
#CiltBakımTalks: Cildimizi Nemli, Kalbimizi Ferah Tutuyoruz
10 Nisan 2026 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Cilt bakımını bahane edip aslında hayatı konuşuyoruz. Bazen dikiş tutmayan şeyleri, bazen kalbimizi yoran insanları, bazen de kariyer bunalımları.
Bu bir “iyi hissetme baskısı” değil. Tam tersine, iyi hissetmediğimiz duygulara da yer açtığımız bir alan.
Cilt bakımını bahane edip aslında hayatı konuşuyoruz. Bazen dikiş tutmayan şeyleri, bazen kalbimizi yoran insanları, bazen de kariyer bunalımları.
Bu bir “iyi hissetme baskısı” değil. Tam tersine, iyi hissetmediğimiz duygulara da yer açtığımız bir alan.
Hazırsanız, cildimizi nemlendirirken biraz da içimizi ferahlatıyoruz.
Hazırsanız, cildimizi nemlendirirken biraz da içimizi ferahlatıyoruz.
Transkript
Kayıt tuşuna bastım.
Yukarıdan bir mesaj.
Evdeyim canım.
Şimdi öncelikle biz seninle bugün tanıştık.
Ben senin nereden canın oluyorum?
İkincisi bu detaydan bana ne?
Yani evine sağ salim gittiğin için seni tebrik mi edeceğim?
Bunu mu istiyorsun benden?
Çünkü hayır tebrik etmeyeceğim.
Bizim şey erkeklerden irite oluş şekli.
Bu benim herhangi bir meçim arkadaşlar.
arkadaşlar yaklaşık yarım saat önce tanıştık kendisiyle bana bu infoyu vermek konusunda
cömertçe davrandı muhtemelen cevap vermeyeceğim her neyse cilt bakım tolksun ilk bölümüne hoş
geldiniz dün paylaştığım bölüm biraz uzun ve ağır oldu Hatta dinleyenler bana dedi ki ağladım
üç kişiden ağladığına dair feedback almak beni biraz düşündürdü böyle biraz daha çiçet daha
Sakin, her günkü meselelerimden bahsetmek istiyorum.
Ben gerçekten her gün minimum iki kere cilt bakım yapıyorum.
Sabah ve akşam rutini gibi düşünebiliriz.
Ve cilt bakım yaparken de tabii ki beynim susmuyor.
Bu da bir günde baya bir mesai demek.
Şimdi önüme aldım cilt bakımı için akşam rutini ürünlerimi.
Onlarla birlikte ve sizinle sesli düşüneceğiz.
Mikrofonun başına oturmadan önce de çift aşamalı temizliğimi yaptım.
Biliyorsunuz ben hiçbir şeyin profesörü olmadığım için bir cilt bakım profesörü de değilim.
Dermatolog asla değilim.
Sadece şunu görüyorum.
Bu sektör inanılmaz doğal olarak kapital bir sektör.
İşte her yerde böyle glikolik asit, salisilik asit, tikojik, mandelik falan 50 tane asit var.
Herkes bütün asitleri her yerlerine sürdü.
Tebrik ediyorum.
Bazen gerçekten hani sadece çok fazla yorum ve çok fazla o ürün satıldığı için
o ürünün bize iyi geleceğini düşünerek doğru pazarlama stratejisinin kurbanı olarak yanlış ürünleri alıp onlara para verip
sonra da hem yararını görmüyoruz hem de zararını görüyoruz.
Bu rutinleri yaparken kafamın içinden neler geçtiğini beraber konuşacağız.
Şimdi benim cilt tipim kuru hatta çöl bile diyebiliriz ve egzemalı bir cilt.
Hatta oldukça böyle atopik bir cildim var.
Ve dönem dönem bu egzama da atak dönemlerim olabiliyor.
Bunu yaşayan bilir.
Egzama güzel kız hastalığıdır.
Yani göz çevrenizde olur, saç dibinizde olur, dirsekte olur, elde olur, olur da olur.
Hem egzama için hem de özellikle akne gibi ya da gözaltı çevresindeki hani çukurlaşma, morluk gibi meseleler için şunu söyleyeceğim.
Hiçbir ürün size %100 tedavi yani vadedebilir ama bu gerçekçi değil.
