
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
*
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm “Odea” ve "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
sen o kız değil misin'in ilk canlı kaydında, atölye 404 ev sahipliğinde bir araya geldik. 14 şubatı benimle geçiren tüm romantiklere teşekkürler. bu bölümde de elbette AŞK konuştuk. kahkahalarınıza, alkışlarınıza ve varlığınıza teşekkür. martta görüşmek üzere
Transkript
bir dakika burada aynen tamam.
evet.
Herkes telefonunu böyle elinde mi tutacak arkadaşlar?
Peki.
Tamam.
Siz fotoğraf çekin, ben sonra başlayayım o zaman.
Nereden başlayalım bilmiyorum.
Umarım bir noktada göz yaşı dökerim.
Çünkü çok uzun bir süre anlaşılmak ve dinlenmekle ilgili problemi olan bir küçük çocuk olduğum için,
Yani 28 yaşındayım ama küçük bir çocukluk insanı çok kolay kolay terk etmiyor.
Bence siz de bu duyguyu bilirsiniz.
Çok uzun bir süre anlaşılmakla mücadele ettiğim için ki annem çok iyi bilir mesela benim küçüklüğüm böyle mektuplar yazıp derdimi anlatmaya şaşırtığım mektuplar yazıp böyle yatak odasının kapısının altından atmakla geçti.
Bu kadar insanın isteklilikle buraya gelip beni dinlemek istemesi benim için herhalde hayatta gelebileceğim en iyi konumlardan biri.
bence daha iyi konumlar var
ama orada olacağınızı düşünüyorum
o yüzden
hoşgeldiniz çok teşekkür ederim
sadece tek bir isteğim var
sizde oturun
sit down
şimdi şöyle bir şey var
ben 5 yıldır
yani 6. yıla girdik
5-6 yıldır podcast yapıyorum
ve hiçbir noktasında
maalesef
yazarak kayıt almadım.
Her zaman böyle mikrofonu açtım ve konuşmaya başladım.
Söyleyecek bir şeylerim vardı.
O yüzden sizin karşınıza çıkarken
aslında tek ortak noktamız
böyle işte beni tanımak ya da
belki çok romantik olmak falan değil.
Baya baya şeydi yani.
Sizin kadar ben de bugün ne konuşacağımı çok bilmiyordum.
Hala da bilmiyorum aslında.
Notlar almaya çalıştım.
Dün biraz ağladım. Göz yaşı döktüm.
yapamayacağım. Çok kötü olacak. Kimse gelmeyecek
falan. Ve
yani bunun bugün sevgililer gününe
denk gelmesi de şu noktadan çok özel bence.
Belki sevgililer günü klişe
buluyor olabilirsiniz. Bugün buraya geldiyseniz
belki sevginiz vardır. Belki onunla
birliktesinizdir. Belki
aklınızda biri vardır. Ya da bu tarz günlere
önem vermiyorsunuzdur. Bilmiyorum.
Ama hani şunu söyleyebilirim ki ben
artık klişe şeylerin
o kadar da yavan
olmadığını düşünebilecek bir yaşa geldim.
28 yaşındayım.
maalesef hayat meşgalesi beni bazen o kadar böyle
yoğun tutuyor ve o kadar fazla şeyden uzaklaştırıyor ki
bazen birine seni seviyorum diyebilmek için özel bir güne ihtiyaç duyuyorum gerçekten.
O yüzden bugün burada olmak da benim için çok özel.
Sen Hızlı İlmisi'nin ilk canlı podcastine hoş geldiniz.
O yüzden alkışlamayın.
Kafam çok tanılıyor.
Ama bugün biraz olsun bir şeyleri takip edememek için bazı notlar aldım ve
biraz 14 Şubat'ı sevmemek üzerine başlayacağız.
Öncelikle.
14 Şubat'ı seviyor musunuz, sevmiyor musunuz bilmiyorum.
Ama ben 14 Şubat'ı sevmemenin
14 Şubat'ın kendisinden daha klişe olduğunu düşünüyorum.
Bugün internette şey görmüşsünüzdür işte ya
lütfen şu çirkin erkek arkadaşlarınızı paylaşmayın.
Gerçekten çirkin erkek arkadaş görmekten mi rahatsızsın
yoksa bir yerlerde bir başkasının sevildiğini bilmek
içten içe seni huzursuz mu ediyor?
Sorusunu bence insanın kendine sorması gerekiyor.
Bugün annem de İstanbul'da olduğu için ona gezerken bir şeyler yaparken çok fazla insanın elinde çiçek görmek.
Ve hani kötü çiçekler.
Anladınız mı yani?
Kötü çiçekler.
Yani hani ayıcıklı çiçekler falan.
Ama hepsinin ortak noktası düşünülmek.
Belki azarlanmaktan korkuyor.
Belki neden bana çiçek almadın denmesinden korkuyor.
Ama bir şeyler o insana gelen var galiba.
Yokmuş tamam özür dilerim.
Ama bir şekilde o çiçekleri görmek insanların bu tarz günlere bence ne kadar ihtiyacı olduğunun bir hatırlatıcısı.
Geçenlerde internette dolaşırken şey gördüm.
Bir tane adam sevgilisinin işte bugün işte ilk günüm ve çıkışta bir şeyler yapalım mı mesajını halı sağım var demiş.
Ve gönlünü almak için tek bir çiçek almış böyle tek bir gül.
Ve şeyden bahsediyor çiçek almanın ne kadar mantıksız bir şey olduğundan.
Çiçeğin ne kadar hani ömürsüz bir şey ve zaten ölecek.
ve şöyle bir şey söylüyor.
Yani bana tavuk döner alsa ben daha mutlu olurdum gibi bir şey söylüyor.
Ama sorsan kıza belki hayatında bir kere tavuk döner bile ısmarlamamıştır içtenlikle.
Sonra bugün yine annemle tam böyle Cihangir yokuşundan yukarı çıkarken
bir kızın elinde feneryum poşeti gördüm.
Ve biliyorum ki o kız muhtemelen ne futboldan böyle futboldan haz ediyor
ne anlıyor belki de ne de manalı buluyor.
Ama sevgilisini mutlu etmek için bugün gidip feneryumdan bir şey almış yani.
O yüzden ben bu işte çiçek almayı çok saçma buluyorum adamlarını çok anlamıyorum.
Bence mezunun biraz biraz karşındakini neyin mutlu ettiğini anlamak olduğunu düşünüyorum.
