
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
Türkiye'nin en duygusal müzik grubu iddiasında bulunan ÇOKGEÇ'ten Yiğit ve Berk'in konuk olduğu bu bölümde, geç kalmaları hep birlikte olumladık. Klişedir ama, hislerin tercümanı olan ve "relatable" duyguları kendi üretimiyle harmanlayan bu iki çocuğun sohbeti beni çok eğlendirdi. Dilerim sizi de eğlendirir. Yarın Karga'da sahnedeler ve sizi instagramda bi çekiliş bekliyodur belki. Hadi öptük!
Transkript
Herkese merhaba, Sena Kız değil misin?'e hoş geldiniz.
Bugün benim için heyecanlı bir bölüm çünkü çok uzun bir süre sonra iki tane konuğum var.
İkisi de erkek o yüzden gerçekten bizi neyin beklediğini ben de en az sizin kadar bilmiyorum.
O yüzden hep birlikte göreceğiz ama beni çok da hayal kırıklığına uğratacağını düşünmediğim iki kişiyle birlikteyim.
Çok geçten Yiğit ve Berk bizimle. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Merhaba, hoş bulduk.
Şimdi bir dakika bizi seslerimizden kim olduğumuzu anlamayacakları için ben de Yiğit merhaba.
Ben bu kadar hızlı mantığını kullanabilen erkeklere bayılıyorum.
Teşekkür ederim erkek olduğum şüphelidir yani.
Süper bu da tabii beyan esastır diye belki hatırlatmakta fayda var.
Burası herkesin platformu.
Teşekkür ederim.
Berk istersen sen başla. Seni bir tanıyalım. Bakalım dinleyicilerimize kendini nasıl tanıtmak istiyorsun.
Sonra oradan topu Yiğit'e atalım.
Tamamdır. Ben Berk, Berk Utku. Çok geçte gitar ve vokaldeyim.
Buraya çok geç olarak geldiğimiz için Yiğit'le birlikte geldik.
Psikoloji okuyorum. Son sınıfım. Yakında mezun olacağım.
İstimayla meslektaş sayılabiliriz yani bu yönden.
Onun dışında ben de sizin gibi bir vatandaşım.
Pek de diyebilecek bir şeyim yok bu konuda başka.
Hoş geldin. Peki Yiğit seni tanıyalım.
Selam ben de Yiğit.
Ben de Berk'le 2018'de falan tanıştım.
O zamandan beri birlikte müzik yapıyoruz.
Ben de edebiyat okuyorum.
Ben son sınıf değilim.
okuyorum.
O yüzden öyle yani.
Berk'le uzun sürelik bir
arkadaşlığımız var. O sırada da müzik yapıyoruz
birlikte eğleniyoruz. Öyle yani.
Bulağı çok güzel bir bromans gibi geliyor.
Öyle öyle. Biraz öyle
evet. Buraya
neden gelmek istediniz? Ben bunu çok
merak ediyorum. Genellikle benim
erkeklerde kurduğum ilişki
genellikle
tek taraflı ve benim onlara ilerlememle
oluyor. O yüzden ilk defa iki erkek buraya
katılmak istedi. Beni de çok gururlandırdınız.
Şöyle bir validation'ı alayım
sizden. Neden buradasınız çocuklar?
Ben çok centilmen bir insan olduğum
için buradayım.
Ben de katılabilirim
buna. Podcast ve yaptığın şeyi
beğendiğimiz için biz de belki gelip
böyle konuşmak, seninle muhabbet etmek istedik
yani. Ay çok tatlısınız.
Beni çok utandırdınız.
Ben zaten
Sima ile podcast'i sayesinde
tanışmıştım. Hatta podcast
dinleyip demiştim ki
ya vay böyle podcast yapan mı varmış
maşallah demiştim. Öyle tanışmıştım.
Buradan şunu anlayabiliriz ki
yeterince hayal ederseniz
ve isterseniz siz de bir gün
Sen O Kız Değilmiş'e katılabilirsiniz.
Aslında çok güzel bir
başarı hikayesi Berkin anlattı.
Benim açımdan değil mi?
Kesinlikle.
Kesinlikle.
Sonunda bir podcast'tayız.
Aynen öyle çok istediniz ve nihayet o dileğiniz kabul oldu.
Ya tabii ben de aslında bu personayı özlemişim.
Çok uzun süredir konuklu bölümü yapmıyorum ve konuklu bölümü yapmaktan ziyade aslında gerçekten enerjinin tuttuğu insanlarla konuşabilmek çok daha keyifli.
Çünkü gerçekten aslında bu bir sohbet alanı.
Yani nasıl ki hani bazen böyle birisine buluşmak için söz verirsin ama hani harbiden gidesin de gelmez.
Böyle o kahveye ya da o biraya ödediğin para bile hani seni rahatsız eder yani.
Öyle bir bölüm çekme ihtimali de olabilirdi gerçekten ama öncesindeki konuşmamızda bile o kadar enerji tuttu ki ben de genellikle o podcastta olan duygularını anlatan, farklı bir personelden çıkıp daha başkalarıyla eğlenen, sohbet eden ve belki biraz daha bir şeyleri hafife alan bir tarafa büründüm sayenizde.
O yüzden güzel bir bölüm olacağını düşünüyorum.
Tekrardan hoş geldiniz.
Sefa getirdiniz çocuklar.
Hoş bulduk efendim.
Aslında spesifik bir konu konuşmak üzere çok da anlaşmadık.
Ben size hafiften böyle hani her zamanki gibi mutlaka ilişkilere değiniriz diye bir brief verdim ama
genellikle tabii ki beyanınızdan ve cinsel yöneliminizden bağımsız olarak
Genellikle böyle buraya erkek konuk geldiğinde ben her zaman sahip olmadığım ve muhtemelen de anlamakta her zaman bir tık geri kalacağım.
Erkek bakış açısını hep anlamlandırmaya çalışıyorum.
Hani neden böyle yapıyorsunuz, neden şöyle yapıyorsunuz gibisinden.
O yüzden hem o açıdan gelmeniz çok kıymetli hem de aslında siz de podcast'a çok benzer bir şey yapıyorsunuz.
Yani bir şey üretiyorsunuz ve ben çok podcast'ta sanat diyemem ama siz sanat icra ediyorsunuz ve aslında temelini duygulardan alan bir şey.
O yüzden belki uzun süredir müzik yapıyorsunuz ama çok geç aslında yeni bir grup diyebilirim zannedersem.
Aynen öyle.
Ne oldu, ne itti sizi buraya?
Çıkarttığınız şarkı da epey duygusal aslında yarını beklerken.
biraz oradan bir bakalım
bizi bir yakalayın.
Sizden duyalım istiyorum.
Okey. Ben girişiyim
istersen Yiğit'cim.
Gayet okey.
Yani şöyle Yiğit'in dediği gibi
biz uzun zamandır müzik
yapıyorduk birlikte. Biz öyle tanıştık.
Bir gün beni bir arkadaşım aradı.
Dedi ki gitar çalmak ister misin bizimle?
Gittim Yiğit oradaydı.
Bir de stüdyodaydı.
Merhaba merhaba derken biz böyle neredeyse
6 yıldır falan birlikte müzik yapıyoruz
Yiğit'le o günden beri.
Yani
farklı projeler
yaptık birlikte.
Kimisi hiç çıkmadı daha, insan yüzü
görmedi. İşte kimisi çıktı
10 tane konser verdik.
Hatta daha fazla hatırlamıyorum ama 10-15 tane
konser verdik.
Ama en sonunda
hani bir oturup konuştuk ve
şey yaptık. Hani biz
müziğimizi insanlara çok ulaştıramıyoruz
dedik kendi kendimize.
Bunun bir numaralı sebebi bizim algıladığımız kadarıyla yaptığımız işin hep yabancı dilde olmasıydı, İngilizceydi.
Biz İngilizce müzik dinleyerek büyüdüğümüz için bu yaşa gelene kadar hep İngilizce müzik icra ettik.
Sonra şöyle şeyler olmaya başladı.
Sokakta birini görüyoruz, ben seni tanıyorum diyor.
Okey ne güzel diyoruz.
Sonra diyor ki, grubun ismi neydi?
Golden bir şey falan yapıyor.
İletişime geçemiyorduk.
Eski grubumuzun ismi Golden Shore'du.
Daha sonra biz de dedik ki biz Türkiye'deyiz şu an.
Bir süre daha Türkiye'deyiz.
Bir süre daha Türkiye'de olacağız.
O yüzden biz Türkçe müzik yapalım.
İsmimiz de Türkçe olsun, yaptığımız müzik de Türkçe olsun.
İnsanlara da yaptığımız işi daha güzel ulaştırabilelim diye düşünüp
çok geçi kurmaya karar verdik.
Sonra bu yola girince bir de şey dedik kendimize.
Hani şu ana kadar yaptık da böyle bir üstüne biraz daha koyup böyle iyice profesyonel bir iş olsa daha iyi olmaz mı dedik.
