
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
Whatsapp konuşmalarınızı exportlayıp "sence beni seviyor mu?" diye yapay zekaya yorumlattığınız adam sizi sevmiyordur. Önce buradan başlayalım. Siz sordunuz ben yanıtladım. Simaygpt'ye hoş geldiniz. Bazen kısa yanıt vermeyi becerebiliyorum. belli ki.
Transkript
Herkese merhaba, Sen o kız değil misin?''in yeni bölümüne hoş geldiniz.
Türkiye Türkçe pop dünyası çalkalanırken biz de böyle biraz farklı şeylerden konuşalım.
Gündemde herkes birbirini yerken biz sizinle şöyle bir hasbihal edelim istedim.
Aslında çok çok çok istediğim konular var böyle aklımda konuşmak istediğim.
Ama genellikle uzun bir aradan sonra ki çok da uzun bir ara sayılmaz.
Bir önceki bölümümü geçtiğimiz hafta attım.
Mikrofonun karşısına ne olursa olsun geçmek için biraz araya zaman girince insan gerçekten paslanıyor.
Bir de bu süreç içerisinde İstanbul'daki evimi kapattım, eşyalarımı topladım, ilk kez kedimle birlikte seyahat ettim, Aydın'a geldim.
Hakikaten mental olarak yorucu birkaç hafta geçirdim.
Şu an Aydın'dayım, aile evindeyim ve genellikle de aile evine geri gelmek ve özellikle burada mikrofonu açmak benim için bir tık PTSD bir tarafa sahip.
O yüzden o ısınma, warm up dediğimiz kısmı genellikle biraz böyle sanki bir deneme, sanki bir sound check yapar gibi soru cevapla bir bölüm yaparak açmak bana iyi geliyor.
Sizin de sağ olun bana her zaman soracak sorularınız var.
Geçenlerde böyle internette dolaşırken sanırım Twitter'da ya da Instagram'da bir post gördüm.
İşte suyu boşuna harcamayın bana sorun ne soracaksınız diye.
Bir kız böyle komentlere gelen işte soruları tek tek çok kısa cevaplarla yanıtlıyordu.
Benim için biliyorsunuz çok kısa kısa cevaplar vermek pek de mümkün değil.
Ben dünyanın en uzun konuşan insanıyım.
Ama bugün hem biraz bunu deneyeceğim.
Hem de yani suyumuzu artık zeval getirmeyin.
Artık eski sevgilinizle WhatsApp konuşmalarınızı exportlayıp da chat GPT'yi atıp açıklamasını beklemeyin.
Ki zaten size bunu yaptıran adam muhtemelen sizi sevmiyordur arkadaşlar.
Ben buradan bilmiyorum bu soruyu soran oldu mu?
Ona buradan bir cevap vermiş olayım.
Ben sizin sorularınıza cevap vereceğim.
Soruların hiçbirine bakmadım.
Özellikle bakmak istemedim.
Dedim ki ben bu bölüm hakikaten bir chat GPT edasıyla o an cevap vereceğim istedim.
Hazırsanız başlayalım.
Arka planda sevgili kedim az önce koltuğun altından bulduğu bir tenis topu ile oynuyor.
O yüzden bazı sesler gelirse de siz o sesleri hayattan olduğunu bilerek lütfen bu bölümü dinlemeye devam edin.
Bakalım bu bölümde sizin merak ettiğiniz ve chat GPT'yi darladığınız sorulara Simay cevap verebilecek mi?
Onunla iken nefesim daralıyor, neyden kaynaklanıyor olabilir demiş bir dinleyicim.
Muhtemelen bu insanla ilgili hatta biraz chat GPT gibi mi cevap vermeye çalışsam?
Bu yaşadığın şey aslında çok ağır falan diye giriyormuşum.
Yok hayır ben net cevaplar vereceğim.
Suya nasıl ki zarar vermeyelim, suyu boşuna harcamayalım diyoruz.
ben de bazı sorularda hakikaten ne nefesimi ne de sizin zamanınızı boşa harcamayacağım.
Eğer onunla iken nefesin daralıyorsa muhtemelen bu insan sana iyi hissettirmiyor.
Bu bazen geçmişte bu insanın hayatımızda olduğu süre boyunca yaşattığı şeylerin bir çıktısı olabilir.
Bazen de bu insanın bize verdiği enerjiden kaynaklı,
gelecekte yaşatabileceği şeylerin bir teaserı olabilir.
O yüzden bir insanın yanındayken eğer nefesiniz daralıyorsa
bence bu ibareleri göz ardı etmemek lazım.
İnsanın gerçekten bazen iç sesi çok kıymetli veriler sağlıyor.
O nedenle o insanlarken için daralıyor, nefesin kesiliyorsa bence sana rahat nefes aldıran insanlar ve yerlerde olmaya özen gösterebilirsin.
