
Odea ile Yatırım Odaklı Podcast’i dinlemek için: Tıklayın
*
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm “Odea” ve "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
bazen başarısız(?) bir ilişki bile hiçbir şeyin veremediği dersi verebilir veya ummadığınız bir yarayı iyileştirebilir. upcycle istanbul ev sahipliğinde happn'ın katkılarıyla ikinci canlı podcastime hoş geldiniz. o kızlar da "ıııı"lar.
Transkript
Wow, tamam. Şimdi biraz heyecanlıyım, onu bir baştan konuşalım.
Sonra bu kız normalde böyle konuşmuyordu falan olmasın.
Ben Simay.
Notlarıma bakacağım biraz.
Sizin için bugün hazırlandım özellikle.
Işık falan vuruyor.
Zor işmiş gerçekten.
Böyle çıkıp konuşmak.
Umarım iyisinizdir.
Hazırsanız başlayalım.
Beni ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum.
Yani Sen o kız değil misin??
Duyup mu geldiniz yoksa Upcycle İstanbul'daydınız bir de buraya mı uğrayalım dediniz bilmiyorum ama
tanıyanlara tanımayanlara kendimi tanıtmadan önce bugün beni buraya çağırdığı için Upcycle İstanbul'a ve
hayattaki kesişmeleri tanışma haline getiren hepine katkılarından dolayı çok teşekkür ederim.
Hoş geldiniz.
Ben Simay.
Beni tanıyanlar ve tanımayanlar için çok genel bir özet geçmem gerekirse
ben bu hayatta tanıyabileceğiniz en iflah olmaz romantik insanım.
Umutsuz romantik kelimesini kullanmayı çok sevmem.
Bence hiç uygun bir tamlama değil.
Çünkü bana sorarsanız romantik insanlar bu hayatta tanıyabileceğiniz en umutlu insanlar.
Ve buradaki romantizmi sadece aşk üzerinden söylemiyorum.
Yani mesela bugün burada olmak benim için çok romantik.
Belki bugün buraya gelirken bazılarınız metrobüste, metroda biriyle kesişti.
Bu romantik.
Buradan çıkınca içeceğiniz bir kahve, yürüyeceğiniz bir yol.
Genellikle de Boğaz Köprüsü'nün hattından geçen metrobüsler çok romantik.
Hayatta çok fazla şey çok romantik.
Ve eğer romantik bir insansanız umutsuz bir romantik olmanızın bence imkanı yok.
O yüzden ben iflah olmaz bir romantiyim.
Bugün bu atölyenin ismi aslında bir ilişki nasıl kurtarılır?
Ve umarım bunun cevabını bulmaya gelmemişsinizdir.
Çünkü bunun cevabı bende de yok.
Ama bir ilişkinin içerisinden kendinizi nasıl kurtarırsınız, kendinizi nasıl kurtarırsınız, kendinizi nasıl iyileştirirsiniz konusunda bence arada kapısını çalabileceğiniz bir insanım.
O yüzden yine hoş geldiniz.
Şimdi romantik bir insan olmak ne kadar zor diye düşündüm bugün buraya gelmeden önce.
Yani bu benim hayatımı kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?
Ben galiba bir 19 yaşımdan beri dönem dönem birçok tanışma uygulaması kullandım.
Ve bir noktadan sonra hayat bana tabii ki de belli kriterler oluşturdu.
Yani kimlerle birlikte olabilirim, nasıl insanlarla olmalıyım.
Ama fark ettiğim bir şey var ki kendimde.
Bir ilişkide olmak için hazır olmak diye bir şey bence bu dünyadaki en klişe şeylerden bir tanesi.
Bir insan ilişkiye hiçbir zaman bence tam olarak hazır olmaz.
Eğer özellikle böyle bir şeye hazır olmak için yüzde yüzünüze ulaşmanız gerektiğine inanıyorsanız işte bence hepiniz bu feyzlerden kesin geçtiniz.
Yani burada biz bizeyiz.
40-50 kişi falan var biz bizeyiz ne güzel.
Aşkı bulmak için kilo vermesi gerektiğini düşünenler vardır.
Aşkı bulması için önce derslerini vermesi gereken, üniversiteyi kazanması gereken, iş bulması gerektiğini düşünen.
istediği gibi giyinmiyordur, benim biraz gardırabımı düzeltmem lazım, sonra aşkı bulacağım diyen vardır ama
bir şekilde eğer böyle hayatınızın aşkını bulmak için yüzde yüzünüzle ulaşmanız gerektiğini düşünüyorsanız
orada şöyle bir dilemmayla karşılaşıyorsunuz.
O zaman muhtemelen bulduğunuz ilişki size hiçbir şey vermeyecek.
Çünkü yüzde yüzüne ulaştıktan sonra aslında bence orada işin içine biraz umutsuzluk giriyor.
Ve böyle içten içe, tamam o zaman bu ilişki seni sadece artık azaltabilir, tüketebilir.
Senin böyle suyunu çekebilir.
Ki ben çoğunlukla beni tamamlayan değil, beni eksilten ilişkilerle belki de biraz deneyim kazanmış bir insanım.
O yüzden böyle bir ilişkiye hazır olmayı beklemek diye bir şey gerçekten varsa ya da bir ilişkinin böyle optimali, ona hazır olmak, ona başlamak için.
Belki yüzde altmışınız, yüzde yetmişinizdeyseniz bir ilişkiye size biraz da bir şeyler kazandırması, size bir şeyler vermesi için bir şans vermiş oluyorsunuz.
İlişkilerin aslında ben bu ilişkiyi kurtarabilir miyim noktasına geldiğinde belki de iş işten geçmiş olduğuyla da karşılaşmışsınızdır.
Ama o noktada karşınızdakinin de size ne kadar verdiği ve sizin ona ne kadar verdiğiniz, günün sonunda birbirinizi ne kadar tamamladığınız klişesi gerçekten şurada önemli.
Yani bilmiyorum şimdi tamam biraz rahatlamaya başladım konuştukça.
Şimdi ben 28 yaşındayım ve zaman içerisinde randevu hayatım ve randevulara bakış açım, bir randevunun nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerim çok değişti.
Özellikle ödeme konusunda, nereye gideceğim konusunda, nasıl davranılacağı konusunda.
Kendi paramı kazanmaya başladıktan sonra mesela çok daha keskin birisi olmaya başladım.
Ve hani bu arkadaşlıklarda da bazen böyledir.
İşte birisi size mesela buna gücü yetiyordur.
Size çok güzel bir yemek ısmarlar.
Sizin gücünüz böyle yaptığınız bir el işini ona hediye etmektir.
Ve bu da sizin elinizden gelenin en iyisidir.
Burada gerçekten böyle maddi ve somut anlamda ne kadar bir şeylerin eşdeğer olduğunu konuşmak çok hakkaniyetli değil.
