
Beden algısı ve kaliper cihazının ahengi…
Instagram: overthinkclubpodcast
Transkript
Müzik
Selamlar, Overting Kulübü'ne hoş geldiniz.
Bu hafta hayatımdaki en büyük overting kalemlerinden biriyle giriş yapmak istiyorum.
Beden algısı.
Ve size bu bölümün aslında neyin etrafında olacağına ilişkin bir girişle başlamak istiyorum.
Geçen hafta spor salonunda yağ oranımı ölçtürdüm.
Normalde yağ oranları işte bir tane tartı var ellerinize alıyorsunuz tanita.
Onunla ölçülüyor ama ben tabii her şeyin en ayrıntılı ölçümünü istediğim için
başka böyle etinizi sıkıştıran pense gibi bir şey, kaliper aleti, cihazı neyse.
Onunla ölçüm yaptırdım ve yağ oranımın %42 olduğu söylendi.
Şimdi burası benim normalde gittiğim kendi başıma çalıştığım spor salonu değil.
Ben çok böyle 5 yıldır falan ağırlık çalışıyorum.
Bir ara gerçekten kafayı yemiş gibi sabah 6'da kalkıp bir spor salonuna akşam başka bir spor salonuna gidiyordum.
Hatta bunun bu kadar aşırı sağlıklı yaşamaya takıntı hastalığı gibi bir hastalık var.
O hastalıktan olmadım.
Ortoreksiya galiba ismi hiç emin değilim.
Ama bunu bıraktım bu arada sabah ayrı akşam ayrı salona gitmeyi.
Normalde gittiğim salonda kendim bir program belirledim.
O program dahilinde sporumu yapıyorum.
Sonra bana sosyal medyanın da etkisiyle gerçekten yanlış mı yapıyorum, doğru mu yapıyorum, programım yeterince iyi mi perileri geldi.
Zaten yeterince iyi mi perisi geldikten sonrası yokuş aşağı gider bende her zaman.
Neyse ben Ankara'daki bayağı pahalı salonlardan birinden dedim ki PT alayım.
Kısa süreliğine de olsa.
En azından bana bir program yaparlar.
Var olan programım doğru mu anlamış olurum.
Ve hayatıma o program üzerinden devam ederim.
Yani yap sporunu geç değil mi?
Yok.
Neyse ben gittim bu spor salonuna.
Ofisime de çok yakın bir yerde.
Dedim böyle böyle ben işte spor yapıyorum zaten.
Yazılmak istiyorum.
Dünyanın en gıcık kadınını danışma gibi bir yere koymuşlar.
Yani böyle şey paranızı alana kadar size çok iyi davranıyor.
Ama paranızı alma konusunda da çok net.
Yüksek bir para istiyor ve hemen istiyor.
O an istiyor.
Ama ilgileniyor da.
Neyse tamam dedim.
Geldik artık buraya.
Artık başlayacağız.
Ödemeyi falan yaptım.
Ondan sonra beni çalışacak hocayla tanıştırdılar.
Hoca da beni ölçüm odasına aldı.
Ölçümüm yapılıyor.
Ölçümüm yapıldı.
Ve ona yaptığım sporu, beslenmemi falan anlatıyorum.
Bana dedi ki, ya siz nasıl kendinizi bu kadar yağlandırdınız?
Çok mu içki içiyorsunuz?
Abi ben yaklaşık bir buçuk senedir falan ağzıma içki koymuyorum.
Yediğim tatlıları sağlıklı tatlı yapıyorum.
Canım bir şey isteyince istemesin diye kafayı yiyorum falan.
Dedim ki yok.
Ve benim sağlıkla ilgili, hormonlarımla ilgili bir sıkıntım var.
O yüzden de hani yaptığım şeyler işe yarıyor mu, yaramıyor mu kısmında
dedim ki ben yapamadım yani.
Ben saçmaladım.
Ben bütün kaslarımı erittim.
Kaslarım gitti.
Kaslarımın hepsi yağ oldu.
Boş boşuna uğraştım.
Ben de telaşlandım.
