
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
herhalde Ezgi'ye duyulan hayranlık, tüm Türkiye olarak Eurovision ya da herhangi bir maç dışında ortaklaştığımız en yeni şey oldu son dönemde. bu linç kültüründe bu denli sevilmesi, herkesin ona gıptayla bakması elbette tesadüf ya da şans değil. Ezgi de bunu, evimin mavi koltuğunda beni onurlandırdığı sohbeti ile hepimize gösteriyor aslında. 27 yaşımda, aramızdaki tam 10 yaşla, canım Ezgi bana ve hepimize "ben büyüyünce Ezgi Güçlü olucam" dedirtiyor. Bu peri kızının sohbetine buyrunuz hoş geldiniz.
Transkript
Herkese merhaba. Sena Kız Değilmişsin'in yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün benim için çok heyecan verici bir bölüm.
Podcast sayesinde gerçekten hayran olduğum insanlarla bir tanışma, oturup konuşma şansım oldu ama bu benim için çok başka.
Böyle karşılıklı bir aşk hikayesi benim için ve hayatta çok da tatmadığım bir histir yani bir abla gibi görülmek.
Onu da bana yaşatan birisiyle birlikteyim.
Bugün sevgili Ezgi Güçlü bizlerle şu an bütün Türkiye'nin böyle hayranlıkla izlediği ve nazar değmesin.
değmesin. Şimdiye kadar kimsenin böyle abi ya bilmiyorum demeden deli deşe sevdiği bir karakter
yani. Hepimizin göz bebeği. Hoş geldin. İyi ki geldin. Hoş buldum. Nasılsın Ezgi? İyiyim. Çok
mutluyum şu anda burada olduğum için. Gerçekten bu girişleri dinliyorken şu an bunun içinde olmak
inanılmaz bir şeymiş. O bana ait o mutluluk. Çünkü ben hani seni dışarıda gördüğümde bir yerde
karşılaştığımızda hep abi ben bu kızın
hayranıyım ya da gittiğim bir yerde
Ezgi burada mı diye ararken
senin beni dinliyor olman
bana çok keyif veriyor ve aramızda
tam 10 yaş var. Benim hani kesinlikle
17 yaşındayken evet olduğum
Sima'yla şimdi karşımda
oturan Ezgi'yi belki aynı yere
bile hani oturtamazdım.
Ama baktığım zaman yaşların
ne kadar değiştiğini yani 17 yaşındaki
birisi 10 yıl önce neye
tekabül ediyordu şimdi neye tekabül ediyor
Hem görme açısından benim için çok böyle net bir örneksin.
Hem de gerçekten benim de senden çok öğrendiğim şey hem oluyor bu süreçte ki zaten biraz dinleyicilere onu göstermek için de seni çağırdım.
Yani inanılmaz bir sohbetin var.
Hem de sana dair insanların çok merak ettiği şeyler var ve ben de seni bir tanısınlar istiyorum.
Yani bizim o gördüğümüz mükemmel şey hakikaten ne yaşıyor içinde, nasıl birisi?
Ama önce bir seni tanıyalım.
Sen kimsin, nesin, niye bu kadar seviliyorsun?
Bir bilmek çok isteriz.
Şu an annemin deyişiyle Big 5 Ezgi'yim.
Öyle söylüyor herkese.
Zaten beni tanıyanlar varmış.
TikTok'tan görenler bu programdan önce.
Takip edenler, sevenler işte tarzından, dansından falan.
Ama sonrasında işte bu programla daha da büyük bir hype yakaladım.
Ve gerçekten bir sürü insan beni sevmeye başladı.
Bunun bir noktada olacağını biliyordum aslında.
Ama şu andan olması beni ben olduğum için seviyor olmaları.
En azından bu programın bunu insanlara sunması benim için çok değerliydi.
Öyle şu an.
Neler yapıyorsun hayatta şu an?
Şu an mezun oldum sonunda.
Şunlar olsun.
Liseden mezun olabildim.
Tatil, tatil modundayım.
Yani biraz daha işte ders çalışmaya da ara verdim artık.
Şu an full işte 18 olmanın heyecanını yaşıyorum.
İnşallah olacağım.
Öyle geçiyor günlerim.
Çok daha rahatım yani şu anda.
Kışa, yani önceki aylara kıyasla.
Peki şimdi 17-18 yaş.
Ya bir de çok güzel yaşlar.
Ben hatırlıyorum benim 17 açık ara en sevdiğim yaşlardan biriydi.
Mesela sonrakini biraz düşündüğümde belki 23 diyebilirim.
17'nin böyle bir güzelliği bir heyecanı vardı.
Yani o hayatta birçok şey sanki yapman için geçmen gereken bariyer olan o 18'den hemen önce.
Sanki hala çok da sorumluluğun yokmuşu yaşayabileceğin son yaş gibi.
Ama baktığımızda senin 17'de yaptıkların açısından çok da yoğun.
Yani verdiğin kararlar olsun, belki Big Five'dan ayrılmak olsun, sonra belki kariyerinle ilgili daha şimdiden attığın adımlar olsun.
Çok radikal kararlar alıyorsun ama bu hayat kararlarını vermekte kendine öncü seçtiğin bir şeyler var mı?
Yani bu kararları nasıl verebiliyorsun, ne yapıyorsun?
Ne kadar görünür olursan ol, sen de aslında 17-18 yaşında bir genç kızsın hala ve Türkiye'de yaşayan bir genç kızsın.
Ve muhtemelen insanlar gördükleri o mükemmel kızın da belki benzer kaygıları olduğunu çok da düşünmüyor.
Yani seni biraz insan olduğunu belki unutuyorlar bile ve o yönünde sen nasıl temas haline kalabiliyorsun?
Ya şöyle bence bu kadar en azından kararlarımı rahat verebiliyor gözükmemin sebebi kendimi tanıyor olabilmem.
Çünkü mesela ben Ezgi kim? Ezgi neyi istiyor? Ezgi neyi istemiyor? İleride ne olmak istiyor?
Bunları tam olarak bir cevabım olmasa da bir şeyler var aklımda.
Ve bunların gerçekten bunların birilerinin sebebi kendim üzerimde ben bir süredir işte kendime zaman geçiriyorum işte bunların farkına varıyorum.
Böyle olunca da gerçekten insan kendini tanıyınca anlıyor ne isteyip istemediğini.
Bunun olduğunu düşünüyorum aslında.
Kendini tanıma işini nasıl beceriyorsun?
Çünkü ben hala zaman zaman ayağım tökezliyor ya da bazen bazı şeyleri olduğumu zannettiğim simayla hiç meçleyemiyorum ve çıldırıyorum yani.
Ya da hani sayın Ekayit'ten önce konuştuğumuz bazı şeyler mesela.
Hani benim olduğumu zannettiğim Sima'nın yapmayacağı hataları hala düşüyorum.
Ve nasıl tanıyorsun kendini?
Çünkü çok da değişime inanılmaz açık yaşlardasın.
Of böyle söylemeyin.
Nefret ediyorum yani.
Şey sürekli bizim zamanımızda falan olmak istemiyorum ama.
Kendini tanımak çok zor iş ya.
Kesinlikle.
Ve bence çoğu insanın en zorlandığı ve görmek istemediği, çalışmak istemediği şey
kendiyle zaman geçirmek olduğunu düşünüyorum.
Bu aslında şöyle oldu. Ben lise başında
işte lise 9-10'dayken
bir arkadaş grubum vardı okulda ve
toksik bir ilişkimiz vardı. Hani
iki tarafta tam ne istediğini bilmiyor.
Hem arkalarından konuşuyor. Hem
güzel de zaman geçiriyor falan.
İşte çok böyle artık dedikodu dönmeye
çalışıyor. Erkek dedikoduları, arkadaş
dedikoduları. Hoşuma gitmiyordu. Bir şey
yani o dramanın dönmesini istemiyordum
ben. Ve kendim evimin yakınında bir sahil
vardı. Dedim ki ben bu grupla
sırf yalnız kalmamak için bu grupta oturacağıma
giderim tek başıma zaman geçiririm.
Zor bir şey. Gerçekten zor bir şey.
Sıkılıyorsun. Yanında kimse yok.
Bir şey dinlemiyorsun. Olay yok.
Ama böyle bir şey oldu bana ve ben
sonra yazın her gün o denize
gittim. Oturdum. Şarkı dinledim.
Sıkıldım. Hiçbir şey yapmadım.
Küçük bir defterim de vardı. Oraya
aslında manifest de etmiş oldum.
Şunları şunları yapmak istedim ama o zaman
daha yine manifest nedir ne nedir
bilmiyorum. Öyle bir döneme
girdim. Zaten o dönem dansta bu sefer
daha çok dansa gitmeye başladım.
Orada bir arkadaş çevresi
edindim. Benden büyük insanlar vardı.
Orada insanların hedefleri vardı.
Oradan işte çekimler
oldu. Konserlere gittim.
Bilmem nerelere gittim. Öyle olunca
dedim ki ya başka bir hayat varmış.
Hani bu lise dışında, bu arkadaş grubu
dışında başka bir hayat varmış. Ve
bu sefer bilmiyorum işte kitaplar okumaya
başladım. Videolar izlemeye
başladım. Yani gerçekten
o aslında kendinle zaman geçirmenin ne kadar önemli olduğunun farkına vardım.
Muhtemelen insanlar bunun farkına o kadar varamıyor.
Çünkü hep yalnız kalmayayım, etrafında insanlar olsun dedikçe
bunu erteliyor ve kendiyle zaman geçirmekten,
kendiyle yüzleşmekten kaçıyorlar.
Ben bunun erken yaşta farkına vardım, varmışım.
