
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
*
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm “Odea” ve "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
abi aşk nasıl yaşanılır onu da milyonerden öğrenmeyelim ya
Transkript
dev bir öz eleştiri ve sizi kendi içinize döndürecek bir bölümle karşınızdayım.
Toplanın bugün biraz Dua Lipa'yı ve Dua Lipa'nın benim ilişkilere bakış açım üzerindeki etkisini konuşacağız.
Kendimi ilişkiler konusunda sanki böyle kadın bedenini sadece izlediği pornolardan ya da abilerinin ona anlattığı gerçeklik dışı hikayelerden bilen,
bu nedenle de belki de gerçek hayatta ilk kez bir kadına karşılaştığında onun bedenindeki kılları, tüyleri, çatlakları çok anormal bir şeymiş gibi gören
ve bunları eleştirmeyi kendinde hak gören bir insel gibi hissediyorum.
Uzun bir süredir çerçevesi belli bir ilişkinin içinde olmadığımdan mı,
yoksa işin bu arayış sürecine bu kadar kapıldığımdan,
bir ilişkin nasıl yürütülür noktasından giderek uzaklaştığımdan mı bilinmez ama
ilişkiler konusunda bazı gerçeklikleri yitirdiğimi fark ettim.
Ve şaka değil.
Bunu fark etmeme biraz Dua Lipa'nın ilişkisi sebep oldu.
Ben Dua Lipa'nın öyle çok büyük bir fanı değilim.
Bazı şarkılarını dinlerim.
Kendisini Instagram'dan takip ederim.
Çok güzel buluyorum.
hayatını görmek, yaptığı tatilleri, işini, ilişkisini izlemek bana keyif veriyor.
Ve sanırım böyle güzellikleri görünce kıskanmak yerine
evet biraz imrenmek, günün sonunda kendi hayatıma bir şekilde dönebilmeyi başardığımı düşünüyordum.
Ama aslında çok da öyle değilmiş.
Keşke böyle bir hayatım olsayı aktif bir şekilde söylemesem ya da düşünmesem de
bazı şeylerin benim bir ilişkiye dair beklentimi epeyce bir şekillendirdiğini
ve beni zaten çok da yakın olmadığım o gerçeklikten uzaklaştırdığını fark ettim.
Haliyle bu kadar aktif bir şekilde fanı ya da takipçisi olmadığım bir insanda bile bazı şeyler karşıma çıkabiliyorsa sizin de Dua Lipa'nın ilişkisine ve hayatına aşina olduğumuzu düşünüyorum.
Ve beni biraz da mikrofonun karşısına geçiren bugün bu oldu.
Belki bazılarınızda da böyle bir etki yaratmıştır.
Belki bazılarınız bunu fark etmiştir ya da bu bölümden sonra fark edecektir bilmiyorum ama hazırsanız ben konuşmaya başlıyorum.
Burada aslında çok uğramak istemediğim ama maalesef güzergahımın da buradan geçmek zorunda olduğu bir klişe var.
Bunu söylemek zorunda hissediyorum.
Çünkü aslında bu dinleyicilerden ziyade, sizlerden ziyade kendime yapmak istediğim bir hatırlatma.
İlişkiler tabii ki de bize yansıtıldığı sosyal medyada gördüğümüz gibi değil.
Olmayabilir en azından.
Ama olma ihtimali de var.
Şimdi kimse sosyal medyada çoğunlukla özellikle de çok çok büyük kitlelere hitap eden insanlar üzüntüsünü, sarsıntılarını, belki bazı çatışmalarını, ilişkilerindeki bazı kırılmaları bizlerle paylaşmıyor.
Böyle bir zorunlulukları da yok zaten.
Bu o ilişkide bir kırılma, bir çatışma olmadığı anlamına gelmediği gibi olduğu anlamına da gelmeyebilir.
Gerçekten bizim tam anlamıyla gördüğümüz şekilde pürüzsüz, sadece eğlenceyle, partilerle, tatillerle,
böyle birbirine dokunmadan edemeyen bir çiftin ilişkisi de pekala mümkün olabilir.
Ama bazı şeyleri hayatıma adapte etmek ya da hayatımda görmek isterken
belki de kendime şunu hatırlatmam gerekiyor ki
ben Dua Lipa değilim, karşımdaki de Colum Turner değil muhtemelen.
Sosyal medyada gördüğümüz şeyler gerçek değil.
Bu ilişkilerde de pekala kavgalar, tartışmalar var gibi bir telkin vermek istemiyorum
Çünkü bence bu bir telkin olmamalı.
Kaldı ki bir başkasının ilişkisinin çok da göründüğü gibi olmaması ya da tartışmaların da muhtemelen bu ilişkinin içinde bir yerde gerçekleşmesi bizi rahatlatan bir şey de olmamalı.
Bu bana kendimi çok kötü hissettirirdi herhalde böyle bir yerden içimi rahatladığını hissetseydim.
Beni şu noktadan rahatlatıyor ki kendi hayatımdaki ilişkilerde yaşadığım bazı tartışmalar aslında pekala gerçek ama ben de bunları her zaman dışarıya yansıtmıyorum.
Benim belki de zaman zaman böyle bir dilemmaya düşmemin en temel sebebi açıkça duygularımı, yaşadıklarımı ve bazı çatışmaları anlattığım bir podcastimin olması.
O yüzden ben paylaşıyorum çünkü benim hayatımda yaşanıyor.
İnsanlar paylaşmıyor çünkü acaba hayatlarında böyle şeyler yok mu gibi zaman zaman kendimi olumsuz şeylerde yalnız hissettiğim oluyor tabii ki.
Ama uzun lafın kısası ilişkiler her zaman gördüğümüz gibi olmayabilir.
Ve bu gördüğümüz kadar iyi olmadığı anlamına gelmek zorunda değil.
Belki de gördüğümüzden çok çok daha iyidir.
Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Fakat öyle ya da böyle Dua Lipa'nın ilişkisi bir ilişki nasıl olmalı noktasında çok jenerik bir şeyi sanki hayatımıza çat diye sokmuş gibi hissediyorum.
