
"Biz ne yaşıyoruz?" serimin ikinci ve ilk konuklu bölümünde sevgili dostum Deniz Gökkan ile birlikte gündemi ve ülkece ihtiyaçlarımızı konuştuk. Sırtımızı dayayacağımız bir lider aranıyor (full time + yemek + yol + yoldaş)İyi dinlemeler :-)
videocast halini izlemek için tıklayabilirsiniz
Transkript
Merhaba. Evet. Çok arkana dönme şeye. Hadi bakalım. Herkese merhaba. Merhaba.
Kız değil misin? yeni bölümüne hoş geldiniz. Bu Deniz'in aslında buraya ikinci konuk oluşu. Ama maalesef ilki tam da 19 Mart'a geldiği için o bölümü ne zaman paylaşabiliriz bilmemekle birlikte hem sizi Deniz'in sohbetinden mahrum bırakmak istemedim hem de bence gündem kesinlikle konuşulmaya değer.
Şey de çok ilginçti ya. Onu mesela tam İmamoğlu'nun tutuklanışı esnasında kayıt yapıyorduk ve telefonuma bundle haberi geldi.
Oradan gördüm falan.
Ve mesela bir mola verdiğimizde konuşmanın bütün aurası da değişmişti yani.
Evet evet. Bir anda arenaya dönüştü.
Aynen. 32. gün gibi bir şey oldu bir anda.
Ve şey de aynı zamanda böyle bana şey hissi yarattı.
attı.
Hani darbe zamanı.
Darbe değil de mesela atıyorum
Japonya'da deprem esnasında
yayın açıyorlar falan.
Tam öyleydi yani.
Tarihi bir kayıt belgelerindeki bir şey oldu.
Şey şey ikiz kuleler vurulurken
hasbelkader video çeken gençler
gibi bir şey olduk gerçekten.
Ama
ben bugün seninle biraz daha gündemi konuşalım istedim.
Bu da aynı zamanda
evimdeki ilk bölüm.
Yensim A. Yılmaz stüdyolarındasın bugün.
Ve aslında bizim şu an herhangi bir kayıt dışında da arkadaşlarımızla yaptığımız şey
evlerde bir araya gelip sürekli ülkenin halini konuşmak.
Zaten kayıda başlamadan bir saat önce biz konuşmaya başladık ve şu anda o highlight'ları tekrar konuşacağız gibi.
Biz bir podcast daha çektik gibi bir şey oldu.
Aynen öyle.
Yani belki şuradan başlayabiliriz.
Aynı yaşlardayız
İstanbul'da hayatta kalma mücadelesi veriyoruz
İçerik üreticileriyiz aynı zamanda
Bizim şu an günümüz
Gecemiz sadece ülke gündemi
Nasıl etkiliyor
Senin gündelik hayatını
Ya aslında
Eylemsizlik de bir eylemdir diyorlar ya
Tam olarak o şekilde
Biraz böyle
Artık yani bu boykotun
Tam anlamıyla
Her eve girdiği
bir dönem olduğu için arkadaşlarım da
zaten dışarı çıkıp bir şey yapmak istemiyor.
Ben de çıkıp şeyler yani
o akışa destek olmak istemiyorum. O yüzden
birbirimizin evine gidip geliyoruz.
Böyle bir evde durma hali var.
Covid-2 gibi hissettiriyor
bana biraz. Aynen. Ben de kesinlikle pandemide
gibi hissediyorum. Ama bu sefer
çok garip bir korkunun içindeyiz.
Daha ulusal bir korkunun
içindeyiz. Ve
yani seninle bunu kayıt dışında da
konuşmuştuk. Aslında tarih tekerrürden
ibaret günün sonunda ne olacağını belli
bir zaman geçince göreceğiz ama
bize şimdiye kadar hep anlatılan
hikayelerin bir tanesinin içinde
şu an güncelde olmak beni çok zorluyor.
Beni de çok zorluyor.
Ya tarih tekerrürü
demişken mesela ya tekrardan
bir uprising yani yükselen bir
sağ var. Globali de etkiliyor
bu aynı şekilde. Bu zaten
hani tarihin belirli dönemlerinde
sürekli yükselişe geçmiş.
Mesela ve bu hep 100 yılda bir
olmuş yani ne hikmetse bilmiyorum. Yani 100 yılda
bir devletler yani ülkeler
böyle reset atıyor kendilerine ve
tekrardan bir setback oluyor mentalite
olarak. Bundan mesela 100
yıl önce 1900'lerde atıyorum
şey olmuş yani
kadınlar artık böyle fizik
sel olarak yani attribute
olarak işte
kostümsel değişikliğe girmişler.
Mesela atıyorum etek yerine biraz daha böyle
pantolona kayınca
şey şöyle bir
ortak bir mega opus başlamıştı.
Erkekler artık kadınsılaşıyor, kadınlar da erkekleşiyor gibi bir şey.
Bir şey yapmalıyız.
Bir şey yapmalıyız gibi bir yerden sağ yine yükselişe geçmiş.
Ondan 100 yıl öncesine gidersek mesela 1800'lerde sanayi devriminde
kadınlar fabrikada çalışmaya başladıklarında tekrardan sağ yükselmiş.
Çünkü o erkeklik tehdit altına hissedince kendini
bu gerçekten şeye varıyor yani.
Aslında yaşadığımız her şey erkeklik gururunun tehdidi.
Yani bir erkeklik gururunun tehdidi.
Bir tehdit varsa güveni sağda buluyor yani.
Bir şekilde sağ yükseliyor ve oradan yine savaşlar patlak veriyor zaten.
Yükselen sağın sonunda savaşlar oluyor.
Nazi Almanyası gibi atıyorum.
Ve galiba biz şu an o tarz, bu tarihin, bu hikayelerinden nemalanmış kişilerin, devletlerin
belki de günün sonunda akıbetini bildiğimiz için de belki bir yerde bir değişimin umudu içindeyiz.
Yani konuşabileceğimiz çok şey var.
Ben şunu söyleyerek başlamak istiyorum.
Aslında bizim bunu bugün birlikte yapmamız bile bir korku imparatorluğunun eseri.
Kesinlikle öyle.
Karşı karşıya sohbet etmek, birbirimizi belki filtrelemek, bu bölümü çektikten sonra bir de didik didik edip editlemek.
Bunların hepsi aslında bir korku imparatorluğunun eseri ve bu yüzden konuşmayan insanları da anladığım ama anlamamın asla öfkemi dindirmediği bir yerdeyim.
Sessizlik beni çok öfkelendiriyor ve sen de hem sade bir vatandaşsın ve bir de içerik üreticisisin.
Bu sessizlikle ya da sessiz kalanlarla ya da kendi sessiz olmayışınla ilgili ne düşünüyorsun?
Ya şu şekilde düşünüyorum özellikle tanınmış kişilerde mesela.
şu anda bu gündeme susuyor
tamam mı?
Ve şey yapıyor şimdi. Koruması gereken
bir şey var.
İtibar var. İmaj var.
Ve hani bir kitleyi
kızdırmamaya çalışıyor.
Fan base'inde, hayran kitlesindeki
bir kitleyi mesela kızdırmamaya çalışıyor.
Şu an bu gündeme susuyor.