Biraz böyle bencilliği aşmaya çalıştığım yaşlardayım.
Bir dönem bencil olmayı öğrenmeye çok çalıştım.
Kendimi önceliklendirmek, kendimi mutlu ettikçe, kendimi sevdikçe başkalarını sevebileceğimi düşünmek gibi bir kümülatif bir düşünce vardı zihnimde.
Hala da oradayım.
Ama şimdi yavaş yavaş bazı noktalarda kendimden azade ve hayat yaşamaya çalışıyorum.
Yani belki bugün bazı programlardan kendinizi feragat ederek buraya geldiniz.
Belki bir yere yetişmeye çalışacaksınız ama buraya geldiniz.
Etrafınıza baktığınızda sevginin çok farklı formları var gerçekten.
Kendimden biliyorum.
Annemden biliyorum.
Arkadaşlarımdan biliyorum.
Çok yakın arkadaşlarımdan.
hayat meşgalelerinin içerisinde bana zaman ayırmalarından biliyorum.
Ama bugün şunun güzellemesini yapmayacağım.
Sevgi her yerde.
Bak arkadaşların seni çok seviyor falan.
Bu benim çok tahammül edebildiğim bir telkin değil.
Bu arada arada birinin gözüne kitlenip anlatabilirim çünkü.
Çünkü geriliyorum.
Yani şöyle bir şey var.
Ben arkadaşlarının beni çok sevdiğini biliyorum.
Beni çok seviyorlar.
Ben de onları çok seviyorum.
Ama insan bazen tek bir kişi tarafından böyle kuşatılırcasına sevilmek istiyor.
Acaba bana ne aldı diye düşünmek istiyor.
Ona bir şey almak istiyor.
Belki normalde ona o parayı harcamanın çok mantıksız olduğu bir şeye o parayı biriktirmek zorunda hissetmek istiyor.
Çünkü sevgi tam olarak böyle bir şey aslında.
karşındakinin
sana o geri ödemeyi
mutluluk reaksiyonuyla verebilmesi
olduğunu düşünüyorum. O yüzden
bugün işte Kadıköy
rıhtımda inince o ayıcıkta
çiçekleri görmekte bile yatan
çok tatlı bir
ortaklaşma vardı yani.
Herkes, belki bazıları sadece
manitasının işte trip atmasını
istemiyor. Belki bazılarının çok farklı amaçları
var. Şimdi burada anneler var.
Çok bazı şeylere girmek istemiyorum.
ama bir amaç bir noktada
destinasyonlarından bir tanesi birini mutlu
etmekse bana biraz ulvi geliyor ve
galiba seviyorum
bu tarz günleri
benim hayatımda böyle sevgililer gününü
sevgilim olarak kutladığım çok olmadı
ama yine de
benim podcast'imi ne kadar sıkı dinliyorsunuz
bilmiyorum ama hani 2026
benim yılım olmayabilir de
bir yerlerde benim yılım var demiştim
ve ben biliyorum bir yerlerde de benim
kutlayacağım bir sevgililer günü var
Ve o gün Instagram'a girmeyin bence.
Ben o gün bokunu çıkarırım yani.
Ama şöyle bir şey var bence.
Belki hayatınızda böyle Instagram'da vesaire gördüğünüzde ya da etrafınızda şey vardır.
Ya ben de böyle bir adam istiyorum.
Ya da ben de böyle sevilmek istiyorum falan.
Benim de var.
Kesinlikle var.
Benim en yakın arkadaşlarım birbirleriyle evli.
ve onların birbirlerini seviş şekli ve yaşayış şekli bana o kadar evlenmek istetiyor ki.
Ve bir kere şöyle bir şey de var.
Benim yaşamak istediğim bir evi tutabilmek için de birine ihtiyacım var.
Ve bir koca kulağa hiç kötü gelmiyor aslında bakarsanız.
Ama aslında şöyle de bir dönemde yaşıyoruz.
Ben bizim jenerasyonun...
Situationship bizim için romantik bir ilişki oldu.
Ve pardon şöyle.
Aynen. Eğer situation ship'iniz varsa ilişkiniz var.
Eğer ilişkiniz varsa evlisiniz gibi bir şey.
Yani böyle artık gerçekten sevgilinizin olması sanki çok zor bir şeymiş gibi.
Yani böyle kendi aranızda da konuşurken şunu belki fark ediyorsunuzdur yani.
Benim flirt'ım, benim situation ship'im ama hiç o böyle bir sevgili olmuyor, kız arkadaşı olmuyor, erkek arkadaşı olmuyor.
Orada böyle bir türlü o etiketi koyamamak var.
Ve benim de tabii ki bu süreçte çok romantize ettiğim şeyler var.
Keşke şöyle bir erkek arkadaşım olsa, keşke böyle sevilsen.
Ki beni az çok tanıyorsanız, benim sevilmekten daha çok istediğim tek şey birini dolu dolu sevebilmek.
Bunu yaparken cringe bulunmamak, bunu yaparken birinin bana Simay bence sen de biraz abartıyorsun dememesi.
Ben sevmek istiyorum.
Ben böyle o içimden akan şeyi gösterebilmek istiyorum ve bunun için yabani algılanmamak istiyorum.
Ama bunun şöyle bir yolunu buldum.
Ve bunu bugün burada sizinle paylaşmak çok isterim.
Bence bu hayatta bir şeylerin formülü görmek istediğiniz şey olmaktan başlıyor.
Bana herkes, siz de eğer beni Instagram'da yine görüyorsanız, benim annemle çok iyi bir ilişkim olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.
Evet biraz da öyle gerçekten.
Onunla gezmek, bir şeyler yapmak, dolaşmak, kadeh tokuşturmak, bazen ağlamak, bazen arkadaş gibi kavga etmek evet gerçekten çok özel.
Ama bu noktada çok katılmadığım bir şey var ki insanlar bana keşke benim de böyle bir annem olsa derken acaba kendine şu soruyu soruyor mu?
Sen benim gibi bir evlat mısın?
Yani ben istediğim anneye ulaşabilmek için biraz da onun istediği bir evlat olmaya çalışıyorum gerçekten.
Bazı şeyleri ondan saklamayı öğreniyorum.
Çünkü saklamam gerekiyor.
Çünkü üzülecek değil mi?
Yani bazı şeyleri duymak istemiyorsunuz çok da çocuğunuzdan.
Onun kalbinin kırıldığını bilmektense belki çok yakın olacaksınız.