Biz uzun bir süredir birbirine inanılmaz aşık, birbirine böyle aşkla bakan, işte Paris sokaklarında dans eden, umarsızca gezen,
paparazinin onu her yerde yakalayıp özel hayatlarını ihlal etmesine rağmen suratları asılmayan
işte Dua Lipa'nın konserlerinde onu en önden izleyen, destekleyen
sonrasında partilerde arkadaşlarıyla hep böyle yan tarafında duran bir partner şeklinde
aslında çok güzel bir romantik komedi izliyoruz.
Hatta bilmem yani komedi kısmı yok.
Biz romantik bir şey izliyoruz.
Artık komedisi, draması biraz o iki kişinin arasında gibi de düşünüyorum.
Yakın zamanda evlendiler.
Sicilya'da, Palermo'da çok güzel bir düğün yaptılar.
Hatta böyle büyük tepkiler de aldı işte bizim yaşadığımız yer sizin kiralayabileceğiniz bir yer değil gibi.
Ama bugün olabildiğince o walk tarafı bu kapının dışında bırakıp biraz bu ilişkinin benim ilişkiler üzerindeki düşüncemi nasıl etkilediğini anlatmak istiyorum.
Şimdi ben karşımdaki adamdan bir Colm Turner karizması beklemiyorum.
Hatta neden beklemediğim noktasında da gerçek bir sebebim yok aslında pekala bekleyebilirim.
Yani bana şey diyebilirsiniz tamam da sen Dua Lipa mısın?
Değilim abi ama hala daha hayatıma almak istediğim adamdan bir Colm Turner performansı ve güzelliği beklemek de benim kendime hak gördüğüm bir şey.
Bulursam bulurum, bulamazsam da yalnız kalırım da diyebilirim.
Bu benim tercihim.
O yüzden kendi hayatınıza alacağınız, dışarıdan alacağınız, içine doğmadığınız, haliyle pekala seçme seçilme hakkınızın olduğu bir ilişkide o potansiyel partneri hayalinizde istediğiniz gibi şekillendirmek ve belli kriterler koymak sizin elinizde.
bunlar gerçekçi olur olmaz.
Oraya siz karar verirsiniz.
Belki hayallerinizi, kriterlerinizi çok yüksek tutarsınız karşınıza onun gibi biri çıkar.
Ya da kriterlerinizi çok yüksek tutarsınız da onun birkaç altı bile sizi gayet
aslında gerçekte beklentilerinizin üstünde bir yerde tatmin eder.
Bu yine çok bireysel bir deneyim olacak.
Bu noktaya ben karışamam.
Ama şunu söylemek istiyorum.
Hayatınıza dışarıdan alacağınız kişi de istediğiniz kadar hayal kurabilirsiniz yani.
Hani diyebilirsiniz ben abi Colm Turner gibi bir manita istiyorum.
Ben Dua Lipa gibi bir kadınla birlikte olmak istiyorum diyebilirsiniz yani.
Ama burada birçok insanın ben böyle bir ilişki istiyorum noktasında özellikle kadınların ben böyle bir ilişki istiyorum buna bakınca iç çekiyorum dediği ilişki noktasında orada istenilen esas şeyin Colm Turner karizması yakışıklılığı olduğunda çok düşünmüyorum.
Yani eğri oturup doğru konuşalım.
Aslında orada görmek istediğimiz şey ellerini bizim üzerimizden çekemeyen, bize böyle her an aşırı klinci olan, işimizi destekleyen, gittiği yerlerde bizimle ilgili demeçler veren, bizim olmadığımız odalarda bizim hakkımızda çok güzel konuşan, bizi böyle yanında tuttuğu ve yanında olduğumuz için aslında kendini şanslı hisseden bir adamla olmak istiyoruz.
Belki nasıl tanıştıklarına dair o meşhur röportajı, meşhur demeçi siz de duymuşsunuzdur.
Dua Lipa'nın bir kitap kulübü var kendisi baya bir kitap kurdu anladığım kadarıyla ve bir gün Colum Turner'la bir yerde denkleşiyorlar ve aynı kitabı okuduklarını fark ediyorlar.
Buradan muhabbet açılıyor ikisi de ilk bölümü bitirmiş ve Colum Turner da diyor ki o zaman ikimiz de aynı sayfadayız falan filan wow ne kadar romantik.
Bu bence hakikaten olmuş olabilir hatta böyle bunun arka planında şey diyenler de var.
Aslında Colin Turner çok uzun bir süredir Dua Lipa ile tanışmak istiyordu.
Ortak arkadaşlarını araya sokuyordu.
Onun olduğu yerlere gidiyordu.
Hani muhtemelen de bu kitabı okuduğunu bilerek kendisi de aldı, okudu ve karşısına çıktı gibi söylemler de var.
Olabilir.
Biz bunu da romantize ederiz pekala.
Birisi istemiş, biriyle ilgilenmiş, çaba göstermiş ve günün sonunda bu da hakikaten karşılığını almış.
Harika.
bu da bence pekala yine bir yerde iç çektiğimiz ulan şöyle uğraşan bir adam be dediğimiz bir yerde bizi yakalıyor olabilir şahsen beni yakalıyor.
Ve o günden bugüne de birbirlerine çok zaman yarattıklarından hep demeçlerinde bahseden, birbirlerini önceliklendiren, tatillere çıkan, baş başa kalmaya özen gösteren bir çift görüyoruz.
Evet paparazi bu ilişkinin çok içerisinde ve sürekli bir şeyleri servis ediyor ama paparaziye gerek kalmasa da biz zaten Dua Lipa'nın kendi sosyal medyasında da partneriyle daima birçok yerde birlikte olduğunu görüyoruz.
Bunlar da açıkçası az çok baktığımızda ne kadar sağlıklı bir ilişki dedirtebilir bize.
Çünkü gerçekten çok güzel, çok başarılı bir kadınla yine çok yakışıklı, çok karizmatik ve başarılı bir adamın ilişkisini izliyoruz.
Bence birbirlerine göreler tam.
Hani daha fazlası daha azı ne olurdu bilmiyorum.
Ama baktığımda kendi ilişkilerimde ben de böyle birini istiyorum ya benim için çabalayan benim için elini taşın altına koyan beni istediğini bana hissettiren yaptığım şeylerin arkasında beni destekleyen bir adam istiyorum diyorum.
Bunları istemekte de size az önce de söylediğim gibi pekala hakkım var.
