
Cinsellik, seninle konuşacaklarımız var (bölüm I)
12 Aralık 2022 · 38 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
Bantmag'de bir içerik üreticisi olan sevgili konuğum Esin ile bir araya gelerek birbirimizden aldığımız cesaret ile insanın kendi cinselliğini keşfetmesi hakkında konuştuğumuz bölümümüzün ilk partına hoş geldiniz. Tabuların yıkılmasını beklemektense yıkımında rol oynamak için mikrofon karşısına geçtiğimiz ve cinselliği konuşarak normalize etmeye çalıştığımız bu bölüm ile ilgili düşüncelerinizi bekliyoruz! İyi dinlemeler!
Transkript
Sen o kız değil misin?''in yeni bölümünde bugün üniversiteden sınıf arkadaşım ve
Bantmek'te bir yazar olan
Esin Çalışkan'la birlikteyiz.
Ve bugün bence
genellikle Senokız Değilmişsin'in
içeriğinde konuştuğumuz şeylerin çok dışında
ama aslında o kadar da
konuşulması gerektiğini düşündüğüm
bir konuyu, insanın
kendi cinselliğini keşfetme serüvenini
konuşacağız. Hoş geldin Esin.
Hoş bulduk. Nasılsın?
İyiyim galiba ya. Bu sıralar
iyiyim. Ağustos ayı bitti.
Eylül olduğu için biraz daha mutluyum.
Daha iyi bir ay umuyorum Eylül'den.
Sen nasılsın?
Ben de iyiyim. İlk defa bir konuğum bana nasıl olduğumu soruyor.
İyi hissettiriyormuş.
Ben de iyiyim. Biraz heyecanlıyım açıkçası.
Çünkü çok konu kalmama ve çok bölüm kaydetmeme rağmen ilk defa ben de benim için biraz derin sular olan
ve nasıl konuşacağımı çok bilmediğim bir konuyu seninle konuşuyor olacağım.
Genellikle bir de cinsellik sanki daha kaymak tabakanın tek elinde bir konu.
konuşsa bile sonrasında alacağı karşılıklar ya da tepkiler sonucunda o kadar da etkilenmeyecek insanların konuştuğu bir konuyken
bizim bu kadar started from bottom bir yerden bunu konuşmamız heyecanlandırıyor beni.
Ama sanki bir yerden başlamamız gerekiyordu.
Ama başlamadan önce istersen dinleyicilere biraz kendinden bahsedebilirsin.
Ben de biraz heyecanlandım galiba.
Çünkü şundan aslında düşünüyorum.
Bir süredir böyle genel olarak hayatım yazı üzerinden, yazının çevresinde geçen şeylerden kazandığım için böyle şey konuşmak üzerinden bir şey yapmak böyle şey gibi sanki bu sandalye çok yeni ve bana ait değil gibi bir his getiriyor yani beraberinde.
Bir de konuşmanın şey etkisi var, zihninden çıkan şeyler aslında ne kadarı sana ait, ne kadarı yine bu konunun kendisi gibi başka şeylerden etkileniyor.
Neyse, ne yaptığıma geri döneyim.
Bir süredir yazıyorum, sürekli çalıştığım bir işim de var ama daha çok YouTube sanat alanında içindeyim diyebilirim.
Ama psikolojiyi de seviyorum.
Yani psikolojiyi başka şeylerden çok ayrı görmüyorum.
Dolayısıyla bunu sadece bir meslek olarak da görmüyorum.
Yaptığım her işin içine biraz sıkıştırıyorum diyebilirim.
Şu an böyle devam ediyorum bir süredir.
Aslında burada olmanın da belki parçalarından bir tanesi de bu.
Yani yine konuşacağım şeyin çok da psikolojiden uzak bir konu olduğunu düşünmüyorum ben de.
O zaman istersen başlayabiliriz.
Hoş geldin.
Hoş bulduk tekrar.
Ve iyi ki geldin.
Bakalım neler konuşuyor olacağız.
Aslında ben bir süredir kendi cinselliğini keşfetmek üzerine konuşmak istiyordum.
Ama şimdi şu var bu bir yalan değil.
Ya akrabalar takip ediyor.
Hani mesela bir akrabamın da 2-3 çocuğu oluyor en az.
Şimdi bu demek oluyor ki minimum 2-3 kere zaten seks yapılmış.
Şimdi ben bunu biliyorum da siz de benim bir cinsel hayatım olduğunu bilseniz ne değişir?
Hani böyle böyle biraz yıkmaya çalıştım ama belki artık hayatımın daha farklı ve daha kendi ayaklarımın üstünde durabilen bir noktasına adım adım ilerlediğim için de artık cinsellik de bir o kadar.
Tabii bana özgü ve kimse bununla ilgili bir fikir beyan edemez bu şekilde.
Yani fikir beyan eder ama bu beni ırgalamamalı gibi bir noktaya evrildi ve konuşmaya karar verdim.
ama çok mesela
bu konuyla ilgili atıyorum
erkeklerle ilgili neyi merak ediyorsunuz
sorusu kadar soru almadım
dinleyicilerden. Bunun bile
aslında konuştuğumuz konunun
çok ışık tutulmamış bir şey olduğundan
kaynaklı olduğunu düşünüyorum. O yüzden
burada oman çok daha
anlamlanıyor bu şekilde. Çünkü
ben bu konuşmayı yaparken tek başıma
değirim en azından.
Bir günah keçisi
daha var. Ama arkadaşlar Esin'de
konuştu yani falan diyebileceği
birisi var. Çok teşekkür ederim.