Yakın olmaktan feragat ediyorsunuz.
Çünkü üzüldüğünü bilmek sizi daha çok üzecek gibi.
Ve ben fark ettim ki annemi çok sevmek onunla çok yakın olmak değil.
Belki annemi çok sevmek ondan biraz uzak kalmayı kabul etmek.
İnsan biraz da sahip olmak istediği şeye dönüşmeli bence.
Gerçekten çok iyi bir ilişki istediğinizde kendinize şunu soruyor musunuz bilmiyorum.
Peki ben bugün gerçekten bir reenkarnasyon ya da bir klonlama olsa ve bir başkası olarak dünyaya gelsem kendimle sevgili olur muydum?
Ben olurdum.
Ama bu sorunun cevabını verebilmem yıllarımı aldı.
Bundan birkaç yılı bırakın birkaç ay önce kendimle flöz bile etmezdim.
Çünkü çok zordum.
Çünkü birisinin sevgisini hissetmeye, onayını almaya çok yoğun bir ihtiyaç duyuyordum.
Sevilmekle ilgili çok büyük problemlerim olduğunu hissediyordum.
Hala tabii ki bunlar böyle tek 5-10 günde çözülecek şeyler değil.
Zaten o yüzden 6 yıldır podcast yapıyorum ve tanımadığım insanlara derdimi anlatıyorum.
Ama bir yerlerde yavaş yavaş birlikte olmak istediğim insanı bulmanın değil mevzu,
birlikte olunabilecek birisine dönüşmek olduğunu düşünüyorum.
Yine dediğim gibi bilmiyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Beni bu süreçte böyle gerek ilişkilerim bazen böyle çok sıçıp batırdığında gerek bazen çok yalnız hissettiğimde ya da mesela dün gece gibi bir anda böyle bir mental bir kırılma yaşayıp ya ben galiba yapamayacağım ben galiba güzel konuşamayacağım ya da insanlar beni dinlemeye gelmeyecek gibi bir breakdown yaşadığımda bazen arkadaşlarımdan tabii ki biz varız telkinini alıyorum.
Mesela dün de öyle oldu.
En kötü ihtimalle biz orada olacağız ve hep birlikte sohbet edeceğiz dedi arkadaşım.
Ama bazen o biz varız telkini çok yetmiyor.
Bazen biz varız sana daha yalnız olduğunu hatırlatıyor.
Yani ben bir gün böyle bir yakın arkadaşlarıma çok şükür ki çok aynı mahallede oturuyoruz.
Bir gün böyle ağlıyorum sokaklarda yürüyorum.
Kendime böyle çok dramatik bir an yaşatıyorum.
Yani böyle hani gidebileceğim bir sürü insan var ve gitmiyorum.
Sokakta ağlıyorum falan.
Sonra Berfin dedi ki salak mısın?
Niye bize gelmiyorsun ki?
Yani hani buradayız.
Aslında biraz amacım şey yani.
Kendimi yalnız olduğuma inandırmak.
Çünkü bildiğim tek şey bu.
Ben biriyle birlikte olduğumda ne yapacağımı çok bilmiyorum açıkçası.
Böyle elimi kulduğumu nereye koyacağımı çok bilmiyorum.
Sonra gittim Berfinlere ve orada biraz derdimi anlattım.
anlattım. Neden birini
hayatımda istediğimle ilgili
sancılarımı anlattım ve onlardan biri de şu
hayatta
bir şeylere çok düşkün olduğunuzda
ve bir gün onları kaybedebilme ihtimalinizi
bildiğinizde o gün
geldiğinde sırtınızı yaslayacak birini arıyorsunuz.
Benim için
şöyle mesela yani çünkü
ben anne olsam bunu çocuğumdan
duymak istemem ama hani
bir gün annem öldüğünde
kime yaslanacağıma
dair çok büyük bir panik var içimde.
Ve bazen böyle bu panik beni hiç olmayacak adamlarda güvence ararken yakalıyor.
Yani adamın boyuna posuna ya da ne kadar centilmen olduğuna bakacağım yaşlarda şeye bakıyorum.
Annem öldüğünde yanımda olur mu mesela?
Ama hani daha oraya gelene kadar o kadar fazla basamak var ki.
Sonra Berfin şey dedi.
Bir gün benim de annem öldüğünde belki beni kocam da anlamayacak ama sen anlayacaksın.
Yani bir partnerinin bir eşinin olması bile senin hayatında sonsuza kadar yalnız olmayacağın ve her konuda seni anlayacak birinin olduğunun garantisi değil aslında.
Evet bu biraz rahatlatıcı ve etrafındaki insanlara şükretmek için çok güzel bir sebep.
Ama eğer böyle bir yerlerde hala ve arkadaşlarım da var, ailem de var ve beni çok seviyorlar ve çok tatlılar ama ben hala bir sevgili istiyorum ve bu yüzden de kendimi çok şımarık hissediyorum gibi bir yerdeyseniz ben bunun çok bir şımarıklık olduğunu düşünmüyorum.
Bence o kadar da yanlış bir şey değil.
Ve bence sevilmek arzusu çok problematik olmadığı sürece aslında içten içe bence bir yerde sevilmeyi hak ettiğinizi düşündüğünüzden geliyor.
ve ona tutunmak bence
çok güzel bir şey.
Demek ki bir yerlerde sizi sevecek
birinin olduğuna inanıyorsunuz.
Sadece bu yolda benim size
yani sizinle ilgili
tek iyi dileğim, tek sizinle ilgili
umabileceğim şey
umarım kendinizi yani sizi birinin
sevme eyleminde
partnerinize eşlik edebilirsiniz.
Yani çünkü
şeyi sevmiyorum görmek ve yaşamak.
sevilebilir biri olduğunu
sana sadece partnerinin hissettirmesi.
Sadece partnerin üzerinden
kendini tatmin edebilmek. Sonra o gittiğinde
çünkü kolun kanadın kırılıyor böyle.
Kendini sevilmez hissediyorsun.
Belki aranızda böyle
normal şartlarda kafası
biraz yerinde olsa, belki daha iyi hissetse,
güçlü olsa, asla
yüzüne bile bakmayacağı biriyle
aylarını senelerini geçirmiş
olanlar vardır. Birbirinize bakıyorsunuz
görüyorum.
Bunun bence maalesef sebebi içten içe sevilmeyeceğini düşündüğün için seni seven insanın şans eseri karşına çıktığına inanarak ona sıkı sıkıya tutunma inancı.