İnsanın içiyle alakalı bir mesele bu.
Doğru miktarda su içmiyorsanız, antioksidan tüketmiyorsanız, ihtiyacınız varsa ama biyotin, çinko, kolajen gibi takviyeleri almıyorsanız
yani gidin isterseniz piyasadaki en pahalı, en garanti ürünü alın.
10-15 dakikalık bir parlaklık verir yüzünüze ama ondan sonrası yine onjeline döner.
Yani matlaşır, yağlanır. Artık hani ne olacaksa olur.
Dolayısıyla bu içteki meseleyi bir çözmek lazım.
Özellikle rafine şeker, yani sigara bunları söylemek çok kolay.
Yani ben de hayatımdan hiçbirini kolayca şak diye çıkarabilen biri değilim.
Ama bunu bir bilmek lazım.
Ve bence benim güzel kızlarım zaten bunu dinliyorsa bunu biliyordur.
Bugünkü içeriklerim daha çok hiyalüronik asit ve seramit ağırlıklı olacak.
Hyaluronic asit zaten piyasada muhtemelen hiç aşina olmayan kişilerin bile duyduğu bir şeydir.
Suyu böyle kendi ağırlığının bin katı kadar cilde hapsedebiliyor.
Cildi nemlendirmede, elastikiyete arttırmada bu sebeplerle de birçok ürünün içinde kullanılıyor.
Hani diyorsanız ki ben asit bu asit şu ne o ne o serum bu tonik bunları bilmiyorum ama cildim kuru ve buna uygun basit bir başlangıç yapmak istiyorum.
Gidip piyasada çok güzel hiyaloronik asit bazlı serumlar var.
Marka ismi telaffuz edemeyeceğim bu bölümde.
Umarım bir gün alırsam sponsorluk o gün göğsümü göre göre eğer sevdiğim de bir markaysa ürünlerini bildiğim bir markaysa da telaffuz edeceğim.
Size söz bunu şeffaflıkla yaşayacağız ama bugün telaffuz etmeyeceğim.
Yine de piyasada bu bazlı serumları bulabilirsiniz.
Kore ürünlerini öneriyorum.
Oralardan da bakabilirsiniz.
Şimdi bu serumu kullanmadan önce cilt temizliğimizi yaptık.
O araya bir adım sıkıştırıyorum ben.
Burada bir termal su kullanıyorum.
Bu serumdan önce eğer termal su kullanmayacaksanız da yüzünüzü yıkayıp serumu cildiniz hala biraz nemliyken kullanmanız kesinlikle çok daha doğru bir yöntem.
Yani kuru cilde serum sürmektense cilinizi nemlendirip su da olur, tarma su da olur spray formda.
Sonra serumu sürün.
Şimdi ben hemen biraz tarma su sıkacağım.
Şimdi tarma suyu sıktım, serumu da sürdüm.
Cildim serumu emerken hemen size yarın date'e çıkacağım.
Biraz ondan bahsedeceğim.
Allah biliyor ya yani hiç gerçekten gitmek istemiyorum.
Ama yani karşımdaki adam da beni silah zoruyla o değde getirmiyor.
Bu karşılıklı bir karar.
Şimdi biraz podcast'ta çok bahsetmeye başladığım için eski ilişkilerimden.
Biraz da artık gökyüzünde mi bir sıkıntı var?
Retro mu oldu? Ne oldu bilmiyorum.
Gerçek anlamda iletişime geçmediğim eski sevgilim kalmadı gibi bir şey oldu son haftalarda.
Ve bu böyle biraz benim kafamı bulandırdı.
Hafif tadım kaçtı yani.
Çünkü ister istemez kafam gidiyor.
O öyle olmasaydı bu böyle olmasaydı.
Buna gerek yok.
Yeni birini tanıyıp ona kanalize olmak.
Yeni bir enerji.
Bunlar güzel şeyler.
Ama işte oturup o kahveyi içince kadarki süreçte zorlanıyorum.
Bu arada yarın DT çıkacağım kişi az önce bana evdeyim canım mesajı atan kişi değil.
Yani birbirimizi görmeden bana evdeyim canım yazan birini zannetmiyorum.
Çok görmek isteyeceğim.
Çünkü çok fake geliyor bana.
