
Faillerin neye benzediği, nerelerde yaşadığı, bir kilometre öteden tehlikeli olduğunun belli olduğu gibi bütün klişelerinizi rafa kaldırın. Failler her yerde, her sektörde. Ama şimdi, bu pislikten arınma zamanı. Uykuları kaçsın ben ne zaman ifşa edileceğim diye.
Transkript
Herkese merhaba. Bugün alışıla gelmiş bir konu konuşmayacağım. Bugün alışıla gelmiş duygulardan bahsetmeyeceğim.
Bugün eğer sizler de kronik olarak çevrim içiyseniz, sosyal medyayla çok haşır neşirseniz ya da umuyorum ki bu olay oldukça büyümüş ve sizin de karşınıza çıkmışsa,
bilecek olduğunuz gibi geçtiğimiz hafta başlayan bu ifşa hareketiyle ilgili bir bölüm olacak bu.
Bilmeyenlerin öğrenebileceği, anlamayanların anlamlandırabileceği, anlayıp belki de yalnız ya da anlaşılmamış hissedenlerin ise daha hafiflemiş hissedebileceği bir bölüm kaydetmek istiyorum.
O nedenle uzatmadan net bir şekilde oldukça kısa bir şekilde bu bölümü tamamlamak istiyorum.
Belki de ilk kez değinmek istediklerimi bir sıraya sokup not almak durumunda hissettim.
Geçtiğimiz günlerde yaklaşık 3-4 gün kadar önce fotoğrafçılık sektöründen bir ismin ifşası paylaşıldı sosyal medyada.
Bu kişinin sosyal medya üzerinden kadınları taciz ettiği, çeşitli fotoğraflar gönderdiği gibi durumlar ekran görüntüleriyle birlikte kanıtlanmış oldu.
Bu tabii ki paylaşıldı bu sektördeki diğer isimlerin bu kişiyle çalışmaması için ya da eğer mağdur ettiği başka insanlar varsa onların da yalnız hissetmemesi için bir nevi bir MeToo hareketine aslında yavaş yavaş dönüşmeye başladı.
Akabinde yine aynı sektörden başka bir erkek failin ifşaları ortaya çıktı ve bunlardan bir tanesi de maalesef benim dinleyicilerimden birine aitti.
Kendisi bana bu ismi bildiğini, benzer bir deneyim yaşadığını söyledikten sonra ve kanıtları bana ilettikten sonra benim üstüme düşen sadece bu kişinin sesi olmaktı.
bunun bir kereden bir şey olmaz ya da alkolüymüş, çok iyi hissetmiyormuş, bir şeyin etkisindeymiş, yanlış yorumlamış gibi tek seferlikle aklanabilecek bir durum olmadığından ki zaten tek seferlikse bile aklanmaması gerektiği ayrı bir konu,
Bunun ne kadar sistematikleştiği ve aslında ses çıkarılmadıkça, tepki gösterilmedikçe, toplumdan aforoz edilmedikçe bunun hiç de tek seferde kalmadığının adeta bir kanıtı oldu.
Ve elbette ki bu hareket müteşekkirim ki büyümeye, mağdurlar seslerini çıkartabilmeye ve belki de uzun bir süre sonra ilk kez rahat bir şekilde uyuyabilmeye başladı.
Ve mağdurların rahat bir şekilde uyuyabilmesi tabii ki de faillerin acaba ben ne zaman ifşa edileceğim diye uykularının kaçmasına neden oldu.
Ve aslında şimdi de bunun yarattığı bu hareketin ve bu sesliliğin bastırılmasını da diğer yandan maalesef izliyoruz.
Burada dikkatimi çeken bir şey vardı ki aslında faillerin çok aramızda, çok içimizde olduğunu gördük.
Türkiye tabii ki de kadına yönelik şiddette ya da kuyurların yaşadıkları zulümde çok daha aşina olduğumuz haberlerle hep karşımıza çıktı.
Burada da mağdurların çoğunlukla kadınlar ya da kuyur bireyler olması elbette ki tesadüf değil.
