
bu kadar delirmemin sebebi diğerleri. o kadar da delirmememin tek nedeni annem. sizi tanıştırmak istedim kendisiyle. öptüm!
Transkript
Aile konusu sanırım podcast yapmaya başladığımdan bu yana karşıma defalarca konuşmam için getirilmiş bir konuydu.
Sizden çok kez bununla ilgili mesaj aldım.
Ama aslında gerçekten bu zamana kadar bu konuyla ilgili konuşmamamın sebebi hepimiz belli bir noktada ebeveynlerimizle olan ilişkimizin tabii ki travmalarını taşıyoruz.
Çok sevdiğim bir hocamın lisanstan şöyle bir sözü vardı.
Traumatize olmayan ebeveynlik yoktur.
Ve aslında bu çok doğru.
Çünkü ailenizin ilk çocuğuysanız zaten bir şeyleri öğrenme noktasında aslında onların ilk deneyimi oluyorsunuz.
İkinci, üçüncü sonradan doğmuş bir çocuksanız da aslında aynı ebeveynle karşılaşmıyorsunuz.
Çünkü bu sefer bir çocuk yetiştirmiş farklı bir versiyonları tarafından yetiştiriliyorsunuz.
Yani ben aynı evde yetişmiş kardeşlerinin de çok aynı ebeveynler tarafından yetiştirildiğini düşünmeyen bir insanım.
Ebeveynliği de kesinlikle kutsallaştırmayan bir insanım.
Bu noktada kendi öz abimle de çok ayrılırız.
Ben özellikle sevginin, saygının ebeveynden çocuğa akıtılan bir kaynak olduğunu inanıyorum.
Çünkü özellikle planlanmış bir çocuksa söz konusu çocuk belli bir düzeyde ve o kişinin gerçekten yapabilecekleri maksimumunda belli bir sevgi ve saygı zaten o çocuğa verilmeli.
Ama dünyaya getirilmek için fikri alınmamış bir çocuğun sonsuz sevgi ve saygısını sırf ebeveynlik hisvesi altında o ismin ağırlığından dolayı verilmesini beklemeyi çok adaletsiz buluyorum.
Zaten belli bir düzeyde gereken sevgi ve saygı verildiğinde eğer bazı problemler yoksa ve varsa da elimine edilebilirse hiçbir çocuğun da bu sevgi ve saygıya kayıtsız kalabileceğini düşünmüyorum.
En azından kendi diliyle, kendi ifade edişiyle bunun karşılığını verebileceğine inanıyorum dediğim gibi.
O nedenle çok da aileyi kutsal bir noktadan ele almam.
ne olursa olsun o senin annen, o senin baban, onlar ne derse desinler sen sesini çıkartmamalısın gibi şeylere çok karşıyım.
Çünkü bu bence bir birey olmanın, özgür bir birey olmanın en çok karşısına geçen şeylerden bir tanesi.
Ve bu noktada ben sınırlarım ihlal edildiğinde çok da anne, baba, abi, amca bu sıfatlara takılmam.
Çünkü benim bireyselliğimin ihlal edildiği yerde ben kendimi korumak zorunda kalıyorum.
O nedenle zaten çok aslında strict bakarım bu ilişkilenmeye ama bir yandan da aile ilişkilerinin ne kadar travmatize olabileceğini biliyorum ama maalesef ki çok kıyas kültürüyle yetiştiğimiz içinde ya o da bir şey mi deyip kendi problemlerini getirenler ya da daha kötülerini örnek vererek içinde bulunduğun durumu şükredilecek bir hale getirmeye çalışanlar
Ya da senden daha iyi durumda olanların şükür sebebi, iyi ki simayi gibi değiliz falan dedikleri bir noktada bulunmak bana rahatsız hissettiriyor.
Ve içinde bulunduğum, deneyimlediğim o yaşamın bireyselliğini sanki alıp götürüyormuş gibi hissediyorum.