Aslında birbirini tamamlamak burada.
Yani bir nevi ortak yapmak istediğiniz bir şey varsa elinde daha fazla olanın masaya bir şeyin %70-80'ini koyması, sizin onun %20'sini tamamlamanız belki de bir ilişkinin optimali.
Ama genellikle bu denge biraz kaçtıktan sonra bozulan ilişkileri kurtarmak hakikaten mümkün oluyor mu?
Onu ben de bilmiyorum.
Ama bugün birazcık bu bahsettiğim deneyimlerden yola çıktığım için yani sen o kız değil misin 6 yıldır yapıyorum ve bu 6 yıl sadece deneyimlerle geçtiği için size söyleyecek şeylerim tabii ki de var.
Bazen bir ilişkiyi kurtarmaya geçtim o ilişkinin içerisinden kendinizi kurtarabildiyseniz bile şanslı sayılıyorsunuz.
ve
ben biraz da polyanayım
belki bunu da bu ilk 5 dakikada
fark etmişsinizdir ama
ben aldığım yaralardan da
genellikle
tamam ya bunlar beni kişiselleştirdi
çıkarımını yapmayı seven bir insanım
yani çantana bir çarm takıyorsun
ayakkabını bile süslüyorsun
ya da taktığın bir küpenin bileğine bağladığın
ipin bile bir anlamı varsa
bazen gerçekten böyle sana kendini
bir savaştan çıkmış gibi hissettiren
bir ilişkinin yara izlerini vücudunda
taşımayı da romantize etmek
çok mümkün. Benim
aynı cephede savaştığım
arkadaşlarım bile var yani.
Aynı adam tarafından yaralandığımız
arkadaşlarımla bile birbirimizi
iyileştirmişliğimiz var.
Ve günün sonunda baktığında
gerçekten oturup böyle yana yakıla
ya ben kimlere zaman harcadım
ya ben neler yaptım hani
ben nasıl bu insanı hayatıma
dahil ettim diye dizlerini dövmek
çok mümkün. Ve bence bunu hepimiz
yapıyoruz. Bir noktada da yapmak güzel.
Bir noktada bence dibe vurmak lazım.
Üzüntülü şarkıların tadını
çıkartabilmek lazım. Bir
sebep arıyor insan. Ama günün
sonunda benim o kadar
yaram olmasaydı buraya çıkıp konuşabilir
miydim ve beni de bu kadar insan dinler
miydi bilmiyorum. O yüzden evet
bir şeyleri polyana
gözüyle bakmayı siz de seviyorsanız
günün sonunda o ilişkiyi kurtaramadığınıza
üzülmektense belki de kendinizi
kıl payı kurtardığınıza sevinmek de
bir seçenektir diye
düşünüyorum.
Ama zaman her şeyin
ilacı olabilir mi noktasında
ben de çok emin değilim. Yani zaman
her şeyin ilacı olabilir.
Ama aşk benim
hayatta böyle çok ertelediğim bir şeydi.
Yani özellikle 22-23 yaşlarındayken
sürekli şey diyordum. Abi daha 23
yaşındayım ya hani bulurum herhalde
falan. Şimdi 28 oldum.
Hala bulacağıma daha çok
aşırı derecede inançlıyım bu arada.
Ama günün sonunda şu da arada
vuruyor. 28 yaşında olunca
zorlaşan şey aşkı bulmak değil.
Hayatın sana yeni kriterler
eklemesi. Ve bu kriterler tabii ki
de önüne çıkabilecek insanları çok
azaltıyor ve zaman
bir şeylerin ilacı mı yoksa
insan gerçekten
gerçek olana da hayatının
aşkına da geç kalabilir mi gibi
sorularla da mücadele
ediyorum. Ama aşkın
nerede olduğuna dair ben biraz aşkı
her şeyde arayan bir insanım.
Geçenlerde
telefonum çaldı ve
bir tane araba kiralama şirketi
arıyordu ve Batuhan
Kösoğlu'yla görüşmek istedi.
Ama o ben değilim.
Numaran muhtemelen yanlış verilmiş.
Sonra uyumaya devam ettim ve böyle peş peşe
telefonuma mesajlar
gelmeye başladı ve ben Batuhan Kösoğlu'nun
hangi arabayı kiraladığını,
nereden kiraladığını, nereye gideceğini,
kaç kilometre yol yaptığını,
her şeyin bilgisi bana geliyor.
Ve ben o kadar
inandım ki Batuhan Kösoğlu belki de benim
hayatımın aşkıdır diye düşündüm yani.
Çünkü bu kadarı tesadüf olamaz.
İsmini söylememin sebebi de
yani adamda benim numaram
varsa ben de ismini söyleyebilirim diye düşündüm
ama Instagram'a
gidip baktım ve yalan değil. Eğer biraz
gözüme hitap eden bir Batuhan Kösoğlu'yla
karşılaşsaydım muhtemelen onu takip
edip ya böyle bir kesişim
oldu biliyor musun falan deyip
oradan da aşkı yaratmaya çalışacaktım.
Ve aslında bütün bu soru
benim bütün bu umut
bulma çabası. Benim harika
bir aşk yaşamış olmamdan ve tadı
damağımda kalmasından falan gelmiyor.
Muhtemelen hiç yaşayamamış olmamdan geliyor.
O yüzden insan biraz yaşayamadıklarıyla
da pekala
umutlanabilir. Zaten biraz da öyledir.
Yani çok sevdiğiniz bir kafe vardır
ama sipariş ettiğiniz şey
o kadar da güzel gelmemiştir ve
kafeye gitmekten vazgeçmezsiniz. Onu sipariş
etmekten vazgeçersiniz. Ama
biliyorum aranızda inatla o şeyi sevmeye
çalışanlar da var. İnatla aynı şeyi
sipariş edip tadının aynı
gelmesine rağmen farklı bir
tat almayı, onun güzel olacağını
düşünmeyi ya da ne bileyim işte
sırf popüler oldu diye maça sevdiğini
düşünenler de var. Ama gerçekten
sana göre olmaması bu dünyada
sonuçta kadar hiçbir şey içmeyeceğin anlamına
gelmiyor. Ya da
bazen bir şeyler içmeye bir yere gidersin ama
bazen, mesela burası bir şeyler
yiyip içebileceğiniz bir yer ama
bazen de birini dinlemeye, birileriyle
birlikte olmaya gidersin. Biraz aslında
Ama çok da belki de amaç odaklı, hedef odaklı olmamak lazım.
Yolda karşılaştıklarınız mutlaka size bir şeyler kazandırabiliyor.
Şimdi tabii benim gibi böyle aşırı tanışma uygulaması kullanan bir insan olunca da
hayattaki kesişmeler benim için ekstrem romantik.