Bu yüzden de böyle biz neredeyse bir yıl kadar ne denir pasif şekilde müzik ürettik.
Bu pasif üretme de aslında şu demek oluyor.
Ha bir de Yiğit'le birlikte buluşup oturup müzik yaptık ikimiz.
müzik kaydettik, birbirimize fikirlerimizi
paylaştık, oturduk.
Söz yazdık, bilmem ne yaptık
falan filan. En sonunda işte
bayağı bir uzun
sürdü.
Geçen, yani bu ayın
başında, 7 Nisan'da ilk şarkı çıktı.
İşte 7 Nisan'da çıkarken çıktı.
Bundan sonra artık
Çok Geç ismiyle birlikte böyle
uzun bir süre devam ederiz gibi düşünüyorum ben.
Öyle hissediyorum.
Benim de sendenim böyle.
Peki neden Çok Geç?
o güzel soru
ben buna ekleme yapabilirim istersen
gerçekten dünyanın
en basit sorusunu sorduğum
bir gruba sorulabilecek
ama işte cevabı da bir o kadar zor büyük ihtimalle
hadi bakalım
ben bir şekilde tutlayıp cevap vermeye çalışacağım buna
Berk'in dediğine ekleme olarak
şöyle bir şey diyebilirim
biz önceki grubumuzu
kurduğumuzda
Berk üniversite bir deydi ben lise sonundaydım
ve hani
sen de Simay buna aşinasındır
hani herhangi bir şeyi yapmak konusunda
o işi
iyi yapabilmek baya uzun
bir zaman alıyor
hani bizde önceki grubumuzda
çok şey öğrendik dediği gibi
belki 10-15 tane konser verdik
hani Türkiye'yi gezdik
öyle bir şeyler yaptık ama
bir noktadan sonra insan diyor ki
ben temiz bir sayfa açayım
ve üstüne koyayım daha yeni
şeyler yapayım
istediğim şeyi daha iyi insanlarla
rezone ettirebileyim istiyor.
O noktada da
biz konseptin
tabiri caizse biraz daha
arabesk olmasını istedik.
Aynen.
Sonrasında sound tabii ki değişti.
Çok farklı şarkılarımız da var ama
oturup böyle
bir kafedeyken şey dedik.
Acaba
en arabesk isim
ne olabilir? Gibisinden böyle
aramızda geyik yaptık, konuşuyorduk.
Bir noktada çok geç
her şey için çok geç ismi
ortaya çıktı ve bu bana
baya arabesk ve emo geldi o anda.
Yani böyle
12 yaşında My Chemical Romance
dinleyen halime döndüm bir anda.
Böyle flashback yaşadım.
Sonra çok geçte devam edelim
dedik ve böyle
çok iyi insanlarla çalışmaya
başladık ve hani aklımızda
olan ve gerçekten
yapabileceğimize inandığımız
şeyi çok daha kaliteli bir şekilde
sunduğumuzu düşünüyorum ben. O yüzden
umarım böyle tatlı ve şeker bir şekilde
devam edecek. Sen konuşurken
bölüme bir isim buldum.
Çok geç olsun güç olmasını yapacağım
galiba bu bölümün ismini.
Bence çok mantıklı.
Bence bu tarz arabesknikler
aslında gerçekten bizim
jenerasyonun bir noktada da çok
ihtiyaç duyduğu bir şey.
Belki yani siz de aslında
bunu yaşadınız mı bilmiyorum ama
herkesin bir Müslüm Gürses erası oluyor.
Size de oldu mu?
Hani böyle özellikle lise 2-3'te bir vuruyor
ve böyle herkes garip bir şekilde
böyle Müslüm Gürses Nilüfer falan dinlemeye başlıyor.
Eski Türkçe şarkılara çekiliyor falan.
Ya aslında ben bu geçenlerde de
yeni bir bölüm kaydetmek üzerine
böyle ne yapabilirim diye düşünürken aklıma geldi
ve aslında sizle de çok konuşmak isterim bunu.
Belki fark etmişsinizdir.
duygular ya da hisler ya da artık her neyse o duygusal aktarım aslında çok değişmiyor.
Yani aşık olmak, sevmek, acı çekmek, dostluklar, onların bitmesi, hayal kırıklığı aslında bunların hepsi çok evrensel ve
jenerasyondan jenerasyona kolaylıkla değişen şeyler değil.
Ama bunları ifade ediş şeklimiz çok değişti.
Mesela önceden belki benim babam karışık kaset yapıyordu.
Şimdi siz bir müzik grubu kuruyorsunuz.
Ben bir podcast yapıyorum.
Ve bu benim inanılmaz derecede etkilendiğim bir şey.
Ve bu tarz arabeskikler de aslında bir noktada çok nostaljik.
Hem çok güncel bir şey yapıyorsun.
Turneye gidiyorsun, şarkı çıkartıyorsun.
Tamam şarkı çıkartmak yüzyıllardır olan bir şey.
Ama ne bileyim Spotify'da bunu artık yayınlıyorsun.
Ona kapak yapıyorsun vesaire.
Eski ve yeninin harmanlanması çok tatlı.
Ve böyle bir noktadan da nostaljik bir şey getirdiği için çok geç, çok bence yerinde bir isim.
Yani başarılı buldum.
Böyle hani gerçekten bazen simple is the best'tir.
O yüzden üzerine çok inanılmaz kasılmamış da bir isim gibi.
O yüzden umarım bu şekilde devam eder.
Ve yani 20'li yaşlarda bir şeylere geç kalmış hissetmek çok relatable.
O yüzden doğru yerdesiniz.
Hoş geldiniz tekrardan.
Modern dünyada öyle gerçekten ya.
Bir de şey dediklerine yüzde yüz katılıyorum.
Bu duygu aktarma muhabbetinde kesinlikle 200 yıl önceki hissedilenden çok farklı bir şey hissediyor muyuz?
Şüpheli.
Ama tabii ki daha modern sorunlarımız var bizimde.
Ama bu sorunların çıktığı yerler de benzer.
ama yani aslında da Yiğit'in de
dediği gibi bir yandan ben de hani
15 yaşında liseye giderken
işte metrobüsün camından dışarı
bakarken açıp
My Chemical Romance
Chili Peppers dinleyip mutsuz
mutsuz gezinirken
ne hissettiysem bir yandan işte müziğimi
dinleyenlerin de onu hissetmesini
istiyorum
aslında bu böyle çok şey gibi
dediği olan bu denecek gibi bir şey
hayır hayır çok tatlı bir şey söyledim
bence çünkü
Çünkü bence aslında bu çok idealist bir yaklaşım.
Yani biraz böyle belki bizim geldiğimiz kültürel arka plan da bunu destekliyordur bilmiyorum ama
genel olarak ben şunu kendimde de görüyorum, çevremde de görüyorum.
Şimdi sen söyleyince de aklıma geldi.
Biz de biraz daha hani ben yaşadım bunu, ben bu acıyı çektim.
Başkası yaşamasın ya da hani ben bundan dersimi aldım ve başkalarıyla paylaşayım ya da ne bileyim.
Ben bir aşk arısı çekiyorum bunu bir şeye dönüştüreyim.
Bir şarkıya, bir podcast'e, bir yazıya.
Derdine ortak olmak gibi bir şey de var aynı zamanda.
Aynen ve çok tatlı bir şey.
Yani senin o metrobüs camından dışarı bakarken çektiğin yalnızlığı bir başkasının çekeceği çok muhtemel.
Ve orada ona eşlik eden, onun kulağındaki sesi olmak istemek bence inanılmaz tatlı bir idealizm barındırıyor içinde.
Çok şeker bir düşünce.
Yani umarım çok çok daha fazla insana ulaşır.
Çünkü bazı şarkılar ya da bazı sesler insanın gerçekten sırtını sıvazlıyor.
Onlardan biri olduğunu bilmenin çok rahatlatıcı bir tarafı var.
Kesinlikle katılıyorum. Çok teşekkür ederim bir de yani.
Ben şöyle düşünüyorum bir yandan da hani baktığımız zaman bizim de bu işi yapmamızın sebeplerinden biri de şu ya.
Ama sonuçta biz bir müzik üretiyoruz ve aynı zamanda bizim jenerasyonumuzun ve bizim yaşadığımız insanların belki bizden daha küçük, belki bizden daha büyük şarkılarımızı dinlediğinde kendinden bir şey bulabilmesi bizim için çok değerli.
Çünkü o an çektiğin herhangi bir dert veya içinde bulunduğun herhangi bir his bir karşılık bulmalı gibi hissediyorum.
İnsanlar dinlediği şeylerden, izlediği şeylerden kendine bir şey çıkartabilmeli.
Eğer bizim gibi hisseden veya bizim gibi düşünen insanlar bizim şarkımızı dinlediğinde biraz daha rahatlayabiliyorsa
zaten karşılığını bulmuş gibi hissediyoruz ve çok mutlu oluyoruz.