Bir başka dinleyicim demiş ki yeni insanlarla tanışırken nasıl giriş yapmalıyım?
Selam naber çok mu abes kaçar? Bir de sohbeti nasıl devam ettirebilirim?
Selam naber abes kaçmaz. Bunu abes bulan bir insanla muhtemelen zaten çok da konuşacak bir şeyin illaki bir noktada olmayacaktır.
Sohbeti nasıl devam ettirebilirim konusundaysa karşındakinin de o selamlı haberden sonra söyleyeceği şeyler, davranışlar zaten sana bazı ipuçları verecektir.
O nedenle burada bütün yükü kendi üzerine almaman, eğer bu iletişimi karşılıklı yürüyecek bir potansiyele sahipse karşındakinin de bu ilişkiyi ve iletişimi sürdürmek için çaba sarf etmesine alan açman bence önemli.
Hangi takımlısın?
Beşiktaşlıyım.
Muhtemelen yapay zeka buna nasıl bir cevap verirdi bilmiyorum.
Ben takım tutmuyorum. Ben yapay zekayım da diyebilir.
Ya da sizinle sahip olduğu konuşmalara istinaden sizi tatmin edecek bir cevap da verebilir.
Bilmiyorum ama ben Beşiktaşlıyım.
Hatta hadi size bir info vereyim.
Demba ve bestesini benim abim yaptı.
Öyle böyle değil yani bizim Beşiktaşlılığımız.
Ama ben Cenk Tosun Everton'a gittiği zaman 2017 yılında futbolla ilişkimi kestim arkadaşlar.
Favori sitcomum sorulmuş.
Ben basit bir insanım.
Buna Office diyeceğim.
Girls, Fleabag bunlar relate ettiğimiz diziler olsa da ben bunları sitcom kategorisini almadığım için benim en sevdiğim sitcom Office'dir.
Ondan sonra da Parks and Recreation gelir.
Hayatımda ilk kez İstanbul'a geleceğim üniversite okumaya.
Öncelikle tebrik ederim sevgili dinleyicime.
Bana tavsiye edebileceğin 3 şey demiş İlayda.
Bazı sorularda böyle sorularda isimlerinizi belki okurum ama çok özel sorularda elbette ki sizlerin de anonimliğini saklayacağım.
İstanbul'a ilk defa gelen ve üniversite okumaya gelen birisine tavsiyem.
Derslerini inanılmaz derecede önceliklendirmemen taraftarıyım.
Bu ilk tavsiyem olacak.
Yani tabii ki de mezun olmanı uzatacak, dönem arkadaşlarından seni uzaklaştıracak
ve okuduğun şeyden de soğutacak kadar ara açmayacak şekilde
sosyal hayatını bence önceliklendirmek en önemlisi.
Çünkü inanın bana ben mezun olalı 5 sene oluyor.
Bana hayatta kimse ortalamamı sormadı.
İnsanlar sormadığı için de ben artık söylemeye ihtiyacı duydum.
Ben 3.56 ile mezun oldum.
Hani hiçbir işe yaramıyor ama söylemek istedim.
O nedenle olabildiğince sosyalleşin.
Hangi üniversiteyi kazandım bilmiyorum.
Ama kampüsü olmayan ya da kampüs hayatı olmayan bir okulsa bile İstanbul'un kocaman bir kampüs olduğu gerçeğini unutmamak lazım.
O yüzden elinden geldiğince sosyalleş.
İkincisi İstanbul çok pahalı ve çok kalabalık, çok kaotik bir şehir.
Burada o hayal ettiğiniz benim en sevmediğim kelime olsa da Pinterest hayatını, Pinterest evi bir hayatı o Friends'de gördüğünüz ya da işte Amazon'da gördüğünüz o yazlık diziler kıvamındaki evlerde oturmayı da çok esas hedef, esas amaç haline bence getirmeyin.
Çünkü mevzu gerçekten bazen sokaktan bulduğumuz bir sandalyeyi eve getirmek ama günün sonunda onun üzerinde oturacak arkadaşlar edinmek.
Bir üçüncüsü de nasılsa artık İstanbul'a geldim ve burada yaşıyorum diyerek birçok şeyi muhtemelen erteleyeceksin.
Bunu dikkate alarak bazı şeyleri listene en azından ayda bir de olsa eklemen.
Yani mesela ben yıllardır Ihlamur Kasrı'na gideceğim.
Bakın gitmedim.
Bu araya 3 senelik bir İstanbul'dan uzaklaşmak ve yurt dışında yaşamak bile girdi.
İstanbul muhtemelen ömrümüz boyunca bitiremeyeceğimiz bir yer.
Zaman zaman İstanbul'da turist olup kaybolmayı sana öneriyorum.
Ailevi, arkadaşlık ya da romantik ilişkiler neden bu kadar zor demiş bir başka dinleyicim.
Bence bu kadar zor değiller.