Tamam mı? Sonra bundan atıyorum
bir iki ay sonra işte denize
girerken böyle çok az
atıyorum mayosu sığırıyor. Kadın erkek fark etmez.
bir tane ünlü hayalet.
Biraz böyle mayosu sıyrılmış.
Şuursuz'un biri onu mesela bir magazin sayfasına
atıyor. Orada yorumlarda
şeye kaynıyor mesela işte
işte Tonguç Bey
biz Kelebek Vadisi'ni severek takip ediyorduk
ama işte sen de şöyle böyle
falan hemen sırtını dönüyor ona.
Yani şu anda en çok
konuşması gereken gündeme susup
sonra gidip bambaşka bir iki ay sonra
s***
zaten o linciği yiyeceksin kardeşim sen.
Bari gururunla yerim. Aynen.
sen aslında celladına aşıksın
hayranın zannettiğin
insanlar senin hayranın değil ki
senin o böyle şey
ufak ya da büyük bir hatanda silecekler
seni yani tırnak içinde hata
bari şöyle masayı bir terk et
mesela
açıkçası buradan
şuna zıtlayacağım biraz ama
hani sana daha evvel ilk geldiğinde şey sordum ya
ya biz neden ünlülerin
ya da işte büyük bir kitleye hitap eden
insanların şu an içinde bulunduğumuz
bu döneme tepki göstermesini
böyle müthiş bir minnetle
karşılıyoruz. Törenlerle
alkışlarla. Sonra
ben de başta o hype'a kapıldım.
Twitter'da görüyorum işte bir ünlü
story atmış sonra işinden olmuş
wow diyorum tamam artık her işini takip edeceğiz.
Sonra bakıyorum
yani Saraçhane'de konuşma yapan
üniversiteli kızı içeri aldılar.
Kız şu an tutuklu yani.
Diğer tarafta bakıyorum
kesinlikle yaşadığı zorlukları ben eleştiremem.
Ama bir oyuncunun zaten story atıp sonra muhtemel bir emirle silip sonra linçlenmesi, linçlenince de bizim tarafımızdan bu kadar kahramanlaştırılması bana çok absürt geliyor.
Bana da çok absürt geliyor.
Yani Mahmut Talal mesela atıyorum.
Çok iyi bir vekil.
Ben 2022'den beri zaten böyle 2021'den beri mesajlaşıyorum.
Telefon numarasını bıraktı o sene Twitter'a.
Evet evet gördüm.
Hani cevap da veriyor Whatsapp üzerinden falan ama bir anda sadece daha fazla görünür olduğu için ve belgelendiği için bir tanalizm yaratmanın ben yani anlamıyorum bu insanlar niye bu kadar bare minimum'a bu kadar tabi olmamalıyız bence.
Bu aslında tamamen bir kahraman açığından geliyor bence. Bizim bir kahraman açığımız var ve bu da aslında çok tarihi bir değişime sahne olabilecek bir şey.
Ama biz yine de o kahraman boşluğuna Mahmut Tanalı, Pikachu'yu, Aybüke Pusat'ı koymaya daha okeyiz ve ben bunu anlamıyorum.
Yani Serra Kadıgil zaten Mahmut Tanıl'ın yaptığı şeylerin çok ekstremini belki.
Çok daha zorlanarak yapabileceği şeyleri.
Üzgünüm bunu söylediğim için ama bir de kadın olarak yapıyor.
Yani çok daha fazla zorlanma yaşayabilecekken, farklı bir partideyken bunu yapıyor.
Yani hep bir kahraman seçmek.
Kahraman da ya çok şöhretli, hani böyle şey gibi.
Kraliçe bize selam verdi yani.
Ya da bir tane hafif güven veren bir erkek figürünü seçiyoruz.
Yani Mahmut Tonal zaten vekillerin olması gereken profili çiziyor.
Biz o kadar sürekli bir şeyin olması gerekenden mahrum bırakılmışız ki.
Aşkım dediğin gibi bak korku imparatorluğu ya elinde taşla sopayla bize karşı bakan bir grup varken biz de arkasına sığınacağımız bir şeyi arıyoruz.
Bir açık ya o açık oradan aslında çıkıyor.
Ya biz çünkü korkuyoruz artık ve bizim de böyle bir hani birinin arkasına bir girmek Hülya Avşar diyor ya ben bir böyle bir kocam olsun böyle balasın spesim arkasına geçeyim falan diyor.
Türkiye'nin bir koca eksikliği var yani.
Aynen evet yani gerçekten öyle.
Şeyi neydi kimi çıldırtmıştı ya Hülya Avşar'ı?
Kimi çıldırtmıştı?
Mehmet Arslan'dı galiba.
Öyle mi?
Mehmet Arslan.
Evet çok anti feminist bir konuşma yapmıştın evet evet hatırladım.
Halk avşar kızı oldu yani.
Gerçekten öyle. Avşar aşireti olduk.
Şöyle küçük kaşık olmak istiyoruz.
Küçük kaşık olalım ya.
Bir göbeği sırtımı bir kaplasın.
Şöyle aynen.
Şöyle bir o ilk serin yorgana
üstümüze aldığımızdaki titremeyi yaşayalım artık.
Kesinlikle öyle.
Bu açıkta buradan çıktı işte korktuğumuz için.
Korkuyoruz.
Şöyle bir şey var ki
sessiz kalanları da
ileride eğer
devran değişse de değişmese de
hatırlayacağız sizi, önlüğüne boykot edeceğiz falan diyoruz ya ben ona çok inanmıyorum.
Ben de.
Seküler kesiminde ki kendimi de onların içine birisi sayarak söylüyorum.
B12 eksikliği var.
Çok çabuk unutuyoruz.
İnanılmaz derecede unutuyoruz.
Ve karşıt görüşü her noktasından eleştiriyoruz ama şu noktasından eleştiremeyiz.
İnanılmaz stubbornler yani.
Keçi inatları var adamların.
Bir şeyi kafasına mıhladıysa onu bir şekilde sürdürüyor ya da hikayeyi değiştiriyor ve uyumlanıyor.
Biz çok hızlı unutuyoruz.
Ben eminim ki kim destek olmuş kim destek olmamış.
Gör bak yazın Babylon'da olduğunda anlarız yani.
Ama bak mesela biz çok hızlı unutuyoruz.
Ama sağ kesimde bence sağcılar bana böyle şu anda geldikleri son durum böyle konspirisi teorileriyle hayatlarını idame ettiriyorlar.
Orada da sürekli bir teori yaratma mesela atıyorum biz şimdi yine böyle şeyiz tamamen Avrupa temelli düşüncelerimizle Türk şeyini, milli hasılamızı böyle geriletmek için boykot yapıyoruz gibi bir teoriye inanıyorlar mesela.
Bu teori yalanlanıyor.
Mesela o teorinin yalanlandığını duymayıp başka bir teori uyduruyorlar.
Sürekli bir doğurma doğuruyor.
Yani deli saçması şeylere kendini inandırarak günün sonunu getiriyor.
O yüzden zaten daha mutlular bence bizden.
Doğru.
Yani zaten bence bizim gibi düşünen birçok insanın şu an yaşadığı şoklardan bir tanesi de
hani birine bir şey anlatmaya çalışırsın.
Yani bu çok basitinden şişe şurada.