Ama galiba dualipanın ilişkisinden çıkarım yaparak ben de bunu istiyorum dediğim bazı şeylerde benim dualipa olmadığımı haliyle dualipayla benzer bir hayata sahip olmadığım gerçeğini çok çabuk ekarte ediyorum.
Bu bölüm aslında bu noktadan beni biraz da böyle omuzlarımdan tutup sarsın istiyorum.
Ve vardığım noktada hala kendi içinde bulunduğum şartlarda karşıma çıkabilecek potansiyel ilişki beni çok da tatmin etmeyecekse pekala yalnız kalmayı da seçebilirim.
Ama günün sonunda sahip olabileceğim ilişki, dualipanın sahip olduğunu bildiğim ilişkiye çok da benzemiyor diye ne kadar karalar bağlamalıyım?
İşte aslında biraz benim derdim bu.
Ben dualipa değilim mi?
Onun kadar güzel değilim, onun kadar zengin değilim.
Ben dualipa mıyım da karşımdaki adamdan kolum törnür olmasını bekliyorum gibi?
Mizojenik bir yerden söylemeyeceğim.
Açıkçası bir kadına dualipayla benzer şartlar sunulursa dualipadan daha bile iyi olabileceğini düşünüyorum ama
bir erkeğe Colm Turner'la benzer şartlar sunulduğunda o Colm Turner olur mu?
Oraya pek girmeyeceğim.
Bugün hiç SJV olasım yok açıkçası.
Zaten sabahta bizim çocuklar maçı kaybetmiş.
Yani bu bile kadınlara ve erkeklere benzer şartlar sunulduğunda neler oluyor noktasında bir çıktı sunabilir belki.
Ups neyse hemen parantezi kapatıp biz hayatımıza devam edelim.
Anyways bunu şöyle bir yerden söylüyorum.
Yani milyonlar kazanan, çok çalışıp ama arkasında çokça da dinlenebilecek, tatil yapabilecek imkanlara sahip bir insan olduğunuzda,
partneriniz de sizin kulvarınızda işte belli sezonlarda çalışıp uzunca tatiller yapabilen,
maddi anlamda belki en azından basic ihtiyaçlar noktasında çok da kaygıları olmayan bir insan olduğunda,
ilişkiniz gerçekten belli çatışmalardan azade oluyordur bence.
Yani başta da söylediğim gibi,
Abi onlar da kavga ediyordur illaki gibi bir yerden.
İçinizi rahatlatmaya çalışmayacağım.
Zaten başkalarının mutsuzluğu ya da sürtüşmesi bizim içimizi rahatlatmamalı.
Öyle bir noktada lütfen.
Hani bunu ayrıca konuşalım.
Söylemek istediğim şey ilişkilerde tartışmalar normal noktasını bile aslında yaşadığımız hayatlar açısından söylüyoruz.
Yani belli bir pencereden bakıyoruz.
Bu şey gibi ana cadde bir yerde oturuyorsanız işte benim gibi Şişli'de oturuyorsanız şu an
dışarıdan bu korna seslerini, bu araba seslerini duyacaksınız gibi bir yerden aslında giriş, gelişme ve sonuç bir yerden bahsediyorum.
Daha gerçekçi bir pencereden baktığımız zaman yaşadığımız hayatlar zaten bazı çatışmaların fitilini ateşleyen şeyler.
Haliyle evet, Dua Lipa ve Colm Turner da kendi ilişkilerinde tartışıyor olabilirler.
Ama muhtemelen bizim kendi yaşadığımız daha basit ve bir şekilde sürdürmeye çalıştığımız hayatların içerisinde
sıkıştırdığımız, içine sığıştığımız ilişkilerdeki çatışmalara çok benzemiyor olabilir.
Herkes nasıl kazancına göre harcıyor, nasıl ki herkesin geliri belli, gideri belli.
Bu aslında ilişkilerde de böyle.
Şimdi belki bu çifte acaba balayını Ibiza'da mı yapsak
yoksa İtalya'da adaları mı gezsek diye yaşıyor olabilirler.
Onların çatışması Dua Lipa'nın işin şov kısmında olduğu için
yani şov dünyasında olduğu için belki çok görüşmemelerinden doğuyor olabilir.
İşte ne bileyim Colm Turner'ın bir film çekimi için dünyanın öbür ucuna gitmesi gerekiyordur.
Bu işte belki işleri zorlaştıracaktır.
Acaba hangisinin özel jetiyle gidilse gibidir bilmiyorum.
Çatışma ilişkilerin doğasında pekala olabilir ama gerçekten bazı çatışmalarda sınıfsaldır.
Bu romantik ilişkilerde bile bana sorarsanız böyle.
Ve ben kendi ilişkilerimde baktığımda bana böyle romantik komedi ilişkilerde mümkünü dedirtebilecek dinamiklerin
kendi sahip olduğum şartlarla zaten çok uyuşmadığını fark ediyorum.
Kesinlikle sevdiğiniz birinin hayatında öncelik olmak,
bir ilişkinin içerisindeyseniz partnerinizden sizi önceliklendirmesini beklemek,
size zaman ayırmasını beklemek,
bir günaydın mesajını almak, gün içerisinde bir aranmak, merak edilmek,
ne bileyim imkanlarınız el verdiği sürece bir randevu ayarlamak,
bir romantik bir şeyler yapmayı beklemek zaten çok olası.
Hani burada sakın siz dualipa değilsiniz,
partneriniz de Colm Turner değil.
O yüzden lütfen şu barı iyice aşağıya çekin gibi bir yerde söylemiyorum.
Bayer minimum hala Bayer minimum.
Yani belki çıtanın ne kadar yükseğe çıkacağını çok belirleyemesek de
inanın bana Dualipa ile benzer bir Bayer minimum'a sahibiz.
Eminim o da kendisine bir günaydın mesajı bile atmaktan
aciz bir adamla olmak istemeyecektir.
Bazı şeyler ne kadar sınıfsa olsa bazı şeyler o kadar ortaklaşıyor bana sorarsanız.
Ama şimdi bakıyorum uzun bir süre sonra ilk kez bu ay bir kitap okuyabildim.
Okuyabiliyorum hatta.
Onu da 10 gün önce aldım.
Hani yarıladım bitirmek üzereyim.