Bazen insanlar yazıyor işte şarkınızı dinledim bana şöyle hissettirdi, bana böyle hissettirdi diye.
Biz çok mutlu oluyoruz yani.
Kesinlikle ya.
Benim en böyle mutlu olduğum anlardan biriydi ilk müzik yapmaya başladığımız zamanlar Yiğit'le.
Daha doğrusu şöyle ilk şarkı çıkarttığımız zaman biri mesaj atmıştı Golden Shore grubu vardı o zaman.
İşte böyle eve yürüyordum işte havada biraz soğuk yağmur yağıyordu.
böyle. Sizin şarkıyı gördüm.
Açtım dinledim eve yürürken. İşte böyle
hissettim, şöyle hissettim falan yazmıştı.
Çok mutlu olmuştum
ben açıkçası. Yani bu
karşı tarafa duyguyu geçirebilmek olayı
çok güzel bir şey gerçekten.
Ama şöyle bir açısı da var.
Yani mesela ben müzik yaparken
işte ben duygularımı müziğe dökeyim
diye yapmıyorum. Hani bilmiyorum
ben de öyle işlemiyor en azından. Ben
daha çok şey gibi oluyor böyle.
Bunu yapmayı biliyorum.
and that's the only way I know oluyor
anladın mı buna yöneliyorum ben de ister istemez
ama daha sonra
sonuç almak bundan çok yani
insanı mutlu ediyor gerçekten
bir de şöyle bir tarafı da var
mesela
seni dinleyen kişi
belki hani
neticesinde senin ortaya koyduğun bir şey
dinlediği için
sen ona eşlik etmişsin gibi
daha böyle uzaktan görünüyor
ve işte mesaj atıyorlar
İşte şunu hissettim böyle iyi geldi şöyle oldu şu anıma eşlik etti vesaire.
Ama bence dinleyici de orada kendini çok azımsıyor.
Bunu ben de çünkü çok yaşıyorum.
Bana yazdıklarında işte Yasin Ayşur da şöyle dedim ben seni çok iyi anladım.
Gerçekten işte tam düşündüğüm şeyi söyledim falan.
Ama aslında sadece dinleyerek beni bana ne kadar iyi geldiğini ve
beni aslında bir o kadar normalize ettiğini, yaşadığım ya da hissettiğim şeylerde yalnız olmadığımı,
aslında ucube olmadığımı hissettiren bir tarafı var.
Yani sadece biz üretici olarak bir şey ortaya koymuyoruz.
Dinleyici de aslında çok büyük bir eylem ortaya koyuyor sadece seni dinleyerek.
Çünkü bir noktada aslında o dinlenmek insana gerçekten sen buradasın, görünürsün, varsın çok hissettiriyor.
Bu bana çok keyif veriyor.
Benim podcast'a başlarken ki herhangi bir mottom yoktu.
Bir ayrılık atlatmaya çalışıyordum.
Muhtemelen 20 kişi falan dinler yakın çevremden diye düşünüyordum.
Ama dinlenme arttıkça ve tanımadığın insanlara ulaştıkça şey hissediyorsun.
Bir dakika ya ben galiba dünyada bunu hisseden tek insan değilim.
Ve bunu bilmenin çok iyileştirici bir tarafı var.
Yani hani tam şeyin arasında çok unik ve biricik bir insan olmak istemekle yaşadığın şeyleri tek başına yaşamak istememek arasında bir yere tekabül ediyor.
Ve ben galiba üretmenin en çok bu noktasını seviyorum.
Bir de şey de hani aynı zamanda hani genelde şey diye döner bu muhabbet dediğim muhabbet.
Biri ulaşır der ki, atıyorum Simay ben senin dediğini çok iyi anladım, ben de böyle hissediyorum der ya.
Aslında sen onu anladığın için böyle konuşuyorsun.
Çünkü insan tek kendi hissettiği bir şeyden değil de, daha kolektif hissedildiğini bildiği bir şeyden de yola çıkarak yapabiliyor bu işleri.
Biz oturup bir ayrılık şarkısı yazdığımızda işte bir şarkımız var Kurtuldum Sonunda diye.
Düz ayrılık şarkısı aslında bakınca ama bir ayrılıktan geçip de yazmadık biz o şarkıyı o sırada.
İnsanların nasıl hissedebileceğini tahmin ederek, empati yaparak birazcık da yapılıyor bu işler aslında.
Ama çocuklar bu çok korkunç.
düşünsenize eski
sevgilisiyim ben birisinin
ve adam kurtuldum
sonunda diye bir şarkı yapıyor.
Yani korkunç.
Kimseye yönelik
denmiyor aslında. Tabii bunu tam tersi
yapan da vardır hani. Sevgilimden
ayrıldım ben de gidip bir şarkı yapayım ya
falan. Siz benim ilk bölümlerimi
dinlemeyin çocuklar.
Mesela
işte farklı açılardan bakılıyor ama
sonuçta aynı yere varıyor galiba yani.
Ya galiba bir noktada o şarkıyı yaparken biz Berk'le belki buluşuyoruz bir şarkı yapıyoruz yazıyoruz ediyoruz ama o noktada bilmeden fark etmeden bir şey aktarıyoruz oraya.
O iş bittikten sonra kendi kimliği oluyor sonuçta onun ve insanlar dinlediğinde o şarkıdan istediğini alıyorlar.
Belki bizim tam kastettiğimiz şey olmuyor ama.
Aynen.
Yani umarım yani hiç kimse Kurtuldum sonunda çıktığı zaman bana mı diyor acaba demez yani.
Yok kimseye değil ya gerçekten.
Mesela bir de şey de var.
Tamam Berk anladık kimseye değil.
Şey ne denir?
Bir de böyle mesela podcast daha direkt bir iletişim yolu ya.
Hani sen gelip böyle direkt aklındakine söylüyorsun ve karşı taraf direkt duyuyor.
İkili iletişim gibi hani karşılıklı.
Ama müzik biraz daha böyle dolaylı yoldan.
Hani bunun çünkü sadece sözlerden ibaret değil ve o sözler de direkt hani konuşurmuş gibi de söylenemiyor ya.
Aslında böyle onun içinde çok böyle bir bilinç altından da gelen istemeden de bahsettiğin, istemeden de böyle karşı tarafa hissettirdiğin şeyler oluyor.
Hani mesela diyoruz ya biz burada aslında Kurtuldum Sonunda şarkısını biz bir ayrılıktan dolayı yazmadık.
Ama aslında yazarken de önceden bir ayrılık yaşadığında hissettiğin şeylerden yola çıkarak yazıyorsun.
hani sonuçta. Kesinlikle onu
diyorum aynen.
Yani şöyle bir tarafı da var.
Bir şey
ürettiğinde ve ortaya koyduğunda
şimdi aslında dediğin gibi podcast bir tık daha
yani en basitinden benim bir bölümüm
en az yarım saat sürüyor.
Siz maksimum belki beş dakikalık
bir parça yayınlıyorsunuz.
Kesinlikle. Aslında şey de
yani onun böyle nasıl desem
şimdi tam olarak
onun ismini hatırlamıyorum ama hani böyle
sulandırarak içtiğimiz
yoğun içecekler gibi
yani aslında sizinki daha böyle yoğunlaştırılmış
kıvamda bir şey.
Konsantre bir şey yani. Aynen öyle.
Aynen öyle. Ben
İtalya'da yaşadığım için kelimeler
falan arada kaçıyor
bende. Yani şey
şey de çok büyük
bir güç veriyor bence insana. Sen mesela
işte bir aydalık
üzerine ya da diyelim ki işte
hayal kırıklığı üzerine bir şey
yazıyorsun ama
birisi onu ailesiyle yaşadığı
bir problemi dinlerken yani onu
relate ederek dinliyor. Kimisi
sporda motivasyon
bulmak için dinliyor. Kimisi
sadece depresif hissetmek için. Aslında
şey de çok iyi. Sanki sen böyle
sadece bir oyun hamuru
ortaya koymuşsun ve insanların
onu şekillendirmesine de müsaade ediyorsun.
Ben en çok
bu noktasına gıpte ediyorum. Müzik
yapabilmenin mesela. Hani
ya da mesela ben modern sanattan
pek anlamam. İnsanların
bakınca ne gördüğünü çok merak ederim.
Daha direkt şeyleri seviyorum.
Ama aslında o
herkesin bakınca farklı bir anlam
çıkarttığı eserler de çok kıymetli.
Yani çok yoğrulabilir.
Ve galiba müzik yapmak da
bunun en eskiye dayanan
versiyonlarından bir tanesi.
Bunu da şeyden söylemiyorum.
Konuk geldiğiniz sizi yağlayayım
ballayayım gibi değil ama hakikaten çok
saygı duyduğum bir şey yani.
Çok gençsiniz yani.
Ben de çok gencim okey ama hani
Çok gençsiniz yani. Bir de üstüne üstünlük
erkeksiniz yani. O yüzden gurur
duydum sizinle gerçekten.
