
ZİHİN30 koduyla ilk Terappin seansın 15 gün boyunca %30 indirimli! 💜 Kendine ve bağlarına zaman ayırmak için sınırlı süreli teklifi kaçırma.
#AnlaşılmakİyiGelecek
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir.
Sam Harris Mindfulness Meditasyonu: https://www.youtube.com/watch?v=tw7XBKhZJh4
Transkript
Terepin Porta'la Yansımayı sunar.
Şöyle bir anı eminim ki yaşadınız.
Günlük hayatınıza devam ediyorsunuz.
Dışarıda insanlarla berabersiniz ve tam o an aklınıza geçmişinizde aşamadığınız bir olay geliyor.
Rezil olduğunuz veya hata yaptığınız bir olay mesela.
Ve o düşünce zihninize gelir gelmez kalp atışınız hızlanıyor.
Terliyorsunuz ve o anı en baştan yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.
Bu sürecin sizi ne kadar yıprattığını fark ettiğinizde ise artık çok geç kaldığınızı görüyorsunuz.
Çoktan kötü hissetmeye başladınız bile çünkü.
İşte bana meditasyon ne işe yarar diye sorsaydınız tam da bu tarz senaryolarda zihnimizin o düşüncelerden etkilenmemesini sağlar derdim.
Meditasyona alışmış bir beyin negatif bir düşünce geldiği zaman ilk önce onu fark eder.
O düşüncenin gelişini kontrol edemez ama geldiği anı fark edebilir.
Daha sonra derin nefesler alır.
Nefesine, bedenine ve zihnine odaklanır.
Ve kısa süre sonra o düşüncenin de tıpkı verdiği nefes gibi uçup gidebileceğini fark eder.
İstediğiniz kadar meditasyon yapın.
İnsan zihnine toksik düşünceler her türlü gelir.
Bu düşüncenin gelişini kontrol edemez insan.
Hatta bu düşünceler özgür irademizden bağımsız bir şekilde tezahür ediyor gibidir.
Ama en azından o düşüncenin kalp atışınızı hızlandırmasını,
sizi bir stres topuna dönüştürmesini engelleyebilirsiniz.
Günlük hayatımız hele ki Türkiye'de yaşıyorsak kaotik senaryolarla dolu.
Daha bugün bile araba kullanırken önümde iki sürücü birbirleriyle kavga edip güfürleştiler.
Üstelik böyle senaryolarda öznenin siz olması da gayet mümkündür.
Trafikte bir hata yaparsınız, karşı taraf size laf atar ve siz de gün boyu bu lafı düşünür ve sinirlenirsiniz.
Fakat bazı insanlar böyle durumlar karşısında daha dayanıklıdır.
O negatif olayı aşar ve 2-3 dakika sonra normal yaşamına devam eder.
Tekrar dönüp o olayın üstüne düşünmez bile.
Bu dingin insanlarla aramızdaki fark ne peki?
Kendim dahil birçok insanda kırılgan bir ruh hali görüyorum.
Başımıza ufak bir kötülük geldiği an dengemiz şaşıyor, kafaya takıyoruz.
Ve eğer bu takıntıları da kontrol etmezsek işler daha da kötüleşiyor.
Beynimize dair size hem iyi hem de kötü bir haberim var.
Önce kötüden başlayalım adettir.
Eğer siz bu stresli takıntılarınıza bir çare bulmazsanız beyin giderek bu duruma alışmaya başlar.
Esnek yapıda olan zihnimiz bu tekrarlanan örüntüleri ezberlemeye ve o yolları daha sağlamlaştırmaya çalışır.
Her takıntımız bir öncekinden daha şiddetli ve kolay tezahür eder böylece.
Tam bir bela sarmalı anlayacağınız.
Ama iyi haber de şu.
Beynin bu elastik yapısı bir şeylere zamanla alışabildiği gibi alıştığı şeylerden de kendisini koparabilir.