Çok da kalın bir kitap değil.
Ama neredeyse 2 aydır bir kitap okuyamıyorum.
Haliyle benim hayat yoğunluğum, maddi kaygılarım, çalışma şeklim beni bir kitap okumak
ve belki de bir kitap okumak üzerinden ortaklaşabileceğim bir insandan pekala alıkoyuyor.
Ya da bazen bir gün dışarı çıkıyorum ve başka bir gün o hafta yine çok güzel belki kendime göre insanlarla tanışabileceğim, kaynaşabileceğim bir ortam, bir etkinlik var ama oraya gitmeye ya enerjim, ya takvimim, ya cüzdanım müsait olmayabiliyor.
Ya da karşımdaki insandan her zaman benim için orada olmasını, belki yaptığım işi desteklemesini, tıpkı Dua Lipa'nın her konserinde Colm Turner'ın en önden izlemesi gibi her bölümümü bir yerde dinlemesini bekliyorum.
Ama karşımdaki insan da böyle 3 ay çekim yapıp sonra kalan 9 ayda tatil yapabilecek birisi değil.
Belli ki onun da işi, çok farklı mesai saatleri, çok farklı sorumlulukları var ve belki de benim işime, hayatıma o kadar entegre olamıyor.
Ve baktığımda birbirine bu kadar imkan sunabilen, imkanları olan, muhtemelen yine belli fedakarlıkları gösteren ama en azından gösterecekleri fedakarlık noktasında bizler gibi daha basit ve minimal hayatlar süren insanlara göre belki de az efor sarf etmesi gerektiğini tahmin ettiğim ilişkiler bakımından kendimle çok da kıyaslamak haksızlık oluyor.
Hem bana hem de karşımdakine.
Bir süredir içinde olduğum ilişki dinamiğinde bazı şeyleri sorgularken çünkü bence bunu yine hepimiz yapıyoruz.
Özellikle bir insana odaklandığımızda, biriyle flörtleştiğimizde ya da biriyle yeni bir ilişkiye başladığımızda
acaba doğru bir tercih mi yaptım? Acaba her şey yolunda mı?
Ya şu an güzel başladı ama böyle gidecek mi?
Hani bu canım cicim ayları mı yoksa ilişkinin doğal seyri de buradan gidecek mi?
Daha hiç tartışmadık. Acaba tartışırsak bunu nasıl kaldıracağız?
ya da ya hep tartışıyoruz acaba tartışmadığımızda nasıl olacak gibi sorguları mutlaka hissediyorsunuzdur.
Bunları düşünüyorsunuzdur.
Bunları benim de sürekli düşündüğüm bir dönemde her Twitter'a, her Instagram'a girdiğimde
Dua Lipa'nın ilişkisine dair tweetler görmek beni bayağı bir etkiledi.
Şöyle bir yerden etkiledi bu arada.
Hani bir fotoğraf görüyorum ve bakıyorum ulan ne mutlular diyorum gibi bir yerden değil.
Bayağı benim gibi sade vatandaşların bu ilişkiye dair yorumlarını okuyorum
Ve işte şey yazmış mesela geçenlerde birisi.
İşte herkes bu iki insanın sürekli temas halinde olmasına şakalar yapıyor ya da değiniyor.
Ama zaten sağlıklı bir ilişki böyle görünür.
Bakın ikisinin de resmen yüzü ışık saçıyor.
Birbirlerine dokunmadan edemiyorlar.
Birbirlerine çok aşıklar.
Gözleri birbirlerinden başka hiçbir şeyi görmüyor.
İşte sağlıklı bir ilişki böyledir.
Abi öyle midir gerçekten?
Çünkü başta böyle bir bunu gördüm ben.
Ve sonra kendi ilişki dinamiklerime baktım.
hani bırak birbirine dokunmadan duramamayı
belki bir hafta
10 gün karşımdakini hiç görmüyorum.
Ya da belki o gün sadece
10 dakika konuşabiliyoruz. Ya da
birbirimizin yanında hani bırak böyle ışık
saçmayı aynı yöne bile bakmıyoruz.
Ve haliyle ben otomatikman
zihnimde bir yerde
Simay bak işte sen sağlıksız bir ilişki yaşıyorsun
çünkü sağlıklı ilişki böyle.
Twitter'daki bir kullanıcı böyle söyledi.
Gibi bir yerden bir matematik yapmaya çalışıyor.
Abi bu ne kadar gerçekçi?
Yani imkanlarının
belli bir noktada sınırlı olduğu
belki mesela Jeff Bezos'a göre daha sınırlı
imkanları vardır dualipanında
ama bana göre de kendi yaşadıklarımla
kıyasladığımda çok sınırsız olduğu
bir dünyada bu iki insan birbirine
dokunmadan edemez tabi. Bu iki insan
birbirine her fırsatta öper,
koklar, birlikte kitapta okur,
birlikte konsere de gider,
birlikte partiler, dünyayı da gezer
tabi ki. Ama ben biriyle
dünyayı gezebilecek imkana sahip miyim?
Mesela benim vizem var,
Karşındakinin vizesi var mı?
Ya da ikimizin de vizesi var ama çıkıp bir dünyayı gezecek paramız var mı?
Hadi parayı da ayarladık izin günlerimizi aynı zamana denk getirebilecek miyiz?
Tatil anlayışlarımız aynı mı?
Mesela belki Dua Lipa ve Colm Turner ilişkisinde bir tanesi daha böyle hiking ve doğanın içerisinde olmayı seviyor.
Biri belki daha böyle hareketli şehir yaşantısı tarzı bir tatili seviyor.
Bu insanlar bir gün seninkini yapalım öbür hafta benimkini yapalım diyebilecek imkana sahip.
Biz zaten senede bir kere belki tatil yapabiliyoruz.
Haliyle belki de bizi partnerimizle yakınlaştırabilecek bazı şeyler bile içerisindeki çatışmalarla zaman zaman uzaklaştırabilecek noktaya bile geliyor.
Benim böyle tatil planı falan yaparken ayrılık noktasına geldiğini gördüğüm ilişkiler var etrafımda şahit olduğum.
Yine böyle bazı içerikler görüyorum.