Yani özellikle böyle metroda, genellikle metroya binince
İBB'nin Wi-Fi'ne bağlanmayı unutuyorum ve bir noktada kendi internetim kesiliyor.
Ve tabii ki de hani tamam müzik dinliyorsun falan ama bunu daha romantik yapacak bir şey olması lazım.
Yani benim birisiyle kesişmem lazım, birine bir bakmam lazım.
Hepinizin vardır.
Mesela havalimanları biraz öyledir.
Benim çok sevdiğim bir arkadaşımın saat böyle 9.30-10 gibi akşam bana böyle bombardıman.
Sima yanımda çok çok yakışıklı bir adam oturuyor ve ne yapacaksın falan.
Arkada oturuyor, gülüyor işte idil.
ve böyle hani
şimdi İstanbul İzmir uçuşu
45 dakika bazen pilotun
acelesi varsa yarım saatte falan
iniyorsunuz çok kısa bir yolculuk
ve yani
arkadaşım da aynı böyle en ekonomik
uçakla uçuyor hani insanların
sadece birbirinin yan profilini
ve dizlerini görebildiği bir yerde
ama burada aslında mevzu
gerçekten o adama muhtemelen
ne kadar yakışıklı olduğu değil
bulunduğunuz yer sizin bir anda
dünyanız haline geliyor. Artık İdil'in
dünyası o anlığına Sabiha Gökçen
ve birazdan onun memleketi
İzmir-İstanbul uçuşunun olduğu
Gate olacak ve birazdan onun
işte mahallesi de
oturduğu sandalye, oturduğu
koltuk olacak, seat olacak ve
yanındaki insanı bir anda acaba
acaba benim hayatımın aşkı da
bu mu diye düşünmek
buradan bakınca o kadar da kulağa saçma
gelmiyor aslında. Ama
şimdi bu kız ne yapsın?
Merhaba dedi mesela.
Şimdi ben de diyorum ki abi selam ver ne olacak falan.
Hani sanki ben selam verebilsem 6 sene podcast yaparmışım gibi.
Selam versene oğlum ne olacak falan diyorum.
Ama evet iş riskli.
Yani merhaba diyecek ama bildiği tek şey adamın İstanbul'dan İzmir'e gittiği.
Ne politik görüşünü biliyor ne nerelere gittiğini biliyor ne nerede spor yaptığını biliyor.
Hiçbir şey bilmiyor yani.
Belki adam diyor ki kadınlar seyahat etme vela ben.
Yani belki o çok rahatsız yanında İdil oturduğu için.
Hiçbir şey bilmiyor.
Ama günün sonunda bir ortaklığı yakalamaya çalışıyoruz.
Şimdi buradan çok iyi bağlayacağım.
O yüzden de burada size, şimdi ben yılların tanışma uygulaması kullanıcısı olarak,
evet Happn bize belli katkılar sundu, bugün buradayız onun sayesinde ama
Happn'la biraz bu kesişmeleri gerçek hayatta bir tanışmaya dönüştürme şansı yakalatan bir yer.
Eğer bir şans vermek isterseniz.
Böyle nerelere gidiyorsanız, nerelerde takılıyorsanız.
Çünkü ben biraz tanışma uygulamalarının gerçek hayattan çok farklı olmadığını düşünen birisiyim.
Genellikle o profile baktığınızda işte kişinin neye benzediği.
Tamam tabii ki görünüşe bakıyoruz da yani görünüşe baktığımızı kabul etmeyecek bir yüzyılda değiliz herhalde yani.
Evet bakıyoruz.
Ama baktığımızda nasıl giyindiği, o fotoğrafların nasıl çekildiği, hangi müzikleri dinlediği
ya da ne bileyim sizin de kriterleriniz vardır yani genellikle işte bir grup fotoğrafı varsa
içlerindeki en çirkinidir muhtemelen o profilin sahibi gibi.
Eleyce bir sürü şey var ama baktığında beğendiğin şeyler dış dünyanın kendisinden çok da farklı değil.
Mesela en çok gittiğin bardaki ya da kafedeki insan senin için muhtemelen daha albenili.
Çünkü senin orayla kurduğun bir bağ var ya da her gün gittiğin sporda etrafına bakıyorsun
Çünkü hayatına bir şeyler katan ya da belli rutinleri olan birisiyle kesişmek istemek senin en doğal hakkın.
Ama her zaman hayat seni bu insanın yanına gidip de merhaba deme cesareti gösteremeyebiliyor.
Aslında hepimiz birer idiliz baktığımızda.
O yüzden hepinde bu tarz kesişmeleri tanışmaya dönüştürebileceğiniz, kaç kere kesiştiğinizi görebileceğiniz
ve tabii ki de sizin gizliliğinizi de önemseyerek, gizliliğinizi de koruyarak, nerede olduğumuzu çat diye karşıdakine göstermeden
aslında hayatınızın günlük yaşantınızın en çok geçtiği yerleri, belki bir plazayı, belki bir marketi, bir spor salonunu,
kedinizi, köpeğinizi gezdirdiğiniz yerleri, bir yerde mesken tuttuğumuz yerleri,
acaba hayatımın aşkı burada olabilir mi dediğiniz yerde sizin için o acabayı soran bir yer.
O yüzden eğer size denemek isterseniz ücretsiz bir şekilde indirip deneyebilirsiniz.
Ama şimdi indirdiniz.
Bana da diyeceksiniz ki şimdi biz bu epi indirdik de bu uygulamalardan aşkı bulmak mümkün mü?
İşte orada tam adamına geldiniz.
Ben inanıyorum.
Benim hatta böyle bir bölümüm var yine de inanıyorum diye.
Ben inanıyorum.
Sadece buralardan çok çekmiş birisi olarak.
Hani size başta dedim ya yani yüzde yüzünüze ulaşmak mümkün değil abi.
Yüzde yetmişinle gireceksin bu savaşa ki bir yerde karşındakine seni yüzde yüzü tamamlaması için bir şans vermen lazım.
diye. Ama evet bazen insanlarla
sanal bir dünyada
tanışmanın getirdiği daha büyük bir
tüketicilik var. Yüzde yetmişle girip
yüzde yirmiyle falan ayrılabiliyorsun.
Canını zor kurtarabiliyorsun.
Evet çünkü çok fazla seçenek var.
İnsanların karşısında çok fazla seçenek
var ama bence burada çok mevzu
seçenek de değil. Mevzu biraz
insanların bu tarz yerlerde
sizin bir insan olduğunuzu unutması.
Etten kemikten olduğunuzu unutması.
Gerçekten mesela şu an
bana bir soru sorsan ve ben senin sadece
suratına baksam muhtemelen
benim bir problemim olduğunu düşünürsün ama bunu
yaptığım zaman ya beni ghostladı
diyorsun ve bunu çok normalize ediyorsun.