Nasıl ki kilolu biri sporla bedenini zayıflatabiliyorsa veya cılız birisi kas kütlesi koyabiliyorsa zihinde beden gibi modifiye edilebilir bir yapıdadır.
Ve bu modifiyenin bir yöntemi de meditasyondur.
Peki meditasyon filan diyorum da meditasyon dediğimiz şey tam olarak ne?
Sonuçta birkaç meditasyon türü var.
Zen olanı var, transcendental denileni var.
Ama benim bu podcast'ta odaklanacağım meditasyon mindfulness.
Yani farkındalık meditasyonu.
Hiç öyle kafanız falan karışmasın.
Mindfulness meditasyonu temelde inanılmaz basittir.
Açın internetten uygulamalı videolarına bakın.
Bu meditasyon temelde sizden nefesinize, bedeninize ve düşüncelerinize odaklanmanızı ister.
Bu kadar.
Birkaç dakika boyunca bilinç ve beden farkındalığı yaşarsınız sadece.
Peki bu kadar basit bir aktivite mi bizi saplantılarımızdan kurtaracak?
Bu kısımda meta farkındalık dediğimiz kavramdan bahsetmemiz gerek.
Hani bazen bir kitap okursunuz ya, 3-5 sayfa geçersiniz sonra dönüp bir bakarsınız ki o okuduğunuz 3-5 sayfadan hiçbir şey anlamamışsınız.
O an kelimeleri okuyorsunuz ama zihninizde bir şey belirmiyor.
İşte bu bir meta farkındalık sürecidir.
Yani farkında olduğunuzu fark etmek.
Ve bu iyi bir şeydir.
O ana odaklanmadığınızı anlayıp sayfalara geri dönüp tekrar odaklanmayı deneyebilirsiniz.
Eğer meta farkındalığı o an yaşamasaydık, o okuduğumuz anlamsız sayfaları geçmeye devam eder ve sürecin içinde kaybolurduk.
Burada anahtar kelime kaybolmak.
Şimdi bu meta farkındalığı saplantılı düşüncelerimiz üzerinden okuyalım.
Öyle vakti birden aklınıza geçmişinize dair toksik bir düşünce geldi diyelim.
Eğer bir meta farkındalık geliştirmezseniz o toksik düşüncelerde kaybolmanız içten bile değildir.
Bir bakmışsınız ki yarım saattir andan kopup o geçmişteki olayı düşünüyorsunuz.
Ama eğer düşünce geldiği an fark ederseniz bu düşüncenin sadece tezahür ettiğini
ama düşünce üstüne düşünmeyi sizin seçebileceğinizi görürsünüz.
Altını çiziyorum düşünceye bir daha asla gelme demiyoruz ki bu imkansız.
Sadece o düşünceyi yargılamadan fark ediyoruz ve sanki nefesimizin bedenini terk etmesi gibi
düşüncenin kaybolmasına izin veriyoruz.
Şimdi meditasyonu bu kadar övdük iyi güzel.
Peki meditasyon için önerdiğim bir platform var mı diye bana sorucak olursanız
size bu podcastimizin sponsoru olan terapini seve seve önerebilirim.
Terapin platformunda sizi meditasyonla tanıştıracak çok güzel içerikler bulunmakta.
Ayrıca bu platform sadece meditasyon değil,
sizlerin ruhsal, bedensel ve zihinsel ihtiyaçlarınıza yönelik iyi oluşunuzu,
bünyesindeki uzmanların desteğiyle sağlayan bir dijital sağlık platformudur.
Bütünsel iyi oluşu ele alan terapin platformunda sizi sadece klinik psikolog değil,
Diyetisyen, fizyoterapist ve spor eğitmenlerinden de oluşan 600'ü aşkın uzman kadrosu karşılıyor.
Terapin platformuna mobil veya web üzerinden kolaylıkla erişebiliyorsunuz.