Yağ oranımı da soruyorum.
Söylemiyor.
Neyse biz sporumuzu yaptık.
Bu arada evet normalde yaptığım antrenmandan daha farklı bir antrenman yapıldı falan.
Ama ben ısrarla yağ oranımı öğrenmeye çalışıyorum.
Çünkü benim için bir sınava soktunuz.
Ve o sınavın sonucundaki rakamı bana söylemiyorsunuz.
İnanılmaz bir olay.
Neyse hafta sonuna geldik.
Ben hocaya tekrar yazdım.
Deli olduğum için.
Benim yağ oranım kaç, yağ oranım kaç diye.
Cevap %42.
Şimdi bu işlerden azıcık da olsa anlayan biriyseniz eğer %42 bir obezite rakamı.
Ben obezde olabilirim.
Okey bunda hiçbir problem yok.
Obezsem obez olduğumu biliyorumdur.
Ama ben obezdeyken yağ oranım %42 ise benim şu an hastaneye gitmem lazım yani.
Ben ne yaptım da kendime benim yağ oranım geçen sene 20'lerde olan yağ oranım bu sene 42'lere geldi.
Dedim ki yanlış ölçmüş olabilir misiniz?
Çünkü her zaman ölçtükleri gibi bir aletle ölçmüyorlar.
Kaliper gibi bir şeyle ölçüyorlar.
Hani yanlış ölçmüş olabilirsin. Bu arada chat GPT'yi hemen yazmaya başladım. Benim yağ oranım böyle ölçüldü falan diye. Kafayı yiyorum. Onay alamadım oradan onay alamadım gibi bir de başarısız oldum. Ben ne yapacağım?
Hoca da bana dedi ki yani yağ yanlış ölçmüş olamayız. Bak bak bak. Üstelik gözle bakıldığında bile yağ oranınız %35. Ulan sen nesin? Baytar mısın? Veteriner misin? Sen sağlık bakanı mısın? Sen gözünle bakıp da benim yağ oranımın %35 olduğunu nasıl söyleyebiliyorsun?
Neyse ben krizler geçiriyorum.
Böyle DEXA diye bir sağlık testi var.
Gerçekten manyaklık övüyormuşum gibi oldu.
Umarım tetiklenecek kimse yoktur bu bölümden.
Tetiklenecekseniz hemen kapatın bölümü.
Çünkü ben tetikteyim.
Yani ben tetikteyim.
Bu olayı yaşarken de çok tetikteydim.
İşte diyorum ki o DEXA testine mi girsem?
Yağrılımı nerede ölçtürsem?
Bu nasıl olabilir?
Neyse salondaki o kadını aradım.
Baştaki Nemrut'u.
Nemrut bana işte bir hocamıza yenilendireyim falan diye salak salak konuştu.
Salonun müdür hocası, bir tane hocası varmış işte o beni aradı.
Ya beni teselli etmeye çalışıyorlar.
Ya oranın %42 ama üzülme diyorum ki yanlış ölçüldü.
Yok doğru ölçtük sen buna inan artık bu neyin stratejisi anlayamadım.
Neyse ben de bunun böyle olmayacağını düşündüm ve dedim ki tamam ben bir serinleyeyim ben bu hocayla çalışmak istemiyorum zaten.
Ve size pazartesi haber vereyim.
Pazartesi'de o Nemrut kadını aradım. Dedim ki Nemrut kadın. Demedim Nemrut kadın.
Nemrut kadıncığım ben artık bu salona devam etmek istemiyorum. Benim paramı iade edin.
Tabii ki yani paramı iade etmeyecekler adım gibi biliyorum ama avukatsız ya.
Yasal haklarım.
Yasa hükmün gereğince yağ oranımın düşürülmesine.
Neyse. Kadın dedi ki bizim böyle bir şeyimiz yok.
Politikamız nasıl bir politikaysa artık.
Çıkıcı kanunu tanımıyoruz. Politikamız bu.
Ve paranızı iade edemeyiz.
Üstelik neden bu kadar alıngansınız anlamıyorum.
Diyorum ki beden algım bozuldu.