O zaman
belki kendi cinselliğini
keşfetme serüveninden böyle bir yavaşça
başlayabiliriz.
Buraya gelmeden bunun üstüne biraz düşünmüştüm
sahiden. Böyle bir zihnimin
tuzunu alayım diye yani. Çocukluğuma da
ufaktan bir gideyim diye.
Çünkü çocukken oldu.
İlk cinsel deneyimden bahsetmiyorum elbette.
Aslında ilk cinselliğin
ne olduğunu işte
Yani birlikte olurken ne yaptığını falan böyle bir hatırlamıyordum.
Yani başta hatırlamadığımı düşündüm.
Kaç yaşında olduğumu, nerede izlediğimi, nerede gördüğümü.
Yani yine beden parçalarını görmekten bahsetmiyorum ama bütün bir cinsel deneyimi.
Sonra şeyi fark ettim.
Bir böyle yine çok çocukken ben ilk bilgisayar alınan evim yani kendi ailemde.
Ve böyle işte MSN hesaplarımız gibi girdiğimiz bir site vardı.
Böyle o sitenin ne olduğunu da hatırlamıyorum ama bir porno sitesi olmadığını düşünüyorum şu anda.
Çünkü video karşına çıkmıyordu.
Daha çok chat yapıyordum galiba.
Yani böyle kendi yaşındaki insanlar da olabilir.
Muhtemelen tabii ki senden daha büyük insanlar da olabilir orada.
Hani öyle bir tehlikeyi de barındırıyordur belki bilmiyorum şu anda.
Ama ilk orada galiba konuşmuştum.
cinsellik üzerine insanlarla.
Ve böyle soru sormuştum.
Çünkü zaten anonimsin falan.
Ya da kimse seni tanımıyor.
Ya da böyle insanlarla ufak tefek
sexting olabilecek.
İşte altında ne var, üstünde ne var falan gibi böyle.
Gelen sorulara da böyle cevaplanıp, cevap verip
böyle heyecanlanıp hani bir şeyler yazdığımı falan hatırlıyorum.
Onun dışında da galiba çok daha sonrası herhalde.
Yani birileriyle konuşmak anlamında.
kendi bedenimi biraz olsun
böyle keşfetmek, biraz kendime
dönmek çok daha sonralara geliyor.
Belki üniversitede sayılabilir yani.
Mesela ben şeyi hatırlıyorum.
Hani o dediğin gibi bilgisayar
alınır ve mesela özellikle
biz 7-8 yaşındayken
o civardayken
porno yasağı yoktu.
Her yere girebiliyordun ama ben porno
diye bir kavramın varlığından bir haberdim.
Ve böyle mainette
komik videolar izlediğimiz,
Mesela işte yılbaşı videoları, tematik videolar falan izlediğimiz bir dönemde benim karşıma böyle pornografik bir video çıkmıştı.
Ve mesela hüngür hüngür ağlamıştım.
Çok kirli bir şeye şahit olmuşum gibi.
Şimdi ondan öncesinde düşünüyorum cinselliğe dair hiçbir bilgim yoktu.
Belki var ama çok arkayık ve hani bilmiyorum aydınlatılmış bir noktada değil.
Zaten çocuğum, çok küçüğüm.
Yani o dönemde mesela tıpkı 3-4 yaşındaki ya da 6 yaşındaki bir çocuğun yaptığı gibi belki farkında olmadan kendime dokunuyordum.
Çünkü bu bir gerginlik azaltıcı, bir nokta daha az verici bir şeydi belki de.
Ama bu noktaları hiç hatırlamıyorum.
Sadece o gördüğüm ilk erotik sahnenin bende ne kadar büyük bir dehşet uyandıktığını hatırlıyorum.
Sonra mesela, evet işte erkek arkadaşlarım oldu, hoşlandığım erkekler oldu.
Ben şu an biraz daha kendimi straight düzlemde tanımlayan bir insanım ama akışkanlığına inandığım için de çok ağzım dolu dolu böyle ben straightim diyemiyorum.
Ama mesela o dönem belki de özellikle lisede erkeklerin cinselliği algılayış şeklinden çok etkilendiğim için orada bu galiba harbiden çok kötü bir şey.
Hani ben böyle bir şeyi kendime yakıştırmıyorum gibi bir düzlemden cinselliği içeren her şeyi bir noktada böyle dolabın en üst tarafına koyup kapaklarını kapattığımı hatırlıyorum.
O yüzden benim bedenimi keşfetmem, bir şeylerden hoşlanmam, hani kalpten ziyade vücuduna başka bir bölgede de bir nabzın olduğunu fark etmek benim mesela 19 yaşıma falan tekabül ediyor.
Oldukça geç aslında.
Özellikle erkek çocuklarıyla kıyaslayınca 11-12 yaşında mastürbasyonla tanışıyorlar, vücutlara dokunuyorlar.
Gel gör ki ben 19 yaşında kendi bedenime ilk defa temasa geçtim ve çok utandığımı hatırlıyorum mesela.
Zaten aslında erkek cinselliğinin daha görünür olması onun bunların içinde daha kolay olduğu anlamına gelmiyor bence.
Kesinlikle.
Öyle bir şey var orada da.
Bir bug var yine onlar içinde.
Büyük bir bug hatta.
Çünkü şey gibi bence.
Senin daha bir keşif alanın gibi belki.
Cinsel organlar üzerinden konuşursak.
Ama böyle onlardaki sanki yine çok basit.
Ve böyle oldu bitti şeklinde.
Olup bitebilecek bir şeymiş gibi.