O yüzden hayatınızda biri varsa ya da hayatınıza biri girecekse bu bence değiştirilebilecek bir şey ama ondan biraz feyz almak için çok iyi bir fırsat.
Ben sevilmeye değer miyim demek için çok iyi bir fırsat.
Biri geldi.
Sıçtın içine
Uzay geldi
Benim en iyi dinleyicim
İyi gidiyor mu?
Teşekkür ederim
Senin için hızlı bitirmeye çalışıyorum
İyi değil mi?
deyte falan mıydı
Tamam Tebrik ederiz uzayı
Aynen ona alkışlar
Tamam ben çok alıştım bu arada
Bu çok okeymiş yani
Ama bir daha yaparsan atarız
Tamam
Biz de aşktan bahsediyorduk çok bir şey kaçırmadın aslında
6 yıldır devam eden bir podcast bu biliyorsun
Aynen
Bir de bence biraz aşkın karşılıklılığını
Unutuyoruz arkadaşlar
etrafınızda ya da sizde
şöyle bir şey oluyor mu bilmiyorum ama
o benim peşimden çok koştucular
vardır mesela. O benim peşimden
o kadar koştu ki. O kadar
yalvardı ki. Sen ne yapıyordun
peki? Yani ben
insanların istenmeyi
arzuladığını, niye bu kadar
yalanladığını çok anlamıyorum.
Yani istenmek
istiyorsun. Mesela şöyle bir şey söyleyeceğim.
Bence vardır hepinizin hayatında biri ve onu
hayal edebilirsiniz. Belki
normal şartlarda yüzüne bile bakmayacağınız
birisi tamam mı?
Ama sizle çok ilgileniyor.
Sizin böyle golden retriever'ınız yani.
Böyle her şeyinizi beğeniyor. Sürekli
peşinizde hazır yani.
Sizinle bir gün hazır olduğunuz günü
bekliyor.
Şimdi onun sevgili yaptığını hayal edin. Ve o siz
değilsiniz. Kafayı yersiniz
yani. O en sadık
hayranınız artık orada değil.
Aslında o yüzden
bence içten içe bizde bazen
karşılık vermeyecek olsak bile
bize duyulan sevginin sürekliliği için
hafif hafif böyle alttan alttan
bence besliyoruz bize verilen
sevgiyi. O yüzden ben böyle
birisi bir ilişkinin nasıl başladığını
anlatırken ya o benim peşimden
çok koştu falan dediğinde bunu çok
ikiyüzlüce buluyorum. Peki sen ne yapıyordun o sırada?
Muhtemelen flörtleşmeye
devam ediyordun. Muhtemelen ona karşılık veriyordun.
Ve bence
aşkın karşılıklılığını çok unutuyoruz.
Sen ne
veriyorsun karşındakine?
Yani mesela bazen özellikle bunu kadınların çok yaptığını düşünüyorum.
Biraz bizim bir körler sarlar birbirini ağırlar durumumuz var maalesef.
Mesela karşımdaki bana bir fedakarlık yaptığında bir erkek zaten yapacak diyoruz.
Ama aynı şeyi ben yaptığımda sanki çok anti feminist bir şey yapmışım gibi algılanıyor.
Ben onun için kendi uykumdan feragat ettiğimde ya da gece 3'de çıktığımda dışarı tamam hadi görüşelim dediğimde
sesime kendimi biraz ağırdan sat oluyor.
Ama o benim için bir şey yaptığında zaten yapacak oluyor.
Buna hala katılıyorum.
Evet bence kesinlikle bir erkek daha fazlasını yapmalı.
Çünkü bir kadın bir erkekle aynı şeyi yapabilmek için geldiği noktada çok fazla yol kat etmek zorunda kalıyor.
Çok fazla mesafe kat ediyoruz.
Yani mesela bir erkekle randevuya çıktığınızı düşünün.
Burada kesinlikle bir cinsel yönelim ya da cinse atfetmek istemiyorum.
Sadece bir tane erkek düşünün işte.
Date'e çıkacaksınız mesela.
O masaya oturmak için bir kadının kat ettiği mesafe ile bir erkeğin kat ettiği mesafe hiçbir zaman aynı değil.
Kadının görünmez ve üstesinden gelmek zorunda olduğu o kadar fazla engel var ki.
Bir kere bir date için mesela çok güzel bir kıyafet giymişsin.
Toplu taşıma kullanacaksan bunu saklamak zorundasın.
Taksi kullandıysan zaten saklamak zorundasın.
Çünkü bir adamla böyle iki metrekare bir alanı paylaşıyorsun yani.
Atıyorum o masaya oturdum
Sen de pekala hesabı ödeyebilirsin
Ama senin bir erkekle aynı işi yapıp
Aynı maaşı alabilmek için yıllardır verdiğin
Mücadele bile bambaşka bir yerde
Ya da en basitinden
Kaş bıyığı kaldırdığında zaten 600 lira veriyorsun
Sen zaten
O masaya oturmak için o kadar fazla bedel ödedin ki
O adam senin kokteylini ödemek zorunda
Bence
Ama yine de
Bu size aşkın karşılıklı bir şey olduğunu unutturmasın
Evet siz zaten o masaya oturduğunuzda neşenizle, kahkahanızla, güzelliğinizle, sohbetinizle o kokteylden çok daha fazlasını vaat ediyorsunuz karşınızdakine ve veriyorsunuz da.
Ama aşk bence karşılıklı bir şey.
Bence biraz vermeyi öğrenmek.
Biraz o sana çok verdiğinde bence bunu bölüşebiliriz demek.
O yüzden böyle birinin sizin peşinizden çok koşmasıyla övünüyorsanız bence orada biraz durma zamanı.
Çünkü geri koşmak ya da biraz hareket etmek bence o kadar kötü bir şey değil.
Ama kaçan kovalanır bir gerçek.
Onu da söyleyeyim.
Bir de dün annemle Aytasözeri konserine gittik.
Ve yaş ortalaması benim tahmin edemeyeceğim kadar yüksekti.
Çok yüksekti yani.
Herkes kır saçlıydı.
Annem tek malıtı olan kadındı orada böyle.
Ve bir şarkı söylüyor işte çok damar böyle.
Son mektup falan söylüyor ve herkes birbirini düşünüyor.
İstisnasız 70 yaşındaki de.
podcast'iniz için en uygun paketi
hemen keşfedin.