Hatta bence yaş aldıkça şunu fark edeceksiniz ki aslında hiçbir ilişki bu kadar kompleks olmak zorunda değil.
Bir sadece bazen özellikle de ben bunun da biraz ekonomiyle ve yaşadığımız dönemle ilgili olduğunu düşünüyorum.
Birçok hobimize, birçok belki hayatta sevebileceğimiz şeye zaman ve para harcayamadığımız, ayıramadığımız için
hayatımızdaki ilişkileri bazen daha kompleks hale getirip
hani böyle yaptığınız bir puzzle bittikten sonra onu bozup tekrar yapmak gibi
kendimize biraz iş çıkarttığımızı düşünüyorum.
Bir ilişki bu kadar zorsa, hadi ailevi bir kenara geçiyorum orası dogmatik olduğu için
bu kadar zorsa zorlamanın alemi yok.
Reenkarnasyon sence gerçek mi?
İster miydin demiş bir dinleyicim.
Bana da Simay GPD demiş. Çok tatlısın. Teşekkür ederim.
Reenkarnasyon bence gerçek değil.
Ben gerçek olmasını çok istemezdim.
Çünkü yani bu dünyaya ben de sizler gibi bana sorulmadan bilincimin ve kendi kararlarımın dışında getirildim.
Ve yine de bu hayatı sevilebilir ve yaşanabilir bir hale getirmeye çalışıyorum.
Reenkarnasyonla ne olarak geleceğimi bilemediğimden ve bu hayatı zaten bir kere deneyimlemiş olduğumdan
bir de reenkarni olan bir canlı geçmiş hayatını hatırlar mı oraya dair de bir bilgimiz olmadığında
ben reenkarnasyonun gerçek olmasını istemezdim.
Kulaklığımı iPad'e bağlayamıyorum.
Teki kayıp nasıl bağlayabilirim?
Bunun cevabını ben de bilmiyorum.
Ama bence sen bunu Google'a sorarak bulabilirsin.
Ya da tweet falan at.
Bakın bunlar bile aslında sosyalleşmek ve insanlarla konuşmak için çok kıymetli sorular.
Siz bunları chat cipitiye sorup suyun ağzına sıçmayın lütfen.
Son günlerde en çok dinlediğin şarkı?
Aysu Kütküt.
Dinlerin insana yüklediği sorumluluklar hakkında ne düşünüyorsun?
Valla çok bir şey düşünmüyorum.
Ben inançlı birisi olmasam da başka sorumluluklar altında eziliyorum.
Din de bence insanın sadece mevcut sahip olduğu sorumluluklara nereden geldiğine dair kaynağına dair farklı bir fikir veriyor diye düşünüyorum.
Hayatta hepimizin çok farklı alanlarda bazen kendi seçtiği bazen seçmeden ona verilen sorumluluklar var.
Bazı insanlar dinlerin de yüklediği sorumlulukları üstlenmekte istekli ya da kendini zorunda hissediyor bilmiyorum.
Çok bir şey düşünmüyorum.
Sorumluluklardan da o kadar şikayetçi değilim.
Hayatı biraz olsun bir çerçeve içerisinde tutuyor.
Bir başka dinleyicim demiş ki çok fazla saygısızlık yaptı.
En sonunda ilişkiyi bitirdik ama hala sebep özlüyorum.
Mal mıyım acaba?
Hayır mal değilsin.
İnsan bazen özler.
Bazen özler yani.
Çünkü neticesinde saygısızlık yaptığı için bitirmişsiniz.
Sevmediğin için değil.
Bu nedenle sevmek ve özlemek pekala anlaşılır duygular.
Kendin için en iyisini nasıl anlıyorsun?
İç sesim o kadar kayıp ki beni hiç yönlendirmiyor.
Muhtemelen iç sesin kayıp değil sadece etrafındaki sesler daha gürültülü.
O nedenle senin öncelikle sessiz bir ortama geçmen gerektiğini düşünüyorum.
Kendin için en iyisini nasıl anlamak sorusuna gelirse bunu bilmiyorum.
Hatta bazen benim için en iyisini benim için olabilecek en kötü seçeneği seçtikten sonra fark ediyorum.
O yüzden insan kendisi için en iyisi olanı bir şekilde anlar ama bence önemli olan onu doğru zamanda anlamak.
Tekrar YKS'ye hazırlanıp tıp kazanmak istiyorum çünkü eczacılıktan daha iyisini yapabilirim demiş bir dinleyicim.
Bence de yapabilirsin.
Denemekten ne çıkar?
Kafka ile aynı masada çek birası içtiğimiz bir görsel oluşturur musun?
Hayır.
Kimseye güvenemememin kendime güvenmemekle alakası olabilir mi?
Kesinlikle olabilir.
Kendimden nefret etmemin insanlarla olan ilişkime bir etkisi var mıdır?
Kesinlikle var.
