
Transkript
herkese merhaba.
bu aralar böyle boş zaman bulduğumda aslında yapacak daha önemli.
hani hakikaten zorunluluk olan şeyler olmasına rağmen bir bölüm kaydedeyim ihtiyacı duyuyorum ve kendimi burada buluyorum.
Geçmem gereken bir istatistik sınavı var.
O yüzden eğer aranızda R-Studio ile de böyle bir ilgisi olan varsa beni biraz olsun eğitirse çok sevinirim.
Artık hani birçok duyguyu, hissi, düşünceyi burada konuştuk, masaya yatırdık.
ama hakikaten benim şu yüksek lisansı da el birliğiyle bitirirsek çok mutlu olacağım.
Onu da bir hatırlatayım size.
Umarım keyfiniz yerindedir. Benim yerinde hakikaten.
Belki böyle çok uzun olmayacak ama biraz laflayacağımız bir bölüm olsun istedim.
Geçtiğimiz günlerde size en kötü date ya da datinge anınız neydi diye sormuştum.
Bu konuyu aslında dinlemekten çok keyif alacağınız bir konukla
aslında tanıdığınız bildiğiniz daha önce de Sen o kız değil misin?'iz'ine gelmiş bir konukla devam ettirmek istiyorum.
Kendisine de söyledim bunu birlikte çekelim diye sevgili arkadaşım İdil'e.
Ama ben öncesinde böyle bir girizgah yapmak, bir konuyu toparlamak sonrasında daha fazla maalesef ki kötü anıyla, hikayeyle
bir de İdil'i konuk aldığım bir bölümle sizin de kulaklarınıza misafir olmak ve muhtemelen de sizi biraz güldürmek istiyorum.
Ama öncesinde bana gelen yanıtlar üzerine ve benim de biliyorsunuz dating app'ler üzerine aslında çok yüksek dereceli bir diplomam da var.
Biraz böyle deneyimlerimizi bir tazeleyelim, hep birlikte bir masaya yatıralım ve bunun üzerine de bazı çıkarımları bence yapalım istiyorum.
O yüzden hazırsanız Sen O Kız Değil Misiniz'in yeni bölümü başlıyor.
Aslında ilk yanıt tam da bununla ilgili böyle bir anekdot geçmem gerektiğini hissettiğim şeylerden bir tanesiydi.
Bir dinleyicim 18 yaşındayım sevgilim veya flörtüm olmadı mağarada da yaşamıyorum ilginç demiş.
Aslında ben bunu çok ilginç bulmuyorum.
Bence 18 yaşında sevgilinin ya da flörtünün olmaması çok da anormal bir durum değil.
Kulağa çok böyle boomer gibi gelmek istemiyorum ama mesela ben de şu an baktığımda
benim yaşadığım lise hayatıyla şu an yeni jenerasyonun yaşadığı lise hayatındaki
o bir şeylerin ne kadar hızlandığı aslında belki benim için üniversiteye tekabül eden
bazı ilişkilenmelerin nasıl yeni jenerasyonda liseye biraz daha kaydığını görüyorum.
Bu belki de farklı konularda farklı konseptlerde de
aa işte ben bunu 10 yaşındayken düşünmüyordum aslında falan gibi de yansımaları olabilecek şeyler bence.
O yüzden bana 27 yaşıma neredeyse girmişken bu çok da garip gelmedi.
Yani bence 18 yaşındayken hala bir ilişkinin bir flörtün olmaması çok da garipsenecek bir durum değil.
Tabii şeyin dilenme aslında ben de zaman zaman görüyorum.
Yani birçok deneyim ne kadar aslında yaş olarak giderek düşse de ve hızlansa da diğer yandan da ilişki kurmak, belli bir samimiyeti, belli bir derinliği yakalamak da o kadar zorlaştı.
Bunda pandeminin de etkisi var, sosyal medyanın da etkisi var, hayatlarımızın ne kadar telefonun arkasında yaşandığıyla da ilgisi var tabii ki ama hakikaten orada da bir çelişki var yani.
Hem bir şeyler çok hızlandı yani aslında gerçekten yaşım arttıkça ben de bazı konularda annemin ben senin yaşınarken hiç bunları yapmıyordum falan dediği yeri anlayabiliyorum.
Ama samimiyetten uzaklaştığımız yerde samimiyet gerektiren birçok şeyin de yaşının bu kadar düşmesi evet biraz çelişkili ve belki de insanı zaman zaman böyle ya ben mağarada mı yaşıyorum düşüncesine de itiyor.
Ama ben bunun anormal olduğunu çok düşünmüyorum.
Hatta yani bu çok klişe ama her şeyin ve herkesin bazı şeyleri yaşamak için kendine hasta bir yaşı oluyor.
Ben de hayatta böyle birçok deneyimimde özellikle ilişkiler üzerinde şeyi bazen yaşıyorum.
Tabii bunu böyle her şeyi yaşayıp belli bir birikimi edindikten sonra söylemek çok boş.
Ama bunları yapmadan da ya da bu insanlarla tanışmadan bunları hayatıma almadan da hakikaten yaşayabilir ve birçok dersi yine kendi başıma çıkartabilirdim.
Buna çok gerek var mıydı bu mental yüke dediğimde oluyor.
O yüzden bardağa hangi taraftan baktığımızda tabii ki önemli.