Ve sen inatla o şişeyi görmüyorsun ve bir çıldırma geliyor ya şurada işte falan diye.
Yani ben şu an o ya şurada işte nasıl görmüyorsun öfkesini yaşıyorum içinde bulunduğum topluma karşı.
Yani nasıl bazı şeyleri bu kadar görmüyorsun mesela.
Hani bunu anlamakta çok zorlanıyorum.
Yani işte sosyal medyada bir şeyin antitezi binlerce iken ona hemen bir tez oluşturup
Yok hayır hiç de öyle değil diyebilme güçleri insanların beni çok korkutuyor.
Ya işte şey çünkü realiteyle böyle realiteden çok uzak bir çok böyle abstrak böyle beyinleri bana Picasso tablosu gibi geliyor.
Hani böyle çok soyut hani sen diyorsun ki bu şişe burada ulan diyorsun.
O diyor ki işte bu şişe burada ama diyor İsrail ajanı bunun içine diyor şey attı.
Gibi.
Hani böyle çip attı.
Aynen.
Anladın mı?
Bunu diyor sana ya sen bu adamla o yüzden savaşamazsın.
Evet.
O bambaşka bir ütopya da kendi yarattığı bir ütopyası var.
Farkında değil.
Peki biz işte bu savaşı veremezsin dedin ya.
Bir cephede oradayız.
İnsanlara belki bir şeyleri anlatmaya çalışıyoruz.
Bir başka cephede kendi içimizde kim neyi paylaştı, sen neden sesini çıkartmıyorsunları falan yaşıyoruz.
Ve şu an aslında en büyük hareketlerden biri de yani sistematik bir şekilde duyduğumuz cümlelerden biri de gündemi değiştirme.
Gündemi değiştirme bu kalsın.
E haliyle işte gündemi değiştirene kızıyoruz.
Boş tweet atana kızıyoruz falan.
Bu cancel culture dediğimiz şey sence iş görür mü?
Sen destekliyor musun?
Bu cancel culture ben tabii ki de şey böyle redditçi adam gibi şey deneyeceğim.
Vogue ideoloji falan sık sok.
Amerika'da olan şeyleri buraya ithal etmeyeceğim
böyle şeyleri. Ama
ben şuna da inanmıyor değilim.
Biz bence cancel culture'ı
çok magazinselleştirmeyi
seviyoruz. Yani bu cancel culture
bak aslında işe yaradı.
Ne oldu? Gerçekten de
alışverişimizi yapmadık.
İşte şey oldu falan
eslaplar meslaplar patladı
gitti şu anda. İşe yarıyor.
Ama işte orada onu
doğru bir şekilde yönlendirdiğimizde
biz bunun meyvesini yiyebiliyoruz.
Ama bu olayı çok fazla
magazinselleştirmeye çalışan insanlar
var. Bana ne Gökhan Ünver'den mesela.
Anladım ya Gökhan Ünver
tamam zaten gitmeyiz, etmeyiz
ama kanka bitti o gündem
artık. Biz biraz daha farklı şeylere
fraksiyonlara da bakmamız gerekiyor.
İşte o magazinsellik
bir şeyleri soğutuyor.
Gündem hep böyle soğur zaten.
İşte atıyorum İkbal
kardeşimiz falan katledildi
Ve bu katledilmesini bile satanist bir tarikat uygundular.
Bak yine konspirisi teorileriyle beyinleri çalışıyor çünkü.
Ne oldu?
Yine bir şeyler bu sefer daha muhafazakar kitle tarafından magazinselleştirildi.
Bunu biz de yapıyoruz, onlar da yapıyor.
Evet sadece farklı türlerde ama kesinlikle amaç aynı.
Ya buna katılıyorum.
Zaten bu noktada biraz zorlanılıyor.
Bir de bence çok bencilleştik yani hepimiz.
Bütün artık Türk insanı.
insanı Çünkü hayatını bugün de hayatta kalmak üzerine yaşadığı için ister istemez çok bencilli
eşlik ve bu bencillik Bence şeyde getirdi Ben neden senin iyiliğini isteyeyim ki yani o yüzden
ben karşıt görüşümden birisini ama bak sistem değişirse sende çok iyi şeyler yapabilirsin
dediğimde ister istemez karşımdaki de belki bir yerde de haklı olarak Sen niye benim iyiliğim
ki diyor. Yani kimse
senin onun da işine yarayabilecek
bir şeye imza atabileceğine inanmıyor.
Artık o kadar çünkü rüşvetlerle
bilmem kimin akrabası
olmakla size bir selam versin
kura adı adını görürüzlerle işliyor ki
Türkiye. İnsanlara
hadi gel bak hepimiz
et yiyebiliriz yani anladın mı? Hepimiz
özgürce sokakta yürüyebiliriz dediğinde
adam sana tabii ki şüpheyle bakıyor.
Çünkü sen niye benim iyiliğimi istiyorsun?
Bunun altında bir bit yeniği olmalı.
Bu bence
değişimin kendisini de çok geciktirdi.
Kesinlikle.
Tekrardan söylüyorum.
Kafa teorilerle çalıştığı için
sen adama diyorsun ki ben seni bak
düşünüyorum. Sen bak et yeriz lan
diyorsun. Et yeriz demek ne demek ya?
Bunu bile diyorsun mesela.
Bunu demek zorunda kalıyorsun. Adam sana
şey diyor. Kardeşim diyor ben
diyor işte hanımımla
maaşımızı aldık. Biz tatile
de gittik şuraya. 1 artı
bir dairemizi de aldık. Bizi
diyor bilmem ne ajandan koruyor.
Bilmem ne dış politik işte. Üçüncü
Dünya Savaşı çıkacak. İşte bizi dış
politikada böyle koruyor falan diyor.
Hani anladın mı? O orada
bir sürekli inandığı
teoriyle yarattığı bir şükran var.
Aynen. O memnun yani. İşte zaten
artık onun ucu şeye geldi. Soğan
ekmek yeriz. Gerçek oldu artık.
İki soğan kırarız mutlu oluruz. Aynen.
Neden diyorsun? Çünkü
birincisi hayal kurma yok artık
insanlarda. İnsanlar hayal edemiyorlar.
istemiyorlar yani tadına bakmak istemiyor canı çeker de karşılayamaz onu diye O yüzden elindeki
ne kadar küçülürse küçüldü Çünkü onu daha da büyük bir şeyden korudu dediğin gibi bir şükran
mekanizması bu sefer devreye giriyor olsun Biz gerekirse soğan ekmek yeriz ama ülkemizi
böldürmeyiz falan Aynen öyle şey hakkında ne düşünüyorsun işte İmamoğlu'nu yeni bir Erdoğan
gibi gören muhalif kesim.
Evet.
Bunun güzide
Türkçemizde bir cümle
karşılığı vardır.
O da şu.
Abi, hepsi
aynı ya. Abi gelen çok
mı iyi olacak? Bunun karşılığı bu.
Hani bu kadar
değişimin kendisinden korkan
hayatta yeni bir yola
adım atmamış insanların söylediği
bir şey. Ben inanılmaz öfkeleniyorum.
Ya ben burada bu arada İmamoğlu'nu savunmuyorum.