%100 var.
Çünkü kendinden nefret etmen ya da kendini sevmemen insanlara da seninle ilgili ne hissedebileceklerine dair bir ipucu veriyor.
Düşün ki karşındaki bir insan sipariş ettiği şeyden iştahla bir ısırık alıyor.
İnsanın bazen karnı aç değilken bile sırf o iştahtan dolayı o hamburgerden bir ısırık alası gelir ya hani.
Sen kendini bokladığında ve kendinden nefret ettiğinde insanların seni sevmesini bekleyemezsin.
Eski sevgilim sevgili yapmış çok sinir oldum onu hala sevmem normal mi?
Normal.
Hayat ne zaman huzurlu hissettirir demiş bir dinleyicim.
Hayatın şu an huzurlu hissettirip hissettirmediğini düşünmeyi bıraktığında.
Çünkü bence huzur bazen böyle tam kucağınızda olup bir anda ortadan kaybolan bir çakmak gibi.
Onu aramak için inanılmaz paniklediğinizde muhtemelen düşürüyorsunuz ya da koltuğun altına daha fazla kaybediyorsunuz.
Hiç gerek yok.
Huzur sürekli acaba şu an huzurlu muyum diye sorarak bulunmaz.
Huzur tam olarak da anın içerisinde zaman zaman sizi yakalayabilecek bir state of mind'tir.
Canım ablam nasılsın? Her şey yolunda mı?
Şükür diyorum bu soruya da. Umarım senin için her şey yolundadır.
Başarısızlık hissini nasıl yenebilirim?
Şimdi başarısızlık hissini de yenilebilecek bir şey olarak görüyorsan
muhtemelen senin için başarı başarısızlığı yendiğinde erişilebilecek bir basamak.
Bu da aslında senin başarıyla ilişkini gösteriyor.
Yani başarısızlığı bile yenmek üzerine oturtmuşsun.
Belki de her şey bu kadar yarışa bağlı değildir.
Bunu düşünmekle başlamak başarısızlık hissini yenmek için sana güzel bir kuvvet verebilir diye düşünüyorum.
Kimseyi hayatıma alamıyorum ama yalnızlıktan da sıkıldım ne yapmalıyım?
Hayatına birilerini almalısın.
Terapiye gidemiyorsak kendimizi iyileştirmek için ne yapabiliriz?
Demiş bir dinleyicim.
Sanırım sorunun cevabı vardı ama o kısım bana gelmemiş.
Terapinin afford etmesi çok da kolay olmadığının farkındayım.
Ama gerçekten uygun fiyatlı süpervizyon kapsamında terapi veren çokça meslektaşım var.
Bence terapi gerçekten ulaşabilir hissediyorsanız kendinizi buna ihtiyaç hissediyorsanız o kadar da ulaşılamaz olmayabilir.
Ama tabii ki kimsenin ekonomik durumunu değerlendirmek bana düşmedi.
Terapiye gidemiyorsanız terapide konuşmak üzere sizi sıkan konuları, insanları, durumları belki hayatınızdan elimine etmeye çalışmak bir noktada faydalı olabilir diye düşünüyorum.
İlişkinin kaçmak istediğin o evresindeyken gerçekten kaçmak gerekir mi?
Burada ilişkinin ne noktası ve hangi konusu sana o ilişkiden kaçmak istetiyor diye sormak isterim ben de.
Çünkü örneğin işler çok yolunda gittiği için ve hayatında çok da sağlıklı bir ilişki daha önce deneyimlemediği için kaçmak istiyorsan
belki de kalmak ve o döngüyü kırmak kıymetli bir adım olacaktır.
Ama örneğin partnerinin aşırı kıskançlığı, kısıtlayıcılığı ya da çok ciddi konulardaki anlaşmazlıklar seni ilişkiden kaçmak istetiyorsa
e kaçacaksın tabii ki de kanka.
Bir arkadaşım görüşüp konuştuğum çocukla görüşüp konuşmuş bildiği halde ve bana söylemedi.
Bu süreçte ben çocukla görüşüp konuştum.
Sence bir tepki verip devamında hayatından çıkartmalı mıyım demek istediğini düşünüyorum.
Evet bence hayatından çıkartmalısın.
Çünkü burada mevzunun bir erkek olduğunu düşünmüyorum.
Burada mevzunun senin duygularına, hislerine, hayatındaki gelişmelere saygısı olmayan hatta daha da kötüsü muhtemelen haseti olan bir arkadaştan bahsediyoruz.
O arkadaşın acaba şans eseri benimle lisansta okumuş olabilir mi diye düşündüm.
Şaka yapıyorum.
Bu arkadaşla görüşmeyi kesmen en doğrusu olacaktır bence de.
Çünkü güven bir kere zedelenmiş.
Yeteneklerimizi nasıl keşfederiz demiş bir dinleyicim.
