
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
Bu bölüm “Odea” hakkında reklam içerir.
hiçbir beklentim olmadan, mecburen içine girmek durumunda kaldığım ve yetmezmiş gibi hayatta kalmakla sınandığım 2024 biterken, monoton zannettiğim bir yılda ne kadar şeyin değiştiğini sizlerin tanıklığında konuştum. hoş geldiniz, buyrun şöyle alalım.
Transkript
Herkese merhaba.
Uzun zamandır bilgisayarımın sesler uygulamasında bölüm kaydetmiyordum.
Eğer doğrudan bilgisayarına ses kaydediyorsam bunun tek bir anlamı oluyor genelde.
Evde olmuyorum.
Tabi burada ev nasıl bir kavram bunun üzerine saatlerce konuşabiliriz ama en azından düzenimin, eşyalarımın, bana dair bazı rutinlerin galiba içinde olduğu yer biraz daha ev sayılıyor.
Ama gariptir ki aynı zamanda yine evdeyim.
İstanbul'dayım.
En son Ağustos-Eylül periyodunda İstanbul'daydım ve açıkçası benim için biraz hayat değiştirici bir süreçti.
Çünkü 7 yıldır bende olan evi boşaltmam, eşyalarımı insanlara vermem, belki de o 7 yılda istiflediğim her şeyle karşı karşıya gelmem gibi yoğun bir süreç söz konusuydu.
Ve diğer yandan sevdiklerimi görmeye, arkadaşlarımla zaman geçirmeye, İstanbul'la vedalaşmaya da zaman ayırmam gerekiyordu.
Aslında buraya İstanbul Teknik Üniversitesi'nin sosyal medya ödülleri adaylığından sonra gelmeye karar verdim.
Çünkü şimdiye kadar zaten hiç ödül kazanmadım ama aday da gösterilmiyordum.
Bu sefer belki bir şey kazanamamak ama günün sonunda o aday listesinde yer almak da çok büyük bir şey ve belki de kazanırım umuduyla.
İstanbul'a bilet almıştım.
İyi ki de öyle oldu.
Hatta o ödülü, o adaylığı bir şekilde kazandığımı bile hissediyorum.
Çünkü böyle bir araya çok ihtiyacım vardı.
Ama ben Padova'da çok iyi hissetmiyorum.
Buradan gitmeliyim.
eve dönmeliyim gibi bir mantıkla eğer İstanbul'a Türkiye'ye dönmeye karar verseydim
bunu galiba bir pes ediş gibi görecektim.
O yüzden dişimi sıkmaya çalışıyordum ama
bileti aldığım andan itibaren böyle kendime tutunacak bir amaç da edinmiş gibiydim.
O yüzden zaten sanki o adaylık benim açımdan karşılığını çok da güzel bulmuş gibi oldu.
Sevdiklerimi görmek, burada arkadaşlarımın hayatına bir şekilde entegre olmak gerçekten çok iyi geldi.
O yüzden evet evde değilim ama evdeyim ve 2025'e çok az kalmışken galiba bir yılda bir insanın hayatı ne kadar değişebilir?
Bugün sizlerle biraz bunu konuşacağız.
Umarım her şey yolundadır, umarım iyisinizdir.
Bölüme geçmeden önce sizlerle çok güzel bir haberi paylaşmak istiyorum.
Şu an Heltia ve Kurtaran Ev İşbirliği ile Aralık ayı boyunca attığınız adımlar eğer hedefe ulaşırsa Kurtaran Eve mama olarak bağışlanıyor.
Bu harika etkinliğe katılmak ve siz de adımlarınızla sokak hayvanlarına mama bağışlamak istiyorsanız Heltia uygulamasını indirip kendinize profili oluşturduktan sonra ana sayfadaki etkinliğe tıklayabilir ve adımlarınızı Heltia uygulamasıyla senkronize edebilirsiniz.
