
filme gittikten sonra: cem başak'la ilişkiler üzerine bi' sohbet
25 Şubat 2025 · 1 sa 42 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
TikTok'ta bir akım var, bilmiyorum gördün mü?
Ulaşılması zor bir insana herkesin birbirine bağlı olduğu teorisinden yola çıkarak
işte ben x kişisini tanıyorum, x kişisi de bununla aynı mahallede,
onun da bu mahalleden bir bakkal tanıdığı varmış diyerek böyle atıyorum günün sonunda ünlü birisine.
İşte atıyorum Şevket Çoru'a ulaşmak gibi.
Ve bu noktadan baktığımızda sen bence birçoğumuzun hayatında eğer ünlü bir insana ulaşacaksak
o çemberi çok kısa tutan bir insansın.
Çünkü benim hayatımda aklıma gelmeyecek çok fazla isimle birlikte bir şeyler yapmışlığın var.
Annem bana Cem kim diye sorduğunda o Ryan Gosling'i çok sevdiği için ben de belki bir yerde karşılaşmışsınız dedi.
İşte Ryan Gosling'le falan bir şeyler çekiyor dedim.
Bilmiyorum onunla hiç tanışma şansın oldu mu ama çok fazla isimli.
Annem Ryan Gosling'i mi seviyor?
Evet.
Çok iyi değişik.
Deadpool mu seviyor?
Hayır Ryan Reynolds'ı karıştırdım.
Evet.
Yorgunum pardon.
Ryan Gosling tabii ki seviyor.
Ryan Reynolds'ı sevmez. Ryan Gosling tabii ki.
Ryan Reynolds'ı belki biraz eşinden sevebilir.
Bilemiyorum o kısmı ama.
Kendisi çok büyük bir Bradley Cooper fanıydı ama onunla bir işin olmadığını düşünerekten ben Ryan Gosling'den gittim.
Ryan Gosling daha iyi aynen.
Onunla bir şey yapmış mıydınız?
Yok Ryan Gosling'le hiçbir şey yapmadım.
Uzaktan da görmedim.
Ama bunu anneme söylemeyeceğiz.
O seni her zaman böyle bilecek.
Podcast'ı evet.
Hoş geldin.
Merhaba.
Sesinden de tanıyacağınız üzere çok kıymetli bir isimle birlikteyim.
Bugün Cem Başak bizlerle Namıdiğer film'e gitmeden önce.
Hoş geldin Cem.
Hoş bulduk, çok teşekkürler.
Nasılsın?
İyiyim.
İyiyim yani kar yağıyor İstanbul'da.
Öyle bir hava durumu var.
Ve bugün biraz koştum böyle bir saat.
O yüzden galiba yorgun olabilirim.
Ryan Reynolds ile Ryan Gosling'i karıştırmam o yüzden olabilir.
Yoksa kesinlikle çok akıllı ve çok dikkatli biriyim.
Son 5 yılda falan kendini bence kanıtladın.
Seni hemen hemen herkes mutlaka bir kere bence sosyal medyada zaten görmüştür.
Sana böyle nereden başladın, nasıl oldu gibi böyle sanki bir röportajmış gibi bir bölüm çekmek istemiyorum.
Senin de böyle rahat ve sanki moderatörüymüş gibi.
Bana da her şeyi sorabileceğim bir bölüm olsun istiyorum ki sen de aslında yakın zamanda podcast dünyasına çok hızlı bir giriş yaptın.
Hatta ben seninle bir bölüm çekmeden önce ikimizin ismini yan yana bir adaylıkta gördüm.
Ve benim için çok keyifli bir şeydi.
Nasıl gidiyor podcast yolculuğu?
Belki oradan başlayabiliriz ama ben sonra tabii ki konuyu aşka getireceğim haberin olsun.
Podcast yolculuğu keyifli gidiyor.
Başlarken ben de bilmiyordum uzun süre böyle bir şey yapabilecek miyim ama şu an 24 bölüm gibi bir şey oldu.
Ve her bölüm son zamanlarda yine bir şey konuşabilecek miyim, ne konuşacağım, kendimi tekrar edecek miyim diye düşünüyorum.
ama onun dışında
iyi gidiyor. Dinleyen insanlarla
bir yakınlık sağladık gibi
her hafta böyle 20 dakika
en az bir şeyden sohbet edince
değişik oluyor yani.
Benim açımdan da değişik oluyor. Onu da geçen bölümde
dinleyenlere teşekkür ederek
şey yapmak istedim çünkü
bana da konuşacak zaman
tanımış oluyorlar. Ve bazen
insan konuşması gerektiğinde
bir şey düşünüp sonra
aynen yani düşüncelerini filtrelemen
gerekiyor konuşmak için. Ve belki
onu yapmayacakken bir hafta
içinde podcast yaparken
yapmış oluyorum yani. Aynen.
Çok konuşan arkadaş gibi aslında. Çünkü
tek kişilik yapıyorum dinlemeyenler varsa podcast'ı.
Genelde bir kere konu kaldım şu ana kadar ve
tek kişilik olduğu için
yalnız bir podcast. O yüzden
dinleyenlerle öyle değişik bir bağlantı
var yani. Enteresan.
Evet ya bu dediğin şeyi anlayabiliyorum.
Yani aslında sadece sen konuşuyorsun
ama bir şekilde de bir iletişim
kuruluyor orada. Ya mesaj atıyorlar
bilmiyorum böyle bazen ses kaydı falan
atıyor bana dinleyicilerim. Bir şekilde
sohbet ediyoruz ama hala
ben de arada neden bu kadar
insanlar gerçekten anlattığım şeylere
kulak veriyor anlamıyorum ve
bunun da yüklediği bir sorumluluk hissi oluyor
açıkçası. Şimdi şöyle
ben senin bölümlerini dinliyorum.
Sen ne kadar sana kız değil misin dinliyorsun
bilmiyorum ama teste tabi tutmayacağım seni.
Ama ben
5 yıldır mutlaka
aşk konuşuyorum yani. Bu 5 yılın
herhalde bu talebursak
4,5 yılı falan full aşk
konuşmuşumdur. Bu arada bende baya
kendiliğinden öyle oldu ya da
daha konuşması basit bir konu
gibi de aslında. Kötü anlamda
değil yani. Böyle 4
tane mi ne aşk
değil de yani aşk, dating, sevgililer
günü derken hani
şey bir konu. Herkesin
bildiği bir şey olduğu için.
Çok katmanlı ya yani belki çok
derine inmiyorsun ama bir şekilde katmanlardan
birine denk geliyorsun söz konusu aşk ise
bence. Dinleyicilerimden aslında
ben biraz şunun geri dönüşünü alıyorum.
Erkek konuk gelsin ve bize biraz erkeklerin
bakış açısından bir şeyler sun.
Çünkü aşkı konuşmak
benim açımdan çok gündelik bir şey.
Ve bunu böyle kadınlarla yapmak da
çok aşina bir şey.
Ama bir erkeği oturtup onu da böyle
bu konuda köşeye kıstırmak çok sevdiğim
bir olay. O yüzden çok fazla erkek konuk
alamıyorum. Daha önce olmadı mı böyle bir şey?
Oldu. Oldu. Oldu olmaz mı?
Ama ben hiçbir sorumluluk kabul etmiyorum.
Kimseyi temsil etmek için burada değilim.
Şimdi şöyle ben senin kadar sinemanın içinde kesinlikle değilim.
Ama genellikle bir şey izleyeceksen mutlaka o işin içinde az biraz aşk olması gerekiyor.
Mutluyuz zaten her şeye aşk koyuyorlar.
Her yerde var yani.
Çok basit konularla başlayalım.
Birbirimizi tanıyalım istiyorum.
Çok basit bir şeyle başlayacağım.
Çok da sığ bir soru.
En sevdiğim film falan demeyeceğim ama.
Bana en azından böyle gerçekten sevdiğim bir romantik film varsa biraz ondan bahseder misin?
Çok merak ediyorum.
Birkaç tane söyleyebilirim.
In the Mood for Love'ı bayağı seviyorum.
Belki açıklama yazarsa şu an hepsinin name droplıyım.
Before serisini lisede izleyince bayağı sevmiştim.
Before Sunset, Before Sunrise, Before Midnight.
Doğru sırayla mı söyledim emin değilim ama.
Küçükken Crazy Stupid Love'ı bayağı seviyordum.
Çok saçma bir Hollywood romantik komedisi.
Ama oyuncuları bayağı eğlenceli.
Ama mesela şu an geçen bir arkadaşıma önerdim o da izledikten sonra işte ne kadar kötü gender normları var filmde ne kadar rezil falan dedi ve öyle düşününce de biraz öyle gerçekten.
O Ryan Gosling ile Steve Carell'in kız tavlama olayları Jim'e gidip şu anki tam yani Jim Bro tiplemelerine girmeleri baya komik ama film onu o kadar da kötü de göstermiyor.
Ben çok seviyorum o filmi özellikle o Dirty Dancing sahnesi benim çok hoşuma gidiyor.
Evet baya tatlı.
Ve o zamanlar galiba biraz daha sektör sadece kadın değil erkek bedeni de olabildiğince erotize ediyordu.
O yüzden yine biraz bir eşitlik vardı.
Bol bol böyle görüyorduk yani vücuduyla bir yere gelen erkekler.
Şu an herkesin six pack'i var.
Sadece artık Rangosting gibi oyunculuk yok gibi geliyor bana tam tersi.
Tüm internet platformlarında falan yani oyuncuların ismini bilmiyorum ama six pack'lerinin olduğunu görüyorum.
Yaz filmi reklamlarında.
Biraz gerçek hayattaki beden algısının uzak bedenlerin yaşadığı aşkları görmek de beni biraz artık özdeşim kurmaktan uzaklaştırdı.
O yüzden de çok artık böyle romantik filmler izlemiyorum.
Hatta senin dediğin gibi ben de bazen ya bu filmi çok seviyordum deyip açtığım şeylerden artık o kadar keyif almıyorum.
Hani onu alabilmem için böyle işte Harry ile Sally tanışınca gibi.
Ya ben onu geçen tekrar izledim.
Podcast'ta sevgililer günü bölümü yapacaktım.
Yani yaptım.
Orada konuşurum diye izledim ama sonra konuşmadım.
Niye bilmiyorum.
Ama bayağı güzeldi film.
Çok güzel bir film.
Benim evimde onların böyle birlikte adamın evini döşerken böyle halı serdikleri bir sahnenin fotoğrafı vardı.
Ve o çerçeveyle evimde duruyordu.
Ve gelen herkes annenle babam mı diye soruyordu.
Bitti mi?
Evet evet gerçekten zannedenler oluyordu.
Ama mesela o tarz aşk filmlerini ben de çok seviyorum ama benim sana bu soruyu sormamın sebebi şuydu.
Hangi film olursa olsun senin bir romantik filmi izlerken.
Yani bunu sevdim demene sebep olan şey ne orada?
Yani seni bir filmde bir aşkı sevmen ya da hoşuna gitmesi için orada aradığın şey ne oluyor?
Yani gerçekçi olması mı, ulaşılabilir olması mı yoksa çok fair tale bir şey olması mı?
Yani yüzeysel olmasa daha iyi olur tabii ki.
Çünkü tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkıyor sorusun gibi filmler mi bizi etkiliyor, biz mi filmleri etkiliyoruz?
Böyle cevabını bilmeyeceğimiz sonsuz bir döngü.
Ve çok fazla çiğ ve sığ aşk şey çıkıyor.
Gerçi bazen de o filmlerde karakterler duygularını o kadar saf bir şekilde yaşıyorlar ki.
Aşırı yani hiçbir filtre olmadan direkt birbirine bir şey yapıyor.
Diğeri de çıldırıyorsam onu nasıl yaparsın falan.
Belki yani hani öyle bir şey görmek de insanlara iyi geliyordur.
O yüzden şey yapmak istemiyorum.
Genellice konuşmak istemiyorum.
Ama kendim film izlerken ya böyle bir şey eğlencesine izleyebilirim tabii ki.
Ama aşk filmi izlerken neye bakıyorum bilmiyorum.
Mesela Anyone But Human. O tam yani aşırı klişe ve ama klişe olduğunun farkında ama yine de hiçbir şey yapmamışlar.
O Andrew Garfield'ı da Florence Pugh'un filminde izlemedim. Bilmiyorum gerçekten film izlerken aşk konusunda ne aradığımı.
Aşkla ilgili bir şey tüketirsek sen kitap ya da şiir daha iyi olabilir.
Çünkü yani genel konsept olarak konuşuyorum. Bilmiyorum insanların kafasının içini de görüyoruz ya.
Sence senin bir aşkı yaşayış ya da en azından yaşamak isteme şekline baktığımızda
bunu birisi kamerayla çekse bu izlemeye değer bir film olur muydu?
Oha.
Birincisi lütfen kimse beni kameraya çekmesin.
Ben de eskiden vlog çeken biri olarak.
Yani eğlenceli tarafları var tabii ki.
İzlemeye değer bir film olur muydu bilmiyorum.
Olurdu herhalde yani.
Sonuçta insanlar benzer tecrübeler yaşıyor aslında.
Tabii ki çok fazla yerini kesmen gerekiyor.
Yoksa aşırı sıkıcı olurdu.
Ama en inişli çıkışlı yerleri şey yapacak olursan ama o zaman da detayları atlayıp gerçek aşkı görmemiş olabilirsin.
Olurdu yani herhalde.
Nasıl bir Cem görürdük?
Yani bir sürü farklı insanlar, ergenlik, utangaçlık ilk onlar gözükürdü herhalde yani.
Herkes kendi aşamalarından geçiyor tabii ki aşk yaşarken.
Ama mesela aşk illa biriyle yaşadığımız bir şey olur muydu o filmde ona da emin değilim.
Mesela arkadaşlarla aşk ama romantik olacak bir şekilde görecek olursak da büyük ihtimalle başlarda yani ergen ve gergin sonrasında yavaşça açılan partnerlerinin yardımıyla ve kendi yardımıyla sonrasında da artık bilmiyorum.
Öyle biri görülürdü herhalde.
ben bunu bazen çok düşünüyorum yani işte
nasıl desem mesela birisiyle
tanıştığımda arkadaşlarıma falan çok anlatıyorum
ve anlattığım hikayenin de
biraz açıkçası romantik
olmasını istiyorum o yüzden
bir ara çok kafama taktığım bir şeydi yani
ya ben hasbelkader hayatımın aşkıyla
bir tanışma uygulamasında tanışırsam
yani çok lame olacak ve
hani insanlar böyle bir köşede
çarpışıyor ya da ne bileyim slow burn
bir şey yaşıyorlar bir arkadaş ortamından
tanışıyorlar falan ve ben
ne bileyim yani bu bir film olsa
ya da birisini anlatacak
olsam bunun böyle işte bizde Bumble'dan
tanıştıkla başlamasını çok
romantik bulmuyorum.
O yüzden bunun üzerine çok sık düşünüyorum.
Yani gerçek hayatta nasıl bir şey olurdu ve
o yüzden bunu böyle çok kafaya taktım.
Ve böyle şey düşünüyorum. Acaba
Dating App'dan tanıştığım birisiyle de
yine güzel bir senaryo çıkartabilir
miydim diye. Belki kötü
başlamış olsa da bu film ya da ilk etapta
senaryosu çok başarısız olsa da
nelerle onu daha böyle izlemeye
ya da dinlemeye değer kılardık ya da
bir kitap olsa okumaya değer kılardık.
Onları biraz böyle
seninle şimdi konuşurken şekillendirelim istiyorum.
Yani bir aşk ya da
herhangi bir hikaye bu illa sevgililik
aşk da olmak zorunda değil.
Orada böyle neyi görmek bizi artık o akışı
alıyor ve biz onu okumaya, izlemeye
devam ediyoruz.
Bu arada ben şeye katılmıyorum.
Bumble'dan tanışmanın romantik, yani tabii ki
birini anlatırken romantik duyulmuyor ama
Bumble'dan biriyle tanışıp aşırı romantik bir şey yaşayabilirsin bence ve
hani aşkın illa filmlerdeki gibi şöyle olmuştu böyle şey gibi aslında bilmiyorum.
