
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
Sıcaklamakla üşümek arasındaki dengeyi kurmak için yorgandan çıkardığımız bir ayak, hiç başlamadığımız bir iş üzerine attığımız yalanlar, banyoda kendi kendimize verdiğimiz röportajlar… bu bölüm ilhamını gece uyumadan önce aklıma gelen her şeyden, Ozan Akyol ve Erman Çağlar’dan, kaka yapmanın birleştirici gücünden alıyor.
Transkript
tekli bölümümün üzerinden çok zaman geçmedi.
Gün geçmiyor ki ürettiğim bir şeyi yeni bir bölümün açılışını yaparken anmak durumunda hissettiğim insanların listesi kabarıp gitmesin bu topraklarda.
Tabii bir yerden yaşamaya, üretmeye, işlerimizi yapmaya devam ediyoruz.
Bu kadar olumsuzluğun içerisinde sürekli düşünüp durmak, kendimizi bir çıkmazda çaresiz hissetmek de istemiyoruz ama
yine de bunun çözümünün konuşmamak, üzerinde durmamak olduğunu düşünmüyorum.
Kayıplarımızı anmanın da boynumun borcu olduğunu düşünüyorum.
Tustaşa yapılan terör saldırısında maalesef kayıplarımız oldu.
Hepimizin başı sağ olsun.
Hayatını kaybedenlere, Allah'tan rahmet ve yakınlarına da çokça sabır diliyorum.
Umarım bu topraklar güven içerisinde yaşayabildiğimiz,
temel insan haklarımız olan yaşam güvenliğini, yaşam standartlarını sağlayabildiğimiz bir noktaya gelir.
Ve umuyorum daha fazla kayıp vermeyiz ve daha fazla eksilmeyiz.
Aslında bu bölümü kaydetmek çok kafamda yoktu.
Dün böyle tam uykuya dalmadan önce hani o tam rahat ettiğiniz uyku pozisyonunu bulmaya çalışırsınız ya
Bunun ne kadar aslında ortaklaştığımız bir insan deneyimi olduğunu düşündüm.
Sonra telefonumu aldım ve insan olmaya dair yazdım sadece notlara.
Sonra da uyudum.
Ben yarın bunun üzerine insanların ortaklaştığı belki de hiç üzerine konuşmadığı
ama bence hepimizin mutlaka yaptığı bize dair, insan olmaya dair bazı şeyler üzerine konuşmak istediğimi fark ettim.
O nedenle Sen O Kız Değil Misiniz'in yeni bölümüne hoş geldiniz.
Uykuya dalmaktan bunun aklıma gelmesinin aslında bir tane de sebebi şu ki benim böyle o ilk uykuya dalacağım pozisyon çok önemli.
Hatta böyle bir arkadaşımda falan kaldığımda ya da bir arkadaşım bende kaldığında yanımda bir başkası uyuduğunda çok daha düzgün böyle ellerin başımın altında hiç absürt bir duruma el vermeden gayet güzel uyuyabiliyorum.
Ama tek başımaysam böyle o yorgan ters dönüyor, yorgan bir bacağımın arasında, bir kolumun altında falan.
Ya da böyle tam uykuya dalacağım.
Bir yudum su mu içseydim?
Ya benim bir tuvalete gitmem mi gerekiyor?
Ay dur pijamam kaydı, saçım kulağımın arkasında sıkıştı falan derken böyle.
O pozisyonu bulmak çok zor.
Ama uykuya daldıktan sonra böyle bazen 6'da 7'de ya da ne bileyim hani kalkma saatinizden uzak bir saatte uyandığınızı varsayın.
O zaman böyle hani amuda bile kalksanız rahatlıkla tekrardan uykuya dalabilirsiniz.
O mesela çok sevdiğim ve bence hepimizin ortaklaştığını düşündüğüm bir deneyim.
Tabii neden bu deneyimlerin üzerine düşünüyorum?
Neden bunları böyle tek tek saymak istiyorum?
Mesela bazen tuvalete girerim ama tuvaleti kullanmam.
Ama sonra şimdi bu kız tuvaleti kullandı ve ellerini yıkamadı derler diye ellerimi yıkamak zorunda hissederim.
Ya da zaten tuvaleti kullanmadım elimi yıkamak istemiyorum çok soğuk dersem de çeşmeyi açar bir 3-5 saniye beklerim.
Bunları niye sayıyorum?
Çünkü bence bunlarda hem tek olmadığımı hissediyorum hem de bunları söyleyerek biraz da özgürleşiyorum.