Aynı zamanda Heltia'ya göz attığınızda eğer terapi sürecinize başlamak, belki de kaldığınız yerden devam etmek isterseniz ulaşılabilir ve sürdürülebilir online terapi uygulaması Heltia, o kız 20 koduyla sizi bekliyor.
2024 benim için düşününce gerçekten çok zor bir yıldı.
Her şeyin çok hızla değiştiği ve bir diğer yandan da bu kadar negatif şey olmasına rağmen güzellikleriyle hayatıma getirdiği hiç beklenmedik anlarıyla unutulmaz bir yıldı.
Unutmak istediğim çok fazla şeyi de içinde barındırarak.
Geçenlerde arkadaşımla konuşuyordum.
Yaşadığım kötü deneyimlerin, ilişkilerin nasıl aslında sanki beynimde iyi huylu bir tümör gibi yer edinmesi üzerine.
Yani orada yer ediniyorlar.
Evet belki iyi huylu, belki bana zarar vermiyor ama bir yer kaplıyor.
Yani o tümör orada kendine bir yer edinmiş ve beynimin geri kalanını sıkıştırıyor gibi.
Bana herhangi bir problem çıkartmasa da, kötü gelmese de bu deneyimler bir şekilde aklımda bir yerde bir yeri var ve ben onunla yaşamak zorundayım.
2024'te böyle iyi huylu tümör diyebileceğim bir yıldı benim için.
Çok ağır şeyler yaşadım.
Ama çok güzellikler de getirdi hayatıma ve bu sene çok yetişkin olduğumu hissediyorum.
Birçok konuda gerçekten yetişkinlerin bize verdiği o klişe nasihatleri hayatımda uygulamaya başladığımı çok net bir şekilde görebiliyorum.
Gerçekten insanlarla her şeyi paylaşmamak, belki bazı şeylere biraz zaman vermeyi öğrenmek, şükretmeyi bilmek, belli bir yerde hayırlısı buymuş diyebilmek gibi çok geleneksel öğretiler bir anda benim için çok kucaklayıcı oldu.
Belki de ihtiyacım olan şeydi.
Nitekim o sözleri klişe yapan şey de bir çoğunluk, bir topluluk tarafından kabul olduğu için bazen bu öğretilere sığındığınızda yalnız olmadığınızı da kendinize hatırlatıyorsunuz.
Muhtemelen hayırlısı ise olsun gibi bir söylemin çıktığı bir toplumda çok fazla insan bir şeyle beklentisinin dışında bir sonuçla karşılaşmıştır.
O yüzden yalnız olmadığımı da bilmek açısından bu tarz öğretileri kucaklamak bana çok iyi hissettirdi.
Gerçekten çok büyüdüğüm bir yıldı. Nitekim 27 yaşına girecek olmak da benim açımdan nedense biraz böyle korkutucu diyemem ama oldukça garip hissettiren bir tarafı var.
Yani sadece gerçekten mental anlamda bir yılın beni büyüttüğü bir süreçten değil dünya üzerinde geçirdiğim süre bakımından da artık hatırı sayılır bir noktaya geldiğim yaşların içindeyim yavaş yavaş.
Bunun da böyle garip bir tarafı var.
Yani bir yıl aslında neler değiştirebilir konuşmadan önce belki şunu söylemek de kıymetli benim bu konudaki bakış açımı görmek noktasında.
Yeni bir yılın çok temiz bir sayfa, senin yılın olacak bir şeyleri başlatabileceksin gibi verdiği o geçici motivasyonun belli bir noktada ben biraz insanın topuğuna sıktığını düşünüyorum.
Orada aslında bir şeyin ne kadar tekrarlı olduğunu değil de ne kadar mükemmel ilerlediğini çok kafaya takıyoruz.
Ve yılın başında aldığımız yeni yıla dair kararlarda tökezlersek bu sefer onları komple deponun en arkasına falan atıyoruz.
O yüzden ben genellikle yıllardan, yaşlardan, bir ayın ilk günü pazartesiye denk geliyor gibi rastlantılardan çok motive olmuyorum.