Halbuki değil yani. Normal
değil. Birisine merhaba dedikten sonra
merhabasına cevap vermemek
sonra arkadaş ortamlarında çok saçma
konuşmalara yol açıyor. Yani dün arkadaşıma
tanışma uygulaması profilimi
gösterdim. Çok mu çirkin
ya hani? Bende bir sıkıntı mı
var? Hani neden olmuyor falan diye.
Halbuki şimdi baktığımda kendini çok beğenen bir insanım.
Bununla kazanmam çok zaman aldı.
O bahsettiğiniz iyileştirmeleri yapmam çok zaman aldı.
Hala da iyileşiyorum günün sonunda baktığınızda.
Ama hani herhalde ben aslında bir peri masalına inanıyorum.
Yani galiba gerçekten benim en optimal seviyedeki halime ulaşmam lazım ki biri beni hayatına böyle zorla olmadan hani isteyerek adapte etsin.
Ama böyle olduğunda da kendimi şey gibi hissediyorum.
Sanki ben böyle elimde boş bir bardak tutuyorum karton ve insanlara böyle sevgi dileniyorum.
Bak ben en mükemmel halime ulaştım.
Senin artık bana bir şey yapmana hiç gerek kalmadı.
Yeter ki tek yapman gereken şey beni sevmen.
Ve bu yolda normaliz ettiğim o kadar fazla şey var ki.
Günaydın yazmıyor çünkü çok meşgul falan.
Yani günaydın yazmak için meşgul olmak gerçek bir şey bu arada.
Ben de bazen bir günaydın demekten aciz olabilecek kadar meşgul olabiliyorum.
Ama mevzu zaten seni o meşguliyetlerin arasına sokuşturabilecek, hatta senin için belki de bir müsaitlik yaratabilecek insanları bulabilmek.
O yüzden aslında belki de size verebileceğim sırlardan bir tanesi iyileşme yolunun çok yaralayıcı olması.
Yani gerçekten biraz tedavi sürecinin önce sizi bir bıktırana kadar, kusturana kadar belki de hasta etmesi gibi,
vücudunuzun bir şeylerle savaşması gibi.
İyileşmek için önce kesinlikle maksimum seviyede bir hasta ediyor sizi.
Ve bunlardan bir tanesi kesinlikle de işte ilişkilerden geçiyor.
Ben bu tarz yerlerde hani her ne kadar desem ki %70'ini ulaşmış birisini bulmak pekala çok okey.
Orada yalan söylemeyeceğim size doldurmanız gereken %30'un ne olduğu da çok önemli.
Yani karşınıza çıkan insan geçmişini aşamamış birisi ise kendisiyle barışmamış birisi ise eski sevgilisine benzeyen insanların peşinde koşan geçmişi sizde bulmaya çalışan birisi ise siz o %30'u %300 olsanız da dolduramayacaksınız muhtemelen.
Ve fazla fazla olmanıza rağmen hayat size sürekli eksik hissettirecek.
O yüzden eksik hissettiren insanlardan kaçmanın bir yolu var mı bilmiyorum.
Cevabı varsa lütfen siz bana söyleyin.
Bunu da burada bitirelim artık.
Ben de bazen illallah ediyorum.
Hani yeter yani artık gerçekten.
Belki de benim de böyle influencerlığım peak'i bittikten sonra çocuk doğuran birisi gibi biraz da evliliğin zorluklarından bahsetmem gerekiyordur.
Yani sürekli aşkı bulmaktan bahsedemeyiz falan diyorum ama ben de bilmiyorum gerçekten.
Hani bu işin bir de inançsızlık tarafı da var.
Yani ben kendime inanıyorum, aşka da inanıyorum.
Ama bazen karşımdakinin yüzde yüzüyle bana doğruyu söyleyip söylemediğine hiç inanmıyorum.
Yani bana baktığında beni mi görüyor yoksa beni benzettiği birisi mi var bilmiyorum.
Bazen unutulmayan birisi olmak istiyorum.
Mesela unutulmayan bir eski sevgili olmak istiyorum.
ama sonra
artık neye inanıyorsanız karma
evren Allah yaratıcı
benim de karşıma kendi eski
sevgilisini unutamamış birisini çıkartır
ve benim hayatım boyunca bundan haberim
olmaz sonra doğan çocuğumuza
doğunun adını veririz benim böyle haberim
olmadan yaşar gideriz diye
benim de evet korkularım var
ama günün sonunda
şimdi hep karşımızdakinden
ne istediğimizi konuşuyoruz ya
işte centilmen olsun
çok böyle güzel müzikler dinlesin
arkadaşlarımla iyi anlaşsın
espri anlayışı olsun
politik bilinci olsun falan
çok saymayacağım saydıkça umutsuzlaşıyorum galiba bende
ama şöyle bir tarafı var
bence bu yolculukta kendimize çok da
biz ne kadarını veriyoruz ki diye sormuyoruz
yani kendini sevmek çok güzel bir şey
ben kendimi seviyorum
evet kendimden çok mutluyum falan
ama bir gün bir tane randevuya çıktığımda
bir çocuk bana şey demişti
sadece kendinden bahsettin
Hiç bana tek bir soru sormadın ve haklıydı.
Bazen en iyilerimiz bile hata yapabiliyor.
Haklıydı gerçekten.
Hiç kendim dışında başka bir şeyden bahsetmemiştim.
Ve fark ettim ki evet senin kendini çok beğenmen, çok mükemmel olman, ben galiba oldum artık demen bir başkasının olmuşluğuna tekabül edeceğin anlamına çok gelmiyor.
O yüzden biz birisine ne kadar uyuyoruz.
Sen yüzde yüzsün ama adamın gerçekten yüzde yüzlüğe mi ihtiyacı var yoksa senin sende olduğunu fark etmediğin bir şey bile size gerçekten bu hayatta cenneti yaşatabilir mi?
Ben biraz buna da inanıyorum.
Yani böyle benim hayatta acaba birbirimizi bulsak ne kadar güzel bir hikaye çıkarttı dediğim çok insan var.
Çok fazla insanı romantize ediyorum.
Bakıyorum mesela.
yani sadece tek bildiğim şey az çok benim gibi giyinmesi, benim belki erkek versiyonum olması
ya da bazen gerçekten metroda aynı durakta inmemiz, aynı yöne doğru yürümemiz
sanki o da benimle yan yana yürüdüğünü bildiği için oradan yürümeye çalışıyormuş gibi hissettiriyor.
Sonra biraz endişe ediyorsun tabii Türkiye'de yaşadığın için.
Belki de aynı yöne bu kadar yürümemeliydik falan diye.
Ama baktığında yani ne kadar mümkün yolumuzun kesiştiği, yan yana yürüdüğümüz bu insanlardan hayatımızın aşkını bulmak ya da gerçekten bulduktan sonra ne oluyor bunu çok düşünüyorum.