Eğer siz toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturan bu insanların can sağlığından sorumlu olmazsanız ya da bu insanlar başlarına kendi verdikleri kararlar sonucu veyahut da zorla olsa da istemedikleri bir durumla karşılaştıklarında arkalarında onlar için duracak bir otorite olduğundan emin olamadıkları için belki de uzun süre susmak zorunda kaldılar.
Belki de bunun bir istismar olduğunu kendilerine bile itiraf etmekte zorlandılar.
Çünkü bu yükü onlarla birlikte sırtlayacak bir otorite bulunmuyordu.
Şu an duyduğumuz hikayelerde de failin çoğunlukla erkek, mağdurunsa çoğunlukla kadın ya da kuyir birey olması elbette ki tesadüf değil.
Failler her zaman aramızdaydı.
Fakat bu son olayla gördük ki o çok düzgün görünen, o çok düzgün isimlerle çalışan, ünlülerle işler yapan, sanatla sepetle çok ilgilenen isimlerin de pekala istismarcı olabildiğini gördük.
Peki bu insanlar aramıza nasıl sızdı? Aslında hep aramızdaydı. Bu aslında otomatikman ya 5 metre öteden belli zaten adamın tipi senin de orada ne işin varmış adam da zaten maganda adam da zaten şuralı zaten eğitimsiz zaten kenar mahalle diye artık gösterilen şiddeti istismarı meşrulaştıramayacağımız bir noktaya geldi.
zaten bunca zaman hiçbir şekilde meşrulaştırılmamalıydı.
Ancak bunu belirtmemin sebebi benim arkadaşım, ben severim, çok çalışkandır, çok başarılıdır şeklinde faili aklamaya çalışanlara aslında.
Peki şimdi bahaneniz ne?
Çok düzgün çalışıyordu, iş etiği, iş ahlakı çok iyiydi.
Çok iyi yetiştirilmişti, çok komikti, çok iyi bir arkadaştı.
E ne oldu?
Biz failin her zaman o tırnak içinde magandadan, eğitimsiz erkekten, adamdan oluşmadığını görüyoruz şimdi.
Peki bu insanlar nasıl aramıza sızıyor?
Ya da bu hareketle birlikte bana da oldu diyen kadınların artışıyla birlikte karşımıza çıkan mesajlarda nasıl bir patern var?
Bir de onu konuşalım istiyorum.
İfşalanan isimlerden bir tanesi çok da bence hepinizin de bildiği bir isim.
Zamanında bana da yazmışlığı, davet ettiği bütün mesajları da silerek sanki ben ona tek taraflı bir iletişim gösteriyormuşum gibi bir imaj çizen,
akabinde de bütün mesajları silen bir isim vardı gerçekten.
Hatta ben karşılaştığımız yerlerde belki de utandığı için tanımıyormuş gibi yaptığını düşünmüştüm ama
sonrasında o kadar fazla istismar ettiği kadın ortaya çıktı ki
belki de bu ismin mağdur ettiği ya da rahatsız ettiği kadınları artık hatırlamayacak kadar sayılarının çok olduğunu düşünmeye başladım ki bu ne kadar ürpertici.
Burada şunu görüyoruz.
Düşünün ki çok kalabalık bir arkadaş grubundasınız.
10 kişi, 15 kişi hep birlikte yiyor, içiyor, eğleniyorsunuz.
Bir baktınız arkadaşınız tanımadığınız biriyle sohbet ediyor.
Belki o arkadaşınız da bizimkilerden biri tanıyordur diye o insanla sohbet ediyordu.
Siz arkadaşınızı görerek, güvenerek gidip o sohbete belki dahil oluyorsunuz.
Bir başkası bu sefer iki tane arkadaşını bu insanla konuşurken görüyor ve güven oranı artıyor.
Böyle böyle bir noktadan sonra sanki kulaktan kulağındaki o ilk cümle gibi neydi bu tam olarak, nereden aramıza geldiği bilmemekle birlikte
herkesin hakkında öyle ya da böyle bir fikre sahip olduğu ve bir şekilde o çembere girdiği potansiyel bir fail karşımıza çıkıyor.