Biz zaten yıllar içerisinde ki bence birçok ülkenin de belki çok hani büyük böyle devrimcileri falan geçiyorum ama birçok ülke zaten çok isteyerek değil buna tamah ettiği için birini yönetici seçmiştir.
Çünkü yani milyonlarca insanın yaşadığı ülkelerde zaten herkesi çoğunluğu tatmin eden bir şey bulamaz.
İnsanlar aza tamah eder.
Ha tamam ya şuradan beni kazandı der.
Yani ben de şey gibi algılanmaktan çok sıkıldım mesela.
İmamoğlu'nu destekliyorsam her kararının altına imza atmamı bekliyor insanlar.
O geçti artık.
O benim babamın zamanındaki CHP'lilikti.
Emin Çolaşan ne derse doğruydu.
Yılmaz Özdil ne yazarsa doğruydu.
Ama artık biz böyle değiliz.
Bizim jenerasyon desteklediği insanı eleştirmeyi de bir şekilde geliştirdi bence.
O yüzden ben İmamoğlu başa gelsinden kastım.
Benim onun her şeyi harika yapacağını duyduğum bir inanç değil ki.
Ben babama kefil olmam.
Ben kendime kefil olamam o kadar büyük bir güç bana verilse.
Ama diyorum ki bir kere değiştirme gücünü elinde tuttuğunu görme şansın olursa zaten yeni gelen vız gelir tırıs gider onu da indirirsin gerekirse.
İnsanlardaki bu inançsızlık beni çıldırtıyor.
Beni de.
Mesela böyle bir kesim bir hüküm vermeleri beni şu noktada delirtiyor.
Hani diyor ki İmamoğlu ortacı bir adam diyor.
Ama baktığında İmamoğlu'nun ortacılıktan yola çıkan bir gerginlik yaşıyorlar.
Anlıyorum geriliyor muhalifler.
İkinci Erdoğan bakısı olur mu falan diyorlar ama.
Ulan adam feminist gece yürüyüşüne falan gidiyor anladın mı kanka?
Yani şey falan yapsa bir kadın derneğine çiçek gönderse ve çok ortacı bir yorum yapsa.
Kadın cinayetleriyle alakalı böyle bir soru işareti olur kafanda.
Ama gerçekten ideolojisi ve çizgisi bu kadar belli olan bir siyasi liderin ikinci bir Erdoğan vakası olarak değerlendirilmesini ben çok haksızlık olarak görüyorum.
Kaldı ki onu da yollarız.
Heh yani bir de...
Devlet memuru gibi bakmak gerekiyor.
Öyle zaten.
Onu da yollayacağız yani eğer öyle bir şey olursa.
Bu zaten şey seçme ve seçilme hakkı bizim konuştuğumuz şey.
Yani bizde maalesef çok uzun yıllar aynı sistemle yetişmiş olmanın verdiği bir bunu dogmatik kabul etmek.
Bu tamam bu herhalde zaten olması gereken demek.
Hiç değiştirme gücünü elinde görmemek.
Yani zaten bir şey öyle oldu.
Hani ben zaten çok düşük bir yerdeyim.
Benim değişimde katkım ne olabilir ki gibi insanların kendi pozisyonlarına çok kabulkâr oldukları, içlerine çekildikleri ve devlet büyüklerini,
bak devlet büyüğü de çok saçma bir kelime yani bence, devlet memurlarını çok büyük bir mertebeye oturtmak gibi.
Ve o mertebe maalesef her zaman Mercedes'le, Audi'yle, çakarlı arabalarla, bin tane korumayla ölçüldüğü için halk giderek o ayrımı daha fazla hissetmeye başladı.
Yani sen buradan buraya nasıl zaten bir değişim gösterebilirsin, bir değişim getirebilirsin gibi bir inançsızlık.
Ama diyelim ki bu böyle olsun.
Hakikaten bizim böyle bir aramızda uçurum olsun ki var zaten.
Yani sınıf farkı çok fazla Türkiye'de.
Bunu değiştirebilirsen zaten gelen hiçbir şey seni yıkamaz kolay kolay.
Çünkü Türkiye'nin özgüveni eksik.
Evet.
O özgüveni bir kere kazan işte o lisede kilo verdikten sonra her önüne geleni reddettiğin Eran'a döneceksin.
Bunun farkında değilim.
Evet yani Türkiye hep şişmantolu bir çocuk diye bulilene bulilene o prime zamanında bir hala eziklik var içinde.
Hala ne kadar geliştiğini, güzelleştiğini fark edemiyor maalesef.
Umarım yakın zamanda aynaya bakar diyebiliyorum.
Ya işte bence bu birazcık şeyde de var.
Kaderimizde böyle yazılmış.
Türkik ülkelerde böyle bir demokrasi adı altında bir teokrasi var.
Yani şey mesela Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan.
Buralar da demokrasi.
Yani halk seçmiş güya ama yani hiç de öyle değil.
Hani biz şey olarak basın özgürlüğü olarak da çok benziyoruz.
Her bağlamda siyasi tutuklular, yazar tutuklular.
Ve şey yani bu beni kaygılandıran durum şu.
Bu böyle gelmiş böyle gidiyor.
Anladın mı? Kim bu zinciri kıracak?
Bu zinciri de gerçekten kim kıracak? Çok merak ediyorum.
Şey benim maalesef hoşuma gitmeyen taraf çok sorumlu olmamız.
Yani ben şimdi sürekli biraz da işte Cem Yiğit Üzümcüoğlu'nun gerçekten çok omurgalı bir duruş sergilemesiyle
biraz araştırıp falan sonra işte Fatih Sultan Mehmet'i canlandırdığı diziyi izlemeye başladım.
Veya izlerken etkilendim gerçekten.
Çünkü şöyle bir yere varıyor günün sonunda.
Bir zamanlar bu adam hakikaten İstanbul'u fethetmeseydi ben şimdi arka odada birayı çok zor içerdim anladın mı?
Yani hayatımızdaki bu etkisi bu şekilde evrilmesi çok garibime gidiyor yani anladın mı?
Adam duvarları yıkmış yani surları yıkmış toplarıyla ve ben bugün işte moda da takılıyorum anladın mı?
Yani tur yolda çay içiyorsun anladın mı İncebelli'de?
reklam almadık. Kesinlikle.
Yani Cem Yiğit Üzümoğlu zaten çok aktif.
Şey olarak. Oyuncu sendikasında
çok aktif rol oluyor. Ben şeyi çok şaşırıyorum.
O gündelik hayatında mesela görüntü verdiğinde
çok yorgun. Adam yorgun
demokrat yani. Adam mahvolmuş anladın mı?
Her şeyi sırtında taşıyor.
Ama sonra böyle bir şeyde
bir dizide mesela artık adama
Red Bull mu içirdiler? Ne yaptılar? Bir adrenalin
iğnesi mi yaptılar? Bambaşka bir kişilik.
Ama mevcut kendi
gündelik yaşantısında
Aşırı yorgun yani sürekli.
Ama yani Türkiye yorar.
2013'den bile tweetleri var yani.
2014'den bile var yani.
İşte ben de o böyle yeni ve idealize edilebilecek birini keşfetmenin coşkusuyla
işte izlemeye başladım ve dedim ki abi cidden yani ne iyi yapmış be Fatih Sultan Mehmet falan oldu.