Ama ben kesinlikle bunun anormal bir durum olduğunu düşünmüyorum.
Bunu da buradan söylemiş olayım.
Sadece artık herkesin çok daha fazla konuştuğu ve işte dating app'lerin hayatımıza bu kadar yer kapladığı bir yerde
acaba ben mi bir şeylerden geri kalıyorum hissini yaşamak da tabii ki çok anlaşılır bir şey.
Ben dating app'i kullanan bir insan olduğum zamanlarda bile
böyle arada hesabımı dondurduğumda sildiğimde falan sanki orada dönen bir partiyi ben kaçırıyormuşum gibi hissediyordum.
O yüzden ilişkilenmeler noktasında zaman zaman bir şeyleri kaçırıyor gibi hissetmek de çok insani.
Şimdi hazırsanız tabi yavaş yavaş biraz sizden gelen anılara bakalım.
Beni en çok güldüren yanıtlardan bir tanesi şu oldu.
Karadeniz şivesiyle konuşmuştu baya şakasına mı gerçek mi bilmiyorum.
Yani buna ne kadar güldüğümü hakikaten anlatamam.
Çünkü şakasına yapmış olmasını düşünmekteki o naiflik, o iyi niyet yani hani burada Karadeniz şivesi şey mink yapmıyoruz ama yani 20'li yaşlarda bir anda karşınızdaki boylu poslu bir adamın da Karadeniz şivesiyle konuşmasını duymak herhalde top 10 shocking experiences falan diye böyle girer yani listelere.
çok tatlı çok kendine özgü bir deneyim
sonra bu dinleyicime yazdığımda da
bunun ilk Bumble Date olduğunu söyledi
yani gerçekten zaten korkunç bir ortama
travmatik bir deneyimle başlamak
tabii ki zor olmuş
yani şey diyelim geçelim bunu da
bu ülkenin Karadenizlerden çektiği nedir diyelim
ve devam edelim
senden hoşlanıyorum ama uzun zamandır başkasından da hoşlanıyorum
ne yapacağım bilmiyorum demiş
bir deyti
bir dinleyicime
şimdi burada açık yürekliliği
bu açık sözlülüğü de belki de takdir
etmek lazım
yani tabi insanın gerçekten
bazı bilgileri kendine saklamayı
kesinlikle öğrenmiş olması gerekiyor
hani burada ben aynı anda
iki insandan hoşlanmayı
gerçekten normalize edebilirim
insan bazen karar veremez
insan aynı anda iki kişiye falan aşık
olabilir belki de hani hoşlanabilir
Tanımıyordur neye çekildiğini bilmiyordur kendisinin aslında nelerden hoşlandığını belki de çok bilmiyordur ama hani birçok konuda belli yalanlar söyleyebilmesiyle biraz da ünlenmiş bir ırkın ya ben senden de hoşlanıyorum başka bir kızdan da hoşlanıyorum açık sözlülüğünü göstermeye burada karar vermesi gerçekten takdire şayan.
Genel olarak da şimdi şunu da söyleyeyim dinleyicilerimin çoğunun kadın olmasından kaynaklı değil bence bu sadece.
Çünkü erkek dinleyicilerimden de yorumlar alıyorum mesajlar alıyorum yani istatistikleri görüyorum en basitinden ama en kötü date'iniz kısmında bir tane erkekten bile hatta şöyle söyleyeyim bir tane straight erkekten bile yanıt almamak.
acaba biz bu çektiğimiz çilede ve yaşadığımız bu trajikomik deneyimlerde kesişim kümemiz bizim bu deneyimleri bir erkek tarafından yaşamış olmamız mı diye de düşündürttü ya da hakikaten biz kötü date'ler yaşatmıyor muyuz acaba karşımızdakine diye de düşündürttü ki
Bence belki siz de denk gelmişsinizdir internette.
Benim çok böyle görünce hakikaten kafama oturan teorilerden bir tanesiydi.
Date'lerinizden çok keyifle ayrılıyorsanız ya da karşımdakinden o kadar da hoşlanmadım ama hani eğlendim de diyorsanız belki de kendinizle randevuya çıkmaktan hoşlanıyorsunuzdur.
Kendi o masada konuşmanızdan, anlattıklarınızdan, auranızdan etkileniyor olabilirsiniz.
Karşınızdaki sadece bir eşlikçi olabilir diyordu.
Belki de bu noktada aslında biz de gerçekten kendi kendimize çok güzel zaman geçirirken arada bir tane dangalak tarafından sanki rahatsız ediliyoruz.
Sanki o keyfimizin biraz içine çomak sokuluyormuş gibi anladım.
Bir diğer söyleyeceğim şey de yine dinleyicilerimden gelen sizlerden gelen şeylere geçmeden önce.
Ortaklaşan kötü day tanılarından bir tanesi de hep hesap ödemek üzerine olmuş.
Şimdi bunu da aslında yine ben İdil'le de çok konuşmak istiyordum ama burada da bununla ilgili fikrimi bir beyan etmek isterim.
Bu hesap konusu neden bu kadar böyle genel anlamda hakikaten yabancı TikTok'larında da yabancı içeriklerinde de sürekli karşımıza çıkan bir şey olmaya başladığı hakikaten düşünüyorum.