Bir şey olması zaten gerektiği için olmuş gibi.
O kadar rahat bir ilişki olabiliyor mu kimsede emin değilim yani.
Tabii ki oladabilir.
Öyle denk geliyor yani bana da öyle komik şeyler oldu.
Böyle denk gelmeler.
Böyle çok iyi hikayeler.
Ve yani o ilişkilerin devam edip etmemesi de önemli değil zaten.
O hikaye eğlenceli.
Ama şey konusuna emin değilim.
Biraz önce dediğim gibi.
O konuda emin değilim.
Çünkü bazen de bir şey yapman gerekiyor ya ilişkide.
Romantik olması için.
Tanıştıktan sonra ikiniz de çok iyiseniz ve çok iyi bir hikayesi yoksa.
Ve bunu da geçen bir arkadaşımla konuşuyordum.
Sürekli arkadaşlarıma bir şey anlatırken sanki o şeyin iyi duyulmasını istiyormuş gibi davranıyorum.
Ya da mesela biriyle dateysem ve onu arkadaşlarım anlatıyorsam ya da bir arkadaşımı başka bir arkadaşıma anlatıyorsam tanımayan birini sürekli onun hikayesini anlatıyorum.
Şu şöyle yapmış, bu şöyle yapmış diye.
Ama yani şey de diyebilirim hani çok iyi anlaşıyoruz da diyebilirim aslında.
İlla hayat hikayesini anlatmama gerek var mı?
Çünkü belki o iki arkadaşım ya da işte dateleştiğim kişi ileride tanışacaklar ve birine o kişinin hikayesini anlatarak kendine de tanıtma şansını düşürüyorum orada.
Ve sanki o kişi o hikayeymiş gibi yapıyorum.
Ama eğer arkadaşım zaten benle arkadaşsa neden yeni tanıştığım kişiyi ona bir şekilde satmam gerekiyor?
Yani kendine de belki satman gerekiyordur.
O tam olarak ne anlama geliyor bilmiyorum ama geçen bunu bir arkadaşımla konuşuyorduk.
O yüzden düşündürdü dediğini yani.
Düşününce şöyle bir ihtimal doğuyor kafamda.
bence insanları bir başkasına
anlatırken biraz aslında
kendimize de böyle sıfırdan bir
hatırlatma şansımız oluyor.
Ben bu insanla niye arkadaşım? Bu insan cidden
neden hayatımda? Böyle bir
özet geçiyoruz aslında kendimize de. Bir de
yani şu çok ben yaşaldıkça
klişelere ve böyle işte
atasözlerine falan hakikaten inanmaya
başladım ve şey çok doğru yani
bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu
söyleyeyim çok doğru bir şey yani.
Anlattığın insanı da biraz pazarlarken
Yan tırnak içinde.
İster istemez aslında kendini de biraz satıyorsun.
Tabii ki.
Ve yani aşk hikayeleri de biraz böyle.
Hani dediğin gibi evet ben de çok uzun yıllar dating app'ler kullandım.
Ve böyle çok eğlenceli date'lere falan çıktım.
Zaten bir yerden sonra da şöyle oldu.
Yani eğer ben bunlardan istediğim randımanı alamıyorsam.
Bari bu kadar komik hikayeyi bir yerde anlatayım ki.
Hani bunları unutacağım çünkü.
Mesela geçenlerde ben de onun kaygısına düştüm.
Yani 19 yaşında ben ilk defa bir dating app profili açmıştım.
Şimdi 27 yaşındayım. Dönem dönem bu 8 yıl içinde kullandığım oldu ve bir sürü hikaye var ve yavaş yavaş insanların suratı siliniyor, isimleri siliniyor.
Ya bir şey olmuştu ama falan diyorum. O yüzden de hep şeyi düşünüyorum yani.
Evet belki bunu birisi kavereye çekse ve bu bir film olsa çok da izlenmeye değer olmayacak ama bu ortada bir senaryo yaşandığı gerçeği hiçbir zaman değiştirmeyecek.
Belki işte puanı çok düşük bir film olacak ama yaşandı yani.
Sadece bunların içerisinde bir günde böyle senaristliğini kendim üstlendiğim bir hayat hikayesini hakikaten herkesin çoğunluğun seveceği bir şey yaratmaya çalışıyorum.
Benim de biraz hayat amacım o.
Herkesin olmasa da çoğunluğun seveceği bir hikayeye sahip olmak galiba.
İlginç baya.
Romantik bir olduğunu düşünüyor musun?
Bazen evet.
Evet. Yani evet. Sence ne demek romantik olmak?
Bence romantik olmak romantik olduğu baskılanılan şeylerden sıyrıldığında ve hakikaten karşındaki için içtenlikle bir şey yaptığında çok romantik oluyor.
Yani hani genellikle romantizm biraz çiçekler almak, yemeğe çıkartmak vesaire gibi çok klişe şeyler ya.
Çiçek tatlı bence. Yemeğe çıkarmak tabii ki o da tatlı.
Yani şey böyle mesela çiçek almak hala isterim. Yemeğe çıkmak, çıkarılmak bu da çok okey.
Ama hani şey çok spesifikleştirilmiş hakikaten o insanı tanıyarak oradan çektiğim bir şey yapmak bana çok romantik geliyor.
Yani galiba benim romantizm anlayışım biraz karşımdakinin çok arada böyle arada derede söylediği küçücük bir şeye dikkat kestirdiğimi gösterecek bir şey yapmak.
Mesela laf arasında demiştir ki ben de bunu çok seviyorum.
Bir sonraki buluşmaya onunla ilgili bir şey yapıp götürmek ya da bahsinin geçtiği bir şey okumak, izlemek.
Ortaklık bulmak diyebilirim galiba.
Baya tatlı.
O kişinin dikkatle dinlediğini ve öylesine bir şey durmadığını senleyken onu anlıyorsun.
Evet tatlı.
Bence normal sohbet etmek de baya romantik.
Ya da sarılmak ya da öyle takılmak beraber ya da susmak.
Aynen bakışıp gülmek falan mesela date'deyken ya da yemekteyken.
Onlar da bayağı tatlı, romantik.
Peki sen böyle bir ilişkinin içindeyken ya da herhangi bir romantizm içindeyken farklı bir Cem görüyor musun?
Yani o senin bir parçan ve o an aktive olan bir şey gibi mi?
Yoksa çünkü erkeklerde ben şeyi çok görüyorum.
Çok farklı bir adam olmak.
İlişkide hiç tanımadığım birine dönüştüm gibi vesaire şeyler duyuluyor çok.
Belki çok yakınlıkta kurmak istemedikleri hassas bir nokta bazen romantik bir ilişkilenmede ortaya çıkıyor ama
hani sen içinde belki hep olan ve açığa çıkmayı bekleyen bir tarafı mı aktive ediyorsun?
Yoksa zaman zaman hiç orada var olduğunu bilmediğin taraflarınla tanıştığın oluyor mu romantik şeylerde?
Yani bu enteresan bir şey bence çünkü özellikle ilk ilişkilerde bu oluyor.
Eğer kendini çok ifade etmeyen bir insansa ve öyle bir arkadaş çevresi de yoksa
İlk defa biriyle o kadar yakınlaşınca kendini çok daha fazla ifade edebiliyorsun
Ve kendini de bir başkasıyla beraber tanımış oluyorsun
O bence çok ilginç bir şey
Ve o yüzden orada belki başka birine dönüşüyor olabilirsin
Çünkü hiç kendi girmediğin duygulara giriyorsun
Ve hiç daha önce düşünmediğin konularla ilgili düşünmen gerekiyor
O konuda bana da öyle olmuş olabilir tabii ki.
Ama onun sonrasında yani o ilk bu duyguları yaşadıktan sonra birileriyle bir şey yaşarken ya da bir ilişkide bir şey yaşarken farklı biri gibi.
Yani tabii ki biriyle çok yakın olunca o kişiye biraz farklı davranıyorsun yani o kişiyle olmanın rahatlığı sebebiyle.
O var ama sonrasında o rahatlık dışında bir farklılık hissettiğimi düşünmüyorum.
Ama tabii ki ben söylüyorum.
Yani belki de farklı davranıyorumdur
Ama şey değilim yani
Erkeklerde belki oluyordur ya da kadınlarda da oluyor
Herkes herkese farklı bir şekilde davranıyor
Gerçi o öyledir kesin
Ya da ailene farklı davranıyorsun
Sevgiline farklı davranıyorsun
En iyi arkadaşına farklı davranıyorsun
Eskiden benim o açıklığım biraz daha fazlaydı
Şimdi biraz daha herkese daha aynı davranıyor gibi olabilirim
Partnerin yardımıyla kendi arkadaşlarına karşı da daha rahat olabiliyorsun
Ya da belki de partnerin arkadaşlaşıyordu ki bu çok sağlıklı bir şey.
Evet ya bence sırf çekim ve çekicilikle olabilecek bir şey değil iyi bir ilişki.
O bayağı saçma.
Yani çekici insanlar tabii ki çok güzel çok iyi de.
Bir yere kadar.
Bizi kandıramazsınız.
Kandırabilirsiniz ama bir yere kadar.
Genel bir bağlanma problemi var bunu fark ettin mi?
Ama hani bağlanma problemi derken sadece bağlanmamak değil bazen aşırı bağlanmak.
Tabii ki bağlanma bir denge yani çok da bağlanmak sıkıntı olabilir
Hiç bağlanmamak da sıkıntı olabilir ve ben de o arada gidip geliyorum bazen
Ve galiba bunu eskiden daha çok yaşıyordum yani ilk ilişkilerimde
Çünkü hiçbir şekilde bilmiyorsun hiçbir örneğin yok ve nasıl davranacaksın ne yapman gerektiğini bilmiyorsun
Ve bazen senin partnerin bağlanmamak istiyor sen bağlanmak istiyorsun ya da tam tersi oluyor o bağlanmak istiyor
O dengeyi tutturamıyorsunuz ve ortaya üzücü bir şey çıkıyor.
Ya da ikinizle aynı anda bağlanmak istiyorsunuz.
O zaman da tatlı oluyor yani.
Ya da bazen şey de enteresan oluyor.
Biriyle date'e çıkıyorsun ve sen birini tanımak istiyorsun.
Ve ona bir şeyler soruyorsun ve kendine anlatıyorsun.
Ama günümüzde galiba herkes birilerine tam olarak bir şeyler sormadığı ya da kendini anlatmadığı için
birinin o şekilde davranması da birine sanki bağlanması gerekiyormuş anında gibi de gelebiliyor.
Ama aslında ilk date'desiniz falan.
Ya da belki de ileride arkadaş olmak isteyeceksiniz.
Ne yaşayacaksınız bilmiyorsunuz ama.
İnsanlar biraz yalnız hissettiği için bazen de öyle bir hızlı bağlanma da olabiliyor galiba.
Ki o da tatlı tabii ki.
Ama öbür taraf istemiyorsa o da bazen bir denge problemi yaratıyor.
Bence orada biraz bu dating app'lerin azizliğine uğruyoruz.
Özellikle böyle bir tanışma uygulamasında iki tarafın da tanışmaya birini belki belli bir noktaya kadar
hayatını almaya açık olduğu bir uygulama ya hani en azından bu aşikar.
O yüzden bence böyle dating app'tan tanışılarak çıkılan ilk date
sanki böyle hayatın kendi akışında karşılaşıp tanışıp randevuya çıkmaya karar veren
iki kişinin ilk date'ine nazaran böyle 5. 6. date'e falan karşılık geliyor gibi düşünüyorum ben.
Çünkü hali hazırda zaten çok fazla infoya karşı tarafın müsaade ettiği kadar bir ekrandan şahit oluyorsun.
İşte dinlediği müzikler, fotoğrafları, okulu, arkadaşları falan.
E bir de biriyle tanışmaya açık olduğunu biliyorsun ve bence bizden önce beklentiler o masaya oturuyormuş gibi düşünüyorum ben.
Yani o benim çok bence birçok ilişkide topuğuma sıktı yani.
Öyle düşünüyorum.
Ben bu konudayım.
Dating şeyleri bence bazen yardımcı da oluyor.
Çünkü öbür türlü biriyle arkadaş olmak mı istiyorsun, biri flörtleşiyor mu flörtleşmiyor mu anlamı ya da biliyorsun ya o da enteresan yani.
Mesela biriyle takılmak istiyorsun ama ne yapmak istediğini bilmiyorsun.
Tamam belki de şimdi karşıdaki taraf bil o zaman ne yapmak istediğini falan diyecek de bazen sadece biriyle takılmak da isteyebilirsin yani.
Bilmiyorum bence dating uygulamaları o açıdan yardımcı oluyor o şeye.
Ama bu bağlanma olayına nasıl etki ediyor ona emin değilim bilmiyorum.
Yani bağlanma konusunda ben genellikle şunu gördüm erkeklerde.
Genelleme yapmış olacağım ama bu tamamen benim kendi çıkarımlarımla, kendi deneyimlerimle ilgili bir şey.
Problemsiz ve hakikaten bitmesi için bir çıkış kapısı olmayan.
Yani hani karşımdakiyle bu ilişkiyi bitirmek istersem şunu bir çıkış kapısı olarak kullanabilirim dediği bir şey vermiyorsam yani her şey problemsiz gidiyorsa karşımdaki insanların biraz korktuğunu hissediyorum.
Yani sanki biraz erkekler problem arıyormuş gibi hissediyorum.
Onlara böyle problemsiz bir ilişki sunmak aslında kulağa geldiği kadar iyi hissettirmiyormuş gibi onlara sanki ben böyle düşünüyorum.
olabilir yani belki de bir ilişkiden problem bekliyorlardır
ve çıkmayınca boşken
kendileri ne yapacaklarını bilmiyorlarsa yani
ilişki içinde de
sıkıntı olmayınca ne yapacaklarını bilebilirler
özgür kaldıklarında belki de
sürekli ne yapıyorsun, neredesin
ya da gerginlik çıkarmıyorsan
çünkü bazı insanlar öyle
ilişkiler arıyor gibi yani
cinsiyet fark etmeden
o yüzden öyle bir şey olabilir gibi geldi bana
yani mantıklı geldi dediğin
sana biraz böyle klişeleri sorsan
bana fikrini söyler misin?
Tabii ki.
Bağlanma stillerini az çok biliyorsundur.
Kaygılı bağlanan, kaçıngan bağlanan.
Tabii çok iyi biliyorum.
Neler var bir daha söyle.
Kaygılı, kaçıngan, güvenli.
Bu arada insanda aynısı birkaç tane
farklı insanlar değil mi?
Öyle bir şey var yani.
Aynı ilişkide bile oluyor.
Kendini bunlardan daha yakın tanımadığın var mı?
Bilmiyorum güvenli olabilir.
Ama tabii ki değişiyor.
Bir ilişkiden çıkıyorsun
sonra avoidant
ya da tam tersi daha da bağlanmalı
oluyor. Ya da bir insana göre fark
olabiliyor. O yüzden
genelde ama güvenli
çok ses tonundan da anlayabileceğiniz
gibi. Peki
bir klişem daha var sana sormak
istediğim. Erkeklerin
ayrıldıktan sonra
gerçekten ilk etapta hiç düşünmedikleri
hani böyle bir klişe var ya işte
kadınlar ayrıldıktan sonra acıyı yaşar ve
sonra iyileşir. Erkekler başta kaçabildikleri
kadar kaçar ve sonra
bir anda ayrılık acısı onları yakalar diye bir klişe var.
Bununla ilgili ne düşünüyorsun? Doğru mu bu?
Yani bana öyle olmadı.
Bilmiyorum yaşadığım birkaç ciddi ilişkide direkt ayrılırken baya düşünüyordum.
Yani ayrılık sürecinde de sonrasında da yani hemen sonrasında da.
Klişe olarak ayrılma olduğunda böyle gebermedim yani ama tabii ki sürekli düşünüyordum.
Sonrasında da düşünüyorsun bir süreç yani bu.
Bazen arkadaşların ilişkilerinden örnekler veriyorsun podcast'ta ve çok da güzel ilişkileri olmayanlar var gibi sanki böyle birkaç tanesinin garip ilişkisine şahit olduk sayende.