Ve bu fail çalıştığı isimlerle, yer aldığı işlerle, herkesi belki de takip edişi ve herkesce takip edilişiyle ister istemez bir güven ortamı yaratıyor.
Siz bu insana güveniyorsunuz.
Ve böyle bir güven zaten mağdurun çoğunlukla kendini çok yalnız hissettiği, çok yalnız bırakıldığı bu sistemde faili suçlamayı da çok zorlaştırıyor.
İstismara uğrayan birçok insanın zorlandığı noktalardan bir tanesi sadece ben bu istismarı kabul edersem bu gerçekten yaşanmış olacak da değil.
Bunun ağırlığı bir yana bir de acaba ben mi yanlış anladım?
Bu insan bunu yapmış olabilir mi?
Ya da ben bunu söylersem kimler inanacak?
Çünkü yanında çok güvenilir isimler var endişesi.
Bu noktada birçok mağdur kendisinin yanlış anladığını kabul etmeyi seçiyor.
Çünkü bir istismara uğramış olduğu gerçeğiyle yüzleşmek istemeyecek çünkü bu çok travmatik.
İkincisi belki de kaybetmekten korktuğu bir oldukça da yıpratıcı mücadelenin içine girmeyecek.
Bu perspektiften neden bakıyoruz?
Çünkü ben şu argümanı artık ortadan kaldırmak istiyorum.
Neden şimdi konuşuyorlar?
Hiç mi V for Vendetta izlemediniz?
Dünyanın en klişe filmidir.
O kalabalık, o güruh aynı şeyi savunurken bile o maskeyi boşuna takmıyor.
Çünkü insanlar, mağdurlar, zaten adalet çok da onlardan yana değilken ve bunun sayısız örneği varken mimlenmek istemiyor.
Esas hedef olması gereken fail orada kendini korumaya alırken onun skopuna daha fazla girmek istemiyor.
Gürültünün arasında yer almak istiyor.
Tek başına bağırıp dikkat çekmektense kalabalığın sesini daha da gürleştirmek için orada bulunmak istiyor.
O yüzden insanlara üzerinden kaç sene geçmiş ya da ya bu istismar mı?
Neden şimdi anlatmaya karar verdin şeklinde sorular sormamalısınız.
Kaldı ki istismar bu mu noktasında onun karşı tarafta nasıl bir izdüşümü olduğuna karar verecek merciyle biz değiliz.
Burada sistematik bir yaklaşım, adeta bir taktik, bir pattern de var.
Bu insanlar tabii ki de şimdi de fail oluşu tipine bakarak anlayabildiğimizi düşündüğümüz insanlardan alıp bakın o güzel güzel giyinen adamlar da fail gibi bir yere çekmeye çalışmıyorum.
Bu da aynı sığ bakışın sadece arka yüzü olurdu.
Fakat şunu söylemeye çalışıyorum.
Mesajların içeriği bu ifşalara baktığımızda hep sistematik bir aslında rıza inşası görüyoruz.
Belki de o magandalar yapıyor olarak algıladığımız şiddetten burada gördüğümüz istismarı ayıran nokta da bu.
O tatlı dilleriyle, eğitimli halleriyle, belki de anlamayacağımızı düşündükleri sofistike kelimelerle inşa edilmiş bir rıza var.
Rıza inşa edildiğinde ortaya çıkan istismarı da yalanlamak fail açısından ne kadar kolaylaşıyor aslında.
Mesajların hepsini okuduğunuzda kadınlar teker teker bana da aynısını yaptı dediğinde ortaklaşan bir nokta daha var.
Kadın hep orada olduğu için belki o teklifi kabul ettiği için belki o kişinin evine gittiği için belki onunla oturup birer bardak bir şey içtiği için kendini suçlamış.
Ben neden oradaydım demiş.
Ben mi yanlış anladım demiş.
Kendi sınırlarının ihlalinde bile kendini suçlayan mağdurlar yetiştiriyoruz adeta yaklaşımımızla.
O yüzden mağduru suçlamayı acilen bırakmamız gerekiyor.