Hatta bu işte biraz öyle bir şey ki.
Zaten sonuçta yani.
Hadi diyelim ilk gençliğimizde erkeklerle daha çok ilişki kurduk.
yani hangi kimlikte olursak
olalım önce bir karşı cinsle ilişkilendik
diyelim. Oradan da
etkileniyoruz ya zaten. Yani öyle
bir sorun var. Oradan
etkilendikten sonra biraz kendine
dönüp belki de hani utanıyorsun.
Ya da işte
kendini yine yani keşfetmeye çalışıyorsun
diyeyim. Ama orada karşı tarafın
ne yaptığını çok bilmemesinin
farkında olmak gerekiyor bence.
Ya şimdi tabii bir de
lise ya da ortaokul çağındaki
erkeklerden bahsedince
çok bilgisiz bir insanın eline
silah tutuşturmak gibi bir şey oluyor.
Yani hani hiçbir bilgisi yok ve
sen eline çok tehlikeli bir silah veriyorsun.
Hani burada bahsettiğim cinsel organ değil ama
cinselliği alnı ve şekli.
Çünkü erkeklerin
porno endüstrisiyle bir anda
tanışması, izledikleri
pornolar ve ben eminim ki
o dönemdeki çocukların özellikle
o saldırganlığı yani oynadıkları
oyunlar bile işte daha böyle tekmelemeye
zarar vermeye ya da birbirinin beden alanını işgal etmeye dayalı oyunlar oynarken
izledikleri pornolarında ben iki kişinin ya da üç kişinin artık nasıl bir kontekste bir porno izliyorlarsa
şefkatle birbirlerine dokundukları, keyifle birbirlerine dokundukları
herkesin belli bir noktada hazdan pay aldığı pornolar olduğunu düşünmüyorum.
Hatta bu yüzden de lise çağındaki birçok erkeğin hatta belki birçok kızın da
cinselliği değer verdiğin birisiyle yapmamalısın.
Çünkü değer verdiğin bir insana böyle bir şey yakıştıramazsın gibi bir algıya sahip olduğunu düşünüyorum.
En amiyane tabiriyle insanın sevdiğine bunu nasıl yapar gibi bir algı oluşuyor.
Çünkü çok kötü.
Özellikle heteronormatif düzlemde kadının bedeninin işgal edildiği,
kadının keyif almadığı, kadının orada faz veren bir obje olduğu
ve erkeğin de işini bitirip devam ettiği.
Haliyle izleyenler tarafından da o kadının bedeninin herkese açık bir hale geldiği bir konteksten bahsediyoruz.
O yüzden de birçok insanın ben o geçiş döneminde seksin aslında gayet karşılıklı,
gayet iki tarafında deneyimleyebileceği ve dahil olabileceği bir şey olduğunu çok geç fark ettiğini düşünüyorum.
Bilmiyorum sen ne düşünüyorsun?
Kesinlikle öyle.
Bir de yine aslında bu konular çok fazla şeyle ilgili.
Bir tanesi de bunlardan bir tanesi de o içinde bulunduğumuz zaman.
mesela şu anki lise öğrencileri için ne durumda bilmiyorum.
Çünkü sosyal medya daha çok patladı.
Yani bunu da yine aklımızın bir tarafına tutmak gerekiyor bence.
Bizim kendi deneyimlerimiz biraz da bizle ilgili sahiden.
Bizim içinde bulunduğumuz zamanla ilgili.
Ben mesela liseyi köklü bir lisede okudum.
Ve görece de işte politik bir lisede okudum.
Dolayısıyla insanlar bu konular hakkında birbiriyle konuşmaktan çok çekinmezdi.
Ya da biz lisedeki işte kapıl olan popüler insanların birbiriyle cinse ilişkisi olduğu haberlerini alırdık.
Bunları konuşurduk falan böyle.
Dedikodu yapardık yani.
O insanlar da biraz daha açıktı dolayısıyla zaten.
Ama bu şu demek değil yani.
Bunun konuşuyor olmak, onları bir noktada da etiketlediğimiz,
o insanların gerçekten yani bununla ne kadar barıştıkları
ya da işte bu deneyimin yani ne kadarı onların gerçekten bir parçasıydı yani.
Bunu bilmiyoruz mesela şu anda.
Mesela lisedeki o cinsel bir paylaşma olduğuna neredeyse emin olduğunuz çiftlerde nasıl konumlandırıyordunuz?
Yani daha hafif bir kız gibi mi?
Benim okuduğum lisede de bu vardı.
Yani eğer bir kız belli bir noktada cinsel deneyime açıksa bunu herkesle yapabilir.
Çünkü onun için fark etmez.
O zaten eylemin kendisini yapıyor gibi bir algı vardı.
Ya da bu onu basitleştiriyordu.
Ya da bu eyleme eşlik eden erkek sırtı sıvazlanırken ki bu aslında toplumun cinsellik yaklaşımıyla da çok aslında küçük bir trailer yani bayağı fragmanı.
Kadının daha aşağılandığı, nasıl böyle bir şey yaparsın olduğu bir düzleme evriydi.
Hatta lisede şeydi, sevdiği biriyle yapıyorsa daha az yargılıyorduk.
Ama sevmeyeli, öyle böyle bir slut shaming değildi yani.
Ve ben buna eşlik etmesem de, katılmasam da, ben de eğer bir gün içimden bir cinsel eylem yapmak gelirse,
bana insanların ne diyeceğinin küçük bir öngösterimini görüyor gibi oluyordum.
O yüzden belki de cinsellikten uzun yıllar çok korktum ve sanki benden bana ait bir masumiyeti alacakmış.