Çok sıkıldığı için annesiyle
konsere gelmek zorunda kalan o çocuk da
o belki roadblocks'u falan düşünüyor ama bir şey
düşünüyor. Herkesin aklında
bir şey var. Ve herkesin aklında
biri var. Yani ben
28 yaşındayım. Hayatımda son mektubu
belki 3 kere dinlememişimdir.
Annem çok dinlemiştir belki.
Ama hepimizin aklında biri var.
Annem de birini düşünüyor.
Ben de birini düşünüyorum.
Yanımda oturan kadın, onun yanında kocası var ama çok eminim kocasını düşünmüyor yani.
Başka birini düşünüyor.
Ama herkesin aklında biri var ve bunun en güzel tarafı ne biliyor musunuz?
Muhtemelen hayatta biri de beni düşünüyor.
Muhtemelen hayatta duygusal bir şarkı çaldığında ya da bir yerde İstanbul geçtiğinde ya da bir yerde birisi Napoli dediğinde muhtemelen.
Birilerinin aklına ben geliyorum.
Bugün aşırı gergindim gerçekten çok gergindim ve saçımı kestirmeye gidiyordum vapurdaydım.
Sonra Asena ile karşılaştım.
Bana bakıyor siz Senokuz değil misiniz falan.
Bazen podcast adının seçimi çok iyi değil onun farkındayım.
Senokuz değil misiniz çok rhyme etmiyor.
Ve bana şey dedi kafamdaki Napoli şapkasından tanıdığını söyledi.
Ve bu benim hayatta çok gurur duyduğum bir şey aslında.
Yani gerçekten hayatta neleri başardım neleri başarmadım neleri istedim konusunda o seçki çok karışık ama şunu söyleyebilirim.
İnsanların beni Napoli ile eşleştirmesi kadar mutluluk verici bir şey yok.
Çünkü insanlar beni çok ruh hastası ve eski sevgili ile de eşleştirebilirdi.
Sen şu meslek sevgisi dilimisine diyebilirlerdi.
Anladınız mı?
Seni sevgilin geçenlerde kusuyordu falan da diyebilirlerdi.
Ama demiyorlar çünkü ben çok şükür ki çok sevdiğim bir şeyle eşleşmişim insanların kafasında ki vapurda denk geldiğim bir insan beni Napoli şapkasından tanıyabiliyor.
Ve ben Napoli ile ayrıldım.
Yani en son Ağustos'ta gittim.
Zaman zaman gidiyorum.
Vardır ya hepinizin böyle bir eski sevgilisi.
Ara ara görüşürsünüz ama belki de o ilişkinin en sağlıklı noktası zaten ara ara görüşmektir.
Siz bir arada birbirinize o kadar da iyi gelmiyorsunuzdur.
Benim o ilişkim Napoli.
orada uzun süre kalırsam toksikleşeceğini bildiğimden onu o kadar seviyorum ki bazen özlesem de
ondan uzakta olmanın daha uzun ömürlü bir şey olduğuna inandığım için kendimi ondan daha uzak tutabiliyorum.
Ve insanların beni Napoli ile eşleştirmesi beni çok mutlu ediyor.
O yüzden bitmiş ilişkilerinizde de bence sahip olmayı umabileceğiniz ve sahipseniz de ona şükredebileceğiniz yegane şey.
Umarım onunla linklendiğinizde göğsünüzü kabartacak ve evet o benim diyebileceğiniz ilişkileriniz olur.
Dediğim gibi yani herkesin aklında biri var ve siz de muhtemelen birilerinin aklındasınız.
Ve bu ölümsüzlüğün en kısa formüllerinden bir tanesi.
Çünkü sizi hatırlayan son insanla öldüğünde biraz ölüyorsunuz ve muhtemelen ona çok fazla zaman var.
Onun dışında biraz belki ayrılıklara gelmek gerekirse bu kadar ilişkilerden bahsettikten sonra
Ben etrafınızda duyduğunuz her şeye çok inanmamanız gerektiğini düşünüyorum
Bir ilişkinin ne kadar romantik olduğunu düşündüğünüzde her zaman birazcık şüpheyle yaklaşmanız gerektiğini düşünüyorum
Belki Dua Lipa'nın bu sevgilisiyle nasıl tanıştığını anlattığı bir şey vardı bilmeyenler için anlatayım
Annemle Beritan'ın annesi için anlatıyorum bunu
Dua Lipa bir sanatçı
Ve çok yakışıklı
Bir sevgilisi var oyuncu
Şöyle tanışıyorlar
İkisi de aynı kitabı okuyormuş
Ve işte Dua Lipa
Dua demek de çok saçma
Bizim Sercan demek gibi bir şey ezeli
Dua Lipa işte
Teşekkür ederim en yakın arkadaşım
Dua Lipa
Bir kitap kulübü var aynı zamanda
o kitaptan bahsederken sevgilisi
yani Colum Turner da diyor ki
aa ben de aynı kitabı okuyorum falan. İşte ben
daha ilk bölümü yeni bitirdim diyor Dua.
Lipa.
Ve
Colum Turner da diyor ki
aa o zaman aynı sayfadayız. Hani
işte bilirsiniz ya we are on the same page.
Biriyle aynı sayfada olmak, bir ilişkiye
dair aynı şeyi düşünmek. Şöyle
söyleyeyim. Eğer bir gün Dua Lipa
aldatılırsa ya da bir şekilde o ilişki
biterse bu hikaye tamamen değişecek.
Bu hikaye, abi adam
sapıkla benim okuduğum son kitabı bulmuş.
Bir de ilk bölümü bitirmiş.
Bir de gelmiş masada bana bununla ilgili
hava atıyor. Beni etkileyecek
ya falan olacak.
Hayatınızda o an için romantize
ettiğiniz ne varsa o bir noktadan
sonra eğer o ilişki yürümezse
ya da biterse muhtemelen
değişecek. O yüzden etrafınızda
duyduğunuz o çok böyle sensasyonel
çok renkli çok böyle pembe
ilişkilerle çok inanmayın.
bunun için benim podcastlerimi de dinleyebilirsiniz
bu arada ben eğer bir adamla tanıştıysam
ne kadar güzel ne kadar tatlı
olduğumu anlatabilirim
bir sonraki bölüm atmıyorken
o adamlayımdır zaten
sonra bir bölüm atarım
neden artık aşk konuşmuyorum
falandır
çünkü bir şey yapmıştır
situation çıkım da burada bu arada
situation çıkım konusuna geleceğiz
bunu söylemek istiyorum
bunu nereye bağlayacağımı bilmedim ama bu cümlemi çok güldüm
ben insanların birbirine kocam
dediğinde birine ciddi mi
değil mi anlamadığım yaşlardayım arkadaşlar
yani biri birine bu benim kocam dediğinde
gay arkadaşı mı
gerçekten
kocası mı
sevgilisini çok anlayamadığım yaşlardayım
o yüzden lütfen bazı söylediğim şeyler boomer
kaçıyorsa lütfen affedin yani
situationship
konusunda galiba bu kısmı söyledim
Hani biz, situational shift'in gerçek bir ilişki, ilişkilerin de artık böyle evlilik falan olduğu bir jenerasyonuz.