Bir ara çok korkmuştum yani benim de ister inanın ister inanmayın bulduğuma inandığım anlar oldu.
Yani galiba buldum hani bundan sonra galiba benim bir ilişkim olacak diye.
Ekstrem korktum.
Çünkü bulduktan sonra ne yapacağımı bilmiyorum.
Yani bulana kadar ki o arama sürecini, birileriyle flörtleşmeyi, biriyle eşleştikten sonra hele Instagram'ımı verdikten sonra rahatsız edici boyutta story atmayı çok seviyorum evet.
Ama birini bulduktan sonra e peki ben metroya bindiğimde...
Ne olacak şimdi?
Yani metroda kimseye bakmadan ömür geçer mi gerçekten?
Ya da vapurda gidiyorum ama hani sadece ben ve şu hafif uzun boylu çocuk bugün kamerada oturuyoruz.
Hani bu gerçekten bir işaret değil mi diye düşünmeden edecek miyim diye de zaman zaman düşünüyorum.
O yüzden işin iki tarafı da hani vardır ya böyle kıvırcık saçlar düz saçlı olmak ister, düz saçlılar kıvırcık saçlı olmak.
Ne bileyim işte yalnız yaşayanlar ya işte yalnızlık zor der, yalnız yaşamayanlar kendi özgürlüğüne çok düşkün olmayı yani düşkün olduğundan bahseder falan.
insan her zaman bir şekilde biraz elinde olmayanı istiyor gerçekten.
Ben de öyleyim.
Ama bu yine bana umut veriyor.
Yani demek ki bu dünyada benim olduğum yeri de kıskanan birileri var.
Benim olduğum yeri de imrenen birileri var.
Baktığında belki de korkunç bir ilişkide olduğu için
keşke şimdi ben de oturup ne kadar da tanışma uygulamalarında birini bulmak mümkün mü konuşsam.
Ya da oturup da işte ya üç gündür spor salonunda şu çocukla aynı saate denk geliyoruz ama acaba o da kullanıyor mu uygulamayı?
Karşıma çıkar mı diye konuşsam mı?
Belki de gerçekten imrenen birileri var.
Ben baktığım zaman bazen üç beş senelik ilişkisi olan arkadaşlarımla çok kıskanıyorum.
Sonra onlarla aynı masaya oturuyorum.
Anlatsana nasıl falan diye.
Onlar benim ağzımın içine bakıyor.
O yüzden bir oturup böyle durduğunuz yere baktığınızda içinden çıkmak için bu kadar çabaladığınız şey gerçekten o kadar kötü mü diye düşünmek lazım.
Bence değil.
Yani ben, beni, yani galiba buradaki herkes sen yokuz değil misin'i biliyor.
Ben terk edildim öyle başladım podcast yapmaya.
Tanışma uygulamalarının hepsini kullandım.
Hepsini kullanıyorum.
Zaman zaman giriyorum.
Bir ara böyle bir kas geliştirdiğimi düşünmüştüm.
Sadece çarpıya basmakası.
Ve biliyorum yani aslında hiç şans vermediğim insanlar çok böyle şey.
Belki de gerçekten bana bu hayatta cenneti yaşatacaklar ama ben o şansı vermiyorum.
Az çok bana da böyle oldu.
Yani ben de böyle bir şans verse aslında ne kadar güzel olurdu diye düşündüğüm çok fazla insanın arkasından ağladım gerçekten.
Ama ben de muhtemelen benimle olmayı isteyen ya da olabileceğini düşünen herkese şans vermedim.
O yüzden bu hayatta şans vermediğiniz insanlar da var.
Sizi vermeye teşvik etmiyorum.
Vermemeye de devam edebilirsiniz.
Kriterlerim var benim, düşürmek istemiyorum diyebilirsiniz.
Ya da gittiğiniz yerleri, gözünüzü kestirdiğiniz insanları değiştirmeyi de deneyebilirsiniz.
Ama baktığınızda birilerine şans vermemenin bile bence ne kadar iyileştirici bir tarafı olduğunu çok da konuşmuyoruz.
Çünkü mesela ben bekarlıktan bahsettiğimde bana şey falan yapıyorlar.
Ya tamam hani senin bir tane çocuk vardı ona şans versen ne olur?
Yani şimdi ben sırf yalnızlıktan kurtulmak için aslında o kadar da hoşuma gitmeyen ve belki de beni heyecanlandırmamış birisine şans verirsem
başıma gelmesinden bu kadar korktuğum şeyi birine yaşatmış olmayacak mıyım?
Yani yalnız olmak gerçekten zor evet.
Yani her şeyden önce yalnız başına kira ödemek bile çok zor.
Yani ben kiramı bölüşmek istiyorum diye bile birisiyle olabilirsin.
Ya da belki de o böyle boğazına kadar seni artık sıkan ilişkiyi bitirmemenin tek sebebi bile bu.
Yani onsuz ne yapacağını bilmiyorsun.
Belki adamın arabası var anladın mı?
Ve işlerini kolaylaştırıyor gerçekten.
Yalan değil.
Belki ailenle çok iyi anlaşıyor.
Ve bu ilişkiyi bitirirsen ailene seni yargılayacağından korkuyorsun.
Bir ilişkiye başlamanın ne kadar zor olduğunu çok konuşuyoruz.
ama bir ilişkiyi bitirmenin de ne kadar zor olduğunu konuşmuyoruz çok fazla.
Belki çok fazla insan böyle boğazının sıkıldığı, hissiyat olarak artık içinde nefes alamadığı ilişkilerin içerisinde boğuşuyor.
Ve o bence korkunç bir şey.
Yani literal korkunç bir şey.
Çünkü hani yüzmeyi çok seviyor olabilirsin ama muhtemelen boğulmaktan hoşlanmıyorsun.
Ve bir kere boğulmanın eşiğinden dönersen bir daha denize adım atmayı bırak ne bileyim Ankara'ya falan taşınacaksın belki de.
Yani bir şeyi çok fazla sevmek onun için de debelenmek olmamalı.
Çünkü muhtemelen bir daha onun böyle kokusuna bile tahammülün olmayacak.
Kötü ilişkiler biraz tekila gibidir gerçekten.
Nerede durman gerektiğini bilmezsen bir daha kokusu burnuna geldiğinde bile kendini tuvalette bulursun.
falan böyle özlü sözler söylüyor.
Artık iyice ne söyleyeceğimi bilememeye
başladığım noktaya geldim. Yarım saat oldu çünkü.
O yüzden ben
bekar olmayı çok seviyorum.
Aramayı çok seviyorum.
Ve yemin ederim
bazen bulamamayı da çok seviyorum.