Hatırlamaya çalışıyorum. Şu an bence en doğru kelime, sanırım popülerdi o insanlar ve biraz da ulaşılmazdı.
Şu an şey gibiydi, şimdinin İforia'sında izlediğimiz böyle biraz da toksik, biraz da popüler, diğer insanların arkalarından geçip selam verdikten sonra konuştukları kapılar gibiydi.
Dolayısıyla biraz bence tam tersi, sanki eski olan taraf bizdik gibi hissediyorum ben.
Hatta ben kendimi de öyle konumluyorum.
Çünkü o dönemlerde ben çok fazla kendi bedenimin farkında olan biri değildim.
Ve böyle lisede de kendimi fazlaca kısıtlıyordum.
Yani hem ailemden hem toplumun getirdiği belli kalıplardan bu.
Benim ailem işte sosyokinik durumunun düşük bir seviyedeydi.
Ben hala ailemle yaşamaya devam ediyorum bu arada.
Bunun getirdiği de bazı zaten işte başka dezavantajlar var.
Biraz da onun etkisiyle galiba böyle bir ulaşılmaz bir yanı vardı zaten.
Böyle olunca da kendini biraz bekletiyorsun bence.
Bunlar zaten senin üniversitede ya da muhtemelen kendi hayatını kurduğunda işte yapacağın şeylere dönüşüyor.
Biraz da gıfite ediyorsun belki bilmiyorum.
Ama bedeninle her halükarda daha geç tanışıyorsun.
Toplum da aslında bizi biraz beklemeye zaten ittiği için aslında beklerken kötü belki hissetsem bile yanlış bir şey yapmamanın rahatlığıyla uyuyorsun belki de.
En azından bugün de topluma ters düşen bir şey yapmadım.
Hani gibi.
Biraz kolay olanı sahiden.
Çünkü o zamanlarda bir sürü başka şeyle de baş etmeye çalıştığımı hatırlıyorum.
Bir kere zaten üniversite sınavı gibi bir önünde bir şey oluyor.
Ona hazırlanıyorsun bir yandan.
Ama bir yandan da böyle her şeyi yapabileceğin yaşlar.
İlk defa ne bileyim işte bara gittiğin, ilk defa yiyip içip dışarıda geç saatlerde sarhoş olduğun yaşlar falan.
Hepsini aynı anda götürmek çok zor bence.
Cinsellik de bunun bir parçası zaten.
Ama sanırım en kolay ötenenebilen parçası.
Evet.
Ben dolayısıyla onu biraz daha geç yaşlara bıraktım.
Öteleyince kendini geç kalmış hissetmiyorsun çünkü en azından içinde yetiştiğimiz toplumda.
Toplum zaten dediğim gibi senden ötelemeni, öteleyebildiğin kadar ötelemeni istiyor.
Özellikle de bir kadınsan.
Hatta bununla ben erkekler üzerinde tabii çok strengt düzlemde konuşuyoruz ama
bu biraz daha içinde bulunduğumuz dünyanın senin de dediğin gibi heteronormatif olması ile ilgili.
Ama bir kadınsan özellikle bu deneyimi ne kadar ertelersen o kadar hükmü de geçiyor aslında.
Lise 2 iken aslında şöyle keşfettim biraz cinselliğin, içimde bir şeyi hareketlendirebilitesini.
Fifty Shades of Grey çıkmıştı, seri olarak çıkmıştı.
Ben de tabii bilmiyorum yani erotik roman diye geçiyor mu ne kadar erotik olabilir bir kitap.
Çünkü okuduğum kitaplarda da birlikte oluyorlar, öpüşüyorlar, yakınlaşıyorlar falan dedim.
Bu kadardır herhalde.
Ya da mesela orgazm kelimesiyle de okuduğum kitapla tanıştım.
İnanamadım her şeyden önce okuduklarıma.
Yani iki tarafın böyle paylaşımlar yapabildiğine.
Çünkü evet bir yerde seks diye bir gerçekle yüzleştim, karşılaştım, öğrendim.
Ama aynı zamanda bunun bir sürü varyasyonu olduğuna, bir sürü fantezi içerebileceğine,
insanların adeta kendilerinden başka bir personaya bürünüp de orada seks deneyimini paylaşabileceğine inanamadım.
Ve garip bir şekilde de okurken içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim.
Ve bu bana o kadar ayıp bir şey yapıyormuşum gibi hissettirdi ki
şeyi hatırlıyorum gece yattığım zaman sanki biri alıp okuyacakmış gibi
ya da sanki yargılanacak bir aile değilmişim gibi ki kesinlikle değil.
Yatağın altına atardım mesela kitabı.
Ve aslında fark ettim ki sakladığım şey okuduğum kitap falan değil.
Sanki ben o kitabı okuduğumu birisi görürse benim içimdeki kıpırtıyı anlayacaklar korkusuydu.
Yani ben bu kadar masum bir insanım nasıl cinsel bir deneyimi merak ederim korkusu.
Çok korktum. Uzun bir süre cinsel bir his, arzu yaşamamak için çok direndim.
Yani yaşamayayım istedim.
Çünkü çok az konuşuyoruz bence.
Ben şu anda mesela bu podcast'tan önce cinsellik üzerine gerçekten arkadaşlarımla konuşmalarımı düşünüyorum.
Bir iki insan var.
Bu sadece cinsel deneyim değil bu arada.
Hatta öyle olsa zaten çok kısıtlayıcı bir şey olurdu yani.