Benim hayatımın çok uzun bir dönemi, gerçekten yani 19 yaşından beri çok uzun sürecim bu tanışma uygulamalarına geçti dönem dönem.
Ve geçenlerde şeyi fark ettim.
Biriyle konuştuğumda ve tanıştığımda arkadaşlarımın onu bir tanıtma sekansı vardır.
Hepinizin varsa ben biriyle konuşuyorum falan.
Ve benim için bu her zaman utanç verici oluyor.
Ben pantolon düzelttim bir saniye.
Hemen geç.
Evli olan arkadaşım.
Ben genelde böyle birisini gösterdiğimde işte şöyle bir şey oldu.
Ben çok uzun bir süre tanışma uygulaması kullanmadım.
Ve buna nasıl bakıyordum biliyor musunuz?
hani böyle
ben bir alkol bağımlısıyım
ve bırakmışım alkolü
ama nasıl bırakmışım
biliyor musun? Mesela bana şey diyorsun.
Eee Simay sen artık hiç alkol içmiyorsun. Evet.
21 gün 12 saat 47 dakika
oldu demişim gibi bir bırakma yani.
Hani hiç bırakmamışım aslında.
Tamamen oradayım yani.
Benim için tanışma uygulamaları böyle bir şeydi
ve ben böyle tekrar açtığımda
Berfin'e bir gidişim var.
Böyle Berfin ben bir şey
yaptım.
Ben tanışma uygulaması açtım.
Falan böyle.
Ve dating app.
Ve
şöyle bir şey var.
Ben ne zaman Berfin'e
bir erkekten bahsetsem
tamam şimdi profilini aç.
Falan yapıyor. Ve ben
şöyleyim. Gerçekten
gerçekten daha yakışıklı.
Profili çok kötü.
Ya Jim fotoğrafı
koymuş ama gerçekten öyle biri değil.
Falan diyorum.
ve Berfinler
sıfırını şöyle yapıyor artık
belki de 28 yaşına girdiğim için ve belki de
o evli olduğu için bilmiyorum
hayır hiç o kadar da kötü değil
aslında
böyle bir dönemdeyim
yani ben hani gerçekten
şunu ayırt etmek çok zor
artık arkadaşlarınız da biraz bundan böyle manipüle
olmuş oluyor ya adam gerçekten iyi mi
yoksa ben gerçekten
artık çok son dakika bir yerdeyim
ve hani aldığımı aldım mı
Yani onu da çok bilemiyorsun.
Ve situationship benim hiç tahammül edemediğim bir şey.
Situationship'i de anlatayım.
Annem ve Berit'in annesine.
Sen anlatmak ister misin?
Situationship'in ne olduğunu.
Bu genelde erkekler tarafından talep edilmiş şey.
Dünyadaki her şey gibi.
birisi bir ilişkiye yeterince hazır
hissetmediğinde ama bir ilişkinin
sahip olabileceği bütün esneklikleri
sahip olmak istediğinde bu
situationship yani bir durum
ilişkisi oluyor. Yani duruma bağlı
bir ilişki gibi bir şey.
Adı konmamış bir ilişki
aslında. Ve bilmiyorum fark ettiniz mi
hepimiz situationship'e çok okeyiz artık.
Hani yeter ki bana
bir şey ver artık.
Yeter ki ben de
duygusal bir şarkı dinlediğimde aklıma gelecek
bir adam olsun diye
situationship yaptığınız olmuştur.
Çok karşı değilim.
Çok sahibim
çünkü situationship'e.
Yani hayatta yaşadığım yaş
kadar situationship'im olmuştur.
Hani bazen böyle
dilimin ucuna geliyor. Hani ben şöyle biriyle
diyorum sonra diyorum ki bu kadar söyleme artık.
Bu kadar da adamdan bahsetme falan
diye. Ama ne var biliyor musunuz?
Problem erkeklerin ne kadar situationship
istediği değil. Benim ne kadar
fazla adamdan ilişki çıkartabiliyor potansiyelimin
olması.
Bunu neden yapıyoruz ki?
Yani ben
şöyle düşünüyorum.
Birisini sevmek
ve sevebileceğim bir adamı bulmak üzerine
gösterdiğim çabada
ne kadar sevilebilir bile olduğumu unutmuşum.
Ne kadar aslında kazanılması
gereken biri olduğumu, ne kadar
uğraşılması gereken biri olduğumu,
romantik deliklere çıkartılmayı,
düşünülmeyi, çok saçma
bulsa da çiçek alınmayı hak eden biri
olduğumu o kadar unutmuşum ki
ben aslında ilişkinin
hem kadını hem erkeği olmak istiyorum.
Yine cinselerden
sınırlandırmayarak söylüyorum bunu.
Ben maalesef heteroseksüel
olduğum için söylüyorum bunu.
Ben ilişkinin iki tarafı da olmayı
göze almışım. Ben sadece ne istiyorum biliyor musunuz?
Ya orada bir adam olsun.
Olsun yani. Benim
hani belli bir yaştan
sonra ya bir tane adam olsun.
Ben anneliyi tadayım. Boşarım zaten.
sonra çocuğum olur diyen insanlar
var ya kendini bir aşkı
yaşamakta böyle hissediyorum. Sen bana
ilişkiyi sağla. Ben ikinize de
sevmeyi öğretirim gibi.
Ama bir şey söyleyeyim mi? Bu benim kalbimin ne kadar
büyük olduğu ile ilgili değil. Bu benim ne kadar keriz
olduğumla ilgili.
Bunu kendine yaptığında
teşekkür ederim. Çok
hoşunuza gitti.
Teşekkür ederim.
Yani şunu söylemeyeceğim.
Ben bu en iyi insan değilim.
Bunu yapana kadar kendini sevsene falan.