İyi ki de varmışım gerçekten.
Tabii ki yani şu an kendimi tanıyorum da
bir sene sonra ne olacak?
Atıyorum belki de yurt dışında yaşayan Ezgi'nin,
başka bir şey yapan Ezgi'nin nasıl bir insan olduğunu bilmiyorum.
Ya da ilişkideki bir insanın bir Ezgi'nin nasıl bir insan olduğunu bilmiyorum.
Ama gerçekten bunları deneyimlemeye de açayım.
Bu Ezgi'de nasıl biri ona da ben merak ediyorum.
Nasıl birine dönüşecek, ne yapacak?
Her ne olursa olsun yine içime dönüp
Ezgi sen gerçekten kimsin, ne istiyorsun, neyi seviyorsun bunları soracağım yani.
Tahminin var yani senin aslında.
Mesela hayat deneyimin belki daha belli şeylerde yok çünkü çok normal.
Ama en azından sanki orada nasıl davranacağını, nasıl hissedeceğini belki tam içinde olduğunu bilemesem de.
Çünkü mesela ben belki ilişki noktasında çok deneyimim oldu.
Ama her birinde başka bir simaydım.
Çünkü zaman üstüne bir şeyler ekliyor.
Zaman olmasa bile zaten bir önceki adamın bana yaşattığı deneyim, belki bir ilişki böyle yaşanır ya da yaşanmaz zaten ister istemez bir sonraki ilişkime etki ediyor.
Haliyle hani aynı derede iki kere yıkanması zaten hayatında hep deneyimliyorsun ama
bence senin dışarıya açıklığın ve belki gerçekten çok farklı yaştaki insanlarla da iletişim kurabilmen
yani ben çok unutuyorum seninle aramızda 10 yaş olduğunu.
İnandırıcı gelmiyor gerçekten.
Bu kadar bence açık olman şey gibi.
Sen çantanı çok başka insanların da deneyimlerini dinleyerek doldurmaya hakikaten istekli bir insansın.
Yani seninle biz bu ikinci buluşmamız birebir de
ve her seferinde benim deneyimlerimi sadece dinleyip bana cevap veriyor değil.
Bana hep fark ettim ki soru da soruyorsun.
Peki sence böyle mi diyorsun mesela?
Ve ben şeyi fark ediyorum.
Benim 10 yıllık arkadaşım ya da benimle aynı yaştaki arkadaşım bile o soruyu sormuyor.
Yani senin çok fazla güzel özelliğin var bence.
Belki benim belki daha karşılaşmadığım bile.
Ama merak çok dikkat çekiyor sende ve bu benim çok hoşuma gidiyor açıkçası.
Ben insanların deneyimlerine çok açım gerçekten. Bir sürü insan çok iyi bir insan olabilir, çok kötü bir insan olabilir ama hani o benden daha çok yaşamış ve benden daha çok deneyim belki onların farkında olmayarak biriktirmiş ama bir şeyler yaşamış ve bence yine bu olgunlukta da bence bunun etkisi çok büyük.
Hani ben yaşamadım evet ama yaşayan insanlardan bir şeyler öğrendim.
Ve yaşayacağım zaman bunları aklımın ucunda böyle bir tutarak onları yaşayacağım.
Hani böyle bir tetikte yaşayacağım.
Ve bilmiyorum ben çok seviyorum hani insanlarla konuşmayı.
Her insanın farklı hayatlarının olması, farklı deneyimlerinin olması.
Bunları öğrenmeyi çok hoşuma gidiyor.
Peki bu kendini tanıma sürecinde şimdi dans da hayatına çok büyük bir parça.
Herkesin de çok merak ettiği bir soru.
Ve ben de bunu hiç konuşmadığımızı fark ettim.
Ama sen nasıl başladın?
Yani bu küçüklüğünden beri mutlaka bir yatkınlık vardır ama nerede kendini profesyonel alana bir anda taşıdı?
Onu merak ediyorum.
Benim aslında ben ilkokulda bir bale yaptım.
Bir sene bale yaptım.
Sonra modern dans yaptım.
Belediyenin.
Gayet yani.
O zamanlar da çok tatlıydı.
Seviyordum dans etmeyi de o kadar büyük bir şey değildi benim için.
Sonrasında ben yüzdüm.
Ben bir süre profesyonel yüzcülük yapmıştım.
Wow.
Evet kaslar oradan.
Her şeyi yapamazsın.
Evet o gerçekten baya böyle bir 3-4 sene belki de ortaokul dönemi boyunca full yüzdüm.
Yüzdüğüm için dansa gidemiyordum.
Benim kuzenim dansa gidiyordu.
Dans kursuna gidiyordu.
Gidemiyordu.
Hep çakışıyordu benim saatlerim.
Bir dönem sonra artık profesyonel yağışlara da katılıyorum.
Sabah antrenmanlarım vardı benim.
Ortaokulda sabahın altısında ben yüzmeye gidiyordum.
Mesela 6'dan 8'e kadar.
Sonra işte 9'da okul başlıyor.
Okul bitiyor tekrar yüzüyorum falan.
Çok yoruluyordum ve ben istemiyordum yani.
Hani o böyle havuz kokusunu alınca bile böyle tüylerim diken diken oluyordu.
Zaten LGS olmuştu.
O zaman ara vermiştim.
Dedim ben yüzmek istemiyorum.
Çünkü yüzmek istiyorsan gerçekten artık profesyonel bir şekilde
full odak, beslenmen, uykun, sosyal çevrenin çok az olması lazım.
Full hayatının bu olması lazım yani.
Ben öyle bir insan değilim.
Sonra işte o bitti.
Dansa başladım.
İşte bu tam artık okeyiz yalnız kal kafasına girdiğim dönemde
full dansa odaklandım ve hep böyle yapabileceğim bir şey vardı.
Bakıyorum gelişiyorum da.
Daha da geliştirdim.
Orada işte daha çok insanla tanıştım.
Böyle oldu aslında benim için dansa başlamak.
Sonra işte daha böyle hiphop eğitimi falan aldım.
Yani direkt akademide başladım.
Bir dans akademisi miydi?
Mevkum bir akademideydi.
Yani o bayağı iyiydi öyle olması.
Öyle işte artık kendim gidiyorum, kendim geliyorum.
Küçük küçük aslında.
Mesela ben şu an şeyi farkına alıyorum.
O dönem yaptığım birçok şeyi ben şu an ekmeğini yiyorum.
Ama mesela o dönem hani ben bir şey için çabalıyorum.
Mutlaka bir zaman gelecek ve bunun karşılığını alacağını farkında olarak yapmamıştım.
Sadece yapıyordum.
Mesela şu an yaptığım her şeyde bu sonra şöyle olacak, bu sonra böyle olacak diyorum.
Her şeyin farkındalığı var mesela şu anda.
Öyle oldu.
Dans ettim.
Tabii ki mesela ben esneyim.
Bu küçüklükten gelen bir şey olabilir.
Hep böyle jimnastik kursuna falan gitmedim de.
Hep böyle belki baleden bir şeyden kaldı ve belki yüzmenin de etkisi de vardı.
Mesela esneklik ve güçlü olma benim dansta bana çok artı katan bir şey.
Yani zaten bunu izlediğim zaman fark edebiliyorsun.
Güçlü bir dansçıyla daha güçlü olmayan dansçının kalitesini anlayabiliyorsun.
Öyle oldu.
Sonra o dönem bazı sanatçılarla çalışmaya başlamıştık.
Bizim oradan iş geliyordu.
Onlara gidiyordum.
Konsere gidiyordum.
O zaman çok iyi hissediyordum.
Bir şeyler başladı.
Paramı kazanmaya başlıyorum.
Hatta şurada bir kolye var.
Bu yıldızı mesela ilk kazandığım kolyeyi parayla almıştım.
Hani hem gerçekten hani bir yıldızın da böyle parla hani hep böyle şey yaptığım bir şey.
Manifestim.
Manifestim evet.
Öyle başladı.
Ondan sonra da şu an gerçekten hani Big Five mesela geçen sene oldu artık.
Yani bir sene geçecek üstünden.
Bir anda böyle bir şey oldu.
Böyle bir şey bitti.
Ama ben kendime diyordum ya sen yap çalış Ezgi.
Bir şekilde karşılığını alacaksın.
Ve bunların daha böyle bu yolculuğun başlangıcı olduğunu düşünüyorum.
başının bu kadar gümbürtülü olması
gürültülü olması başının da
çok güzel olması bence çoğu
insanın hayatında eğer böyle bir şey varsa
bir şey başladığında patlıyorsa
sanki zaten çoktan zirveden
başlamış gibi hissettiriyor ve insanlar
genellikle zaten çok iyi bir yerde
başladım direkt
neden çok da ilerleteyim ki gibi düşünebiliyor
ve bence senin burada ne denir
yani Türkçesinin aklıma gelmemesi çok komik
ambitious olman daha böyle
tamam yani şu an çok iyi bir yerde
ama hayatının sonuna kadar niye burada durasın ki düşünüyor, biliyor olman bence seni farklı kılıyor.
Ben de sen konuşurken hep şeyi düşünüyorum gerçekten.
Hakikaten yani bir de bu kadar linç kültürünün, hasetin olduğu da bir toplumken
yani artık psikolojimiz de çok iyi değil.