Online temelli bir platform oluşu sayesinde esnek saatlerden dilediğinizi seçebiliyorsunuz.
Eğer kişisel gizliliğiniz konusunda hassassanız platformu anonim olarak kullanabiliyor.
Kameranız kapalı bir şekilde seanslara katılabiliyorsunuz.
Uzmanların profillerini, danışanların yorumlarını inceleyip size en uygun olanını seçebiliyor.
Ve her bütçeye uygun paketlerden devam edebiliyorsunuz.
Podcast'imize özel bir indirim kodumuz da bulunmakta.
Zihin30 koduyla ilk terapi seansın 15 gün boyunca %30 indirimli.
Terapine dair link ve indirim kodumuzu bu bölümün açıklama kısmına bıraktım.
Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.
Meditasyon ne zaman işe yaramaya başlar?
Oturup 1 saat aralıksız yaptığımızda mı?
Hayır.
Her gün yaptığımızda işimize yarar.
Ve eğer meditasyona yeni başlıyorsanız dünyanın en sıkıcı eylemine hoş geldiniz diyebilirim.
Öyle bomboş oturup nefesimize, bedenimize ve bilincimize odaklanmak dünyanın en sıkıcı işi gibi gelir başlarda.
O 10 dakikalık seans size 10 saatmiş gibi hissettirir.
O yüzden başlarda meditasyonu olabildiğince kısa tutup aşama aşama arttırmak en faydalısıdır.
1 dakikayla başlayın mesela.
Sadece 1 dakika meditasyon yapmaya çalışın.
Ertesi gün 1 dakika daha ekleyin.
Ve sonra yine 1 ve en son 10 dakikaya sabitlemeye çalışın.
Ben buna benzer bir süreç takip ettim.
Ve günlük hayatımda duygularıma ne kadar esir düştüğümü gördüm.
Meditasyon özetle duyguları onlar tarafından tüketilmeden yaşamamızı sağlar.
Tekrar ediyorum.
Duyguları onlar tarafından tüketilmeden yaşamak.
Üzgün bir anımızdan sonra tekrar o üzgün anı düşünüp kendimizi tekrar üzmemek mesela.
Bizi sinir eden geçmişteki bir olaya kafayı takıp gün içinde birden sinir küpü olmamak veya
hatta sevinçte dahi geçmişte bizi sevindiren bir olayı tekrar tekrar düşünüp sevinmeye çalışmak dahi meditasyon pratiğine ters bir durumdur.
Çünkü seni şu anın deneyiminden koparıyordur.
Ama bu duygularımız arasından en problemlisi açık ara ıstırap duygusudur.
Temelde biz insanlar o acı çeken ve bunalan halimizden kurtulmak isteriz.
Ve meditasyonun bu duyguya da bir cevabı vardır.
Acı çekmek ve ıstırap çekmek arasındaki farkı anlayalım öncelikle.
Acı çekilir ve bir yerde ya bu acı biter ya da giderek sönümlenir.
Durmadan acı çektiğiniz ve doktorların da bir çare bulamadığı özel bir durumunuz yoksa,
çektiğimiz acılar zamanla hafiflemeye eğilimlidir.
Ama ıstırap başka bir şeydir.
Isırap çektiğimiz acı üstüne düşünmek ve bu düşüncelerde kaybolmaktır.
İşte meditasyonda bizlerin düşüncelerde kaybolduğumuz anları fark etmemizi sağlar.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki günlük hayatımızın neredeyse yarısını düşüncelerde kaybolarak geçiriyoruz.
Ve bunun sebebi benliğimizle alakalı.
Kendimiz hakkında düşündükçe yaşamın ıstırabı artıyor.
Ve meditasyondaki farkındalık pratiği de bizim benliğimizi unutmamızı istiyor aslında.
Şimdi bu ifadem size biraz garip gelebilir.
Sonuçta meditasyonda benliğimizi unutmaktan ziyade benliğimizi fark ederiz gibi gözüküyor.