İşte hanımlar ne zaman partneriniz size 15 saat yazmadığında meşgul olduğunu düşünüyorsanız işte hatırlayın ki şu kişi şunun için işte 13 saatlik bir uçuş yaptı onu görmeye geldi falan.
Hani bu sadece Dua Lipa değil ama başka bir ilişkinin örneği de olabilir başka bir ünlününki de olabilir ya da işte yine başka bir benzer ilişki dönemi Tom Holland'la Zendaya'nın ilişkisi mesela.
Ya işte ne kadar partnerine worship eden, ona böyle tapan, her yerde ondan bahseden bir erkek figürü görüyoruz falan.
Ve işte genellikle böyle...
İçerikler düşüyor karşıma.
Sizin de düşüyordur.
Ne zamanki size hayır abi Instagram'dan şu kızı çıkartamam dediğinde partleriniz Tom Holland'ın nasıl şöyle yaptığını düşünün.
Abi niye düşünüyorum ki yani?
Niye Tom Holland şimdi bir anda benim partlerimi kıyasladığım adam oldu?
Çünkü o şartlarda değiliz.
Yine hiçbir yani benim zaten çok fazla böyle cis hetero erkek dinleyicim de olduğunu düşünmüyorum ama
Ya da en azından çok böyle cinsiyetçi düşünen dinleyicilerim olduğuna kesinlikle inanmıyorum.
Ama yine de şunu söyleyeceğim.
Bunu o aptal Twitter kullanıcılarının, o anonim insanların söylediği
Ulan sen Adriana Lima mısın da böyle adam bekliyorsun falan gibi bir yerden asla söylemiyorum.
Siz Zendaya mısınız da Tom Holland bekliyorsunuz değil.
Ama bir insanı iyi bir partner ve iyi bir insan yapan birçok şeyin de imkanlar olduğunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü ben belli ki unutmuşum.
Yine bir parantez daha açacağım.
Abi bu bayağı komplike bir bölüm oluyor.
Sanki düşüncelerimi tam ifade edebiliyor muyum bilmiyorum ama biraz paslanmış gibiyim.
Hani kötü şeyler yaşamış ya da zorlukların içerisinden geçmiş bir insanın kötü davranışlarını meşrulaştırması gibi bir yerden asla bağlantı kurmuyorum.
Ben de kötü şeyler yaşadım.
İyi bir insan olmayı seçtim.
Ben de kötü şeyler yaşadım ve kötüsü buymuş ve bu olmayalım diyebildim.
bazı konularda iyinin ne olduğuna dair fikrim bile yoktu.
Kötünün ne olduğu ve nasıl hissettirdiğinden edindiğim fikir
nerede olmamam gerektiğine dair bana çok net bir içgörüsündü.
Ama yine de nasıl ki bazı zorluklar da pekala sizi yoğuran ve iyi bir insan yapan şeylerse
belli bir noktaya kadar kendinizi getirdikten sonra artık bunun üzerine takacağınız bazı aksesuarlarda
pekala içinde bulunduğunuz şartlarla ilgili.
Şimdi ben de eğer milyonlar kazanıyorsam, yılın yarısında çalışıp diğer yarısında tatil yapabilecek imkanlara sahipsem, benim yapabileceğim jestleri ben hayal bile edemiyorum.
Yani alacağım hediyeler, yapacağım sürprizler, bu insanı belki götüreceğim aktiviteler, etkinlikler, canının çektiği ya da hayalini kurduğu bir şeyi ona ne kadar kolaylıkla belki sunabileceğim noktasına hakikaten hayal bile edemiyorum.
Bu aynı şekilde karşıdaki için de geçerli.
Dua Lipa Colm Turner'la birlikte de acaba Colm Turner da sahip olduğu şartları bu ilişkide partnerini mutlu etmek için kullanmasaydı bu ilişki bizim gördüğümüz kadar sürer miydi?
Ya da bütün dünyanın bir romantik komedi izlermişçesine takibini aldığı bir ilişki olur muydu?
Yani bu insanlar sadece çok zengin, çok güzel, karizmatik ve benzer sınıfsal noktalardan oldukları için değil,
aynı zamanda birbirleri için muhtemelen bu şartları sonuna kadar kullandıkları için de mutlular.
O yüzden siz de kendi hayatınızda sahip olduğunuz şartlar ve partnerinizin sahip olduğunu bildiğiniz şartlar içerisinde bunların sizin lehinize kullanıldığını hissetmiyorsanız evet bence o ilişkide kalmamalısınız.
Bence hala bir günaydın mesajını önceliklendirilmeyi beklemek en doğal hakkınız.
Çünkü bunlar her ilişkinin bir milyonerden tutun da bir beyaz yakanın bir mavi yakanın da pekala isteyebileceği bir nokta.
Sonrasında üstüne eklenebilecek şeylerin ne kadar gerçekçi olduğunu elbette ilişkiniz ve partnerinizle olan dinamiğiniz belirleyecektir.
Ama abi ben de bana dokunmadan edemeyen, hep benim arkamda duran, gözünün benden başka görmediği bir insan istiyorum derken bunu istemekte çok haklı olduğumu düşünüyorum.
Ama bazı görmediğim davranışları, imkanları çok fazla olan insanların ilişkilerini gördüğümde bunun benim ilişkimi sonlandırmak ya da eleştirmek için yeterli bir veri olmadığını düşünüyorum.
Belki şu an sizin çoktan düşündüğünüz ya da Esma'cığım bu zaten böyledir ya dediğiniz şeyleri de anlatıyor olabilirim.
Ama fark ettim ki benim ilişkilere dair bakış açımda gerçeklikle isteklerimin arasına bir paravan çekilmiş sanki.
Adam Dua Lipa ile tanışabilmek için aynı kitabı almış, bulmuş, okumuş.
Kadının karşısına çıkıp bir de böyle kitaplarda, wetbedde falan anca görebileceğimiz o cümleyi kurmuş.
So we are on the same page.
Ulan cümlenin büyüklüğüne bak.
Ya da Eyfel Kulesi'nin altında dans ediyorlar.
İnanılmaz güzel.
Böyle hani müziği duymayanlar dans edenlere deli derler diye.
Çok sevdiğim bir söz vardır.
Hani o tatlı bir ilişki yaşıyorlar.
Ve şimdi buna baktığım zaman.
Ulan adam kızı Paris'e götürmüş.