Sonra dedim ki ya işte bu çok iyiydi.
Birileri bir şeyler yapıyordu tarihte biz de yaşıyorduk.
Şimdi tarih yapma sırası gelmiş gibi hissediyorum bize.
Ve hiçbir bilgim yok.
Evet abi ne yapacağız biz?
Bir de iş şu noktaya geldi ya.
Anneciğim ben temkinliyim ya bak ben iyiyim sıkıntı yok falan da diyemiyorsun artık.
Çünkü gerçekten sadece bir yerden yürüdüğün için fişlenebiliyorsun.
Sadece bir yerde bulunduğun için.
Aynen sabah biri kalkıp gelebilir.
Yani bence kelimelerimizi seçmemize gerek olmayacak kadar zaten normal bir konuyu konuşurken bile belki sende de vardır şu an.
İstemsiz bir filtre var kafamda yanlış bir şey söyledim mi gibi.
Halbuki diyelim ki yanlış bir şey söylemiş olayım.
Ben neden doğrusunu zindanda öğrenmek zorunda kalayım ki?
Niye parmaklıklar ardında ben bir şeyle cezalandırıyorum?
Belki de yanlış düşünüyorum ya da belki de böyle hissediyorum.
Yani maalesef ben devlet tarafından onun evladıymışım gibi hissetmiyorum.
Beni bağrına basmıyor gibi hissediyorum.
Endişe ediyorum arkadaşlarımın, sevdiklerimin akıbetinden ötürü.
Yani bu çok üzücü ve gerçekten şeyi düşündüm.
Acaba hiç hayatında sadece kendini düşünebilmiş bir insan oldu mu Türkiye'de?
Yani bizim gibi insanlar için.
Hiç gerçekten bir günde Türkiye gündeminin seni ırgalamadığı bir gün oldu mu?
Ben gerçekten hatırlamakta zorlanıyorum.
Ya çok böyle o kaymak tabakaya mahsus bir şey.
Çünkü onun gündemi apayrı oluyor yani.
Ya ben birazcık kendilerinin sıyırmalarını da anlayabiliyorum.
Çünkü bir insanın içinde yoksa onu kazandıramazsın anladın mı?
O yüzden onun böyle polisliğini de yapamam yani.
Onunla da uğraşamam yani anladın mı?
Uğraşacak bin bir tane gündem varken bir de gidip böyle ses çıkarmayanı da çok böyle şey yapamıyorum yani.
O bitti tükendi bende.
Bilmiyorum.
Ya çünkü bence galiba artık hepimiz kritik bir zamanda olduğumuzu da hissederek son enerjimizi kimler konuşmadı ya değil de kendi sesimizin belki daha gür çıkmasına ayırmaya çalışıyoruz.
Bence zaten ona tamamen kanalize etmemiz gerekiyor.
Eğer bir değişiklik yapmak istiyorsak.
Evet.
İşte değişikliği yapacak olan ya da en azından denedim diyecek olan güruhta şu an yer alıyoruz ya.
Bu gerçekten zorluyor beni.
Yani ben daha 27 yaşındayım anladın mı?
Hani bu olmamalıydı gündem diyorum bazen.
Ya da mesela biz evet şu an hala bir şey üretiyoruz.
Ama yani iki tane 20'lerinde gencin konuşabileceği ne kadar fazla şey olurdu değil mi?
Yani gerçekten evet bu süreç bana bazı isimleri öğretti.
Mahir Polat mesela ona da gelmek istiyorum.
Ama bir gencin bilmemesi gereken bütün isimleri de biliyoruz.
Yani bu işte taksi odaları mı artık neyse onun başkanını da biliyoruz.
Bilmem kimi de biliyoruz.
Üç eski ekonomi bakanını da biliyoruz.
Yani bu kadarına gerek var mıydı ya?
Ya işte Amerikan cehaletine hayran kalmak gibi bir şey ama.
bilmiyorum şimdi bak
bunları bilmeden de nasıl savaşacağız
mesela anladın mı yani bunları bilmeden
nasıl diri tutacağız
doğru öfkemizi
bir de dedik ki yani bir unutkanlık da var
evet evet haliyle hatırlamak da
gerekiyor gerçekten çok o kadar büyük
bir yer kalmıyor ama ben de bilmemek isterdim
gerçekten isterdim bir yandan
tabii ki bu tansiyona da
alıştık yani ben bazen
böyle anların beni hayatta tuttuğunu
düşünüyorum yani hepimizde bir zamanlar şey oluyor ya
seçim yoksunluğu. Nasıl yani
3 yıl seçim olmayacak mı oluyordu?
Bir yere imza atmak istiyor insan. Bir damga basmak
istiyor yani. O biraz kanımızda
da var. Çünkü bence
Avrupa'daki birisinin çok daha
handle edemeyeceği şeyler yaşıyoruz
günlük hayatımızda. Bana arkadaşlarım
neler oluyor dediğinde ben
ya boykotla ilgili story
atanları gözaltına aldılar gibi bir şeyi
söylediğimde
anlamıyorlar. Yani
olacak o kadar skeci gibi çünkü.
Ben şeyi çok merak ediyorum.
Mesela biz bu kadar bunları kılı kırık yarıp konuşuyoruz ya.
Biz bunları konuşurken tamam mı?
Bizim ev halimiz böyleyken bile.
Evde, safe, güvenli bir alanda bile.
Bunlara kafa yoruyorken.
Ben mesela şeyi çok merak ediyorum.
Mecliste kameralar kapalı iken bir gün nasıl geçiyor?
Bir bakanın bir günü nasıl geçiyor?
Bir milletvekilinin.
Ne yapıyor?
Yani şey beni çok tedirgin ediyor.
Kameralar kayıtta değilken.
acaba çok bambaşka
bir kişiliği mi var?
Bir de bize gösterdiği bir personası mı var?
Bir çoğunun öyle zaten ama
acaba hepsi mi öyle? Bütün partiler
için söylüyorum bunu. Bu beni tedirgin
ediyor. Oradaki o konfora
alışıp
çıkıp rolünü oynayıp iniyor mu acaba?
Hiçbir şey değiştirmeden. Mesela Serra Kadıgil
falan da mı öyle? Hani hepsi
mi öyle anladın mı? Ama bu konuda
bu beni birazcık böyle. Bunu çok düşünüyorum.
Ben de beni çok korkutuyorum. En çok korkutan düşünce bu.
Acaba hiçbirinin mi umurunda değiliz?
Çok haklı değil mi?
Çünkü biz çok travmatize olmuş çocuklarız.
Yani Muharrem İnce'nin seçim günü ortadan kaybolmasını,
adamın hakikaten kaçırıldığına inandık yani.
Adam bir mesajla, adam kazandı yazıp,
Türkiye'yi bir SMS ile bilgilendirdi yani.
Biz mesela orada sahipsiz kaldık aslında bir yerde.
Millet orada çuvalları çekelerken, kavgalar ederken.