Evet.
Akıl alınan biri misin ilişkiler söz konusu olunca Cem?
Yani en yakın arkadaşlarım diyelim 3-4 tanesi bir tanesi hayatında bir kere falan bir şey sormuştur.
İlişkiler ile?
3 arkadaşımdan. Evet yani o
beraber eve taşınacaktı işte.
Ben de daha önce yapmıştım
böyle bir şey. Onu sormuştum nasıl oluyor
falan diye. Onun dışındaki
diğer en yakın
3 arkadaşımdan 2 arkadaş. Şu an hepsini erkek
saydım çünkü kadın arkadaşlarım
en yakın arkadaşlarım sormuyor galiba
ilişki için bir şey. Evet sormuyorlar.
Bir tane arkadaşım sürekli
birileriyle beraber oluyor.
Date'e çıkıyor ve sürekli anlatıyor
bir şeyleri. Ne kadar sorduğuna emin değilim.
Arada soruyor ama daha çok kendi hislerini anlatmak için anlatıyor.
Öbür arkadaşım arada soruyor böyle onaylatmak için.
Şöyle mi bu böyle mi falan diye.
Bence erkeklerde şey sıkıntısı var.
Yani bu bana da olmuştu.
İlişkiye girdiğinde ilk defa öyle bir şey yaşıyorsan yine gençlik için konuşuyorum.
Ben yani başka arkadaşlarımla çok konuşmamıştım mesela ilişkilerimi.
Ve konuşsam çok daha iyi olurmuş yani.
Konuşmamamın bazı sebepleri vardı.
Bazıları çünkü ilişkilerimde kötü bir şeyler yaşıyordum.
ve hani bir arkadaşıma anlatsam
o şey yaşadığımı kabul etsem
belki benim de yani o ilişkiyi
bitirmem gerekecekti ama
belki de öyle bir şeye ihtiyacım da vardı
o zamanda. Yani kimseye bir şey
demiyorum o açıdan. Şu an biraz daha
anlatıyorum insanlara ne hissettiğimi,
neler yaşadığımı. Tabii ki birine
biriyle yaşadığın her şeyi anlatmana gerek yok
ve bazen insanların
birbirine bir şey anlatması saçma da olabiliyor.
Ama
en azından benim geldiğim yerden
insanlara bir şey anlatmak şu an
hoşuma gidiyor çünkü birine
bir şey anlatırken sen de üstüne düşünüyorsun.
Şu an hoşuma gidiyor. Arkadaşlarımla
yaşadıklarını paylaşıyorum.
Bence biraz bu özellikle ilişkilerde
kötü bir şey yaşadığımızda anlatmaktan
çekinmemiz şuna da ilgili.
Özellikle hani hakikaten bir ilişkinin
içindeysek partnerimizin bize
yaşattığı ya da onunla yaşadığımız böyle kötü
bir şeyi anlatıp bir üçüncü
kişinin partnerimizle ilgili kötü
düşünme fikrini de çok bence
kaldıramıyoruz. Çünkü belki
çemberlerimiz küçük bir araya geleceğiz
ya da benim mesela gerçekten
çevremde çok kötü ilişkiler
yaşamış olup bunu artık kendisi
bitirebilene kadar hiç söylememiş
arkadaşlarım var çünkü belki de
bizim ona kızmamızdan
yargılanmaktan ya da partnerinin
gözümüzde böyle bir kötü karakter olmasından
çok korktuklarını gördüm ama
hani gerçekten ben
anlatılması gerektiğini düşünüyorum yani eğer
oradaki sessizlik zaten partnerim
kötü görülecek korkusundansa
sanki her şey ortadaymış gibi.
Evet, yalnız bir ilişki gibi yani.
Hiçbir başka support sistemin yokmuş gibi.
Ama arkadaşların olması bence o açıdan çok önemli.
Yani yakın arkadaşları ve bir şeyler anlatabileceğin arkadaşlar olması.
Çünkü bütün sorumluluğu ilişkiye yıkmak da ilişkiye de ayıp yani.
Benim geçenlerde bir tane arkadaşım, bak benim de arkadaşlarım var.
Arada aklıma geliyor.
Geçenlerde bir tane arkadaşım böyle situation ship demek zorundayım.
Yani bu hayatımızın artık olmazsa olmaz bir şeyi haline geldi maalesef.
Bunu da konuşalım süper tamam.
Situation ship'leri de soracağım sana.
Bir situation ship'iyle bitirme kararı aldı ve sebebi de şu.
Aslında çok güzel bir çekim var aralarında.
Evet erkek biraz daha kaçıngan.
Daha böyle kendini bir ilişkiye hazır hissetmiyor falan ama.
bütün bunlar ya da bütün bir bilinmezlikler
değildi arkadaşımı ilişki kurmaktan
kaçındıran ya da bu adamı
hayatından çıkartan. Uzun bir aradan
sonra ilk kez görüşüyorlardı.
Ve arkadaşım, arkadaşları ile
bu çocuğun yanına gidiyordu Torino'ya.
Ve çocuğun saçları çok yağlıymış.
Yani hiç yıkamamış. Bu baya saçma yani.
Hayır ben hiç saçma
düşünmüyorum.
Arkasında şey mi var?
Bakımsız bir şekilde gelmiş anladın mı?
Neyse bunu sineye çekmiş
Ve birkaç
Bir hafta sonra falan da çocuğun mezuniyeti var
Ve mezuniyetinden fotoğraflar attı
Arkadaşıma
Yine saçı yağlı hayır
Sonra arkadaşım buradan şöyle bir çıkarım yaptı
Yani bu adam hayatına kendi
Gerçekten önemli bir günü de
Önceliklendirmiyor kendine
Bu bakımı vermiyor hazırlanmıyor
Bana da aynısını yapıyor
Yani bu çocuk benim hakkımı veremeyecek
Diye düşündü ve ben buna çok katılıyorum
bence kendine nasıl
davrandığı karşısındakine verdiği önemi
çıkarsamak için yeterli
sen öyle düşünmüyorsun gibi
duruyor attığın kahkahalardan
yani
çocuk yağlı saçı okeyse ve
partneri yağlı saçı okeyse tabii ki o zaman
okey yani ama eğer böyle bir
çıkarım yapıyorsan da o da okey
yani ben sadece
kişiden kişiye değişir
tabii belki böyle bir şey çıkarım yapardım
ama yapar mıydım emin değilim
yani yağ ne kadar yağ
O da çok önemli bir soru.
Aynen fotoğrafları görmem lazım.
Senin başkalarının belki saçma bulabileceği ama Cem için hakikaten bu bir deal breaker diyeceğin bir şey var mı?
Bir saç yağlıdır gibi.
Bir ırkçı olmaması.
Yani bu sanki olsa hiç feralmaz tabii ama yani ne bileyim.
Tamam restorandayız diyelim oradaki kişiye servis çalışanına gergin davranıyorsa sanki onun suçuymuş gibi geç gelmek falan o biraz beni şey yapıyor böyle.
Evet.
Ama bu yani arkadaşımsa da oluyor.
Hani zaten aynı şeyler.
O yüzden görüntü açısından öyle bir şeyim yok sanırım.
Çekici buluyorum ya da bulmuyorum.
Özel bir tipim yok ama.
Mesela şu bence çok büyük bir deal breaker.
Bir şey için anlaşılmıştı şu gün buluşacağız falan.
O gün akşama doğru bana ne yapıyoruz yazılması benim için çok büyük bir deal breaker.
Çünkü sen benim günümün...
Günü planlamamış mısınız öncesinde?
Hani planlamamışız işte atıyorum çarşamba görüşelim demişiz.
Ve sen bana işte akşam yedide bugün ne yapıyoruz yazıyorsun.
Ben bunu çok yanlış buluyorum.
Ya da işte bir saate buluşalım mı yazıyorsun.
Bu bence çok şey benim günümü ya da benim hayatta yaptığım diğer şeyleri çok azımsamak yok saymak gibi geliyor.
Yo mantıklı gayet.
Bir kere komik şey olmuştu.
Hiç komik değil aslında bu ya.
Ama bir dating uygulamasında biri böyle looking for friends yazıyordu şeyinde.
Ben de hey friend yazmıştım.
Sonra date'e çıktık ve sonra hesap geldi ve işte bölüşüyorduk.
Yo sonra başka bir yere gidelim falan dedik işte bir şey içmeye.
Sonra yani date'de olduğumuzla ilgili bir şey ben mi dedim o mu dedi bilmiyorum ama bu öyle olunca o şey dedi işte biz date'de miydik işte hem friends yazmıştın hem de sonra hesabı bölüştük.
Yoksa ben date'de olmadığımızı düşünürdüm sen ödeseydin dedi.
Orada bana böyle bir beynim şey oldu dondu yani.
Date'de olduğunuzu mu düşünürmüş ödeseydin?
Evet.
Evet bak bunu da konuşalım tamam.
Hesap ödeme konusunda ne düşünüyorsun?
ben bunda Kuzey İtalya'dayım
ya ben şimdi burada çok bunun
sıkıntısını yaşıyorum. Şöyle
Nasıl? Norm ne? Kim ne yapıyor?
Burada
Kimse ödemiyor. Aynen.
Yok o Napoli'de orada kaçıyoruz.
Burada şöyle
direkt bölüşmeye
odaklılar ve ben buna çok okeyim.
Yani bölüşülebilir ama bence
şu her zaman daha
yani bence hesap ödeme
beni en azından her zaman bir geriyor
o an. Çünkü ben de
erkekler belki ödemek zorunda gibi hissediyor olabilir.
Hani böyle bir norm var.
Ama ben de bir kadın olarak karşımdaki ödemek zorunda hissediyor olabilir mi?
Kaygısına giriyorum falan.
Hiç istemiyorum böyle bir hisse kapılmasını.
Ama şunu çok yaşıyorum.
Yani bence bu işin oluru şudur.
Ben ödeyeyim.
Sonra ikinci de senden ya.
Hani ikinci turda sen ödersin diyeyim.
Çünkü ne olacak yani?
zaten herkes çok kötü bir date
değilse bence bir ikinci kadehi de
içiyor yani.
Ya da unutmak için içiyor.
Hani bardaysan
falan. Ya da işte bölüşebilirsin
ama burada genelde şey aldığın anda ödediğin
için. O çok iyi bir sistem.
Ama Türkiye'de öyle değil işte.
Evet doğru. Ve Türkiye'de çok
pahalı. Bence o noktada da bölüşülmeli artık.
Türkiye'de her şey hiçbir
fiyatını hak etmeyen bir pahalılık olduğu için.
Evet. Bölüşmek çok
mantıklı bence. Hafif yani tatlı duran
bir yere gidelim deyince hesap böyle çıldırıyor.
Evet. O yüzden bence
bölüşmek zaten okey. Türkiye standartlarında.
Ülkeden ülkede iş. Ama burada
beni sinir eden
kasadayız ve hemen karşımdakinin
bir de İtalyanca bir şekilde
kasadaki kişiye
ayrı ayrı ödeyeceğiz demesi beni çok
rahatsız ediyor. Çünkü burada çok komik
rakamlardan bahsediyoruz. Bir
bir anım ya da bir şarap 3 euro
falan alışıyor. O kadar değil. Enflasyon burada
%10 falan. 3 euro
falan. Bu beni çok rahatsız ediyor.
Bence bunun oluru.
Ben de ödeyebilirim. İlk hiç sorun değil.
Ama ben de zaten onun altında kalmayacağım.
Ben de sana 6 euro bir şey ısmarlayacağım
yani. Ama bu
hesap konusu beni çok rahatsız ediyor.
Ve sen bir erkek olarak ne düşünüyorsun?
Ben de genelde
bölelim
diyordum. Ama geçen
bu anlattığımı başka bir
iki arkadaşıma anlattım. Onlar da dediler ki
işte senin yaptığını
yapmamı söylediler.
daha az garip olsun diye
bir de o şöyle diyorlar
aslında bir yandan da
ikinciyi de ya da bir sonrakini de sen ödersin
sanki bir sonraki date'i de biraz
hani böyle önceliklendiren bir şey
gibi ya
tatlı da duyulduğu düşünülüyor
ben de katılıyorum hani
o zaman sonra ben de seni şuraya götüreyim
gibi ha tabi ama
ilk date'i de bitirmek ve bir daha hiç görmek
istemediğim birisi ise
ama onda da zaten bölüşürüz ve
kaçırırız yani anladın mı seninle ilgili ne düşündüğünü
artık bir önemi kalmaz diye düşünüyorum.
Evet aslında.
Yani ben de bunu anlamaya
çalışıyorum. Ama
şey de kötü bence erkekler açısından
bir şey sunma gerekmesi
hissetmeleri gereksiz
yani ve o öyle bir dinamik
yaratıyor bence bazen.
Cinsiyet normlarında baktığımızda
erkek aileye yardımcı
olur finansal açıdan.
Kadın çocuğa bakar falan. Oralara
gitmiyordur tabii ki de yani
insanın kafasında
küçük bir şekilde onu düşündürüyor olabilir.
Ama mesela senin dediğin şeyde
onu düşündüreceğini zannetmiyorum. Yani 3 euro
luk şarap alırken ben ödeyeyim sonra sen
öde demek. İnsanlarda o
şey var. Onu da yani sen de görüyorsun
dur. Öyle insanlar da var. Öyle olması
gerektiğini düşünen. Bence öyle
olması gerektiği düşünülmemeli.
Sonrasında da insanlar ne yapıyorsa yapsın.
Yani küçük gerginlikler olabilir
ama isteyen öylesi. Ben arada şeyi
tatlı buluyorum bence. Gerçekten
arada seni
şuraya götürmek istiyorum. İşte seni
Evet bu arada ben arkadaşlarıma da bir şey ısmarlıyorum.
Yani ya da biriyle uzun dateleşirken de bir şey ısmarlıyorum.
Hani illa arkadaşıma da yapıyorum demem lazım.
Özel değil.
Özel değil partner.
Hayır şaka yapıyorum.
Arkadaşlar kaçıngan bağlanıyor.
Evet mesela arkadaşına da bazen bir şey ısmarlıyorsun.
Eğer yani sevgilinle de ya da dateleştiğin kişiyle de öyle olacaksa bence onda hiçbir sıkıntı yok.
Yani arada insan birine bir şey ödemek istiyor.
Ya da bazen birinin finansal durumu daha farklı oluyor ve o zaman da sen ödemek isteyebilirsin.
Yani tabii ki birbirini kullanmayacaksa o da bayağı okey bir şey.
Yani her ilişki ve her insan kontekstinde değişir tabii ki.
Bence bir de orada bu karşılık mevzusunda bir şeylerin her zaman eşit skalada olmayacağını kabul etmek de lazım.
Yani dediğin gibi karşındaki çok kazanıyordur mesela.
O sana bir jest yapmak istediğinde kendi şartlarında daha büyük bir jest yapıyor olabilir ama
senin jest yapabildiğin
yani senin şartlarını sağladığı
ona bir kaygı ısmarlamaktır ve
bence bu da çok okey. Bence orada
bir şey vermek istemek karşındakine
kendinden o bence aşırı derecede
tatlı. O yüzden ilk deyette herkes birbirinin
banka hesabına bakmalı. Kim ne kadar
parası varsa o kadar ödemeli. Ailelerinin
kapılarına falan da bakmalılar.
Ya da her zaman evde buluşulmalı
yani.
Yani çok daha kolay.
Ava çıkmalılar. Ormanda
şeyi avlayıp elleriyle
sonra romantik olurdu.
Baya romantik evet.
Baya romantik olurdu.
Sana böyle
bu toplumsal normların işte
erkeklere yüklediği çiçek almak
hediye almak vs. falan ama sana hiç çiçek
alındı mı? Ya da böyle şeyler hoşuna gider
mıydı? Gider tabii ki.
Galiba alındı ya. Bunu hatırlamıyorum.
Ama galiba alındı.
Ve hoşuma gider tabii ki. Baya tatlı
bir olay bence. Evet. Sen yapıyor musun
böyle küçük jestler?