Ya dediğine katılıyorum. Hatta
şöyle düşünüyorum. Bu bahsettiğim konuda
en yoğrulabilir
olan müzik değil
bence. En yoğrulabilen olan
mesela bir tablo
atıyorum. Çünkü
müzik yine bir şekilde bir yere kadar
sözleriyle olsun, işte belki
temposuyla, belki sertliğiyle, yumuşaklığıyla,
enstrümanlığıyla bir şeyler aktarabiliyor.
ya da şöyle diyeyim daha genel geçer
öngörülmüş şeyler
aktarabiliyor.
Bir şarkıda
davul duymakla atıyorum
bir şarkıda sadece keman duymanın
arasında çok fark olabiliyor ya da temposunun
çok yavaş olan bir şarkıyla hızlı olan
farklı olabiliyor ama
bu resimde çok daha mesela
kapalı. Yani kullandığın renkler
ve fırça darbelerin sadece
elinde olan şey ya
hızlı yoğrulabilir
biraz daha orada ama müzikte de tabii ki
müzikte aslında o spektrumda bakarsan
o tarafa daha yakın. O yüzden mesela
podcast'tan örnek verdim. Ben de
podcast duygu aktaramaz kardeşim gibi değil
asla. Podcast daha direkt, daha
Yani Bertim öyle de düşünebilirsin
tabii ki. Ben de bu bölümü yayınlamam.
Öyle.
Öyle düşünmüyorum.
Yok öyle düşünmüyordum.
Yapmaz o.
Yarın beklerkeni kim yazdı?
Bu çok şey bir soru ama
Ama ya şöyle.
Sözler olarak mı, müzik olarak mı?
Sözler.
Sözlerin çoğunu Yiğit yazdı.
Evet.
Yiğit, çok üzgünüm öncelikle senin için.
Önemli değil, önemli değil.
Neden?
Anlatmak ister misin bize?
Tabii ki, tabii ki isterim.
Ya neden?
Şöyle, ilk önce şunu da söylemek istiyorum.
Yani ben sözlerini yazdım ama bu yarını beklerken yazma süreci çok uzun bir süreçti ve bizim bu projedeki ilk yazdığımız şarkı yarını beklerken.
O yüzden aslında bizde şöyle oluşuyor.
Biz bir söz yazıp üstüne şarkı yazmaktan ziyade müziği öncesinde yapıp müzik bize nasıl hissettiriyor diye bakıp öyle sözlerini yazıyoruz.
O yüzden benim için böyle işliyor.
Aynen katılıyorum ben de benim için de böyle.
Ben de bu şarkının sözlerini yazarken pandemi daha bizim için yeni bir şeydi ve çok kendimizde yalnız kaldığımız bir dönemdi.
Ben şarkıyı daha böyle hani odanda böyle dört dolar içinde yalnız kalıp hani tek yapabildiğin şey belki arkadaşlarıyla konuşmak.
Onun dışında çok da bir şey yapamıyorsun.
Ve bunun verdiği çok büyük bir mental ağırlık var bence.
Hani ben tabii kendimi yalnız kalmayı seviyorum ama belli bir noktada bu çok şiddetli bir şey olabiliyor.
Bunun üzerinden yazmıştım sözlerini.
Çok güzel. Ben aşırı beğendim bu arada.
Çok teşekkür ederim.
Yani şöyle söyleyeyim beğenme kıstasını.
Çok fazla dinleyemedim.
Çünkü gerçekten beni triggerladı yani.
Çok dinlesem beğenmeyecek miydin yani onu mu diyorsun?
Yok hayatım şimdi yanlış anlıyorsun beni bak öyle değil şöyle hemen açıklayayım.
Yani benim için ya şimdi hani çok da şey durun bir saniye düşüneyim bazen podcasterların da es vermeye ihtiyacı olur.
Mesela ben herkesin belki müzik dinleme noktasında böyle bir şeyi vardır hani.
Bir şey duyarsın, dinlersin arkada bir şekilde.
Dikkatini çekmez, aradan yıllar geçer mesela ve bir anda senin favorin haline gelir.
Benim için mesela Radiohead böyle oldu ve yeni dinliyorum yani.
Ya da ne bileyim The Last Shadow Puppets benim haberimin bile olmadığı bir grupturken
geçtiğimiz iki sene sadece onları dinledim.
İşte şu an mesela The Strokes'u keşfediyorum.
Hani çoktan zaten bilinen, keşfedilen ve belki benim akranlarımın çoktan böyle artık katmerli bir şekilde tadına baktığı şeyleri yeni yeni fark ediyorum.
Çünkü ben sadece bir eşlikçi olarak değil gerçekten daydreaming yaparken arkada bana bir şekilde sanki klip çekiyormuşum gibi arka fon olması için ya da yaşadığım şeylerle özdeşim kurabilmem için genellikle ben müzik dinliyorum.
Ve bu parça mesela, yani Yarını Beklerken'den bahsediyorum, dinleyemedim tekrar tekrar.
Çünkü gerçekten çok spesifik bir noktaya bende parmak bastı.
Beni tetikledi yani.
Fazla güzel anlattı yaşadığım bir dönemi ve ben tekrar tekrar dinleyemedim.
Beni rahatsız etti.
Yani şey gibi, Gaspar Noa filmi gibi.
Rahatsız etmek amacıyla yapılmış bir şey gibiydi.
Çünkü sevmedin mi hiç beni dediğinde ben duvar dibine çöküyorum yani.
Ve bunu da şarkıda birkaç kere söylüyorsunuz teşekkür ederim.
O yüzden oldukça başarılı buldum.
Kötü bir business plan yapmışız aslında.
Yani hani şey çok relatable çok teşekkürler bir kere dinleyebildim sadece şeklinde ama.
Hani gerçekten şey insanı bir tık belli bir ana götürüyor.
bana da aslında
Covid'den sonraki süreci
çok anımsattı kendi
hayatımda ve bu çok güzel bir şey
bence yani şu noktada senin
Covid zamanındaki o belki içinde
bulunduğun depresif dönemden
esinlenerek yazdığın bir şey bir insanın
Covid sonrasındaki bir dönemine
tekabül ediyor. Bu benim için
çok değerli bir şey bu arada. Teşekkürler bunu
söylediğin için. Gerçekten
bence başarılmış bir şey ve
yani
Biz böyle çok toyuz ya aslında yetişkinlerin gözünde özellikle yani aslında genç yetişkin olmamıza rağmen böyle bize toy gözüyle ya da deneyimsiz gözüyle bakılan çocukların tırnak içinde bir şey üretmesi ve ortaya koyması inanılmaz hoşuma gidiyor.
Yani harbiden sanki biz kanaat önderiymişiz gibi hissediyorum.
Bilmiyorum siz öyle hissediyor musunuz?
Bence bir noktada kanaat önderisiniz çünkü.
Ya kanaat önderi diyemem belki ama kesinlikle şeyi düşünüyorum.
Hani herkesin öğretmesi gerekiyor.
Çünkü biz ayrı bir şey değiliz.
Hani ayrı bir tür değiliz.
Normal iki tane affedersiniz ama gerizekalı çocuğuz biz de aslında bakınca dışarıda.
Daha çok yetişkinlerin açısından bakınca iki tane salak çocuk gibi görünüyoruz.
Diğer insanlardan çok da bir farkımız yok.
Ben çok süper zekalı biri değilim.
Süper aşırı yaratıcı, aşırı inatçı, tuttuğunu koparan bir insan falan değilim.
Aksine biraz götünü sıkmakla alakalı.
Birazcık da böyle aktifleştirmekle alakalı kendini galiba.
Ama ben herkesin bir şekilde öğretmesi gerektiğini düşünüyorum gerçekten.
Çünkü zor bir şey değil gerçekten.
Ben böyle doğmadım yani.
Ya en azından bir de şöyle bir yanı var.
Yani üretmek de en azından.
Belki biz fark etmiyoruz ama yaparken şeyleri içimizde tuttuğumuz, kendimizi sıktığımız bazı dertlerimizden kurtulup onları bir yere aktarabiliyoruz.
Bu çok sağlıklı bir şey bence.
Yani ben ne bileyim lisede gitar çalmasaydım ne yapardım bilmiyorum boş zamanımda.
Yani herhalde kendi dertlerimde boğulurdum gibi geliyor.
O yüzden bence çok önemli bir şey.
Belki katılıyorum okuluna.
Hani herkes bir şey üretmeli böyle çok şey geliyor kulağa.
Hani sert geliyor ama en azından dertlerimizden kaçabileceğimiz bir şeyler yapabilmek bence çok önemli.
Yani sağlıklı kalmak için en azından.
Aslında biraz problemlerden kaçmaktan da ziyade problemi somutlaştırmaya tekabül ediyor yapılan şey.
Yani bir şey üretme noktasına çok katılıyorum.
Ya şöyle mesela fark ettiniz mi ben kanaat önderisiniz aslında bir noktada dediğimde.