Bir de böyle kimseyi umuruna bile takmadan danslar ediyor ya.
Hani bak ne güzel.
Lokal restoranlara gidiyorlar.
Ünlerini hiç sırtlarında taşımıyorlar gibi görünüyorlar
Ne kadar mutlular falan diyorum
Ulan yani yüzleri hep gülüyor falan diyorum
Abi yüzleri hep gülüyor hakikaten
De yani yüzleri hep gülerken de fark ettiğim bir şey var
Bu adamlar hep denizin üstünde
Hep yaz mevsiminin olduğu bir kıtada
Ellerinde her zaman bir içki
Ulan tabii ki mutlu olacaksın ya
Bak yine şurada da yanlış anlaşılmak istemiyorum
Bu adamlar da mutsuz olabilir
Bu insanların da beklentileri pekala
kendilerince karşılanmayabilir.
Dua Lipa'nın da belki beklentilerini
karşılamadığı, yanında hissetmediği
bir noktada bitirdiği bir ilişki
olabilir bu. Ya da neticesinde bu
adam, bu kadın hayattaki ilk
partneri olmadı. Başka insanlarla
da anıldı, başka uzun ilişkileri
de oldu bu kadının. Sanıyorum
Colm Turner'ın da olmuş. Pek ilgilenmedim o tarafla.
Yani günün sonunda bir ilişkiyi
sürdürmek için Dua Lipa'nın
veya partnerinin sahip olduğu
şartlar ve lüks bile
o ilişkiyi sürdürmeye yeterli olmamış.
Mesela benim şu an ismi aklıma gelen Anvar Hadid'le birlikteydi Dua Lipa uzun bir süre.
Belli Hadid ve Cici Hadid'in erkek kardeşiyle.
E bu ilişki bitti.
Şimdi baktığımızda iki taraf da zengin.
İki taraf da belki daha benzer sosyal ortamlardan daha benzer eğlence anlayışlarından geliyor.
Bir şeylere en azından maddi anlamda kaygılanmak durumunda değiller.
Ama bak bir şey o ilişkinin sürmesine yeterli olmamış.
Belki çok uyumlu değillerdi.
belki çok compatible değillerdi.
Belki bir noktada bir şeyler eksikti.
Belki destek gibi, gülmek gibi, benzer bir espri anlayışı gibi
ya da benzer bir politik görüş gibi
çok zengin ya da çok fakirin ilişkilerinde de çok da değişmeyen faktörlerden
belki de sınıfta kalmıştı o ilişki ya da duygular bitti.
Bilmiyorum.
Ama oradaki benzer bir sınıftan gelmek, bir ilişkiyi yürütmek için tek ölçüt olmasa da
şu an baktığımız ilişkide, şu an gördüğümüz o mükemmel görünen ilişkide bu benzerliklerin bu ilişkiyi sürdüren bir teker olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor.
Yoksa kendi ilişkilerimizde bence çok acımasız birer yorumcu oluyoruz.
Bunu ilişkinizdeki tartışmaları romantize etmek ya da tamam da sosyal medyadaki ilişkilerde biz kavga gürültü mü görüyoruz?
Herkes mutluluğunu paylaşıyor.
Tabii ki de her ilişkide tartışma da vardır gibi bir yerden kendinizi aslında içinde hiç mutlu olmadığınız ilişkilere hapsedin de demiyorum.
Hatta siz belki jetlere biniyor, palermolarda düğünler, tatiller, eğlenceler yapıyor değilsiniz ama belki de ilişkiniz dualipan ikinden çok daha kaliteli ve güzeldir.
Bu da tek başına bir ayrım değil.
Ama bir partnerin ne kadar orada olduğunu bazı şartların belirlediğini ben unutmuşum.
Mesela ben partnerimden terapiye gitmesini her zaman beklerim.
Terapiye gitmesi kendiyle ilgili, ilişkiyle ilgili, beklentileriyle ilgili ona çok fazla içgörü sunar diye düşünürüm.
Ama günün sonunda bu belki de bana ayırabileceği bir zamandan başka bir şeye bir dilim kesmek oluyor.
E bana da zaman ayırmasını istiyorum.
Tamam bunu da yaptı.
Ama belli beklentilerim var.
Artık mesela çıkıp da sadece Kadıköy'de bir yerde bir bira içmek ve her seferinde alman usulüyle masadan ayrılmak değil.
arada bana hakikaten jestlerin yapılmasını istiyorum.
Güzel yerlere götürülmek istiyorum.
Bunu yapabilmesi için karşımdakinin belki de köpek gibi çalışması gerekiyor.
Bu köpek gibi çalışma belki bana daha az yazmasına sebep olacak.
Bu şu demek de değil.
Köpek gibi çalışıp terapisine gidip hala karşısındakine deli gibi zaman ayıran da vardır.
Ama belki o da ailesine ve arkadaşlarına çok zaman ayırmıyor.
Belki orada farklı bir öncelik değerlendiriyor.
Ama ben arkadaşları ile de belli aralıkta görüşen bir insanla birlikte olmak istiyorum.
Yakın kadın arkadaşı olan birisini istiyorum.
Ailesiyle görüşen, ailesiyle iyi anlaşan birini istiyorum.
Mesela hani sallıyorum şu an.
Bütün bunları yaptığınızda elinizde bir pasta var.
O pastadan kaç dilim çıkacağı evet biraz sizin elinizde.
Ama çok fazla dilim çıkmasını istiyorsanız dilimler biraz küçülecek.
İşte karşınızdakinin sizin önünüze ne kadar küçük ya da ne kadar büyük bir pasta getirdiği belki biraz imkanlarıyla.
İşte karşınızdaki artık Tom Holland mı, Colum Turner mı, Zendaya mı, o mu bu mu belki orada.
Ya da sizin normal Ahmet Mehmet mi artık o nokta belki değişiyor.
Ama fark ettim ki ben belki de o pastadan çok küçük bir dilim alacaksam da sadece bir çatal alacaksam da ağzımda bıraktığı tadın güzel olmasını istiyorum.
Ben lezzetli bir şey yemek istiyorum.
Evet belki dualipanın bir oturuşta bir pastayı yemeyi geçtim.
O pastaneyi alacak gücü var.