Evet yapıyorum.
Bu dating app'leri konuşmuşken...
İlk date'e dating app'te çiçek.
Çiçekle gitmek.
Bence eğer öncesinde böyle bir konuşma iyi bir kimya yakalandıysa ilk date'e çiçekle gidilir.
Ben yapmıştım.
İlk date'e çiçekle gitmiştim yani.
Bence dating app'lerde çok konuşmadan direkt buluşmalı insanlar ki ne olacağını anlasınlar.
Bence o da sıkıntı.
İnsanlar çok fazla mesajlaşmak istiyor.
Bence mesajlaşmak yasaklanmalı.
çok radikal bir görüş oldu
evet sonuçta buluşacağın insanın
ruh hastası olmadığını da bilmek istersin ama
gidip yani kahve iç o zaman ki
sonra anında uzaklaşabil gibi
çünkü öbür türlü daha gergin oluyor
daha çok şey bekliyorsun ama hiçbir şey
beklemeden biriyle buluşmak keyifli
ya da biriyle ilgili çok şey bilmeden de buluşmak
keyifli bence
katılıyorum ama galiba burada yine ekonomi
faktörü işin içine giriyor yani eğer ben bir
biraya 500 lira vereceksem
bunu içerken eğleneceğim biri olduğunu da
Anlamak istiyorum galiba. O yüzden kahve içmen gerekiyor işte.
Doğru. Ya da su.
Aynen. Parkta
yürüyüş ve su.
İmza hareketin var mı? Yani
ben çünkü şunu, hayır bunu
niye sorduğumu şunu söyleyeceğim.
Ben bir ara çok böyle sık
date'e çıktığım bir dönem vardı.
Çünkü panikle hayatımın aşkını
arıyordum ve böyle pirinç
ayıklar gibi
hızlı date'lere çıkıp tamam hayır bu da değilmiş
falan diyordum. Bunu sonra terapistimle
çözdük. Bunda endişelenmene gerek yok.
Ama şey.
Şeyi fark etmiştim.
Bir yerden sonra belli bir skript okuyorum.
Yani bayağı
aynı şeyleri anlatıyorum. Aynı şakaları
yapıyorum. Aynı
yerlerden ortaklıklar bulmaya çalışıyorum
falan ve böyle benim bir aslında
dating personam olduğunu fark ettim.
Direkt motor beynin çalışıyor
artık. Basket oynar gibi. Bu arada
dün Robert Sapolsky izliyordum. Kızıyla
podcast yapıyor. Orada ona bir soru soruyorlar
beynin bir parçası ile ilgili.
Robert Sapolsky hangi beynin hangi parçası olduğunu bilmiyorum ama şey anlatıyor.
Bazı Alzheimer hastalarında bir tane öyle hasta görmüş.
Hasta bir deney ortamında yani bir yerde kalıyormuş hani hastaya deney yapıyorlarmış.
Ve Robert Sapolsky girmiş odaya hasta işte merhaba bizim burada atıştırmalıklarımız var bunlardan alabilirsiniz falan demiş.
Adam kendini şey yapıyor zannediyormuş.
Belediye başkanı adayı mıymış neymiş?
30 yıl önce ve bu bitmiş artık.
Adam hala kendini o zannediyormuş.
Çünkü bu adamın beyninin motor kısmına işlenmiş.
Hani o basket oynamaya da bir şeyi ezberlediğinde şey yapma.
Belki sana da öyle olmuştur diye bunu bu şekilde bağlamaya çalıştım.
Ama sadece bana ilginç geldiği için tekrar söylemek istedim.
Sana da o videoyu atarım.
Dediklerimi anlamayan insanlar açıp gerçekten video izleyebilir.
Benim öyle bir imza hareketim var mı?
Senin imza hareketin var mı?
Sen ezbere oluyormuş gibi hissettin.
Ama bazen de ezbere davranmadığın insanlara denk geliyorsundur belki daha duran.
Ezberi bozuyorsa gerçekten yani ezber bozan bir şey yaşanıyorsa orada zaten çok etkileniyorum.
Direkt paran dağıtıyor böyle.
Evet.
Merhaba demesi için.
Aynen.
Duygusal bir paran dağıtılıyor aslında orada bence ama.
Yani böyle hani date'laşan Cem'in yaptığı bir şey.
Normal günlülük hayatında yapmadığını yani.
Çünkü ben bunu fark ediyorum bazen.
Diyelim tamam date personasına girdik belli yani ben bir flörtleşiyorum.
Hani şey vardır ya böyle işte kadınlar saçlarının ucuyla böyle oynar falan gibi.
Var mı böyle bir şeyin kendinde yakaladığı?
Yani öyle saçımın ucuyla oynamak gibi sübliminal değil de yani daha böyle belirgin olmayan bir şeyim yok.
Bilmiyorum karşıdakine iltifat edebiliyorum yani imza hareketi.
Ya da şaka yapıyorum herkese.
Onu arkadaşlarıma da yapıyorum ama öyle bir imza hareketi olabilir.
Senin de galiba arkadaşlarına değinmem motor beynine işlenmiş gibi yani.
onu söyleyeceğini artık yakalıyorum yani.
Ama şimdi arkadaşlarından bahsedecek diye.
İmza hareket
yani evet espri yapıyorum
ve iltifat ya da
tabii kişiden kişiye de değişiyor yani.
Eğer çok manyak
gitmiyorsa ama tatlı biriyse yine sohbet
etmeye devam ediyorum ama çok emin değilim
açıkçası. Belki biraz daha kendimi gözlemlemem
gerek. Bu sorulara cevap
veremememden.
Bazen karşıdaki insan
dinlemiyor gibi olunca mesela çok bir şey yapasın
gelmiyor yani ama ya da bazen
karşındaki diyelim sessiz biriyse
onunla beraber bir anda sessiz olmak
ama sonra böyle salakça davranmak da keyifli.
Çünkü ben de sessiz olmayı çok seviyorum.
Ama bazen böyle
iki kontrast modla beraber
olunca komik oluyor.
Sen de alakasız bir karaktere böyle
falan diye böyle ortamı
neşelendiriyorsun. Ki sessiz
olduğunda ortam neşesiz demiyorum.
Ama ortama komik bir şey katıyorsun.
Bu da imza hareketim değil.
ama olduğunda keyifli oluyor bence.
Ya da birine bakıp gülmek yani.
O imza hareketi olabilir. Aynen. Sessizlik
olduğunda yani birbiriyle bakışıp
gülümsemek.
Çok tatlı ve romantik bir hareket bence.
Ama tabii ki... Evet. Evet.
Herkesle yapamayabilirsin.
Bence o evet. Biriyle bir yerde
buluşmak yani. Bu bir konunun içinde
da olabilir. O böyle klik sesini
sanki ben kafamın içine hissediyorum.
Ve çok olan bir şey değil yani. Evet. Günümüz ilişkilerine
çok güzel bir şey.
Seni böyle ne ikinci date'e
çıkmaya teşvik eder aynı insanla?
Çok iyi sorular.
Beraber vakit geçiriyorken
hoşuma gidiyorsa
ve kendimi aşırı perform
ediyormuş gibi hissetmiyorsam. Çünkü bazen
biriyle sadece daha saçma
sebeplerden dolayı deyipleşmek isteyebiliyorsun.
Yani sadece çekicilikten
dolayı ya da sadece
senin ilgini çeken bir şey yapıyor ya da
senin lisedeki
alakası bir arkadaşına benziyor.
Ve o arkadaşınla ilgili bir problemin
var ve o yüzden dateleşmek istiyorsun falan.
Öyle saçma şeyler olabiliyor yani.
Eğer kendini yakalarsan ve öyle bir ikinci date
çıkmazsan iyi tabii ki.
İlişkiye de gidip sonra
saçma sapan bir ilişki de yaşayabilirsin yani.
Sıradaki sorum şey terapiye gidiyor musun
falan.
Şey bir dakika
düşüneceğim. Sen ne zaman ikinci date'e çıkmak
istiyorsun?
Bu perform ediyormuş gibi hissetmemem
dediğin şey aşırı doğru.
Çok katılıyorum buna.
Ya bu arada performans zaten sürekli
performans yapıyoruz. Sözünü kestim de. Evet.
Ama yaptığın performans bana performans
gibi gelmiyorsa, rahat bir performans
sergiliyorsan diyebilirim. Evet. Çünkü
öbür türlü karşındakine
bir performans sergiliyorsun. Öbüründe
sadece kendi performansını sergiliyorsun
gibi karşındakine. Yani
ekstra bir performans değil de aynen.
Karşındaki
senin normal doğal akışında
yaptığın şeyi belki o
kadar iyi yakalıyor ya da dinliyor ki sen bir anda
bak hani bazen böyle şey olur ya
çok da konuşmadığın arkadaş WhatsApp
grubunda bir anda herkes online olur
ve inanılmaz güzel bir sohbet akar. O böyle
10 dakika 20 dakika falan sürer.
Relay edemedi. Evet.
Olur olur.
Anladın sen. Bir anda
herkes aynı frekansta buluşur gibi.
Galiba böyle karşımdaki
insanın bana da
farkında olmadan o en iyi halimi
yaşatması yani benim böyle enerjimi
boostlaması hoşuma gidiyor.
Ve ben galiba zaten
çok konuşan bir insanım. O yüzden evet dinlenmeyi
bekliyorum ama ben karşımdakinin
konuşmasını çok istiyorum.
Çünkü bana orada şey kıymetli geliyor.
Beni ne kadar entertain ettiği değil de
birinin benimle bir şey paylaşması
fikri bana çok cazip geliyor.
Anlatacak hikayeleri olan insanları
ben çok seviyorum. O yüzden
arkadaşlarından nasıl bahsettiği,
hayatını nasıl gördüğü
bir anısının olması çok bana önemli
geliyor. Konuşabiliyorsam genellikle
ikinci date'e çıkmak isterim
açıkçası. Ve bazen de şey oluyor
mesela sen farklı
bir modda olmak istiyorsun. O kişi senin
olmak istediğin farklı modu biraz daha
öne çıkarıyor.
Mesela seni sakinleştiriyor diyelim.
İnanılmaz bir olay o da.
Tabii ki illa birine ihtiyaç duymalı mısın?
Her şeyi tek başına yapmalısın.
Tek başına mutlu değilsen mutlu.
Ona o kadar katılmıyorum. Tabii ki sosyal
olmazsak kafayı yeriz.
Ve şey sorusu da, biriyle
sohbet sorusu da
sorusu değil de söylediğin şey de ilginç geldi.
Çünkü ben de bazen çok
iyi sorular sorabiliyorum ama
biri bana iyi sorular sorduğunda zorlanıyorum
mesela. Bir ara öyle bir şey
olmuştu. Biri bana iyi sorular
soruyordu. Ben de böyle
işte hasır. Bu bölümden mi bahsediyorsun?
Hayır hayır şey yani date de
ve şey aynen.
Ve ben de
evet yani şu anda da ne cevap vereceğimi
bilemediğim gibi orada da ne konuşacağımı
bilememiştim. Bir şey soruyordu. Düşünmem
gerekiyordu ve alışık değilmiş gibi hissediyordum.
O da ilginçti. Ve bu
soruyu soran kişiyle hesabı bölüşelim
arkadaş diyen kişi aynı kişiydi.
İlginç bir şekilde aynı.
Şimdi bu sene normaline haline gelmiş
olabilir. Bunu dediğim gibi böyle senin
internet geçmişin, kariyerin vesaire
konuşalım istememiştim zaten ama
neticesinde çok fazla takipçin var.
Ve insanlar seni
bir dating app'te gördüğünde de
sosyal medyadaki personelini
hatırlıyor olabilirler. Bu bence
karşılaştığım bir şeydir ama bunun
etkilediğini düşünüyor musun? Yani filme
gitmeden önceyle dateleşmek gibi.
Cem'le değil de. Hani sana hiç bunu
hissettiren oldu mu? Yani böyle bir
hayranlık gibi demiyorum da senin orada
içerik üreticiliğinin
Cem'in önüne geçtiğini hissettin mi hiç ilişkilerinde
ya da date'lerinde yani? Çünkü ilişki
olduysa aşılmıştır o zaten de.
Yok hiç o yani
ilk mesaj açtığımda insanlarla hissedebiliyorsun
galiba onu. O yüzden öyle bir şey olduğunda
da çok bilmiyorum buluşmamaya çalışıyorum.
Öyle bir şey olmadı ama.
Buluştuğum insanlar arasında
hiç olmadı galiba. Bir ara
enteresan bir şey
olmuştu. Sayfayı bilmeyen
biriyle dateleşiyordum ve
sonra söylemedim de ve o kişinin
sosyal medyasını da almamıştım. Baya tatlıydı.
Hiç kimse hiç kimseyle ilgili hiçbir şey
bilmiyordu. Soyadını falan filan da.
Keyifliydi. Bu çok
iyiymiş bak. Ya da şey çok garip
olmaz mı mesela? Senin internet personanı
bilmiyor ve işte instagramını
alabilir miyim diyor ve 500 bin takipçim
var. O çok korkutucu olsa
gerek. Evet o kötü bir flex.
Böyle
insanlara falan vermek için hiçbir
gizli hesap yani küçük bir hesabın var mı
ya da açmayı düşündün mü? Yok kişisel
hesabım var ama kullanmıyorum. Çünkü
Instagram artık genel olarak
zaten inanılmaz bir performans gibi geldiği için
zaten performans olan
filme gitmeden önce hesabımla
da insanlarla takipleşebilirim gibi
düşünüyorum. O yüzden direkt
biriyle tanıştığımda onu veriyorum.
Vermem gerekiyorsa. Sence bir ilişki
essential mı hayatta? Romantik
bir ilişki. Olmazsa olur mu
senin için yani? Hayal edebilir misin öyle bir hayat?
Yani bence romantik ilişki çok güzel bir şey.
Yani ilişkiden ne düşündüğüne bağlı.
Birileriyle romantik bir şeyler yaşıyor olmak ama ona ilişki dememek.
Yani birileriyle bir şeyler yaşamak isterim sürekli açıkçası.
Sürekli değil.
Sürekli.
Yalnız kalmamam lazım.
Şimdi de kaygılı bağlı.
Bir şeyin illa ilişkiye evrilmesi gerekmiyor ama bence ilişki keyifli olduğunda da keyifli bir şey tabii ki.
Buna da cevabım yok.
Eğer biriyle bir ilişki yaşayacaksam yaşamak isterim.
Peki. Yine çok güzel bir kaçamak cevaptı.
İlla doğru cevabı vereceğim.
En doğrusu evet.
Ama evet ya da hayır olmaması lazım bence o sorunun cevabının gerçekten ki daha relax ol ve biriyle beraber olabildiğinde de biriyle beraber olurken aşırı gerilme yani.
Çünkü öbür türlü biriyle beraber olmaya çok fazla anlam yükleyince o kişiyle beraber olmama çabası ilişkiyi etkileyebiliyor ama yani rahat olmak o açıdan önemli gibi.
Zaten bence o yüzden insanlar biraz zorlanıyor.
Bazen çok şey bekliyorlar gibi.
Çünkü biriyle ilk date'e çıkıyorsan ve evlenme planı yapıyorsan şimdiden zaten daha insanı tanımıyorsun yani.
Bayağı saçma bir şey.
Sonra işte o hikaye sanki birbirimizi için beraber olmamız gerekiyormuş şeyine inanmıyorum.
Ve bence biraz daha relaxed olursak biraz daha rahat ilişkilerimiz de olabilir gibi geliyor.
Bence bu söylediğin şeyin sebebi biraz da şu.
insanların çoğu ilişkiyi birisinin üstüne
inşa etmekten değil de kafalarında
inşa edilmiş bir ilişkiyi biriyle yaşamaya
daha alışık
bunu yapmayı seçiyorlar yani kafada
bir buna sosyal medyanın da etkisi var
hani izliyoruz işte birisine
partneri böyle bir sürpriz yapmış şöyle
destek olmuş böyle romantik falan
bunlardan yaptığımız çıkarımlarla bir
kafamızda böyle bir
fix ilişki oturtuyoruz ve onu
birinde sürekli arıyoruz o yüzden
ben de o dediğin bazen birisiyle
tanışıp onun bana
yeni kriterler, aa bu da varmış
dedirtmesi hoşuma gidiyor. Hatta bu da işte
belki o...
başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Ya da başladığınız zaman podcastinizi büyütmenin
yollarını mı arıyorsunuz?
Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Podcast BPT yanınızda.
ve podcastiniz için en uygun paketi
hemen keşfedin.
Bir ikinci, üçüncü date
çıkmama neden olabilecek şeylere
girebilir. Ben mesela
bir ilişki olmadan yani hayatımda
aşk olmadan yaşayabileceğimi
çok düşünmüyorum ve bunu da
bazen çok sesli dile getirmekten korkuyorum
hani aksiyle
cezalandırılmak gibi ya da yanlış bir
manifest yapmak gibi.
Bence olmazsa olmaz bir şey benim için
ben öyle çok çünkü şey olarak romantize
edemiyorum. Çok güzel arkadaşlıklarım var
onlara da aşık gibi yaşıyorum ama
bir tane insanın böyle spesifik
hayatımda olmasına ihtiyaç
duyuyorum yani bazen. Çünkü mesela benim en yakın
arkadaşım evlenecek Mayıs'ta
ve hani onun en yakın arkadaşı kocası
olacak. Hani ben bunu biliyorum.
Zaten öyleler. İnsan bence
günün sonunda birine gitmek istiyor.
İnsan insan istiyor yani.
Yani insandan insana değişir
tabii ki ama ya bence
de biriyle olmak çok güzel. Evet.
Şimdi biliyorsun çok
film izliyorsun. Aslında film dediğimiz
şeyde yani evet bir başrol var, onun bir
hikayesi var ona şahit oluyoruz falan ama
neticesinde onu
gerçekçi kılan ya da özdeşim kurmamızı
sağlayan da arka planda bir hayatın
figüranların başka şeylerin olması
o yüzden ben biraz büyüdükçe
figüranlara da
dikkatimi kaymasına ya da işte ne
ne bileyim başrolden
ziyade başka karakterlerle de özdeşim
kurmaya bazen kalbi kırılan
tarafı anlamaya falan da daha meyilli
olduğumu farkettim
birinin hayatında figüran olmak
nasıl hissettiriyor sana? Yani düşününce
mesela birinin hayatında başrol mü olmak
istersin? Yok bayağı rahatlatıcı
hiçbir şey olmak.
Bence. Ya da
kendini çok bir şey görmemek yani.
Aynen bazen bir partiye gidiyorsun ve
bu hıyar falan diyorlar.
Bence biraz rahatlatıcı. Çünkü
kaç kişinin hayatında başrol
olabilirsin? Yani
3-4 gibi bir şeyler. Yani bazen
insan kendi hayatında bile olmuyor başrol
gerçekten düşününce. Evet.
O da çok mantıklı gelmiyor bana o başrol olayı.
Çünkü tüm Hollywood filmlerinde tabii ki bağımsız ya da Avrupa filmlerinde başka şeyler olabiliyor.
Ama sanki yaşanan her şey ana karakterin yaşaması gerekiyor diye yaşanıyor gibi.
Ama gerçekten aslında herkesin kendi hayatı var.
Ve bazen bunu unutuyoruz gibi geliyor o başrol konuşmasında.
Herkesin hayatında önemli olmadığını düşünmek beni rahatlatıyor.
Evet o kadar önemli değilim.
Bunu kendimi kötü göstermek için de söylemiyorum.
Çoğu zaman rahatlatıcı bir şey bence o kadar önemli değilim düşüncesini ihsalleştirmek.
Evet o zaman cringe de olabilirsin ya da biri senin dedikodunu yaptığında da bazen insanlar birilerini gerçekten takıntı haline getirebiliyorlar.
Kimsenin takıntısı olmak istemem açıkçası ama çünkü o tehlikeli yerlere gidebilir bence.
Ama şey okey yani biri seninle ilgili kötü bir dedikodu yapmış.
Çünkü kimse tarafından tam olarak anlaşılmayacağız ve...
Kimse tarafından tam olarak anlaşılmayacağını düşünüyor musun gerçekten?
Evet ki yani işim kendimi anlatmaya çalışmak olan biri olarak şey olarak düşünüyorum.
Gerçekten beynimdekileri kendim zaten %100 ifade etmem imkansız kelimelere dökerek.
Çünkü sadece kelimelerle bir şey hissetmiyorum.
Kelimeleri döktükten sonra diyelim kendi her hissettiğimi bir şekilde kelimelere dökebildim ki onun imkansız olduğunu düşünüyorum.
Sonra biri onu okuyacak ya da dinleyecek ve anlayacak.
O yüzden %100 anlaşılacağını zannetmiyorum ama tabii ki birileriyle yakınlaştığında birilerine kendini daha çok anlattığında daha iyi anlaşılabiliyorsun daha çok anlaşılabiliyorsun ve şey de var insanlar birbirleriyle aslında çok benzer yani hepimiz insanız ya ve benzer şeylerden geçiyoruz.
O yüzden bazen birilerini anlamak da kolay oluyor ama tamamen anlamak bütün o çocukluğumuzda ne yaşamışız, annemizin karnında ne olmuş hepsini bir araya getirip böyle şey yapmak bence imkansız.
Bir ilişkiye başlayacak birisine vereceğin tavsiye ne olurdu? İlla vereceksin.
yani tehdit iyi diye ama
tadını çıkar biterse de
diye endişelenme ve
arkadaşlarınla konuşmaya devam et
tadını çıkar
ayrılık acısı yaşayanlara bir tavsiye alalım
tadını çıkar hayır
yok tadını çıkarım ben çok severim
ayrılık acısının inanılmaz bir tarafı var
çünkü bence
güzel bir ilişkinin içerisinde
mesela benim bazen çok yaşamam da
yaşadığımda böyle nadiren
en çok özlediğim şey
duygusal şarkıları relate edememek.
Yani etmeyi çok özlüyorum. Böyle açıp da
duygusal bir şarkı dinlemek ve onunla
overthink yapmak. Romantik açıdan.
Evet evet yani mesela
ben çok severim yani açıp da böyle bir
Sezen Aksu şarkısında overthinklemeyi
ve mutlu bir ilişkin içindeyken bunu çok
yapamıyorum. O hak elimden alınmış gibi hissediyorum.
Yapamıyorsun. Dur. Niye?
Bir saniye. Ben tam tersi düşünüyordum.
Yok. Yani şimdi şöyle ama.
Ha kederli şarkılar gibi. Kederli şarkılarda.
Aynen. Anladım. Ben aşk
çoğu aşk şarkısı
kederli ama. Çoğu aşk
şarkısı çok kederli bence.
Ve ben onları
mutlu bir ilişkinin içindeyken tadını
çıkartamayacağım diye çok üzülüyorum.
İnanılmaz.
Tatlı baya. O yüzden ayrılınca da
onun böyle gerçekten tadını çıkartıyorum.
Böyle üzücü
şarkılar dinlemek için güzel bir
fırsat oluyor bana.
Bir süre sonra ama değiştirmen gerekiyor.
O yüzden tekrar aşık olmaya çalışıyorum.
falan. Bu böyle bir loop aslında.
Ayrılık acısı
çeken birine tavsiye vermek gerçekten
zor yani. Geçen
öyle liseli biriyle konuşuyordum.
Detayını anlatmayayım ama
baya kötü şeyler yaşamış yani.
Ben ve tanımadığım birine
anlatıyordu yaşadıklarını. Biz de
yani lisedesin falan dedik ama tabii ki
o yaşadıkların büyüklüğünü
yani bir şey yaşamıyorsun diyemezsin
lisede birine. Sonuçta hissediyor ve yaşıyor.
Sadece ileride
daha okey olacak diyebilirsin herhalde.
Umarım.
Gibi. Bu ileride daha
okey oluyor mu onu çok bilmiyorum. Ben şey fark ettim.
Ama yani öbür türlü de evlenecek
mıydı o lisedeki kişi?
Yani hayat zaten her zaman
bir şey oluyor olmuyor gibi.
Hani bir şeye fix olmak
ya gerek yok gibi bence. Ama tabii ki
zor bir şey halde. Ama sanki böyle
yaş aldıkça yaşadığımız ayrılıklar
daha ağır etkiliyor. Evet
mesela 36 yaşında bir
arkadaşım var ve şey diyor yani yetti
artık diyor. Gerçekten biriyle rahat bir şekilde
bir şeyler yaşayabilmek istiyorum diyor.
Ve bir şey yaşayamadığında da üzülüyor.
Belki öyle olabilir yani.
Bence bu arayış hiç bitmiyor yani.
En azından benim nezimde ben
işte hep de aşk benim için essential
bir şey gibi düşündüğümden o arayış
hiç bitmiyor ama şeyi fark ediyorum.
Önceden işte lisede falan
aşk acısı çekmek için çok zamanım
varmış. Çünkü sadece ders
çalışıyorum okula gidiyorum ve aşk acısı çekmeye
çok zamanım var. Ama şu an
aşk acısı çıkıyorsun. Ama şimdi
kalkıp çalışmak da zorundasın.
O yüzden aşk acısına bir deadline
vermek zorundasın. Yani aynen.
O yüzden ben zaten 5 yıldır
podcastta aşk konuşuyorum. Ağlayacağım
saati schedule'lıyım. Evet benim öyle
yani açıkçası. Ağlıyorum.
Sonra tamam diyorum artık. Saati geldi.
Kalkıp şimdi kayıt yapmam
lazım falan. O yüzden
daha zorlaştı benim için yani. Önceden
çok zamanım varmış aşk acısı çekmeye.
İlginç bayağı.
Sen ne tavsiye verirsin?
Ben ne tavsiye veririm?
Galiba benim tavsiyem şu olurdu.
Daha önce bir ayrılık yaşamıştır, yaşamamıştır onu bilmiyorum ama mutlaka daha önce de geçmeyeceğini çok düşündüğü bir şey vardır ve geçmiştir.
Onları hatırlamak çok faydalı oluyor.
Çünkü ayrılık acısının en böyle insanı çıkmazda hissettiren şeyi hiç geçmeyecekmiş gibi düşünmek.
Öyle bir erası var.
O yüzden böyle geçmişteki bir şeye bakıp ulan bu da geçmişti yani.
demek ki bu da atlatılabilir gibi küçük
bir kopya çekmek bir tık daha
hafifletiyor bir de ben şu tavsiyeyi
verebilirim acıyı böyle
hakikaten yaşamak yani o gün yataktan
çıkasın yok mu o gün hep ağlayasın var o gün
ağla kendine müsaade et çünkü yataktan
çıkmak istediğinde de onu yaşamaya biraz yüzün
oluyor bu sefer mutlu olmaya
başladığında da kendine
bunu hak görmemezlik etmiyorsun
çünkü ayrılık acısı çeken
arkadaşlarıma baktığımda bazen şeyi görüyorum
gülmek
ona daha çok yaralıyor
Yani çünkü güldüğünde mesela bir anda ya şu an ben aslında mutsuz bir dönemdeyim mutlu olamam gibi bir yasaklamaya giriyor.
Ama bu öyle bir şey değil.
İnişleri çıkışları olacak onu bence normalize etmek lazım.
Bir de ben genel olarak çok umutlu bir insanım yani.
Hep şey derim tamam ağladık ya şimdi hani sıradaki adamı yollayacak mısınız hadi artık yani böyle bir beklentim oluyor.
O yüzden bence yaşamak okey ya.
Ama öyle bir beklentiye girince o zaman sürekli aynı ilişki döngüsü oluyor mu?
oluyor
bir de yani ayrılık acısında şey de var
birine o kadar çok alışınca
ve sonra görüşmemeye başlayınca tabii ki yokluğunu
hissediyorsun
ve tabii ki beynin bu yüzden
kötü hissediyor yani ve
endişeli hissediyorsun yani biriyle
ayrıldığında ya da küçükken ailenin
bir anda görmemeye başlasan da
kötü hissedersin biraz ona
benziyor yani ve
insan beyninin de ona alışması için burada
böyle stoik bir yerden söylemiyorum bunu
Bir şey hissetmeyelim.
Ama onu hissetmek normal.
Bazen insan kendi üstüne de gelebiliyor kötü hissettiği için.
İşte birine bu kadar mı bağlıydım?
Ya da birini suçlamaya başlıyor.
Sebepler bulmaya.
Ki tabii ki her şeyi yapabilirsiniz.
Ama aynen bazen de vücudumuz bir şeylerden geçiyor.
Ve siz de onları hisseden kişi oluyorsunuz.
Siz yaşadığınız için.
Sonrasında beyin alışıyor.
Her şeye alıştığı gibi.
Her şeye.
Pandemiye de alışmıştık.
Terapiye gitmedim bu arada.
terapiye gitmiyor musun?
gitmiyorum o soruyu
soramadın
yani gidebilirim geçen düşündüm podcast
kaydı almadan önce hatta
kendi podcast'ımı kaydederken
çünkü öncesinde çok şey yaptım işte şimdi
yapmayacağım bırakayım podcast'ı
yeter işte haftalık konuşmaya gerek var
ama
belki de gerek yok yani ona da emin olamıyorum
ama
sonrasında gideyim mi diye düşündüm ama sonra
neyse yapıyorum podcast'ı diye devam ettim
günlük yazıyorum
kendi düşüncelerimi
daha iyi görebilmek için.
Onu yapıyorum diyebilirim yani.
Her gün yazmaya çalışıyorum. Her gün yazamıyorum.
Ama yazdığımda böyle
robot gibi tüm günümü yazıyorum. Şunu yaptım
bunu yaptım. Şunu yaptım bunu yaptım. Sonra ne hissettiğimi
de yazıyorum. Sonra yaptığım şeye göre
ne hissettiğimi görmeme yardımcı olabiliyor.
Bazen böyle
kendim günlüğe bir şey yazmak istemediğimi
fark ediyorum. Yaşadığım bir şeyi.
O da enteresan oluyor.
Ama arkadaşlarıma terapiye gidin dedim.
Terapiyle ilgili öyle bir şey
kendim olarak belki vardır
bir
direncim ama genel olarak
terapinin kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum kesinlikle ama
bazen terapiyle ilgili küçük
böldüm seni şeyi düşünüyorum
bunu seninle de konuşmuştuk galiba ya da
emin değilim
her şeyin insana bağlanması çözümü
yani terapi bazen çıkış
dışında
sen dediğimi anladın şimdi herkese anlatıyorum
senin her şeye kapitalizm diye cevap
verdiğim bir sohbetti bu
Evet. Evet. Bence iyi terapi insanı oraya yönlendirebilmeli.
Yani hem kendi sorunlarını çözmeye hem de toplumla ilgili de biraz düşünmeye başlamana yardımcı olabilmeli.
Çünkü bazen insanlar ya da böyle terapi reklamları bence bazen yanlış yapıyorlar.
Çok fazla kişiye odaklı ve kişi sanki tüm çevresini değiştirebilirmiş ki çevrenin baya bir kısmını değiştirebilirsin.
Ama mesela eğitim sistemi bir şekilde insan üretiyorsa ya da aradığın yerde o kişi yoksa bir süre sonra taşınman gerekiyor.
Mesela terapi onu anlamana yardımcı olabilir.
Ama genel tüm dünya adım terapi insanları biraz daha politik düşünceye iterse bence çok güzel olabilir.
Ya şöyle benim kendime yeni koyduğum kurallar yani birisiyle bir ilişkim olacaksa koyduğum kurallar kriterler noktasında ben bence radikal bir karar bu.
Ama bunda da biraz netim ben terapiye giden birisiyle bir ilişim olsun isterim açıkçası ya da en azından terapiye uzun süre gitmiş sürecini tamamlamış belli bir nedenle bitirmiş birisiyle olmak.
Çünkü çok kıymetli bir şey çünkü çok zor bir şey yani birinin böyle bir insanın karşısında oturup konuşması aslında biraz da şey bazen kendine bile söyleyemek istemediğin ya da belki günlüğüne bile yazmak istemediğin şeyleri konuşma alanı hakikaten zorlayıcı bir şey.
ve ben birinin kendini o kadar zorlamış olduğunu bilmek,
yani buna direnç göstermemiş olduğunu bilmek isterim.