Ama genel olarak işte herhangi bir senin bir parçan olarak cinsellik hakkında konuşmak bence çok zor.
Çünkü insanların sana dair bir kalıbı oluyor ister istemez.
Özellikle hayatında uzun süredir olan insanların.
Bunun bir kısmı ailen ama yine ailen belki burada bir kenara bırakabiliriz.
Çünkü çalışıyoruz, okuyoruz, bir sürü sosyal çevremiz var.
Ama orada bile bence cinselliği biraz böyle göz ardı ediyoruz.
Çünkü şey gibi geliyor, sanki senin gerçekten cinsellik konuştuğunda bir anda tamamen böyle bir etiket üstüne yapışacak gibi.
Ve o etiketin ne olduğundan bağımsız.
Bence etiketin kendisi öyle çok tehlikeli bir şeye dönüşüyor.
Çünkü benim cinsellik üzerine böyle cinsel olarak çok aktif olan arkadaşlarımda da bu şeyi hissediyorum.
hissi. Aslında cinsel
deneyimin hayatının çok da büyük bir parçası
haline getirmeyen ki benim için bu böyle
oldu son dönemlerde.
Ben yani cinselliği çok önemli
bulan ya da böyle ilk
ilişkilerimde artık insanlarla
cinselliği çok aklımdan geçirmeyen
biriyim. O insanla tanışmak daha
heyecan verici bir şeye dönüştü.
Ama bu da beni şu anda
bir etiketin içine hapsediyor
gibi hissediyorum bazen. Hatta
bu yüzden biraz kendimi
sanırım kötü hissediyorum. Bir anda
karşı taraf için muhtemelen
daha gerçekten kolay
olduğundan diyeyim.
Seni bir yere sokuyor ve sonra sen
orada kalıyorsun. Aslında o yüzden cinselliğin
akışkan olduğunu
belki de işte daha sık
konuşmak, paylaşmak falan.
Yani oralarda değilim hiç.
Bugün bunu söylesem yarın başka biriyim.
Başka bir deneyimde o yüzden başka bir personayım.
Demek ki bunları kabul etmek
falan çok zor. İnsanlarla
konuşmak çok zor. Yani cinselliğin
mesela akışkan olduğunu, yönelimlerin
akışkan olduğunu ben
büyüdükçe kabullendim.
Ama bir tane de kabullendiğim ve belki de
yüzleştiğim şey cinsellik
akışkan ama su gibi akışkan
değil. Çok yoğun.
O yüzden akması da zaman alıyor.
Bazen o akışkan olduğu
adeta sanki bir burun içinden geçer
bazı noktalarda takılabiliyor.
Senden önce oradan akıp gidenlerin
torklusuyla yüzleşmek zorunda
kalabiliyorsun ki bunun da
aktarım olduğunu, işte bebeğinlerimizin
yetiştiriş tarzı ya da arkadaş çevremiz akran baskısı falan da olduğunu düşünüyorum.
Ama mesela şey dedin ya hani ben insanları tanımaya daha çok odaklanıyorum falan
ama bunun da beni sınırlandırdığını düşünüyorum dedin.
Mesela ben bunu işte dating app'leri de artık daha böyle experimental kullanmaya başladığım için
daha böyle bir sanki sosyal deney ortamı gibi orada fark ettim.
Şimdi cinsel olarak açık olduğunu hissettirdiğinle karşıya
karşıdan şöyle bir hissiyat alabiliyorsun.
Sekse açıksan o zaman benimle de yapmaman için hiçbir engel yok gibi.
Bu aslında örtük bir slut shaming.
Yapmadığını söylersen de bu sefer seni gelenekçi olmakla
yani ben çok iyi hatırlıyorum birisi bana sen burada kocamı arıyorsun demişti.
Nitekim arayadabilirim.
Böyle bir sınırlandırması yok bambulun yani.
Koca arayan giremez demiyor.
Sen mi yattın kardeş?
Yani var mı bir hakikaten? Yok.
Bularım. Koca da bulurum.
Surprise to him.
Bütün erkek arkadaşlarımı bambudan buldum.
Nereden biliyoruz kocamı da bulmayacağımı?
Ama yani böyle bir algı var gerçekten.
Hani bu topluma seks düzleminin ne yapsan yaranamıyorsun.
Yaparsan dert, yapmazsan ayrı dert.
Yani peki biz nereye konumlandıracağız kendimizi?
Ya da ille konumlandırmak zorunda mıyız?
Yani ben olduğum yerde zaten var olmaya devam edemiyor muyum? İlla bir fikir ya da benimle aynı şeyleri yapan insanların içine mi dahil olmam gerekiyor hayat mücadelesini sürdürmek için? O da bir soru işareti ama daha böyle politik düzlemden eylemsel düzleme biraz yavaş yavaş ilerlemek istiyorum.
Mesela mastürbasyon hakkındaki düşüncen ya da mastürbasyonla tanışman nasıl oldu?
Mastürbasyonla ilk tanışmam bence benim ilk aslında kendi bedenime dokunabilmemle ilgiliydi zaten.
Yani bu bedenime dokunabilmeyi cinsel, erotik bazı bölgelerle sınırlamıyorum.
Ben görece insanlara az dokunan biri oldum hep.
Uzun süre böyle oldu.
Hala da bu arada hani bu böyle olmuş olabilir.
Yani bazı arkadaşlarım beni hala böyle görüyordur muhtemelen.
Bazıları için de bambaşka bir isim var artık mesela.
Hayatıma yeni girmiş insanlar için de daha başka bu.