O nedenle çok aile konularına girmek istemedim.
Çünkü ben kendi ebeveynlerimle olan ilişkilerimden başlayarak desem ki işte ya bence şöyle yapmalıyız, bence iletişim çok iyi, karşıdaki iletişimi kurmayan bir insansa ben bunun aklını veremem ve bu benim aslında haddimi de aşmak demektir.
O nedenle benim lütfen mazur görün, şimdiye kadar aile kavramından konuşmadım.
Konuşacağımı da çok düşünmüyorum.
Sadece bu bölüm bir istisna olacak.
Çünkü bu bölümü anneme adıyorum ve size biraz ondan bahsedeceğim.
Ama burada müthiş bir ebeveyn işte böyle olunur gibi değil.
Annemin benim hayatımdaki belki en böyle klişe ünvanı anne olmasıdır.
Hayatımda çok daha farklı bir yeri vardır.
Benim en yakın arkadaşımdır.
Ve ben bana kazandırdıklarını bir anneden önce benim en yakın arkadaşım Selma olarak bana kazandırdığını biliyorum.
O nedenle tıpkı arkadaşlıklarımdan, başarılarımdan, yenilgilerimden, korkularımdan bahsettiğim gibi aslında hayatımda var olan ve bu kadar büyük bir izi olan bir insandan size bahsetmek istedim.
Çünkü hayatımın çok büyük bir yerini kaplıyorsunuz hepiniz ve gerçekten çok büyük bir noktada da beni biliyorsunuz.
O nedenle annemi ve benim üzerimdeki etkisini sizden esirgemek sen o kız değil misin özünü ondan almak olurdu.
O yüzden 3 sene sonra annemin 5. kez 50 yaşına girmesini kutladığım bu bölümde sizleri sevgili Selma ile tanıştıracağım ve biraz onun hakkında konuşacağım.
Ondan çıkarttığım dersleri konuşacağım biraz sizinle.
Eminim ki beni dinleyen ve tanıyan insanlar zaten anlattığım şeylerden dolayı kendini çok üzecek, hırpalayacak ya da kıyaslayacak ya da nasıl desem.
çok hassas bir konu bence anneden babadan bahsetmek.
Çünkü gerçekten hepimizin ilişkileri tahmin edemeyeceğimin aslında dışına,
tahmin edebileceğimin çok dışında şeyler.
O nedenle ben bu bölümde kimsenin kalbi kırılsın
ya da hani ben neden böyle bir anne çocuk ilişkisine sahip değilim,
ebeveyn çocuk ilişkisine sahip değilim desin kesinlikle istemiyorum.
Çünkü bu çok biricik bir şey.
Ve belki bu bölümü dinleyen ama annesiyle hiç iyi bir ilişkisi olmayan,
belki ilişkisini bitirmek isteyen, belki hiç tanışmayan, belki annesi artık aramızda olmayan dinleyiciler de vardır.
Ben burada annelik kavramından ya da anneliğin yapılması, anneliğin hayatımıza sunması, yapması gereken şeylerden kesinlikle bahsetmiyorum.
Ben annem olarak hayatıma girmiş ama Selma olarak bireyselleşmiş ve hayatımda kalabilmiş bir insana aslında size anlatmak istiyorum.
Çünkü anne baba kim olursa olsun ben bana kötü gelen insanları hayatımdan çıkartmanın benim en doğal hakkım olduğunu zamanla kabullendim.
Bu noktada annemle de çok ayrı düşebiliriz.
Çünkü benden 30 yaş büyük ve farklı bir jenerasyon anneliğin babalığın kutsal olduğu bir dönemden geliyor hala.
Ki o döneminde kısmın içindeyiz.
Ben sadece bu noktada ayrılıyorum.
O nedenle bu bölümde aslında anne güzellemesi değil, gerçekten iyi, güzel bir insanın benim hayatımdaki etkilerini sizinle paylaşacağım.