Öyle bir şey yok.
Öyle bir dünya yok.
Sen kendini seviyorsundur.
İçinde fazlası vardır.
Arkadaşlarını da seviyorsundur.
Anneni de, babanı da, herkesi çok seviyorsundur.
Hala canın aşk isteyebilir.
Ben aşk istemenin dünyanın sonuna kadar en büyük savunucusu olacağım.
Bence dünya üzerinde en güzel şeylerden bir tanesi aşık olmak.
Harika bir şey ya.
Siz hiç fark ettiniz mi?
niye insanların bu kadar kredi borcu var?
Çünkü insanlar aşık. Çünkü insanlar ev
almak istiyor, ev döşemek istiyor. Çünkü insanlar
bazen bir araba alabilmek için
bir eşe ihtiyaç duyuyor.
Birisinin ona
sen yap ben yanındayım demesine
ihtiyaç duyuyor. Bu yani aslında.
Bu kadar basit.
Ve ben
hayatta sadece bazı şeyleri yapabilmek için
bir adama ihtiyaç duyduğumu fark edince
biraz için burkuldu ne yalan söyleyeyim.
Yapma ya dedim buna kendine
yani. Sevgini de
heba ediyorsun çünkü. Yani
birini sevmek çok güzel ama
sırf o insana tam olarak
bulamadın diye öylesine birini sevmeyi
tercih eder miydin gerçekten?
Öylesine birini her sevdiğinde
sana her gün aslında çok daha
iyisini yaşayabilirdin hatırlatmasının
olduğu bir yerde. Belli ki
yaşayamıyorsun. Yani
bunu hepiniz bildiğiniz için söylüyorum.
Öz elini açmak istemem ailemin ama mesela benim
annem 35 sene sonra boşadı babamı yani.
Demek ki birini seviyor olmak
iki kişilik sevmek o kadar da yetmiyor.
Çünkü biraz da sarılmak ve kuşatılmak istiyorsun.
Ve bunu bir kere yaptım artık hayatımın sonuna kadar sürdürebilirim demiyorsun.
Bazen 55'den sonra da hayat var gerçekten.
Ve bunu 28'imde keşfettiğimde size de 20'lerinizde bunu söyleyebilmek
benim için bir yerde de sır vermek.
Ve umarım bunu güzel kullanırsınız.
Başka neden bahsetsem bilmiyorum.
Bir yere daha dokunacağım tamam.
Bir şey daha var aklımda.
yine bu
benim podcast serüvenimde
hiçbir zaman benden şunu duymazsınız.
Duymayacaksınız. Kendini sevmenin
kendini kutlamanın ne kadar
yeterli olduğu. Arkadaşlarına aşık ol
falan. Ben arkadaşım ya aşığım zaten.
Ama hala bir adamı
sevmek istiyorum ve tutuklayın beni
bunun için o zaman. Ne yapabilirsiniz? İstiyorum
yani sevmek istiyorum. Sevilmek
istiyorum böyle. Biriyle
çok kalabalık bir ortamda
göz göze gelmek istiyorum.
ve onun beni anladığını
bilmek istiyorum. Eğer şimdi burada
sıçıp batırırsam onun toplayacağını
bilmek istiyorum ve ee yani ne var?
İstiyorum.
Suçlayabilir misiniz beni?
Hepiniz böyle bir şey istemiyor musunuz zaten?
İstiyorsunuz. İstediğiniz için
buradasınız zaten diye düşünüyorum.
Ben
kendi doğum günümü kutladım.
İlk kez gelme bir doğum günü
organize ettim.
Ve yani böyle organize etme sürecimde
ne kadar triplere girdiğimi yine Berfin biliyor.
Yani işte yok kimse gelmeyecek.
İşte kimsenin
bana ayıracak vakti yok. Keza bugün de böyle
kimse gelmeyecek.
Ben annem ve arkadaşlarıma rezil
olacağım. Onlar ben üzülmeyeyim
diye bana gülmek zorunda kalacaklar.
Ve ben tanımadığım kızların birbirini
dürtmesinde aslında
ne kadar kıymetli olduğunu anlıyorum
bunun. Teşekkür ederim arkadaşlarımın
dürttüğün için.
Kendi doğum günümü kutlarken
şöyle bir şey fark ettim.
Ben kronik online bir insanım. Sürekli gözüm telefondadır, sürekli mesajlaşırım, her şeye cevap veririm.
Eğer birine cevap vermiyorsam o insanı gerçekten çok da önemsemiyorumdur.
Yani bana ulaşan birinin ulaşamaması imkansızdır.
Herhalde doğum günümde ilk kez böyle 2-3-4 saat telefonuma hiç bakmadım.
Tek sebebi çok yoğun olmam, çok meşgul olmam, çok fazla arkadaşımın olması değil, çok fazla sevildiğimi hissetmemdi.
O kadar hissettim ki sevildiğimi, hiçbir şeyle ilgilenesim gelmedi ve fark ettim ki benim hayatta bir şeyin içerisindeyken başka şeyle ilgilenmemin tek sebebi bir yerlerde kendime bir aidiyet aramak.
Ve o gün evet bir yere aittim, o gün herkes beni kutluyordu, spotlight'ın altındaydım, herkes benim için oradaydı.
Ve herhalde hayatımda ilk kez o kadar uzun süre telefona bakmadım uyuduğum saatler dışında.
Çünkü sevildiğimi hissediyordum.
Ya bilmiyorum bu çözülebilir bir şey mi
Terapistim devam ediyor
8 yıl oldu hani
Ev araba aldı hepsini
Ve bir süre daha
Ve bir süre daha devam edecek gibi duruyor
Ama şöyle bir şey de var
Ben galiba bu sevme arzusunu çok da çözmek istemiyorum
Çünkü bunu çözersen ne yapacağımı bilmiyorum
Ben dışarıda herkes gelmeden önce
sohbet ederken
Ela ve Ezgi
Ben Deborah.
Nasıl hatırlayayım ama çok zor.
Ela ve Deborah ile sohbet ederken
senin sevgilin var mı
dedi Deborah. Dedim ki benim sevgilim
olsa ben podcast yapar mıydım
sence?
O yüzden
yaparım herhalde bu arada.
Aynen.
Yaparım podcast.
Ama şöyle bir şey de var.
Ama sevinmeyi çözmek ben çok istemiyorum ya.
Çünkü o beni konuşturuyor, o beni hayatta tutuyor, o beni arattırıyor kendini ve sevginin farklı formlarını hep yolda buldum.