Hakikaten en azından benim gördüğüm kadarıyla bu kızın bu kadar sevilmesi
hani en bir yandan cings etmeyeyim, nazar değmesin diyorum falan ama şeyi de düşünüyorum.
gerçekten evet o sıcaklığın
insanları böyle her zaman
yani seni ben Mani Festival'de gördüğümde de
hiç hayır demeden herkesle iletişimde
olman zaten müthiş bir şey ama
bence insanların zamanında
şunu da kabul etmesi lazım yani bu benden
sana hadi bir abla tavsiyesi olsun
hani asla ben
senin kadar göz önünde olduğumda
ne yapabilirim diye düşünemiyorum
bile yani asla hani belki senin kadar
iyi handle edemeyeceğim ama edemem yani
diye düşünüyorum. İnsanlar çok
başarılı insanların özellikle de kadınların
çok başarılı olduklarında
sürekli çok mütevazi olmalarını
bekliyorlar. Sen sürekli onlara böyle
asla hayır demeyeceksin.
Onlar seni övdüğünde hep böyle
çok teşekkür ederim olacaksın. Sanki yaptığın
şey şans olduğunu söyleyeceksin. Sonra
sen şimdi konuşurken dedin ya yani ben
güçlü bir dansçıyım.
Ve güç ve esneklik kendini
çok belli ediyor. Ya da mesela ben
lise arkadaşlarım bana iyi gelmedi ve
ayrıldı mı oradan çıktı.
Bak bu bazı insanlara çok
kendini beğenmiş gelecek.
Ve zaten öyle olmalı. Anladın mı?
Dedim ki evet yani. Mesela ben de
lise hayatımı hiç özlemiyorum.
Ve insanlar bazen
abi lisede ne günlerdi dediğinde
beni tüylerim diken diken oluyor. Hayır
diyorum yani. Hani benim hayattaki en büyük
kabusum bir gün uyandığımda
son 10 yılın bir rüya
olması ve benim 17 yaşında olmam.
16 yaşında lisede olmam.
O yaşları ben neden çok seviyordum?
İşte aynı yıldızın altında açlık oyunları.
O yüzden seviyordum. Yoksa liseden
nefret ediyordum mesela. Ve abi
lisedeki insanlar hiç bana göre değil
dediğinde insanlar şey diyor.
Bu da kendini bir şey zannediyor.
Kendini bir şey zannetmenin nesi kötü ki?
Bu arada ben okulda
insanlardan nefret ediyorum gibi
düşünülüyormuş.
Aslında insanlar, erkekler
öyleymiş. Erkeklerden nefret ediyor Ezgi
falan. Çok iyi. Çünkü maşımız
açısından çok iyi.
Şeydi mesela benim sınıfımdaki erkekler
bana inanılmaz saygısız geliyorlardı.
Hocalara karşı, arkadaşlarına
kızlara karşı o zaman çok
kafayı yiyordum. Sonra artık
şey oldu. Çok vallahi Rezbi bunlar
ergen. Ben de ergenim.
Ama onlar daha sonra öğrenecek. Daha sonra
olgunlaşacak. Okey hani onları
bırak ve gerçekten ben okulda gittiğimde
kimseyle konuşmuyordum.
Teneffüslerde kitabımı okuyordum. Yazımı
yazıyordum. Hatta dönem dönem
işte yok teneffüslerde yazı yazıyorum
diye dalga geçen gruplar da vardı.
Ama şu an hani gerçekten
ben şu an o kız
o teneffüslerde onu yaptığı için
şu an burada. Ben gurur duyuyorum.
İstersem evet insanlardan beni nefret ediyor
olarak bilsinler. Bencil olarak
bilsinler. Böyle bir düşünce vardı.
Şu an ben mesela Türkiye'de
çok sevilen bir insanım da ve hani siz
ne diyorsunuz ya? Hani kim dinler
sizi? Hep söylüyorsun zaten.
Yani yüz kere falan söylediğim için
kesin bir bölümde denk gelmişsindir.
Seni kimin sevmediği de çok şey söylüyor yani.
Bazı insanların seni
sevmemesi çok anlaşılır. Biz herkesi
sevmiyoruz mesela. Çünkü
bir karakterin var. Günün sonunda
ben sana eğer ama sen neden kahve
içmeyi sevmiyorsun ki diye kızmayacaksan
bazı insanları sevmemenin de senin
kendi damak zevkinle ilgili olması
çok normal ve bence bu şey
bu arada herkesin zaten hayatın belli
bir noktasında farkına varacağı
toslayacağı bir duvar.
Senin bu duvar böyle
yıllar boyunca daha inşa edilmeden
fark etmen çok sumut bir geçiş
sağlamış sana ama benim gerçekten
bırak yaşıtlarımı 50 yaşındaki
annemin bile zaman zaman
ben biraz bu arkadaşıma gıcık olmaya
başladım dediği anlar oluyor çünkü
her gün zevkin tadın değişiyor.
Yani insanlar bence böyle
radikal kararlar alabilen, kendisi
olmayı, yalnız olmayı
çok da içinde olmak istemediği
ama sırf yalnızlıktan onu kurtaran
ortamlarda olmayı tercih eden insanları
anlayamıyorlar ve bence birazcık
da imreniyorlar. Çünkü orada
çok büyük bir cesaret var.
Ve bazen senin cesaretini insanlara
kendi korkaklıklarını
çok net bir şekilde gösteriyor ve bu
gerçekten çok da hani
görünmek istemeyen, hep kafa çevrilen
bir şey. Ama bence
geldiğin noktada zaten
dediğin gibi seni bu kadar insan seviyorken
belki gerçekten son dönemde
Türkiye'nin çok daha bir ortaklaştığı
düşüncelerden biri yani. Bir
manifestin bu kadar sevilmesi
ve abi imajımız için müthiş
demesiyle bir de Ezgi
çok gerçekten bizim için
bana çok umut veriyor.
Hele güncel Türkiye'de Hasan
Tahsin gibi bir şeysiniz yani. Gerçekten
nene hatun. Bizim kurtuluş savaşımızda
işte güncel günümüz
nene hatunlarısınız ya. Bayılıyorum.
Benim için de şey çok
değerli. Mesela hani evet insanlar
benim programdan tanıdı.
Hani şey için sevilmiyorum.
Yani bu kız çok güzel. Bu kız
inanılmaz tarz giyiniyor. Bu kız
inanılmaz dans ediyor. İçin
sevmiyorlar. Yani beni
ezgi olduğum için seviyorlar. Ve bu
çok değerli bir şey. Beni ben olduğum için
seviyorlar. Beni böyle kabul ediyorlar.
Bu çok hoşuma giden bir şeydi.
Ve mesela bu şeyi de söylemek istiyorum.
Hani bir anda böyle bir ünlülük ya da mesela işte biz sonuçta programdaydık.
Bir sürü insan bize olumlu da olumsuz da yorum yapmaya başlıyor.
Ve daha sonuçta ben küçük bir insanım ve küçük bir insan için bu çok ağır da gelebilir.
Ünlülük bir anda çok hoşuna da gidebilir.
Bir anda bir sürü insan beni sevmeye başladı.
Ben buna devam etmek istiyorum.
Şöyle olsun böyle olsun.
Mesela ben bu yorumlardan genel olarak çok etkilenmedim.
Çünkü ben hep kendime şeyi söylüyordum.
Ben kendimi biliyorum.
Her insan bak beni çok seven insan da çıkacak, nefret eden insan da çıkacak ama bunların hiçbiri benim kontrolümde değil.
Beni seviyorlarsa süper, çok sevinirim ama kötü şeyler söylüyorlarsa da eleştiriye bu arada açığım ama mesela atıyorum dansıma biri bir şey söyler.
Kim olarak söylüyorsun sen onu? Mesela benim dans hocam söylesin, buyur dinlerim.
Hocam neyi değiştirebilirim, ne yapabilirim? Ama hani o konu hakkında bilgisi olmayan bir insan benim için çok da bir şey ifade etmiyor yani.
Evet yani oğlunun beğenip beğenmemesi ve kaydırıp geçebilir aslında.
Aynen.
Evet yani değerimi insanların ne söylediğine göre belirlemiyorum.
Bu da çok değerli bir şey bence.
Bu Big Five dönemi sana ne öğretti?
Çünkü bir yandan da hani çok yoğun bir dinamiğin içindeydin.
Yani hani bizim zaten biz sürekli yeni bölümü izliyorsa sizin o koşturmayı tahmin edemem.
Ve hani uzak bir yerden gittiğini biliyorum falan.
Nasıl bir dönem senin için neler öğretti sana?
Ben şöyle diyorum. Ben o dönemden çıktıysam her şeyi yaparım.
Şu an öyle düşünüyorum. Çünkü gerçekten o dönem benim hayatımdaki en yoğun dönemdi.
Ki çoğu arkadaşım da hani bizim için de en yoğun dönemimizdi.
Hani böyle bir yoğunluk. Çünkü çekimler çok yoğun sürüyor.
Ve ben hani düzenli bir insanım. Genel olarak sabah kalkıyorum, yoga mı yapıyorum, rahat rahat besleniyorum falan.
Orada çekim saatleri çok uzuyor. Gece işte 3'e 4'e kadar bazen sürüyor.
Yani uyuman gerekiyor.
Geç kalp.
Yani geçte kalkamıyorsun aslında.
Erken çekim var.
Böyle bir anda düzenli bir insan.
Düzensizlik bir anda şey oldu.
Ve o dönem beni bayağı yordu.
Çok yordu.
Gerçekten tüm kızlar olarak biz çok yorulduk.
Ama tabii ki de böyle güzel şeylerin ardında da bunlar var.
Ben aslında mesela her zaman sosyal medyada bunları göstermeye çalışıyorum insanlara.
Evet mesela şu an kızların manifestin yaptığı şeyler inanılmaz iyi.
Ama bunun arkasında inanılmaz bir çaba var.