Deneyerek ve hatta mümkünse sıçıp batırarak.
Bazı işlerde denemek ve başarısız olmak, istediğiniz noktaya gelememek
ya da denedikten sonra bu bana göre değilmiş demek bence bir blessing.
Bunu lütfen yapın.
Ailemle bir arada olmak istemiyorum ama bunu istediğim için de vicdan azabı çekiyorum.
Bu duyguyu çok iyi biliyorum.
Ama ailenin onlarla birlikte olmak istememende çok büyük bir etkisi var muhtemelen.
Ve karşılıklı gelişen bir dinamikte bütün sorumluluk sende değil.
Çünkü sen bir şekilde kendi içinde bunları çözüp ben artık galiba ailemle aynı ortamda bir arada bulunmaya hazırım desen de
onlar kendilerinde bazı şeyleri fark edip değiştirmedikçe muhtemelen o ortam senin için her zaman kendini çok da güvende hissetmediğin bir ara.
...dönüşecek. O yüzden bunun karşılıklı bir şey olduğunu ve söz konusu aile ise bazen karşıdan bu adımı göremeyecek olduğumuz gerçeğini de kabul etmeyi öneriyorum.
Bir film önerisi.
Ruby Sparks.
İzmir'e gideyim mi? Git.
Ayrılık acısı nasıl geçer? Yaşayarak.
Ondan kaçamazsınız.
Duygulardan kaçtığınızda belli bir noktaya kadar bu işe yarar.
Ama duyguların en sevdiğim zaman zaman da en sevmediğim özelliği sizin bir noktadan sonra dalağınız şişecek ve koşamayız hale geleceksiniz.
Duygular sizi o noktada ensenizden yakalayacaktır.
En iyisi hiç yorulmadan başta o duygulara teslim olmak ve onları layığıyla yaşamak.
Arsızlık iyi midir abla?
Biliyor musun çok iyidir.
Pirinç pilavı tarifi ayarı tutmuyor.
Valla ben bu ayarı öncelikle kim oluşturdu diye sormak isterim.
Gayet dili pilav sevenler de vardır.
Lapa pilav sevenler de vardır.
Bire bir ölçüyle yapılan, bire iki ölçüyle yapılan pilavlar da vardır.
Her yiğidin pilav yiyişi farklıdır.
Abla her yerden engellediğim ex Spotify playlistimi beğenmiş korkmalı mıyım?
Eğer bu sana stalker bir enerji veriyor ve bu enerji sana güvende ve tekinde hissettirmiyorsa korkmakta fayda var.
Ama bu sizin aranızdaki bir iletişim şekli ise belki de bu iletişim şeklini değiştirmek önemli olacaktır.
Sevgilinin yakın arkadaş grubu buluşmalarına seni karıştırmak istememesi okey midir?
Buna yine duruma bağlı olarak bir noktaya kadar okeydir bir noktaya kadar okey değildir diyeceğim.
Çünkü bence ilişkiler noktasında biz çok domestik bir kültüre sahip olduğumuz için ilişkiyi çok hayatımızın temeli yapıyoruz.
O yüzden aslında sen ilişkiye başladığın bir noktada sevgilinin hala kendine ait bir yakın arkadaş grubunun olması keza senin de kendi sosyal çevrenin hayatın olması bence ilişki için en kıymetli en sağlıklı şeylerden bir tanesi.
Ve bir noktada bence kesinlikle birbirinizden biraz uzaklaşıp o ilişkinin dışında kim olduğunuzu hatırlamanız çok kıymetli.
Hatta arkadaş gruplarınızla bir araya gelip partneriniz olmadan belki de o ilişkiyi konuşmak, çekiştirmek,
bazen şikayetçi olmak bile çok kıymetli.
Çünkü öbür türlü o insanın kum torbası haline geliyorsun.
Ama yine de bir noktada insan tabii ki de sevdiğinin sevdiği insanlara da hakim olmak, tanışmak, kabul görmek ister.
O nedenle bu hani %0'sa seni hiç dahil etmiyorsa bence okey değil.
ama seni dahil ettiği kadar kendisini de o insanlarla olan dinamiğinde steril tutabiliyorsa
bence bu baya green flag.
Hayatın sunduğu eşitsizlikleri orantılamak için uğraşırken çıkan sınıf kini'ni nasıl yok edebiliriz?
Biliyor musunuz belki de yok etmemeliyiz.
Sınıf kini candır arkadaşlar.
Bizim için o insan olmayan o insana hislerimiz.
Yani senin için o insan olmadığı halde ona bazı duygular besliyorsan
muhtemelen zihninde onun potansiyeline
senin yarattığın versiyonuna
aşıksın. O zaten bir noktada
kendisi o hayalleri senin başına
yıkacaktır. Bekle ve gör
diyorum. Gençsin.
Bağırıp çağırmadan kendi içini affedip
yoluna devam etmek, yoluna
devam etmek midir?