Olmuyorum.
Çünkü bu yıl benim yılım olacak dediğim çok fazla yıl oldu ve çok büyük bir ihtimalle %90 belki oranla hep elimde patladı.
2024'e dair çok fazla yorumlamam yoktu.
Ama çok emin olduğum şeyler vardı ve yıl içinde çok sarsıldılar.
Tamam artık ben kendi insanlarımı bulduğum dediğim iki çok yakın arkadaşımla şu an görüşmüyorum mesela.
Bu çok beklentimin dışında olan bir şeydi.
Ya da podcast noktasında bunun artık hakikaten benim için bir meslek haline gelebileceği fikri hala aslında bu yılın başlarında çok hayatımın içinde olmayan şeylerdi.
Ve bir anda ben yapmak istediğim şeyler işte ileride şunu yapmak, bununla geçimimi sağlamak, böyle bir hayat yaşamak istiyorum dediğim şeylere yakınlaşmaya başladım.
Yani bunlar aslında şimdiye kadar hep birer hayaldi, söylemdi ama artık gerçekten bunları gerçekleştirmesini beklediğim ilerideki simoya çok yaklaşmaya başladım.
Bunu konuşmuştuk zaten iki bölüm öncesinde.
Yani 30 yaşındaki kendimle gerçekten iyi anlaşabilir miydim bunu bilmiyorum ama belli bir noktada o 30 yaşa dair beklentilerim içinde hala sahip olduğum bir hayat var.
Yapmak istediği, meslek olarak sürdürmek istediği şeyler var.
Ve artık bunları yapma yaşındayım.
Ve sadece yapma yaşında olmaya geçtim.
Yapıyorum da.
Bu sene benim için bu anlamda çok farkındalık uyandıran bir yıl oldu.
Yani gerçekten şeyi hissettim.
Evet ben artık beklediğim şeylere yakınlaşmış bir durumdayım.
Bir de 2024 ile birlikte fark ettim ki
Aslında insanın yıllar geçtikçe korktuğu şey yaşlanmak değil de o zamana kadar aradığı şeyleri bulmaya da artık çok yaklaşması.
Geçmedin.
Bazı şeyleri bulması ve constant bir sürekli bir arayışın içerisindeyseniz o şeyi aramaya çok alışıyorsunuz.
Ve bulduğunuzda ya da bulmaya çok yaklaştığınızda veya bulduğunuzu zannettiğinizde elinizdeki şeyle ne yapacağınızı çok bilemiyorsunuz.
Çünkü hayatınız boyunca bunu aradınız.
Ben aslında bunu birçok arkadaşımda kendimde de gördüm belli periyotlarında hayatın.
Mesela mezun olup fellik fellik iş aramak ve iş bulduğunda da aslında her şeyi düzeltecek olan şeyin bu olmadığını fark etmek gibi.
Yani iş aramaya, iş bulmaya o kadar odaklanıyorsun ki bulduğunda ne yapacağını bilemiyorsun.
Ya da mezun olmayı çok isteyip mezun olduktan sonra huzurla uyumanın hayali kurarken mezun olduğumuzun daha ertesi günü belli kaygılar zaten başucumuzda bekliyor konumdaydı.
O yüzden artık böyle aradığın şeylere de hayat içerisinde sonuçta yaşadıkça yaklaşıyorsun.
Çünkü hayat ileriye doğru yaşanan bir şey.
Hiçbir zaman geriye bakarak yaşayamıyorsun.
O yüzden zaten eğer istediğin şeyleri hala bulamadıysan gittiğin yönde karşına çıkacak.
Yaşaldıkça karşına çıkacak ya da belki de bulamayacaksın ve istediklerini karşına çıkanlardan seçmeye çalışacaksın gibi.
O yüzden umduğum, sahip olduğum hatta yaşanmasından korktuğum şeylerin de beni bulmaya başlaması insanın gerçekten 365 günde ne kadar değişebileceğinin, hayatına ne kadar fazla şeyin eklenebileceğinin çok küçük bir örneği.