Ve insanlar çok iyileri gördüğü zaman, olumlu şeyleri görünce şey oluyor.
Ben de yapacağım bunu ya, ben de yaparım.
Ne var ki bunda?
Oradaki şöhret ya da o ışıltı çok çekici geliyor ama herkes yapabiliyor olsaydı
herhalde Türkiye'de son 20 yılda çıkan ikinci görüntü bende olmazlardı yani.
Aynen öyle.
Ama işte o dönem bana gerçekten kendimi ne kadar iyi tanıdığımı orada ben daha da farkına vardım.
Çünkü gerçekten ne istediğimi biliyormuşum, istediyormuşum.
Ben insanların ne dediğini kulak asmıyorum.
Kulak kabartmıyorum.
Kabartma yapmıyorum da kendi ne istediğime bakıyormuşum.
Ve cesaretliymişim bu konuda.
Bunun farkına vardım.
Gerçekten her zaman kendime şunu hatırlatıyorum.
Çok yoğun dönemlerden geçeceğim zaman ileride.
Çok belki yıpranacağım şeylerden sonra.
Bir süre sonra bu geçecek.
Ve çok güzel şeyler de olacak.
Bunu her zaman hatırlatmaya çalışıyorum kendime.
Böyle bir dönemdi gerçekten.
hani böyle bakınca 17 yaşında
sen bunu yaptın dedin.
Bir düşününce böyle bir gerçekten
oha falan diyeceğim ve gurur
duyacağım yani o 17 yaşındaki ezgiyle.
Bak sen şimdiden başladın. Şu an
neler neler yapıyoruz. Hak ediyorsun
falan diyeceğim yani. Evet ve bence
senin gerçekten en güçlü
yanlarından biri şimdiden
bu gurur duyma işini zaten yapıyor olman.
Yani benim hayatta kendime
yaptığım belki de en büyük kötülük
o zaman içerisindeyken yaptığım şeyleri
hep mütevazilikle zaten
Sana biraz da o deneyime dayanarak yani haddim değil ama akıl verdim.
Yani bunu yapma.
Çünkü mesela ben istediğim üniversiteyi kazandığımda da ya da lisede bir başarı elde ettiğimde de bir yazım bir ödül aldığımda da hep şeydim.
Sanki şans mı yaptırdı?
Ya da şansa gücü atfedemiyorsam hemen böyle bir alçak gönüllülük.
Hayır kendinin arkasında durmaktan güzel ne var ki bu hayatta?
Çünkü zaten birçok şey sana karşı olacak.
Bırak bari sen kendi ayağına aslına çelme çakma ve bazen gerçekten 10 yıl önceki, 5 yıl önceki bir şey aklıma geliyor ve nasıl orada onu kendime dedirttim ya da nasıl orada kendi arkamda durmadım diye bazen uykularım kaçıyor.
Şu an kendimle ben de çok gurur duyuyorum ama geçmişteki Sima'ya bir gurur borcum var. Yani oradaki borcu hala böyle faiziyle ödüyorum. Yaptığım her şeyde belki 15 yaşındaki, 12 yaşındaki Sima'yı da gururlandırmaya çalışıyorum.
O yüzden şimdiden kendine ben bu yaptığına gurur duyuyorum demen gerçekten nasıl biliyor musun?
Kendine yatırım yapıyorsun.
Yani bu mükemmel bir şey.
Ve şeyi soracağım.
Bu benim merak ettiğim bir şey değil.
Benim açımdan cevaplar çok belli.
Ama soruldan bir soruydu ve tamam bunu sorabiliriz.
Kararından pişman mısın Big Five'dan ayrılmak konusunda?
Ya ben gerçekten halini sesini dinledim.
Ve verdiğim kararın arkasındayım.
Şu an öyle hissediyorum.
Yani öyle olması gerekiyormuş gibi hissediyorum.
Çünkü ben gerçekten daha çok küçüğüm.
Ve hani bu büyük bir karar.
Bu tamamen benim artık kariyerim olacak.
Benim kariyerim bu olacak.
Ve hani şu anda evet gerçekten ben 5 sene sonra da 3 sene sonra da bunu yapmak istiyor muyum?
Bunun cevabını ben kendime veremiyordum.
Çünkü bu evet ne kadar ünlülük, şöhret, grup, şarkıcılık çok mükemmel şeylermiş gibi gözükse de
mesela görüyoruz bir sürü ünlü
hele hele genç yaşta
buna sahip olmuşken sonrasında
çok sıkıntısını çekiyor. Mesela
işte mental olarak çok zorlanıyorlar.
Çünkü bir anda böyle bir yükün içinde
mesela Justin Bieber olsun
başkaları olsun hani uyuşturucuya
intihar ediyorlar falan
yani demek ki şey oluyor
bir şey var bunda. Kaldırması doğru bir yük.
Bir sıkıntı var yani. Aynen bir yük var
yani. Bu yaştan bu
kararı vermem, bunun içine
girmem gerekiyor mu bilmiyorum.
Bilemiyorum yani.
Hani şu anda belki başka bir şeye devam ederim.
Mesela işte okumak istiyorum, okuyacağım, edeceğim.
Birkaç sene sonra ya ben bunu yapmak istiyorum da diyebilirim.
Hani daha zamanım var.
Ama ben eğer şu andan bu yolu seçersem geri dönüşüm olmayabilir.
Hani daha o özgür yaşama, daha şu anki hayatıma.
O yüzden ya acelem yok benim.
Daha hayatının başındayım.
Bir sürü şey deneyeceğim, göreceğim.
Belki pişman olacağım.
Bilemiyorum bunları.
hani belki gerçekten daha böyle
üniversiteyi bitirmiş hayatım daha
oluşmuş olsaydı karar vermesi çok daha
kolay olurdu. Çünkü derdim ki üniversite zaten
işte şunu yapacağım, şu mesleği yapacağım
bunu yapmaktansa bunu yapmak çok daha iyi falan
diyebileceğim. Şu an onların
hepsi soru işareti bende. Şu an senin o
tek mesleğin olacak gibi bir şey olacaktı belki. Aynen.
Hani ben hiçbir zaman böyle şarkıcı
olmayı hayal etmedim nedense.
Bir noktada ünlü olacağımı biliyordum.
Yürü be.
Biliyorum. Hissetiyordum yani bunu.
ama hani bunu bu şekilde
yapar mıyım bilmiyorum. Hani ben mesela
senin gibi gerçekten o doğallığı
insanlara vermeyi seviyorum. Çünkü
bana sen gerçek geliyorsun.
Çünkü hani bu insan bunu da yaşıyor
bunu da yaşıyor diyebiliyorsun. Mesela şu an
hangi ünlüye bakınca
bu bunu da yaşıyor bunu da yaşıyor ben diyemiyorum.
Hepsi benim için sanki kutsal
biriymiş gibi. Hani hiçbir şekilde
ayrılık acısı mesela çekmiyorlar.
Hiçbir sıkıntı yaşamıyorlar.
Çok mutlularmış gibi geliyor.
Ama değil. Hani ben insanlara bunu göstermek istemiyorum. Ben insanlara ikisini de göstermek istiyorum.
Öyle olunca insan yakın hissediyor. Gerçekmiş gibi hissediyor. Daha yapılabilirmiş, ulaşılabilirmiş gibi hissediyor.
Bana göre.
Evet.
O yüzden daha farklı bir şekilde olacakmış gibi hissediyorum yani.
Bence bu yüzden de aslında bu asla bu insanları yargıladığım için değil.
Seni kıskanmak da çok kolay. Anladın mı? Hani bakıp ben iç geçirebilirdim yani.
Abi neler yapıyor?
İnsan kıskanabilir bazen.
Çok insani bir duygu.
Çoğu insan itiraf edemiyor ya da işte o anonim kimliklerin arkasından ancak bunu yapabiliyor.
Ama senin orada bence o tarafı da göstermeye çalışman ya da o kurduğun iletişim,
işte senin o Instagram channelındaki paylaşımların falandan sıkı takip.
Herhalde.
Bunlar falan işte insanlara nasıl bunu yaptı gibi bir hani şüpheci bir taraftan değil,
nasıl bunu yaptı?
Biz nasıl yapabiliriz?
Yapabiliriz diye sorduruyor.
Çünkü dediğin gibi daha mümkün gösteriyorsun.
Belki senin 3 senede yaptığını, senin arka planından ötürü 3-4 senede yaptığını belki biri hakikaten 10 senede yapacak.
Belki 2 senede yapacak.
Ama yapılabilir göstermen çok kıymetli geliyor bana.
Ve şey bunu çok gerçekten hani insanlar da hep mükemmel gördükleri için ve biraz da ya Ezgi'nin hayatı nasıl peki?
Çok mu mükemmel?
Nasıl zorluklarla?
ya da bazı şeylerin üstesinden nasıl geliyor sorularına bayağı bir aldım bu soruları.
Zaten sana da okudum ama senin bir şeylerin üstesinden gelmekteki en güçlü silahın ne?
Yani genel kendine zaman ayırmak olabilir aslında.
Mesela ben birkaç sene önce herhalde böyle bir yogaya başladım.
Benim gerçekten o kendine zaman ayırmadaki yoga meditasyon benim silahım olabilir.
ve kimsenin hani genel olarak bilmediği ve çok güçlü bir şey olduğunu düşünüyorum ben.
Ben işte daha esnekliğim şey olsun diye yogaya falan başlayınca
daha da içine girdim ve daha da hoşuma gitmeye başladım mesela yoga.
Çünkü sen genel hayatının yoğunluğunda kendine zaman ayırdığın bir alan yok.
Ve hani o yogayı genel ben sabah yapıyorum mesela.