Eminim de zaten duygularımı anlayacaksınız.
Aslında bir bölüm kaydettim 30 dakika falan ama çok ağladım, çok duygulandım.
O noktada öyle çekinmedim ve o duygusallıkla bazı değinmek istediğim şeyleri kaçırdığımı fark ettim.
O yüzden bir daha kaydediyorum.
Yine de ağlayabilirim yani siz yine hazırlıklı olun.
Ben inançlı bir insan değilim.
Ama annemle olan ilişkim ve bu dünyaya annemin kızı olarak gelebilmenin gerçekten çok büyük bir şey olduğunu düşünüyorum.
Şanstan ya da istatistiksel verilerden, ihtimallerden falan değil de gerçekten burada evrenin bir oyunu olmalı diyorum.
Biz kesinlikle bu dünyada birbirimizi yine bulurduk.
Ama en yakın arkadaş olurduk, ama ben onun öğrencisi olurdum, ama komşusu olurdum, ama komşusunun kızı olurdum.
Ama bir şekilde annem bence benim hayatıma girerdi.
En azından böyle bir simay olmam için.
Çünkü annem olmasaydı kesinlikle şu an olduğum insan olamazdım.
Annem bana bu hayatta hani derler ya bana balık verme, bana balık tutmayı öğret.
Annem bana bu balık tutmayı öğretme sürecinde yüzmeyi de öğretti.
Neyi nereden çektiğimi ve neyle karşı karşıya olduğumu öğretti.
Bir gün oltama benim çekebileceğimden daha ağır bir şey takılırsa ve o balık beni denize çekerse suyun üstünde kalmayı öğretti.
Ve bütün bunları bir kenara bırakıyorum.
En önemlisi bana gerçekten hayal kurmayı öğretti.
Ben bu hayatta bir insanın bir şeyi yeterince isterse kesinlikle yapabileceğini düşünüyorum.
Kesinlikle her şey ve her şey yapılabilir bu hayattan.
Yeter ki çok iste gerçekten.
Hani bunu böyle milyoner olacaksın işte 20'lerin bitmeden falan gibi bir yerden söylemiyorum.
Gerçekten bir şeyi içten istediğinde 30 yılda olabilir, 30 saniyede alabilir.
Ama o şeyi mümkün kılmak gerçekten kişide bitiyor.
Bana hayal kurmayı öğretti.
Ve hayal kurmayı öğretince her şey çok yapılabilir gelmeye başladı.
Çünkü her şey ben o işe girişmeden önce zaten beynimde bir yerde pişmeye başlıyordu.
Ve her zaman benimle bütün hayallerimi paylaştı.
Hala da paylaşmaya devam eder.
Ben İtalya'ya taşınmak istediğimi ve hayatımı orada sürdürmek istediğimi söylediğimde
imkansızlıkları, ihtimalleri, ne kadar destek olabileceklerini, her şeyi, bütün realiteyi bir kenara bırakıp
önce beni bu hayalime adım atmak için gerçekten çok destekledi.
Bir şeyler gerçek olmaya yavaş yavaş başladığında da o bir kenara attığı ama hala gerçekliğini sürdüren bazı olayları, bazı durumları da benim hayatıma yavaş yavaş empoze etmeye başladı.
Yani aslında çok gerçekten çok yerinde hareketlerle bana mümkün kılabileceklerini ve imkansızlıkları çok güzel gösterdi.
Ve biz belli bir noktada birbirimizi inandırarak bazı imkansızlıkların üstesinden gelmeyi başardık.
Ve belki de bazı imkansızlıkları aşamadığın zaman bile o kadar büyük hayal kırıklığına uğramamamın sebebi yanımda her zaman benimle hem hayal kırıklığını hem de o hayal gerçekleşirse yaşayabileceğim mutluluğu,
yani hem galibiyeti hem mağlubiyeti birlikte yaşayabileceğim bir insanın olmasıydı.
