi ortaya çıkıyor
Ama belki de özellikle bunu çözmüyorum
Çünkü gerçekten değer verme ve sevgi konusundaki bakış açımı belli bir raya oturtursam
Hayatımda ilgilenecek ya da üzerine dertlenecek ne kalacak hiçbir fikrim yok
Ve galiba insanın da biraz bir şeylerin negatif gitmesine ihtiyacı var
Çünkü her şey pozitif gittiğinde artık neyi yoluna sokacak ki insan?
Yani mesela şeyi siz de yapıyorsunuzdur herhalde.
İşte of ya yarın şuraya gideceğim ya da şu var bu var.
İşte okul var yarın dersim var.
Of ya yarın kargoya gitmem gerekiyor gibi.
Belli şeyler var ve bunlar hiç olmadığında ne yapacağız ki yani gerçekten?
Yani bazı negatifliklerin ya da bazı sorumlulukların olması o noktada galiba bizi birçok şeyden de alıkoyuyor.
Yani aslında lütuf gibi görmemiz gereken de bir tarafı varmış gibi hissediyorum.
O yüzden bu aralar kendimi bu değer görme meselesini çözememiş biri olarak görmektense
yok ya ben bunu keyfi olarak çözmüyorum.
Çünkü bu bana yaşadığımı hissettiriyor.
Ve bir yerlerde günün birinde çözmem için beni bekleyen problemlerin olması
yani ertesi günü uyanmam için bir sebep aslında dedirtiyor galiba.
yani o yüzden
galiba ben bir süre daha böyle devam edeceğim
tabii siz ne düşünüyorsunuz bu konuda bilmiyorum
ama jenerasyonsal
bir şey mi bu? bu da yeni bir kelime galiba
bizim jenerasyona ait bir şey mi bu?
bilmiyorum ama
etrafımda kimle konuşsam
bu değer görme meselesinde
herkesin bir canı yanmış gerçekten
ama bu da galiba bizim biraz
fazla burnu büyüklüğümüzden
ya da fazla
kendimize çelişmemizden kaynaklı.
Çünkü sürekli, mesela ilişkilerden
bahsederken, bu arkadaşlık,
sevgililik, aile, her şey olsun.
Arkadaşlarımdan da, çevremden falan
hep şunu duyuyorum.
Farklılıklar iyi ya, birbirimizi tamamlamak.
Sonuçta kendinin aynısı olsa nasıl
ilerleyecek ki falan gibisinden.
Böyle kalıplaşmış
bazı sözler var. Ama hem
bunu bu kadar söyleyip bu kadar da hayatını
adapte edemeyen
bir varlık olamaz herhalde dünyada insandan
başka. Ben de böyle
düşünüyorum. O farklılıklar ya ne kadar
güzel işte herkesin birbirinden öğrenecek
bir şey var. Ben kendimle neden çıkmak
isteyeyim ki ya da kendimle neden arkadaş olmak
isteyeyim ki farklılıklar olsun ki
bana yeni bir perspektif kazansın,
kazandırsın falan.
Ama mesela sevme stillerinin de aynı şekilde
bu insanların benden farklı
olabileceğini kabul edemeyen bir yanım var.
İnsanların benim birilerini
sevme şeklim neyse
bana bunu göstermedikleri takdirde
beni sevdiğine inanmıyorum.
kendi yöntemleriyle beni sevdiklerinde
aa bu sevgimi falan oluyorum.
İlla kendi yöntemi başkalarında da görmem lazım.
Hani farklılıktı yani bizim yegane aradığımız şey.
O noktada biraz ikiyüzlüyüz galiba.
Biraz böyle düşünmeye başladım.
Ama tabii bir noktadan da yani bu ne kadar bencilce geliyor kulağa bilmiyorum ama
umarım aranızda bunu dinleyenler varsa benim gibi hissedenler vardır.
İnsan böyle etrafına bakıp da kendisiyle aynı dertlerden muzdarip kişileri görünce de
bir oh çekiyor. Okey yani
herkes buna sahipse bunun literatürde
bir ismi vardır ya da bunun birileri
çözümüne erişmiş olmalı
gibi bir rahatlık.
Ben 3 senedir
3. senem
terapiye gidiyorum düzenli olarak.
Ki psikoloji okumama
rağmen de terapiye
gitme fikri beni çok uzun süre
korkuttu. Yani belli
başlı sıkıntılar yaşıyordum ama şeyden
çok korkuyordum. Ben şimdi terapiye gideceğim
ve bana terapist
bu sorunun sadece bende olduğunu
ve benim dünyada yalnız olduğumu bana söyleyecek
ve ben eğer literatürde kendime bir yer bulamazsam
nasıl çözeceğim böyle hastiktir
ya dünya üzerinde ben yapayalnızsam
gibi bir endişeyle
epeyce bir süre kendimi terapiden alıkoydum
sonra bir gittim
sanki böyle hani
gözünüze bir şey ilişir
daha önce görmediğiniz bir şey
ve sonra sürekli etrafınızda onu görürsünüz
hani bu aşina olmadığınız bir arabadan tutun da
bir levha ne bileyim bir film afişi falandır.
Bir kere gördünüz mü sonra her yerde
görmeye başlarsınız. Gerçekten
bunu yaşadım.
Anksiyete problemiyle terapiye
gidip bir anda etrafımdaki
herkesin aslında anksiyeteye
sahip olduğunu biraz böyle terapist
arayışında olduğunu hatta zaman zaman
bana anlatıp Yasimay bu geçecek değil mi
falan dediklerine şahit olmaya başladım.
Bu artık algıda seçicilik
oldu da kendimle ilgilendiğim için
mi başkalarının da benimle aynı sorunlara
sahip olduğunu görmeye başladım.
Ya da gerçekten bir anda evren bana yalnız olduğumu mu hissettirmemeye dair bir çaba altına girdi hiç bilmiyorum.
Ama galiba bu podcastı sonlandırırken şunu söyleyeceğim.
Sandığımız kadar biricik değiliz.
Ama belki de bunun en güzel tarafı dünya üzerinde birilerinin bizi anlayacağına dair bir inanç pompalaması bize.
O yüzden bu podcastı dinleyen ve bu podcastı yapan sen değerli kişi.
belki sandığın kadar biricik değilsin
ama bunun olumlu tarafını gör
sandığın kadar yalnız değilsin
en azından kendi kendine
saat gecenin bir buçuğunda
ses kaydederek
belki bir gün birileri bunu dinler umuduyla
konuşmuyorsun
ama birileri var
ve belki o birilerinden biri de
şu an sana kulaklıkta bunu fısıldıyor
yani çok da fısıldamıyorum ama
her neyse
Bu podcast'e yalnız olmadığımız ya da yalnız hissediyorsak bile bu yolculukta bir gün kafa dengi bir otostopçu bulacağımız temennisiyle kapatıyorum.
Kendinize iyi bakın.
Umarım haftaya görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