Bazıları için öyledir.
Karşındaki senin duygularına sığırsa
zaten bağırıp çağırmanın hiçbir anlamı olmayacak.
Akşama ne yemek yapalım?
Demiş sevgili Vildan.
Şimdi ben tabii bu soru cevabı paylaştım ve gecesine yanıtlıyorum.
İnşallah kendini aç bırakmadın.
Valla ne yap biliyor musun?
Mevsimi geçmeden şöyle zeytinyağlı ve mevsim domatesleriyle bir taze fasulye.
Yanına da güzel bir pirinç pilavı.
Tercihen ben yani yoğurt severim yanına bir cacık akar.
Ama böyle bol yeşillikli bir salata da açıkçası kayar diye düşünüyorum.
Hani vegansan da, vejetaryansan da ya da etçisen de buyur.
Bu menü seni aile aile götürür.
Bir şeyler üretmek istiyorum ama nereden nasıl başlanır bilmiyorum demiş bir dinleyicim.
Bana nereden başlanır diye sormuş.
Farkın olmadan zaten aslında her an bir şey üretiyoruz.
İnanın bana insan bu hayatta çıktısı ayak izi en fazla olan canlılardan bir tanesi belki de tek.
Sabah yaptığın kahveden yatağından kalkıp o yatağı toplamandan tut da çıktığın tuvalete kadar aslında sürekli bir şeyler üretiyorsun.
Belki de sadece bunların bir üretim olduğunu fark etmeye dair bir içgörüye ihtiyacım var.
Ben sana bu içgörüyü vereyim.
Bundan sonrası sana kalmış.
Kafede masaya telefon, sigara, anahtar bırakıp yer kapmak barbarlık mı hak mı?
Barbarlık.
Soru değil ama iyi ki varsın.
Seni dinlemek bana çok iyi geliyor.
Çok teşekkür ederim.
Sizin beni dinlemeniz de bana çok iyi geliyor.
Reglim 5 gün gecikte endişelenmeli miyim?
Valla onu bana sen söyleyeceksin.
Şimdi bazı olaylar yaşandıysa endişelenebilirsin tabii ki.
orada da sana bir parmak sallarım.
Kızım sen hiç mi kendini düşünmüyorsun ya?
Neler neler geliyor insanların başına derim.
Ama onun dışında senin için risk teşkil eden bir durum yaşanmadıysa
hava durumlarından dolayı, sıcaklardan dolayı, stresten, uyku düzeninden
ya da son dönemde beslenmendeki ufak bir değişiklikten bile
reglinge çıkması çok mümkün.
Bu kadar da takılmayın derim.
Çok sevdiğim bir söz var sevgili Çiğdem ablanın.
Vajina 9 canlıdır diye.
Biz oradan devam.
Doğru ilişkiler kolay olan mıdır?
Sanmıyorum.
Bazı ilişkiler siz ona çok da önem atfetmediğiniz için kolaydır.
Bazı ilişkiler çok önemli olduğu için zordur.
Doğru ilişki kolaydır diyemem ama doğru ilişki sizinle birlikte zorlukların üstesinden gelmeye isteklidir der.
Bu soruyu da yanıtlarım.
Erkekleri takmayınca daha mı mutlu oluyoruz?
Muhtemelen.
5 yıllık ilişkim bitti.
Birisi ölmüş gibi hissediyorum.
Bunu getoverlamak mümkün mü?
Kesinlikle mümkün ama 5 yıllık bir ilişkin bittikten sonra sanki birini kaybetmişsin biri vefat etmiş gibi hissetmekte çok doğru bir his.
Yani doğrudan kastım çok yaşanılabilir bir his.
Bir de bu hala hayatta olan ama senin hayatında artık olmayan birisi ise insan bazen gerçekten başında ağlayıp sızlanacak bir mezarın bile ne kadar önemli olduğunu fark ediyor.
Ama elbette ki get overlayacaksın.
Oğluna aşık oldum.
Tek sıkıntısı yüksek lisansa Almanya'ya gidiyor.
Ne yapacağız demiş bir dinleyicim.
Şimdi benim eski versiyonum olsa Simay GPT'nin daha gelişmemiş versiyonu olsa ki ben aşka aşık bir zekayım biliyorsunuz.
Ya yapılır edilir falan derdim.
Ama ben önceleri alimdim.
Uzak mesafe ilişkisi yapılır derdim.
Şimdi erdim.
Bence uzak mesafe ilişkisi çok da kolay değil diyorum.
Uzak mesafe ilişkisini yapabilmek için öncelikle bence çok kıymetli temeller atmak gerekiyor.
Hani o insanla belli bir zamanı paylaşmak, belli kavgalardan, zorluklardan geçmek.