O varlık, o insan her şeyi gerçekten çok kolaylaştırdı hayatımda.
Ben tabii kimseye böyle bir anne olun, böyle bir insan olun diyemem.
Dediğim gibi bu bence annemin anneliğinden bağımsız ne kadar iyi bir insan olduğu ile de alakalı ve bizim geliştirdiğimiz ilişki ile de alakalı belki.
Ama gerçekten annelik, babalık vs. bütün bu kavramlardan sıyrarak söylüyorum ki ben bu hayatta insanlığı ve iyiliği noktasında ondan başka rol model alabileceğim bir insanla henüz çok da tanışmadım.
tanışsam da muhtemelen anneme benzeyen özelliklerinden çok etkilenirdim.
Tabii ki annemle ilişkim her zaman böyle çok mükemmel ilerlemedi.
Bizim de böyle kedi köpek gibi kavga ettiğimiz anlar hala oluyor.
Bazen çok öfkeleniyorum, bazen anlamadığına sinirleniyorum,
bazen ona sinirlendiğim için sonrasında kendime kızıyorum vs.
Çok da kolay zamanlar atlatmadık birlikte.
Zor şeyler tabii ki yaşadık, yaşıyoruz.
Ama bir gün böyle internette dolaşırken karşıma şey çıktı.
Ya annen o kadar da yüklenme.
Bu onun da ilk hayatı diye.
Orada şeyi fark ettim.
Ne kadar aslında annem benden büyük olduğu ve benim geçirdiğim dönemleri çoktan yaşadığı için
sanki kadının bu hayat oyununda böyle 3. 5. versiyonuymuş.
3. 5. kez bu oyuna katılıyormuş gibi.
Bazen çok acımasız olduğumu fark ettim.
Aslında birçok şeyi ilk defa o da benimle birlikte deneyimliyordu.
Mesela benim üniversite hayatım annem için de çok büyük bir yenilik oldu.
Belki çok kendi zihninde o noktaların çok açık olmadığı yerleri gerçekten açıma cesareti gösterdi.
Benimle birlikte İtalya'yı gerçekten kendi hayali haline getirdi ve nihayet buraya geldi.
Zaten buraya gelmeseydi, geçen Şubat'ta ilk kez geldi ve kaldığım yeri gördü.
Sanırım bu benim için her zaman her an uyanabileceğim, her an alarmın çalabileceği bir rüya olarak kalacaktı.
Nihayet annem de buraları görünce yani bir hayali gerçekleştirmem için bana bütün o sonsuz kaynağı sunan insan nihayet buraya ayak basınca o zaman ben gerçekten bu dünyada nihai bir amacı gerçekleştirdiğimi hissettim.
Anneme çok yüklenmemem gerektiğini o reels ile çok sert bir şekilde suratıma tokat gibi aslında algıladım.
Çünkü çok kötü bir tartışmadan çıkmıştık.
Böyle biraz küsüşmüştük yani birbirimize.
ben aydındayken.
Sonra ya bu annemin de ilk hayatını
duyunca, görünce
ve biraz üzerine düşününce
içimde bir şey çok burkuldu.
Çünkü annem
sadece gördükleriyle,
geçirdikleriyle değil, görmedikleriyle,
göremedikleriyle ve belki görmeyi
çok istedikleriyle bana her zaman
bir sürü seçenek ve bir sürü yol sundu.
Daha önce kendisinin bile
yürümediği yolları sırf önden gidip
bana aydınlatabilmek için
adım atarken belki kendini buldu.
O nedenle böyle içimde bir yer çok burkuldu.
Ve bilmiyorum bu duyguya aşina olanlar mutlaka vardır.
Annenizin de bir zamanlar genç bir kız olduğunu, aşık olduğunu, sevildiğini, sevilmediğini, reddedildiğini, reddettiğini,
çirkin hissettiğini, başarısız hissettiğini, özgüvensiz olduğunu gördüğünüzde
içinizde bir yer çok yakınlaştırıyor sizi bence ona.
anneannem dünyanın yine en iyi annelerinden, insanlarından, anneannelerinden bir tanesiydi.