Yok hani estağfurullah ya da işte sen problemlerden kaçmak için aslında.
Ya da yani üretmek hani herkes bir şey üretmene çok sert geliyor falan.
Aslında çok böyle mütevazi davranıyoruz ve benim belki son 49 bölümdür Sen O Kız Değil Misin'de yapmaya çalıştığım şey bu mütevaziliği kırmak aslında.
Çünkü bir şey yapıyorsunuz.
Yani çocuklar bir şey yapıyoruz biz.
Ortaya bir şey koyuyoruz yani ve aslında problemlerden kaçmak yerine o problemi 4 dakikalık bir şeye indiriyorsun.
Mesela ben ilk bölümümü kaydettiğimde tamamen kendi kendime konuşmaktan artık hafiften böyle...
dedim bu çok normal değil galiba.
Ben bunu bari ses kaydına alayım.
Bir şey ortaya koyayım.
Ve sonra bana aylarca acı çektiren şeyin
20 dakikalık bir ses kaydına sınırlandırılabildiğini gördüğümde
hayattaki her şey bana çok çözümlenebilir geldi.
Aslında dertlerden kaçmaya değil de
o üretme derdi bir şeye koyup
karşına oturtup
Sonra onu bir şekilde somutlaştırıp artık çözülebilir hale getirmekle alakalı ya da çözülebilir hale getirmiyorsan bile bir noktadan sonra sanki bir vazo gibi onu alıyorsun.
Altındaki tozu siliyorsun sonra tekrar yerine koyuyorsun.
Aslında yaşanılabilir hale getiriyorsun bazı şeyleri.
Bu kadar mütevazi olmayın bence.
Yani aslında evet herkes üretmeli ve bence herkes üretiyor da zaten.
sadece bunu dile getirmekten
çok alıkonulmuş bir jenerasyonuz.
Ve bence bir noktada da kanaat önderisiniz.
Bunun için illa bir şey,
mükemmel bir buluş ortaya atmanız,
bir şey icat etmenize gerek yok.
Her zaman konuşulan konuları,
aşk acısını, ayrılığı, öfkeyi, genç olmayı bile
4 dakikalık, 5 dakikalık bir şey sıkıştırıyorsan
ve birileri gerçekten bunu relatable buluyorsa
evet bence kanaat önderirsin.
Bunu da kabul etmelisin bence.
teşekkür ederiz
ya ben zaten
onu derken belki kendimi
ifade edemedim tam olarak ama zaten
hayır çözmüyorum sana
pardon pardon
yani şey hani dediğin şeyle
çok alakalı aslında benim de söylediğim çünkü
aslında dertten kaçmak
için bir şey üretmiyoruz
ama hani ürettikçe
o dertlerle barışıyoruz dediğin gibi
aynen aynen
bence de katılıyorum o yüzden yüzde yüz
Bu da bir meditatif bir olay yani.
Hani şeyde çok da uzak değil.
Hani atıyorum sabah kalkıp yoga yapmak bir insan için aynı şey olabilir.
Ya da oturup meditasyon yapmak ya da günlük tutmak da aslında benzer bir şey olabilir.
O da bir üretme.
Üretme olarak sayılır mı?
Tabii bilmiyorum ama aslında demek istediğim oydu benim de.
Herkes üretmeli derken herkes bir şekilde dışarı vurmalı diye düzelttim mesela demek istediğim şeyi.
Dışarı vurmak çok kilit bir şey bence.
Bir de ne olursa olsun çok başka insanlarla iç içe geçmiş varlıklarız.
Biraz da böyle gerçekten yaşadığımız ya da işte ortaya çıkarttığımız şey birileri tarafından görüldüğünde, duyulduğunda sanki daha böyle kabul edilirmiş gibi de hissettiren bir taraf var.
Yani benim için öyle en azından.
Hani bazen bir şey yazıyorum, onu birine okutmak istiyorum.
İşte duygularımın ses kaydını alıyorum, onu paylaşmak istiyorum.
Ya da bazen bir şarkı coverluyorum dalgasına.
Arkadaşlarıma böyle ya şunu bir dinlesenize falan yapıyorum.
Çünkü aslında başlangıçta bunun çok kabul görme ihtiyacımla ilgili olduğunu düşünüyordum.
Ama sonra fark ettim ki sadece kabul görme ihtiyacından değil biraz da görünür olmanın getirdiği bir rahatlık var.
Yani hani şey böyle bazen bir ortama girdiğinde böyle kendinde hissettiğin işte eksiklik olarak gördüğün ya da kusur olarak gördüğün şeylerin ilk sen dalgasını geçersin ya hani başkaları fark etmeden ben zaten farkında olduğumu göstereyim onlara gibisinden bir savunma mekanizmasıdır işte.
Ya şuramda da sivilce çıktı falan dersin mesela.
Sonra birisi der sana yani hiç fark etmemiştim.
Aslında onun gibi yani bazı şeyleri dışa vurmak, göstermek çok iyi hissettiriyor.
Çünkü biri sana şey diyor.
Yani fark etmemiştim aslında falan ve o kadar da dünyanın en büyük olayını yaşamadığını fark ediyorsun.
İnsanın ayaklarını biraz da yere bastırıyormuş gibi geliyor bana.
Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle.
Çünkü kendi içinde yaşadığın zaman o çok büyüyor.
Aynen, aynen.
Hadi psikolog olarak şey yapalım, ele alalım bunu şimdi sen.
Sen ele al bakalım, ben bir izleyeyim seni.
Sen benim hocam sayılırsın, ben alamam bunu.
Peki bir grubun olması nasıl bir his?
yani konsere gitmek
ya da ben çünkü
yani Berk ile
bir buçuk senedir falan bir şekilde
etkileşme halindeyim dönem dönem
ve böyle ses kayıtlaşarak
bir noktada dertleşiyorduk
ve ben sonra
second konserine gittiğimde
bir anda Berk'in
sahneye çıkmasıyla
çok da saçma bir şekilde inanılmaz
duygulanıp gözlerim dolarak
ben bu çocuğu tanıyorum be
ben bu çocuğu benim elimde
büyüdü falan tribiyle.
Videosunu çekmiştim
böyle şey anne gibi.
Çok teşekkür ederim ya.
Çok tatlı bir anda ve
hiç de görmedim sonra.
Bana mesaj olarak
bana mesaj olarak yollamıştın.
Ben de demiştim ki orada mıydın falan yapmıştım.
Evet hatırlıyorum.
O gün çok güzel bir gündü.
Çok tatlıydı benim için ve şimdi
burada olmak, konuşmak
sizinle inanılmaz keyifli.
Ve şeyi merak ediyorum.
Yani nasıl bir şey tanınmak?
Yani kitlenin büyüklüğü hiç önemli değil.
Siz de bilmiyor musunuz?
Çünkü ben bilmiyorum.
Hiç öyle değil ya.
Mesela o gün evet o gün Second konserinde şeydi böyle.
İnsanlar gelip böyle Berk inanılmazdı falan yaptı.
Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam ettim.
Hepsi de beni unuttu böyle kesinlikle.
Çok gönüllü oldu şu anda.
Aynen.
Şey olarak demiyorum.
Bunu kabul etmek gerekiyor biraz.
Müzik işinde böyle.
Diğer işlerde çok bilmiyorum tabii ama.
Benim.
Aşk gözüyle lütfen devam et.
Ben böyle bayağı konuşacaktım.
Sen söyledin.
Lütfen.
O yüzden buradasın.
Şöyle.
Belirli bir üne.
Parantez içinde söylüyorum.
Tırnak içinde.
Belirli bir üne sahip olmadığın takdirde.
üretmeyi bıraktığın an, gözükmeyi bıraktığın an
kayboluyorsun.
Bu yüzden böyle hani
aslında böyle şey gibi de bakılabiliyor.
Birazcık da böyle Amerikan bir bakış açısı böyle.
Disney Channel'lardan falan beynimize girmiş bir şey olabilir ama
abi çocuğun grubu var falan muhabbetleri oluyor ya.
Ama mesela o muhabbette böyle artık yaş 20'yi geçince
artık şey oluyor.
Abi çocuğun grubu var falan gibi bir şeye dönebiliyor.
Anladın mı?
Çünkü ne boş işlerle uğraşıyorsun benim arkadaşım işte bilmem ne şirketinde bilmem ne gibi bir yere de dönebiliyor bir yerden sonra.
Bu sefer de sen de böyle ne hissedeceğini bilemiyorsun.
Yani sadece biz böyle orada müzik yaptığımız çevrede kolektif bir olay dönüyor.
Herkes müzik yapıyor.
İnsanlar birbiriyle tanışıyor, merhabalaşıyor.
Biz de müzik yapıyoruz.
Müziğimizi dinleyen olursa da ya çok teşekkür ederiz diyoruz.
Şu an öyle bir durumdayız.
Hani bundan sonra ne oluyor onu da bilmiyorum.
Ama şu an böyle yani.
Bence bu arada çok özür dilerim
Yiğit lütfen. Zaten Yiğit
konuştuğu anda ben şey oluyorum.