Eğer çok böyle uptight bir insansanız belki bunları duymak sizi de biraz rahatlatacaktır.
Yani bence herkes yani umuyorum belki şu yaşta değil ama en azından küçükken hepimiz burnumuzu karıştırıp sümüğümüzü bir duvara bir masanın altına bir yere sürdük yani.
Çünkü eğer bunu birileri yapmamış olsaydı ve bu kolektif bir davranış olmasaydı sanıyorum zaten bugün böyle bir terimden bahsedemezdik.
Yani ben mesela şu an bir anda çok bilinmeyen bir kelimeden bahsetmezdim.
Ya da söyleyince herkesin aklında az çok bir şeyin canlanabileceği bir durum olmazdı bahsettiğim şey.
Nedense bunları böyle çatır çatır sıralamak istedim.
Şimdi biz çok mükemmel bir insan olmak, yani mükemmel bir insan perform etmek, dışarıdan böyle görünmek
ve bazen de kendi içimizde böyle odasında kendi kendine konuşmalar yapan,
kendi kendine belki hayaller kuran ya da kimsenin görmek istemeyeceği şeyleri
tek başınayken yapan insanlar olarak iki dünya arasında biraz da sıkışmış gibiyiz.
Ve bazen böyle o çok düzgün bir insan olmalıyım.
Hani işte o kasada dururken böyle önüne biri geçince
Yalnız siz sırada mıydınız diyecek kadar politik olarak doğrucu haklarının peşinde bir insan olmakta.
Bazen ben şimdi bunu almaktan vazgeçtim ama ta geri gidip de onu rafına koymak istemiyorum deyip böyle o ait olmadığı rafa atan insanladı seni.
Aynı kişi yapabilir pekala ve böyle bunun insana da biraz minik bir haz verdiğini düşünüyorum.
Sanki böyle bir çizgiyi aşmak, sanki böyle buraya dokunmayın dedikleri bir şeye dokunmak gibi kimseye belki zarar vermeyen ama küçük bir çılgınlık.
Bence bunlara da bir tık ihtiyacımız var.
Hepimiz buluşmak istemediğimiz bir insana bahaneler ürettik.
Bence hepimiz kesinlikle geç kalmamamız gereken bir yere geç kaldığımızda hayatımızın en iyi yalan performansını sergiledik.
Yani belki de çok doğru olmayan bir şeyi günün sonunda ya kendimizi kurtarmak için ya zor bir durum yaratmamak için ya da bir başkasının da o kadar fazla zamanını bu duruma harcamasını istemediğimiz için bir şekilde gerçekleştirdik ve bu bizi kötü bir insan mı yaptı?
Hayır. Mesela çöpleri ayıştırmadığımız oldu. Benim mesela muhtemelen şimdi ben bunu hangisine atacağım deyip çöpümü yanlış kutuya atıp o koca çöp kutusunu bir şekilde hiç ettiğim oldu yani çünkü belki de ayrıştırılmayacak artık o benim yüzümden.
Hiç yaşamadınız mı mesela şöyle bir İstanbul kartınızla otobüse bindiniz o böyle belki yetersiz bakiye dedi.
Siz o sırada ay dur para yükleyeyim ya da birinden kart alayım derken belki ödemeyi yapmadan inmek durumunda kaldınız.
İnsanlığa dair şeyler değil mi bunların hepsi?
bazen böyle gerçekten
çok kallavi hakkıyla
bir tuvaletini yaptığında
sen de arkadaşını arayıp
abi o kadar iyi bir kaka yaptım ki
demek istemiyor musun
bunu bana kalt düşündürttü
son dönemde çok fazla kalt dinliyorum
bir şeyle ilgileniyorsam
kaltı dinliyorum
ama artık ilgilendiğim şey
bitmiş ve
oturabildiğim bir durumdaysam
yemeğimi yiyorum ya da bir şeyler içiyorum
falan ya da sadece uzanıyorum
o zaman izliyorum kaltı.
Ama mutlaka bu aralar
günün en az 5 saati
kaltla geçiyor.
Ve onların sohbetleri, muhabbetleri
ister istemez aslında biraz
içime işledi.
Ve uzanak yolun böyle ya insan
bazen gerçekten güzel bir kaka yaptığında
bile sokağa çıkıp
ben bugün o kadar güzel bir kaka
yaptım ki demek istiyor
demesi o kadar ortaklaştırttı
Peki beni Ozan Akyol'la yani ben burada 26 yaşında bir kadın oturmuşum.