Ne bileyim belki bir süre birlikte yaşamak falan gerekiyor ki o mesafe sizin için yine zorlayıcı olsa da başka challenge'lardan da geçtiğiniz için daha tahammül edilebilir olsun.
Ama böyle duygular çok yoğun, sürekli o insanı görmek, konuşmak, temas etmek istediğin bir noktada o insan uzaklara gidiyorsa muhtemelen seni artık o insanla yaşadıkların değil de hep yaşayabileceğini düşündüğün hayaller ayakta tutacak.
Hayallere de çok sırt yaslanmıyor onlar gerçekleşmedikçe.
O yüzden bence zor.
Ama kalbin en sevdiğim özelliğidir.
Tekrar tekrar aşık olmanın yolunu bir şekilde buluyor.
Aşkın ömrü var mıdır?
Aşkın yerini zamanla gerçekten sevgi alsa da aşk bitmişse ne olur?
Valla bence bir şey olmaz.
Aşkın ömrü olabilir ve mesela bazen böyle dolapta bir şeyler bozulmaya yüz tuttuğunda ama onların bozulmasına gönlünüz el vermediğinde onlardan bir şey yaparsınız.
Genellikle mesela bu reçeldir ya da onları böyle kaynatır kışlık kullanmak için buzluğa atarsınız.
ve bu hala onun besleyiciliğinden bir şey kaybetmeden onu tüketmenize, bir yandan tasarruf etmenize ve en önemlisi kendinizi beslemenize hala bir şekilde ortam sağlar.
O yüzden bence aşkın bir ömrü bazı insanlar için ya bence şöyle diyeyim hatta aşkın ömrü var.
Bu bazı insanlar için belki onların kendi ömründen bile uzun olduğunda o insanlar belki hiçbir zaman aşkın son kullanma tarihine takılmayacaklar.
Belki bazı insanlar yaşarken aşkın STK'sına takılacak bu da mümkün.
Mevzu orada onu çöpe atmaya, onu dönüştürmeye, onu tüketmeye hatta bazen o bozulmuşken bile belki de midenin bozulmasına ve zehirlenmeye ne kadar gönüllü olduğuna ilgili.
Aşkın yerini zamanla sevgi almış ve aşk bitmişse de biz de biraz sevginin tadına bakarız.
Bence aşk zaten çok daha manik, anlık ama böyle alevi de yüksek bir duygu.
Siz ısınmak istiyorsanız ya da bir şeyi yavaş yavaş pişirmek istiyorsanız zaten o kadar harlı bir ateşe çok da ihtiyacınız olmayabilir bence.
Çok yalnız hissetmek nasıl zor bir şey?
Çok zor bir şey.
30 üstü olup nasıl arkadaş bulup sosyalleşeceğiz?
30 üstü olmanın altını çizmenin senin zihnindeki bir yansıtma olduğunu düşünüyorum.
30 üstünde ne gibi bir sıkıntı olabilir?
Yine çok sevdiğim bir söz ile yanıt vermek isterim.
Carrie Bradshaw Sex and the City'nin ilk bölümünde 32 yaşındaydı.
Çok yalnız hissetmenin zor bir duygu olduğunu, özellikle de insanın etrafında sanki bir çıkış yolu yokmuş gibi hissettirdiğini biliyorum.
Bu nedenle o çok yalnız olma hissi o zaman çık biraz sosyalleş gibi bir teselliyle çok daha telkin olmuyor.
Ama sosyalleşmenin bir yaşı yok.
Önce zihnindeki o tabuları yıkman gerektiğini düşünüyorum.
Biraz sosyalleşmeyi date ile çok matruşka gibi iç içe soktuk.
O dating app'lerden, date kültüründen eğer bunların içindeysen çıkman gerektiğini sana öneriyorum.
Ve kesinlikle hobilerin bize yakın olabilecek insanlarla bizi bir araya getiren çok önemli araçlar olduğunu düşünüyorum.
O yüzden ertelediğin şeyler varsa örneğin seramik yapmak, örneğin dansa gitmek, örneğin grup yogasına katılmak gibi belki de bunları önceliklendirmek, sosyalleşmek için çok kıymetli adımlar olabilir.
Yakın zamanda burada ne işin var diye düşündüğüm bir ortamda bulundun mu?
Bulunduysan sebebi neydi?
Bulundum.
Sebebi de karşımdaki insanın bana inanılmaz ani ve çok da birbirimizi tanımıyorken çok yoğun bir travma dumping yapmasıydı.
Bu yüzden kendimi ben burada şu an ne yapıyorum derken buldum.
Ama biraz dişimi sıktım.
Çünkü karşımdakinin buna biraz ihtiyacı olduğunu fark ettim.
Ve biraz tahammül ettim denilebilir.
Ama siz siz olun boğazınız sıkılıyormuş gibi hissettiğiniz ortamlarda bir people pleaser'lığa düşüp insanlara çok da tahammül etmeye çalışmayın.
Giden sizden gidiyor.