Çocuk konuşuyor şey
heyecanlı bir şekilde dinliyorum.
Çok az duyduk seni yani.
Biraz lütfen. Yok yok yani bir şey
diyeceksen diyebilirsin. Bölmeyeyim seni.
Hayatım ben söylerim.
Podcast benim zaten. Seni dinleyelim.
Doğru haklısın.
Berkin dediğiniz sürece şöyle bir durum da var
aynı zamanda. Böyle
ne bileyim litedeyken falan
ilk gruplarımızı kurmaya başladığım zaman
gerçekten kendini dünyadaki en havalı
insan falan sanıyorsun ama
bu zaman geçtikçe
ve ne kadar
müzisyenle tanıştıkça
az çok sektörün içinde oldukça şeyi fark ediyorsun.
Etrafındaki herkes müzisyen.
Herkes sürekli
konser veriyor ve bir noktadan sonra
aslında nasıl biri kalkıp
işine gidiyorsa sen de kalkıp işine gidiyormuş
gibi hissediyorsun.
yani çok güzel bir his bu arada
çünkü yaptığın işin
hani en fiziksel
anı o ve insanlar seni görmek
için oraya geliyorlar ve sen onları
eğlendiriyorsun. Bunun sonraki
heyecanı o kadar iyi ki
anlatamam ama
şey çok doğru hani mesela
biz turneye çıkmıştık belki de
önceki gururumuzla
ve hani İstanbul'da konser verdik
Ankara'ya ve İzmir'e
gittik. Döndüğümüzde
bir daha konser verdik. Bir tane de akustik
konser verdik. Dört tane konser
ardı ardı.
Konserleri veriyorsun. Kendini
en yüksek
duyguda hissediyorsun
belki ama
ertesi gün konserin olmadığı zaman
sabah kalkıyorsun ve şey oluyor böyle
oha şu anda hiçbir şey yok
ve
çok sıkılıyorum gibi hissediyorsun.
O yüzden çok garip bir duygu yani.
Çok ilişkin bir şey.
Ne yapacağım lan şimdi diyorsun. Gidip bir kahve
koyuyorsun falan böyle. Aynen.
Ve müzik biraz hani
konserler dışında beklemekten
ibaret. Çünkü
bir süreç bu.
Şarkılar yaptığın gibi çıkmıyor veya
sürekli birinden
bir şey bekliyorsun.
Hani konser ayarlansın olsun
bu olsun diye. O yüzden
çok inişli çıkışlı bir şey. Ama konser
günleri hep böyle
ben kendimi cıvıl cıvıl hissederim
her zaman yani.
Peki şeyi merak ediyorum
bir önceki
grubunuzla neden
artık biraz tamam
üretmeyi güzelledik
böyle biraz hampalı olduk
sonra bir kendimizde gurur duyduk
falan okey
biraz daha şey mi yapsak
böyle bir
dedikodu
hadi bakalım
çünkü biz aslında bizim bir ortak noktamız
daha var bu arada
size çocuklar demek bana çok
tatlı hissettirdiği için bunu söylüyorum.
Çok hoşuma gidiyor yani.
Aynı yaş grubundayız
ama yine de böyle
çok tatlı geliyor bana.
Çünkü az çok
dinlediyseniz ben
Sen O Kız Değil Misin'de biraz aslında
maalesef ki
karşı cinste yaşadığım
kötü deneyimlerin ya da kötü sonuçlanan
deneyimlerin
bir gazisi olarak konuşuyorum ve
Zaman zaman gerçekten aslında çok yansıtmasam da komik sahneler de oluyor hayatımda bununla ilgili.
Ama duygularını bir şekilde, bu sadece ilişkisel duygu değil,
duygularını bir şekilde yansıtan, bir şeye döken, ortaya çıkartan, konuşan erkek
benim çok kendi hayatımda hasret duyduğum bir şey.
O yüzden görünce çok heyecanlanıyorum.
O yüzden bu sohbet beni böyle sizi dinlerken gülümsetiyor.
Ama artık biraz da o buzu kırdıysak sektörün dedikodularını verin istiyorum bana.
Sen o kız diye misin? Bu bölümü böyle sektöre düşsün yani anladın mı?
Böyle menajerler böyle paniğe kapılsın istiyorum.
Niye dağıldınız? Neden dağıldı? Golden Shore neden dağıldı?
Golden Shore'u biz dağıttık Yiğit'le.
kötülük yaptık. Yani şöyle oldu.
Biz Yiğit'le
ikimiz iyi çalışıyoruz.
Yani böyle bir
uyum yakaladık diyeyim.
İkimiz. Hani grubun
içinden bahsetmek gerekirse.
O yüzden böyle yani yanımıza
kim gelse kim gitse böyle tam
hani o ne denir?
Sıcaklığı yakalayamadık mı diyeyim artık.
Belirli sorunlar yaşandı. Bilmem ne oldu
falan. Ama
elinde sonunda Yiğit'le ikimiz kaldık böyle.
O yüzden iki kişilik bir proje olarak
lanse ediyoruz şu anda.
Yani yanımıza üçüncü bir kişiyi
almak istemiyoruz kesinlikle şu anda. Bu böyle
çok kötü duyulabilir belki ama. Yok yok
kesinlikle hayır yani evet. Mesela geçen gün
bir arkadaşımızla konuşurken de şey demişti
hani iki kişinin olduğu yerde bir iletişim
bir huzur oluyor ama üçüncü girdiği zaman
kaos olmaya başlıyor.
Gerçekten bizim işimizde de
gerçekten öyle oldu grup içinde.
Ama daha sektörel bakınca
Yani orası biraz karışık açıkçası.
Çekiniyoruz şu anda kim ne desek diye.
Evet, üçlü ilişkiler biraz zor oluyor arkadaşlar.
Ben de biliyorum.
Ben de neyse.
Ben de hakimim öyle şeylere.
Sadece aslında çok anlayabiliyorum.
yani
benim belki aşk hayatımda yakalamak
istediğim kimyayı siz
kendi grubunuzda içinizde yakalamışsınız
bilmiyorum ileride
o yüzden bir romans
çok geçten
Berk ve Yiğit'in arasında bir şey
varmış falan duyarsak şaşırmayız
ama iki kişinin
olduğu yerden bir huzur bence de
belki evet bilmiyorum sektörde bunun
etkisi nedir falan ama
bence insanın ilk iç huzurunu koruması
daha tabii ki güzel.
Var mı peki kendinize
böyle idola aldığınız birisi?
Şey olarak değil,
büyük isimlerden bahsetmiyorum.
Çevrenizde
sizin kendinize örnek aldığınız.
Ben buna
şey yapabilirim, cevap verebilirim.
Şöyle, Berk ile bizim zaten
bu insanlar örnek aldığımız ve kendimiz
için değerli bulduğumuz insanlar ortak baya.
Zaten Türkiye gibi bir yerde
hani bizim
ilgi duyduğumuz alanlarda
çok tek tük isimler oluyor ve
zaten hepimiz bunlardan
örnek alıyoruz ama
Berkli bizim için second
çok değerli çünkü bizim çocukluğumuzdan
beri dinlediğimiz ve böyle
Türkiye'de de bunu yapıyorlarmış
gerçekten dediğimiz bir grup.
İnanılmaz bir grup bence de.
Çok inanılmaz ve sonradan
onlarla arkadaş olmak
daha Berkli
bir şarkılarında vokal yaptık
falan
çok tatlı
bravo
öyle bir an yaşadığımızda
oha falan oluyoruz ama
onlar bizim için çok değerli
Second'ın
üyelerinden bir tanesi olan
Kerem'in Evden Uzakta diye bir grubu var
o bizim için çok değerli
yani çünkü
aynı zamanda çok tatlı
ve çok humble insanlar
ve hani bizim gibi genç
insanları da bu işi yaparken
çok değer veriyorlar, destek oluyorlar.
Evet bu çok güzel bir şey
bence de.
Biz bir kez Berk'ı hatırlar
ben arkadaşımın
Parham'ın grubunda moda sahnesinde
Hangi grubunda?
Ben hangi grubunda
değil mi? Parham için bu çok
keskin bir grubu.
Kendi solopörcesinde ben yardım ediyorum Parham'a.
Moda sahnesinde bir
dayanışma konseri oldu.
Aynı gün Second'da çalıyordu ve biz böyle bir noktada hani konserlerde konser bitse de dışarıda bir güruh böyle sürekli bire içer ve aralarında iş konuşurlar ya.
Bunu yaparken Second'dan Kerem Berk ile bana böyle hani yaptığımız işin ne kadar kaliteli ne kadar iyi olduğunu söylemişti ve biz çok etkilenmiştik bundan.
Çok güzel.
Evet mutlu gitmiştim o gün yani gerçekten.
Şey yapmıştım böyle abi şu an çok mutlu ettin beni falan yapmıştım.
Çünkü biz evet onları dinleyerek büyüdük yani.