Nefesimizi, bedenimizi, zihnimizi algılarız ve nihayetinde ortada bir benlik görürüz.
Ama meditasyonun amacı sen varsın ve bir benlik sahibisin demek yerine
benlik kavramının başlı başına ne kadar yanıltıcı bir ilüzyon olduğunu göstermektir.
Bu kısımda kafalar karışmış olabilir arkadaşlar.
En iyisi bir örnek vereyim.
Diyelim ki gün batımında çok güzel bir manzara gördünüz ve o deneyimle bütünleştiniz.
Tam o sırada bu manzarayı izlerken kendinize ne kadar da güzelmiş ya en iyisi bu manzarayı sosyal medyada paylaşayım dediniz.
İşte benliğinizle yaptığınız bu konuşmadan itibaren o deneyimden kopmuş olursunuz.
Üstelik benlik algımızın da paradoksal, garip bir tarafı vardır.
Kendimizle konuşurken sanki ayrı bir kişi varmış gibi konuşuruz.
Bu bile benliğimizin ne kadar yanıltıcı tabiatta olduğunu başlı başına gösteriyor.
Ve meditasyonun istediği şey kendimiz hakkında düşünmeyi bırakıp önümüzdeki deneyimle bir olmaktır.
O manzarayı hiçbir şey düşünmeden sadece hissederek seyredebilmektir.
Ya bu manzarayı sosyal medyaya mı atsam dediğiniz an meta farkındalıkla size andan koptuğunuzu söyler meditasyon.
O manzarayı sosyal medyada paylaşmak istemek temelde bir benlik arzusudur çünkü.
İnsanlar benim nereye gittiğimi görsün.
Aa bak ne kadar güzel manzara çekmişsin desin bana arzusu yatar.
Ve tuhaf bir şekilde meditasyonun bize anlatmak istedikleriyle Schopenhauer felsefesi arasında bağlantılar vardır.
Schopenhauer ne diyordu bize?
İnsan acı çekmeye mahkumdur.
Çünkü bir benliği olduğu yanılgısına düşer.
Ben varım, ben istiyorum, ben acı çektim, ben başardım.
Ve benlik bir şeyleri arzulamadan duramaz.
Daha çok para, daha az acı, daha fazla mutluluk.
Ama işte ısır ablamızın kaynağı da benliğimizden kaynaklanan bu arzulardır.
Çünkü eksikliğimizi ve yetersizliğimizi yüzümüze vururlar.
Kim bilir belki de asıl huzur kendimiz hakkında düşünmeyi bırakmakta yatıyordur.
Benlik ve ego gibi kavramlardan bahsetmişken bir konu daha açmak istiyorum.
Hedeflerimiz.
Daha doğrusu hedefe odaklanmakla sürece odaklanmanın farkı diyelim biz ona.
Meditasyon yaklaşımının hedefi mi veya süreci mi?
Hangisini daha çok sevdiği sorusunun cevabını tahmin edebilirsiniz.
Süreç tabii ki de.
Bir düşünelim.
Hedeflerimize odaklanmak pek mantıklı değil.
Çünkü hayatımız süreçlerden ibaret.
Ömrümüzün çok küçük bir kısmında hedefe ulaşma hissiyatını yakalıyoruz.
Geri kalan tüm kısmı süreçler oluşturuyor.
O yüzden mantıklı olan da süreçten keyif almaya bakmak sanki.
Sadece hedeflere ulaşmaktan ibaret ve hayat temelde çok sıkıcı gözüküyor.
O kadar çabalıyoruz, hedefe ulaşıyoruz ki zaten hedefe ulaştıktan sonra o hedef kayboluyor.
Ve kalan hedeflerimiz belirginleşiyor.
Tekrar aynı curcuna.
O yeni hedeften medet ummaya çalışıyoruz.