Bu hayatı annemiz üzülmesin diye yaşamamız gerektiğini annemize nasıl açıklayacağız?
Acımasız bir cevap olabilir ama muhtemelen anneni üzerek.
Yani anneni derbeder edecek kararlar alıp kadının aklını sende bırak demiyorum tabii ki.
Ama örneğin senin sosyalleşmen, örneğin hayatını yaşaman, arkadaşlarına bir şeyler yapman
ya da diyelim ki onun çok daha onaylamadığı bir kıyafeti giymen gibi.
Aslında tamamen seninle alakalı ama annenin muhtemelen seninle arasındaki simbiyotik bağı kopartamadığı için
kendisinin de duygusal olarak etkilendiği şeyleri yaparak bu bağı bence kırmak mümkün.
Annen üzülmesin diye hayatı yaşamamak muhtemelen günün sonunda senin annenle ilişkini öyle zedeleyecek ki
annen belki de geri dönülmez şekilde üzülecek.
Hayatı kendi mutluluğun için yaşadığında o bağ gerçekten sağlıklı ve sağlam bir bağsa
zaten annen de bu mutluluğa dolaylı yoldan erişecektir diye umuyorum.
Bakalım başka yanıtladığımız bir soru var mı?
Yanıtlamadığımız.
Belirsizlik içindeyim geçmiyor ruhumu daraltıyor.
Demiş bir dinleyicim.
Bu duyguyu çok iyi biliyorum.
Bu zaten belirsizliğin üzerimizdeki en büyük gölgesi.
Geçmez, daraltır, içini sıkar.
Bence burada etrafındakileri hatırlamak.
Yani belirsiz olmayan.
Pekala belirli şeylere tutunmak.
Mesela senin için seyf bir televizyon programını izlemek.
Belki seni mutlu eden sevdiğin bir kitabı tekrardan okumak.
Mesela benim için bulmaca çözmek.
Belki aile evine gitmek.
Ya da çok sevdiğin bir arkadaşınla buluşmak.
Uzun bir süredir gitmediğin ama önceleri sana iyi gelen bir kafeye gitmek.
Çok iyi bildiğin bir yoldan tekrar yürümek.
Yani senin için belirli olan, belirsizlikten azade şeylere bakarak kim olduğunu tekrardan hatırlamak.
Belirsizlik denilen o kara gölgeyi yavaş yavaş aydınlatacaktır diye düşünüyorum.
OKB ilaçlarımı bırakır bırakmaz geri geldi.
1 gram ilerleyememişim ilaçsız demiş bir dinleyici.
Ben 1 gram ilerleyemediğini düşünmüyorum.
OKB gelir gider bazen hiç gitmemiş gibi hissettirir.
Bu da OKB'nin bir parçasıdır.
Bu gibi konularda çok cevap vermeyi tercih etmiyorum.
Ama kendim de OKB tanısı almış bir insan olarak bu soruyu görmezden gelmek de çok istemedim.
Çünkü insanın özellikle böyle bir durumla mücadele ederken bazı cevaplara ne kadar ihtiyaç duyduğunu biliyorum.
Belki bu soruyu en son yanıtlayarak seni epeyce de bekletmiş oldum ama tıpkı bütün bir bölümün sonunda bu sorunun yanıtına ulaşmak gibi
OKB'nin de zaman içerisinde seninle uyumlanması ve belki biraz hafiflemesi bir zamanın, bir sabrın sonucu.
Bu noktada terapiye devam etmek, bunun sadece medikal ilaçlarla değil aslında terapistin desteğiyle sanki bir sürücü koltuğundasın ama yanında da sürücü kursundan hocan var ve süren ne kadar sen olsan da yanında güvenli ve bilen birinin olduğunu bilmek gibi bir desteğin kesinlikle faydalı olabileceğini düşündüğümü söylemek isterim.
Simay GPT'ye gelen sorular şimdilik bu kadardı.
Hepsini yanıtladığımı düşünüyorum.
Evet sizlerden gelen soruları Simay GPT olarak yanıtladığım bölümü burada sonuna geldik.
Umarım sizi iyi ki de bu kadar suyu boşuna harcamamışız dedirtecek cevaplar verebilmişimdir.
Çok böyle acımasız olduysa bazı cevaplarım çok harç olduysa da o harcamadığınız sudan bir yudum içersiniz artık.
Bazı gerçeklerin üstüne bir bardak soğuk su içmek gerekiyor.
Neyse ki benim sayemde litrelerce sudan da tasarruf etmiş olduk.
Umutsuzluğa alışmayın, yatağa küs girmeyin.
Bazı cevaplar hayatın içerisindedir arkadaşlar.
Klavyeden kafamızı kaldırdığımız zaman bence onları görmeye başlayacağız.
Sevgiler, saygılar.
yanınızda. Açıklamadaki linke tıklayın,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