Dünyanın en klişe sorusu ne en sevdiğiniz second şarkısı?
Çünkü ben garip bir şekilde çok hakimim onlara ve inanılmaz fazla dinliyorum.
O belki sen söyle bakalım ben de söyleyeyim.
Benim galiba balıklırım, balıkçı ruhum.
Evet evet.
Onu çok seviyorum.
Onu çalmamıştım.
Second konserindeki.
Hep içinde kalmıştı.
Demiştim bunu da çalsaydım keşke falan ama.
Benim galiba
çok zor bir soru bu arada gerçekten.
Değil mi?
Aynen yeni çıkan şarkılardan benim galiba
kül olana kadar favorim.
İnanılmaz.
O şarkı bana bayağı enerji veriyor.
Bilmiyorum.
Benim boy verdim okyanusta.
Ben çok seviyorum onu.
Evet onu da çok seviyorum.
Bir de şey.
Bu balıklı ruhum, balıkçı ruhumda bahsi geçen hastane benim staj yaptığım hastane aynı zamanda.
Main karakter enerji yakalanmış.
Kesinlikle. Özgün'le konuşurken anlatmıştı sahnede falan da böyle.
Zamanında bir kız arkadaşı varmış orada yatılı psikiyatri kısmında yatıyormuş onu kaçırmış oradan jelibon yiyerek gitmişler.
O yüzden şarkıda biz gideriz ölümü
ağzımızda jelibonlar diyor falan.
Böyle tatlı tatlı olaylar var.
Aynen kısaca
Türkiye'de en
değer verip en sevdiğimiz insanlar
onlar tabii ki bir sürü isim var.
Çok var.
Ama atıyorum mesela
kimisi şey yapıyor işte kimisi
cemiyette pişiyorum dinleyerek
seviyor bu işleri.
Mesela ben hiç dinlemedim aslında.
Yani bu da böyle bir şeydir.
mesela bu da benim bir ayıbımdır belki de ama
bu da bir şey olsun
insanlar gelsin kızsın bana
ama dilerim sizde birilerinin dinleyip
böyle ilham alacağı
bir noktaya geleceksiniz diye umuyorum
umurumda oluruz öyle bir şey olursa
zaten
böyle bir umudu
bence grubun ismi taşıyor
çok geç ve zaten geç kalın
bazen böyle uyanırsın
ve
harbiden geç kalmışsındır
derse bir şeye
Ve geç kaldığını kabul etmenin verdiği müthiş bir rahatlık vardır.
Daha rahat bir şekilde hazırlanırsın.
Kahveni yaparsın, evden çıkarsın vs.
Ve bazen gerçekten geç kalmak o kadar da kötü değildir.
Belki harbiden erken de o zaman bir şey olacaktır.
Genel olarak hayata böyle bakıyorum.
Genel her şeye geç kalmış gibi bir hissiyat var bende.
Bu birazcık daha benim yaşıtlarımda olan bir hissiyattır diye düşünüyorum.
En basit şeyden atıyorum kendimi insanlarla kıyaslamayı çok sevmem ve insanların birbirlerini kıyaslaması da bence sağlıklı değil çok.
Hani şeye ayrı, imrenmek ayrı ve kıskanmak da ayrı gibi bir durum var ya.
Ama mesela sen buradasın diye diyorum mesela İtalya'dasın, psikoloji yüksek lisansı yapıyorsun, orada işte çalışıyorsun bir yandan falan ya.
Mesela ben baktığım zaman diyorum ki acaba ben çok mu geç kaldım böyle bir şey yapmak için?
hep bu dönüyor benim kafamda.
Bu bir örnek mesela. Bir arkadaşım
mesela diyor ki bana şöyle bir
iş yapıyorum. Ben çok mu geç kaldım
acaba böyle bir şey yapmak için? Ben kesin
çok geç kaldım böyle bir şey yapmak için diye
aklımda döndüğü çok oluyor yani.
Bu duyguyu çok
iyi anlıyorum.
Mesela benden
çok sonra podcast yapmaya başlayan
ve atıyorum
70. bölümünde olan insanlar var ve
bu benim 50. bölümüm mesela.
Ama sonra şunu fark ediyorum.
Belki de kendime sorduğum zaman bana bir tık daha iyi gelen soru bu. Kime göre geç kalmak? Neye göre geç kalmak? Yani biz bir zamanlar insanların maksimum yaşadığı yaş kırktı mesela. Şimdi 100 yaşına kadar yaşıyor insanlar. Neye göre geç kaldık mesela?
Hani birilerine göre çok yaşlıyız.
Mesela bundan 200 yıl önceye göre belki 25 yaş çok yaşlıydı.
Yani benim annem benim yaşımda abimi çoktan doğurmuştu mesela.
Ama neye göre geç kalmak?
Yani o zamanda insanların işte yüksek lisans vesaire gibi hayalleri yoktu.
Şimdi artık böyle yüksek lisans yapmak işten bile değil mesela.
Hani bazı şeylerde belki çok geç kaldık evet.
bazı şeylerde belki çok erken davrandık
bilmiyorum ama insan her zaman
şu soruyu sormalı kime göre
çünkü bence insanın tıpkı böyle bir
biyolojik saati gibi
sadece dünyanın ona biçtiği 365
günden çok daha farklı bir zaman dilimi
var ve herkesinki çok farklı işliyor
ve senin çok geçin
bir başkası için hala çok erken olabilir
bu bende
çok güzel bir şeydi ya
bunu
sadece aramızda bir saat
fark var ve kış zamanı
iki saat oluyor. Maksimum benim
İtalya ve Türkiye arasında iki saat fark oluyor.
Ama işte bir danışan
alacağımda ya da bir toplantıya
katılacağımda Türkiye saati
ile diye plan yaptığımız, mesela en
basitinden bu bölüm için Türkiye saati
diye plan yaptığımda bile
o bir saatte şunu fark ediyorum.
Mesela sizin için orada şu an
saat on, burada
dokuz ve ben daha yemek yemedim.
Sizin için yemek yemeye çok
geç kalınmış bir saat. Benim için çok normal.
O yüzden bunu hayatın her şeyine uyguladığında hayattan aldığın keyif inanılmaz artıyor.
Kesinlikle katılıyorum ya.
Ben de böyle düşünmeye çalışıyorum bu olaylarda.
Hani dediğim gibi böyle hissediyorum.
Ama bir yandan da hissetmemem gerektiğini de fark ediyorsun.
Tabii ki bunu fark ettiğin zaman çözülmüyor direkt ama.
Aynen.
Bir şeyin doğru.
Hani insan sadece kendini kendiyle kıyaslaması gerekiyor bir yerde.
Ya bir de şöyle bir his de var aynı zamanda.
Yani biz bazen gerçekten çok geçmiş gibi hissediyoruz ama mesela özellikle bu projede Berk'te bunu yaparken biz çok gerçekten geç kalmış gibi hissettik.
Yani şarkıları çıkarmakta, yapmakta belki insanlar o sırada bir sürü şey yapıyordu ama belli bir kendimiz için doğru olan vakit var ve bir işi yaparken herhangi bir şey olabilir bu hayatta.
gerçekten sanki ben şöyle hissediyorum
çıkması
yapılması gereken zamanda yapıyoruz
aslında kendimiz için
ve asla bunun
kağıda yazılmış bir süresi
veya bir vakti yok
o yüzden ben de bunu hatırlatıp
bazen kendimi rahatlamaya çalışıyorum
şeyi düşündürttünüz bana
belki yavaş yavaş
toparlarız artık ama
grubunuzun isminin
çok geç olması ve ilk parçanızın
isminin yarını beklerken olmasının
çok tatlı bir tarafı var. Çünkü
geç kalmış hissederek
başladığınız bir şey ve
ilk parçanız aslında
tamam belki içeriği bir tık
depresif ama
bir beklenti taşıyor
isminde yani ertesi güne
dair bir şey taşıyor yani ama iyi ama
kötü. Bu
belki de bir şeylere çok geç kalan
ya da bir şeyler için çok erken davranan
İnsanların ortak noktasının her zaman yarın olacağı gerçeğiyle de biraz özdeşleştirilebilir.
Bakılıyorum.
Çok romantiz edilebilir bir şey.
Çok pardon tamamen dediğin şeyi düşünerek yazmıştım zaten.
Hani odanda yalnız olup böyle bir noktada hiçbir şey hayatında olmamış gibi hissetmenin aynı zamanda şöyle bir yanı var.
Her zaman yarın belki bir şey olur diye bekliyorsun.
Bence bu umut verici de bir şey.
Yani o yüzden biraz çelişiyor grubun ismiyle çıkan ilk şarkının hissettirdiği duygu ama.
Ben de böyle düşündüm.
Şey olarak düşünmedim yani mesela yarını beklerken hani yarın daha kötü ne olacak gibi bir beklenti olarak görmedim.
Yok aslında.
Evet ben de hiç öyle düşünmedim.