Bu benim için çok büyük bir green flag.
Ama ben de biraz şeyin farkındayım.
Çevremde şimdi herkes terapiye gidiyor.
Ama birçok insan da terapiste tabii ki de hikayeyi hangi yönden anlattığıyla
aslında çok öznelleştiriyor onu.
Ve ben zannetmiyorum çoğu insan terapi odasında mutlaka ya mağdur durumda ya da haklı durumda.
O yüzden öz eleştiri yapmayı bazen bence kolaylaştırmıyor.
Aksine bazen böyle birini suçlayıp bir şeyleri geride bırakmak için insanlar terapiye gidiyor.
O yüzden böyle politik bilinç kazanmayı bırak.
Kendi açısından bile bazen körleşebiliyor diye düşünüyorum ama en azından...
O da terapiste bağlı biraz.
Hem öyle.
Kesinlikle.
Kişiye de bağlı ama hiçbir yere gitmeyebilir galiba.
Örvin yalan tecrüben.
En azından kişide şeyi istiyorum ben.
o odaya girme cesaretini göstermiş olması.
Ne kadar sürdüğü değil.
Bence etkileyici bir şey yani.
Zor bir şey çünkü.
Ama ben 7 yıldır gidiyorum terapiye.
O yüzden hani karşımdakinin de gitmesini isterim açıkçası.
Yani biraz anlasını isterim.
Ki şuna da çok karşılaşıyorum ilişkilerde.
Benden terapisine bahsettin mi falan.
Bunu çok soruyorlar.
Ve hani orada etkilemek istediği bir ikinci kişi daha oluyor.
yani simay terapistine benden nasıl
bahsedecek inanılmaz bir
denge gerçekten komik baya
podcastimde konuşup konuşmayacağımı
da çok soruyorlar mesela özellikle
çok pot kırdıysa bir erkek benimle
randevuda bana şöyle yapıyor
bundan bahsedeceksin değil mi
falan yapıyor böyle sanki ben Taylor Swift'im
ve ayrılıktan sonra arzumu çıkartıyormuşum
ki çok güçlü hissediyorum
kendimi yani şey gibi hissediyorum evet
hareketlerine biraz dikkat et çünkü bunu baya
bir insan dinleyecek eğer çok kötü bir şey
yaparsan gibi. Öyle bir şey
olması hoşuma gidiyor.
Gücün elimde olması.
Evet.
Spiderman gibi büyük güç büyük sorumluluk getirir.
Aynen öyle.
İyi ama evet. Çünkü bazı
insanlar direkt öküz gibi davranıp sonra
şey yapabiliyorlar sanırım.
Bilmiyorum. Nasıl? Erkeklerle
devlete çıkıyorsun. Aynen.
Ama yani bir sürü
insanla devlete çıktıysan her şeye denk geliyordur herhalde.
Evet. Çok canım.
Hadi ya.
Çok can. Çok rezil
dey tanılarım vardır. Var mı senin böyle
çok kötü geçen bir deyten?
Cidden yok.
Onu düşünüyordum ben de. İşte kadınlar.
Kadınlarımız.
Ve kimseye de aşırı rezil
bir şey yaptığım da olmadı. Ya da böyle
birinin aşırı sarhoş olup aşırı saçmaladığı
falan bir şey de olmadı. Yani aşırı
saçmaladığı derken yani insanlar
saçmalayabilir tabii ki benim yanımda. O açıdan
değil de böyle aşırı rezil hiçbir şey yaşamadım
sanırım. Benim mesela
bana birisi kötü bir date anımı
sorduğunda içlerinden seçmem gerekecek
kadar çok. Hadi ya. Evet.
Böyle ilk date'lerde de oluyor mu kötü
date? Tabii oluyor. Mesela
spora gittiğim bilgisini biliyorsa
genelde bununla ilgili çok
saçma sorular soruyorlar. Protein
tozu muhabbeti mi açıyorlar? Yok şey falan
soruyorlar. Mesela kaç kilo basıyorsun? Benle
yarışıyor yani. Ne kaç kilosun? 3 kilo
dumbbell kaldırıyorum maksimum yani. Bir şey
yaptım yok ama böyle. Cidden soruyorlar mı ne kadar
bastığını? Evet soruyorlar. İlginç
Birisi ilk date'de şey demişti.
Spora gidiyorum dedin ama kasların nerede diye sormuştu.
Cidden mi? Baya ilginç.
Evet baya kötü. Çok inanılmaz sorulmaması gereken.
Ya da şey yabancı biriyse ve sığ bir adamsa pasaportumun ne kadar güçsüz olduğu ile ilgili yorumlar çok yapılıyor genellikle.
Cidden mi? Onlar mı yapıyorlar? O sen değil yani.
Evet evet ben yapmıyorum.
Aa siktir gitti.
Benim ev arkadaşımın bir de iti eve gelmişti ve buzdolabından bir şey almak için dolabı açmıştı ve şey demişti.
Pasaportunu mu gördü?
Hayır Türk. Türk olduğunuz için mi dolap bu kadar boş demişti?
Şaka mı?
Hayır.
Şaka değildi yani ironik değildi.
Bu İtalya'da değil mi?
İtalya'da evet. Bence ironik olsa bile çok kaba.
Evet evet. Bunu sen yapsan da questionable ama baya kötü yani.
Bir çok tatlı bak bu çok yani oradaki patavatsızlığın hala saflığına çok bir yerden de kızamıyorum yani.
Hani böyle Beşiktaş'ta barlar böyle yan yana ve maçlardan ötürü de her barın dışında televizyon ekranı oluyor ya.
Çocuk bana şey demişti.
Sen şöyle otur demişti kendisi televizyonu görecek yerde.
Eğer muhabbetin sarmazsa maça bakarım demişti.
Sonra oturmuş muydunuz yoksa?
Öyle oturduk evet.
Çok kötüymüş insanların dayı tecrübeleri.
ben böyle bir şey yaşamadım.
Ve ben de mesela bayağı şey
gitmeye çalışıyorum karşımdakine
yani yeni tanışırken çünkü
ne espri yapacağını ne söyleyeceğini bilmiyorsun
falan. Yani denk geldiğin
insanlar mı yoksa genel bir problem mi bu
bilmiyorum açıkçası.
Üzücüymüş yani ama. Evet ama
günün sonunda
arkadaşlarını güldürdüğünde
en azından diyorsun tamam bir şeye yaradı.
Belki öyle kompansa etmeye çalışıyorum.
Çünkü gerçekten düşününce insanın umudunu da kıran
anılar bunlar. Benim gerginliklerim
şey falandı yani böyle politika konuşmaya
başlayınca biri
ha politika mı konuşuyorsun şimdi demişti ya da bir kere
biriyle biri Kamala
Harris'e oy vermesinin okey olduğunu
söylüyordu ilk date'de
ben de
vermeyenleri de anlıyorum falan bu tartışma
olmuştu ama çok yani
çok seviyeli
herkes okeydi yani kötü bir date değildi
bir kere de şey olmuştu o komikti
yani hiçbir şey olmadı da
biri sen hep böyle kendi hoşuna giden
güzel yerlere gidiyorsun işte gel leş bir yere
gidelim demişti. Sonra
bayağı eğlenceli geçmişti.
Nereye gittiniz? Beşiktaş'ta karaoke'ye
gittik.
Rastgele.
Mesela bu benim için izlemeye değer bir film
olurdu. Yani çok tatlı.
Date ve karaoke'ye gidiyorsun
falan. Bence eğlenceli.
Konsept olarak eğlenceli ama
biriyle mesela dating uygulamasından
tanışıp çok daha
vibli edebilirsin. Ama evet film
olacaksa bu eğlenceli olabilir.
Şey açısından, ilginçlik açısından
ve orada muzip ve böyle hani ortalığı karıştıran ve rutininden çıkaran bir şey var.
Ama mesela tatlı bir deyitti ama hiçbir şey bir yere gitmedi yani.
Ama bazen de hiçbir şey olmadan aşırı connect edebiliyorsun biriyle bence.
Peki hard launch'a inanıyor musun?
Hani böyle şak diye mesela Instagram'da paylaşmak.
Çünkü şimdi sen filme gitmeden önce hesabını kullanıyorsun.
Yarım milyon insan seni takip ediyor.
Bir gün böyle bir ilişkin olduğunda onu orada paylaşmak seni kaygılandırır mı?
Ben birkaç yıldır hiçbir şeyimi paylaşmıyorum ve buna devam edeceğimi düşünüyorum.
Belki yani biriyle evlenirsem falan evlendiğimi belki paylaşırım.
Onu da çok paylaşmak için.
Laf arasında podcast'a falan söylersin.
Podcast'ta küçük söylemek.
Geçen hafta kaydedemedim arkadaşlar.
Güyüne katıldım.
Benim düğün.
Ama kimin düğünü olduğunda söylemem.
sonra nasıl anlamadınız benim olduğunu
falan derim. Hard launch
komik bir şey bence.
İnstagram'dan sevgilini tanıtma olayı.
Şey açısından okey. İnstagram'ı
flörtleşmek açısından kullanıyorsan
öyle bir döngüde olan insanlar var.
Sevgilisini tanıtıyor. Koyuyor koyuyor
koyuyor. Sonra ayrıldıklarını anlıyorsun.
Ki o zaman insanlar sana geri yazabilsin
yani. Evet.
Onu kolaylaştırıyor bence. Ayrıldığında
nasıl sinyalini söylüyorsun onu bilmiyorum da.
İnsanlar artık direkt post koymalı.
ya da Facebook'ta ilişki durumu vardı
işte tam bunun için. Instagram'da şu an
onu başka yollarla ifade etmesi gerekiyor
insanların o komik. Niye ilişki
durumu yok?
Meta'ya çağrı buradan
mavi tike koysunlar ki aylık
800 lira ödemesi gereksin insanların
oradan da ilişki
durumlarını gösterebilsinler.
Bence birçok insan
bunu öder. Birçok insan bunu öder
diye düşünüyorum. Gerçekten Meta'nın
parasına para katmak için
müthiş bir fikir. Ama insanlar biraz daha
şeyi de seviyorlar. Çok çaktırmadan
alttan alttan ayrıldıklarını
sonra da yavaş yavaş
hani o cool geliyor bence.
Öyle bir şey de var. Yani
para verenler de olur vermeyenler de olabilir.
Ben o çıkarımı seviyorum.
Çünkü o dating uygulamasını sevmeyenler
Instagram'da onu da yapmak istemezler.
Single olduklarını paylaşmak istemeyebilirler.
Ya ben evet ben öyle çok
hard launch yapmak
hep isterim. Ama hep yapınca
da bitiyor gerçekten. Bir anda dump post
mı koyuyorsun mesela? Genelde post
koyuyorum. Dedicated post mu yoksa
böyle dump da bir tane falan mı yoksa
O çok hard launch
olmuyor. O çok soft launch. Hatta böyle
Ha dump da yanda yani
yana yana olanı soft launch mu?
Bence dump'ın içinde şunu
görürsün bak. Hard launch albüm
çıkarırsın. Benim hard launch'um
mesela hakkında podcast çekmektir o adamın
yani. İsim veriyor musun peki?
İsim vermiyorum. Ha okey.
iyi yani. Evet ama hani
biraz böyle çok minik bir stalk
yapan hemen o adamı bulur. Okey. O kadar da
açık. Karşındakine okeyse tabii ki
okey yani. Ama şu var
ya benim en son yaptığım gem
artık tamam bunu sana konuşmak
kısmetmiş. Instagram adını mı değiştirdin?
Yok ben. Soy adını.
Aynen soy adımı değiştirdim. Ya ben
hard launch yaptım
ve
hard launch yaptıktan bir hafta sonra terk edildim.
Pardon gülmedim.
Şimdi bir hafta olduğu için hemen silemedim de.
Bir kere silmeye ben inanmıyorum.
Niye sileyim yani?
Güzel fotoğraflar.
Ben onu paylaşmak istemişim falan.
Ama bir yerden sonra da bu mantıkla...
Ama şimdi de single olduğunu anlayacaklar.
Evet şimdi nasıl anlayacaklar falan oluyorum.
Of ne yapacağım falan diye düşünüyorum.
Silmeyeyim, anılara ihanet etmeyeyim deyince de
Instagram profilin bir erkek mezarlığına dönüşecek böyle birkaç yıl içinde.
Yani aşağılara indikçe farklı erkekler görüyorsun falan.
Ama softline şu yani.
Bence sen de görmüşsündür.
Atıyorum Instagram'da
Ya şey olmadı mı sana mesela
Bir kızla sosyal medya üzerinden flörtleşiyorsun
Ama bu story like'lamak olabilir
Arada bir şey göndermek olabilir falan
O yavaş yavaş onu kesiyor
Yavaş yavaş belki story like'ları azalıyor falan
Sonra bir foto damp atmış
Masayı çekmiş orada bir erkek eli
Bu soft launch mesela
Hard launch'da çat çat çat
Adamın suratını koyacaksın yani
Şey adı soyadı TC kimlik
Direkt koyacaksın
Annesinin babasının yaptığı iş
kendi iş, aylık maaş
direkt röportaj koydun
direkt podcast kaydı
bir saatlik böyle
nasıl tanıştığınızı ve
çocuğu sorguladığın böyle
işte yapmak çok istemiştim
terk edildim o yüzden
nasip olmadı
sağlık olsun beklemiyordun herhalde
hardlunch yaptığına göre
hardlunch yapma süren neydi peki
iki buçuk ay iki ay
bence iyi
bence bir hafta sonrası
3. deyip mesela 3 ay olunca çok görüşmüş oluyor musunuz?
Ya şöyle ben oradaki sıklığı iletişimin derinliğine bağlıyorum.
Çünkü ben İtalya'daydım o Türkiye'deydi.
Ve biz böyle günde 5 saat 6 saat FaceTime yapıyorduk.
Yani sürekli sohbet ettiğimiz bir arkadaşlıktan ilişkiye evrilmişti.
Haliyle aslında belki normal şartlarda 6-7 ayda gelişebilecek bir ilişkiyi çok kısa sürede geliştirmiştik.
Ben de buna güvenerek hard launch yaptım yani.
nasip değilmiş diyelim ya
peki sonra singıllığının sinyallerini nasıl şey yaptın
bu bölümle
yani nasip
değilmiş diyelim
çünkü şey oldum hardlancı bence en kötü tarafı şu
ulan insanlara
nasıl açıklayacağım falan oluyorsun
ama bu bence
senin kendine
podcast'ta mı arkadaşlarına falan mı
podcast'ta çünkü tam söyledim
bir de ben aşkın çok büyük bir savunucusu
olduğumdan insanlara şey diye duyurdum
Bakın arkadaşlar. Oluyor arkadaşlar. Oluyor. İsteyince oluyor. O insanı bulmak mümkün dedim ve ayrılınca şey oldu. Ama yaşamışsın yani güzel şeyler yaşadıysan o da güzel. Tabii ki düşünüyorsundur da. Şimdi insanların şey deme hakkı da doğdu yani. Senin vereceğin aşk tavsiyesini biz dinler miyiz falan deme hakkı da doğdu yani. Ama yapacak bir şey yok. Terk edilmek de çok doğal bir şeydir yani.
Tabii ki canım çok normal. Coşkulu olmak da keyifli. İkisi de keyifli. Evlilikten hard lunch yapabilirsin.
İşte senin öyle olacak muhtemelen. Senin evliliğine duyacağız.
Aynen. Yani duyulmayabilir tabii ki. Evlenmek bana çok mantıklı gelmiyor açıkçası. Ama yani insana mantıklı gelmeyen şeyler ileride mantıklı gelebilir.
Şu an çocuk yapmak falan da hiçbir zaman yapmayacağım bir şeymiş gibi geliyor.
Biriyle evlenmek de çok olacak bir şeymiş gibi gelmiyor.
Ama tabii ki her şey olabilir.
Şengen Avrupa vize sağlamak için biriyle evlenebilir.