Şimdi ben İstanbul'da iki en yakın arkadaşımın yanında kalıyorum ve onların da bir yandan yavaş yavaş evlilik hazırlıkları, evlerini düzme gibi küçük küçük anlarına şahit oluyorum.
İşte Berfin'e gelinlik bakmaya gidiyoruz ya da bak bunu alacağım şunu alacağım diye gösterdiği şeyler ya da bir gün ünsal kulpları takıyor oluyor vesaire.
Yani bir şeyin de aslında yavaş yavaş inşa edilişine şahit oluyorsunuz.
Diğer yandan bakıyorum ben Eylül ayında buradayken daha böyle bir ev ortada yoktu.
Ben Berfin'in kendi evinde biraz orada biraz Ünsal'ın kendi evinde kaldığım onların bir bu sefer ev araman sürecine şahit olduğum bir dönemdeydim Eylül ayında daha.
Bundan 3 ay önce.
Şimdi bugün Aralık'ta ben İtalya'ya döndükten sonra Berfin'in bana yarın bu evi görmeye gideceğiz dediği evlerinde oturuyorum.
Onların salonunda size bu sesi kaydediyorum.
Ve eğer bir gün bu salonda bir daha bir bölüm kaydetme şansım olursa muhtemelen sesimi bu kadar ekolu duymayacaksınız.
Çünkü şu an salon boş.
Ama muhtemelen bir daha buraya gelip bilgisayarımı açtığımda bu oda çok daha fazla hayat dolu.
İki insanın sevgisi, saygısı, eğlence anlayışıyla dolu olacak.
Sesim muhtemelen eko yapmayacak.
Ama bir Eylül'den aralığa kadar bile bir insanı deneyimlediğin yer, bir insanla paylaştığın anları geçirdiğin mekan o kadar hızla değişebiliyor ki bir anda ev dediğin yer değişiyor.
Bir ev kavramı var ama başka bir mahalleye taşınıyor, başka bir semte taşınıyor ve orayı ev demeye başlıyorsun.
Ya da bir şeyler çok hızla değişiyor ve ister istemez o değişime adapte olmaya çalışıyorsun.
Aslında koşu bandında koşmak gibi.
Koşu bandı çok hızlı koştuğunda sen ona ayak uydurmak zorundasın yoksa düşeceksin.
Ama kendi başına koştuğunda öyle değil ritmini sen ayarlıyorsun ama o da mesela istikrarlı mı oluyor.
Belki de o yüzden bazen kendi çizdiğimiz yollarda koşmak kadar belli bir rutinin içinde de dönüp durmanın bize kazandırdığı bir ivme olduğunu düşünüyorum.
ki belki de bu bir yıla
tekabül ediyordur. Çünkü siz
isteseniz de istemeseniz de zaman
bazı anlarda çok hızlı ya da çok yavaş
aksa da neticesinde bir yıl
herkese 365 gün
ama herkese 365 gün
gibi hissettiriyor mu?
Onu muhtemelen asla bilemeyeceğiz.
Geri döndüğünüzde bir şeyleri
bıraktığınız gibi bulmamak
aslında
değişimin ne kadar ensenizde
olduğunu hissettiren bir şey.
O yüzden bu bölümden
sonra kendinize ben
bu yılda ne yaptım?
İstediklerimin ne kadarını gerçekleştirdim?
Ya da gerçekleştirmedim o zaman
başarısız mıyım, tembel miyim
gibi ya da
başkalarının hayatlarını gördüğünüzde
duyduğunuzda kıyaslara
düşüp ben mi acaba bir tek
geride kaldım? Ne kadar
insanlar bir şeylerle meşgul olmuş gibi
düşüncelerle sarılırsanız
bence kendinize önce şunu sorun.