Hala da öyledir benim için.
Onun bu dünyada artık olmaması çok da bir şey değiştirmiyor.
Kıymetinden hiçbir şey eksiltmiyor.
Eminim de çok iyi bir annelik yapmıştır anneme, teyzelerime, dayıma.
Ama annemin bana verdiği bir günlük var.
böyle genç kızlığından 15-16 yaşlarından abini kucağına aldığı ana kadar tuttuğu bir günlük.
Onu okuduğumda annemin gerçekten sırtını sıvazlamak istedim.
Çünkü evet onun bu dünyada da ilk hayatı yani o da aslında benden çok farklı değil.
O belki şu an 50'lerini yaşıyor ama 50'lerini ilk kez yaşıyor neticesinde.
20'leri deneyimlemiş olması çok bir şey değiştirmiyor ki kadın gidip tekrardan yaşayamıyor sonuçta.
Ama yaşamış ve görmüş geçirmiş olması ben aynılarını yaşarken, ben birisinin arkasından ağlarken, üzülürken, ihanete uğrarken, başarısızlıkla yüzleşirken, kendisi de bunları yaşayıp bildiği için sırtımdaki eli her zamankinden çok daha güçlü ve çok daha gerçekten kudretliydi benim için.
O nedenle ona da aynısını verebilmek, aynı şekilde destek olabilmek çok isterdim.
Onun hep bir burukluğu kalacak galiba içimde.
Ama yaptığım, başardığım her şeyde imzası var.
Başarısızlıklarda da sırf tek benim imzam olmasın diye kendi imzasını atar.
Öyle bir kefil standartı vardır.
Benim için gerçekten iyi bir çocuk olmak, iyi bir evlat olmak, başarılı olmak, güzel olmak, sağlıklı olmak bunlar çok görecelidir.
Herkesin, her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır ve çocuk yetiştirmek de çok aslında kişisel ve çok tartışmaya da açık bir şey.
Herkes bu böyle yapılmaz, bu yaşta yumurta yedirilmez, bu yaşta şu yapılmaz, şu yaşta çocuğunuzla şöyle iletişim kurun falan.
Yani aslında çok fazla da gerçekten etrafta bir bilgi kirliliği var ama günün sonunda herkes bir şekilde ama toplama ama kendi içinden geldiği bazı bilgilerle çocuk yetiştiriyor.
ve hani bu noktada
gerçekten ebeveynlerimizin de
travmalarını taşıdığımız için
bu travmaları bir sonraki
jenerasyona nesile aktaracak
mıyız yoksa biz bu travmaların artık
bu kısır döngünün kırıldığı nokta mı
olacağız da
gerçekten hani artık bizim biraz belki de
işi
böyle sırtlanmamız göğüs germemiz
gerekiyor
bilmiyorum hani siz çocuk dünyaya getirmek istiyor musunuz
ya da hiç böyle çocuklu bir dinleyicim var mı
ama ben gerçekten zaman zaman bu dünyaya çocuk getirilmez desem de
sırf çocuklarımın benim gibi bir anneleri olsun diye değil de
annem gibi bir anneanneleri olsun diye bu dünyaya da çocuk getirilirmiş gibi hissediyorum.
Bu gerçekten iyi bir insan olmakla ilgili.
Annem bende çok farklı bir yere sahip, çok farklı bir etkiye sahip.
Ben bu hayatta böyle gerçekten bir ebeveynin çocuğum umarım bunu yapmaz diyebileceği hiçbir şey yapmadım.
Çünkü bana sonsuz bir her şeyi yapabilme ve günün sonunda sorumluluklarımı da yani yaptığım şeylerin sorumluluğunu da üstlenme eğitimini verdi.