Ya da yani bir şeyden dolayı biriyle evlenmen gerekir.
Ama evlenirsen 5 yıl evliliğini kanıtladıktan sonra oturumunu alabiliyorsun.
Ya da çocuk yaparsan hemen veriyor İtalya.
Haa.
Evet.
İtalya bilmiyorum.
Ama yine de tabii ki benim temennim hem bizim için hem de bu bölümü dinleyenler için.
Yarın bir gün evlenecekler.
Umarım çok aşık oldukları için evlenirler.
Başka nedenleri olmaz yani.
Vize şey gibi mi?
Yani olmasa daha iyi ya bence.
Çünkü karşındakinin eline herhangi bir tartışmada söylesin ya da söylemesin.
Sen zaten benim sayemde buradasın deme hakkını vermek çok korkunç bence.
Öyle ama.
Ama öyle diyorsa zaten beraber olmamanız lazım.
Eğer biri karşındakine öyle bir şey diyecekse.
Ama düşünsene ya insanlar değişebilir şak diye canavarın birisi oldu.
O zaman ayrılacak.
Ayrılınca ne oluyor?
Gidiyor mu geri şey?
5 yıl içinde ayrılırsan gidiyor mu?
Gidiyor.
O zaman öyle biriyle beraber olacaksın ki ayrıldığınızda bile ayrı yaşamaya devam edebileceksiniz.
Ve sonra pasaportun çıkacak.
Böyle birini bulursan bu gerçek aşk.
Ayrılsanız bile evlilik ayrılığı olmayacaksa gerçekten seni düşünüyordur yani.
Evet Cem'den çok ilişki tavsiyesi almamanız gerektiğini anladınız bu bölümde.
Yani sadece şunu söyleyeyim ki ilişkilerin bu kadar zor olmaması gerekiyor.
Bir şey bu kadar zorluyorsa bu kadar taktiksel ya da bu kadar üzerine kafayı orduruyorsa çok da doğru değildir yani.
Senin etrafındaki insanlar taktiksel düşünüyor mu?
Çok.
Yani benim sürekli mesela atıyorum çok telefonuna haşır neşir bir arkadaşım varsa sürekli telefon elindeyse bile o kadar hızlı cevap vermeyeyim o kadar avucunun içinde olmayayım mantığı güden hani böyle taktiksel ilerleyen arkadaşlarım var ya da işte o kadar da kendimi açmayayım.
Yani yapmak istediği şeyleri durdurduğunu çok görüyorum çevremdeki insanların ve bence bu...
Ama o da bir şey endişesinden kaynaklanmıyor mu? Kendimi çok açarsam hoşuna gitmez.
E hoşuna gitmiyorsa zaten doğru bir meç değildir ya.
Evet.
Birisine hayatını almak için taktik uyguluyorsan onunla erken hiçbir zaman kendin olabileceğine inanmıyorum.
Evet çünkü hayatını aldıktan ve rahatladıktan sonra kendin olmaya başlayınca o zaman da o kişi diyecek ya ne ne oldu.
Sen kimsin olacak.
O yüzden olduğun gibi kabul edilmeyi umut etmek galiba.
Ya ki şöyle olduğun gibi kabul edilmekte de hiç değişime açık olma demiyorum tabii ki.
Bazen insan ilişkinin içinde bile oha ben bayağı bu konuda sıkıntılıymışım görebiliyor.
Tabii ki.
Törpülenebiliyor ama ben hep şeyi metaforunu kullanıyordum.
Tırnak törpülemek gibi sivri yanlarını ilişkide törpülersin ama yani o ilişki senin böyle tırnağını acıtacak kadar da derinden kesmemeli.
Sadece sivri yanlarını törpülemeli.
Seni daha rahatlatmalı.
Canını acıtan şeyleri ya da acıtabilecek şeyleri belki biraz daha yumuşatmalı ama
çok radikal değişiklikler ya da seni sen yapan şeyleri senden koparıp alan ilişkilerden çok bir şey çıkacağını düşünmüyorum.
Evet o çok zor bir denge.
Bir insan bir anda ne kadar değişebilir?
Yani belki iki kişi de iyi ve birbirleriyle olsalar enteresan olabilir ama birinin kendi kişiliğini bir anda o kadar değiştirmesi çok zor bir şey.
Adım adım değiştirebilmek daha iyi gibi.
O zaman en azından kendini biraz hatırlayarak değiştiriyorsun.
değiştiriyorsun öbür türlü bir anda değiştirirsen sende neye uğradığını şaşırırsın şey gibi yani
diyelim sen küresel ısınmaya inanmıyorsun ve bir sürü komplo teorilerine inanıyorsun bir anda böyle
çıkıp bir günde olmuyor bu yani böyle yavaş yavaş ilişkide de kesinlikle küresel ısınma komplo teorileri
gibi bir denge var. Nasıl yani? Hiçbir yere bağlamadın bunu farkında mısın? Hayır şeye bağladım diyelim biri
Biri için değişmek istiyor ama bir yere kadar değiştirebilirsin.
Bir noktadan sonra zaten kendin olmayacağın için zorlanırsın demeye çalışıyorum.
Bir insanla konuşurken bazen çok alakasız bir fikri olduğunu düşünsen o insana onu direkt söylemek istemeyebilirsin ya.
Yavaş yavaş şey yapabilirsin ya.
İlişki de biraz öyle gibi yani.
Eğer kendini o kadar büyük bir şekilde değiştireceksen değiştiremezsin zaten.
Eğer biriyle onu yavaş yavaş yapabilirsem belki kimseye çok bir zarar gelmeden enteresan olabilir tabii ki.
Aşka inanıyor musun?
Yani birini sevmeye inanıyorum.
Biriyle çok güzel bir bağ kurmaya da inanıyorum.
Birine aşık oluyorum da insanlara aşık oluyorum yani.
O zaman inanıyorum herhalde.
Ama aşk ne?
Emin değilim.
Birden fazla kez aşık olduğunu çıkarsıyorum.
Orada ortak bir şey mi oluyor?
Yoksa hani aşık olduğun dönemlerde, insanlarda da farklı bir sen görüyor musun?
Farklı bir aşıkçı.
Farklı oluyor bence.
Ve benzeri insanlara aşık olmuyorsun gibi.
Ama tabii ki benim parçalarım her zaman orada oluyor.
Ama karşı tarafa göre de aşk şekilleniyor.
Çünkü herkes aynı şekilde davranamazsın ya.
İnsanlarla farklı dinamiklerin oluyor.
Biri mesela daha enerjik bir şey istiyor.
Daha sakin bir aşk istiyor.
Ama şeylerim var yani.
Ben de mesela başkasının sadece istediği aşk şeyini veremem yani.
Kendimi o kadar da değiştiremem.
Yani bazı şeyleri de yapamam.
Eğer mesela biri sürekli mesaj açmayı aşk olarak düşünüyorsa o kişiye onu veremem ve söylerim yani.
Ben sadece çünkü bu politik doğrucu olabileceğim bir soru değil kesinlikle.
Aşk olduğunda nasıl farklı davranıyorum gibi mi?
Aynen Cem ne yapıyor yani?
Kendinde ne sana tamam hani ben aşık oldum dedirtiyor.
Hani kendinde nasıl bir farklılık görüyorsun da tamam diyorsun ben aşığım.
Ya yine insandan insana değişiyor olabilir ama bazen şey güzel oluyor.
Yani kendimle olmak da daha da hoşuma gittiğinde de ve o kişiyle olmak da hoşuma gittiğinde ve genel olarak daha sakinleştiğimde.
Daha relax oluyorum ve daha rahat oluyorum galiba.
İnsanlar fark eder mi çevrendekiler mesela?
sen biriyle mi tanıştın ya da sen
dönemsel modlarım değişiyor açıkçası
hiçbir detay veremem kendimle
ilgili aşık olup olmadığımı bilemezsin
geçmişte aşık olup
olmadığım kesin oldu
ama
onu evet söylemiştim
yapacak bir şey yok
evet insanlar bence
çıkaramaz ama emin değilim belki
o kişiyle beraber gördüklerinde
falan çıkarabilirler
evet ben de emin değilim
mesela birine anlatmak
istemek mi? Yani aşk ya da
o kişiyi görmek istemek mi?
Ki o kesinlikle var yani.
Biraz daha görmek istiyorsun.
Anlayamayacağız yani.
Cem'in aşıkken nasıl olduğunu.
Hissediyorsun yani.
Evet parça parça nasıl bir araya getirilir
bilmiyorum ama hissediyorum.
Sen aşık olmayı
nasıl tanımlamıştın?
O benim için de çok muallakta bir soru.
Ama ben şöyle anlamıştım.
Constant bir şekilde
aşkı aradıktan sonra uzun
bir süre. Birisinden
böyle hoşlanmaya ve işte
heyecanlı hissetmeye başladım.
Ve sonra bir anda çok
kaygılandığımı fark ettim. Çünkü
ilk defa şöyle bir durumla
karşılaştım. Şimdiye kadar
hep aradığım için buna alışmıştım.
Aramak hayatımın normal bir
parçası haline gelmişti. Bulunca ne
yapacağımı bilmiyordum. Ve vücudum
inanılmaz bir savaş kaç
arasında kaldı. Ne yapacağız bu
duygularla falan. Ve bir anda şey oldum.
Tamam çok güzel bir ilişki yaşama ihtimalim var ama alıştığım şey de sonsuza kadar değişecek gibi duruyor.
Yani bir daha belki kimseyle de etleşmeyeceğim.
Belki bu insanla olacağım artık falan ve ben bunu nasıl kaldıracağım gibi müthiş bir panik yaşadım.
Ve mesela o ara terapide full ben ne yapacağım?
Yani ben bu sevgiyle ne yapacağım?
Ya sevmiyorsam böyle karşımdaki insanda sürekli kusur falan aramaya başladığımı, aramaya çalıştığımı fark ettim.
Sonra baktım ki bulamıyorum ve aslında ben kaçmaya bir çıkış noktası aramaya çalışıyorum.
Biraz sakinleşip durduğumda ben galiba kaçmak değil burada kalmak istiyorum dediğimde aşık olduğumu fark ediyorum ki çok da nadir oluyor.
O zaman başka insanlarla o anksiyetayı ve paniği yaşamıyor musun yani?
Çok çoğunlukla yaşamıyorum. Nadiren yaşıyorum.
Yaşadığımda da anlıyorum ki sıçtım yani evet aşık oluyoruz.
Niye sıçtın?
çünkü kaybetme korkusu da otomatikman geliyor yani
hani böyle kutusunu açtığın bir şey içinden
garanti belgesi çıkar ya
ya da kullanım kılavuzu çıkar ya
ulan bunu atsam mı
biliyorum nasıl kullanılacağını
ama lazım da olabilir falan diye
orada böyle bir türlü atamadığın
kenarda duran bir şey gibi
orada bende sanki yaşamaya başlıyor
kaybetme korkusu
ve hayatımda hem birçok şeyi
onunla onun yardımıyla daha kolay
atlatabileceğim bir insanın olması
hem de bu sefer peki onu kaybedersem ne olacak?
Onu neyle, onu kimle atlatacağım korkusu beni çok korkutuyor.
Yani ben ayrılık yaşamaktan korkmuyorum ama
galiba son yaşadığım ayrılıkta beni en çok üzen şey olmuştu.
O ayrılık acısını onu anlatarak atlatmak isterdim.
Yani tam olarak onu anlatacağım ve onun bana iyi geleceği bir şeydi.
Ama maalesef beni terk eden de oydu.
O yüzden zor bir şey.
O zaman çok iletişim kurmadınız mı sonra yani?
Yok hayır kurmadık.
Arkadaşlarına anlatmak aynı hissi vermiyor gibi.
Yok vermiyor.
Bu özel meselede.
Çünkü o cevaplar o insanda ve onunla birlikte gidiyor.
Ben o yüzden çok yaz sürecine yani bir kayba bir ölüme benzetiyorum.
Yani ona sormak istediğin, ona son kez söylemek istediğin şeyler var ama o artık yok gibi.
Yani konuşup da onu yapıp da ayrılabilirsiniz aslında.
Herkes çok sağlıklı ayrılamıyor demek ki Cem.
Peki şey olabiliyor mu?
O zaman bir ilişkiye girdiğinde o kişiyi kaybetme korkusu yaşıyor musun?
Bir ilişkideyken genel olarak.
Yani ayrılma ya da fiziksel olarak kaybetme korkusu yaşıyor musun?
Evet yaşıyorum.
Sen yaşamıyor musun?
Biraz.
Bazen evet.
Çünkü ben hayatıma giren insanla her şeyi paylaşmayı çok istiyorum.
Sevelim yani.
Tabii ki çok kötü olmam herhalde.
Tabii ki kazalar oluyor.
Partilerim öyle.
O kadar robot değilim yani.
Her şey.
Arada aklıma geliyor yani.
Her şeyi paylaşmayı seviyorum ama her şeyi o kadar paylaştıkça o daha da biricik bir insan haline iyice gelmeye başlıyor.
Bu sefer eyvah diyorum yani kaybedersek ne yapacağız falan.
Ben şu an şey diye düşünüyorum o ayrılık konusunda.
Biriyle iyi bir şey paylaşabiliyorum ve hoşuma gidiyor ama olmayacaksa da niye bilmiyorum.
Ama başka biriyle dünyada bir sürü insan var ve biriyle herhalde denk gelirim.
herhalde ya falan diye düşünüyorum.
O kadar yavşak bir şekilde söylemiyorum ama
sen de öyle düşünüyorsun. Ben de öyle
düşündüğüm için şu an bunu konuşabiliyorum zaten.
Yani bir gün çünkü gerçekten üzülüyorsun
üzülüyorsun sonra bir gün bir diyorsun
oğlum daha
vakit var ya daha çok insan var
falan oluyorsun. Daha yaşanacak
çok şey var diyorsun ve böyle yası
omuzlarından şöyle silkeliyorsun ve sonra
toparlıyorsun. Sadece işte dediğim gibi yaşarken
hiç geçmeyecek gibi geliyor.
iyi bir baba olur musun?
Emin değilim ya.
Kesin bırakıp giderim.
Ya bence çok ciddi bir şey.
Baba olacaksam iyi olmak isterim ya da
olmak istemem açıkçası.
Şu an baba değilim. Baba olsam ne yapardım
bilmiyorum. O yüzden konuşmak
tabii ki iyi olacağımı düşünürüm.
İyi olmak için çabalarım ama belki de
cidden kaçardım.
İnsanlar hani eskiden çok normal bir şekilde
yapıyorlarmış ya. Yani çocuk yapmak
kötü veya iyi anlamda demiyorum da
çok büyük büyük. Ve tabii ki
üstüne düşünüyorlar bir şeyler yapıyorlar ama
Bence bizim kadar düşünmüyorlar.
Bizim kadar düşünmedikleri için ben
bizim jenerasyonun çoğu konuda
bu halde olduğunu düşünüyorum.
Evet kesinlikle. Belli.
Yani
beni çok düşünmedikleri belli falan
gibi çıkarımlar yapabiliyorum yani.
Ben de bir tane kitap okuyordum.
Jumpa Lahiri diye bir yazar var. Hatta şu an
kendisi İngiltere'de
büyümüş. Şimdi Roma'da yaşıyor ve
İtalyanca. Italian Short Stories
diye bir koleksiyon vurguluyor.
İtalyancadan İngilizceye
bir sürü hikaye çevirmişler.
Keyifli bir kitap. Sen de orada yaşayan biri olarak
bir sürü farklı... Sen bana bunu önerdin. Önermiştim
aynen. Hatta bazı hikayeleri, bunu da söylemiştim
kesinlikle. İlk defa İtalyancadan
sırf bu kitap için İngilizceye çevirmişler.
Ve çok tatlı bir koleksiyon. Neyse onun
bugün kitabını okuyordum. Orada da
Whereabouts diye bir kitap. Onu da
İtalyanca yazmış. Tamam
İtalyan oldun.
Şaka yapıyorum. İtalyanca yazmış.
Ve şey açısından ilginç ben İngilizce okuyorum ve dili bayağı basit.