Sabah kalktığım anda yapmaya başladığımda hem bedenimle bir ilişkideyim orada.
Yani kendime zaman ayırıyorum, bedenimi esnetiyorum.
Ve mesela bazen bazı hareketlerde inanılmaz zorlanıyorum.
Ondan sonrasında rahatlıyorum mesela.
Ve ben hep o matematiğin üzerine geçirdiğim zamanı hayatımdaki şeylere benzetmeye başladım.
Hani mesela dediğim gibi çok zorlandığım bir hareket var mesela ama ondan sonra çok rahatlayacağım.
Ondan sonra ben meditasyon ekledim.
Oraya ve hiçbir şey yapmıyorsun meditasyonda.
Hiçbir şey yapmıyorsun ve sadece
tüfeğe odaklanıyorsun. Normalde yine
gün içinde inanılmaz o kadar fazla
düşünce var ki kafamızda. Onlar
çarptırabiliyor, bir şey yapabiliyor o şeylere
düşüncelere. Ben o noktada
yine sakin kalabiliyorum.
düşündüğünün farkına varabiliyorum.
Diyorum Ezgi bak şöyle şöyle
onun dışında mesela ben
her meditasyonun sonunda da
dedin ya hani bu iyi ki yaptım işte
gurur duyuyorum. Orada kendimle küçük
5 dakikalık bir konuşma yapıyorum mesela.
İlk söylediğim şey şu oluyor
hani tabii şükür şey de oluyor
gerçekten hayatımda sahip olduğum
şeylere şükrediyorum. En basitti
sağlıklıyım. Hani bunun yine
o yoğunlukta o gün içindeki yoğunlukta
hayatta kimse farkına varamıyor
Ama gerçekten yürüyebiliyorum, dans edebiliyorum, bacaklarımı kullanabiliyorum.
Küçücük şeyleri bile iyi ki yapabiliyorum demek bana çok iyi hissettiriyor.
Onun dışında mesela insan şey diyorum hep kendime.
Dünyada olan şeyleri kontrol edemem.
İnsanların söylediklerini, düşüncelerini kontrol edemem.
Kendi düşüncelerimi kontrol edebilirim bu konular hakkında.
Ve her bunun sonunda da gerçekten Ezgi seni çok seviyorum diyorum ya.
Bu mesela gerçekten bence egoistçe de ya da bencilce de bir şey değil.
öyle düşünse de düşünsün.
En önemlisi bence bu. Gerçekten
hani sen kendine diyorsan iyi ki varsın.
İyi ki varım. Hani bunu herkesin
kendine söylemesi gerekiyor.
Bunlar beni gerçekten
hele hele bu inanılmaz
iyi şeyler kattı benim hayatıma. Bunların
fark edebiliyor olmak. Soruncu
yapmamış oldum mu? Bence oldu.
Ben gerçekten çok senin
light bir enerjin var.
Çok böyle hafif hani gerçekten sanki
tüy gibisin. Hafif görünüyorsun hani
ruhende ve
dedin ya ben şunları şunları
değiştiremem. Bunlar benim kontrolümde değil
dedin ya şeyi fark ettim. Aslında birçok
insanın bu kadar belki depresif
hayatta bir şeylere başlamak
konusunda çok kaygılı hissetmesinin
sebebi insanların o kadar aslında
kendilerine ait olmayan yükler
altında ezildiğini görüyorum
ki bazen buna ben de dahilim.
Çok saçma hiç. Benim
asla değiştiremeyeceğim bir şey.
Burada şeyden bahsetmiyorum. Hepimiz
ülke için kaygılıyız. Hepimiz
bir hayvana, bir kadına, bir çocuğa
üzülüyoruz ama hani o ne dedi
bu ne düşünür, bu şimdi ne olur
bazen o kadar dediğin gibi
ben de üstümde hissediyorum ki ya
Simay ne hissediyor çok
halklarda kalıyor. Sen de o
hafifliği gerçekten hani görebiliyorum.
Bir soru sormuştuk
bizimle. Benim çok hoşuma gitti. Ezgi'nin
manifestleri ne diye ve hani
biraz da dedin ya manifest olduğunu bilmeden
zaten biraz karalıyordum bir şeyler
diye. Ne senin manifestlerin
hayatta şu an?
Aslında şöyle ben geçen galerimde bir video buldum.
İşte köyde oturmuşum video çekim 7 dakikalık sağlam bir kontrol.
Gibi böyle podcast.
Ben gerçekten hani öyle bir şey çektiğimi hatırlamıyorum bile.
O zaman daha Big Five olayları falan yok yani.
İşte yine sosyal medyaya girmek istediğimden konuşuyorum.
Ama hani bunu doğallıkla yapmak istediğimden.
Mesela evet sosyal medyada olacaksan her anını göstermemek zorundasın.
Hani bazen öyle olduğu zaman da an kaçıyormuş gibi de hissettiriyor bana.
Ama bir yandan onu göstermeyi de seviyorum.
Hani bunda nasıl bir denge sağlamam gerekiyor falan bunun hakkında konuşmuşum kendimle.
Hani bunu nasıl yapmak istiyorum falan.
O zaman işte diyorum takipçim de şu an işte 20 bin falan.
Ama daha da artacağına inanıyorum, düşünüyorum falan diyorum.
Mesela şu an duyuyor olmak bile inanılmaz hani.
Oha hani oldu bir şeyler şu an oluyor da.
Bayağı konuşmuşum yani orada.
Bir de en sonunda şey demişim mesela.
Tüm dünya Ezgi'yi görecek falan demişim.
Şu an Türkiye'den buna başladık.
Bilmiyorum aslında manifest ettiğim, hissettiğim şeyler var.
Onları tam olarak yazıya dökmedim.
Dökmem de gerekiyor.
Bazen bunu da erteliyorum.
Muhtemelen tam olarak ne istediğimi bilemediğim için yazamamaktan olabilir bu.
Ama gerçekten hani hissettiğim, en yoğun hissettiğim şey bunlar bu işin daha böyle başlangıcı.
Bu işte Big Five ile başladı.
Çok daha açılacağını, çok daha iyi şeyler olacağını hissediyorum.
ne olacağını da hissetmiyorsun.
Yani çünkü ortada hakikaten
biraz da sırtını dayandırabileceğin
hakikaten yaslanabileceğin bir veri de var.
Hakikaten çok çalışıyorsun.
İstediğin şeyi yapıyorsun. Kendine zaman
veriyorsun. İnsanları dinliyorsun.
Yani gerçekten bilmiyorum ben
çok imreniyorum ve
diğer yandan da şey tabii ki
herkes diyor işte abi 17
yaşında kız daha falan. Evet ama
biraz daha odayı da okumak lazım. Bu kadar
bağlamdan çıkartamayız. Yani ben
17 yaşındayken hayat çok daha
kolaydı zaten. Benim o zaman tek
derdim liseyi bitirmekti ve ben dünyanın
sadece üniversiteyi kazanmaktan
ibaret olduğunu, ben
üniversiteyi kazandığımda hayatım başlayacağını
düşünüyordum. Aslında sanki 16-
17 senem böyle ot gibi
yaşamışım gibiydi belki de. O
küçük şehirdeki o aynı
insanlarla büyümek, aynı dramaları
yaşamak gibi. Ama şimdi baktığımızda yani
Türkiye'de 17-18
yaşındaki bir gencin yaşadığı şeyler
Bizim bu yaşta kaldıramadığımız şeyler ya da mesela ben şey hiç tahammül edemiyorum.
Geçen Yunanistan'dayken arkadaşımla bir Türk adama denk geldik.
Yani adam son 40 yıldır falan Yunanistan'da yaşıyor.
Bizi aldı karşısına 80 darbesinden bahsediyor.
Türkiye'nin önceden nasıl bir yer olduğundan bahsediyor.
Şu anki durumundan bahsediyor.
Ben hayatıma ilk kez yani saygısızlık olmasını da istemedim ama durup dedim ki bunları bize mi söylüyorsunuz?
Yani ben de 27 yaşında zaten bu söylediklerinizin %90'ını gördüm ve ben daha sert şeyler bile yaşıyorum.
Hani bana akıl verme olmuştu.
Bunu sizin için de düşünüyorum.
Yani senin yaş grubun için de.
Çünkü sence yaşadığımız dünya normal mi?
Yani seni büyüten şeyler o kadar farklılaştı ve gelişti ki.
Mesela şey düşünüyorum hep.
Abi bu kız şade dinliyor ya falan diyorum kendime yani.
Ben 17 yaşında bilmiyordum şadeyi.
Bizim o zamanda metal vardı yani.
Ama evet şimdiki gençler şade de dinliyor, siyaset de yapıyor, ne bileyim.
Ya üniversite ne ki ben hayattan öğreniyorum diyebiliyor.
Yani o yüzden hani çok da şey yapmayı sevmiyorum.
Kız daha 17 yaşında.
Kız bu sene yani içinde bulunduğumuz dönemde 17 yaşında.
Yani zaten aslında benim 17 olduğum zaman da sen belki benim için 25'tin.
Şu an bulunduğun zihniyetle, hayat görüşüyle falan.
Hani onu dinleyenlere çok söylemek istiyorum.
Ama bir tane dinleyicimin sorusu inanılmaz.
Benim tam olarak hissettiğim şey.
Sende hani yaşça büyük insanların bile ben büyüyünce ezgi güçlü olmak istiyorum demesi nasıl bir duygu?
Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
Çok garip geliyor aslında.
Yani bu programda muhtemelen benden büyük insanlar beni kız kardeşiyim gördü bence programda.
Çünkü yine programda neysem o gibi davrandım yani.