Senin bu yıla başladığın
ilk gün bir
Ocak gününden bugün içinde
Bulunduğun 16 Aralığa
Kadarki süreçte bile ki hala
Önümüzde 15 gün var
Kendin gerçekten
Aynı mısın? Çünkü şeye gerçekten
İnanıyorum ben. Hiçbir şey
Yapmasan bile bir gün
Daha geçirmiş oluyorsun
Bu dünyada. Belki hiç kımıldamıyorsun
Aynı yatakta yatıyorsun
Aynı pozisyonda ama kasların
Bir gün daha o pozisyonda yatmaya
Alışır hale geliyor
Yani yıllanıyorsun, eskiyorsun
O yüzden hiçbir şekilde bir insanın çok da yerinde sayabildiğine inanmıyorum ben.
Yani aynı yerde stabil durduysa bile biraz olsun üstünde durduğu şey aşağı doğru çökmüştür de yine de aynı yerde sayılmaz haliyle birkaç milim aşağıya göçmüş olsa bile.
Hani biraz bu aynı nehirde iki kere yıkanmaz felsefesi gibi bir şeye dönüşecek belki ama ben gerçekten bir insanın başladığı yerdeki haliyle kendini kıyasladığında arada bir farklılık göremeyeceğine çok inanmıyorum.
O yüzden daha derin sorulara geçmeden önce işte ne kadar hedefime ulaştım, bu yıl neleri başardım gibi önce kendinize gerçekten ben en azından farklı bir yerde duruyor muyum şu an?
1 Ocak 2024'e nazaran sorusunu sorduğunuzda bence biraz daha yumuşak bir başlangıç yapabilirsiniz.
Belli hesaplamalara girmeden önce.
Ben bunu yapmaya çalışıyorum.
Yani geçen yıl çok monoton bir şeyin içine girdiğimi düşünmüştüm.
Ama inanılmaz bir duygusal roller coaster'ın içerisinde buldum kendimi.
Şimdi ne olacak?
Bunu da bilmiyorum.
Ve ben galiba bir sonraki bölümü bana merak ettiren şeylerin her zaman daha büyük hayranı oldum.
O yüzden hayatıma da şimdi bir sonraki adımında bana neler söyleyeceğini, neleri anlatacağını merak ettiğim insanları almaya çalışıyorum.
Bir sonraki bölümde ne olacak dediğim bir hayat yaşamaya çalışıyorum.
Bunu izlediğim diziden, YouTube programından, dinlediğim bir podcastten bile aslında çıkartmaya çalışıyorum.
Yani bana gerçekten bir sonraki adımı göstertecek miyim? Bunu istetecek miyim?
Belki de 2024'te öğrendiğim en güzel şeylerden bir tanesi bu oldu.
Bazen ben bununla devam etmek istiyor muyum sorusunu sorduğum ve cevabın hayır istemiyorsun Simay olduğu ve çok üzüldüğüm bitişler de oldu.
Ama ben seviyorum bunu ve galiba bu yaşlılık öğretisinde o boomer tayfaya katılmamı sağlayacak en sevdiğim öğretilerden bir tanesi de Allah bir kapıyı kapar diğerini açar.
Biraz da böyle düşünüyorum galiba. Zaten bu bazen de böyle eğer arada cereyan yapıyorsa mutlaka bir kapıyı açmadan önce diğerini kapatmanız gerektiği gibi bazı şeyler zorunluluktur. Siz isteseniz de istemeseniz de 2024 kapısı kapanacak ve biz kendimizi bir anda 2025'in içinde misafir olarak bulacağız.
Bakalım önümüzdeki yılı ne kadar evleştireceğiz, ne kadar ait olacağız ya da çok mu aslında 2025 içinde geçirdiğimiz başka yılların hayalinde kendi içimizdeki senaryolarda mı yaşayacağız.
Galiba birlikte göreceğiz.
Bunun Sen o kız değil misin?''in 2024 son bölümü olduğunu düşünmüyorum kesinlikle.
Ama geldiğim son versiyonun sizlere sunduğu son bölüm budur.
Umutsuzluğa alışmayın, yatağa küs girmeyin.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