Burada içi rahatlayan, bana da olmuştu diyebilen ya da söylenen hikayelerden cesaret bularak bana da bir başkası böyle bir şey yaşatmıştı diyen
yani bazen failde bazense bu kötü deneyimin kendisinde ortaklaşan insanlar daha gür bir ses çıkartmaya başlayınca
tabii ki de ataerkil sistem, tabii ki de insel zihinler otomatikman şu argümanla gelmeye başladı.
Bir yanda neden patladı? Bu kadar hikaye bir anda nasıl türedi?
Bu aslında bir cadı avı.
Bunun bir cadı avı olduğunu düşünmek bu toplumu tanıyamamaktır.
Bu toplumda mağdur olup da başına gelenleri söyleyebilecek biri olduğunuzu bir hayal edin.
Kabul ettiğiniz şeyin travmatik yükü bir yana.
Sosyal desteğiniz olacak mı? Maddi desteğiniz olacak mı? Psikolojik desteğiniz olacak mı?
Bana gelen mesajların bir çoğunda kadınlardan duyduğum şey şu.
Lütfen beni anonim olarak paylaş çünkü korkuyorum.
Lütfen beni anonim olarak paylaş çünkü ailemin görüp üzülmesini istemiyorum.
Ya da lütfen anonim olarak paylaş çünkü bunu çevremden biri duyarsa beni suçlarlar gibi.
Anlatabiliyor muyum?
Yani sizin neden şimdi bunlar konuşuyor?
Bu cadı avı dediğiniz şey insanların hayatında bir de mağdur olmalarına rağmen başka başka ne mağduriyetler doğuruyor?
Tabi burada da çok sık duyduğumuz bir argümanla bu cadı avı vesvesesi destekleniyor.
O da şu her önüne gelenin hikayesi paylaşılıyor ya burada kurunun yanında yaşta yanıyorsa ya birisi çıkıp da sallamasyon bir hikaye paylaşıyorsa.
İnanıyor musunuz benim başıma geldi bana anonim bir hesap mesaj attı beni gerçek olup olmadığını teyit etmediğim haberleri paylaşmakla suçladı.
önce ben de sizinle aynı taraftayım paylaşımlarına dikkat et gibi bir yerden geldi ve akabinde ben aslında seni test ettim.
Başka bir sahte hesaptan sana sahte bir hikaye yolladım ama sen bunu paylaştın dedi.
Nitekim öyle bir hikaye de yoktu baktım ettim ama diyelim ki oldu.
Burada bizim olayımız sadece faillerin yakalanması, mimlenmesi değil aynı zamanda mağdur olanın nihayet rahatlaması.
Belki yıllar sonra ilk kez rahat bir nefes alacak.
Her şey bu kadar siz merkezci değil sevgili failler.
Biz mağdurun ne kadar rahatladığı, ne kadar rahat nefes aldığı,
belki de ilk kez korkusuzca uyuyabilmesinin de arkasındayız.
Oley erkekler yansın diye bir paylaşım arzusuyla yapılan bir cadı avı tırnak içinde değil bu.
Biz konuşabilmiş birinin nihayet konuşabilmişken sesi kısılsın istemiyoruz.
Ve diyelim ki bu telaşede yanlışlıkla beni tongaya düşürmüş,
bunu suistimal edecek birinin hikayesini paylaştım.
Ya işe bakar mısınız? Bunun bir adalet arayışından ziyade bir cadı avı olduğunu kanıtlamak için sahte bir hesap açıp bana sahte bir hikaye yazdığını söyleyen de bir erkek zihniyeti.
Mağduriyet yaratmayı bırakın ve sorumluluk alın.
Yalan haberlere geldiğimizde de birisi çıkar ve belki de birinin sadece itibarını zedelemek istemiştir.
Bunun arkasında değilim.
Peki diğer yandan karşımıza da çıkmayan, varsa da benim denk gelmediğim, bu süreci suistimal etmeye çalışanlar ve hikayeler diyelim ki var bir yerde.