Çünkü arada da şey diyorum yani sene olmuş 2025 cidden bu kim hesap ödüyor tartışacak mıyız?
ama söylenilenler yani bana gelenler hep şu yönde
yani self servisti mesela ilk önce sen git al dedi
ya da hesabı ödeyeceğiz telefonla konuşuyormuş gibi yaptı ben ödedim
ya da tam kasa derken işte ayrı ayrı olacak dedi falan gibi
yani hesap ödeme konusunda da hiçbir kadın dinleyicimden
hesabımı da ödemedi gibi bir serzeniş gelmemiş
ve aksine hep böyle tersi yaşatılmış
Şimdi hesap konusunda bence şöyle bir açıklık getirmeliyiz.
Yani ben en azından kendi fikrimi beyan edeyim.
Bu tabii ki de doğru olan olmak zorunda değil.
Tabii ki de hani date'i biraz belki de teklif edenin ödemesi hani o date'e çıkartması anlaşılır bir şey.
Ama diğer yandan da içinde bulunduğumuz durumu şartları da değerlendirmemiz lazım.
Çok iyi bir ekonomik değiliz.
Kendi dengemiz olan insanlarla görüşüyorsak bile ister istemez aslında
kendimizi en azından karşılayabilmekle
biraz yükümlüyüz zaten.
İşin jest boyutunda
her iki tarafta elini cebine
tabii ki atabilir.
Burada emrivaki bence çok rahatsız edici
bir şey. Yani
karşınızdaki date'i teklif etmiş,
sizi bir randevuya çıkartmak istemiş olsa
bile tabii ki de sizin de oraya zaten
bir şeyleri karşılayabilecek.
Her ihtimale
hazırlıklı olabilecek şekilde gitmeniz
her zaman bence yaptığınız da bir şeydir.
Bu konuda kimsenin kimseye hele de tanımadığı birine sırtını yansıyacağını düşünmüyorum.
Ama diğer yanda böyle bir jesti beklemekte anlaşılır.
Zaten bu gold digger muhabbeti de bana çok komik geliyor.
Yani gold digger dediğiniz insan gerçekten hani çok pahalı markaların, mücevherlerin, kıyafetlerin tam böyle bir princess treatment'ın peşinde olur.
İçeceğiniz bir tane kahvenin, bir tane biranın değil yani.
O yüzden erkeklerin de bu abi karı benim paramı yeri gitti mantığını çok anlayamıyorum.
Çok da sığ buluyorum.
Bir yandan da yetkilileri göreve çağırıyorum.
Ekonomi hakikaten bu kadar kötü.
İnsanlar bir kahve ısmarladığında birine para yedirdiğini düşünmeye başladı.
Artık yetkilileri buradan göreve çağırıyorum.
Ama fark ettiğim bir şey oldu ki aldığım yanıtlardan.
hesap konusuna
nedense kadınlar erkeklere
para ödetirmiş gibi bir algı
çizilmesine rağmen aslında erkekler
daha fazla kafayı takıyor.
Herhangi birine herhangi bir şekilde
para harcamaya dair bu kadar endişeniz varsa
o zaman randevuya çıkartacağınız
randevuya çıkmayı teklif edeceğiniz insanı
daha
yüksek kriterlerle de seçebilir
ve daha eleyici olabilirsiniz.
Hani ister istemez bir ikinci
randevuya da çıkabilme ihtimalinizin olduğunu
anlaşabileceğinizi düşündüğünüz birine teklif edersiniz.
Bir ikinci date olur.
Bu sefer o size bir şeyler ısmarlar.
Ya da zaten belli kriterlerinizden, belli süzgeçlerinizden karşınızdakinin
size bir şeyleri ödetme gibi bir hevesi olmadığını da anlayabilirsiniz.
Hani biraz karakter analizi de yaparsınız.
Ama böyle birisine bir anda bodoslama, date teklif ediyorsanız
sonra da karşılaştığınız bazı abi işte kız bana hesap ödetti falan gibi şeyleri
muhabbetini yapmak bana çok sığ geliyor.
Ne çevremde ne de genel olarak da bizim jenerasyonda böyle çabası olan kadınlar da görmedim ben zaten.
Ödememekteki ısrar ödetme ısrarından çok daha kötü bence.
Ben bunu Avrupalı erkeklerde de çok gördüm.
Gerçekten burada biraz Akdeniz kanının da etkisi var.
Yani İtalya'da mesela güney ve kuzey bu konuda çok ayrılıyor.
Ve Kuzey İtalya ekonomik anlamda çok daha iyi olmasına rağmen herkesin çok parası olmasına rağmen
ve burada gerçekten bir kahve, bir bira çok çok daha karşılanabilir olmasına rağmen
hakikaten yani burada 3 eurodan, 100 liradan falan bahsediyorum.
Yani Türkiye'de artık bir bira 200-250 lira olmuşken
burada hani bir 100 liraya zaten bir kadeh şarap içebiliyorsun, bir kokteyl içebiliyorsun
ve karşındaki bir anda kasada ayrı ayrı ödeyebilir miyiz?
Buradan 3 euro alın falan deyince benim çok tepem atıyor.
Çünkü zaten hani birkaç saat oturacağız.
Birkaç bardak bir şey içeceğiz.
İlk sen alırsın hani ikinci round benden olsun denir.
Ya da en kötü ihtimalle cebinden maksimum 10 euro çıkacak yani.
300-350 lira bir şey.
Lanet olsun dersin.
Bir daha da yazmazsın.