Mesela işte atacak siyasi hamleleri kalmadığı vakit,
Böyle bir anda gidecek mi hepsi
Evet yani yalnız kalmaktan korkuyoruz
Yalnızlıktan korkuyoruz
Bunu ben de hissediyorum
Gerçek mi bu insanlar
Mesela bence o yüzden Mahmut Tanalı
İnsanlar böyle hıp hızlıca bağrına bastı
Çünkü adamın bir de
Gufi bir tarafı var
Fotoğrafları komik
Komikse insandır
Ona bir insanlık atfediyoruz
Onun da duyguları vardır
Duyguları varsa bizi belki terk edemez gibi
Yani yine bir küçük kaşık olma arzusundan geliyor.
Biri bizi bir koruyup kollasın bunlar da mı gidecek?
Ya bence böyle bir korkun olması çok anlaşılıyor.
Şey mesela Simay nasıl biliyor musun?
Şu anda yaşadığımız her şey acaba 5 yıllık bir siyasi planın parçası mı?
Ve herkes birbiriyle anlaşmalı mı?
Ve bir tek biz mi bilmiyoruz?
Ve bir tek biz mi bilmiyoruz?
Mesela boykot muhabbetini zaten bir yıl önce falan tartışıp tamam şu tarihte deadline'miz bu.
Şu parti şu hamleyi yapacak, şu parti şu açıklamayı yapacak.
Bu beni mesela galiba ülkenin havası da beni böyle teorisyen yapıyor.
Herkesin bir şeyi var ya.
Oradan geliyor.
Soluya soluya artık.
Soluya soluya artık ben de böyle bir evde pamulara bir şeyler yapıştırıp iplerle bağlamam raddesindeyim yani.
Bilmiyorum mesela bunu düşünüyorum.
Bu beni çok tedirgin ediyor.
Bu bence biraz da şuradan geliyor.
Gerçekten vicdanlı insanlar olmamızdan.
Çünkü artık son dönemde Türkiye'de vicdanımızın delicesine zorlandığı o kadar fazla şey yaşadık ki sen artık etrafına şeyden bakıyorsun.
Siz de bunu gördünüz mü? Siz de buna şahit olmuyor musunuz?
Çünkü bu kadar insanın vicdanının zorlandığı olay yaşandıktan sonra bir şeylerin değişmiş olması gerekiyordu.
O yüzden acaba hakikaten biz bir zamanın dolmasını mı bekliyoruz?
Yani planlanmış bir senaryoda mıyız?
True One Show'dayız da herkesin ayrı bir seti mi var gibi hissediyoruz.
Masum öğrencilerin mesela tutuklanması böyle bir planın bir...
Yani evet.
Anladın mı ya beni çok üzüyor bu.
Belki de sahada kendimizi de eleştirmemiz gerekiyor.
Sahada o gençler bence ilk günden korunmalıydı.
Yalnız bırakılmamalıydı.
Denetim altında olmalıydı.
Vekiller ön safhada dursun ya.
Milletvekilleri önde durmalıydı yani kol kola girip.
Bunu yapmadılar.
Zaten milletvekili sahaya indiği anda nasıl kaçıyorlar.
Çil yavrusu gibi kaçıyorlar
Yani bunu sağlamadılar
Yani burada da çok büyük bir hata payının
Hatta daha yüksek kısmı bence CHP'de
Ben bu konuda gençleri kesinlikle konuşalım istiyorum
Yani bence buraya gelelim biraz da
Çünkü bugün özellikle Elif'in stresine paylaştığı bir şey gördüm
Ona gelen bir mesaj avukattan
İçerideki arkadaşlarımızla konuşmuş bir avukat
Ve içeriden şunu diyor yani bir tutuklu öğrenci arkadaşımız
lütfen bizi gündemden düşürmeyin
bizden bahsetmeye bizi ziyaret etmeye devam edin
çünkü siz bize
ziyaret etmeye geldikçe bize iyi davranmaya
başladılar yani içeride
biz onları unutursak
o öksüzlüğün getirdiği bir
şiddet ya da bir örselenmenin
olması korkusunda bu insanlar
bu benim o kadar içime oturdu ki
yani zaten bence son dönemde
kimsenin
haysiyetli ve vicdanlı kimsenin
ne yediği yemek yemektir ne uyuduğu uyku uykudur
uykudur
yani içeride
günah keçileri olarak duruyorlar
evet ve yani
bunun bak psikolojik aspektini bırak
akademik olarak da zedeleniyorlar
çünkü çocukların
vizeleri var sınavları var
finalleri var ya bu sınavları
giremiyorlar şu an derslerinden de geri kalıyorlar
belki dönem tekrarı yapacak yani
hepsi
bu bile gözden çıkarılmış mesela
anladın mı bir insanın eğitim hakkı da
gözden çıkarılıyor
evet ve bu bir sonuç da değil
Yani bu arada ben birçok insanın çok yanlış bilgi aldığını ya da hiç bilgilenmediğini gördüğüm için insanlar şey zannediyor.
Bu çocuklar suçlu ve hapisteler.
Hayır bu çocuklar şu anda yargılanmadılar bile.
Sadece tutuklu bir şekilde bekliyorlar.
Sıranın onlara gelmesini.
Ve bu süreçte ilaçlarını da alamıyorlar.
Düzgünce beslenemiyorlar da kitaplarından da mahrum kalıyorlar.
Yani ortada zaten daha kanıtlanmamış bir şey varken sen bu insanlara bunu reva görüyorsun.
Ve bu çocuklar yani bu arada şu romantizmi yapmak istemiyorum kendimi durdurayım.
Bu çocuklar vatana millete hayırlı olacak.
Hayır yani bir insanı vatana millete hayırlı olma spektrumuyla, barıyla ya da bayramı sevdikleriyle geçirmesi gibi bir romantizasyonla masumlaştıramazsın.
Bu çocuklar masum oldukları için ya da bu çocuklar bir insana gösterilmesi gereken şartlarda yargılanmayı hak ettikleri için biz bu kadar yaygara kopartıyoruz.
Bu ılımlı kesimi kazanmak için onlara sürekli masum yavrular, bayramda ailelerinden ayrı kaldığı mastürbasyonu yapmak beni çıldırtıyor.
Ya da ünlülerin şey, devlet büyüklerimize sesleniyorum ne olur bayram...
O bayan sadece şaka yaptı.
Biz neden
Yalvarmak zorundayız ki
Biz sadece bir şeyin olması
Gerektiği gibi olmasını istiyoruz
Hani sıfırdan bir kurallar
Kitabı da yaratmıyoruz
Olan bir kitabımız var bizim zaten
Diyoruz ki buna mutabık kalalım
Yok
Ama niye yani
Bu da beni çıldırtıyor
Yani utanıyorum anladın mı
Yani içerideki çocuğun
Bana motivasyon vermesinden
Yüzüm kızarıyor
yani diyor ki
mücadeleye devam diyor ya sürdürmeyi
sürdürün diyor sevin birbirinizi
falan diyor yani nasıl ya
hani sen şimdi nasıl bu çocuğu
yüzüstü bırakabilirsin
işte yani
gerçekten elimizin kolumuzun
bağlı olması da benim içten içe kemiriyor
mesela ya ben hani
hani bilmiyorum
hani şey falan ulan diyorum keşke avukat
olsaydım ve hani koşsaydım
gitseydim gibi bir yerden hani
bilmiyorum ya böyle
dava adamı olmayanı ben de anlamıyorum
şu anda Türkiye'de dediğin gibi.
Bazı meşrulaştırmaları
anlarım işte. Ama belli değil.