Aşklar meşkler konuşuyorum.
Ozan Akyol 42 yaşında bir adam orada Türkiye'nin belki de en iyi absürt komedisini yapıyor.
Ve kaka yapmanın ortaklaştırıcı özelliği olarak biz bir podcast'in 30 saniyelik bir sekansında buluşuyoruz.
Bu insan olmaya dair değil midir?
Bana çok öyle geliyor.
Mesela bence bazı başımıza gelen olayları anlatırken hepimiz ister istemez olduğu gibi anlatırken biraz da olmasını istediğimiz gibi anlatıyoruz.
Araya bir tane aslında söyleseydik çok güzel olacağına inandığımız ama belki şanssızlıktan söyleyemediğimiz ya da o an aklımıza gelmeyen bir cümleyi de sıkıştırıyoruz.
Çünkü kimsenin canı yanmıyor ve günün sonunda ben de bir şekilde şu cümleyi söyledim ama bir şekilde benden çıktı diye rahatlıyorum belki de.
Yine emin olduğum şeylerden bir tanesi hatta beni çok da rahatlatan bir şey.
Herkesin o kadar da mükemmel, doğrucu, her şeyin çok estetik, çok tıkırında, çok düzenli işlemediğini bana belki de biraz hissettiren bir olgu.
O yüzden bunu gördüğümde sinirlenmiyorum ya da ne bu yapmacıklık demiyorum.
Aksine oradaki o deneyimi, o insanlığı çok derinden hissediyorum.
Ne bu? Paylaştığımız storyler.
Mesela gidip bir tane sanat filmini paylaşıyorsun storynde.
Hakikaten de ama isteklisin, hazırsın yani.
Açmışsın bilgisayarını, ortamı hazırlamışsın.
Paylaşmışsın, güzel de çıkmış.
12. dakikasında çok sıkıldın.
Çok sıkıldın kapattın. Ne yapacaksın?
Şimdi story silmene gerek var mı?
Ya da insanları bilgilendirecek misin?
Arkadaşlar ya ben o 12 dakika önce paylaştığım story'i size açıklamak zorundayım ama ben o filmi izlemiyorum.
Demek zorunda mıyız? Hayır.
Yani bazen bazı işlerin sadece başladığını biliriz.
Gittiği noktayı bilmeyiz.
Bu da çok özgürleştirici ve bence bu da hepimizin yaptığı bir şey.
Bence hepimiz bir şeyin parasını sormaya utandığımız için ya da o an çekindiğimiz için ya da yanımızdaki insanın garip bir şekilde ne düşüneceğine dair hafiften bir ben şimdi bunun overthinkine giremeyeceğim diyerek asla değmeyeceğini düşündüğümüz bir şeye çok para vermişizdir.
Yaptık bence bunu.
Bugünün sonunda niye insanlara göre yaşıyorsun, niye söyleyemiyorsun, olmayan paranla hava mı atacaksın gibi bir şey değil ya.
Bazen çok basittir yani.
Bazen neyse tamam dersin.
Hepimiz mesela evet evet ya hazır birazdan atacağım dediğimiz bazı şeylere hiç başlamadığımız bir noktada bulunmadık mı?
Bulunduk.
Bence hepimiz bir şeyi alıp alırken de etrafımızdakileri çok böyle ikna edip çünkü almak istiyorduk
Belki dediler ki hayır ya bu sana yakışmaz bu renk gitmez bu çok kalitesiz falan
Almak istedik ikna ettik ve beğenmeyince bunu kabul etmenin zorluğundansa
Onu justify etmeye çalışmadık mı mesela
Ama bak ya tam da böyle bir şeye ihtiyacım vardı falan
Ta ki onu aldığınız unutulana kadar ve o şey dolabınızın derinliklerinde kaybolana kadar.
İnternetin böyle hayatımızda çok daha artık vazgeçilmez bir noktaya gelmesiyle.
Hani önceden çünkü ben internet çocuğuyum ama internet ben 6-7 yaşlarındayken daha şeydi böyle.
Yapabileceğim bir şey yok.
Hafta sonları ya MSN'den arkadaşlarımla birbirimize titreşim falan yolluyoruz.
Böyle alfabeyi değiştiriyoruz.
Alevli alevli ya da böyle farklı ilüstrasyonlarla böyle harfler çıkıyor falan.
Ya da MyNet vardı.
Orada böyle takılıyorduk.
İşte Mork Betçisi Osman videoları, böyle Eminem videoları falan.