Ve haliyle ben bir şeyleri hiçbir zaman ebeveynlerimi öfkelendirmek, onlara başkaldırmak için yapmalıyım gibi görmedim.
İstiyor muyum, istemiyor muyum?
Her zaman özne bendim çünkü ne söyleyeceklerini düşünmüyordum.
Çünkü eğer ben isteyerek ve yeterince düşünerek bir kararı vermişsem öyle ya da böyle arkasında duracaklar.
Ve yanlış bir kararsa da çatır çatır söyleyecekler.
Bu mentaliteyle beni yetiştirdikleri için ne kadar güzel, ne kadar başarılı, ne kadar akıllı bir çocuğumdur bu tartışılır.
Herkesin de çocuğu kendine en iyisidir.
Ama çok iyi bir insan olduğuma gerçekten yemin ederim.
Belki de bu hayatta arkasında durabildiğim, kendimle ilgili değişmeyecek en keskin fikrim, en keskin yargım da budur.
Çok iyi bir insan yetiştirdi gerçekten.
Ve böyle bir dünyada, böyle bir dönemde bu gerçekten imkansızlıkları da zorlamaktı biraz.
Hatta bazen hep şey der, kendisi de çok mütevazidir yani.
Keşke seni bu kadar vicdanlı yetiştirmeseydiler beni bir şeylere ağlarken görünce.
gerçekten keşke de belki öyle yapmasaydınız Selma yani biraz topumuza sıktık gibi oldu.
Ama belki de ebeveynliğin kutsallığını ya da ya onlar ne bilsin onlar bizden büyük ya falandan kaynaklı
o toplumun baskıladığı olmazsa olmaz saygıyı benim için önemsizleştiren de kendisidir.
Çünkü benden 30 yaş büyük olmasına rağmen o kadar yeni şeylere açık bir insan ki.
Hiç unutmuyorum bir gün bir arkadaşım bize gelecek ve kendisi trans erkek.
Beni kenara çekip ben bu konudan bahsetmiştim.
Beni kenara çekip şey demişti.
Şimdi ben senin arkadaşına kızım oğlum diyorum.
Ne demem gerekiyor?
Yanlış bir şey sormak istemiyorum.
Mesela bu benim için çok büyük bir şeydi.
Bunu kabul etmesi, hiç zihninde olmayan bir pencereyi açıp oradan dışarıya bakması çok büyük bir şeydi benim için.
Etrafına sadece bana değil, bütün değişikliklere ve kendi bilgisi dışındaki her şeye gösterdiği o sonsuz kabul, sonsuz açıklık,
bana da ne yaparsam yapayım aynı açıklığı göstereceğini çok net bir şekilde aslında böyle önüme koydu.
Ve ben bu sayede gerçekten şu an neysem onun sayesinde olduğumu düşünüyorum.
Ve ne olacaksam da onun izinin olacağını düşünüyorum.
Tabii ki çok korkuyorum annemin yaşlanmasından, belki aramıza daha fazla mesafe girmesinden, önceliklerimizin değişmesinden.
Ama kendimde öyle bir onu görüyorum ki ve onda da öyle bir kendimi görüyorum ki
O beni dünyaya getirdi, o yetiştirdi. Haliyle evet bendeki etkisi zaten kaçınılmaz ama benim de onda etkilerim olduğunu görebilmek, onun başka arkadaşlarının çocuklarıyla yaşadığı tartışmalara nasıl çözümler sunduğunu, nasıl akıllar verdiğini görmek, dinlemek, beni oturduğu her masaya davet etmesi, beni bir arkadaş gibi görmesi ve bazen çaresizce kendisinden yaşça küçük olmama rağmen benden akıl istemesi,
Beni her şeyden önce kendine değer veren bir insan haline getirdi.
Çünkü ben fikirlerimin önemli olduğunu ve söylediğim şeylerin kulak verilesi olduğunu
beni koşulsuz şartsız ağzımdan çıkan ilk kelimeden itibaren yaklaşık 22-23 yıldır dinleyen bu insana borçluyum.