Sıfırdan bir pastayı yaptıracak ve istediği sayıda yaptıracak gücü var.
Belki benim çok yok.
Belki ben şu an çok daha kişiselleştirilmiş bir sipariş veremiyorum.
Bir şeyleri belki biraz vitrinden seçmem gerekiyor.
Ama çok büyük ve çok dilim çıkartabilirim.
Buna hem terapiyi hem bana ayrılan zamanı hem arkadaşlarına ayrılan zamanı
Hem belli bir maddi kazancı ekleyip çokça dilim çıkartabilirim.
Ama istemediğimi pasta yiyeceğim mi?
Yoksa evet belki bana düşen dilim küçülecek ama ben şöyle güzel bir çikolatalı ve kırmızı meyveli bir pasta yemek istiyorum noktasında.
Tadına vardığım şeyin bana keyif vermesini mi önceliklendireceğim?
Galiba biraz soru burada.
Kavgaları, gürültüleri romantize etmiyorum.
İlişkilerin içerisinde muhtemelen tartışmaların olmasından derin bir oh da çekmiyorum.
Ama yalan değil.
Bazen ilişkileri olan ya da uzun süredir bir ilişki sürdüren arkadaşlarımın bazı çatışmaları bana anlatması
ya da ben yaşadığım bir dilemmayı onlara anlattığımda
Simancım bu yaşanan bir şey evet bu olan bir şey demesi gerçekten bana daha az yalnız hissettiriyor.
Şimdi ben uzun bir süredir bir ilişki yapmadığımdan da belki bir ilişkinin içine girdiğimde bazı şeylerden çok korkuyorum.
Elimde bir büyüteçle her noktasını incelerken buluyorum kendimi.
Çünkü uzun süredir bir ilişkim yoktu ya eğer olacaksam dört dörtlük olmalı gibi.
Ve bunun beni belki başlangıçtan bile daha yalnızlaştırdığını fark et.
Hani başlangıçta belki umutlu ve beyaz atlı prensini bulmayı hedefleyen bir bekarken.
Şimdi hayatımda biri olursa mutsuz olacağım o yüzden yalnız olmalıyım gibi umutsuz bir yerden mi bekar olmalıyım gibi.
İşin daha böyle sanki karanlık kısmını bana gösteren bir taraf var.
O yüzden ilişkilerin pekala içerisinde tartışmalara, çatışmalara, kavgalara, zaman zaman dökülen gözyaşlarına da yer olduğunu bilmek, en azından bunun sadece benim ilişkilerimde olmadığını bilmek gerçekten rahatlatıcı.
Mutluluk noktasında da sanırım biraz açgözlü davrandığım oluyor.
Yani bir ilişki dinaminin içerisinde güldüğüm, mutlu olduğum, istendiğimi hissettiğim,
karşımdakinin böyle benden etkilendiğini belli ettiği, bana bir jest yaptığı anların zaman zaman böyle çok uzun sürmesini
ya da ilişkinin hep içerisinde normali haline gelmesini istiyorum.
Bence böyle ilişkiler var bu arada.
Yani böyle partnerine sürekli el üstünde hissettiren, bir dediğini iki etmeyen ve bunu yaparken milyoner olmayan insanlar da vardır eminim.
Sadece demek istediğim bazen böyle mutluluğun ya da bazı paylaşılan anların tıpkı böyle her gün yemek yiyorsunuz, her gün karnınızı doyuruyorsunuz, her gün istediğiniz şeyi pişiriyorsunuz ama bir gün çok canınızın istediği bir şeyi yapıp yiyorsunuz gibi.
küçük bir jest gibi anlık ve belki zaman zaman belli sıklıklarla ama zaman zaman karşınıza çıkan bir tarafı olduğunu da unutuyorum.
Bir ilişkide olay her zaman çok mutlu olmak ya da çok tartışmak ya da çok mutsuz olmak gibi siyah ve beyaz değil.
Nötr olmak, yan yana oturup bir şeylerle ilgilenmek, kahvaltı ederken oturup belki haber izlemek de olabileceğini kendime hatırlatmam gerekiyor.
Çünkü sanki ya hep tartışacağız ya da hep bir romantik komedide gibi,
hep Dua Lipa ve Colum Turner gibi yaşayacağız.
Sürekli eğleneceğiz, etkinliklere gideceğiz, birbirimizden ayrı kalamayacağız.
Hep böyle birimizin eli diğerinin götünde olacak.
Ya da birbirimizin hayatını mundar edeceğiz ve bu ilişkiyi bitireceğiz gibi bir iki yönlülük fark ettim kendimde.
Ve bunu çok eleştirdim.
Bu yüzden de aslında biraz sizinle konuşmak istedim.
Çünkü biliyorsunuz ki her sizinle konuştuğumda aslında biraz kendimi ikna etmeye, kendimi anlamaya çalışıyorum.
Çünkü hayatımda biri varsa ve böyle bana işte bir çiçek almış, beni bir yemeğe çıkartmış, bana bir jest yapmışsa havalara uçuyorum.
Ama bunun etkisi sanki çok kısa sürüyor.
Sonrasında bu insan negatif bir şey yapmasa da, sadece jestin kendisini yapmadığında,
kıçımın dibinde oturmak yerine karşı koltukta oturduğunda bunu sanki kötü bir şeymiş gibi algılıyorum.
Çünkü neden?
Birileri internette dedi ki, zaten sağlıklı ilişki böyledir.
Partnerler birbirlerine dokunmadan edemezler.
Sürekli dip dibe otururlar.
Her şeyi birlikte yaparlar.
Kahvaltı ederken de evi toplarken de dışarıda gezerken de sürekli yan yanadırlar.
Dip dibedirler.
Hep böyle ışık saçarlar demişti biri.
Biz şu an kavga etmiyoruz, tartışmıyoruz.
Kötü bir yerde değiliz ama bana iyi olarak çizilen şeyin de içinde değiliz.
Oturduk kahvaltı yapıyoruz ve haberleri izliyoruz.
Bizim ilişkimiz kötü mü diye düşünüyorum.
Çünkü ben hiç Dua Lipa ve Colm Turner'ı ayrı masalarda otururken ya da suratları biraz asıkken görmedim.
Çünkü onları ne paparazzi böyle yakaladı ne de kendileri böyle paylaştı.