Ama sürece odaklandığımızda hayatımızın her günü anlamlı ve keyifli geçmiş oluyor.
Kendimden örnek vereyim.
Mesela benim hedeflerimin arasında kanalımı 2 milyon aboneye ulaştırmak var.
Ama ben bu hedefime pek odaklanmıyorum.
Hedefim bir kenarda duruyor.
Onun yerine yaptığım içerikleri keyif alarak hazırlamaya ve bu yaratıcı süreçle bütünleşmeye çalışıyorum.
Deneyime odaklanıyorum ve zaten bu odaklandığım deneyim beni hedefime kendiliğinden götürüyor.
Hatta bir yerden sonra hedefimin bir önemi de kalmıyor.
Üretim aşamasının kendisi beni yeterince tatmin ediyor zaten.
Eskiden daha çok hedef odaklıydım ve süreç odaklı bir yaşam benimsememde meditasyonun yardımcı olduğunu söyleyebilirim.
Meditasyon pratiğinin zamanla bir alışkanlık haline getirmek size ne kazandıracaktır?
Hani aklımıza gelen toksik düşünceler var ya,
Bu düşünceler tekrar geldiklerinde kendinize şu an bunu düşünmek zorunda değilim diyebiliyorsunuz kolayca.
Ve gözünüzün önünde o düşünce balonu sizden uzaklaşmaya başlıyor.
Bir düşünce tarafından esir alınmadığınızı fark etmek mükemmel bir his.
Ayrıca gündelik düşünmemiz gereken konuları, mesela akşam ne yemek yiyeceğimizi, ne zaman düşünceğinizi de seçebiliyorsunuz.
Sabahtan işlerinize odaklanırken zihninize gelen akşam ne yesem düşüncesine diyorsunuz ki,
ya şu an seni düşünmek zorunda değilim, daha sonra düşüneceğim seni.
Düşüncelerimizin zamanını sınıflandırma fırsatı sunuyor size meditasyon
Ve böylece önümüzdeki işe odaklanabiliyoruz ve hayattan keyif alıyoruz
Bizler ne zaman yaşamayı severiz?
Tüm dikkatimizi o ana odaklanmaya değer bulduğumuz anlarda
Yaptığımız işte bir akış haline girdiğimizde
İyi bir arkadaş sohbetinde
Veya sürükleyici bir diziyi izlerken
Ve bu anların ortak özelliği nedir?
Benlik ortadan kayboluyordur
Böyle anlarda kendiniz hakkında düşünmezsiniz
Hatta sanki bu dünyada yokmuşsunuz gibi gelir
Karşınızdaki deneyimle bütünleşirsiniz
İşte meditasyonun sizi ulaştırmak istediği mertebe de tam olarak bu.
Ne zaman kendimiz hakkında düşündüğümüzde bu süreci bize fark ettirmek ve önümüzdeki deneyimle bütünleşmemiz için bize yol açmak.
Mindfulness meditasyona başlamak hayatımda verdiğim en iyi kararlardan birisi oldu ve size kesinlikle tavsiye ediyorum.
İnternette mindfulness'a dair birçok Türkçe içerik bulabilirsiniz.
Ama bana sen hangi içeriği rehber olarak alıyorsun diye soracak olursanız Sam Harris'in 9 dakikalık meditasyon videosunu rehber olarak alıyorum ben.
Adamın sesi dinlendirici ve arka fon müziği olmadan çok duru bir aktarıma sahip.
Linki bu podcast'in açıklama kısmına koyarım arkadaşlar.
Meditasyona bir şans verin.
Bu arada hiçbir işinize de yaramayabilir.
Öyle meditasyonu bir tarikatvari bir şekilde pazarlayıp mutlak bir hakikat gibi lanse etmek istemiyorum.
Bazılarımız da işe yarıyor diyelim.
Ve bende işe yaradı.
Kim bilir belki sizde de işe yarar.
Kendinize iyi bakın ve bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