Kadın da bana diyor ki beden algısı mı?
Ulan sen beden algısı lafını spor salonunda olan bir insan olarak ilk defa mı duydun?
Bu zamana kadar sıfır kaygıyla mı yaşadın?
Sen güzellik kraliçesi miydin?
Ben anlamadım.
Neyse ben üzüldüm üzüldüm.
Bu olayın sonrasında ben bu olayı bir şekilde hallettim.
Yani şöyle hallettim.
Salonun asıl sahibi olan kişiyi buldum Instagram'dan.
Ona yazdım.
O salonun beni başka bir şubesine yönlendirdi.
Ben o şubede ölçüldüm falan ve benim yağ oranımın %42 değil %23 olduğu gerçeği ortaya çıktı.
Ama o hafta evde oturup internetten yağ oranı ölçen cihazlar ararken ve acaba hangi hastanede kaç paradır bu testler diye araştırırken şunu fark ettim.
Benim beden algım zaten biliyorum yani böyle olduğunu ama bozuk.
Beden algım bozuk daha da bozuk olup %42 oranına inanabilirdim.
O kadar bozuk değil ama bu konuya ilişkin bir takıntım var.
Ve bildiğim şeyle yani bildiğim gördüğüm bedenimle hissettiğim bedenim arasında bir boşluk var.
Yani yaklaşık 6 yıldır ağırlık çalışıyorum.
Sağlık için falan da yapmıyorum şimdi bunu sağlık için yapıyorum sağlık yaşam falan demeyeceğim.
Tek bir tane gayem var.
Hayalimdeki o kusursuz bedene kavuşmak istiyorum.
O beden asla ulaşılabilir bir beden değil belli ki.
6 yıldır neden kavuşamadığımın cevabı da sanırım yine bende.
36 yaşındayım ve hayatımın 30 yılını güzel olmadığımı düşünerek ve nasıl güzel olabileceğimi araştırarak geçirdim ben.
30 yıl.
Bunu söylerken bile insan bir utanıyor ya.
30 yıl.
Şimdi burada şöyle bir şey var.
Siz beni görmüyorsunuz.
O yüzden de çok rahatlıkla aslında çok güzelim diyebiliyorum size.
İlginç bir şekilde normal şartlar altında siz beni görüyor olsaydınız.
Ben sizin değerlendirmenizin kötü olacağına inanıp idare ederim ya derdim.
Yani ve buradaki farkı anlayabiliyor musunuz? Bakılıyor olmak, değerlendiriliyor olmak beni bir aşağıya düşüren şey bu. Bu güzellik araştırmaları ve spor araştırmaları beni birazcık bağımlı etti. Evet güzel bir tarafı var her şey kötü spor bağımlı kötü spor yapmayalım demiyorum ama beni şöyle bir kaygıya da itiyor bunlar.
Ya ben yeterince iyi değilsem, yeterince doğru programı yapmıyorsam, elimden gelen her şeyi yapmıyorsam.
Fazla iyi olmaya çalışmak ve fazla iyi olmanın peşinde koşmak bu.
Bu bölümün aslında yapılma sebebi de bu.
Hiçbirimiz Instagram'da gördüğümüz yapay zeka gibi görünen insanlar kadar iyi değiliz.
Hepimiz yaşayan bir beden içindeyiz.
Bunu algılayabiliyoruz.
Bir de hepimizin bakılan bedeni var.
İşte Instagram'a fotoğraf koyarken rötüşlediğimiz ve işte yüzümüzü de aynı şekilde filtrelerden geçirdiğimiz.
Ve aslında bunların hepsi bize şunu anlatıyor.
Hani her yaptığınız filtre, her uyguladığınız işte o Photoshop uygulaması sen yeterince iyi değilsin.
Senin daha iyi bir versiyonun var.
Şimdi elinde değil o ama biz bunu yapabiliyoruz hissi yaratıyor.
Siz beni görmüyorsunuz o yüzden güzelim diyebiliyorum.
Tam olarak aslında bu tetikleyicilerin cümlesi.