Ya biz günlerdir ifşalarıyla, mesajlarıyla, videolarıyla bu kadar faili ortaya çıkartmışken ve sayıca bu kadar tasdiklenmiş, bazılarının da failin de kabul edip doğrudan özür dilediği birçok şey varken birkaç tane karşıma da çıkmayan sahte hikayeyle bu mücadelenin lekelenebileceğini mi düşünüyorsunuz?
düşünüyorsunuz. Çürük elma çıkar ama birkaç tane uydurma hikayeyle de paylaşıp bunu bir ava
dönüştürdüler, karalama kampanyasına dönüştürdüler dediğinizde diğer tarafta hala daha konuşulmayan
sadece belki onlarcası yüzlercesi yavaş yavaş su üstüne çıkabilmiş istismarı yalanlamış
olmuyorsunuz. Bu çok saçma bir çaba. Bunu da baştan söyleyeyim o fake hesapları açıp açıp
mahkemede görüşürüz diyenler. İfşa metnin paylaşıldı ve daha fazla insanı artık istismar
edemeyeceksin diye senin kim olduğunu
ortaya çıkartanları dava etmek
daha da utanç verici. Yerin dibine
girmeyin. Biz öyle bir dönemde yaşıyoruz ki
bazen haklının yanında olmak
cezalandırılıyor. Evet.
Ama ben böyle bir durumda
bunu bir nişane olarak zaten
gözümde taşırım. Burada
bu yalan haberler ya da birinin
itibarını zedeleme noktasında
takipçisi olduğum, sevdiğim bir
ismin bir storiesine alıntı yapmak
istiyorum. Elif Naz çok güzel
bir şey paylaşmış bununla ilgili.
Yani lütfen bana peki ya ismi karalananlar, peki ya haksız yere hedef gösterilenler ne olacak?
Lütfen demeyin.
Kantarınızı bir tartın.
Bir kadının tacize, tecavüze, istismara uğramasındansa birinin itibar zedelenmesiyle 4 ay Kadıköy'de rahat bir şekilde yürüyememesi arasında fark var.
Gönül ister hiçbiri olmasın ama kendi kantarınızı, kendi vicdanınız ve ahlakınızla siz de tartabilirsiniz.
Benim bugün paylaştığım bir haber bir sürü insanı bu kişiyle bir araya gelip belki de mağdur edilmekten kurtaracaksa eğer ya yanlış bir haberse noktasındaki endişelerimden eser kalmaz.
Günün sonunda o çok güvendiğiniz hakkınızda hukuki işlem başlatacağım dediğiniz ifşalar hakikaten doğru değilse bir karalama kampanyasıysa zaten güvendiğiniz adalet arkanızda duracaktır.
Ben de aynı adalete güveniyorum çünkü.
Doğruların er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır
Biz de buna şahit oluyoruz
Bu kadar basit
Günün sonunda gerçekten bir paylaşım, bir lütfen ona dikkat et uyarısı
Bir başka insanın da mağdur olmasını, istismara uğramasını engelleyecekse
Sizin 3-5 ay Cihangir'de, Kadıköy'de rahatça gezememeniz bunun yanında bir hiçtir
Burada bir işin tam anlamıyla mükemmel, kusursuz ilerlemesini beklemek bana çok gerçeklik dışı geliyor.
Burada bir mücadele var.
Bu mücadelelerin içinde sürekli bu da oradaymış, o niye orada, neden bu bayrak, neden bu söylem, bu yalan söylüyorlar zaten şimdiye kadar.
Kolektif mücadelelerimizin hep rüzgarını kesti.
Bunu artık yapmamamız gerekiyor.
Peki şimdi sektör ne yapacak?
Peki şimdi ünlüler ne yapacak?
Şimdi fotoğrafçılık sektörüyle başladı bu ifşalar ama yavaş yavaş her yerden sesini duyurmaya başladı.
Oyunculuklarda da çıktı, dövme sektöründe de çıktı.
Çıkıyor, çıkacak.
Fakat burada artık ünlüler, bu isimlerle çalışanlar ne yapacak?
Şimdi bu süreçte görmüşsünüzdür.
Bir sürü ünlü storyler paylaştı.
Bu kişilerle çalışmayı bıraktığını söyledi.