Şarkı mutsuz, şarkı üzgün ama yarını beklerken hani yarın daha iyi şeyler olabileceği için bekliyorsun sonuçta.
İnsanın içinde o umut her zaman bir şekilde olduğu için.
Peki yavaş yavaş belki bölümün sonlarına gelirken içimden bir şey de sizi bir bölüme daha davet etmeye dair bana bir şeyler fısıldıyor. Belki dinleyeceğim o sesi ama neler söylemek istersiniz sizi dinleyenlere, o kızlara?
Kızlara mı?
Yani bu ne kadar Sen O Kız Değil Misin'i dinlemediğinizi gösteren bir şey.
Sen O Kız Değil Misin tamamen cinsiyetten bağımsız kendinde bir şeyler bulanlara seslendiğim bir şey.
Bana hep Sen O Kız Değil Misin diye çok inanılmaz saçma şeylerle beni özdeşleştirdikleri anlarla.
Sen o gece bayağı kötü sarhoş olmuştun.
Sen o kızsın falan şeklinde yaklaştıkları için koyduğun bir isimdi.
O yüzden tamamen cinsiyetsiz.
Dinleyenler de benim için o kız.
O yüzden ne söylemek istersiniz o kızlara?
Belki sen mi söylersin ben başlayayım mı?
Başlayabilirsin.
Çok sağ olasın.
Kibarlık.
Ben böyle genel bir şey söylemem gerekirse, son dediğimiz şeyin üstüne konuşmak istiyorum.
Genelde çok böyle klişe bir şey söylemek istemiyorum ama grubumuzun ismi aslında bir şaka aramızda bulduğumuz ve genelde hiçbir şey için çok geç olduğunu düşünmüyorum ben.
Bu her konuda her şeye yorulabilir gibi geliyor benim için.
Yani belki bir derdinizi çözmek, onunla bağışmak için de çok geç değil.
Belki bir şeyler yapmak için de çok geç değil.
Bizim için bu grubu kurmak ve bu müziği yapmak o an çok geçmiş gibi geliyordu.
Çünkü bütün akranlarımız zaten bir şeyler yapıyordu.
Ve biz o sırada uzun zamandır hiçbir şey yapmıyorduk.
Ama şu an insanların bize yazmasından, iyi dileklerini söylemesinden,
burada seninle konuşmamızdan da anlayacağımız üzere
galiba bu grubu kurmak ve bu müziği yapmak için çok geçti.
Değilmiş aslında.
O yüzden ben bayağı mutlu oluyorum bu konuyla alakalı.
Umarım herkes de istedikleri şey için çok geç olmadığını düşünür.
Harika.
Umarım öyle düşünürler.
Berk sen ne sormak istersin?
Hiç halka seslenmedim daha önce bu şekilde.
En geniş halka seslenme var.
Böyle sahnelerde falan oluyor.
O da şaka yapıyoruz.
Nasılsınız biz çok mutsuzuz falan diyoruz.
Gülüyorlar onlar da böyle.
İz olmasın diye muhtemelen.
Yani ne diyebilirim?
Şunu diyebilirim.
Yani her şey geçici.
Hayat çok ciddi değil.
Ne kadar aslında şu an böyle sosyal medya, internet,
koşuşturma, LinkedIn'ler
bilmem neler falan insanları bu kadar
gerse etse de
birazcık daha böyle
bir şeyleri ciddiye almayıp
belki bu şekilde biraz daha
mutlu olabilir bazı insanlar diye düşünüyorum.
Sonuçta
yani bugün için
yarın yarın ama yarın içinde
yarın bir sonraki gün. Çok karışık
bir şey söyledim gibi oldu ama.
Her zaman.
Çok iyi bir söz.
Aynen öyle.
tekrar edemem ama aynen öyle
her zaman bir yarın var
yani o yüzden
struggler olmak lazım yani
böyle biraz uğraşan kişi
biraz kendiyle cebelleşen
kişi olmak
sağlıklı gibi geliyor bana
tabi bu herkes için farklıdır
podcast'ı dinleyen
kızlar için de ne diyebilirim
hepinizi çok seviyoruz
Simay'ı dinliyorsunuz
burada Simay da çok güzel bir şey
koyuyor ortaya bizde yani dediğim gibi
ben podcast'ı dinleyerek Simay'la tanıştım
o kadar ortak arkadaşımız olmasına rağmen
bu da bir şey gösteriyor
aslında bakınca
o yüzden
hepiniz kendinize iyi bakın
demek istiyorum sadece başka
çok daha önemli bir şey olduğunu düşünmüyorum
hayatta yani şu anda
bu yaşımda öyle düşünüyorum belki 5 yıl sonra
paranın köpeği olurum bilmiyorum
o zaman ben şey yapıyormuşum
Bir bölüm kaydedelim.
Reddediyorsunuz beni.
Menajerinize ulaşmaya çalışıyorum falan.
Sen niye bana mesaj attın?
Bu maile yazacaksın.
Pardon tanışıyor muyuz?
Ama kafa gibi artık elimde ses kaydı var.
Eyvah.
İyi ki geldiniz.
Çok güzel bir sohbetti.
Ben de böyle her şeyin o kadar da depresif ve duygusal olmadığını
insanlarla sohbet edebildiğimi de bir kez
daha dinleyicilerime
gösterme şansı buldum sayenizde.
İyi ki geldiniz. Daha fazla
aslında sormak istediğim şeyler var size.
Ama bunu böyle bir
introduction olarak yayınlayacağım.
Ve sonrasında
sizi bir de böyle
sanatçı kimliğinizden bağımsız
tamamen böyle bir sorguya çekeceğim.
Bir bölüm kaydetmeyi düşünüyorum.
Hazır olun.
Çok güzel bir uyar bu kesinlikle.
yaptığınız şey çok kıymetli
çünkü öyle ya da böyle
birileri bir yerde sizi dinliyor ve anlıyor
ve bunun ne kadar iyi bir şey olduğunu
gerçekten çok çok çok
iyi anlıyorum ben de
yaklaşık iki senedir bu hissi
yaşıyorum o yüzden
benim dışımda yine bir şeyleri öğreten insanlar
buraya gelince
ben tek değilmişim gibi hissetmek
değil de oğlum ben tek değilim
lan hani harika bir şey bu
diyorsun yani hani
o kadar fazla his var ki dünyada
ifade edilebilecek. Bir o kadar
da bunu üreten ve dile getiren insana
ihtiyaç var. O yüzden bu ihtiyaçlardan
bir tanesini karşıladığınız için ben teşekkür ederim
size. İyi ki geldiniz.
Umarım işte
Berk de o sözünü verdiği başka sanatçıları
getireceğim falan onu
ayarlayalım.
Ayarlayalım.
Söylemeyecekmişim onu ya.
Çok güzel bir şey.
İsterim yani burada hani başka sanatçılarla da konuşmanı isterim.
Çünkü muhabbetin çok güzel gerçekten.
Bakalım onlar ister mi Berk artık o noktada sen işte artık şey yaparsın.
İkna ederim birilerine.
Biz teşekkür ederiz bu arada yani buraya bizi aldığın için.
Bir sonraki konseriniz ne zaman? İstanbul'da olacak galiba.
İstanbul'daki dinleyicilere mevzu yuralım bakalım.
6 Mayıs'ta Karga Art sahnesinde Kadıköy'de Get Aman, Srey, Geyiz ve Karton'la birlikte dört grup olarak çalacağız.
Bizim böyle çok geç olarak ilk konser konserimiz olacak.
Öncekinde böyle biraz yarım hazırlıklı çıkmıştık.
Ama gelenleri bekleriz.
Bilet ucuz, ortam güzel oralar tatlı yerler.
Gelmezseniz de sizi çok seviyoruz.
Online bilet alınıyor mu?
yani internetten alabiliyoruz.
Online alınmıyor. Hayır maalesef.
Öyle olsaydı bir tane alıp
hediye edecektim dinleyicilerime canım.
Biraz teknolojiyi takip edin.
Sizin adınıza
böyle bir
hediye ederiz yani.
Mesela
2-3 davetli kişi yazabiliriz
senin üzerinden de.
Bir takip edin bakalım o zaman birçok
kızlar.
Aynen öyle.
Hadi bakalım. O zaman
tekrardan teşekkür ediyorum
ve muhtemelen çok dinlemediğiniz
için podcastimi birkaç yerde anladım
bunu sağ olun. Nasıl bitirdiğimi
bilmiyor olabilirsiniz ama
her zaman
şöyle bitiriyorum. Umutsuzluğa
alışmayın. Yatağa küs girmeyin.
Birilerinin çok
geçi. Birileri için çok
erken olabilir hala o yüzden
üretmeye devam edin
işte ne bileyim.
Hoş geldiniz çok geç.
umarım çok da geç olmadan
tekrardan görüşürüz sizinle.
Umarız. Biz de tekrardan çok teşekkür ediyoruz.
Öpüyorum sizi.
Kendinize çok iyi bakın.
Görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