O yüzden normalde bakmam gerektiğinden çok daha az kelime bakıyorum.
Neyse bu kitapta şeyi anlatıyordu.
Ailesini anlatıyordu ve babasının annesini toksik gördüğünü anlatıyordu.
Ama şeyden de bahsediyordu.
Annemle olan ilişkimi tamamen bana bırakmıştı diyordu babasına.
Hani ulan doğurmuşsun beni diyor aslında.
Sonra da annenle sen kendi problemini kendin çöz diyorsun.
Zaten yani doğmasaydım annemle problemim olmayacaktı.
Ve sen burada sorumsuz davranamazsın yani.
Bu nasıl bir hayvanlıktır demiyordu.
Bunları çok daha tatlı ve basit ve böyle evet.
Bu kitabı da ekleyeceğim o zaman bu bölümün açıklamasına.
Ne hissediyorsun bu bölüm hakkında?
Çok iyi.
Bari buna biraz kişiselleştirilmiş bir cevap verme.
Yani aşırı manyak cevaplar vermemiş olabilirim ama benim için keyifli bir muhabbet oldu.
Bir daha da yapabiliriz istediğinde.
Bir dahakine ben sana konuk gelsem beni nasıl modere edersin?
Sorduğun soruların aynısını sorayım.
Yo nasıl ben de bilmiyorum.
Şu ana kadar bir kere konuk aldım.
Sude Belkıs'a aldım ve o kolay bir konuktu.
Kendisi çünkü çok başarılı bir cevap vermekte yani.
O yüzden çok az yönlendirmem gerekti.
Arada ben de konuştum o da konuştu.
Kolay geçti.
Biraz daha konuk almaya başlayınca onu ben de anlayacağım.
Çünkü daha önce ben oyuncularla röportaj yapıyordum da onlar böyle 4 dakika, 5 dakika, 7 dakika.
7 dakikada 2 oyuncu ile aynı anda röportaj yapıyorsun.
O yüzden uzun konuşmak ayrı bir sanat.
Aslında bence 2 saat bir ile konuşup bu kadar az bilgi vermek de gerçekten ayrı bir sanat.
Seni de bu bireysel din için çok takdir ediyorum ama ben çok eğlendim.
Bence ilgi verdin.
Bilgi verdim çok ya.
Verdin evet.
Cem'in arkadaşları var.
Bağlanma stilleri çok belirgin değil.
terapiye gitmiyor.
Aşık olmuş önceden.
Bir kere de bir date'e çıktım ve
dedi ki başka komik
bir şey yapalım. Ve sonra karaoke
bara gittik. Daha ne kadar kişisel
bir hikaye anlatabildim.
Ve sormadım bunu date'e çıktığım
kişiye. Özel alan ihlaliyle.
Dava yiyeceğim şimdi.
Aslında birçok
ilişki bence kısmen böyle bir anlaşma
üzerine ilerliyor zaten.
İşte
sevgili olmayalım. Her şey yapılmama
sevgili olmayalım. Çok da paylaşmayalım.
Beni şöyle yapma. Beni çok paylaşma. Ben çok
şöyle olmak istemiyorum. Görünür olmak istemiyorum.
Aslında bence yazılı olmayan
sözleşmelerin altına imza atıyoruz.
Görünür olmak istememek kötü bir şey mi?
Hayır bence değil.
Tabii ki böyle bir hak var ama bence
karşındakinin de
ilişkisini yaşamak, isteme şeklini ve
hevesini çok da törpülememesi gerekiyor.
Bu da üzücü bir şey yani.
Tabii ki şey var ya işte benim özgürlüğüm
seninkini kısıtladığı yerde
biter tabii ki de. Öyle bir noktada değil ama
bence feragat
etmeye dönmemeli. Yani biz fedakarlıkla
feragat etmeyi çok karıştıran
bir toplum olduğumuz için
orada işler birbirine giriyor ama
ben mesela sevdiğim insanı
paylaşmayı, anons etmeyi seviyorum.
O bunu yapmayabilir, yapmak istemeyebilir.
Ama o istemiyorsa da okey olmalı mı
sence?
Tabii ki de yani. Tutup da suratını
Instagram'a atamam ya böyle tepeden
05'le çekip ama hani
karşılıklı istisnalar ve esneklikler
olmalı bence.
Çünkü sevilmekten
daha güzel bir şey bence sevmek.
Ve insan böyle tadına vara vara
sevemeyecekse
Ama herkesin de farklı sevilme şeyi var işte.
Aynen yani. Uyuşmuyor da olabilir.
Ya aynen o zaman birlikte olmasınlar
bence. Herkes Instagram'da
paylaşabilenler birlikte olsunlar.
Paylaşmak istemenler birlikte olsunlar.
Ve Instagram'a da
ilişki durumu gelsin.
evet kesinlikle
o zaman
burada noktalıyoruz gibi
olur ne kadar konuştuk
2 saati geçti
ne soracağım ne nasıl açacağım
nasıl entertain edeceğim
falan diye ama ben kendimi çok entertain ettim
komik bir dinamik
olmuş olabilir yani sen soruyu soruyorsun
ben düşüneyim diyorum
bir de şey çok hoşuma gitti benim
bir anda çok alakasız bir soru sormak yani
güzeldi yani o yüzden
iyi ki geldin sen o kız değil misin
Çok teşekkür ederim. Geçen arkadaşımla konuşurken demiştim ya birine bir şey satıyormuş gibi. Ben bazen öyle hissediyorum çünkü ben de sürekli podcast izlensin diye paylaşıyorum bir şeyler yapıyorum ve ona da o şeyi koyarsam kendi yaşadığım komik eğlenceli şeyleri ki bunu daha önce yaptım ve insanların hoşuna gidiyor ve ama sonra gideceği yerden emin olmadığım için o gideceği yerin bana iyi gelip gelmeyeceğinden emin olmadığım için böyle bir şey yapmak istemiyorum.
Bence çok mantıklı.
Evet yani herkesin aynı şeyi yapması gerekmiyor zaten.
Evet ya ben de mesela açıkçası artık biraz biraz daha sınırlarımı çizmem, daha keskinleştirmem noktasında o tarafa yönelmem gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü her şeyi paylaştığında ya da insanlar her şeyi paylaştığını düşündüğünde bazen senin kendine sakladığın cevaplar olduğunu unutabiliyorlar.
O yüzden ben biraz daha sınırlarımı çizmek istiyorum o konuda.
belki de hard launch'u bırakmam lazım işte bu yüzden.
Benimki de böyle bir bağımlılık.
Evet Instagram'da insanların sevgililerini koyması o açıdan enteresan.
Sanki illa biriyle beraber olman gerekiyormuş hissini yaratıyor ama
bazen de sırf iki insan eğlendiği için fotoğraf koyuyorlar.
Onlara da bir şey diyemiyorsun.
O da tuhaf bir dinamik bence.
Bir ara şey geliyordu.
Instagram'a konulan her şey bir performans gibi geldiği için
şeyi unutuyordum yani insanlar birileriyle vakit geçirip de koyabiliyorlar.
Evet.
mesela insanların ilişki fotoğrafları
kendi oldukları fotoğraflardan daha çok like alıyor
ilişkilerin oldu
fotoğraf mı? öyle değil mi?
bence tersi biraz
çünkü
seni o zamana kadar
evet biraz öyle yani seni o zamana kadar
belki bir gün bu insana
yazarım diyenler artık senin
tırnak içinde taken olduğunu görünce
bence likelamıyorlar
ama diyelim daha çok takipçin var
ve insanlar
bunu düşünmüyor. O zaman daha çok
farklı olurlar bence. O zaman evet o zaman da biraz şey gibi
sen o takipçilerle
biraz da şey gibi olsaydın. Bizim Cem.
Senin adına mutlu oluyorlar yani.
O zaman öyle bir yemeği olur.
Niye ben kendimi çekip
selfie koyduğumda mutlu olmuyorsunuz benim adıma?
Şaka yapıyorum.
Bir öz eleştiri yapın bakalım.
İlla elli arkadaşımla fotoğraf koymam mı
lazım? Ya da biriyle
beraberken. Bu arada tabii ki insanları biriyle
görmek şey oluyor işte. Aa tamam.
Okeymiş. Sürekli biri yalnızken
ne yaptığını bilemiyorsun. Belki de
cidden yalnız ve kötü. Ha evet.
O onun normal bir insan
ve birisi tarafından tercih edildi
gibi bir çıkarım
yapmanı mı sağlıyor? Evet.
Geçen de biri bana şey yazıyordu işte
sevgili yapsana
sap gibi takılıyorsun falan yazıyordu.
Kendim fotoğraf. Çünkü arkadaşlarımı da
koymuyorum genelde. Bütün
böyle hiç sormadım sevginin var mı diye.
Evet evet teşekkür ederim.
soracaktım falan
yok sormayacağım sana kalsın tabi
arkadaşlarım da var
ee o zaman Cem tamam
yeter artık
bir erkeği de dinlemenin bir şeyi var
olmalı sınırı olmalı
erkeklerde çok konuşmasın
Amerika'da öyle bir tane şey vardı
iyi ki geldin diyorum sürekli
kapatamayız
kapının önünde konuşuyormuşuz gibi
böyle eşikteyiz
Senin elinde çekecek var ve bir şey anlatmaya devam ediyoruz.
Tamam son anlatacağım şey.
Hayır lütfen lütfen.
Trump kazandı ya seçimi.
Evet.
Ve Trump kazandıktan sonra Amerika'da şey konuşmaya başladılar.
İşte niye Trump kazandı bir sürü podcast'te çıktı.
Bir sürü sağ yatkın podcast var.
Bla bla Joe Rogan bir şeyler konuştular.
Bir tane de real gördüm orada da bir tane beyaz adam var.
Kendisi de progressive yani solcu.
O adama bir tane kadın geliyor.
Sana tekrar ihtiyacımız var diyor.
adam da o zaman mansplaining yaptım diye
laf etmeyeceksiniz. Boş boş konuşabileceğim.
IPA'yı biraz sevebileceğim.
Ama işte solcu görüşlerimi de
paylaşacağım falan diye böyle bir komik
videoydu. Çünkü hani erkekler
çok konuşuyor diye söyleniyor ya ama
sonra sadece sağcı
Amerika'da öyle olduğunda
Amerika'da bütün YouTube
podcastler her yerde
aşırı popüler olanlar yani
sağcı. Bayağı sol podcast da var
aslında ama
evet bunu söyleyeyim
daha çok erkekler konuşmalı
şaka yapıyorum
yani şöyle mi hani
erkeklerin fikirlerini duymak istiyorsanız
çok konuşmalarını da kabul edeceksiniz
gibi bir çıkarı mı yapmalıyız bu
Amerika'daki sağ sol örneğinden
yo bu sadece komik bir real diye paylaştım
açıkçası çıkarım bilmiyorum ama
erkekler çok konuşuyor mu sen şey var kesin
yalnız olan erkekler ya da
yalnız olan insanlar yani
birileriyle ilk defa konuşmaya başladıklarında
sonra hayvan gibi açılıp deli gibi konuşmayı
domine edip. Öyle bir şey var
değil mi sence de? Var. Hatta şey
ben geçenlerde bununla ilgili bir yıl da gördüm.
Komikti bence. Şey
buluştuğum erkek inanılmaz
keyifli bir date geçirdiğimizi söyledi ama bana
kendimle ilgili tek bir soru bile sormadı diye.
Aaa o çok. Evet yani. Evet.
Bu yaşanıyor gerçekten. Evet.
O bana da oluyor ama bazen. Mesela biri bana
soru soruyor. Ama bazen de şey oluyor işte.
Bir kişi daha çok konuşmaya alışık oluyor.
Bana öyle bir date de olmuştu.
Bir kişi işte ben mesleğimden dolayı sürekli
konuşuyorum. O yüzden çok konuşursam
söyle demişti. Sonrasında çok konuşmuştu.
Söyledin mi? Söylemedim çünkü
zaten farkındayken bunu söyledikten
sonra zaten çok konuşuyorsa hani her seferinde
uyaracağım mı çok konuşuyorsun? O sanki
biraz justify etti bile
başlamadan gibi olmuş.
Tatlı bir insandı sadece.
Aynen öyle oldu. Tamam arkadaşlar
hiç kötü bir şey söylemeyecek.
Hiç red flag'ini yakalayamayacağız Cem'in.
Bütün date'leri çok tatlı ve çok
iyi insanlar. Bence herkes insan ve
herkes tatlı. O yüzden
eğer biri ırkçı değilse yani
ve deli falan
deli dolar
herkese kollarımızı açıyoruz.
Evet. Sadece ırkçı olmasın.
Bu önemli.
Irkçıysa da eğer beni dinleyecekse
ırkçı olmamı, fikirlerimi
o kişiyle iletişim kurmak önemli bence.
Hatta iyi ki denk gelmişiz. Kendi düşüncelerimi
benim gibi düşünmeyen birine
anlatabiliyorum yani. Şakasız.
Bunu düşünüyorum. Daha çok iletişimde
olmamız lazım ırkçı insanlarla.
Ya da seksist insanlarla. Şakasız bunu düşünüyorum ama diyelim ırkçı bir insanla konuşuyorsan bunu yani sıkıntısını çeken insanlar değil sıkıntısını çekmeyen insanlar iletişimini kurmaya çalışmalı.
Çünkü sıkıntısını çeken insan sinirli olabilir, siktir git diyebilir haklı olarak.
Ama sakince birine bir şey anlatabilmek de önemli bence.
Çünkü öbür türlü herkes kendini uzakta görüyor.
O zaman...
Dünya barışı deyip kapıyor muyuz?
Dünya barışı ve ırkçıysanız ya da seksizseniz Cem Başak'a filme gitmeden önce hesabından DM atabilirsiniz.
O sizinle konuşacak.
Hayır böyle bir şey yapmak istemem bu arada.
Ve sonra hesabı bölüşeceksiniz.
Bu yani çok eğlenceli olmaz kesinlikle.
Ama böyle bir şey yapabilirsin.
Böyle bir etkinlik yapabilirsin mesela.
Mesela bir form açacaksın.
12-15 tane falan ırkçı insan.
Ve buluşup onlarla konuşacaksın.
Bu arada şakasız kötü olmayabilir yani.
Eğer böyle çok ekstrem değillerse beraber bir şeyler yapmak falan.
Çünkü insanlar beraber vakit geçirince daha uzak değilmişsin gibi görüyorlar.
Bize bir tane aşk filmi öner ve kapatalım artık bu bölümü.
In the Mood for Love'ı önerebilirim.
Neden?
Yok tamam tamam boşver.
Boşver boşver.
Yok bir şey demedim.
Böyle bir bölümdü arkadaşlar.
Bugünkü konuğum Cem Başak'tı.
Nam-ı diğer filme gitmeden önce.
İyi ki geldin.
Altıncı söyleyişim ve bu sonuncu
olacak. Bundan sonra yeni bir
konu açmayacağız artık. Bizi dinlediğiniz
için çok teşekkür ederim. Ben çok eğlendim
ve umarım sizin için de keyifli
bir bölüm olmuştur.
Hoş geldin ve hoş gidiyorsun.
Eklemek istediğin bir şey var mı?
Beğenmediyseniz de sizin probleminiz.
Beğenmeyen insanlar da vardır.
Buraya kadar dinleyip.
Buraya kadar dinleyip beğenmediyseniz de çok teşekkürler.
Uyumuşlardır.
şu an günaydın. Aynen.
Bakalım kaç
saat olacak. Ama bir saati geçecek
o kesin. Keyifliydi.
Ben, sen beni dinlemediğin için bilmiyor
olabilirsin. Her bölümümü bir
phrase ile kapatıyorum. Umutsuzluğa
alışmayın. Yatağa küs girmeyin.
Bizden bu kadardı.
Hoşçakalın.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı
bilmiyor musunuz? Ya da başladığınız
ama podcast'inizi büyütmenin yollarını
arıyorsunuz. Fikrinizden yayına
format, kayıt, kurgu ve
büyüme süreçlerinde Podcast BPT
yanınızda. Açıklamadaki linke tıklayın,
için en uygun paketi hemen
keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