Sen beni bilgilendirmek için değil, içinde bulunduğun durumu romantize edip birine evde olduğuna haber vermek için mesaj atıyorsun.
Yani ben onu bilsem ne bilmesem de neyse sinirleniyorum.
Yani lanet ve aksi bir insan olduğum için değil.
Gerçekten artık tahammülümüz kalmamıştır.
Çok özür diliyorum.
Kaba bir insan değilim.
Şu sıra özellikle hayatımda hissettiğim çok solid, çok gerçek bir his var.
O da bir dikiş tutturamayış hali.
Dikiş tutturamıyor olmam.
Ve genel olarak bir sürü perspektifte.
İlişkilerde zaten hani kariyerle ilgili arada bahsediyorum size.
Çok zorlanıyorum mesleğimi yapabilmek için hala bunun içinde kalabilmek için.
Şimdi daha farklı bir format deneyeceğim.
Biraz daha akademiye yönelmeye karar verdim nispeten.
Nispeten diyorum çünkü bunu ne kadar başarabileceğimden de emin değilim.
Başaramazsam ne yapacağımı o zaman düşünürüz.
Çünkü ben hayatta genel olarak çok şey bir tip değilimdir.
Yani böyle bir 10 adım sonrasını falan düşünerek yola çıkarım.
Şu an hani böyle bir adım sonrasını falan görebiliyorum.
İki yok.
Ama bu da keyifli.
Her zaman o kadar kontrol free yaşayamam.
Bunu da bu şekilde öğreniyorum.
İşte kilo vermek, olsun dengeli beslenmek, spora gitmek, date'e çıkmak, ilişki kurmak, kariyerime devam edebilmek falan.
Yani basically hayat gündemleri de hiçbirinde istikrarlı olamadığım için tek istikrarlı olabildiğim konu son iki senedir cilt bakımı yapmak.
Bir de rutin olarak böyle elinize bir şey alıp krem alıp cildinize onu sürüyor olma hali de aslında bir çeşit şefkatli bir davranış.
Evet hani günün sonunda kendime duyduğum şefkatin bağımlısı da olmuş olabilirim.
So what?
Bunda bir base görmüyorum.
Yani mesela yarınki date ile ilgili hiçbir beklentimin olmayışı da bir noktada iyi.
Çünkü hayatta bir daha birbirimizi hiç görmeyeceksek bile birkaç haftaya birbirimizin adını bile hatırlamayız.
Bunu değersiz bir yerden söylemiyorum.
Birbirimizin hayatında bir ağırlığımız kalmayacak.
Hani oturduk bir kahve içtik baktık olmadı.
Yani go on.
Biraz öyle bir yerden söylüyorum.
Ama tabii şaşırtı da bilir beni.
Bilmiyorum bir fikrim yok.
Eğer öyle bir şey varsa o ihtimali açığım yoksa da zaten 30 yıldır yaşadığım hayat benim için çok da farklı bir gün olmayacak.
Neyse sempatik ve tatlı bir insana benziyorum şimdilik.
Ama çoğu hikayeye zaten öyle başlamıyor muyuz?
Ay niye ben böyle bir insana dönüştüm yani neyse.
Şimdi dediğim gibi bu akşam rutini çok aşamalı olmayacak ve çok fazla ürün kullanmayacağım.
Serumu cildim emdi.
Şimdi nemlendiriciye geçeceğim.
Doğru nemlendiriciyi bulabilmek, inanın bana, doğru bir eş ve bir partner bulmak kadar zor.
Ve önemli bir şey, abartmıyorum.
Doğru nemlendirici bir hayat arkadaşıdır.
İmza ben.
Ben bugün seramit içerikli bir nemlendirici kullanacağım.
Seramit aslında bir çeşit içinde lipitleri içeren bir yağ molekülü.
Ve temelde ne işe yarıyor?
Ve işte cilt bariyerini güçlendiriyor ve az önce cildimi hapsettiğim nem vardı ya serumla birlikte.
O nemin cildimden buharlaşmasını engelliyor.
Temelde yapmaya çalıştığım şey cildimi nemlendirip, o nemi cildime hapsedip cilt bariyerimi de güçlendirmek üzere basit ve temiz içerikli birkaç ürün kullanıyorum.