Çünkü böyle
bir tane şarkı dinliyorsundur
ve daha kafandaki senaryonun
ortasına bile gelmemişsindir.
Şarkıyı başa alıp durursun, başa alıp
durursun böyle. Şu ara herkes
dinliyordur herhalde hileliği.
Benim kafamdaki senaryoda Hileli'de Ajda Pekkan çıkana kadar benim o adamla göz göze gelmiş olmam lazım.
Olmuyorsa başa sarıyorum falan.
Bazen kafamdaki senaryoda kendime ne giydireceğimi de çok zaman kaybediyorum.
Şarkıyı üç kez dinliyorum falan.
Böyle anlar vardır ya.
Sonra böyle bir bakarsın.
Tamam daha ne bileyim daha acı bademdesin.
Daha karşıya bile geçmemişsin yani.
Daha Mecidiyeköy'e çok var.
Rahat bir nefes alırsın çünkü daha kafanda kuracağın çok fazla şey var ve çok fazla zamanın var.
Ya da bazen yolun bitmek üzeredir, sen yolu uzatırsın, sen biraz daha farklı yollardan gitmek istersin.
Bu da bence özgür iradenin en güzel kullanıldığı noktalardan bir tanesi.
O yüzden yolda olmak, bulamamak, aramaya devam etmenin en güzel tarafı o.
Hani kafanda kuracağın bir hayal ve dinlediğin güzel bir müzik varsa aşkı bulmaya çalışmak bence aşağı yukarı böyle bir şey.
Ama onun dışında şunu da söylemeden edemeyeceğim.
Yani...
Evet, bulmak zor tamam da.
Hani şu kendinize bir şunu sorun.
Eğri oturup doğru konuşalım.
Gerçekten tek derdin ilişki olsaydı.
Tek istediğin şey bu hayatta bir ilişkinin olması ve bir ilişkinin seni oradan kurtarması ve iyileştirmesi.
Sence yalnızlığı kırmak o kadar zor mu?
Random birisiyle birlikte olabilirdin galiba değil mi?
Yani random bir adamla, random bir kadınla.
Birisiyle birlikte olabilirdin gerçekten.
seni olmamaya iten şeyler var
muhtemelen de buradaki karakterin
devreye giriyor ona biraz
tutunmak lazım yani bugün
Upcycle İstanbul'un da
bu seneki teması iyileştirmek
iyileşmek aynı zamanda
ben de biraz aslında iyileştirmek üzerine
hep ilişkileri
ele almaya çalışıyorum ama
hani gerçekten iyileştiğimin
yani her
iyileşme süreci aslında iyileşmek
güzelleşmek ben bu kelimeleri çok severim çünkü
zaten iyiyken de iyileşebilirsin.
O biraz daha iyi olmanın da karşılığı
olabilir zaman zaman. Ama benim
lügatımda biraz iyileşmek,
iyileştiğim, mesela birini
çok sevmektir yani böyle aşkım diye bağırmak.
Böyle iyileşmenin
bir de iyileştiğin kadar hasta
olmak diye bir tarafı da var. Hani ben
gerçekten
en iyi bulma noktasında çok
hasta oldum ve çoğunlukla da
hep kötülerde tökezledim.
Yani normal şartlarda belki
kanka gerçekte bu kadar kötü değil bile diyemeyeceğim kadar belki artık yalanlayamayacağım profilleri arkadaşlarımı utana sıkıla gösterdiğim oldu.
Ama ya da işte yargılanmaktan korktuğum için tekrar bir şans verdiğim insanları paylaşmaktan korktum.
Ama bu korkunun neye benzediğini biliyorum.
Bazen bu korku sizi birlikte olmamanız gereken insanlarla da bir arada tutabiliyor.
O yüzden genellikle arkadaşlarımın gözünde mesela onu yargılayacağını düşünmedikleri bir insan olmaya çalışıyorum.
Yani bana 20 kere aynı adamla barışıp 20. de de gelebileceği bir insan olmak istiyorum insanların hayatında.
Çünkü ben ona 20. de yeter artık benim sana söyleyecek bir şeyim yok dersem onun gideceği 21. durak benim gitmesini istemediğim insan olacak.
Muhtemelen onun kurtulmasını istediğim, kurtulmasını istediğim, içinden çıkmasını istediğim insanın kucağına itmiş olacağım.
Bunu bir tavsiye olarak alabilirsiniz.
Benim nadizane tavsiyem olsun bu size ama çok büyük konuşmamak ve çok da yargılayıcı olmamak lazım gerçekten.
Aynı insanlarda tekrar tekrar tökezliyor olabilirsiniz.
Ben öyleyim.
Geçen baktım 128 bölüm kaydetmişim.
etmişim. Sadece
28'i aynı adamla alakalı
olabilir mesela. Hani yüzden de
böyle 5 bir tanesiyle bir tanesiyle.
Çünkü tökezliyorum.
Geri dönüyorum. Orada ya
yolumu değiştirmem lazım. Ya böyle
bir merciyi arayıp
bu yolu düzeltin demem lazım. Ya da
oradan
atlamanın bir yolunu bulmam lazım.
Ama hala oradan yürümekte
ısrarcıysam, tökezlemeye
devam ediyorsam, düştüğümde beni kaldıracak
insanlarla olmaya çalışıyorum.
Yani iyileşmek o yüzden
her zaman bir romantik ilişkinin içinde
değil. Bazen orası sizi aksine
yaralıyor ama iyileşmek
bir şeylerin şifası çevrenizde de
olabiliyor. O yüzden böyle
o hatayı tırnak içinde yapan
arkadaşlarını yargılamayan bir simay
olmaya çok çalışıyorum.
Tamam kanka peki
seni yirminci kez bu adama görüşmeye
iten şey neydi anlamaya çalışıyorum.
Ve biraz da
Yargılamamamın sebebi aynı hatayı yapmaya çok meyilli olduğumu biliyorum.
Hepimiz biraz yargıladığımız şeyiz bence.
Yargılamamızın belki de sebebi aslında karşımızdakinin utanmadan, yüzü kızarmadan o şeyi yapmaya cesaret göstermesi.
O yüzden yara almaya açık insanları yargılamaktansa belki cesaretlerini takdir etmek lazım.
Hani dış dünya gerçekten korkunç, çok yaralayıcı, çok tehditkar ve buna rağmen ben bildiğim yerden yara almak istiyorum diyen insanları ben çok yargılamıyorum.
Hani on yerimden vurulacağıma belki de on kere aynı yerden kolumun kırılmasını tercih ederdim bilmiyorum.
Ama galiba hayat zaten biraz bunu denemekten geçiyor.
Yani dediğim gibi size galiba bir ilişki nasıl kurtarılırın cevabını vermedim.
Ama kendine çok fazla ilişkiden kıl payı kurtarmış bir insan olarak bir şeyler anlattığımı düşünüyorum.