Görülmediğim anda beden şemamla konuşuyorum.
Görüldüğüm anda beden imgeme devrediyorum.
Ve ikisi aynı bedenin hakkında bambaşka şeyler söylüyor.
Aslında bu bölümde size tam bir beden algımı böyle düzelttim diyebilmeyi çok isterdim.
Ama bunu söyleyemeyeceğim.
Sadece yaşadığım bu saçma deneyim bende anlamlı bir farkındalık yarattı.
Bu farkındalığı sizlerde de yaratmak istiyorum.
Biz bedenimizle herhangi bir hedefi tutturmak, bir ölçüyü yakalamak, Instagram filtrelerinde göründüğümüz kadar güzel olmak zorunda değiliz.
Güzellik bir ölçüsü olan bir durum değil, bir hedef değil ve bunun için çabalamak da aslında hiç kimseyi güzelleştirmiyor.
Sadece insanı kendisine yabancılaştırıyor.
Bu bölümü maalesef çözümle bitiremeyeceğim ama size şunu söylemek istiyorum.
6 yıldır spor yapıyorum, ne yaptığımı biliyorum, programımı kendim yazıyorum.
Ama ya yeterince iyi değilse diye gidip Ankara'nın en pahalı yerlerine paralar saçıyorum ve hayır zengin değilim.
Orada bana yanlış bir sayı söylediler. O sayının yanlış olduğunu anında anladım.
Hiç şüphem bile yoktu ama yanlışı ölçtünüz diyebildim.
Bunu diyebilmiş olmama rağmen 2 gün boyunca cihaz araştırdım.
Haklı olduğumu biliyorum, haklı olduğumu söylüyorum ama haklı olduğumu kendime ispatlamam da gerekiyor aynı zamanda.
Bu ölçümü daha fazla ölçümler yaparak ve daha fazla onay arayarak atlattım belki de.
Ve evet bu podcast'ın ismi Overting Kulübü.
Ben bu kulübün kurucusu değilim.
Onursal başkanıyım.
Rozetim var, kendim taktım.
Sonra rozetin düzgün durup durmadığını da defalarca kontrol ettim.
Yani tüm bunların dışında beni iyi hissettiren şey doğru sayıya sahip olmak değil.
Ki zaten o sayı da aslında yine benim için yeterince iyi değil.
Ama artık kendimle ilgili sürekli onay ve not beklememem gerektiğine ilişkin en azından bir farkındalığım var.
Hepimiz ellerinde cetvellerle bizi ölçen bir sistemin içinde büyüdük.
O cetvelli elinde tutanlar da aslında o cetvelleri birilerinden devraldı.
Devraldığımız şeylerden sorumlu değiliz ama elimizde tuttuğumuz şeylerden sorumluyuz.
Ve şu an hepimizin de elinde güzel bir hayat var.
Sağlıklı bedenlerimizi yeterince iyi mi değil mi vesaire diye sıkıştırmaya gerek görmüyorum.
Ben önümüzdeki hafta yine spora gideceğim.
Yine aynaya bakacağım.
Ve büyük ihtimalle yine idare edeceğim.
İdare ederim diyeceğim.
Ama artık o cümleyi kimin söylediğini biliyorum.
Bedenimi taşıyan ben değil.
Bedenime bakan ben söylüyor.
Ve bu ikisi aynı ağzı kullanmıyor aslında bir yerde.
Bedenimizin hakkında hiçbir cihazın ölçemeyeceği şeyler var.
Ama hepimiz biliyoruz.
Hepimizin belki ayrı problemleri var.
Sağlık problemlerimiz var.
Hepimiz ayrı çabalar gösteriyoruz.
Belki çaba göstermeye bile motivasyon bulamıyoruz bazen.
Ama hepimizin eline o beden algımıza ilişkin cetveli biri verdi.
Herkes yeterince iyi olmadığına ilişkin kendisini sürekli test eden cetveli kimden devraldığını düşünsün.
Cevaplarınızı bekliyorum.
Cevabını bekliyorum.
Overton klübündeyiz.
Haftaya görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