Ama onlar da şöyle yaptılar, böyle
yaptılar işte. Yaşlılar konuşuyor falan.
Ama dostum mesela atıyorum
AK Parti kürsüye geliyor AKP.
Orada açıyorlar
televizyon, plazma televizyon getirmişler Becitsiz'e.
Orada şey görüntüsü açıyor
Erdoğan. Gürcistan'daki
molotof atma görüntüsünü
şu anki mevcut bir gün
önceki işte
ne ajansı, AA neydi
Anadolu Ajansı'nın şeyi olarak veriyor mesela.
Kitle bunu görüyor, buna inanıyor
ve... Burada bu arada kitlenin
ben
sen yalancısın diye bir anda radikal
bir çıkış yapmasını da beklemiyorum.
Lan kandırıldığına üzülsene.
Yani sen şimdi bana yalan
söylesen ben üzülürüm. Aa bak bunun bilincinde
olan da vardır.
Gürcistan'dan fake video koyulduğunda
olan da vardır. Mesela o ne yapıyor?
Oh olsun diyor. Polisime diyor
El kaldırdı bilmem ne.
Çok garip anladın mı?
Burada insanların çokça milliyetçi duyguları zaten kullanılıyor bence onlara karşı.
Keşke bunu anlatabilsem yani.
Ya da bilmiyorum ben herhalde yanlış düşünüyorum.
Ama mesela şunu da hiç anlamayacağım.
Mahir Polat'ta da.
Sağlık sorunları var tahliye edilsin.
Adam masum olduğu için tahliye edilmeli.
Masum olduğu için tahliye edilmeli.
Bizim bir şeyleri illa ajite etmemize gerek yok.
Çünkü ona o ajitasyonu verip eğer bu insan yarın bir gün bu ajitasyonun sonucunda tahliye edilirse bunu adaletli olan bu olduğu için değil birileri merhamet gösterdiği için yapmış zannedeceğiz.
Ve bu sefer merhamet duyanları değiştirmekten yine korkacağız.
Biz sürekli kula kulluk etmek yani aslında her günümüz bu kula kulluk edelim.
Bu bu tam bu sütçü basıyor.
Bu devam ediyor.
Abi ne demek have mercy ya?
Çok pardon hani iyi bir bürokrat.
Bakın şehrimizde bunları kazandırdı.
Hadi çıkaralım bari gibi bir şeyden ziyade bu adam suçsuz yani.
Suçsuz nokta.
Hep böyle biz de biat ediyoruz.
Evet yani o yüzden belki biz de.
Biz de merhamet efendim gibi bir yerden biat ediyoruz.
O vakteye kavama geldik maalesef.
İşte şey etrafını güzelce bilgilendir falan.
Bir de bizden sonsuz bir nezaket bekleniyor ya ben nazikçe anlatacağım falan.
Bunu da istemiyorum.
Ben öfkeliyim.
Benim arkadaşlarım şu an tutuklu.
Ya da ben şu kafamdaki şu fuları burama boynuma takmış olsam beni kenara çekebilirler.
Ne demek yani bu?
Şimdi bu nasıl bir özgürlük mesela?
Ben ne yaptım?
Sadece bir yerden yürüyerek ya da mesela işte bazı toplanmalar oluyor.
polis videoya çekiyor. Ben o sırada
sadece oradan yürüyerek geçmiş oluyorum.
Ben niye o videodayım mesela? Sen neden
bu kadar herkesi
yürüyüşe dahil olanı da
olmayanı da böyle bir korkuttuğun
herkesin yüzünü saklamak
zorunda hissettiği bir
alan yarattın ve bununla bir insan
nasıl mutlu olabilir? Mesela dün
müze gazaneye gittik ben
bazı insanların maske taktığını gördüm
anladın mı? Yani dayanışma
hep birlikte müzikli şarkıda bir gün
geçirelim dediğimiz bir yerde
insan korkup maske takmış.
Bunun vebali bana
çok ağır geliyor.
Yaşananları düşününce
hani vebal yetmiyor
zaten kelime olarak yani.
Bilmiyorum. Böyle
dolmuşuz. Çok kötü hissediyorum kendimi ya.
Böyle
çöktü içim. Değil mi?
Ama. Bilmiyorum yani.
Ama işte bunu bak böyle silkelendim.
Kendime de geldim.
Umutsuzluk yok çünkü. Bir de
biz de az mıyız ayol?
Bunu da ben yani. Biz de az mıyız?
Bak senin bugün moralin bozulduğunda
ben bunu toplayabilmeliyim. Sana kendi
enerjimden vermeliyim.
Yarın
aynı şekilde ben senden destek
alacağım. Yani boykotu
hayatına adapte
etmek budur.
Hissedecek bir şeyin kalmadığında
dışarıdan içine ne kattıklarını bilmediğin
bir umutsuzluk satın almaksa
almaktansa komşunun kapısını çal.
Ondan biraz mutluluk, biraz ümit, biraz s** geçer ya gibi bir şöyle bir boş ver teselli sal ve evine dön.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.
Bu kadar abi bütün olay bu kadar.
O yüzden duygularda da biraz tasarruf etmek lazım.
Güzel duyguları paylaşmak lazım, ödünç almak lazım.
Yani içinde bulunduğumuz durum kötü.
Zaten kötü olduğu için konuşuyoruz.
Zaten kötüyü nasıl iyi yapabilirim mi konuşuyoruz.
Evet çok iyi bir hayatı bence hepimiz hak ediyoruz ama zafere giden yol çiçekli değil ki işte.
Ya bizi hiç mi sevmiyor acaba?
Hani yani anladın mı?
Sonuçta biz de yasalarcı biz onun halkıyız anladın mı?
Neden bu kadar nefret?
Ya bilmiyorum hani hiç mi?
Ya neden muhalif kesim sürekli bir orta yol bulma durumuna giriyor?
Neden biz insanları kucaklayarak, severek kazanıyoruz?
Yani çoğu bizden tiksiniyorken ben bunu da...
Orada da o rolü üstlenmek de bana çok koyuyor mesela.
Evet.
Ben böyle en salt halimle bile beni binbir yerden yargılayabilecek ve bana böyle içten içe böyle bir...
İçten de bakacak.
Üstten de bakacak birine niye bir yerden bir kulp uydurup...
Onu kabul edeceksin ha.
Bak biz seviyoruz aslında falan gibi bir yerden onu.
Ben sevmiyorum lan seni.
Özgürce sevmeme hakkımız da yok çünkü.
Biz hep kendimizi
sevdirmeye çalışan
Taksidi'de mesela
niye? Evet abi ya sen de haklısın.
Girme psikolojisinde buluyoruz kendimizi.
Şey de o ya zaten.
Masum çocuklar
bayram aileleriyle geçirsinler.
Hep bu da zaten
o karşı kesimin sempatisini kazanmak
ama bak bu da çocuk.
Hatta yapmış. Çocuğun davası zaten
hata yapmaması.
Bence bu süreçte
Bayramı çocuklar hep birlikte geçirsin
Propagandası
Çocukları sinirlendirmiştir biliyor musun?
Gençler içeride sinirlenmiştir yani
Benim adıma niye özür diliyorsunuz?