Yani buradan çıkartacağınız dersler var mı bilmiyorum.
Bir ders alınacak son insanımdır ama hani dediğimi o sözü çok bilmiyorum yaptığımı bir şeyler işte.
Siz benim dediklerimi dinleyin ama yaptıklarımı çok yapmasanız da olur.
İlla ben de podcast'a başlayacağım gibi bir amacınız varsa yapın mutlaka yaptığım her şeyi.
Ama onun dışında amacım burada kimseye yaşam koçluğu yapmak değil.
Aynı zamanda psikoloğu mesela bunu söylemeye utanırım bazen insanlar beni yaptıklarımla yargılayacak diye.
Ama günün sonunda psikolog olmamdan daha büyük olan şey birisinin danışanı olmam mesela.
Bir psikologun psikolog olmasının sebeplerinden belki de bir tanesiyim.
Sürdürmesinin sebeplerinden bir tanesiyim.
Ve baktığımda hayatta yaptığım en iyi şey terapiye gitmek.
8 yıldır terapiye gidiyorum.
Yara almasaydım terapiye çok zor giderdim.
O yüzden benim iyileşmekle ilgili en sevdiğim şey galiba başta biraz yara almak.
Çünkü bazen hani şey olur ya hayat sizi çok yorar ve dinlenmek için hasta olmanız gerekir.
Hani iyi ki hasta oldum da insanlara hayır diyebiliyorum artık.
Ya ben çok hastayım dışarı çıkamayacağım.
Halbuki en başta hayır diyebilirdin.
Ama o iradenin gücünü içinde bulamayan insanlar bazen ancak hasta olduğunda dinlenme, hayır deme şansı buluyor.
O yüzden iyileşmeden önceki o hasta olma, yavaş yavaş burnunun akması, belki de duygusal dünyada kalbinin sızlaması olayını ben galiba çok seviyorum.
Çünkü hasta olduğumda şeyi biliyorum yani, bir yara iyileşeceğim ve iyileştikten sonra içtiğim o ilk bira inanılmaz güzel olacak.
O yüzden galiba hayatı da hep o iyileştikten sonra içeceğim ilk biranın ya da çıkacağım ilk dışarının hayaliyle ve heyecanıyla yaşıyorum.
galiba
bu kadardı benim söyleyeceklerim
ve her zamanda böyle
bitiririm umutsuzluğa alışmayın
yatağa küs girmeyin
teşekkür ederim
bir de
biraz zamanımız var
10-15 dakikamız
eğer bir şeyler söylemek konuşmak
ya da benim paylaşmak istediğim bir şey var
diyen varsa çok isterim
bunun dinamik olmasını biz bir son 10 dakikayı
falan bunu ayırdık gerçekten
Hani varsa burada biz bize bir şeyler söylemek isteyen, kendi iyileşme ya da hastalanma süreciyle ilgili gerçekten duymak çok isterim.
Onu da söyleyeyim.
Ama yoksa da ben yine de kapanışımı yaparken katkılarından dolayı HEP'ına ve Upcycle İstanbul'a çok teşekkür ederim.
Beni dinlediğiniz için teşekkürler.
Galiba yok mu?
Varmış, oley.
Bir dakika, mikrofonu uzatacağım.
Çok teşekkürler.
Öncelikle seni göz göze dinlemek çok hoştu.
Çünkü seni normalde göremiyoruz ve çok özel bir deneyimdi benim için.
İsmim Beril. Ben de bu arada İstanbul Üniversitesi'nde okuyorum.
Felsefe okuyorum.
Gerçekten mi?
Ben şeyi söylemek istiyorum.
Bu etkinliğin afişini ilk gördüğümde başlık çok dikkatimi çekti.
Çünkü şu an erkek arkadaşımla ayrıyım bir aydır.
Ve şu an buradan çıkıp onunla buluşmaya gideceğim.
böyle bir ara dönemdeyiz.
O yüzden çok manidar ve çok
kesişimli ve denk gelişli bir
hissiyat verdi bana. Zaten senin podcastlerin
bana hep yaptığın metaforlar,
söylediğin örnekler vs. çok özel hissettiriyordu
ve çok defalar sana böyle paragraflarca
mesaj atmışımdır ve karşılıklı konuştuğumuz
da çok oldu. O yüzden
biraz o hisle buraya geldim
ve senin dediğin gibi aslında
bu sorunun da pek bir cevabı yok ama ben
hissiyat olarak çok kalbimde
sur işaretleri varken gelip bunları
biraz daha noktaya çevirebildiğimi hissettim
anlattıklarınla. Bunu
paylaşmak istedim. Hani bir soru gibi değil ama
çok çok seviyorum seni. Çok teşekkürler.
Çok teşekkür ederim.
Sevgilinden önce buraya gelmen de çok
tatlı olmuş. Önceliklen, işte
kendini önceliklendiren bir
insansın diyebiliriz.
Yani
ben şöyle söyleyeyim. Bazen
ben de şey diyorum hani
ulan bir ilişki yaşasam da ayrılsak yani
hani anladın mı? Bir ilişki yaşasam da
bir ayrılık konuşması yapsak. Hani hep
Çünkü işte bak insan elinde olmayanı biraz istiyor ama umarım güzel sonuçlanır her halükarda.
Sen akşam yine bana yaz aynen.
Başka var mı paylaşmak isteyen?
Varmış, Ezgi var.
Ben de bir anımdan bahsetmek istiyorum.
Ben de 5-6 ay önce sanırım terk edildim ve hala tam anlamıyla iyileştiğimi ya da düşünmeden bir gün geçirebildiğimi düşünmüyorum.
Ama şöyle ben Mart ayında Martin Çıkay'a takmıştık hepimiz ve tabii ki öyle bir dilek oldu.
Ama şöyle ben leylek görmek için şöyle Mart ayının bitmesinde bir hafta kalmıştı.
Ve ben hala leylek görmemiştim.
Sonra leylek görebileceğim yerleri araştırdım İstanbul'da.
Sırf dileğim kabul olsun ve dönsün bana tamam mı?
sonra son bir haftanın
yağmurlu geçeceğini öğrendim
ve leylekler yağmurda uçmuyormuş falan
öyle bir şanssızlıklar oldu
ben bir hafta böyle bir takvim hazırladım
planladım işte pazartesi
buraya salı buraya şuraya her yeri
leylek görebileceğim her yeri tek tek gezdim
yağmurda da sabahın yedisinde
kalkıp biraz şu an çok
tuhaf geliyor olabilir kulağa
ama
şöyle
Bu gittiğim her yer aslında benim 4 yıldır ben İstanbul'da yaşıyorum ve 4 yıldır gitmeyi hep ertelediğim,
işte biriyle gitsem daha çok keyif alırım, kendi başıma gitsem o kadar sıkılırım ne yapacağım tek başıma ormanda falan diye ertelediğim yerlerdi.