Bilmiyorum benden büyük insanların beni örnek aldığı konular olması çok garip geliyor.
Ama çok da gurur verici bir taraftan da.
Ya bilmiyorum garip yani.
Gerçekten ben şeyi düşünüyorum.
Ben 20 yaşında ne olacağım o zaman?
Hani falan oluyorum yani.
Neye dönüşeceğim gibi düşünüyorum.
Benden büyük insanların yine bunu hissediyor olması bilmiyorum ya.
Hayatındaki bir şeyleri paylaşırken çekiniyor musun peki?
Hani insanlarla bir şeyleri konuşmak, başarını paylaşmak noktasında çekincelerin var mı?
Ya işte bazen benden büyük insanlarla konuştuğum ya da bende yaşlı insanlarla konuştuğumda ben tabii güzel şeylerden bahsediyorum.
Hayatımda olan güzelliklerden bahsediyorum ama bazen de tutmaya çalışıyorum kendimi.
Çünkü hani o insanı kötü hissetmek istemiyorum.
Zaten genelde hani böyle kıskanılacak bir taraftan da anlatmıyorum.
İstenilikle anlatıyorum.
Ama hani o konuda o ne istiyor ve onun o istediğine ona nasıl yardımcı olabilirim?
Ne yapabiliriz?
hani onları düşünerek bir şeyler
söylemeye bir konuşma yapmaya
çalışıyorum mesela genel olarak
çok iyi niyetlisin gerçekten ya
çok temiz kalplisin
hani böyle kendi gerçekleştirdiklerini
konuşurken bile sanki birinin
hassas bir noktasına
dokunmaktan çekinmen falan
bu zaten iyi niyetin kendini gösteriyor
ama hani ben şunu da
söylemek istiyorum sana
sen kendini yersen de
senin ne olduğunu gerçekten
samimiyetle gören insanlar zaten o
Yermeye asla müsaade etmez ama o iyi niyetten yoksun insanlar.
Sen ne yaparsan yap zaten her zaman daha negatif olmanın bir yolunu bulacak ama
günün sonunda zaten sen bunun çok farkındasın ama insanların duygularını kontrol etmemiz imkansız bir şey yani.
Ve bu açıdan baktığımızda eğer birileri senden ilham alabiliyorken, birileri senden ders çıkartabiliyorken
ya da sana baktığında ne güzel bu da benim hayalimde.
Evet olmadı ama bunu görebilmek güzel diyebiliyorken başkaları bundan sadece üzüntü, pişmanlık, kıskançlık ya da bir gıcıklık buluyorsa
bu da gerçekten herkes kendi kalbinin ekmeğini yerin çok gerçek hayattan bir örneği.
O yüzden her zaman insanların gerçekten incinmemesini de sen önceliklendiremezsin.
O orada inciniyorsa bile o da onun bir hayat dersi aslında.
Ben niye burada kırılıyorum? Beni burada ne incitiyor gibi.
O yüzden bence senden büyüklerin de ben büyüyünce Ezgi güçlü olacağım demesi zaten ikonik bir şey yani.
Ve oradaki ben Ezgi güçlü olacağım aslında bir metafor yani.
Mesela ben de bunu diyorum ama dans için değil ya da ortak bir hayalimiz benzer bir şeyimiz olduğu için değil.
Hayır senin kendinle kurduğun ilişki ya da kendini gerçekleştirmedeki bu emin adımların bana ben büyüyünce Ezgi güçlü olacağım dedirtiyor.
Belki ben podcast ile ilerleyeceğim.
Belki benim hayalim sadece aşkı bulmak.
Ama her neyse yapmak istediğim senin o izlediğin yol gerçekten ilham verici.
Yani yalan değil.
Ben de söyleyeyim.
Teşekkür ederim.
Böyle şeyler duyduğum zaman çok seviniyorum gerçekten.
Çünkü bu böyle derin şeyler bence.
Ve bu konuda insanları besleyebiliyorsam, ruhlarına dokunabiliyorsam gerçekten çok mutlu oluyorum.
Bir de şeyden de bahsetmek istiyorum bu arada.
Mesela benim böyle güzel şeyleri böyle başarıyor olmamdaki en büyük etkenlerden bir tanesi ailem.
Mesela onun çok etkisi var.
Çünkü bana mesela insanlar yazıyor.
Şunu yapmak istiyorum.
Ailem izin vermiyor.
Dansla başlamak istiyorum.
Başlayamıyorum.
Şu olmuyor, bu olmuyor.
Mesela o konuda da benim anne babam Bulgaristan göçmeni.
Ve Türk olsalar bile mesela Bulgaristan kültürüyle büyümüş insanlar.
Ve Avrupa şeyinde büyüdüler yani.
O kültürle büyüdüler.
Her zaman mesela benim bu konuda desteklediler.
Dansla desteklediler.
Tabii ki hala bana babam diyor eski sigortalı
Buralara gitme falan
Danscı mansı devam etme diyor
Ama onlarda da tabii biraz yaş da var
O yüzden onları da o konuda anlıyorum
İşte adamı Türkiye'den çıkarırsın ama Türkiye'yi adamdan
Çok zor çıkarırsın
Doğru yani işte mesela
Giyinmeme bir şey söylemiyorlar
Esmiyorlar bu gerçekten
O yüzden hiçbir zaman ben hani
Yapacağım şeylerde onlar hakkında
Soru işareti olmadı
İzin verirler mi işte izin vermezler mi
Şu olur mu bu olur mu
Hep hani o desteği hissettiğim için hep böyle ilerledim gerçekten.
Bu arada bu dans da falan bence işte dans tarzı olsun kesinlikle anneme çekmişim.
Annem de onun gençliğinde inanılmaz tarz giyinen bir kadınmış.
Diskoların yıldızıymış.
Zaten ikonik bir fotoğrafları boyunluyorum.
Aynen diskolayı bence inanılmaz bir şeymiş.
Yani hani o disco circle'larının yapılması, dans ediyor olmaları, telefonların olmaması.
Bilmiyorum çok güzel yıllarmış bence onlara göre.
yani şu an biraz daha onu yakalamak zor.
Bu giyim tarzın sence annenden mi
geliyor? Sen bayağı seviyorsun vintage
takımları. Evet. Follerini falan
izliyoruz yani. Daha geçen annem dedi
böyle tarz giyinmemizde de benim
dedi. Tabii ki onun
etkisi de var yani. Nereden gelen
bir şey olduğunu da düşünüyorum.
Biz Bulgaristan'a gittiğimiz için
mesela her yaz orada olduğumuz için
orada Avrupa'daki gibi thrift muhabbeti
şeyi var yani olayı. Oradaki
kıyafetler burada olsa herkes yer bitirir onu.
Ama Bulgaristan'dakiler
Benim beğeneceğim şeyleri sevmedikleri için her şey bana kalıyor.
Ama ben de mesela giriyorum orada bir yere.
Orada mesela futura deniyor onlara.
Oraya giriyorum.
Diyorum anne gidin.
Ben 3 saat kulaklığı takıyorum.
Full böyle şey yapıyorum.
Seçiyorum aralarından mesela o kıyafetleri.
Ve çok hoşuma gidiyor.
Hani o nadir böyle parçaları bulmak.
Kendimi böyle kombinlemek.
Ve bilmiyorum bence tarzda insan hakkında birçok şeyi yansıtıyor yani.
Öyle.
Şu an full look vintage mı?
Evet.
Tabii ki.
Bu yine Türkiye'den bir yerden ama bu da ikinci yer gerçekten.
Olay bir fit gerçekten.
Bayılıyorum ben senin giyiminden.
Çok çok iyi.
Teşekkür ederim.
Çok güzel.
Mesela dansçı olmaktan hani böyle bol eşofmanlar da giyiyorum.
Kepler de takıyorum.
Ama bir yandan elbise giymeyi de dayılıyorum.
Hani o tarafı da çok seviyorum yani.
Peki bu peri kızının arkasında böyle gıcık olduğun bir şeyin var mı mesela?
Ya da ben bunu değiştirmek istiyorum dediğin bir şey.
Ya da bir guilty pleasure'ın.
hani biraz da oraları da merak ediyorum.
Yani değiştirmek
gıcık oldu. Genel ben gıcık olmuyorum
bu arada biliyor musun? Evet o kadar
belli ki yok yani. Yani insanların
da gıcık olmuyor. Çünkü şey yani
umursamazım ve bence böyle
olmak çok güzel bir şey. Ama bu umursamazlık
hani kimsin ne dersen umurumda değil gibi
değil. Genel boş bir sebebi
gıcık olmuyorum. Yani gıcık olacak
bir şey yok mesela ortada. Boşuna takmıyorum
kafama onu. Değiştirmek istediğim
özellik aslında
bir dönem şey yapmaya çalıştım. Ben genel olarak
çok plancı bir insanım. Her şeyimin
bir düzende olmasını istiyorum.
Planlı olmaya çalışıyorum.
Gelecek hakkında çok plan yapıyorum falan.
Böyle olduğu zaman hep
o konuda kendimi daha esnek tutmaya
çalışıyorum. De ne Ezgi yani.
İyi de olabilir, kötü de olabilir. Bu konuda
esnek tut kendini. Hep bunu hatırlatmaya
çalışıyorum. Genel bir yerlere geç
kalıyorum mesela. Onu değiştirmeye
çalışıyorum. Bu olabilir maksimum.
Onun dışında gerçekten
değiştirmek istediğim bir olay yok yani.
Kendini belki kötü hissettiğinde
yaptığın bir şey var mı?
Hani kimisi mesela oturur
bir paket cips yer.
Kiminin bir konfor şovu vardır.