Happy Family Trees mi öyle bir şey vardı hatırlamıyorum.
O tarz böyle ilk defa aslında bir çocuğun hiç izlememesi gereken sırf animasyon diye çizgi film kategorisine girmiş videolar falan izliyordum yani.
Ama hani böyle çok ee şimdi ne yapacağım dediğim bir şeydi ama şimdi her şey internet.
Yani oradan konstant bir iletişim de kuruyorum.
Bilgi de ediniyorum.
Benim eğlencem de orası falan.
Yani yukarıda bir tadilat var ve matkap sesi,
midesini gece yediği tavuk dönerle bozmuş birisi
constant gaz çıkartıyor gibi bir ses.
Onunla birlikte kaydetmeye devam edeceğim.
Bunu da belirtmiş olayım.
Artık burada biz bizeyiz.
Şimdi internet hayatımıza tabii bu kadar girince
her yere ulaşmaya başladık.
Ve bu her yere herkese ulaşabilme, herkese kulak verebilme de şunu doğurdu.
Oha bizim ne kadar ortak deneyimimiz varmış.
Mesela çocukluğumuzda o kapılara tırmanmak, o klipsli tokalarla mesela ağzımızı tutturmak neden yani?
Ya da şişe kapaklarıyla böyle dudaklarımızı çektirmek, vakumlamak neden yani niye yapıyorduk bunu?
Ya da kaç yaşına gelirsen gel.
Şimdi artık telefonumsuz ben gerçekten tuvalete girmiyorum.
Bazen hatta tuvalete gidiyorum bakıyorum diyorum ki benim işim uzun sürecek.
Çıkıyorum telefonumu alıp öyle geri gidiyorum.
Boş geçiremem yani o zamanı.
Hani bunun bir telefon bağımlılığı olduğunu da düşünmüyorum.
Bu bence bir multitasking.
O ara mesajlarına cevap veremediğim kişilere dönebilirim.
Bir mailime bakabilirim.
Hani illa sonsuz bir tüketimde de olmak zorunda değilim diye düşünüyorum falan.
Ama mesela gerçekten şunun global yani insanlığın bir ortak deneyimi olduğunu duymak çok garip gelmişti.
Bana tuvalete oturup böyle şampuan şişelerinin arkasını okumak.
Ya da ben bunu çok yapardım küçükken.
Tuvalette röportaj yapardım.
Birilerine röportaj verirdim yani.
Ya ne alaka diyorsun.
Ama bu çok ortaklaştığımız bir deneyim gerçekten.
Ya da bence hepimiz, hepimiz yani daydreaming'e gönlünü kaptırmış varlıklarız.
Yani hepimizin şöyle bir çıkayım yürüyeyim de ya da şöyle otobüsle bir trafiğe takılsın da şöyle şu hayali bir kuralım ya dediği ya da kurduğu hayalde olay örgüsü bir yerde takılınca çıldırıp baştan başladığı ne kadar ortak bir deneyim.
Hepimiz yaptık bunu. Mesela hepimiz ağzınızda bir yara çıktığında oraya tatlı tatlı dilinle bastırmanın verdiği o küçük hazzı bence deneyimledik. Bunların hepsi insan olmaya dair.
genelde böyle insan olmaya dair
deneyimleri konuştuğumda
bizim çok konuşmadığımız ama
bence ortaklaştığını düşündüğümüz
şeyleri düşündüğümde
hep aklıma böyle çok daha
utandırılabileceğimiz
utanabileceğimiz
tuvalet anısı
bir hastalık anısı falan geliyor
ama belki bunları da biraz
konuşa konuşa normalleştirmek lazım
abisi olanlar
ablası kardeşi olanlar
kuzenleri olanlar yani
yapmadık mı ya usurma yarışı?
Yaptık yani.
Güldürmek için çocukken
kuzenimizi, arkadaşımızı,
abimizi
usurmadık mı yani? Biz hepimiz
ellerimizle çıkarttığımız o usuruk
sesine gülmedik mi hep
birlikte? Mesela
ailece paylaşılan bir
anda televizyonda
tabi artık bunlara maruz kalmıyoruz da
Rütük sağ olsun
müstehcen bir
sahneye maruz kaldığında
o yaşadığın
cringe, belki de cringe
kelimesi daha
lugatımıza girmeden
bir hissiyat olarak
bizi sardığı ilk anlardan
bir tanesidir yani.
Ya da şey
şimdi aklıma geldi. Yine tabii tuvalet
tuvalet birbirini açtı.