Her bölümümü istisnasız dinler.
Abimle babamın haberi yoktur ne konuştuğumdan.
İstisnasız her bölümümü dinler.
ve hiçbir şey söylemese bile
bazen mesaj atar son bölümünü dinledim
sesin çok güzel geliyordu. Son bölümünü
dinledim kafaya takma böyle şeyleri falan
der ama bazen özellikle ben de
eğer aydındaysam ya da yan yanaysam
bölümlerimi dinledikten sonra hiç
çaktırmaz. Bence biraz utanacağımı
bilir ama her zaman anlattığım
ve hissettiğim şeyi bir şekilde
içselleştirir ve ona göre davranır.
Benim bu hayatta gördüğüm
tanıdığım en bilgi insanlardan bir tanesidir.
Beni karşısına
alıp ben ne
yapmalıyım dediğinde
belki annemi ağlarken
gördüğümde ya da
gerçekten çıkmazda gördüğümde
bazen gerçekten dünyam başıma yıkılıyor.
Çünkü
hem
55 yaşındaki annemi
hem benim yaşlarımı yaşamış
genç kız halini
hem de onun küçüklüğünü, çocukluğunu
görüyorum.
Ve realistik mi olmalıyım?
Genç kıza
kendi dilimde mi konuşmalıyım, küçük haline
şefkat mi göstermeliyim,
ne yapmalıyım, onu tüm güçlülükle
nasıl sarmalıyım derken bazen
gerçekten ne yapacağımı
bilemiyorum. Ama
elbette ki
üzüyorum bazen onu.
Ya verdiğim kararlarla ya böyle çok
tavsiyonu yüksek bir insan olmamla
hiç kolay bir insanda değilim. Yani burada
böyle hayatı güzel
falan diye tatlı tatlı konuşmak güzel ama
gerçekten annem çok çekeldi.
Analar çeker yükü gerçekten ama her anne çekmez.
Her ebeveyn çekmez.
Çekmek zorunda da değil.
Selma varlığıyla, insanlığıyla, benim en yakın arkadaşım sıfatıyla çok fazla yükümü çekti gerçekten.
Böyle bütün randevuya çıktığım erkekleri bilir, sorar, unutmamak için böyle arada update ister falan.
Öfkemi dindirir.
Ve bazen öfkelenmem için alan açar.
Bu mesela son dönemde çok aslında.
öğrendiğini, içselleştirdiğini fark ettiğim bir şey.
Önceden böyle öfkelendiğimde, sinirlendiğimde
bu öfkenin, bu sinirin ne kadar fazla olduğuyla
benim aslında gözümü açmaya çalışırdı.
Artık gerçekten öfkelenmenin,
kötü duyguları hissetmenin de
insan olmanın bir parçası olduğunu
benimle öğrendiğini
ve öğrenir öğrenmez de
uygulamaya geçtiğini gerçekten görmek
çok kıymetli bir şey.
Hani canınızın çektiği bir yemeği atarsınız
akşam yemek yapılmıştır
işte annem ya falan
dersiniz ya
işte yani
duygusal açlığınızla
o an neyi istiyorsa
canınız neye ihtiyacınız varsa
onu anlayıp
onu duygusallıkla pişirip size sunmak
bambaşka bir şey bence gerçekten
bu noktada kimse kendi ebeveyniyle
kıyaslamasın girizgahının sebebi buydu
bu annelikle ebeveynlikle
değil kesinlikle
bence onun insanlığıyla açıklanabilecek
bir şey
iyi ki doğdu ve iyi ki beni doğurdu
Yani tabii ki herkesin ebeveyninin evliliğinde, ailesinde eleştirdiği şeyler vardır.
Onların ilişki paternini taşırsınız, yaptıkları hataları yaparken kendinizi bulursunuz, söversiniz, sayarsınız.
Ben mi istedim lan dünyaya gelmeyi dersiniz, isyan edersiniz.