Ama kendine daha şefkatli dokunmanın ya da kendine belki daha rahat belli bedenlerini, elini kolunu, vücudunu biraz daha estetik kullanabilmenin getirdiği bir şeyle ben aslında kendi vücuduma da mastürbasyon yapmayı da böyle basamak basamak ilerlediğim olarak bakıyorum.
Bence ilk başta kendini biraz olsun yani güzel bulmadan belki biraz olsun yani belli beden parçalarını sevmeden diyeyim.
Hani kendini sevmek gibi büyük bir yere bağlamak istemiyorum çünkü bunu.
Ama bedenin bazı parçalarını güzel bulmak gerekiyor bence.
Yani bazı parçalarını da güzel bulmazsın.
Yani bunun böyle bir getirisi ve götürüsü var yani.
Bununla biraz tanışmak gerekiyor bence.
Ve öyle oldukça da zaten kendine dokunuyorsun.
Ve mastürbasyonu da yapabiliyorsun.
Ya da başka bir oyuncakla yaparsın.
Ya da video izleyerek yaparsın.
Az önce sen pornodan bahsettin.
Ben şu an çok daha, mesela porno izlemekten daha hoşlanan biriyim.
Önceden böyle değildi.
Gerçekten senin dediğin gibi çok bir şey hissetmeden kapatırdım.
Ama şu an izlediğin pornoların biçimleri değişiyor artık mesela.
Ben mesela bir porno izleyeceksem, çok affedersin bölüyorum ama
bölüyorum ama. Gerçekten
bence insanın izlediği porno
onunla ilgili çok şey söylüyor.
Porno vardır, porno
vardır bir kere. Aynen öyle.
Yani ben bir kere
tamamen şey
gerçek olsun.
Amatör olmasın. Amatör olsun.
Böyle bir scene
olmasın. Bir sahne olmayacak.
Amatörlüğün verdiği hakikat.
Tabii tabii. Bir de mümkünse
kapıl olurlarsa tadından
ben hiç unutmuyorum bir pornoda ağlamıştım.
Yani o kadar güzel, bak seks yaptılar demek istemiyorum yani,
o kadar güzel aşk yaptılar ki ben hüngür hüngür ağladım yani.
Kendi cinsel deneyimimle, kendi bedenimi fark etmemle,
mesela orgazm benim için hep bir mitti, yani ulaşılmaz bir şey.
Kendimi belki belli noktalarda yarım kadın hissettiren bir şeydi yokluğuyla.
Halbuki hiç sahip olmadığım bir şey seni neden yoksun hissettirsin.
ama sanki
orgazminin içimde bir yerlerdi ve ben onu
bulmaktan yoksunmuşum gibi hissediyordum.
O yüzden de mesela bu amatör
pornoların çoğunda da kadınlar çok boşalmıyor
zaten. Yani ve yine de
keyif almaya devam ediyorlar. Mesela
bu bende iki tane şeye
karara, sonuca sebebiyet
verdi. Birincisi her
seks orgazma taçlandığı zaman
güzel olacak diye bir kaide yoktur.
Süreçten keyif almayı öğrenmelisin.
İkincisi tek sorun
sen değilsin Simal. Bak başka insanlar
orgazm olunmayabiliyor. Demek ki orgazm olan ya da olmayan bir şey gibi iki farklı böyle sonuca ulaşmanı sağladı.
Bir de elbette ki burada partner etkisi var. Mesela ben şu anda bunu söylemekten bir beis görmüyorum.
Yani en son işte bir süre birlikte olduğum kişiyle aslında her şey gayet yolunda giderken işte ufak bir yani cinsel deneyim
cinsel deneyim diyeyim sırasında böyle birbirinize çok uymadığınızı hissettiğiniz bir an olur.
Bu aslında birbirinize ilk dokunulmaya başladığınızda falan da olur bazen.
Yüksek hissetmeye çalışırsın ama çok öyle olmaz.
Sonra onu çözmeye çalışırken zaten o andan ince koparsın gibi.
Dolayısıyla ben oradan sonra kendimi çok kötü hissetmiştim.
Mesela onu hatırlıyorum şu anda.
Ne açıdan kötü hissettin?
Çünkü biraz da böyle galiba kendimde bir hata aradım.
Yani onun nedeni şuydu.
Ben o insanı seviyordum ki hala hani görüşmeye devam ettirdiğim biri kendisi.
Bir insan olarak yani çok keyifli bulduğum biriydi.
Ve bir şeyleri sanki oldurmayan sensin gibi hissediyorsun.
Dolayısıyla da hani çözmesi gereken de sensin gibi.
Böyle over thinkingler sonucu belli sonuçlara uğraşıyorsun.
Kötü hissetmiştim sahiden. Orada şeyi fark etmemiştim çünkü. O insanla sonra bunun üzerine konuştuk.
Ve aslında kendisi de o an orada değilmiş yani. Ve biraz da benim etkimdi zaten bu.
Ben zaten sana dair de bir şey dedi. Biraz da orada evet yani bitirmiştim falan dedi.
Ve sonrasında biz bir ilişki içindeysek ayrıldık diyeyim.
Ve biraz da onunla ilgiliymiş sahiden. Yani orada onu fark etmiyorsun bazen.
Yani o deneyimin biraz da kendine dönüklüğünün, dolayısıyla kendi bedeninle o anda ilgileniyor olmanın biraz insana kötü gelen bazı anlarda bir yanı var bence.
Yani bir partnerle birlikte olduğunu hiç unutmamak gerekiyor.
Bence belki de sorun bir partnerle olduğunu ya sürekli aklının bir kenarında tutmak ya da tamamen unutmak.