Ama bu bir hafta içerisinde ben tek tek her gün sabahın 7'sinde kalkıp yağmurun altında yürüyüşlere falan çıktım ve aşırı iyileştirici, huzurlu bir haftaydı.
Belki de hatta biriyle gitseydim bu kadar keyif almazdım diye düşünüyorum.
Artık böyle amacından çıktı ve benim kendimi ayırdığım bir haftaya dönüştü.
Ve son gün güneş açmıştı.
Son gün sadece güneşliydi.
Ve ben son gün Leyle'yi de gördüm.
Dileğimi de diledim ama artık Dilek benim için o kadar da önemli bir şey değildi.
Hatta böyle Leylek, sanki Leylek'le buluşmamız gibi bir şeydi o.
Böyle kimsenin olmadığı, bayağı uzak İstanbul denmeyecek bir yerdeydi.
böyle bir nehir kenarında
kimse yok ve Leylek'le biz böyle
bir süre yürüdük sonra ben dileğimi
diledim sonra veda ettim
Leylek'le. Leylek de kanatlanıp uçtu ben
veda ettikten sonra falan
yani böyle biraz
amacından çıkan ve benim
kendimle vakit geçirmeyi
sevdiğim
bir haftaya dönüştü ve
böyle bir daha
güzel bir anlamı oldu benim için
yani böyle bir anımdan
bahsetmek istedim. Sadece hani
evet bu kadar.
Bence
yani bu tabii ki yine
bardağın ne tarafından
baktığına çok ilgili ama
ayağa kalkayım mı ben böyle oturdum?
Bardağın ne tarafından
baktığına çok ilgili ama
bana dileğin kabul olmuş gibi geldi
zaten. Bazen yanlış adamın
dönmemesi zaten kabul olmuş bir dilek
değil midir yani? Hani dönse
belki gerçekten senin dediğin gibi
kendinle geçirdiğin zamanı senden alacaktı.
Aslında bu kabul olmuş bir dilektir.
İşin neresinden baktığına göre değişir.
Ama günün sonunda burada şu çok önemli yani.
Bu kadar romantiksin, bu kadar uğraşmışsın, bu kadar peşinden gitmişsin.
Burada buna rağmen işte dönecek birisi değil,
bütün bunların üstüne dönecek birisi değil de
zaten orada isterek kalacak birisini çok hak ediyorsun bence.
Ki mevzu da bu.
Ama onu bulana kadar kendinle bir şeyler yapmak bence de en güzeli.
O yüzden senin dileğin kabul olmuş.
Bu Mart'ta bir adam dilememe işini bizim zaten 2023 seçimlerine bırakmış olmamız gerekiyordu diye düşünüyorum ama.
Hani bence.
Başka var mı?
Bence birileri konuştukça insan şey oluyor, rahatlıyor ama bir beş dakikamız var.
Bir şey söylemek isteyen varsa uzatmak isterim mikrofonu.
Yok gibi.
Zeki?
İdil var.
İdil aynen
Neden o çocuğa bir şey söylemedi
Havalimanında anlatsın
Merhaba İdil ben
Kime bakacağımı
Şaşırdım şöyle bir baksam
Yani neden o çocuğa bir şey söylemedim
Cesaret edemedim çünkü adamda
Böyle şey kulaklık vardı
Şu büyük olan kulaklıklardan ekstra
Çıkarması gerekiyor falan zahmete girecek
Ben ne diyeceğim
Evet evet zaten yani
Sonra işte konuyu açamadım.
Nasılsınız iyi misiniz?
Çıkarken de bavulumu alırken iki kere bakıştık.
Ah be dedim açsaydım konuyu demek ki karşılık verecekti.
Ama o da öyle geçip gitmiş oldu.
Ben geçen hafta sarhoş olup eski sevgilime yazdım.
Bunu söyleyecektim size.
Simay da bana tabii ki yargılamadı.
Ama bana şöyle ne yaptın ne yaptın aynı böyle bir mesaj attı.
Ama sonra ben ona olduğunca bütün şeffaflığıyla olayı anlattım.
Ve bu örneği şundan dolayı vermek istedim.
Çok istediğim, evleneceğimi düşündüğüm falan bir ilişkiydi bu benim.
Ve kendisi tarafından bitirildi.
Çok uzun süre acısını çektim.
Sonra üstüne çok güzel bütün kriterlerimi yükselten bir ilişki yaşadım.
Ve o ilişkiyi bitireceğim zaman da çok çok kötü hissettim.
Yani bu kadar iyisini bulup, seni bu kadar önceleyen birisini bulup,
Nasıl böyle bir
Nasıl desem
Beğenmemezlik yaparsın
Bu ilişkiyi nasıl reddedersin gibi düşündüm
Sonra Zeki
Dedi ki
Bizim yaşımız artık iyiler arasından seçim yapma
Sen bu zamana kadar kötülerle denk geldin diye
Bir tane iyi bir insan buldun diye
Hayatın sonuna kadar
Zeki de simaydan almış
Böyle geçireceksin diye bir şey yok dedi
Ve bana bir cesaret vermişti
O pazar o kişiden ayrıldım.
Hala çok iyi bahsederim kendisinden.
Kötü bahsetmediğim tek eski erkek arkadaşım.
Geçen hafta yazdığım o değildi.
Geçen hafta yazdığımda çok farklı şeyler hissedeceğimi düşündüm.
Kalbim bayağı bir attı.
Ama sonra onun benimle konuşma biçiminden tersleme ya da terbiyesizlik değil ama
neden bittiğini çok iyi anladım ve mesela anlatmadım bile Simo'ya.
Çünkü benim için bitmiş.
Hani artık o kadar doldurmuş ki doldurabileceği her şeyi.
Mesele bile olmadı benim için.
Yani aslında beni terk eden bir adamın benim için bir süre geçmiş olsa bile mesele olacağını düşünürdüm.
Ama demek ki artık bitmesi gereken bir şey bitmiş.
Teşekkür ederim mikrofonu uzattığın için.
Galiba her yarada acile gitmeye gerek yok.
Bazı yaralar kendi kendine kapanır arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Çok heyecanlandım.
Her zaman doğaçlama konuşuyorum.
Notlara bakmak bana bir yol çizse de doğaçlama konuşmak bu hayattaki en büyük lütuflardan ve en büyük lanetlerden bir tanesi.
Umarım iyi olmuştur.
Yani benimle bu riski aldığınız için çok teşekkür ederim.
Ya batacak ya çıkacaktık ama çıktık galiba.
Çok teşekkür ederim.
İyi ki geldiniz.
Ay öyle yani.
Teşekkürler. Alın bunu elimden artık. Bu bir güç yani.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