Kiminin bir sevdiği etkinlik vardır falan.
Böyle kendini kötü hissettiğinde
yaptığın ne var?
Genel mesela
en son hatırladığım böyle
yine bir sınava çalışıyordum ben.
Sınava çalışırken
böyle bilmiyorum şey oldu muştum.
Ben aptal mıyım?
Yapamıyorum yani şu an.
Çok basit gibi gözüken bir şey.
Ben yapamıyordum mesela.
O an çok sinirli oldum kendime.
ve ondan mesela sadece canım yazı yazmam gerekiyor oluyorum.
Çünkü o sinirimi, o şeyimi boşaltmam lazım.
Ve ne zaman o düşüncelerimi bir kağıda döküyorum, rahatlıyorum.
Yani bu olabilir.
Onun dışında böyle çok üzüldüğüm ya da böyle stres olduğum olmuyor.
Olmuyor, gerçekten öyle şeyler olmuyor.
Çünkü hep hani şey oluyor, bir şey oluyor.
Düşünüyorum bu sence neden oldu ve işte şu an bu olması gerekiyor mu?
Yoksa sen abartıyor musun falan.
böyle olunca her şey okey tamam
artık tüm iletişimin
gidiyor yani. Evet direkt çözüyorum.
O karmaşa yok kafamda.
Yani öyle oluyor.
Tam bir iletişim insanısın yani. Evet
kesinlikle. Seninle iletişim kuramamak
çok zor zaten. Yani
hani yapamayan biraz
okları kendine çevirmeli. Gerçekten
iletişim kurması çok kolay
çok sumut bir insansın. Çok
soru geldiği için soruyorum. Hani her şeye zeval
olmaz. Senin dansa başlayacaklara
tavsiyen nedir?
dansa başlayacaklar. Şimdi şöyle
evet ben daha küçükken başladım dansa
ve bunun tabii ki çok artısı
var bana. Ama
mesela benim tanıdığım şu an inanılmaz
iyi dans eden dansa
üniversitede mesela üniversite okurken dans
programına başlayıp da geliştirmiş
insanlar da var. Yani bu biraz
gerçekten onu ne kadar istediğimle
alakalı. Dans etmek mesela
ben şu an şeyi de düşünüyorum. Ben
hep dans ediyordum ve dans etmek benim için
hep olan bir şey. Mesela ben
şuna bahsetmiyor olsaydım ne olurdu
mesela? Hani dans gerçekten
insanlara bir kapı açıyor. Yine
bedenini daha yakından tanıyorsun.
Müzik ya müzik inanılmaz bir şey.
Gerçekten o müzikle o bedenini
hareket ettirebiliyor olmak aslında
herkesin çok iyi dans edemiyor olsa bile
hani bir flapta bir müzik duyduğu zaman
sallandığı bir şey. Belki
buna hevesi varsa daha çok teknik
ya da daha öğrenmek istiyorsa bunları
bir insan. Pistiz diye bir uygulama
var. Reklama falan giriyor mu bilmiyorum.
Bunu söyleyebilirsin.
Mesela bu uygulamada bir sürü stilin tekniği var.
Mesela direkt bu online böyle satın alıyorsun.
Orada mesela başlayan için bence çok güzel bir şey.
Hani eğer ki yanında işte gidebileceği bir kurs, bir akademi yoksa.
Zaten çoğu insan işte YouTube'dan videoları izleyerek, klipler izleyerek bu işe başlamış.
Özellikle mesela K-pop'a çok ilgisi olanlar.
Hani mesela bizim kızlarda çok ilgisi olanlar varmış.
Bu şekilde dansa falan başlamışlar.
Böyle şeyler yapabilirler.
ya da işte yakınlarında bir akademik varsa
oradan başlayıp en azından
teknik bilgisi alabilirler. Hani
nereden başlaması gerektiğini öğrenebilirler
diye düşünüyorum. Yani
istiyorsa gerçekten denesi. Yani profesyonel
olarak yapmasa bile bence
net denemesi gerekiyor. Yani özellikle
bence bu arada kadınların heels
yapması gerekiyor. Ben onu
düşünüyorum. Aynen. Çünkü
heels yaptığın zaman özellikle o fenomen enerjiyi
hissediyorsun. Ve o heels
da otobukluğunun üzerinde durmak gerçekten
kolay değil. Ama işte o zorluk
çok hissettiriyor. Yani
o tadına başlaman lazım.
Yani dediğim gibi profesyonel
yapmak zorunda asla değilsiniz.
Ama deneyin. Deneyin.
Bir şeyler öğrenin. Sonra kendiniz karşınızda
onları uygularsınız.
Değiştirirsiniz. Öyle yani.
Tam bir girls girls'ım. Gerçekten.
Bayılıyorum buna. Zaten son bölümümde
demiştim. Yani herkes
beceremiyor. Ben kızların
kızıyım. Herkes beceremiyor. O yüzden bunu
gördüğümde ben çok mutlu oluyorum.
Yani zaten senin her seferinde
bizim kızlar diye bahsetmen.
Keza sahneye çıkman zaten.
Sürekli kızları destekli olman da
benim çok hoşuma gidiyor. Burada
verdiğin hani başlayın da çok
müthiş bir şey yani. Hani bunu bir rekabet
gibi görmemen çok çok tatlı.
Yine o zaman bir merak edilen soruyla
böyle yavaş yavaş kapanışa geleyim.
En sevdiğim manifest şarkısı
soruldu sana. Ben
Yaşanacak Say'ı çok sevdim bu arada.
Çünkü sözlerinden dolayı. Senin
vaybun tamam. Benim vaybun bir de
kendime aslında şey var. Her
sözleri duyduktan sonra şey var. Gezgi bak. Dinle
bunları. Aklını not et.
Çünkü ben de hani daha böyle
yaşanacaksa yaşanacak ya. Hani kasma.
Hani o yüzden diyorum. Hani çok plancıyım.
Her şeyin kontrolünde
olmasını istiyorum. Ama her şeyde
olamaz ya. Biraz da sal. Hani
kötü sonuçlarına sağlık sonuçlansın.
Hani hepsi bir deneyim. Çok da bozma
kendini ama hani izin ver buna.
Hani biraz hani sevgiden korkma
gibi hani bunları
kendimi hatırlatmaya çalışıyorum. O yüzden
bilmiyorum o şarkı bayağı hoşuma gitti.
Herkes bunu hatırlatsa dünyamız
ne güzel olurdu gerçekten.
Peki sen Manifesto hangi kızsın?
Hepsi bu arada çok güzel ama yani
en yakın hissettiğim
Esin. Benim de.
Benim de abi.
Yani çünkü o Esin'in
böyle o cıvıldaklığı
böyle enerjisi
çok daha yakın hissediyorum zaten.
Yine onunla da çok yakını.
o olur herhalde ya. Evet esinim
yani. Benim
benim zamanımda diye başlayacağım
cümleye. Hani şeydi biraz
kimi seçtiğin hep şeyle ilgiliydi.
Ne kadar ona benzediğin.
Şimdi artık ben de
27 yaşımda bir girl band'in
inanılmaz bir fan haline geldiğim için
sabahtan akşama kadar sadece
manifest dinliyorum. Benim alt komşum
duyuyorum ben müziğini mesela. O böyle
caz dinliyor akşamları falan. Ben
bangır bangır böyle manifestivali
dinliyorum falan. Ve
gerçekten dediğin gibi yani zaten bana
hiç benzeyen de yok ama
Esin'i ben de hem Manifestival'de
izlediğimde çok etkilendim.
Hem de o enerjisini çok seviyorum. Hani hep
oyun diyorum. Benim küçük
bir işte kuzenim var. O bazen arayıp
Simal abla sen hangi Manifest kızısın
falan diyor. Mesela o zaman sorduğunda
şey demiştim. Hilal falan
demiştim ama şimdi daha Esin'i hissediyorum.
Bu da hoşuma gidiyor. Yani hayat
bazen gerçekten bir girl band gibidir.
Kalabalıktır ve bazen
her seferinde farklı biri gibi hissedersin.
O yüzden ben şu an esinim hakikaten.
Ortak.
Aynı. Senin var mı
ben buna ilgili bir şeyler
söylemek istiyorum ya da bunu sormak istiyorum
dediğin bir şeyler? Ya ben
şey de söylemek istiyorum bu arada. Mesela sen
genel ilişkiler konuştuğun için. Bak ben gerçekten
ilişki konuşmasına
delikodusuna bayılıyorum. Çok
hoşuma gidiyor yani.
Yani bu arada
birbirine eşit olan insanlar için ya da lisede
olan insanlar için benim
bence hani yani
sevgilimin olmaması bence
ya da işte sevgili yapmamamın
şu anki eskide çok olumlu etkileri
var. Ben böyle olduğunu düşünüyorum.
Çok haklısın. Çünkü mesela şu an
lisede bir hani mesela bir ilişki olduğu
zaman iki tarafta olgun değil.
Birbirini tanımıyor. Ne olurdu?
İşte teenage lovers olurduk.
O tarz bir şeyler
olurdu ve hani benim
buna ayırdığım bir zaman olmadı.
İyi ki de olmadı. Çünkü benim için
gerçekten büyük bir sorumluluk.
Büyük bir zaman.
Ona değecek bir insan da olmadı zaten de.
Bilmiyorum.
İlişki insanın hayatında birçok konuyu etkiliyor.
Hani öylesine olan bir şey değil.
Bence bu dikkat edilmesi gereken bir şey.
Hani özellikle heriflerin varsa, yapmak istediği şeyler varsa
onun göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum.
Çok iyi bir şey söyledin.
Çünkü bana dinleyicilerim hep şeyi soruyor.