Yani aslında hiç ortada olduğun sürece işler yolunda gidiyor.
Evet kesinlikle.
Yani bir partnerle olduğunu unutmak genellikle yine heteronormatif düzlemde konuşuyorum.
Erkeklerin sıklıkla yaptığı bir şey.
Seksin de paylaşıma açık bir şey olmasından kaynaklı olarak inanılmaz bir performans anksiyetesi doğurduğunu düşünüyorum.
Evet.
Karşımdaki belli bir hazla erişemediyse kendimi sorumlu tuttum.
Ben bir hazla erişemediysem yine kendimi sorumlu tuttum.
Hani oradaki insanın da belki üstüne düşen bir şeyler olduğunu ya da belki de benim belli noktalarda yönlendirme yapabileceğimi hiçbir zaman düşünmedim.
Bu da bence kendi bedenimi ne kadar geç tanıdığımla ilgiliydi.
Ve mastürbasyonun kadınlar için neden bu kadar anormalize edildiğini de hala daha anlamış değilim.
Mesela erkeklerin bu belki günde birkaç kere ya da haftada birkaç kere yaptığı bir şeyken sanki benim böyle dolapta tuttuğum pahalı şarap ve sadece özel günlerde açıyormuşum gibi çok kısıtlı anlarda neden böyle bir şeye başvurduğumu da çok sıklıkla düşündüm.
Ama gerçekten şu var ki bence mastürbasyon bir zorunluluk aslında.
Bir şeylerden ileriki süreçte bir noktada daha keyif almak istiyorsan.
Bu sadece cinsel deneyim düzeninde değil.
Gerçekten kendini tanıdığında daha özgüvenli oluyorsun.
Çünkü kendine dair bir kilit daha açılmış oluyor.
Yani ben mesela hoşuma neyin gidip gitmeyeceğini bilemediğim sürece bunun karşındakine de aktaramam.
Ve hani dedin ya mesela o cinsel deneyim esnasında partnerimle aslında orada değilmiş o da diye.
Bu aslında seksin ne kadar büyük bir iletişim kanalı olduğunu da gösteriyor.
Yani konuşuyorsun aslında sadece ağzında değil beden dilinde konuşuyorsun.
Belki çıkardığın bir sesle, belki bir bakışınla ya da vücudunun verdiği bir reaksiyonla konuşuyorsun.
Bu iletişim kanalını ben özellikle içinde bulunduğumuz jenerasyonda ve ülkede bizim için böyle yabancı bir dil falan olduğunu düşünüyorum.
Yani seks böyle bizim için Almanca falan.
Sadece kulağa karşılığını aldığımız var.
Konuşmaya gelince anlamıyoruz da konuşamıyoruz da gibi hissediyorum biraz.
O yüzden aslında dönüp çalışmaya geliyoruz.
Benim de ortasında söylediğim, yani çok az cinsellik konuşuyoruz.
Çok az insan cinsellik konuşmaya biraz tahammüllü var bence.
Çünkü biraz da korkuyoruz yani.
Şunu da yine düşünüyorum.
Ben biraz cinsellik konuşmayı kendimi daha güçlü bulduğum noktalarda yapmaya başladım.
Evet.
Politik olarak mesela kendimi artık daha politik konumladığım, daha queer konumladığım,
daha kendi istediğim işi yapabildiğim ve maddi ve manevi olarak biraz daha özgür olabildiğim bir noktada da
cinsellik konuşmakta daha rahat oldum.
O yüzden biraz da
bazı şeyler çok sonradan kazanılıyor.
Yani bir öğrenci şu anda
20 yaşında üniversiteye başlasa
25 yaşında mezun oluyor.
Ve o arada yani bayır aşağı
giden bir ekonomide ailesine inanılmaz
bağımlı. Bir yerlere
çalışmaya kalksan yine 3 kuruşa çalışıyorsun
ve yine ekonomik bağımsızlığını kazanamıyorsun.
Yani
belli şeylere de çok mecburuz ya.
Belli sosyal çevrelere de çok mecburuz mesela.
Cinsellik biraz sınıfsal aslında.
Kesinlikle öyle.
kazançlı gibi düşünülebilir.
Yani başına bir çorap daha örmüyor
gibi. Ama bu da bence
mutsuz jenerasyonlar doğuruyor.
Benim annemin
en yakın arkadaşı, çok severim.
Benim için böyle gerçekten bir anne yarısıdır.
Bir teyzedir. Bana
şeyi söylemişti şimdi.
Ben de görece çok açık görüşlü bir ailede
yetiştirildim.
Hiçbir şeyim kısıtlanmadı.
Her zaman kendi bildiğim yolda ilerledim.
Ama hiçbir zaman ailemle bir
Seks konuşması yapmadım.
Yani hiçbir zaman annem beni karşısına alıp
kızım bak lütfen kendine dikkat et, korun ya da bir şeye ihtiyacın olursa ben buradayım demedi.
Biliyorum ki hissettirdi her zaman varlığıyla.
Ben bugün başıma bir şey geldiğinde arayacağım ilk insanın annem olacağını biliyorum.
Ama sanki şeydi böyle cinsellik bizim için bir kapalı kutuydu.
Ve o kutu açılırsa ben içindekileri istemeye başlayacağım diye korkuyordum.
Yani sanki cinsellik konuşmasını benimle yaparsa ben o saniye seks yapmaya başlayacağım gibi düşünüyordu.
Ve beni seksin getirilerinden korumak adına seksi hiç konuşmamayı tercih etti.
Konuşursa merak edeceğim.