Lan hapisteki benim diyordur zaten
O yüzden
Madem çok da duruş sergilemeye korkuyoruz
Bari dik duruşu sergileyeni
Şöyle bir sırtında el olalım yani
Kesinlikle katılıyorum
Benim bütün yapmak istediğim bu
Artık böyle kucaklayıcı bir politika
Ya okey eyvallah ama bu bence biraz öfkemizi de sindiren söndüren bir şey.
Evet.
Hadi şey lan falan böyle.
Tatlama yapma.
Sen buz gelirsen biz de geliriz falan hani.
Şey böyle ya.
Ya bilmiyorum ya yanlış mı düşünüyorum onu yani.
Şey hissediyorum çünkü.
Anlaşamıyorsan ve anlaşılmıyorsan görüşmemeyi tercih edersin.
Ama biz o opsiyonu da düşünmüyoruz.
Görüşeceğiz kazanacağız falan gibi bir yerden.
Onlar bize bir de daha zayıf bakıyorlar biz bu şekilde.
Ve açıkça söyleyeyim bence bizim görüşümüzdeki birçok insan da tepeden de bakıyor.
Yani orada böyle bir iki tarafın da birbirine çok farklı perspektiflerden.
Evet o ayrı.
Değil mi yani böyle bir bakıp biz bir türlü göz göze gelemedik yani.
Evet gelemiyoruz.
Gelemiyoruz.
Ortayı bulamıyoruz.
Evet.
Şey evet o eski ulusalcı kafayı da ben hiç sevmiyorum yani hiç.
Yani ben de bazen aynı fikirde olduğumu düşündüğüm insanları çok radikal fikirleri karşısına şok geçiriyorum yani.
Kendini çok üstün görüyor falan.
Hani şey tam böyle işte çok eski toprak CHP'li dede baba davranışları gibi.
Kendini çok üstün gören, eğitimli işte üniversiteyle bilmeyen.
Sakin ol anladın mı?
Uçurumu daha da genişletiyorsun.
Yani daha da mesafeyi arttırıyorsun.
Bu kadar kendini üstten de görme.
Ama bunu da şey gibi söylüyorum kendini bu kadar üstten görme o seviyeye de in.
Bu da çünkü üsttenciliğin bir parçası.
Ben diyorum ki herkes kendini bir bilsin sınırını ve kimse kimseye...
Ben şey istiyorum ya başörtülü insanlar, mini etekliler, geyler falan hani bu insanlar rahatça metroda birbirlerinin yanına otursunlar ve yer değiştirmesinler birbirlerinin yanına oturduklarında.
Evet.
Evet günü kararttık gerçekten de.
Evet eğer bu bölümü YouTube'dan izleyerek dinliyorsanız havanın bir anda karardığını görmüşsünüzdür.
Hızlı bir geçiş oldu.
Çünkü her ne kadar aslında sadece vatandaşlar olarak yaşadığımız şeyleri karşılıklı konuşsak da
bu bizim kamera ya da mikrofon açık değilken de konuştuğumuz şeylerken de
yine de insanın kendini filtrelemeye ihtiyaç duyduğu, acaba ben yanlış bir şey söyler miyim?
birine göre yanlış bir şey söyler miyim korkusuyla sürekli kendini filtrelediği bir yerde biz de kılı kırk yardığımız için havayı da kararttık.
Biraz düşünmemiz gerekiyordu ne söyleyeceğimiz hakkında.
Bayağı 6 saattir podcast çekiyoruz.
Adeta.
Sadece kamera kapalıydı.
Çünkü benim psikolojide çok sevdiğim bir şey vardır.
İnsanın sadece baktığı yer kadar bakmadığı yer de anlam taşır diye.
konuştuğumuz kadar konuşmaya çekindiğimiz
ya da sürekli arka plan attığımız şeyler
de aslında yani sustuklarımız da
aslında bu podcast'ın bir parçası bence
havanın kararması bile
bazı durumlarda politik olabiliyor gerçekten
doğru sözde Nehacet gerçekten de
öyle yani
şey bir de
podcast'ı kaydetmeye başladığımız
an o akan süre içerisinde
bile o kadar çok telefonumdaki
sonlayıklı haberlerine bakmak istiyorum ki
çünkü her şey olmuş olabilir
Her şey olmuş olabilir yani Mali Polat'ın sağlık durumunu merak ediyorum.
Çocuklar çıktı mı hala içerideler mi?
CHP içerisinde Özgür Özen'in yeni bir açıklaması var mı?
Bu şey falan oldu çünkü.
Ya da yine bir siyasetçi bizi ortada bıraktı mı?
Falan yani onu artık düşünmekten hani podcast'ı böyle sürekli şey falan oluyor.
5 dakikada bir Sima'ya böyle bir durdursak mı falan bakışı atıyorum.
Ama galiba bir 45 dakika 40 dakikalık bir demokrasi şöleni.
yaşattık dinleyenlere.
Ve biz de yaşadık içerden içerden.
Müthiş iç açıcı bir bölüm
olmamış yine olabilir.
Biraz belki bizim de üzerinde
sarkazmı yaparak onu biraz daha
yumuşatmaya çalıştığımız çok sert bir topla
oynadık aslında 40 dakika boyunca.
Bunu benimle birlikte yaptığın için
çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.
Başı yanacak tek insan
olmayacağım için bir kez daha çok
teşekkürüm seçtiğim arkadaşlarıma.
Çocuklar gündemi konuşun.
Bu mizahi bir yerden de olabilir, öfkeli bir yerden de olabilir.
Sanatınıza da olabilir.
Sanatla da olabilir.
Yani kakara kikiri de yapabilirsiniz ama gündemi konuşun.
Bir konuşmaya devam edin.
Hiç durmayın.
Evet.
Gündem tabii ki konuşulacak.
Eğer ortada konuşulması yasak bir gündem varsa şayet bunu zaten neden Türk vatandaşların, Türkiye'de yaşayan vatandaşların yaşadığını konuşuyor olmamız gerekiyor.
Yani gündem konuşulmaması gerektiği kadar yasaklıysa bize bu neden yaşatılıyor sorusu da belki mantıklı bir soru olabilir.
Bir şeylere başlamak için.
Gören gözler için umut da her yerde, doğru da her yerde.
Ben bunu bir önceki bölümümde de söylemiştim.
Biz bir gün, bugünlerde tarih olduğunda içimize sinen ve doğru hissettiğimiz tarafta yer almak istiyoruz.
O yüzden sevgili Deniz Gökhan bu bölümde konuğumdu.
Ve biz neler yaşıyoruz ya dediğimiz bir bölümde bugün de biraz dertleştik.
Aklımız kalbimiz tabii ki 301 öğrenciyle.
tabii ki haksız yere şu an içeride olan herkesle.
Dileriz adalet tecelli eder.
Umarım.
Ve umarım bu bölümde sizlerin kesitler paylaşarak arkadaşlarımızı serbest bırakın
hashtagini kullandığınız bir alıntıya dönüşmez.
Özgür günlerde konuşmak ve görüşmek üzere.
Umutsuzluğa alışmayın.
Yatağa küs girmek zaten yok.
Bunda anlaşmıştık.
Ne demek istersin?
Kurtuluş yok tek başına
Ya hep beraber
Ya hiçbirimiz
Esen kalın
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