O ayrım çok rahatsız edici oluyor.
Ve bazen o cringe'i yaşamamak için hemen böyle hızlıca onlardan önce kasaya gidip ödeme.
Ya da bu benden olsun sonrakini sen ödersin deyip sonraki olmayacaksa bile o kimsenin ağzına laf vermeme içgüdüme hakikaten yenik düşüyorum.
Ki günün sonunda o tatavayı çekmeyeyim yani.
Ama bu bana çok geldi yani size sorduğumda.
Hesap ödetmeye çalıştım ya da hemen işte self-service sen önce git falan dedi.
Hatta bir dinleyici şöyle bir anısını anlattı.
Bu gerçekten öldürdü beni yani.
Deity ile espresso lab'e gitmişler ve Deity demiş ki işte self service istiyorsan önce sen git al.
Dinleyicim de gitmiş kendisine kahvesini söylemiş bir küçük tatlısını söylemiş.
Sonra işte kahvesini içmiş tatlısının yarısını yemiş falan elinde paket dönüyorlar ve yol ayrımında artık ayrılacaklar.
Ve Deity demiş ki ya onu yemiyorsan bana versene hani yolluk olur.
Yani çok naif yine yine çok bazı impulsif düşüncelere hiç böyle filtresiz ağzından çıkarıvermiş çok açık yürekli bir arkadaşımız diyelim.
Ama burada şeyi bu arada hani küçümsemek gibi yapmıyorum yani abi para göz ya da ne kadar aç gözlü falan değil.
Hani gerçekten hiç tanımadığınız ve bir merhaba merhaba ile tanışmaya başlayacağınız birine de hakikaten söylenecek bir şey değil bence.
Hani biraz burada komik olan odayı okuyamamak yani o atmosferi hiç mi değerlendiremedin?
Bu gerçekten oldukça gülünç bir şey.
Bu gerçekten komik bir date.
Yani gerçekten hani böyle insanın umudunu biraz kıran bir date.
Bu illa böyle çok korkunç, çok kötü, çok tedirgin hissettiğiniz bir randevu olmak durumunda da değil.
Böyle insanlarla karşılaştığınızda acaba gerçekten hani duygusal anlamda belli bir olgunluğa ulaşamamış,
hiç etrafını karşısındaki insanı okuyamayan bu kadar fazla insan olabilir mi bu yaşta düşüncesi?
İnsanı umutsuzluğa çekebiliyor.
O yüzden bence bu kötü date analarına girer.
Bu dinleyicime de bana bu hikayeyi anlattığı için çok teşekkür ediyorum.
Plastik terlik ve pijamayla gelip hayatının ne kadar kötü olduğunu anlatıp durmuştu demiş bir kadın dinleyicim.
Zaten plastik terlik ve pijamayla gelip hayatının ne kadar kötü olduğunu anlatması sanki böyle bir filmin devamının çekilmesine tekabül ediyor.
Yani zaten plastik terlik ve pijamayla randevuya gelmek ister istemez hani bir de senden dinleyelim ya bu hikayeyi dedirtir yani insanı.
Hani bir anlat bakalım neler oluyor yani ne oldu sen niye bu hale geldin dedirtir.
Bence bu arada bu tarz kriterleri de artık yavaş yavaş bir içe almamız gerekiyor.
Yani zaten bar artık iyice aşağıya indi.
Hani bana iyi davranıyorsa, bana zarar vermiyorsa, kendimi tedirgin hissetmiyorsam, iki kelam edebiliyorsa tamam bu randevuya çıkılır gibi zaten çok basit şeyleri artık mumla arıyoruz.
O yüzden bunun böyle sizin kriterlerinizi şekillendirmesine ve size set çekmesine çok da müsaade etmeyin.
Biraz olsun özen beklemek, biraz olsun jest beklemek.
Ne bileyim hani bir eve bırakılmayı beklemek, bir taksiye bindirilmeyi beklemek, otobüs gelene kadar mesela beklemesini ummak bunlar normal şeyler çünkü bunlar sadece centilmenlik değil.
İçinde olduğumuz toplumu kadınları ne kadar tehdit altında hissedebileceğini de biraz olsun bildiğini anladığını gösteren sinyaller.
Dış dünyadan bu kadar kopuk bir insanla zaten bırakın bir ilişki ihtimalini iki kelam bir şey de konuşamazsınız.
Çünkü aynı dünyayı yaşamıyor oluyorsunuz.
O yüzden bu tarz beklentilere girmek zaten çok en doğal hakkımız.
Ama diğer yandan da hayat bize giderek kötü şeyler duyurduğu, yaşattığı için tamah ettiğimiz şeylerin sınırı çok düştü.
O yüzden özen gösteren bir insan sanki çok yüksek bir kriteri karşılıyormuş gibi hissediyoruz.
Ama yani bir randevuya gerçekten biraz da eli yüzü düzgün gitmek kişinin kendisine olan saygıyı da gösterir.
Yani ben burada benim dinleyicim olan kişiye yapılan bir saygısızlığa gelene kadar kişinin kendine olan saygısızlığına da birazcık üzüldüm açıkçası.
Bu çok büyük bir red flag.
Biraz olsun özen göstermemek mesela.
Yani benim bir tane bölümüm var Shout Out To Male Gays diye.
En gülünç deyitlerimden bir tanesiydi ama yine de eski bir...