Küçükken sizin de var mıydı?
Böyle o kadar küçüktük ki
biz bir zamanlar klozete düşebilecek
kadar küçüktük.
O yüzden klozetlere konan böyle çocuk oturağı olurdu.
Yani sadece bir oturak yumuşak böyle o takılırdı da sen klozete düşme yani.
Ya mesela ben hala bazen onun o yumuşaklığını o dokusunu hatırlıyorum sanki.
Öyle bir duyguydu yani.
Ya da leğende bir yıkanmak yani şöyle.
Maşrap aile üzerine bir su dökülmesi.
Hani bir anneanne babaanne yıkıyorsa hele ki seni böyle kızarana kadar keselenmek.
Ne kadar insanlığa dair bir deneyim aslında.
Ya da mesela ben bazen dışarıda falan bir yere oturduğumuzda arkadaşlarımla bir şey yiyeceğiz falan.
Birisi ben bir ellerimi yıkayıp geleyim dediğinde müthiş bir utanç hissediyorum.
Ulan benim hiç aklıma gelmedi.
Yani ben böyle pis, leş, rezil biriyim yani o pis ellerimle yiyecek miydim yani o hamburgeri falan diye böyle içimden bir utanç geçiyor.
Ha evet ya sen gel sonra ben giderim falan diyorum.
Ve bazen düşünüyorum ulan acaba ben olmasam bu adam tek olsa o da gider miydi ellerini yıkamaya falan diye.
Düşünmüyor değilim bazen.
belki böyle paylaşmaya
bir tık çekindiğimiz
küçük hazlarımız da var.
Hani gece mutfaktan bir şeyler
aşırmak gibi. Siz ne aşırırdınız
mesela ne aşırıyorsunuz bilmiyorum ama
ben mesela
acı sos
zaman zaman ağzıma dökerim.
Ya da
geçenlerde bunu TikTok'ta
izlemiştim. Bir kız mutfağa gidip
arada böyle bir tavuk bulyon
yalıyorum demişti.
nasıl yani canım bir şey çekiyor ama ne çektiğini bilmiyorum ve evde hiçbir şey yok
tavuk bulyon şöyle bir tattım yani ve çok da hoşuma gitti gerçekten
böyle küçük kendimize yaptığımız trikler de var bence
tabii konudan konuya atlıyorum mutfaktan tuvalete tuvaletten kafeye götürüyorum sizi falan
mesela böyle bir sümkürdüğünüzde açık peçeteye bakmak ne çıktı benden diye
Ve yine çok insanlığa dair bir deneyim gibi geliyor bana.
Ya da bazen verdiğimiz bir sözün karşı taraf tarafından unutulmasını ummak.
Bu kadar yine insani bir beklenti olamaz.
İnşallah unutmuştur da konusunu açmaz falan diye.
Hatta bazen bunun umulduğu taraf siz olursunuz.
Karşı tarafında umduğunu bilirsiniz.
Aklınızda olmasına rağmen neyse şimdi hatırlatmayayım hiç dersiniz.
Bu yine hiç konuşmadan iki insanın ortaklaştığı bir andır ve kutsaldır da bir noktada.
Hiç anlamadığınız bir şakaya artık beşinciye ne dememek için gülersiniz.
Ben bir kere yapmıştım bunu.
Birinin gösterdiği bir videoya yani hiç anlamadım tekrar da izlemek istemedim ve güldüm.
Ve o kadar yanlış bir yerde gülmüşüm ki neye güldün ki dedi.
Açıklayamadım bile.
Hani bazen sadece bu durumların içinde bulmayız kendimizi.
Bir de bu durumların içindeki insanları görürüz de.
O da çok biricik bir deneyim gibi geliyor bana.
Bir insanın bazen karşınızda konuşurken görürsünüz yani yüzünde bir şey var mesela.
Onu söyleyemezsiniz yani onu utandırmak istemezsiniz.
Ama sizin başınıza gelse karşınızdaki söylesin istersiniz falan böyle.
Ya dişinin arasında bir şey var diyemezsin.
ama senin dişinin arasında bir şey varsa da biri söylesin istersin falan.
Aslında böyle bazen etrafımızdaki insanlara da ekstrem bir anlayışla
şimdi onu incitmeyeyim şimdi yanlış anlamasın diye
pamuklara sarma durumu da çok hoşuma giden şeylerden bir tanesi.
Verdiğin bir borcu isteyememek çok yine kolektif bir deneyim gibi geliyor bana.