Hepsini yaptım, yapıyorum da.
Ama galiba iyi kötü bir şekilde süren bu aile dinamiğinde belki de gerçekten bana en büyük katkısı
Beni annemle tanıştırması oldu.
İyi ki benim annem oldu.
Çünkü gerçekten günün sonunda biraz kimin çocuğu olacağımız aslında baba tarafından belli ve anneyle de biraz şekillenen, hadi şöyle bir arama katalım denilen bir şey.
Biyolojim çok yoktur ama az çok bildiğim kadarıyla.
Yani onlar ne kadar biz iyi ki birbirimizi bulduk bu dünyada der bilmiyorum.
Ama doğan sonuç, ortaya çıkan şey bana iyi ki de tanışmışlar canım ne yapalım şimdi.
dedirtecek noktada.
Ben böyle çok bedel ödeme
mantalitesini sevmem.
Çok böyle yani
bu olduysa vardır bir hayırcı bir insan
çok değilim. O yüzden çok da bir şeyleri
kafaya takarım. Çünkü
bunda vardır bir hayır nedenselliğini
oturtamam. Daha keskin bir neden beklerim.
Bulmakta da çok zaman kaybederim.
Ama galiba
bana şükretmeyi, bana bu da
gerçekten demek ki olması gereken
şeymiş ki ben annemin
çocuğu olmuşum diyebileceğim
nadir şükranlarımdan bir tanesi.
Ben bu bölümü ona
armağan etmek istedim. Siz dinler
mısınız? Nereye kadar dinlersiniz? Bilmiyorum.
Ama onun
sadece bu bölüm kendisiyle alakalı
olduğu için değil. Sadece ben cesurca
konuşabiliyorum diye başından sonuna
dinleyeceğini biliyorum. Ve kimse
dinlemese bile sadece onun dinlediğini
bilmek. Bazen bir bölümümü
20 bin kişi dinlese de annem dinledi
mi sorusunu sormamla
aynı yere çıkıyor aslında.
O bana kulak verildiğinde benim aslında ne kadar anlamlı şeyler söylediğime inanmama yol açtı.
O nedenle söylediğim şeylerin kıymetli olduğunu ve hak ettiği kıymeti verebilecek yegane insan olduğunu düşünüyorum.
Bu hayatta çıktığım hiçbir yolu böyle utana sıkıla yürümedim.
Çünkü arkamı ne zaman dönsem bazen hani bisiklete binmeyi öğretir gibi.
Benimle bazen düştü kalktı bazen benimle birlikte tekerleri tuttu.
Ama ben kendi yolumda pedal çevirmeye başladığımda ne zaman arkamı dönsem hep beni izliyor oldu.
Çok yakın zaman olmasa da Mart'ta birbirimizi yeniden göreceğiz.
Ve sen yeniden bana bir ev nasıl temizlenir, nasıl dekore edilir, kışlıklarla yazlıkların yeri nasıl değiştirilir göstereceksin.
Tıpkı hayatımdaki birçok şeyin yerini senden aldığım ilhamla değiştirdiğim gibi.
Ama senin yerin her zaman aynı kalacak.
Ve ben ne kadar büyürsem büyüyüm, bendeki yerin onun belki çokça katı olarak büyümeye devam edecek.
İyi ki varsın.
Sen bana umutsuzluğa alışmayıp yatağa küs girmemeyi öğrettin.
Ben de bunu 3 yıldır herkese söylüyorum.
Galiba senden öğrendiğim ve etrafa söylemekten çekinmediğim en büyük doğrulardan bir tanesi de bu.
O yüzden umutsuzluğa alışmayın, yatağa küs girmeyin.
İyi ki doğdun anne. Seni çok seviyorum.
ve senin çocuğun olmaktan her ne kadar ben seçmiş olmasam da gurur duyuyorum.
Seçim şansım olsaydı başka bir şeye bakmazdım zaten.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