Bölüm olduğu için oradan bir anekdodu söylemek isterim.
Biz de böyle Beşiktaş'ta bir bara oturmuştuk.
Hani Beşiktaş'ta da hep maçlarda izlendiği için bilirsiniz.
Barların dış kısmında hep böyle televizyonlar olur.
İşte o ekranlarda maçlar oynatılır ve herhangi bir maç yoksa da mutlaka bir spor kanalı açıktır.
Sen şöyle geç deyip hani arkası televizyona dönük tarafı bana göstermişti.
Eğer sohbetin sarmazsa ben en azından maç izlerim demişti.
Yine yani her düşündüğünü söyleme be kanka diyeceğimiz anlardan bir tanesiydi.
Nitekim o da çok özensiz gelmişti.
Yani bir havlu yaşı olman bir tişört halı sahadan çıkmış gibiydi ve çok acelem vardı.
seni bekletmemek için böyle çıktım demişti.
Yani bu bir bahane değil.
Zaten bekletmemelisin evet ama
hani bekleyeceksem de en azından
beni önemsediğini hissettiğim bir insanla
iki kelam etmiş olmayı çok daha isterdim.
O yüzden bu özeni beklemek
çok fazla bir şey beklemek olmuyor.
Sırf kriterleri karşılayan adam sayısı
giderek azalıyor diye
ben çok mu zor bir şey istiyorum
düşüncesine kapılmayın.
Bu isteklere, bu kriterlere sahip olacaksınız ki
kriterleriniz karşılanmıyorsa bunları reddetmeyi ve aza tamah etmemeyi öğrenecek ve göstereceksiniz ki
bu insanlar da reddedilmeyi anlayacak.
Belli kriterleri karşılayamayınca insanlarla samimi ilişkiler kuramayacaklarını fark edecek ve çekidüsen verecekler.
Biz ne kadar kabulkar olursak o çıta zaten o kadar karşılanamıyor olacak.
O yüzden biraz maalesef yine bir şeyleri değiştirmek bize düşüyor.
Metroda bir erkeğin yanına oturduğum için beni kaldırıp başka yere oturtmuştu demiş.
En azından nasıl bir tekinsizlik içinde olduğumuzu anlayabilen ama okumayı çok yanlış bir yerden yapmış bir arkadaşımız diyorum.
Ve kötü bir deneyimdir bu da.
Hani tatsız bir çıkarımdır diyelim.
Zaten bu erkeğin seni erkekten koruması güdüsü de biraz rahatsız edici aslında.
Yani hani burada böyle biri sana sataşır ve orada bir saniye ne oluyor?
Hani çünkü birinin özel alanı, kişisel alanı ihlal ediliyor.
Ona bir müdahale, ona bir böyle dur demek bambaşka bir şey.
Bu hakikaten olması gereken de bir müdahale.
Ama metroda birinin yanına, bir erkeğin yanına oturduğun için kaldırtılması şunu da otomatikman düşündürtüyor.
Sen yanına bir kadın oturduğunda onunla ilgili ne düşünüyor ya da onun için nasıl bir tehdit oluşturuyor olabilirsin ki herhangi bir erkeğin de metroda toplu taşımada yanımda oturması benim sana tehdit altında olduğumu hissettirdi.
Bu birincisi.
İkincisi tehditle alakalı değilse ve kendi oradaki egosunun ve varlığının sarsıldığını düşünüyorsan çok daha büyük bir red flag.
Kaç yani metronun içinde aynı vagondan uzaklaşana kadar yani metronun ilk vagonuna kadar koş.
Zaten duracaktır bir sonraki durakta in sonra.
Hani çok daha güvenli bir yerde kendini bulursun diye düşünüyorum ve geçmiş olsun diyorum.
Bumble açtığım gün sövüştüğümüz küs eski arkadaşımın karşısına çıkman ve bunu yayması demiş bir dinleyicim.
Bu bir date anısına girmiyor belki ama kötü bir dating app anısı.
Burada şöyle bir şey var.
Dating app kullanan kadın arkadaşlarımda ya da bir dating app açmayı düşünen kadın arkadaşlarımda bu tedirginliği ben çok sık gördüm.
Ya bir tanıdığa rastlarsam?
Yani ya bir tanıdığa rastlarsam dediğin yer zaten onun da hesap açtığı olduğu bir ortam.
sen burada oluşunla yargılanacaksan onun orada ne işi var?
Hani sen ne yapıyorsun burada da beni yargılıyorsun?
Yargılıyorsa bu yine aslında oradaki kadınlara ne gözle baktığı
ve kendisinin aslında ne kadar kirli bir zihniyetle tanışma uygulamaları kullandığının bir göstergesi.
Demek ki o kadar kadınları belki objeleştiriyor, kullanılabilir bir şey gibi görüyor ki
seni de orada görüşüyle bu da kendini kullandırtacak, bu da aranıyor falan gibi inanılmaz böyle pis bir zihniyetle bunu yayıyor ve bundan da utanmıyor yani.
Ben işte Sima'yı tanışma uygulamasında gördüm.
Sen ne yapıyordun?
Sen ne yapıyordun?
Tez mi yazıyordun yani?
Sokrates.
Sen ne yapıyordun?
Düşünüyor muydun orada oturduğunda?
Katlanamıyorum ya bu iki yüzlülüğe ben.