Kamuoyu baskısının yine çok hızlı bir şekilde nasıl cevaba dönüştüğünü gördük.
Fakat şunu söylemek istiyorum o isimlere şayet duyuyorlarsa dinliyorlarsa.
Onu silmeniz takipten çıkmanız yetmez.
Yaptığınız işleri silmeniz gerekiyor.
Çekilen fotoğrafları yapılan klipleri ortadan kaldırmanız gerekiyor.
Bundan 20 yıl sonra oturup da ya Woody Allen da pedofiliymiş ama filmleri çok güzel şeklinde sırf fail bizden çok uzakta diye meşrulaştırabileceğimiz bir şeye dönmemeli.
Bu insanlarla çalışmayı bıraktıysanız bundan sonra girdiğiniz her sette, her çekimde cebinizde bu faillerin isminin olduğu bir listeyle gezmek zorundasınız ki set direktörüne gidip buradan birisi varsa ben bu isimlerle anılmak istemiyorum demeniz gerekiyor.
Bunu diyemediğiniz için, bunu gerçekleştiremediğimiz için şimdi o milyonluk bütçeli dizilerde, filmlerde, sahnelere çıkan tiyatro oyunlarında o tescilli şiddet faillerini görüyoruz.
Sinirimiz bozula bozula röportajlarını izliyoruz.
Bunu yaşamak istemiyorsak daha sonuç odaklı, daha direkt eylemlere geçilmesi gerekiyor.
Bir yandan şunu da söylemek istiyorum.
Ben bana gelen bir ifşayı paylaştım.
İyi ki de paylaştım.
Ama ben de istismara uğradım.
Bana da söylenenlerden tetikleniyorum.
Ve elbette ki herkesin sesi olmak istiyorum.
Çünkü kadınlığım da, kadınlık deneyimim de, bu topraklarda bir kadın olmamın deneyimi de, istismara uğramış olmam da
ya da anlatılanları içselleştirebilmemle elbette çok duygusal, belki de bilmeden duygularıma, öfkeme kapılarak
kapılarak ani bir hareket yapmaktan elbette çekiniyorum.
Ailemi de endişelendiriyorum.
O yüzden bu noktada lütfen sesi benden de gür çıkanlara,
gönüllü avukatlara örgütlenmek için ihtiyacımız olduğunu söylemek istiyorum.
Bu bir tekil mücadele değil.
Ben sadece size seslendim ve çok şükür ki bu duyuldu.
Ama bunu kolektif bir iş birliğine, bir bilince, bir örgütlü dayanışmaya dönüştürmemiz lazım.
Gönüllü avukatlarla, bu işi bilenlerle, belki de cinsel şiddetle mücadele eden isimlerle bunu bir ismin o güvenilir şeyler paylaşıyorsuna değil bir topluluğa dayandırmamız gerekiyor ki bu saman alevi gibi sönen bir şeye dönüşmesin.
Olduğu sürece tamamen kökü kazınana kadar yanmaya devam etsin istiyorum.
Bu da benim açık çağrımdır.
Lütfen.
Çünkü bana çok fazla ifşa geliyor.
Ben bunları analiz edemiyorum.
Bir yandan da hem kendimi hem de oradaki mağduru korumak ve failin eline koz geçmemesi için doğru hareket etmeye çalışıyorum.
Bu noktada da bunu yaymanıza gerçekten çok ihtiyacım var.
Bu bölümü burada bitiriyorum.
Bu bölümü dinlerken şayet bu noktaya kadar gelebildiyse, dinlemeye cesaret edebildiyse,
aramızda bunu dinleyen bir fail varsa ona şunu söylemek istiyorum.
Ne zaman ifşalanacağım diye uykuların kaçsın.
Bunu dinleyen, mağdur olan, hikayesini anlatmaktan korkan, kim varsa da ona en sevdiğim sloganla bir şey söylemek isterim.
Gece karanlıktan korkarsan bu şehri ateşe veririz.
Umutsuz dağılışmayın, yatağa küs girmeyin ve kininizi diri tutun.
Günün sonunda aynılar aynı yere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