Merak edersen de seksin o getirileri, o problemli tarafları beni bulabilir gibi.
Çok anlıyorum.
Ve ben şunu da işten çeviriyorum.
Simay zaten yolunu bulur.
Simay zaten öğrenir.
Zaten bilir.
Ama bu böyle olmamalı.
Yani birilerinin benimle konuşması gerekiyordu bunu.
Hani ben evet kendi başıma araştırıp HPV aşımı oldum mesela.
Kendi başıma araştırıp bir jinekolog buldum ve düzenli muayeneye gidiyorum.
Kendi özgür irademle jinekologundan bazı testleri talep ediyorum.
Düzenli STT kontrolüme gidiyorum.
Ama biri benimle bunu konuşsaydı fena mı olurdu?
En azından bu toplumda bir gram daha kabul görmüş hissetmek fena mı olurdu?
Yani kendi kabul görmeye de bu kadar aç olduğumuz bir düzlemde.
Hani o yüzden ben bilmiyorum bir gün ebeveyn olayım ama yapacağım ilk şey böyle o çocuğun konutluğunu kesilir.
Bana verirler o çocuğu.
Derim ki bak kızım oğlum ya da kendini nasıl tanımlıyorsan.
Seks var.
Ve yapacaksın yani bunu bir gün.
Çünkü şimdi çok konuşuyorum ve insanlar şey diyecek sen niye konu kaldın ki bu kadar konuşuyor sanırım.
Lütfen beni böl.
Ama mesela biz seksi meşrulaştırmak için çok genç yaşta evlenmiş insanların çocuklarıyız.
Bunu bir kabul edelim.
Ben içten içe bizim ebeveynlerimizin de
ulan acaba bizim çocuğumuz bir yerlerde seks yapıyor olabilir mi diye düşündüğünü düşünüyorum.
Siz zaten bir noktada belki seks yapabilmeyi meşrulaştıran bir jenerasyonsunuz.
Biz bunu evliliksiz yapmak istiyoruz.
Bu kadar zor mu yani merak ediyorum.
Orada zamanın değişmesinin bence onlar üzerinde büyük bir etkisi var.
Benim annem için mesela şöyle bir şey var.
Annem benim yani seksi ya da cinselliği bir kenara bırakalım.
Regle olmak üstünde bile benimle konuşmamıştı.
Ama şöyle bir yerden.
Bunu o kadar normal görüyordu ki.
Mesela şeyi hatırlıyorum.
Bir hafta sonu biz hep ufak tefek sahillere falan kaçardık.
Ve ben regle oldum.
İlk reglim o zamandı yani.
Tamam yarın denize gitmeyeceğiz.
Ama okey söyleriz şimdi babana falan dedi böyle.
Ben abi ne oluyor yani kan falan geliyor şu an falan gibi bir yerdeyim mesela.
O kadar basitti onun için.
Farkında değildi yani benim üzerinde bunun ne etkisi olduğunu.
Ben biraz cinselliğe de öyle baktığını düşünüyorum.
Sadece cinsellikte şöyle bir fark var.
Benim annem biraz bu konuda ebeveynliği yani tersine çalıştıran biridir.
Her şeyi benimle konuşmak zorunda değilsin.
Ben seni yani her türlü zaten seviyorum.
seviyorum yani bunları konuşmayalım mümkünse
falan diyen biridir yani.
Seni her
söylediklerinle birlikte kabul edip
seviyorum yerine, yo bunları hiç söyleme
ama umurumda değil.
Söylemeyi kendine de kabul edin.
Aynen gibi bir anlayışı var. Garip yani o noktada.
Ya şey mesela
ben özellikle hani bu
sokak röportajlarında falan
belli bir jenerasyonun
gençlerin yakınlaşmasına bu kadar öfkelenmesinin
sebebini aslında
onların cinsel arzuları olduğunu düşünüyorum.
Onlar çünkü o kadar bir noktada partnerleriyle bir araya geldiklerinde, o kadar kısıtlı anlarda ve yasaklı anlarda bir araya geliyorlar ki zaten yapılabilecek ya da yapılmıyorsa bile akla düşen ilk şey cinsel deneyimin kendisi oluyor.
O yüzden de hala bizim öyle olduğumuzu düşünüyorlar.
Hani hala iki genç bir araya gelirse cinsel bir şey yaşayacaklarmış gibi.
Halbuki eğer gerçekten toplum bizim seksi yapmamızı istemiyorsa seksi normalleştirmekten başlamalı.
Mesela bunu bu kadar büyük bir soru işareti, bu kadar büyük bir bilinmezlik olarak tuttukları sürece gençler her zaman buna çok daha istekli olacak.
Ama bu da demek değil.
Yani konuştuğumuz zaman jenerasyon seksi bırakacak.
Hayır. Bu herkesin kendi deneyimi.
Yani ben hala şeyde zorlanıyorum.
Neden ebeveynler çocuklarını cinselliğe yakıştırmaz?
Keza neden çocuklar ebeveynlerini seks yapmaya yakıştırmaz?
Mesela benim lügatımda şey düşünürdüm ben hiç.
Yani 30 o kadar geç bir yaştı ki ben çocukken.
Herhalde 30 yaşından sonra insanlar seks yapmıyordur diye düşünüyordum.
Şu an 24 yaşındayım.
30'uma çok az kaldı yani.
Birkaç ay sonra 25 olacağım.
Diyor ki galiba seksin bir 60-70'e kadar gideri var.
Bölümümüzün devamını dinlemek için profilden bir sonraki bölüme geçebilirsiniz.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