Kötü bir dating yapanısıdır gerçekten.
geçmiş olsun diyoruz.
İlla küt böreği yiyelim diye tutturdu yavrum.
Bu o kadar komik bir yanıt ki yani.
Çünkü hani şey oluyorsun bu kötü bir date mi diyorsun ama sonra bir hayal edin kendiniz.
Hani bir randevudasınız ve karşınızdaki tutturuyor yani ben küt böreği yemek istiyorum diye.
Bu da yine aslında tartışmalı bir şey.
Kürt böreği mi dedi, küt böreği mi dedi.
Bu insan ırkçı olabilir mi?
Bu insan faşist olabilir mi?
Bu da aslında yine çok güldürürken düşündüren itiraflardan bir tanesi olmuş.
Ama sen bu kötü bir deytti diyorsan kötü bir deyttir.
Ama umarım yemişsinizdir bu arada ben çok severim.
Umarım yemişsinizdir yanında da böyle çayla.
İyi gitmiştir.
En azından kötü bir deytti ama ağzımız tatlandı da demiş olurdunuz diye düşünüyorum.
Bana ıssız adamdan falan bahsetmişti.
havuçlu kek metaformuş falan onları anlatmıştı demiş bir dinleyicim.
Zaten ıssız adam olmasaydı erkekler bu siksok davranışlarını ne şekilde açıklayacaktı,
neye dayandırıp romantize edecekti hakikaten çok merak ediyorum.
Havuçlu kek metaformuş bak sen anlıyor da hani 300 kelimeye kadar konuşabiliyor ve ateş yakabiliyor.
Anlamış yani havuçlu kekin bir metafor olduğunu.
Ama sorsan kadınlar nelerden hoşlanır, nasıl jestler hoşuna gider hiç bilmez mesela.
Kadınlar çok fazla şey bekliyor ama eleman havuçlu kek metaforunu da kaçırmayacak kadar bir sinefil.
Issız adam benim yaşayamadığım çünkü yaş olarak yakalayamadığım o 2000'ler İstanbul'u, 2000'ler belki işte gençliğini görmek açısından çok severek izlediğim.
Ama maalesef ki ilerleyen yıllarda da hayatıma sıklıkla girecek olduğunu bilmediğim toksik erkeklerin belki de atasını içinde barındıran bir film.
Hani çağırmak bilmiyorum.
Hani bir iyilik mi yaptı bize, topuğumuza mı sıktı bilmiyorum.
Ama ıssız adam aslında isteyene çok güzel bir ders de verebilir.
Yani o seçenek bolluğundan işte hayatımı ben bir kadına bağlamak istemiyorum seviyorum ama bu hovardalık da çok güzel diyen bir insanın aslında günün sonunda yalnız kalabileceğini ertelediği vermekten gocunduğu sevgiyi nasıl heba edebileceğini de gösteren aslında kişi isterse ya hayatın karşına çıkarttığı sevgiyi duyguyu korkmadan bağrına basmayı bil ya da korkuyorsan da
karşındaki insanın sana biraz yardımcı olmasına izin ver gibi bir öğretiydi aslında alabileceği bir film.
Ama nedense çoğu erkek bu filmi izlediğinde çok bambaşka bir öğreti alıyor.
Yani orada Cemal Hünal çok yakışıklı, karizmatik ve işte aynı zamanda başarılı bir aşçı, havalı falan bir Cihangir beyefendisi falan diye
sırf aslında Normal People'da da dediğim gibi sırf karakterler yakışıklı, güzel diye
kendinize gördüğünüz toksikliği romantize etmeyi bırakmanız lazım.
Bir diğer kısadan hisse.
Issız adamla ilgili ne düşündüğünü sorabilirsiniz partnerinize, deyitinize.
Cevaba göre de her an topuklamaya hazır olun.
Kendisi beni kahve içmeye çağırmıştı.
Deyit boyunca flört gibi davrandı, elimi tuttu.
Sonra ayrılmadan önce bu arada ben ilişki düşünmüyorum, seni kardeşim gibi gördüm dedi.
Aramızda bir yaş var demiş bir dinleyicim.
Ya bu hakikaten tat kaşırıcı bir deneyim ama bunun böyle ilk deyette yaşanması da aslında çok kolaylaştırıcı, çok hakikaten tamam yani en azından daha fazla zaman kaybetmedim de dedirten bir şey.
özellikle belli bir süre geçirdiğinizde
bu tanışma uygulamalarında
bir yerden sonra hayal kırıklığı
kaçınılmaz olmaya başladığında
en azından çok da zaman
harcamadı. En azından çok kısa sürede
ne isteyip istemediğini
gösterdi şeklinde
şükür sebebi de kendinize bulmaya
başlıyorsunuz. Şimdi dating app'lerde
tabii ki de herkesin arayışı çok farklı
olabilir. İnsanlar
one night stand arıyor olabilir, hayatının aşkını
arıyor olabilir, tanışmak
birileriyle flörtleşmek, randevuya çıkma deneyimini biraz daha güçlendirmek de istiyor olabilir.
Ama orada ne aradığını inanılmaz derecede spesifikleştiren ve böyle çok kendinden emin bir şekilde bu uygulamaya giren insanları da
kadın erkek fark etmeksizin çok anlayamıyorum.
Daha doğrusu şöyle bir önerim var aslında.