Hani o borcu sormak çok utandırıyor insanı.
Bunun da yine çok insan olmaya dair garip ve çok alakasız da bir mahcubiyeti var.
Yani borç vermişsin tabii ki geri alabilirsin, geri isteyebilirsin.
Hani bunu da söylüyorum ama ben de isteyemem mesela.
Bir iltifatı doğrudan böyle başka dış etmenlere paslamak.
Ay yok ya hiç ben bunu aslında hiç giymiyordum.
Hep dolabımdaydı ya da işte yok ya bu yeni saçımı kestirdim.
Ondan sonra öyle geliyor gibi.
Ve bir türlü o iltifatı alamamak da yine ne kadar ortaklaştığımız bir durum aslında.
Bu galiba biraz bende şeyde de yıkıldı.
Bir gün böyle eski ev arkadaşlarımın otururken bir tanesi dedi ki diğerine sen duşta işiyor musun?
Ve yani sorduğu kişi de benim gördüğüm en böyle efendi, mülayim, titiz.
Hani hiçbir şeyi yanlış yapmayacak birisi.
Ve ben dedim ki biz çok ortaklaşıyoruz ya.
Çok yani evet hepimiz yaptık bunu.
Yapmayanın aklından geçti.
Ya da mesela şu da bana çok biricik bir deneyim gibi geliyor.
Dışarı çıktığın artık inanılmaz dağıttığın ve biraz da sarhoş olduğun bir gün kimseye çaktırmadan hiç tuvalete gidip istifra etmedin mi?
inanılmaz bir deneyimdir.
Ve genellikle de o kadar kendinde olmaya uzak olduğun bir anda
bir o kadar da sorumluluk sahibi olursun.
Aman her yer tertemiz olsun.
Hiç kimseye çaktırmayayım falan.
Tertemiz çıkarsın banyoda.
Anlamazlar mesela.
Ya da sen anlamadıklarını düşünürsün.
Ertesi gün ne kadar aslında obvious olduğunu hatırlarsın, düşünürsün.
Çok insanidir.
Çok hoşuma gider.
Yani hele böyle dışarıdaysam o böyle kimseye çaktırmamalıyım ve çok düzgün yürümeliyim şeyiyle böyle inanılmaz diksiyonumun normalde de olmadığı kadar düzgün olması da dikkat etmek falan yine çok insanların aman kimse anlamasın endişesi altında ortaklaştığı bir deneyim gibi geliyor.
Böyle kafamda uzayıp giden, üzerine düşünsem daha onlarcasını sayabileceğim insan olmaya dair yine bir liste var.
Tıpkı büyümek listem gibi.
Bilmiyorum ne kadarıyla ortaklaştınız.
Küçük hazlarımız var.
Sarmaya ketçap döken var.
Çayın içine o bandırdığı petibör düşünce.
Onu öyle tüketmeyi seven var.
Makarnanın üstüne şeker döken var.
Ülkemizde Karadeniz var. Gastronomik anlamda birçok şeyi normalleştirmemizi belki de sağlayan.
Günün sonunda zevklerimizle renklerimizle birbirimizden ne kadar farklı olursak olalım ortaklaştığımız şeyler var.
O yorgandan çıkarttığımız ayağın verdiği bir rahatlık var.
Tertemiz çarşafların, nevresim takımlarının içine duşunu alıp tertemiz pijamalarla girmenin herkese yarattığı çok ortak bir mutluluk var.
Kaç yaşına gelirsen gel, yorgandan dışarı çıkartın ayağını gerçekten bir yaratığın kapmasından korkmak var yani.
Olur olmadık bir yerde çok saçma bir şeye libidonun hafiften kıpırdaması bir gerçek.
paylaşamadığımız
dillendirmediğimiz çok fazla
ortaklaştığımız şey var
bence ya umarım vardır yoksa ben
yarım saat boyunca
kendi deliliğimi
biraz afişe etmiş olacağım
ama olsun ortaklaşmadığımız
küçük
hazları da konuşmak vardır
bence sen o kız
değilmişsin bu bölümü de
böyleydi bu liste uzar gider
sizinkinde neler var
Sizin insan olmaya dair ortaklaştığınız şeyler neler?
Yazın, konuşalım.
Hatta sizin için bir soru cevap açayım, oraya yazın.
Bir de sizinkileri okuyayım, üzerine konuşayım.
Her zamanki gibi umutsuzluğa alışmayın, yatağa küs girmeyin.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