İşte şu yaşımdayım hala sevgilim olmadı.
Kendimi eksik hissediyorum.
Ya da sanki liseyi sevgilisiz bitirmek bir şeyde eksik kalmak gibi.
Ama mesela ben de lisede bir tane erkek arkadaşım oldu.
İnan hatırlamıyorum bile.
Yani o kadar da yıl geçmedi üstünden.
Ama hiçbirbirimize bir şey katamadık.
Hatırlanacak hiçbir şey yapmadık.
Hatta belki benim orada farklı bir şehre gitmem, aydından sıyrılmam olmasaydı
belki ben hiçbir zaman bugünkü Simay'da olmayacaktım gerçekten.
Hani tabii ki her lise aşkı kötüdür diyemeyiz.
Ama çoğunlukla gerçekten daha sen kendini tam tanımıyorken
çok radikal kararlar önündeyken ki ben şeye de çok karşıyım.
Bir insan hangi mesleği yapacağına 18'ine karar veremez yani.
Ben hala bilmiyorum zaman zaman.
Dediğin şey çok doğru ve bence biraz da iç rahatlatıcı.
Yani bazı şeylerin olmaması her zaman eksiklik demek değildir yani.
Evet, ilişkim yok diye neden yok, niye işte biri beni sevmiyor mu falan.
Bence o şeylere hiç girilmemesi gerekiyor.
Yani alakası yok, olmayabilir.
Ve hani hep ben kendime şunu hatırlattım.
Dedim ki yani şu an ben işte biriyle belki evet sevgilim olsa uzun bir ilişkim olsaydı.
Şu an daha çok küçük olduğum için hani yurt dışına gitmek istiyorum mesela.
Hani ileride olumlu da etkileyebilir.
Muhtemelen de olumsuz etkileyecek.
Yani beni ona hani garantisi yok o öyle bir şey olsaydı.
Ama şu an ben kendim için ne yaparsam yapayım ben yatırım yapıyorum.
Beni tabii ki olumlu etkileyecek ileride.
Çünkü ben kendime bir şeyler katıyorum yani.
Hep öyle düşündüm.
İşte valla sevgiliniz
olmazsa da kötü hissetmeyin.
Bir sene önce kendine aşık
olacaklar. Zaten
bir söz vardı neydi?
Bir kişiyi aramak değil
aradığın kişi olmak mı öyle bir şeydi.
Gerçekten öyle. Zaten ben hep ona da
inanıyorum. O enerjide olduğun zaman
onun aşağısında o insanlar oraya
ulaşamıyor ve o olduğun
o enerjideki insanları çekiyorsun.
Ben de gerçekten şu an single olmamı
sadece bununla açıklıyorum. Ben
kendimin partneri olsam dünyada
cenneti yaşardım. Bak ben o adam oldum
yani. O yüzden de gerçekten
etkilenemiyorum. Yani
çok çabuk rahatsız oluyorum.
Çok çabuk ilk kapıyorum. Çünkü
biz de peygamber çocuğu değiliz ki bu noktayı
bir şekilde inşa ettiyse
senin bahanen neydi diye sorasım geliyor
yani karşımdakine. Çünkü de
sana da söylemiştim ya. Mesela ben
zaten kendime değer veriyorum. Kendime zaman
geçiriyorum. Hani birinin bana
en ufak verdiği bir değere benim için
hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü ben onu zaten
bin katını kendime veriyorum.
Sen zaten meditasyonu Ezgi seni çok seviyorum diye bir tutuyorsan bir tane salağın sana bugün çok güzel oldu.
Sağ ol Kanka yani zaten hani çok haklısın.
Burada kendi kriterlerini set etme konusunda da benim hala ağlamadığım bir yerde olman çok takdir eşya ya.
Ama Ezgi'nin ideal ilişkisi nasıl olurdu?
Yani nasıl bir adam seni alır götürürdü şöyle tamam tamam dedirtirdi sana.
Bir kere yani gerçekten tam olarak tipim şu şu diyemiyorum.
Ama onu o insanda hissediyorum.
Yani zaten bir insanla oturduğu zaman, sohbet ettiği zaman aşağı yukarı ne olduğunu anlayabiliyorsun gibi düşünüyorum.
Gerçekten iletişime açık bir insan olması ve duygusal olgunluğa sahip olması.
Bence erkekler için bu çok zor bir şey.
Bilmiyorum neden ama onu hissettiğim noktada ve gerçekten uyuşuyor yani bir şekilde.
Onu da hissedeceğim.
Bu arada ilişkiler hakkında net bir şey söylemek istemiyorum.
Çünkü çok değişken bir şey.
Hani herkes için o insanla, mesela benim A kişiliğe ilişkim farklı olur, B kişiliğe ilişkim farklı olur.
O ilişkiye özel olduğunu düşünüyorum.
O yüzden böyle beklentiler olmuyor kafamda.
İnsan aklımda beklentilerim de olmuyor.
Çünkü o beklentilerimi karşılamazsa, ben onu kafamda idealize ettim.
Beklentilerimi karşılamadığım zaman hayal kırıklığına ulayacağım.
O yüzden hiç öyle bir şey yapmıyorum.
Nasıl olursa görebileceğim. Olur olmaz.
Biraz öyle gerçekten açık yani.
Yani tabii ki belirli sınırlarım var ama net bir şeyim yok yani.
Ama yine de tabii ki de kazanılması hiç kolay bir kadın değilsin yani.
Hiçbir zamanda olmamanı temenni ediyorum.
Yani tabii istiyorlarsa tabii ki de zorlanacaklar.
Yani biz de bu insanı zor yarattık.
Herkes için yani bir sürü emek var.
Yürü be.
Sen ben gerçekten biliyordum zaten hep öğrenecek çok şeyim olduğunu.
Hep de olacak bence ama burada böyle tatlı bir sohbet
bana ilaç gibi geldi yani.
Dinleyenlerin de çok beğeneceğine
inanıyorum, biliyorum.
Diğer yandan hem çok güzel bir sohbet
keyif alıyorum hem bir böyle ablalık
gururum böyle o damarım kabarıyor
çok gururlanıyorum. Diğer yandan
arkadaşım ya bu kız benim falan
oluyorum. Gerçekten hayatımda
bir şekilde böyle kesiştiğime ve
olduğuma çok sevindiğim bir insansın.
Yani böyle düşünmen zaten çok
bunların senden duymak çok keyifli.
Bu kadar güzel şeyler
düşünebilmen, bu kadar oldun olman
vesaire. Diğer yandan
beni dinliyor
olman da çok gururlanıyorum, çok heyecanlanıyorum
falan. Kendimle gurur
duydurtuyor yani. Diyorum ki işte
bak Ezgi de seni dinliyor yani.
Sen de Bora değilsin falan diyorum.
İyi ki geldin gerçekten.
Beni çok mutlu ettin. Söylemek istediğin
bir şey var mı? Bir şey de söyleyeyim.
Bu arada gerçekten hani benim
bu plancıyım dedim ya. Hep
hani bir şeylerin böyle iyi gitmesini
falan istiyordum. Hani ben
seninle aslında yine sana söyledim
hani bu da olabilir, iyi şeyler
da olabilir, kötü şeyler de olabilir ve bu
ikisinde normal hani gerçekten
bazen canım hiçbir şey yapmak istemeyebilir
odamda da oturabilirim
hani bu o zaman bunları senden duyunca
evet ya hani olabilir gerçekten bu
falan bunu hissediyordum
ve yani bu konuda
büyük senin de emeğin var. Belki
o zamanlar bilmiyordun ama bence
çoğu insanda da bu emeğin
var öyle olduğunu düşünüyorum ben. Çok teşekkür
ederim. Çok tatlısın.
E o zaman sen kapat bu bölümü.
Ayy.
Dur dur ne diyordun sen?
Unutsuzluğa alışmayın.
Yatağa küs girmeyin.
Bu kadar.
Bu şey Bülke ablakanın bir şeyiydi değil mi?
Konserine giderim.
Evet.
Senle çok güzel olur ki.
Evet.
Tamam tamam bununla konuşuruz.
Her sabah uyandıktan sonra
üç tane gerçekten şükrettiğiniz en basit şeyleri söyleyeyim.
Bu arada gerçekten ayağınız var yürüyebiliyorsunuz.
Yani su içebiliyorsunuz, rahatça nefes alabiliyorsunuz.
Çok basit şeyleri söyleyince gerçekten hayattaki küçük mutlulukların farkına varıyorsunuz ve kendinizi çok iyi hissediyorsunuz.
Bunu yapın ve kendinizi sevdiğinizi söyleyin.
Gerçekten içten bir şekilde ama sarılın. Ben sarılıyorum bile o da var.
Ben de hep omuzumu öperim.
Mükemmelliyiz.
Evet bunları söyledik. Umarım siz de keyif almışsınızdır.
Çok mutluyuz.
Ezgi Güçlü bizimleydi ve ben de bölümün adına biz konuşurken karar verdim.
Bu bölümün adı Büyüyünce Ezgi Güçlü Olmak İstiyorum.
Büyüyünce Ezgi Güçlü Olacağım hatta yani böyle bir şey koyacağım kesinlikle.
Siz de bu bölümü dinlemiş oldunuz.
Kendinize çok iyi bakın.
Yani ne desem boş.
Kız noktayı koydu ve şimdi muhtemelen hayatımda diğer cümleleri yazmaya devam edecek.
Bu da bize ilham olsun.
Bir başka bölümde görüşürüz.
Hoşçakalın.
Hoşçakalın.
Vov çok güzel bir bölümdü gerçekten.
Güzel aktı mı sence?
Çok.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