Bu kadar keskin olmak bize iyi gelebilecek şeyi de ekarte etmemize neden olabiliyor olabilir.
Yani sen belki gerçekten çok da ilişki noktasını hissetmiyorsun ama ilişkiye hazır hissetmek sadece kişinin kendisiyle değil biraz da karşısına kimin çıktığı ile ilgili.
Bizi sadece yaşadıklarımız kendi mental durumumuz değil aynı zamanda karşımızdaki insan da bir ilişkiye pekala hazır hissettirebilir.
O yüzden o an aradığın şey kafanda az çok belli olsa da başka şeylerin de olabileceğini bilmek.
Çünkü her türlü ilişkinin bir de karşındaki bir insandan da sana gelen, sana akan bir etkileşim olduğunu bir kenarda bulundurmak bence kıymetli bir şey.
Ben takılmaya geldim deyip hayatının aşkıyla da çıkabilirsin.
Ben aşk arıyorum deyip böyle takılmak, birileriyle tanışmak, sohbet etmek, flörtleşmek iyiydi.
Bana şu an bu iyi geldi de diyebilirsin.
Bunu o kadar spesifikleştirmeye bence çok gerek yok.
En azından kendi kafamızda.
Ama tabii burada insanların ne aradığına saygı duymak başka bir şey.
İnsanların zaman kaybetmek istemediği için ben şunu arıyorum sen de orada mısın diye sorması başka bir şey.
Ama bodoslama bir şekilde yine bir dinleyicim bana bir Bumble konuşmasının ekran görüntüsünü attı.
Ne haber ne yapıyorsun? İyiyim ne yapayım ya evdeyim dinleniyorum sen ne yapıyorsun?
İyi ben de sevişelim mi?
Şimdi işin rengi değişti.
Yani sen takılmak istiyorsun ve bu senin en doğal hakkın bunu tabii ki iste ama bu karşındakini objeleştirmek ya da karşındakinin bir insan olduğunu düşünmemek değil sadece.
Seks gibi insan varlığından bu yana muhtemelen yani biz konuşmuyorken bile yani diller yokken bile var olan bir eylem bu.
Bir iletişim kanalıdır aslında cinsellik ve sen daha iki kelam etmediğin tanımadığın tanışmadığın bir insanla nasıl bir cinsel deneyim yaşayabileceğini düşünüyorsun.
Yani bu o kişiyi tamamen bir cinsel organdan ibaret görmeye benziyor ve böyle görüyorsan bile en kral seks ne kadar sürüyor ki yani bittiği zaman ne yapacaksın?
İki kelam etmeye geldiğinde işte ne konuşabileceksin?
Yani aslında ben zaman içerisinde bu kadar bodoslama saygısızlıkların bana yapıldığını düşünüp sinirlenmektense kişinin bunu söyleyebilecek kadar aslında kendine bile saygısız olmadığını gördüğümde biraz o insana üzülmeye ve bu muameleyi kişiselleştirmemeye başladım.
bu bir tane çok güzel bir
meme vardır hani böyle
iki tane neandertal böyle duruyor
birisi takım elbiseyle onlara bir şey
açıklamaya çalışıyor
hatta bunu bölüm kapağı yapayım iyi oldu
aklıma geldiği
öyle hissediyordum bak böyle
konuşulmaz hani ozan güven oluyorsun
bir anda bu böyle mi ya kaç yaşındasın
sen ya bir söyle kaç yaşındasın
falan oluyorsun sonra hem ki bir dakika
ya ben her şeyden önce
terapistim yani ben birini eğiteceksem
bundan sonra bunu parayla yaparım zaten
birine böyle davranılmaz
kanka diyeceksen
seans alsın bende ben niye bunu bedava
yapıyorum falan oldum niye zamanımı
harcıyorum yok kanka deyip
geçtiğinde blokladığında engellediğinde
karşındaki de aslında bırak
insan gibi bir açıklamayı
hak etmeyip kendi başına
öğrensin bunun bir yere varmayacağını
o yüzden
bu da maalesef ya ben de
istediğimi biliyorum ben açık sözlü bir insanımın
arkasına sığındırılmış
Dallayaraklıklardan başka bir şey değil maalesef
Geçmiş olsun diyorum o dinleyicime de
Yine bir dinleyicim şöyle bir şey yazmış
Aynı konserde olduğumuzu fark edince
Beni mekanın tuvaletine çağırmıştı
Bu da aslında hepimizin de anlayabileceği gibi
Otomatikman karşıdakinin bir eşleşme
Bir tanışma uygulamasında iki tarafında birbirini beğenmesi üzerine
Çok yanlış bir çıkarım yapıldı
Maalesef ki oradaki beğeninin, oradaki kaydırmanın otomatikman birçok şeye onay verdiğini düşünen bir güruh var.
Ve bu güruh bizim iş arkadaşlarımız, sınıf arkadaşlarımız, metrobüste, metroda yanımızda oturan insanlar,
belki her gün alışveriş yaptığımız esnaf yani bizden biri, içimizden biri bu insanlar.
Belki de sizsiniz.
Bir insanın sizi bir tanışma uygulamasında beğenmesi size birçok konuda onay verdiği anlamına gelmiyor.
Birinin sizinle evlenmesi bile sizinle sevgili olması bile bazı şeylere otomatikman onay verdiği gibi bir doğruya ulaştırmaz sizi.