Bazen bir erkekte ararken, bazen o erkeğin eski sevgilisinde bulduğum oldu.
Abi biz ne yaşadık ya falan dedik mesela.
Ya da ne bileyim bazen bir kitapla bulduğum oldu, bazen bir şehirde bulduğum oldu,
bazen bir yemekte bulduğum oldu.
böyle hani birini çok özlediğinizde
onun sevdiği bir yemeği yapın derler.
Bazen böyle kendi kendime yayla çorbası
yaparken buldum sevmeyi.
Ama dediğim gibi bu hala
bir yerlerde benim sevilme arzumun önüne geçmiyor.
Yani bunu ayırmak
bir mesele.
Ama
sadece şunu söylemek istiyorum. Ben
kendini sevin
naralarına çok inanmam. Kendini sev tabii ki
ama bu senin birinin de seni
sevmesini beklemeni engel değil.
Dün çok korkup, bugün burada bu kadar rahat konuştuğumu düşünüyorum.
Dün burada olmakla ilgili çok ağladığımda ve yapamayacağıma inandığımda,
işte Berfin'le kavga ederken, hayır yapacaksın, yapamayacağım, yapacaksın, yapamayacağım falan diye kavga ederken,
şey fark ettim, Instagram'a bir girdim, iki kişi anfalla olamış beni.
Ve...
Ve kafayı yedim ya.
ne yaptım diyorum.
Politik hiçbir şey paylaşmadım.
Annemle
konsere falan gittik. O mu acaba diyorum.
Kudurttu birini falan herhalde.
Ben o iki unfollow'a bile
takıldım yani. Beni niye takipten
çıkarttınız? Bir şey bilmiyorum ama.
Yani belki fake hesaptı.
Belki hesabını kapattı. Belki arkadaşım
bile değildi. Ama
people pleaser'lığın o kadarı ki
beni unfollow'layan insanın bile
beni niye takipten çıkarttığını
bulmak istiyorum.
Çünkü diyebiliyor musunuz? O kadar doğru düzgün
gerçekten, ajitasyon yapmıyorum bu arada.
O kadar doğru düzgün sevilmedim ki
o kadar falsolu tiplerdi ki
hayatıma girenler maalesef.
Unfollow yediğimde bile
sorumluluğu kendimde arıyorum.
Çünkü o kadar sorumluluk almaktan
yoksun insanlar çıktı karşıma.
Hani beni takipten mi çıktın? Ne yaptın?
Söyle doğrusunu yapayım gibi bir yerdeyim.
Bunu şu yüzden söylüyorum.
Öyle bir yerdeyseniz
çıkın oradan. Çok iyi bir yer
değil orası.
Ve yine dün çok ağlayıp zırladıktan sonra bir tane story gördüm.
Birisi hikayesini paylaşmış.
Şu anda yaşadığım hayat çocukluğuma bir aşk mektubu diye.
Bu beni inanılmaz etkiledi.
28 yaşındaki Simay'ın gelecekten beklentilerinin tam karşılığında olabildiğimi düşünmüyorum.
Bu da okey bir şey bence.
Biraz fazlasını istemek her zaman iyidir.
Ama baktığım zaman çocukluğumdaki Simay'ın hayal bile edemeyeceği şeyleri gerçekleştirdiğimin farkındayım.
Ve çocukluğumu bir aşk mektubu olduğunu düşünmek bunun biraz rahatsız edici bu arada.
Çocukluğuna aşk mektubu yazmazsın.
Ama çocukluğunun tatmin olduğu bir hayat yaşayacağını düşünmek mükemmel bir şey.
Belki şu an olduğunuz yerden çok mutlu olmayabilirsiniz.
Belki şu an kira ödemekte, hayatınızı sürdürmekte, aşkı bulmakta zorlanabilirsiniz.
Ama bir zamanlar aşkı aramaktan da acizdiniz.
Bir aralar kendi başınıza eve çıkmayı düşünmekten de acizdiniz.
Ve bunların hepsinin bir yerde çok müteşekkir olunacak şeyler olduğunu düşünüyorum.
Bunu niye söylüyorum?
Ben kimle olmak istediğimi bulmak, birlikte olabileceğim insanı bulmak telaşımdan kim olduğumu unutmuşum.
ve baktığımda olduğum kişi
o kadar büyümüştü ki
hani böyle kafanıza çevirdiğiniz hiç sulamadığınız
bir kaktüs inanılmaz çiçek verir ya
size inat
sen bana bakmadın ama ben hayvan gibi büyüdüm yani
hani benimle ilgilenmedin bile
ve ben sana güzelliğimle
batıyorum diyen bir tarafı vardır
belki de bu yüzden dikenlidir bilmiyorum
ben kiminle olmak istediğimi düşünmekten
kim olduğuma çok bakmamışım ve
baktığımda orada manyak bir birikim vardı yani
O yüzden siz de eğer bir yerlerde kiminle olacağınıza bu kadar kafayı takıyorsanız bir durun ve acaba ben kimim diye düşünün.
Bence bulduğunuz şey umduğumuzdan her zaman daha büyük olacak.
Son olarak da şunu söylemek istiyorum.
Hayat romantize edince çok güzel ama lütfen onu yaşayabileceğiniz aşklar seçin.
Şimdi burada olsa nasıl olurdu?
Acaba bu kadar problemli olmasa nasıl olurdu?
Acaba kıskanç olmasa, acaba sevgilisi olmasa, acaba aynı yerde olsaydık, acaba aynı yaşta olsaydık falan öyle olsaydı zaten başka biri olurdu.
Sizin tanıştığınız insan olmazdı muhtemelen.
O yüzden nasıl olurduyu sormadığınız, onu gerçekten hayattayken yaşayabildiğiniz aşklar seçin.
Ve umarım bir sonraki 14 Şubat'ta ben yine bir etkinlik yaparsam ya burada olmazsınız ya da sevgilinizle olursunuz.
Her zaman olduğu gibi
Umutsuz dalışmayın
Yatak sürmeyin
Ne kadar konuştum bakalım
Arkadaşlar 43 dakika konuşmuşum
Hiç söylemiyorsunuz
Nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Ya da başladığınız zaman podcast'inizi
Fikrinizden yayına, format,
Podcast BPT yanınızda.
Açıklamadaki linke tıklayın, kısa testi
çözün ve podcastiniz için en uygun
paketi hemen keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