Demek ki ya hep çok mutlusundur ya da insanların görmediği bir yerde kötüyü yaşıyorsundur gibi bir algı oluşmuş kafamda.
Böyle iki sayfa sadece arkası var ve önü var.
Kendimi işlerin stabil ve nötr olduğu anlarda bunun bir felaket olmadığını bilmezken buldum.
Ya çok iyi olacağız ya da çok iyi olacağız.
Evet ben mesela çiçek alınacak bana, yemeklere çıkarılacağım, sürprizler yapılacak çünkü ben de böyle seviyorum ve böyle yapıyorum bir yerdeyim kesinlikle.
Ama hakikaten bilmiyorum bu bir züğürt tesadüsü mü ama çiçeği güzel yapan da beklenmedik ve bir anda alınışı değil midir?
Ya da böyle her gün yemeğe çıkarsan zaten bugün nereye gideceğiz artık çok yavan bir soru olur ama hadi hazırlan seni bir yere götüreceğimdir ya zaten işin güzelliği.
Bu nadide güzelliklerin işin ekstrası ve belki de sürdürmeye dair daha büyük bir motivasyon olduğunu kabullenmek, bunların olmadığı her anında işi tepe taklak yapan ve ilişkinin kötü gittiğini gösteren ibareler olmadığını bilmek acaba daha mı rahatlatırdı diye düşünüyorum.
Çünkü benim yaşadığım hayatta ve normalde belki de karşıma çıkabilecek partnerin her Allah'ın günü benimle olma şansı olmayacak.
Onun olsa benim olmayacak muhtemelen.
Ama Dua Lipa'nın normali her gün farklı bir çiçeğe uyanmak olabilir.
Ve onun için her gün farklı bir çiçeğe uyanmak normal olduğu için onun beklediği bir jest ya da onun bu ilişkide partnerini çok romantik tanımlaması bir gün bambaşka bir ülkede uyanmak olabilir.
Ve tabii ki de bir insanın kendine normal olarak çizdiği standartın bile ne kadar yüksek olduğu, onun ne kadar parladığını elbette etkileyecektir.
Ben dualipa kadar parlayamam abi.
Yani ben güneşe bile onun kadar temas etmiyorum.
Belki sahip olduğu şartlar bende olsa ben bir ilişki nasıl yaşanır öyle bir gösterirdim ki.
Ya da ulan bu kadar şartı var yaşadığı ilişkiye bak denilen, elle gösterilen bir kötü örnek de olabilirdim.
Bilmiyorum.
Ama bazı ilişkiler bize olması gerektiği gibi sunulurken o insanlarla aynı yerde olmadığımız ve nasıl hayatlar yaşadığımız hikayeden çokça çıkartılıyor gibi hissediyorum.
Hala beklentilerinizi düşürmeniz gibi bir yerden bir öğüt değil bu asla.
Hiçbir zamanda olmayacak.
Canım bak senin manitan milyonlar kazanmıyor.
Sen de bir showgirl değilsin.
O yüzden gerçekçi ol ve manitanın günde 40 kere offlamasına ve surat asmasına,
boş zamanlarında da bilgisayarın karşısına geçip de lol atmasına ya da sabaha kadar futbol maçı izlemesine tamahet demiyorum.
Sadece ilişkinliği değerlendirirken bazı iyi ve kötünün bize olması gerekeni sunan bu sahte dünyanın bir çıktısı olduğunu kendimize hatırlatmakta fayda var diyorum.
Belki siz bunu çoktan fark etmişsinizdir.
Benim biraz zaman aldı.
Duyanlar duymayanlara söylesin gibi bir yerden karşınıza geçtim her zamanki gibi.
Dua Lipa Training Season şarkısını yaptığında ve her gün söylediğinde Colm Turner'ı manifest ettiğini söylemişti.
Ben de baktığınızda 6 yıldır olmamış, yürümemiş ilişkileri konuşuyorum.
Belki de ben de evrene yanlış bir şey manifest ettim bilmiyorum.
Ama günün sonunda bu kadın Be The One diye, karşısındakine adeta beni seç diye yalvardığı bir şarkı yaptığı dönemlerden de geçti.
Dua Lipa olmak çok mutlu bir ilişki yaşamasına yetmediği gibi,
aslında çok mutlu bir ilişki yaşamaması belki onu Dua Lipa yapan şey bile oldu.
Ve şimdi de günün sonunda geldiği noktanın kaymağına en güzel o yiyecek tabii ki.
Hani training season'da artık daha fazla ya işte ben senin tipin değilim ya da aradığın insan değilim bahanelerini duymayacağım artık gibi bir yer söylüyor.
Orada şey olmuştu bile ulan Dua Lipa'ya bile aynı sayfada değiliz ben senin aradığın adam değilim diyen varmış demek ki diyorum.
Var tabii ki.
O zaman Dua Lipa'nın karşısına sen ne olamam abi diyen adamlar çıktığı gibi bugün Colm Turner çıktıysa bizim de karşımıza pekala ben seni istiyorum diyen ve bunu kendi şartlarında gösterebilen insanlar çıkacaktır.
Burada aslında vermemiz gereken karar belki de şu.
Olması gereken ya da sağlıklı olduğunu düşündüğümüz ilişki gerçekten ne kadar bizimle ilgili.
Ben bu mikrofonu kapattıktan sonra biraz bunu düşüneceğim.
Bu benim yine de uzunca bir süre bazı sağlıksız ilişkilerde ne kadar debelendiğim gerçeğini değiştirmeyecek.
Ben de maalesef bazı şeyleri çok kendime reva görmediğim için belki de mutluluktan uzunca yıllar uzak kaldım.
Ama bir gün biliyorum ki hepimiz için training season bitecek.
Bu da böyle bir bölümdü.
İnsan galiba hayatını geçireceği adamı bulduğunda düğünü Palermo'da yapmakla Nirvana düğün salonunda yapmak arasında çok da bir fark hissetmiyor.
Doğru insanlarla iken parladığımız bir gerçek ama parlamadığımız her anın bu ilişkiyle değil bazen içinde bulunduğumuz şartlarla ilgili olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Benden bu kadar.
Öpüyorum sizi.
Hoşçakalın.
podcast'iniz için en uygun paketi
hemen keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