Bunun eksikliğinin yaşanması sırf dating app tanışma uygulaması olduğu için o tanışmanın otomatikman fiziksel bir yakınlaşmanın garantisi olduğunu düşünmek çok sığ geliyor bana.
Ve aslında tam da bu tarz insan etkileşimlerine dair pratik yapabilecekleri bir alanda bu kadar kendinden emin olmaları bu insanların çok gülünç de bir yandan.
Yani şey gibi ben işte üniversiteye girdim, psikoloji kazandım.
Ben psikoloji kazandığım için otomatikman zaten psikolojiyi biliyorum.
Sen bana ne anlatıyorsun hoca demeye falan benziyor yani.
Lan oraya girdin daha.
Zaten öğrenmeye girdin yani.
Bırak da bir deneyim kazan, bir sınavlara gir, bir hazırlan, bir sınıfta kal, ne bileyim bir düşük bir puan al, bir eksiklerini gör ya da iyi olduğun yerlerini güçlendir.
Hani öyle de bir özgüven var.
Yani girdim ya ben oraya.
Sen bana ne öğreteceksin gibi bir şey de var.
Bu kadar anlam yüklememek lazım o beğeniye.
Çünkü aslında o noktada dating applerin gerçek hayattan çok bir farkı da yok.
Sokakta gördüğün adamla göz göze geliyorsun.
Beğeniyorsan bir kesişiyorsun, bir gülümsüyorsun falan.
Ve orada beğendiğin faktörler giyimi, olduğu mekan, konuşması, sohbeti yani şahit olduğun şeyler aslında ilk etapta.
Tanışma uygulaması da aynısı.
adamın koyduğu fotoğraflar, müzikler, yazdığı şeyler az çok böyle bir espri anlayışını çıkartmak vs. falan bunlar zaten o kişiyi likelayacak mısın yoksa sola mı atacaksını düşündüren şeyler.
Neyin onayı bu? Ben göz göze geldiğim birinin kolundan tutup hadi bakalım sen şimdi Beşiktaş evlendirme dairesine geliyorsun ben de diyor muyum?
Sen niye bana böyle bir bodoslama mesaj atabiliyorsun?
Ya da böyle bir şey esyum edebiliyorsun falan.
Yine verdik yani gerçekten.
Dersi yine verdik.
En çok da neye üzülüyorum?
Şimdi ben bu kadar konuştum.
Benimle aynı düşünen insanlar dinleyecek bunu.
Halbuki bunun hakikaten ders gibi okutulması gerektiğini düşünüyorum ben.
Neyse.
İnşallah bir gün o gün de olur.
inşallah bir gün ben de böyle bir boğaz içi
talksa falan çağrılırım
yani bakalım
fingers crossed diyelim
eğer instagram hesabımı takip
ediyorsanız bir tane dinleyicim
yarın çıkacağım nasipse o zaman
anlatırım demişti
o dinleyicim mesaj attı
çok güzel geçmiş bunu da sizlerle
paylaşmak istedim o soruyu çünkü
herkese birlikte paylaşmıştım
bunu da buradan haberini
vereyim arkadaşımızın randevusu
çok güzel geçmiş ve ikinci
randevuya da planlamışlar. Umarım
o da çok güzel geçer. Ben oradan update'leri
alınca sizi yeşillendireceğim.
Böyle bunları
benimle paylaşmanız da çok tatlı.
Bir de yanıtı verdiğimde de
hiç yazacağını düşünmemiştim
falan gibi bir yanıt aldım. Arkadaşlar
siz beni ne zannediyorsunuz?
Yani neredeyim ben? Hani ben
gerçekten hayatımın, günümün
%90'ını
telefonumda geçiriyorum ve
tabii ki de müsait olduğum sürece
cevap veriyorum çünkü konuştuğum şeylerin
kaynağını sizden alıyorum
artık. Bana yazmaktan
şunu konuş demekten çekinmeyin
her zaman DM kutumda size de
yer var. Bunu da söyleyeyim.
Böyle ben küçük bir girizgah
yapmak istedim ve
dating app'ler üzerine
randevu anılarımız üzerine
bir seri yapmak istiyorum.
Konuklar aldığım
belki bu konuk yarın bir gün sizin
içinizden de olabilir. Deneyimleri
konuştuğumuz bir seri yapmak
istiyorum ve bu da bunun ilk
başlangıcıydı yavaş yavaş
aslında ne kadar ortaklaştığımızı
ne kadar ayrıldığımızı ve buradan
aslında yola çıkarak
ne kadar kendi kriterlerimizi yavaş
yavaş çizebileceğimizi bence
birlikte öğreneceğimiz tatlı
bir seri olacak
güzel hikayeler de var mesela
bazı kötü deneyimleri yaşadıktan
sonra aynı
dinleyicim dating app'tan
çok güzel bir ilişkiye de başlamış keza
ben de çok güzel arkadaşlıklar da kurdum
gayet ciddi ilişkilerim de oldu
tanışma uygulamalarından
o yüzden umudumuzu yitirmiyoruz
belki de bugün hakikaten bunu söylemek için
çok güzel bir bölüm
umutsuzluğa alışmayın
yatağa küs girmeyin
her sağa kaydırdığınızdan da
çok da bir şey beklemeyin
sağda bir keramet olsaydı
Türkiye şimdi böyle olmazdı
diyelim
sevgiler saygılar
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