Fark ettiyseniz bu rutinde aktif bileşenler yok, retinol yok ya da türevleri yok, retinoidler yok, anti aging ürünleri yok ya da pdrn yok.
Çünkü dediğim gibi cildimde bir iritasyon var ve çok fazla yormak ve kimyasala maruz bırakmak istemiyorum.
Temeldeki sebep bu.
Ve nemlendiriciden sonra bir göz kremi kullanacağım sadece.
Bu göz kremi de nemlendirici gibi bir mesele.
O da gerçekten çok hani böyle doğru göz kremini bulmak size bir ömre bedeli olabilir.
Benim abartı seviyesi bugün.
Bugün böyleyim.
Benim göz çevremde egzama var.
Dolayısıyla bu egzamayı hem tetiklemeyecek hem de biraz daha tedavi edecek.
Zaten eczane ürünü olan bir göz çevresi kremini birazdan süreceğim.
Eğer sizin de dönem dönem böyle ataklarınız oluyorsa gidip böyle sakın işte fermante içerikli falan göz kremlerini sürüp daha da tetiklemeyin.
Çünkü en çok satanlar evet benim de atak dönemleri dışında kullanmayı çok sevdiğim kremler.
Ama yanlış zamanda böyle bir ürün kullanırsanız işte daha da atak döneminiz şiddetlenebilir.
Lütfen bu anlamda daha bilinçli tüketim ve rutinler oluşturalım.
Ya bir de ne olur dua edin öğrenci affı çıksın.
Sırf bu öğrenci affı meselesini takip edebilmek için
Telegram'da böyle Telegram açtım ve Telegram'da bir kanala girmek zorunda kaldım.
İnsanlar çok garip. Bizim dışımızdaki herkes çok garip.
Öğrenci affı bana niye lazım?
Dediğim gibi akademiye yönelmek istiyorum.
Hayatımın geri kalanında mümkünse.
Ve bunun için ilk öncelik şu anda benim tezimi yazmam.
Ben zaten bir yüksek lisans programına kaydolmuştum, kazanmıştım 2019 senesinde.
Ama aradan geçen 7 senede tezimi yazamadığım için okuldan atılmış bulundum gibi bir şey oldu neredeyse.
Dolayısıyla benim bu affa ihtiyacım var ki tezimi yazayım.
Yani burada sürekli date mate, ilişki falan car çürt diyorum.
Ama beni hiç tanımayan insanların beni dinlediğini unutuyorum sürekli.
Ben 29 yaşında somehow bir işi gücü olan, hala işte bir şekilde kendi mesleğine tutunmaya çalışan bir tasarımcı ve iç mimarım.
Bunu sürekli birileri biliyormuş gibi konuşuyorum.
Çok büyük yanlış.
Kusura bakmayın.
Özel sektörden artık illallah ettiğim için akademiye yönelmek.
Derdim bu.
Yani boş değiliz.
Şeyim, bir saattir anlatmaya çalıştığım şey buymuş.
Şaka şaka.
Zaten benim kızlarım benim boş olmadığımı bilerek beni dinliyorlar.
Ondan yana hiçbir şüphem yok.
Evet göz kremimi sürdüm.
Cilt bakımımı yaptım.
Bu bakımın hayatımı komple değiştirmesini umuyorum.
Ve bütün şefkat ihtiyacımı az önce kendime sürdüğüm nemlendiriciyle giderdiğime dair kendimi kandırıyorum.
Ve bu bölümü kapatıyorum.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu çıt çat formatı cilt bakımı talk size de iyi geldi mi?
geldiyse bana yazın.
Instagram'dan takip etmeyi unutmayın.
Sizi çok öpüyorum.
Dediğim gibi su içmeyi
unutmuyorsunuz ve
cildinizi nemli, kalbinizi
ferah tutun. Görüşürüz.
Mua!
Ayy! Size bir şey söylemem lazım.
Kaydı tekrar açtım.
Bu bana az önce
evdeyim canım yazan tip vardı ya.
Ben onun profiline çok detaylı
bakmamıştım. Şimdi şöyle bakıyordum.
Bir tane fotoğrafına Kurtlar Vadisi
müziği koymuş. Ne yapacağım?
Ne yapacağım? Elim kesilmeye başladı. Çok kötüyüm.
Of!
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
